<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Akaid</title>
	<atom:link href="http://isoru.wordpress.com/category/akaid/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	<description>Sorular ve Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2009 22:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='isoru.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/c376614cc4563b1d52afa184ab52b2de?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Akaid</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Kur&#8217;ân Ahlakında Erkek Karakteri.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 22:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</guid>
		<description><![CDATA[Kuran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktır. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=223&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" align="left" height="259" width="346" /><span style="text-decoration:underline;">Ku</span><span style="text-decoration:underline;">ran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktı</span>r. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. <strong>Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların sonuçları, gençleri gerçek anlamda sevgi, saygı, merhamet gibi üstün ahlaki özelliklerden uzaklaştırmaktadır.</strong> Tüm bunların yanında gençlere verilen eğitimin de önemli bir yeri vardır. Bu da zaman zaman haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğunu savunan, zayıf ve aciz insanların toplumdan silinmesini öngören, insanlara şefkatsizlik, acımazsızlık, çıkarcılık telkini yapan Darwinist öğretilerin gençlere sistematik olarak telkin edilmesidir.<br />
<span id="more-223"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>En Güzel Örnek Peygamberlerimizdir</strong></span></p>
<p>Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişiler peygamberlerimizdir. Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)in güzel bir örnek olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. </strong></span></span>(Ahzab Suresi, 21)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Peygamberimiz (sav)’i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden,</strong></span><img src="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" align="right" height="211" width="282" /><span style="text-decoration:underline;"><strong> güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz.</strong> Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah’ın müminler için örnek kıldığı, Allah’ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi’nde şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır</strong></span>…</span> (Yusuf Suresi, 111)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Muhammed (sav)’in Örnek Üslup ve Tavırları</strong></span></p>
<p>Peygamberimiz (sav)’in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran’da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. </strong></span></span>(Kalem Suresi, 3-4)</p>
<p>Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)’in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:</p>
<p>“… <strong><em>Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.</p>
<p>… Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.</p>
<p>Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi.</p>
<p>İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.</em></strong>” 1</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Adaleti</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir.</span></span> Allahın “<span style="text-decoration:underline;"><strong>Rabbim adaletle davranmayı emretti</strong></span>” (Araf Suresi, 29) ayetinde bildirdiği gibi, her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Konuşma Üslubu</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamber Efendimiz (sav)’in konuşmaları her zaman insanlara Allah’ı, O’nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah’a çağıran, insanlara Allah’ı sevdiren ve O’ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmuştur</span>. Peygamberimiz (sav)’i örnek alan Müslüman erkeklerin de her konuşmalarında Allah’ı unutmadıkları belli olmalıdır.</p>
<p>Ayrıca onun sünnetine uyanlar onun gibi insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin</strong></span></span>.” 2</p>
<p align="center"> <img src="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" height="290" width="302" /></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Nezaketi ve Hoşgörüsü</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)’in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.</span></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)’in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)’in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>“S<span style="text-decoration:underline;"><strong>ahabelerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali’ye ‘Ebû Turab’, bir başka Sahabisine ‘Ebû Hüreyre’ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı.</strong></span>”</p>
<p>“<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi</strong></span>.” 3</p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. İbrahim’in Misafirperverliği</strong></span></p>
<p>Rabbimizin Kuran’da haber verdiğine göre, Hz. İbrahim’e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmuşlardır:</p>
<p><img src="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" align="left" height="190" width="275" />S<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ana İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam” demişti. “Yabancı bir topluluk.</strong></span></span>” (Zariyat Suresi, 24-25)</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi</strong></span></span>. (Hud Suresi, 69)</p>
<p>Görüldüğü gibi Hz. İbrahim, gelen konukların farklı kişiler olduklarını hemen anlamıştır. Buna karşın hiç tanımadığı bu konuklarına karşı çok üstün bir misafirperverlik örneği göstermiş, hemen çok güzel ikramlarda bulunmuştur. Hz. İbrahim’in tanımadığı misafirlerine hemen ikramda bulunması, onun üstün ahlakının bir tecellisidir.<span style="text-decoration:underline;"><strong> İkramın, misafirlerden bir talep gelmeden yapılması, Müslümanların örnek almaları gereken ince düşünce özelliklerinden biridir. Hz. İbrahim’in gösterdiği ince düşünce örneklerinden bir diğeri de, bu ikramı sezdirmeden hazırlamasıdır:</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); “yemez misiniz?” dedi.</strong></span></span> (Zariyat Suresi, 26-27)</p>
<p class="post">
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Musa’nın Güvenilirliği</strong></span></p>
<p>Hz. Musa, Firavun ve kavmini terk ettikten sonra, Medyen’e doğru yönelmişti. Medyen suyunda<img src="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" align="right" height="401" width="337" /> hayvanlarını sulayamayan iki kadın gördü. Kadınlar çobanlardan çekiniyorlardı, bu nedenle onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Fakat, Hz. Musa’nın ayetlerde anlatıldığı üzere, son derece güvenilir ve nezih bir görüntüsü vardı. Bu nedenle kadınlar onunla konuşmaktan çekinmediler. Kadınlar Hz. Musa’ya hayvanlarını sulamaya kendilerinin gitmek zorunda olduğunu çünkü babalarının yaşlı bir kişi olduğunu, ancak çobanlar olduğu için sürülerini sulayamayacaklarını anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa kadınlara yardım edip onların hayvanlarını suladı:</p>
<p>M<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>edyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: “Bu durumunuz ne?” “Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır.” dediler. Hemencecik onların sürülerini suladı…</strong></span></span> (Kasas Suresi, 23-24)</p>
<p>Burada Hz. Musa’nın nezaketli, ince düşünceli ve yardımsever karakterinin bir örneğini görüyoruz. <span style="text-decoration:underline;">Dikkat edilirse bu olayda Hz. Musa, hiç tanımadığı iki yabancı kişiye giderek onlarla diyalog kurmuş, onlara yardımcı olmuş ve saygılarını kazanmıştır. Öte yandan ayette “çobanlar” olarak tanımlanan kişilerin ise Hz. Musa’nın tam aksi yönde bir tavır sergiledikleri anlaşılmaktadır. Kadınlar, Hz. Musa ile diyalog kurabilmelerine rağmen, bu kişilerin yanına bile yaklaşmamışlardır. Söz konusu kişiler; dış görünüm itibarıyla güven vermeyen kimseler olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)</span></p>
<p>Demek ki bir Müslümana yakışan tavır, <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ayette “çobanlar” olarak tarif edilen bu kişilere benzer tavırlardan şiddetle kaçınmak, öte yandan Hz. Musa’yı örnek alarak alabildiğince nezaketli, ince düşünceli, halden anlayan, nezih, bakanın hemen güveneceği bir görüntü, üslup ve tavır geliştirmektir.</strong></span></span></p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Süleyman’ın Estetik Anlayışı</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar</strong></span></span>.” (Sad Suresi, 31-32)</p>
<p><img src="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" align="left" height="305" width="275" />Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler. Oysa Hz. Süleyman’ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi, Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı, güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli bir insandır. Allah’ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan zevk alıp şükretmeyi bilir.</p>
<p>SONUÇ</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Dünyanın huzur ve barış dolu geleceği için yapılması gereken, peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanmış inançlı ve güzel huylu nesiller yetiştirmeye gayret etmek olmalıdır. Bu amaçla yetişme çağında olan çocuklara başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberleri Kuranda anlatılan üstün yönleriyle tanıtmak, Kuran ahlakının gereği olan güzel davranışları öğütlemek gerekmektedir. Bu konuda aileler başta olmak üzere, eğitmenler, gazeteciler, köşe yazarları ve televizyonculara önemli sorumluluklar düşmektedir. Modern, inançlı, vatansever, ahlaklı, dürüst nesillerin yetişmesi hem toplumların hem tüm dünyanın refahı için mutlak zorunluluktur.</strong></span></span></p>
<p>KAYNAKLAR:<br />
1. Tirmizi, Taberani; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 798<br />
2. Hz. Said İbni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5<br />
3. Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari, 4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.340</p>
<p>Kaynak: İlmi Mercek Dergisi</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/223/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/223/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=223&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Meleklerin Görevleri</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:28:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/</guid>
		<description><![CDATA[Melekler “nur”dan yaratılmış, latif mahluklardır. “İmtihan”a tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler, verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur.
Kâinattaki maddi, manevi hemen bütün işlerde görevlidirler. Her varlığın müekkel yani kendisine vekil kılınmış bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin önemine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hazreti Cebrail, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=216&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Melekler “nur”dan yaratılmış, latif mahluklardır. “İmtihan”a tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler, verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur.</p>
<p>Kâinattaki maddi, manevi hemen bütün işlerde görevlidirler. Her varlığın müekkel yani kendisine vekil kılınmış bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin önemine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hazreti Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail aleyhimüsselamdır. Güneş ve benzeri yıldızların birer müekkel melaikesi olduğu gibi, her bir yağmur tanesinin de birer melaike ile taşındığı hadislerde anlatılmaktadır.<span id="more-216"></span></p>
<p>Daima insanla beraber bulunan melekler vardır. Bunların bir kısmı, insanların sevaplarını, ve günahlarını yazarlar. Bunlara “kiramen katibin” denir. İnsan, tek başına kaldığı zaman bile yalnız değildir, bu meleklerle birliktedir. Bu mübarek arkadaşların varlığını iman ile hisseden adam asla yalnızlık çekmez.</p>
<p>Bizimle ilgili meleklerden biri de Azraildir. O, dünya hayatındayken, ölüm anında görebileceğimiz tek melektir . En kıymetli varlığımız olan ruhumuzu emaneten alır, berzah alemine götürür. O korkulmaya değil, sevilmeye layık emin bir emanetçidir.</p>
<p>Kabir âleminde bizi iki melek karşılar: Münker ve Nekir. Bir yaklaşıma göre “münker ve nekir” bir melek türünün ismidir ki, her adamın kabrine bunlardan ikisi gönderilir. İmana ve ibadete dair sorular sorarlar. Verilecek cevaba göre kabir azabı veya saadeti başlar. Hayatı, iman dairesinde istikametle geçmiş bir insan için, bu iki melek kabirde “nurani birer arkadaş”tırlar. Onu kabrin yalnızlığından ve dehşetinden kurtarır, ferahlandırırlar.</p>
<p>Büyük meleklerden olan Cebrail aleyhisselam ise, Cenabı Hakkın, kullarına emir ve yasaklarını bildirir; haberler getirir. Güvenilir bir elçidir.</p>
<p>İsrafil aleyhisselam, “yeniden hayat verme” fiilinde görevlidir. Rabbimizin “hayat verme” ile ilgili emir ve iradesini uygular. Özellikle bahar aylarında görülen dirilişte “Muhyi” isminin tecellisine vesile olur. Ölümden sonraki dirilişimizde de yine bu melek görevlidir.</p>
<p>Mikail aleyhisselam ise, rızkların yetiştirilmesinde ve dağıtılmasında ilahi emirleri uygulayan bir büyük melektir.</p>
<p>Burada adını andığımız büyük melekler, aynı görevi yapan melek türlerinin reisleri hükmündedirler. Mesela, İsrafil aleyhisselam “diriliş” emrini icra eden meleklerin kumandanıdır. Azrail aleyhisselam, “imate” yani “öldürme” emrini yerine getiren melek taifesinin başıdır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/216/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/216/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=216&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ReenKarnasyon İslamda var mıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/</guid>
		<description><![CDATA[


Tenâsüh, rûhun, ölümden sonra, başka bir bedende  yeniden dünyaya gelmesidir.
Tarihin çok eski  devirlerine dayanan ve Hint felsefesinde kendini kuvvetli bir şekilde  hissettiren bu inancın farklı biçimleri olsa da, tenasühe inananlar genel  olarak iki gruba ayrılır: Birinci gruba göre, rûhlar bedenlerini terkettikten  sonra aynı veya farklı türden olan bedenlere geçerler. Bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=215&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="content content_12" align="justify">
<h2><strong><br />
</strong></h2>
<p><strong><em>Tenâsüh</em></strong>, rûhun, ölümden sonra, başka bir bedende  yeniden dünyaya gelmesidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn1" id="_ftnref1" name="_ftnref1"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Tarihin çok eski  devirlerine dayanan ve Hint felsefesinde kendini kuvvetli bir şekilde  hissettiren<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn2" id="_ftnref2" name="_ftnref2"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bu inancın farklı biçimleri olsa da, tenasühe inananlar genel  olarak iki gruba ayrılır: Birinci gruba göre, rûhlar bedenlerini terkettikten  sonra aynı veya farklı türden olan bedenlere geçerler. Bu görüşe göre tenasüh  ceza ve sevap türündendir. İkinci gruba göre ise, rûhlar bedenlerinden  ayrıldıktan sonra sadece kendi türlerinden olan bedenlere geçerler, başka  türlere geçmezler<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn3" id="_ftnref3" name="_ftnref3"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p><strong><em>Reenkarnasyon  </em></strong>(Rœincarnation) ise, tenasüh, tekammüs, tecessüd-ü cedîd<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn4" id="_ftnref4" name="_ftnref4"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, rûhun bir cisimden ötekine kimi kez de, insandan hayvana,  hayvandan insana geçmesi, rûh göçü<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn5" id="_ftnref5" name="_ftnref5"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> manâlarına gelirken, bu  fikri savunan bazı gruplara göre tenasühten faklı ve daha husûsi bir manâda  kullanılmaktadır.</p>
<p>Batı&#8217;da, rûhun, ölümden sonra, yine bir insan bedenine  geçmesine, reenkarnasyon, hayvan bedenine geçmesine ise, <em>transmigrasyon</em>  (transmigration)<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn6" id="_ftnref6" name="_ftnref6"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> dendiğine de şâhid oluyoruz ki<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn7" id="_ftnref7" name="_ftnref7"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, bu durumda <em>transmigrasyon,</em> <em>tenâsüh</em>e denk  gelmektedir.</p>
<p><em>Yeni tenasühçüler</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn8" id="_ftnref8" name="_ftnref8"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> olarak da isimlendirebileceğimiz, günümüzde reenkarnasyonu savunan  kimselere göre, reenkarnasyon yani dünyaya tekrar gelişin Hint felsefe ve  dinlerindeki tenasüh ile esas ve amaç bakımından hiç bir ilgi ve münasebeti  yoktur. Çünkü, tenasühte tekâmül (varlık derecesinin veya rütbesinin artması)  fikri yoktur. Cezâ ve mükâfat esasına göre bir geliş, gidiş vardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn9" id="_ftnref9" name="_ftnref9"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Reenkarnasyonda ise, dünyevî bağlardan kurtulamamış  rûhların  tekâmül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Tekâmülde hiç bir  zaman geri dönülmeyeceği (tedennî yani alçalış olmayacağı) kabul edilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn10" id="_ftnref10" name="_ftnref10"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>İslâm âleminde geçmişte tenasüh inancına inanan bazı din  dışı guruplar<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn11" id="_ftnref11" name="_ftnref11"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>, günümüzde ise husûsî bir reenkarnasyon anlayışına sahib  olanlar (bunlardan bazıları reenkarnasyonun İslâm&#8217;daki âhiret inancına aykırı  düşmediği, sadece tekâmül gayesini güttüğünü söylemektedir) iddiâlarına destek  bulmak için, Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;den bazı âyetleri örnek olarak göstermişler ve  böylece pek çok âyetin reenkarnasyon ifâde ettiğini veya edebileceğini  söylemişlerdir.<br />
<span id="more-215"></span><br />
Burada öncelikle tenâsüh ve reenkarnasyonu kesin olarak  reddeden âyetlere, ardından da, tenasüh ve reenkarnasyon ifâde ettiği iddiâ  olunan âyetler üzerinde durmaya çalışacağız.</p>
<h3>1. Tenasüh ve Reenkarnasyon Olmadığını İfâde Eden  Ayetler</h3>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de, insanın yeniden diriltilişinin kıyamet günü olacağı, iâde  tabirinden insanların kıyamet gününde tekrar diriltilmelerinin kasdolunduğu, bu  diriltmenin bir defâya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün  asla mümkün olmayacağı açıktır. Bu hususta pek çok âyet vardır. İşte bunlardan  birisi:   <strong>&#8220;Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında der  ki, Rabbim! beni geri gönder. Tâ ki, boşa geçirdiğim dünya hayatında iyi ameller  işleyeyim. Hayır! O,  söylediği boş bir laftan ibarettir. Onların  arkalarında ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah</strong><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn12" id="_ftnref12" name="_ftnref12"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a><strong> vardır&#8221; </strong>(Mü&#8217;minûn, 99-100).</p>
<p>Bu âyet  dünyaya yeniden gelmenin olmayacağını açık ve kesin bir şekilde ifâde ediyor.  Nitekim İkbâl, &#8220;<em>Kur&#8217;ân-ı Mubîn&#8217;de iyici açıklanmış ve hiç bir fikir  kargaşasına yer vermeyecek mahiyette olan üç noktaya dikkat etmemiz  gerekir</em>&#8221; dedikten sonra ikinci noktada:<em> &#8220;Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;e göre bu  dünyaya yeniden gelmek imkânsızdır. Bu hususta aşağıdaki âyette gâyet açık bir  şekilde açıklanmıştır: ..&#8221;</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn13" id="_ftnref13" name="_ftnref13"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> diyerek, yukarda takdîm  ettiğimiz âyeti zikretmiştir.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm dünyaya yeniden dönüş  isteğinin boş bir laf olduğunu ifâde ederken tekid sadedinde <em>innehâ  kelimetun huve kâiluhâ</em> <strong>&#8220;o, söylediği boş bir laftan ibarettir&#8221;  </strong>buyurmuştur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn14" id="_ftnref14" name="_ftnref14"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>&#8220;<strong>Onların arkalarında ise, yeniden  diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır&#8221; </strong>ifâdesi de, onların  diriltilecekleri güne kadar berzah âleminde bekleyeceklerini, yani dünya  hayatıyla âhiret hayatı arasında bir hayatta olacaklarını, dünyaya  dönemeyeceklerini belirtmektedir. &#8220;<em>Nasıl ki ana rahminden çıkan bir çocuk,  yeniden tekrar oraya dönemiyorsa, bu dünya hayatından çıkarak, kabir hayatına  giden bir rûh da, oradan çıkıp geriye tekrar dönemeyecektir</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn15" id="_ftnref15" name="_ftnref15"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Bu apaçık ifadeden sonra, &#8220;<em>bu âyet rûhun ayrıldığı  bedene dönmeyeceğini ifâde ediyor, dünyaya dönmeyeceğini değil</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn16" id="_ftnref16" name="_ftnref16"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> veya, bu âyet &#8220;<em>reenkarnasyonun olmadığını değil sürekli  dünyaya geri gidip açığını kapatmak isteyenlerin bu isteklerinin reddedildiğine  delîldir</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn17" id="_ftnref17" name="_ftnref17"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> gibi iddiâların gerçeği yansıtmadığı açıktır. Çünkü âyette  ne eski bedene dönme isteğine, ne de bu sözü söyleyenin dünyaya bir kaç defa  geldiğine dâir bir alamet yoktur. Eğer bu istek dünyaya bir kaç kere gelen bir  kimse tarafından yapılmış olsaydı o zaman cevap olarak, <em>defalarca dünyaya  gönderilmedin mi&#8230;</em> gibi ifâdelere yer verilirdi&#8230; Nitekim buna benzer bir  başka âyette, pişmanlığını dile getiren inkârcıya şöyle cevap verilmiştir:  <strong>&#8220;Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar  yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti.&#8221;</strong> (Fâtır, 37). Bu âyette de,  insana düşünüp taşınacağı ve öğüt alacağı kadar ömür verildiğinden bahsedilmiş,  fakat bir kaç kere dünyaya gelmekten bahsedilmemiştir. Bu ayet açıkça  reenkarnasyonu reddettiği halde, <em>dünyada 25 yıl kalanla 100 yıl kalanın bir  sayılamayacağı, böyle bir şeyin Allah&#8217;ın adaletine uygun düşmeyeceği</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn18" id="_ftnref18" name="_ftnref18"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, söylenerek tam aksine, reenkarnasyona delîl getirilmeye  çalışılmış, az yaşayan ve böylece öğüt almak için gerekli süreye ulaşamayan  insanların tekrar dünyaya gönderileceği sonucuna varılmak  istenmiştir.</p>
<p>Aslında böyle bir iddiâ, reenkarnasyon ilkesine de  aykırıdır. Çünkü, bu ilkeye göre dünyaya yeniden gelmenin sebebi kusurlu,  günahkâr insanların, kendi kusur ve hataları sebebiyle tekâmüllerini  tamamlayamamalarıdır. Hem insana neden yeterli bir süre tanınmasın da dünyaya  bir daha getirme ihtiyacı doğsun ki! İlk seferde bunu gerçekleştirmek varken  ömrü parçalara ayırmaya gerek var mıdır?</p>
<p>Ayrıca, hidâyeti bulma hususunda  insanların durumu farklı farklıdır. Bin yıl yaşayan bir kimse hidâyete  erişemeyeceği gibi, bir kaç saatlik bir mükellefiyet zarfında hidâyeti bulup  vefât etmek de mümkündür. Hidâyet için illa da belli veya uzun bir süre  gerekmez. Her insana verilen ömür, o insanın hidâyeti bulması için yeterli  olabilir. Allah kimin ne kadar zamanda öğüt alacağını bilir, dolayısıyla  ömürleri de ona göre takdir etmiş olabilir. Âyet de, bu duruma işâret ediyor. Bu  süre o insanın imtihân süresidir ve öğüt almak için yeterlidir. Uzun veya kısa  olması önemli değildir. Hatta uzun olması aleyhe de olabilir.</p>
<p>Ayrıca,  Allah&#8217;ın herkese imkânları ölçüsünde, yaşadığı şartlara ve hayat müddetine göre  muâmele edip, hesaba çekeceği de muhakkaktır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn19" id="_ftnref19" name="_ftnref19"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Hem böyle bir iddiâya göre, kıyametten az bir zaman önce dünyaya  gelenlerin durumu nasıl izâh edilebilir?</p>
<p>Yukardaki âyetin ifâde ettiği  manâyı yani dünyaya tekrar dönüşün olmayacağını ifâde eden diğer âyatler de  şunlardır: <strong></p>
<p>&#8220;Onların, ateşin karşısında durdurulup, <em>âh! keşke  dünyaya geri gönderilsek de, bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve  inananlardan olsak!</em> dediklerini bir görsen! Hayır! daha önce gizlemekte  oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü.</strong> <strong>Onlar dünyaya  geri gönderilseler bile, yine kendilerine yasaklanan şeyleri mutlaka tekrar  yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar&#8221; </strong>(En&#8217;âm, 27-28),</p>
<p><strong>&#8220;&#8230;<em>Acaba şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki, bize  şefaat etsinler, ya da dünyaya geri gönderilsek de, yapmış olduğumuz amellerden  başkasını yapsak.</em> Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de  kaybolup gitti&#8221;</strong>(A&#8217;raf, 53),</p>
<p><strong><em>&#8220;Rabbimiz bizi  cehennemden çıkar, eğer bir daha dönersek o zaman gerçekten zalimlerdeniz.</em>  Allah buyurdu ki, <em>susun! konuşmayın!..</em>&#8221;  </strong>(Mü&#8217;minûn,107-108).<strong> </strong></p>
<p>En&#8217;âm, 28. âyette,  <strong>&#8220;Eğer dünyaya geri döndürülselerdi kendilerine yasaklanan şeyleri  mutlaka tekrar yaparlardı&#8221;</strong> ifâdesi mevzûmuz açısından çok önemlidir.  Çünkü bu ifâdeyle, farazâ o insanlar dünyaya tekrar gelseler de, yine aynı  şeyleri yapıp, Allah&#8217;ın yasak ettiği şeyleri işleyecekleri bildirilerek,  insanların bu dünyaya neden bir kere daha  gönderilmediklerinin hikmeti  beyân edilmiştir.</p>
<p>&#8220;<strong>Onlardan önce nice kavimler helâk ettiğimizi  görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar dönüp gelmezler&#8221; </strong>(Yâ-sîn,  31)<strong> </strong>âyeti de helâk edilen insanların, daha sonra gelen  insanlara dünyaya tekrar gelmek sûretiyle dönmediklerini açıkca ifâde ediyor.  Helâk edilen kavimlerin kusurlu, tekemmül etmemiş insanlar olduğu düşünülürse,  bu âyetin reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delîl olduğu daha iyi  anlaşılacaktır. Bir başka âyette ise, bu manâda, <strong>&#8220;Helâk ettiğimiz bir  karye ehline tekrar dönmek haramdır&#8221; </strong>(Enbiyâ, 95) buyrularak, dünyaya  dönüşün kesinlikle olamayacağı<strong><em> haram </em></strong>tabiriyle tekidli  bir sûrette bildirilmiştir.</p>
<p><strong>&#8220;Allah sizi annelerinizin karnından  hiç bir şey bilmez vaziyette çıkardı&#8221; </strong>(Nahl, 78) âyeti de reenkarnasyon  aleyhinde kuvvetli bir delîldir. Çünkü bu fikri savunanlara göre, insanın  yeniden dünyaya gelmesi tekâmül içindir. Tekâmülün olabilmesi için ise, önceki  hayattaki birikimin mevcûd olması gerekir. Halbuki bu âyet böyle bir şeyin  olmadığını, doğan çocukların hiç bir şey bilmez bir halde dünyaya getirildiğini  ifâde ediyor.</p>
<p><strong>&#8220;Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar&#8221;  </strong>(Duhân, 56) âyetinde ölümün bir kereye mahsûs olarak yaşandığı ifâde  edilmiştir. Dolayısıyla bir kaç veya bir çok defâ ölümü gerekli kılan  reenkarnasyon bu âyetle de reddolunmaktadır.</p>
<p>Vakıa sûresinin son  âyetlerinde de ölüm anında insanların durumu tasvîr olunduktan sonra:  <strong>&#8220;(Ölen kimse) eğer mukarrebînden ise&#8230; Eğer ashab-ı yemînden ise&#8230; Ve  eğer yalanlayıcı ve dalâlete düşmüşlerden ise&#8230;&#8221; </strong>(Vakıa, 88-94)  buyrularak, öldükten sonra, insanların gidecekleri yerler sıralanmış<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn20" id="_ftnref20" name="_ftnref20"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> fakat bunlar içinde tekâmül etmemiş, günahkâr ve kusûrlu  kimselerin tekrar dünyaya döneceğinden bahsedilmemiş, bilâkis yalanlayıcı ve  dalâlete düşmüş olanların yerinin cehennem olduğu bildirilmiştir:<strong> &#8220;Ve  eğer yalanlayan ve dalâlete düşenlerden ise, ona kaynar sudan bir ziyafet ve  cehenneme giriş vardır&#8221;</strong> (Vakıa, 92-94).</p>
<p>Müşriklerin  <strong>&#8220;hayat ancak dünya hayatımızdır. Ölürüz, yaşarız, bizi zamandan başka  bir şey helâk etmez&#8221; </strong>(Câsiye, 24) şeklindeki sözleri hakkında da, bazı  müfessirler, bu sözleriyle inkârcıların, müşriklerin inancı olan tenasühü ifâde  etmiş olabileceklerini söylemişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn21" id="_ftnref21" name="_ftnref21"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> ki, Cenab-ı Hakk&#8217;ın onların  bu görüşünü red makamında zikretmesi de tenasüh aleyhine bir delîl  sayılabilir.</p>
<p>Kur&#8217;ân âyetlerinin yanında, kabir azabını ve nimetlerini  haber veren çok sayıda hadîs-i şerîf de reenkarnasyonu reddetmektedir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn22" id="_ftnref22" name="_ftnref22"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Acaba âhiret âleminin bütün aşama ve safhalarını detaylı bir  şekilde anlatan Peygamberimizin, eğer hakikat olsaydı, reenkarnasyondan da  bahsetmemesi mümkün olur muydu? Böylesine önemli ve itikadî bir meseleye hiç  değinmemesi düşünülebilir mi? Hem böyle bir şeyi haber verseydi, bazı insanlar  büyük bir müjde olarak bu haberi yayıp rivâyet etmezler miydi? Bütün bunlar  reenkarnasyonun İslâm&#8217;da yeri olmadığını göstermiyor mu?</p>
<h2>2 <strong>. Tenâsüh ve Reenkarnasyona Delîl Olarak Gösterilen  Ayetler</strong></h2>
<p>Tenasüh veya reenkarnasyon ifâde ettikleri iddiâ olunan âyetlere gelince,  öncelikle şunu belirtelim ki, geçmişte tenasühe delîl olarak gösterilen  âyetlerin sayısı günümüzde reenkarnasyona delîl olarak gösterilenlerin aksine,  çok azdır, üç-beş taneyi geçmez. Bu âyetlerden birisi, <strong>&#8220;onların ciltleri  cehennem ateşinde pişip kavrulduğu her seferinde, azabı tatsınlar diye yeni  ciltlerle (bedenlerle) değişiriz&#8221; </strong>(Nisâ, 56) âyetidir.</p>
<p>Bu âyette  açıkça, cehennem azabı ve bu azabın şiddetini ifâde etmek için, kavrulan  bedenlerin yenilenmesinden bahsedilirken, âyette zikredilen cehennemin bu dünya  hayatı olduğunu iddiâ edilerek, bu âyetin insanların rûhlarının bedenlerinden  ayrıldıktan sonra başka bedenlere girip dünyaya gelmelerine işâret sayılmış,  beden içinde olgunlaşamayan rûhun azap çekmek için başka bedenlere girerek bir  cehennem olan şu dünya  hayatına geri döneceklerini söylenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn23" id="_ftnref23" name="_ftnref23"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Tamamen bâtınıyye<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn24" id="_ftnref24" name="_ftnref24"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> kokan, cehennemi bu dünyada  arayan bu görüşün ne derece sakat ve bâtıl olduğu açıktır.</p>
<p>Geçmiş  tenasühçülerden bazıları da, <strong>&#8220;Ey İsrail oğulları! size in&#8217;âm ettiğim  nimetleri hatırlayın&#8230;&#8221; </strong>(Bakara, 40, 47, 122) âyetinden hareketle,  âyette hitap edilenlerin bizzât o zamanki yahudîler olduğu, ölüp, çürüyüp,  aradan uzun zaman geçtikten sonra, Allah&#8217;ın kendilerine olan nimetlerini  unuttukları için hatırlatma yapıldığını iddiâ etmişlerdir. Halbuki, Arapçada  böyle bir üslûp yaygındır. Bir kimseye dedesi ve ataları kasdedilerek, ona  söylüyormuş  gibi hitap edilebilir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn25" id="_ftnref25" name="_ftnref25"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p><strong>&#8220;Yer  yüzündeki bütün hayvanlar ve gökte kanat çırpıp uçan bütün kuşlar sizin gibi bir  ümmettirler (toplu halde yaşayan canlılardır) </strong>(En&#8217;âm, 38) âyetinde de  tenasühçüler, bu âyetin yer yüzündeki hayvanların ve kuşların bizim emsâlimiz  olduğuna delâlet ettiğini, emsal olma durumunun ve eşitliğin (musâvât) bütün  zatî sıfatlarda bulunmasını gerekli kıldığını söyleyerek, tenâsüh ifâde ettiğini  iddiâ etmişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn26" id="_ftnref26" name="_ftnref26"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Onlara göre bu misliyet potansiyel olarak mevcuttur,  fiili olarak değildir. İnsanlar da hayvanların potansiyel olarak mislidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn27" id="_ftnref27" name="_ftnref27"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. <strong>&#8220;Her ümmete mutlaka bir nezîr (cehennemle uyaran)  gelmiştir&#8221; </strong>(Fâtır, 24) âyetinden hareketle de, önceki âyette  <em>ümem</em> olarak tavsîf olunan bu hayvan topluluklarının her birine Allah  tarafından birer resûl gönderildiğini savunmuşlardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn28" id="_ftnref28" name="_ftnref28"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Ayette ifâde edilen emsal olma durumunun, <em>ümem</em>  olmada, yani toplu halde yaşama husûsunda olduğu açıktır. Nitekim karınca, arı  gibi hayvanlarda bu durum daha açık olarak görülmektedir. Bu misil olma durumu  bütün zâtî sıfatlarda olması için ise, hiç bir sebep yoktur.</p>
<p>Bazı  tenasühçüler de, kâfirlerin cehennemde ebedî kalacaklarını ifâde etmek  maksadıyla zikredilmiş olan, &#8220;<strong>Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya  tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve iğne  deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir&#8230;&#8221; </strong>(A&#8217;raf,  40) âyetinden hareketle, kötü rûhluların bedenden bedene geçerek  temizleneceklerini, neticede deve bedeninde olan insanın, iğne deliğinden  geçebilecek bir meyve kurdu bedenine intikâl ederek saflaşacağını  söylemişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn29" id="_ftnref29" name="_ftnref29"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>Geçmişte tenasühe delîl olarak sunulan az sayıdaki  bu âyetlere karşılık, günümüzde reenkarnasyonu savunanların, görüşlerini  desteklemek gayesiyle zikrettikleri âyetlerin sayısı insanı şaşırtacak derecede  çoktur! Bazıları bu hususta elli civarında âyet sıralamıştır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn30" id="_ftnref30" name="_ftnref30"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Bu âyetlerin pek çoğu birbirine benzeyen, aynı manâyı ifâde eden  âyetlerdir. Bu âyetlerden bir kısmı da, açık bir şekilde dünyaya dönüşün  olmayacağını ifâde etmektedir! Şimdi bu fikri savunanların pek çoğu tarafından  takdîm edilen âyetleri inceleyelim:</p>
<p>Günümüzde reenkarnasyonu savunan ve  Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bu inanca yer verildiğini iddiâ edenlerin pek çoğunun ilk  fırsatta delîl olarak belirttikleri, şu âyettir:</p>
<p><strong>&#8220;Sizler ölü  iken (ölü varlıklar halinde iken) sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren)  Allah&#8217;ı nasıl inkâr ediyorsunuz?! Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek,  sonra da O&#8217;na döndürüleceksiniz&#8221;</strong>(Bakara, 28).</p>
<p>Bu âyette  reenkarnasyonun dile getirildiğini iddiâ edenlerin hareket noktası, âyette  zâhirde, iki ölüm ve iki diriltmenin olmasıdır. Onlara göre âyetteki   <em>ve küntum emvâten</em> <strong>(halbuki siz ölü varlıklar halinde  idiniz)</strong> ifâdesi, insanların ömürlerini tamamladıktan sonra ölmeleri  manâsındadır. Âyetin yanlış değerlendirilmesinde rol oynayan ifâde budur.  Dolayısıyla bu ifâdeden ne kastedildiği açıklığa kavuşunca, mesele de  kendiliğinden hallolacaktır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn31" id="_ftnref31" name="_ftnref31"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Geçmişte yazılmış  bir çok tefsîre göz attığımızda bu âyetin hiç bir müfessir tarafından, hatta  tenasüh iddiâsında olanlar tarafından dahi, bu şekilde, yani <em>reenkarnasyon  ifâde ediyor</em> veya <em>bu âyet dünyaya bir kaç defâ gelmekten  bahsediyor</em> şeklinde anlaşılmamış ve böyle bir iddiâya tesadüf edilmemiştir.  Çünkü eğer böyle bir iddiâ mevcûd olsaydı, bu fikri kabûl etmeyenler tarafından  reddedilecek, tefsîrlerde bu hususta cevap bulunacaktı. Böyle bir şeye  rastlanmaması, geçmişte bu âyet hakkında böyle bir iddiânın da bulunmadığını  göstermektedir.</p>
<p>Tefsirlerde <em>ve küntum emvâten</em> <strong>(halbuki  siz ölü varlıklar halinde idiniz) </strong>ifâdesine, hepsi de insanın bu dünya  hayâtına gelmeden önceki tavırlarından olan, çeşitli manalar verilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn32" id="_ftnref32" name="_ftnref32"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Buna göre bu âyetteki <em>emvât </em>tabirine, hiç bir şey  değildiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn33" id="_ftnref33" name="_ftnref33"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, Adem ve zürriyyetinden misâk alındıktan sonraki ölü  halinizdeydiniz, toprak idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn34" id="_ftnref34" name="_ftnref34"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, babalarınızın sulbunde  nutfe halinde idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn35" id="_ftnref35" name="_ftnref35"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>, ana rahmine nutfe olarak intikâl anında ölü varlıklar  idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn36" id="_ftnref36" name="_ftnref36"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, zikredilmeyen kendisinden bahsedilmeyen varlıklar idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn37" id="_ftnref37" name="_ftnref37"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> gibi manâlar verilmiştir ki, bu manâlar insanın dünyaya gelmeden  önceki hallerine delâlet ediyor. Dolayısıyla âyette, bu devrelerden biri veya  bir kaçının kastolunması mümkündür. <em>Emvâten</em> <strong>&#8220;ölüler, ölü  varlıklar&#8221;</strong>&#8216;ın çoğul olarak gelmesi de, buna işâret sayılabilir. Nitekim  bazı müfessirler bu devrelerden bir kaçını birden zikrederek âyete manâ  vermişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn38" id="_ftnref38" name="_ftnref38"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Razî, ulemânın bu ifâdenin beyanı hakkında <em>&#8220;toprak ve  nutfe idiniz&#8221; </em>şeklinde ittifak ettiklerini<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn39" id="_ftnref39" name="_ftnref39"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> söylemiştir.</p>
<p>İbn Aşûr bu ifâdeyi şöyle izah ediyor:  &#8220;<strong>&#8220;Sizler ölü varlıklar iken sizi diriltti&#8221; </strong>âyeti delâlet ediyor  ki, bu icâd bedî (eşsiz) bir şekildedir. Zira insan <em>mevt </em>yani kendinde  hayat olmayan bir çok şeylerden meydana gelmiştir. Çünkü insanın zerreleri  havada, toprakta dağınık halde bulunan unsûrlardan alınarak gıdalarda bir araya  toplanmıştır ki, bu da ikinci bir ölü varlıktır. Sonra o gıdalardan kan ve başka  bileşikler hulâsa edilmiştir ki, bunlar da ölüdür. Sonra bunlardan kadın ve  erkeğin nutfeleri hulâsa edilmiştir. Sonra bunlar imtizâc ederek <em>alaka</em>  sonra <em>mudğa</em> olmuştur. Bütün bu tavırlar insanın var oluşundan öncedir  ve birer <em>ölü</em> varlıklardır. Daha sonra rûh nefhedilerek doğum vaktine ve  ölünceye kadar hayat sahibi olmuştur. Kâfirlere düşen, bu durumu Allah&#8217;ın  uluhiyyette tek olduğuna delîl olmakta yeterli görmeleriydi&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn40" id="_ftnref40" name="_ftnref40"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Böylece bu âyetlerde tenasüh veya reenkarnasyonu  hissettiren bir durum olmadığı açıkça görülmektedir.<br />
<strong><br />
&#8220;Dediler  ki, Rabbimiz bizi iki kere öldürdün iki kere dirilttin artık günahlarımızı  itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?&#8221;</strong>(Mü&#8217;min,11) âyetinin de çoğu  müfessir tarafından Bakara, 28. âyetin bir benzeri olduğu söylenmişse de,  bazılarına göre ise, bu âyet Bakara, 28. âyetten farklı olup, bu âyette kabir  azabına işâret edilmektedir. Çünkü bu âyette kâfirler iki ölümden bahsediyorlar.  Bunlardan birisi dünyada müşâhede olunan ölüm olduğuna göre, diğer ölümün  kabirde olması gerekir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn41" id="_ftnref41" name="_ftnref41"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Razî&#8217;ye göre buradaki ölüm,  Bakara, 28. âyette olduğu gibi, nutfe, alaka vs. olamaz. Çünkü âyette Allah  Taalâ&#8217;nın onları öldürmesinden (<em>imâte)</em>&#8216;den bahsediliyor. öldürme ise,  hayatın varlığına bağlıdır. Eğer ölüm önceden hâsıl olsaydı, bunun öldürme  (imâte) olması muhâl olurdu. Tahsil-i hâsıl (ölünün öldürülmesi) lâzım gelirdi  ki, bu da muhâldir. Bakara, 28. âyette ise, durum böyle değildir. Orada onların  emvât (ölüler) olduğundan bahsediliyor, imâteden yani Allah&#8217;ın onları  öldürmesinden, canlarını almasından bahsedilmiyor<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn42" id="_ftnref42" name="_ftnref42"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Ancak Zemahşerî, onların ölü maddeler halinde  yaratılmalarına<em> imâte</em> (öldürme) tabirinin Arap dili açısından  kullanılabileceğini söyleyerek şu misâlleri veriyor: <em>Sivri sineğin cismini  küçülten ve filin cismini büyülten Allah&#8217;ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim</em>  (subhâne men sağğara cisme&#8217;l-baûdati ve kebbere cisme&#8217;l-fîl) ifâdesindeki  küçültme ve büyültmeden maksat sivri sineğin cismini  büyük iken küçültmek  ve filin cismini  küçük iken büyültmek manâsında değil de, onların bu  şekilde yaratıldığı olduğu gibi, âyette de durum böyledir. Öldürmeden maksat ölü  halde olmadır. Bir başka misâl de, hafriyatçıya hitaben<em> kuyunun ağzını  daralt, altını genişlet</em>  (dayyık feme&#8217;r-rukyeti ve vessi&#8217; esfelehâ)  ifâdesidir. Bu ifâdede de zâhirinden anlaşılabileceği gibi, kuyunun ağzının  genişken daraltılması, alt tarafının da, dar iken genişletilmesi değil, ağzının  geniş, altının dar yapılması istenmektedir. İşte âyette de aynı durum söz  konusudur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn43" id="_ftnref43" name="_ftnref43"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bu âyet ya Bakara,  28. âyetin ifâde ettiği manâyı, ya da biri görebildiğimiz, diğeri de kabirde  meleklerin suâlinden sonra vuku bulan ölümü ifâde ediyor. Bu her iki hal de  reenkarnasyonla alakalı değildir. Hem âyette kâfirlerin bu sözlerini cehennemde  iken söyledikleri açıktır. Çünkü oradan çıkmak istediklerini söylüyorlar.  Reenkarnasyon ise, iddiâ edenlere göre, ölümün ardından bu dünyada, yani kıyamet  kopmadan gerçekleşecektir.</p>
<p>Bu âyetin manası hakkında, muhterem hocam  Veli Ulutürk&#8217;ün şifahî olarak, muhtemel olduğunu kaydettiği mana ise şöyle:  <em>Bizi bir dünyada öldürdün, bir de burada (âhirette) cehenneme sokmakla  öldürdün. Yani mahvettin, azâba düçar ettin olsa gerektir. Çünkü cennetlikler  Duhân, 56. âyette bildirildiği gibi bir kere ölmektedirler. Yani ikinci ölüm  cehennemde âzap çekme manasında mecâzidir.</em> Sıkıntılı, istenmeyen bir  hayatın mecâzî olarak, ölüm diye vasfedilmesinin çokça kullanıldığı dikkate  alındığında, bu izâhın çok yerinde olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Nitekim, bir  âyette de, cehennemliğin hali tasvîr edilirken, <strong>&#8220;orada ne ölür, ne de  yaşarlar&#8221;</strong> (A&#8217;lâ, 13) buyrularak, cehennem hayatı ölüme  benzetilmiştir.</p>
<p>Reenkarnasyonu savunanların iddiâlarına delîl olarak  gösterilmeye çalışıtıkları bir diğer âyet de şudur: <strong>&#8220;Size her ne musîbet  dokunursa, kendi ellerinizle kazandığınız şeyler sebebiyledir. Allah pek çoğunu  da affeder&#8221;</strong>(Şuarâ, 30).</p>
<p>Bu âyetten hareketle, çocukların başına  gelen belâ ve musîbetlerin onların daha önce yaşadıkları hata ve isyanlarının  bir cezâsı olduğu söylenmiştir. Çünkü, bu iddiâ sahiplerine göre, çocuklar  masûmdur, çocukluklarında böyle cezâları hakettirecek işler yapmamışlardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn44" id="_ftnref44" name="_ftnref44"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Aslında bu âyette muhatab olan kimselerin çocukluk çağını  geçmiş, mükellef kimseler olduğu açıktır. Çünkü yapılanlarla muâheze etmek,  ancak mükellefler için geçerlidir. Hem bu durum Kur&#8217;ân&#8217;ın tamamı için böyledir.  Muhatab dâima âkil bâliğ olan mükelleflerdir. Dolayısıyla çocuklara isâbet eden  musîbetlerin, sadece yapmış oldukları şeyler sebebiyle olduğu söylenemez.</p>
<p>Hem sadece bu âyete dayanarak hüküm vermek doğru olmaz. Nitekim bir  başka âyette, zaman zaman masûmlara da musîbetin dokunabileceğinden  bahsedilmiştir: <strong>&#8220;Geldiğinde sadece sizden zalim olanlara dokunmayacak  olan fitneden sakının!&#8221;</strong> (Enfâl, 25). Bu durum, dünyanın bir imtihan  yeri olmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Çocukların başına gelen belâ ve  musîbetler babaları için bir imtihân<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn45" id="_ftnref45" name="_ftnref45"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, kendileri için de manevî  terakkî veya uhrevî sevap vesilesi olabilir. Sonra, hayır ve şer nisbî  şeylerdir. İnsan kendisi ve çoluk çocuğu için neyin hayır neyin şer olduğunu tam  anlayamaz. Görünüşte kötü  gördüğü bir şey kendi hayrına olabileceği gibi,  hayır olarak gördüğü bir şey de kendi aleyhine olabilir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn46" id="_ftnref46" name="_ftnref46"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p><strong>&#8220;Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sapa  sağlam yaptık. Dilersek onların yerine benzerlerini de getiririz&#8221;  </strong>(İnsan, 22) âyeti ve bu âyete emsal olan Vakıa, 60-62, Meâric, 40-41.  âyetler de reenkarnasyona delîl olarak getirilmeye çalışılmıştır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn47" id="_ftnref47" name="_ftnref47"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Bu âyetleri reenkarnasyona delîl gösterenler, âyetlerdeki  <em>misl</em> kelimesinin çoğulu olan <em>emsâl </em>(benzerleri) kelimesinden  hareketle, böyle bir ipucu yakalamaya çalışmışlardır.</p>
<p>Aslında bu âyetler  dikkatle incelendiğinde, bir kısmının öldükten sonra tekrar dirilmeye delîl  olarak zikredildiği görülür. Yani sizi bir kere yaratan sizi ölümünüzden sonra  da tekrar yaratır, benzerlerinizi veya aynınızı yeniden yaratabilir, manasını  ifâde etmektedir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn48" id="_ftnref48" name="_ftnref48"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Yukarda zikrettiğimiz ve reenkarnasyona delîl  getirilen,  İnsan, 28; Vakıa, 60-62; Meâric, 40-41 âyet-i kerîmeleri  böyledir. Bu durum şu âyette daha da açıktır: <strong>&#8220;Gökleri ve yeri yaratan  onların (insanların) benzerlerini yaratmaya kadir değil midir?!..&#8221;  </strong>(Yâ-sîn, 81). Diğer âyetlerde ise, inkârcı kavimler  kendilerinin  helâk edilerek yerlerine kendi nev&#8217;lerinden olan başka insanların, başka kavim  ve milletlerin  getirileceğiyle tehdid edilmişlerdir. İnsan, 28; Meâric,  40-41. âyetler bu manâda da anlaşılabilir. <strong>&#8220;Onları günahları sebebiyle  helâk ettik ve onlardan sonra başka kavimler yarattık&#8221; </strong>(En&#8217;âm, 6) âyeti  de bu husûsta güzel bir örnektir.</p>
<p>Nitekim, müfessirler de, âyetlere bu  doğrultularda manâlar vermişlerdir. Meselâ, <strong>&#8220;Gökleri ve yeri yaratan  onların (insanların) benzerlerini yaratmaya kadir değil midir?!..&#8221;  </strong>(Yâ-sîn, 81) âyetindeki <em>mislehum</em> (misillerini) âhiretteki  dirilişin ya misliyle, ya da  <em> enfusehum</em> (kendilerini)  manâsında kinaye kabul edilerek, aynen iâdeye delâlet edebileceği söylenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn49" id="_ftnref49" name="_ftnref49"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. <strong>&#8220;Dilersek onların yerine benzerlerini getiririz&#8221;  </strong>(İnsan, 28), <strong>&#8220;&#8230; Şüphesiz onların yerine daha hayırlılarını  getirmeye gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez&#8221; </strong>(Meâric, 40-41)  âyetleri ise, Allah&#8217;ın o insanları helâk edip, yerlerine daha hayırlı, kendisine  itaat eden, isyan etmeyen, böylece amelde onlara muhalif olan kimseleri  getirmeye kâdir olduğu şeklinde tefsîr edilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn50" id="_ftnref50" name="_ftnref50"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Razî, İnsan, 28. âyet-i kerîmenin tefsîrinde bu gerçeği  şöyle ifâde etmektedir: &#8220;Yani eğer istesek, onları helâk eder, benzerlerini  getirir, onlarla değiştiririz&#8221;. Bu âyet,  <strong>&#8220;sizi benzerlerinizle  tebdîl etmede önümüze geçilenler değiliz&#8230;&#8221; </strong>(Vakıa, 60-61) âyeti  gibidir. Âyetten maksat, onlara hiç muhtaç olunmadığını ifâde etmektir. Sanki  şöyle deniyor: Bizim, şüphesiz hiç bir mahlûka ihtiyacımız yok, faraza olsa  bile, bu kavimlere muhtaç değiliz, çünkü onları yok edip yerlerine benzerlerini  icâd etmeye kâdiriz. <strong>&#8220;Ey insanlar Allah isterse sizi götürür,  başkalarını getirir&#8221; </strong>(Sebe, 133) ve <strong>&#8220;Allah isterse sizi götürür  ve yeni yaratılmışlar getirir&#8221; </strong>(İbrahim, 20) âyetleri de bu  manadadır&#8230;&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn51" id="_ftnref51" name="_ftnref51"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a></p>
<p>Görüldüğü gibi bu nevi âyetlerde isyancılara bir  tehdit olarak, yok edilip yerlerine başka insanların getirilmesinden  bahsediliyor. Eğer yine aynı insanlar getirilseler, bu tehdîdin manâsı kalmaz.  Üslûp böyle bir manâya müsâit değildir. Buradaki mânâ, bir âmirin, işini doğru  dürüst yapmayan memûruna, <em>işini iyi yap yoksa seni atar yerine başka birini  alırım</em> demesi gibidir.</p>
<p>Âyetlerin hangi makamda ve ne için  zikrolunduğuna dikkat edildiğinde böyle yanlış anlamalara mahal  kalmayacaktır.<br />
Reenkarnasyon iddiâcılarınca bu hususta delîl olarak  gösterilen bir diğer âyet ise, <strong>&#8220;Sizden kimisi de, bilirken hiç bir şey  bilmez hale gelmesi için erzel-i ömre ulaştırılır&#8221; </strong>(Nahl, 70) âyetidir.  Öztürk, bu âyetteki <em>erzel-i ömr</em> ifâdesinin <em>ihtiyarlık </em>ve  <em>bunaklık</em> olarak manâlandırılmasının âyetin bütün esprisini yok ettiğini  söyledikten sonra şöyle devam ediyor: &#8220;Bir kere, erzel-i ömre atılmaktan veya  itilmekten değil geri götürülmekten bahsediliyor. <em>Yureddu</em> fiili  itilmek, atılmak gibi pejoratif bir manâ ifâde etmez. Bir geri çevirme ve başa  döndürme ifâde eder. Buna göre <em>erzeli&#8217;l-ömr</em> ömrün başlangıcı, yani  tekâmül sürecinin en düşük noktası demek olur. İkincisi, insanın ileri yaşlara  kadar yaşatılması, elinin ayağının tutmaz, hafızasının gereğince işlemez hale  gelmesi insan için bir rezillik ve düşüklük neden olsun? İnsan ömrünün o  noktasında fıtrat kanunları açısından en saygın ve olgun dönemdedir. Allah  kulunu kendisine en yakın bir dönemde böyle kötü bir sıfatla anmaz&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn52" id="_ftnref52" name="_ftnref52"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Sonuç olarak, Öztürk bu âyetin, mucizevî bir üslûbla yeniden  bedenlenme yani reenkarnasyon ifâde ettiğini söylemektedir.</p>
<p>Kanaatimce,  <em>yuraddu</em> fiili ister atılmak, itilmek manâsı ifâde etsin isterse, geri  çevirme, başa döndürme manâsı ifâde etsin, bir tek kelimeden hareketle  reenkarnasyona delîl aramak doğru değildir. Yaşlılık dönemi, insanın çocukluk  devrine çok benzediğinden bu teşbîhe delâlet etmek üzere böyle bir fiille ifâde  edilmesi tabiidir. Ayrıca, <strong>&#8220;Kıyametin vakti O&#8217;na âittir (yuraddu)&#8221;  </strong>(Fussilet, 47), <strong>&#8220;ve kıyamet gününde en şiddetli azaba marûz  bırakılırlar (yuraddûne)&#8221; </strong>(Bakara, 85) gibi âyetlerde, bu fiilin başa  döndürme, geri çevirme manâsında kullanılmadığı açıktır. Dolayısıyla yukardaki  âyette de, bu manada kullanılmamış olabilir.</p>
<p><em>Erzel-i ömr</em>&#8216;ü ömrün  başlangıcı, tekâmül sürecinin en düşük noktası diye vasıflandırmak da doğru  değildir. Çünkü bu ifâde, böyle bir yaklaşıma müsait değildir. Zira,  <em>erzel</em>, bayağılığından, âdiliğinden dolayı kendisinden yüz çevrilen  şey<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn53" id="_ftnref53" name="_ftnref53"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> demektir. Ömrün başlangıcından veya tekâmül sürecinin en düşük  noktasından neden hor görülüp de yüz çevrilsin. Sonra burada erzel durumu İbn  Aşûr&#8217;un da dediği gibi, sıhhatteki rezalettir, rûh haletiyle bir alakası  yoktur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn54" id="_ftnref54" name="_ftnref54"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Yani bu âyette yaşlılar için bunak, rezil tabirleri  kullanılmıyor, ömrün o devresi için böyle bir tabir kullanılıyor ki, böyle bir  devir de vardır. Bazı yaşlıların çocuklardan âciz vaziyete düşmeleri Allah&#8217;ın  takdiriyle olan bir durum değil midir? O halde böyle bir durum neden  yadırgansın? Zaten âyette bu durumun bazı kimseler için vaki olduğu<em>  minkum</em> (bazınız) tabiriyle ifâde edilmiştir. Bütün yaşlılar için mevzu  bahis değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) in de bu duruma düşmekten Allah&#8217;a  sığınarak, <em>&#8220;Erzel-i ömr&#8217;e düşmekten (en uradde) sana sığınırım&#8221;</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn55" id="_ftnref55" name="_ftnref55"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> şeklinde duâ etmesi de gösteriyor ki, erzel-i ömr yaşlılığın,  istenmeyen zor günleridir. Âyetteki, &#8220;<strong>bilirken hiç bir şey bilmez hale  gelmesi için&#8221; </strong>ifâdesi de bunu gösteriyor. Çünkü bir şey bilmez duruma  gelmek akıl zafiyetinin, yaşlılığın alametidir. Eğer reenkarnasyon ifâde  edilseydi, bundan Allah&#8217;a sığınmanın manası kalmazdı. Bilâkis istenilen bir şey  olurdu. Ayrıca âyetin reenkarnasyon ifâde ettiği kabul edilirse, o zaman insanın  yeniden dünyaya getirilmesinin gayesi, <em>bir şey bilmez hale getirilmek</em>  gibi garip bir durum olur. Ayrıca âyette, <strong>&#8220;sizden kimi vefât eder kimisi  de erzel-i ömr&#8217;e döndürülür&#8221;</strong> ifâdesi gösteriyor ki, erzel-i ömre düşen  kimse henüz ölmemiştir. Reenkarne olacak kimsenin ise ölmesi gerekir.</p>
<p>&#8220;<strong>Bilirken hiç bir şey bilmez hale gelmesi için&#8221; </strong>ifâdesi  de, müfessirlerin verdiği manâyı tekid ettiği gibi, aynı zamanda reenkarnasyonu  reddetmektedir. Çünkü eğer insan bir şey bilmez bir vaziyette tekrar dünyaya  getirilecekse bunun ne faydası olur? Bu şekilde, bir terakkî sağlanması mümkün  müdür? Hem insan, önceki hayatında(!) işlediği suçun ne olduğunu bilmiyorsa,  yeniden doğuşta cezâ görmenin, ne faydası olabilir? Yine, bu âyet-i kerîmede,  &#8220;<strong>bilirken hiç bir şey bilmez hale gelmesi için&#8221; </strong>buyrulurken bir  başka  âyette de, <strong>&#8220;Allah sizi annelerinizin karnından hiç bir şey  bilmez bir vaziyette çıkardı&#8221; </strong>(Nahl, 78) buyrularak insanın anne  karnından dünyaya çıktığı zaman hiç bir şey bilmediğinin ifâde edilmesi de  gösteriyor ki, önceki âyetteki <em>yuraddu</em>&#8216;dan murâd insanın ilk haline,  yani bebeklik dönemindeki gibi hiç bir şey bilmez hale getirilmesidir.<br />
İzâhına çalıştığımız bu âyet gibi, <strong>&#8220;kimin de ömrünü uzatırsak, onu  yaratılışta baş aşağı çeviririz&#8221; </strong>(Yâ-sîn, 68) âyeti de, aynı şekilde,  kendilerine verilen süre zarfında imkânlarını iyi kullanmayarak bu süreyi heder  edenlerin baş aşağı çevrilerek <em>erzel-i ömr</em>&#8216;e çevrildiği şeklinde  değerlendirilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn56" id="_ftnref56" name="_ftnref56"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>Aslında bu âyette bahsedilen <em>baş aşağı  çevirme</em>nin (<em>nunekkishu</em>) insan rûhuyla alakalı olmayıp, bedeniyle,  maddî yapısıyla alakalı olduğu açıktır. Çünkü âyette <em>fi&#8217;l-halk</em>   <strong>(yaratılışta)</strong> buyuruluyor. Ayrıca bu âyette, <em>ömürlerini  değerlendirmeyenlerden vs.</em> bahsedilmiyor, ömrü uzatılan, yaşlılık dönemine  ulaşan bütün insanlardan bahsediliyor. Keza, âyette defalarca dünyaya gelip  tekâmülün tamamlanmasına bir işâret olsaydı, <strong>&#8220;ömür verdiğimizi baş aşağı  çeviririz&#8221;</strong> yerine, &#8220;terakkî ettiririz&#8230;&#8221; gibi bir ifâdenin  kullanılması gerekirdi&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Allah sizi yerden bitki bitirir gibi  bitirdi, sonra sizi tekrar oraya iâde edecek, sonra tekrar çıkaracak&#8221;  </strong>(Nûh, 17-18) âyetinde de, Hz. Nûh&#8217;un muhataplarının müşrikler  olduğundan hareketle, suçluların cezâlarını çekip olgunlaşmak için yeniden  topraktan çıkarılıp dünyaya gönderilecekleri söylenmiştir.<br />
Burada sormak  gerekir ki, acaba Hz. Nûh, onların müşrik olarak öleceklerini biliyor mu ki,  böyle hitap etsin, <em>sizi tekrar dünyaya getirecek</em> desin! Aslında bu  âyette Allah&#8217;ın ölüleri diriltmeye olan kudreti dile getirilmiş, bu işin Allah  için çok kolay olacağını ifâde etmek için de, insanları başlangıçta, bitkileri  topraktan çıkarırcasına kolay bir şekilde yaratan Allah&#8217;ın, onları öldükten  sonra da böylesine kolay bir şekilde dirilteceği bildirilmiştir. Başka bir  ifâdeyle, insanın yaratılması ve öldükten sonra tekrar diriltilmesi, tohumun  filizlenerek topraktan çıkarılmasına benzetilmiştir.</p>
<p>Ayrıca  reenkarnasyon nazariyesinde, insanların topraktan çıkarılmaları diye bir şey  yoktur. Çünkü bu iddiâ sahiplerine göre, dünyaya tekrar gelişler kıyamet  kopmadan önce gerçekleşecektir. İnsanların diriltilerek topraktan çıkarılmaları  ise, kıyamette vuku bulacaktır. Dolayısıyla âyetteki topraktan çıkarma işi  reenkarnasyonla alakalı olamaz. Bilakis reenkarnasyon aleyhinde bir ifâdedir.  Cismani dirilişi ifade etmektedir.</p>
<p>Saffât sûresinde cennettekilerin  durumu anlatılırken, cennetliklerden birinin, dünyada iken âhireti inkâr edip  kendisiyle alay eden cehennemdeki arkadaşına, onun dünyada iken kendisine  söylediklerini hatırlatarak, alaycı, iğneleyici bir tavırla söylediği,  <strong>&#8220;(Bak), biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek, biz azaba da  uğratılacak değil miymişiz?!&#8221; </strong>(Sâffât, 58-59) âyetinin de,  reenkarnasyona delîl olarak gösterilmesi gariptir. Öztürk bu âyetleri, &#8220;Biz  cennetlikler tekrar ölecek miyiz? hayır yalnız ilk ölümümüz ve biz azaba da  uğratılmayacağız. Gerçekten de bu büyük bir başarının tâ kendisidir&#8221; şeklinde  tercüme ettikten sonra, <em>görüldüğü gibi âyetlerde cennet ehli yani tekâmülünü  tamamlamış olanların tekrar öldürülmeyecekleri söylenerek cehennem ehliyle bir  farklarının da bu olduğuna dikkat çekilmektedir</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn57" id="_ftnref57" name="_ftnref57"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> demektedir.</p>
<p>Bir kere bu hâdisenin nerede vuku bulduğu  unutulmuş gibidir! Artık âhiret âlemi başlamış, cennetlikler cennete,  cehennemlikler cehenneme dolmuşken, arz başka bir arza, gökler başka göklere  tebdîl edilmişken, hangi dünyaya dönüşten bahsediliyor? Hem, cennetliğin böyle  bir ifâdesi cehennemliğin tekrar ölüp diriltileceğine delâlet etmez. Sonra,  Öztürk&#8217;ün âyete verdiği mana, her ne kadar pek çok müfessir tarafından verilmiş  manaya uygun olsa da, kanaatimizce bu mana biraz uzaktır. Ayetin akışına uygun  olan mana, âyetin peşinden zikrettiğimiz ve Sabunî&#8217;nin  tefsîrinde<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn58" id="_ftnref58" name="_ftnref58"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, Çantay&#8217;ın da meâlinde ifâde ettiğidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn59" id="_ftnref59" name="_ftnref59"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Buna göre, âyetteki <em>efemâ nahnu bi-meyyitîn, illâ  mevtetene&#8217;l-ûlâ</em> ifâdesi, cennetliğin cehennemliğe hitabının bir devamıdır.  Bu ifâdelerle, cennetlik, cehennemliğe onun inkârcı sözlerini alaycı bir üslupla  hatırlatmakta, onun, &#8220;bir kere öldükten sonra artık dirilmeyeceğiz, azap ta  edilmeyeceğiz&#8221; iddiâsının gerçekleşmediğini bildirmektedir. Nitekim bir âyette  âhireti inkâr edenlerin şöyle dedikleri nakledilmektedir: <strong>&#8220;Sadece ilk  ölümümüz vardır. Biz diriltilecek değiliz&#8221; </strong>(Duhân, 35). İşte yukardaki  âyette cennetliğin alaycı bir tavırla anlattığı şey de kâfir arkadaşının  dünyadayken alaycı bir tavırla söylediği  bu nevi  sözleridir.</p>
<p>Reenkarnasyona delîl olarak sunulan daha başka âyetler<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn60" id="_ftnref60" name="_ftnref60"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> de vardır. Meselâ, <strong>&#8220;&#8230; Sonra ona yolu kolaylaştırdı.  Sonra canını aldı ve kabre soktu. Sonra dilediği vakitte onu yeniden diriltir&#8221;  </strong>(Abese, 20-22) âyeti, mazî sigalar (geçmiş zaman kipleri)dan  hareketle<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn61" id="_ftnref61" name="_ftnref61"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, <strong>&#8220;O&#8217;dur ki, ölümü ve hayatı yarattı&#8221; </strong>(Mülk, 2)  âyeti, ölümün hayattan önce zikredilmesinden hareketle<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn62" id="_ftnref62" name="_ftnref62"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bu konuya delil olarak öne sürülmüş hatta, kıyamet günü  karanlıklar içinde kalıp, bir ışık arayan kâfirlere ışık arama yerinin dünya  hayatı olduğunu ve artık bunun da muhal olduğunu ifâde etmek için kınayıcı ve  istihza edici bir tavırla söylenen,  <strong>&#8220;Onlara denildi ki, ardınıza  (dünyaya) dönünüz de orada ışık arayınız!&#8221; </strong>(Hadîd, 13) âyeti dahi  reenkarnasyona delîl sadedinde sunulmak istenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn63" id="_ftnref63" name="_ftnref63"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Kıyametten sonra tekrar dünya hayatının olacağını  söylemek, kıyametin de tekrarını gerektirir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn64" id="_ftnref64" name="_ftnref64"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> ki böyle bir şey de tenâsühü kâinatın ve devirlerin sonsuza kadar  devam ederek, her devirde bir önceki devrin benzeri hâdiselerin vuku bulacağını  söyleyen bir kısım tenasühçülerin<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn65" id="_ftnref65" name="_ftnref65"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> görüşlerine yaklaşmak olur.<br />
Görüldüğü gibi, Kur&#8217;ân kesinlikle dünyaya dönüşü reddetmektedir. Aksini  savunanların iddiâları ise, tutarlı değildir.</p>
<h4>
<p>Dipnotlar</h4>
<p style="font-size:9px;font-family:Tahoma;"><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref1" id="_ftn1" name="_ftn1"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bkz. Cürcanî, <strong><em>Şerhu&#8217;l-Mevâkıf</em></strong><em>,  </em>VIII, 300.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref2" id="_ftn2" name="_ftn2"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Addison; s. 125; Fâvî, s. 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref3" id="_ftn3" name="_ftn3"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Fâvî, s. 51.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref4" id="_ftn4" name="_ftn4"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Munîr Ba&#8217;lebekkî,  <strong><em>el-Mevrid-90</em>,</strong>  24. bsk., Dâru&#8217;l-İlm li&#8217;l-Melâyîn,  Beyrut, 1990, s.773.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref5" id="_ftn5" name="_ftn5"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Tahsin Saraç.<strong> <em>Büyük Fransızca Türkçe  Sözlük</em></strong><em>, </em>Adam yay., İstanbul, 1985,  s.1192.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref6" id="_ftn6" name="_ftn6"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <em>Transmigrasyon</em>un lügât manası, göç, rûh göçü, başka  bir varlığa geçmektir (bkz. Saraç, s.1413).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref7" id="_ftn7" name="_ftn7"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Addison, s. 87, 92, 125.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref8" id="_ftn8" name="_ftn8"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. A. Zeki Tuffâhe, <strong><em>en-Nefsu&#8217;l-Beşeriyye ve  Nazariyyetu&#8217;t-Tenâsüh,</em></strong> Beyrut, 1987, s. 90.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref9" id="_ftn9" name="_ftn9"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bedri Ruhselman. <strong><em>Ruh ve  Kâinât</em></strong><em>,</em> Ruh ve Madde yay., İstanbul, 1977,   s.152.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref10" id="_ftn10" name="_ftn10"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Leon Denıs,<strong> Après La Mort</strong>, Libraire des  Siciences psychiéues, Paris, tsz., s. 312; Sinan Onbulak. <strong><em>Ruhî  Olaylar ve Ölümden Sonrası</em></strong><em>,</em> Dilek yay., İstanbul,  1975,  s. 344.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref11" id="_ftn11" name="_ftn11"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Bu fırkalar ve şahıslar için bkz. Şehristânî, s. 54;  Kurtubî, IV,105; Müyesser, s. 205; M. Şemseddin, 192, 210, 211; Abdulmu&#8217;ti, s.70<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref12" id="_ftn12" name="_ftn12"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Ayette geçen <strong><em>berzâh</em></strong>&#8216;ın ne olduğu  hakkında sahabe ve tabiinden şu görüşler nakledilmiştir: Ölümle diriliş  arasındaki perde, dünya ve âhiret arasındaki perde, ölüyle ölünün dünyaya  dönmeesi arasındaki engel, kıyamet gününe kadarki mühlet&#8230; (Maverdî, IV,  66-67).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref13" id="_ftn13" name="_ftn13"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Muhammed İkbal. <strong><em>İslâm&#8217;da Dinî Düşüncenin Yeniden  Doğuşu</em></strong><em>, </em> İstanbul, 1984, s. 160.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref14" id="_ftn14" name="_ftn14"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Aşûr, XVIII,123. İbn Aşur ifâdesinin devamında şöyle  diyor: &#8220;Bu terkib mesel makamında olup, &#8220;Rabbim beni geri döndür&#8221; talebinde  bulunan müşrikin sözünün boş, manâsız ve kabul edilmez bir talep olduğunu ifâde  etmektedir. Bu ifâde Kur&#8217;ân&#8217;ın mübtekerâtından (Arap kelâmında ilk olarak  kullandığı) olup, daha önce Arap kelâmında kullanılmamış bir ifâdedir.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref15" id="_ftn15" name="_ftn15"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Celal Kırca, <strong><em>Kur&#8217;ân ve İnsan</em></strong>,  Marifet yay., İstanbul, 1996, s. 175.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref16" id="_ftn16" name="_ftn16"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Ateş, <strong><em>Yüce  Kur&#8217;ân&#8217;ın Çağdaş Tefsiri</em></strong>, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul,  1991,  VI,118.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref17" id="_ftn17" name="_ftn17"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Yaşar Nuri Öztürk. <strong><em>Kur&#8217;ân&#8217;daki  İslâm</em></strong>,  6. bsk.,Yeni Boyut, İstanbul, 1994,  s.  312.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref18" id="_ftn18" name="_ftn18"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.153.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref19" id="_ftn19" name="_ftn19"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. M. Said Şimşek, <strong><em>Günümüz Tefsîr  Problemleri</em></strong>, Esra yay., Konya, 1995,  s. 288.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref20" id="_ftn20" name="_ftn20"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Gazalî, Muhammed.  <strong><em>el-Mehâviru&#8217;l-Hamse</em></strong>, s.183.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref21" id="_ftn21" name="_ftn21"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Beyzavî, V, 467; Nesefî, IV,137; Ebu&#8217;s-Suûd,  VIII,137.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref22" id="_ftn22" name="_ftn22"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Bûtî,  <strong><em>Kübrâ&#8217;l-Yakiniyyâti&#8217;l-Kevniyye</em></strong>, s. 315.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref23" id="_ftn23" name="_ftn23"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Ateş, II, 303 (<strong><em>Resâil-i İhvan-ı  Safa</em></strong><em>, </em>IV,190-196&#8242;dan naklen).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref24" id="_ftn24" name="_ftn24"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <em>Batıniyye</em>, Nasların bir zahiri olduğu gibi, bir de  bâtını olduğunu söyleyenlerdir (bkz. Bekir Topaloğlu, <strong><em>Kelâm  İlmi</em></strong>, İstanbul, 1981, s. 231). Ancak, <em>bâtınîler</em> Kur&#8217;ân&#8217;ın  zâhiriyle amel etmeyi kabul etmezler. Asıl murâd olanın zâhir değil, bâtın  olduğunu söylerler. İsmailiyye, Karamite, Seb&#8217;iyye, Huremiyye gibi grupları  vardır ( Sabunî, <strong><em>et-Tibyân fî Ulûmi&#8217;l-Kur&#8217;ân,</em></strong> 3. bsk.,  Daru&#8217;l-Kalem, Dımeşk, 1408, s. 249). Böyleleri, kendi bâtıllarını Kur&#8217;ân&#8217;ın  bâtını diye gösterirler. Ellerinde ise, bu iddiâlarını destekleyen hiç bir delîl  yoktur. Bu yönüyle batınî tefsir hareketi, işârî tefsirden tamamen farklıdır.  Çünkü makbûl olan işârî tefsirde, Kur&#8217;ân&#8217;ın zahirî manasına aykırılık,   âyetten murâdın sadece batınî mana olduğu iddiâsı yoktur. Lafız, verilen manaya  muhtemeldir. Şeriate ve akla aykırı değildir. Fehimleri teşviş etmez. Batınî  tefsirlerde ise bu özellikler yoktur. Meselâ, &#8220;<strong>Süleyman Davûd&#8217;a varis  oldu</strong>&#8221; (Neml, 16) âyetine <em>İmam-ı Ali ilimde Nebi (s.a.v)&#8217;ye varis  oldu</em> demek, batınî bir tefsirdir (bkz. Sabunî,  <strong><em>et-Tibyân</em></strong>, s. 240).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref25" id="_ftn25" name="_ftn25"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Suyutî,<strong> <em>el-İklîl</em>, </strong>thk. Seyfuddin  Abdulkadir, 2. bsk., Dâru&#8217;l-Kütübi&#8217;l-İlmiyye, Beyrut, 1985,  s. 29.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref26" id="_ftn26" name="_ftn26"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XII,177.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref27" id="_ftn27" name="_ftn27"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Sinâ,<strong><em>  el-Adhaviyye,</em></strong> s. 120.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref28" id="_ftn28" name="_ftn28"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XII,177.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref29" id="_ftn29" name="_ftn29"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Sinâ<strong><em>, el-Adhaviyye</em></strong>, s.  95.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref30" id="_ftn30" name="_ftn30"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Misal için bkz. Sönmez Akbay. <strong><em>Bilinmeyene  Doğru</em>,</strong> İzmir, 1983,  s. 217-225.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref31" id="_ftn31" name="_ftn31"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu âyetteki diğer ifâdelerden neyin kastolunduğu ise açıktır:  İlk diriltme, bu dünya hayatına, daha sonraki öldürme, dünya hayatımız sonundaki  ölümümüz, bu öldürmeden sonraki dirilme de, kıyametteki diriliştir. (Şimşek, M.  Said, s. 261).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref32" id="_ftn32" name="_ftn32"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Maverdî bu hususta<em> altı,</em> Endelusî ise  <em>yedi</em> görüş zikretmiş, <em>altı</em> tane de işârî tefsir sıralamıştır.  (bkz. Maverdî, I, 91-92; Ebu Hayyan Muhammed b. Yûsuf el-Endelusî,  <strong><em>Tefsiru&#8217;l-Bahri&#8217;l-Muhît</em></strong><em>,</em>  2. bsk.,  Daru&#8217;l-Fikr, 1983, I,131-132). Bu görüşlerin hiç birisinde tenasüh veya  reenkarnasyon belirtilmemiş, işâret dahi edilmemiştir. Hepsinde manâ, insanın  dünyaya gelmeden önceki tavırlarıyla alakalıdır. Yalnız, Ebû Salih, bu âyetteki  ölü halde olmanın kabirlerinde ölü olanlar, ilk diriltmenin de, kabirlerinde  olanların kabir suâli sorulması için olduğu, sonra tekrar öldürülüp kıyamette  tekrar diriltileceği şeklinde bir ifâdede bulunmuşsa da, bu görüş Taberi  tarafından uzak addedilmiştir. Çünkü âyetteki kafirleri tevbih, kınama,  işledikleri günahlardan dolayıdır. Kafirler masiyetten taata, inkârdan imana  davet edilmektedirler. Kabirde ise inâbe ve tevbe yoktur (Taberi, I, 225).  Dolayısıyla bu görüş, âyetin siyak ve sibâkına uygun düşmemektedir. Bu görüş  doğru da olsa, tenasüh veya reenkarnasyona bir delâleti olmadığı açıktır.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref33" id="_ftn33" name="_ftn33"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, I, 222-223; Maverdî, I, 91.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref34" id="_ftn34" name="_ftn34"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, 223-224.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref35" id="_ftn35" name="_ftn35"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, I, 223-224; Maverdî, I, 91; Zemahşerî, I, 270;  Şevkânî, I, 59; Câvî, II, 8; Vâhidî, II, 8.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref36" id="_ftn36" name="_ftn36"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Endelusî, I, 131.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref37" id="_ftn37" name="_ftn37"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Maverdî, I, 92.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref38" id="_ftn38" name="_ftn38"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu ifâdeye bu şekilde manâ verenlere misâl olarak bkz.  Taberî, I, 225-226; Endelusî, I,131-132.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref39" id="_ftn39" name="_ftn39"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, II,139.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref40" id="_ftn40" name="_ftn40"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Aşûr, I,  375.  İbn Aşûr, ifâdesinin sonunda bu âyetin niçin zikrolunduğuna işâret  ediyor. Yani insanın malûmu olan şeylerden tevhîde ve haşre delîl getiriliyor.  Merağî de benzer ifâdelerde bulunmuştur (bkz. Merağî, I,75-76).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref41" id="_ftn41" name="_ftn41"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXVII, 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref42" id="_ftn42" name="_ftn42"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXVII, 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref43" id="_ftn43" name="_ftn43"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Zemahşerî, III, 418.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref44" id="_ftn44" name="_ftn44"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s. 257-258.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref45" id="_ftn45" name="_ftn45"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <strong>&#8220;Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan,  canlardan ve ürünlerden azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele&#8221;</strong>  (Bakara, 155) âyetinde ifâde edildiği gibi.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref46" id="_ftn46" name="_ftn46"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Müyesser, s. 207-208.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref47" id="_ftn47" name="_ftn47"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk de, bu âyetlerin reenkarnasyona delâlet edebileceğini  söyledikten sonra, &#8220;Nitekim F. er-Razî&#8217;den Elmalılıya kadar bir çok müfessir  getirdikleri açıklamalarla ikinci manâyı ortaya koymuş, ancak geleneksel kabule  uyarak reenkarnasyondan bahsetmemişlerdir&#8221; demektedir. Ancak, Razi ve Elmalılı  dahil, pek çok tefsîrde bu âyetlerin manâsı hakkında söylenenlere bakmamıza  rağmen biz böyle bir şeye şâhid olmadık.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref48" id="_ftn48" name="_ftn48"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Çoğulu emsâl olan misl kelimesi, bir şeyin misli, benzeri  manâsına geldiği gibi, o şeyin aynısı manâsında da kullanılır. Nitekim<strong>  </strong> &#8220;<strong><em>O&#8217;nun misli gibi hiç bir şey yoktur</em></strong>&#8221;  (Şûrâ, 11) âyetinde <em>mis</em>l bu manâdadır.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref49" id="_ftn49" name="_ftn49"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Alûsî, XXIII, 56; Tabatabaî, XVII,118; İbn Aşûr, XXVII,  317.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref50" id="_ftn50" name="_ftn50"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, XII, 242, 325; İbn Kesîr, IV, 488.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref51" id="_ftn51" name="_ftn51"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXIX,156.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref52" id="_ftn52" name="_ftn52"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk, 282-283.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref53" id="_ftn53" name="_ftn53"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Rağıb,<strong><em> Mufredât</em></strong>, s.194.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref54" id="_ftn54" name="_ftn54"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. İbn Aşûr, XIV, 212.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref55" id="_ftn55" name="_ftn55"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Buharî, <em>Cihâd</em>, 25, III, 209; Müslim, <em>Zikr</em>,  52, IV, 2070; Nesâî, <em>İstiaze</em>, 5, VIII, 647; İbn Hanbel, I, 54.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref56" id="_ftn56" name="_ftn56"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.153.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref57" id="_ftn57" name="_ftn57"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk, s. 250.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref58" id="_ftn58" name="_ftn58"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Sabunî,  <strong><em>Safvetu&#8217;t-Tefâsîr</em></strong>, III, s. 34.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref59" id="_ftn59" name="_ftn59"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Hasan Basri Çantay,<strong><em> Kur&#8217;ân-ı Hakîm ve Meâl-i  Kerîm</em></strong>, 13. bsk., III, 798.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref60" id="_ftn60" name="_ftn60"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu hususta ki diğer âyetler ve cevâpları için bkz. Şimşek, M.  Said, s. 257-282.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref61" id="_ftn61" name="_ftn61"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Bkz. Ateş, X, 327.   Aslında, Kur&#8217;ân-ı  Kerimde misâline çokça rastlanan bu durum, yani ilerde vuku bulacak bir  hadiseyi, geçmiş zaman kipiyle anlatmak tekid içindir, hâdisenin mutlaka vuku  bulacağını, âdeta olmuş gibi kabul edilmesi gerektiğini ifâde etmek içindir  (bkz. Ateş, IX, 150-151).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref62" id="_ftn62" name="_ftn62"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Ateş, IX, 527;  Öztürk, s. 319-320.    Bu âyette ölümün hayattan önce  zikredilmesi, hakiki hayat  ve büyük bir nimet olan âhiret hayatına ölüm  vasıtasıyla ulaşıldığı içindir. Bu yüzden âyette ölüm de hayat gibi, bir nimet  olarak sayılmıştır.  Çünkü, kendisi vasıtasıyla nimete ulaşılan şey de  nimettir (bkz. Rağıb,<strong><em> Tafsîlu&#8217;n-Neş&#8217;eteyn ve  Tahsilu&#8217;s-Saadeteyn</em></strong>, s. 183).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref63" id="_ftn63" name="_ftn63"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.709.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref64" id="_ftn64" name="_ftn64"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Şimşek, M. Said, s. 290.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref65" id="_ftn65" name="_ftn65"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Müyesser, s. 205.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/215/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/215/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=215&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ölüm ve Sonrası HAkkında.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:
&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1
Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="content content_12" align="justify">Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:</p>
<p>&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1</p>
<p>Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr kalması gerektiğini ifade etmek istiyorlardı. Bu minnettarlık sebebiyle de bol ihsana mazhar olmayı ümit ediyorlardı. Henüz Müslüman olduklarından ve İslâmın engin ruhuna vakıf bulunmadıklarından dolayı bu tarz bir tavır takındıkları muhakkaktı.</p>
<p>Halbuki, iman etmekle ancak kendilerine fayda temin etmiş oluyorlardı. Bu sayede ebedî hayatlarını mahvolmaktan kurtarmış oluyorlardı. İman etmekle Resûl-i Ekremin şahsına elbette bir fayda temin etmiş değillerdi. Bu sebeple bu tarz davranışları son derece yersizdi ve İslâm ruhuna uygun değildi. Nâzil olan âyet-i kerime bunu açıkça ortaya koydu:</p>
<p>&#8220;Onlar İslâma girmekle seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Eğer îmânınızda sâdıksanız, sizi îmâna kavuşturduğu için asıl sizin Allah&#8217;a minnetar olmanız gerekir.&#8221;2</p>
<p>Mü&#8217;minin vazifesi, kâinatta en büyük ve en yüksek hakikat olan îmânı elde etmiş olmasından dolayı, Cenâb-ı Hakka şükür ve hamddır. Bunun dışında îmânına mukabil hiç bir maddî-mânevî menfaat beklememeli, hattâ kalben dahi arzu etmemelidir. Zira, îmân nimetine kavuşmanın ve Müslümanlık şerefiyle şereflenmenin karşılığı olarak verilecek mükâfat uhrevîdir. Ancak, o âlemde Cenâb-ı Hak fazl ve keremiyle bu eşsiz mükâfatı ihsan eder.</p>
<p>İmân ve Kur&#8217;an&#8217;a ait hizmetlerin sevap ve mükâfatları da uhrevîdir, âhirette verilir. Binâenaleyh, hem îmân edip Müslüman olan, hem de Kur&#8217;an ve İslâmiyete hizmet eden Müslüman, bu hizmetlerinden dolayı dünyevî bir mükâfat ve menfaat beklememelidir. Bekleyip kalben arzu ettiği takdirde dindeki ihlâsını kaybetmiş sayılır. İhlâsın zayi olması ise, ibâdetlerin makbuliyet sırrını ortadan kaldırır. Allah korusun, insanı mânen müflis duruma sokabilir. Bunun yanında imân ve Kur&#8217;an&#8217;a hizmet eden bir insan, istemediği ve kalben arzu etmediği halde maddî bir mükâfata bu hizmetinden dolayı nâil olsa, bunu, Cenâb-ı Hakkın kendisine bir ihsanı bilip verenlerin minneti altına girmemelidir. Ayrıca &#8220;Bu maddî menfaat ve ücret dinî hizmetimden dolayı veriliyor&#8221; hissine de kapılmamalıdır.</p>
<p>1. Tabakât, 1:292; İbn-i Kesîr, 4:170<br />
2. Hucûrat Sûresi, 17.</p>
<p>*sorularla islamiyet</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/213/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/213/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ölüm Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:19:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Sonsuz ilâhî fiillerden birisi: İmate; yani, ölümü tattırma; ruhun bedendeki tasarrufuna son verme. Ruh, Allah’ın en mükemmel, en harika ve en bilinmez eseri. Muhyi (hayat verici) isminin tecellisiyle hayat nimetine kavuşmuş. Bu nimet ve şeref artık ondan ebediyen geri alınmayacak. Kabirde de, mahşerde de, cennet veya cehennemde de devam edecektir.
Ruh yaratmak gibi, her ruha uygun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=212&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="content content_12" align="justify">Sonsuz ilâhî fiillerden birisi: İmate; yani, ölümü tattırma; ruhun bedendeki tasarrufuna son verme. Ruh, Allah’ın en mükemmel, en harika ve en bilinmez eseri. Muhyi (hayat verici) isminin tecellisiyle hayat nimetine kavuşmuş. Bu nimet ve şeref artık ondan ebediyen geri alınmayacak. Kabirde de, mahşerde de, cennet veya cehennemde de devam edecektir.</p>
<p>Ruh yaratmak gibi, her ruha uygun bir beden inşa etmek de Allah’ın en hikmetli ve rahmetli bir icraatı. İşte ölüm kanunuyla o misafir ruh, bedenden soyuluyor, süzülüyor ve kendine mahsus bir başka âleme göç ediyor.<br />
<span id="more-212"></span><br />
Nur Külliyatında ölüm için getirilen birbirinden güzel tariflerden birisi:</p>
<p style="padding-left:40px;"><strong>“Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur&#8230;” </strong><br />
( Mektûbat)</p>
<p>Ve yine ölüm hakkında ince bir tespit:</p>
<p style="padding-left:40px;">“<strong>Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir. Öyle de dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir</strong>.”<br />
( Mektûbat)</p>
<p>Bir asker adayı için hem kıtasına teslim olduğunda, hem de terhis edildiğinde birtakım kayıtlar tutulur, işlemler yapılır. Askere kayıt da bir fiil, askerden terhis de&#8230; İşte yukarıdaki ifadelerde bu incelik nazarımıza sunuluyor. Hayat, ihya fiiline dayandığı gibi, ölüm de imate fiiline dayanıyor. İkisi de ayrı birer ilâhî ismin tecellisine hizmet ediyorlar.</p>
<p>İhya fiiliyle cansız elementler hayata kavuşurken, imate fiiliyle bu beraberliğe son veriliyor. Canlı hücreler, yerlerini kademeli olarak yeni elementlere bırakıyorlar.</p>
<p>Nur Külliyatında, çekirdeklerin ölümleriyle sümbül hayatına geçtikleri ölümün de hayat kadar bir nimet olduğu güzelce izah edilir. Biz de bu müjdeli haberi hayalimizde genişletiyor ve görüyoruz ki, her ölümü bir diriliş takip ediyor ve ikinci safhalar birincilerden daha mükemmel. “Nutfe” safhası biterken “alâka” yani kan pıhtısı devreye giriyor. “Alâka”nın işi bitince sıra “mudga”ya yani et paçası geliyor.</p>
<p>Kâinatın yaratılış safhalarında da bunu görüyoruz, bir sonraki safha öncekinden daha mükemmel.</p>
<p>Bütün bu rahmet ve hikmet tecellileri bize kabir âleminin dünyadan, âhiretin de kabir âleminden daha güzel ve daha mükemmel olduğunu ders veriyorlar.</p>
<p>O halde ölüm, yeni bir mükemmele atılan adımın adı. Onu kabir âlemi takip edecek ve diriliş hadisesiyle, insan yeniden beden-ruh beraberliğine kavuşacak. Ölümü ve imateyi böylece değerlendiren insan, “Ölümü gülerek karşılar.”.</p>
<p>*sorularla islamiyet</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/212/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/212/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/212/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/212/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/212/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/212/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/212/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/212/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/212/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/212/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/212/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/212/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=212&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>A’raf sûresinde geçen a`raf ehli kimlerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:18:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/</guid>
		<description><![CDATA[Araf`la ilgili izaha geçmeden önce, Araf Suresinde geçen “Araf” ve “Araf ehli” hakkındaki ayet meallerini verelim. Cennetliklerle Cehennemliklerin durumu ve aralarındaki konuşmaların zikredildiği ayetlerden sonra “Araf”la ilgili şu ayetler yer almaktadır:
&#8220;Cennet ile Cehennemin arasında bir sur vardır. Orada bulunan A`raf ehli kimseler, Cennet ve Cehennem ehlinin hepsini yüzlerinden tanır. Onlar Cennet ehline, ‘Size selam olsun` [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=211&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Araf`la ilgili izaha geçmeden önce, Araf Suresinde geçen “Araf” ve “Araf ehli” hakkındaki ayet meallerini verelim. Cennetliklerle Cehennemliklerin durumu ve aralarındaki konuşmaların zikredildiği ayetlerden sonra “Araf”la ilgili şu ayetler yer almaktadır:</p>
<p style="padding-left:40px;">&#8220;<strong>Cennet ile Cehennemin arasında bir sur vardır. Orada bulunan A`raf ehli kimseler, Cennet ve Cehennem ehlinin hepsini yüzlerinden tanır. Onlar Cennet ehline, ‘Size selam olsun` diye seslenirler. Kendileri Cennete girmemiş, fakat girme iştiyakı içindedirler.</p>
<p>Gözleri Cehennem ehline çevrildiğinde ise, ‘Ey Rabbimiz!` derler. ‘Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma.</p>
<p>A`raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları Cehennemliklere seslenirler ve derler ki: ‘Ne dünyadaki taraftarlarınızın çokluğu, ne servetiniz, ne de büyüklük taslamanız size bir fayda vermedi.` Allah onları rahmetine eriştirmez diye yemin ederek küçümsediğiniz kimseler şu Cennet ehli olan zayıf ve fakir mü`minler miydi? Siz de ey mü`minler girin Cennete. Size ne bir korku vardır, ne de mahzun olursunuz.</strong>” (1)<br />
<span id="more-211"></span><br />
“Araf”, “arf” kelimesinin cem`idir. Tefsirlerimizde Araf hakkında pek çok izahlar bulunmaktadır. Ancak bunların içinde müfessirlerin çoğunun ittifak ettiği görüş, “Araf”ın Cennetle Cehennem arasında bir perde, yüksek bir sur ve tepeler manasına geldiğidir. İbni Abbas ise, “Sırat Köprüsü üzerinde bulunan şerefelerdir” demektedir.</p>
<p>Hasan-ı Basri Hazretleri ise şöyle demektedir:</p>
<p>“<strong>Bu kimseler, Allah`ın, Cennet ve Cehennem ehlini birbirinden ayırmak için tayin ettiği insanlardır. Vallahi, bilmem, ama bunlardan bazıları şimdi beraberimizdedir</strong>” (2)</p>
<p>Araftakilere, “Araf” denmesinin sebebi ise, onların, insanları amellerine göre tanımalarıdır. Yine tefsirlerimizde izah edildiğine göre, Cenab-ı Hak, Mizanda sevap ve günahları tartıp, Cennetlik ve Cehennemlikleri ayırd ettiği zaman, sevap ve günahı eşit gelenleri bir müddet bekletecektir. Sırat Köprüsünün yanında bulunan bu kimseler, Cennetlik ve Cehennemlikleri tanıyacaklar, Cennet ehlini gördükleri zaman, “Allah`ın selamı sizin üzerinize olsun” diyecekler, sol taraflarına baktıkları zaman da Cehennem ehlini görecekler, bulundukları yerde Allah`a sığınarak, “Ya Rabbi, bizi bu zalim topluluktan kılma” diye dua edecekler. Cennetlikler ve Cehennemlikler gittikten sonra Cenab-ı Hak onları rahmetiyle bağışlayıp Cennete koyacaktır. (3)</p>
<p>Nitekim, Peygamberimize Araf ehlinin kimler olduğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur:</p>
<p style="padding-left:40px;">“<strong>Cenab-ı Hak kullarını ayırıp bitirdikten sonra en son kalan kullarına da, ‘Sevaplarınız sizi Cehennemden kurtardı, fakat Cenneti hak edemediniz. Sizi ben rahmetimle Cehennemden azad ediyorum. İstediğiniz Cennete giriniz` buyuracak</strong>.” (4)</p>
<p>Ayrıca, Araf ehlinin bazı rivayetlerde insan olmayıp meleklerden bir sınıf olduğu da bildirilmektedir.Bütün bu izahlar ve açıklamalar, ayetlerin mefhum ve mealine uygundur.</p>
<p>Fakat İbrahim Hakkı Hazretleri, Marifetname`sinde, dini mükellefiyetlerden muaf tutulan delilerin ve kafir çocuklarının Araf ehli olduğunu, Cennetlikleri gördükleri zaman, o nimetlere kavuşamadıkları için mahzun olduklarını, Cehennemliklere baktıkları zaman da kendi hallerine şükrettiklerini ve bu halde ebedi olarak orada kalacaklarını bildirmektedir.</p>
<p>Bununla beraber, “Araf” ve Araf ehli hakkında yapılan bütün bu izahlar ayetin bir tefsiri mesabesindedir. Esas mahiyetini ancak Allahü Teala bilir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>1. A`raf Suresi, 47-49.<br />
2. et-Tefsirul-Kebir, 14:87.<br />
3- (Taberi Tefsiri) 8:136-139.<br />
4. A. g. e.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/211/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/211/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=211&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ahirete Gidip Gelen Var mI?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/ahirete-gidip-gelen-var-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/ahirete-gidip-gelen-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:14:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/ahirete-gidip-gelen-var-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Günlük hayatımızda, ahiretin varlığı hakkında derinliğine nüfuz edilmeyince zorlandığımız sorularla karşılaşırız. Bunlar &#8220;Görmediğime inanmam&#8221; safsatasının arkasına sığınan materyalistlerin bir iman vadisini daha inkar için kullandıkları, devrini çoktan kapamış hezeyanlardır.
Evet, insan akıl ve mantığının bir hadiseyi halihazır için kabullenip de onu istikbal için inkar etmesinden daha korkunç bir tezat düşünülemez. Yani aslında ahiretin varlığına delil olarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=209&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Günlük hayatımızda, ahiretin varlığı hakkında derinliğine nüfuz edilmeyince zorlandığımız sorularla karşılaşırız. Bunlar &#8220;Görmediğime inanmam&#8221; safsatasının arkasına sığınan materyalistlerin bir iman vadisini daha inkar için kullandıkları, devrini çoktan kapamış hezeyanlardır.</p>
<p>Evet, insan akıl ve mantığının bir hadiseyi halihazır için kabullenip de onu istikbal için inkar etmesinden daha korkunç bir tezat düşünülemez. Yani aslında ahiretin varlığına delil olarak içinde yaşadığımız hayat kafidir. İkinci bir hayatın varlığını inkar edenler, içinde yaşadıkları hayatı inkar edebilirler mi? Edemezler.</p>
<p><span id="more-209"></span></p>
<p>Çünkü; bir kumandanın hiç yoktan bir orduyu toplayıp emri altına alması mı daha kolaydır, yoksa vazifesini öğrenmiş birbiriyle tanışmış ve istirahat için dağılmış bir orduyu teşkil eden askerleri tekrar boru sesiyle bir araya getirmesi mi daha kolaydır? Hangisi? Elbette ikincisi. Bu misal gibi, Rabbimiz bizi yokluk karanlıklarından çıkarıp pırıl pırıl bir alemde hayat dediğimiz nimeti vermiş olduğuna göre, ölünce aynı işin bir kere daha tekrarlanması nasıl imkansız olabilir. Üstelik birincisine göre daha kolay değil midir?</p>
<p>Hem bir yerden veya bir şeyden haber vermek için o yere gitmek veya o şeyi mutlaka gözümüzle görmek mi gerekir? Astronomi ilmi bize yıldızlardan, galaksilerden, bahsetmektedir. Uzayda hala ışığı bize ulaşamayan nice yıldızlar vardır. Peki buralara kim gidip kim gelmiştir?</p>
<p>Bu konu ile alakalı olarak Bediüzzaman Hazretleri &#8220;<strong>Perde-i gayb içindeki alem-i ahirete ait menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için, ya kainatı küçültüp iki vilayet derecesine getirmeli, veyahut gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki, yerlerini görüp, tayin edelim. Ahiret alemine ait menziller bu dünyevi gözümüzle görülmez</strong>&#8221; der.</p>
<p>Bu dünyanın ölçülerine göre çalışan insan aklı, her ne kadar mahiyet ve ölçüleri başka olan bir alemi hakkiyle idrakten aciz ise de, varlığı hakkında hadsiz deliller olup ispat edildiği için ahireti mümkün görmektedir. Aklen mümkün olan bir şeyin varlığı da haber yoluyla tahakkuk eder. Bütün peygamberler ve kitaplar ahiretin varlığını haber vermiş ve insanın öldükten sonra tekrar dirilerek, bu dünya hayatında yaptıklarından hesaba çekileceğini ihbar etmişlerdir. Hele mukaddes kitabımızda da ahiret hayatı, dünya hayatından bazı misaller, bir takım teşbihler getirilerek en mükemmel bir tarzda anlatılmıştır. Bu da ahiretin, Cennet ve Cehennem menzillerinin dünyaya benzediğinden değil, başka türlü tam manasıyla bu hakikati anlamamız mümkün olmadığındandır.</p>
<p>Üstelik Efendimiz (s.a.v.) de, Miraç Gecesi&#8217;nde gidip görmüş ve gelip haber vermiştir. Şimdi varlığı hakkında bu kadar sağlam deliller sıraladıktan sonra inkar edenlere soruyoruz. Siz nereye gidip baktınız da göremediğinizden dolayı yokluğuna hükmediyorsunuz? Deliliniz nedir? Madem inkar ediyorsunuz, inkarınıza delil getirmek mecburiyetindesiniz. Yok, yok demek neyi halleder?</p>
<p>İzah ve ispat edenlerin ciltler dolusu bilgiler verip şüpheleri defettikleri bir davanın, güneş gibi açık bir hakikatin karşısında inkar ile gözlerini kapayanlar ancak kendilerine gündüzü gece yaparlar.</p>
<p>*sorularla islamiyet</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/209/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/209/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/209/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/209/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/209/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/209/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/209/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/209/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/209/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/209/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/209/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/209/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=209&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/ahirete-gidip-gelen-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kabir Azabı (Hurafeler)</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2007 22:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Azap]]></category>
		<category><![CDATA[Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Dalâlet]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabir Azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Reenkarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Şirk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</guid>
		<description><![CDATA[
Yeni bir internet hurafesi daha:
Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?
Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;<br />
<span id="more-207"></span><br />
Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/  (anasayfa&#8217;da ortadaki link)</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;</p>
<p>Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>***</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/207/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/207/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Örtünme,Baş örtüsü Nasıldır? renk cins ayrımı olur mu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Cilbab]]></category>
		<category><![CDATA[Dalâlet]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Haremlik-Selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kapanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Setr]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<category><![CDATA[Tülbent]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Örtünme]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Kadın Hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?
En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor&#8230; Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, &#8220;Bana bak!&#8221; Bu olmaz! Rengin önemi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=177&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:red;"><span style="font-size:14pt;line-height:1.3em;">Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?</p>
<p>En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor&#8230; Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, &#8220;Bana bak!&#8221; Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini Allah&#8217;a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: &#8220;Bu mantoyu Allah beğenir mi?&#8221; O&#8217;dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?<span id="more-177"></span></p>
<p>Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kadının bakışları, yürüyüşü, hareketleri&#8230; Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır. Kur&#8217;an&#8217;da tesettür, &#8220;cilbab&#8221; diye geçer. Yani kadının kafasından bir örtü bırakacağız, işte oldu cilbab&#8230;</p>
<p>Şimdiki hanımlar, modern tesettürlü (!) Modernizm Avrupa&#8217;ya aittir. Kanımca böyle hanımları imanları kurtaracak&#8230; &#8220;Efendim ben öyle kapanamam.&#8221; Kapanma. O zaman gelecek tehlikelere de razı ol.</p>
<p>Kapalı bir hanım, yolda giden diğer bir kapalı hanımı durdurmuş, şöyle demiş: &#8220;O kadar güzel kapanmışsın ki, çok cazip görünüyorsun!&#8221;</p>
<p>Ceylanı güzelliği için vururlar. En güzel meyveye çok taş atarlar. Altın, değerli olduğu için onu ateşe atıp eritirler. Elmas yontuldukça kıymetlenir. Geyikleri boynuzları için avlarlar. Bazı hayvanlar kürkleri için acımasızca öldürülür. Birçok değerlere sahip olanlar, birçok felaketlere uğrayabilirler. İslamiyet, dünya ve ahiretimizi cennet etmek için vardır. İslamiyet&#8217;in dışına çıkansa, avcının ağına düşer!</p>
<p>Tesettür, kadının cazibesini artırması değildir!</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/177/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/177/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=177&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Toprak Nasıl Dirilir? aklım almıyor.. Cansız değil mi bu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/toprak-nasil-dirilir-aklim-almiyor-cansiz-degil-mi-bu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/toprak-nasil-dirilir-aklim-almiyor-cansiz-degil-mi-bu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 23:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Yüzü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/toprak-nasil-dirilir-aklim-almiyor-cansiz-degil-mi-bu/</guid>
		<description><![CDATA[1950&#8242;li yılların başında Amerikalı ilim adamı Waksmann, hastahanedeki yorucu çalışmalarından biraz olsun uzaklaşabilmek için, şehrin dışında bir gezinti yapmaya çıkmıştı. Kuş sesleriyle cıvıldaşan köy yolu, büyük ağaçlarla dolu olan bir mezarlığın yanından geçiyordu. Waksmann, mezarlar arasında gezinen 75-80 yaşlarındaki mezarcıyı görünce, karaşında bazı soruların belirdiğini hissetti. Ve yaşlı adamla konusunca, onun 60 yıldır aynı işi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=176&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>1950&#8242;li yılların başında Amerikalı ilim adamı Waksmann, hastahanedeki yorucu çalışmalarından biraz olsun uzaklaşabilmek için, şehrin dışında bir gezinti yapmaya çıkmıştı. Kuş sesleriyle cıvıldaşan köy yolu, büyük ağaçlarla dolu olan bir mezarlığın yanından geçiyordu. Waksmann, mezarlar arasında gezinen 75-80 yaşlarındaki mezarcıyı görünce, karaşında bazı soruların belirdiğini hissetti. Ve yaşlı adamla konusunca, onun 60 yıldır aynı işi yaptığım ve bu süre içinde bir kere bile hastalanmadığım hayretle öğrendi.<span id="more-176"></span><br />
Peki, ama bunca mikroplu hastalıktan ölen ve cesetleri toprağa gömülen insanlar, neden bir mikrop yuvası haline gelip bütün insanlığın ve tabii ki ilk önce mezarcının başına belâ olmuyordu?</p>
<p>Değerli bir araştırmacı olan Waksmann bu sorunun peşine düştü ve gördü ki, toprağa giren her ceset, daha 20 saate varmadan bütün hastalık mikroplarından temizleniyordu. Ve toprakta, bu işle vazifelendirilmiş yüzlerce tür bakteri yaratılmıştı.<br />
Waksman’ın, cesetlerde bulunması mümkün olan bir sürü hastalıktan sadece veremin hangi bakteriler tarafından temizlendiğini araştırdı ve bunların, stroptomyces adı verilen bakteriler olduğunu keşfetti.<br />
Toprağın bu müthiş sırrı, insanoğlunu (diğer hastalıklar dan olduğu gibi) verem belasından da kurtarıyor ve çalışmalarından dolayı Waksmann&#8217;a Nobel mükafatı kazandırıyordu. Bu araştırmadan sonra ilim adamlarının gözleri, ayaklarımız altındaki dünyaya çevrilmiş ve bu dünyanın göz kamaştırıcı Özellikleri, birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. Modern araştırmaların bugün varmış oldukları son nokta, toprağın her zerresinde yüce yaratıcının &#8220;hayat verici&#8221; manasındaki isminin tecelli ettiği şeklindedir.<br />
Bu buluşun, henüz çok yeni olduğunu ifade ederek, 14 asır öncesinden beri yankılanan bir sese kulak verelim.<br />
&#8220;.. ölü toprağı canlandırmamız, onlar için bir delildir. Onu dirilttik ve ondan yenen taneler çıkarttık.&#8221;</p>
<p>Yukarıda mealen verilen 36. sürenin 33. ayetini yorumlarken, bu ayetin ilme ışık tutan noktalarını göstermiş olacak ve bu arada bazı ilmî gerçekleri belirtmeye çalışacağız.<br />
<span style="color:teal;">1- Ayetteki ölü toprak tabakası, &#8220;ölü arz&#8221; olarak geçmektedir. Yani umumiyetle, arzın (yerkabuğunun) bütün toprağı kastedilmiştir.<br />
2- Ayette geçen &#8220;Bu bir ayettir&#8221; tabirinin mânâlarından biri de, &#8220;İlahî bir ibret&#8221; demektir. Ve basında bu ifadenin yer aldığı ayetlerde, çok önemli ve ilmî açıklamalar yapılacağına işarettir.<br />
3- Ayette geçen &#8220;O&#8217;nu dirilttik&#8221; ifadesi, yerkabuğunun ilk ve tabii halinin ölü olduğunu, jeolojik bir gerçek olarak dile getirmektedir.<br />
4- Ayette, dış yüzüyle ölü sanılan toprağın, gerçekte canlı olduğunun bildirilmesi, başlı başına bir mucizedir. Çünkü toprağın en az % 80&#8242;i, canlı organizmalar topluluğundan ibarettir. Dikkat edilecek olursa, ayette &#8220;toprağın içinde canlılar vardır&#8221; mealinde bir ifade geçmemekte, aksine &#8220;O&#8217;nu dirilttik&#8221; denerek, toprağın bütünüyle canlı olduğuna dikkat çekilmektedir. Evet, bu ayet, gerçekten mucizedir. Çünkü toprakta bazı canlıların yaşadığı 100 yıldır bilinmesine rağmen, onun tamamiyle canlı olduğu, ancak 40 yıl önce keşfedilmiştir. Toprak, ayette belirtildiği gibi, o kadar canlıdır ki, onun kesme şeker büyüklüğündeki her parçasında (l cm3) en az l milyar faydalı canlı yaşar. Avucumuzu dolduran bir avuç toprak yüz milyar civarındaki canlının cansız gibi görünen muhteşem dünyasıdır.<br />
5- Ayet, hayatın toprak kanalıyla bitkilere ve oradan da hayatımıza yansıdığım beyan eder ki, bu da biyokimya açısından fevkalade Önemlidir. Evet, yukarıda görüldüğü gibi toprak, kirli bir toz yığınından ibaret değildir. Ve onu &#8220;canlı&#8221; haline getiren mikroorganizmaların da, bazı inkârcıların dediği gibi &#8220;ilkel canlılar&#8221; ifadesiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Şimdi biz bu bakterileri ele almaya çalışacağız.. Neticede, onlara &#8220;ilkel canlılar&#8221; diyen inkarcıların, ne kadar &#8220;ilkel&#8221; olduğunu göreceksiniz.<br />
Topraktaki en önemli vazifeyi, azot bakterileri yapar, Bu bakteriler, azot moleküllerini artı ve eksi değerler arasında işlemek kabiliyetine sahiptir. Yani azot bakterileri, kimyevî tabiri ile mükemmel sentez laboratuarları&#8217;dır. Havadan azotu alarak ondan eksi değerli bileşikler hazırlayan bu bakteriler, azotu hala çözemediğimiz bir metodla, indirger ve hidrojenle birleşebilecek bir niteliğe getirir. Bu yüzden yağmur suyuna ihtiyaç duyulur. Ölü gibi duran toprağın, yağmurla birlikte canlanmasının sebebi budur.<br />
Toprakta ikinci tür bir bakteri grubu da, aldığı İlahî program gereği olarak &#8220;analiz grubu&#8221; şeklinde vazife görür. Bu bakteriler, toprağa düşen, herşeyi parçalama ayırarak sentezci mikroplara hazırlar. Her biri birer usta kimyager gibi çalışan bu bakterilerin &#8220;parçalama&#8221; işlemine, onlara &#8220;ilkel&#8221; diyen inkarcıların Öldükten sonra toprağa gömülen cesetleri de dahildir. Radyobiyoloji konusunda uzman ilim adamlarını dahi büyük bir hayrette bırakan yukarıdaki işlemlerin, bugün en gelişmiş laboratuarlarda dahi yapılması mümkün değildir. Ve toprak bu mükemmel özelliğiyle, adeta uçsuz bucaksız bir kimya şehrine benzer.</span><br />
Bakterilerin marifetleri, bunlardan ibaret sanılmamalıdır. Bu bakterilere, azot 15 adı verilen ve radyoaktif elementlerden kurulu olan bir aminoasit besin olarak verildiğinde, bakterilerin radyoaktif maddeyi 2 kuşak sonra bünyelerinden attığı, hayretle müşahede edilmiştir.<br />
Bilindiği gibi, bitkilerin protein ihtiyaçları do, bakteriler tarafından hazırlanır. Böylece yerkabuğu üzerinde hayatın temel halkası, bu noktadan başlar. Ayrıca bakteriler bileşikleri (metallere kadar) işleyerek, bitkilerin ihtiyacı olan elementleri hazırlar.<br />
Bunlardan çok daha ihtişamlı bir hadise de, bakterilerin bitkilere hormon yapmasıdır. Çünkü bitkiler, şiddetle ihtiyaç duydukları hormonları kendileri karşılayamaz. İşin daha hayret verici yanı, bakterilerin bu faaliyet aracılığıyla, bitkilerin büyümesini kontrol altında tutmalarıdır.<br />
Bir bölgeye, 20 yıl boyunca yağmur düşmediğin i düşünün. O bölgede hayat izleri kaybolacaktır. Acaba bu bir son mudur? Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;O ölü toprağa can vermemiz ve ölü bir şehir gibi diriltmemiz, mucizedir&#8221; buyuruluyor.<br />
Kuraklık sebebiyle biyolojik yönden ölmüş olan bir toprağa yağmur yağınca, yukarıda belirttiğimiz hayat ışıkları yanıvermektedir. Tıpkı elektriği kesilen bir şehrin yeniden elektriğe kavuşması ve canlanması gibi.<br />
<span style="color:red;">Acaba toprak nasıl dirilmektedir</span>?<br />
Topraktaki su kaybolunca, bütün iyon enerjileri tükenmekte ve hayat durmaktadır. Ne var ki, İlahî mucize, topraktaki bakterilerin genetik şifrelerini dondurmakta ve böylelikle şifreleri bozulmayan bakteriler, mezarlarında mahşeri, yani yeniden dirilişi bekleyen cesetler gibi beklemektedir. Evet, o durumdaki bakteriler, İlahî kudretin yağmurla birlikte gelecek olan &#8220;dirilin&#8221; emrini niyaz etmektedir.<br />
Neticede yağmur gelir ve Kur&#8217;an&#8217;ın &#8220;Biz her canlıyı sudan çıkarttık&#8221; mealindeki sırrı teceili eder. Yağmurla birlikte topraktan yükselen güzel kokuyla, adeta onun şükrettiği hissedilir. Semada elektrikle güçlenen su iyonları, bin bir bakteri tohumunun imdadına yetişir ve genetik şifrelerin dondurulmuş olan kapıları, hidrojen iyonunun kılıncıyla birer birer açılır.<br />
Milyarlarca bakteri, bir ibadet vecdi içinde tekrar sahneye çıkar ve ilahî kompüterin kendilerine vermiş olduğu emirleri, kusursuz olarak yerine getirirler.<br />
Cenab-ı Hak, Kur&#8217;an&#8217;da bu esrarlı hadiseyi açıklarken, haşrin de buna benzediğini ifade etmektedir.<br />
Şu halde &#8220;canlılık&#8221; olayında, yüce kitabımızda, birkaç yönlü mesaj verilmektedir. Buna göre topraktaki canlılığın temel unsuru, ondaki &#8220;konserve canlılar: DNA&#8217;lar&#8221; ile, bakterilerin muhteşem faaliyetlerinden kaynaklanır. Toprak umumiyetle oksijen, azot ve karbondioksit akımım tanzim ederek, sinesinde mikroorganizmalardan başka böcek ve kurt gibi milyarlarca canlıya da hayat imkânı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Toprağın, manadaki sırrını, bu noktalardan ele alırsanız</strong>:<br />
1- Toprak, içinde bulunan sonsuz sayıdaki canlının, ibadet vecdi içinde niyaz ettiği muhteşem bir mâbeddir.<br />
2- O, sanki sonsuz bir ahlakın filozofudur. Her türlü ezaya, cefâya, soğuğa, sıcağa ve susuzluğa karşı, müthiş bir tevekkülle katlanır.<br />
3- Ve toprak, bazı şeyleri öğretir insana. Onun üzerine en kirli şeyleri dahi dökseniz, o size gergefinin olağanüstü sanatından bir gül veya bir karanfil hediye edecektir.<br />
4- Nihayet o, sinesine en nazlı canları alır, yüceleri sarar boylu boyunca.<br />
Ve ruhları yıldızlarda gezerken, onların mübarek vücutlarını kıyamete kadar bağrında saklar.<br />
Hasretle ve yeni bir doğuşa kadar.</p>
<p>_____________________________<br />
İmanla Gelen İlim Kitabından alınmıştır</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/176/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/176/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/176/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/176/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/176/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=176&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/toprak-nasil-dirilir-aklim-almiyor-cansiz-degil-mi-bu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şeytan&#8217;dan Nasıl Korunurum?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 23:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/</guid>
		<description><![CDATA[Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri
Şüphesiz İslâm dini, şeytanî saldırılarla iblisî talimatlara karşı koyması için itısana yardım etmek gayesiyle ona birçok çare göstermiştir. Bu çareler, şeytanla yapacağı savaşta insanın sebat göstermesine yardımcı olacak ve en büyük düşmanının yenilmesini kolaylaştıracaktır.

İslâm büyüklerinden birisi çareleri şöyle özetlemiştir:
&#8220;Şeytanın hangi kapılardan insana geleceği hakkında düşündüm ve tefekkür ettim. Onun şu on [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=175&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><strong>Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri</strong></p>
<p>Şüphesiz İslâm dini, şeytanî saldırılarla iblisî talimatlara karşı koyması için itısana yardım etmek gayesiyle ona birçok çare göstermiştir. Bu çareler, şeytanla yapacağı savaşta insanın sebat göstermesine yardımcı olacak ve en büyük düşmanının yenilmesini kolaylaştıracaktır.<br />
<span id="more-175"></span><br />
İslâm büyüklerinden birisi çareleri şöyle özetlemiştir:<br />
&#8220;Şeytanın hangi kapılardan insana geleceği hakkında düşündüm ve tefekkür ettim. Onun şu on kapıdan geleceğini tesbit ettim:</p>
<p><strong><span style="color:red;">1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı:</span></strong> Ben, Allah&#8217;a güvenmek ve rızkına kanaat etmekle ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı:</span></strong> Ben, ansızın gelen ölümden korkmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı: </span></strong>Ben, nimetin son bulması ve hesabın zorluğuyla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">4. Kendini beğenme kapısı:</span></strong> Ben, başa kakmak ve sonucundan korkmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı:</span></strong> Ben insanların hakkını tanımak ve onlara saygı göstermek suretiyle ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">6. Kıskanma kapısı:</span></strong> Ben kanaat etmek ve yüce Allah&#8217;ın mahlûkatına yaptığı rızık taksimatına razı olmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı: </span></strong>Ben samimiyet ve ihlas ile ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">8. Cimrilik kapısı:</span></strong> Ben insanların elinde bulunan şeylerin yok olacağına ve yalnız Allah (c.c) katından olan şeylerin kalacağına inanarak ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">9. Kibir kapısı:</span></strong> Ben alçak gönüllü olmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">10. Tamah kapısı:</span></strong> Ben Allah&#8217;ın (c.c) hazinesinde bulunan rahmetine güvenmek ve insanların elinde bulunan şeylere göz dikmemek suretiyle ona karşı koydum.</p>
<p>&#8221; <span style="text-decoration:underline;">Şeytanın oklarından ve entrikalarından korunmak için,<br />
İslâm&#8217;ın çare olarak ısrarla tavsiye ettigi şey, her işe başlarken Allah&#8217;ın (c.c) ismini anmaktır. </span>&#8220;</p>
<p>Bu konuda, Ebû Hüreyre&#8217;den (r.a) şu hadis rivayet edilmiştir:</p>
<p><span style="color:red;">        &#8220;Mü&#8217;min ve kafirin şeytanları karşılaşırlar. Bir de ne görsünler; kâfirin şeytanı yağlı, Şişman ve kuvvetli idi. Mü&#8217;minin şeytanı ise pek zayıftı, saçı keçeleşmiş, tozlanmış ve çıplak idi. Kâfirin şeytanı, mü&#8217;minin şeytanına<br />
- Sana ne olmuş, bu kadar zayıflamışsın, dedi.</p>
<p>O, şu cevabr verdi.<br />
- Ben öyle bir adamın yanında bulunuyorum ki, yemek yediğinde Allah&#8217;ın ismini anar. Böylece ben aç kahrım. Su içtiğinde yine Allah&#8217;ın ismini anar. Ben susuz kalırım. Elbise giydiğinde Allah&#8217;ın ismini anar. Ben yine çıplak kalırım. Saçına yağ sürdüğünde Allah&#8217;ın ismini anar. Böylece benim saçım keçelenir.<br />
Sonra kâfirin şeytanı şöyle dedi:<br />
- Fakat ben öyle bir adamla beraber yaşıyorum ki, bunlardan hiçbirini yapmaz. Ben, yemesinde, içmesinde ve elbiselerinde onlara ortak oluyorum.&#8221;</span></p>
<p>&#8221; <strong>Şeytandan korunma vesilelerinden birisi de, halis, helal mal olsa bile doyasıya ve tıka basa yemekten sakınmaktır&#8221;</strong>.</p>
<p>Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;<span style="color:red;">Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz</span>.&#8221; (A&#8217;râf, 31)</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a. v) şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;Doğrusu şeytan insanoğlunun damarında kan gibi dolaşır, Öyle ise siz aç kalmak suretiyle onu damarlarınıza . sıkıştırınız&#8221;</span> (Buhârî: Ahlc&#8217;dm 21; MüsHm: Selâm 23, 25.) (Ahmed b. Hanbel: Müsned, III, 156)</p>
<p>Şeytandan korunma çarelerinden birisi de <strong>Kur&#8217;ân&#8217;ı okumak, Allah&#8217;ı (c.c) zikretmek ve tevbe etmek</strong>tir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a v) bu hususta şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Şeytan, hortumunu ademoğlunun kalbinin üstüne koyar. Eğer o, Allah&#8217;ı anarsa hortumu geri çeker. Şayet insanoğlu Allah&#8217;ı unutursa onun kalbine girer.&#8221; (İbn Ebi_Dünyâ)<br />
Bu çarelerden birisi de <strong>işlerinde acele etmemek ve sabretmektir.</strong> Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: `&#8221;Acele, şeytandandır. Sabretmek Allah&#8217;tandır.&#8221; (Tirmizı: Birr, 66)</p>
<p>Şeytanın şerrinden ve entrikalarından sakınmak için, İslâm dininin tavsiye ettiği çareleri ve işleri yapmak gerekir. Bir âyette Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ,<br />
&#8220;<span style="color:red;">Allah&#8217;tan korkanlara şeytandan bir vesvese dokununca Allah&#8217;ı hatırlarlar ve gerçeği görürler.</span>&#8221; (A&#8217;râf, 201)</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/175/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/175/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=175&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazen bir istek oluyor içimde Nefs diyorlarmış buna.Nefsimi Yenmek İstiyorum Ama söz Geçiremiyorum..?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 22:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/</guid>
		<description><![CDATA[Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri
1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı
4. Kendini beğenme kapısı
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı
6. Kıskanma kapısı
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı
8. Cimrilik kapısı
9. Kibir kapısı
10. Tamah kapısı

İnsan kendi nefsiyle sürekli bir mücadele [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=172&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><span style="font-size:10pt;line-height:1.3em;"><strong>Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri</strong></p>
<p><em>1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı<br />
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı<br />
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı<br />
4. Kendini beğenme kapısı<br />
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı<br />
6. Kıskanma kapısı<br />
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı<br />
8. Cimrilik kapısı<br />
9. Kibir kapısı<br />
10. Tamah kapısı</em><br />
<span id="more-172"></span><br />
İnsan kendi nefsiyle sürekli bir mücadele içinde bulunur. Sonunda ya nefsini yenen veya ona yenilir. Yahut da ölünceye kadar bu mücadele devam eder. Bu savaş, bazen onun lehine bazen de aleyhine olur.</p>
<p>Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="color:red;">&#8220;Nefse ve onu şekillendirene, ona iyilik ve kötülük kabiliyetini ilham edene and olsun ki, nefsini temizleyen iflah olmuş, onu fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.&#8221;</span> (Şems, 9-10)</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) de bu hususa işaret ederek şöyle buyuruyor:<br />
<span style="color:red;">&#8220;Fitneler, kalplere tıpkı hasır çubukları gibi dal dal arz olunur. Artık onlar hangi kalplere işlerse o kalpte siyah bir leke meydana gelir. Hangi kalp, onları kabul etmezse o kalpte de beyaz bir nokta meydana gelir. Böylece iki çeşit kalp meydana gelir. Bu kalplerden biri, cilalı taş gibi bembeyazdır ve ona hiçbir fitne zarar vermez. Ötekine gelince; o, alaca siyahtır. Ne bir iyiliği tanrı ne de bir kötülüğe karşı çıkar. Yalnız içine işleyen hevâ ve hevesini bilir.&#8221; </span>(Müslim: İman, 231)</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/172/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/172/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=172&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>sakalımı uzatıp kesiyorum.. ama kesmesi harammış?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 22:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Sakal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/</guid>
		<description><![CDATA[(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı) isimli eserde kaydedildiğine göre; bırakılmış sakalı tıraş etmek Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre haramdır. Çünkü sakal bırakmak vacip sayılmaktadır. Şâfîî mezhebine göre ise bırakılmış sakalı tıraş etmek mekruhtur.(1)

sakal bırakmak, hem fiilî sünnettir, yâni Peygamber Efendimizin (a.s.m.) bizzat sakallı bulunmuşlardır. Hem de bu konuda sözlü sünnet söz konusudur. “Müşriklere muhalefet ediniz: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=170&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı) isimli eserde kaydedildiğine göre; bırakılmış sakalı tıraş etmek Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre haramdır. Çünkü sakal bırakmak vacip sayılmaktadır. Şâfîî mezhebine göre ise bırakılmış sakalı tıraş etmek mekruhtur.(1)<br />
<span id="more-170"></span><br />
sakal bırakmak, hem fiilî sünnettir, yâni Peygamber Efendimizin (a.s.m.) bizzat sakallı bulunmuşlardır. Hem de bu konuda sözlü sünnet söz konusudur. “Müşriklere muhalefet ediniz: sakalı bırakınız, bıyıklarınızı kesiniz” gibi pek çok hadis-i şerif vardır.(2)</p>
<p>Ancak fıkıh kitaplarında mutlak olarak zikredilen, sakalı kesmenin haramlığı meselesine asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman Hazretleri şöyle bir açıklık getirmektedir:</p>
<p>“Bazı âlimler, sakalı tıraş etmek caiz değildir, demişler. Muratları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur.”(3)</p>
<p>Nitekim, İmam-ı Gazalî gibi bir müceddit, İbni Hacer, Nevevî, Remlî, Hatîb gibi müçtehid derecesindeki büyük âlimler sakal tıraş etmeyi tenzihen mekruh olarak görüyorlar, haram veya tahrimî bir mekruh olarak vasıflandırmıyorlar.</p>
<p>(1) el-Mezâhibü&#8217;l-Erbaa, 2:44-46<br />
(2) Buhari, Libas :64<br />
(3) Emirdağ Lahikası, s,48,49.</p>
<p>Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/170/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/170/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=170&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bana Allah&#8217;ı Anlat!</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/bana-allahi-anlat/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/bana-allahi-anlat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 20:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/bana-allahi-anlat/</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;ın üstün gücünü yine evrendeki kusursuz yaratılışbize gösterir. Ancak asıl olarak Allah bize Kendisini insanlara doğruyu gösteren bir rehber olarak indirdiği Kuran&#8217;da tanıtmıştır. Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın tüm üstün sıfatları; aklı, ilmi, şefkati, merhameti, adaleti, her yeri sarıp kuşatan olduğu, herşeyi işiten ve gören olduğu, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibi, tek İlahı olduğu, mülkün tek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=151&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Allah&#8217;ın üstün gücünü yine evrendeki kusursuz yaratılışbize gösterir. Ancak asıl olarak Allah bize Kendisini insanlara doğruyu gösteren bir rehber olarak indirdiği Kuran&#8217;da tanıtmıştır. Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın tüm üstün sıfatları; aklı, ilmi, şefkati, merhameti, adaleti, her yeri sarıp kuşatan olduğu, herşeyi işiten ve gören olduğu, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibi, tek İlahı olduğu, mülkün tek hakimi olduğu haber verilmiştir.<br />
<span id="more-151"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>O Allah ki, O&#8217;ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O&#8217;dur. O Allah ki, O&#8217;ndan başka İlah yoktur. Melik&#8217;tir; Kuddûs&#8217;tur; Selam&#8217;dır; Mü&#8217;min&#8217;dir; Müheymin&#8217;dir; Aziz&#8217;dir; Cebbar&#8217;dır; Mütekebbir&#8217;dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, &#8216;şekil ve suret&#8217; verendir. En güzel isimler O&#8217;nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O&#8217;nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 22-24)</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/151/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/151/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/151/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=151&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/bana-allahi-anlat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Niçin Deneniyoruz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 20:02:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/</guid>
		<description><![CDATA[Allah dünyada Kendisine iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırmak ve iman edenlerden de hangisinin daha güzel davranışlarda bulunacağını belirlemek için insanları dener. Bu yüzden bir insanın &#8220;ben iman ettim&#8221; demesi yeterli değildir. İnsanın yaşadığı süre boyunca, Allah&#8217;a olan imanı ve bağlılığı, dindeki kararlılığı kısaca Allah&#8217;a kulluktaki sabrı özel olarak yaratılan şart ve ortamlarla denenir. Allah bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=149&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:red;">Allah dünyada Kendisine iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırmak ve iman edenlerden de hangisinin daha güzel davranışlarda bulunacağını belirlemek için insanları dener.</span> <span style="color:red;">Bu yüzden<span style="text-decoration:underline;"> bir insanın &#8220;ben iman ettim&#8221; demesi yeterli değildir</span>. İnsanın yaşadığı süre boyunca, Allah&#8217;a olan imanı ve bağlılığı, dindeki kararlılığı kısaca Allah&#8217;a kulluktaki sabrı özel olarak yaratılan şart ve ortamlarla denenir. <span id="more-149"></span></span>Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><br />
O, amel (davranışve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/149/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/149/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=149&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BEn Allah&#8217;a inanıyorum Dine ne Gerek var?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/ben-allaha-inaniyorum-dine-ne-gerek-var/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/ben-allaha-inaniyorum-dine-ne-gerek-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 19:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/ben-allaha-inaniyorum-dine-ne-gerek-var/</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;ın varlığına inanan bir insanın ilk yapması gereken, kendisine bir &#8220;hiçken&#8221; can veren, yaşatan, yediren, içiren, sağlık veren Yaratıcımızın emirlerini, hoşnut olacağı şeyleri öğrenmek olmalıdır. Daha sonra da tüm hayatını Allah&#8217;ın emirlerine uyarak ve Allah&#8217;ın hoşnutluğunu arayarak geçirmelidir. Allah&#8217;ın razı olacağı ahlakı, davranışları ve yaşam biçimini bize gösteren ise dindir. Allah Kuran&#8217;da dine uyan insanların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=148&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Allah&#8217;ın varlığına inanan bir insanın ilk yapması gereken, kendisine bir &#8220;hiçken&#8221; can veren, yaşatan, yediren, içiren, sağlık veren Yaratıcımızın emirlerini, hoşnut olacağı şeyleri öğrenmek olmalıdır. Daha sonra da tüm hayatını Allah&#8217;ın emirlerine uyarak ve Allah&#8217;ın hoşnutluğunu arayarak geçirmelidir.<span style="text-decoration:underline;"><strong> Allah&#8217;ın razı olacağı ahlakı, davranışları ve yaşam biçimini bize gösteren ise dindir<span id="more-148"></span>. Allah Kuran&#8217;da dine uyan insanların doğru bir yol üzerinde olacaklarını, diğerlerinin ise sapıklık içine düşeceklerini haber vermiştir:</strong></span><br />
<strong><span style="text-decoration:underline;"><br />
Allah, kimin göğsünü İslam&#8217;a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? <span style="color:red;">Fakat Allah&#8217;ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmışolanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler</span>. (Zümer Suresi, 22)</span></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/148/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/148/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/148/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=148&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/ben-allaha-inaniyorum-dine-ne-gerek-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Din nasıl Yaşanılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/din-nasil-yasanilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/din-nasil-yasanilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 19:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/din-nasil-yasanilir/</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;a inanan ve O&#8217;na gönülden itaat eden insanlar, yaşamlarını Allah&#8217;ın Kuran&#8217;daki tavsiyelerine uygun olarak düzenlerler. Dini yaşayan insan vicdanının gösterdiği doğrulara uyarak yaşamını sürdürür ve içindeki negatif ses olan nefsinin kötü olarak emrettiği herşeyi bırakır. Allah insanları dini yaşama fıtratı ile yarattığını Kuran&#8217;da şöyle bildirir:
Öyleyse sen yüzünü Allah&#8217;ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah&#8217;ın o [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=147&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="text-decoration:underline;">Allah&#8217;a inanan ve O&#8217;na gönülden itaat eden insanlar, yaşamlarını Allah&#8217;ın Kuran&#8217;daki tavsiyelerine uygun olarak düzenlerler</span>. D<strong>ini yaşayan insan vicdanının gösterdiği doğrulara uyarak yaşamını sürdürür ve içindeki negatif ses olan nefsinin kötü olarak emrettiği herşeyi bırakır</strong>.<span id="more-147"></span> Allah insanları dini yaşama fıtratı ile yarattığını Kuran&#8217;da şöyle bildirir:</p>
<p>Ö<span style="text-decoration:underline;"><strong>yleyse sen yüzünü Allah&#8217;ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah&#8217;ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah&#8217;ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler. (Rum Suresi, 30)</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/147/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/147/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/147/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=147&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/din-nasil-yasanilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;(c.c.)a NAsıl Kulluk Ederiz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/allahcca-nasil-kulluk-ederiz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/allahcca-nasil-kulluk-ederiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 19:41:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/allahcca-nasil-kulluk-ederiz/</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;a kulluk etmek, insanın tüm yaşamını Allah&#8217;ın hoşnutluğunu, rızasını kazanmak amacıyla sürdürmesidir. Yaptığı her işi Allah&#8217;ın razı olacağı en güzel şekilde yerine getirmeye çalışması, yalnızca Allah&#8217;tan korkup sakınması ve tüm düşüncelerini, sözlerini, fiillerini bu amaç doğrultusunda yapmasıdır. Allah Kuran&#8217;da yalnızca Kendisine kulluk etmenin insanın tüm yaşantısını kapsadığına şu ayetiyle dikkat çekmiştir:
De ki: &#8220;Şüphesiz benim namazım, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=144&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Allah&#8217;a kulluk etmek, insanın tüm yaşamını Allah&#8217;ın hoşnutluğunu, rızasını kazanmak amacıyla sürdürmesidir. Y<strong>aptığı her işi Allah&#8217;ın razı olacağı en güzel şekilde yerine getirmeye çalışması, yalnızca Allah&#8217;tan korkup sakınması ve tüm düşüncelerini, sözlerini, fiillerini bu amaç doğrultusunda yapmasıdır</strong>.<span id="more-144"></span> Allah Kuran&#8217;da yalnızca Kendisine kulluk etmenin insanın tüm yaşantısını kapsadığına şu ayetiyle dikkat çekmiştir:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>De ki: &#8220;Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;ındır.&#8221; (Enam Suresi, 162)</strong></span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/144/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/144/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/144/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=144&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/allahcca-nasil-kulluk-ederiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>