Niyet Nedir? Niyeti nasıl yapmalıyız? Kötü niyetten Ceza Alacakmıyız?

Ekim 14, 2006 at 23:30 p Yorum bırakın


EN GÜNAHKARKEN KÖTÜ İNSANIN BİLE NİYETİ KÖTÜ DEĞİLDİR
SORU: Niyet insanı kurtarabilir mi?


CEVAP: İş, amel ve iyi yönde yapacağı işlere doğru götüren kararlılık niyeti, insanı
kurtarabilir. Niyet, bir kasd ve teveccüh, bir azim ve şuur demektir. Niyet sayesinde insan,
nereye yöneldiğini, ne istediğini bilir ve yine onun sayesinde bir bulma ve elde etme
şuuruna ulaşır.
İnsanın yapmış olduğu bütün iyi ve kötü işlerinin esası niyet olduğu gibi, eğilimlere göre,
benim deyip sahip çıkacağı işlerin vesilesi de yine niyettir
. Hatta, kainatta ve insanın
nefsinde herşey, hem başlangıç itibariyle, hem de devam itibariyle niyete bağlıdır. Niyete
dayandırmadan, ne bir şeye varlık kazandırabilmek, ne de daha sonra onu devam
ettirebilmek mümkün değildir
.


Her yapılacak iyi ve kötü iş, evvela zihinde tasarlanır. İkinci bir düşünme ile planlaştırılır
ve daha sonra da azim ve kararlılıkla meydana getirilir. Bu ilk düşünme ve plan olmadan,
herhangi bir işe başlamak neticesiz olacağı gibi, irade ve azim görmeyen her tasarı ve plan
da neticesiz kalacaktır.

Nice yapılan küçük işler vardır ki, yapılan iyi niyet sayesinde büyük sevaplar alınır. Ve yine,
nice yapılan büyük işler vardır ki, niyetin iyi olmadığından hiç sevap alamaz.

Kulluk şuur ve idrakiyle yatıp kalkmalar, aç, susuz durmaklar ve meşru bir kısım arzu ve
isteklerden uzaklaşmalar insanı en büyük mertebelere ulaştırır. Oysa, aynı hareketler ve
daha binlercesi, kulluk şuur ve idrakinden uzak olarak yerine getirildiği zaman, ızdırap
çekmek ve yorulmaktan başka bir şeye vesile olmaz
. Gazalarda (harplerde), kanlı elbiseleriboynunda ölüp de cehenneme gidenler, bazan da hiç sevap almayanlar olduğu gibi,niyetinin iyiliği karşılığında yumuşak döşeklerde ölüp, cennete gidenler de az değildir.
(220)

İslâm devletinde, yani Allah’ın kanunlarının hakim olduğu devlette, cihada hazır bir asker,
fiilen cihadda bulunmadığı zamanlarda dahi, mücahidlerin İslâm devletinin savaşan
askerlerinin hissesine düşen sevabı alacaktır. Kışlada nöbet saatinin gelmesini bekleyen bir
İslâm devletinin askeri, nöbet bekliyor gibi, ayların ibadetine denk sevabı alacaktır.
Ölümünün son dakikalarında, kalbi kulluk şuuruyla dolu olan bir insan, yani Allah’ın
emirlerini yerine getiren ve getirmeye azimli olan bir insan, binlerce yıl ömrü olsa yine
ömrünü aynı istikamette sarfedeceği için, o niyet ve kararlılıkta bulunduğu için, niyeti
aynen amel etmiş gibi kabul edilerek, ona göre işleme tabi tutulur
. Hat-ta,mü’min, hayırlı
bir iş için niyet etse ve o işi niyet ettiği gibi yapamasa, niyet ettiği gibi, yani niyet ettiği
kadar sevap alır. Çünkü, tek önderimiz (s.a.v): “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır”
buyurmaktadır. Son dakikalarında yaşayan bir kâfir (Kur’an-ı Kerim’in bir harfini inkâr
eden de kafirdir) o küfür düşüncelerini, yani İslâmiyet’e, Müslümanlar’a yapacağı
kötülükleri yapma niyetinde olduğu için, niyetine göre cezalandırılacaktır
.

Fakat şurasını unutmamak lâzımdır ki, iyi niyetini yerine getirmek elinden geldiği halde,
yapmıyorsa, yerine getirmiyorsa, bu iyi niyetin kendisini kurtaramayacağını bilmesi lâzım.

Çünkü, elinden geldiği halde yapmıyo.


Soru:, Allah’ın emirlerini (kanunlarını) yerine
getirmek elinden geldiği halde yerine getirmiyorsa, getirmeye çalışmıyorsa, böyle iyi niyet
neye yarar?
Bu hususta Muhammed Kutub, “Biz Müslüman mıyız?” adlı kitabında şöyle
demektedir: “Müslümanlar (sahabeler), açıkça anlamışlardır ki, tatbikat sahasına intikal
ettirilmeyen, kalblerde gizli kalmış iyi niyetler insanı Müslüman edemezdi. Ne Allah (c.c)
katında, ne de gerçekler karşısında bu şekilde niyetlerin değeri yoktur.
” Nitekim

Peygamberimiz:
“İman, temenni ve tahallilerle (süslemelerle) değil, kalblerde yerleşmesiyle, amelin de onu
tasdik etmesiyle vücud bulur (meydana gelir)
” buyurmuşlardır.

Bu hususta iyi bir incelemeyaptığımız ve özellikle insan hayatına dair psikolojik ilgilerimizi artırdığımız takdirde,yurakıdaki ifadenin ne kadar doğru olduğunu kolayca idrak etmekte güçlük çekmeyiz.
Tek başına niyet kâfi değildir. Çünkü, kuvve halindedir. Henüz fiile (yapmaya) intikaletmemiştir. Ve engeller karşısında kendisini denememiştir.

İnsan hayatında niyete (mukavemet) gösteren bazı doğal engeller vardır. Bunların bir çoğu
zihnimizde, bazıları da pratik hayatımızda mevcuttur.
Örnek Verecek olursak;
Alışkanlık, âdet, taklitçilik, kolay yaşama arzusu, zahmetten kaçınma, tehlike ve
bitkinliklere maruz kalmaktan çekinme duygusu, zihnimizdeki engellerdir. Tek kelime ile
havailik” yani şımarık nefsin isteklerine uyma hevesi...


Pratik hayata ayrılan ise, gerçeğe uymayan sosyal gelenekler, istikametten ayrılan ve
cemiyete tahakküm eden fiilî kuvvetlerdir.
‘ Görülüyor ki, içeriden gelen havailikle, dışarıdan tesir eden istibdad (zorbalık), niyetin
karşısına çıkan mukavemetlerdir (zorluklardır). Allah’ın iradesine, varlığın kanunlarına
uygun hareket tarzı meydana getirebilmek için, niyet herşeyden evvel mukavim kuvvetlere
müsavi (denk) olmalıdır. Sonra da, onlara galip gelmek zorunda olduğunu bilmelidir.
Havailiğin içeride, istibdadın da dışarıda, şurada burada kendisini gösteren ağırlık ve
tazyiki gerçekte faal bir kuvvettir. Şurası muhakkak ki, niyet, hak yolda düzgün bir hareket
tarzı meydana getirebilmek için, bu kuvvetlere galebe çalmak şöyle dursun, tek başına
karşı bile koyamaz. Bu husus hem fikren, hem de tatbikattaki neticeler nazarı itibara
alınmak suretiyle apaçık anlaşılmıştır. Kâinatın Efendisi (s.a.v), bu gerçeği çok iyi
bildiklerinden: “İman, temenni ve tahallilerle (süslemelerle) değil, kalplerde yerleşmesiyle
ve amelin de onu tasdik etmesiyle vücud bulur” demişlerdir.
İlk sahabeler de aynı realiteyi idrak etmişlerdi. Bu sebepledir ki, cemiyet hayatını İslâm
nizamına göre organize edebilmek için bizzat gayret gösteriyor ve cihadda
bulunuyorlardı.



Soru:
Acaba gerçek hayat planında iyi niyetin değeri nedir? Veya iyi niyetin noksanlıkları var
mıdır
?
Evet, kusuru var. Çünkü, iyi niyet kendimizi aldatmaktır. Durup dururken, küçük bir
hareketle dünyayı yerinden oynatabileceğinizi hayal edişiniz gib
i…

Aslında böyle bir hayalkurarken, gerçekte bir odun parçasını bile yerinden kıpırdatmak için ne kadar kuvvetemuhtaç olduğunuzu henüz tecrübe etmiş değilsiniz.


Soru:
Adam iyi kalplidir. İçi temiz ve dürüsttür. Allah’a bağlı olduğuna ve O’nun rızası için
çalıştığına hakikaten inanmaktadır. Peki ama bu inancın değeri nedir?Bir kısım
arzularından vazgeçmek ve âdet veya alışkanlıklarını terk etmek mecburiyetinde kaldığı,
içinde yaşadığı cemiyetin geleneklerine uyması gerektiği, istikametten ayrılan halka karşı
onları doğru yola çevirmek maksadıyla cephe almak icabettiği yahut etrafımızdaki
sapıkları, size zararları dokunmasın diye, bertaraf etmenin lüzumlu olduğu, herhangi bir
zalime ve zulme mani olmak için hayatını tehlikeye atmak ve bunların getireceği işkence ve
mahrumiyetlere katlanmanın zaruret haline geldiği anlarda bu adamın tutumu ne
olmaktadır? Vicdanında sakladığı iyi niyetin pratik ehemmiyeti nedir?[/b][/u]Gerçi niyet olmadıkça ne aksiyon, ne de herhangi bir şeyin değeri yoktur. Ama hayat
sahasında belli başlı bir enerjiye dönüşmemiş niyetin de, tek başına bir kıymet ifade
edemeyeceği gerçektir. İşte, Allah’ın elçisi, son derece gerçekçi olduklarından dolayı
yukarıdaki hadisi buyurmuşlardır.
İyi niyetin gerçek değeri, içeriden havailiğe, dışarıdanda sapıklığa karşı göstereceği
direnme gücüyle ölçülür
. Gerçek mukavemeti göstermiyor ve üstün gelemiyorsa, bu niyetinyağmur damlacıklarının, su üzerinde meydana getirdiği balonların hoşa giden
manzarasından ne farkı olabilir? Halbuki, bu balonlar hemen telef olup gitmektedir
.

İştebunun için , yalnız iyi niyet ile yetinmemiştir. Ve pratik hayatta verimli faaliyet sahalarını
bırakarak, yalnız niyetle vakit geçirmeyi münasip bulmamıştır.
Nitekim, Kur’an’da, mü’minlerden bahsedilirken, “İman edenler” değil, “İman edip salih amel işleyenler” ifadesi kullanılmaktadır. Yukarıda birkaç defa tekrarlanan hadis de aynı manayı ihtiva eder. Böylece İslâm, fıtrat dini olmaktadır. Çünkü, bu nizam varlığın fıtratı ile bağdaşıyor ve kâinatın kanunu ile uyuşabiliyor.

Ashab, bu gerçekleri açık bir şekilde anlamış bulunduklarından, İslamiyet’i pratik hayata
tatbik etmek suretiyle yerleştirmeye çalıştılar. Ve netice itibariyle boş dilek ve temennilerle
vakit kaybetmediler. Bir yandan şahsî teşebbüslerini geliştirdiler, diğer taraftan da İslâm
cemiyeti ve devletini, iktisadî sahada müspet tesirler icra edecek bir seviyeye getirmek için
gerekli tedbirlere başvurdular.

Eski Müslümanlar, “Allah (c.c) gizli niyetleri bilir, insanın iç yüzüne vakıftır” diyorlardı ve onlar, gönülleri, “Rabbim” dedikten sonra, bu inanışın gerektirdiği aksiyondan ayrı olarak İslâm nizamına aykırı düşecek bir işi yapıp da, iyi niyetlerine dayanarak Müslüman olabileceklerini sanmış değillerdi.

Ancak iyice biliyorlardı ki, İslâm bir bütünün iki yüzü gibiydi. Biri olmadan diğeri
olamazdı. Aksiyon haline gelmemiş (yani tatbik sahasına konmamış) niyet, gerçek değeri
olmayan bir temenniden ibarettir.
Çünkü, Allah (c.c), ancak kendi rızası kasdedilerek yapılan -aksiyonu- kabul eder. Z
aten iyi niyetten de anlaşılan budur. Ve bir gün, dünya hayatının ölçüleriyle yapılan amelin elbette iyi niyete dayanmadığı anlaşılacağından,dünyada kıymeti olmayacaktır.


Soru:
Eski müslümanlar, aynı zamanda hayatın problemlerinin heva ve heveslerine göre
çözümlendiği, rahat ve menfaatin her bakımdan tercih edildiği, yorgunluk, cihad ve hatta

About these ads

Entry filed under: Niyet. Tags: .

Kur’an’da Modern İlimler Neden Tam Açıklanmadı? Dinin ulaşamadıgı Yerdekilere ne Olacak?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Kitap indir

Gençliğin imanını sorularla çaldılar Pdf formatında indirmek için resmin üzerine tıklayınız. Kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek yada farklı formatta indirmek için buraya tıklayınız.

Blog Stats

  • 1,625,948 hits

GençMücahid.Net


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: