Archive for Eylül, 2006

İnsanın neden ve nasıl yaratılmıştır?

İNSANIN YARATILIŞI

1 — “Onun ayetlerinden biri de, sizi topraktan yaratmasıdır.” (77)

İlim ispat etmiştir ki,
insanın vücudunun aslı oksijen, hidrojen, fosfor, kükürt, azot, kalsiyum, magnezyum, demir, manganez, bakır, iyot, flor, kobalt, çinko, silisyum ve alüminyum gibi toprak (dahası…)

4 comments Eylül 30, 2006

Parmak İzleri birbirine uyar mı?

“İnsan, mutlaka bizim onun kemiklerini toplayıp biraraya getiremeyeceğimizi mi zannediyor? Evet, biz parmak uçlarını bile bütün hususiyetleriyle derleyip yeniden yaratmaya kadiriz.”
(83) Ayet-i kerime, dikkati parmak uçlarındaki çizgilere çekmektedir.
Evet, parmak uçlarının özel ayrımları vardır ki, biri diğerininkine hiç benzemez. Parmak çizgilerinin bu özellikleri 18. yüzyıla kadar bilinmez gibiydi. 1884 yılında İngiltere’de, şahısları birbirinden ayırt edip tanıyabilmek için şaşmaz ayırıcı olan parmak izini, resmen kabul ettiler. Bu kıvrımlar hayat boyunca hiç değişmediği için, adli tıpta ipucu olarak kullanılmaktadır. Burada sonsuz bir ilim ve herşeye muktedir bir kudretin ispatı vardır.

Add comment Eylül 30, 2006

Herşey Çift Yaratılmıştır.

  • Arzın bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir” (74).
  • “Meyvelerin hepsinden erkekli dişili çiftler yaratan O’dur.”(75)
  • “Dönüp ibret alsınlar diye herşeyi çift yarattı.” (76)

Bitkilerin erkek ve dişili olduğu yeni öğrenildi. Asırlardan sonra elektrikte, atomlarda pozitif ve negatiften bahsedildi.
Atomun çekirdiği pozitif, elektronları ise negatif yük taşır. Daha da enteresanı, atom çekirdeğinde de proton ve nötron dediğimiz çiftler vardır. Bu hakikat ancak 1938′de bir İngiliz fizikçisi tarafından keşfedilmiştir. Ve bu ayet-i kerimeye, Batı düne kadar gülüyordu.

Add comment Eylül 30, 2006

Güneş sönecek mi?

“Güneşin tekvir edildiği vakit…” (72)

Tekvir, esasında tedvir ve toplamak manalarıyla alakalı, sarık sarar gibi yuvarlamak, dürülüp sarmakla bohçalamak manasınadır. Razi tefsirinde zikredildiği gibi, bazıları, Hz. Ömer’den rivayet edilmiş olarak, kör etmek, körletmek manasına olduğunu söylemişlerdir. Buna göre ayetin manası: “Güneş dürülüp sarıldığı veya devşirilip atıldığı veya körletildiği zaman…” olur.

Lennird Beckel’in dediği gibi, “Güneş, birgün yanmış kömür haline gelecektir.”
İlla onlar söyleyince mi inanılır? Allah (c.c) söyleyince niçin inanılmıyor?

Add comment Eylül 30, 2006

Radyasyon Hakkında…

Lût Peygamber (a.s) kavminin başına gelen bela anlatılırken sanki atom bombasının çeşitli
tesirleri ile karşılaşıyoruz: “Ey Lut! Hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık, git.
İçinizden hiçbiri geri dönüp bakmasın. Ancak hanımın müstesna. Çünkü, kavmine isabet
edecek azap ona da gelecektir.” (62) (dahası…)

1 comment Eylül 30, 2006

Rüzgar’ın Aşılama Özelliği

“Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik”(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın
zamana kadar bilinmiyordu. “Meyvaların hepsinden erkekli, dişili yaratan Odur.” (59)
Hakikati, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek, dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi
aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşılayıcı
hizmeti gördükleri öğrenildi.
“Bilmez misin ki, Allah bulutları sürer, sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. Sonra
da onu üst üste yığar, bir de görürsünüz ki, onların arasından yağmur çıkar. Gökten içinde
dolu bulunan dağlar indiririz.”(60) ayetinin ifadesinden de bulutlarda elektriklenmenin
(pozitif iyonların yere doğru inmesi ve negatif iyonların da yeryüzünden yükselmeye
başlamasıyla, yağmur bulutlarının çiftlenmesinden meydana gelen elektriklenmenin)
rüzgarlar vasıtasıyla yapıldığını anlıyoruz. Bulutların elektrik yüklü olduğunu 1752 yılında
ilk olarak Benjamin Franklin ispat etmiştir. Kur’an’dan asırlar sonra!…

(58) Hicr: 22.
(59) Ra’d: 3.
(60) Nur: 43.

Add comment Eylül 30, 2006

Arzın Derinliklerindeki Rızık

“O Allah’tır ki, arzın içinde ne varsa hepsini sizin için yarattı.” (57) Ayetin ifade tarzı “ale-1-
ard” (arzın üzerinde) şeklinde değil, “fil ard” (arzda) şeklindedir. Dünya’nın nimetlerinin
bizim için yaratıldığını ifade eder.
Arzın içindeki petrol, maden gibi maddelerin insanların istifadeleri için yaratıldığına ve
arzın içinde henüz keşfedilmeyen fakat ileride keşfedilecek unsurların gelecekde geçim
sıkıntısına düşecek insanları kurtaracak gıda vs. maddelerin bulunduğuna işaret vardır.
Peygamberimiz (s.a.v), bir hadisinde: “Rızkı, arzın derinliklerinde arayınız” buyurmuştur.
(Taberani)
(56) Enbiya: 32.
(57) Bakara: 29

1 comment Eylül 30, 2006

Yukarı çıktıkça oksijen azalır.

“Allah, sapıklığa düşüreceği bir kimsenin göğsünü, sanki zorla göğe çıkarılıyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar.”(55)
Bu ayetten anlıyoruz ki, göğe doğru çıkan bir kimsenin göğsü daralıyor. Toriçelli, bu gerçeği 1643′te Floransa’da atmosfer basıncının varlığını ispatlayarak gösterdi. Buna göre, yukarı doğru çıkıldıkça oksijen azalıyor, dolayısıyla nefes alma güçlüğü doğuyor, boğulmalar oluyor. Bunun için, uçaklarda, gereğinde kullanılmak üzere oksijen tertibatı bulunur.

Kur’an-ı Kerim, psikolojik bir olayı tarif ederken; “Zindanda boğazı sıkılmış kimse gibi daraltır” ifadesini kullanmıyor da, “Göğe çıkıyormuş gibi daraltır” diyor. Balon sayesinde, Kur’an-ı Kerim’den asırlar sonra, yükseklere çıkma imkanı bulununca havanın azalmasından dolayı ortaya çıkan bir fizyolojik hadise tespit edildi.

(55) En’am: 125.

Add comment Eylül 30, 2006

Kur’an da On iki Gezegen

Kur’an-ı Kerim indirildiği zaman, gezegenler hakkında Batlamyus anlayışı hakimdi. Ona
göre, Dünya sabit kabul ediliyor, Ay ve Güneş de gezegen sayılıyor, onlardan başka da;
Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn olarak beş gezegen biliniyordu. Kopernik (1473-
1543), Güneş’i merkez alarak Dünya’yı bir gezegen saydı. 1781 yılında yedinci gezegen
Uranüs keşfedildi. 1846 yılında sekizinci olarak Neptün, 1930 yılında da Plüton keşfedildi.
Şimdi Astroidden başka onbirinci gezegen hakkında tartışmalar sürmektedir. (Bilim ve
Teknik, Şubat 78/S. 123)

(dahası…)

Add comment Eylül 30, 2006

Kur’an daki Güneş ve Ay Arasındaki Fark

GÜNEŞ İLE AY ARASINDAKİ FARK
— “O Allah ki, Güneş’i bir ziya, Ay’ı bir nur yaptı.” (50) Ziyada hareket, ateş, ışık bulunur.
Fakat nurda sadece ışık vardır.
2 — “Ay’ı içlerinde bir nur, Güneş’i de bir lamba kıldık.” (51) Ve “Şaşaalı, parıl parıl bir
kandil astık.” (52) Bu ayetlerde Güneş, lamba ve kandil olarak ele alınırken, mahiyeti de
izah edilmektedir.

(51) Nuh: 16.
(52) Nebe: 13.

Add comment Eylül 30, 2006

Previous Posts


Kitap indir

Gençliğin imanını sorularla çaldılar Pdf formatında indirmek için resmin üzerine tıklayınız. Kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek yada farklı formatta indirmek için buraya tıklayınız.

Blog Stats

GençMücahid.Net

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

rabia on Kaçırılan Kitap Barnaba İncili…
emel on Yehova Şahitleri kimdir ve ina…
oğuzhan on Dünyada yaklaşık kaç halk ve k…
Onur Sert on Yehova Şahitleri kimdir ve ina…
handan on Baş Örtüne Sahip Çık

Kategori Bulutu

Akaid Akıl Allah Allah'ın Varlığı Ayetler Bilim Din Dua Düşünce Fetva Fıkıh Hadis hadis-i şerif Hukuk Hz. Muhammed inanç Kadın Kur'an-ıKerim Kur'an-ı Kerim Kur'an Mücizesi Kuran Kuran'da Çelişki Yoktur Kuranı kerim kuranıkerim Müslüman Namaz resul Sohbet Uncategorized İslam

Arşiv

a