Yer Çekimini kim buldu?
Ekim 8, 2006
Milli gazete’de şöyle bir olay okumuştum: Felsefeci bir öğretmen, övüne övüne yeni
buluşları anlatıyordu. Edison’dan başlayarak, Galileo’yu ve yer çekimini bulan Newton’u
anlatıyordu. Bu arada, sanatı bulandan çok, o sanatı yapan sanatkardan bahsedilmesini
isteyen bir talebe sorar:
— Hocam, Newton yer çekimini bulmadan önce biz nasıl düşmeden yaşıyorduk?
Öğretmen şaşırır:
— Newton yer çekimini bulmadan önce de yer çekimi vardı oğlum.
— Peki, o zaman kim koymuş o yer çekimini? O yer çekimi çok muazzam bir şey ki, bulmak
bile kişiye ün kazandırmış. Peki, o yer çekimini koyana hiçbir şey kazandırmamış mı?
— Çocuklar, vakit bitiyor, konuyu değiştiriyoruz.
Elbette… Konuyu değiştireceksin, işine gelmedi değil mi? İşine gelse idi, inanman lazımdı.
Ah gerçekler… Saklanmayın, çıkın artık, çömlek patlayalı yıllar oldu…
İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz ki: Kanunları bulan övülüyor o kanunu kurana ise
sövülüyor. Fakat, artık sövemeyecekler, gerçekleri saklayamayacaklar. Çünkü, İslâm’a
sahip çıkan bir gençlik var. Öğreniyor, öğretiyor, yaşıyor… En azından, yaşamasa da,
yaşayamadığını biliyor ve üzülüyor. Velev ki bu gençleri;
Atsalar zindanlara Tıksalar çamurlara Gençlerin hesabı var Soracaklar onlara…
Ne demiş atalarımız: “Sessiz atın tekmesi pektir.”
GENÇLİĞİMİZE HEP SORMAYI ÖĞRETTİLER İNŞAALLAH BİZ, CEVAP VERMEYİ ÖĞRETECEĞİZ
Emine ŞEnlikoglu Gençliğin İmanını sorularlaÇaldılar?
Entry Filed under: Felsefe, Yer Çekimi. .
31 Comments Add your own
Leave a Comment
Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed


1.
Emre | Kasım 25, 2006 at 23:30 p
bana bi kanıt gösterin
2.
Emre | Kasım 25, 2006 at 23:30 p
hadi
3.
Emre | Kasım 25, 2006 at 23:30 p
yer çekimi olsa bulutlarıda çekerdi
4.
isoru | Kasım 26, 2006 at 23:30 p
Yerçekiminin Kuvveti her yerde eşitmidir?
senin önce bu soruya cevap vermen lazım kafanda…
sen merkezdesin hemen yanındakini çekiyorsun yanındaki ye yanındakini..
senin çekme kuvvetin 2 aralık ötedeki kişiye aynen yansıyabilir mi?
Cevabın hayır olacaktır..
5.
aciz kul | Aralık 2, 2006 at 23:30 p
ALLAH ıslah etsin emre kardeşim….
6.
berkant | Aralık 3, 2006 at 23:30 p
emre yorumsuz!l
7.
berkant | Aralık 3, 2006 at 23:30 p
emre
8.
isoru | Aralık 4, 2006 at 23:30 p
evet:)
9.
yunus | Aralık 11, 2006 at 23:30 p
ben
10.
ersel | Aralık 11, 2006 at 23:30 p
güzel
11.
samet | Aralık 11, 2006 at 23:30 p
+
12.
sultan | Aralık 12, 2006 at 23:30 p
:]
13.
ufuk | Aralık 17, 2006 at 23:30 p
bilmiyorum bişey.
14.
halil | Şubat 19, 2007 at 23:30 p
yerçekimi
15.
uğur | Mart 21, 2007 at 23:30 p
mümkündür
16.
uğur | Mart 21, 2007 at 23:30 p
ALLAH HER ŞEYİ BİR DENGEDE YARATMIŞTIR. BUNU İNKAR EDENİN AKLINDAN ŞÜPHE EDERİM.SAYGI BİZDEN.UĞUR ŞAHİN
17.
uğur | Mart 21, 2007 at 23:30 p
YER ÇEKİMİ OLMASA NASIL ADIMLARINIZI YERE BASABİLİRDİNİZ EY MÜMİN KARDEŞLERİM.
18.
Kağan | Ağustos 16, 2007 at 23:30 p
Yahu kardeşlerim affınıza sığınıyorum bu yuakrıdaki yazıyı yazan kardeşim dahil ekseriniz “emre” kardeşimizin sorusunu anlayamamışsınız galiba. Mahallinde güzel olabilecek bir diyalog var yukarda, hatırlatandan Allah razı olsun. Ve lâkin altında yazan neden dikkate alınmıyor?! Neden bu kadar basit bir soruya alâkasız cevaplar veriliyor?! Şimdi Hz. Peygamber’e (s.a.s) devesi kaybolduğunda yapılan muameleyi mi yapıyorsunuz siz?! Deve kaybolduysa aranarak bulunacaktır vahiy ile değil bu kadar basit!! Arkadaş yer çekimini ispatlayın demiş, bunun ispatı Fizik ilmi iledir ve çok basit belki 100 değişik yoldan ipatı vardır. Böyle soru soran birisine ayet ile hadis ile cevap verilir mi!? Önce ispat yapılır, ardından tebliğ yapılır. Allah ıslah etsin çok güzel bir dua, amin hepimizi Allah ıslah etsin ama böyle deyip kenara çekildikten sonra bunun hesabını sen Allah’a nasıl vereceksin, tebliğ senin üzerine farzdır.
Emre kardeşim eğer hala bu sorunun cevanını merak ediyorsan buraya yaz ben cevaplarım inşaallah!!
19.
Ali Acar | Ekim 5, 2007 at 23:30 p
Allah vardır ve birdir
20.
Ali Acar | Ekim 5, 2007 at 23:30 p
İman insanı insan eder belki kainata sultan eder
21.
Muhammed | Ekim 29, 2007 at 23:30 p
Elmayı ağzınızın tadına göre yaratan Allah ,elbette ki dünyayı da yaşamanıza elverişli halde yaratmıştır.
Bana kanıt gösterin demek ,siz benim yerime düşünün demek değilmidir kardeşim.Düşünmeden ,sorgulamadan ,cvp ları bulmadan ,bulduğunu anlamadan ,anladığını paylaşmadan hayat olurmu.
Yer çekiminin elbetteki bilimsel bir açıklaması vardır.Baktığın duyduğun gördüğün dokunuğun hatta hissettiğin herşeyin bu kadar kusursuz bir ahenkte var olmasını ,peşi sıra oluşan tesadüflerle açıklamak ,yerçekimini açıkladığın bilmin neresine sığar.
Kağıt ağaçtan ,ağaç topraktan ,sudan , güneşten ,su iki hidrojen bir oksijenden ,gömleğin ipekten ,ipek küçücük bir böcekten ,Böcek annesinin yumurtasından ,yumurta babasından.
Gördüğün gibi herşeyin var olmak için bir başka varlığa ihtiyacı var.Neyden başlarsan başla ,hangi örneği ele alırsan al var olmak için başka bir varlığa ihtiyaç duyacaktır.Bütün örneklerin kesiştiği tek yer Yaratan olacaktır.Çünkü O yoktan var edendir.
22.
aboo | Aralık 25, 2007 at 23:30 p
ben ne bileyim bende sana soruyorum ama cevap yok kardeşimmm
23.
Yalçın | Mayıs 25, 2008 at 23:30 p
dünyayı kendi aratmışlar gibi sanki bunlar aklı alıcakmış gibi hesp soruyo yada mantık arıyoo”emre” arkdaşa sesleniyorum yer çekimi varsa kanıtla diye soruyo çok güldüm dünya yuvarlak ve uzaya doğru düşmüyoruz yada tepe üstü yaşamıyoruz dönünce hala öküzün boynuzunda bir tepsimi sanıyor dünyayı
şeytan derki ona kategraller büyüklüğünde egolar yaparım takii kendi tanrıları olana dek Allahın yaptığını sorgulayanın aklından şüphe ediyorum nasıl bir düşünce sapıklığıdır kelamımda kusur varsa affola
24.
berkay | Eylül 27, 2008 at 23:30 p
ben anlamadım bunu nasıl oluyo bu yer çekiminden önce dünya
25.
yeliz | Kasım 3, 2008 at 23:30 p
ben gerçekten inanıyorum
26.
ramazan | Aralık 1, 2008 at 23:30 p
YER ÇEKİMİ Nİ KİM BULDU
Newton yer çekimini buldu .Yukarı atılan bir cisim, bir süre sonra döner ve yere düşer. Irmaklar hep yukarıdan aşağıya doğru akar. Bunun açıklamasını “yerçekimi” olarak yaparız. Bu, tüm kütleli nesnelerde, gezegenlerde ve yıldızda varolan bir kuvvettir ve ona “kütle çekimi” diyoruz.
Bu çekim, en yoğun cisimleri ve “boşluğu” eşit oranda donatır. Ondan korunmanın ya da onu etkilemenin hiçbir yolu yok. Uzaklıkla azalır; ama hiçbir şekilde kaybolmaz. Atmosferi Yerküre’nin çevresinde tutan kuvvet ya da bizim Evren boşluğuna uçup gitmemizi engelleyen kuvvet, Dünya’nın uyguladığı kütle çekimi kuvvetidir.
Bir yapma uyduyu, Dünya yörüngesine yerleştirmek için gerekli hız, saniyede 8 kilometreden (8 km/s) az değildir. Dünya’nın çekiminden kurtulmak ve onu temelli terk etmek için saniyede 11.2 kilometre hız yapmak gerekir. Güneş’in kütle çekimi daha büyüktür. Çünkü Güneş’in kütlesi, Dünya’nınkinin 400 bin katıdır. Güneş’in kütlesel çekimini aşabilmek için saniyede 16.7 kilometrelik hız gerekir.
Kuşkusuz insanoğlu çok eski zamanlarda da kütle çekimini sezmiş ve onu hesaba katmış olmalı. İlginçtir, bilinen bu eski kuvvet, çağlar boyu açıklanamamış olarak kaldı. Kütle çekimi için bilimsel bir kuram geliştiren ve bunu Evren’i kapsayacak kadar genişleten, büyük İngiliz bilimcisi Sir Isaac Newton (1642-1727) idi.
Masa üzerindeki bir kitabı inceleyelim. Kitaba herhangi bir etki olmadıkça kitap, masa üzerinde hareketsiz kalır. Şimdi, kitabı yatay doğrultuda sürtünme kuvvetini yenecek büyüklükte bir kuvvetle sağa doğru itelim. Sürtünme kuvveti kitapla masa arasında varolan bir kuvvettir.
Kitaba uygulanan kuvvet, sürtünme kuvvetine eşit ve zıt yönlü ise kitap sabit bir hızla hareket edebilecektir. Uygulanan kuvvet sürtünme kuvvetinden büyükse kitap ivmelenir. Uygulanan kuvvet ortadan kalkarsa sürtünme kuvvetinin etkisi ile kısa bir süre hareket ettikten sonra durur (negatif ivmelenme sonucu).
Şimdi, kitabın karşıdan karşıya kaygan hale getirilmiş yüzeyde itildiğini düşünelim. Kitap, yine duracak fakat önceki durumda olduğu gibi çabucak durmayacaktır. Döşemeyi, sürtünmeyi tamamen ortadan kaldıracak kadar cilalar, parlatırsanız kitap, bir defa harekete geçtikten sonra, karşı duvara çarpıncaya kadar aynı hızla hareket edecektir.
Galileo, cisimler hareket halinde iken, durmaya ve hızlanmaya direnme (eylemsizlik) tabiatına sahip olduğu sonucuna da varmıştı. Bu yeni yaklaşım daha sonra Newton tarafından formülleştirilerek, kendi adıyla anılan Newton’un “Birinci Hareket Yasası” olarak tanımış ve şöyle ifade edilmiştir: “Bir cisme bir dış kuvvet (bileşke kuvvet) etki etmedikçe, cisim durgun ise durgun kalacak, hareketli ise sabit hızla doğrusal hareketine devam edecektir.”
Daha basit bir anlatımla, bir cisme etki eden net kuvvet sıfırsa ivmesi de sıfırdır. Newton’un birinci yasası, bir cisme etki eden dış kuvvetlerin bileşkesi sıfır olduğu zaman cismin davranışındaki değişmeleri inceler. Bir cisim üzerine sıfırdan farklı bir bileşke kuvvet etki ettiği zaman neler olur? Bu sorunun yanıtını Newton’un ikinci yasası verir.
Çok düzgün, cilalı, parlatılmış yatay bir yüzey üzerinde, sürtünme kuvvetini önemsemeyerek bir buz kalıbını ittiğinizi düşünün. Buz kalıbı üzerinde yatay bir F kuvveti uygularsanız, kalıp “a” ivmesi ile hareket edecektir. Kuvveti iki katına çıkarırsanız ivme de iki katına çıkacaktır. Bu tür gözlemlerden bir cismin ivmesinin, ona etkiyen bileşke kuvvet ile doğru orantılı olduğu sonucuna varırız.
27.
emre | Aralık 28, 2008 at 23:30 p
arkadaşlar yer çekimini NEWTON bulmuştur.ayrıca bana da verilen bu cevaplar acayip geldi.verdiğinz sorunun cevabı tabiikide newton!!!!!!
28.
gtuu | Şubat 5, 2009 at 23:30 p
peki uçaklar neden düşmüyor
29.
berk cabalar4c 932 | Şubat 15, 2009 at 23:30 p
ACABA NETWON UN adı ne ……….NEWTON
30.
su | Mart 4, 2009 at 23:30 p
valla sakın emre soru sorma ciddi lafları yemişin benim bişidememe gerek kalmamış valla ama merak edebilirsin yani
31.
gülsüm | Mart 16, 2009 at 23:30 p
arkadaşlar yer kemini bulan nasıl bulmuş