Büyük günah işleyen birisi dînden çıkmış olur mu, evli ise nikâhı düşer mi? Nikâh tazeletmesi gerekir mi?

Eylül 28, 2006 at 23:30 p 7 yorum


Adına kebâir de denilen; adam öldürmek, kumar oynamak, içki içmek, anneye ve babaya âsi olmak, zinâ yapmak, iftirâ atmak, gıybet etmek, yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, yalancı şahitliği yapmak, hırsızlık yapmak… vs. gibi büyük günahlar hiç şüphesiz hem toplum hayatı açısından, hem de kişinin îman ve ibâdet hayatı açısından çok vahim sonuçlar doğuran ve aynı zamanda seyyiât olarak da bilinen, kötülüğü herkesçe teslim edilmiş davranış şekilleridir.

Kimisi bazen bir aile fâciâsına, kimisi bazen bir toplumun top yekûn mânevî buhran ve mahviyetine kadar götüren, ama her birisi muhakkak fertlerin ahlâkî dejenerasyonuna sebep olan büyük günahların en ortak ve en dehşetli özelliği; her birisinde küfre gidecek bir yolun bulunması, tevbe ve istiğfar edilmediği takdirde bir mânevî yılan gibi kalbi ısırması ve kalbi siyahlandırmaya başlaması, hattâ siyahlandıra siyahlandıra tâ îmân nûrunu çıkarıncaya kadar kalbi katılaştırmasıdır. Kalp günah işleye işleye letâfetini kaybettiği ve katılaştığı takdirde, günah yazan meleklerin varlığı kendisini rahatsız eder, Cehennem’in inkârına doğru içinde şeytânî bir vesvese ve meyil oluşmaya başlar. Cehennemin olmadığına dâir içinde küçük bir şüphe belirse veya bir demagoji dinlese, büyük bir bürhan ve delil gibi sarılmak ister ve Allah muhafaza küfre kadar kendisini sürükleyebilir.1

Fakat; büyük günah işlemiş olan birisi Allah’ın haram dediklerini haram olarak bildiği, öylece îman ettiği ve inkâra yeltenmediği takdirde mü’mindir; dînden çıkmaz; dinden çıkmadığı için nikâhı düşmez. Nikâhı düşmediği için nikâh tazeletmesine gerek yoktur. Çünkü nikâhı sahihtir.

Bu mes’ele geçmişte Mu’tezile mezhebi ile Ehl-i Sünnet mezhepleri arasında çok münakaşa konusu olmuş; Mu’tezile mezhebi, büyük günah işleyen birisinin îman dâiresinden çıkacağına hükmetmiş; ancak bu hüküm Ehl-i Sünnet mezheplerince eleştirilmiş, itibar edilmemiş, yanlış ve isâbetsiz görülmüştür. Meselâ, İmam-ı Azam, Fıkhü’l-Ebsat adlı eserinde günah işleyenlerin kâfir olduğu idiâsını reddetmiştir. Bedîüzzaman Hazretleri de, “Bir günah-ı kebîre ile îmandan çıkmadığı gibi; şems garbtan tulû etmediğinden tevbe kapısı açıktır”2 diyerek, Mu’tezile’nin hükmünün isâbetsiz olduğunu kaydetmiş ve günah-ı kebîre işleyenin nasıl mü’min kalacağını insanın fıtratına inerek îzah etmiştir.

Bedîüzzaman (ra) bu bağlamda, insanda hissiyât gâlip olsa aklın muhakemesini dinlemeyeceğini, heves ve vehmin hükmedeceğini; his, heves ve vehmin ise hâzır bir lezzeti Cennet’teki gâyet büyük bir mükâfâta tercih edeceğini; hazır bir sıkıntıdan, ilerideki Cehennem azabından ziyade çekineceğini; çünkü tevehhümün, his ve hevesin ileriyi görmediğini, nefis de yardım ettiği takdirde îmânın mahalli olan kalp ve aklın susacağını ve mağlup olacağını; şu halde büyük günahları işlemenin “îmansızlıktan” gelmediğini; his ve hevesin galebesiyle, aklın ve kalbin mağlûbiyetinden ileri geldiğini beyan ve ispat etmiştir.3

Eskiden beri büyük günah işleyenlerin, ne olur ne olmaz diyerek nikâh tazeletme yoluna gitmeleri, Mu’tezilenin bu yanlış hükmünden, bir şuur altı tezahürü olarak kaldığı söylenebilir. Ancak yanlış bir tezahür ve isâbetsiz bir hassasiyet olduğunu hemen belirtmeliyiz. Çünkü nikâh irtidat ile, dinden çıkmak ile, küfre girmek ile, inkâr etmek ile düşer, âmennâ; ama inkâr etmedikçe günah işlemiş bir Müslüman dinden çıkmış olmaz ki nikâhı düşmüş olsun! Nikâhı düşmeyen birisinin ise nikâh tazeletmesine hiç gerek yok. Yani onun mes’elesi eşiyle kendisi arasında değil; Rabb’i ile kendisi arasındadır. Zâten bu kişinin içinde bulunduğu vicdan azabı ve kalbî muhasebesi de, inkâr etmediğinin, mü’min olduğunun ve kendisini îman ve İslâmiyet ölçüleri içerisinde sorguladığının delilleri değil midir?

Bu durumda günahkâr bir Müslüman’ın nikâh tazeletmek yerine; tevbe ve istiğfara ehemmiyet vermesi, yaptıklarından gerçek mânâda pişman olması, kalben gerçekten nedâmet duyması, bir daha aslâ yapmayacağına dâir Cenab-ı Hakk’a söz vermesi, günahı kul hakkını içeriyor ise helâlleşmesi ve bundan böyle kötülüklerden uzak durması; kendisinin Cenab-ı Hak tarafından bağışlanması için önemli adımlardır.

Yoksa sadece yüzeysel olarak nikâh tazeletme yoluna gitmesi, kendisini bu günahtan arındırmayacağı gibi; bütün nazarlarını nikâhın selâmetine tahsis ettiği ve Allah’ın af ve mağfiretini unuttuğu için, daha vahim ve daha dehşetli bir hatâ içine düşmüş olacağını da, aslâ akıldan uzak tutmamalıdır. Selâmlar…

Dipnot:

1- Lem’alar, s. 15; 2- Hutbe-i Şâmiye, s. 89; 3- Lem’alar, s. 80.

29.08.2006

powered by performancing firefox

About these ads

Entry filed under: Fetva, Hanım, Haremlik-Selamlık, Hukuk, Kadın, Kadın hakları, Müslüman, Nikah. Tags: .

bir atadan geldiğimiz halde farklı renkler nasıl çıktı? Bazen aklımdan çok kötü düşünceler geçiyor, mani olamıyorum günah mı?

7 Yorum Add your own

  • 1. engin uzun  |  Temmuz 11, 2007, 23:30 p

    selamün aleyküm büyüklerim allah sizin gibi bilgili insanları yanımızdan hiç eksik etmesin biliyoruz ki allah bu kainatın yaratıcısı ve bekçisidir her şey onun nizamında yürür ve onun isteğiyle gerçekleşir ALLAH’a emanet olun inşALLAH rabbim hepimizin günahlarını affeyler Amin

    Cevapla
  • 2. orhan  |  Temmuz 31, 2007, 23:30 p

    ALLAHU TEALA O KADAR MERHAMETİ VE AFFI SONSUZDURKİ HER NE GÜNAH OLURSA OLSUN KULLARIM BENDEN AF DİLESİN AFFEDEYİM BUYURMUŞTUR TABİ BU BEN GÜNAH İŞLEYEYİM ALLAH NASIL OLSA AFFEDER DEMEK DEĞİLDİR UNUTMAYAKIM AMMELLER NİYETLERE GÖREDİR

    Cevapla
  • 3. MUZAFFER AY  |  Nisan 11, 2008, 23:30 p

    HEPİNİZDEN ALLAH RAZI OLSUN

    Cevapla
  • 4. emel  |  Ağustos 29, 2008, 23:30 p

    slm allah hepimizin günahlarını affetsin
    tövbe edip dövbesinden dönenlerden etmesin
    AMİN

    Cevapla
  • 5. yusuf bakır  |  Ekim 12, 2008, 23:30 p

    selamün aleyküm ben yusuf cenab-ı allah hepimizin günahları varsa affetsin zaman öyle bir zaman olmuş ki bu dünya sanki hiç bitmeyecek gibi düşünen insanlar halen günah işlemeye devam etmektededir allah sonumuzu hayretsin cümlemizi bağışlasın zaman içerisinde allaha karşı hep ibadetlerimizi vecibelerimizi gerçekleştirelim ALLAHrazı olsun amin

    Cevapla
  • 6. yusuf  |  Kasım 6, 2008, 23:30 p

    öncelikle rabbim sizlerden razı olsun ALLAHU TEALA cümle ümmeti MUHAMMED.A.S günahlarını affetsin şuurversin tövbe etmeyi bir mürşidin elinden olursa daha etkili olacağına inanıyorum nasip etsin benim günahım çok diyenler ALLAHA sığının ümitkar olun asla nefis ve şeytana pay vermeyin

    Cevapla
  • 7. yusuf  |  Kasım 6, 2008, 23:30 p

    bence tövbelerimizde sabit kalana kadar tövbeye devam bir gün hazreti ALİ R.ANHUM a birisi geldi ben sürekli tövbe edip bozuyorum ne yapayım dedi tövbende sadık olana kadar tövbe et buyurmuş selamun aleykum kardeşlerim

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Kitap indir

Gençliğin imanını sorularla çaldılar Pdf formatında indirmek için resmin üzerine tıklayınız. Kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek yada farklı formatta indirmek için buraya tıklayınız.

Blog Stats

  • 1,600,914 hits

GençMücahid.Net


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: