<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Fıkıh</title>
	<atom:link href="http://isoru.wordpress.com/category/fikih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	<description>Sorular ve Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2009 22:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='isoru.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/c376614cc4563b1d52afa184ab52b2de?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Fıkıh</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH AKLA SIĞMAZ
AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR
SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?
CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır.
Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. Bu âlemde
insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ,
saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan titreşimi de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=99&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>ALLAH AKLA SIĞMAZ<br />
AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR<br />
SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</strong></p>
<hr />CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır.<br />
Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. <span style="text-decoration:underline;">Bu âlemde<br />
insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ,<br />
saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan titreşimi de duymaz. Yani<br />
ne çok az titreşimi, ne de çok titreşimi duyamaz. Öyleyse, insanın titreşimleri duyması<br />
sınırlıdır. Ve milyonda birkaç nispetinde bir şeydir. Görüş ve duyuş sahası da çok dardır.<br />
Bu kadar sınırlı gören, duyan, bilen bir insanın; Allah niçin görünmüyor? Nasıldır? demesi<br />
O&#8217;na keyfiyet, kemmiyet izafe ederek, -hâşâ ve kellâ- O&#8217;nun üzerinde düşünmesi, kendini<br />
ve haddini bilmemesi demektir. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki, Allah&#8217;ı da bilesin? <strong>Allah<br />
kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir</strong>.</span><br />
<span id="more-99"></span><br />
Sen ışık hızıyla (saniyede üçyüz bin kilometre) trilyon sene ötelere gitsen, trilyonlar senelik<br />
öteleri görsen, bütün bu kâinatları üs üste yığsan, Allah&#8217;ın vücudu yanında mikroskobik bir<br />
şey bile olamaz. (Yani mikroskopla görünen küçücük bir zerrecik bile olamaz). Biz, daha<br />
Antartika kıtasını bilemezken, bütün kâinatı gözümüz önünde tutan Allah&#8217;ın -hâşâ ve kellâ-<br />
(nitelik ve niceliği) hakkında nereden bilgimiz olacak. Allah, Allah olduğu için, O&#8217;nun<br />
tabiriyle (nitelik) ve (nicelikten) mukaddes ve münezzehtir. O tasavvurlarımızın da<br />
ötesindedir. Evet, hayalimize gelecek şey de Allah değildir (211). İslâm âlimleri: &#8220;Aklına ne<br />
gelirse, Allah ondan başkadır&#8221; demektedirler.<br />
Descartes da şöyle der: &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>İnsan herşeyi ile sınırlıdır. Sınırlı olan bir şey, sınırsız düşünemez.<br />
Allah ise, varlığı sınırsızdır, sonsuzdur. Öyle ise, Allah hakkında hükme varamayız.&#8221;</strong></span><br />
(211) Asrın Getirdiği Tereddütler &#8211; M. F. Dahhak.</p>
<p>Emine ŞEnlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/99/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/99/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=99&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nelere nazar değer?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Nazar haktır Sual:

İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.
Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=40&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Nazar haktır</strong> <strong>Sual:</strong><br />
<strong><br />
</strong>İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin <strong>(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) </strong>mealindeki 51. âyeti inmiştir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Nazar haktır.)</strong> [Müslim]<br />
<strong>(Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) </strong>[İbni Adiy]<br />
<strong><br />
(İnsanların yarısı nazardan ölür.) </strong>[Taberani]<br />
<strong>(Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong>(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Dnimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/40/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/40/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=40&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ölüm ve Sonrası HAkkında.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:
&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1
Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="content content_12" align="justify">Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:</p>
<p>&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1</p>
<p>Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr kalması gerektiğini ifade etmek istiyorlardı. Bu minnettarlık sebebiyle de bol ihsana mazhar olmayı ümit ediyorlardı. Henüz Müslüman olduklarından ve İslâmın engin ruhuna vakıf bulunmadıklarından dolayı bu tarz bir tavır takındıkları muhakkaktı.</p>
<p>Halbuki, iman etmekle ancak kendilerine fayda temin etmiş oluyorlardı. Bu sayede ebedî hayatlarını mahvolmaktan kurtarmış oluyorlardı. İman etmekle Resûl-i Ekremin şahsına elbette bir fayda temin etmiş değillerdi. Bu sebeple bu tarz davranışları son derece yersizdi ve İslâm ruhuna uygun değildi. Nâzil olan âyet-i kerime bunu açıkça ortaya koydu:</p>
<p>&#8220;Onlar İslâma girmekle seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Eğer îmânınızda sâdıksanız, sizi îmâna kavuşturduğu için asıl sizin Allah&#8217;a minnetar olmanız gerekir.&#8221;2</p>
<p>Mü&#8217;minin vazifesi, kâinatta en büyük ve en yüksek hakikat olan îmânı elde etmiş olmasından dolayı, Cenâb-ı Hakka şükür ve hamddır. Bunun dışında îmânına mukabil hiç bir maddî-mânevî menfaat beklememeli, hattâ kalben dahi arzu etmemelidir. Zira, îmân nimetine kavuşmanın ve Müslümanlık şerefiyle şereflenmenin karşılığı olarak verilecek mükâfat uhrevîdir. Ancak, o âlemde Cenâb-ı Hak fazl ve keremiyle bu eşsiz mükâfatı ihsan eder.</p>
<p>İmân ve Kur&#8217;an&#8217;a ait hizmetlerin sevap ve mükâfatları da uhrevîdir, âhirette verilir. Binâenaleyh, hem îmân edip Müslüman olan, hem de Kur&#8217;an ve İslâmiyete hizmet eden Müslüman, bu hizmetlerinden dolayı dünyevî bir mükâfat ve menfaat beklememelidir. Bekleyip kalben arzu ettiği takdirde dindeki ihlâsını kaybetmiş sayılır. İhlâsın zayi olması ise, ibâdetlerin makbuliyet sırrını ortadan kaldırır. Allah korusun, insanı mânen müflis duruma sokabilir. Bunun yanında imân ve Kur&#8217;an&#8217;a hizmet eden bir insan, istemediği ve kalben arzu etmediği halde maddî bir mükâfata bu hizmetinden dolayı nâil olsa, bunu, Cenâb-ı Hakkın kendisine bir ihsanı bilip verenlerin minneti altına girmemelidir. Ayrıca &#8220;Bu maddî menfaat ve ücret dinî hizmetimden dolayı veriliyor&#8221; hissine de kapılmamalıdır.</p>
<p>1. Tabakât, 1:292; İbn-i Kesîr, 4:170<br />
2. Hucûrat Sûresi, 17.</p>
<p>*sorularla islamiyet</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/213/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/213/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kabir Azabı (Hurafeler)</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2007 22:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Azap]]></category>
		<category><![CDATA[Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Dalâlet]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabir Azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Reenkarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Şirk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</guid>
		<description><![CDATA[
Yeni bir internet hurafesi daha:
Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?
Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;<br />
<span id="more-207"></span><br />
Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/  (anasayfa&#8217;da ortadaki link)</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;</p>
<p>Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>***</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/207/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/207/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kaç çeşit farz vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/06/15/kac-cesit-farz-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/06/15/kac-cesit-farz-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jun 2007 22:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/06/15/kac-cesit-farz-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[

Farz: Yapılması din yönünden kesin şekilde gerekli olan herhangi bir görevdir. Farz, kat&#8217;î ve zannî diye ikiye ayrıldığı gibi, farz-ı ayın ve farz-ı kifaye olarak da kısımlara ayrılır.

Farz-ı Kat&#8217;î (Kesin farz): Kesin olarak şer&#8217;î bir delil ya Kur&#8217;an&#8217;ın açık bir ayeti yahut peygamberimizin sağlam bir hadisi ile yapılması emredilen ve istenen görevdir. Namaz ve zekat [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=206&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="entrytext">
<div class="snap_preview">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Farz:</span></strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"> Yapılması din yönünden kesin şekilde gerekli olan herhangi bir görevdir. Farz, kat&rsquo;î ve zannî diye ikiye ayrıldığı gibi, farz-ı ayın ve farz-ı kifaye olarak da kısımlara ayrılır.<br /></span></p>
<p><span id="more-206"></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Farz-ı Kat&rsquo;î </span></strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">(Kesin farz): Kesin olarak şer&rsquo;î bir delil ya Kur&rsquo;an&rsquo;ın açık bir ayeti yahut peygamberimizin sağlam bir hadisi ile yapılması emredilen ve istenen görevdir. Namaz ve zekat gibi&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Farz-ı Zannî:</span></strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"> Müctehidlerce kesin sayılan delile yakın bir derecede kuvvetli görülen ve böylece zannî bir delil ile sabit olan görevdir. Amel bakımından kesin farz kuvvetinde bulunur. Buna Farz-ı Amelî (amel bakımından farz) da denir. Aynı zamanda böyle bir farza, delilinin zannî olmasından dolayı &ldquo;<strong>Vacib</strong>&rdquo; adı da verilir. Buna göre farz-ı amelî, farz kısımlarının zayıfı, vacib kısımlarının da kuvvetlisi bulunmuş olur. Nitekim abdest almakta başa mutlak olarak meshetmek kesin bir farzdır. Fakat başın dörtte biri kadarını meshetmek ise, amelî bir farzdır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Farz-ı Ayn:</span></strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"> Yükümlü (mükellef) olan herkesin yapmak zorunda olduğu farzdır. Beş vakitte kılınan namazlar gibi&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Farz-ı Kifaye:</span></strong><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"> Yükümlülerden bazılarının yapmaları ile diğerlerinden düşen ibadetlerdir. Cenaze namazı gibi&hellip;</span></p>
<p>Farzların yapılmasında büyük sevablar vardır. Özürsüz olarak yapılmamaları da, Allah&rsquo;ın azabını gerektirir. Kifaye olan farzı, müslümanların bir kısmı yapmadığı takdirde, bundan haberi olan ve bunu yapmaya gücü yeten bütün müslümanlar Allah katında sorumlu olup günah işlemiş bulunurlar.</p>
<p>Kesin olan farzı inkar etmek küfür olur. Amelî olan bir farzı inkar bid&rsquo;attır, günahı gerektirir. Bütün bunlar farzların hükmüdür. Farzın çoğulu feraizdir.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"><em>Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen</em></span></p>
</div>
</div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/206/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/206/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/206/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/206/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/206/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/206/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/206/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/206/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/206/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/206/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/206/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/206/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=206&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/06/15/kac-cesit-farz-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;anda Bilim ve ilim</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/kuranda-bilim-ve-ilim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/kuranda-bilim-ve-ilim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 20:13:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/kuranda-bilim-ve-ilim/</guid>
		<description><![CDATA[Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O&#8217;nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? Gökten yere her işi O evirip düzene koyar&#8230; (Secde Suresi, 4-5) 
Birçok bilim adamı doğadaki fizik yasalarının ve canlıların gelişiminin sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde cereyan ettiğini düşünür. Hatta bunun, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=204&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O&#8217;nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? Gökten yere her işi O evirip düzene koyar&#8230;</strong> (Secde Suresi, 4-5) </p>
<p>Birçok bilim adamı doğadaki fizik yasalarının ve canlıların gelişiminin sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde cereyan ettiğini düşünür. Hatta bunun, doğal bir olayın açıklamasının bilimsel olarak değer kazanabilmesi için şart olduğunu bile ileri sürerler. Ancak bunu iddia edenler bir açmazla karşı karşıyadırlar. Şu ifade kesin bir çelişkiyi barındırır: <i>&ldquo;Elbette bazı şeyler (bilimsel olgular) aslında bir sebebe dayanır ama her şey, bir sebebe dayanmayan şeyler de dahil olmak üzere, bir sebep olmadan da var olabilir.&rdquo;</i> (T. D. Sullivan, &ldquo;Comming to be Without a Cause&rdquo;, Philosophy, s.176-177.) </p>
<p><span id="more-204"></span>Burada kast edilen şey şöyle örneklendirilebilir: Yağmurun nedeni bulutlardır, bulutların nedeni atmosferik olaylar, atmosferin nedeni ise Dünya&#8217;nın yapısıdır. Peki Dünya&#8217;nın yapısının nedeni nedir? İşte burası her şeyi sebep&ndash;sonuç ilişkisine bağlayan zihniyetin iflas ettiği noktadır. </p>
<p>Bugün bilimi sebep-sonuç ilişkisi üzerine kurmaya çalışanlar büyük bir telaş ve sıkıntı yaşıyor. Bu sıkıntının nedeni evrenin başlangıcı olan Büyük Patlama ya da orijinal adıyla Big Bang&rsquo;dir. Astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. Büyük Patlama, tüm evrenin tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Kuran&rsquo;da bu şu şekilde bildirilir: </p>
<p><b>&ldquo;O gökleri ve yeri yoktan var edendir&#8230;&rdquo;</b> (Enam Suresi, 101) </p>
<p><b>Sebep-Sonuç İlişkisi Evreni Açıklamakta Yetersiz Kalıyor</b> </p>
<p>Canlılığı ve diğer fiziksel varlıkları sebep-sonuç ilişkisi ile açıklama &ldquo;maddenin zaman içinde birbiri ile etkileşimi&rdquo; temeline dayanır. Ancak maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı bir an vardır. Bu anı maddi bir sebeple açıklamak da imkansızdır. </p>
<p>Yale Üniversitesi fizik ve doğa felsefesi profesörü Henry Morgenau doğa kanunlarının tesadüflerle açıklanamayacağını şöyle ifade etmiştir: </p>
<p><i>&ldquo;Şuna hiç şüphe yok ki, doğa kanunları tesadüfler ya da kazalar sonucu ortaya çıkmış olamaz. O halde doğanın sayısız yasalarının ortaya çıkışına dair sorulacak cevap ne olmalıdır? Doğa kanunlarının evrensel geçerliliğine uygun olan tek bir cevap biliyorum: Doğa kanunlarını Allah yaratmıştır. Allah her şeyi bilen, her şeye gücü yetendir.&rdquo;</i> (Henry Margenau &amp; Roy A. Varghese, Cosmos. Bios, Theos, Open Court Publishing Company, Illinois, Mayıs 1992) </p>
<p>Oxford Üniversitesinde Tabii Bilimler doktorası yapmış ve 1973 yılında Nobel Tıp Ödülünü kazanmış olan nörofizyolog Sir John Eccles ise hayatın ancak kusursuz bir yaratılışın sonucu olduğunu söyler: </p>
<p><i>Eğer her şeyde bir amaç ve tasarımın hakim olduğuna inanmazsanız o zaman her şeyin sadece tesadüf ve gereklilikten ibaret olduğunu öne sürebilirsiniz. Ama varoluşunuzu açıklamak için tesadüf ve gerekliliğe bağlı kalmak aptalca birşeydir. Bütün hayat ve elbette bütün insanlar kusursuz bir yaratılış planının parçasıdırlar.&rdquo;</i> (Henry Margenau &amp; Roy A. Varghese, Cosmos. Bios, Theos, Open Court Publishing Company, Illinois, Mayıs 1992) </p>
<p>Bir kısım insanların -ki bunlara bazı bilim adamları da dahildir- sebep-sonuç etkileşiminde bu kadar ısrarcı olmalarının nedeni, her şeyi maddi dünyayı kendi içinde açıklayabilme arzusudur. Materyalizm olarak adlandırılan bu akıma göre; evren sonsuz boyuttadır. Sonsuzdan beri vardır ve sonsuza kadar da var olacaktır. Bu sonsuzluk içinde en karmaşık olaylar dahi rastlantısal gelişmelerin sonucu olabilir. Sonuç olarak bir materyalist için her şeyin yaratıldığına inanmak söz konusu değildir. Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş, 20. yüzyılda gelişen bilim ve teknoloji ile kökünden yıkılmıştır. Bilim adına ortaya çıkan materyalist iddia, yine bilim tarafından ortadan kaldırılmıştır. Maddenin sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı iddiası artık bir dogmadır (<i>Dogma;</i> doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temelidir). </p>
<p>1978 Nobel Fizik Ödülü&rsquo;nü alan Dr. Arno materyalizmin bilimsel bir gerçek değil, ancak inanç olabileceğini şöyle açıklar: </p>
<p><i>&ldquo;Bugünün dogması ise maddenin ezeli ve ebedi olduğu yönündedir. Bu dogma, evrenin yaratılmış olduğuna işaret eden gözleme dayalı kanıtların, astronominin bugüne kadar ürettiği gözlemlenebilir verilerin hepsinin evrenin yaratıldığı iddiasını desteklediği gerçeğine rağmen, kabul etmek istemeyen insanların (bunlara fizikçilerin çoğunluğu da dahildir) içgüdüsel inançlarına dayanmaktadır.&rdquo;</i> (Henry Morgenau &amp; Roy Abraham Varghese, Kosmos Bios Teos, Gelenek Yayıncılık, Ekim 2002, İstanbul, s.101.) </p>
<p>Dr. Penzias evrenin başından beri bir plana göre işlediğini ise şöyle anlatır: </p>
<p><i>&ldquo;Astronomi bizi benzersiz bir olaya ulaştırır; hiçlikten yaratılmış olan, hayatın oluşabilmesi için sağlanması gereken koşullara en uygun, hassas bir dengeye ve kendisine temel oluşturan bir plana sahip olan bir evren.&rdquo;</i> (Henry Morgenau &amp; Roy Abraham Varghese, Kosmos Bios Teos, Gelenek Yayıncılık, Ekim 2002, İstanbul, s.105.) </p>
<p>Bilim çevreleri de artık evrenin &lsquo;insan merkezcil bir amaç&rsquo; (Homo-centrici Teleologism) taşıdığını düşünmeye başlamıştır. Buna göre evren, boş yere var olmamıştır; bir amacı vardır, bu amaç da insandır. Bu nedenle evrendeki tüm fizik yasaları üstün yaratış sahibi Rabbimiz&#8217;in insanların faydasına verdiği büyük nimetlerdir. Bir ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: </p>
<p><b>Ey insanlar, Allah&#8217;ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah&#8217;ın dışında bir başka Yaratıcı var mı? O&#8217;ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?</b> (Fatır Suresi, 3)</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/204/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/204/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/204/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/204/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/204/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/204/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/204/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/204/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/204/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/204/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/204/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/204/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=204&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/kuranda-bilim-ve-ilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazı Müslüman Alimler (Ebul iz El Cezeri)</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/bazi-musluman-alimler-ebul-iz-el-cezeri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/bazi-musluman-alimler-ebul-iz-el-cezeri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 19:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/bazi-musluman-alimler-ebul-iz-el-cezeri/</guid>
		<description><![CDATA[Ebul İz El Cezeri
Batı dünyasında adı kısaca “el Cezeri” olarak bilinen “Bedi&#8217;el-Zaman Abu el-izz İsmail el-Razzaz el-Cezeri”, 1136&#8242;da Diyarbakır&#8217;da doğdu. XIII. yüzyılın başında, Diyarbakır Artuklu Sarayı’nda 32 yıl başmühendislik görevi yaptı. Biz bugün el Cezeri&#8217;yi, su saatleri, otomatik kontrol düzenleri, fıskiyeler, kan toplama kapları, şifreli anahtarlar ve robotlar gibi, pratik ve estetik birçok düzeni tasarlayan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=203&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Ebul İz El Cezeri<br />
<img src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Ebul_iz_debi_kontrol_sistem.jpg" align="left" border="1" height="250" hspace="11" vspace="11" width="173" /></strong>Batı dünyasında adı kısaca “el Cezeri” olarak bilinen “Bedi&#8217;el-Zaman Abu el-izz İsmail el-Razzaz el-Cezeri”, 1136&#8242;da Diyarbakır&#8217;da doğdu. XIII. yüzyılın başında, Diyarbakır Artuklu Sarayı’nda 32 yıl başmühendislik görevi yaptı. Biz bugün el Cezeri&#8217;yi, su saatleri, otomatik kontrol düzenleri, fıskiyeler, kan toplama kapları, şifreli anahtarlar ve robotlar gibi, pratik ve estetik birçok düzeni tasarlayan ve bunların nasıl gerçekleştirileceğini anlatan “Kitab-el Hiyal” adlı kitabın yazarı olarak tanıyoruz.</p>
<p>Tarihte sibernetiğin kurucusu olma şerefi onundur. Sibernetik; haberleşme, denge kurma ve ayarlama bilimidir. İnsanlarda ve makinelerde bilgi alışverişi, kontrolü ve denge durumunu inceler. Bu bilim, zamanla gelişerek bugün kullandığımız bilgisayarların ortaya çıkmasına imkan tanımıştır.<br />
<span id="more-203"></span><br />
Sibernetik ve otomatik sistemlerin başlangıcı konusunda; Fransızlar Descartes ve Pascal&#8217;ı; Almanlar Leibniz&#8217;i, İngilizler de R. Bacon&#8217;ı öne sürseler de, aslında Cezerî bunu ortaya koyan ve ilim dünyasına sunan ilk bilgindir.<br />
Günümüz fizik ve mekanikçileri, &#8220;ısı etkisiyle haberleşerek denge kurma&#8221; sisteminin, ilk olarak J. Watt&#8217;ın 1780&#8242;de regülatörü keşfiyle başladığını söylerler. Fakat bunun da yine Cezerî&#8217;ye dayandığı, onun meşhur eseri Kitabü&#8217;l-Hiyel&#8217;in 171. sayfasındaki şekilde açıkça görülür. Bu sayfada regülatörün şekli, bir kuşun hareketiyle karşılıklı haberleşerek ayarlanmaktadır.</p>
<p>Kitapta, mühendislikle ilgili 50 farklı aletin plan ve işleyişi hakkında bilgiler de verilmiştir. Bugün, İstanbul’daki Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi&#8217;nde bulunan A3472 kayıtlı yazma, özgün eserin ikinci el bir kopyasıdır. Altı kısımdan oluşan eserde, 50 farklı düzen anlatılmaktadır.</p>
<p>Kitaptaki sistem ve şekiller incelendiğinde, Cezerî&#8217;nin büyük bir su mühendisi olduğu görülmektedir. Kitap, kısmen ve ilk defa E. Wiedeman ve F. Hauser tarafından Almancaya çevrilmiş ve 1908-1921 seneleri arasında yayımlanmıştır. 1974&#8242;te, Donald R. Hill, eserin tamamını İngilizceye tercüme edip bastırdı. Kitapta anlatılan su saatlerinden biri; Dünya İslam Festivali için Londra Bilim Müzesi&#8217;nde örneğe uygun olarak yapılıp çalıştırıldı.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/203/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/203/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/203/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/203/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/203/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=203&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/bazi-musluman-alimler-ebul-iz-el-cezeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Ebul_iz_debi_kontrol_sistem.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İslamiyetin Bilime verdiği Önem</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamiyetin-bilime-verdigi-onemle-bilimin-gelismesindeki-katkisi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamiyetin-bilime-verdigi-onemle-bilimin-gelismesindeki-katkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 19:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamiyetin-bilime-verdigi-onemle-bilimin-gelismesindeki-katkisi/</guid>
		<description><![CDATA[ İslamiyetin Bilime verdiği Önemle Bilimin gelişmesindeki katkısı
&#160;
Beşinci yüzyılın ikinci yarısında doğup gelişen İslamiyet, deneye ve gözleme dayalı bilimin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Emevi halifelerinden Muaviye, bir milyon civarında kitabı barındıran &#8220;Darü&#8217;l-Hikme&#8221;yi (İlim Kültür Yuvası) kurar. Halife el-Hakim de, 400 bin ciltlik bir kütüphane kurarak bilim adamlarını Kurtuba&#8217;da toplar. 8. Yüzyıl’ın sonlarına doğru Halife Harun-el-Raşid, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=202&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="metin"><strong> İslamiyetin Bilime verdiği Önemle Bilimin gelişmesindeki katkısı</strong></p>
<p class="metin">&nbsp;</p>
<p class="metin">Beşinci yüzyılın ikinci yarısında doğup gelişen İslamiyet, deneye ve gözleme dayalı bilimin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.</p>
<p>Emevi halifelerinden <strong>Muaviye</strong>, bir milyon civarında kitabı barındıran &#8220;Darü&#8217;l-Hikme&#8221;yi (İlim Kültür Yuvası) kurar. <strong>Halife el-Hakim</strong> de, 400 bin ciltlik bir kütüphane kurarak bilim adamlarını Kurtuba&#8217;da toplar. 8. Yüzyıl’ın sonlarına doğru <strong><!--mode-->Halife Harun-el-Raşid</strong>, Aristoteles&#8217;in tüm kitaplarını, Galen ve Hipokrat gibi büyük bilim adamlarının birçok eserini Arapçaya çevirtir. <strong>Halife el Memun</strong>, Bizans&#8217;a ve Hindistan&#8217;a elçiler göndererek çevirmeye değer kitap aratır ve Bizanslıları yendiği savaşta, savaş tazminatı olarak sadece Eski Yunan yazmalarını ister.</p>
<p>Böylece İslam dünyası, önceki dönemlerde yapılan tüm bilimsel çalışmaları toparlayarak kaybolmasını önler; daha sonra bu çalışmalar, Arapçadan Batı dillerine çevrilir. Endülüs Devleti&#8217;nin kurulması ile Musevi, Hıristiyan ve İslam kültür geleneklerinin buluşması, İspanya&#8217;yı bilim ve kültür merkezi haline getirir.<br />
<span id="more-202"></span><br />
İslam dünyasında yetişen bilim adamlarından <strong>Cabir Bin Hayyan</strong>, &#8216;Kimyasal maddeleri, uçucu maddeler, uçucu olmayan maddeler, yanmayan maddeler ve madenler&#8217; olarak dört grupta toplar. Cabir Bin Hayyan’ın bu çalışması, modern kimyanın kurucusu olarak bilinen Lavoisier&#8217;e öncülük eder.</p>
<table align="right">
<tr>
<td align="right" valign="top" width="222"><span class="style4"><span class="style4">İbn-i Sina</span></span><span class="metin"><strong><strong><img src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Ibn_Sina.jpg" border="1" height="137" hspace="0" vspace="11" width="200" /></strong></strong></span><span class="style4"><br />
Al Razi<br />
<img src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Al_Razi.jpg" border="1" height="147" width="196" /> </span></td>
</tr>
</table>
<p class="metin"><strong>El-Kindi</strong>, Einstein&#8217;dan 1100 yıl önce 800 yılında, izafiyet teorisi ile uğraşır. El-Kindi, &#8216;Zaman cismin var olma süresidir, zamanla bilinebilen ve ölçülebilen hız ve yavaşlıkta hareketin sonucudur. Zaman, mekan ve hareket birbirinden bağımsız değildir, göğe doğru çıkan bir insan ağacı küçük görür, inen insan ise büyük görür&#8217; der.</p>
<p>Tıp ve eczacılıkta <strong>İbn-i Sina</strong> ve <strong>Razi</strong> gibi alimler, anatomi ve tedavi alanına pek çok yeni bilgi eklerken; tarih ve coğrafya bilimlerinde <strong>Idrisi</strong>, <strong>Hamevi</strong> ve <strong>Taberi</strong> ve adını bu satırlara sığdıramayacağımız pek çok İslam âlimi, bilimsel teorilerde önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Özellikle optik alanında, on birinci yüzyılda <strong>İbn-i Heysem</strong>, bu bilim dalını tek başına yeniden inşa etmiştir. Dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan <strong>Sabit bin Kurra</strong>, astronomi alanındaki ilk büyük yeniliği gerçekleştirmiş; Batlamyusçu sisteme, dokuzuncu yıldızsız küreyi eklemiştir. On üçüncü yüzyılda, bu sistemin karşılaştığı güçlükleri fark eden yine Müslüman astronomlar olmuş ve Batlamyusçu olmayan gezegen modellerini geliştirmişlerdir. Bunlar, gerçekten zamanlarının çok ilerisinde çalışmalardır. Söz konusu çalışmaları ile bilim tarihine adlarını yazdıran Müslüman bilim adamları, devlet tarafından maddi-manevi destek görmüş, teşvik edilmiş, halk arasında itibar kazanmışlardır. Aynı dönemin Avrupa’sında ise durum tamamen farklıdır. Bilime hizmet eden Avrupalı bilim adamları, pek çok engelleme ile karşılaşıp kısıtlanmakta, hatta çalışmaları tamamen durdurulmak istenmekteydi.</p>
<p><strong>Harezmi</strong>, Hint rakamlarına sıfır rakamını ekleyerek bugün kullandığımız rakamları oluşturuyor; fen bilimlerinde, deneyle sabit olmayan bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen <strong>Ahmet Fergani</strong>, enlemler arasındaki mesafeyi hesapladığı gibi, Dünya’nın eksenindeki eğimi en doğru şekilde hesaplıyordu.</p>
<p>Trigonometrik bağlantıları bugünkü kullanılan şekliyle formülleştiren <strong>El-Battani</strong>, 877 yılından 929 yılına kadar sürekli astronomik gözlemler yapar; Tanjant ve Kotanjant&#8217;ın tanımını yaparak Sinüs, Tanjant ve Kotanjant&#8217;ın sıfırdan doksan dereceye kadar tablosunu hazırlar.</p>
<p><strong>Ebubekir er-Razi</strong>, cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanır; tıp biliminde deney ve gözlemin çok önemli olduğundan bahseder ve başhekimi olduğu hastanede görev alacak olan doktorların uzmanlaşmaları gerektiğini söyler.</p>
<p><strong>Ebü&#8217;l-Vefa</strong> trigonometriye Sekant ve Kosekant kavramlarını kazandırır. Gözün görülebilir cisimler doğrultusunda ışınlar yaydığını söyleyen Öklid ve Batlamyus&#8217;a karşı; &#8216;Görülecek cismin şekli, ışık vasıtasıyla gözden girer ve orada mercekler vasıtası ile nakledilir&#8217; diyerek, yaptığı sayısız denemelerle &#8216;göze gelen uyarıların görme sinirleri ile beyne iletildiğini&#8217; söyleyen <strong>İbnü-l-Heysem</strong> ise optik biliminin öncüsüdür.</p>
<p>Çeşitli maddelerin birbirinden ayırt edilme yollarından birinin, maddelerin özgül ağırlıkları olduğunu söyleyerek, sıcak su ile soğuk su arasındaki özgül ağırlık farkını tespit eden <strong>el-Beyruni</strong>; 973 yılında &#8216;Bilimsel çalışmaların, deneylerle ispat edilmesi gerektiğini ve belgelere dayanmasının zorunlu olduğunu&#8217; söyler. <strong>İbnu&#8217;n-Nefis</strong>, 1200&#8242;lü yıllarda, küçük kan dolaşımını keşfeder.</p>
<p>Bütün İslam ülkelerinde matematik, tıp, uzay bilimleri ve daha birçok ilimin okutulduğu eğitim kurumları, rasathaneler; dönemin en gelişmiş teçhizatları ile donatılmış hastaneler, herkese açık kütüphaneler bulunmaktaydı. Bağdat, Harran ve Endülüs başta olmak üzere Mısır, Kuzey Afrika ve Doğu Fırat çevresindeki birçok İslam şehrinde, eğitim sistemi ve ilim, söz konusu döneme örnek teşkil edecek düzeyde geliştirilmişti. Müslümanlar, yaşadıkları şehirleri uygarlık merkezleri haline getirmişlerdi. Bunlardan biri olan Kurtuba, hastaneleri, kütüphaneleri ve Orta Avrupa&#8217;dan öğrencilerin eğitim görmek üzere geldiği okulları ile Avrupa&#8217;nın en modern şehri olarak bilinmekteydi.</p>
<p>Kültürel ve sosyal alanda meydana gelen atılımlara paralel olarak ilerleyen bilim ve teknoloji, Osmanlı devleti döneminde doruğa ulaşmıştır. <strong>Hazerfen Ahmet Çelebi</strong>, <strong>Lagari Hasan Çelebi</strong> gibi alimler, alanlarında tarihin ilk örnek çalışmalarını gerçekleştirmişlerdir.</p>
<p>14. Yüzyıl’da matbaanın icadı ile 1400-1500 yılları arasında, Arapçadan ve Eski Yunancadan birçok kitap Latinceye çevrilir. Aristoteles&#8217;in tüm kitapları, 1495 yılında basılır. Thales&#8217;in Mısır&#8217;a, İslam dünyasının da Bizans ve Hindistan&#8217;a yaptığı bilimsel amaçlı seyahatler gibi, Avrupa&#8217;dan birçok bilim adamı da İslam dünyasına gelerek bilimsel kitapları toplarlar. Bilimsel eserler, Doğu Uygarlığı’ndan Batı Uygarlığı’na doğru yönelir. Eski Yunancadan Arapçaya çevrilen bilimsel eserler yeniden Arapçadan Latinceye çevrilmeye başlanır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden sonra, doğa bilimlerinin öğretilmesi medreselerden yavaş yavaş kalkar. Bu dönemden sonra İslam anlayışındaki yetersizlik, İslam dünyasının zaman içerisinde bilim dünyasından silinip yok olmasına neden olur.</p>
<p class="metin">&nbsp;</p>
<p class="metin">&lt;kuranvebilim&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/202/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/202/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/202/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/202/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/202/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/202/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/202/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/202/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/202/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/202/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/202/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/202/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=202&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamiyetin-bilime-verdigi-onemle-bilimin-gelismesindeki-katkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Ibn_Sina.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/islam_ilim_teknoloji/Al_Razi.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İslamda Bilim ve Teknoloji.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 19:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/</guid>
		<description><![CDATA[Otomatik kapılar, kuyulardan motorsuz su çeken aygıtlar, demir, kalay ve kurşun gibi metallerin hassas belirlenmiş yoğunlukları, zamanın göreceliği, pnömatik aletler, otomatik kontrol sistemleri… Bunların hiçbiri, içinde bulunduğumuz yüzyılın keşifleri değildir; bunlar, 6-7 yüzyıl öncesine ait buluşlardır.
Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek önemli gelişimlere ve değişimlere vesile oldu. Tüm ülkelerde, yaşam koşullarını köklü ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=201&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Otomatik kapılar, kuyulardan motorsuz su çeken aygıtlar, demir, kalay ve kurşun gibi metallerin hassas belirlenmiş yoğunlukları, zamanın göreceliği, pnömatik aletler, otomatik kontrol sistemleri… Bunların hiçbiri, içinde bulunduğumuz yüzyılın keşifleri değildir; bunlar, 6-7 yüzyıl öncesine ait buluşlardır.</p>
<p>Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek önemli gelişimlere ve değişimlere vesile oldu. Tüm ülkelerde, yaşam koşullarını köklü ve süratli bir şekilde etkileyen teknoloji, artan dünya nüfusunun pek çok sorununa çözüm getirdi.</p>
<p>Dünyanın bugünkü medeniyet seviyesinde büyük payı olan bilim ve teknolojinin tarihi gelişimi de son derece hızlı oldu.</p>
<p>Peki, bilim ve teknolojinin önderliğini üstlendiği uygarlık ve kültür alanındaki bu değişimin tarihsel başlangıcı hangi dönemlerde başlamıştır?<br />
<span id="more-201"></span><br />
Yukarıda saydığımız keşiflerin tamamı, dokuzuncu yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar uzanan dünya tarihinde, dönemin en ileri uygarlığı olan “İslam Uygarlığı”nın ürünüdür. Tüm yaşamlarını, dolayısı ile bilime dair tüm çalışmalarının temelini Kuran ayetlerine dayandıran Müslümanlar, kendilerine atfedildiği gibi bilimi reddetmeyip sahip çıkmışlardır. Akıla ve bilgiye dayanan uygarlıkları, dünyanın bugün sahip olduğu pek çok değere de kaynaklık etmiştir.</p>
<p>Kuran&#8217;da, evrenin yaratılışı ve kainatın düzeni ile ilgili ayetlerin bildirilmesi, bilgi sahibi olmaya büyük önem verilmesi, doğada Allah&#8217;ın varlığının delillerinin görülmesi, evrendeki her nesne ve varlığın birbirine olan uyum ve bağlılığı; söz konusu dönemde bilimin ilerlemesine yol göstermiştir.</p>
<p><!--more-->Teknik ilimler, tıp, astronomi, cebir ve kimya gibi birçok alanda önemli neticeler elde eden Müslüman bilim adamları, medeniyet ve kültür sahasında kısa zamanda kendilerini tüm dünyaya kanıtlamışlardır. Buluşlarıyla uygarlığın ilk adımlarının atılmasına vesile olan Müslümanlar, ilerlemenin yolunu açmışlardır. İslam tarihinde, bilim dallarını tek tek incelediğimizde, hepsinin kaynağının Kuran-ı Kerim olduğunu, maddi-manevi her şeyin Allah&#8217;ın yarattığı sistemin bir parçası olduğunu defalarca ispat ettiğini görmekteyiz.</p>
<p>Müslüman bilim adamları öncelikle, Batı’da Roma ve Doğu’da başta Çin olmak üzere, diğer devletlerde geliştirilen bilim ve teknolojiyi rehber almışlar ve önemli kaynakları tercüme etmişlerdir. Bu bilgi birikiminin içinden imanî ve teknik anlamda yanlış ve tutarsız olan noktaları çıkartarak, kendilerine fayda sağlayacak duruma getirmişlerdir. İlk adım niteliğindeki çalışmalarının ardından, elde ettikleri bilgileri değerlendirip yorumlayarak bilim ve teknolojiye katkıda bulunmaya başlamışlardır.</p>
<p>&lt;kuran ve bilim&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/201/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/201/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=201&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Peygamber(s.a.v.)in katlandığı sıkıntılar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2007 19:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Haremlik-Selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Aişe]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrani]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Rızık]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[ Peygamber(s.a.v.) efendimizin inancı uğruna katlandığı sıkıntılar nelerdir?
Kâinatın Efendisi&#8217;nin (s.a.s.) başına gelenler, az çok bütün mü&#8217;minlerin malûmudur. Fakat bütün bu belâ ve musibetler onları dâvâlarını anlatmaktan alıkoyamamış, aksine onlar sabır ve sebatla Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun emirlerini tebliğde berdevam olmuşlardır.
İşte peygamberlere ait bu umumî gaye ve vazife Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilir: &#8220;Onlar öyle seçkin kimselerdir ki, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=200&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong> Peygamber(s.a.v.) efendimizin inancı uğruna katlandığı sıkıntılar nelerdir?</strong></p>
<p>Kâinatın Efendisi&#8217;nin (s.a.s.) başına gelenler, az çok bütün mü&#8217;minlerin malûmudur. Fakat bütün bu belâ ve musibetler onları dâvâlarını anlatmaktan alıkoyamamış, aksine onlar sabır ve sebatla Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun emirlerini tebliğde berdevam olmuşlardır.</p>
<p>İşte peygamberlere ait bu umumî gaye ve vazife Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilir: &#8220;<strong>Onlar öyle seçkin kimselerdir ki, Allah&#8217;ın buyruklarını tebliğ ederler, O&#8217;nu sayıp, O&#8217;ndan çekinir ve O&#8217;ndan başka kimseden çekinmezler. Hesaba çeken olarak Allah yeter</strong>.&#8221; (Ahzab, 33/39)</p>
<p>&#8220;<u>Allah Resûlü&#8217;nün, bu ulvî vazifeyi yüklendikten sonraki bütün hayatı dini tebliğle geçti.</u> O kapı kapı dolaşıyor ve mesajını kendilerine tebliğde bulunabileceği âşina sima ve gönüller arıyordu. <span id="more-200"></span></p>
<p>&#8220;<u>Karşı cephenin infiâli evvelâ ilgisizlik ve boykot şeklinde oldu. Daha sonra istihza ve alayla devam etti. Son sahada ise işkencenin her çeşidiyle sürüp gitti. Geçeceği yollara dikenler serpiliyor, namaz kılarken başına işkembe konuyor ve kendisine her türlü hakaret reva görülüyordu</u>. Ne var ki, Allah Resûlü bunların hiçbiriyle yılmadı ve usanmadı. Çünkü O&#8217;nun dünyaya geliş gayesi buydu. Can alıcı hasımları dahil herkese defaetle uğradı. Ve ilâhî mesajı sundu. Evet, Ebû Cehil ve Ebû Leheb gibi din ve iman düşmanlarına bile kim bilir kaç defa gitti, hak ve hakikati anlattı..! <u>O panayırları dolaşıyor, bir kişinin hidâyetine vesile olabilmek için çadır çadır geziyor; gittiği her kapı yüzüne kapanıyor; fakat O bir başka sefer yine aynı kapıya varıyor</u>, aynı şeyleri tekrar ediyordu..</p>
<p>&#8220;O, Mekke daha fazla ümit vermeyince Taif&#8217;e gitti.. Taif mesîrelik bir yerdir. <u>Rahat ve rehavetin şımarttığı Taifliler, Mekkelilerden daha baskın çıktı. Bütün sefîh ve ayak takımı toplanıp Resûl-i Ekrem&#8217;i; evet O, meleklerin dahi yüzüne bakmaya kıyamadığı güneşler güneşini taşlayarak Taif&#8217;ten kovdular</u>. Allah Resûlü&#8217;nün yanında, evlâdım deyip bağrına bastığı Zeyd b. Hârise vardı. Zeyd, gelen taşlara vücudunu siper ederek, Efendiler Efendisini korumaya çalıştı ama, yine de mübarek vücuduna isabet eden taşlar her yanını kanlar içinde bıraktı.</p>
<p><strong>&#8220;Bu müsamahasız atmosferden sıyrılıp bir ağacın altına iltica etmişlerdi ki, birdenbire Cibrîl-i Emin beliriverdi. Ve eğer izin verilirse, çevredeki bir dağı, bu azgın insanların başına geçirebileceğini teklif etti. Allah Resûlü çok rencide olduğu bu dakikalarda bile, böyle bir teklife &#8220;hayır” diyordu. Evet O, çok ileride bile olsa, eğer bunlardan bazıları imana uyanacaksa, onlara gelebilecek belâlara karşı &#8220;<font color="#ff0000">hayır</font>!&#8221; diyordu&#8230; </strong></p>
<p><u>Ve, sonra ellerini açıp Rabb&#8217;ine niyazda bulundu:<br />
<strong><font color="#ff0000">Allah&#8217;ım, güçsüzlüğümü, za&#8217;fımı ve insanlar nazarında hakir görülmemi Sana şikâyet ediyorum. Ya Erhamerrahimîn! Sen hor ve hakir görülen biçarelerin Rabbisin. Benim de Rabbimsin.. Beni kime bırakıyorsun? Kötü sözlü, kötü yüzlü uzak kimselere mi, yoksa işime müdahil düşmana mı? Eğer bana karşı gazabın yoksa, çektiğim mihnetlere, belâlara hiç aldırmam. Ancak afiyetin arzu edilecek şekilde daha ferah-feza, daha geniştir. İlâhî, gazabına giriftâr yahut hoşnutsuzluğuna düçâr olmaktan, Senin o zulmetleri parıl parıl parlatan dünya ve âhiret işlerinin medâr-ı salâhı Nûr-u Vechine sığınırım. İlâhî, Sen razı olasıya kadar Senin affını muntazırım! İlâhî, bütün havl ve kuvvet sadece Senin elindedir.<br />
</font></strong></u><br />
&#8220;O böyle duâ ederken, yanlarına sessizce biri yaklaşır; bir tabağa koyduğu üzüm salkımını Allah Resûlü&#8217;nün önüne uzatır ve &#8220;Buyurun, bundan yiyin.&#8221; ricasında bulunur. İki Cihan Serveri elini tabağa uzatırken, Allah&#8217;ın adıyla mânâsına &#8220;Bismillâh&#8221; der. Üzümü ikram eden Addas ismindeki köle için bu, beklenmedik bir hâdisedir. Hayretle sorar: &#8220;Sen kimsin?&#8221; Allah Resûlü cevap verir: &#8220;Son Peygamber ve son Resûlüm!&#8221; Addas üzerine abanır ve öpmeye başlar.. senelerce gökte aradığını şimdi yerde, hem de hiç beklemediği bir anda karşısında bulmuştur.. ve iman eder (İbn Hişam, Sire, 2:60-63; İbn Kesir, el-Bidaye, 3:166;).</p>
<p>Batılı yazarlar, &#8220;Hz. Peygamber Mekke Dönemi&#8217;nde Peygamber&#8217;di. Medine&#8217;ye geldikten sonra ise hükümdar oldu&#8221; demektedirler. Ama gerçek şudur ki, bütün Arapları boyun eğdirip idaresine aldıktan sonra da Hz. Peygamber dünya nimetlerinden uzak kalmış, aç kalmış, her türlü imkân bulunmasına rağmen hükümdarlar gibi davranmamış, kendine dünya servetinden en ufak bir pay çıkarmamıştır. <u>Sahih-i Buhari&#8217;nin Cihad bölümünde şöyle bir rivayet vardır: &#8220;Hz. Peygamber vefat edeceği sırada zırhı bir yahudinin evinde, üç ölçek arpa karşılığında rehin duruyordu. Vefat ettiği sırada üzerinde bulunan elbiseler de yamalıydı. Bu, öyle bir zaman, bu fırsat ve imkânlar öyle arkası kesilmeyen fırsat ve imkânlardı ki, bunlara normal devletler her zaman sahip olamazlardı. Suriye sınırlarından başlayarak Aden&#8217;e kadar bütün Arabistan fethedilmiş, Medine meydanı, altın ve gümüş akınına uğramıştı.<br />
</u><br />
Hz. Peygamber &#8216;in önemli görevlerinden biri de, ruhbanlığı (Dünya nimetlerinden tamamen sıyrılarak, dünya işleriyle hiç ilgilenmeyerek kendini sadece Allah&#8217;a adamayı) ortadan kaldırmaktı.<u> Bu konuda Allah Tealâ &#8221; Kendi kafanızdan uydurduğunuz ruhbanlık &#8221; ( Hadid 57/27 )</u> buyurarak Hıristiyanları kötülemiştir. İşte bu yüzden Hz. Peygamber@ arasıra güzel yemekler yemiş, güzel elbiseler de giymişti. Ama O&#8217;nun asıl ruh yapısı, dünya süslerinden uzak durmaktı. Allah Resulü her zaman, &#8220;İnsanoğlunun şu üç şey dışında, başka bir şeye zorunlu ihtiyacı yoktur: Barınacağı ev, örtünebileceği elbise ve karnını doyurmak için ekmek ve su&#8221; buyururdu.</p>
<p>Hz. Aişe (ra), &#8220;O&#8217;nun hazır duran hiçbir elbisesi yoktu&#8221; demektedir. Bu, sadece bir kat elbisesi vardı, değişiklik için bir kenarda duran yedek başka bir elbisesi olmazdı demektir.</p>
<p>Bir gün Abdullah b. Ömer (ra) evinin duvarını tamir ediyordu. Tesadüfen Hz. Peygamber bir taraftan çıkageldi ve &#8221; Ne yapıyorsun ?&#8221;diye sordu. Abdullah b. Ömer, &#8220;Duvarı tamir ediyorum&#8221; deyince, Hz. Peygamber, &#8221; Bu kadar zamanı nerden buldun ?&#8221; buyurdu.</p>
<p><u>Evde genellikle aç dururdu ve geceleyin çoğu kere Hz. Peygamber ve bütün ev halkı aç yatarlardı. &#8220;Hz. Peygamber peş peşe bir çok geceyi aç geçirirdi. 0 ve ev halkı akşam yemeği bulamazlardı.&#8221;<br />
</u><br />
Peş peşe her gün iki ay boyunca evinde ateş yanmadığı olurdu. (Hicretin yedinci yılında oruç farz kılındı diyerek Hz.Peygamberin fazla oruç tutmadığını ima eden cahillere ithaf olunur.) Hz. Aişe (ra) bir gün bu durumu anlatırken Urve b. Zübeyr, &#8220;Peki neyle geçiniyordunuz?&#8221; diye sorunca Hz. Aişe (ra), &#8220;Su ve hurmayla. Komşularımız ara sıra keçi sütü gönderirlerdi de içerdik&#8221; dedi. Hz. Peygamber hayatı boyunca hiçbir zaman has buğday unundan yapılmış ekmek yüzü görmedi. Araplar&#8217;ın &#8221; Hıvari &#8221; ve &#8221; Naki &#8221; dedikleri saf una ömründe rastlamadı. Bu olayı anlatan Sehi b. Sa&#8217;d'e, &#8220;Hz. Peygamber döneminde elek yok muydu?&#8221; diye sorulunca &#8220;Hayır&#8221; cevabı vermişti. &#8220;Peki, o zaman unu neyle eliyorlardı?&#8221; diye sorulunca da: &#8220;Ağızlarıyla üfürerek kepekleri uçururlardı, kalanları da yoğurarak pişirirlerdi&#8221; dedi.</p>
<p><strong><u>Hz. Aişe (ra) şöyle der: &#8220;Hayatı boyunca yani Medine&#8217;ye gelişinden vefat edinceye kadar geçen dönemde Hz. Peygamber hiçbir zaman üst üste iki vakit iyice doyarak yemek yemedi.&#8221;</u></strong></p>
<p>Fedek, Hayber ve diğer savaşları anlatan hadisçiler ve siyer uzmanları, Hz. Peygamber, buralardan gelen gelirlerden yıllık masraflarını alırdı, diye yazmaktadırlar. Bu rivayetlerin zahiri ile Hz. Peygamber&#8217;in yokluk içinde yaşaması çelişiyor gibi görünmesine rağmen her ikisi de doğrudur. Şüphesiz Allah Resulü gelirlerden geçimini temin edecek miktarı alıyor, geri kalanları fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine veriyordu. Hatta kendisi için ayırdıklarını da daha sonra ihtiyaç sahiplerine veriyordu. Hz. Peygamber&#8217;in açlık çektiği ve elinde avucunda hiçbir şey olmadığıyla ilgili olaylar hadislerde sıkça geçmektedir. Onlardan birkaçını örnek olarak vermek istiyoruz:</p>
<p>Bir gün Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna bir adam geldi ve &#8220;Çok açım&#8221; dedi. Hz. Peygamber mübarek eşlerinden birine; &#8221; Yiyecek bir şeyler gönder &#8221; diye haberci gönderdi. Giden kişi döndüğünde, evde sudan başka bir şey olmadığı haberini getirdi. Hz. Peygamber diğer eşinin evine haber gönderdi, oradan da aynı cevap geldi. Kısacası sekiz-dokuz evden, sudan başka bir şeyin olmadığı haberi geldi.</p>
<p>Enes (ra) anlatır: &#8220;Bir gün Hz. Peygamber&#8217;in mübarek huzuruna geldiğimde Hz. Peygamber&#8217;in karnını bir kuşakla çok fazla sıktırarak bağlamış olduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda oradakilerden biri, &#8220;Fazla acıktığı için&#8221; dedi.</p>
<p>Ebu Talha (ra) şöyle der: &#8220;Bir gün ben Hz. Peygamber&#8217;in mescidde kuru toprağa uzanmış, açlıktan kıvranarak bir o tarafına bir bu tarafına döndüğünü gördüm.&#8221;</p>
<p>Bir keresinde sahabe-i kiram, Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna gelip açlıktan yakındılar ve karınlarını açarak kuşaklarının altına bağladıkları taşları gösterdiler. Hz. Peygamber bunun üzerine açlıktan dolayı kendi karnına bir değil iki taş bağlamış olduğunu gösterdi.</p>
<p>Çoğu kere açlıktan dolayı sesi o kadar kısılırdı ki, sahabe-i kiram durumunu anlarlardı. Bir gün Ebu Talha (ra) eve geldi ve eşine; &#8220;Yiyecek bir şey var mı? Az önce Hz. Peygamber&#8217;in açlıktan sesinin kısıldığını gördüm&#8221; dedi.</p>
<p>Bir gün çok acıkmış olarak tam öğle vakti evden çıktı. Yolda Ebu Bekir ve Ömer (ra) ile karşılaştı. 0 ikisi de açlıktan bitkin düşmüşlerdi. Allah Resulü hepsini alarak Ebu Eyyüb el-Ensari&#8217;nin (ra) evine gitti. Ebu Eyyüb el-Ensari, Hz. Peygamber için daima hazır süt bulundururdu. 0 gün gelmesi gecikince sütü çocuklara içirmişti. Eşi haber alınca dışarı çıktı ve &#8220;Allah Resulü hoş geldi&#8221; dedi. Allah Resulü, Ebu Eyyüb&#8217;un nerede olduğunu sordu. Hurmalık yakın olduğu için Ebu Eyyüb el-Ensari sesi duyarak koştu geldi ve &#8220;Hoş geldiniz&#8221; dedikten sonra &#8220;Bu vakit, Allah Resulü&#8217;nün geldiği vakit değil&#8221; dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber durumu anlattı. Ebu Eyyüb el-Ensari hurmalığa giderek bir salkım hurma koparıp getirdi ve &#8220;Şimdi et hazırlatıyorum&#8221; dedi. Hemen bir keçi kesti, yarısını tas kebap şeklinde yarısını da ateşte kızartarak pişirdi. Yemeği Hz. Peygamber&#8217;in önüne koyunca Allah Resulü: &#8221; Bir parça ekmek üzerine az miktarda et koyarak Fatıma&#8217;ya gönder. Birkaç günden beri bir şey yemek nasip olmadı &#8221; buyurdu. Sonra ashabıyla birlikte yemeği yedi. Birkaç çeşit yemeği görünce gözlerinden yaşlar boşandı ve: &#8220;Allah Teala&#8217;nın: &#8221; Verdiğim nimetlerden Kıyamet günü hesaba çekileceksiniz &#8221; ( Tekasür 102/ 8 ) buyurduğu işte bunlardır &#8221; buyurdu.</p>
<p>Çoğu kere öyle olurdu ki, Hz. Peygamber sabahleyin mübarek eşlerinin yanına gelir ve &#8221; Bugün yiyecek bir şeyler var mı ?&#8221; diye sorardı. Onlar, &#8220;Yok&#8221; derlerse Hz. Peygamber,<br />
&#8221; Öyleyse ben de oruçluyum&#8221; buyururdu.</p>
<p>Selam ve dua ile&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/200/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/200/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=200&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Alkollü İçkiler Vücudu Isıtır mı</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-ickiler-vucudu-isitir-mi-yani-vucut-sicakligini-arttirmak-icin-soguklarda-kullanilabilir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-ickiler-vucudu-isitir-mi-yani-vucut-sicakligini-arttirmak-icin-soguklarda-kullanilabilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 22:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-ickiler-vucudu-isitir-mi-yani-vucut-sicakligini-arttirmak-icin-soguklarda-kullanilabilir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
Alkol, bırakalım vücut sıcaklığını yükseltmek, bilakis vücut sıcaklığını düşürücü tesire sahiptir. Şöyle ki, alkol kullanan şahsın cilt damarlarını genişletir. Bu ise vücuttan hararetin kaybına vesile olmaktadır. Hatta sarhoş şahsın hisleri azaldığı için, şiddetli soğuklarda sokakta kaldığını bile fark etmeyebilir. Donma tehlikesi dahi geçirebilir.(16) Rus İnterfax Ajansı’nın haberine göre 1995-1996 kışında sadece Moskova’da toplam 600 kişi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=199&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"><strong>Alkol, bırakalım vücut sıcaklığını yükseltmek, bilakis vücut sıcaklığını düşürücü tesire sahiptir.</strong> Şöyle ki, alkol kullanan şahsın cilt damarlarını genişletir. Bu ise vücuttan hararetin kaybına vesile olmaktadır. Hatta sarhoş şahsın hisleri azaldığı için, şiddetli soğuklarda sokakta kaldığını bile fark etmeyebilir. Donma tehlikesi dahi geçirebilir.(16) Rus İnterfax Ajansı’nın haberine göre 1995-1996 kışında sadece Moskova’da toplam 600 kişi soğuktan donmuştur. Bunların tamamı alkolik kişilerdir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Alkol Direkt Olarak Ölüme Yol Açabilir mi? Yani Âdeta Bir Zehir Gibi Tesir Edip Ölüme Sebep Olabilir mi? </font></p>
<p><span id="more-199"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Bilineceği gibi, alkollü içkiyi kullanan şahısta, <strong>kanındaki alkol seviyesi, belli miktarların üstüne çıkacak olursa (400-700 mgr/mlt) direkt zehir tesiri yapar. Şahsın solunum felcinden ölümüne vesile olur. </strong>Alkolden direkt zehirlenme ile meydana gelen ölümler, alkolden ileri gelen bütün ölümlerin 1/3’ini teşkil eder. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"><strong>Alkol zehirlenmesi, A.B.D.’de karbon monoksitten sonra, ölümle neticelenen zehirlenme sebeplerinin ikincisidir. </strong>Alkol ve karbon monoksitin her yıl sebep olduğu ölümler, diğer bütün zehirlenmelerin hepsinin toplamından çok daha fazla miktardadır. (Hofmann FG: A Handbook on Drug and Alcohol Abuse. 2nd ed, Oxford University Press, 1983, s.115) </font></p>
<p class="bjtags">Tags:  <a href="http://technorati.com/tag/şarap" rel="tag">şarap</a>, <a href="http://technorati.com/tag/içki" rel="tag">içki</a></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/199/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/199/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/199/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=199&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-ickiler-vucudu-isitir-mi-yani-vucut-sicakligini-arttirmak-icin-soguklarda-kullanilabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Alkol ve Gıdalar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkol-gidalarin-hazmina-veya-sindirilmesine-faydali-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkol-gidalarin-hazmina-veya-sindirilmesine-faydali-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 22:31:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkol-gidalarin-hazmina-veya-sindirilmesine-faydali-midir/</guid>
		<description><![CDATA[
Alkol Gıdaların Hazmına veya Sindirilmesine Faydalı mıdır?  
Bunun tersi doğrudur. Yani değil alkollü içkilerin hazma faydalı olması, bilakis hazmı geciktirdiği gösterilmiştir. Çünkü alkol sindirim kanalı duvarlarında tahriş edici sebebi ile fazlaca mukus ve hidroklorik asit salgılanmasına vesile olur. Bu ise sindirime menfî tarzda tesir eder. Alkolün hangi çeşidi olursa olsun, ne miktarda olursa olsun, sindirimi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=198&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;">
<p><strong>Alkol Gıdaların Hazmına veya Sindirilmesine Faydalı mıdır?  </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"><strong>Bunun tersi doğrudur.</strong> Yani değil alkollü içkilerin hazma faydalı olması, bilakis hazmı geciktirdiği gösterilmiştir. Çünkü alkol sindirim kanalı duvarlarında tahriş edici sebebi ile fazlaca mukus ve hidroklorik asit salgılanmasına vesile olur. Bu ise sindirime menfî tarzda tesir eder. Alkolün hangi çeşidi olursa olsun, ne miktarda olursa olsun, sindirimi tembih edici bir madde olarak kabul edilemez. Bira ve şarapta bu prensibin haricinde değildir.(15)</font></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/198/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/198/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/198/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=198&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkol-gidalarin-hazmina-veya-sindirilmesine-faydali-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Alkollü İçki Nedir? Dinimizce Haram Edilmiş Olan Alkollü İçki Tabirinden Ne Anlamalıyız?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-icki-nedir-dinimizce-haram-edilmis-olan-alkollu-icki-tabirinden-ne-anlamaliyiz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-icki-nedir-dinimizce-haram-edilmis-olan-alkollu-icki-tabirinden-ne-anlamaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 22:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-icki-nedir-dinimizce-haram-edilmis-olan-alkollu-icki-tabirinden-ne-anlamaliyiz/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
Alkollü içkiler, hangi içki tipinde olursa olsun, meyve ve tahılların fermantasyonu, mayalandırılması neticesinde elde edilir. İçkinin tamamı alkol değildir. İçerisinde su, şekerli maddeler ve benzeri şeyler bulunur. Fakat hangi tipte olursa olsun, içkilerde vücuda asıl zararlı olan, sarhoşluk yapan madde etil alkol dediğimiz kimyevî maddedir. Etil alkol değişik içkilerde farklı nisbetlerde bulunur. Meselâ etil alkol [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=197&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"></font>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Alkollü içkiler, hangi içki tipinde olursa olsun, meyve ve tahılların fermantasyonu, mayalandırılması neticesinde elde edilir. İçkinin tamamı alkol değildir. İçerisinde su, şekerli maddeler ve benzeri şeyler bulunur. <b>Fakat hangi tipte olursa olsun, içkilerde vücuda asıl zararlı olan, sarhoşluk yapan madde etil alkol dediğimiz kimyevî maddedir. Etil alkol değişik içkilerde farklı nisbetlerde bulunur. Meselâ etil alkol birada %5-7, şarapta %15-20 nisbetinde iken; cin, likör ve rakıda %45-50, votka ile viskide ise %65-70 nisbetinde bulunur. </b></font></p>
<p><span id="more-197"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Alkollü içkilerin muhtevasında, mineraller, vitamin, proteinler ve yağlar gibi vücuda faydalı olan maddeler bulunmaz. Onun için, alkollü içkilerin hiçbir besleyici değeri yoktur. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Peygamber (s.a.v.) efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde, &ldquo;Bir şeyin çok miktarda alınması insana sarhoşluk veriyorsa onun azıda haramdır&rdquo; (Ebû Dâvûd, Sünen, c.II, s.294; Tirmizi, Eşribe 3) diye buyurmuşlardır. Bu hükme göre az miktarlarda da olsa, terkibinde etil alkol bulunan her madde dinen haram demektir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;">
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Alkol Bir İlaç Olarak Kullanılabilir mi? Bilhassa Kalb Hastalıklarına Faydalı Ciheti Var mıdır? </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"><span style="font-size:9pt;">Alkolün ilaç olarak kullanılması fikri kesinlikle kabul edilmemektedir. Buna misal olarak Amerikan Tıp Birliği&rsquo;nin (American Medical Association) bu konudaki kesin ifadelerini verebiliriz. Yani tıp yönünden Amerika&rsquo;da yetkili bir heyet şöyle diyor: &ldquo;Alkollü içkilerin tedavi edici bir ilaç gibi ve vücuda faydalı bir gıda gibi kullanılmasının hiç bir ilmî temeli, esası yoktur.&rdquo; </span><font>(The Journal of American Medical Association, 68: 1837, 1917) </font><span style="font-size:9pt;">Ayrıca aynı teşkilât kalb krizinin tedavisinde alkolün faydalılığını kabul etmemektedir. Yapılan çalışmalar, koroner kalb hastalığında bir bardak viskinin, dil altına konulan bir tek nitrogliserin tabletinin 1/150 (yüz ellide bir)&rsquo;i kadar dahi tesiri, faydası olmadığını göstermiştir. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS"><b><span style="font-size:9pt;">Viskinin, kalb hastalığı geçirenlere iyi geldiği kanaati kesinlikle yanlıştır. Bu fikirler içki imal eden firmaların reklâmlarından kaynaklanmaktadır. Söylenenin tam aksine, içki içtikten sonra enfarktüs geçiren pek çok hasta vardır. Alkol alan şahısta cilt damarlarının genişlemesi alkolün vücuttan atılması için meydana gelen bir reaksiyondur. Cilt damarlarının bu genişlemesine kalbin kendisini besleyen damarlar refakat etmediği gibi, alkol alan şahısta dokuların oksijenlenmesi tehlikeli şekilde azalır ve bu da enfarktüs riskini arttırır.</span><font> ( </font></b><font>1- The Journal of The American Medical Association, 143:355, 1950. 2- Circulation, 1:700, 1950, 3- American Heart, 3:5, 1953, 4- The Lancet, 346:716, 1995. )</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: &ldquo;Şu muhakkak ki içki deva değildir. Bilâkis marazdır. Yani hastalık vericidir.&rdquo; (İbn-î Mâce, Tıp, 27; Müslim, Eşribe, 12) İşte belirttiğimiz, içkinin hangi çeşidi olursa olsun ilaç gibi kullanılamayacağı tarzındaki ifadeler, bu hadis-i şerifin açık bir teyidinden ibarettir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;">
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">İçki Tansiyonu Düşürür mü, Yüksek Tansiyonlularda Az Miktarda İçki Kullanılmasının Faydası Olur mu? Yoksa Zararı mı Olur? </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">Alkollü içkilerin az miktarda kullanılmasının bilhassa kalbi besleyen damarlarda vozadilatasyon yani damar genişlemesi yaparak faydalı olabileceği fikri mevcuttu. Bu kanaatin yanlışlığı yapılan yeni çalışmalarla çok daha iyi bir şekilde anlaşılmıştır. Alışkanlığı olan veya daha önce hiç içki kullanmamış şahıslarda, tansiyonları normal veya yüksek olsun, şahısların hepsinde az miktarlarda bile alkol kullanılması tansiyonu arttırmaktadır.(10), (11) </font></p>
<p class="MsoNormal" style="word-spacing:1px;text-indent:25px;line-height:110%;text-align:justify;margin:15px 10px 5px;"><font face="Trebuchet MS">15-80 yaşları arasındaki <b>80.000 </b>şahısta yapılan çalışma, günde normal büyüklükte bir bardak içki kullanan şahsın tansiyonu (sistolik basınç) ortalama 1 mmHg artmaktadır. Günde iki bardak veya daha fazla miktarda içki kullananlarda, içki içmeyenlerle mukayese edilince, tansiyon âdeta ikiye katlanarak artmaktadır.(12), (13) Alkollü içkiler, batı memleketlerinde erkeklerde görülen bütün yüksek tansiyonların takriben %10&rsquo;nun sebebidir. Bazı memleketlerde bu nisbet %33&rsquo;e kadar çıkar.(14) </font></p>
<div class="bjtags">Tags:  <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/içki">içki</a>, <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/İcki">İcki</a>, <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/Ickıi">Ickıi</a>, <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/Alkol">Alkol</a>, <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/Şarap">Şarap</a>, <a rel="tag" href="http://technorati.com/tag/Sarap">Sarap</a></div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/197/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/197/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/197/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=197&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/19/alkollu-icki-nedir-dinimizce-haram-edilmis-olan-alkollu-icki-tabirinden-ne-anlamaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>özürsüz olarak namzlar birleştirilebiliniyor mu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[maliki]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>
		<category><![CDATA[şafi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.s.)&#8217;in hac ve yolculukta namazları cemettiğini gördük. Mezhep imamlarının bu hadislerden istifadeyle vardıkları değişik hükümleri de zikrettik. Ve gördük ki, hiç bir mezhepte özürsüz olarak namazları cemetmek câiz değildir. Fakat bununla beraber, İbnu Abbas (r.a.)&#8217;ın bir rivâyetine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) özürsüz olarak da iki namazı cemetmiştir. Ama hiç bir mezhep bu hadîsle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=195&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Peygamber Efendimiz (s.a.s.)&#8217;in hac ve yolculukta namazları cemettiğini gördük. Mezhep imamlarının bu hadislerden istifadeyle vardıkları değişik hükümleri de zikrettik. <span style="text-decoration:underline;"><strong>Ve gördük ki, hiç bir mezhepte özürsüz olarak namazları cemetmek câiz değildir. Fakat bununla beraber, İbnu Abbas (r.a.)&#8217;ın bir rivâyetine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) özürsüz olarak da iki namazı cemetmiştir. Ama hiç bir mezhep bu hadîsle amel etmemiştir.</strong></span> Şimdi biz bu hadîsi ve daha sonra da bu hadîs hakkında ulemânın, özellikle Hanefî ulemâsının görüşlerini zikredeceğiz:<br />
<span id="more-195"></span><br />
İbnu Abbâs (r.a.) şöyle der: &#8216;R<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>esûlullah (s.a.s.) Medîne&#8217;de hiç bir korku ve yağmur (başka bir rivâyette korku ve sefer) yokken öğle ile ikindiyi, daha sonra da akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı.&#8217;</p>
<p>İbnu Abbâs&#8217;a (r.a.): &#8216;Hz. Peygamber (s.a.s.) bunu niçin yaptı?&#8217; denildiğinde:</p>
<p>- &#8216;Ümmetini meşakkate sokmamak istedi.&#8217; cevabını vermiştir (Buhârî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 12; Müslim, &#8216;Müsâfirîn&#8217;, 49, 50, 54, 56).</strong></span></span></p>
<hr />Hadîs hakkında mülâhazalar:</p>
<p>1. Buhârî ve Müslim&#8217;in bir rivâyetinde şu ilâve vardır: Hadîsi rivâyet eden râvi (Ebû Şa&#8217;sâ&#8217;)'ya:</p>
<p>- &#8216;Zannederim, öğleyi te&#8217;hir ikindiyi ta&#8217;cil, keza akşamı te&#8217;hir yatsıyı ta&#8217;cil etmiş olmalı?&#8217;, denildi. O da cevâben: &#8216;Bunu ben de böyle zannediyorum!&#8217; dedi.</p>
<p>Hadîsi rivâyet eden râvî, hadîsden muradın ne olduğunu daha iyi bilir (es-Sübkî, 7/66). Aynı zamanda bu te&#8217;vîl Hanefîler&#8217;in de te&#8217;vilidir. Çünkü Hanefîler, Arafat ile Müzdelife&#8217;den başka bütün cemleri (iki namazı beraber kılmayı) &#8216;cem-i sûrî&#8217; diye te&#8217;vil etmişlerdir. Yani: &#8216;Bundan murât, birinci namazı vaktinin sonunda kılmış; ikinci namazı da vakti girer girmez edâ etmiştir. Bu sûretle her iki namaz kendi vaktinde kılınmakla beraber, zâhiren iki namaz cemedilmiş gibi görünmektedir.&#8217; (Tahâvî, 1/160-166).</p>
<p>Esâsen öğlenin son vakti ile ikindinin ilk vakti, keza akşamın son vakti ile yatsının ilk vakti son derece kesin hatlarla ayrılmış değildir, ihtilâflıdır. Bu açıdan bakınca Hanefîlerin te&#8217;vîli isâbetli olmaktadır.</p>
<hr />2. Aynı hadîsin Müslim&#8217;de geçen: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) korku ve sefer hali olmaksızın öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı.&#8217; şeklindeki rivâyeti için İmam Mâlik:</p>
<p>&#8216;Ben bunun, yağmurlu günde yapılmış olacağını zannediyorum.&#8217; demiştir (Muvattâ, &#8216;Kasru&#8217;s-Salât,&#8217; 4; Müslim, &#8216;Müsâfirîn&#8217;, 49). Çünkü, hadisin rivayetinin birinde &#8216;yağmur yoktu&#8217; denmekle birlikte, diğer rivayetinde yağmur zikredilmemekte, sefer zikredilmektedir.</p>
<hr />3. Bu hadîs sahîh olmakla beraber, hadîsi rivâyet eden Tirmizî bu rivâyet hakkında şöyle beyanda bulunmuştur (Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138 ve Kitabu&#8217;l- İlel&#8217;in başında):</p>
<p>- &#8216;Benim kitabımda İbnu Abbâs (r.a.)&#8217;ın: &#8216;Korku ve yağmur yokken Medîne&#8217;de namazların cemedilerek kılındığını bildiren hadîsi&#8217; ile içki içene verilecek ceza ilgili bir hadisten başka ulemânın ittifâkla terk ettikleri bir hadîs yoktur.&#8217; Tirmizî&#8217;nin bu itirafı, ulemanın ittifak halinde bu hadisle amel etmediğini göstermeye yeter.</p>
<hr />4. Ulemâdan bir cemâat, bu hadîslerle istidlâl ederek bir hâcetten dolayı hazarda (yolcu olmadığı zaman) dahi iki namazın cem edilmek sûretiyle kılınabileceğine kâil olanlar çıkmışsa da, onlar da bunun âdet edinilmemesini şart koşmuşlardır. İbn Sîrîn, Eşheb, İbnü&#8217;l-Münzir, Kaffâl ve Şâşi&#8217;l-Kebîr&#8217;in görüşleri budur (Hattâbî, 2/15; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138; Nevevî, Şerhu Müslim, 5/226).</p>
<hr />5. İbnu Ebî Şeybe&#8217;nin &#8216;Musannef&#8217;indeki bir rivâyette Ebû Mûsâ, &#8216;Özürsüz olarak iki namazı birleştirerek aynı vakitte kılmak, büyük günahlardandır.&#8217; demiştir (Ahmed Davudoğlu, 4/2024).</p>
<hr />6. Hanefîler, İbnu Abbâs (r.a.)&#8217;in bu hadîsine karşılık, Buhârî ve Müslim&#8217;in ittifâkla İbnu Mes&#8217;ûd&#8217;dan rivâyet ettikleri şu hadîsi zikrederler: İbnu Mes&#8217;ûd (r.a.) şöyle demiştir: &#8216;Ben Resûlullah (s.a.s.)&#8217;i şu ikisi hariç, bir namazı kendi vaktinden başka bir vakitte kıldığını görmedim: Arafat&#8217;ta öğle ile ikindiyi, Müzdelife&#8217;de akşamla yatsıyı birleştirdi. O gün sabahı da ilk vaktinde kıldı.&#8217; (Buhârî, &#8216;Hacc&#8217;, 99; Müslim, &#8216;Hacc&#8217;, 292; Ebû Dâvud, &#8216;Menâsik&#8217;, 65).</p>
<p>Ayrıca Hanefîler, Müslim&#8217;in rivâyet ettiği Ebû Katâde hadîsini zikrederler. Bu hadîste Resûlullah (s.a.s.): &#8216;Uyuyakalmakta bir kusur işleme yoktur. Kusûr ancak uyanıkken bir namazı başka namazın vakti girinceye kadar geciktirmekle olur.&#8217; buyurmaktadır (Müslim, &#8216;Mesâcid&#8217;, 311). Demek ki, namazı vakti haricinde kılmak için (gayr-ı kasdî) uyuyakalmaktan başka özür yoktur.</p>
<hr />7. Bedrüddîn Aynî, bu hususta şöyle der: Cemetmenin (hazarda sebepsiz) bir ruhsat olduğunu kabul ettik diyelim. Lâkin biz onu sûrî cem&#8217;e hamlederiz (Yani, ilk namaz son vaktine kalmış, ikinci namaz hemen ilk vaktinde kılındığından, ravi onu cem gibi görmüştür). Tâ ki haber-i vâhid, kat&#8217;î olan âyete muâraza etmesin. Âyetten murat: &#8216;Namazlara devâm edin&#8230;&#8217; (Bakara, 2/238), yâni onları vakitlerinde kılın! kavlidir. Allah Teâlâ: &#8216;Şüphesiz ki, namaz belirli vakitlerde mü&#8217;minlere farz kılınmıştır.&#8217; (Nisâ, 4/103) buyuruyor. Bizim kabul ettiğimiz görüş, hem âyetle, hem de hadîsle amel sayılır.</p>
<hr />8. Tahâvî&#8217;ye göre, Hz. Peygamber (s.a.s.), her namazın ilk vaktini ve son vaktini tatbikatıyla ashâbına göstermiştir. Her namazın kendine hâs bir vaktinin olduğunu onlara öğretmiştir. Öyleyse mâzeretsiz olarak bir namazı vaktinden sonraya bırakmak veya vaktinden önce kılmak doğru olmaz (Tahâvî, 1/165-166).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/195/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/195/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=195&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>hastalık sebebiyle namazlar birleştirilmişmidir? cem edilmişmidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/</guid>
		<description><![CDATA[
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in çok kere hastalandığı halde, hastalık sebebiyle namazları birleştirdiğine dair açık bir rivâyet nakledilmemiştir.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=194&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="post">
<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in çok kere hastalandığı halde, hastalık sebebiyle namazları birleştirdiğine dair açık bir rivâyet nakledilmemiştir.</strong></span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/194/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/194/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=194&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mezheplere göre Namazlar nasıl birleştirilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/</guid>
		<description><![CDATA[Namazların cemedilmesi meselesine temas eden rivayetlerin çokluğu, farklılığı ve değişik yorumlara kâbil oluşları gibi durumlar, ulemânın bu mevzuda değişik sonuçlara varmasına sebep olmuştur. Mezheplerin, bu meseledeki görüşleri şöyledir:

Hanefîlere Göre[/b][/color]
Namazları cemetme, sadece Hac sırasında Arafat&#8217;ta ve Müzdelife&#8217;de yapılır. Arafat&#8217;ta cem&#8217;i takdîm yapılarak öğle ile ikindi birleştirilir; Müzdelife&#8217;de ise akşam te&#8217;hir edilerek yatsı ile birleştirilir. Yolculukta cemetmek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=193&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="text-decoration:underline;">Namazların cemedilmesi meselesine temas eden rivayetlerin çokluğu, farklılığı ve değişik yorumlara kâbil oluşları gibi durumlar, ulemânın bu mevzuda değişik sonuçlara varmasına sebep olmuştur. </span>Mezheplerin, bu meseledeki görüşleri şöyledir:<span id="more-193"></span><br />
<span style="color:red;"></span><br />
<hr />Hanefîlere Göre[/b][/color]<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Namazları cemetme, sadece Hac sırasında Arafat&#8217;ta ve Müzdelife&#8217;de yapılır</strong></span>. <span style="color:red;">Arafat&#8217;ta cem&#8217;i takdîm yapılarak öğle ile ikindi birleştirilir; Müzdelife&#8217;de ise akşam te&#8217;hir edilerek yatsı ile birleştirilir. Yolculukta cemetmek câiz değildir. </span></p>
<p><span style="color:purple;">Ashap&#8217;tan Abdullah ibn Mes&#8217;ûd, Sa&#8217;d ibn Ebî Vakkâs ve Abdullah ibn Ömer gibi bazılarından da bu görüş rivâyet edilmiştir. Hasan Basrî, İbn Sîrîn, İbrâhim Nehaî, Esved gibi bir kısım selef de bu görüştedir. Bir rivâyette İmam Mâlik&#8217;in tercihi de budur (el-Meydânî, İstanbul ts., 1/185; Zuhaylî 1989, 2/350 vd).</span><br />
<hr />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Mâlikîlere Göre</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Öğle namazı ile ikindi namazını, akşam ile yatsı namazını birleştirerek cem&#8217;i takdîm yahut cem&#8217;i te&#8217;hir tarzında kılmanın altı sebebi vardır: Bunlar da yolculuk, yağmur, karanlıkla birlikte çamur ve bayılmak ve benzeri hastalıklar, Arafat&#8217;ta Arafe gününde bulunmak, Müzdelife&#8217;de bayram gecesi bulunmak. Bu sayılan durumların hepsinde namazları birleştirerek kılmaya ruhsat vardır. Ancak Arafat ve Müzdelife&#8217;de namazları birleştirmek sünnettir.</span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Seferde ise, namazları birleştirerek kılmak ruhsata bağlı olarak câizdir. Sefer ister uzun bir yolculuk olsun, ister mesâfesi kadar kısa bir yolculuk olsun fark etmez.</span> <span style="color:red;">Bu hüküm kara yolculuğu için olup, deniz yolculuğu için değildir. Zira ruhsatın kendine mahsus hususiyeti vardır. Karada yapılan yolculuğun da ma&#8217;siyet veya eğlence için olmaması gerekir (Zuhaylî, 2/351-354).</span><br />
<hr />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Şâfiîlere Göre</strong></span></p>
<p><strong>Şafiîler, namazların birleştirilerek kılınmasını sadece seferde, yağmurlu havada ve hacda Arafat ile Müzdelife&#8217;de câiz görmüşlerdir.</strong></p>
<p>Yağmur, eriyen kar ve buzlu havalarda namazları cem&#8217;i takdîm ile birleştirmek kılmak, tercih edilen görüşe göre, yağmur sebebiyle yolda eziyet çekme durumlarında uzak olan mescitte cemaatle kılanlar için câizdir. <strong>Şâfiî&#8217;nin yeni kavline göre, bu durumlarda namazları cem&#8217;i te&#8217;hir ile birleştirmek câiz değildir. Çünkü yağmurun devam edeceği kesin olarak bilinmemektedir, kesilebilir. Dolayısıyla özürsüz olarak namazın vaktini geçirmek söz konusu olabilir.<br />
</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Şafiî mezhebinde meşhur olan görüşe göre, <strong>cıvık çamur, şiddetli rüzgâr, karanlık ve hastalık sebebiyle namazları birleştirmek câiz değildir</strong>.</span> Bu hüküm namazın vakitleri ile ilgili hadislere dayanmaktadır. Açık bir delîl bulunmadan bu hadise aykırı davranmak câiz olmaz.</p>
<hr /><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hanbelîlere Göre</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Sekiz durumda namazları hem cem&#8217;i takdîm, hem de cem&#8217;i te&#8217;hir tarzında birleştirerek kılmak câizdir:</span></p>
<p><strong>1. Dört rekatlı namazların kısaltılmasını mubah kılacak ölçüde uzun bir yolculuk yapmak</strong>. Bununla beraber<span style="text-decoration:underline;">, bu yolculuğun haram ve mekruh bir yolculuk olmaması ve en az iki günlük bir mesafe olması gerekir. </span></p>
<p><strong>2. Namazları birleştirmeyi terkedince zorluk ve zafiyete düşecek derecede hasta olmak.</strong></p>
<p><strong>3. Çocuk emzirmek. </strong></p>
<p>4<strong>. Her namaz için su ile yahut teyemmüm yaparak temizlenmekten âciz olmak</strong>.</p>
<p><strong>5. Vakti bilmekten âciz olmak</strong>.</p>
<p><strong>6. İstihâze (özür kanı) ve benzeri durumlar</strong>.</p>
<p>7<strong>-8. Özürlü olmak yahut yoğun derecede (meşru) meşguliyeti olmak: </strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Meşgul olan yahut cuma ve cemaati terk etmeyi mubah kılacak bir özrü bulunan kimselerin namazlarını birleştirerek kılmaları câizdir.</span></p>
<p>Yağmurlu zamanlarda akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kılmak câiz, öğle ile ikindiyi birleştirmek câiz değildir.</p>
<p>H<strong>ac esnasında namazların birleştirilmesi, Arafat&#8217;ta öğle ile ikindi namazını öğle vaktinde cem&#8217;i takdîm şeklinde, akşam ile yatsı namazlarını ise, yatsı vaktinde Müzdelife&#8217;de cem&#8217;i te&#8217;hir şeklinde olur </strong>(Zuhaylî, 2/357-561).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/193/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/193/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=193&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>iki namaz nasıl birleştirilerek kılınır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/</guid>
		<description><![CDATA[Öğle namazı ile ikindiyi öğlenin vaktinde (cem-i takdîm) veya ikindinin vaktinde (cem-i te&#8217;hir) birleştirerek kılmak, aynı şekilde, akşam ile yatsıyı birbirinin vaktinde birleştirerek kılmak câizdir. Fakat bu cevaz mutlak olmayıp, belirli şartları vardır.
Önce, söz konusu namazların cem&#8217;i ile ilgili hadis-i şeriflere bakalım:

Ca&#8217;fer ibn Muhammed ibn Mesleme (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) öğle ve ikindi namazlarını Arafat&#8217;ta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=192&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Öğle namazı ile ikindiyi öğlenin vaktinde (cem-i takdîm) veya ikindinin vaktinde (cem-i te&#8217;hir) birleştirerek kılmak, aynı şekilde, akşam ile yatsıyı birbirinin vaktinde birleştirerek kılmak câizdir. <span style="color:red;">Fakat bu cevaz mutlak olmayıp, belirli şartları vardır</span>.</strong><span id="more-192"></span><br />
Önce, söz konusu namazların cem&#8217;i ile ilgili hadis-i şeriflere bakalım:<br />
<hr /><strong><br />
Ca&#8217;fer ibn Muhammed ibn Mesleme (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) öğle ve ikindi namazlarını Arafat&#8217;ta tek bir ezan ve iki ayrı kâmetle kıldı. İki namaz arasında nâfile namaz kılmadı. Müzdelife&#8217;de de akşamla yatsıyı bir ezan ve iki kâmetle kıldı ve aralarında nâfile kılmadı.&#8217;</strong></p>
<hr /><strong><br />
İbn Mes&#8217;ûd (r.a.) anlatıyor: &#8216;Ben Resûlullah (s.a.s.)&#8217;ı şu ikisi hariç, bir namazı kendi vaktinden başka bir vakitte kıldığını görmedim: Müzdelife&#8217;de akşamla yatsıyı birleştirdi. O gün sabah namazını da ilk vaktinde kıldı.&#8217;</strong><br />
<hr />
İb<strong>nu Abbas (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) seferde/yolculuk halinde iken öğle ile ikindiyi birleştirdi, akşam ile yatsıyı da birleştirdi.&#8217;<br />
</strong><br />
<hr /><strong>Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.), güneş batıya meyletmeden yola çıkınca, öğle namazını ikindi vaktine te&#8217;hir eder, ikindi olunca mola verir, ikisini cem ederdi (beraber kılardı). Yola çıkmazdan önce güneş batıya meyletti (öğle vakti girdi) ise, hareketten önce her ikisini de (öğle ve ikindiyi) kılar, sonra yola çıkardı.&#8217;</strong><br />
<hr />
H<strong>z. Enes (r.a.), &#8216;Efendimiz (s.a.s.) sefere acele ettiği zaman öğleyi ikindinin ilk vaktine kadar te&#8217;hir eder; müteâkiben aralarını cemederdi. Akşam namazını da te&#8217;hir eder tâ şafak kaybolduğu vakit, onu yatsı ile beraber kılardı.&#8217; diye de nakilde bulunmaktadır.</strong></p>
<hr /><strong>Abdullah ibn Ömer (r.a.): &#8216;Resûlullah (s.a.s.), yolculuğa çıkmak için acele ettiği zaman akşam ile yatsıyı bir arada kılardı.&#8217; demektedir (</strong><br />
<hr /><strong><span style="color:red;">Değişik rivâyetler için bkz: Buhârî, &#8216;Taksîru&#8217;s-Salât,&#8217; 13-16; Müslim, &#8216;Müsâfirîn,&#8217; 42-58; Ebû Dâvud, &#8216;Salât&#8217;, 274; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138; Nesâî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 4</span></strong>2).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/192/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/192/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=192&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>namaz günahları temizler mi</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hadîs-i şeriflerde, namazın beş vakit olduğunu gösteren delil sadece zikrettiğimiz Cebrâîl hadîsi değildir. Hadis kitaplarında zikredilen şu hadîsler de, namazın beş vakit olduğunu göstermektedir:

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), beş vakit namazı bir kimsenin evinin önünden geçen nehre benzetmiş ve: &#8216;Bu nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalır mı?&#8217; diye sormuştur. Kendisini dinleyenler, &#8216;Hiç kir kalmaz!&#8217; deyince: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=191&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hadîs-i şeriflerde, namazın beş vakit olduğunu gösteren delil sadece zikrettiğimiz Cebrâîl hadîsi değildir. Hadis kitaplarında zikredilen şu hadîsler de, namazın beş vakit olduğunu göstermektedir:<br />
<span id="more-191"></span><br />
<strong>Peygamber Efendimiz (s.a.s.), beş vakit namazı bir kimsenin evinin önünden geçen nehre benzetmiş ve: &#8216;Bu nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalır mı?&#8217; diye sormuştur. Kendisini dinleyenler, &#8216;Hiç kir kalmaz!&#8217; deyince: &#8216;İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah bu beş vakit namazla günahları siler süpürür.&#8217; buyurmuşlardır </strong>(Buharî, &#8216;Mevâkît,&#8217; 6; Müslim, &#8216;Mesâcîd,&#8217; 283-284).</p>
<p>Benzer bir hadîste de, &#8216;<strong>Beş vakit namazın, iki namaz arasındaki küçük günahlara keffâret olduğu&#8217; ifade edilir (Müslim, &#8216;Tahâret&#8217;, 14,15; Buhârî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 4, 6).</strong><br />
<span style="text-decoration:underline;"><br />
Müslüman olan birisine Peygamberimizin &#8216;her gün beş vakit namaz&#8217; kılması gerektiğine dair emirleri de, namazın beş vakit olduğunu gösteren başka bir delildir (Müslim, &#8216;Îmân&#8217; 8, 10, 29, 31; Buhârî, &#8216;Îmân&#8217;, 34).</span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><br />
Hadîs kitaplarımızın özellikle &#8216;Kitâbu&#8217;s-Salât&#8217; bölümlerinde ve değişik münâsebetlerle daha başka bazı bölümlerde de yer alan bir takım hadisler de, namazın beş vakit olduğunu gösteren delillerdendir <strong>(bkz.: Müslim, &#8216;İman&#8217;, 8, 10, 29, 31; Buharî, &#8216;Îmân&#8217;, 34, Salât 1; Ebû Dâvûd, &#8216;Tahâret&#8217;, 97; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 159, 160, 434; İbn Mâce, &#8216;Zekât&#8217;, 1; Dârimî, &#8216;Salât,&#8217; 208; Muvattâ, &#8216;Salâtü&#8217;l-Leyl,&#8217; 14; Ahmet b. Hanbel, Müsned, 5/251; Hâkim, Müstedrek, 1/9).</strong></span>[/b]</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/191/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/191/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=191&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>beş vakit namazın vakitleri.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/bes-vakit-namazin-vakitleri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/bes-vakit-namazin-vakitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/bes-vakit-namazin-vakitleri/</guid>
		<description><![CDATA[Beş vakit olarak farz kılınan namazların hangi vakitlerde kılınması gerektiğini de yine Peygamberimizin hadislerinden takip edelim:

İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.s.) buyurdular ki: &#8216;Cibrîl (Cebrâîl) bana, Ka&#8217;be&#8217;nin yanında iki gün imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı (Yani, güneşin, gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmeye başladığı anda). Sonra, ikindiyi her [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=190&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Beş vakit olarak farz kılınan namazların hangi vakitlerde kılınması gerektiğini de yine Peygamberimizin hadislerinden takip edelim:<br />
<span id="more-190"></span><br />
<strong>İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.s.) buyurdular ki: &#8216;Cibrîl (Cebrâîl) bana, Ka&#8217;be&#8217;nin yanında iki gün imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı (Yani, güneşin, gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmeye başladığı anda). Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldırdı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldırdı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldırdı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldırdı. İkinci gün yine geldi ve bana imam oldu. Bu defa öğleyi, önceki günkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldırdı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldırdı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldırdı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldırdı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldırdı.&#8217;</p>
<p>Sonra Cibrîl (a.s.) bana yönelip: &#8216;Ey Muhammed!&#8217; dedi: Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimisselâm) vaktidir (yani, Kadı Ebu Bekir el-Arabî&#8217;nin açıklamasına göre, namaz vakitleriyle ilgili benzeri bir genişlik, bütün peygamberlere tanınmıştır). Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!&#8217; dedi (Tirmizî, &#8216;Salât,&#8217; 1; Buhârî, &#8216;Mevâkîtu&#8217;s-Salât,&#8217; 1). Hadîste görüldüğü gibi Cebrâîl (a.s.) bizzat gelip Peygamberimize imam olarak, beş vakit namazın ilk ve son vakitlerini iki gün tatbikatla öğretmiştir. Bu hadisten hareketle İslâm hukukçuları beş vakit namazın belirli vakitlerle sınırlandırılmış bulunduğunun sahîh ve sağlam hadîslerle sâbit olduğu hususunda icmâ etmişlerdir. Bundan dolayı da ilk günden günümüze kadar bütün Müslümanlar namazların bu vakitleri konusunda ihtilâfa düşmemiş ve onları (bazı Şiîler dışında) bu beş vakitte kılmışlar; hâlâ da beş vakit olarak kılmaktadırlar.</strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/190/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/190/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/190/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=190&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/bes-vakit-namazin-vakitleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hadislerde 5 vakit namaz.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hadislerde-5-vakit-namaz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hadislerde-5-vakit-namaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:23:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hadislerde-5-vakit-namaz/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah&#8217;a (s.a.s.) Mi&#8217;râc&#8217;a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Aynı gece kendisine şöyle hitap edildi: &#8216;Ey Muhammed! Artık, nezdimizde (hüküm kesinleşmiştir) bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lütfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır.&#8217; (Buhârî, &#8216;Bed&#8217;ül-Halk,&#8217; 6; Müslim, &#8216;Îman,&#8217; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=189&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah&#8217;a (s.a.s.) Mi&#8217;râc&#8217;a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Aynı gece kendisine şöyle hitap edildi: &#8216;Ey Muhammed! Artık, nezdimizde (hüküm kesinleşmiştir) bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lütfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır.&#8217; (Buhârî, &#8216;Bed&#8217;ül-Halk,&#8217; 6; Müslim, &#8216;Îman,&#8217; 259; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 213). </strong><span id="more-189"></span><br />
Bu hadîs, namazın beş vakit olarak Mi&#8217;râc sırasında farz kılındığını ve ilk defa elli vakit olarak emredildiğini belirtiyor.<span style="text-decoration:underline;"> Mi&#8217;rac&#8217;la ilgili uzun bir hadiste de, aynı şekilde namazın bir hikmete binaen önce elli vakit olarak farz kılındığı, fakat ümmetin buna takat getiremeyeceği endişesiyle beş vakti indirildiği anlatılır.</span> <strong><span style="color:red;">Burada önemli olan bir diğer husus, bu beş vaktin Allah katında elli vakit kılınmış gibi değerlendirileceğidir ki, bu da Ümmet-i Muhammed&#8217;e Allah&#8217;ın büyük bir fazlıdır, lûtfudur.</span></strong> Esasen bazı âyet-i kerimelerde de, amellerin sevaplarının katlanarak verileceği belirtilir. Meselâ, <span style="text-decoration:underline;"><strong>En&#8217;âm, 6/160 âyetinde, &#8216;Kim Allah&#8217;a güzel bir işle gelirse, iyilik işlerse, ona on misli verilir.&#8217; buyurulmaktadır.</strong></span></p>
<p>Rabbimiz, namazın ehemmiyetini gereğince takdir etmemiz için onu elli vakit olarak farz kılmış, lütfunun, kereminin genişliğini ifade için de beş vakte indirerek elli vakit olarak değerlendirmeye tâbi tutmuştur (Canan, 7/355).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/189/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/189/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/189/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/189/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/189/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/189/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/189/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/189/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/189/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/189/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/189/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/189/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=189&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hadislerde-5-vakit-namaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;anda (5) beş vakit namaz belirtilmiş mi ?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:20:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de namaz vakitleri, genelden özele doğru gidilerek açıklanmıştır. Namazların belli vakitlerde olduğunu bildiren genel bir âyetten sonra, Mekke döneminde beş vakit namaz emredilmezden önce sabah, akşam ve gece namazı olmak üzere üç vakit kılınan namaza, daha sonra da beş vakit namazın vakitlerine sarahat derecesinde işaret edilmiştir. Böylece Kur&#8217;ân&#8217;da namaz vakitlerinde bir ikmâlin olduğu, yani [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=188&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de namaz vakitleri, genelden özele doğru gidilerek açıklanmıştır. Namazların belli vakitlerde olduğunu bildiren genel bir âyetten sonra, Mekke döneminde beş vakit namaz emredilmezden önce sabah, akşam ve gece namazı olmak üzere üç vakit kılınan namaza, daha sonra da beş vakit namazın vakitlerine sarahat derecesinde işaret edilmiştir. Böylece Kur&#8217;ân&#8217;da namaz vakitlerinde bir ikmâlin olduğu, yani tedrîcî olarak tamamlanmaya gidildiği söylenebilir.<br />
<span id="more-188"></span><br />
Beş vakit namaza işâret eden âyetlerden bazıları şunlardır: &#8216;<strong>Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını kıl&#8230;&#8217; (İsrâ, 17/78), &#8216;&#8230;Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et, O&#8217;na hamdet. Gecenin bazı vakitlerinde, gündüzün bazı tarafında da O&#8217;na ibâdet et ki, Allah&#8217;ın rızâsına eresin.&#8217; (Tâ-Hâ, 20/130); &#8216;Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah&#8217;ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O&#8217;na mahsustur. Günün sonunda (ikindi) ve öğleye girerken de O&#8217;nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.&#8217; (Rûm, 30/17-18).</strong></p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ı tefsir eden âlimler, söz konusu âyetlerin işâreten de olsa beş vakit namaza delâlet ettiğini belirtirler.<span style="text-decoration:underline;"> Meselâ Allâme Elmalılı&#8217;ya göre: &#8216;Bu ve benzeri âyetlerle sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakit namazın vakitleri tayin edilmiştir.&#8217; (Elmalılı, ts, 3/71). Sadece Tâ-Hâ Sûresi&#8217;ndeki yukarıda geçen âyet, tek başına beş vakit namaza işâret etmektedir: Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önceki ikindi namazı, gecenin bir kısım saatleri akşam ile yatsı, gündüzün bazı taraflarındaki namaz ise öğle namazıdır.</span></p>
<p>Âyetlerde işâret edilen bu vakitlerin sınırlarının tam bir şekilde tespiti ve namazların nasıl kılınacağı bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yapılıp izah edilmiş ve o zamandan beri de Müslümanlar tarafından ihtilâfsız uygulanmıştır. <span style="text-decoration:underline;"><strong>Bilindiği gibi Peygamber Efendimizin (s.a.s.) görevlerinden birisi Kur&#8217;ân&#8217;ı tebliğ etmek, diğeri de onu açıklamak, hayata tatbikini bizzat temsille, yani yaşayarak ortaya koymaktır.</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/188/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/188/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=188&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Namaz neden kılınır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:19:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/</guid>
		<description><![CDATA[ Prof.Dr.Davut AYDÜZ
Namaz, bütün ilâhî dinlerin ortak hükümlerinden olup, peygamberler üstlendikleri ağır görevi ifa ederken namazın sağladığı sürekli manevî güçten destek almışlar, bu cümleden olmak üzere Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bazı peygamberlerin namazın önemini vurgulayan ifadelerine atıfta bulunulmuştur. Meselâ Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. İbrahim&#8217;in şöyle dua ettiğini okuyoruz: &#8216;Ya Rabbî! Beni de, neslimden çoğunu da namazı devamlı olarak ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=187&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p> Prof.Dr.Davut AYDÜZ</p>
<p>Namaz, bütün ilâhî dinlerin ortak hükümlerinden olup, peygamberler üstlendikleri ağır görevi ifa ederken namazın sağladığı sürekli manevî güçten destek almışlar, bu cümleden olmak üzere Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bazı peygamberlerin namazın önemini vurgulayan ifadelerine atıfta bulunulmuştur. <strong>Meselâ Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. İbrahim&#8217;in şöyle dua ettiğini okuyoruz: &#8216;Ya Rabbî! Beni de, neslimden çoğunu da namazı devamlı olarak ve gereğince kılan kullarından eyle! Duamı, lütfen kabul buyur Ya Rabbi!&#8217; (İbrahim, 14/40). Hz. Lokman&#8217;ın oğluna verdiği öğütlere değinilirken de onun şöyle dediği nakledilir: &#8216;Evlâdım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.&#8217; (Lokman, 31/17).</strong><span id="more-187"></span><br />
Peygamberlerle ilgili olarak namazı vurgulayan daha pek çok âyet vardır<strong> Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de: &#8216;Bir vakit İsrail Oğulları&#8217;ndan söz alıp: &#8216;Allah&#8217;tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin&#8217; demiştik.&#8217; (Bakara, 2/83). Hz. Musa&#8217;ya hitaben: &#8216;Muhakkak ki Ben&#8217;im gerçek İlâh. Benden başka yoktur ilâh. O halde sen de yalnız Bana ibadet et. Beni anmak için namaz eda et.&#8217; (Tâ-Hâ, 20/14); Hz. İsa ile ilgili olarak da: &#8216;Ben Allah&#8217;ın kuluyum, O bana Kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi. Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekâtı farz kıldı.&#8217; (Meryem, 19/30-31) buyurulmaktadır.</strong><br />
İslâmiyet&#8217;te de namaz ibadetine hemen onun tebliğine başlandığı sıralardan itibaren rastlanır. Hadis ve Siyer kaynakları, Resûlullah Efendimizin (s.a.s.) müşriklerin baskı ve hakaretlerine rağmen zaman zaman Mescid-i Haram&#8217;da Hacer-i Esved ile Rükn-i Yemânî arasında namaz kıldığını, gerek Efendimizin (s.a.s.) gerekse mü&#8217;minlerin, vâdilerde, evlerinde, ağıllarının ve harman yerlerinin temiz bölümlerinde namaz kıldıklarını, Dâru&#8217;l- Erkam&#8217;ı mescit haline getirdiklerini kaydetmektedir. Mekke döneminde nâzil olan birçok âyet-i kerimede de namazın önemi vurgulanmakta ve namaz kılanları engellemeye çalışanlar sert bir dille kınanmaktadır <strong>(meselâ bkz. Buhari, &#8216;Salât,&#8217; 49; Müsned 2:178; Müddessir Sûresi 43; Şûrâ Sûresi 38; Alâk sûresi 10; A&#8217;lâ Sûresi 15).</strong><br />
İslâmî tebliğin ilk gününden itibaren namaz farz olmakla birlikte, onun beş vakte tahsisi Miraç gecesi olmuştur. Hadis-i şerifte, &#8216;<strong>Namaz, mü&#8217;minin miracıdır.&#8217; buyurulur.</strong> Kur&#8217;ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.s.) hadislerinde namaz ile ilgili olarak yer alan ifadeler, bu ibadetin İslâm&#8217;ın beş şartından biri olduğunu ve İslâmiyet&#8217;te çok özel bir önemi bulunduğunu açıkça göstermektedir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/187/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/187/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=187&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kaş Aldırma nın hükmü</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/kas-aldirma-nin-hukmu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/kas-aldirma-nin-hukmu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 22:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/kas-aldirma-nin-hukmu/</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.s.) kaşını incelttiren kadına ve bu işi yapana da lânet etmiştir.
(Örnek olarak bk. Buhârî, teFsir sûre 59/4; Müslim, libas 120.).
Fakat bazı Islâm âlimleri kadının yüzünde anormal olarak (çeşitli hormon bozukluklarından ötürü) biten kılları kadın koparabilir. Çünkü bu fıtratı değiştirmek değil, çeşitli hastalıklardan ötürü bozulan kadınlık fıtratını düzeltmek anlamını taşır. Kadın böylece kocasını süslenme arzusunu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=186&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Peygamberimiz (s.a.s.) kaşını incelttiren kadına ve bu işi yapana da lânet etmiştir.</strong><br />
(Örnek olarak bk. Buhârî, teFsir sûre 59/4; Müslim, libas 120.).<br />
Fakat bazı Islâm âlimleri kadının yüzünde anormal olarak (çeşitli hormon bozukluklarından ötürü) biten kılları kadın koparabilir. Çünkü bu fıtratı değiştirmek değil, çeşitli hastalıklardan ötürü bozulan kadınlık fıtratını düzeltmek anlamını taşır. Kadın böylece kocasını süslenme arzusunu da karşılamış olur. Ibn Âbidîn, bu maksatla yapılırsa müstehaptır der.<span id="more-186"></span></p>
<hr />
<p>Kaşlarının arası bitişik olan bir kadın, sadece bitişen yerlerdeki tüyleri çekebilir mi? Yüzdeki ve özellikle de bıyıklardaki tüyleri, ayrıca bacaklardaki kılları yolabilir mi?</p>
<p>Allah Rasûllü Efendimiz (s.a.s.) kaşını incelttiren kadına ve bu işi yapana lânet etmiştir. Fakat bazı Islâm alimleri, kadının yüzünde anormal olarak (çeşitli hormon bozukluklarından ötürü) biten kılları, kadının kocanın izniyle koparabilir, çünkü bu Allah&#8217;ın normal olarak yarattığı ve görmek istediği yaratılış biçimini; yani fıtratı değiştirmek değil, çeşitli hastalıklardan ötürü bozulan kadınlık fıtratını düzeltmek anlamını taşır, demişlerdir. Kadın böylece, eğer istiyorsa, kocanın süslenme arzusunada uymuş olur. Ibn Âbidîn, bu tür anormal kılları yolmâk, bu maksatla yapılırsa müstehaptır, der. Ayaklardaki anormal kılları yolmak için de aynı şey söylenir. Yalnız bunları başkalarına güzel görünmek için yapmak, doğuştan bitişik yaratılan kaşları almak ve her kadında normal olarak, biraz farklı ölçülerde de olsa, bulunan bıyık tüycüklerini yolmak haramdır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/186/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/186/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/186/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/186/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/186/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/186/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/186/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/186/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/186/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/186/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/186/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/186/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=186&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/kas-aldirma-nin-hukmu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslam ile BAtı arasındaki farklar nelerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/islam-ile-bati-arasindaki-farklar-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/islam-ile-bati-arasindaki-farklar-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 21:43:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/islam-ile-bati-arasindaki-farklar-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[İslâm ve Batı
İSLÂM, Batı medeniyeti ile bağdaşmaz ve uyuşmaz. İkisinin arasında büyük ve derin farklılıklar vardır. Ziya Gökalp�in �Dinim İslâm, medeniyetim Garp medeniyetidir� tekerlemesi safsatadan ibaret olup, biz Müslümanlar için bir ölçü olmaz.
İslâm ile Batı medeniyetinin farklılıkları teferruatta (ayrıntılarda) değil, esastadır, usûldedir.
Önce bugünkü Batı�nın ana özelliklerini ele alalım:
(1)Allah�tan kopmuştur.
(2) Kurtarıcı, selâmete erdirici geleneklerden uzaklaşmıştır.
(3) Yeryüzünü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=185&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İslâm ve Batı</p>
<p>İSLÂM, Batı medeniyeti ile bağdaşmaz ve uyuşmaz. İkisinin arasında büyük ve derin farklılıklar vardır. Ziya Gökalp�in �Dinim İslâm, medeniyetim Garp medeniyetidir� tekerlemesi safsatadan ibaret olup, biz Müslümanlar için bir ölçü olmaz.</p>
<p>İslâm ile Batı medeniyetinin farklılıkları teferruatta (ayrıntılarda) değil, esastadır, usûldedir.</p>
<p>Önce bugünkü Batı�nın ana özelliklerini ele alalım:<span id="more-185"></span></p>
<p>(1)Allah�tan kopmuştur.</p>
<p>(2) Kurtarıcı, selâmete erdirici geleneklerden uzaklaşmıştır.</p>
<p>(3) Yeryüzünü ve insanlığı topyekûn bir felâkete götürmektedir. Batı�nın sebep olduğu büyük boyuttaki çevre kirliliği, böyle giderse dünyanın ve insanlığın sonunu getirecektir.</p>
<p>(4) Batı�nın varlık meselesinde ciddî ve tatmin edici bir cevabı yoktur.</p>
<p>(5) İnsan ve dünya boyutlarının dışına çıkmış azman bir medeniyettir.</p>
<p>(6) Tanrı�nın yerine birtakım kavram putlar edinmiştir. Terakki (ilerleme), hız, yenilik putları gibi.</p>
<p>(7) Batı�nın putlarından biri de Altın Buzağı�dır, yani paradır.</p>
<p>(8) Batı savaşçı, tahrip edici, bozucu, agresif bir medeniyettir.</p>
<p>(9) Kadına hürriyet ve haysiyet vermek perdesi arkasında onu alçaltmış, köleleştirmiş, kötü bir duruma düşürmüştür.</p>
<p>(10) Batı sömürgeci, sömürücü, emperyalist, ırkçı bir medeniyettir. Marksizm, Hitlerizm, Faşizm, Darvinizm gibi kötü ideolojileri Batı üretmiş, bunları insanlığın başına belâ etmiş, yüz milyonlarca insanın feci şekilde ölmesine, ülkelerin harap olmasına sebebiyet veren kıyamet savaşlarına sebebiyet vermiştir.</p>
<p>Batı medeniyetinin faydaları ile zararları mukayese edilirse, zararları ve tahribatı daha fazladır.</p>
<p>Batı medeniyeti bilgelik boyutuna sahip olmayan bir nizamdır.</p>
<p>Batı medeniyetinin ölçüleri, kıstasları, normlarına bağlı olan, başka bir tâbirle �Batı adamı� olan bir kimse iyi, olgun, gerçek bir mü�min olamaz.</p>
<p>Bir mü�min Batılı gibi düşünmemeli, Batılı gibi yaşamamalıdır.</p>
<p>Batı medeniyetinde aklın diktatörlüğü vardır. Akıl orada kontrolsuz ve frensizdir.</p>
<p>İslâm�da ise akıl ve insan vahyin ve nebevî rehberliğin ışığında hareket eder.</p>
<p>İslâm�ın bazı ana esasları şunlardır:</p>
<p>(1) İnsan kalû belâda Allah ile bir ahd ü misak yapmıştır. Bu ahd ü misaka uymakla yükümlüdür.</p>
<p>(2) Allah, insanlara lutf ve merhametiyle Peygamberler göndermiş, onlara doğru yolu ve doğru medeniyeti bildirmiştir. Bu Peygamberlerin sonuncusu, bütün insanlığa en güzel bir örnek ve model olarak gönderilmiş olan Hazret-i Muhammed�dir.</p>
<p>(3) Allah, insanlığa emirlerini, yasaklarını, öğütlerini, sınırlarını bildirmek için kitaplar göndermiştir. En son Kitap Kur�ân-ı Kerîm�dir.</p>
<p>(4) Allah,Peygamberler vasıtasıyla insanları müjdelemiş, teselli etmiştir. Ayrıca, Kendisine karşı gelenleri uyarmıştır.</p>
<p>(5) İnsan yaratılmış olduğuna göre, meselelerin başı, kişinin Yaratıcısı ile olan münasebetleridir.</p>
<p>(6) İslâm, varlık meselesinde en doğru, en mâkul, akla en uygun bilgileri insanlığa sunmaktadır.</p>
<p>Bir buçuk asırdan beri, Batı medeniyeti İslâm dünyasına sızmakta, Müslümanlara kendi yanlış, bozuk doktrinlerini aşılamakta; onları bir �İslâm insanı� olmaktan çıkarıp �Batı insanı� yapmaya uğraşmaktadır. Zihniyet, kültür ve medeniyet bakımından İslâm�dan uzaklaşıp �Batılı� olan birtakım okumuşların -zâhiren dindar görünseler bile- olgun mü�min, kâmil Müslüman sayılmalarına imkân yoktur.</p>
<p>Geçen asırda bu gerçeği en iyi anlamış büyük bir düşünür, Fransız René Guénon, Mısır�a gitmiş, ismini Abdülvahid Yahya olarak değiştirmiş, bir daha hiç Avrupa kıyafeti giymemek şartıyla Müslüman elbiselerine bürünmüş, başına sarık sarmış ve günde beş vakit namaz kılan bir Müslüman olarak hayatını sürdürmüştür.</p>
<p>Din ve iman bakımından Müslüman, medeniyet ve zihniyet bakımından Batılı olan kişiler, Dr. Ceykıl gibi çifte hüviyetli anormal tiplerdir.</p>
<p>Mü�min ve müslim kişi nasıl olmalıdır?</p>
<p>(1) Dinine ve imanına uygun bir kültüre, zihniyete, eğitime, kafa yapısına sahip olmalıdır.</p>
<p>(2) İlâhî vahye bağlı olmalı ve nebevî nurun gösterdiği istikamette yürümelidir.</p>
<p>(3) Hazret-i Muhammed�den bize ulaşan ilâhî ve kurtarıcı geleneğe bağlanmalıdır.</p>
<p>(4) Kesin şekilde, Allah ile yapmış olduğu ahd ü misaka sâdık olmalıdır.</p>
<p>(5) Hazret-i Muhammed�e biat etmeli ve onun vârisleri, vekilleri, halifeleri durumunda bulunanlara itaat etmelidir.</p>
<p>(6) İslâm�ın ruhuna ve temel hükümlerine aykırı bütün cahilî kültürlerden, bid�atlerden, dalâletlerden uzak olmalıdır.</p>
<p>Şu husus da iyi bilinmelidir ki, İslâm dinini cahil yığınlar, bedevîler, toplumun alttaki kısmı, sokak temsil edemez. Onlar da Müslümandır ama bu dini ancak seçkinler, havas, yüksek dereceli kimseler anlayabilir, anlatabilir ve temsil edebilir.</p>
<p>Sosyolojik ve antropolojik bakımdan �Kargo Kültü� kültürüne sahip ilkeller din temsilcisi olamazlar.</p>
<p>Dünya aldatıcı bir puttur. Nefs-i emmâre insanın en büyük düşmanıdır. Dünyaya ve onun aldatıcı zenginliklerine put gibi tapan, yularlarını azgın nefislerinin ellerine vermiş olanlar gerçek ve olgun mü�min değil, yarı-mühtedi münâfıklardır. İslâm ve Müslümanlık âlemi için en büyük felâket birtakım yarı-mühtedi düşük kimselerin din önderliği yapmaları, İslâm�ı ve Müslümanları temsile kalkışmalarıdır.</p>
<p>İyi bilinmiş olsun ki:</p>
<p>1.İslâm pozitif ilimlerin, tekniğin sorumsuzca ve zararlı bir şekilde geliştirilmesini, ilerlemesini kabul etmez. İslâm, insanların nükleer silâh yapmasına izin vermezdi.</p>
<p>2. İslâm nizamında ilim ve teknik, bilgeliğin ve ahlâkın kontrolundadır.</p>
<p>3. İnsanların yeryüzünde güvenli, dengeli, adaletli, selâmetli bir hayat sürebilmeleri, ancak ve ancak Ulu Yaratan�ın istediği şekilde yaşamalarına bağlıdır. Başka selâmet ve saadet yoktur.</p>
<p>�Akıl ve ilim insana yeter� prensibi yanlıştır, boştur, bâtıldır. Akıl ve ilim yeterli olsaydı insanlar bugünkü perişan hale düşmemiş olurlardı; tarih boyunca gırtlaklaşmazlardı. Akla ve ilme, mutlaka ilâhî vahyin, nebevî nurun rehberlik etmesi, yol göstermesi gerekir.</p>
<p>Tekrar ediyorum: İslâm�ı Batı medeniyeti ile bağdaştırmaya çalışmak büyük ve öldürücü bir yanlıştır. İslâm İslâm�dır, Batı da Batı. İkisi bir arada olmaz.</p>
<p>Batı normlarıyla düşünenler, Batıcı olanlar, Batılılar İslâm�ı anlayamaz, idrak edemez, temsil edemez. Böyle Müslümanlar ne yapmalıdır? Yeniden ihtida etmelidir.</p>
<p>Mehmet Şevket EYGİ ( Milli Gazete Yazarı )</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/185/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/185/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/185/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/185/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/185/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/185/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/185/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/185/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/185/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/185/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/185/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/185/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=185&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/islam-ile-bati-arasindaki-farklar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yezid&#8217;e Dair..</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/yezide-dair/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/yezide-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 21:28:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[yezid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/yezide-dair/</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Böylelikle iç savaş sona erdi. Bu yıla birlik yılı denir. Ancak H.z Hasan, Muaviyeden önce vefat etti. ( Muaviye kendisinden sonra H.z Hasan&#8217;ı veliaht tayin ediyor )
Bundan sonra H.z Muaviye (r.a) halife seçiminde kendisinden sonra bir çekişme ve iç savaş olmaması için oğlu Yezid&#8217;i veliaht tayın edıyor.
Bugün Yezid&#8217;in adını duyduğumuzda ister Ehl-i Sünnet ister Şia [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=184&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:navy;">&#8230;Böylelikle iç savaş sona erdi. Bu yıla birlik yılı denir. Ancak H.z Hasan, Muaviyeden önce vefat etti. ( Muaviye kendisinden sonra H.z Hasan&#8217;ı veliaht tayin ediyor )</p>
<p>Bundan sonra H.z Muaviye (r.a) halife seçiminde kendisinden sonra bir çekişme ve iç savaş olmaması için oğlu Yezid&#8217;i veliaht tayın edıyor.</p>
<p>Bugün Yezid&#8217;in adını duyduğumuzda ister Ehl-i Sünnet ister Şia olsun onu lanetle anıyoruz. Bunun için burada biraz duralım ve konuyu inceleyelim.<br />
<span id="more-184"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;">1. Şeriat Açısından:</span> Babanın oğlunu veliaht ve kendınden sonrası için halife olarak seçmesi konusunda en küçük bir engel yoktur. Kur&#8217;an şöyle buyurur &#8220;Süleyman, Davud&#8217;a mirasçı oldu.&#8221; ( Neml Suresi;16) H.z Ali&#8217;nin oğlu H.z Hasan&#8217;ı veliaht seçtiği söylenir. H.z Muaviye yeni bir şey ortaya koymadı.</p>
<p>2. H.z Muaviyenın maksadı sadece İslam devletının istikrarıydı. Şayet tamahkar Müslümanlar her halifenin ölümünde mücadele ve savaş yapacak olsalardı İslam Devleti zayıflayacak çevredeki hükümdarlar ve İslam düşmanları fırsat kollayacaktı.</p>
<p>3. H.z Hüseyin&#8217;i katlettiği için bugün Yezid&#8217;i lanetliyoruz. Ancak babasının onu veliahd seçtiği sırada H.z Hüseyin katledilmemiş Kerbela faciasıda olmamıştı. Öteki Müslümanlar gibi oruç tutan, namaz kılan bir prensti. Muhammed b. El-Hanefiyye (H.z Hasan ve H.z Hüseyin&#8217;in H.z Fatımadan doğmayan baba bir kardeşi) şu şahidliği yapıyor. &#8220;Gece gündüz Yezidle evinde bir ay birlikte oldum. Asla gözümden uzaklaşmadı. Şarap içtiğini hiç görmedim.&#8221; Yezid&#8217;i eleştirenler onun avcılıktan hoşlandığını, av köpeklerı bulundugunu (bunda en küçük bir dini engel yoktur) namazları ilk vakıtlerınde değil son vaktında kıldığını söylemektedirler. H.z Peygamber (s.a.v) buna izin verdiğine ve mübah gördüğüne göre bu eleştiride dikkate alınmaz.</p>
<p>4. H.z Muaviye, Yezid&#8217;i sırf oğlu olduğu için değil, bilakis onda yöneticiliğe elverişli bir meleke gördüğü ve devletin hayrı olduğunu umduğu için seçti.</p>
<p>Yazar bu konu hakkında bir örnek veriyor. Bu arada yazarımız Prof. Dr. Muhammed Hamidullah. Eserinin ismi ise &#8220;İslam Anayasa Hukuku&#8221; Beyan yayınları.</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/184/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/184/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/184/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=184&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/12/yezide-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an&#8217;ı herkez Anlar Hadislere ne Gerek var?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:33:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: (Kur’anı herkes anlar, Resule uymaya lüzum yok) diyene nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulüme uyun buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=180&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sual: (Kur’anı herkes anlar, Resule uymaya lüzum yok) diyene nasıl cevap vermeli?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulüme uyun buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:<br />
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]<br />
<span id="more-180"></span><br />
Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor. (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allah’a uymaktan ayrı değildir.)</p>
<p>[b](Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir[/b].) [Ahzab 71]<br />
[b](Resulüm de ki, “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin![/b]”) [A.İmran 31]</p>
<p>([b]O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez[/b].) [Necm 3,4]<br />
([b]Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız[/b]!) [Araf 158]<br />
([b]O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helal, pis, çirkin şeyleri haram kılar[/b].) [Araf 157]</p>
<p>([u][b]Kendilerine kitap verilenlerden, Allah&#8217;a ve ahiret gününe inanmayan, Allah&#8217;ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet'i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye kadar savaşın[/b][/u].) [Tevbe 29]</p>
<p>Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
([u][b]Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidi[/b][/u]r.) [Tirmizi]</p>
<p>([b]Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının![/b]) [Haşr 7]<br />
([b]Allah’a ve Resulüne karşı gelen kâfirler, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir[/b].) [Enfal 13]<br />
([b]Allah’ın yolu ile, peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.[/b]) [Nisa 150-1]</p>
<p>([b]De ki, “Allah’a ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.[/b]) [A. İmran 32]</p>
<p>(Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Yakında, “[b]Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum”[/b] diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud]</p>
<p>([b]Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “bunu bırak, Kur’andan söyle” derler.[/b]) [Ebu Ya’la]</p>
<p>([b]Bir zaman gelir, sünnetimi öldüren kimseler çıkacak. Allah bunlara lanet etsin!) [Deylemi]<br />
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir[/b].) [Müslim]</p>
<p>([b][u]Bana uyan Cennete girer, uymayan, isyan eden Cennete giremez.[/u][/b]) [Buhari] (Sünnetten yüz çevirip yalnız Kur’an diyenlerin kâfir olduklarını bu âyetler ve hadis-i şerifler açıkça bildirmektedir.)</p>
<p>Resulullaha uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet, [hadis-i şerifler] olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekatın, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’anı anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ, (Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Sapıklar, biz de anlarız diye inat ediyorlar. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Eğer herkes Kur’an-ı kerimi doğru anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı.</p>
<p>Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
([u][b]Eğer onun hükmünü peygambere veya ülül-emre [yetkililere, âlimlere] sorsalardı, öğrenmiş olurlardı.[/b][/u]) [Nisa 83]</p>
<p>([b]Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar[/b].) [Ankebut 43]</p>
<p>([b]Bilmiyorsanız âlimlere sorun[/b].) [Nahl 43]<br />
([b]Allah’tan en çok korkan âlimlerdir.[/b]) [Fatır 28]</p>
<p>Bu âyetler, Kur’anı anlamak için âlimlerin açıklamasına da ihtiyaç olduğunu bildirmektedir</p>
<p>[hr]&lt;hd&gt;&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/180/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/180/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=180&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;ben küçük günahlar işliyorum&#8230; acaba hep böyle küçük mü kalır?&#8221;</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ben-kucuk-gunahlar-isliyorum-acaba-hep-boyle-kucuk-mu-kalir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ben-kucuk-gunahlar-isliyorum-acaba-hep-boyle-kucuk-mu-kalir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ben-kucuk-gunahlar-isliyorum-acaba-hep-boyle-kucuk-mu-kalir/</guid>
		<description><![CDATA[KÜÇÜK GÜNAH HEP KÜÇÜK MÜ KALIR?
Tevbede sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah�ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir.
Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=179&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>KÜÇÜK GÜNAH HEP KÜÇÜK MÜ KALIR?</p>
<p>Tevbede sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah�ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir.<br />
Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü zan, Ümmet-i Muhammed�e karşı kin ve nefret gibi içten işlenen günahları, dıştan işlenen günahlar gibi terk etmedikçe insan günahtan kurtulmuş olamaz.<span id="more-179"></span></p>
<p>Allah Tealâ: <span style="text-decoration:underline;"><strong>�Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi üstün, seçkin bir yere koyarız.� (Nisa, 31) </strong></span>buyuruyor.<br />
İbn Hacer Heytemî k.s. Hazretleri, �Büyük Günahlar� isimli iki ciltlik eserinde dört yüz küsur günah-ı kebairi bildirmiş, hükümlerini arzetmiştir. Küçük günahlar da küçük diyerek fütursuzca işlenirse, büyük günahların vebali içine düşülür.<br />
Rasululah s.a.v. Efendimiz, ashabıyla (Allah onlardan razı olsun) bir vadiye geldi. Ashabına odun toplamalarını söyledi. Oysa görünürde odun yoktu. Ashap, çalı-çırpı dışında çevrede odun göremediklerini söylediler. <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Rasulullah s.a.v.: �Ele geçirdiklerinizi küçük görmeyin, bir kimse üst üste bir şeyler bulup biriktirirken bunların büyüyüp gittiğini görür.� buyurduktan sonra şöyle devam etti:<br />
�Hayır ve şer cinsi küçük şeyleri de böyle görmelisiniz. Küçük günah küçük günaha, büyük günah büyük günaha katılır. Hayır hayıra, şer de şerre katılıp, bunlar bir araya geldiği zaman büyür, gider. Tek başına olduğu gibi küçük kalmaz.�</strong></span></span><br />
Şu halde bu çok önemli bir emr-i rabbanîdir. Onun için İki Cihan Serveri s.a.v. buyurmuştur ki:<br />
�<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Mümin bir kul, işlediği günahı üzerine yıkılacak bir dağ gibi görür, münafık ise bir sinek gibi görür. </strong></span></span>Günahın küçüklüğüne büyüklüğüne bakmayıp, kime karşı işlendiğine bakmak lazım gelir.�<br />
Eğer işlenen günahın kime karşı işlendiği düşünülmez de herkes anlayışına, dünyadaki yaşayışına uyarak çirkin ameller işlerse, başımıza birbirini takip eden bela, musibet ve hastalıklar çöker. Bunun için Kur�an�da buyurulmuştur ki:</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>�Sizin başınıza gelen belalar kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır.�</strong></span></p>
<p>İnsanın başına hayır gelirse Allah�ın rahmetinden, şer gelirse nefsinden, şeytandan, dünyadan olduğu bilinmelidir.<br />
Musibetlere düşen kimse bu musibetleri dünyevî sebeplerle izah edemez. <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Eğer yakîn sahibi ve şeksiz-şüphesiz Allah�ın hükümlerine inanmış ise, başına gelen bütün bela ve musibetlerin Allah�a karşı işlediği günahtan ve günahlarına tevbe etmeyişinden, günahta ısrar etmesinden ileri geldiğini bilmelidir.</strong></span></span><br />
Allah Tealâ Hazretleri, Nuh Aleyhisselam�ın kavmine hitabıyla bize bildirmektedir ki:<br />
�<strong>(Nuh) dedi ki: Ey kavmim, gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım.� </strong>(Nuh, 2)<br />
<span style="text-decoration:underline;">Ayetin tefsirinde; �E<strong><span style="color:red;">y kavmim, itaat etmediğiniz sürece başınıza gelecek azabı beyanla ben sizi korkutucuyum. Eğer isyan ederseniz, helâk edici azabın geleceğini haber vererek sizi Allah�a itaat etmeye davet ediyorum.�</span></strong> denilmektedir.</span><br />
Sonraki ayetlerde de Allah Tealâ Hazretleri, Nuh Aleyhisselam�ın:<br />
�<span style="text-decoration:underline;"><strong>Allah�a kulluk edin, O�ndan korkun ve bana itaat edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah�ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.� </strong></span>(Nuh, 3-4) dediğini bildirmektedir.</p>
<p>Cenab-ı Hak iki şeyi vaad buyurmuştur: <span style="text-decoration:underline;"><strong>Birincisi, bütün emirlere uyarak günahlarına tevbe edenlerin kurtuluşa ereceği, ikincisi tevbe edenlerin tehiri mümkün olan bir zamana kadar ecellerinin tehiriyle helâktan ve dünyanın zarar-ziyanından kurtulacağı&#8230;</strong></span><br />
Aksi halde, verilen mühlet ne kadar olursa olsun, insan ilâhi hükümlere uymadıkça, dünya ve ahirette uğrayacağı zarar kat�idir.<br />
<span style="text-decoration:underline;"></span></p>
<hr />MEHMET ILDIRAR</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/179/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/179/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/179/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=179&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ben-kucuk-gunahlar-isliyorum-acaba-hep-boyle-kucuk-mu-kalir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sonra Yaparım hakkında..</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/sonra-yaparim-hakkinda/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/sonra-yaparim-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/sonra-yaparim-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Sonra yaparım diyenler
Dünya ve ahıret saadetine kavuşmak, ancak gelmişlerin ve geleceklerin efendisi Resul aleyhisselama uymakla ele geçebilir. Bir kimse, kötü huylarını yok etmezse ve emirlere uyarak ve yasaklardan sakınarak kendini süslemezse, bu nimetin kokusunu bile duyamaz.
İslamiyetten kıl ucu kadar bile ayrılan bir kimsede harükülâda haller hâsıl olursa, bunlara istidrâc denir ki, onu dünyada ve ahırette [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=178&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sonra yaparım diyenler</p>
<p>Dünya ve ahıret saadetine kavuşmak, ancak gelmişlerin ve geleceklerin efendisi Resul aleyhisselama uymakla ele geçebilir. Bir kimse, kötü huylarını yok etmezse ve emirlere uyarak ve yasaklardan sakınarak kendini süslemezse, bu nimetin kokusunu bile duyamaz.<span id="more-178"></span></p>
<p>İslamiyetten kıl ucu kadar bile ayrılan bir kimsede harükülâda haller hâsıl olursa, bunlara istidrâc denir ki, onu dünyada ve ahırette rezîl olmağa sürükler. Allahü teâlanın sevgili Peygamberine ayak uydurmayan bir kimse, felâketlerden kurtulamaz.</p>
<p>Birkaç günlük dünya hayatını, Hak teâlanın râzı olduğu şeyleri yapmakla geçirmelidir. Bir kimsenin işlerinden, onun sâhibi râzı olmazsa, onun yaşaması nasıl olur? Hak teâlâ, onun büyük, küçük her yapdığını bilmekte ve görmektedir. Hazırdır ve nâzırdır.</p>
<p>Utanmak lâzımdır. Eğer bir kimsenin, onun çirkin ve kötü işlerini gördüğünü anlasa, onun gördüğü yerde bozuk birşey yapmaz. Ayıplarını, kusûrlarını onun gördüğünü istemez. Müslümanlara ne oldu ki, Hak teâlanın hazır olduğunu bilerek, Onun beğenmediği şeyleri yapmaktan sıkılmıyorlar? Bu nasıl Müslümanlıktır?</p>
<p>Hak teâlâya, kendi kusûrlarını gören bir kimse kadar kıymet vermiyorlar. Nefslerimizin kötülüklerinden ve işlerimizin bozuk olmasından Allahü teâlâya sığınırız. Hadîs-i şerîfde, “Lâ ilâhe illallah diyerek îmanınızı tâzeleyiniz!” buyuruldu. Şanı, şerefi çok büyük olan bu sözle her an, îmanı tâzelemeli. Uygunsuz işlerin hepsinden Allahü teâlâya tövbe etmeli, Ona yalvarmalıdır!</p>
<p>Belki, tövbe etmek için başka zaman ele geçmez. Hadîs-i şerîfde, “Sonra yaparım diyenler helâk oldu” buyuruldu. Yani,<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong> iyi işleri gecikdirenler, bu günün işini yarına bırakanlar aldandı, ziyan etdi. Boş zamanı kıymetlendirmelidir. Bu zamanlarda, Allahü teâlanın beğendiği şeyleri yapmalıdır. Tövbe yapabilmek, Hak teâlanın büyük nimetlerinden biridir. Hak teâlâdan, her an bu nimeti istemelidir. İslamiyeti iyi bilen ve hakîkat âleminden haberi olan Allah adamlarından yardım beklemeli, bunlardan imdâd istemelidir</strong></span></span>.</p>
<p>Böylece, Hak teâlanın lütfuna kavuşarak, Onun mukaddes tarafına çekilir. Ona karşı baş kaldıramaz olur. İslamiyetten kıl ucu kadar ayrılık bulundukça, kendini tehlükede bilmelidir. Bu ayrılıkların, uygunsuzlukların hepsini yok etmelidir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/178/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/178/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/178/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=178&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/sonra-yaparim-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Örtünme,Baş örtüsü Nasıldır? renk cins ayrımı olur mu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Cilbab]]></category>
		<category><![CDATA[Dalâlet]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Haremlik-Selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kapanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Setr]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<category><![CDATA[Tülbent]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Örtünme]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Kadın Hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?
En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor&#8230; Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, &#8220;Bana bak!&#8221; Bu olmaz! Rengin önemi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=177&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:red;"><span style="font-size:14pt;line-height:1.3em;">Tesettürde renk sınırlaması var mıdır?</p>
<p>En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor&#8230; Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, &#8220;Bana bak!&#8221; Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini Allah&#8217;a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: &#8220;Bu mantoyu Allah beğenir mi?&#8221; O&#8217;dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?<span id="more-177"></span></p>
<p>Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Kadının bakışları, yürüyüşü, hareketleri&#8230; Bunlar tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır. Kur&#8217;an&#8217;da tesettür, &#8220;cilbab&#8221; diye geçer. Yani kadının kafasından bir örtü bırakacağız, işte oldu cilbab&#8230;</p>
<p>Şimdiki hanımlar, modern tesettürlü (!) Modernizm Avrupa&#8217;ya aittir. Kanımca böyle hanımları imanları kurtaracak&#8230; &#8220;Efendim ben öyle kapanamam.&#8221; Kapanma. O zaman gelecek tehlikelere de razı ol.</p>
<p>Kapalı bir hanım, yolda giden diğer bir kapalı hanımı durdurmuş, şöyle demiş: &#8220;O kadar güzel kapanmışsın ki, çok cazip görünüyorsun!&#8221;</p>
<p>Ceylanı güzelliği için vururlar. En güzel meyveye çok taş atarlar. Altın, değerli olduğu için onu ateşe atıp eritirler. Elmas yontuldukça kıymetlenir. Geyikleri boynuzları için avlarlar. Bazı hayvanlar kürkleri için acımasızca öldürülür. Birçok değerlere sahip olanlar, birçok felaketlere uğrayabilirler. İslamiyet, dünya ve ahiretimizi cennet etmek için vardır. İslamiyet&#8217;in dışına çıkansa, avcının ağına düşer!</p>
<p>Tesettür, kadının cazibesini artırması değildir!</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/177/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/177/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/177/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/177/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=177&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/ortunmebas-ortusu-nasildir-renk-cins-ayrimi-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şeytan&#8217;dan Nasıl Korunurum?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 23:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/</guid>
		<description><![CDATA[Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri
Şüphesiz İslâm dini, şeytanî saldırılarla iblisî talimatlara karşı koyması için itısana yardım etmek gayesiyle ona birçok çare göstermiştir. Bu çareler, şeytanla yapacağı savaşta insanın sebat göstermesine yardımcı olacak ve en büyük düşmanının yenilmesini kolaylaştıracaktır.

İslâm büyüklerinden birisi çareleri şöyle özetlemiştir:
&#8220;Şeytanın hangi kapılardan insana geleceği hakkında düşündüm ve tefekkür ettim. Onun şu on [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=175&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><strong>Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri</strong></p>
<p>Şüphesiz İslâm dini, şeytanî saldırılarla iblisî talimatlara karşı koyması için itısana yardım etmek gayesiyle ona birçok çare göstermiştir. Bu çareler, şeytanla yapacağı savaşta insanın sebat göstermesine yardımcı olacak ve en büyük düşmanının yenilmesini kolaylaştıracaktır.<br />
<span id="more-175"></span><br />
İslâm büyüklerinden birisi çareleri şöyle özetlemiştir:<br />
&#8220;Şeytanın hangi kapılardan insana geleceği hakkında düşündüm ve tefekkür ettim. Onun şu on kapıdan geleceğini tesbit ettim:</p>
<p><strong><span style="color:red;">1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı:</span></strong> Ben, Allah&#8217;a güvenmek ve rızkına kanaat etmekle ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı:</span></strong> Ben, ansızın gelen ölümden korkmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı: </span></strong>Ben, nimetin son bulması ve hesabın zorluğuyla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">4. Kendini beğenme kapısı:</span></strong> Ben, başa kakmak ve sonucundan korkmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı:</span></strong> Ben insanların hakkını tanımak ve onlara saygı göstermek suretiyle ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">6. Kıskanma kapısı:</span></strong> Ben kanaat etmek ve yüce Allah&#8217;ın mahlûkatına yaptığı rızık taksimatına razı olmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı: </span></strong>Ben samimiyet ve ihlas ile ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">8. Cimrilik kapısı:</span></strong> Ben insanların elinde bulunan şeylerin yok olacağına ve yalnız Allah (c.c) katından olan şeylerin kalacağına inanarak ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">9. Kibir kapısı:</span></strong> Ben alçak gönüllü olmakla ona karşı koydum.</p>
<p><strong><span style="color:red;">10. Tamah kapısı:</span></strong> Ben Allah&#8217;ın (c.c) hazinesinde bulunan rahmetine güvenmek ve insanların elinde bulunan şeylere göz dikmemek suretiyle ona karşı koydum.</p>
<p>&#8221; <span style="text-decoration:underline;">Şeytanın oklarından ve entrikalarından korunmak için,<br />
İslâm&#8217;ın çare olarak ısrarla tavsiye ettigi şey, her işe başlarken Allah&#8217;ın (c.c) ismini anmaktır. </span>&#8220;</p>
<p>Bu konuda, Ebû Hüreyre&#8217;den (r.a) şu hadis rivayet edilmiştir:</p>
<p><span style="color:red;">        &#8220;Mü&#8217;min ve kafirin şeytanları karşılaşırlar. Bir de ne görsünler; kâfirin şeytanı yağlı, Şişman ve kuvvetli idi. Mü&#8217;minin şeytanı ise pek zayıftı, saçı keçeleşmiş, tozlanmış ve çıplak idi. Kâfirin şeytanı, mü&#8217;minin şeytanına<br />
- Sana ne olmuş, bu kadar zayıflamışsın, dedi.</p>
<p>O, şu cevabr verdi.<br />
- Ben öyle bir adamın yanında bulunuyorum ki, yemek yediğinde Allah&#8217;ın ismini anar. Böylece ben aç kahrım. Su içtiğinde yine Allah&#8217;ın ismini anar. Ben susuz kalırım. Elbise giydiğinde Allah&#8217;ın ismini anar. Ben yine çıplak kalırım. Saçına yağ sürdüğünde Allah&#8217;ın ismini anar. Böylece benim saçım keçelenir.<br />
Sonra kâfirin şeytanı şöyle dedi:<br />
- Fakat ben öyle bir adamla beraber yaşıyorum ki, bunlardan hiçbirini yapmaz. Ben, yemesinde, içmesinde ve elbiselerinde onlara ortak oluyorum.&#8221;</span></p>
<p>&#8221; <strong>Şeytandan korunma vesilelerinden birisi de, halis, helal mal olsa bile doyasıya ve tıka basa yemekten sakınmaktır&#8221;</strong>.</p>
<p>Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;<span style="color:red;">Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz</span>.&#8221; (A&#8217;râf, 31)</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a. v) şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;Doğrusu şeytan insanoğlunun damarında kan gibi dolaşır, Öyle ise siz aç kalmak suretiyle onu damarlarınıza . sıkıştırınız&#8221;</span> (Buhârî: Ahlc&#8217;dm 21; MüsHm: Selâm 23, 25.) (Ahmed b. Hanbel: Müsned, III, 156)</p>
<p>Şeytandan korunma çarelerinden birisi de <strong>Kur&#8217;ân&#8217;ı okumak, Allah&#8217;ı (c.c) zikretmek ve tevbe etmek</strong>tir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a v) bu hususta şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Şeytan, hortumunu ademoğlunun kalbinin üstüne koyar. Eğer o, Allah&#8217;ı anarsa hortumu geri çeker. Şayet insanoğlu Allah&#8217;ı unutursa onun kalbine girer.&#8221; (İbn Ebi_Dünyâ)<br />
Bu çarelerden birisi de <strong>işlerinde acele etmemek ve sabretmektir.</strong> Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: `&#8221;Acele, şeytandandır. Sabretmek Allah&#8217;tandır.&#8221; (Tirmizı: Birr, 66)</p>
<p>Şeytanın şerrinden ve entrikalarından sakınmak için, İslâm dininin tavsiye ettiği çareleri ve işleri yapmak gerekir. Bir âyette Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ,<br />
&#8220;<span style="color:red;">Allah&#8217;tan korkanlara şeytandan bir vesvese dokununca Allah&#8217;ı hatırlarlar ve gerçeği görürler.</span>&#8221; (A&#8217;râf, 201)</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/175/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/175/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/175/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/175/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=175&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/seytandan-nasil-korunurum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NEfse Karşı nasıl başarılı Olurum? Yolu,Yordamı nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefse-karsi-nasil-basarili-olurum-yoluyordami-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefse-karsi-nasil-basarili-olurum-yoluyordami-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 23:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefse-karsi-nasil-basarili-olurum-yoluyordami-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Nefis Savaşında Başarılı Olmanın Temel Unsurlan 
Kalp: Kalp, canlı, yumuşak (doğru), temiz, sert ve parlak bir organdır.

Ali b. Ebî Tâlib (k.v) kalbi tarif ederken şöyle demiştir:
&#8220;Yüce Allah&#8217;ın yeryüzünde kapları vardır. Bu kapları, kalplerdir. Allah katında en sevimli olan kalpler en katı, en temiz ve en yumuşak kalplerdir. Sonra bu sözlerini açıklayarak şöyle dedi:
-&#8221;Yani dinî konularda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=174&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><strong>Nefis Savaşında Başarılı Olmanın Temel Unsurlan </strong></p>
<p><span style="color:red;">Kalp:</span> Kalp, canlı, yumuşak (doğru), temiz, sert ve parlak bir organdır.<br />
<span id="more-174"></span><br />
Ali b. Ebî Tâlib (k.v) kalbi tarif ederken şöyle demiştir:<br />
&#8220;Yüce Allah&#8217;ın yeryüzünde kapları vardır. Bu kapları, kalplerdir. Allah katında en sevimli olan kalpler en katı, en temiz ve en yumuşak kalplerdir. Sonra bu sözlerini açıklayarak şöyle dedi:<br />
-&#8221;Yani <span style="color:red;">dinî konularda en katı olan kalpler, inançta en temiz olan kalpler ve müslüman kardeşlerine karşı en yumuşak olan kalplerdir.&#8221;</span></p>
<p>Başka bir sözünde şöyle demiştir:<br />
<span style="text-decoration:underline;"><em>&#8220;Mü&#8217;minin kalbi temizdir. Onda parlayan bir kandil vardı. Kâfırin kalbi ise siyahtır. Ters çevrilmiştir.&#8221; </em></span>(İbni Mâce: Zühd, 33)</p>
<p><span style="color:red;">Kur&#8217;ân&#8217;ı Kerîm mü&#8217;minlerin kalplerini tasvir ederek şöyle diyor:</span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">&#8220;Mü&#8217;minler o kimselerdir ki, Allah&#8217;ın adı anıldığı zaman kalpleri titrer. Kendilerine Allah&#8217;ın âyetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır.&#8221; </span>(Enfâl, 3)</p>
<p><span style="color:red;">Kâfirlerin kalplerini tasvir ederken de şöyle buyurur:</span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">&#8220;Gerçek şudur ki, yalnız gözler kör olmaz fakat göğüslerdeki kalpler de körelir.&#8221; </span>(Hacc, 46)</p>
<p>Başka bir âyette;<br />
&#8220;Bunlar Kur&#8217;ân&#8217;ı düşünmezler mi? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var? (ki hiçbir hakikat göğüslerine girmiyor.)&#8221; buyuruluyor. (Muhammed, 24)</p>
<p>Akıl insanın; anlama, kavrama, iyi ve kötüyü, hayır ve şerri, hak ve batılı birbirinden ayırma kabiliyetine ve Allah&#8217;a (c.c) yaklaşmaya, O&#8217;nun yücelik ve kuvvetini anlamaya sebep olan ilimlerden faydalanma kabiliyetine <strong>akıl</strong> denir. Bu tarif, yüce Allah&#8217;ın (c.c) şu âyetinden çıkarılmıştır.<br />
<em><span style="text-decoration:underline;">&#8220;Allah&#8217;ın kulları arasında ancak bilginler, Allah&#8217;tan gereğince korkar.&#8221;</span></em> (Fatır, 28)<br />
Hz. Peygamber (s.a.v) akıl nimetinin kıymetini şu hadisiyle işaret etmiştir:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;Allah yarattığı şeyler içinde akıl kadar kıymetli bir şey yaratmamıştır.&#8221; </span>(Tirmizi)<br />
Ve Hz. Ali&#8217;ye:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;İnsanlar, çeşitli iyilikler yaparak Allah&#8217;a yaklaştıklarında sen de aklınla Allah&#8217;a yaklaş.&#8221; </span>buyurmuştur.<br />
Diğer bir hadisinde:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;Hiçbir adam sahibine doğru yolu gösteren ve onu yok olmaktan koruyan akıl (ilim) gibi bir fazilet elde edememiştir.&#8221;</span> buyurmuştur. (Camiu&#8217;s-Sağir: II, 143)</p>
<p><span style="color:red;">Bundan dolayı İslâm, insanlan, ilim ve bilgiyi ögrenmeye ve dinde fakih olmaya teşvik etmiştir ki, akıl bu bilgilerin yardımıyla iyi ve kötüyü, hak ile bâtılı birbirinden ayıracak kabiliyete sahip olsun.</span></p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) bu hususta şöyle buyurmuştur:<br />
Allah bir kimseye hayır vermek dilerse onu dinde fakih kılar.&#8221; (Müslim: İmâre, 175)<br />
Başka bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="text-decoration:underline;">&#8220;Alimin, âbide üstünlüğü, benim ashabımdan en küpük derecede olana karşı üstünlüğüm gibidir.&#8221; </span>(Tirmiıi: him, 19)</p>
<p>Bütün bunlar, <span style="color:red;">ilmin kıymetli olması ve imanın ruhun derinliklerine kadar işlemesindeki etkisi ile insana bu kainatın gerçeklerini öğretmeye vesile olması</span>ndan dolayıdır.<br />
<span style="text-decoration:underline;"><span style="color:red;">Mü&#8217;minin aklı, iyiyi kötüden, helali haramdan ve şeriatın emrettigi şeylerle, yasakladığı şeyleri birbirinden aylırabilecek bir kabiliyete sahiptir. Mü&#8217;min, ince bir perde arkasında Allah&#8217;ın (c.c) kendisine bağışladığı hidayet nuru ile bunlara bakar.</span></span><br />
&#8220;Allah&#8217;ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.&#8221; (Nûr, 40)</p>
<p>Akıl nurunu ise, ancak, günah işlemek, günah işlemeye devam etmek, onları açıkça işlemek ve onlardan tevbe etmemek söndürür.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmaktadır: &#8220;Kim bir günah işlerse aklının bir kısmı kendisinden ayrılır ve bu aklı ebediyyen ona dönmez.&#8221;</p>
<p>Diğer bir hadisinde şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Eğer şeytanlar insanoğullarının kalpleri etrafında dolanmasaydı, onlar, göklerin ve yerlerin saltanatına göz dikeceklerdi.&#8221; (Ahmed b. Hanbel: II, 353)</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: &#8220;Ben yolda bir kadınla karşılaşmış ve göz ucuyla ona bakmış, güzelliğini etraflıca süzmüş olduğum halde Osman b. Ajjan&#8217;ın (r.a) huzuruna girdim. İçeri girdiğimde<br />
&#8220;Osman, şöyle dedi:<br />
-Birini, zina izleri gözlerinde olduğu halde içeri giriyor. Mahrem olmayan kadına bakmanın göz zinası olduğunu bilmez misiniz? Ya tevbe edeceksin veya seni cezalandıracağım.<br />
Ben, Şöyle dedim:<br />
-Peygamber&#8217;den sonra vahiy var mıdır?<br />
O:<br />
-<span style="color:red;">Vahiy yoktur,</span> dedi. Fakat <span style="color:red;">akli, delil ve doğru çıkan çabuk sezme kabiliyeti vardır,</span> dedi.&#8221;</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/174/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/174/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/174/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=174&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefse-karsi-nasil-basarili-olurum-yoluyordami-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NEfis SAvaşı Kaça Ayrılır? nelerdir</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefis-savasi-kaca-ayrilir-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefis-savasi-kaca-ayrilir-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 22:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefis-savasi-kaca-ayrilir-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar Nefis Savaşında Üç Sınıfa Ayrılırlar:
1. Bir kısım insanlar nefsanî arzularına yenilmişlerdir.
Böylece dünyaya ve dünya maluma meyletmişlerdir. Bunlar, Allah&#8217;ı (c.c) unutan, Allah (c.c) da onlara kendisini unutturmuş olduğu kâfirlerle onların planlarını tatbik eden kimselerdir.
Allah (c.c) onları, Kur&#8217;ân&#8217;da şu sözüyle tarif ediyor:
&#8220;Ey Muhammed! Hevâ ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah&#8217;ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=173&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="post"><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><strong>İnsanlar Nefis Savaşında Üç Sınıfa Ayrılırlar:</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>1. Bir kısım insanlar nefsanî arzularına yenilmişlerdir.</strong></span></p>
<p>Böylece dünyaya ve dünya maluma meyletmişlerdir. <span style="text-decoration:underline;">Bunlar, Allah&#8217;ı (c.c) unutan, Allah (c.c) da onlara kendisini unutturmuş olduğu kâfirlerle onların planlarını tatbik eden kimselerdir.</span><span id="more-173"></span></p>
<p>Allah (c.c) onları, Kur&#8217;ân&#8217;da şu sözüyle tarif ediyor:<br />
<span style="color:red;">&#8220;Ey Muhammed! Hevâ ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah&#8217;ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği; gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? <em>Allah&#8217;ın saptırdığı kimseye O&#8217;ndan başka kim doğru yolu gösterecek</em>, düşünmez misiniz?&#8221;</span> (Câsiye, 23)</p>
<p><strong><span style="color:red;">2. Bir sınıf da nefisleriyle cihad ediyor ve nefsânî arzularını yenmeye uğraşıyorlar. Bazen arzularını yeniyor, bazen de hezimete uğruyorlar. Bazen günah işliyorlar, sonra da tevbe ediyorlar. Allah&#8217;a (c.c) isyan ediyorlar, sonra pişman oluyorlar ve Allah&#8217;tan (c.c) günahlarının bağışlanmasını diliyorlar.</span></strong></p>
<p><span style="color:red;">&#8220;Ve onlar, bir kötülük yaptıkları ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah&#8217;ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah&#8217;tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar bile bile yaptıklarında ısrar etmezler.&#8221; (Âl-i İmrân, 135)</span></p>
<p>Hz. Peygamber (s.a v) şu hadisiyle bunlara işaret etmiştir: <span style="color:red;">&#8220;İnsanoğlundan her biri hatalıdır ve hatalıların iyileri tevbe edenlerdir.&#8221; </span>(Tirmizî: Kıyâmet, 49)</p>
<p>Aynı manada Vehb b. Münebbih&#8217;ten (r.a) şöyle rivayet edilmiştir:<br />
&#8220;Günün birinde,şeytan Yahya b. Zekeriyya (a.s) ile karşılaştı. Yahya (a.s) ona dedi ki -Size göre insanlar, mizaç bakımından kaç kısma ayrılır? Bana bildir.</p>
<p>İblis ona şöyle cevap verdi:<br />
-<strong>İnsanlardan bir sınıf, senin gibi mâsumdurlar. Biz onlara hiçbir şey yapamıyoruz. ikici sınıf ise, çocuklarınızın elindeki toplar gibidir. Onlar fıtne bakımından biri geride bırakırlar. Üçüncü sınıf ise bize karşı en kuvvetli olan sınıftır. Biz onlardan birine yöneliriz nihayet ondan ihtiyacımızı elde ederiz (yani onu yoldan çıkarırız.) <span style="color:red;">Sonra o, tevbeye sığınır. Böylece ondan elde ettiğimiz şeyi tevbe ile hükümüz kılar. Ondan ne ümidimizi keseriz ne de ihtiyacımızı elde edebiliriz.&#8221;</span></strong></span></p>
<table style="table-layout:fixed;" border="0" width="100%">
<tr>
<td colspan="2" class="smalltext" align="left" width="100%">&nbsp;</td>
</tr>
</table>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/173/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/173/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/173/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/173/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/173/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/173/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/173/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/173/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/173/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/173/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/173/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/173/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=173&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/nefis-savasi-kaca-ayrilir-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazen bir istek oluyor içimde Nefs diyorlarmış buna.Nefsimi Yenmek İstiyorum Ama söz Geçiremiyorum..?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 22:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/</guid>
		<description><![CDATA[Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri
1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı
4. Kendini beğenme kapısı
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı
6. Kıskanma kapısı
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı
8. Cimrilik kapısı
9. Kibir kapısı
10. Tamah kapısı

İnsan kendi nefsiyle sürekli bir mücadele [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=172&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-family:Franklin Gothic Book;"><span style="font-size:10pt;line-height:1.3em;"><strong>Şeytanın Giriş Yerlerinden Korunma Çareleri</strong></p>
<p><em>1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı<br />
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı<br />
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı<br />
4. Kendini beğenme kapısı<br />
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı<br />
6. Kıskanma kapısı<br />
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı<br />
8. Cimrilik kapısı<br />
9. Kibir kapısı<br />
10. Tamah kapısı</em><br />
<span id="more-172"></span><br />
İnsan kendi nefsiyle sürekli bir mücadele içinde bulunur. Sonunda ya nefsini yenen veya ona yenilir. Yahut da ölünceye kadar bu mücadele devam eder. Bu savaş, bazen onun lehine bazen de aleyhine olur.</p>
<p>Yüce Allah şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="color:red;">&#8220;Nefse ve onu şekillendirene, ona iyilik ve kötülük kabiliyetini ilham edene and olsun ki, nefsini temizleyen iflah olmuş, onu fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.&#8221;</span> (Şems, 9-10)</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) de bu hususa işaret ederek şöyle buyuruyor:<br />
<span style="color:red;">&#8220;Fitneler, kalplere tıpkı hasır çubukları gibi dal dal arz olunur. Artık onlar hangi kalplere işlerse o kalpte siyah bir leke meydana gelir. Hangi kalp, onları kabul etmezse o kalpte de beyaz bir nokta meydana gelir. Böylece iki çeşit kalp meydana gelir. Bu kalplerden biri, cilalı taş gibi bembeyazdır ve ona hiçbir fitne zarar vermez. Ötekine gelince; o, alaca siyahtır. Ne bir iyiliği tanrı ne de bir kötülüğe karşı çıkar. Yalnız içine işleyen hevâ ve hevesini bilir.&#8221; </span>(Müslim: İman, 231)</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/172/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/172/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/172/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/172/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=172&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/bazen-bir-istek-oluyor-icimde-nefs-diyorlarmis-bunanefsimi-yenmek-istiyorum-ama-soz-geciremiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>sakalımı uzatıp kesiyorum.. ama kesmesi harammış?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2007 22:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Sakal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/</guid>
		<description><![CDATA[(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı) isimli eserde kaydedildiğine göre; bırakılmış sakalı tıraş etmek Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre haramdır. Çünkü sakal bırakmak vacip sayılmaktadır. Şâfîî mezhebine göre ise bırakılmış sakalı tıraş etmek mekruhtur.(1)

sakal bırakmak, hem fiilî sünnettir, yâni Peygamber Efendimizin (a.s.m.) bizzat sakallı bulunmuşlardır. Hem de bu konuda sözlü sünnet söz konusudur. “Müşriklere muhalefet ediniz: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=170&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı) isimli eserde kaydedildiğine göre; bırakılmış sakalı tıraş etmek Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre haramdır. Çünkü sakal bırakmak vacip sayılmaktadır. Şâfîî mezhebine göre ise bırakılmış sakalı tıraş etmek mekruhtur.(1)<br />
<span id="more-170"></span><br />
sakal bırakmak, hem fiilî sünnettir, yâni Peygamber Efendimizin (a.s.m.) bizzat sakallı bulunmuşlardır. Hem de bu konuda sözlü sünnet söz konusudur. “Müşriklere muhalefet ediniz: sakalı bırakınız, bıyıklarınızı kesiniz” gibi pek çok hadis-i şerif vardır.(2)</p>
<p>Ancak fıkıh kitaplarında mutlak olarak zikredilen, sakalı kesmenin haramlığı meselesine asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman Hazretleri şöyle bir açıklık getirmektedir:</p>
<p>“Bazı âlimler, sakalı tıraş etmek caiz değildir, demişler. Muratları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur.”(3)</p>
<p>Nitekim, İmam-ı Gazalî gibi bir müceddit, İbni Hacer, Nevevî, Remlî, Hatîb gibi müçtehid derecesindeki büyük âlimler sakal tıraş etmeyi tenzihen mekruh olarak görüyorlar, haram veya tahrimî bir mekruh olarak vasıflandırmıyorlar.</p>
<p>(1) el-Mezâhibü&#8217;l-Erbaa, 2:44-46<br />
(2) Buhari, Libas :64<br />
(3) Emirdağ Lahikası, s,48,49.</p>
<p>Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/170/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/170/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/170/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/170/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=170&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/01/11/sakalimi-uzatip-kesiyorum-ama-kesmesi-harammis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Secde Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/12/16/secde-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/12/16/secde-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Dec 2006 14:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Secde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/12/16/secde-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Baş eğme, itaat etme, üstün bir varlığın önünde yere kapanma; namazda veya Allah&#8217;a ibadet niyeti taşıyarak alın ve burun yere değecek şekilde yere kapanma ve dua etme anlamında bir fıkıh terimi. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in birçok âyetinde müslümanlar, rükû ve secde edenler şeklinde tanımlanmış; Allah&#8217;a yaptıkları secde nedeniyle yüzlerinin nurlandığı ve alınlarındaki secde izlerinden tanınacakları bildirilmiştir (el-Fetih, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=156&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Baş eğme, itaat etme, üstün bir varlığın önünde yere kapanma; namazda veya Allah&#8217;a ibadet niyeti taşıyarak alın ve burun yere değecek şekilde yere kapanma ve dua etme anlamında bir fıkıh terimi. <span style="text-decoration:underline;">Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in birçok âyetinde müslümanlar, rükû ve secde edenler şeklinde tanımlanmış; Allah&#8217;a yaptıkları secde nedeniyle yüzlerinin nurlandığı ve alınlarındaki secde izlerinden tanınacakları bildirilmiştir (el-Fetih, 48/29)</span>. Diğer yandan, <span style="text-decoration:underline;">secdenin, müslümanların namaz kılarken alınlarını yere koymaları dışında, aslında Allah&#8217;ın emirlerine uymak, O&#8217;nun kainattaki düzenine riayet etmek anlamına geldiği şu âyet-i kerimeyle daha iyi anlaşılmaktadır: &#8220;Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğunun Allah&#8217;a secde ettiklerini görmüyor musun?&#8221; (el-Hacc, 22/18)<span id="more-156"></span>.</span> Dolayısıyla secde, Allah&#8217;ın buyrukları dışına çıkmamak anlamına gelirken; namazda yapılan secde ise Allah&#8217;a itaatin bir sembolü, bir göstergesidir. Namazda secde eden müslüman, hayatının diğer zamanlarında da O&#8217;na boyun eğiyor, buyruklarından dışarı çıkmıyor demektir. <span style="color:red;">Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Hz. Yusuf&#8217;un kıssası anlatılırken, anasının, babasının ve on bir kardeşinin Yusuf&#8217;a secde ettikleri bildiriliyor (Yusuf, 12/100). Allah&#8217;ın dışında hiç bir varlığa secde edilmeyeceğini, bunun şirk olduğunu söyleyen İslâm alimleri söz konusu âyeti açıklarken, buradaki &#8220;secdeye kapandılar&#8221; cümlesine iki tür anlam yüklüyorlar: Ya onlar sevinçlerinden Allah&#8217;a şükür niyetiyle yere kapandılar; ya da, Hz. Yusuf&#8217;un emrine girerek hayatlarının diğer bölümünde Onun buyruklarının dışına çıkmadılar. Bir diğer anlamı, Yusuf&#8217;un önünde saygıyla eğildiler demektir. Hangi anlam kabul edilirse edilsin, Allah&#8217;ın dışında hiç bir canlıya secde edilebileceği yönünde bir anlam çıkarılamaz.</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/156/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/156/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/156/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/156/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/156/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/156/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/156/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/156/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/156/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/156/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/156/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/156/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=156&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/12/16/secde-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslamda Miras Sistemi Nasıldır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/30/islamda-miras-sistemi-nasildir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/30/islamda-miras-sistemi-nasildir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2006 21:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/30/islamda-miras-sistemi-nasildir/</guid>
		<description><![CDATA[ Nisa Süresi11. ayet;&#8221;Allah sizlere, miras taksiminde çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişi payı verilmesini emrediyor. Eğer hepsi kız olup da ikiden fazla iseler, bunlara bırakılan malın üçte ikisi; eğer tek bir kız ise o zaman yarısı verilir. Eğer ölen kişinin çocuğu varsa anne-babasından her birine altıda bir, şayet çocuğu yok da anne-babası mirasçı oluyorsa annesine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=153&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p> Nisa Süresi11. ayet;&#8221;<strong>Allah sizlere, miras taksiminde çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişi payı verilmesini emrediyor. Eğer hepsi kız olup da ikiden fazla iseler, bunlara bırakılan malın üçte ikisi; eğer tek bir kız ise o zaman yarısı verilir. Eğer ölen kişinin çocuğu varsa anne-babasından her birine altıda bir, şayet çocuğu yok da anne-babası mirasçı oluyorsa annesine üçte bir, eğer ölenin kardeşleri de varsa o zaman annesine altıda bir verilir. Bunların hepsi ölenin yapmış olduğu vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun ödenmesinden sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bütün bunlar, Allah tarafından birer fariza olarak takdir edilmektedir; muhakkak Allah bilendir, hikmet sahibidir</strong>.&#8221;<br />
<span id="more-153"></span><br />
<font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Bu iki âyetten birincisi doğum ilişkileri üzerinde durup ölüden itibaren yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru fürû ve usul denilen iki tarafı bulunan soy direği yakınlığına bağlıdır ki, çocuklar ve ebeveyn (ana ve baba) bu direğin ölüye vasıtasız bağlı olan başlangıçlarıdır. İkincisi, önce vasıtalı bağlantı ifade eden evlenme ilişkisine, ikinci olarak soyda, soy direğinin dışında olup onun etrafında bulunan ve ona göre zayıf olduğundan dolayı kelale (uzak akraba) denilen yakınlık yönü ile ilgilidir ki, ancak vasıtalı bağlantı ifade eder. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Fahreddin Razî burada şöyle bir tarihî özet yapmıştır. Cahiliyye halkı iki şey ile birbirinden miras alıyorlardı: Biri neseb, diğeri anlaşma. Neseb yönünden ne çocukları ne de kadınları mirasçı yapmazlardı. Ancak akrabalardan at üzerinde savaşmaya ve düşmana vurmaya ve ganimet almaya gücü yeten erkekleri mirasçı kılarlardı. Antlaşmaya gelince: Bu iki şekilde olurdu ki, birincisi hilf (sözleşme) idi. Bir adam, diğerine: kanım senin kanın ve yıkılmam senin yıkılmandır. Sen bana mirasçı olursun, ben sana; sen benimle aranırsın ben de seninle der. Bu şekilde anlaşma yaptılar mı hangisi arkadaşından önce ölürse sağ kalanın, şart gereğince ölenin malında hakkı olurdu. İkincisi de evlat edinme idi. Bir adam başkasının oğlunu oğul edinir. Ondan sonra bu oğlanın nesebi babasına değil, bu adama nisbet edilir ve mirasçısı olurdu ki, bu evlat edinme de antlaşma çeşitlerinden bir çeşittir. Allah Teâlâ, Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerini peygamber olarak gönderdiği zaman her şeyden önce bunları cahiliyyedeki durum üzere bıraktı. Hatta bazı âlimler demişlerdir ki, hayır yalnız terk değil, onaylamıştır ki; &#8220;ana, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik&#8230;&#8221; âyeti neseb ile mirasçı olmayı; &#8220;Yemin akdiyle (antlaşma ile) mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin.&#8221; (Nisâ, 4/33) âyeti, antlaşma ile mirasçı olmayı onaylamaktır. Cahiliyede mirasçı olmanın sebepleri böyle idi. İslâm&#8217;daki mirasçı olma sebeplerine gelince, anlatıldığı üzere antlaşma ve evlat edinme onaylanmış ve bunlara iki şey daha eklenmiş idi ki; biri hicret, diğeri kardeşlik bağları idi. Hicret, bir Muhacirin diğer Muhacir&#8217;le fazla düşüp kalkması ve birbirine içten dostluk bağlantısı bulunduğu zaman akrabalığı olmasa bile mirasçılığı sabit oluyor. Ve Muhacir olmayan kimse, akrabasından dahi olsa o Muhacir&#8217;e mirasçı olamıyordu. Kardeşlik edinme, Hz. Peygamber (s.a.v.) bunlardan her iki kişi arasında bir kardeşlik akdi yaptırıyor, bu da karşılıklı varis olma sebebi oluyordu. Sonra Yüce Allah, &#8220;Akraba olanlar, Allah&#8217;ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar&#8230;&#8221; (Enfal, 8/75) âyetinin hükmü ile bunların hepsini hükümsüz kıldı ve İslâm&#8217;da yerleşen miras sebepleri şu üçü oldu: Neseb, evlenme, ve velâ (köle azadı veya anlaşma ile meydana gelen varislik). </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Bu açıklamayı, miras âyetinin iniş sebebinde de Ata, şöyle rivâyet etmiştir: &#8220;Sâd b. Rabi&#8217; (r.a.) şehid olmuş, iki kızı, bir hanımı, bir de kardeşi kalmıştı. Kardeşi, malın hepsini alıverdi. Kadın da Hz. Peygambere gelip, &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! İşte Sâd&#8217;ın kızları, Sâd öldürüldü, bunların amcası da mallarını aldı.&#8221; diye durumu arz etti. Peygamber (s.a.v.) de, &#8220;Haydi şimdilik git, umarım ki, Allah bu konuda hükmünü yakında verecektir.&#8221; buyurmuştu. Bir süre sonra kadın yine geldi ve ağladı ve bunun üzerine bu âyet indi. Bundan dolayı Peygamberimiz kızın amcasını çağırdı, &#8220;Sâd&#8217;ın iki kızına üçte iki ve bunların annesine sekizde bir ver! Kalanı da senin.&#8221; buyurdu. Ve işte bu âyet gereğince İslâm&#8217;da ilk paylaşılan miras bu oldu. Demek ki bu öbüründen önce sonuçlanmıştır. Demek ki âyetin iniş hikmetinin en önemli yönü, kadınların ve çocukların mirasçılığa hakkıyla katılması ve evlenmenin ister koca ve ister hanım için miras sebepleri içine konması büyük inkılabı ile nicelik ve niteliği mirasçılığın kesin bir şekilde belirlenmesi ve bundan önceki geleneklerin ve hükümlerin hükümsüz kılınması ve yürürlükten kaldırılmasıdır. &#8220;Haklı olmanız müstesna Allah&#8217;ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Allah aklınızı kullanasınız diye size bunları emretti.&#8221; (En&#8217;am, 6/151) gibi âyetlerden anlaşıldığı üzere &#8220;Allah&#8217;ın vasiyeti&#8221; deyimi, &#8220;emr&#8221; kelimesinden daha kuvvetli kesin bir vaciblik ifade eder. Bu, öyle beliğ bir emirdir ki bunda, bir hakkın bildirilmesi ile infazının gerekli olduğunu ve infaz edilmemesi durumunda sorumluluğun ağırlığını ve bu ağır sorumluluğun büsbütün emredilen kimseye yüklenmiş bulunduğuna dikkati çekmiş ve aynı zamanda kendisine emredilene sevgi ve güveni bildirerek bir velilik ve vekilliğin verilişini kapsayan bir sözleşme ve iyilikle gönül alma vardır. Çünkü vasiyyet, ölümden sonrası ile ilgili olup değiştirilmesi caiz olmayan ve geri alınması ihtimali kalmayan, yapılması gerekli olan bir emrin yerine getirilmesi için güven ve itimad ile başkası yerine veli olmayı içeren bir açıklama ve antlaşmadır. Bundan dolayı şöyle demek olur: Allah Teâlâ vefatınızdan sonra çocuklarınızın haklarını güven altına almak için, hak sahiplerine ulaştırılması gerekli olan farz paylarını açıklayarak size şöyle emrediyor ve söz veriyor: Erkeğin hakkı, iki kadının payı kadar, bir erkeğin hakkı iki dişi hissesi kadardır. İşte önce erkek ve kadının yaratılışının mahiyetinde bulunan bir esas kural vardır ki, mirasla ilgili hükümlerin bir çoğu bu esas üzerine halledilir(çözümlenir). Belli hisselerin değerlendirilmesinde de bu kuralın bir tatbiki hissedilir. Bu kuralın anlatılmasında erkek ve kadın denilmeyip de zeker (erkek) ve ünsa (dişi) denilmesi küçük ve büyüklerin hak etmede eşit olduğunu ve bu konuda erginlik ve büyüklüğün hiç etkisi olmadığını şer&#8217;î delile dayandırmak ve cahiliyyede yapıldığı gibi çocukların mirastan mahrum edilmesine meydan vermemek içindir ki, yetimler âyetinden hemen sonra gelmesi de özellikle bu noktaya dikkat çekmiştir. Bu şekilde başlangıçta miras, çocuklar ile, çocuklar içinde erkek ile başlamış ve bununla velâyet ilişkisinin diğer ilişkilerden kuvvetli bulunduğu anlatılmıştır. Demek ki, en fazla payı çocuklar, çocuklar içinde de erkek çocuklar alacaktır. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Burada şöyle bir soru pek tabii olarak hatıra gelebilir. Dişi, erkekten daha zayıf ve daha yufka yürekli daha muhtaç bir yaratılışta olduğuna göre mirastan hissesi erkekten daha fazla olması, hiç olmazsa eşit gözetilmesi gerekmez mi? Bundan dolayı erkeğin payının iki kat olmasında hikmet nedir? Zamanımızdaki insanların kafalarını meşgul eden bu soruyu müfesirler ve fakihler söz konusu ederek hikmetini açıklamışlardır. Şöyleki: </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">İlk önce: Sûrenin başından beri de anlaşıldığı üzere genel olarak erkek ile dişinin aile hayatına girmeleri istenmektedir. Miras da buna göre düzenlenmiştir. Halbuki aile hayatında harcama sorumluluğu erkeğe yüklenmiştir. Erkek bir kendisi, bir de eşi olmak üzere en az iki kişiyi besleyecektir.</font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Bundan dolayı erkeğin masrafı çok, kadının ki ondan az olacaktır, masrafın ise gelir ile orantılı olması gerekir. Masraf, erkeğe yüklenirken gelir dağıtımında kadına fazla veya eşit verilmesi hem iktisat kanununa, hem de adalet ve hakka aykırı bir zulüm olur. Ve aslında o zaman, hukuki eşitlik esası bozulmuş olur. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Bundan dolayı mirastaki bu fazlalık, kadınların faydası ve ihtiyaçlarına eşit olarak nafakalardaki yükümlülük farkının denkleştiricisi olmak üzere böyle bir hukuki ve iktisadi dengeyi temin ederek adalet ve eşitlik kanunlarının ince bir tatbikatını kapsamaktadır. Ganimet, herkesin yaptığı hizmete uygun verilir. &#8220;Erkeğe iki kadının payı kadar miras düşer&#8221; kuralı emri ile bir hukuki denkliktir ki, bunu bozmak &#8220;haddini tecavüz eden, zıddına dönüşür&#8221; kuralı gereğince devamlı kadınların zararına sonuçlanarak mirastan tamamen mahrum edilmesine veya aile hayatında masrafa katılmak ile beraber mallarında dilediği gibi tasarruf (harcama) hakkının kısıtlanmasına ve elinden alınmasına sebeb olmuştur. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">İkinci olarak: Kadın, erkekte bulunmayan veya noksan olan bazı özelliklere sahip olduğu gibi, erkek de kadında bulunmayan veya noksan olan bazı özelliklere sahiptir. Bunun içindir ki dişi, erkeğin aynı veya benzeri değil, karşıtı, dengi ve eşidir. Öyle bir eş ki, yaratılış ve doğuştan olan vazifelerini yapmasında erkekten sonra gelir. Erkeğin verdiği sermaye (anapara) üzerinde çalışır, onu çoğaltır. İşte erkek ile dişi arasındaki doğuştan var olan bu farkın sonuçlarından biri de aralarında ki mali değer ve iktisadi güç farkı olmuştur. Özel şekilde kişiyi kişiye değil, genel bir şekilde dişi dişi, erkek erkek fıtratı üzere düşünülerek dişi türü erkek türü ile mukayese edildikleri zaman, dişinin kazanç ve malları idare etme hususundaki kuvvetinin, başka bir ifade ile mali yönden kuvvetinin, erkekten noksan olduğu kesin bir gerçek olarak görülür. Bu fark, İslâm hukukunda en azından üçte iki veya ikide bir olmak üzere tesbit edilmiştir. Denebilir ki, genel bir şekilde bir kadının gündeliği elli kuruş varsayılırsa erkeğin gündeliği en az yetmiş beş veya yüz kuruş olarak belirlenmesi gerekir. Bir erkeğin diyetinin (kan bedelinin) iki kadın diyetine eşit tutulması da bu hikmete dayanır. Çünkü can ödenmez, yok olan mali değer ödenebilir. Ve ne zaman mali bir itibar ve hak söz konusu olursa bu esas düşünülmelidir. Bundan ise burada şu iki sonuç ortaya çıkar: Birincisi genel iktisat kuralları açısından hayatın devam etmesinin dayanağı olan malların, iktisadi gücü fazla olan erkeklerin eliyle idare edilmesi, hem kadın ve hem erkek olmak üzere genel menfaat ve hakların gereğidir. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Şu kadar var ki kadını tamamen iktisadi güçten mahrum sayarak hakkı olan mali itibardan tamamen düşürmek de umumun yararına aykırıdır. Çünkü yarım kuvvetin inkar edilmesi ve itibardan düşürülmesi hukuk ve iktisat açısından bir zarardır. Ve özellikle kadınlar için zarardır. Yarımın bir tama eklenmesi ile birbiriyle birleşen ve yardımlaşan bir şeyin imal edilmesi ise her iki taraf için faydanın ta kendisidir. Bundan dolayı esas sermayeyi meydana getiren mirasta erkek ve dişiden her birine iktisadi kuvvetlerine uygun mal taksim etmek, Allah&#8217;ın hakkı olan umumun (kamunun) menfaatleri ve haklarının gereklerindendir ki yukarıda âyetinde bu esasa bir işaret geçmişti. İkincisi de mali sorumluluğun kadınlardan daha fazla erkeğe yöneltilmesi ve ailenin sosyal hayatında harcama vazifelerinin özellikle erkeklere yüklenmesi gereğidir ki, hem bir insaflılık, hem de kadınların menfaatleri ve hakları ile beraber kamu menfaatının gereğindendir. Çünkü yükümlülüğün güç ve kuvvet ile orantılı olması gerekir. Kadın ise erkekten fazla muhtaç olmakla beraber mali ehliyeti aynı seviyede ortaklık etmeye dayanamaz. Bunun için kadının malı kendine kalmalı, erkek Allah&#8217;ın kendisine bağışladığı kuvvet üstünlüğünden harcama vazifesini almalıdır. Çünkü vergi, ganimet ile orantılıdır. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Üçüncü olarak: Rivâyet ediliyor ki Cafer-i Sadık hazretlerinden bu konu sorulduğu zaman, &#8220;Havva yasaklanmış ağaçtan bir avuç buğday aldı yedi, bir avuç daha aldı sakladı, sonra bir avuç daha aldı Âdem&#8217;e verdi. O kendi payını erkeğin iki katı yapmaya kalkıştığı için Allah Teâlâ bunu değiştirdi, kadının payını erkeğin yarısı kadar yaptı.&#8221; diye bir cevap vermiştir ki, anlayabilenler için işaret ve örnek şeklinde pek derin gerçekleri içermektedir. Bu açıklama tefsirlerin ve bunlardan biri olan Fahr-i Razî&#8217;nin açıklamasından alınmıştır. Ancak onların ilmî dilleri, bazı tasarruflarla (değişikliklerle) tarafımızdan açıklanmıştır. Bundan özellikle şu sonuca geliriz ki: &#8220;Erkeğe iki kadının payı kadar miras düşer.&#8221; gerçeği ileride erkekleri harcama zahmetinden kurtarmak için erkekle dişi arasında miras eşitliğini hazırlamaya yönelik bir inkılabın başlangıcı olmak üzere değil, ortada yaratılış hikmetine aykırı olarak bulunan bir hukuki ve sosyal ihtilafı ortadan kaldırmakla adalet ve hak dengesini tesbit eden ve anlatan ezelî bir hak kanununun ifadesi olmak üzere indirilmiştir. &#8220;Zaman, Yüce Allah&#8217;ın yeri ve gökleri yarattığı gündeki şekliyle dönüp dolaşmaktadır.&#8221; Düsturu gereğince oğlan çocuk, yanında başka bir mirasçı bulunmazsa mirasın hepsini alabilecektir. Bir derecede akrabalık yön ve kuvvetleri aynı olan mirasçılarda da bu kural geçerli olacaktır. Fakat çocuklar, yalnız kadın veya kadınlar olduğu takdirde eğer çocuklar ikiden fazla dişiler iseler hepsinin hakkı mirasın üçte ikisidir. Ve eğer bir kız ise ona mirasın yarısı düşer. Acaba iki kız olursa ne olacak? Bu açıkça anlatılmamış görünüyorsa da bunun da üçte iki olduğu sözün mânâsından değişik yönlerle anlaşılıyor. Kuralının bir ile iki mukayesesindeki anlatma şekli, aynı şekilde bu iki şart cümlesinin tam karşılığı gibi anlatım ipuçları ile birinci şart cümlesi iki ve daha fazla dişiler iseler, demek olduğunu değişik yönler ile isbat etmişlerdir. Ancak burada İbnü Abbas hazretleri yalnız başına muhalif olarak kalmış iki dişinin payı da mirasın yarısı olmalıdır demiştir. Çocuk erkek olursa anne ve babasının herbirine altıda bir miras düşer. Geriye kalan mirasın tamamını erkek çocuk alır. Geride kalanlar erkek ve dişi karışık olursa &#8220;erkekler iki dişinin payı kadar alırlar.&#8221; İki veya daha fazla kız iseler kalan miras üçte ikiye denk olduğundan tamamını alırlar. Bir kız ise mirasın yarısını alacağından altıda bir pay geri kalır ki o da yine babaya ait alacaktır. Çünkü ileride göreceğiz ki baba hisselerden artan mirası alabilen asabelerdendir. Çocuğu bulunmadığı ve anne ve babası kaldığı takdirde hem baba ve hem annenin mirasçı oldukları zaman annenin hakkı üçte birdir. Bundan dolayı kalan kısmın babaya ait olduğu zaruri olarak bellidir. Ayrıca açıklamaya gerek yoktur. Şu halde baba yalnız kalacak olursa bütün malı alabilecektir. Ne zaman hisselerden artan bulunursa onu da alacaktır. Görülüyor ki, babaya karşı anneye üçte birinin belirlenmesi de kuralının bir uygulaması demektir. Çocuklar, bulunmayınca anne ile baba çocuklardan bir oğlan ile bir kız karşılığında bulunmuş oluyorlar. Buradan çocuklar bulunduğu zaman baba ile anne-babanın eşit olarak neden birer altıda bir aldıklarını çıkarabiliriz. Bilindiği gibi iki altıda bir üçte bire eşittir. Bir üçte bir ise babaya karşı bir annenin payıdır. Demek oluyor ki çocukların yakınlık derecesine göre çocuklar karşısında anne-baba, baba karşısında bir anne hükmünde tutulmuş ve ona göre üçte bire eşit olmak üzere eşit olarak birer altıda bir verilmiş ve artık babanın anneye karşı erkekliği nazar-ı itibara alınmıştır. Ve bu nokta kıyâs-ı celiye (açık kıyasa) aykırı görünürse de kıyâs-ı hafiye (kapalı kıyasa) uygundur ki, erkeklik hakkının çocuklar tarafından bulunmasının gerekli bir sonucudur. Ve ikisine ortak olarak bir üçte bir takdir edilmeyip de birer altıda bir diye tahsis edilmesi de bu hikmetle ilgili olsa gerektir. Bunun için çocuk, bir kız olduğu taktirde çocuklar tarafındaki erkeklik hakkını tamamlayamadığından bunu baba tamamlar da, iki altıda birle bir yarımdan kalan kısmı yine baba doğrudan doğruya bir erkek olarak alır ki, buna asebelik ile birlikte hisse alma denilir. Bu şekil üzere koca ve karı kelale (akrabalığı uzaktan olma) miraslarında da kuralının uygulanması bellidir. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Ve eğer ölen kimsenin çocuğu bulunmadığı halde iki veya daha fazla kardeşleri bulunursa, işter anne baba bir veya baba bir veya anneleri bir nasıl kardeş olursa olsunlar bu durumda annenin hakkı altıda birdir. Kardeşler, annenin payını üçte birden altıda bire düşürürler. Gerçi kardeşlerin akrabalığı anneden uzaktır. Fakat iki veya daha fazla oldukları zaman erkeklikleri dolayısıyla anneye karşı bir çocuk etkisini yaparlar. Üçte bir, anne payının yarısını kendilerine çekmek için annenin payını altıda bire indirirler. Gerçi baba varsa bunları mirastan düşürüp ellerinden alacaksa da anneye de engel olmuş olurlar. Bir kardeş ise bunu yapamaz. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Bütün bu mirasla ilgili haklar, İslâm&#8217;a göre yapabileceği, yani yapması geçerli ve uygun olan bir vasiyetten veya borçtan sonra sabit olur. Terikeye miras hakkının etkisi derece itibarıyla vasiyetten veya borçtan sonradır. Mirasın vasiyetten sonra olması, borcun da vasiyetten sonra zikredilmesi, gösterir ki, öncelik sırasına göre başlayan tertip; önce borç, ikinci olarak vasiyyet, üçüncü olarak mirastır. Sıralamada mirasçı vasiyyeti, vasiyet de şâyet bulunursa borcu takip edecektir. Bunu hatırlatmak için Hz. Ali, &#8220;Allah, vasiyyeti önce zikretti. Fakat Allah&#8217;ın elçisi ilk önce borcun ödenmesine hükmetti.&#8221; demiştir. Bazı tefsirler bu tertibin Kur&#8217;ân&#8217;dan anlaşılmadığı zannında bulunarak bu konuda bir çok deliller ileri sürmüşlerse de hiçbirine lüzum yoktur. Çünkü kelimesinin mânâsına göre zikredilen şeyin tertibi sonuncudan başta bulunana doğru tabiî olarak cereyan ettiği düşünüldüğü zaman, sözde sonda bulunan kelimenin mânâ açısından önde geleceği apaçıktır. denilseydi o zaman vasiyyetin, borçtan önce olması lazım gelirdi. Tereddüdü her terikede borç veya vasiyetin birleşmesi zaruri olmadığından ileri gelir. Bir de görülüyor ki, vasiyet &#8220;vasiyyet ettiği&#8221; diye kayıtlı, borç kayıtsızdır. Demek ki, her vasiyyet, mirastan önce değildir.</font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Vasiyet edebileceği geçerli bir vasiyyet veya İbnü Kesir, İbnü Âmir, Ebu Bekr kırâetlerinde ın üstün harekesi ile okunduğuna göre tavsiye olunur mendub bir vasiyyet önceliklidir. Bu ise kısa olduğundan Hz. Peygamberin açıklaması ile üçte bir olmak ve varislerinden birine olmamak üzere tefsir edilmiştir. Bundan başka kaydı, vasiyyetin mirastan önce gerçekleştirilme gereğini bildirdiği gibi, kaydı meşru bir vasiyyet yapmaya teşvik mânâsını da ifade eder. (Bakara sûresindeki, &#8220;Sizden birinize ölüm alâmetleri belirdiği zaman, eğer geriye mal bırakacaksa, babasına, anasına ve akrabasına malının üçte birinden çok olmayacak şekilde vasiyyet etmek farz kılındı.&#8221; (2/180 âyetine bkz.). Fakat borç, kayıtsız olduğundan ikrar etmekle veya şahit ile sabit olan herhangi bir borç bütün terekeyi kapsasa bile, yine miras ve vasiyetten önce verilmesi lazım gelir. Bununla beraber ikinci âyetinde bunun da bir kaydını göreceğiz. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">Babalarınız ve oğullarınız, bunların hangisi fayda açısından size daha yakındır, bunu bilmezsiniz. Bu bölüm, bir taraftan yapılan vasiyyetin yerine getirilmesinin gerekli olduğunu, bir taraftan da varislerin bir kısmını üstün tutma ve tercih etme ve bir kısmını, kısmen veya tamamen mahrum edecek bir vasiyyet yapılmamasını hatırlatır ve aynı zamanda çocuklara göre anne ve babaya az pay verilmesinin, şanlarının noksanlığından meydana gelmediği ve bundan dolayı onlara saygı göstermede kusur edilmemesini tavsiye etmekle anne ve babayı taltiftir(ödüllendirmektir). İlk önce vasiyyetin yerine getirilmesini hatırlatır. Yani vefat eden anne ve babanız olsun, zürriyetiniz olsun, vasiyyet yapmayıp size fazla mal bırakanı mı, yoksa vasiyyet yapıp malı azaltmakla beraber sevaba sebep olanı mı? Hangisi hakkınızda size daha faydalıdır? Bunu siz belirleyemezsiniz, onu Allah bilir ve bildiği için vasiyyet yapanın faydasının, daha yakın olduğunu anlatıyor ve yerine getirilmesini tavsiye ediyor. İkinci olarak miras bırakanlara vasiyyet yapmalarını hatırlatmaktır. Yani ölüme aday olup miras bırakacak olanlar! Size varis olacak atalar ve çocuklarınızın hangisinin dünya ve ahirette size daha faydalı olacağını bilemezsiniz. Onun için varislerinizin bazısını tercih ve bazısını mahrum etmek için varise vasiyyet fikrinde bulunmayınız da Allah Teâlâ&#8217;nın tavsiye ettiği şekil üzere bırakınız. Ne bilirsiniz mahrum etmek istediğiniz kimse belki sonunda sizin için daha faydalı olacaktır. Bu mânâ &#8220;Varise vasiyyet yoktur.&#8221; hadis-i şerifi ile açıklanmıştır ki, ikinci âyette ile gösterilecektir. Bütün bunlar Allah tarafından fariza olarak takdir ve tavsiye olunmuştur. Bu kayıt da başta fiiline bağlı olarak aradaki açıklamaların hepsini kapsar. Bununla farz oluşu bir defa daha pekiştirilmiştir. Miras taksimi ilmi, işte bu farizaların ilmidir. Şüphe yok ki bu farizaları belirleyen ve size tavsiye eden Allah, ta ezelden beri âlim ve hakimdir. Bundan dolayı bunların hepsini, Allah Teâlâ&#8217;nın, ilim ve hikmeti ile farz ve takdir buyurmuş olduğunda dünya ve ahiret fayda ve menfaatinize uygun bulunduğunda hiç şüphe etmeyiniz. Bu paylaşmanın doğru olduğunu, noksan aklınız kavramaz da &#8220;kadınlara hiç verilmeseydi veya eşit verilseydi, yahut şu yönü şöyle olsaydı&#8221; gibi düşüncelere saplanacak olursa, onu Allah&#8217;ın ilmine havale ediniz ve gereği ile amel ediniz. </font></p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align:justify;">Elmalılı Hamdi Yazır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/153/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/153/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/153/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/153/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/153/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=153&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/30/islamda-miras-sistemi-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yaratılış amacı Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/yaratilis-amaci-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/yaratilis-amaci-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 20:03:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/yaratilis-amaci-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Yaratılışamacımızı Allah bizlere Kuran&#8217;da şöyle bildirir:
… insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)

Bu ayetle bize haber verildiği gibi, insanın yeryüzünde bulunuşamacı yalnızca Allah&#8217;a kulluk etmek, O&#8217;na ibadet etmek, O&#8217;nun rızasını kazanmaktır. İnsan dünyada bulunduğu süre boyunca bu konuda denenir.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=150&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Yaratılışamacımızı Allah bizlere Kuran&#8217;da şöyle bildirir:</p>
<p>… <span style="text-decoration:underline;"><strong>insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım</strong></span>. (Zariyat Suresi, 56)<br />
<span id="more-150"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><span style="color:red;">Bu ayetle bize haber verildiği gibi, insanın yeryüzünde bulunuşamacı yalnızca Allah&#8217;a kulluk etmek, O&#8217;na ibadet etmek, O&#8217;nun rızasını kazanmaktır. İnsan dünyada bulunduğu süre boyunca bu konuda denenir.</span></strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/150/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/150/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/150/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=150&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/yaratilis-amaci-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Niçin Deneniyoruz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 20:02:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/</guid>
		<description><![CDATA[Allah dünyada Kendisine iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırmak ve iman edenlerden de hangisinin daha güzel davranışlarda bulunacağını belirlemek için insanları dener. Bu yüzden bir insanın &#8220;ben iman ettim&#8221; demesi yeterli değildir. İnsanın yaşadığı süre boyunca, Allah&#8217;a olan imanı ve bağlılığı, dindeki kararlılığı kısaca Allah&#8217;a kulluktaki sabrı özel olarak yaratılan şart ve ortamlarla denenir. Allah bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=149&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:red;">Allah dünyada Kendisine iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırmak ve iman edenlerden de hangisinin daha güzel davranışlarda bulunacağını belirlemek için insanları dener.</span> <span style="color:red;">Bu yüzden<span style="text-decoration:underline;"> bir insanın &#8220;ben iman ettim&#8221; demesi yeterli değildir</span>. İnsanın yaşadığı süre boyunca, Allah&#8217;a olan imanı ve bağlılığı, dindeki kararlılığı kısaca Allah&#8217;a kulluktaki sabrı özel olarak yaratılan şart ve ortamlarla denenir. <span id="more-149"></span></span>Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><br />
O, amel (davranışve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/149/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/149/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/149/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=149&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/nicin-deneniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an Ahlakına uysam bana ne Faydası olacak?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/kuran-ahlakina-uysam-bana-ne-faydasi-olacak/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/kuran-ahlakina-uysam-bana-ne-faydasi-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2006 19:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/kuran-ahlakina-uysam-bana-ne-faydasi-olacak/</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Burada bahsedilen din, Allah&#8217;ın insanlar için seçip beğendiği ve her insanın yaratılışına en uygun olan ahlakın yaşandığı, her türlü hurafe ve batıl inançtan arınmış, tamamen Kuran&#8217;ın rehberliğinde bir yaşam şeklidir.
Din, güzel ahlakın, derin, maneviyatlı, huzur ve güven dolu ortamını meydana getirir. Devlete ve millete büyük zararlar veren anarşi belası kesinlikle son [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=141&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Burada bahsedilen din, Allah&#8217;ın insanlar için seçip beğendiği ve her insanın yaratılışına en uygun olan ahlakın yaşandığı, her türlü hurafe ve batıl inançtan arınmış, tamamen Kuran&#8217;ın rehberliğinde bir yaşam şeklidir.<span id="more-141"></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Din, güzel ahlakın, derin, maneviyatlı, huzur ve güven dolu ortamını meydana getirir. Devlete ve millete büyük zararlar veren anarşi belası kesinlikle son bulur. Çünkü insanlar Allah&#8217; tan korkar, itaatsizlikten, bozgunculuktan şiddetle kaçınırlar. Ayrıca manevi değerlere sahip kişiler devlete ve millete sahip çıkarlar ve bu değerler için her türlü fedakarlığı yapmaktan çekinmezler. Bu ahlaktaki insanlar daima ülkenin refahı ve huzuru için çalışırla</strong></span>r.</p>
<p>Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumda insanlar, birbirlerine karşı son derece saygılı olur ve herkes birbirinin rahatını ve güvenliğini kollar.<span style="text-decoration:underline;"><strong> Çünkü İslam ahlakında dayanışma, birlik ve beraberlik çok önemlidir. Her insan kendinden önce diğer insanların rahatını ve çıkarını düşünmelidir.</strong></span> Kuran&#8217;da müminlerin bu ahlakı şöyle bildirilmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kendilerinden önce o yurdu (Medine&#8217;yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin &#8216;cimri ve bencil tutkularından&#8217; korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)</strong></span></span></p>
<p>Allah korkusu ile hareket edilen böyle bir ortamda herkes toplumun refahı için çalışır, israf yapılmaz, dayanışma, işbirliği ve karşılıklı birbirinin menfaatini gözetme olur ve bu sayede de refah seviyesi yüksek, zengin bir toplum oluşur.</p>
<p>Böyle bir toplumda maddi yönden zenginliğin yanında, manevi yönden de bir zenginlik yaşanır. İnsanların olaylar karşısında oluşturdukları, kargaşa hali, isyankar tavırlar tamamen ortadan kalkar. Herkes tevekküllü davranır ve her soruna akılcı çözümler getirilir, her olay sükunetle halledilir. Daima huzur ortamı içinde olan bir hayat sürdürülür.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/141/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/141/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/141/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/141/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/141/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/141/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/141/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/141/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/141/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/141/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/141/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/141/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=141&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/27/kuran-ahlakina-uysam-bana-ne-faydasi-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ilimi Emretmiş Peygamber;buna binayen Kız Çocuklarının neden okuma Hakkı yok?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/ilimi-emretmis-peygamberbuna-binayen-kiz-cocuklarinin-neden-okuma-hakki-yok/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/ilimi-emretmis-peygamberbuna-binayen-kiz-cocuklarinin-neden-okuma-hakki-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2006 20:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Kadın Hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/ilimi-emretmis-peygamberbuna-binayen-kiz-cocuklarinin-neden-okuma-hakki-yok/</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH&#8217;IN KOYDUĞU KANUNLARI, KULLAR KALDIRAMAZ
SORU: Bir kız başını açıp okuyabilir mi?
CEVAP: Peygamberimiz (s.a.v), &#8220;Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. İlim Çin&#8217;de de olsa arayınız&#8221;. (Yani çok uzaklarda da olsa ilmi arayınız. Çin o zaman çok uzak olduğu için böyle buyurmuştur.) &#8220;İlim her kadın ve erkeğe farzdır&#8221; buyurmuştur.
Bizim şimdiki şuursuz müslümanlar işin detayına inmeden, İslâm&#8217;ın diğer emirlerine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=137&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>ALLAH&#8217;IN KOYDUĞU KANUNLARI, KULLAR KALDIRAMAZ<br />
SORU: Bir kız başını açıp okuyabilir mi?</p>
<hr />CEVAP: Peygamberimiz (s.a.v), &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. İlim Çin&#8217;de de olsa arayınız&#8221;. (Yani çok uzaklarda da olsa ilmi arayınız. Çin o zaman çok uzak olduğu için böyle buyurmuştur.) &#8220;İlim her kadın ve erkeğe farzdır&#8221; buyurmuştur</strong></span>.<br />
Bizim şimdiki şuursuz müslümanlar işin detayına inmeden, İslâm&#8217;ın diğer emirlerine bakmadan hemen fetvayı veriyorlar.<br />
<span id="more-137"></span><br />
&#8220;K<span style="text-decoration:underline;">ardeşim ilim sadece erkeğe mi farz, kadına da farzdır diye buyrulmuştur.<br />
Öyle ise kadınların da okuması lazımdı</span>r&#8221; diyorlar.</p>
<p>Heyy&#8230; Şuursuz Müslüman, Allah&#8217;ın emirlerinden bihaber!</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">E<span style="color:red;">vet, ilim kadın ve erkeğe farzdır ama hangi ilim? Dinî ilim, her kadın ve erkeğe farz-ı ayndır. Yani, dinini her kadın ve erkeğin öğrenmesi şarttır.</span> <span style="color:purple;">Diğer astronomi, tıp, fizik, kimya matematik vesaire gibi ilimler ise farz-ı kifayedir.</span></span></strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Yani bazılarının bunları okumasıyla, diğer Müslümanların üzerinden sakıt olur (düşer). <span style="color:red;">Eğer hiç bir Müslüman bu ilimleri okuyup öğrenmezse, bütün müslümanlar günaha gire</span>r</span>.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Şimdi şöyle bir düşünecek olursak, Türkiye&#8217;deki okullar İslama uygun bile olsa, yani kız-erkek okulları ayrı olsa, kızlara kadın hocalar gelse bile, bir kız kendine farz olan dinî ilimleri öğrenmeden diğer ilimleri öğrenmek için bu okullara gidemez!&#8230; </span></strong></p>
<p><span style="color:red;">Önce, bir kız kendisine farz olan ilimleri öğrendikten sonra bu okullara gidebilir</span>,<span style="text-decoration:underline;"><strong> tabi ki okullar İslâm&#8217;a uygunsa</strong></span>. Yoksa, daha</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>dininin &#8220;d&#8221; harfini bilmeyen bir genç kızın bu okullara gitmesi caiz değildir. &#8221; Dinî ilimleri<br />
öğrendikten sonra İslâm&#8217;a uygun okullarda okuyabilir mi?&#8221; diye bir soru gelirse, cevap şu<br />
olabilir: Okuması da lazımdır. İster üniversiteyi bitirsin, isterse profesör olsun. Zaten<br />
kadın elemanlara da ihtiyaç vardır. Bilhassa kadın doktora çok ihtiyaç vardır. Fakat<br />
şimdiki İslâm&#8217;a aykırı olan okullarda, ilim kadına farzdır zannı ile, &#8220;Kadın doktora da<br />
ihtiyaç var. İslâm&#8217;a hizmet etmek için okuyorum&#8221; gibi vicdanî telkinler katiyyen doğru<br />
değildir. Çünkü İslâm&#8217;a hizmet, Allah&#8217;ın emirlerini çiğneyerek olmaz. Nasıl olur da Allah&#8217;ın<br />
(c.c) kesin emri olan kapanmayı bırakıp, başını, bacaklarını açıp erkeklerin içinde<br />
okuyarak&#8221;, İslâm&#8217;a hizmet edeceğim&#8221; denilir? Böyle konuşan insanlardan İslâm&#8217;a ziyan<br />
olmasın da, İslâm başka bir şey istemez ondan.</strong></span></p>
<p>Bir defa şunu iyi bilmek lâzım. Allahu Teala,&#8221;<span style="text-decoration:underline;"><strong>İstersem dinimi kafirede yaydırırım</strong></span>&#8220;<br />
buyurmaktadır. <strong><span style="text-decoration:underline;">Öyle ise Allah bizden ne istemektedir. Bizden İslâm&#8217;a uygun şekilde<br />
hareket etmemizi, ibadet etmemizi istemektedir? Allah&#8217;ın dininin yayılması için insanlara<br />
ihtiyacı yoktur. İsterse bir anda herkesin kalbine bir ilham verip, herkesi Müslüman yapar.<br />
Fakat İslâm&#8217;ın yayılmasını insanlara vermiştir. Bu da büyük bir imtihandır. Bu imtihan da<br />
İslâm&#8217;dan taviz vererek olmaz. Hele hele farzlardan fire vererek hiç olmaz. Hizmet, ilim,<br />
amel, ihlasla olur. İlim deyince, elbette düzenin okullarında okunan safsatalar değildir.</span></strong><br />
(Tabi ki bazıları müstesna.)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kadınların erkeklere muayene olması uygun değildir. Onun için Müslüman kadın<br />
doktorlara ihtiyaç vardır. Bunun için de kadınların okuması lazımdır, diyenlerin<br />
söyledikleri doğru değildir. Çünkü İslâm âlimleri her kadının mazeret halinde erkek<br />
doktora muayene olabileceği hakkında fetva vermişlerdir. Fakat bir kız başını açıp<br />
okuyabilir veya bir iş yerinde çalışabilir fetvasını vermemişlerdir. Öğrencileri sırf kız olan<br />
okulda okuyamaz mı denilirse, okuyamaz. Çünkü, erkek öğretmenler vardır. Erkek<br />
öğretmenlerin okutması caiz değildir. Ben bu fetvayı kendi aklımdan vermiyorum.<br />
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, Allah&#8217;ın emri çiğnenerek, Allah&#8217;ın dinine hizmet edilmez.<br />
Başını açarak bir kız okuyamaz. <span style="color:red;"> Burada bizim gibi uyuşuk müslümanlara çok işler düşüyor.Niçin kadınlara ve erkeklere özel okullar açmıyoruz? Para mı yok, hayır. Peki niçin<br />
açılmıyor? Niçin olacak, müslümanlar arasında birlik, beraberlik yok, cihad aşkı yok da<br />
onun için. </span></strong></span>Evet, tez elden müslümanlar bir araya gelip, özel ilkokullar, ortaokullar, liseler açmaları lâzım. Hatta dini devlete karışmaz, devleti dine karışır olan laik devlet izin verirse üniversite de açılmalıdır. Şunu da söyleyeyim: &#8220;Nasıl olur da bir Müslüman, kızını,erkeklerin içine kıskanmadan gönderebilir? Zerre kadar kıskançlık duygusu yok mudur?<br />
Kızların erkeklerin içinde okuması caiz değil de, acaba erkeklerin kızlar içerisinde okuması<br />
caiz midir? Hiç düşündünüz mü? Kız-erkek karışık olan okullarda yapılan ahlâksızlıkları<br />
bizden daha iyi biliyorsunuzdur. Ben şu nakıs aklımla, kızını erkeklerin içinde okutan<br />
Müslümana hayret ediyorum. Çünkü biliyorum ki, o baba sınıfta kızına hoş<br />
bakılmayacağını bilmektedir. Gel gör ki bilmek başka, idrak daha başkadır. Allah<br />
yardımcımız olsun (amin).</p>
<p>gençliğin imanını sorularla çaldılar/Emine Şenlikoglu.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/137/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/137/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/137/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/137/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/137/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=137&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/ilimi-emretmis-peygamberbuna-binayen-kiz-cocuklarinin-neden-okuma-hakki-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dinde Evlendikten sonra Kadın Kolesi Olur Erkeğin.. Bunlar Dinden Cıksa?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/dinde-evlendikten-sonra-kadin-kolesi-olur-erkegin-bunlar-dinden-ciksa/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/dinde-evlendikten-sonra-kadin-kolesi-olur-erkegin-bunlar-dinden-ciksa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2006 20:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/dinde-evlendikten-sonra-kadin-kolesi-olur-erkegin-bunlar-dinden-ciksa/</guid>
		<description><![CDATA[senin söylediğin adaletsizlikler İslâm&#8217;a hiç girmedi ki çıksın.
İslâm&#8217;da kadın da erkek de &#8220;Birbirini tamamlayıcıdır.&#8221; Bu konuları da işlemiştik. Onun için detayınagirmiyorum. Şunu unutmamak gerek ki, Allah bizden çok daha iyi bilen, çok daha
merhametli olandır. Bu sorular Allah&#8217;a hakkı ile inanmamaktan Ve güvenmemekten
doğuyor. İslâm&#8217;ı bilen bir erkek karısına işkence etmez. Yakınımızda olan öyleMüslümanlar görüyoruz ki adeta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=132&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>senin söylediğin adaletsizlikler İslâm&#8217;a hiç girmedi ki çıksı</strong>n.</p>
<p>İslâm&#8217;da kadın da erkek de &#8220;Birbirini tamamlayıcıdır.&#8221; Bu konuları da işlemiştik. Onun için detayınagirmiyorum. Şunu unutmamak gerek ki, Allah bizden çok daha iyi bilen, çok daha<br />
merhametli olandır. Bu sorular Allah&#8217;a hakkı ile inanmamaktan Ve güvenmemekten<br />
doğuyor.<span id="more-132"></span> <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>İslâm&#8217;ı bilen bir erkek karısına işkence etmez</strong></span></span>. Yakınımızda olan öyleMüslümanlar görüyoruz ki adeta insanlıklarına, Müslümanlıklarına hayran kalıyoruz.Hanımı hastalansa yemek yapıyor, biraz kalbini kırsa özür diliyor. İslâmî olmayan evliliklerde ise bu işleri yapan erkek küçümseniyor. Kılıbık deniyor. Bunlar da kâfirlerin oyunu, sen aldanma kardeşim. Senin mahallendeki Müslüman, mutlaka ölçü değildir.<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><br />
Ölçü, İslâm&#8217;ın kendisidir. Allah&#8217;ı dinleyen bir erkek karısına değer verir ve onu mesut eder.<br />
Çünkü, bilin ki kadın Allah&#8217;ın emanetidir.</strong></span></p>
<p>Emine Şenlikoglu GEnçliğin İmanın Sorularla Çaldılar</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/132/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/132/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/132/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=132&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/11/17/dinde-evlendikten-sonra-kadin-kolesi-olur-erkegin-bunlar-dinden-ciksa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/10/10/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/10/10/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2006 19:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/10/10/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH AKLA SIĞMAZ
AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR
SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?

CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır.
Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. Bu âlemde
insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ,
saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan titreşimi de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=98&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>ALLAH AKLA SIĞMAZ<br />
AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR<br />
SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</strong></p>
<hr />
CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır.<br />
Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. <span style="text-decoration:underline;">Bu âlemde<br />
insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ,<br />
saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan titreşimi de duymaz. Yani<br />
ne çok az titreşimi, ne de çok titreşimi duyamaz. Öyleyse, insanın titreşimleri duyması<br />
sınırlıdır. Ve milyonda birkaç nispetinde bir şeydir. Görüş ve duyuş sahası da çok dardır.<br />
Bu kadar sınırlı gören, duyan, bilen bir insanın; Allah niçin görünmüyor? Nasıldır? demesi<br />
O&#8217;na keyfiyet, kemmiyet izafe ederek, -hâşâ ve kellâ- O&#8217;nun üzerinde düşünmesi, kendini<br />
ve haddini bilmemesi demektir. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki, Allah&#8217;ı da bilesin? <strong>Allah<br />
kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir</strong>.</span><br />
<span id="more-98"></span><br />
Sen ışık hızıyla (saniyede üçyüz bin kilometre) trilyon sene ötelere gitsen, trilyonlar senelik<br />
öteleri görsen, bütün bu kâinatları üs üste yığsan, Allah&#8217;ın vücudu yanında mikroskobik bir<br />
şey bile olamaz. (Yani mikroskopla görünen küçücük bir zerrecik bile olamaz). Biz, daha<br />
Antartika kıtasını bilemezken, bütün kâinatı gözümüz önünde tutan Allah&#8217;ın -hâşâ ve kellâ-<br />
(nitelik ve niceliği) hakkında nereden bilgimiz olacak. Allah, Allah olduğu için, O&#8217;nun<br />
tabiriyle (nitelik) ve (nicelikten) mukaddes ve münezzehtir. O tasavvurlarımızın da<br />
ötesindedir. Evet, hayalimize gelecek şey de Allah değildir (211). İslâm âlimleri: &#8220;Aklına ne<br />
gelirse, Allah ondan başkadır&#8221; demektedirler.<br />
Descartes da şöyle der: &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>İnsan herşeyi ile sınırlıdır. Sınırlı olan bir şey, sınırsız düşünemez.<br />
Allah ise, varlığı sınırsızdır, sonsuzdur. Öyle ise, Allah hakkında hükme varamayız.&#8221;</strong></span><br />
(211) Asrın Getirdiği Tereddütler &#8211; M. F. Dahhak.</p>
<p>Emine ŞEnlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/98/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/98/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/98/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=98&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/10/10/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da Kadın Hakları</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/islamda-kadin-haklari/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/islamda-kadin-haklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Oct 2006 18:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda Kadın Hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/islamda-kadin-haklari/</guid>
		<description><![CDATA[SORU: İslâm, kadına niçin hak vermiyor? Erkeğin yanında niçin ikinci sınıf
muamelesi görüyor? İkisinin eşit olması lazım değil miydi? Mesela, niçin
erkeğe iki miras, kadına bir miras veriliyor? Niçin şahitlikte iki kadın bir
erkeğin yerini tutuyor? Niçin erkek dörde kadar evlenebiliyor?
CEVAP: Bütün bu soruları İslâmiyet hakkında bilgisi olmayanlar soruyor. İslâmiyet&#8217;i bir
öğrenseler hayretlerinden akılları duracak ve sormayacaklar. Bir de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=81&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>SORU: <strong>İslâm, kadına niçin hak vermiyor? Erkeğin yanında niçin ikinci sınıf<br />
muamelesi görüyor? İkisinin eşit olması lazım değil miydi? Mesela, niçin<br />
erkeğe iki miras, kadına bir miras veriliyor? Niçin şahitlikte iki kadın bir<br />
erkeğin yerini tutuyor? Niçin erkek dörde kadar evlenebiliyor?</strong><code></code></p>
<p>CEVAP: Bütün bu soruları İslâmiyet hakkında bilgisi olmayanlar soruyor. İslâmiyet&#8217;i bir<br />
öğrenseler hayretlerinden akılları duracak ve sormayacaklar. Bir de bunlara, radyo,<br />
televizyon, gazete ve dergilerin İslâmiyet&#8217;i kötülemeleri eklenince tamamen İslâm&#8217;a<br />
düşman kesiliyorlar.<br />
Hemen şunu söyleyelim ki, İslâmiyet değil kadını korumamak (hak vermemek) hayvanları<br />
dahi korumuş, onlara ağır yük vurmak ve aç bırakmak suretiyle eziyet eden kimselere<br />
dünya ve ahirette ceza vermiştir. Yani İslâm hukukunda hayvanlara eza, cefa edenlere ceza<br />
vardır. Bu hususta bir hadis-i şerifi nakledelim.<br />
<span id="more-81"></span></p>
<p>&#8220;<strong>Peygamberimiz (s.a.v), Ensardan bir adamın bahçesine girdi. Orada bir deve<br />
bulunuyordu. Deve peygamberimizi görünce inledi ve gözlerinden yaş geldi.<br />
Peygamberimiz (s.a.v), deveye yaklaşıp (şefkat ve merhametinden) hörgücünü ve kulak<br />
arkasını okşadı. Deve, sesini kesti. Sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v);<br />
— Bu deve kimindir, buyurdular? Ensardan bir genç:<br />
— Benim ya Rasulallah, dedi. Resul-ü Ekrem:<br />
— Allah&#8217;ın sana emanet ettiği bu deve hakkında Allah&#8217;tan korkuyor musun?.. Bak deve<br />
senin onun aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana şikayet ediyor.</strong> (123)</p>
<p>Hayvanın hakkını<br />
veren İslâmiyet&#8217;in kadına verdiği haklara geçmeden, dünyanın ve yüzelli, ikiyüz sene<br />
öncesine kadar Avrupa&#8217;nın kadına bakış açısına bir bakalım.<br />
İsl<strong>âmiyet&#8217;in geldiği çağda kadın, yeryüzündeki hemen bütün milletlerde aşağılık bir<br />
mahluk olarak kabul ediliyor, zelil, hakir ve esir bir durumda bulunuyordu. Eski Hint<br />
hukukuna göre kadın, evlenme, miras ve diğer muamelelerde hiçbir hakka sahip değildi.<br />
Kadının murdar temayüllere, zayıf karaktere ve kötü bir ahlaka sahip olduğu kabul<br />
ediliyordu. Budizm&#8217;in kurucusu Buda, önceleri kadınları dinine kabul etmiyordu. Nihayet<br />
bir çok tereddütten sonra kadınları dinine kabul etmiş fakat bunun Budist toplumu için<br />
çok tehlikeli olduğunu söylemiştir.</strong></p>
<p>İ<strong>srail hukukuna göre kızlar, babalarının evinde bile hizmetçi gibidirler. Baba onları<br />
satabilir. Boşanma hakkı keyfi bir surette kocaya aittir. Kızlar, ancak başka bir varis<br />
bulunmadığı taktirde babalarının miraslarına nail olabilirler.</strong><em><br />
(123) Riyaz-üs-Salihin</em></p>
<p><em>&#8220;<strong>İran&#8217;da, Sasani devletinde, kız kardeşle evlenmek caizdi. Hatta bu teşvik edilirdi. Kan<br />
hısımlığının, kız kardeş ve annelerin saygıya değer hiçbir hususiyetleri yoktu</strong></em>r.&#8221;</p>
<p>Şimdi, bunu okuyunca ne kadar irkildin değil mi? Hem de çok tiksinerek irkilmişsindir. Ve<br />
kendi kendine; &#8220;Bu insanlar eskiden ne kadar vahşi ve adi imiş&#8221; demişsindir. Halbuki, bu<br />
olaylar 1450 sene önce olmuştur. Ya şimdiki olanlara ne dersin? Geçen sene, İsviçre&#8217;de,<br />
&#8220;Kız kardeşlerle evlenilebilir&#8221; diye kanun çıkarttılar. &#8220;Erkek, erkekle evlenebilir&#8221; diye de<br />
kanun çıkardılar. Hatta daha da kötüsü var. İnsan, yazmaktan haya ediyor. Ama, ibret<br />
olsun diye yazayım. Gazetelerin birinde okumuştum; ya Amerika&#8217;da ya da İngiltere&#8217;de,<br />
kadının biri köpekle evleniyor. Belediyede nikah kıyılırken dostları tebrik etmeye<br />
geliyorlar. İnsanın avazının çıktığı yere kadar bağırası geliyor:</p>
<p>&#8220;<strong>NERDESİN BİN DÖRTYÜZ SENE ÖNCESİ CAHİLİYYET DEVRİ, GEL&#8230;<br />
GEL&#8230;</strong>&#8220;</p>
<p><strong>Yirminci asırdan sen daha iyiydin. Bu kadar vahşilik, adilik, hayasızlık olur ma Ya Rabbi!&#8230;<br />
Yunan ve Roma&#8217;da kadın, hiçbir şahsiyete ve hakka sahip değildi. Eflatun&#8217;a göre, kadın,<br />
orta malı gibi elden ele gezmeli imiş. Çinliler&#8217;de kadın, insan sayılmaz, ona isim bile<br />
takılmazmış.<br />
İngiltere&#8217;de, milattan sonra beşinci asırdan, onbirinci asra kadar, kocalar, kanlarını<br />
satabilirlerdi. İlk günahın işlenmesine sebep olan ve böylece insanlığın felaketini<br />
hazırlayanın bir kadın (Havva validemiz) olduğuna inanan karamsar Hristiyan milletler,<br />
kadına daim bir &#8220;Şeytan&#8221; nazarı ile bakmışlardır. İngiltere&#8217;de kadın, murdar bir mahluk<br />
sayıldığından İncil&#8217;e el süremezdi. Bu vaziyet ancak Kral VIII. Hanri&#8217;nin (1509-1547)<br />
devrinde parlamentodan çıkan bir kararla sona erdi. Bu karara göre kadınlar, İncil<br />
okuyabileceklerdi.</strong> (124)</p>
<p>Vaktiyle Avrupa&#8217;da ve bütün dünyada, kadınlar, hesaba katılmayan bir sürü idi. Alimler ve<br />
filozoflar, kadın hakkında şöyle münakaşa ediyorlardı:<br />
Kadının ruhu var mıdır? Yoksa o ruhsuz bir yaratık mıdır? Eğer ruhu varsa, acaba o insan<br />
ruhu mudur, yoksa hayvan ruhu mudur? Onun ruhunun insan ruhu farz edildiği taktirde, o<br />
zaman onun erkeğe nisbetle insanî ve içtimaî durumu kölenin durumu gibi midir, yoksa o<br />
köleden biraz daha yüksek bir yaratık mıdır? Hatta Yunan&#8217;da ve Roma imparatorluğunda<br />
kadının sosyal ve haysiyetli bir mevkiye sahip olduğu kısa devrelerde bile bu durum, ancak<br />
şahsi sıfatları sebebiyle mahdut kadınlara veya meclislerin süsü, aralarında övünme ve<br />
gösteriş vesilesi olarak onları teşhir etmeye meraklı zengin ve müsriflerin israf ve lüks<br />
vasıtalarından bir vasıta olmaları hasebiyle başkentin kadınlarına has bir durumdu.<br />
Lakin buna rağmen kadın, erkeğin gönlüne sevdirdiği şehvetlerden sarfı nazar ile kendi<br />
kişiliği içinde, kendine has bir haysiyete sahip olmaya layık ve insani bir mahluk gibi hiçbir<br />
zaman hakiki ihtiram mevkiine yükselemedi. Böylece bu durum Avrupa&#8217;da kölelik ve<br />
derebeylik devirlerinde de devam etti.<br />
O devirlerde kadın, cehalet içine gömülmüş olduğu halde, bazen şehvet ve lüks oyuncağı<br />
olarak kullanılır, bazen de yiyen, içen, gebe olan, doğuran, hayvanlar gibi geceli gündüzlü<br />
çalışan, ihmale uğramış bir yaratık olarak kendi haline terkedilirdi. Hatta bu durum Sanayi<br />
İhtilali gelip çatıncaya kadar devam etti.<br />
Sanayinin gelişmesi ile Avrupalı kadına isabet eden felaket, geçmiş tarihinde isabet<br />
edenden daha da kötü</p>
<p>Teknik ve sanayi hareketi, kadınları ve çocukları çalıştırdı. Aile rabıtalarını parçaladı ve<br />
ailenin kuruluş düzenini bozdu. Lakin çalışmasından, haysiyetinden, ruhi ve maddî<br />
ihtiyaçlarından en fazla karşılık ödeyen sadece kadındı. Hatta kadın, evli, aynı zamanda<br />
anne olsa kendisini beslemesi için çalışmaya mecburdu.<br />
Başka bir yönde de, fabrikalar kadını en kötü bir şekilde istismar etti. Böylece onu saatlerce<br />
çalıştırdılar ve aynı fabrikada aynı işi yapan erkeğe daha fazla ücret verdiler. (126)<br />
Birinci Cihan Harbi koptu. Bu savaşta, Avrupa ve Amerika gençliğinden on milyon insan<br />
ölüp gitti. Kadın, bütün çirkinliğiyle beraber çalışma kasvetiyle yüz yüze geldi. Milyonlarca<br />
kocasız kadın vardı. Bunların kocaları ölmüş, yahut harpte yaralandığından çalışamaz<br />
duruma gelmişti. Veyahut, korku, gürültü, zehirli ve boğucu gazlar sebebiyle sinirleri<br />
bozulmuş, deli olmuşlardı. Bir kısmı da dört senelik hapisten sonra asabını dinlendirmek<br />
ve biraz yaşamak isteğiyle çalışmak, yorulmak ve tahammül isteyen, evlenme ve evlilik<br />
hayatı yaşamaktan kaçıyordu. Bir başka yönden, orada harbin tahrip ettiklerini tamir ve<br />
fabrikaların çalışmasını eski haline koymaya kafi gelecek miktarda çalışan erkek eli<br />
olmadığı için, kadının çalışması bir zaruret halini aldı. Çünkü, çalışmadığı taktirde bizzat<br />
kendisi ve bakmağa mecbur olduğu çocuklar ve ihtiyarlar açlık tehlikesine maruz<br />
kalacaklardı. Kadın, çalışınca da ahlakından vazgeçmek zorunda idi. Çünkü, o gün için<br />
kadının namuslu olması, ekmeğine mani bir kayıt durumunda idi. Zira, fabrikatör ve onun<br />
adamları sadece çalışan el istemiyorlardı. Onlar, bu durumu bulunmaz bir fırsat telakki<br />
ederek hareket ediyorlar, böylece peşinde koştukları kuşlar, aç olarak -tane toplamak içinkendiliğinden<br />
yere düşüyorlardı. Artık onların, bunları avlamasına ne mani olabilirdi?<br />
Acaba vicdan mı? Ne gezer, mademki zaruretleri için sevgiyle kendini peşkeş çekecek bir<br />
kadın vardır, o halde iş isteyenlerden ancak kendini teslim edenlere iş verme zihniyeti<br />
hakim olmalıydı ve öyle oldu. Kadın, isteyenlere kendini teslim ederek fabrika ve<br />
ticarethanelerde çalışmakla şu veya bu yolla arzularını tatmin etme mecburiyetinde<br />
bırakıldı. Lakin onun esas meselesi bu sefer daha çok alevlendi. Kadının çalışmaya olan<br />
ihtiyacını fabrikalar istismar etti ve hiçbir akıl ve vicdanın hoş görmeyeceği zalimce<br />
muamelesine devam etti.</p>
<p>Kadına, aynı yerde ve aynı işte çalışan erkeğin ücretinden daha az ücret veriliyordu. Kadına<br />
ait ne kaldı ki, o kendini, kadınlık gururunu ve haysiyetini harcadı. Aralarında varlığını<br />
hissettiği, hayatına kattığı, böylece saadet ve gurur duyduğu aile ve çocuklarına olan tabiî<br />
ihtiyacından bile mahrum bırakıldı. Buna mukabil en basit ve bedahetle kabul ettiği tabii<br />
hakkı olan &#8220;Ücrette erkeğe eşitlik hakkı&#8221;nı alabildi mi? Avrupalı erkek kolay kolay<br />
hakimiyetinden vazgeçmedi. O halde bu çatışmada kullanmaya elverişli silahları<br />
kullanmak gerekiyordu. Kadın, grevleri, gösterileri, toplantı ve kongrelerdeki konuşmaları<br />
ve basını hedefine ulaşmak için birer vasıta olarak kullandı. Sonra kendisine yapılmakta<br />
olan zulmü menbaından kesmek için, mutlaka kanun yapma yetkisinde erkeğe iştirak<br />
etmesi lazım geldiğini anladı. İlk önce seçme hakkını talep etti. Sonra bunun arkasından<br />
gelen parlamentoda temsil hakkını talep etti. Çünkü o erkeğin yaptığı işin aynısını<br />
yapıyordu. Onun mantıkî bir sonucu olarak, mademki, her ikisi de aynı yolda<br />
hazırlanmışlar ve birtek öğrenim yapmışlar o halde, erkek gibi devlet memuriyetlerine<br />
girmeye hak iddia etmeliydiler. Bu, Avrupa&#8217;da kadının haklarını elde etmek için yaptığı<br />
mücadelenin hikayesidir&#8230;<br />
Orada, kadın hakları konusundaki her adım, erkek istesin istemesin bir diğer karşıt adımı<br />
hazırladı. Böylece dizgini elinden kaçırmış ve çözülmelerle çökmüş olan bu toplumda<br />
bizzat kadın dahi artık kendi işine kendisi malik değildi. (127)<br />
Bütün bunlara rağmen, demokrasinin beşiği olarak kabul ettikleri İngiltere&#8217;de, devlet<br />
memuriyetlerinde çalışan kadına, erkekden daha az ücret verilmekte ve hala da buna<br />
devam edilmektedir.</p>
<p><strong>Birkaç cümle ile de Komünist alemdeki kadına göz atalım</strong>. Bu ülkelerdeki kadının durumu,<br />
Ayrupa&#8217;daki kadınların durumundan çok daha beterdir. O nazik eller, o zayıf vücut, ağır<br />
sanayide, gece gündüz vardiya usulü olarak çalıştırılıyor. Erkek, bir fabrikada kadın, bir<br />
fabrikada; yani karı-koca ayrı ayrı fabrikalarda ya da çiftliklerde çalıştırılıyorlar. Çocuk,<br />
bakım yuvasına bırakılmış, üçünün bir araya gelmesi büyük mesele.<br />
Çünkü erkek eve geliyor kadın yok, kadın eve geliyor erkek yok&#8230; Nerededirler, ne yaparlar,<br />
nasıl yaşarlar, bunu arayıp sormalarına da imkan yok, kendilerini de bilmezler. Kadın,<br />
mutfakta bir kap yemek pişirmenin saadetinden çok uzaktır. Çünkü, mutfak yok. Varsa da<br />
üç-beş aileye bir mutfak, dolayısıyla da tadı yok burada hayatın&#8230;<br />
Orada kadın, koluna bir bilezik, boynuna bir kolye takmaktan mahrumdur. Çünkü,<br />
mülkiyet yok, para yok&#8230;</p>
<p>Yaşama bakımından bir erkek hayatı, fakat vücut ve ruh bakımından kadın olan bu<br />
insanlar, her şeyi unutabilmek ve ızdıraplarını dindirebilmek için derin ve korkunç bir<br />
sefahete atılıyorlar. Fakat iş yine bitmiyor. Esir hayatı, ölünceye kadar devam ediyor.<br />
Böylece, bir makinadan farksız olan kadın için, dünyanın hangi saadetinden dem<br />
vurulabilir. Hem bu kadın ne için çalışıyor, çalıştırılıyor. Para için mi? Ev yapmak için mi?<br />
Eşya için mi? Hayır hayır, hiçbirisi için değil. Çünkü, Komünist memleketlerde mülkiyet<br />
yok, bir mala sahip olmak yok, malı olmayan, malını dilediği gibi harcamayan ve inandığı<br />
yollara veremeyen bir insan için saadet hayaldir. Kim ne derse desin, inanmayınız.<br />
İslâm&#8217;ın (şeriatın) kadına verdiği haklan anlatırken, yine yer yer İslâm&#8217;ın dışındaki<br />
görüşlerin, kadına verdiği haklardan bahsetmek üzere İslâm&#8217;ın kadına verdiği haklara<br />
geçelim.<br />
Evet, bütün dünya, hâlâ yukarıdaki bir nebzecik olsun bahsettiğimiz şekilde kadına hak<br />
verirken, bakın bindörtyüz küsur sene önce İslâmiyet kadına ne haklar vermiş, kadına<br />
bakış açısı nasılmış.<br />
Kadını, asırlardır tokatlamaktan yorulmayan zalim elleri, İslâm havada yakaladı. Bütün<br />
mazlumlarla birlikte kadını da kurtardı. Onun asırlardır örselenen narin vücudunu, iffetin<br />
timsalidir diye nadide kumaşlara sardı. Gözü paradan puldan başka bir şey görmeyen,<br />
daima bunun için birbirini yiyen erkeklerin elindeki altınları, mücevherleri aldı, kadınlara<br />
taktı. Zalim ellerin tutup sürüklediği saçları tüllere bürüdü. Bundan sonra da erkeklere;<br />
&#8220;<strong>Kadınlarla güzel geçinin</strong>&#8221; (128) buyurdu.</p>
<p>Resul-ü Ekrem (s.a.v) de: &#8220;<strong>Sizin en iyiniz, hanımına karşı en iyi olanınızdır</strong>&#8221; buyurdu. (129)</p>
<p>Çektiği ızdırapların, döktüğü gözyaşlarının mükafatını; &#8220;<strong>Cennet, anaların ayağı altındadır</strong>&#8220;<br />
(130) hadisiyle alan kadın, saadeti İslâm dininde buldu. Ana olmanın büyüklüğünü o<br />
zaman anladı.</p>
<p><strong>Bir defasında ashabtan biri ile Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) arasında şöyle bir konuşma geçti:<br />
— Ya Resulallah, insanlar içinde kendine iyi davranmaya en layık olan kimdir?<br />
— Anandır.<br />
— Ondan sonra kimdir?<br />
— Anandır.<br />
— Ondan sonra kimdir?<br />
— Yine anandır.<br />
— Sonra kim gelir?<br />
— Baban.</strong> (131)</p>
<p>İşte böylece kadın, layık olduğu değerlere İslâm ile kavuştu. Cemiyet hayatında kadının da<br />
bir yeri olduğunu takdir edemeyenlere İslâm, makul ifadelerle şu gerçeği kabul ettirdi:<br />
Allah Teala, her şeyi çift yarattığını, zürriyetin devamı için her iki cinsin kendine ait<br />
vazifeleri bulunduğunu böylece, cemiyet hayatında, kadının vazgeçilmez bir unsur olduğu<br />
kabul edildi.</p>
<p>Kadını içinde bulunduğu yürekler acısı durumundan kurtardıktan sonra, İslâm&#8217;ın ona<br />
lütfettiği maddî ve manevî imkanları sırayla gözden geçirelim:<br />
1 — Kadının insan olduğunu bile düşünmek istemeyen bazı frenkler, onun hayvan mı,<br />
yoksa şeytan mı olduğunu münakaşa ederlerken, İslâm dini gerçeği bunlara şöyle anlattı:<br />
&#8220;<strong>Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık</strong>. &#8220;(132) &#8220;<strong>Ey insanlar! Sizibir tek nefisten yaratan, ondan eşini vareden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydanagetiren Rabb&#8217;inize hürmetsizlikten sakını</strong>n. &#8220;(133)</p>
<p>2 — Budizm dininin kurucusu Buda, kadını kendi dinine kabul edip etmemekte tereddüt<br />
ederken, Avrupa&#8217;da ve bazı memleketlerde kadının bir dini olabileceğini akıllarına<br />
sığdıramayan dindarlar, bu zavallıların mukaddes kitaplara dokunmasını ve okumasını<br />
resmen yasaklarken, İslâm dini emirlerini tebliğde kadın-erkek ayrımı göstermedi.<br />
&#8220;Mümin erkekler, Müslüman kadınlar, Müslüman erkekler&#8221; gibi ifadelerle onları dinî<br />
bakımdan müsavi tuttu.<br />
<strong><br />
İslâm dinine ilk giren Peygamberimizin hanımı Hatice validemizdi. İslâm&#8217;ın ulu kitabı<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim, resmen bir kitapta toplanınca, müminlerin annesi Hz. Hafsa&#8217;ya teslim<br />
edildi. Hz. Ebubekir&#8217;in hilafetinden Hz. Osman&#8217;ın hilafetine kadar yıllarca onun yanında<br />
kaldı.</strong><em>Kadınların ruhu olup olmadığı da, eskilerin bir problemiydi.<br />
Ruhu varsa, acaba kadındakiinsan ruhu muydu, yoksa hayvan ruhu muydu? Kadının da bir dini olabileceğini kabuletmek buna bağlıydı.</em></p>
<p><em>İslâm, ruhî ve dinî bakımdan kadınla erkek arasında bir fark bulunmadığını şu ilahî<br />
fermanlarla ilan etti:</em></p>
<p><em>&#8220;<strong>Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler.<br />
Kendilerine zerre kadar zulmedilmez</strong>.&#8221; (134)<br />
&#8220;<strong>Kadın, erkek kim inanmış olarak iyi iş yaparsa, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini,<br />
yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz</strong>.&#8221; (135)<br />
&#8220;<strong>Rab&#8217;leri dualarını kabul etti. Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın<br />
olsun iş yapanın işini boyuna çıkartmam</strong>.&#8221; (136)<br />
3 — Cemiyet hayatında kadına bir yer vermeyen, onlarla aynı mabette toplanmayı, içtimai<br />
faaliyetleri onlarla beraber yürütmeyi kendilerine hakaret sayanların karşısına çıkan İslâm,<br />
kadınla erkeğin yapacağı faaliyetleri şöyle sıralıyordu:<br />
&#8220;<strong>Mümin erkekler ve mü&#8217;min kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiyi emreder, kötülükten<br />
alıkoyarlar, namazlarını kılarlar, zekat verirler, Allah&#8217;a ve peygamberine itaat ederler. İşte,<br />
Allah, bunlara rahmet edecektir. Allah, şüphesiz güçlüdür, hakimdir</strong>.&#8221; (137)<br />
Böylece Kur&#8217;an-ı Kerim, kadınla erkeğin birbirlerinin yardımcısı olduğunu, dini irşadı<br />
beraber yapacaklarını, Rablerine beraber ibadet edeceklerini bildiriyordu.<br />
4 — <strong>Eski hukuk sistemlerinden bir çoğuna göre kadın, miras haklarından bir çoklarına<br />
sahip değildi. Hammurabi kanunlarında, Brehme kanunlarında, eski İsrailhukukunda ve İslâm&#8217;dan evvel Araplar&#8217;da durum böyle idi&#8230;</strong> (138) Kadın, ne babasından nede kocasından miras alabiliyordu. İslâm, kadına yine kol kanat gerdi.</em></p>
<p><em>&#8220;A<strong>na-babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve<br />
yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir<br />
hissedir</strong>.&#8221; (139) &#8216;</em></p>
<p>&lt;&gt;<em>İslâm, kadına mülkiyet hakkının yanında ticaret ve tasarruf hakkını da verdi. &#8220;<strong>Erkeklere</strong></em>&gt;&lt;&gt;<em><strong> kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır</strong>. &#8220;(140) ayet-i</em>&gt;<em> kerimesi bunu ortaya koydu. Bu suretle kadın, mal, mülk sahibi olma, kiralama, vakıf,<br />
hibe, alım satım haklarına sahip oldu&#8230;</em></p>
<p><em>İslâmiyet&#8217;i bilmeyen, nüfus kağıdındaki Müslümanlarla ve ikili, birli taksimin<br />
anlaşılmaması ile birlikte İslamiyetin emirlerinin bir kısmını ya da tamamını inkar<br />
etmektedirler. İslâm düşmanlarının, ağızlarında geveledikleri bir konuya temas edelim.</em></p>
<p><em>Allah (c.c), Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217; de; &#8220;<strong>Erkeğin hissesi, iki kadının hissesi kadardır</strong>.&#8221; (141)<br />
buyurulmaktadır. Bu ikili, birli taksim İslâm&#8217;ın kadını emniyetsiz, yarım bir varlık olarak<br />
telakki ettiğini sananların vehimlerini kuvvetlendirmiştir. Bu mühim hususun sebebini<br />
belirtmeden önce, bugün İslâmî hükümlerin tatbiki sırasında karşısına çıkan müşküllere<br />
tüm olarak ışık tutan bir noktayı zikretmek gerekir.</em></p>
<p><em>İslâm alimleri, &#8220;İslâm dininin çeşitli sahalarda vazettiği hükümlerden birini veya birkaçını<br />
bağlı bulunduğu sistemlerden çekip alarak müstakilen ve münferiden mütalaa etmek bizi<br />
daima yanıltıyor&#8221; diyorlar. Nasıl kolumuzdaki hassas saatin arıza gösteren bir parçasını<br />
çıkarıp takamazsak, bütün dünya hukuk sistemleri karşısında tamamen nev-i şahsına<br />
münhasır İslâm hukukunun, hatta İslâm&#8217;ın bütün hükümlerinin meselelerini ancak kendi<br />
sistemi içinde mütalaa edebiliriz.</em></p>
<p><em>Sonra mukayese yapmak gerekirse, sistemin tümünü karşısındakilere karşılaştırabiliriz.<br />
Bu, İslâm&#8217;dan başka her hukuk sistemi için de söylenebilecek adil bir sözdür. Binaenaleyh,<br />
İslâm&#8217;dan ayrı bir hukuk sistemi zihniyetiyle ve İslâm hukuku içinde ki aile müessesesini<br />
etraflıca bilmeden bir erkeğe, iki kadın payı sistemi kavranamaz. Bunlardan başka,<br />
boşama, dört kadına kadar evlenme, tesettür ve zina suçuna tertip edilen ceza esasları,<br />
ibadet hükümleri, muamelatı ve ahlakı da dahil bir &#8220;manzume&#8221; olarak İslâm&#8217;ın tatbik<br />
edilmediği cemiyetlerde zuhur edecek içtimaî dertler, İslâm&#8217;dan çekip alınacak münferid<br />
meseleler, hal çareleriyle daima giderilmezse, bundan İslâm dini sorumlu olamaz.<br />
Suçlanamaz da. (142)</em></p>
<p><em>A) K<strong>adının kendisinden başka bakmaya mecbur olduğu kimse yoktur.</strong><br />
Eğer evli ise gerekkendisinin, gerek -varsa- çocuklarının her türlü ihtiyacını temin etrnek kocasının<br />
vazifesidir. Üstelik kadın, evlenirken mehir alacak ve adete göre birçok hediyelere de sahip<br />
olacaktır. Kendi payının iki katını alan kardeşine gelince: O, ya evlidir ya da evlenecektir.<br />
Her iki halde de, kendisinden başka en çok zevcesine mükelleftir. Evleneceği sırada ayrıca<br />
mehir verecek, masraf da edecektir. Evli kadın, sahip olduğu malı &#8211; nafakanın kocaya ait<br />
olması hesabıyla- eksiltmeyecek, hatta İslâm hukukunun verdiği salahiyetle onu işleyerek<br />
artırabilecektir. Erkek kardeş ise, babadan aldığı mirası çoluk çocuğunun nafakasına<br />
harcamakla bitirecektir.<br />
Kaldı ki, bekar kız, babasından aldığı mirasla geçinemeyecek durumda ise, erkek kardeş<br />
ona yardım etmeye mecburdur.</em></p>
<p><em>B)<strong> Kadın, eğer kocasından miras alıyorsa durum yine aynıdır. Dul kalacaksa tek başına bir<br />
insandır, kocasindan ve ekseriyetle ebeveyninden alacağı mirasla geçinebilir. Eğer tekrar<br />
evlenecekse, bu sefer nafaka kocaya aittir.</strong><br />
Görülüyor ki, bu sistemde mükellefiyete büyük yer verilmiştir. O halde, mutlak eşitlik<br />
çığırtkanlarının iddia ettikleri zulüm nerede? Şüphe yok ki, mesele ne temayüller, ne de<br />
iddia meselesidir. Sadece hesap meselesidir. Kadın, bir topluluk,olarak, sadece kendine<br />
sarfetmek için, veraset yoluyla intikal eden servetin üçte birini alır. Erkek ise, ilk önce,<br />
kadına, sonra aile ve çocuklarına sarfetmek için miras servetinin üçte ikisini alır. Hesap ve<br />
rakamlar mantığı ile düşünüldüğü zaman iki taraftan hangisine daha fazla isabet eder?<br />
Bütün servetlerini kendi şahıslarına harcayan, ne evlenen ne de bir aile kuran bazı<br />
erkeklerin bulunması gibi kaide dışı haller varsa bunlar nadir örneklerdir. Bunlar dahi<br />
ellerindeki servetin çoğunu gayri meşru yoldan yine kadınlara sarfederler. Fıtrî olan<br />
hareket, erkeğin servetini, gayri meşru yollara değil, içinde kadın bulunan bir aileyi<br />
kurmaya harcamasıdır ki, o kadın da onun zevcesidir. O vakit, erkek kadına, kendi<br />
tarafından gönüllü bir hareket olarak değil, sorumluluğunu gerektiren bir vazife olarak<br />
harcar. Her ne kadar kadının özel serveti olsa dahi, erkeğin ondan birşey alması kat&#8217;i<br />
suretle doğru değildir. Sanki kadın hiçbir şeye malik değilmiş gibi itibar olunur ve ona<br />
bakmak erkeğin vazifesidir. Erkek harcamaktan vazgeçtiği veya sahip bulunduğu mali<br />
durumuna nisbetle sarfiyatta cimrilik ettiği zaman, kadının erkeği şikayet etmesi hakkıdır.<br />
Bu durum karşısında şeriat kadının lehine olarak ya nafaka veya ayrılma ile hükmeder. Bu<br />
izahlardan sonra, servetin mecmuundan kadının nail olduğu hakiki miktarda artık bir<br />
şüphe kaldı mı?<br />
Kadının mükellef olmadığı vazifelerle mükellef olan erkeğin mirastan, iki kadının hissesi<br />
kadar hisse alması, iktisadi ölçülere göre acaba hakiki bir imtiyaz sayılır mı?<br />
Kaldı ki, bu nisbet, emek sarfetmeksizin miras olarak gelen maldadır. Bu ölçü ise<br />
beşeriyetin bugün ulaşmış olduğu en adil kanununa göre taksim ölçüsüdür. İşte o,<br />
&#8220;<strong>Herkese ihtiyacı kadar&#8221; prensibidir. İhtiyaç ölçüsü ise, yapmakla mükellef olduğu vazife<br />
ve mesuliyetlerin gerektirdiği sarfiyat nisbetidir. Kazanılan mala gelince, ne iş mukabilinde<br />
alınan ücretde, ne ticaret kazancında ve ne de arazi ve benzeri mülklerin akar ve<br />
gelirlerinde kadın ve erkek arasında ayırım yoktur. Çünkü, bu husus, emek ve karşılık<br />
hususunda eşitlik prensibi diye ifade edilen başka bir ölçüye tabidir. O halde İslâm&#8217;ın bu<br />
ölçüsünde ne zulüm vardır ne de bir şüphe vardır. Müslümanlardan avamın anladığı ve<br />
kötü niyetli İslâm düşmanlarının dediği gibi bu meselenin aslı, hiçbir vakit, İslâm&#8217;da<br />
kadının kıymeti, erkeğin kıymetinin yarısıdır, şeklinde değildir</strong>. (143)<br />
Dünyanın medeniyet (!) beşiği Amerika&#8217;da, kadına mülk ve tasarruf hakları 20. asırda<br />
verildi. Fransız kadını, bu mevzuda, kocasının izni olmadan harcama yapma hakkına hâlâ<br />
kavuşamamıştır. (144)</em></p>
<p><em>5 — <strong>Evlendirilirken fikri bile sorulmayan zavallı kadın, erkeğin tıpkı bir kölesi gibiydi. Bir<br />
mal, bir meta gibi alınıp satılıyordu.<br />
Kadının şahsiyetine hiç değer vermeyen bu tatbikatı İslâm iptal etti. Resulullah (s.a.v)<br />
şöyle buyuruyordu: &#8220;<em>Dul kadın, kendisine velisinden daha fazla sahip ve maliktir.<br />
Binaenaleyh onun bu mevzudaki kanaati açıkça alınmadan nikah yapılmaz. Evlenmemiş<br />
bir kızın da izni sorulmadan nikah kıyılmaz. Fikri sorulduğu zaman onun susması da izni<br />
sayılır.</em>&#8220;</strong> (145) Demek ki, kadın, istemediği bir adamla evlendirilmeyecektir.<br />
Evlilik gibi hayatî bir mevzuda kabalığın, zorbalığın değil, sevgi, karşılıklı anlayış ve<br />
huzurun esas olduğunu Kur&#8217;an-ı Kerim şöyle açıklıyordu: &#8220;Birden fazla evlenmek<br />
isteyenlere &#8220;adalet&#8221; şartını koştu.&#8221; Bu, yerine getirilmesi çok zor bir şarttı. Adalet<br />
gözetemeyecekse bir hanımla yetinecekti.</em></p>
<p><em>(124) İslâm Ahlakı Ders Notları &#8211; Yaşar Kandemir.<br />
(125) İslâm&#8217;ın Etrafındaki Şüpheler &#8211; Prof. Dr. Muhammed Kutub.<br />
(126) Aynı eser.<br />
(127) İslâm&#8217;ın Etrafındaki Şüpheler &#8211; Prof. Dr. Muhammed Kutup.<br />
(128) Nisa: 19.<br />
(129) Tirmizi.<br />
(130) Feyz-ul-Kadir: 111-316.<br />
(131) Buhari, Edep, 2.<br />
(132) Hucurat: 13.<br />
( 133) Nisa: 1.<br />
(134) Nisa: 124.<br />
(135)Nahl: 97.<br />
(136)Al-i İmran: 195.<br />
(137)Tevbe:71.125<br />
(138) İslâm Ahlakı Ders Notları &#8211; Yaşar Kandemir.<br />
(139) Nisa: 7.<br />
(140) Nisa: 32.<br />
(141) Nisa: 11.<br />
(142) İslâm&#8217;da Kadın &#8211; Bekir Topaloğlu.<br />
(143) İslâm&#8217;ın Etrafındaki Şüpheler &#8211; Prof. Dr. Muhammed Kutub.<br />
(144) İslâm Ahlakı Ders Notlan &#8211; Yaşar Kandemir.<br />
Emine ŞEnlikoglu. </em></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/81/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/81/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/81/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/81/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/81/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/81/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/81/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/81/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/81/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/81/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/81/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/81/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=81&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/islamda-kadin-haklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İstihare Nedir ve Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/10/05/istihare-nedir-ve-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/10/05/istihare-nedir-ve-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2006 22:02:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[İstihare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/10/05/istihare-nedir-ve-nasil-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[İstihare yapmak için, önce günahlardan tevbe edilir. Tevbe için kısaca, &#8220;Ya Rabbi! Büluğ anımdan şimdiye kadar yaptığım günahlara pişman oldum. Bundan sonra da, inşallah hiç günah işlememeye söz veriyorum&#8221; denir. Sonra gusledilir. [İlk gün gusül almak yeter.] Gusülden sonra, o gece (istihareye niyet ettim) diyerek iki rekat nafile namaz kılınır. İlk rekatta Kâfirun, ikinci rekatta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=73&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div id="attachment_234" class="wp-caption alignnone" style="width: 466px"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/istihare-duasi.gif"><img class="size-full wp-image-234" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/istihare-duasi.gif?w=456&#038;h=467" alt="istihare duası" width="456" height="467" /></a><p class="wp-caption-text">istihare duası</p></div>
<p>İstihare yapmak için, önce günahlardan tevbe edilir. Tevbe için kısaca, &#8220;Ya Rabbi! Büluğ anımdan şimdiye kadar yaptığım günahlara pişman oldum. Bundan sonra da, inşallah hiç günah işlememeye söz veriyorum&#8221; denir. Sonra gusledilir. [İlk gün gusül almak yeter.] Gusülden sonra, o gece (istihareye niyet ettim) diyerek iki rekat nafile namaz kılınır. İlk rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas okunur. İstihare namazından sonra şu dua okunur:<br />
<strong>(Allahümme inni estehirüke bi-ilmike ve estakdirüke bi-kudretike ve eselüke min fadlikelazim fe inneke takdirü ve la akdirü ve tâlemü vela âlemü ve ente allamül-guyub)</strong></p>
<p>Yedi gece devam edilir. [Gündüz de istihareye yatmak caizdir.]</p>
<p>İstihare başkasına yaptırılmaz. İstihareyi herkesin kendi yapması gerekir. İstihare yapmasını öğrenmeli, bu sünneti kendisi ifâ etmelidir. Bedenle yapılan ibadetleri başkasına yaptırmak caiz değildir.</p>
<p>İstihareden sonra, abdestli olarak, kıbleye dönüp yatılır. Rüyada beyaz veya yeşil görmek hayra, siyah veya kırmızı görmek şerre alamettir. 7 gün istihareden sonra, rüyada bir şey görülmezse, kalbe bakılır. O işi yapmak arzusu varsa, o işe karar verilir.<br />
<span id="more-73"></span><br />
Sual: İstihare, halk arasında söylenen âdet gibi bir şey mi? Gerçekten ilerisi için yapmak istediğimiz olaylar hakkında mesela evlenirken istihareye yatmamız doğru olur mu?<br />
CEVAP<br />
İstihare sünnettir. Danışacak yeri olmayan istihare yapmalıdır.<br />
Evlenmeden önce, birkaç defa istihare etmeli, Hak teâlâya sığınmalıdır. Nefsin ve kötü kimselerin araya katılmasından koruması için, yalvarmalıdır. Salih, güvenilir kimselerle istişareden sonra, istihare yapmalıdır. Bir muradı olan kimse, abdest alır, temiz bir yere oturur, üç defa salevat-ı şerife okur, sonra her birine Besmele çekerek on Fatiha, sonra onbir İhlas okur, sonra üç defa salevat okur. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatar, niyet ettiği şeyin iyi veya kötü olacağını bi-iznillah rüyada görür. (Fetava-i Karı-ül-hidaye)</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Mutluluk, istihare namazı kılmakla gerçekleşir.) [Hakim]</p>
<p>(İstiharede bulunmak ve kadere rıza göstermek kişinin mutlu olacağına, bunun aksi ise, kişinin mutsuz olacağına alamettir.) [Tirmizi]</p>
<p>Bir işe başlayacağınız veya bir şeyden kurtulmak istediğiniz zaman, iki rekat nafile namaz kılıp [yukarıda bildirilen Arapça duayı okuyarak] &#8220;Eğer bu işim [Mesela şununla evlenmem] dünya ve ahiretim için hayırlı ise, bunu bana mübarek eyle. Eğer hakkımda hayırlı değilse, onu benden uzaklaştır ve hayırlı olanı bana kolaylaştır. Beni kazana rıza gösterenlerden eyle, Ya Erhamerrahimin&#8221; demelidir.</p>
<p>Sual: İstihare namazını kılıp duasını ettikten sonra hiç konuşulmaması gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
İhtiyaç varsa konuşulur. Aslında yatsı namazını kıldıktan sonra konuşmamak müstehaptır, iyi olur. Ama ihtiyaç var ise konuşulur</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/73/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/73/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/73/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/73/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/73/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=73&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/10/05/istihare-nedir-ve-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>120</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/istihare-duasi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">istihare duası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Radyasyon Hakkında&#8230;</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/radyasyon-hakkinda/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/radyasyon-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 15:01:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Lut Kavmi.]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/radyasyon-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Lût Peygamber (a.s) kavminin başına gelen bela anlatılırken sanki atom bombasının çeşitli
tesirleri ile karşılaşıyoruz: &#8220;Ey Lut! Hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık, git.
İçinizden hiçbiri geri dönüp bakmasın. Ancak hanımın müstesna. Çünkü, kavmine isabet
edecek azap ona da gelecektir.&#8221; (62)
Bu mesele başka bir ayette şöyle anlatılmaktadır: &#8220;Hemen gecenin bir kısmında aileni
yürüt (yola çıkar), sen de arkalarından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=67&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Lût Peygamber (a.s) kavminin başına gelen bela anlatılırken sanki atom bombasının çeşitli<br />
tesirleri ile karşılaşıyoruz: &#8220;Ey Lut! Hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık, git.<br />
İçinizden hiçbiri geri dönüp bakmasın. Ancak hanımın müstesna. Çünkü, kavmine isabet<br />
edecek azap ona da gelecektir.&#8221; (62)<span id="more-67"></span><br />
Bu mesele başka bir ayette şöyle anlatılmaktadır: &#8220;Hemen gecenin bir kısmında aileni<br />
yürüt (yola çıkar), sen de arkalarından git ve hiç kimse arkalarına bakmasın.<br />
Emrolunduğunuz yere geçin gidin.&#8221; (63) &#8220;Ve nihayet onları işrak vaktinde korkunç gürültü<br />
yakalayıverdi. Hemen şehirlerin altını üstüne getirdik ve üzerine sert taş<br />
(61)A&#8217;raf:57.<br />
(62) Hûd: 81.<br />
(63) Hicr: 65.<br />
yağdırdık.&#8221; (64) Taş yağmadan önce şehrin altını üstüne getiren o hadise neydi? Geriye<br />
dönüp bakana, niçin o dokunacaktı? Bunlar, ancak bu günün atom bilgisiyle izah<br />
edilebilecek derin hakikatlerdir. Onun için Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bir ayetinde: &#8220;İleride biz<br />
onlara hem yeryüzü etrafında, hem de bizzat kendi nefislerinde ayetlerimizi öyle<br />
göstereceğiz ki, nihayet peygamberin söylediği şeyin hak olduğu kendilerine apaçık<br />
olacaktır. Rabb&#8217;inin her şeye şahit olduğu yetmez mi?&#8221; (65) Kur&#8217;an&#8217;daki bir çok<br />
hakikatların daha sonra ilmin ve fennin ilerlemesiyle anlaşılacağına işaret edilmiştir. Şimdi<br />
inceleyelim: &#8220;Muhakkak ki, nükleer denge belli bir süre sonra değişecek, Güneş&#8217;in<br />
çekirdeği helyumu kullanmaya başlayacak, sıcaklık artacak, Merkür ve Venüs eriyip<br />
boşluğa akacaklar. Yeryüzündeki okyanuslar, buharlaşacak ve okyanuslarla birlikte kayalar<br />
da gidecektir. Birgün bu olaylar gerçekleşecektir. Birkaç saat içinde Dünya&#8217;mızın bugünkü<br />
hacmi kadar küçülecek ve en son helyum yakılınca da bir yanmış kömür artığı halini<br />
alacaktır. Bu son, hiç bir şekilde, en gelişmiş bilgilerle bile değiştirilemeyecektir.&#8221; (Bilim ve<br />
Teknik dergisi, Ocak 77, sayı 110, sayfa 45)<br />
&#8220;Şimdi de ayetlere bakalım: &#8220;Denizler kaynadığı zaman&#8230;&#8221;(66)<br />
Suyun aslı, hidrojen ve oksijen bileşimidir. Yanıcı ve yakıcı bir-iki element, herhangi bir<br />
yoldan parçalansa zincirleme parçalanma olacaktır. &#8220;Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ<br />
gibi eridiği zaman&#8230;&#8221;(67) &#8220;O gün, gök, erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış pamuğa<br />
döner.&#8221;(68) &#8220;Göğün, insanları bürüyeceği ve bir duman çıkaracağı günü gözetle, işte bu,<br />
can yakıcı bir azaptır.&#8221; (69)<br />
(64) Hicr: 73-74<br />
(65) Fussilet: 53<br />
(66) Tekvir: 6.<br />
(67) Rahman: 37.<br />
&#8220;Dehşetiyle kalplere çarparak, o kıyametin sana ne olduğunu bildirdi. O gün insanlar,<br />
çırpılıp yayılan kelebekler (pervaneler) gibi olacaklar. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi.&#8221;<br />
(70) &#8220;O gün, arz ve dağlar sarsılacak ve dağlar, erimiş kum yığınına dönecek. (71)<br />
Şimdi burda soralım: Bilim mi daha önde gidiyor, Kur&#8217;an mı?</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/67/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/67/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/67/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/67/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/67/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=67&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/radyasyon-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rüzgar&#8217;ın Aşılama Özelliği</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik&#8221;(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın
zamana kadar bilinmiyordu. &#8220;Meyvaların hepsinden erkekli, dişili yaratan Odur.&#8221; (59)
Hakikati, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek, dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi
aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşılayıcı
hizmeti gördükleri öğrenildi.
&#8220;Bilmez misin ki, Allah bulutları sürer, sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. Sonra
da onu üst üste [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=66&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>&#8220;Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik&#8221;(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın<br />
zamana kadar bilinmiyordu. &#8220;Meyvaların hepsinden erkekli, dişili yaratan Odur.&#8221; (59)<br />
Hakikati, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek, dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi<br />
aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşılayıcı<br />
hizmeti gördükleri öğrenildi.<br />
&#8220;Bilmez misin ki, Allah bulutları sürer, sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. Sonra<br />
da onu üst üste yığar, bir de görürsünüz ki, onların arasından yağmur çıkar. Gökten içinde<br />
dolu bulunan dağlar indiririz.&#8221;(60) ayetinin ifadesinden de bulutlarda elektriklenmenin<br />
(pozitif iyonların yere doğru inmesi ve negatif iyonların da yeryüzünden yükselmeye<br />
başlamasıyla, yağmur bulutlarının çiftlenmesinden meydana gelen elektriklenmenin)<br />
rüzgarlar vasıtasıyla yapıldığını anlıyoruz. Bulutların elektrik yüklü olduğunu 1752 yılında<br />
ilk olarak Benjamin Franklin ispat etmiştir. Kur&#8217;an&#8217;dan asırlar sonra!&#8230;</p>
<p>(58) Hicr: 22.<br />
(59) Ra&#8217;d: 3.<br />
(60) Nur: 43.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/66/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/66/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=66&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SORU: Kuranın Allah tarafından gönderildiğine dair delil nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: A) Seninle Dünya dışına, yani Dünya&#8217;nın yaratılmadan önceki haline dönelim. Sen
yoktun&#8230; Dünya da yoktu. Sonra kudretini hakkıyla bilemediğimiz bir yaratıcı Dünyayı
yaratıyor. İçinde de milyarlarca insan yaratıyor. Yıllar sonra sen de geldin. Etrafına şöyle
bir bakıyorsun, hayretten kendini alamıyorsun. Çünkü, insanın suya ihtiyacı var, su
yaratılmış. Isıya ihtiyacı var, ateş yaratılmış. Havaya ihtiyacı var, hava yaratılmış. Vücudun
vitaminlere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=53&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: A) Seninle Dünya dışına, yani Dünya&#8217;nın yaratılmadan önceki haline dönelim. Sen<br />
yoktun&#8230; Dünya da yoktu. Sonra kudretini hakkıyla bilemediğimiz bir yaratıcı Dünyayı<br />
yaratıyor. İçinde de milyarlarca insan yaratıyor. Yıllar sonra sen de geldin. Etrafına şöyle<br />
bir bakıyorsun, hayretten kendini alamıyorsun. Çünkü, insanın suya ihtiyacı var, su<br />
yaratılmış. Isıya ihtiyacı var, ateş yaratılmış. Havaya ihtiyacı var, hava yaratılmış. Vücudun<br />
vitaminlere ihtiyacı var, vitaminlere göre yiyecekler yaratılmış. Uykuya ihtiyacı var, uyku<br />
yaratılmış. Konuşmaya ihtiyacı var, dil yaratılmış. Yemeği çiğnemeye ihtiyacı var, dişler<br />
yaratılmış. Yemeği hazmedecek mide yaratılmış. Kokuya ihtiyacı var, burun yaratılmış.<br />
Bütün bunları görmemiz için pencereye ihtiyacımız var, iki tane göz yaratılmış. Velhasıl<br />
saymakla bitmez. Kısacası, insanın neye ihtiyacı varsa o yaratılmış&#8230;</p>
<p><span id="more-53"></span><br />
Şimdi soruyorum: Bütün bunlar niçin yaratılmış?.. Sebepsiz göz bile kırpılmaz da, bu<br />
kainat yaratılır mı? Elbette yaratılmaz. Peki niçin yaratılmış? Kainat, insan için yaratılmış.<br />
Peki insan niçin yaratılmış? Allah&#8217;a kul, kurban olması için. (Rabbim, sana kul olamadık,<br />
affet bizi.)<br />
Peki, anladık ki, bizi bir yaratan var. Şimdi yine soruyorum: Yaratan bizden ne istiyor? Biz<br />
bu dünyadan nereye gideceğiz ve bu dünyada nasıl kanunlar koyarak yaşayacağız?.<br />
Hayvanlar gibi kanunsuz, nizamsız mı yaşayacağız, yoksa sadece aynı görevi yapan<br />
melekler gibi mi yaşayacağız? İnsan eti yenecek mi, yenmeyecek mi? Adam öldürülecek mi,<br />
öldürülmeyecek mi? Evlenme, boşanma nasıl olup, miras nasıl dağıtılacak? Hukuk,<br />
ekonomi sistemi nasıl olacak? Aile sistemi, devletle halk arasındaki ilişkiler nasıl<br />
düzenlenecek? Kısacası, insanları dünyada huzura kavuşturacak nizam nasıl olacak?<br />
Hemen aklımıza bir soru takılıyor: &#8220;Niçin bizi yaratan, bu dünyada hangi kanunlar ile<br />
yaşayacağımızı bildirmemiş?&#8221; Hemen cevap alıyoruz. &#8220;Bildirmiş ya.&#8221; Ne ile bildirmiş? 100<br />
küçük, 4 tane büyük kitapla. Dört büyük kitabın sonuncusu Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dir. Yani şu<br />
andaki insanların kıyamet kopuncaya kadar uyacakları kanunlar, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in<br />
kanunlarıdır. Eğer bu aleme kitaplar inmeseydi, insanlar yiyip, içmede, evlenme<br />
boşanmada, aralarındaki davranışlarda, halk ile devlet arasındaki vs. ilişkilerdeki kuralları,<br />
bütün herşeyi bilemezlerdi.<br />
Bir insanın gözlerini bağlasalar, Afrika ormanlarına bıraksalar. Sonra o adama<br />
gözükmeden oradan ayrılsalar. O insan gözünü açar açmaz; &#8220;Burası neresi?&#8221; diye hayrete<br />
düşmez mi? Elbette hayrete düşer. Aylarca, günlerce orada kalsa merakı daha da artar.<br />
Aynı şartlar altında, hanımını da getirseler, o da aynı merakla; &#8220;Bizi buraya kim getirdi?&#8221;<br />
diye sormaz mı? Elbette sorar. Bu sorular içersinde iken, birisi bunlara onbin sayfalık bir<br />
mektup getirse, getiren kişi de: &#8220;Bu mektubu, sizi buraya getiren kimse<br />
gönderdi. Niçin gönderdiğini teferruatlı bir şekilde bu mektupta açıklıyor&#8221; dese&#8230; Acaba<br />
bu iki insan, o mektubu başından sonuna kadar okuyup bitirmeden rahatça uyuyabilirler<br />
mi? Zevkle diğer bütün işleri yapabilirler mi? Velevki onlara bütün rahatlıklar verilmiş<br />
olsun. Hayır, mutlaka okurlar, öğrenirler. Burası neresi, buraya kim getirdi? Buraya<br />
getiriliş gayeleri nedir? Kendilerinden ne istiyorlar? Hem de aşkla, zevkle okurlar,<br />
öğrenirler&#8230;<br />
O halde sen; ey kardeşim, bir meçhuldan geldin. Seni, bilmediğin bir yere getiren var.<br />
Getirenin de, seni niçin o meçhulden bu dünyaya getirdiğini açıklaması lazımdı. Bunu da<br />
sana Kur&#8217;an&#8217;ı Kerim ve peygamberimiz Hz. Muhammed&#8217;in sünneti ile açıklayıp<br />
bildirmiştir&#8230;<br />
Eğer Allah (c.c.) Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i göndermeyip; &#8220;Ey kullarım! Ben sizi yarattım ama size<br />
nasıl hareket edeceğinizi bildirmedim. Fakat size akıl verdim. O akıl sayesinde nasıl<br />
hareket edeceğinizi siz kendiniz bulun&#8221; demiş olsaydı, o zaman, şimdi olduğu gibi bazı<br />
insanlar, Kapitalizmi, bazısı Sosyalizmi, bazısı Komünizm&#8217;i, bazısı krallığı, bazısı şahlık<br />
sistemini bulacak ve her birisi insanların huzurunun kendi görüşlerinde olduğunu<br />
söyleyecek ve fikirlerini kabul ettirmek için insanlara baskı yapmaya başlayacaktı. Böylece<br />
de dünyada huzur kalmayacaktı.<br />
B) Cevabın bu kısmı, hem Kur&#8217;an&#8217;ın Allah (c.c) tarafından geldiğine, hem Kur&#8217;an&#8217;ın mucize<br />
oluşuna, hem Kur&#8217;an&#8217;da modern ilimle ilgili ayetler, hem de Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v)<br />
peygamber olduğuna dair olacaktır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/53/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/53/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=53&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın varlığını ispat eder misiniz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: Ya Rabbi, her zerrede Senin imzan var. Her varlık, beni Allah yarattı diye sinyal
veriyor. Seni ispat etmekten haya ederim fakat mecbur oldum, affet Rabbim&#8230;
Kardeşim Aysel! Allah&#8217;a iki tip insan inanır: Ya aptal, ya en akıllı!.. İkisinin ortası dediğimiz
tipler, inkar etmeyi marifet zanneder.

 &#8220;Mikrobu keşfeden (Pastör), keşfinin açtığı harikalar
karşısında Allah&#8217;a inanır. Fakat o keşfi (Pastör&#8217;den) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=50&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: Ya Rabbi, her zerrede Senin imzan var. Her varlık, beni Allah yarattı diye sinyal<br />
veriyor. Seni ispat etmekten haya ederim fakat mecbur oldum, affet Rabbim&#8230;<br />
Kardeşim Aysel! Allah&#8217;a iki tip insan inanır: Ya aptal, ya en akıllı!.. İkisinin ortası dediğimiz<br />
tipler, inkar etmeyi marifet zanneder.<br />
<span id="more-50"></span><br />
 &#8220;Mikrobu keşfeden (Pastör), keşfinin açtığı harikalar<br />
karşısında Allah&#8217;a inanır. Fakat o keşfi (Pastör&#8217;den) öğrenen yarım adam: &#8220;Mikrobun<br />
keşfedildiği asırda hiç gizliye inanılır mı?&#8221; diye Allah&#8217;ı inkara kalkar. Bakın nereden gelen<br />
nereye gidiyor&#8221; (18) Hemen şunu da söyleyeyim ki, dindarlık insanlığın fıtratında vardır.<br />
Asrımızda, pozitif ve sosyal ilimlerin çeşitli dallarında mütehassıs olan alimler, din hissinin<br />
insanoğlunda fıtrî olduğuna kanidirler. Çocukta iki yaşından itibaren din hissi teşekkül<br />
etmeye başlar. Üç ile beş yaş arasındaki çocuk, hiçbir telkin sözkonusu olmaksızın,<br />
sebebiyet prensibini anlamakta, kendisiyle kendisinden başkalarını ayırdetmekte ve hatta,<br />
&#8220;Beni, kuşları, oyuncaklarımı kim yaptı?&#8221; gibi sorular sormaktadır. İnsanda, kendisinden<br />
yüce bir varlığa karşı bir özlem bulunduğundan şüphe edemeyiz. Güzel ahlâk, vakar, şeref,<br />
cömertlik, fazilet inkardan değil, hep bu yüce varlığın mevcudiyetinden doğar.<br />
(18) İman ve İslâm Atlası &#8211; N. Fazıl Kısakürek.<br />
Fıtrî olarak insanın içinden gelen Allah&#8217;a yakarış hissi, O&#8217;ndan yardım dileme ihtiyacı ve<br />
O&#8217;na yaklaşma arzusu dindarlığın insanda yaratılıştan mevcut olduğunu gösterir. Şu da bir<br />
gerçek ki, ister inansın, ister inanmasın her fert, büyük bir acıyla, dayanılmaz bir felaketle<br />
karşılaştığı zaman, başka bir deyişle, insan; kibir, inat ve gafletden sıyrılıp selîm olan aslî<br />
yaratılışıyla başbaşa kalma fırsatını bulunca başka şeye değil, sadece tek olan Allah&#8217;a<br />
yalvarır. O&#8217;ndan kurtuluş, yardım ister (19).<br />
Bu girişten sonra sorunuza birkaç tane cevap vereceğim. Yalnız, okurken basit bir roman<br />
gibi okumayıp, düşünerek okumanızı da tavsiye etmek isterim.<br />
A) Bu âlem, maddeden yaratılmıştır. Yani evvelce yok iken sonradan meydana gelmiştir.<br />
Bunu bütün dünya alimleri de kabul etmektedir. Evvelce yok iken sonradan yaratılan<br />
herşey -akıl ölçülerine göre- bir yaratıcının varlığına muhtaçtır&#8230;<br />
Öyle ise, bu âlem de sonradan yaratıldığına göre, o da bir yaratana muhtaçtır. Bu yaratıcı<br />
da Allah Teala&#8217;dır.<br />
B) Herhangi bir şeyi, meselâ, bir masayı ele alalım; masa elbette kendi kendine masa<br />
haline gelmiş değil.<br />
İlk önce küçük bir ağaçtı, sonra ağaç büyüdü. Büyürken ağacın, güneşe, suya, gıdaya<br />
ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım. Daha sonra bir insan tarafından kesildi. Ağaç, araba<br />
ile hızarın yanına getirildi. Hızarda kesildi,biçildi, ölçüleri alındı. Çivileri çakılarak bir<br />
masa haline getirildi. Şimdi, en basit bir masa kendi kendine oluşamazken şu kâinat<br />
masası, hem de üzerinde binbir çeşit yiyecek ve canlılar ile donatılmış olduğu halde, kendi<br />
kendine oluşur mu? Buna hangi akıl &#8220;Olur&#8221; der.<br />
(19) En&#8217;âm: 40-41.<br />
Harikalar diyarı gökyüzünü ele alalım. Ve Rabbimiz&#8217;in bir ayeti ile başlayalım:<br />
&#8220;Gökleri, yedi kat üzerinde yaratan O&#8217;dur. Rahman&#8217;ın bu yaratmasında bir düzensizlik<br />
bulamazsın. Gözünü çevir bir bak, bir aksaklık görebilir misin?&#8221; (20)<br />
Önce güneş sisteminden başlayalım: Yaşamakta olduğumuz dünya ile birlikte güneşin<br />
çevresinde dönen dokuz gezegenin teşkil ettiği sisteme güneş sistemi diyoruz. Bu sistem<br />
kâinatın, yeni tabirle evrenin küçük bir parçasını teşkil ediyor. Güneşin gezegenleri sıra ile<br />
şöyledir: Merkür, Venüs, Dünya, Mars (Merih), Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton.<br />
Bunlardan sadece güneşi ve gezegenlerinden dünyayı biraz anlatacağım:<br />
GÜNEŞ: Kendi adıyla anılan sistemin beyni ve çekirdeği hükmündedir. Küre şeklinde<br />
olup, çapı 1.4 milyon, dünyaya uzaklığı ise 150 milyon kilometredir. Saniyede dünyayı 7.5<br />
kere dolaşan ışık, bize 8.5 dakikada gelebilmektedir. Saatte 1000 km. hızla giden bir uçak<br />
bugün yola çıkmış olsa, güneşe ancak onyedi yıl sonra varabilir. Aslında bu kâinatın<br />
büyüklüğü yanında gözde büyütülecek bir mesafe değildir.<br />
Güneş de tıpkı dünya gibi kendi mihveri etrafında döner ve bir devrini 25.5 günde<br />
tamamlar. Çekim gücü ise, yer çekimine nazaran 27 kat daha fazladır. Bu orana göre,<br />
dünyada 70 kg. gelen bir adam, Güneş&#8217;te 1890 kg. gelecektir. İlmî tespitlere göre, güneş,<br />
alev halinde patlayan gaz kümelerinden meydana gelmiş olup yüzeyindeki sıcaklık 5670 santigrat<br />
derecedir.İngiliz astronomu Eddington&#8217;un yaptığı hesaplara göre merkezdeki ortalama sıcaklık 35<br />
milyon santigrat derecedir.<br />
(20) Mülk: 3.<br />
Bu sıcaklıkta katı bir gök cismi bulunamayacağından Güneş&#8217;in kütlesi gaz halindedir.<br />
Güneş, dünya kurulalıdan beri aynı hızla radyasyon neşretmektedir ve bu yüzden günde<br />
360 milyar ton kütle kaybına uğramaktadır. Güneş radyasyonu, güneş için enerji kaybı<br />
olduğu aşikar olmasına ve enerjinin korunumu prensibinin de enerjinin yoktan var<br />
olamayacağını kabul etmesine göre, bu kadar uzun zamandan beri devam eden müthiş bir<br />
enerji sarfı için elbette bir kaynak aramak icabeder. Böyle bir kaynak nerededir? Güneşin<br />
bugünkü radyasyonuna bakarak diyebiliriz ki, bu enerji Güneş dışında bir istasyondan<br />
temin edilse bu istasyonun saniyede bir milyar tonlarla ifade edilen bir miktarda kömür<br />
yakması icabederdi. Böyle bir istasyon mevcut değildir. Boş bir okyanustaki bir gemi gibi<br />
seyreden Güneş, sarfettiği enerji için kendi yağıyla kavrulmaya mecburdur. Güneşi,<br />
kömürünü kendi taşıyan bir cisim ve sarfetiği ışık ve ısı enerjisinin bu kömürden hasıl<br />
olduğunu farz etmiş olsak, bu kömürün birkaç bin senede kül ve cüruha inkılab etmesi<br />
icabeder-<br />
Görüldüğü gibi, Güneş var olduğundan beri büyük bir enerji kaybına maruz kalmasına<br />
rağmen bu güne kadar sönmemiştir. Demekki, bunu söndürmeyen bir kuvvet ve her an<br />
onu besleyen ilahi bir kaynak var. İlmin bile izahtan aciz kaldığı böylesine harikulade bir<br />
olayı kör bir tesadüfe yahut iradesiz bir tabiata bağlamak mümkün müdür? Yalnız ısı ve<br />
ışık kaynağı olarak değil, hayatımızınve kainat nizamının mihveri durumunda bulunan ve<br />
ilmin zirveye çıktığı çağımızda bile mahiyeti tam olarak bilinemeyen, tepemizde, kocaman<br />
bir ampul hükmündeki güneşin mevcudiyeti, Allah&#8217;ın varlığına, sonsuz kudretine kat&#8217;i bir<br />
delil değil de nedir?<br />
(21) Allah ve Modern ilim &#8211; A. Nevfel.<br />
Güneşin mutlak sahibi olan Allah (c.c), Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;inde ondan şöyle bahseder:<br />
&#8220;Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu ancak Kadîr ve Alîm olan Allah&#8217;ın<br />
kanunudur&#8221; (22). Eğer Güneş şimdiki halinden biraz yeryüzüne yaklaşsa yeryüzü yanar,<br />
kavrulur, böylece yeryüzünde hayat olmazdı. Yine Güneş biraz yeryüzünden uzaklaşsa<br />
bütün sular buz tutar, soğuktan her taraf donar, böylece yine yeryüzünde hayat dururdu.<br />
Ve canlı diye bir şey kalmazdı. Şimdi, Aysel kardeşim iyi düşün; basit bir masa kendi<br />
kendine var olamaz da, bu anlamış olduğun Güneş kendi kendine nasıl Var olabilir?<br />
Elbette var olamaz. Öyle ise, bu muazzam Güneş&#8217;i yaratan bir şuurlu varlık vardır. O da<br />
Allah&#8217;tır. Şimdi, bu muazzam Güneş kendi kendine var olmuştur veya tabiat yaratmıştır<br />
diyenlerde akıl var mıdır? Elbette yoktur.<br />
DÜNYA: İlk önce dünya hakkında Rabbimiz&#8217;in birkaç ayetini okuyalım. Cenab-ı Hakk<br />
şöyle buyuruyor: &#8220;Göklerin ve yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah&#8217;ındır.&#8221;<br />
(23) &#8220;Göklerin ve yerlerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde<br />
akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır.&#8221; (24) &#8220;Allah O&#8217;dur ki, gökleri ve yeri altı günde<br />
yarattı. Sonra arşa istiva etti, saltanatını kurdu. Sizin O&#8217;ndan başka hiçbir yardımcınız<br />
yoktur. &#8220;(25)<br />
(22) Yasin: 38.<br />
(23) Maide: 120.<br />
(24) Âl-i Imran: 190.<br />
(25) Secde: 4.</p>
<p>Dünyanın yaşı kesin olarak bilinmemektedir. Doğrusunu ancak Allah (c.c) bilir. Şairin biri<br />
şöyle demiş: &#8220;Dünya, ilk ve son sayfaları yırtılmış bir kitap gibidir. Ne önünü, ne de sonunu<br />
okuyabiliyoruz.&#8221; Bununla beraber dünyanın yaşı hakkında tahminler, 300 milyon ile 5.5<br />
milyar yıl arasında değişmektedir. Dünya, Güneşe 150 milyon km.&#8217;dir. Ekvator çevresi 40<br />
bin, ekvator yarı çapı 6373 km.dir. Yüzölçümü, 510 milyon km2&#8242;dir. Yerin hacmi, 1,08.1012<br />
km2, ağırlığı ise 6.1021 tondur. Basıklık oranı, 1/297 dir. Ölçülere göre çok büyük fakat<br />
kâinat içinde mikroskobik yeri dahi olmayan Dünyamız, Güneş etrafındaki bir milyar km.<br />
uzunluğundaki yörüngesinde saatte 108 bin km. hızla dönmektedir. Aynı zamanda kendi<br />
mihveri etrafında 24 saatte bir devir yaparak gece ve gündüzleri meydana getirmektedir.<br />
Mihveri etrafındaki sürati ise, 1666 km/saattir. Demek oluyor ki, insanlar bir günde Dünya<br />
mihveri erafında dönerken 40 bin km.lik yol katediyorlar. Bir yılda da saatte 108 bin<br />
kilometre hızla takriben bir milyar kilometrelik bir feza seyahati yapmış oluyorlar.<br />
Muhakkak ki, insanlar bu baş döndürücü seyahatin farkında bile değildirler. Çünkü<br />
herşeyde ilahi bir denge mevcuttur. Şu dönmekte olan dünya aniden duruverse acaba neler<br />
olur?<br />
Araba aniden durunca herkes nasıl öne fırlıyorsa, Dünyanın durmasıyla birlikte herşey<br />
yerinden fırlayacak, belki dağlarla denizler yarış ederken hepsi bir kül yığını gibi<br />
savrulacak. Meselâ, yine Güneş&#8217;e yakın olan gezegenler, hızlı döndüklerine göre, böylece<br />
Güneş&#8217;in çekimiyle dengede kalıp, bulundukları yeri koruduklarına göre, Dünyamızın<br />
güneş etrafında dönüşü biraz yavaşlarsa, o nisbette Güneş&#8217;e yaklaşacak ve yanacaktık.<br />
Hızlansa uzaklaşacaktık ve donacaktık. Öyle bir noktada bulundurulmuşuz<br />
ki, Dünyanın Güneş&#8217;e olan uzaklığı, mevcut canlıların yaşama sebeplerinden<br />
sadece biridir. Diğer gezegenlerde dünyadaki hayata benzer bir hayatın olmamasının<br />
sebebi budur. Aynı şartlar aynı sonucu doğuracağından, dünyadaki şartlar diğer<br />
gezegenlerde olmadığı için, Dünyadakine benzer bir hayatta oralarda yoktur. Öyle ise,<br />
hayatın ne olduğunu, canları ve canlılardaki evrimi (tekamülü) incelemeden evvel,<br />
Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;e olan uzaklığını kim tayin etmiş? Dünyayı kim tartmış? Ona kim bu şekli<br />
vermiş? Sonra Dünya&#8217;nın hem kendi ekseni etrafında, hem de Güneşin etrafında dönüşü<br />
var ki, bunlara ilk hareketi veren kim? Bu hareketin devamını sağlayan kim?<br />
Dünya, Allah (c.c) tarafından bizlere bir mekan olarak bahsedildiği için, fizyolojik,<br />
biyolojik, anatomik yapımıza göre bazı imkanlar ve uygun şartlar hazırlanmıştır. Gece,<br />
gündüz, mevsimlerin oluşumu, atmosferin terkibi, meteorolojik olaylar, bitkiler, hayvanlar,<br />
daha nice nimetler ve imkanlar, işte bu hikmete mebni halkedilmiş ve emrimize musahhar<br />
kılınmıştır. Dünya dönmeseydi ve mihverinden 23 derecelik bir sapma ile yörüngesinde<br />
seyretmese idi, ne gece, ne gündüz, ne de mevsimler meydana gelecekti. Neticede, durgun,<br />
sönük, nimetsiz ve lezzetsiz bir alem olacaktı. Teneffüs ettiğimiz havanın içindeki oksijen,<br />
hidrojen, azot, argon, su buharı ve karbondioksit dengesi bozulmuş olsaydı, canlıların<br />
yaşaması imkansız hale gelirdi.<br />
Öyle ise şimdi sana soruyorum Aysel Kardeş: Nasıl bir masa kendi kendine var olmuyor,<br />
onun bir ustası olduğunu söylüyoruz, öyle de şu birazcık anlatmış olduğum dünyamız<br />
kendi kendine yar olabilir mi? Elbette Dünya kendi kendine var olmayıp, onu yoktan var<br />
eden bir ustası vardır. O da Allah (c.c)&#8217;dır. Değil mi Aysel Kardeşim?<br />
Sen de inanıyor, sen de Allah&#8217;ın sanatına hayran kalıyorsun değil mi?&#8230; Misallere devam<br />
edelim&#8230;<br />
GEÇELİM ATOMA: Çevremize baktığımız zaman, canlı, cansız, sayısız varlıklarla<br />
karşılaşırız. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler canlı; diğer yandan taş, demir, kömür, toprak gibi<br />
şeyler de cansızdır. Canlılarda, can veya ruh dediğimiz bir kuvvet vardır. Buna mukabil<br />
cansızlarda gizli bir enerji mevcuttur. Buradan &#8216;canlılarda aynı mahiyette bir enerji yoktur<br />
anlamı çıkarmamalıdır. Canlıları, hücre yapısından, beslenme ve solunum yapma gibi<br />
hususiyetleri sebebiyle tefrik ettiğimizden dolayı, onlar için, önceden bir enerjiden ziyade,<br />
hayatiyet söz konusudur. Ruhun bedenden çıkmasıyla insan ölür, cansız bir varlık halini<br />
alır ama gizli enerjisinden hiçbir şey kaybetmez. Çürüyen ceset toprak olur, ona karışır. Bu<br />
noktada toprakla ceset arasında fark yoktur.(26-a) İkisinde de karbon, hidrojen, oksijen,<br />
azot, kükürt, demir vs. gibi atomlar vardır. Atomlar ise, canlı, cansız ne varsa bütün<br />
varlıkların bilinen en küçük parçasıdır. Ve hepsi büyük birer enerji deposudur. (Meselâ, bir<br />
kuruş büyüklüğündeki bir bakır parçasının atomlarındaki mevcut kudret elli bin tonluk bir<br />
gemiye birkaç defa devr-i alem seyahati yaptırabilir. Bir kahve kaşığı kömür tozunun<br />
atomlarında beş milyonluk bir şehrin en soğuk aylarda bir haftalık ısıtma ihtiyacını<br />
karşılayacak enerji vardır. (26) Bir gram Radyum atomunun enerjisi 3.000 ton kömürün<br />
enerjisine denktir. (27) Bu enerjinin dinamosu ise, çekirdek ve etrafında dönen<br />
elektronlardır. Elektronlar durmadan hareket ettiğine göre, şu elimizde tuttuğumuz kalem,<br />
gözümü, ze taktığımız gözlük, sırtımıza giydiğimiz ceket, taşlar da hareketlidir. Çünkü,<br />
onların da en küçük parçası atomdur. Öyleyse, her şeyde bir hareketin olduğunu<br />
söyleyebiliriz.<br />
(26-a) İnsanın topraktan yaratıldığını gösteren ilmî bir işaret.<br />
(26) Anarşi: Kainat Nizamı Anarşiyi Reddeder &#8211; Zeki Ünal.<br />
(27) Allah ve Modern İlim &#8211; Abdürrezzak Mevfel.<br />
Atom, Güneş sistemine çok benzer. Adeta onun küçük bir benzeridir. Atom çekirdiğini<br />
Güneş kabul edersek, etrafında dönen elektronlar da gezegen hükmündedir. Fakat, atom,<br />
Güneş sistemine göre kıyaslanamayacak derecede küçüktür. Meselâ, Güneş&#8217;in çapı, 1.4<br />
milyon kilometre iken atom ancak milimetrenin on milyonda biri kadardır. En küçük<br />
gezegen Plüton&#8217;un çapı, 6.000 kilometre olduğu halde elektronun çapı, atom çapının ancak<br />
yüz binde biri kadardır. Gezegenlerin en süratlisi Merkür&#8217;dür. Hızı, saniyede 47<br />
kilometredir. Halbuki, elektronların sürati, saniyede 300 bin kilometredir. Atomun<br />
çekirdeğinde, artı yüklü protonlarla, hiçbir elektrik yükü taşımayan nötronlar vardır.<br />
Elektronlar ise, eksi elektrik yüklüdür. Elektronlarla çekirdek arasındaki mesafe o kadar<br />
büyüktür ki, kendi cüsselerine göre ay ile dünya arasındaki mesafe kadardır. (28)</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/50/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/50/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=50&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>36</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Akıl Nedir</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[AKIL
Akıl nedir ki? Çatlamış sandal.
Ne verebilir sana, haydi iste al.
Dersin ki, &#8220;Elim dolu&#8221;, bakarsın ki boş,
Yeterli değil, istersen sonsuza dal.
Akıl bazen melektir, bazen de yılan Bazen aya çıkandır, bazen de yalan. Bulursa sırattan
geçiş fennini, Gerçek eser budur, akıldan kalan.

Herşeyde aklı ölçü etmemeliyiz. Allah ve Rasulünün her emrine boyun eğmeli, &#8220;Şuna aklım
ermiyor&#8221; dememeliyiz, elbette ermez. İşte [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=49&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>AKIL<br />
Akıl nedir ki? Çatlamış sandal.<br />
Ne verebilir sana, haydi iste al.<br />
Dersin ki, &#8220;Elim dolu&#8221;, bakarsın ki boş,<br />
Yeterli değil, istersen sonsuza dal.<br />
Akıl bazen melektir, bazen de yılan Bazen aya çıkandır, bazen de yalan. Bulursa sırattan<br />
geçiş fennini, Gerçek eser budur, akıldan kalan.</p>
<p><span id="more-49"></span><br />
Herşeyde aklı ölçü etmemeliyiz. Allah ve Rasulünün her emrine boyun eğmeli, &#8220;Şuna aklım<br />
ermiyor&#8221; dememeliyiz, elbette ermez. İşte bugünkü İslâm&#8217;ı gerici bilen gençler, kör kuyuya<br />
kova saldıklar için İslâm&#8217;ı bilmiyorlar. İşin en acı yönü de, bildiklerini zannediyorlar.<br />
Birkaç namaz suresi öğretiliyor ama namazın önemi hiç konu edilmiyor. İslâm&#8217;ın sadece<br />
namaz, oruç, hac gibi ibadet yönlerini anlatıyorlar. Fakat İslâm&#8217;ın anayasa ile ilgili ibadet<br />
yönlerini anlatmıyorlar. (İbadet: Allah&#8217;ın bütün emirlerine fiilen itaat etmeye denir.)<br />
İslâm&#8217;ı bütün olarak anlatmıyorlar. Eğer İslâm bir bütün hayat sistemi olarak anlatılsa,<br />
şeytan kanunlarının çarpıklığı meydana çıkacak. Buna fırsat vermemek için uyutmalı din<br />
dersleri okutuluyor.<br />
Gençler de, İslâm&#8217;ı biliyorum zannı ile araştırmıyorlar. Böylece, İslâm&#8217;a, Allah&#8217;ın emirlerine<br />
düşman oluyorlar. İslâm bir bütündür, parça parça olamaz. Eğer parça parça olursa, şuna<br />
benzer:<br />
Küpü küp üstüne koysalar, Gökyüzüne bağlasalar, Altından birini çekseler, Seyreyle<br />
gümbürtüyü.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/49/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/49/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=49&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Görülmeyen şey yok mudur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Cinler]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?
CEVAP
Melek, cin ve şeytanı inkâr eden müslüman olamaz. Bunlar Kur�an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça yazılıdır.
Dünya, bir imtihan yeridir. Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=42&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sual: Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?<br />
CEVAP<br />
Melek, cin ve şeytanı inkâr eden müslüman olamaz. Bunlar Kur�an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça yazılıdır.</p>
<p>Dünya, bir imtihan yeridir. Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir imtihan gerekir. Allahü teâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, suç, günah işleyeceğini bilir. Fakat, henüz suç işlemeden cezalandırılsa, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak doğru değil) diyebilir. İşte bunun gibi sebeplerle, insanlar imtihan için dünyaya getirilmiştir. Söz dinleyenle, dinlemeyen, suç işleyenle işlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir.<br />
<span id="more-42"></span><br />
Mesela (domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu için değil, emri dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye de haram edilmiş olamaz mı?</p>
<p>Bu öyle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye itiraz edilemeyecektir.</p>
<p>Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin görülmemesi de bir imtihandır. Görüldükten sonra imtihanın ne önemi kalır? Çok çalışkan ve bilgili bir öğrenci ile çok tembel ve cahil bir öğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman çalışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması için [daha doğrusu inananla inanmayanın ayrılması için] bir imtihan gerekmez mi?</p>
<p>Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur. İnsanların duyuları, hayvanlarınkinden daha geridedir. Köpek çok kuvvetli koku alır. İnsan, bu kadar koku alamaz, gecenin zifiri karanlığında yarasa gibi hareket edemez. İnsan, ışık olmadan, karanlıkta göremediği halde, kedi görebiliyor. O halde göze değil, akla göre karar vermek gerekir.</p>
<p>Mıknatısın manyetik gücünü gözle göremiyoruz. Fakat demiri çekmesinden mıknatısta bir güç olduğunu anlıyoruz. Kumanda aleti ile, TV�yi açıp kapatıyoruz. Kumanda aletinde gözle görmediğimiz bir güç, bu işleri yapıyor. Uzaktan kumandalı bir aletle, otonun kapıları açılabiliyor. Fakat bu işi yapan gücü göremiyoruz. O halde, hisse değil, akla değer vermek gerekir. Lazer ışınları ile ameliyat yapılıyor, demir kesiliyor. Bu ışınları ve manyetik dalgaları gözle göremiyoruz. Göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir.</p>
<p>Bir teldeki elektrik akımını gözle göremiyoruz. Fakat yaptığı işlerden, içinde cereyan olduğunu anlıyoruz. Gözle görmediğimiz için cereyanı inkâr edemeyiz. Yer çekimini de gözle göremiyoruz. Fakat cisimlerin havaya değil de yere düşmesinden, yerde bir çekim kuvvetinin olduğunu anlıyoruz.</p>
<p>İnsanları ayakta tutup hareket etmesini sağladığı için ruhun varlığını anlıyoruz. Fakat gözle göremiyoruz. Hakkı bâtıldan ayıran insana akıllı diyoruz. Fakat aklı da göremiyoruz. Görülmediği halde, varlığı akılla anlaşılan çok şey vardır. Kimisi, bir şeye bakıp beğendiği zaman gözlerinden çıkan şualar, yani nazar, canlı cansız şeylerin bozulmasına sebep oluyor. Fen, belki bir gün, şuaları ve etkilerini daha iyi açıklayacaktır.</p>
<p>Kısacası, tekrar edelim, göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir. Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur.</p>
<p>Cin vardır<br />
Mutezilenin bir kısmı cinni inkâr ederken, bir kısmı, cinnin varlığını kabul eder; fakat cinnin insana zarar verdiğini inkâr eder. Nur-ül-İslam kitabında diyor ki: Cinlerin ilk babası Can�dır. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Canı da daha önce, zehirli, dumansız ateşten yarattık.) [Hicr 27]</p>
<p>Şeytanlar, iblisin zürriyetindendir. İblis de cin taifesindendir. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(İblis cinlerdendi.) [Kehf 50]</p>
<p>Cin suresinin ilk âyetlerinde, cinlerden iman edenlerin de olduğu bildirilmektedir. (Nas) suresinde cinlerden insanlara zarar verenlerin bulunduğu, zararlarından Allah�a sığınılması bildirilmektedir. Bu bakımdan cinleri inkâr edip, onların insanlara zarar verdiğini inkâr eden kâfir olur. Süleyman aleyhisselamın cinlerden de düzenli askerleri olduğu Kur&#8217;an-ı kerimde bildirilmiştir. (Neml 17)</p>
<p>Cehennem, cin ve insanlarla doldurulacaktır. (Secde 13)</p>
<p>Cinler de insanlar gibi, Allah�ı tanımak ve Ona ibadet etmek için yaratılmıştır. (Zariyat 56)</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde cin ile ilgili daha birçok âyet-i kerime vardır. Hadis-i şerifte cinlerden korunmak için dualar bildirilmiştir. Göz ile görmediğini inkâr etmek, akla da, ilme de aykırıdır.</p>
<p>Aklın doğru karar verebilmesi için<br />
Akıl, göze değil, göz akla bağlıdır. Göz her şeyi göremez. Mesela tecrübeler neticesinde havanın içinde çeşitli gazlar bulunduğunu biliyoruz. Gözümüzle havayı ve içindeki gazları göremiyoruz. Göremediğimiz için, aklımızı göze tâbi kılarak (Hava ve gaz diye bir şey yoktur, olsaydı görürdük) demek aklı, tecrübeyi hiçe saymak olur.</p>
<p>Bugün fen yolu ile suyun oksijen ve hidrojen denilen 2 gazdan meydana geldiğini biliyoruz. Bu gazların biri yakıcı, diğeri de yanıcıdır. Suya bakınca ne oksijeni, ne de hidrojeni görmemiz mümkün olmaz. Hatta su renksiz olduğu için ağzına kadar dolu bir şişedeki suyu bile göremeyiz. Aklı göze tâbi kılarak (Şişede su, suda da gaz yoktur) diyebilir miyiz?</p>
<p>Aklın önemi, insanlığın şerefi, gözün görme kuvvetiyle ölçülseydi, kedinin insandan daha şerefli olması gerekirdi. Çünkü insan, ışık olmadan, karanlıkta göremezken kedi görebiliyor. O halde göze değil, akla göre karar vermek gerekir.</p>
<p>Bazı zehirli gazlar, renksiz ve kokusuz olduğu için görülemez ve varlığı anlaşılamaz. Tüpteki bir gazın çıkıp da odadaki insanları zehirlememesi için gaza koku katılır. Bu sayede bir odadaki gazı gözümüzle görmediğimiz halde, kokusundan dolayı anlarız.</p>
<p>İki biberin birinin tatlı, diğerinin acı olduğunu gözümüzle anlayamayız. Gözün vazifesi bu değildir. Göz, belli bir uzaklıktan sonraki ve belli bir büyüklükten daha küçük olan cisimleri göremez. Küçük mikroplar görülemediği gibi, çok uzaktaki koca bir insan da görülemez. Göremediğimiz için bunların yokluğu iddia edilemez.</p>
<p>Bazı gezegenlerin varlığından haberdar değiliz. Bugünkü fen, bunları anlayamadığı için başka gezegenlerin yokluğu iddia edilemez. Canlıları ayakta tutan ruhu da göremiyoruz, ama inkârı mümkün değildir.</p>
<p>Cinni inkâr etmek, Allahü teâlâyı inkâr etmektir. Bunun için aklı, fenni, göze tâbi kılmamalıdır! Aksine gözü, akla tâbi kılmalıdır! Akıl da tek başına hakkı bulamaz. Akıl göz gibi, İslamiyet de ışık gibidir. Yani aklın doğru karar verebilmesi için İslamiyet ışığına ihtiyacı vardır.</p>
<p>Kısacası, tekrar edelim, göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir. Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur.</p>
<p>İman nedir?<br />
İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. Tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba [görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her şeye] iman ederler) buyuruyor. (Bekara 3) Resulü de, (Dini [hükümleri, dinde bildirilenleri] aklı ile ölçenden daha zararlısı yoktur) buyurdu. (Taberani)</p>
<p>Nazara yani göz değmesine inanmayan bir kimse, (Bugün fen, gözle görülemeyen şuaların iş yaptığını açıklıyor. Mesela bir kumanda ile TV�yi, radyoyu veya arabamızı açıp kapatabiliyoruz. Bunun için gözlerden çıkan şuanın zarar verebileceğine artık inanıyorum) dese bunun kıymeti olmaz. Çünkü bu insan dine değil, kumandadan çıkan şuaya inanıyor. Yahut şua ile birlikte Peygambere inanıyor. Yani fen kabul ettiği için, şuaların etkisini gözü ile gördüğü için inanıyor ki bu iman olmaz. Dinde bildirilen her şeyi, fen ispat edemese de, fayda veya zararını gözü ile görmese de, yine inanmak lazımdır. Hakiki iman gayba inanmaktır yani görmeden inanmaktır. Gördükten sonra artık o iman olmaz. Gördüğünü itiraf etmek olur. Bekara suresinin 3. âyetinde, gayba inanmak, görmeden inanmak övülüyor. İmanın altı şartı da gayba inanmayı gerektirmektedir. Çünkü hiç birisini görmüş değiliz.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/42/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/42/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=42&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nazardan korunmak için ne yapmak gerekir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:27:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/</guid>
		<description><![CDATA[
Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.
1- Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] yedişer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadis-i şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=41&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><br />
</strong>Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.<br />
<strong>1-</strong> Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] yedişer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadis-i şerifte de, <strong>(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez)</strong> buyuruldu. (Deylemi)<br />
<strong><br />
<span id="more-41"></span><br />
2-</strong> Bir hadis-i şerifte, <strong>(Sabah akşam,</strong> [Besmele ile] <strong>3 defa �Bismillâhillezi lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi�ul alim� okuyan, büyü ve nazardan korunur) </strong>buyuruldu. (İ. Mace)<br />
<strong><br />
3-</strong> Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)<br />
<strong><br />
4- </strong>Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki:<br />
<strong>(Bu iki sure ile</strong> [belalardan, nazardan] <strong>korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.) </strong>[Ebu Davud]<br />
<strong><br />
5-</strong> <strong>(Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin)</strong> tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)<br />
<strong><br />
6- </strong>Peygamber efendimiz nazar için <strong>(Allahümme barik fihi ve la tedarruhü)</strong> okurdu. (İbni Sünni)<br />
<strong><br />
7-</strong> Nazarı değen kimse veya herkes, beğendiği bir şeyi görünce <strong>Mâşâallah</strong> demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez. Hadis-i şerifte, <strong>(Hoşa giden bir şeyi görünce, �Mâşâallah la kuvvete illa billah� denirse o şeye nazar değemez)</strong> buyurdu. (Beyheki, İbni Sünni)</p>
<p>Ukbe-tübni Amir radıyallahü anh anlatır:<br />
Resulullah efendimiz, <strong>(Kendisine Allah�ın nimet verdiği kimse, bu nimetin devamını isterse çok �La havle vela kuvvete illa billah� desin)</strong> buyurdu. Sonra �<strong>Bahçene girdiğin zaman mâşâallah la kuvvete illa billah demeliydin değil mi?�</strong> [mealindeki] Kehf suresinin 39. âyetini okudu. (Taberani)</p>
<p>Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok �Elhamdülillah� desin. Rızkı azalan da çok �İstiğfar� etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse �la havle vela kuvvete illa billah� desin.)</strong> [Beyheki, Hatib]<br />
<strong><br />
8-</strong> Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.</p>
<p>Abdest alıp, 7 istiğfar ve 11 salevat okuyup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okumalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defa okuduktan sonra, bir Fatiha okuyarak sevabı, Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buhari, Ahmed Rıfai ve imam-ı Rabbani hazretlerinin ruhuna hediye edilmelidir. Silsile-i aliyyeyi okuyup ruhlarına hediye edilmesi daha etkili olur. Âyât-i hırzı yanında taşıyan kimse, nazar değmesinden korunduğu gibi, sihirden, büyüden, cin ile ilgili hastalıklardan da korunur. Her ne muradı varsa hasıl olur.<br />
<strong><br />
9-</strong> İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı. Bir kadın, ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah, <strong>(Tarlaya hayvan kafası as)</strong> buyurur. Bakan kimse, önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. <strong>(Redd-ül Muhtar)</strong></p>
<p><strong>10-</strong> Tivele, temime ve efsun caiz değildir. Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir. Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir. Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir. Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir. Taviz ise caizdir. Hadis-i şerifte, <strong>(İlaçların en iyisi Kur�an-ı kerimdir)</strong> buyuruldu (İbni Mace)<br />
<strong><br />
11- </strong>İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile] (Bismillâhillezî lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî�ul alîm) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı. Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bismillâhillezî lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî�ul alîm) duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.)</strong> [İbni Mace]<br />
dinimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/41/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/41/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=41&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nelere nazar değer?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:25:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/</guid>
		<description><![CDATA[Nazar haktır                              Sual:

İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.
Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=39&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Nazar haktır</strong>                              <strong>Sual:</strong><br />
<strong><br />
</strong>İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin <strong>(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) </strong>mealindeki 51. âyeti inmiştir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Nazar haktır.)</strong> [Müslim]<br />
<strong>(Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) </strong>[İbni Adiy]<br />
<strong><br />
(İnsanların yarısı nazardan ölür.) </strong>[Taberani]<br />
<strong>(Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong>(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Dnimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/39/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/39/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=39&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>