<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Kur&#8217;an-ıKerim</title>
	<atom:link href="http://isoru.wordpress.com/category/kuran-ikerim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	<description>Sorular ve Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2009 22:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='isoru.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/c376614cc4563b1d52afa184ab52b2de?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Kur&#8217;an-ıKerim</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Kur&#8217;ân Ahlakında Erkek Karakteri.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 22:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</guid>
		<description><![CDATA[Kuran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktır. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=223&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" align="left" height="259" width="346" /><span style="text-decoration:underline;">Ku</span><span style="text-decoration:underline;">ran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktı</span>r. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. <strong>Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların sonuçları, gençleri gerçek anlamda sevgi, saygı, merhamet gibi üstün ahlaki özelliklerden uzaklaştırmaktadır.</strong> Tüm bunların yanında gençlere verilen eğitimin de önemli bir yeri vardır. Bu da zaman zaman haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğunu savunan, zayıf ve aciz insanların toplumdan silinmesini öngören, insanlara şefkatsizlik, acımazsızlık, çıkarcılık telkini yapan Darwinist öğretilerin gençlere sistematik olarak telkin edilmesidir.<br />
<span id="more-223"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>En Güzel Örnek Peygamberlerimizdir</strong></span></p>
<p>Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişiler peygamberlerimizdir. Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)in güzel bir örnek olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. </strong></span></span>(Ahzab Suresi, 21)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Peygamberimiz (sav)’i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden,</strong></span><img src="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" align="right" height="211" width="282" /><span style="text-decoration:underline;"><strong> güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz.</strong> Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah’ın müminler için örnek kıldığı, Allah’ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi’nde şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır</strong></span>…</span> (Yusuf Suresi, 111)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Muhammed (sav)’in Örnek Üslup ve Tavırları</strong></span></p>
<p>Peygamberimiz (sav)’in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran’da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. </strong></span></span>(Kalem Suresi, 3-4)</p>
<p>Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)’in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:</p>
<p>“… <strong><em>Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.</p>
<p>… Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.</p>
<p>Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi.</p>
<p>İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.</em></strong>” 1</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Adaleti</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir.</span></span> Allahın “<span style="text-decoration:underline;"><strong>Rabbim adaletle davranmayı emretti</strong></span>” (Araf Suresi, 29) ayetinde bildirdiği gibi, her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Konuşma Üslubu</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamber Efendimiz (sav)’in konuşmaları her zaman insanlara Allah’ı, O’nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah’a çağıran, insanlara Allah’ı sevdiren ve O’ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmuştur</span>. Peygamberimiz (sav)’i örnek alan Müslüman erkeklerin de her konuşmalarında Allah’ı unutmadıkları belli olmalıdır.</p>
<p>Ayrıca onun sünnetine uyanlar onun gibi insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin</strong></span></span>.” 2</p>
<p align="center"> <img src="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" height="290" width="302" /></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Nezaketi ve Hoşgörüsü</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)’in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.</span></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)’in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)’in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>“S<span style="text-decoration:underline;"><strong>ahabelerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali’ye ‘Ebû Turab’, bir başka Sahabisine ‘Ebû Hüreyre’ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı.</strong></span>”</p>
<p>“<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi</strong></span>.” 3</p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. İbrahim’in Misafirperverliği</strong></span></p>
<p>Rabbimizin Kuran’da haber verdiğine göre, Hz. İbrahim’e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmuşlardır:</p>
<p><img src="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" align="left" height="190" width="275" />S<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ana İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam” demişti. “Yabancı bir topluluk.</strong></span></span>” (Zariyat Suresi, 24-25)</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi</strong></span></span>. (Hud Suresi, 69)</p>
<p>Görüldüğü gibi Hz. İbrahim, gelen konukların farklı kişiler olduklarını hemen anlamıştır. Buna karşın hiç tanımadığı bu konuklarına karşı çok üstün bir misafirperverlik örneği göstermiş, hemen çok güzel ikramlarda bulunmuştur. Hz. İbrahim’in tanımadığı misafirlerine hemen ikramda bulunması, onun üstün ahlakının bir tecellisidir.<span style="text-decoration:underline;"><strong> İkramın, misafirlerden bir talep gelmeden yapılması, Müslümanların örnek almaları gereken ince düşünce özelliklerinden biridir. Hz. İbrahim’in gösterdiği ince düşünce örneklerinden bir diğeri de, bu ikramı sezdirmeden hazırlamasıdır:</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); “yemez misiniz?” dedi.</strong></span></span> (Zariyat Suresi, 26-27)</p>
<p class="post">
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Musa’nın Güvenilirliği</strong></span></p>
<p>Hz. Musa, Firavun ve kavmini terk ettikten sonra, Medyen’e doğru yönelmişti. Medyen suyunda<img src="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" align="right" height="401" width="337" /> hayvanlarını sulayamayan iki kadın gördü. Kadınlar çobanlardan çekiniyorlardı, bu nedenle onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Fakat, Hz. Musa’nın ayetlerde anlatıldığı üzere, son derece güvenilir ve nezih bir görüntüsü vardı. Bu nedenle kadınlar onunla konuşmaktan çekinmediler. Kadınlar Hz. Musa’ya hayvanlarını sulamaya kendilerinin gitmek zorunda olduğunu çünkü babalarının yaşlı bir kişi olduğunu, ancak çobanlar olduğu için sürülerini sulayamayacaklarını anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa kadınlara yardım edip onların hayvanlarını suladı:</p>
<p>M<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>edyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: “Bu durumunuz ne?” “Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır.” dediler. Hemencecik onların sürülerini suladı…</strong></span></span> (Kasas Suresi, 23-24)</p>
<p>Burada Hz. Musa’nın nezaketli, ince düşünceli ve yardımsever karakterinin bir örneğini görüyoruz. <span style="text-decoration:underline;">Dikkat edilirse bu olayda Hz. Musa, hiç tanımadığı iki yabancı kişiye giderek onlarla diyalog kurmuş, onlara yardımcı olmuş ve saygılarını kazanmıştır. Öte yandan ayette “çobanlar” olarak tanımlanan kişilerin ise Hz. Musa’nın tam aksi yönde bir tavır sergiledikleri anlaşılmaktadır. Kadınlar, Hz. Musa ile diyalog kurabilmelerine rağmen, bu kişilerin yanına bile yaklaşmamışlardır. Söz konusu kişiler; dış görünüm itibarıyla güven vermeyen kimseler olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)</span></p>
<p>Demek ki bir Müslümana yakışan tavır, <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ayette “çobanlar” olarak tarif edilen bu kişilere benzer tavırlardan şiddetle kaçınmak, öte yandan Hz. Musa’yı örnek alarak alabildiğince nezaketli, ince düşünceli, halden anlayan, nezih, bakanın hemen güveneceği bir görüntü, üslup ve tavır geliştirmektir.</strong></span></span></p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Süleyman’ın Estetik Anlayışı</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar</strong></span></span>.” (Sad Suresi, 31-32)</p>
<p><img src="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" align="left" height="305" width="275" />Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler. Oysa Hz. Süleyman’ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi, Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı, güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli bir insandır. Allah’ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan zevk alıp şükretmeyi bilir.</p>
<p>SONUÇ</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Dünyanın huzur ve barış dolu geleceği için yapılması gereken, peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanmış inançlı ve güzel huylu nesiller yetiştirmeye gayret etmek olmalıdır. Bu amaçla yetişme çağında olan çocuklara başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberleri Kuranda anlatılan üstün yönleriyle tanıtmak, Kuran ahlakının gereği olan güzel davranışları öğütlemek gerekmektedir. Bu konuda aileler başta olmak üzere, eğitmenler, gazeteciler, köşe yazarları ve televizyonculara önemli sorumluluklar düşmektedir. Modern, inançlı, vatansever, ahlaklı, dürüst nesillerin yetişmesi hem toplumların hem tüm dünyanın refahı için mutlak zorunluluktur.</strong></span></span></p>
<p>KAYNAKLAR:<br />
1. Tirmizi, Taberani; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 798<br />
2. Hz. Said İbni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5<br />
3. Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari, 4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.340</p>
<p>Kaynak: İlmi Mercek Dergisi</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/223/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/223/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=223&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Ölüm ve Sonrası HAkkında.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:
&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1
Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="content content_12" align="justify">Hicretin 9. senesi Muharrem ayı idi. Medine&#8217;ye gelen heyetlerden biri de on kişilik Benî Esed Kabilesi idi. Müslüman olduklarını Resûl-i Ekrem Efendimize arzettikten sonra şöyle dediler:</p>
<p>&#8220;Yâ Resûlallah! Herkes kıtlık ve kuraklık içinde sıkıntıdan kıvranırken, biz kendi rızamızla kalkıp geldik. Başka kabileler gibi seninle harp etmeden Müslüman olduk.&#8221;1</p>
<p>Bu sözleriyle Peygamber Efendimizin, Müslüman olduklarından dolayı kendilerine minnettâr kalması gerektiğini ifade etmek istiyorlardı. Bu minnettarlık sebebiyle de bol ihsana mazhar olmayı ümit ediyorlardı. Henüz Müslüman olduklarından ve İslâmın engin ruhuna vakıf bulunmadıklarından dolayı bu tarz bir tavır takındıkları muhakkaktı.</p>
<p>Halbuki, iman etmekle ancak kendilerine fayda temin etmiş oluyorlardı. Bu sayede ebedî hayatlarını mahvolmaktan kurtarmış oluyorlardı. İman etmekle Resûl-i Ekremin şahsına elbette bir fayda temin etmiş değillerdi. Bu sebeple bu tarz davranışları son derece yersizdi ve İslâm ruhuna uygun değildi. Nâzil olan âyet-i kerime bunu açıkça ortaya koydu:</p>
<p>&#8220;Onlar İslâma girmekle seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Eğer îmânınızda sâdıksanız, sizi îmâna kavuşturduğu için asıl sizin Allah&#8217;a minnetar olmanız gerekir.&#8221;2</p>
<p>Mü&#8217;minin vazifesi, kâinatta en büyük ve en yüksek hakikat olan îmânı elde etmiş olmasından dolayı, Cenâb-ı Hakka şükür ve hamddır. Bunun dışında îmânına mukabil hiç bir maddî-mânevî menfaat beklememeli, hattâ kalben dahi arzu etmemelidir. Zira, îmân nimetine kavuşmanın ve Müslümanlık şerefiyle şereflenmenin karşılığı olarak verilecek mükâfat uhrevîdir. Ancak, o âlemde Cenâb-ı Hak fazl ve keremiyle bu eşsiz mükâfatı ihsan eder.</p>
<p>İmân ve Kur&#8217;an&#8217;a ait hizmetlerin sevap ve mükâfatları da uhrevîdir, âhirette verilir. Binâenaleyh, hem îmân edip Müslüman olan, hem de Kur&#8217;an ve İslâmiyete hizmet eden Müslüman, bu hizmetlerinden dolayı dünyevî bir mükâfat ve menfaat beklememelidir. Bekleyip kalben arzu ettiği takdirde dindeki ihlâsını kaybetmiş sayılır. İhlâsın zayi olması ise, ibâdetlerin makbuliyet sırrını ortadan kaldırır. Allah korusun, insanı mânen müflis duruma sokabilir. Bunun yanında imân ve Kur&#8217;an&#8217;a hizmet eden bir insan, istemediği ve kalben arzu etmediği halde maddî bir mükâfata bu hizmetinden dolayı nâil olsa, bunu, Cenâb-ı Hakkın kendisine bir ihsanı bilip verenlerin minneti altına girmemelidir. Ayrıca &#8220;Bu maddî menfaat ve ücret dinî hizmetimden dolayı veriliyor&#8221; hissine de kapılmamalıdır.</p>
<p>1. Tabakât, 1:292; İbn-i Kesîr, 4:170<br />
2. Hucûrat Sûresi, 17.</p>
<p>*sorularla islamiyet</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/213/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/213/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/213/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=213&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/olum-ve-sonrasi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>A’raf sûresinde geçen a`raf ehli kimlerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:18:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/</guid>
		<description><![CDATA[Araf`la ilgili izaha geçmeden önce, Araf Suresinde geçen “Araf” ve “Araf ehli” hakkındaki ayet meallerini verelim. Cennetliklerle Cehennemliklerin durumu ve aralarındaki konuşmaların zikredildiği ayetlerden sonra “Araf”la ilgili şu ayetler yer almaktadır:
&#8220;Cennet ile Cehennemin arasında bir sur vardır. Orada bulunan A`raf ehli kimseler, Cennet ve Cehennem ehlinin hepsini yüzlerinden tanır. Onlar Cennet ehline, ‘Size selam olsun` [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=211&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Araf`la ilgili izaha geçmeden önce, Araf Suresinde geçen “Araf” ve “Araf ehli” hakkındaki ayet meallerini verelim. Cennetliklerle Cehennemliklerin durumu ve aralarındaki konuşmaların zikredildiği ayetlerden sonra “Araf”la ilgili şu ayetler yer almaktadır:</p>
<p style="padding-left:40px;">&#8220;<strong>Cennet ile Cehennemin arasında bir sur vardır. Orada bulunan A`raf ehli kimseler, Cennet ve Cehennem ehlinin hepsini yüzlerinden tanır. Onlar Cennet ehline, ‘Size selam olsun` diye seslenirler. Kendileri Cennete girmemiş, fakat girme iştiyakı içindedirler.</p>
<p>Gözleri Cehennem ehline çevrildiğinde ise, ‘Ey Rabbimiz!` derler. ‘Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma.</p>
<p>A`raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları Cehennemliklere seslenirler ve derler ki: ‘Ne dünyadaki taraftarlarınızın çokluğu, ne servetiniz, ne de büyüklük taslamanız size bir fayda vermedi.` Allah onları rahmetine eriştirmez diye yemin ederek küçümsediğiniz kimseler şu Cennet ehli olan zayıf ve fakir mü`minler miydi? Siz de ey mü`minler girin Cennete. Size ne bir korku vardır, ne de mahzun olursunuz.</strong>” (1)<br />
<span id="more-211"></span><br />
“Araf”, “arf” kelimesinin cem`idir. Tefsirlerimizde Araf hakkında pek çok izahlar bulunmaktadır. Ancak bunların içinde müfessirlerin çoğunun ittifak ettiği görüş, “Araf”ın Cennetle Cehennem arasında bir perde, yüksek bir sur ve tepeler manasına geldiğidir. İbni Abbas ise, “Sırat Köprüsü üzerinde bulunan şerefelerdir” demektedir.</p>
<p>Hasan-ı Basri Hazretleri ise şöyle demektedir:</p>
<p>“<strong>Bu kimseler, Allah`ın, Cennet ve Cehennem ehlini birbirinden ayırmak için tayin ettiği insanlardır. Vallahi, bilmem, ama bunlardan bazıları şimdi beraberimizdedir</strong>” (2)</p>
<p>Araftakilere, “Araf” denmesinin sebebi ise, onların, insanları amellerine göre tanımalarıdır. Yine tefsirlerimizde izah edildiğine göre, Cenab-ı Hak, Mizanda sevap ve günahları tartıp, Cennetlik ve Cehennemlikleri ayırd ettiği zaman, sevap ve günahı eşit gelenleri bir müddet bekletecektir. Sırat Köprüsünün yanında bulunan bu kimseler, Cennetlik ve Cehennemlikleri tanıyacaklar, Cennet ehlini gördükleri zaman, “Allah`ın selamı sizin üzerinize olsun” diyecekler, sol taraflarına baktıkları zaman da Cehennem ehlini görecekler, bulundukları yerde Allah`a sığınarak, “Ya Rabbi, bizi bu zalim topluluktan kılma” diye dua edecekler. Cennetlikler ve Cehennemlikler gittikten sonra Cenab-ı Hak onları rahmetiyle bağışlayıp Cennete koyacaktır. (3)</p>
<p>Nitekim, Peygamberimize Araf ehlinin kimler olduğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur:</p>
<p style="padding-left:40px;">“<strong>Cenab-ı Hak kullarını ayırıp bitirdikten sonra en son kalan kullarına da, ‘Sevaplarınız sizi Cehennemden kurtardı, fakat Cenneti hak edemediniz. Sizi ben rahmetimle Cehennemden azad ediyorum. İstediğiniz Cennete giriniz` buyuracak</strong>.” (4)</p>
<p>Ayrıca, Araf ehlinin bazı rivayetlerde insan olmayıp meleklerden bir sınıf olduğu da bildirilmektedir.Bütün bu izahlar ve açıklamalar, ayetlerin mefhum ve mealine uygundur.</p>
<p>Fakat İbrahim Hakkı Hazretleri, Marifetname`sinde, dini mükellefiyetlerden muaf tutulan delilerin ve kafir çocuklarının Araf ehli olduğunu, Cennetlikleri gördükleri zaman, o nimetlere kavuşamadıkları için mahzun olduklarını, Cehennemliklere baktıkları zaman da kendi hallerine şükrettiklerini ve bu halde ebedi olarak orada kalacaklarını bildirmektedir.</p>
<p>Bununla beraber, “Araf” ve Araf ehli hakkında yapılan bütün bu izahlar ayetin bir tefsiri mesabesindedir. Esas mahiyetini ancak Allahü Teala bilir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>1. A`raf Suresi, 47-49.<br />
2. et-Tefsirul-Kebir, 14:87.<br />
3- (Taberi Tefsiri) 8:136-139.<br />
4. A. g. e.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/211/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/211/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/211/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=211&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/a%e2%80%99raf-suresinde-gecen-araf-ehli-kimlerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kabir Azabı (Hurafeler)</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2007 22:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Azap]]></category>
		<category><![CDATA[Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Dalâlet]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabir Azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Reenkarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[İblis]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Şirk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/</guid>
		<description><![CDATA[
Yeni bir internet hurafesi daha:
Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?
Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4587501414816940218'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;<br />
<span id="more-207"></span><br />
Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/  (anasayfa&#8217;da ortadaki link)</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>Yeni bir internet hurafesi daha:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>Şimdi anlatacağım &#8220;internet efsanesi&#8221;nin Türkiye kamuoyunda yayılışının yaklaşık üç-dört aylık bir geçmişi var. Ancak, bu kısa süre zarfında ülke çapında o kadar çok insanın elektronik posta adresine gönderildi ki (görüp de ibret almam için bana bile ardarda üç-dört kez geldi!) milyonlarca kişi bu tüyler ürpertici öyküyle şimdiden tanışmış durumda&#8230;</p>
<p>Dinî içerikli propaganda yapma çabasındaki söz konusu gönderi; bir kaç kare fotoğraf ve ona eşlik eden ayrıntılı bir haber metninden oluşuyor.</p>
<p>Fotoğraflarda, çekimden en fazla bir-iki hafta önce öldüğü anlaşılan orta yaşlı bir insanın çürümeye yüz tutmuş cesediyle karşılaşıyoruz. Ki değişik açılardan çekilmiş olan bu kareler, böylesi görüntülere alışık olmayanlar için son derece sarsıcı&#8230;</p>
<p>Fotoğraflara eklenmiş haber metninde aktarılan bilgiler ise özetle şöyle:</p>
<p>18 yaşındaki Ummanlı Müslüman bir delikanlı, rahatsızlanınca babası tarafından hastaneye kaldırılır. Genç yaşına rağmen içki, sigara ve uyuşturucu gibi bir dizi kötü alışkanlığa sahip bulunan adam kısa süre sonra da hastanede vefat eder ve cesedi babası tarafından hastanenin gasilhanesinde yıkatılarak İslâmî kurallara uygun biçimde toprağa verilir.</p>
<p>Ancak, acılı baba bir kaç saat sonra oğlunun bedeninde var olması muhtemel bir başka rahatsızlıktan kuşkulanır ve yetkililere başvurarak mezarın açılması talebinde bulunur.</p>
<p>Topu topu üç saat sonra tekrar açılan mezarda, yetkililerin ve babanın karşılaştığı manzara tek kelimeyle dehşet vericidir. Simsiyah saçları olan o gencecik çocuk gitmiş ve yerine bedeninin her tarafı kabirde meleklerden yediği dayaklardan dolayı çürük içinde kalmış, bu ağır darp sonucunda fizyonomisi tamamen değişmiş ve saçları &#8220;korkudan&#8221; bembeyaz olmuş yaşlı biri gelmiştir.</p>
<p>Bu noktada, metni yayına hazırlayan propagandacı bizleri &#8220;kabir azabı&#8221;nın ne denli korkunç bir şey olduğu konuşunda üstüne basa basa uyarıyor ve yanına Kur&#8217;an&#8217;dan bazı âyetler ve ayrıca Peygamberimiz&#8217;den hadisler ekleyerek bu korku duygusunu iyice artırmaya çalışıyor. Fotoğraflar da onun ifadesine göre, &#8220;feth-i kabir&#8221; (mezarın açılması ve cesedin çıkartılması) işleminden hemen sonra Ummanlı resmî yetkililer tarafından hastanenin morgunda çekilmiş.</p>
<p>Bu traji-komik öykünün ayrıntılarını daha fazla aktarmaya gerek duymuyorum. Çünkü, artık böyle şeyleri okumaktan da anlatmaktan da içime fenalıklar geliyor. Zaten, gelen mesaja eşlik eden kan revan içindeki fotoğrafları daha ilk gördüğüm anda, bu konu benim için bütünüyle kapanmıştı. Çünkü, &#8220;kanıt&#8221; olarak sunulan karelere o tarihten önce bambaşka bir adreste rastlamıştım. O yüzden, öykünün aktarımını da kısa keseceğim. İsteyenler, adına özel olarak internet sitesi açılmış olan bu kepazeliği bütün ayrıntılarıyla aşağıdaki adresten okuyabilirler.</p>
<p>http://www.thegodisone.com/kabir/index.htm</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki sitede anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğrafları, bundan en az iki yıl önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da görmüştüm. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdiği için, bu önemli ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözünden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada da kullanacak büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok geniş ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>http://poetry.rotten.com/blonde/</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir. Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabı&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit kişi gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<p>Gerçekten merak ediyorum, söz konusu mesajı aldıktan sonra bunları aklıselim biçimde düşünen bir tek Allah&#8217;ın kulu oldu mu&#8230; Düşman bombalarıyla bedeni lime lime olmuş, cenazesi tabuta konulamayacak kadar ufalanmış bir şehidin o an itibarıyla evrenin en mutlu insanı olabileceğini, ama cesedi bin bir ihtimamla toprağa verilen, üstüne üstlük kameralara iyi görünsün diye bir de makyaj yapılmış olan bir ateistin ise aynı anda tarifsiz acılar içinde kıvranabileceğine inanan tek kişi ben miyim şu câmiada?</p>
<p>İnsanların en basit bir günahlarında bile üzülüp gözyaşları döken melekleri &#8220;kana susamış işkenceci vahşiler&#8221; olarak tasvir ederek, bu şiddet kültürü üzerinden kitleleri kendince hidayete ulaştırmaya çabalayan seni kuş beyinli!</p>
<p>Senden önceki bütün o sürüsüne bereket cahiller ordusu gibi sen de hata yapıyorsun ve senin gibilerin hatalarının kafa karıştırıcı sonuçlarını temizlemek yine bizim gibilere düşüyor. Ama buna sevindiğimi ve bununla böbürlendiğimi sanma sakın; ümmetin iman perspektifini gösteren bu gibi örnekler karşısında yalnızca içim eziliyor ve üzülüyorum.</p>
<p>Allah, bütün kulları için sonsuz merhamet sahibidir, bağışlayandır, esirgeyendir. Ve hiç kuşkusuz ki onun &#8220;cehennem&#8221;inin ya da &#8220;kabir azabı&#8221;nın bile vahşet kültürüne teşne düşük kalibreli insan belleğinin alamayacağı kadar hikmetli, şerefli, eğitici bir içeriği olacaktır.</p>
<p>Ben ilelebet buna inanacak ve bunu söylemeye devam edeceğim. Bu yola bu şekilde baş koyanlar var ise bilinsin ki hepsi kardeşimdir.</p>
<p>***</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/207/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/207/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/207/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/207/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=207&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/06/26/kabir-azabi-hurafeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslamda Bilim ve Teknoloji.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 19:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kelam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/</guid>
		<description><![CDATA[Otomatik kapılar, kuyulardan motorsuz su çeken aygıtlar, demir, kalay ve kurşun gibi metallerin hassas belirlenmiş yoğunlukları, zamanın göreceliği, pnömatik aletler, otomatik kontrol sistemleri… Bunların hiçbiri, içinde bulunduğumuz yüzyılın keşifleri değildir; bunlar, 6-7 yüzyıl öncesine ait buluşlardır.
Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek önemli gelişimlere ve değişimlere vesile oldu. Tüm ülkelerde, yaşam koşullarını köklü ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=201&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Otomatik kapılar, kuyulardan motorsuz su çeken aygıtlar, demir, kalay ve kurşun gibi metallerin hassas belirlenmiş yoğunlukları, zamanın göreceliği, pnömatik aletler, otomatik kontrol sistemleri… Bunların hiçbiri, içinde bulunduğumuz yüzyılın keşifleri değildir; bunlar, 6-7 yüzyıl öncesine ait buluşlardır.</p>
<p>Bilim ve teknoloji, yaşadığımız yüzyılda dünya tarihini etkileyecek önemli gelişimlere ve değişimlere vesile oldu. Tüm ülkelerde, yaşam koşullarını köklü ve süratli bir şekilde etkileyen teknoloji, artan dünya nüfusunun pek çok sorununa çözüm getirdi.</p>
<p>Dünyanın bugünkü medeniyet seviyesinde büyük payı olan bilim ve teknolojinin tarihi gelişimi de son derece hızlı oldu.</p>
<p>Peki, bilim ve teknolojinin önderliğini üstlendiği uygarlık ve kültür alanındaki bu değişimin tarihsel başlangıcı hangi dönemlerde başlamıştır?<br />
<span id="more-201"></span><br />
Yukarıda saydığımız keşiflerin tamamı, dokuzuncu yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar uzanan dünya tarihinde, dönemin en ileri uygarlığı olan “İslam Uygarlığı”nın ürünüdür. Tüm yaşamlarını, dolayısı ile bilime dair tüm çalışmalarının temelini Kuran ayetlerine dayandıran Müslümanlar, kendilerine atfedildiği gibi bilimi reddetmeyip sahip çıkmışlardır. Akıla ve bilgiye dayanan uygarlıkları, dünyanın bugün sahip olduğu pek çok değere de kaynaklık etmiştir.</p>
<p>Kuran&#8217;da, evrenin yaratılışı ve kainatın düzeni ile ilgili ayetlerin bildirilmesi, bilgi sahibi olmaya büyük önem verilmesi, doğada Allah&#8217;ın varlığının delillerinin görülmesi, evrendeki her nesne ve varlığın birbirine olan uyum ve bağlılığı; söz konusu dönemde bilimin ilerlemesine yol göstermiştir.</p>
<p><!--more-->Teknik ilimler, tıp, astronomi, cebir ve kimya gibi birçok alanda önemli neticeler elde eden Müslüman bilim adamları, medeniyet ve kültür sahasında kısa zamanda kendilerini tüm dünyaya kanıtlamışlardır. Buluşlarıyla uygarlığın ilk adımlarının atılmasına vesile olan Müslümanlar, ilerlemenin yolunu açmışlardır. İslam tarihinde, bilim dallarını tek tek incelediğimizde, hepsinin kaynağının Kuran-ı Kerim olduğunu, maddi-manevi her şeyin Allah&#8217;ın yarattığı sistemin bir parçası olduğunu defalarca ispat ettiğini görmekteyiz.</p>
<p>Müslüman bilim adamları öncelikle, Batı’da Roma ve Doğu’da başta Çin olmak üzere, diğer devletlerde geliştirilen bilim ve teknolojiyi rehber almışlar ve önemli kaynakları tercüme etmişlerdir. Bu bilgi birikiminin içinden imanî ve teknik anlamda yanlış ve tutarsız olan noktaları çıkartarak, kendilerine fayda sağlayacak duruma getirmişlerdir. İlk adım niteliğindeki çalışmalarının ardından, elde ettikleri bilgileri değerlendirip yorumlayarak bilim ve teknolojiye katkıda bulunmaya başlamışlardır.</p>
<p>&lt;kuran ve bilim&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/201/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/201/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/201/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=201&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/16/islamda-bilim-ve-teknoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Peygamber(s.a.v.)in katlandığı sıkıntılar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2007 19:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Haremlik-Selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Aişe]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrani]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Rızık]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[ Peygamber(s.a.v.) efendimizin inancı uğruna katlandığı sıkıntılar nelerdir?
Kâinatın Efendisi&#8217;nin (s.a.s.) başına gelenler, az çok bütün mü&#8217;minlerin malûmudur. Fakat bütün bu belâ ve musibetler onları dâvâlarını anlatmaktan alıkoyamamış, aksine onlar sabır ve sebatla Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun emirlerini tebliğde berdevam olmuşlardır.
İşte peygamberlere ait bu umumî gaye ve vazife Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilir: &#8220;Onlar öyle seçkin kimselerdir ki, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=200&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong> Peygamber(s.a.v.) efendimizin inancı uğruna katlandığı sıkıntılar nelerdir?</strong></p>
<p>Kâinatın Efendisi&#8217;nin (s.a.s.) başına gelenler, az çok bütün mü&#8217;minlerin malûmudur. Fakat bütün bu belâ ve musibetler onları dâvâlarını anlatmaktan alıkoyamamış, aksine onlar sabır ve sebatla Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun emirlerini tebliğde berdevam olmuşlardır.</p>
<p>İşte peygamberlere ait bu umumî gaye ve vazife Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle dile getirilir: &#8220;<strong>Onlar öyle seçkin kimselerdir ki, Allah&#8217;ın buyruklarını tebliğ ederler, O&#8217;nu sayıp, O&#8217;ndan çekinir ve O&#8217;ndan başka kimseden çekinmezler. Hesaba çeken olarak Allah yeter</strong>.&#8221; (Ahzab, 33/39)</p>
<p>&#8220;<u>Allah Resûlü&#8217;nün, bu ulvî vazifeyi yüklendikten sonraki bütün hayatı dini tebliğle geçti.</u> O kapı kapı dolaşıyor ve mesajını kendilerine tebliğde bulunabileceği âşina sima ve gönüller arıyordu. <span id="more-200"></span></p>
<p>&#8220;<u>Karşı cephenin infiâli evvelâ ilgisizlik ve boykot şeklinde oldu. Daha sonra istihza ve alayla devam etti. Son sahada ise işkencenin her çeşidiyle sürüp gitti. Geçeceği yollara dikenler serpiliyor, namaz kılarken başına işkembe konuyor ve kendisine her türlü hakaret reva görülüyordu</u>. Ne var ki, Allah Resûlü bunların hiçbiriyle yılmadı ve usanmadı. Çünkü O&#8217;nun dünyaya geliş gayesi buydu. Can alıcı hasımları dahil herkese defaetle uğradı. Ve ilâhî mesajı sundu. Evet, Ebû Cehil ve Ebû Leheb gibi din ve iman düşmanlarına bile kim bilir kaç defa gitti, hak ve hakikati anlattı..! <u>O panayırları dolaşıyor, bir kişinin hidâyetine vesile olabilmek için çadır çadır geziyor; gittiği her kapı yüzüne kapanıyor; fakat O bir başka sefer yine aynı kapıya varıyor</u>, aynı şeyleri tekrar ediyordu..</p>
<p>&#8220;O, Mekke daha fazla ümit vermeyince Taif&#8217;e gitti.. Taif mesîrelik bir yerdir. <u>Rahat ve rehavetin şımarttığı Taifliler, Mekkelilerden daha baskın çıktı. Bütün sefîh ve ayak takımı toplanıp Resûl-i Ekrem&#8217;i; evet O, meleklerin dahi yüzüne bakmaya kıyamadığı güneşler güneşini taşlayarak Taif&#8217;ten kovdular</u>. Allah Resûlü&#8217;nün yanında, evlâdım deyip bağrına bastığı Zeyd b. Hârise vardı. Zeyd, gelen taşlara vücudunu siper ederek, Efendiler Efendisini korumaya çalıştı ama, yine de mübarek vücuduna isabet eden taşlar her yanını kanlar içinde bıraktı.</p>
<p><strong>&#8220;Bu müsamahasız atmosferden sıyrılıp bir ağacın altına iltica etmişlerdi ki, birdenbire Cibrîl-i Emin beliriverdi. Ve eğer izin verilirse, çevredeki bir dağı, bu azgın insanların başına geçirebileceğini teklif etti. Allah Resûlü çok rencide olduğu bu dakikalarda bile, böyle bir teklife &#8220;hayır” diyordu. Evet O, çok ileride bile olsa, eğer bunlardan bazıları imana uyanacaksa, onlara gelebilecek belâlara karşı &#8220;<font color="#ff0000">hayır</font>!&#8221; diyordu&#8230; </strong></p>
<p><u>Ve, sonra ellerini açıp Rabb&#8217;ine niyazda bulundu:<br />
<strong><font color="#ff0000">Allah&#8217;ım, güçsüzlüğümü, za&#8217;fımı ve insanlar nazarında hakir görülmemi Sana şikâyet ediyorum. Ya Erhamerrahimîn! Sen hor ve hakir görülen biçarelerin Rabbisin. Benim de Rabbimsin.. Beni kime bırakıyorsun? Kötü sözlü, kötü yüzlü uzak kimselere mi, yoksa işime müdahil düşmana mı? Eğer bana karşı gazabın yoksa, çektiğim mihnetlere, belâlara hiç aldırmam. Ancak afiyetin arzu edilecek şekilde daha ferah-feza, daha geniştir. İlâhî, gazabına giriftâr yahut hoşnutsuzluğuna düçâr olmaktan, Senin o zulmetleri parıl parıl parlatan dünya ve âhiret işlerinin medâr-ı salâhı Nûr-u Vechine sığınırım. İlâhî, Sen razı olasıya kadar Senin affını muntazırım! İlâhî, bütün havl ve kuvvet sadece Senin elindedir.<br />
</font></strong></u><br />
&#8220;O böyle duâ ederken, yanlarına sessizce biri yaklaşır; bir tabağa koyduğu üzüm salkımını Allah Resûlü&#8217;nün önüne uzatır ve &#8220;Buyurun, bundan yiyin.&#8221; ricasında bulunur. İki Cihan Serveri elini tabağa uzatırken, Allah&#8217;ın adıyla mânâsına &#8220;Bismillâh&#8221; der. Üzümü ikram eden Addas ismindeki köle için bu, beklenmedik bir hâdisedir. Hayretle sorar: &#8220;Sen kimsin?&#8221; Allah Resûlü cevap verir: &#8220;Son Peygamber ve son Resûlüm!&#8221; Addas üzerine abanır ve öpmeye başlar.. senelerce gökte aradığını şimdi yerde, hem de hiç beklemediği bir anda karşısında bulmuştur.. ve iman eder (İbn Hişam, Sire, 2:60-63; İbn Kesir, el-Bidaye, 3:166;).</p>
<p>Batılı yazarlar, &#8220;Hz. Peygamber Mekke Dönemi&#8217;nde Peygamber&#8217;di. Medine&#8217;ye geldikten sonra ise hükümdar oldu&#8221; demektedirler. Ama gerçek şudur ki, bütün Arapları boyun eğdirip idaresine aldıktan sonra da Hz. Peygamber dünya nimetlerinden uzak kalmış, aç kalmış, her türlü imkân bulunmasına rağmen hükümdarlar gibi davranmamış, kendine dünya servetinden en ufak bir pay çıkarmamıştır. <u>Sahih-i Buhari&#8217;nin Cihad bölümünde şöyle bir rivayet vardır: &#8220;Hz. Peygamber vefat edeceği sırada zırhı bir yahudinin evinde, üç ölçek arpa karşılığında rehin duruyordu. Vefat ettiği sırada üzerinde bulunan elbiseler de yamalıydı. Bu, öyle bir zaman, bu fırsat ve imkânlar öyle arkası kesilmeyen fırsat ve imkânlardı ki, bunlara normal devletler her zaman sahip olamazlardı. Suriye sınırlarından başlayarak Aden&#8217;e kadar bütün Arabistan fethedilmiş, Medine meydanı, altın ve gümüş akınına uğramıştı.<br />
</u><br />
Hz. Peygamber &#8216;in önemli görevlerinden biri de, ruhbanlığı (Dünya nimetlerinden tamamen sıyrılarak, dünya işleriyle hiç ilgilenmeyerek kendini sadece Allah&#8217;a adamayı) ortadan kaldırmaktı.<u> Bu konuda Allah Tealâ &#8221; Kendi kafanızdan uydurduğunuz ruhbanlık &#8221; ( Hadid 57/27 )</u> buyurarak Hıristiyanları kötülemiştir. İşte bu yüzden Hz. Peygamber@ arasıra güzel yemekler yemiş, güzel elbiseler de giymişti. Ama O&#8217;nun asıl ruh yapısı, dünya süslerinden uzak durmaktı. Allah Resulü her zaman, &#8220;İnsanoğlunun şu üç şey dışında, başka bir şeye zorunlu ihtiyacı yoktur: Barınacağı ev, örtünebileceği elbise ve karnını doyurmak için ekmek ve su&#8221; buyururdu.</p>
<p>Hz. Aişe (ra), &#8220;O&#8217;nun hazır duran hiçbir elbisesi yoktu&#8221; demektedir. Bu, sadece bir kat elbisesi vardı, değişiklik için bir kenarda duran yedek başka bir elbisesi olmazdı demektir.</p>
<p>Bir gün Abdullah b. Ömer (ra) evinin duvarını tamir ediyordu. Tesadüfen Hz. Peygamber bir taraftan çıkageldi ve &#8221; Ne yapıyorsun ?&#8221;diye sordu. Abdullah b. Ömer, &#8220;Duvarı tamir ediyorum&#8221; deyince, Hz. Peygamber, &#8221; Bu kadar zamanı nerden buldun ?&#8221; buyurdu.</p>
<p><u>Evde genellikle aç dururdu ve geceleyin çoğu kere Hz. Peygamber ve bütün ev halkı aç yatarlardı. &#8220;Hz. Peygamber peş peşe bir çok geceyi aç geçirirdi. 0 ve ev halkı akşam yemeği bulamazlardı.&#8221;<br />
</u><br />
Peş peşe her gün iki ay boyunca evinde ateş yanmadığı olurdu. (Hicretin yedinci yılında oruç farz kılındı diyerek Hz.Peygamberin fazla oruç tutmadığını ima eden cahillere ithaf olunur.) Hz. Aişe (ra) bir gün bu durumu anlatırken Urve b. Zübeyr, &#8220;Peki neyle geçiniyordunuz?&#8221; diye sorunca Hz. Aişe (ra), &#8220;Su ve hurmayla. Komşularımız ara sıra keçi sütü gönderirlerdi de içerdik&#8221; dedi. Hz. Peygamber hayatı boyunca hiçbir zaman has buğday unundan yapılmış ekmek yüzü görmedi. Araplar&#8217;ın &#8221; Hıvari &#8221; ve &#8221; Naki &#8221; dedikleri saf una ömründe rastlamadı. Bu olayı anlatan Sehi b. Sa&#8217;d'e, &#8220;Hz. Peygamber döneminde elek yok muydu?&#8221; diye sorulunca &#8220;Hayır&#8221; cevabı vermişti. &#8220;Peki, o zaman unu neyle eliyorlardı?&#8221; diye sorulunca da: &#8220;Ağızlarıyla üfürerek kepekleri uçururlardı, kalanları da yoğurarak pişirirlerdi&#8221; dedi.</p>
<p><strong><u>Hz. Aişe (ra) şöyle der: &#8220;Hayatı boyunca yani Medine&#8217;ye gelişinden vefat edinceye kadar geçen dönemde Hz. Peygamber hiçbir zaman üst üste iki vakit iyice doyarak yemek yemedi.&#8221;</u></strong></p>
<p>Fedek, Hayber ve diğer savaşları anlatan hadisçiler ve siyer uzmanları, Hz. Peygamber, buralardan gelen gelirlerden yıllık masraflarını alırdı, diye yazmaktadırlar. Bu rivayetlerin zahiri ile Hz. Peygamber&#8217;in yokluk içinde yaşaması çelişiyor gibi görünmesine rağmen her ikisi de doğrudur. Şüphesiz Allah Resulü gelirlerden geçimini temin edecek miktarı alıyor, geri kalanları fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine veriyordu. Hatta kendisi için ayırdıklarını da daha sonra ihtiyaç sahiplerine veriyordu. Hz. Peygamber&#8217;in açlık çektiği ve elinde avucunda hiçbir şey olmadığıyla ilgili olaylar hadislerde sıkça geçmektedir. Onlardan birkaçını örnek olarak vermek istiyoruz:</p>
<p>Bir gün Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna bir adam geldi ve &#8220;Çok açım&#8221; dedi. Hz. Peygamber mübarek eşlerinden birine; &#8221; Yiyecek bir şeyler gönder &#8221; diye haberci gönderdi. Giden kişi döndüğünde, evde sudan başka bir şey olmadığı haberini getirdi. Hz. Peygamber diğer eşinin evine haber gönderdi, oradan da aynı cevap geldi. Kısacası sekiz-dokuz evden, sudan başka bir şeyin olmadığı haberi geldi.</p>
<p>Enes (ra) anlatır: &#8220;Bir gün Hz. Peygamber&#8217;in mübarek huzuruna geldiğimde Hz. Peygamber&#8217;in karnını bir kuşakla çok fazla sıktırarak bağlamış olduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda oradakilerden biri, &#8220;Fazla acıktığı için&#8221; dedi.</p>
<p>Ebu Talha (ra) şöyle der: &#8220;Bir gün ben Hz. Peygamber&#8217;in mescidde kuru toprağa uzanmış, açlıktan kıvranarak bir o tarafına bir bu tarafına döndüğünü gördüm.&#8221;</p>
<p>Bir keresinde sahabe-i kiram, Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna gelip açlıktan yakındılar ve karınlarını açarak kuşaklarının altına bağladıkları taşları gösterdiler. Hz. Peygamber bunun üzerine açlıktan dolayı kendi karnına bir değil iki taş bağlamış olduğunu gösterdi.</p>
<p>Çoğu kere açlıktan dolayı sesi o kadar kısılırdı ki, sahabe-i kiram durumunu anlarlardı. Bir gün Ebu Talha (ra) eve geldi ve eşine; &#8220;Yiyecek bir şey var mı? Az önce Hz. Peygamber&#8217;in açlıktan sesinin kısıldığını gördüm&#8221; dedi.</p>
<p>Bir gün çok acıkmış olarak tam öğle vakti evden çıktı. Yolda Ebu Bekir ve Ömer (ra) ile karşılaştı. 0 ikisi de açlıktan bitkin düşmüşlerdi. Allah Resulü hepsini alarak Ebu Eyyüb el-Ensari&#8217;nin (ra) evine gitti. Ebu Eyyüb el-Ensari, Hz. Peygamber için daima hazır süt bulundururdu. 0 gün gelmesi gecikince sütü çocuklara içirmişti. Eşi haber alınca dışarı çıktı ve &#8220;Allah Resulü hoş geldi&#8221; dedi. Allah Resulü, Ebu Eyyüb&#8217;un nerede olduğunu sordu. Hurmalık yakın olduğu için Ebu Eyyüb el-Ensari sesi duyarak koştu geldi ve &#8220;Hoş geldiniz&#8221; dedikten sonra &#8220;Bu vakit, Allah Resulü&#8217;nün geldiği vakit değil&#8221; dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber durumu anlattı. Ebu Eyyüb el-Ensari hurmalığa giderek bir salkım hurma koparıp getirdi ve &#8220;Şimdi et hazırlatıyorum&#8221; dedi. Hemen bir keçi kesti, yarısını tas kebap şeklinde yarısını da ateşte kızartarak pişirdi. Yemeği Hz. Peygamber&#8217;in önüne koyunca Allah Resulü: &#8221; Bir parça ekmek üzerine az miktarda et koyarak Fatıma&#8217;ya gönder. Birkaç günden beri bir şey yemek nasip olmadı &#8221; buyurdu. Sonra ashabıyla birlikte yemeği yedi. Birkaç çeşit yemeği görünce gözlerinden yaşlar boşandı ve: &#8220;Allah Teala&#8217;nın: &#8221; Verdiğim nimetlerden Kıyamet günü hesaba çekileceksiniz &#8221; ( Tekasür 102/ 8 ) buyurduğu işte bunlardır &#8221; buyurdu.</p>
<p>Çoğu kere öyle olurdu ki, Hz. Peygamber sabahleyin mübarek eşlerinin yanına gelir ve &#8221; Bugün yiyecek bir şeyler var mı ?&#8221; diye sorardı. Onlar, &#8220;Yok&#8221; derlerse Hz. Peygamber,<br />
&#8221; Öyleyse ben de oruçluyum&#8221; buyururdu.</p>
<p>Selam ve dua ile&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/200/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/200/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/200/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/200/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=200&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/04/10/peygambersav-efendimizin-inanci-ugruna-katlandigi-sikintilar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>özürsüz olarak namzlar birleştirilebiliniyor mu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[islam anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[maliki]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>
		<category><![CDATA[şafi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.s.)&#8217;in hac ve yolculukta namazları cemettiğini gördük. Mezhep imamlarının bu hadislerden istifadeyle vardıkları değişik hükümleri de zikrettik. Ve gördük ki, hiç bir mezhepte özürsüz olarak namazları cemetmek câiz değildir. Fakat bununla beraber, İbnu Abbas (r.a.)&#8217;ın bir rivâyetine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) özürsüz olarak da iki namazı cemetmiştir. Ama hiç bir mezhep bu hadîsle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=195&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Peygamber Efendimiz (s.a.s.)&#8217;in hac ve yolculukta namazları cemettiğini gördük. Mezhep imamlarının bu hadislerden istifadeyle vardıkları değişik hükümleri de zikrettik. <span style="text-decoration:underline;"><strong>Ve gördük ki, hiç bir mezhepte özürsüz olarak namazları cemetmek câiz değildir. Fakat bununla beraber, İbnu Abbas (r.a.)&#8217;ın bir rivâyetine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) özürsüz olarak da iki namazı cemetmiştir. Ama hiç bir mezhep bu hadîsle amel etmemiştir.</strong></span> Şimdi biz bu hadîsi ve daha sonra da bu hadîs hakkında ulemânın, özellikle Hanefî ulemâsının görüşlerini zikredeceğiz:<br />
<span id="more-195"></span><br />
İbnu Abbâs (r.a.) şöyle der: &#8216;R<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>esûlullah (s.a.s.) Medîne&#8217;de hiç bir korku ve yağmur (başka bir rivâyette korku ve sefer) yokken öğle ile ikindiyi, daha sonra da akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı.&#8217;</p>
<p>İbnu Abbâs&#8217;a (r.a.): &#8216;Hz. Peygamber (s.a.s.) bunu niçin yaptı?&#8217; denildiğinde:</p>
<p>- &#8216;Ümmetini meşakkate sokmamak istedi.&#8217; cevabını vermiştir (Buhârî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 12; Müslim, &#8216;Müsâfirîn&#8217;, 49, 50, 54, 56).</strong></span></span></p>
<hr />Hadîs hakkında mülâhazalar:</p>
<p>1. Buhârî ve Müslim&#8217;in bir rivâyetinde şu ilâve vardır: Hadîsi rivâyet eden râvi (Ebû Şa&#8217;sâ&#8217;)'ya:</p>
<p>- &#8216;Zannederim, öğleyi te&#8217;hir ikindiyi ta&#8217;cil, keza akşamı te&#8217;hir yatsıyı ta&#8217;cil etmiş olmalı?&#8217;, denildi. O da cevâben: &#8216;Bunu ben de böyle zannediyorum!&#8217; dedi.</p>
<p>Hadîsi rivâyet eden râvî, hadîsden muradın ne olduğunu daha iyi bilir (es-Sübkî, 7/66). Aynı zamanda bu te&#8217;vîl Hanefîler&#8217;in de te&#8217;vilidir. Çünkü Hanefîler, Arafat ile Müzdelife&#8217;den başka bütün cemleri (iki namazı beraber kılmayı) &#8216;cem-i sûrî&#8217; diye te&#8217;vil etmişlerdir. Yani: &#8216;Bundan murât, birinci namazı vaktinin sonunda kılmış; ikinci namazı da vakti girer girmez edâ etmiştir. Bu sûretle her iki namaz kendi vaktinde kılınmakla beraber, zâhiren iki namaz cemedilmiş gibi görünmektedir.&#8217; (Tahâvî, 1/160-166).</p>
<p>Esâsen öğlenin son vakti ile ikindinin ilk vakti, keza akşamın son vakti ile yatsının ilk vakti son derece kesin hatlarla ayrılmış değildir, ihtilâflıdır. Bu açıdan bakınca Hanefîlerin te&#8217;vîli isâbetli olmaktadır.</p>
<hr />2. Aynı hadîsin Müslim&#8217;de geçen: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) korku ve sefer hali olmaksızın öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı.&#8217; şeklindeki rivâyeti için İmam Mâlik:</p>
<p>&#8216;Ben bunun, yağmurlu günde yapılmış olacağını zannediyorum.&#8217; demiştir (Muvattâ, &#8216;Kasru&#8217;s-Salât,&#8217; 4; Müslim, &#8216;Müsâfirîn&#8217;, 49). Çünkü, hadisin rivayetinin birinde &#8216;yağmur yoktu&#8217; denmekle birlikte, diğer rivayetinde yağmur zikredilmemekte, sefer zikredilmektedir.</p>
<hr />3. Bu hadîs sahîh olmakla beraber, hadîsi rivâyet eden Tirmizî bu rivâyet hakkında şöyle beyanda bulunmuştur (Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138 ve Kitabu&#8217;l- İlel&#8217;in başında):</p>
<p>- &#8216;Benim kitabımda İbnu Abbâs (r.a.)&#8217;ın: &#8216;Korku ve yağmur yokken Medîne&#8217;de namazların cemedilerek kılındığını bildiren hadîsi&#8217; ile içki içene verilecek ceza ilgili bir hadisten başka ulemânın ittifâkla terk ettikleri bir hadîs yoktur.&#8217; Tirmizî&#8217;nin bu itirafı, ulemanın ittifak halinde bu hadisle amel etmediğini göstermeye yeter.</p>
<hr />4. Ulemâdan bir cemâat, bu hadîslerle istidlâl ederek bir hâcetten dolayı hazarda (yolcu olmadığı zaman) dahi iki namazın cem edilmek sûretiyle kılınabileceğine kâil olanlar çıkmışsa da, onlar da bunun âdet edinilmemesini şart koşmuşlardır. İbn Sîrîn, Eşheb, İbnü&#8217;l-Münzir, Kaffâl ve Şâşi&#8217;l-Kebîr&#8217;in görüşleri budur (Hattâbî, 2/15; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138; Nevevî, Şerhu Müslim, 5/226).</p>
<hr />5. İbnu Ebî Şeybe&#8217;nin &#8216;Musannef&#8217;indeki bir rivâyette Ebû Mûsâ, &#8216;Özürsüz olarak iki namazı birleştirerek aynı vakitte kılmak, büyük günahlardandır.&#8217; demiştir (Ahmed Davudoğlu, 4/2024).</p>
<hr />6. Hanefîler, İbnu Abbâs (r.a.)&#8217;in bu hadîsine karşılık, Buhârî ve Müslim&#8217;in ittifâkla İbnu Mes&#8217;ûd&#8217;dan rivâyet ettikleri şu hadîsi zikrederler: İbnu Mes&#8217;ûd (r.a.) şöyle demiştir: &#8216;Ben Resûlullah (s.a.s.)&#8217;i şu ikisi hariç, bir namazı kendi vaktinden başka bir vakitte kıldığını görmedim: Arafat&#8217;ta öğle ile ikindiyi, Müzdelife&#8217;de akşamla yatsıyı birleştirdi. O gün sabahı da ilk vaktinde kıldı.&#8217; (Buhârî, &#8216;Hacc&#8217;, 99; Müslim, &#8216;Hacc&#8217;, 292; Ebû Dâvud, &#8216;Menâsik&#8217;, 65).</p>
<p>Ayrıca Hanefîler, Müslim&#8217;in rivâyet ettiği Ebû Katâde hadîsini zikrederler. Bu hadîste Resûlullah (s.a.s.): &#8216;Uyuyakalmakta bir kusur işleme yoktur. Kusûr ancak uyanıkken bir namazı başka namazın vakti girinceye kadar geciktirmekle olur.&#8217; buyurmaktadır (Müslim, &#8216;Mesâcid&#8217;, 311). Demek ki, namazı vakti haricinde kılmak için (gayr-ı kasdî) uyuyakalmaktan başka özür yoktur.</p>
<hr />7. Bedrüddîn Aynî, bu hususta şöyle der: Cemetmenin (hazarda sebepsiz) bir ruhsat olduğunu kabul ettik diyelim. Lâkin biz onu sûrî cem&#8217;e hamlederiz (Yani, ilk namaz son vaktine kalmış, ikinci namaz hemen ilk vaktinde kılındığından, ravi onu cem gibi görmüştür). Tâ ki haber-i vâhid, kat&#8217;î olan âyete muâraza etmesin. Âyetten murat: &#8216;Namazlara devâm edin&#8230;&#8217; (Bakara, 2/238), yâni onları vakitlerinde kılın! kavlidir. Allah Teâlâ: &#8216;Şüphesiz ki, namaz belirli vakitlerde mü&#8217;minlere farz kılınmıştır.&#8217; (Nisâ, 4/103) buyuruyor. Bizim kabul ettiğimiz görüş, hem âyetle, hem de hadîsle amel sayılır.</p>
<hr />8. Tahâvî&#8217;ye göre, Hz. Peygamber (s.a.s.), her namazın ilk vaktini ve son vaktini tatbikatıyla ashâbına göstermiştir. Her namazın kendine hâs bir vaktinin olduğunu onlara öğretmiştir. Öyleyse mâzeretsiz olarak bir namazı vaktinden sonraya bırakmak veya vaktinden önce kılmak doğru olmaz (Tahâvî, 1/165-166).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/195/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/195/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/195/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=195&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/ozursuz-olarak-namzlar-birlestirilebiliniyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>hastalık sebebiyle namazlar birleştirilmişmidir? cem edilmişmidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/</guid>
		<description><![CDATA[
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in çok kere hastalandığı halde, hastalık sebebiyle namazları birleştirdiğine dair açık bir rivâyet nakledilmemiştir.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=194&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="post">
<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in çok kere hastalandığı halde, hastalık sebebiyle namazları birleştirdiğine dair açık bir rivâyet nakledilmemiştir.</strong></span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/194/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/194/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/194/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=194&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/hastalik-sebebiyle-namazlar-birlestirilmismidir-cem-edilmismidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mezheplere göre Namazlar nasıl birleştirilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[namazlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/</guid>
		<description><![CDATA[Namazların cemedilmesi meselesine temas eden rivayetlerin çokluğu, farklılığı ve değişik yorumlara kâbil oluşları gibi durumlar, ulemânın bu mevzuda değişik sonuçlara varmasına sebep olmuştur. Mezheplerin, bu meseledeki görüşleri şöyledir:

Hanefîlere Göre[/b][/color]
Namazları cemetme, sadece Hac sırasında Arafat&#8217;ta ve Müzdelife&#8217;de yapılır. Arafat&#8217;ta cem&#8217;i takdîm yapılarak öğle ile ikindi birleştirilir; Müzdelife&#8217;de ise akşam te&#8217;hir edilerek yatsı ile birleştirilir. Yolculukta cemetmek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=193&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="text-decoration:underline;">Namazların cemedilmesi meselesine temas eden rivayetlerin çokluğu, farklılığı ve değişik yorumlara kâbil oluşları gibi durumlar, ulemânın bu mevzuda değişik sonuçlara varmasına sebep olmuştur. </span>Mezheplerin, bu meseledeki görüşleri şöyledir:<span id="more-193"></span><br />
<span style="color:red;"></span><br />
<hr />Hanefîlere Göre[/b][/color]<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Namazları cemetme, sadece Hac sırasında Arafat&#8217;ta ve Müzdelife&#8217;de yapılır</strong></span>. <span style="color:red;">Arafat&#8217;ta cem&#8217;i takdîm yapılarak öğle ile ikindi birleştirilir; Müzdelife&#8217;de ise akşam te&#8217;hir edilerek yatsı ile birleştirilir. Yolculukta cemetmek câiz değildir. </span></p>
<p><span style="color:purple;">Ashap&#8217;tan Abdullah ibn Mes&#8217;ûd, Sa&#8217;d ibn Ebî Vakkâs ve Abdullah ibn Ömer gibi bazılarından da bu görüş rivâyet edilmiştir. Hasan Basrî, İbn Sîrîn, İbrâhim Nehaî, Esved gibi bir kısım selef de bu görüştedir. Bir rivâyette İmam Mâlik&#8217;in tercihi de budur (el-Meydânî, İstanbul ts., 1/185; Zuhaylî 1989, 2/350 vd).</span><br />
<hr />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Mâlikîlere Göre</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Öğle namazı ile ikindi namazını, akşam ile yatsı namazını birleştirerek cem&#8217;i takdîm yahut cem&#8217;i te&#8217;hir tarzında kılmanın altı sebebi vardır: Bunlar da yolculuk, yağmur, karanlıkla birlikte çamur ve bayılmak ve benzeri hastalıklar, Arafat&#8217;ta Arafe gününde bulunmak, Müzdelife&#8217;de bayram gecesi bulunmak. Bu sayılan durumların hepsinde namazları birleştirerek kılmaya ruhsat vardır. Ancak Arafat ve Müzdelife&#8217;de namazları birleştirmek sünnettir.</span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Seferde ise, namazları birleştirerek kılmak ruhsata bağlı olarak câizdir. Sefer ister uzun bir yolculuk olsun, ister mesâfesi kadar kısa bir yolculuk olsun fark etmez.</span> <span style="color:red;">Bu hüküm kara yolculuğu için olup, deniz yolculuğu için değildir. Zira ruhsatın kendine mahsus hususiyeti vardır. Karada yapılan yolculuğun da ma&#8217;siyet veya eğlence için olmaması gerekir (Zuhaylî, 2/351-354).</span><br />
<hr />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>Şâfiîlere Göre</strong></span></p>
<p><strong>Şafiîler, namazların birleştirilerek kılınmasını sadece seferde, yağmurlu havada ve hacda Arafat ile Müzdelife&#8217;de câiz görmüşlerdir.</strong></p>
<p>Yağmur, eriyen kar ve buzlu havalarda namazları cem&#8217;i takdîm ile birleştirmek kılmak, tercih edilen görüşe göre, yağmur sebebiyle yolda eziyet çekme durumlarında uzak olan mescitte cemaatle kılanlar için câizdir. <strong>Şâfiî&#8217;nin yeni kavline göre, bu durumlarda namazları cem&#8217;i te&#8217;hir ile birleştirmek câiz değildir. Çünkü yağmurun devam edeceği kesin olarak bilinmemektedir, kesilebilir. Dolayısıyla özürsüz olarak namazın vaktini geçirmek söz konusu olabilir.<br />
</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Şafiî mezhebinde meşhur olan görüşe göre, <strong>cıvık çamur, şiddetli rüzgâr, karanlık ve hastalık sebebiyle namazları birleştirmek câiz değildir</strong>.</span> Bu hüküm namazın vakitleri ile ilgili hadislere dayanmaktadır. Açık bir delîl bulunmadan bu hadise aykırı davranmak câiz olmaz.</p>
<hr /><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hanbelîlere Göre</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Sekiz durumda namazları hem cem&#8217;i takdîm, hem de cem&#8217;i te&#8217;hir tarzında birleştirerek kılmak câizdir:</span></p>
<p><strong>1. Dört rekatlı namazların kısaltılmasını mubah kılacak ölçüde uzun bir yolculuk yapmak</strong>. Bununla beraber<span style="text-decoration:underline;">, bu yolculuğun haram ve mekruh bir yolculuk olmaması ve en az iki günlük bir mesafe olması gerekir. </span></p>
<p><strong>2. Namazları birleştirmeyi terkedince zorluk ve zafiyete düşecek derecede hasta olmak.</strong></p>
<p><strong>3. Çocuk emzirmek. </strong></p>
<p>4<strong>. Her namaz için su ile yahut teyemmüm yaparak temizlenmekten âciz olmak</strong>.</p>
<p><strong>5. Vakti bilmekten âciz olmak</strong>.</p>
<p><strong>6. İstihâze (özür kanı) ve benzeri durumlar</strong>.</p>
<p>7<strong>-8. Özürlü olmak yahut yoğun derecede (meşru) meşguliyeti olmak: </strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Meşgul olan yahut cuma ve cemaati terk etmeyi mubah kılacak bir özrü bulunan kimselerin namazlarını birleştirerek kılmaları câizdir.</span></p>
<p>Yağmurlu zamanlarda akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kılmak câiz, öğle ile ikindiyi birleştirmek câiz değildir.</p>
<p>H<strong>ac esnasında namazların birleştirilmesi, Arafat&#8217;ta öğle ile ikindi namazını öğle vaktinde cem&#8217;i takdîm şeklinde, akşam ile yatsı namazlarını ise, yatsı vaktinde Müzdelife&#8217;de cem&#8217;i te&#8217;hir şeklinde olur </strong>(Zuhaylî, 2/357-561).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/193/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/193/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/193/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/193/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=193&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/mezheplere-gore-namazlar-nasil-birlestirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>iki namaz nasıl birleştirilerek kılınır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/</guid>
		<description><![CDATA[Öğle namazı ile ikindiyi öğlenin vaktinde (cem-i takdîm) veya ikindinin vaktinde (cem-i te&#8217;hir) birleştirerek kılmak, aynı şekilde, akşam ile yatsıyı birbirinin vaktinde birleştirerek kılmak câizdir. Fakat bu cevaz mutlak olmayıp, belirli şartları vardır.
Önce, söz konusu namazların cem&#8217;i ile ilgili hadis-i şeriflere bakalım:

Ca&#8217;fer ibn Muhammed ibn Mesleme (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) öğle ve ikindi namazlarını Arafat&#8217;ta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=192&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Öğle namazı ile ikindiyi öğlenin vaktinde (cem-i takdîm) veya ikindinin vaktinde (cem-i te&#8217;hir) birleştirerek kılmak, aynı şekilde, akşam ile yatsıyı birbirinin vaktinde birleştirerek kılmak câizdir. <span style="color:red;">Fakat bu cevaz mutlak olmayıp, belirli şartları vardır</span>.</strong><span id="more-192"></span><br />
Önce, söz konusu namazların cem&#8217;i ile ilgili hadis-i şeriflere bakalım:<br />
<hr /><strong><br />
Ca&#8217;fer ibn Muhammed ibn Mesleme (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) öğle ve ikindi namazlarını Arafat&#8217;ta tek bir ezan ve iki ayrı kâmetle kıldı. İki namaz arasında nâfile namaz kılmadı. Müzdelife&#8217;de de akşamla yatsıyı bir ezan ve iki kâmetle kıldı ve aralarında nâfile kılmadı.&#8217;</strong></p>
<hr /><strong><br />
İbn Mes&#8217;ûd (r.a.) anlatıyor: &#8216;Ben Resûlullah (s.a.s.)&#8217;ı şu ikisi hariç, bir namazı kendi vaktinden başka bir vakitte kıldığını görmedim: Müzdelife&#8217;de akşamla yatsıyı birleştirdi. O gün sabah namazını da ilk vaktinde kıldı.&#8217;</strong><br />
<hr />
İb<strong>nu Abbas (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.) seferde/yolculuk halinde iken öğle ile ikindiyi birleştirdi, akşam ile yatsıyı da birleştirdi.&#8217;<br />
</strong><br />
<hr /><strong>Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: &#8216;Resûlullah (s.a.s.), güneş batıya meyletmeden yola çıkınca, öğle namazını ikindi vaktine te&#8217;hir eder, ikindi olunca mola verir, ikisini cem ederdi (beraber kılardı). Yola çıkmazdan önce güneş batıya meyletti (öğle vakti girdi) ise, hareketten önce her ikisini de (öğle ve ikindiyi) kılar, sonra yola çıkardı.&#8217;</strong><br />
<hr />
H<strong>z. Enes (r.a.), &#8216;Efendimiz (s.a.s.) sefere acele ettiği zaman öğleyi ikindinin ilk vaktine kadar te&#8217;hir eder; müteâkiben aralarını cemederdi. Akşam namazını da te&#8217;hir eder tâ şafak kaybolduğu vakit, onu yatsı ile beraber kılardı.&#8217; diye de nakilde bulunmaktadır.</strong></p>
<hr /><strong>Abdullah ibn Ömer (r.a.): &#8216;Resûlullah (s.a.s.), yolculuğa çıkmak için acele ettiği zaman akşam ile yatsıyı bir arada kılardı.&#8217; demektedir (</strong><br />
<hr /><strong><span style="color:red;">Değişik rivâyetler için bkz: Buhârî, &#8216;Taksîru&#8217;s-Salât,&#8217; 13-16; Müslim, &#8216;Müsâfirîn,&#8217; 42-58; Ebû Dâvud, &#8216;Salât&#8217;, 274; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 138; Nesâî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 4</span></strong>2).</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/192/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/192/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/192/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/192/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=192&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/iki-namaz-nasil-birlestirilerek-kilinir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>namaz günahları temizler mi</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hadîs-i şeriflerde, namazın beş vakit olduğunu gösteren delil sadece zikrettiğimiz Cebrâîl hadîsi değildir. Hadis kitaplarında zikredilen şu hadîsler de, namazın beş vakit olduğunu göstermektedir:

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), beş vakit namazı bir kimsenin evinin önünden geçen nehre benzetmiş ve: &#8216;Bu nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalır mı?&#8217; diye sormuştur. Kendisini dinleyenler, &#8216;Hiç kir kalmaz!&#8217; deyince: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=191&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hadîs-i şeriflerde, namazın beş vakit olduğunu gösteren delil sadece zikrettiğimiz Cebrâîl hadîsi değildir. Hadis kitaplarında zikredilen şu hadîsler de, namazın beş vakit olduğunu göstermektedir:<br />
<span id="more-191"></span><br />
<strong>Peygamber Efendimiz (s.a.s.), beş vakit namazı bir kimsenin evinin önünden geçen nehre benzetmiş ve: &#8216;Bu nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalır mı?&#8217; diye sormuştur. Kendisini dinleyenler, &#8216;Hiç kir kalmaz!&#8217; deyince: &#8216;İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah bu beş vakit namazla günahları siler süpürür.&#8217; buyurmuşlardır </strong>(Buharî, &#8216;Mevâkît,&#8217; 6; Müslim, &#8216;Mesâcîd,&#8217; 283-284).</p>
<p>Benzer bir hadîste de, &#8216;<strong>Beş vakit namazın, iki namaz arasındaki küçük günahlara keffâret olduğu&#8217; ifade edilir (Müslim, &#8216;Tahâret&#8217;, 14,15; Buhârî, &#8216;Mevâkît&#8217;, 4, 6).</strong><br />
<span style="text-decoration:underline;"><br />
Müslüman olan birisine Peygamberimizin &#8216;her gün beş vakit namaz&#8217; kılması gerektiğine dair emirleri de, namazın beş vakit olduğunu gösteren başka bir delildir (Müslim, &#8216;Îmân&#8217; 8, 10, 29, 31; Buhârî, &#8216;Îmân&#8217;, 34).</span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><br />
Hadîs kitaplarımızın özellikle &#8216;Kitâbu&#8217;s-Salât&#8217; bölümlerinde ve değişik münâsebetlerle daha başka bazı bölümlerde de yer alan bir takım hadisler de, namazın beş vakit olduğunu gösteren delillerdendir <strong>(bkz.: Müslim, &#8216;İman&#8217;, 8, 10, 29, 31; Buharî, &#8216;Îmân&#8217;, 34, Salât 1; Ebû Dâvûd, &#8216;Tahâret&#8217;, 97; Tirmizî, &#8216;Salât&#8217;, 159, 160, 434; İbn Mâce, &#8216;Zekât&#8217;, 1; Dârimî, &#8216;Salât,&#8217; 208; Muvattâ, &#8216;Salâtü&#8217;l-Leyl,&#8217; 14; Ahmet b. Hanbel, Müsned, 5/251; Hâkim, Müstedrek, 1/9).</strong></span>[/b]</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/191/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/191/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/191/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/191/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=191&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-gunahlari-temizler-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;anda (5) beş vakit namaz belirtilmiş mi ?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:20:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de namaz vakitleri, genelden özele doğru gidilerek açıklanmıştır. Namazların belli vakitlerde olduğunu bildiren genel bir âyetten sonra, Mekke döneminde beş vakit namaz emredilmezden önce sabah, akşam ve gece namazı olmak üzere üç vakit kılınan namaza, daha sonra da beş vakit namazın vakitlerine sarahat derecesinde işaret edilmiştir. Böylece Kur&#8217;ân&#8217;da namaz vakitlerinde bir ikmâlin olduğu, yani [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=188&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de namaz vakitleri, genelden özele doğru gidilerek açıklanmıştır. Namazların belli vakitlerde olduğunu bildiren genel bir âyetten sonra, Mekke döneminde beş vakit namaz emredilmezden önce sabah, akşam ve gece namazı olmak üzere üç vakit kılınan namaza, daha sonra da beş vakit namazın vakitlerine sarahat derecesinde işaret edilmiştir. Böylece Kur&#8217;ân&#8217;da namaz vakitlerinde bir ikmâlin olduğu, yani tedrîcî olarak tamamlanmaya gidildiği söylenebilir.<br />
<span id="more-188"></span><br />
Beş vakit namaza işâret eden âyetlerden bazıları şunlardır: &#8216;<strong>Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını kıl&#8230;&#8217; (İsrâ, 17/78), &#8216;&#8230;Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et, O&#8217;na hamdet. Gecenin bazı vakitlerinde, gündüzün bazı tarafında da O&#8217;na ibâdet et ki, Allah&#8217;ın rızâsına eresin.&#8217; (Tâ-Hâ, 20/130); &#8216;Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah&#8217;ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O&#8217;na mahsustur. Günün sonunda (ikindi) ve öğleye girerken de O&#8217;nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.&#8217; (Rûm, 30/17-18).</strong></p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ı tefsir eden âlimler, söz konusu âyetlerin işâreten de olsa beş vakit namaza delâlet ettiğini belirtirler.<span style="text-decoration:underline;"> Meselâ Allâme Elmalılı&#8217;ya göre: &#8216;Bu ve benzeri âyetlerle sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakit namazın vakitleri tayin edilmiştir.&#8217; (Elmalılı, ts, 3/71). Sadece Tâ-Hâ Sûresi&#8217;ndeki yukarıda geçen âyet, tek başına beş vakit namaza işâret etmektedir: Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önceki ikindi namazı, gecenin bir kısım saatleri akşam ile yatsı, gündüzün bazı taraflarındaki namaz ise öğle namazıdır.</span></p>
<p>Âyetlerde işâret edilen bu vakitlerin sınırlarının tam bir şekilde tespiti ve namazların nasıl kılınacağı bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yapılıp izah edilmiş ve o zamandan beri de Müslümanlar tarafından ihtilâfsız uygulanmıştır. <span style="text-decoration:underline;"><strong>Bilindiği gibi Peygamber Efendimizin (s.a.s.) görevlerinden birisi Kur&#8217;ân&#8217;ı tebliğ etmek, diğeri de onu açıklamak, hayata tatbikini bizzat temsille, yani yaşayarak ortaya koymaktır.</strong></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/188/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/188/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/188/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/188/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=188&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/kuranda-5-bes-vakit-namaz-belirtilmis-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Namaz neden kılınır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:19:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/</guid>
		<description><![CDATA[ Prof.Dr.Davut AYDÜZ
Namaz, bütün ilâhî dinlerin ortak hükümlerinden olup, peygamberler üstlendikleri ağır görevi ifa ederken namazın sağladığı sürekli manevî güçten destek almışlar, bu cümleden olmak üzere Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bazı peygamberlerin namazın önemini vurgulayan ifadelerine atıfta bulunulmuştur. Meselâ Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. İbrahim&#8217;in şöyle dua ettiğini okuyoruz: &#8216;Ya Rabbî! Beni de, neslimden çoğunu da namazı devamlı olarak ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=187&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p> Prof.Dr.Davut AYDÜZ</p>
<p>Namaz, bütün ilâhî dinlerin ortak hükümlerinden olup, peygamberler üstlendikleri ağır görevi ifa ederken namazın sağladığı sürekli manevî güçten destek almışlar, bu cümleden olmak üzere Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bazı peygamberlerin namazın önemini vurgulayan ifadelerine atıfta bulunulmuştur. <strong>Meselâ Kur&#8217;ân&#8217;da Hz. İbrahim&#8217;in şöyle dua ettiğini okuyoruz: &#8216;Ya Rabbî! Beni de, neslimden çoğunu da namazı devamlı olarak ve gereğince kılan kullarından eyle! Duamı, lütfen kabul buyur Ya Rabbi!&#8217; (İbrahim, 14/40). Hz. Lokman&#8217;ın oğluna verdiği öğütlere değinilirken de onun şöyle dediği nakledilir: &#8216;Evlâdım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.&#8217; (Lokman, 31/17).</strong><span id="more-187"></span><br />
Peygamberlerle ilgili olarak namazı vurgulayan daha pek çok âyet vardır<strong> Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de: &#8216;Bir vakit İsrail Oğulları&#8217;ndan söz alıp: &#8216;Allah&#8217;tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin&#8217; demiştik.&#8217; (Bakara, 2/83). Hz. Musa&#8217;ya hitaben: &#8216;Muhakkak ki Ben&#8217;im gerçek İlâh. Benden başka yoktur ilâh. O halde sen de yalnız Bana ibadet et. Beni anmak için namaz eda et.&#8217; (Tâ-Hâ, 20/14); Hz. İsa ile ilgili olarak da: &#8216;Ben Allah&#8217;ın kuluyum, O bana Kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi. Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekâtı farz kıldı.&#8217; (Meryem, 19/30-31) buyurulmaktadır.</strong><br />
İslâmiyet&#8217;te de namaz ibadetine hemen onun tebliğine başlandığı sıralardan itibaren rastlanır. Hadis ve Siyer kaynakları, Resûlullah Efendimizin (s.a.s.) müşriklerin baskı ve hakaretlerine rağmen zaman zaman Mescid-i Haram&#8217;da Hacer-i Esved ile Rükn-i Yemânî arasında namaz kıldığını, gerek Efendimizin (s.a.s.) gerekse mü&#8217;minlerin, vâdilerde, evlerinde, ağıllarının ve harman yerlerinin temiz bölümlerinde namaz kıldıklarını, Dâru&#8217;l- Erkam&#8217;ı mescit haline getirdiklerini kaydetmektedir. Mekke döneminde nâzil olan birçok âyet-i kerimede de namazın önemi vurgulanmakta ve namaz kılanları engellemeye çalışanlar sert bir dille kınanmaktadır <strong>(meselâ bkz. Buhari, &#8216;Salât,&#8217; 49; Müsned 2:178; Müddessir Sûresi 43; Şûrâ Sûresi 38; Alâk sûresi 10; A&#8217;lâ Sûresi 15).</strong><br />
İslâmî tebliğin ilk gününden itibaren namaz farz olmakla birlikte, onun beş vakte tahsisi Miraç gecesi olmuştur. Hadis-i şerifte, &#8216;<strong>Namaz, mü&#8217;minin miracıdır.&#8217; buyurulur.</strong> Kur&#8217;ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.s.) hadislerinde namaz ile ilgili olarak yer alan ifadeler, bu ibadetin İslâm&#8217;ın beş şartından biri olduğunu ve İslâmiyet&#8217;te çok özel bir önemi bulunduğunu açıkça göstermektedir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/187/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/187/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/187/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/187/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=187&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/namaz-neden-kilinir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an&#8217;ı herkez Anlar Hadislere ne Gerek var?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 23:33:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: (Kur’anı herkes anlar, Resule uymaya lüzum yok) diyene nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulüme uyun buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=180&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sual: (Kur’anı herkes anlar, Resule uymaya lüzum yok) diyene nasıl cevap vermeli?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulüme uyun buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:<br />
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]<br />
<span id="more-180"></span><br />
Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor. (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allah’a uymaktan ayrı değildir.)</p>
<p>[b](Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir[/b].) [Ahzab 71]<br />
[b](Resulüm de ki, “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin![/b]”) [A.İmran 31]</p>
<p>([b]O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez[/b].) [Necm 3,4]<br />
([b]Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız[/b]!) [Araf 158]<br />
([b]O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helal, pis, çirkin şeyleri haram kılar[/b].) [Araf 157]</p>
<p>([u][b]Kendilerine kitap verilenlerden, Allah&#8217;a ve ahiret gününe inanmayan, Allah&#8217;ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet'i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye kadar savaşın[/b][/u].) [Tevbe 29]</p>
<p>Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
([u][b]Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidi[/b][/u]r.) [Tirmizi]</p>
<p>([b]Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının![/b]) [Haşr 7]<br />
([b]Allah’a ve Resulüne karşı gelen kâfirler, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir[/b].) [Enfal 13]<br />
([b]Allah’ın yolu ile, peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.[/b]) [Nisa 150-1]</p>
<p>([b]De ki, “Allah’a ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.[/b]) [A. İmran 32]</p>
<p>(Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Yakında, “[b]Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum”[/b] diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud]</p>
<p>([b]Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “bunu bırak, Kur’andan söyle” derler.[/b]) [Ebu Ya’la]</p>
<p>([b]Bir zaman gelir, sünnetimi öldüren kimseler çıkacak. Allah bunlara lanet etsin!) [Deylemi]<br />
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir[/b].) [Müslim]</p>
<p>([b][u]Bana uyan Cennete girer, uymayan, isyan eden Cennete giremez.[/u][/b]) [Buhari] (Sünnetten yüz çevirip yalnız Kur’an diyenlerin kâfir olduklarını bu âyetler ve hadis-i şerifler açıkça bildirmektedir.)</p>
<p>Resulullaha uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet, [hadis-i şerifler] olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekatın, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’anı anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ, (Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Sapıklar, biz de anlarız diye inat ediyorlar. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Eğer herkes Kur’an-ı kerimi doğru anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı.</p>
<p>Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
([u][b]Eğer onun hükmünü peygambere veya ülül-emre [yetkililere, âlimlere] sorsalardı, öğrenmiş olurlardı.[/b][/u]) [Nisa 83]</p>
<p>([b]Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar[/b].) [Ankebut 43]</p>
<p>([b]Bilmiyorsanız âlimlere sorun[/b].) [Nahl 43]<br />
([b]Allah’tan en çok korkan âlimlerdir.[/b]) [Fatır 28]</p>
<p>Bu âyetler, Kur’anı anlamak için âlimlerin açıklamasına da ihtiyaç olduğunu bildirmektedir</p>
<p>[hr]&lt;hd&gt;&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/180/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/180/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/180/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/180/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=180&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/02/21/kurani-herkez-anlar-hadislere-ne-gerek-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>