<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Uncategorized</title>
	<atom:link href="http://isoru.wordpress.com/category/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	<description>Sorular ve Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2009 22:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='isoru.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/c376614cc4563b1d52afa184ab52b2de?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sorular ve Cevaplar &#187; Uncategorized</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>İyi bir Tez Nasıl Yazılmalıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 15:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Doktora Tezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/</guid>
		<description><![CDATA[Bölüm 23 Tez Nasıl Yazılır? 
Ortalama bir doktora tezi, kemiklerin bir mezardan diğerine taşınmasından başka bir şey değildir. 

J. Frank Dobie 
TEZİN AMACI 
Bir doktora tezinden, adayın özgün araştırmasını sunması beklenir. Bunun amacı, adayın özgün araştırma yapma yeteneğini kazandığını göstermektir. Bu nedenle uygun bir tez, aynı amacı güden bir bilimsel makale gibi olmalıdır. Bir tezin, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=575&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>Bölüm </b><b>23 </b><b>Tez Nasıl Yazılır? </b></p>
<blockquote><p>Ortalama bir doktora tezi, kemiklerin bir mezardan diğerine taşınmasından başka bir şey değildir. </p>
</blockquote>
<p><b>J. Frank Dobie </b></p>
<h2><b>TEZİN AMACI </b></h2>
<p>Bir doktora tezinden, adayın özgün araştırmasını sunması beklenir. Bunun amacı, adayın özgün araştırma yapma yeteneğini kazandığını göstermektir. Bu nedenle uygun bir tez, aynı amacı güden bir bilimsel makale gibi olmalıdır. Bir tezin, dergi yayınından beklenen disiplinli yazma formunun aynısını sergilemesi gerekir. Bilimsel makaleden farklı olarak tez, birden fazla konuyu ve bazı konulara da birden fazla yaklaşımı anlatabilir. Tez, öğrencinin teziyle ilgili araştırmada elde ettiği verilerin tümünü veya büyük bir kısmını sunabilir. Bunun için tez, genellikle bilimsel makaleden daha geniş ve daha uzun olabilir. Fakat bir tezin 200 sayfalık bir kitap olması gerektiği fikri yanlış, çok yanlıştır. Gördüğüm birçok 200 sayfalık tez, belki de toplam 50 sayfalık iyi bir bilimsel çalışma içermekteydi. Diğer 150 sayfa, birtakım ayrıntıların şişirilerek anlatılmasından ibaretti. </p>
<p> <span id="more-575"></span>
</p>
<p>Çok sayıda doktora tezi gördüm ve bunların bir çoğunun yazılması ve düzenlenmesine yardımcı oldum. Bu deneyimin ışığında, tez hazırlanmasında hemen hemen hiçbir kabul görmüş genel kural olmadığı sonucuna vardım. Bilimsel yazımın birçok türü, oldukça belirli bir yapıya sahiptir. Fakat tez yazma öyle değildir. Bir tezi doğru yazma şekli geniş ölçüde kurumdan kuruma ve hatta aynı kurumun aynı bölümünde bile profesörden profesöre değişir. </p>
<p>Birçok kütüphanenin en tozlu kısımları bölüm tezlerinin yeraldığı kısımdır. Kuşkusuz bu tezlerde, birçok faydalı bilgi parçaları bulunur. Fakat yüzlerce sayfalık sıradan yazı arasından birkaç sayfalık faydalı bilgiyi ayıklayacak zaman ve sabır kimde olabilir? </p>
<p>Reid (41) geleneksel tezin, artık amaca hizmet etmediğini söyleyen pek çok kişiden biridir. Reid’in sözleriyle: “Bir adayın doktora derecesi almak için geleneksel tarzda geniş bir tez yapması zorunluluğu terkedilmelidir. Bu tür geleneksel tez; her tablo, her grafik ve başarılı veya başarısız tüm deneysel işlemlerin yazılı kayıtlarının korunması gerektiği şeklindeki yanlış izlenimi desteklemektedir”. </p>
<p>Eğer bir tez herhangi bir amaca hizmet ediyorsa, bu amaç okur-yazarlığı belirlemek olabilir. Belki de üniversiteler hep, bir doktora derecesinin cahil birine verilmiş olması durumunda imajlarının ne olacağını düşündüler. Böylece, tez zorunluluğu ortaya çıktı. Daha olumlu ifade edilirse, aday; olgunluğa erişme, disiplin ve öğrenme aşamalarından geçmiş olacaktır. Çıkış yolu, tatmin edici bir tezdir. </p>
<p>Avrupa üniversitelerinde tezlerin çok daha ciddiye alındığından sözetmek faydalı olabilir. Bu tezler, adayın olgunluğa ulaştığını ve hem bilim yapıp hem de bilimi yazabildiğini göstermek için tasarlanmıştır. Böyle tezler, yıllarca süren çalışmalar ve birkaç temel yayından sonra, tezin kendisi de bütün bunları biraraya getiren “bir tarama/değerlendirme makalesi” olmak üzere sunulmaktadır. </p>
<p><b>YAZIM İÇİN ÖNERİLER </b></p>
<p>Tez yazmada, kendi kurumunuzdakiler dışında birkaç kural daha vardır. izlenecek kurallar yoksa, bölüm kütüphanesine gidin ve özellikle, bölümünüzün isim yapmış ve kazanç sağlamış, önceki mezunlarının tezlerini inceleyin. Belki hepsinde ortak bir yön belirleme olanağı bulursunuz. Geçmişte başkaları için işlemiş olan yol, büyük bir olasılıkla şimdi sizin için de işleyecektir. </p>
<p>Genel olarak bir tez, tarama/değerlendirme makalesi tarzında yazılmalıdır. Amacı, sizi dereceye götüren çalışmayı değerlendirmektir. Özgün verileriniz (daha önce yayımlanmış veya yayımlanmamış) kuşkusuz, bütün gerekli deneysel ayrıntılarla desteklenmiş olarak tezin içine girmelidir. Birkaç bölümün herbiri, aslında araştırma makalesi (Giriş, Malzeme ve Yöntemler, Sonuçlar, Tartışına) çizgisinde tasarlanabilir. Bununla beraber genelde, parçalar monografi olarak yazılan tarama/değerlendirme makalesindeki gibi birbirine uymalıdır. </p>
<p>Başlıklar konusunda dikkatli olun. Bir veya birkaç sonuçlar bölümü varsa, bunlar sizin sonuçlarınızın başkalarınınkilerle karışımı değil, sizin sonuçlarınız olmalıdır. Eğer başkalarının sonuçlarının, sizin kendi sonuçlarınızla nasıl uyumlu veya uyumsuz olduğunu göstermek için bunları vermek ihtiyacını duyuyorsanız, bunu Tartışma bölümünde yapmanız gerekir. Aksi takdirde karmaşa doğar ve daha da kötüsü, yayımlanmış çalışmalardan veri çalmakla suçlanırsınız. </p>
<p>Dikkatlice hazırlanmış bir genel içerik ile başlayın ve çalışmanızı bu noktadan itibaren yürütün. Bu çerçeve içinde tezinizde, kuşkusuz kendi araştırma sonuçlarınızı çok dikkatli ayrıntılarla vereceksiniz. Ayrıca, bütün ilgili yayınları taramak da gelenektir. Daha da ötesi, tezde; “state-of-the-art” tarama/değerlendirme makalelerinde olabileceği gibi kısaltma yoktur. Çoğunlukla eski bir gelenek olarak, konunuzun geçmişine dönmeniz istenir. Böylece, kendi alanınızda gerçekten iyi bir yayın taraması derleyebilir ve aynı zamanda, eğitiminizin en değerli kısmı olabilecek bilim tarihi hakkında birşeyler öğrenebilirsiniz. </p>
<p>Tezinizin Giriş kısmına özel önem vermenizi iki nedenle öneririm. ilki, kendi yararınız için üzerinde çalıştığınız problemi niçin ve nasıl seçtiğinizi, nasıl ele aldığınızı ve çalışmanız sırasında neler öğrendiğinizi netleştirmeye ihtiyacınız vardır. Tezin geri kalan kısmı, Giriş’ten sonra kolayca ve bir mantık sırasında ilerlemelidir. ikincisi, ilk izlenim önemli olduğu için okuyucularınızı daha başlangıçta bir karmaşa bulutu içinde kaybetmek istemezsiniz. </p>
<p><b>TEZ NE ZAMAN YAZILIR? </b></p>
<p>Tezinizi, bitmeden çok önce yazmaya başlamanız akıllıca olur. Aslında, belli bir deney serisi veya çalışmanızın önemli bir yönü tamamlandıktan sonra, bunlar kafamızda halâ tazeyken yazmanız gerekir. Her şeyi son âna kadar bekletirseniz, önemli ayrıntıları unutmuş olduğunuzu farkedebilirsiniz. Daha da kötüsü, iyi yazabilmek için hiç zamanınız olmadığını farkedebilirsiniz. Önceden pek yazı yazmadıysanız, ne kadar zor ve zaman alıcı bir iş olduğunu görüp şaşıracaksınız. Tezi yazmak için, oldukça tam zaman çalışarak, yaklaşık 3 ay’a ihtiyacınız vardır. Fakat, ne tam zamanınız olacaktır, ne de tez danışmanınızın ve daktiloyu yazan kişinin her an hazır olacağını varsayabilirsiniz. En az 6 ay ayırmalısınız. </p>
<p>Doğal olarak, araştırma çalışmanızın yayımlanabilen kısımları, mümkünse kurumdan ayrılmadan önce makale olarak yazılmalı ve gönderilmelidir. Kurumdan ayrıldıktan sonra bunu yapmak zor olacaktır ve her geçen ay daha zorlaşacaktır. </p>
<p><b>DIŞ DÜNYA İLİŞKİLERİ </b></p>
<p>Hatırlayın, teziniz sadece sizin isminizi taşır. Tezler, normal olarak yazarın adına yayım hakkıyla kayıtlara geçer. Sizin ilk verdiğiniz izlenim ve belki iş olanakları, tezin kalitesi ve temel dergilerde çıkan ilgili yayınlara bağlı olabilir. Kısa ve öz yazılmış uyumlu bir tez, sizi iyi bir başlangıca getirecektir. Aşırı şişirilmiş, az bilgi ihtiva eden bir kitap kredi getirmez. iyi tez yazarları; çok fazla yazı, sıkıcılık ve sıradan bilgiden kaçınmak için çok uğraşırlar. </p>
<p>Tezin kısa özetini yazarken özellikle dikkatli olun. Birçok kurumun tezlerinin kısa özetleri, “Dissertation Abstracts”da yayımlanır ve böylece daha geniş bilim topluluğuna sunulur. </p>
<p>Eğer bu kitaba ilginiz şimdilik, nasıl tez yazılacağı konusunda ise, Bölüm 20’yi (“Tarama/değerlendirme Makalesi Nasıl Yazılır”) dikkatlice okumanızı öneririm. Çünkü birçok yönüyle tez, gerçekten bir tarama/değerlendirme makalesidir. </p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=575&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nasıl Tez Yazılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 14:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[diploma tezi]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
 

&#160;
   
A . TEZİN TÜRÜNÜ BELİRLEME
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Tezi hazırlayacak olan öğrenci, kendine şu soruları sormalıdır:[1]

   
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 1 . Tez ne zaman (ne sürede) teslim edilecek?

   
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 2 . Ne tür bir tez hazırlamak gerekiyor?

   
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 3 . Tezin ana amacı nedir?

   
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 4 . Tezden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=574&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h1 style="text-align:center;" align="center">&#160;</h1>
<p> <span id="more-574"></span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<h1>A . TEZİN TÜRÜNÜ BELİRLEME</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezi hazırlayacak olan öğrenci, kendine şu soruları sormalıdır:</span><a title="" href="#_ftn1" name="_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[1]</span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1 . Tez ne zaman (ne sürede) teslim edilecek?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>2 . Ne tür bir tez hazırlamak gerekiyor?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>3 . Tezin ana amacı nedir?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>4 . Tezden kimler yararlanacak?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">B . TEZİN HAZIRLANMASI
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezi yazacak olan, ne tür bir tez hazırlayacağı hakkında açık bir fikre sahip olduktan sonra, çalışmaların başlar. Bu çalışmaların beş evresi vardır:
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>1 . Bilgi Kaynaklarını Araştırma ve Bulma.</u> Bu kaynaklar; çeşitli kitaplar, makaleler, notlar olabileceği gibi, kişisel gözlemler, kişilerle konuşmalar, anketler de olabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><span style="font-size:14pt;">Günümüzde internet de kaynak araştırmada etkin bir rol oynamaktadır. Gerek araştırma motorları <b>( <u>http://www.altavista.com</u>, <a href="http://yahoo.com">http://yahoo.com</a>, <a href="http://guide.infoseek.com">http://guide.infoseek.com</a>, <span style="color:black;"><a href="http://www.lycos.com"><span style="color:black;">http://<span>w</span>ww.lyco<span>s</span>.com</span></a><a name="_Hlt511546849"></a><a name="_Hlt511547179"></a></span>, <a href="http://www.excite.com">http://www.excite.com</a>, <a href="http://inktomi.berkeley.edu">http://inktomi.berkeley.edu</a>, <u><span style="color:black;"><a href="http://www.opentext.com"><span style="color:black;">http://www.opentext.com</span></a></span></u> gibi )</b>, gerek<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>kütüphane taraması yazılımları <b>(<span style="color:black;"><a href="http://zweb.cl.msu.edu"><span style="color:black;">http://zweb.cl.msu.edu</span></a></span>, <span style="color:black;"><a href="http://www.ocle.org:6990/"><span style="color:black;">http://www.ocle.org:6990/</span></a></span>, <u>http://leweb.loc.gov/z3950/ )</u></b>ve gerekse araştırma motorlarını tarayan yazılımlar (</span><b><span style="font-size:12pt;">meta search</span></b><span style="font-size:14pt;"> </span><b><span style="font-size:12pt;">engines) </span></b><b><span style="font-size:14pt;">(<u><span style="color:black;"><a href="http://cage.cs.colostute.edu.1969/"><span style="color:black;">http://cage.cs.colostute.edu.1969/</span></a> <a href="http://metacrawler.cs.washington.edu:8080/index.html"><span style="color:black;">http://metacrawler.cs.washington.edu:8080/index.html</span></a>, <a href="http://www.desinglab.ukans.edu/ProFusion.html/"><span style="color:black;">http://www.desinglab.ukans.edu/ProFusion.html/</span></a> ) </span></u></span></b><span style="font-size:14pt;color:black;">iyi birer başvuru adresi olabilir.</span><a title="" href="#_ftn2" name="_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[2]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>2 . Not Alma.</u> Not alırken, notların okunabilir şekilde yazılmasına özen gösterilmelidir. Notu alırken, dikkatli davranılır ve okunaklı yazılırsa sonraki çalışmalar kolay olur. Okunaksız ve düzensiz yazılırsa, sonradan yanlışlık yapılabilir veya kaynaklara yeniden başvurmak gerekebilir. Notlar yaklaşık 8&#215;12 boyutundaki karlara ya da kağıtlara yazılabilir.</span><a title="" href="#_ftn3" name="_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[3]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;"> Bu kartların bir yüzünde, incelenen kaynak belirtilir; diğer tarafına da özetlemeler, gerekli notlar yazılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>3 . Verileri İnceleme.</u> Verileri incelemek için yapılan araştırma sırasında yazar konu ile ilgili hususları not eder. Not alma işlemi bittikten sonra, düşünceleri özümseme için bir süre bırakılır ve böylece tezin amaçları ile veriler arasındaki mantıki bağları daha rahat kurma imkanı doğmuş olur.<span>&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>4 . Anahatları İle Özetleme</u>. Tezin anahatlarını düzenlemede, ya önce olaylar belirtilir: sonra ulaşılan sonuç bunun sonuna eklenir, ya da başlangıçta hipotez belirtilir,daha sonra bunu destekleyen bulgular sıralanıp, hipotez test edilir ve sonuca varılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Anahatlarıyla özetleme, tezin çevresini oluşturma demektir. Başlıklar numaralanacaksa [ I A 1 a ] sırası izlenebilir. Mutlaka bu dizinin başından başlamak gerekmez; [ A 1 a... ] şeklinde de başlanabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Başlıkların numaralanmasında izlenen diğer yöntem de desimal sistemle numaralamadır. [ 1. 1.1. 1.1.1. ....] bunun da 0’dan veya 1’den başlatılması gibi alternatifleri uygulanabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Sunuş, Önsöz, Giriş, Dizin, İçindekiler gibi kısımlar ise, küçük romen rakamları ile (i, ii, iii, iv,&#8230;.., ix ) gibi numaralandırılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>5 . Tezin Düzenlenmesi ve Yazılması.</u> Alınan notlarda, bulunan verilerden ve anahtarları ile özetlemeden yararlanarak tez hazırlanır. Bu safha, betonları atılmış binanın tuğlalarının örülmesine, kapı ve pencerelerinin takılmasına benzetilebilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Son yazımın olduğu kadar, taslak çalışmanın da bilgisayarda Microsoft Word gibi bir editörde yazılması, zamandan tasarruf sağlayacaktır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">C . ALINTILAR
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="180"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002.jpg"><img title="clip_image002" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="233" alt="clip_image002" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002-thumb.jpg?w=252&#038;h=233" width="252" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Başka yerden yapılan aktarmaların kaynağı, mutlaka belirtilmelidir.</span><a title="" href="#_ftn4" name="_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[4]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;"> Bu da dipnot koymak suretiyle yapılır. Microsoft Word’de Ekle Menüsü’nden Dipnot&#8230; Komutu ile Şekil 12deki diyalog kutusuna ulaşır. <u>D</u>ipnot vee Otomatik <u>N</u>umaralandır 1, 2, 3, &#8230;radyo düğmeleri varsayılan seçimdir. Ö<u>z</u>el im seçilirse hizasına istenen şekil konabilir veya Si<u>m</u>ge&#8230; butonundan seçilir. Bu genelde x veya * işaretidir, ama farklı tercihler de olabilir:<span>&#160;&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>1</span> Mikrosoft Word&#8217;de Dipnot ve Sonnot Diyalog Kutusu</p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-size:14pt;">Dipnotlar belirli bir düzende yazılır. Bir sayfada metnin içinde kaç dipnot numarası yer almışsa, o numaralara karşı gelen dipnotların da <u>mutlaka </u>aynı sayfanın altında yazılmış olması gerekir. Otomatik numaralandırma seçildiğinde varsayılan, sürekli numaralamadır. Ancak Şekil 1’de Se<u>ç</u>enekler&#8230; butonundan yeni bir diyalog kutusuna geçilerek, her bölümün kenddi içinde numaralanması veya her sayfanın kendi içinde numaralanması yöntemleri de seçilebilir. Bu </span><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="154"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004.jpg"><img title="clip_image004" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="253" alt="clip_image004" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004-thumb.jpg?w=291&#038;h=253" width="291" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;">durum Şekil 2’de gösterilmiştir.<span>&#160; </span><u><span style="color:black;"><span>&#160;</span></span></u><span style="color:black;">
</p>
<p>     </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>2</span> Dipnot Seçenekleri Diyalog Kutusu<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;color:black;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Ayrıca bu diyolog kutusun da dipnotların numaralanışında kullanılacak sayının biçimini de belirtmek mümkündür. Dosyanın birden fazla kişi tarafından farklı bilgisayarlarda yazılması durumunda, başlangıç değerininde burada yeniden tanımlanması gerekecektir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="161"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005.gif"><img title="clip_image005" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="257" alt="clip_image005" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005-thumb.gif?w=291&#038;h=257" width="291" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><b>Şekil </b><b><span>3</span></b><b> Dipnotlarda Kullanılacak Sayı Biçiminin Seçimi
</p>
<p>   </b></p>
<p class="MsoBodyText">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Aynen yapılan alıntılar, sağ ve sol marjdan ikişer cm. içeriye yazılmak suretiyle belirtilir. Alıntı dört satır daha az ise nomal iki satır aras, dörtten fazlaysa tek satır ara ile yazılır. Aktarılan her paragrafın başına ve sonuna (“) işareti konur.</p>
<p class="MsoBodyText"><span style="color:black;">D. YAZIM İŞLEMİ<a title="" href="#_ftn5" name="_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:&quot;">[5]</span></span></span></span></a>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="152"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007.jpg"><img title="clip_image007" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="277" alt="clip_image007" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007-thumb.jpg?w=312&#038;h=277" width="312" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezler iki ara ile yazılır. Satır arası ile ilgili bu ayarlamayı yapmak için MS Word’de Biçim Menüsü’nden Paragraf&#8230; komutu seçilip, Satır aralığı liste kutusundan çift seçeneği tıklanıp, onaylanır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>4</span> Satır Arallığının Seçimi</p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="152"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008.gif"><img title="clip_image008" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="137" alt="clip_image008" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008-thumb.gif?w=302&#038;h=137" width="302" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><b><span style="font-size:12pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span></span></b><span style="font-size:14pt;">Tezin ilk taslak çalışması da elle yazılıp, kağıt üstünde değil de; Word’de yazılıp, eleştiri ve düzeltmelerin yapılabilmesi için öğretim üyesine diskete kayıtlı ya da e-maile eklenmiş olarak sunulursa, yapılan değişiklik ve düzeltmelerin takibi kolayca mümkün olacaktır. Bunun için de öğretim üyesinin tez taslağını kendi bilgisayarında incelemeye başladığında, yalnızca basit bir işlemi unutmaması yaterlidir: Araçlar Menüsü’nden Değişiklikleri İzle&#8230; komutundan, Değişiklikleri Vurgula komutunu seçmesi, gelen diyolog kutusunda seçenekler butonunda açılacak diyolog kutusundan da işlemin ayrıntılarının belirlenmesi gerekmektedir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>5</span> Değişikleri Vurgula Dialog Kutusu</p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2">Şekil 6’da Seçenekler butonunda açılacak diyalog kutusunda ne tür değişikliklerin, nasıl izlenebileceğine dair seçenekleri içeren liste kutuları görülmektedir. <span class="msoIns"><ins cite="mailto:9%20eylul" datetime="2001-05-01T15:04">
</p>
<p>     </ins></span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span class="msoIns"><ins cite="mailto:9%20eylul" datetime="2001-05-01T15:04">
<p>&#160;</p>
<p>     </ins></span></p>
<p class="MsoBodyText2" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="95"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009.gif"><img title="clip_image009" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="406" alt="clip_image009" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009-thumb.gif?w=394&#038;h=406" width="394" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>6</span> Değişikleri İzleme Dialog Kutusu<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="133"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011.jpg"><img title="clip_image011" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="279" alt="clip_image011" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011-thumb.jpg?w=350&#038;h=279" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br />Tezin yandan bağlı manüskri şeklinde yazılması uygun olur. Cilt payı, sayfa yapısına ilişkin diğer ayrıntılarla birlikte Dosya Menüsü’nden Sayfa Yapısı&#8230; komutu ile belirlenir. </p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>7</span> Sayfa Yapısının Düzenlenmesi<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><b><span style="font-size:12pt;">
<p>&#160;</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="180"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012.gif"><img title="clip_image012" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="181" alt="clip_image012" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012-thumb.gif?w=246&#038;h=181" width="246" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Sayfa sonuna rastlayan ve dört satırdan kısa paragraflar bölünmez. Bir paragrafın en az ilk iki satırı sayfanın sonuna veya son iki satırı sonraki sayfanın başına yazılmış olmalıdır. Önceden tanımlanmış sayfa yapısına göre sayfa kesmesinin otomatik gelmesi beklenmeden sayfa kesmesi eklemek mümkündür. Bunun için Ekle Menüsü’nden Kes&#8230; Komutu seçilir ve açılan Diyalog Kutusu’nda Sayfa Sonuna radyo düğmesi işaretlenir. Makale vb. iki ve daha çok sütun halinde yazılan yazılar içinse Sütun Sonuna radyo düğmesi uygun olur. </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>8</span> Sayfa Veya Sütun Sonunun Belirlenmesi<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>1 . Kapak Sayfası.</u> Tezin hazılandığı kurumun adı, en üstte yer alır. Bunun yaklaşık 3.5-4 cm. aşağısında başlık (tezin konusu, adı), bunun da 4-5 cm. kadar altında tezi hazırlayan adı-soyadı, sayfanın en altında ise biraz daha küçük puntolarla şehir ve yıl yazılır. Bütün bu kısımlar Biçimlendirme araç çubuğında bulunan Ortala Butonu ile ortalanmış olmalı. Tez Danışmanı olan öğretim üyesinin adı da kapakta yer alabilir.</p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="123"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014.jpg"><img title="clip_image014" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="147" alt="clip_image014" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014-thumb.jpg?w=383&#038;h=147" width="383" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>2 . Önsöz ve Giriş Sayfaları .</u> Önsözde tezin ana konusu belirtilir, tezin hazırlanmasında yol gösteren öğretim üyesine teşekkür edilir vb. Önsöz ve varsa giriş sayfalarına küçük romen rakamlarıyla sayfa numarası konulur. Kapağa numara konulmaz, ama önsöze numara verilirken dikkate alınır. Bu durumda numaralandırma; tezde iki ( ii ), kitapta ise ( iii ) ile başlatılır. Ekle Menüsü’nden Sayfa Numaraları&#8230; ve gelen diyolog kutusundan da Biçim&#8230; Butonuna tıklanarak, sayı biçimi liste kutusunun açılmasıyla küçük romen rakamı seçilir ve başlangıç numarasının önüne ( ii )olarak tanımlanması gerçekleştirilir. </p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="142"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016.jpg"><img title="clip_image016" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="326" alt="clip_image016" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016-thumb.jpg?w=350&#038;h=326" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><u><span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>     </span></u></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>9</span> Sayfa Numarasının Biçimi ve Başlangıç Değerinin Belirlenmesi<u>
</p>
<p>   </u></p>
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>3 . İçindekiler </u>.<span>&#160; </span>Anahatları ile özetlemeye benzeyen içindekiler kısmı,<span>&#160; </span>önsöz ve –varsa- girişten sonra yazılır ve küçük romen rakamlarıyla sayfalarının numaralandırılması devam eder. Tez metnine sayfa numaralarının verilmesi de benzer yöntemle, fakat sayı biçiminden ( 1, 2, 3&#8230; ) seçilerek gerçekleştirilir. İçindekiler sayfası yazılırken, bölüm,<span>&#160; </span>alt bölüm gibi kısımlarının numaralandırılması, Amerikan Sistemi, Alman Sistemi ( Desimal sistem ) veya Karma Sistem’e uygun olarak Biçim Menüsü’nden Madde imleri ve Numaralandırma&#8230; Komutu seçilerek düzenlenebilir. Biçimlendirme Araç Çubuğu’nda bulunan Numaralandırma, Girintiyi Artır, Girintiyi Azalt Butonları da bu konuda kullanıcıya yardıncı olabilir. </p>
<table class="MsoNormalTable" style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:medium none;border-bottom:medium none;border-collapse:collapse;" cellspacing="0" cellpadding="0" border="1">
<tbody>
<tr>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">Amerikan Sistemi</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">Alman Sistemi (Desimal Sistem)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">I- </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160; </span>A .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1 .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>2 . </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2" style="margin-left:18pt;"><span>&#160;</span><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>a.</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>b.</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>aa. </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>bb. </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.1. </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>-</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>-</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>- </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>- </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>B .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:windowtext 1.5pt solid;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">II-</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:windowtext 1.5pt solid;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">2.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Tablo <span>1</span><span> İçindekiler Sayfası İçin Numaralandırma Sistemi Örnekleri</span><span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="114"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018.jpg"><img title="clip_image018" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="295" alt="clip_image018" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018-thumb.jpg?w=350&#038;h=295" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;</span><u><span>&#160;</span></u><b><span style="font-size:12pt;"><span>&#160; </span>
</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>10</span> Numaralandırma Seçenekleri</p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="123"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020.jpg"><img title="clip_image020" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="297" alt="clip_image020" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020-thumb.jpg?w=353&#038;h=297" width="353" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>11</span> Numaralandırılmış Anahat Seçenekleri</p>
<p class="MsoCaption">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u><span style="font-size:14pt;">4 . İndeks ( Dizin ). </span></u><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;</span>Kitaplarda veya geniş kapsamlı tezlerde kullanılabilecek olan ve konuyla ilgili kavram ve kelimelerin, alfabetik sırayla belirlendiği indeks kısmının sayfa numaraları romen rakamıyla yazılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>5 . Bibliyografya ( Kaynakça ).<span>&#160; </span></u>Yaralanılan kaynakları belirten bu kısım tezin sonuna, ayna sayfa yapısı ile yazılır. Yaklaşık 5. cm’e soldan hizalı bir sekme yerleştirilir ve yazar isimleri sol baştan başlatılıp, sekmenin hizasına iki nokta üst üste konur: kaynağın bilgileri ile devam edilen satıra tüm bilgi sığdırılamadığı durumda da sekme hizasından devam edilir. <u><span>&#160;</span></u><span>&#160;</span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption"><span style="font-weight:normal;font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Örnek 1’de soyadına göre alfabetik sıralanmış yazar isimlerine, Dr. gibi ünvanların yazılış sırasına, aynı yazarın farklı iki eseri varsa, sıralamanın eserlerin baş harfine göre alfabetik oluşuna ve yazar adının tekrar yazılmayıp üç adet tire işareti ile ( &#8212; ) belirtilmesine, aynı eserin farklı iki basımından yararlanıldığında, hem yazar ismi, hem de eser ismi için üçer adet tire işaretinin kullanılmasına, iki yazarlı eserlerde ikinci yazarın isminin birinci yazarı izlerken Soyadı, Adı – Adı Soyadı biçiminde yazıldığına, makale isimlerinin tırnak işaretleri ile sınırlandırılmış ve baş harfleri büyük, diğerleri küçük harfle yazılmış olduğuna, kitap isimlerinin ise tümü büyük harf yazıldığına dikkat edilmelidir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<h4>
<p>&#160;</p>
</h4>
<h4>B İ B L İ Y O G R A F Y A </h4>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;</span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Ali<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Belma<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: TEZLERİN YAZIMI, Başnur Matbaası, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acargil, Ahmet<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: “ Dipnotlar”, SEKRETERLİK DERGİSİ, Sayı: 12-13
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Bakır, Dr. Nedim<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>:MANÜSKRİLER, 2. Bası, Akaylar Basımevi,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İstanbul 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Balcı, Nedim<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>:ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ, II. Cilt, 3. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Kardeşler Matbaası, İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212;<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: BİLİMSEL ÇALIŞMA, Akın Matbaası, İzmir 1983
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8212;<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: 2. Bası, Akın Matbaası, İzmir 1985
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Tezcan, Nurettin<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: DAKTİLOGRAFİ TEKNİKLERİ, I. Cilt, 2. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Nurdan Basımevi, İstanbul 1978
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8211; Ahmet Abalı<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: SEKRETERLİK, Akaydınlar Basımevi, İstanbul 1981
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Zorlu, Bedri<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, Mercanlar Matbaası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İzmir 1982
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Örnek <span>1</span> Sekme İle Düzenlenmiş Bibliyografya<span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Örnek 2’de sekme kullanılmaksızın, yazar isimlerinin uzunluğu ne olursa olsun, isim yanından diğer kaynak bilgilerinin yazılmasına devam edilmekte, ancak bilgiler bir satıra sığmadığı taktirde alt satıra geçilip, sıtandart tab tuşu ile iki tab vuruşu içerden devam edilmektedir. Sıralama ve bilgilerin düzenleme esasları, birinci örnekle aynen uyuşmaktadır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Her iki örnekte de; iki kaynak arasında çift satır arası bir kaynağın bilgilerinin alt satırdan devamı durumunda ise tek satır arası kullanılmaktadır.</span><a title="" href="#_ftn6" name="_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference">6</span></a><span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<h4>B İ B L İ Y O G R A F Y A</h4>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><b><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Ali. RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Belma. TEZLERİN YAZIMI, Başnur Matbaası, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acargil, Ahmet. “ Dipnotlar”, SEKRETERLİK DERGİSİ, Sayı: 12-13
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Bakır, Dr. Nedim. MANÜSKRİLER, 2. Bası, Akaylar Basımevi,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İstanbul 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Balcı, Nedim. ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ, II. Cilt, 3. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Kardeşler Matbaası, İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212;<span>&#160; </span>BİLİMSEL ÇALIŞMA, Akın Matbaası, İzmir 1983
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8212; 2. Bası, Akın Matbaası, İzmir 1985
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Tezcan, Nurettin. DAKTİLOGRAFİ TEKNİKLERİ, I. Cilt, 2. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Nurdan Basımevi, İstanbul 1978
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8211; Ahmet Abalı. SEKRETERLİK, Akaydınlar Basımevi, İstanbul 1981
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Zorlu, Bedri. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, Mercanlar Matbaası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Örnek <span>2</span> Standart Tap Tuşu ile Bibliyografya Düzenlenmesi<span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<div> <br />
<hr align="left" width="33%" sIZE="1" />
<div id="ftn1">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[1]</span></span></span></span></a> <span style="font-size:12pt;">Muzaffer Okutkan, DAKTİLOGRAFİ, Milli<span>&#160; </span>Eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları, 4. Bası, İstanbul</span> 1991, s.233<span>&#160; </span></p>
</p></div>
<div id="ftn2">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref2" name="_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[2]</span></span></span></span></a><span style="font-size:12pt;">Bkz. Prof.Dr.Zeynel Dinler, BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE İNTERNET’E BAĞLI BİLGİ MERKEZLERİ, Ekin Kitapevi, Bursa 1998, s.168-222
</p>
<p>       </span></p>
</p></div>
<div id="ftn3">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref3" name="_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:&quot;">[3]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:12pt;"> MuzafferOkutkan, a.g.e. s.233
</p>
<p>       </span></p>
</p></div>
<div id="ftn4">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref4" name="_ftn4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[4]</span></span></span></span></a> Dr.Ali Acar, RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984, s.75 </p>
</p></div>
<div id="ftn5">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref5" name="_ftn5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[5]</span></span></span></span></a>Harflerle numaralamada ç.ö.ş.ü gibi harfler altlanabilir. </p>
</p></div>
<div id="ftn6">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref6" name="_ftn6"><span class="MsoFootnoteReference">6</span></a> Örnekler yardımıyla bu çalışmanın bibliyografya sayfasının<span>&#160;&#160; </span></p>
</p></div>
</p></div>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=574&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image002</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image004</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image005</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image007</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image008</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image011</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image012</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image014</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image016</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image018</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image020</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MC DONALD&#8217;S NASIL KURULDU?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 14:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı servis Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Donald’s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/</guid>
		<description><![CDATA[

Yıl 1937. California’lılar otomobillere olan o görülmemiş tutkularının ve bağımsızlıklarının esiri olmaya o zamandan başlamışlardı. Güney California’daki bazı işletmeciler, otomobillere servis yapan lokantalar açıp para kazanmanın yolunu keşfetmişlerdi. Mc Donald’ların ilk girişimi tıpkı ötekiler gibi bir otomobil servisi idiyse de çok mütevazi boyutlardaydı. Dick ile Mac kolları sıvayıp sosisleri kızartır, içecekleri hazırlar ve bir düzine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=549&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald.jpg"><img title="mcdonald" style="display:inline;border-width:0;" height="406" alt="mcdonald" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald-thumb.jpg?w=252&#038;h=406" width="252" border="0" /></a>
</p>
<p><strong>Yıl 1937. California’lılar otomobillere olan o görülmemiş tutkularının ve bağımsızlıklarının esiri olmaya o zamandan başlamışlardı. Güney California’daki bazı işletmeciler, otomobillere servis yapan lokantalar açıp para kazanmanın yolunu keşfetmişlerdi.</strong> Mc Donald’ların ilk girişimi tıpkı ötekiler gibi bir otomobil servisi idiyse de çok mütevazi boyutlardaydı. Dick ile Mac kolları sıvayıp sosisleri kızartır, içecekleri hazırlar ve bir düzine branda bezi kaplı tabureye oturan müşterilere hizmet ederken, üç garson kız da park yerindeki arabalara servis yapıyordu. Mc Donald’lar 1940’ta Los Angeles’ın 50 mil kadar doğusundaki San Bernardino’da çok daha büyük bir otomobile servis lokantası açtılar. Dükkân salt görünüşüyle dikkat çekecek nitelikteydi ve 1940’ların ortalarında şehir gençlerinin bir numaralı uğrak yeri oldu. Hafta sonlarında akşam yemeği için park yerine sıralanan 125 arabaya yirmi garson kız hizmet ediyor, yıllık satış 200.000 doları buluyordu.</p>
<p> <span id="more-549"></span>
</p>
<p>Ancak Mc Donald’s kardeşleri rahatsız eden bir şey vardı. Bunu “Fiyatları düşürüp müşterinin kendi kendine servis yapmasını sağlayacak büyük satış hacmi yapmak istiyorduk. Bilemezsiniz o garson kızların ağırlığını. Bu işin daha hızlı bir yolu olmalı diye düşünürdük. Arabalar park yerine yığılır, yolu tıkardı. Gerçi müşteriler daha hızlı servis peşinde değillerdi ama işi hızlandırırsak onların da hoşnut kalacağını seziyorduk. Dünya hızlanıyordu. Süpermarketler, büyük mağazalar çoktan self-servise geçmişlerdi. Otomobile servis yapılan lokantaların önündeki tek seçenek de self-servisti.” Diye ifade ediyor Mc Donald. 1948 sonbaharında 20 garson kıza yol verildi. Garsonların mutfaktan mal aldığı iki servis penceresi genişletilerek müşterilerin self servis yapabilecekleri duruma getirildi. Tabakların çatal bıçakların yerini karton kutular, kağıt peçeteler ve kağıt bardaklar aldı. Böylece bulaşıkçı ve bulaşık sorunu ortadan kalkmış oldu. Hamburgerler küçültüldü. Ama bu arada fiyat da inanılmaz oranda düşürülerek 30 sentten 15 sente indirildi. Garson kızlar olmayınca gençler de dükkâna eskisi kadar uğramaz oldular. Dükkân avare gençlerin takıldığı bir yer olmaktan çıkınca, yeni kapsamlı bir müşteri potansiyeli baş gösterdi: Aileler gelmeye başladı.</p>
<p>Mc Donald’s işletmecileri bu potansiyelin önemini ve büyüklüğünü çok geçmeden kavradılar. Çocuklara şirin görünerek büyükleri çekmek kolay oluyordu. Bu gerçek kavranınca Mc Donald kardeşler, pazarlama yöntemlerini yeni pazara göre değiştirdiler. Reklâmlarda ailelere hitap edilmeye başlandı ve kampanyalarda çocuklara dağıtılacak armağanlar ön plana alındı. Dükkânda servis yapan bütün tezgâhtarlara da çocuk müşterilere ayrı bir özen gösterilmesi tembihlendi.</p>
<p><b>MC DONALD’S BÜYÜYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Mc Donald kardeşler işi genişletme kavramında yatkın ve tutkun olmadıkları için, kendi başlarına ülke çapında bir zincir kuramadılar. İkisi de gezilere çıkmaktan hoşlanmıyordu. Ancak Mc Donald kardeşlerin fast-food hamburger zincirini ülke çapında yaygınlaştırma fırsatını kaçırmış olmaları, bu fırsatın hala değerlendirilebilecek durumda olmaması anlamına gelmiyordu. Birinin çıkıp bu fırsatı kullanmaması için hiçbir neden yoktu. Bu birisi, 1954 yazında Ray A. Kroc kimliğinde ve beslenme endüstrisi araç-gereçleri satıcısı olarak ortaya çıktı. Mikser kullanan dükkanlarda ve lokantalarda genellikle bir multi mikser kullanılırdı. Oysa Mc Donald’ların dükkanında üç veya dört mikser sürekli çalışıyordu. 1954 yılında Mc Donald kardeşler, eskiyenleri yenilemek için aldıkları da dahil on mikser alınca, Kroc’un aklı başından gitti. Bir hamburgercinin on multi mikserle ne işi olabilirdi? Kroc kendini daha fazla tutamadı, gidip kendi gözleriyle görmek istiyordu. Arabasını Mc Donald’s dükkânının önüne park ettiğinde servis pencerelerinin önünde kuyruklar sıralanmaya başlamıştı bile. Öğle olduğunda park yeri 150 arabayla tıklım tıklım dolmuş, Mc Donald’s ekibi kolları sıvamıştı. Ray Kroc, siparişleri onbeş dakikada yerine getirebilen bu hıza benzer bir şeyi o güne kadar hiç görmemişti. Kendi kendine “Şu ya da bu şekilde, benim de bu işe katılmam gerek.” diye düşünmekten kendini alamadı.</p>
<p>Kroc, Mc Donald’s tipi lokantaları ülke çapında yaygınlaştırmaya karar verdi. Mc Donald kardeşler gibi yerlerinden kıpırdamayan kişilerden olmadığı için, bu lokantaların iş yapacağı irili ufaklı yüzlerce pazar biliyordu. Ülkenin hemen hemen her yerini görmüştü ve bu kentlerin hepsinde birer Mc Donald’s düşlüyordu. Bunun üzerine Mc Donald’s sistemini ülke çapında yayacak bayilik örgütü için sözleşme imzalamak üzere batı kıyısına uçtu. İki kardeş bayilik hakkını 950 dolara satmayı düşünüyorlar, ayrıca satıştan da sadece yüzde 1,9 pay istiyorlardı. Ray bu teklifi kabul etti. Kroc 2 mart 1955’te yeni bayilik şirketi Mc Donald’s System Inc.’ı (bu ad 1960’ta Mc Donald’s Corporation olarak değiştirildi) kurduğunda, deneyimli bir yiyecek endüstrisi satıcısının stratejisiyle işe başladı. Bu stratejilerin başında, Mc Donald kardeşlerin geliştirdiği biçimin dışına çıkmamak vardı. </p>
<p><b></b></p>
<p><b>MC DONALD’S IN BAYİLİK SİSTEMİ</b></p>
<p>Söylentilere göre bayilik sistemini Mc Donald kardeşlerin ilk aklına sokan Kroc’tur. Oysa Mc Donald kardeşler daha Kroc’la tanışmadan iki yıl önce Hızlı servis Sistemi bayiliklerini dağıtmaya başladılar. Benzincilik yapan Neil Fox 1952 yılında ilk Mc Donald’s bayii oldu. Mc Donald kardeşler aslında ancak bayilik vererek büyük paralar kazanabilirlerdi. Oysa onlar, kendi ürünlerinin pek farkında değil gibiydiler. Hatta Fox bayilik için ilk başvurduğunda, McDonald kardeşler onun dükkânına Fox adını vereceği sandılar. Fox Mc Donald’s adını kullanmak istediğini söyleyince Dick McDonald, “Bunu da nerden çıkardın?” dedi. “ Phoenix’te kimse bizim adımızı bilmez ki.” Ama sonradan Fox’un ısrarına dayanamadılar ve böylece Mc Donald’s hamburger zinciri doğmuş oldu.</p>
<p><b>KROC’UN BAYİLİK FORMÜLÜ</b></p>
<p>Ray Kroc 1955’te fast-food piyasasına giren tek kişi değildi. Ama en azından başka kimsede olmayan bir tasarısı vardı. Kamuoyundaki Kroc imgesinin tersine, Kroc ne 15 sentlik hamburgeri, ne de otomobillere self servis yapan lokantayı, ne de fast-food hazırlama sistemini icat etti. Onun gerçekten icat ettiği tek şey, benzersiz bir bayi sistemiydi ve bu sistem, Mc Donald’s şirketini öteki, fast-food bayilerinden ayıran en büyük özellik oldu. Kroc’un tek isteği serviste ve üründe kalite ve istikrar getiren uzun ömürlü bir fast-food işi kurmaktı. Bunu gerçekleştirebilmek için öteki bayilerden çok daha kapsamlı biçimde sistemi kendi kontrolüne almak istiyor, buna karşılık da kısa sürede büyük kazanç sağlamaktan vazgeçmeyi göze alıyordu. Kroc Mc Donald’s bayiliği vereceği kişilere, 1950 li yıllarda pek çok girişimci gibi pembe vaatlerde bulunmaz tam tersine mantıklı, vurucu ve gerçekçi davranırdı.</p>
<p>Kroc’un bayilik formülü öteki fast-food zincirlerinden birkaç yönüyle farklıydı. Birincisi ve belki de en önemlisi, bölge bayilikleri verilmemesiydi. Kroc sadece 950 dolar karşılığında tek tek dükkânlara bayilik vermekten yanaydı. Bayilik sisteminin öteki girişimcilere en çekici gelen yanına, yani kolay para kazanma yanına karşı inatla direniyordu. Mc Donald’s bu yöntemle iyi çalışmayan dükkânları tek bir dükkânla sınırlamayı başarabildi.</p>
<p>Kroc tüm ülkede kalite ve hızlı servis denilince akla ilk gelecek ad olarak Mc Donald’s şirketinin öne çıkmasını ve bunu sağlamak için de her dükkânda aynı standartların bulunmasını istiyordu. Bayilik ruhsatı veren yerleri merkezden kontrol olanağı olmadan da bunun gerçekleşmeyeceğine inanıyordu.</p>
<p>Kroc bayilere ürün ve donanım satarak para kazanma fikrinin çekiciliğine de kendini kaptırmıyordu. Kroc bölge bayilerine malzeme satmanın temel yanlışını kavrıyordu: Bayilik veren şirket, daha bayi dükkanını açmadan para kazanıyor, bu yüzden de lokantanın başarısını kollamak gerekliliğini duymuyordu. Mc Donald’s yönetim kurulu başkanı Fred Turner da Mc Donald’s taklidi olan ama bölge bayilikleri satan ve bu bayiliklere malzeme satarak para kazanma yoluna giden zincirlerde, hiçbir zaman Mc Donald’s ayarında işletmeciliğin gerçekleştirilemediğini belirtiyor.</p>
<p><b></b><b>MC DONALD’S PARA KAZANMAYA BAŞLIYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Lokantalar 1950 lerin sonunda yılda ortalama 200.000 dolarlık satış yaparken Mc Donald’s şirketi bu paradan servis yüzdesi olarak sadece 2800 dolar kazanıyordu. Bu paranın 1000 doları da Mc Donald kardeşlere isim hakkı olarak ödeniyordu. Gerçektende Mc Donalds para kazanmak için yepyeni bir yol bulmuş olmasaydı, 1985’te 110 milyon dolar zarara girerdi. Kısacası, Kroc’un Mc Donald’s şirketini kurma tasarısı, mali yönden müflis bir plandı. </p>
<p>Mc Donald’s Harry J. Sonneborne’un geliştirdiği fazla bilinmeyen bir formülden ve emlak işinden para kazandı. Onun mali formülü olmasaydı, Mc Donald’s fast-food endüstrisine egemen olmak şöyle dursun, rakipleriyle boy ölçüşecek duruma bile kolay kolay gelemezdi. Sonneborn, bayilerden yüksek para almak veya mal satıcılarından bayilere sattıkları mal için komisyon istemek yerine, bayilere kiralanacak emlak işinden para kazanmak fikrini geliştirdi.</p>
<p>Kroc bir bayiye başlangıçta tek dükkân açma hakkı vererek, işletme kalitesini denetleyebiliyordu, ama bayi olmak isteyenlerin lokanta için gerekli yarım dönümlük arsaya verecek 30.000, lokantayı yaptıracak 40.000 dolarları olmuyordu. .Çoğu bu parayı kredi olarak sağlamak olanaklarına da sahip değildi.</p>
<p>Sonneborn ise son derece basit bir çözüm getirdi. Mc Donald’s Franchise Realty adında ayrı bir emlak şirketi kuracaktı. Bu şirket lokanta kurulacak yerleri saptayacak, arsa sahipleriyle lokantanın inşası için anlaşacak ve arsa ile lokanta binasını mal sahibinden kiralayacaktı. Yirmi yıllık kira sözleşmeleri yapıldıktan sonra da bu yerleri bayilere kiralayıp, emlak hizmeti için belirli bir pay alacaktı. Bu kazanç bayilere araç-gereç ve malzeme satmanın getireceği gelirden çok daha büyüktü. Kiralanan lokanta işlediği sürece, Mc Donald’s şirketine ana kiranın en az yüzde 40’ını kazandırmış olacaktı. Ama asıl kazanç kiralama planının ikinci aşamasından sağlanıyordu. Buna göre, işletmecinin vereceği kira, lokantanın satış hacmi üzerinden alınan yüzdeydi. Satışlar kira artı yüzde 40 farkın toplamını bulmuyorsa, bayi bu taban kirayı ödüyor, satışlar yüksek olursa yüzde üzerinden kira veriyordu.</p>
<p><b>ŞİRKET EL DEĞİŞTİRİYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>1961 yılında şirketi satın almak Kroc’un vazgeçilmez hedefi durumuna gelmişti. Kroc McDonald kardeşlerin geliştirdiği fast-food sisteminin genel bayilik haklarını bir an önce alabilme telaşıyla kendisinin yasal bir cendereye sokmuştu. Şirketin avukatları Kroc’un iki kardeşle yaptığı sözleşmeyi inceledikleri zaman, kısıtlayıcı koşullar karşısında şaşkına döndüler. Buna göre Kroc, iki kardeşin lisans verme yetkisini taşıyordu. Ülke çapında bayilik ruhsatı dağıtmaktan öte yetkisi yoktu. Kroc’un bir mal ve donanım ikmal sistemi geliştirmesini, ruhsat verilen lokantaların işletmesini denetlemesini, yeni ürün, yeni yöntemle, yeni araç gereç, geliştirmesini, hatta yeni lokantalar için yer seçmesini kapsayan hiçbir madde sözleşmede yer almıyordu. Üstelik sözleşme, Kroc’a bu yetkiyi vermek şöyle dursun, tam tersine bu işlevlerin Kroc’a ait olmadığını öngörüyordu. Kroc sözleşmeye harfi harfine bağlı kaldığı takdirde, ülke çapında bir hamburger zinciri geliştiremeyeceğini biliyordu. </p>
<p>Mc Donald’s işi büyüdükçe, sözleşmeye aykırı davranışlar da arttı. Mc Donald’s ilk beş yıl içinde dışardan bakıldığında kardeşlerin formülüne sıkı sıkıya bağlı görünse de, işletmeyi geliştirmek için yüzlerce değişiklik yapıldı ve bunların hepsi de Mc Donald kardeşlerin yazılı izni olmadan gerçekleştirildi.</p>
<p>1960’ta sözleşme bir başka yönden de tehlikeli olmaya başladı. Vadesi dolmak üzereydi. On yıllık sözleşme süresinin bitimine sadece dört yıl kalmıştı. Kroc her ne kadar sözleşmeyi 10 yıl daha uzatabilirse de, ilk sözleşmeye ait koşulların çiğnendiği gerekçesiyle Mc Donald kardeşler uzatmaya yanaşmayabilirlerdi. Böylece dava açmaya gerek kalmadan sözleşme iptal edilir, bütün bayilikler iki kardeşin kontrolü altına girer ve Kroc ile şirketi kendilerini kurtaramazdı. Sıkı görüşmelerin sonunda 28 Aralık 1961’de Mc kardeşler, Mc Donald’s ın isim hakkını ve şirketle ilgili tüm yetkilerini 2,7 milyon dolara sattılar. O gün için her ne kadar karlı bir iş yaptıklarını düşünseler de kendisine ve kardeşi Mac’in payına düşen yüzde 0,5 karşılığında şirketteki haklarını satmamış olsaydı, Richard Mc Donald bugün Amerika’nın en zengin adamlarından biri olurdu. Belki Kroc kadar zengin olabilirdi. 1961 sonundaki 2,7 milyon dolarlık satıştan bu yana Mc Donald’s lokantalarının satış tutarı 77 milyar doları buldu. Satış yapılmasaydı, Mc Donald kardeşler isim hakkı olarak 388 milyon dolar kazanacaktı. Bugünkü değerlendirme çerçevesinde ise yıllık isim hakkı kazançları 55 milyon dolar olacaktı. Ama her şeyden önemlisi Kroc’un şirketinin özgürlüğüne kavuşmuş olmasıydı.</p>
<p><b>MC DONALD’S YÖNETİMİNİN ÖZELLİKLERİ</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Mc Donald’s yönetiminin en önemli özelliği, yönetim yekpare bir bütün değildi. Mc Donald’s şirketinin yöneticileri hemen her konuda aynı şeyleri düşünmezler ve yapmazlar, geçmişlerinde veya kişiliklerinde hiçbir benzer yan yoktur. Üstelik bu bilinçli olarak böyle oluşturulmuştur. Ray Kroc’un şirket yöneticilerinde aradığı tek ortak özellik Mc Donald’s kuruluşuna bağlılıklarıydı. Kroc, fast-food işletmesinde servisin ve ürünlerin her yerde aynı olmasını isterken, bu sonucu sağlayacak yöneticilerde benzer özellikler aramıyordu. Kroc sadece çok farklı özellikleri olan kişileri işe almakla kalmaz, onlara büyük özgürlük de tanırdı</p>
<p>Mc Donald’sın ilk ve önemli yöneticileri Kroc, Sonneborn ve Martino’nun kişilikleri arasındaki ayrılıklar, Mc Donald’s için bir model oluşturdu. Onlardan sonraki üç önemli personel, Fred Turner, Jim Schindler ve Don Conley de ilk üçü kadar birbirinden farklı kişilerdi. Böyle olduğu halde, Kroc’un yöneticilik konusundaki elektik yaklaşımı son derece başarılı oldu. Her birinin değişik merakları ve eğilimleri olduğu için, bu kişiler Mc Donald’s şirketinin değişik yönlerini geliştirip bütünü mükemmele götürdüler. Turner sonradan fast-food endüstrisine örnek olacak dükkân işletme sistemini geliştirdi. Schindler binaları, donanımı ve amblemleri tasarlıyordu. Bu tasarımlar da zamanla fast-food endüstrisinin standartları arasına girdi. Conley Mc Donald’s zincirinin temel taşı olan bağımsız bayileri sisteme katmak için gerekli diplomasiyi yürütüyordu. Bir anlamda Kroc’un yöneticilerindeki farklı özellikler Mc Donald’s sisteminin her noktada aynı özellikte olmasını sağladı.</p>
<p><b>PAZARLAMA VE MC DONALD’S </b></p>
<p><b></b></p>
<p>Şirketin Mc Donald kardeşlerden satın alınması Mc Donald’s lokanta bayiliklerinin tüm kontrolünü Ray Kroc’a vermişti. Kroc işletme ve emlak uzmanlarından oluşan bir kadro oluşturmasına karşın, pazarlama kadrosu oluşturma konusunda pek gayretli sayılmazdı. Şirketin ilk pazarlama müdürü Don Conley’di. Pazarlamacılık dalında birkaç gazete ve billboard ilanıyla, posta ile duyurular göndermekten başka bir şey yapmıyordu. Bugün Mc Donald’s adı, kapsamlı televizyon reklâmlarıyla eş anlamlı hale gelmişse de, o zamanlar şirketin reklâm programı neredeyse yok denilecek durumdaydı. Şirketin ilk reklâm müdürü John Horn ancak 1961’de atandı. Şirketin halka açılmadan önceki ilk ülke çapındaki gazete reklâmı da 1963 yılında Reader’s Digest’e verilen tam sayfalık ilan oldu. Bugün amerikanın üçüncü büyük reklâm vereni durumundaki Mc Donald’s ilk reklam acentası olan D’Arcy Reklamcılık’la da ancak 1964 de ilişki kurdu ve ülke çapında reklam programlarına da 1967 ye kadar girişmedi.</p>
<p>Şirketin basında fazla yer almayışını, sadece basının tavrına bağlamak doğru olmaz. İşin hafif yanının reklâm edilmesinde, şirketin de payı vardır. Ta başlangıçtan bu yana, hamburger satış miktarıyla ilgili haberlere ağırlık verildi. Bunu başlatan da Mc Donald kardeşlerin bizzat kendisi oldu. California’daki otomobillere servis yapan lokantalarının üzerine koskoca neonlu tabela ile “1milyondan fazla hamburger sattık” diye yazdılar. O günden bu yana da sürekli olarak, yok satılan hamburgerler peş peşe eklense kaç kez dünyadan aya ulaşırdı, yok efendim kullanılan ketçapla Missisipi Irmağı’nın yatağı kaç kez doldurulurdu gibisinden reklâmlara yönelindi.</p>
<p>Mc Donald’s 1984’te 8000’inci restoranını açtığı ve elli milyarıncı hamburgerini sattığında, bunlar büyük haber oldu. Ama Mc Donald’s şirketinin Birleşik Amerika’daki 130 milyar dolarlık yiyecek endüstrisine egemen olmak için uyguladığı strateji üzerinde kimse durmadı. Oysa bu pazar bilgisayar endüstrisinin hemen hemen iki katıdır. </p>
<p>Reklâm konusunda Mc Donald’s tarihindeki en büyük olay şüphesiz    <br />Golin’in Ray ile Hal Boyle’u buluşturduğu 1959 yılında oldu. Kroc biraz ağır işittiğinden sesini oldukça yükselterek konuşurdu. Bu nedenle büronun gürültüsü içinde de sesini duyurmakta zorluk çekmiyordu. Üstelik kendini kaptırıp Mc Donald’s hikayesini anlatmaya koyulunca, sadece Boyle değil, çevredekiler de onu dinlemeye başladılar. Boyle’un masasının çevresindeki daktilo makinelerinin sesi birer birer sustu ve herkes can kulağıyla 15 sentlik hamburgerlerin öyküsünü dinler oldu. </p>
<p>Boyle başlangıçta konuya ilgi göstermezken muhabirlerin ilgisi onun da tavır değiştirmesine yol açtı ve ertesi gün Boyle’un Mc Donald’s röportajı altı yüz gazetede birden yer aldı. Mc Donald’s zincirinin ülke çapında basına yansıması ilk kez böyle gerçekleşti ve birkaç gün içinde şirkete bayilik için akın akın başvuru gelmeye başladı. Bayilik bekleyenlerin listesi yüz kişiyi aştı. Bunlardan bir bölümü lokanta açabilmek için iki yıldan uzun süre beklemek zorunda kaldı.</p>
<p>Mc Donald’s ününü yaymaya yarayan reklâm araçlarından bir başkası da şirketin yaptığı bağışlar yoluyla adını basında duyurmasıydı. Bütün bayilere, kendi yörelerinde çeşitli hayır kurumlarına, başka amaçlarla yardım toplama kampanyalarına katılmak için kesin talimat verildi. Mc Donald’s adının, bağış kampanyaları listelerinden eksik olmaması, profesyonel reklâmdan çok daha fazla etkili oluyordu. Turner’ın belirttiğine göre bugün Mc Donald’s sistemini oluşturan şirket ve tüm bayilerin yıllık bağış tutarı 50 milyon doları, bir başka deyişle şirketin brüt kazancının yaklaşık yüzde 4’ünü buluyor.</p>
<p><b>KROC NASIL BAŞARDI?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Kroc her ne kadar büyük düş gücüne sahip olsa da, fast-food sistemini ilk düşleyen o değildi. Dahası bu sistemi düşleyip gerçekleştiren Mc Donald kardeşleri ilk keşfeden de o olmadı. Kroc’un büyük özelliği büyük dehası veya bayileri disipline etmekteki ustalığı da değildi. Ray Kroc’un üstünlüğü, yöneticilerini bayilerini ve kendisine mal verenleri seçmekteki ve yönlendirmekteki becerisiydi. Mc Donald’s başarısı hiç kuşkusuz Kroc’un girişimci yapısının sonucudur. Ama daha da önemlisi Kroc başka girişimcilere güvenecek kadar akıllı ve yürekli olduğu için başarıya ulaştı.</p>
<p>Mc Donald’s bünyesinde alınan kararlar hep bireysel inisiyatifin ürünleridir. Fikirler hiçbir zaman komitelerde oluşturulup geliştirilmezler. Yeni yönlenmeler, sürekli deneme yanılma süreciyle ortaya çıkar ve yeni fikirler de sistemin her köşesinden kaynaklanır. Kroc’un başarılı yönetiminin ana formülü, başarısızlık tehlikesini göze almaya ve yapılan yanlışları kabul etmeye hazır olmaktır. Mc Donald’s başarısının en büyük sırrı, Amerikan bireyselliğinden ve fikir çeşitliliğinden özveride bulunmaksızın , belirli bir işletme sistemine bağlılığı ve uyumu gerçekleştirebilmesidir. Bu uyumlu bütün ile yaratıcılığın kaynaştırılmasıdır.</p>
<p>Bu iki yönlülüğün somut kanıtı, Mc Donald’s sistemindeki üç öğenin yani bayiler, yöneticiler ve mal ile malzeme satıcılarının birbirleriyle olan ilişkileridir. Bu sistemde kimse kimsenin efendisi değil, herkes kendi işinin sahibidir. Kroc için önemli olan , fikrin hangi mevkiden geldiği değil, yararlı olup olmadığı, sonuç verip vermeyeceği olmuştur. </p>
<p><b>REKLÂMIN YARATTIĞI MUCİZE</b></p>
<p><b></b></p>
<p>1960 ların sonunda, McDonald’s yiyecek servisi endüstrisinin en yetkin mülk alıcısı olmuş, işi yürütmek için gerekli ekonomik yapıyı oluşturmuş, yerinden yönetim tarzıyla ülke çapındaki zincirin işleyişini kontrol eder duruma gelmişti. Fakat bu oluşumlar zinciri içinde halka pazarlama sorunu vardı. Şirket pazarlama işinin neredeyse tamamını bayilere bırakmıştı. Chicago’daki şirket merkezinde pazarlama bölümü bile kurulmamıştı. Ayrıca McDonald’s lokantalarının hızlı servis lokantaları olarak algılanması da Fred Turner’in büyüme programı için bir engeldi. Çözüm için McDonald’s zincirini tanıtıp çekici kılacak , merkezden koordine edilmiş bir reklam girişimi gerekmekteydi.</p>
<p>Turner şirketi usta bir pazarlamacı durumuna getirmek için dişarıdan yardım almaya karar verdi. Chicago’daki D’Arcy reklam ajansıyla anlaşıldı. Turnur D’Arcy nin önerdiği Paul Schrage’ı işe aldı ve şirketin reklam bürosunu kurmakla görevlendirdi. Schrage piyasadaki yetenekli reklamcıları şirkete çekmeye başladı. Yeni pazarlama ekibi, yiyecek servisi reklamlarına yepyeni bir yaklaşım getirdi. </p>
<p>O güne kadar yapılan reklamların çoğu ürün ve fiyatı vurguluyordu. Oysa Schrage ve D’Arcy’deki yapıcı yöneticiler, daha soyut ama daha büyük potansiyeli olan bir hedef seçtiler ve imaja ağırlık verdiler. </p>
<p>D’Arcy reklam acentası aynı zamanda başka şirketlerede büyük zaman ayırdığı için McDnolad’s yaklaşımına verdiği önem yeterli görülmedi ve Needham şirketi ile anlaşıdı. Üç ay içerisinde McDonald’s lokantalarını ailenin tüm bireylerine sevinç getirecek bir “Şenlik Adasına Kaçış” gibi sunan, içten, duyarlı ve keyifli bir yapıya sahip reklamlar hazırlandı. McDonald’s lokantasında yemenin, neşeli, cıvıl cıvıl bir deney olduğunu ve kaliteli, ucuz yiyecek bulunduğunu işleyen kısa öykülü filmler yapıldı. Disneyland benzeri bir McDonaldland oyun alanı kurularak McDonald’s ürünlerinden esinlenen masal tipleri oluşturuldu ve şuan bile 30 u aşkın şubede bulunacak kadar yaygınlaştırıldı. </p>
<p>Ülke çapında girişilen bu reklamların büyük başarısı üzerine, McDonald’s şirketi ilk kez dünya çapında bir pazarlamacı olarak ortaya çıktı. Reklamların etkisi, beş yıl içinde her lokantanın ortalama satış hacmini 621.000 dolara çıkardı. Bu da şirketin en güçlü televizyon reklamcılarından biri olmasına yol açtı. Şirketin pazarlama dairesi her yıl 130 yeni televizyon reklamının prodüksiyonunu hazırlar ve bunlar için yılda yaklaşık 20 milyon dolar harcar hale geldi.</p>
<p>Yerel reklamlar tamamen bayilere bırakıldığı gibi, genel reklamlarda da onların yaratıcı görüşlerine yer verilmektedir.</p>
<p><b>MALZEME KAYNAKLARI NASIL McDONALD’LAŞTIRILDI?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>McDonald’s, ülkenin sadece yiyecek servisi endüstrisinde değişimler yapmakla kalmadı, yiyecek haırlama, üretme endüstrisinşn yapısını da değiştirdi. Daha doğrusu McDonald’s hemen hemen tek başına , yepyeni bir yiyecek üretim ticareti oluşturdu. Piyasada yer etmiş yiyecek üreticileri , McDonald şirketinin isteklerini yerine getirmedikleri veya getiremedikleri zamanyeni mal kaynakları oluşturularak onların bu tavrına karşılık verildi. Yepyeni yiyecek üretim yöntemleri geliştirildi. Ve McDonald’s bunu Amerika’daki yiyecek üretim endüstrisinin devleri dışında kalan küçük şirketlerle başardı. Nasıl başlangıçta bayilik sistemini küçük girişimcilerle oluşturmuşsa, aynı yöntemi küçük üretici ve satıcılara da uyguladı. Bunun nedeni de McDonald şirketinin yıllardır süregelen yiyecek servisi geleneklerini yıkan yöntemlerini, ancak yerleşik, köklü kurumlar dışındaki küçük girişimcilerin göze alabilmesiydi.</p>
<p>Aslında tanınmamış şirketlerle çalışmak önceden tasarlanmış bir plan değildi ve McDonald şirketi büyük firmalara önyargı ile işe başlamadı.yiyecek üreten dev şirketlere başvurulmuş, ama çoğu bu fırsatı tepmişti. McDonald’ın istekleri öteki lokanta zincirlerinin isteklerini aştığı ve yiyecek üreticilerinin alışık olmadığı nitelikte olduğu için onlarla anlaşamadı. McDonald’s alışılagelmişin üstünde istekler öne sürdüğünde, büyük firmaların çoğu herkese sattıklarının dışında üretime yanaşmadılar. Mevcut üretim kapasitelerini arttırmayı, yeni üretim kapasitesi oluşturmaktan ve McDonald’s şirketinin geleceği üzerine kumar oynamaktan daha akıllıca gördüler. Ayrıca büyük şirketler tok satıcıydı. Siparişleri zamanında teslim etmek, az personel kullanarak sonucu sağlamak konularında titizlik göstermiyorlardı. Oysa küçük şirketlerin McDonald’s ile işbirliği yapmakla yitirecek hiçbir şeyleri olmamasına karşılık, kazanacakları şeyler vardı. Bu yüzden onlar daha özenli çalışıyorlardı.</p>
<p>McDonald’s şirketinin küçük üreticilerle iş yapması bir hayli riskliydi. McDonald’s bunu bildiği halde bir kumara giriyordu ve bu kumarı oynamakta kaçınmıyordu. Fast-food pazarının on yıl içinde birkaç büyük şirketin egemenliğine gireceği bir pazar durumuna geleceği belliydi. Pazar öngörülen bu niteliğe ulaştığında, pazarın devleri arasındaki savaşın sonucunu, en düşük üretim maliyetinisağlayan, en yüksek uzmanlık düzeyine çıkan ve yeniliklere açık olan satıcılar belirleyecekti. McDonald’s ın bu sonucu ufak üreticilerle elde etmesi ve dev şirketler oluşturması garanti değildi. Yiyecek üretimi alanında tanınmış isimlerle çalışan öteki zincirlerin karşısında, küçük üreticilere yönelen McDonald’s pek şanslı gözükmüyordu.</p>
<p>Ama sanılanın tam tersi gerçekleşti. McDonald’s düzensiz, disiplinsiz bir satıcılar karmaşası içinde düğümlenmek yerine en büyük rakiplerinin bile yiyecek servisi alanında en yetkin, en organize, en kaynaşmış olduğunu kabul ettikleri bir satıcılar ağı oluşturdu. Bu gün, McDonald’s kuruluşunu fast-food endüstrisinde standartlar koyabilecek duruma getiren, işte bu satıcılar sistemidir.</p>
<p>McDonald’s şirketi, ufak üreticilerle işe başladığı ve bu satıcılar Mc Donald’s sayesinde geliştikleri için, en büyük müşterileri kaçınılmaz olarak McDonald’s zinciridir. Hatta çoğu, başka kimseyle iş yapmaz. Bu nedenle, satıcılar, sanki McDonald’s şirketini birer koluymuş gibi sistemin kalitesini sürdürmeyi ve geliştirmeyi kendilerine görev bilirler. Sadece kendi ürünlerinin kalitesini kontrol etmekle kalmazlar, sistem içindeki öteki üreticilerin mal kalitesini de denetlerler. Hatta kaliteyi korumakla kalmayıp, bunu geliştirerek şirkete karşı özel bir yükümlülük üstlenirler.</p>
<p>McDonald’s zincirine mal veren en büyük satıcılardan Golden State Foods’un yönetim kurulu başkanı Jim Williams, McDonald’s ile üreticiler arasındaki bütünleşmeyi, özdeşleşmeyi çok güzel bir benzetmeyle açıklıyor: Kendi şirketinde çalışanların, mevcut ürünleri geliştirmek, yeni ürünler aramak için sanki McDonald’s şirketinde çalışıyormuşcasına bir coşkulu çaba içerisinde olduklarını söylüyor. ”Şiketimizde çalışmaya başlayan bir genç, ürettiğimiz her şeyin üzerinde McDonald’s ambleminden başka şey görmüyor, McDonald’s müşterilerine hizmet etmekten başka şey duymuyor. Öyle ki, sonunda onlara McDonald’s değil, Golde State şirketinde çalıştıklarını hatırlatmak zorunda kalıyoruz.”</p>
<p>McDonald’s bunu nasıl başardı? Tek kelime ile cevap vermek gerekirse, buna vefa deriz. McDonald’s işe ufak üreticilerle başladı amakapasitelerini ve teknolojilerini geliştirmek için yeni yatırımlara yönelenleri de vefa duygusu ile hiç bırakmadı. Her sipariş için en ucuz fiyat bulmak uğruna kapı kapı dolaşmadı. Satıcılardan alışılmışın dışında isteklerde bulundu, ama bu istekleri yerine getirenleri de yarı yolda bırakmadı ve onları ortalamanın üzerinde kazançlarla ödüllendirdi.</p>
<p>Kısacası, McDonald’s, vefa ve bağlılık beklediği satıcılara, önce kendisi vefa ve bağlılık duyguları ile davrandı. Bu güne kadar hiçbir satıcı, kendisinden daha elverişli fiyat veren bir başka satıcı çıktığı için işini kaybetmedi. Oysa McDonald’s, hiçbir üreticisine karşı yasal yükümlülük altında değildir. Anlaşmalar yazıya dökülmez, el sıkışmak yeteli sayılırdı. İşte bu vefa bağı bu başarını temelini oluşturur.</p>
<p><b>McDONALD’S HALKA AÇILIYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Kroc 1962 Mayıs’ında California’ya taşındı. Kroc’u batı kıyısına taşıyan olaylar çok kişisel olmakla birlikte, bu taşınma Chicago merkezli şirket üzerinde büyük etki yaptı. Olaya dışarıdan bakanlar, altmışına gelmiş işadamının, ülke çapında bir zincir kurma düşünü tam gerçekleştireceği sırada McDonald’s şirketinden uzaklaştığını sanabilirlerdi. </p>
<p>Oysa Kroc’un aklında hiç böyle bir şey yoktu. Kroc, gönüllü bir sürgün yaşamına geçmiyordu. Tam tersine, McDonald’s için büyük potansiyel taşıyan, ama o güne kadar semeresiz kalmış bir pazarda yapılacak atılımın başına bizzat kendisi geçiyordu. McDonald’s, Chicago’daki merkezden denetimi zor olduğu için bayilerin beceriksizliği yüzünden 1957 de kendi haline bıraktığı pazarı yeniden keşfediyordu.</p>
<p>Kroc’un ülke çapında zincir kurma stratejisini gerçekleştirebilmek için batı kıyısı pazarını ele geçirmek zorunluydu. McDonald’s, ortabatı ve doğuda ne kadar güçlü olursa olsun, Kroc batı kıyısını ele geçirmedikçe fast-food alanında rakipsiz düzeye erişemeyeceğini biliyordu. Böylece kişisel bir mutsuzluğu olumlu bir tasarıya dönüştürdü ve California’da bayilikler kurup denetlemeyi sağlayacak bir batı kıyısı karargâhı oluşturdu.</p>
<p>Chicago’daki işin başında en güvendiği kişilerden Fred Turner vardı ve Kroc’un gözü arkada kalmadı. Kroc McDonald’s’ın batıdaki şirketini Turner da doğudaki şirketi yönetecekti. Bu bölünmeden dolayı 1960 ların ilk yarısında Turner’ın McDonald’s işletmeleri üzerindeki yetkisi ve nüfuzu alabildiğine arttı. Sonneborn’un para kaynakları sorununu çözümlemesi sayesinde McDonald’s her yıl yüz yeni lokanta açıyordu. Bu sayı hamburger pazarındaki en büyük rakiplerin genişleme oranının iki katıydı.</p>
<p>1963 yılında, Turner Chicago, Boston, Los Angeles, Atlanta ve Ohio daki McOpCo birimlerini denetliyordu. İki yıl sonra kapsamlı bir reorganizasyon planı çerçevesinde bu beş kentte bölge büroları kuruldu. 1965’e gelindiğinde 44 eyalette yaklaşık 700 lokantası olan zincir, yöneticilerin pazarla daha yakın ilişkide olmasını sağlayacak bir yerinden yönetim tarzına geçti.</p>
<p>Bu alt yapının yerleşmesine rağmen, Turner, standartların kesinlikle yerine getirilmesini sağlayacak yetenekte kişileri titizlikle seçiyordu. Her gezisinde şirket bünyesine katabileceği elemanlar aradı. Hizmet sektöründe yararlı olabileceğine inandığı veya yeni bir hizmet yöntemini öğrenmeye hevesli gördüğü herkesi, uçak şirketlerinin bilet memurlarından, uçakta tanıştığı yolculara kadar, gözüne kestirdiği herkesi işe alma eğilimindeydi. Bir demiryolları kâtibini, bir sigorta satıcısını, banka memurunu işe alıyordu. Geleneksel lokantacılıktan gelmemek koşuluyla bütün iş alanlarından yetişenlere kapısı açıktı. Turner, geleneksel lokantacılara karşıtlığını şöyle açıklıyor: “bizim reddettiğimiz ne kadar işletme normu varsa onlar onu benimsiyorlardı.”</p>
<p>Kroc ve Turner aynı doğrultuda düşündükleri için ve birbirleriyle çok iyi anlaştıkları için lokantalar zincirinin böylesi bir gelişme patlaması yaşadığı süreçte şirket kurucusunun California’ya taşınması ikisi arasındaki amaç birliğini zedelemedi. Ne var ki, zamanla Kroc’un başında bulunduğu batı kıyısı McDonald’s şirketinin gelişmesi şirketin iki kampa ayrılmasını iyice belirledi. İşletmeciliğe ağırlık veren Kroc’un çevresinde toplananlar ile para işlerinin başındaki Harry Sonneborn’a yakınlık kuranlar, bu kampları oluşturdu.</p>
<p>Kroc’un batı kıyısında olmasını fırsat bilen Sonneborn, genel müdürlük ünvanından yararlanarak yeniden örgütlenen şirketin dizginlerini ele geçirdi ve hiç göze çarpmayacak bir süreç boyunca şirketin yapısını işletme ağırlıklı nitelikten, finans amaçlı bir niteliğe dönüştürdü. Sonneborn alınacak yerleri hamburger satışı potansiyeline bakarak değil, emlak değerine bakarak saptıyordu. Sonneborn’un gücünü doruğa eriştiren ve Kroc’la açık seçik çelişkiye girmesine neden olan olay ise, şirketlerin yaşamında parasal işlerin ağırlık kazandığı tek olaydı: bu da halka açılmaktı. </p>
<p>Halka açılmanın ilk nedeni, şirketin belli başlı hissedarlarının hisselerinin bir bölümünü satmak istemeleriydi. 1965 yılında (yüzde 52,7 hisse sahibi) Ray Kroc, ( yüzde 15,2 hisse sahibi) Harry Sonneborn ve ( yüzde 7,7 hisse sahibi) June Martino çoktan milyoner olmuşlardı, ama bu milyonlar borsada yeri olmayan hisselere bağlı durumdaydı. Yıllık ücretleri eskisine oranla çok artmasına rağmen, yinede aşırı sayılmazdı: Kroc yılda 115.000 Sonneborn 90.000 Martino 65.000 dolar alıyorlardı. Üç ortak, hisselere bağlı servetlerini harcayabilecekleri servete dönüştürme zamanının geldiğine karar verdiler. Sonneborn şunu belirtiyor: “Ray, June ve benim, çalışmamızı paraya dönüştürebilmemiz için tek yol, halka açılmaktı.”</p>
<p>Sonneborn ilk başta doğrudan hisse satışı yerine halka açık bir başka şirketle birleşmeyi düşündü. Borsaya bu yoldan açılmak McDonald’s sahipleri için hem daha ucuza gelecek hem de daha az vergilendirmeye tabi olacaklardı. Sonneborn bu düşünceyle merkezi Chicago da olan Consolidated Food Company ve New York’taki United Fruit ile ilişki kurdu. McDonald’s şirketinden kat kat büyük olan bu yiyecek üreticisi şirketler, fast-food alanında yüksekten uçan McDonald’s şirketini kendi mali kıskaçlarına almaya can atarlardı. Ancak Sonneborn’un önerisinin bir sakıncası vardı: Sonneborn şirketlerin birleşmesi halinde McDonald’s adını taşıması koşulunu öne sürüyordu. Sonneborn, “adamlar çıldırdığıma hükmettiler,” die anlatıyor bu olayı. Birleşme gerçekleşmeyince Sonneborn 300.000 McDonald’s hissesini halka açtı.</p>
<p>22,50 dolardan satışa çıkan hisselerin fiyatı ilk günün sonunda 30 dolara fırladı. İlk hafta sonunda 36 dolara yükselen hisseler birkaç hafta sonunda 49 dolar sınırına vardı. McDonald’s biranda Wall Street’in en gözde ve en pahalı senetleri durumuna geldi. Ertesi yıl şirket New York borsasına girerek uzun zamandır arzuladığı saygınlığı ve kredibiliteyi bir gecede elde etti. McDonald’s 1985 yılında Dow Jones 30 endüstri şirketi listesine giren ilk hizmet şirketi olarak saygınlığını daha da artırdı. </p>
<p>Sonneborn McDonald’s şirketinin en gözle görünür etkinliğini yani televizyon reklamcılığı ağını da gerçekleştirdi. Reklâmlar sayesinde satış hacmini genişletti. Reklamların olumlu sonucu ortaya çıkınca şirket bütün işletmecilerden satışlarının %1 ini reklam kooperatifine ayırmalarını istedi ve işletmecilerin %95 i bu öneriyi seve seve kabul etti. 1965 yılında reklamlara 75.000 dolar harcamış olan şirket 1967 de 2,3 milyon dolarlık reklam bütçesine sahip oldu. </p>
<p>Reklam kooperatifinin denetimi, şirketin elinde değildi. O güne kadar yerel reklamları işletmeciler ve işletmecilerin kurduğu bölge kooperatifleri başarıyla yürütmüştü. Bu nedenle OPNAD (Operators National Advertising Cooperative) diye anılan reklam kooperatifi kurulduğunda yerel kooperatiflerin seçtiği yöneticiler işin başına geçti.</p>
<p>Bölge bayileri tarafından seçilen otuz OPNAD yöneticisi ülke çapındaki reklam bütçelerini hangi programlara, hangi reklamların verileceğini kararlaştırır ve reklam programlarının hazırlanmasını denetler. Bu konum OPNAD’ı sadece McDonald’s çerçevesi içinde değil ülke çapındaki televizyon alanında da etkin bir güç durumuna getirdi. 1985 yılında McDonald’s şirketinin Amerika’daki reklam harcamaları 180 milyon dolardı. Bu reklam bütçesi, tek bir ürüne ayrılan en büyük bütçedir ve aynı zamanda harcanan her peni işletmecilerin onayından geçtiği için, reklam endüstrisinin en demokratik kuruluşudur.</p>
<p><b>MCDONALD’SIN ULUSLARARASI PAZARA AÇILIŞI</b></p>
<p><b>-McDonald’s Amerikan Yemek Alışkanlığını İhraç Ediyor</b></p>
<p>1960’ların sonu ile 1970’lerin başında Amerika da çeşitli iş dallarına atlama dalgası moda olmuştu. Bu furyadan etkilenen McDonald’s ortakları Amerika da büyük restoranlar ve eğlence merkezleri gibi farklı iş dallarına girmek istediler; fakat zamanla girecekleri iş dallarının yerlerinin elverişli olmaması, getirisinin düşük olması ve yaşanılanlar ortakları bu fikirden uzaklaştırdı. Ortakların lokantaya yatırımları 1,3 milyon dolar zarara mal oldu. Buda yeni işlere girmenin riskleri konusunda yeterli ders oldu. McDonald’s kuruluşunun bir başka alana sıçramaması bir anlamda iyi olarak yorumlanmıştır. Çünkü yeni bir iş dalında McDonald’s zincirinin başarısına ve kazancına ulaşmak olanaksızdır. McDonald’s ortaklarından Turner : “hangi doğrultuda hareket etmemiz belliydi, hamburger işi bildiğimiz bir işti ve çokta iyi bir işti. Ondan sonra kendi alanımız doğrultusunda ilerlemeye karar verdik” diyerek bir anlamda McDonald’s ın o tarihten sonraki sürecine ışık tutmaktadır. 1970’lerin başında McDonald’s zincirinin, 10 yıl içinde kendi ülkesindeki hamburger işine harcayabileceğinden çok daha fazla para basan bir makine haline gelebileceği belli oldu. Bu noktada da Turner şöyle söylüyor: ”Uluslar arası girişimin gerekçesi, başka ülkelerde Pazar olduğunu görmek kadar basitti.” Ayrıca amerikan şirketleri bu pazara hiç yönelmemişlerdi. Pazar son derece bakirdi. Ülkelerin çoğunun kendi fast-food pazarı bile yoktu. Amerikalılar için yaygın bir alışkanlık haline gelen dışarıda yemek, yabancı pazarların çoğunda bilinmeyen bir gelenekti. Pazarda bu boşluğun fark edilmesiyle ortaklar bu işe coşkuyla sarıldılar. </p>
<p>Fakat bu hiçte kolay olmayacaktı. Otomobille gidilen lokantalar, self servis hizmeti, sütlü frape, patates kızartması amerikan kültürünün birer parçasıydı. Ama çoğu yabancı ülkelerde bunlar kitlelere pazarlanamazdı. Nitekim Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinde McDonald’s sadece hamburgeri tanıtmakta değil sığır etini yaygın bir yiyecek olarak benimsetmekte sorunlarla karşılaşacaktı. McDonald’s ortaklarının ve yerel girişimcilerin çabalarıyla bu zorluğun üstesinden gelerek Japonya ve Almanya da bir numaralı servis zinciri oluyordu. Bu arada İngiltere, Kanada ve Avustralya da hızla tırmanıyordu. McDonald’s amerikan endüstrisinin temel taşı haline gelen hizmet sektörünü ihraç ediyordu. 1986 yılında sisteme katılan 500 yeni lokantadan 200’ü ABD dışında kuruluyordu. Böylece McDonald’s şirketinin %21’i dış ülkelerdeki satışlardan geldi. Kuruluşun dış ülkelerdeki başarısından daha da önemli bir özellik bu pazarlara da ABD deki formüle girmeyi becermiş olmasıdır. Ortaklar 1970’te uluslar arası açılım başladığında aşamalı bayilik kavramını ikinci plana ittiler. Burada hata yaptıkları daha sonra ortaya çıkacaktı. Dışa açılırken ilk Pazar olarak Hollanda’yı seçti ve Hollanda’nın önde gelen süpermarket zinciri Albert Heijn firmasıyla %51 ortaklığa girdi. Bu büyük bir risk demekti. Oysa Amerika da uygulanan bayilik sisteminin temeli bireysel müteşebbis işletmeci formülüne dayanıyordu. Heijn’ın Avrupa pazarında yiyecek ve donanım bulmaktaki deneyiminden ve becerisinden yararlanmak isteyen McDonald’s birebir lokantalar işletecek yerel girişimcilerin olmaması yüzünden doğan zararı karşılayamıyordu. McDonald’s ın uluslar arası alana açıldığı ilk dönemlerde başarısızlığın en büyük nedeni danışmanların McDonald’s işletmeciliğini bilmemesinden ve fast-food sistemini gereğince değerlendirememesinden kaynaklanıyordu. </p>
<p>Başlangıçtaki düş kırıklıkları, McDonald’s şirketini dış pazarlara açılma planlarını kösteklemek şöyle dursun çabalarını iki katına çıkarmasına neden oldu. Kısa zamanda görüldü ki McDonald’s Amerika da ne kadar başarılı olursa olsun dış pazarlarda kestirmeden başarıya ulaşamayacaktı. Ama yapılan yanlışlardan alınan derslere göre bir uygulama başlayınca uluslar arası bir lokanta zinciri kurmanın hiçte boş bir düş olmadığı ortaya cıktı. Yerel girişimcilerin çabaları Kanada örneğinde olduğu gibi McDonald’sı artık daha ileriye bakmaya yöneltti. </p>
<p>McDonald’s Kanada genel müdürü Cohon sosyal olaylara ve bağış kampanyalarına bizzat katılarak basında da yer almayı başardı. Cohon politik işlere de girdi, üst kademe hükümet yetkilileriyle sıkı fıkı oldu. Hatta bir dönen sonra Kanada vatandaşlığına geçiş yaptı. Böylece Kanada halkı kendi ülkesinde McDonald’s ı bir Amerikalı şirket olarak görmekten çok yerli malı olarak görmeye başladı. Bir dönem zarar etmesine rağmen McDonald’sın ortağı Turner’la fiyat indirimi gibi kampanyalar yaparak bununda üstesinden geldi. Kanada başarısı dış ülkelerde de Amerika da ki bayilik yöntemlerini ve yerel işletmeci denetimini uygulamak gerektiğini kanıtladı. </p>
<p>Amerikan bayilik sistemi, Amerikan yiyeceği ve Amerikan işletmeci anlayışıyla Amerikalı bir yemek kültürünün başarıya ulaşması garanti değildi. Japonya da ki McDonald’s işte bunu başardı. Japonya başarısında en önemli etmen ortak olarak seçilen girişimciydi. Bu girişimci Japon halkının Amerikan düşmanlığı olmasına rağmen içlerindeki gizli Amerikan hayranlığını fark etmişti. Bununla özdeşlik kurarak Amerikan fast-food’nun büyük iş yapacağını gördü. Ama bunun %100 bir Japon şirketi görünümünde olan en ufak işçisine kadar Japonlardan oluşan bir şirket olmasını savundu. Kısacası Japonya bir Amerikan ithali gibi görünmemek kaydıyla Amerikan hamburgerine açıktır. Japonya’da McDonald’s lokantalarını açtıktan sonra Hollanda da ki gibi başarısız deneyine girip ağız tadına göre değişiklik yapmaya yanaşmadı. Tam tersine hamburgeri yiyecekte ”devrim yapan” bir ürün olarak tanıtma yoluna gitti. Hatta konferanslar ve basının karşısına çıkarak hamburgeri tanıttı. Halkada kısa boylu olmalarının nedenini yıllardır balık ve pirinçten başka bir şey yememeleri olduğunun üzerinde durarak eğer McDonald’s hamburgerlerini 1000 yıl süreyle yiyecek olursa boylarının uzayabileceğini ve saçlarının sarı olabileceğini söylemiştir. Televizyona verdiği reklâmlarda McDonald’sın Japonlar tarafından işletildiğinin üzerinde durarak hedef kitle olarak çocukları seçmiştir. Japon-Amerikan kültürünün farklı olmasına rağmen McDonald’sın ekip çalışmasına dayanması ortak özellik olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu tecrübelerden yola çıkarak Mc Donald’s dış ülkelerdeki ortakların çoğu o ülkenin vatandaşı olmakla birlikte tutucu kişiler değildirler çoğu Amerikan iş dünyasının, Amerikalı girişimcilerin yaklaşımını yakından tanır ve uzun süre Amerika da yaşamıştır. </p>
<p>Almanya örneğine bakacak olursak Alman halkının milliyetçi ve tutucu olmasından dolayı buralarda kurulan ilk McDonald’slar, Almanların alışılagelmiş loş ışıklı bira tüketilen yerlerinden bir farkı yoktu. Fakat iş hacminin ve karının olmaması burada da zamanla Amerika’daki McDonald’slara daha çok benzemeye başlayarak satış hacmini yükseltmeye başlar. Almanya’daki McDonald’s sinema reklamlarından da yararlanma yoluna gitmiştir. En önemlisi de reklâm tarzı Avrupalılaştırılmış gerçekçi bir tavır yerine biraz fanteziye kaçan reklâmlara yönelmiştir. Bunun yanında McDonald’sın Alman kültürünü değiştiren bir şirket olarak değil, kendini Alman gibi duyan bir şirket gibi sunarak burada da başarıya ulaşıldı. İngiltere de ise İngilizlerin hamburgeri kalitesiz bir yitecek olarak görmelerinden dolayı hamburgeri Amerikalıların iyi bildiği gerekçesiyle kabul ettirildi. </p>
<p>Yabancı ülkelere açılmaktaki en büyük sorun, pazarlama veya tanıtım değil malzeme kaynağı bulabilmekti. McDonald’s dış ülkelerde Amerika’daki lokantalar için oluşturulmuş malzeme sistemini bulmakta zorluk çekti. McDonald’s ya yiyecekleri Amerika’dan ithal edecek ya da yeni baştan bir Avrupa yemek zinciri oluşturacaktı. Amerika’daki tasarımcılar ve araç gereç yapımcıları dünyadaki üreticilerle temasa geçerek onlara McDonald’s standartlarına uygun mal üretmeyi öğrettiler. Ayrıca McDonald’s şirketi yabancı ülkelerdeki kaliteyi yükseltebilmek için yeni üretim ve donanım maliyetlerini de kendisi ödemeyi kabul etti. Zaman zamanda McDonald’s malzeme satıcılarıyla ortak olarak bu ülkelerde şube kurdu. McDonald’s şirketinin gittiği her ülkede yerellik motifini kullanması McDonald’s kuruluşunu çeşitli ülkelerdeki anti Amerikan tutuma karşıda korudu. 1985 de Meksika, Tayland, İtalya, Venezuella, Lüksenburg, Bermuda zincirini kurdu. </p>
<p>1986 da Güney Kore, Türkiye, Arjantin ve Yugoslavya uluslararası zincire eklendi. McDonald’s Yugoslavya denemesinin başarılı olması için çok çaba sarf etti. Buradaki amaç Yugoslavya gibi komünist bir ülkede tutulursa diğer doğu bloğu ülkelerine de geçiş yapabilecekti ve burada başarılı olmasıyla Çin halk Cumhuriyeti gibi Doğu komünist ülkelerine sıçradı. Günümüzde neredeyse tüm dünyaya yayılmış olan bu şirket 1960’dan bu yana her yıl kazanç artışı gösteriyor. McDonald’s Amerikanın en büyük para makinelerinden biri olmaya devam etmektedir. Aynı formülü uygulamanın sonucunda şirketin kazancı neredeyse otomatikleşti. Ayrıca McDonald’s İş Araçları Kiralama Sözleşmesi yöntemini canlandırarak bayilik alarak sisteme giren kişinin, lokantanın kazancıyla 3 yılda bu eşya ve donanımın şirketten satın alabilmesini sağlamaktadır. Bu yöntem sayesinde genç ve az sermayeli kişiler bayiler alabildikleri için McDonald’s şirketinin temelindeki girişimci ruh ayakta tutuluyor. Bunun yanında Amerikan iş dünyasında en çok ücret alan yöneticilerin McDonald’s yöneticileri olmasına gayret gösteriliyor. Dünyadaki bütün şirketler içinde en eli açık kar paylaşımı programı McDonald’s kuruluşunda görülür. Full-time ve part-time çalışanlar ücretlerinin %14 ü oranında da kar dağıtımı alırlar. Amerikan iş âleminde gelmiş geçmiş en kapsamlı hisse dağıtımı da yine McDonald’s çalışanlarına uygulanır. Bunun amacı Atılım ruhunu ayakta tutarak şirkete hep beraber sahip çıkma düşüncesidir.</p>
<p>Sonuç olarak;1965 yılında McDonald&#8217;s halka açıldı ve 1966&#8242;da McDonald&#8217;s hisseleri, New York Borsası&#8217;nda işlem görmeye başladı. Bu, artık McDonald&#8217;s&#8217;ın ülke çapında büyük bir şirket, daha önceki yıllarda önemsenmeyen hızlı servis restorancılığının ise büyük bir işkolu olduğu anlamına geliyordu. 1970&#8242;li yıllar, McDonald&#8217;s için hızlı büyüme, gelişme ve yenilenme yılları oldu. McDonald&#8217;s bu yıllarda bir yandan kendini ABD dışına taşıyıp uluslararası bir şirket kimliği kazanırken, diğer yandan da iş yaşamında kadın-erkek eşitliği, çevre kirliliği, yardıma muhtaç çocuklar gibi toplumsal konularla ilgili çalışmalar yürütmeye başladı. 1980&#8242;lere gelindiğinde, McDonald&#8217;s dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alıyor ve hisse senetleri New York&#8217;un yanı sıra Tokyo, Paris, Münih, Frankfurt ve Toronto gibi önemli ticaret merkezlerinin borsalarında da işlem görüyordu. 1990&#8242;ların başında McDonald&#8217;s, Rusya ve Çin gibi özel bir konuma ve farklı koşullara sahip iki pazara daha girerek, &quot;dünya markası&quot; olduğunu bir kez daha kanıtladı.</p>
<p><b>TÜRKİYEDE MCDONALD’S</b></p>
<p>Dünyada hızlı servis restoran sektörünün lideri olan McDonald&#8217;s, Türkiye&#8217;de ilk    <br />restoranını 24 Ekim 1986 tarihinde Taksim&#8217;de açtı. Bu yıl Türkiye&#8217;deki kuruluşunun     <br />22. yılını kutlayan McDonald&#8217;s halen Türkiye&#8217;nin çeşitli bölgelerinde faaliyet gösteren     <br />110&#8242;dan fazla restoranıyla ve 3000&#8242;den fazla çalışanı ile yılda 70 milyon kişiye hizmet veriyor.     <br />McDonald&#8217;s, 2001 yılında faaliyete geçen McDonald&#8217;s Çocuk Vakfı ile, çocuk sağlığı alanındaki küresel uygulamaların paralelinde, Türkiye&#8217;de de önemli sosyal projeler gerçekleştiriyor.     <br />2005 yılından itibaren Türkiye&#8217;de ki büyümesini Anadolu Grubu çatısı altına sürdüren McDonald&#8217;s bugün itibarı ile Adana, Adapazarı, Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, İzmit, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Muğla, Samsun ve Trabzon illerinde ve bu illere bağlı çeşitli ilçelerde faaliyet gösteriyor</p>
<p><b>MCDONALD’S TÜRKİYE BAŞKANI DİNÇ KIZILDEMİR İLE ROPÖRTAJ</b></p>
<p><b>—Sistemi kurdu, başarıyı yakaladı</b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s Türkiye Başkanı Dinç Kızıldemir, birçok firmanın tabela asarak &#8216;Zincirim var&#8217; diye ortaya çıktığını söylüyor. Kızıldemir&#8217;e göre, önemli olan zincir değil, sistem kurmak. Türkiye&#8217;de bu sistemi kurabildiğini söyleyen Kızıldemir, &#8216;İlk başlarda çok çalıştım. Bütün restoranların denetimiyle gece gündüz uğraştım.      <br />10–20 restoran varken bu işi tek başıma yapabiliyordum.       <br />30–50–90–100 restoran olunca bir sistem gerekti. Önce sistemi kurduk. Şimdi kendi kendine işleyen bir sistemimiz var&#8217; diyor…</b></p>
<p>Amerikalı fast food devi McDonald&#8217;s 1986 yılında Türkiye&#8217;ye ilk geldiği zaman Taksim&#8217;de açtığı restoran şirketin dünyada en yüksek cirolu restoranları arasında ilk sıralarda yer aldı. Taksim&#8217;deki ilk restoranın başarısı yeni girişimcilerin McDonald&#8217;s&#8217;ın kapısında kuyruk oluşturmalarına neden oldu.    <br />İlk başlarda ağırlıklı olarak yalnızca büyük şehirlerde ağırlığını hissettiren McDonald&#8217;s, bugün Türkiye&#8217;nin dört bir yanına dağılmış bulunuyor.     <br />McDonald&#8217;s 1986 yılında Türkiye&#8217;ye geldiğinde gıda sektörü tam anlamıyla yerine oturmamıştı. Bu dönem birtakım sıkıntılar çeken McDonald&#8217;s, geride bıraktığı 13 yılın ardından bugün 125 restoranı, 100 milyon dolar cirosu ve 4 binin üzerinde personeliyle ekonomiye ciddi katkıları olan bir şirket haline geldi. McDonald&#8217;s Türkiye Başkanı Dinç Kızıldemir, McDonald&#8217;s&#8217;ın yükselen başarı grafiğinin öyküsünü Radikal&#8217;e anlattı.</p>
<p><b>McDonald&#8217;s, Türkiye&#8217;ye gelen ilk hamburger restoranı. Bunun ne gibi avantaj ve dezavantajlarını yaşadınız?</b></p>
<p><b>     <br /></b>McDonald&#8217;s gıda sektörünün tam oluşmadığı, oturmadığı bir dönemde, 1986 yılında Türkiye&#8217;ye geldi. Bence en büyük dezavantaj burada. Öncelikle mal aldığımız üreticileri geliştirmemiz gerekiyordu. Dünya standartlarının çok üzerinde, kendi standartlarımızda ürün yapabilecek, ekmek, süt, patates, et gibi ürünleri istediğimiz kalitede verebilecek üreticileri tek tek bulmak ve standartlarımıza getirmemiz gerekti. Kullandığımız ürünlerin yüzde 98&#8242;inin yerli olmasına rağmen, birtakım ürünleri sağlamakta halen sıkıntı çekiyoruz. Örneğin dünyada balıklı hamburger olmasına rağmen, standartlarımıza uygun üretici bulamadığımızdan bunu Türkiye&#8217;de yapamıyoruz. Çünkü biz ithal etmeyi sevmiyoruz. Çok büyük bir organizasyon bu. Çok büyük rakamlar dönüyor. İthalata dayalı iş yapmak doğru değil. Yerel üreticilerle çalışmak en doğrusu. Yüz binlerce insan girip çıkıyor, her şeyden yüz binlerce satılıyor. Rakamlar çok büyük olduğundan ithalattan kaçınıyoruz. Sektörün sürekli yenilenmesi, dünya standartlarına ulaşması için üreticilerimize danışmanlık yapıyoruz. Dünyanın bu konudaki en iyi uzmanlarını getiriyoruz. Avantaj ise, dünyanın bu alandaki bir numaralı markasını Türkiye&#8217;ye getirmemiz. Özellikle ilk geldiğimizde çok yoğun bir ilgi vardı. Kalitemizi, standardımızı devam ettirmeye çalıştık. Türkiye&#8217;ye birçok marka geliyor ve bir süre sonra hayal kırıklığı yaşanıyor. </p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s bugün ne durumda?</b>     <br />Şu anda 125 restoranımız var. Ciromuz 100 milyon dolar ve çalışanlarımızın sayısı 4 bini geçti. Üreticilerimizin ihracatı milyonlarca doları buldu. İlk başta bulmakta zorlandığımız üreticiler, şimdi bize mal verdikleri gibi, yurtdışındaki McDonald&#8217;s&#8217;lara da mal satıyor. Restoranlarda kullandığımız tepsi örtülerimizi kendi medyamız olarak kullanıyoruz. Müşterilerimize mesajlarımızı bu örtülerle iletiyoruz. <b></b></p>
<p><b>Rakiplerinizden öne çıkmak için neler yapıyorsunuz?</b>     <br />Bizim için en önemli iş restoranlarımızdır. Çünkü çalışanlarımız da, müşterilerimiz de oradadır. Burada çalışan herkes de benim müşterim. McDonald&#8217;s&#8217;da bir kural vardır: &quot;Birinci kural müşteri her zaman haklıdır. İkinci kural, eğer müşteri yanlışsa birinci kuralı tekrar okuyun&quot; şeklinde. McDonald&#8217;s&#8217;da çalışan herkesi de müşterim olarak görüyorum. Onların başarılı olabilmeleri için mutlu olmaları gerekiyor. Nihai müşterinin mutlu olması için de öncelikle çalışanların mutlu olması gerekiyor. Dolayısıyla zincirleme müşteri memnuniyeti kavramı var. 4-5 bin kişiden söz ediyoruz. </p>
<p>Bizim en büyük rakibimiz, en yakındaki diğer McDonald&#8217;s restoranıdır. Onun dışında bütün pazar bizim için bir potansiyel. Biz o potansiyelden bir şeyler kapmaya, pazar payımızı büyütmeye çalışıyoruz. Biz stratejilerimizi rakiplere göre değil, kendi amaçlarımıza göre oluşturuyoruz. Bu amaç da müşteri memnuniyetini sağlamaktır. </p>
<p><b>Türkiye&#8217;ye özgü ürünler yurtdışına da pazarlanıyor mu?</b>     <br />Yurtdışına pazarlanan ürünümüz şu anda yok. Ancak ayranı mönümüze devamlı olarak koyduk. Bazı ülkeler ayranla ilgileniyor. Gönderdiğimiz ülkeler oluyor. &#8216;Türk usulü hamburger&#8217; olarak tanınan Mc Extra Türkiye&#8217;ye özgü bir üründü. Ancak 1-1.5 yıl çıkardıktan sonra bıraktık. Sonra yine çıkarabiliriz. Bu tip değişimleri sürekli yapıyoruz. Birçok ülkede çok başarılı standart bir ürün olan McRoyal&#8217;i piyasaya sunduk. Türkiye&#8217;deki et maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle, şu ana kadar çok büyük miktarda et kullanmıyorduk. İlk kez McExtra&#8217;da büyük miktarda et kullandık ve çok başarılı oldu. Ardından da McRoyal&#8217;i Türkiye&#8217;ye getirmeye karar verdik.     <br />Yiyecek sektörü çok enteresan. İnsan her gün aynı şeyi yiyemez. Nasıl her gün aynı şeyi giyinmek istemezlerse, aynı şeyi de yemek istemiyorlar. Bizim temel, değişmeyen mönümüz var. Bir de temel mönüye ara sıra eklemeler yapılıyor, bazı ürünler çıkarılıyor, bazıları değiştiriliyor. Bu konularda McDonald&#8217;s çok katı sanılmasına rağmen çok esnek. Bizde katı olan tek şey, gıda emniyeti ve kalite standartları. Ürünün temiz, besleyici ve sağlıklı olması lazım. Bunu sağladıktan sonra piyasaya her zaman yeni ürünler çıkarabiliyoruz. Üreticilerimizin potansiyeli çok önemli. Önce bu potansiyeli, know-how&#8217;larını artırmamız gerekiyor.<b></b></p>
<p><b>Ne kadar zamandır Mc Donald&#8217;s&#8217;da çalışıyorsunuz?</b>     <br />Dokuz yıldır. McDonald&#8217;s ilk kez 1986 yılında Türkiye&#8217;ye bir franchise&#8217;la geldi. İlk restoranını açtı. 1990 yılında ise pazardaki potansiyeli görerek Türkiye&#8217;de kendi ofisini kurmaya karar verdi. Ben o aşamada geldim. McDonald&#8217;s Türkiye ofisini kurdum. Başarılı çalışmalar yapan bu takımı oluşturdum. Şimdi 51 franchise var, onların da 75 restoranı var. 40 restoranı da McDonald&#8217;s olarak biz kendimiz işletiyoruz. </p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>125 restoranın denetimini nasıl yapıyorsunuz?</b>     <br />Bizde her şeyin özü sistemdir. Biz zincir kurmuyor, sistem kuruyoruz. Zincir kurmak çok kolay. Gidersiniz, dükkânlar tutar, tabelalar asarsınız ve zincirim var diye ortaya çıkarsınız. Bir sürü firmanın yaptığı da budur. Önemli olan zincir kurmak değil, sistem kurmak. Ben kişisel olarak en büyük başarımı burada görüyorum. Ben bu sistemi kurabildim Türkiye&#8217;de. İlk başlarda çok çalıştım. Bütün restoranların denetimiyle gece gündüz, haftanın yedi günü uğraştım. 10-20 restoran varken bu işi tek başıma yapabiliyordum. 30-40-50-80-90-100 restoran olunca bir sistem gerekti. Önce bu sistemi kurduk. Şimdi tıkır tıkır kendi kendine işleyen bir sistemimiz var. Nedir o sistem? Her restorandın başında bir restoran müdürü var. Hepsinin ne yapacağı madde madde yazılmış durumda ve eğitimlerle onlar ne yapacaklarını çok iyi öğreniyorlar. Her dört restoranın başında da bir danışman var. İş nasıl daha iyi yapılır, verim nasıl artırılabilir diye bu danışmana soruluyor. Dört danışman bir müdüre, o müdür bir direktöre bağlı. Burada önemli olan, insanların ne yapacaklarını ve nasıl yapacaklarını çok iyi bilmeleri. Altyapının sağlam olması, bir şeylerin verilmesi ve sonra bir şeylerin beklenmesi gerekiyor. Sistem içi dayanışma çok önemli. Bizim kurucumuzun bir sözü var: &quot;Hiçbirimiz hepimiz kadar başarılı değiliz.&quot; Gerçekten öyle.<b></b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s&#8217;da işe yeni başlayan bir gencin kariyer yapma şansı nedir?</b>     <br />McDonald&#8217;s&#8217;ın en büyük özelliklerinden biri de gençlere kariyer olanağı sağlaması. Benim de iş hayatında en hayıflandığım şeylerden biri bu. 18 yaşında birisi geliyor, lise mezunu veya üniversite öğrencisi. Okuluyla beraber McDonald&#8217;s&#8217;da eğitim potansiyeli var. Bizim dışarıya çıkıp da eleman aramamıza hiç gerek kalmıyor. Bu ofiste çalışanların önemli bir kısmı restoranlarımızdan geliyor. 4 bin kişi çalışıyor. Örneğin gıda mühendisi almamız gerekiyor diyelim. Araştırıyoruz, eğer gıda mühendisliğinde okuyan bir çalışanımız varsa, McDonald&#8217;s tarzını anlamış bir kişi olduğundan, ekibin bir parçası olmuş, takımın bir oyuncusu, tercih ediyoruz. Muhasebe, finasman departmanlarında restoranlardan yetişmiş arkadaşlarımız var. Üst düzey yönetimde benden sonra gelen başkan yardımcıları var, restoranda çalışarak başlamış iş hayatına. Dolayısıyla kariyer açısından çok büyük bir fırsat. Ben iş hayatına başladığımda Türkiye&#8217;de böyle bir şey yoktu. Ben iş hayatıma turist rehberliği yaparak başlamıştım. Oradan başlayıp da tek bir çatı altında bu pozisyona kadar gelmek çok daha zevkli olurdu diye düşünüyorum. Bizim en önemli insan kaynağımız restoranlarımız. Önce restoranlarımıza, sonra dışarıya bakarız.     <br />O yüzden de head hunter (beyin avcısı) şirketlerinin de çok iyi müşterileri değiliz. </p>
<p><b>Nasıl bir yöneticisiniz?</b>     <br />İnsanları çok seviyorum. İnsanların mutluluğu benim için çok önemli. Bu da iş hayatında beni çok başarılı yaptı. İnsanlar bir işi yapmaya gönüllü olarak bakmazlarsa, bir görev olarak bakarlarsa, bir şeyler eksik olacaktır. Ben severek, eğlenerek ve gönüllü olarak iş yapılmasından yanayım. Hobisiyle para kazanan insanlar kadar şanslı değiliz, ama mümkün olduğunca işi bir hobi gibi severek yaparsak başarılı oluruz. Benim tarzım bu yönde. Burada insanlar mutlu. İşlerini güler yüzle ve eğlenerek yapıyorlar. İşyerinde hiçbir zaman kesin kurallar koymam. Hiçbir zaman asık suratlı olmam. Kim kaçta geldi, kaçta gitti, benim hiç önemi yok. Ben iş yapılıyor mu, yapılmıyor mu, ona bakarım. Restoranlarımız haftada yedi gün, gece de çalıştığı için bizim için her zaman iş var. Gece saat 01.00&#8242;de, 02.00&#8242;de restoranlara gider, arkadaşlarla sohbet ederim. </p>
<p>Restoranlar kapandıktan sonra her gece iki saat temizlik işi vardır. Bizde sürekli hareket mevcut, kimsenin sıkılacak zamanı yok. Burada herkes işe dilediği zaman geliyor, dilediği zaman gidiyor, ancak herkesi işini en iyi şekilde yapıyor. </p>
<p><b>123 McDonald&#8217;s restoranında satılan ürünlerle neler yapılabilir?</b>     <br />l McDonald&#8217;s&#8217;larda satılan sandviç ekmekleri üst üste konulduğunda 30 Eyfel Kulesi yüksekliğinde kule yapılabiliyor. Hamburger köfteleri üst üste konularak 140 Pisa Kulesi inşa edilebiliyor.</p>
<ul>McDonald&#8217;s&#8217;larda bu yıl içinde tüketilen dondurmalar 25 erişkin filin ağırlığına eşit. McDonald&#8217;s&#8217;larda 1999 yılında hamburger ve patatesler için kullanılan ketçaplarla 2 bin buzdolabı doldurulabiliyor. 1999 yılı içinde tüm McDonald&#8217;s restoranlarında içilen soğuk içecek bardakları yan yana dizildiğinde İzmir&#8217;den Van&#8217;a gidip gelen bir yol yapılabiliyor. &lt;/LI&gt;</ul>
<p><b>***KAYNAK: Radikal ekonomi sayfası-19 ekim 1999</b></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=549&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mcdonald</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NESLİ T&#220;KENMEKTE OLAN CANLI T&#220;RLERİ NELERDİR?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 15:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[ Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’nın volkan tavşanı ve Fiji’nin maymun suratlı yarasaları çok yakın zamanda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yüzlerce türden birkaçı. Ancak mevcut yaşam alanları korumaya alınırsa onlar da kurtulabilecek.
52 üyeden oluşan Alliance for Zero Extinction (AZE), Sıfır Yokoluş Birliği bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma, nesli tükenme noktasına gelmiş 794 canlı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=585&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat.jpg"><img title="fijian_monkey_faced_bat" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;margin:0 10px 0 0;" height="175" alt="fijian_monkey_faced_bat" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat-thumb.jpg?w=200&#038;h=175" width="200" align="left" border="0" /></a> <strong>Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’nın volkan tavşanı ve Fiji’nin maymun suratlı yarasaları çok yakın zamanda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yüzlerce türden birkaçı.</strong> Ancak mevcut yaşam alanları korumaya alınırsa onlar da kurtulabilecek.</p>
<p>52 üyeden oluşan Alliance for Zero Extinction (AZE), Sıfır Yokoluş Birliği bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma, nesli tükenme noktasına gelmiş 794 canlı türü tespit etti. “Dünya çapında 595 yaşam alanını koruma altına alarak, global boyutta nesil tükenmesi krizini ortadan kaldırabiliriz”, dendi.</p>
<p> <span id="more-585"></span>
<p>&#160;</p>
<p>Söz konusu yaşam alanlarının yalnızca 1/3’ü kanuni koruma altında olup büyük çoğunluğu, dünya ortalamasının üç katı nüfus yoğunluğu olan yerlerde. Bu yaşam alanlarının çoğu Güney Amerika’da Andes yöresinde, Brezilya’nın Atlantik Ormanları’nda, Madagaskar’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit.jpg"><img title="volcano_rabbit" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;margin:0 10px 0 0;" height="156" alt="volcano_rabbit" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit-thumb.jpg?w=223&#038;h=156" width="223" align="left" border="0" /></a> Mexico&#8217;nun nadir volkan tavşanı en büyük risk altında olan türlerin başında geliyor. Nesli tükenmek üzere olan diğer canlılar listesi arasında Trinidad ve Tobago’nun zehirli kurbağası, Fiji’nin maymun suratlı yarasası, ABD’nin sedef-gagalı ağaçkakanı, Filipinler’in bulut faresi ve tek bir Peru yaylasında yaşamakta olan sinek kuşu sayılıyor. AZE’nin genel sekreteri Mike Parr, “Bu insanlık için tek fırsat. Harekete geçmek için ahlaki yükümlülüğümüz var ve zamanımız bitmek üzere”, dedi.</p>
<p>ABD merkezli Ulusal Bilim Akademisi ( <a href="http://www.pnas.org/">www.pnas.org</a> ) tarafından yayınlanan araştırmaya göre, yakın tarihte uzak adalarda kedi veya fare gibi avcıların gelmesiyle bir çok canlı türünün yok olduğu görülmekteydi. Ancak bu araştırma, dünyanın ana karalarında doğal oranların 100-1000 katı daha ciddi bir nesil tükenmesi krizi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermekte.</p>
<p>Dünya Koruma Birliği’ne göre, kayıtların tutulmaya başlandığı 1500 yıllarından günümüze kadar yaklaşık 800 canlı türünün nesli tükendi.</p>
<p>Bilim adamları, kıtalardaki doğal yaşam alanlarının insanlar tarafından çitler, asfalt yollar, çiftlikler ve şehirlerle bölünerek, bazı biologların “sanal adalar” olarak adlandırdığı kopuk yaşam alanlarına dönüştüğünü söylüyorlar. Doğal yaşam alanlarının yokedilmesi, aşırı avlanma, iklim değişikliği ve kirlenme pek çok canlının neslinin tükenmesinde etken olan diğer faktörler.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=585&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fijian_monkey_faced_bat</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">volcano_rabbit</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HAZIR CV &#8211; PROFESYONEL &#214;ZGE&#199;MİŞ CV &#214;RNEKLERİ İNDİR</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 15:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/</guid>
		<description><![CDATA[
 Kronolojik Kronolojik CV İngilizce Fonksiyonel Türkçe CV


 CV İngilizce

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=580&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:fb3a1972-4489-4e52-abe7-25a00bb07fdf:c69a197a-a630-49d1-98a3-6111e61862e1" style="display:inline;float:none;margin:0;padding:0;">
<p> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fonksiyonel-cv-tr.doc" target="_blank">Kronolojik</a><br /> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/kronolojik-cv-tr.doc" target="_blank">Kronolojik CV İngilizce</a><br /> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/kronolojik-cv-eng.doc" target="_blank">Fonksiyonel Türkçe CV</a></p>
</div>
<div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:fb3a1972-4489-4e52-abe7-25a00bb07fdf:4925c9b2-0f2a-4be0-ace2-1130ee0e3263" style="display:inline;float:none;margin:0;padding:0;">
<p> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/egn-cv.pdf" target="_blank">CV İngilizce</a></p>
</div>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=580&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Namazın &#246;z&#252; ve manası nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 12:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Namaz aslında bir duadır; fakat diğer ibadetlerin özünü ihtiva eden bir duadır. Ayrıca yapmamız gereken duaların bir kısmı namazla ilgilidir. Daha namaza başlarken okumamız gereken dualar olduğu gibi, namazın içinde, muhtelif safhalarda, keza namazdan selamla çıktıktan sonra da okunacak dualar mevcuttur. Fakat namazın özü, Cenâb-ı Hakk&#8217;ı tesbîh &#34;Sübhânallah&#34; demek, O&#8217;na hamd/şükür &#34;Elhamdülillah&#34; demek ve tekbir/ta&#8217;zîm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=546&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Namaz aslında bir duadır; fakat diğer ibadetlerin özünü ihtiva eden bir duadır. Ayrıca yapmamız gereken duaların bir kısmı namazla ilgilidir.</strong> Daha namaza başlarken okumamız gereken dualar olduğu gibi, namazın içinde, muhtelif safhalarda, keza namazdan selamla çıktıktan sonra da okunacak dualar mevcuttur. Fakat namazın özü, Cenâb-ı Hakk&#8217;ı tesbîh &quot;Sübhânallah&quot; demek, O&#8217;na hamd/şükür &quot;Elhamdülillah&quot; demek ve tekbir/ta&#8217;zîm &quot;Allahu Ekber&quot; demektir.</p>
<p> <span id="more-546"></span>
<p>Evet, tesbîh, hamd ve tekbîr, namazın çekirdekleri hükmündedir. Ondandır ki, namazdaki bütün hareketlerde ve zikirlerde &quot;Sübhânallah&quot;, &quot;Elhamdülillah&quot; ve &quot;Allahu Ekber&quot; sözlerinin manaları gizlidir. Bediüzzaman Hazretlerinin de ifade ettiği gibi, if-titah tekbirinden (namaza başlarken söylediğimiz &quot;Allahu Ekber&quot; sözü) selam vereceğimiz ana kadar biz, hemen her an söz, hal ve tavırlarımızla ya &quot;Sübhânallah&quot; deyip Cenâb-ı Hakk&#8217;ı takdis eder (yani bütün mükemmel sıfatlara sahip ve bütün eksik ve kusurlardan uzak olduğunu söyleme), ya &quot;Elhamdülillah&quot; sözüyle hamd ü sena (şükretme ve övme) hislerimizi seslendirir ya da &quot;Allahu Ekber&quot; diyerek O&#8217;na ta&#8217;zimde (büyük olduğunu kabul edip söyleme) bulunuruz. Namaza başlarken söylenen tekbire, ibadete onunla başlandığı için &quot;iftitah tekbîri&quot; dendiği gibi; namaz içinde bazı şeylerin yapılması bu tekbîrle haram kılındığı için ona &quot;tahrim tekbîri&quot; ya da &quot;ihram tekbîri&quot; de denmiştir. Aslında bu tekbîr, Allah&#8217;ın dışındaki her şeyi kendine haram kılarak harem dairesine (herkesin girmesine müsaade edilmeyen yere) adım atma, bütün dünyevilikleri kapının dışında bırakma ve yalnızca Sultan-ı Kâinat&#8217;a yönelme adına bir söz vermedir. O andan itibaren, namazın bütün dakikalarına ve saniyelerine tesbîh, tahmîd ve tekbîr ruhunu işleme, bir manada bütün bütün namaz kesilme demektir.    <br />Namazı hakkıyla kılmak istiyorsak, tekbirle beraber Allah&#8217;ın dışındaki her şeyden sıyrılmalı ve gönlümüzü sadece O&#8217;na açmalıyız. Dudaklarımızdan dökülen her kelimeye şuurumuzun mührünü basmalıyız. Mesela, &quot;Elhamdülillah&quot; derken, bu sözün ne mana ifade ettiğini iyi bilmeli, onu derinlemesine düşünmeliyiz; &quot;Kimden kime olursa olsun bütün hamd ü senalar, bütün şükürler Allah&#8217;a aittir; bu hakikati ilan benim vazifem, kâinatı yaratan Allah&#8217;ın da hakkıdır.&quot; diye gürlemeliyiz. Böylece, o söz, Cenâb-ı Allah&#8217;a yükselirken üzerine yüklediğimiz o derin manalarla beraber yükselmeli. O&#8217;nun Râhman ve Rahîm olduğunu ilan ederken, yine aynı derin duygularla dolmalıyız. Namaz bizim için de bir mi&#8217;rac olmalı ve biz Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz&#8217;in Mi&#8217;rac&#8217;da duyduğu hakikatleri kendi idrak ufkumuzdan duymaya çalışmalıyız. Selam verir vermez de huzurun adabına riayet edememiş olma endişesiyle bir kere daha ellerimizi kaldırmalı, yine o mübarek kelimeleri otuz üçer defa tekrarlamalıyız.     <br />İşte, namazı böyle engin duygu ve düşüncelerle kılmak gerekiyorsa, onu geçiştiremeyiz. </p>
<p>Prof. Dr. Davut AYDUZ    <br /><a href="http://www.davutayduz.com">www.davutayduz.com</a> davutayduz@yahoo.com</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=546&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kafası olmayan bir pili&#231; ne kadar yaşayabilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 17:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Horoz]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Headless Cock]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık iki yıl.
 10 Aralık 1945&#8242;te Colorado&#8217;nun Fruita şehrinde semiz bir horoz yavrusunun kafası kesildi ve bu horoz yavrusu yaşamaya devam etti. Bu horozun kafasını kesen balta inanılmaz bir biçimde horozun şahdamarını ıskaladı ve beyin sapının yaşamasına, hatta büyümesine yetecek kadarlık kısmını boynunda bıraktı.     Mike olarak tanınan bu horoz ulusal bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=479&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Yaklaşık iki yıl.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike.jpg"><img title="5524_headless_chicken_Mike" style="display:inline;border-width:0;margin:7px;" height="260" alt="5524_headless_chicken_Mike" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike-thumb.jpg?w=212&#038;h=260" width="212" align="left" border="0" /></a> 10 Aralık 1945&#8242;te Colorado&#8217;nun Fruita şehrinde semiz bir horoz yavrusunun kafası kesildi ve bu horoz yavrusu yaşamaya devam etti. Bu horozun kafasını kesen balta inanılmaz bir biçimde horozun şahdamarını ıskaladı ve beyin sapının yaşamasına, hatta büyümesine yetecek kadarlık kısmını boynunda bıraktı.     <br />Mike olarak tanınan bu horoz ulusal bir şöhret olarak ülkeyi dolaştı; Time ve Life dergilerine çıktı. Sahibi Lloyd Olsen</p>
<p> <span id="more-479"></span>
<p>ABD&#8217;nin tamamında düzenlediği etkinliklerde &quot;Kafası Olmayan İnanılmaz Horoz Mike&quot;ı göstermek için 25 sent ücret aldı, Mike kart bir pilicin kafasını alarak eksiksiz bir biçimde boy gösterebilecek durumdaydı. Aslında Mike&#8217;ın kafasanı Olsen&#8217;in kedisi yemişti, Mike şöhretinin doruğunda ayda 4500 dolar kazanıyordu ve kendisine 10.000 dolar değer biçiliyordu. Onun başarısı, piliçlerin kafasını kesen bir dizi taklitçiyi beraberinde getirdi, ama bu taklitçilerin talihsiz kurbanlarından hiçbiri 1-2 günden fazla yaşamadı.    <br /><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3.jpg"><img title="mike3" style="display:inline;border-width:0;margin:7px;" height="244" alt="mike3" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3-thumb.jpg?w=235&#038;h=244" width="235" align="right" border="0" /></a> Mike&#8217;ın yemeği ve suyu bir göz damlalığıyla veriliyordu. Kafasını kaybetmesinin ardından geçen 2 yılık süre zarfında yaklaşık 2,7 kilo aldı ve mutlu bir biçimde boynuyla yiyecekleri &quot;gagalayarak&quot; ve tüylerini düzelterek vaktini geçirdi. Mike&#8217;ı çok iyi tanıyan biri şu yorumu yaptı: &quot;O, kafası olmadığının farkında olmayan büyük, şişman bir piliçti.&quot;     <br />Felaket, Arizona&#8217;nın Phoenis şehrindeki bir otel odasında geceleyin meydana geldi. Mike&#8217;ın nefesi tıkandı ve Olsen&#8217;in korktuğu başına geldi: Göz damlalığını önceki günkü gösteride bırakmıştı. Solunum yollarını açamayınca, Mike nefesi kesilerek öldü.     <br />Mike Colorado&#8217;da hâlâ bir idoldür ve Fruita 1999&#8242;dan bu yana her Mayıs ayında onun ölümünü &quot;Kafasız Horoz Mike&quot; günüyle anmaktadır.     <br />isoru.wordpress.com</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f1.jpg"><img title="32625728_bded9e724f" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="628" alt="32625728_bded9e724f" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f-thumb1.jpg?w=450&#038;h=628" width="450" border="0" /></a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks.jpg"><img title="Mike showing off for the chicks" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="407" alt="Mike showing off for the chicks" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks-thumb.jpg?w=450&#038;h=407" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager.jpg"><img title="mike and hismanager" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="560" alt="mike and hismanager" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager-thumb.jpg?w=450&#038;h=560" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture.jpg"><img title="Mike contemplating his future" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="517" alt="Mike contemplating his future" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture-thumb.jpg?w=450&#038;h=517" width="450" border="0" /></a></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=479&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">5524_headless_chicken_Mike</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mike3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f-thumb1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">32625728_bded9e724f</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mike showing off for the chicks</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mike and hismanager</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mike contemplating his future</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnternette pornografik müstehcen içerikli resimler ve görüntülere bakmak nelere sebebiyet verir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 10:21:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kalb]]></category>
		<category><![CDATA[müstehcen]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Şehvet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/</guid>
		<description><![CDATA[
Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksiniyorum, dönüp bakmıyorum bile elhamdülillah. Fakat yine de kendime mani olamıyorum. Bu konuda bana nasihat eder misiniz?
CEVAP:
Aziz ilim talibi,
Müstehcen resimler ve görüntüler,

İnsanın içindeki iyilik hücrelerini öldürür.
Şehvetini azdırır.
Meleklerimizin moralini bozar ve bize dua etmelerine engel [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=458&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/porno-hastalik.jpg" alt="" /></p>
<blockquote><p>Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksiniyorum, dönüp bakmıyorum bile elhamdülillah. Fakat yine de kendime mani olamıyorum. Bu konuda bana nasihat eder misiniz?</p></blockquote>
<p><strong>CEVAP:</strong></p>
<p>Aziz ilim talibi,<br />
Müstehcen resimler ve görüntüler,</p>
<ul>
<li>İnsanın içindeki <strong>iyilik hücrelerini</strong> öldürür.</li>
<li><strong>Şehvetini</strong> azdırır.</li>
<li><strong>Meleklerimizin moralini bozar</strong> ve bize dua etmelerine engel olur.</li>
<li>İnsanın <strong>kendisine karşı saygısını </strong>azaltır.</li>
<li>İradesine karşı <strong>güvenini </strong>sarsar.</li>
<li><strong>Hafıza</strong>yı zayıflatır.</li>
<li><strong>Kalbi</strong> meşgul eder ve kararmasına yol açar.</li>
<li><strong>Şehvet</strong>, insana verilmiş emanettir. Emanete sadakat gerektir. Şehvet emanetini meşru yollardan tatmin etmek gerekir. Bunun en güzel yolu da evliliktir.</li>
</ul>
<p>Gençlere bir an önce evlenmelerini, zamanı gelmiş evliliği dünyevi gerekçelerle ertelememelerini tavsiye ederim. Size de&#8230; Bu tür kerih görüntüler, ileride gerçekleşecek evliliğin gizemini de azaltır.<br />
<em>Bütün bu zararları göz önünde tutunca alk-ı selim bu tür kerih görüntülerden ve müstehcenlikten uzak durmayı emreder. Siz de irade sınavında bu savaşı kazanmak için gayret edin. Bunun bir iç cihad olduğunu unutmayın.</em></p>
<p><strong>Rabbim, nefsi emmarenin kötülüklerinden hepimizi korusun.<br />
Mustafa İslamoğlu<br />
</strong></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=458&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/porno-hastalik.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Saçlar neden ağarıyor, kırlaşıyor, beyazlaşıyor?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 19:52:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatıcı]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen peroksit]]></category>
		<category><![CDATA[saçların beyazlaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/</guid>
		<description><![CDATA[
Şarkılara konu olan &#8216;Neden saçların beyazlamış&#8230;&#8217; sorusu tarih oldu. Saçların beyazlaşmasına neden olan beyazlatıcı maddenin sırrı çözüldü:
Saçların beyazlamasının nedeninin, saç boyalarında da kullanılan hidrojen peroksit olduğu belirlendi.
Almanya&#8217;daki Mainz Üniversitesi Biyofizik Enstitüsünden Prof. Heinz Decker, hücrelerin ürettiği hidrojen peroksidin, saçın yaşlanmayla birlikte beyazlamasında anahtar rol oynadığının saptandığını belirterek, bu bulgunun saçların erken ağarmasına karşı tedavi yöntemlerinin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=455&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/beyaz-sac.jpg" /></p>
<p><b>Şarkılara konu olan &#8216;Neden saçların beyazlamış&#8230;&#8217; sorusu tarih oldu. Saçların beyazlaşmasına neden olan beyazlatıcı maddenin sırrı çözüldü:</b></p>
<p>Saçların beyazlamasının nedeninin, saç boyalarında da kullanılan hidrojen peroksit olduğu belirlendi.<span id="more-455"></span></p>
<p>Almanya&#8217;daki Mainz Üniversitesi Biyofizik Enstitüsünden Prof. Heinz Decker, hücrelerin ürettiği hidrojen peroksidin, saçın yaşlanmayla birlikte beyazlamasında anahtar rol oynadığının saptandığını belirterek, bu bulgunun saçların erken ağarmasına karşı tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayabileceğini söyledi.</p>
<p>Daily Telegraph&#8217;daki habere göre, Prof. Decker, beyazlatıcı madde olarak da kullanılan hidrojen peroksidin, yaşlandıkça saç köklerinde büyük miktarlarda toplandığını ve sonunda renk pigmenti melaninin sentezine mani olduğunu bildirdi.</p>
<p>Vücudun tümünde küçük miktarlarda üretilen hidrojen peroksit (H2O2), normalde bu kimyasalı parçalayarak su ve oksijene dönüştüren bir enzimle etkisizleştiriliyor. Ancak yaş ilerledikçe, bu enzimin seviyesi düşüyor ve böylece hidrojen peroksit birikimi artıyor.</p>
<p>Bradford Üniversitesinden meslektaşlarıyla birlikte çalışan Decker, hidrojen peroksidin, tahrip olmuş proteinlerin onarımı için gereken enzimleri de engellediğini belirtti.</p>
<p>Tüm bu süreç sonunda renk pigmentleri saç kökünden ucuna kadar tedricen kayboluyor.</p>
<p>Prof. Decker, &#8220;Artık bu sürecin altında yatan spesifik moleküler dinamiği biliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırma, FASEB (Federation of American Societies for Experimental Biology) dergisinde yayınlandı.</p>
<p>AA</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=455&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/beyaz-sac.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Burnunuzu çarptığınızda neden gözleriniz yaşarır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:54:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[lakrimal sıvı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/</guid>
		<description><![CDATA[Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=450&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=450&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Örümcekler kendi ağlarına neden yakalanmaz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:53:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/</guid>
		<description><![CDATA[
Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde
başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin
üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri
vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı
bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece
yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat
ürkütüldüğünde nadiren kendi ağına takılıp diğer örümceklere de yem
olabilir
 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=448&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/orumcek.jpg" /></p>
<p>Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde<br />
başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin<br />
üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri<br />
vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı<br />
bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece<br />
yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat<br />
ürkütüldüğünde nadiren kendi ağına takılıp diğer örümceklere de yem<br />
olabilir</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=448&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/orumcek.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kuşların kanatları nasıl su geçirmez olabilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Gaga]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyruk tüyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Salgı bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tüyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/</guid>
		<description><![CDATA[
Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=446&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/kuslar.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. </strong>Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=446&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/kuslar.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>GPS sağlayıcılı bir cep telefonunuz varsa hükümet sizi takip edebilir mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:37:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[GPS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[

Evet, eger cep telefonunuzun GPS&#8217;i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=442&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/ceptelefonu.gif" />
</p>
<p>Evet, eger cep telefonunuzun GPS&#8217;i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=442&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/ceptelefonu.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kafanızın büyüklüğü IQ&#8217;nuzu etkiler mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/</guid>
		<description><![CDATA[
Hayır. 1998&#8242;de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasında bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ&#8217;nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=439&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/head.jpg?w=350" /></p>
<p>Hayır. 1998&#8242;de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasında bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ&#8217;nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=439&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/head.jpg?w=350" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Renk körlüğü tedavi edilebilir mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[protein kodu]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[Renk körlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=437&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=437&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Solak insanlar daha detaylı mı düşünür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[solak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/</guid>
		<description><![CDATA[Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=436&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=436&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Vücudumuzdaki hücrelere öldüğünde ne olur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:31:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/</guid>
		<description><![CDATA[
Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır.
Vücudun
içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından
temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin
üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü
bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi,
deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden
için gerekli olduğu için yok edilmezler.

   [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=434&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/hucre.jpe" /></p>
<p><b>Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır.</b></p>
<p>Vücudun<br />
içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından<br />
temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin<br />
üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü<br />
bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi,<br />
deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden<br />
için gerekli olduğu için yok edilmezler.</p>
<p></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=434&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/hucre.jpe" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sabunun dış kısmı daima temiz midir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:29:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[sabun]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/</guid>
		<description><![CDATA[
Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=431&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sabun.jpg" /></p>
<p>Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=431&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sabun.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Soğan neden ağlatır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:27:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[enzim]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal etki]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/</guid>
		<description><![CDATA[
Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim
sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden
şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan
sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer
ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder.
Gözün ön
tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal
etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek
duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini
harekete [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=428&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sogan.jpg" />
<p><b>Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim<br />
sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden<br />
şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan<br />
sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer<br />
ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder.</b></p>
<p>Gözün ön<br />
tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal<br />
etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek<br />
duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini<br />
harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları<br />
sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete<br />
geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan<br />
temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce<br />
soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin<br />
yaşarmasını engelleyebiliriz.</p>
<p></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=428&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sogan.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı kimdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 09:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Ümame]]></category>
		<category><![CDATA[Ebûbekir]]></category>
		<category><![CDATA[Hale]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed (s.a.)]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyd]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyneb]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Zeynep (r.a)
Hazret-i Zeyneb radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı ve ikinci çocuğu&#8230; Kızlarının en büyüğü&#8230; Çocuk yaşta İslâm&#8217;la şereflenen ilk genç kız&#8230; İslâm&#8217;ın ve imanın kaynağı, sevgi pınarı babacığından aslâ ayrılmayan çilekeş bir iman eri&#8230; Annesinden aldığı üstün bir terbiye ile evi çekip çeviren, kocasına hizmette kusur etmeyen, becerikli, nezâketli ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=426&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><font color="#990000"><big><b>Hazret-i Zeynep (r.a)</b></big></font></p>
<p>Hazret-i Zeyneb radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı ve ikinci çocuğu&#8230; Kızlarının en büyüğü&#8230; Çocuk yaşta İslâm&#8217;la şereflenen ilk genç kız&#8230; İslâm&#8217;ın ve imanın kaynağı, sevgi pınarı babacığından aslâ ayrılmayan çilekeş bir iman eri&#8230; Annesinden aldığı üstün bir terbiye ile evi çekip çeviren, kocasına hizmette kusur etmeyen, becerikli, nezâketli ve işini bilen asil bir hanımefendi&#8230;<span id="more-426"></span></p>
<p>O, Mekke&#8217;de dünyaya geldi. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz henüz otuz yaşlarında idi. Hazreti Hatice (r.anha) annemizle evliliği üzerinden beş sene geçmişti. İlk çocukları Kasım&#8217;dan sonra ikinci çocukları dünyayı şereflendirecekti. Doğacak çocuğun ebesi Selma Hatun&#8217;du. Efendimizin evinde büyük bir heyecan vardı. Acaba erkek mi kız mı olacaktı? Aile efradı merakla beklemekteydi. Çok geçmeden bir kız çocuğu dünyaya geldi.</p>
<p>Hz. Hatice annemizin evinde bulunan kadınları bir hüzün aldı. Bu haberi nasıl duyuracaklardı? Çünkü Cahiliye devri olarak bilinen o dönemde Araplar kız çocuklarına hiç değer vermezlerdi. Onlardan birine; <b>&#8220;Kız çocuğun oldu&#8221;</b> haberi verilince içleri kederle dolar, yüzleri değişirdi. İşte Zeyneb böyle bir karanlık devirde dünyaya geldi. Fakat onun doğumunda mâtem olmadı. Kâinâtın Efendisine bu haber ulaşınca aksine memnûn ve mesrûr oldu. Doğum müjdesi getirene teşekkür etti. Herkesin beklediği gibi ke-derli bir tavır sergilemedi.</p>
<p>O, fıtraten pırıl pırıl bir ahlâka sahipti. Cahiliye devrinin çirkinliklerini hiç benimsememiş, vahşîce yapılan hareketleri hiç tasvip etmemişti. İçkiden kumardan, kızları diri diri gömmekten nefret ederdi. Toplumdan bu kötülüklerin kaldırılması için nasıl ve ne tarz bir mücâdele verilmesi gerektiğini düşünürdü. Bu sebebten kızı Zeyneb doğunca hiç üzülmedi. Rabbine hamdetti. Hatta <b>&#8220;Ben kız babasıyım&#8221;</b> diyerek iftihar etti. Sevinçle, güleryüzle evine gitti. Yeni doğan kızını kucağına aldı ve Zeyneb adını koydu.</p>
<p>Zeyneb gün geçtikçe büyüyordu. Evin içine neşe saçıyordu. Kâinât&#8217;ın Efendisi onun şahsında babalık sevgi ve şefkatinin örneklerini veriyordu. Zira oğlu Kasım vefat etmişti. Yıllar sür&#8217;atle geçmekte Zeyneb büyümekte ve on yaşlarına girmek üzereydi. Evde diğer kardeşlerine ablalık yapıyor, onların hizmetini görüyor ve anneciğinin yükünü paylaşıyordu. Hizmetiyle gelin olacak olgunluğa ulaştığını gösteriyordu. Teyzesi Hale&#8217;nin Ebü&#8217;l-As adında kendisiyle yaşıt bir oğlu vardı. Evlerine sık gelip giderdi. Zeyneb&#8217;teki nezâkete, güleryüze, işindeki becerikliliğe ve olgun davranışlarına hayran kalırdı. Hz. Hatice annemiz de yeğenini çok severdi. Onun Zeyneb&#8217;e karşı ilgi ve sevgisi gözünden kaçmazdı. Evlilikte mutlu olabilmek de bu sevgiye bağlıydı.</p>
<p>Ebü&#8217;l-As İbni Rebî herkesin güvenini kazanmış, kimsenin hakkını üzerine geçirmeyen, dürüst bir tüccardı. Şam ve Yemen taraflarına ticarete giderdi. Her dönüşünde teyzesine ve çocuklarına hediyeler getirirdi. Zeyneb de bu ilgiden ve hediyelerden memnun kalırdı. Ebü&#8217;l-Âs bu şekilde teyzesinin sevgisini kazanmıştı. Birgün teyzesine evlilik konusunu açtı. Zeyneb&#8217;e olan gönül yakınlığını hissettirdi. Hatice annemizde bu talebi Efendimize arz etti.</p>
<p>Resûl-i Ekrem (s.a.) bu isteğin Zeyneb&#8217;e duyurulmasını söyledi. Kıza danışmadan bir şey söylemek istemedi. Hatice annemiz bir fırsatını bulup kızına meseleyi açtı ve: <b>&#8220;Zeyneb! Teyzeoğlun Ebû&#8217;l-Âs evlilik konusunda senin adını andı, ne dersin?&#8221;</b> dedi. Zeyneb bu konuda sessiz kaldı. Genç kızın sükûtu ikrardan kabul edildi ve hazırlıklar başladı. Kısa zamanda düğünleri yapıldı. Develer kesildi. Yemekler verildi. Rasûlullah (s.a.) ve ailesi gelin Zeyneb&#8217;i yeni evine kadar götürdü. Bir süre orada oturdular. Gelini yeni evine yerleştirip ayrıldılar.</p>
<p>Ebü&#8217;l-Âs sıcak bir yuvaya kavuşmuştu. Zeyneb&#8217;i çok seviyordu. Mutluydu ve mesûddu. Ticaret için sefere çıktığında Zeyneb baba ocağında kalıyor ve annesine ev işlerinde yardım ediyordu. Kocası yine bir sefere gitmişti. Annesinin yanında kalırken babacığında büyük değişiklikler meydana gelmiş ve sevgili babasının Hira mağarasındaki ilk vahyi alıp eve dönüşüne şahid olmuştu. Hatta hayretle annesine: <b>&#8220;Ne oldu anne? Babamın durumunda bir değişiklik var.&#8221;</b> demişti. Hz. Hatice annemiz de; babasına yeni bir vazife verildiğini, melek Cebrâil&#8217;in gelip, Allah&#8217;tan emirler getirdiğini anlattı. Son din ve son peygamber olarak babasına iman ettiğini bildirdi. Zeyneb de; sizin inandığınıza ben de inanırım anneciğim dedi ve birlikte kelime-i şehadet getirerek ilk müslümanlardan oldu.</p>
<p>Ebü-l-As seferden dönüp Mekke&#8217;ye girince; yeni dinin geldiğini ve yeni peygamberin Hz. Muhammed (s.a.) olduğunu duydu. Evine vardığında hanımı Zeyneb&#8217;e ilk olarak:<b> &#8220;Baban Peygamber olmuş öyle mi?&#8221; </b>diye sordu. O da: <b>&#8220;Evet!.. teyze oğlu, duyduğun doğru. Ben de müslüman oldum.&#8221;</b> dedi ve devam etti: &#8220;<b>Vallahi sen de biliyorsun ki, babam güvenilir ve dürüst bir kimsedir. Boş yere konuşmaz. Onun doğruluğunu Mekke&#8217;de tasdik etmeyen var mı? Ebûbekir, Ali, Zeyd de müslüman oldular. Ayrıca senin akrabalarından Osman ve Zübeyr de müslüman oldu. Ey benim sevgili efendim, ben inandım, sen de inanır mısın?&#8221; </b>dedi.</p>
<p>Ebü&#8217;l-As garib bir tavırla sevgili eşine baktı ve: <b>&#8220;Vallahi baban bana göre kötü bir kimse değil. &#8220;Muhammedü&#8217;l-Emin&#8221;</b>dir. O şaka bile olsa yalan-yanlış şeyler konuşmaz. <b>Ancak ben, karısını hoşnut etmek için atalarının dinini terketti dedirtmek istemiyorum&#8221;</b>, diye cevap verdi. Hanımının inancına da müdahale etmedi.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ) bir taraftan yeni gelen vahyi öğreniyor, ezberliyor bir taraftan da kocasının imana gelmesi için sürekli duâ ediyordu. Fırsat buldukça yeni gelen dinden bahsediyor ve onun gönlünü kazanmağa çalışıyordu. Bu duygu ve düşünceler içerisinde ona sevgi ve hürmetlehizmet ediyordu. Müslümanlar birer birer çoğalmaya başlayınca müşriklerde babasına ve bütün müslümanlara işkence etmeye karar verdiler. Bunu duyan Zeyneb çok üzülüyordu. Fakat gün geçtikçe inananlar çoğalıyordu. Mekke müşrikleri de şiddet kullanmağa başlamışlardı. Allah Teâlâ müslümanları o zâlimlerin elinden kurtarmak için hicrette izin verdi. Sevgili babası, annesi, kardeşleri birlikte hicret ettiler. Zeyneb (r.anhâ) ise Mekke&#8217;de yalnız kaldı. Kocası Medine&#8217;ye gitmesine izin vermedi.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ)&#8217;ya bu ayrılık çok dokundu. Müşrik birisiyle evli olmasına çok üzülüyordu. Fakat sabırdan başka çaresi de yoktu. Zira hayat bir imtihandı. Bu sıkıntılardan ancak sabırla kurtulacağına inanıyordu. Allah her şeye kâdirdi. Her şeyi görüyor ve biliyordu. O&#8217;na tevekkül etti. O&#8217;na duâ ve niyazda bulundu. Sabretti, sebat etti ve neticeye erdi.</p>
<p>Hicretten bir sene sonra idi. Mekkeli müşrikler Medine&#8217;de toplanan müslümanlara savaş ilân etti. Kuvvetli bir ordu ile Bedir&#8217;e geldi. Müslümanlar sayı ve techizat bakımından çok az ve zayıftı. Ama Allah Teâlâ&#8217;nın yardımının kendileriyle olduğuna inanıyorlardı. Bu imanla meydana atıldılar. Büyük kahramanlıklar sergilediler. Allah Teâlâ görünmeyen ordularıyla müslümanlara yardım etti ve zaferi elde ettiler. Müşriklerin kimisi kaçtı, kimisi esir alındı. Rasûlullah (s.a.) Efendimizin damadı Ebû&#8217;l-As da esirler arasında idi.</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz Savaştan sonra ashabını toplayıp esirler hakkında istişarede bulundu. Sonra vahiy geldi ve Esirler fidye karşılığı serbest bırakılacaktı. Ebû&#8217;l-As Mekke&#8217;de hanımı Zeyneb&#8217;e haber gönderdi. O da bir miktar para ile annesinin hediye ettiği gerdanlığı, kolyeyi gönderdi. Bunlar Ebû&#8217;l-As&#8217;ın fidyesi olarak Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz&#8217;in eline verildiğinde çok duygulandı. Mahzun oldu. Ashâbına: <b>&#8220;Eğer uygun görürseniz bunu geri verelim. Bu Hatice&#8217;nin hatırasıdır.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Ebû&#8217;l-As&#8217;a gerdanlık ve para geri verildi. Yalnız Mekke&#8217;ye vardığında Zeyneb&#8217;i Medine&#8217;ye göndermek üzere söz alındı. Zira yeni gelen bir vahiyle: <b>&#8220;Müslüman hanım, müşrik erkeğe haram kılınmıştı.&#8221;</b> (Mümtehime Sûresi: 10) O da söz verdi ve sözünde durdu. Mekke&#8217;ye varınca çok sevdiği Zeyneb&#8217;ini Medine&#8217;ye uğurladı.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ) eşyalarını toparlayıp hazırlığını tamamlayınca anneciğinin kabrini ziyaret etti. Kızı Ümame ile birlikte kabrin başına vardı. Gözyaşları içinde, hıçkırıklara boğularak Kur&#8217;an okuyup dualar ederek can anneciğine veda etti. Sonra eve döndü. Müslüman olmuş komşu hanımlarıyla da helallaştı. Gündüz gözüyle teyzeoğlu Kinâne onu Mekke dışına çıkarıp Medine&#8217;den gelen Peygamber (s.a.) Efendimizin evlâdlığı Zeyd (r.a.)&#8217;a teslim edecekti: Eşyaları deveye yüklendi. Önce Zeyneb bindi deveye, sonra da kızı Ümame&#8217;yi aldı yanına. Kinane devenin yularını tuttu ve hareket ettiler. Zeyneb tekrar kocasına baktı. O da ona bakıyordu. Her ikisi de ağlıyordu. Gözyaşları iplik iplik akıyordu.</p>
<p>Zeyneb, Medine&#8217;ye babası ve kızkardeşlerinin yanına gidiyordu. Hamile olduğu halde kocasının yanında kalmamıştı. Biri karnında biri de kucağında olduğu halde Medine&#8217;ye gidiyordu. Kocası da onun bu haline çok üzülmüştü. Hatta ayrılığına dayanamadığı için kardeşi Kinane ile göndermiş ve: <b>&#8220;Babana söz vermiş olmasaydım göndermezdim Zeyneb&#8217;im&#8221;</b> diye oturup ağlamıştır.</p>
<p>Kimse bir şey demez zannıyla güpegündüz çıkmışlardı, yola. Fakat azılı müşrikler haberi duyunca peşlerine düşmüş ve onlara Zîtuva mevkiinde yetişmişlerdi. Habber ibni Esved adındaki azgın müşrik bütün kiniyle, öfkesiyle ve var gücüyle deveye saldırdı. Deveyi ürküttüler. Havdecin bağlarını kesip yere düşürdüler. Zeyneb (r.anhâ) ve kızı da yere yıkıldılar.Kinane saldırganlarla çarpışmaya başladı. Zeyneb&#8217;i yara bere içerisinde görünce yüreği dayanamadı ve saldırganlara: <b>&#8220;Yaklaşmayın! Kalbinize oku saplarım.</b>&#8221; diye tehdit ederek onları korumağa çalıştı..</p>
<p>Kinane keskin nişancı ve usta ok atıcısıydı. Onlara: <b>&#8220;Yaklaşmayın, hiç acımam, kalbinize oku saplarım&#8221;</b> dedi. Onlar da: <b>&#8220;Seninle bir alışverişimiz yok Kinâne. Sadece Zeyneb&#8217;i götüremezsin.&#8221;</b> dediler. Ebû Süfyan araya girdi ve onu ikna etmeye çalıştı. Ona şunları söyledi:</p>
<p><b>&#8220;Kinane!.. halkın gözü önünde güpegündüz yola çıkmanız doğru bir hareket değil. Sen Muhammed&#8217;in başımıza getirdiklerini biliyorsun. Onun kızını böyle açıktan alıp götürmen bizim aczimize delil olacaktır. Bu işi sen geceleyin hallet. Şimdi Mekke&#8217;ye götür. Halkın itirazı kesildikten sonra gizlice al ve götür&#8221;</b> dedi.</p>
<p>Kinâne tamam dedi ve yara-bere içerisinde kalan Zeyneb (r.anhâ)&#8217;yı Mekke&#8217;ye götürdü. Atike halanın titiz bir şekilde bakımıyla birkaç gün içerisinde kendine gelen Zeyneb (r.anhâ)&#8217;yı tekrar geceleyin gizlice Mekke&#8217;den çıkarttılar. Kendilerini bekleyen Zeyd (r.a.) ve arkadaşlarına teslim ettiler.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ)hevdecin içinde giderken, bir yandan başına gelenleri düşünüyor bir yandan da kocasının hidayeti için sürekli duâ ediyordu. Ebû&#8217;l-Âs ile 16 yıl beraber yaşamışlardı. Ondan en küçük sert, kaba bir hareket görmemişti. Kendisine bir defa olsun bağırıp çağırmamıştı. Birbirlerini çok iyi anlamışlardı. Aralarında sevgi, şefkat ve merhamet hâkimdi. Elbette onun hidayeti için duâ edecekti.</p>
<p>Bu küçük kafile zor ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine&#8217;ye ulaştı. Hz. Zeyneb babasına ve kardeşlerine kavuşmanın sevinciyle bütün ağrı ve sızılarını unutuverdi. İki Cihan Güneşi Efendimiz de dâmadının bu davranışını takdirle karşıladı ve: <b>&#8220;Bana doğruyu söyledi. Söz verdi ve sözünü yerine getirdi.&#8221;</b> buyurarak onu taltif etti.</p>
<p>Hz. Zeyneb Medine&#8217;de huzur ve seâdete kavuştu. Kocası Ebû&#8217;l-Âs ise sıkıntı içerisindeydi. Kendisini ticârî seyahatlere vermişti. Hicretin 6. yılında ticaret kervanıyla Şam&#8217;dan dönerken Medine civarında Îs Mevkiinde baskına uğradı. Kervanın etrafı sarıldı. Kervancıbaşı Ebû&#8217;l-Âs olduğu görülünce seriyye komutanı tarafından kimsenin öldürülmemesi istendi. Canlarını emniyette gören kervandakiler de karşılık vermeden, çarpışmadan teslim oldu. Kervan Medine&#8217;ye götürüldü. Şehre girince Ebû&#8217;l-Âs bir yolunu buldu ortadan kaybolup kaçtı ve Zeyneb&#8217;in kapısına vardı. Ondan eman diledi. Sabah namazı vakti idi. Zeyneb (r.anhâ) hemen mescide koştu ve yüksek sesle kendini tanıtıp Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın kendi emanında olduğunu duyurdu. Sevgili Peygamberimiz de: <b>&#8220;Zeyneb&#8217;in eman verdiğine biz de eman verdik.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Hz. Zeyneb, babacığı Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimize geldi. <b>&#8220;Ne yapmalıyım?&#8221; </b>diye sordu. Efendimiz de: <b>&#8220;Kızım, ona ikramda bulun. Fakat uzak dur. Çünkü birbirinize helâl değilsiniz.&#8221; </b>buyurdu. Zeyneb hızla evine vardı. Ebû&#8217;l-Âs kapının önünde hâlâ ayaktaydı. İçeri buyur edip yemek hazırladı ve kızı ile birlikte yemek üzere önlerine koydu.</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz alınan ganimet ve esirler konusunda ashabıyla istişare yaptı ve onlara:<b> &#8220;Uygun görürseniz, Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın bütün mallarını ve arkadaşlarını geri veriniz!&#8221;</b> buyurdu. Zira Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın gönlü artık İslâm&#8217;a açılmıştı. Onun mahcub bir vaziyette huzura gelişi ve gözlerindeki ifade bunu hissettirmişti. Bütün malları ve adamları geri verildi. Bu hadise Ebû&#8217;l-Âs&#8217;a çok tesir etti. Oracıkta müslüman olmağa karar verdi. Fakat ilân edemedi. Emanetleri sahiblerine verip öyle ilân etmeliydi. Derhal Mekke&#8217;ye doğru yola koyuldu.Gönlü Medine&#8217;de kaldı.</p>
<p>Kervanı karşılamaya gelenleri toplayan Ebû&#8217;l-Âs bütün malları sahiplerine dağıttı. Sonra: <b>&#8220;Bende herhangi bir alacağı olan kaldı mı?&#8221;</b> diye üç defa sordu. Her seferinde: <b>&#8220;Hayır, yoktur.&#8221; </b>cevabını aldı. Daha sonra:<b> &#8220;-Beni nasıl bilirsiniz?&#8221;</b> diye sordu. Onlar da: <b>&#8220;-Doğru, dürüst ve güvenilir biliriz.&#8221;</b> diye cevap verdiler. Tekrar:<b> &#8220;-Benden yalan bir söz işittiniz mi?&#8221; dedi. Onlar da: &#8220;-Hayır, işitmedik.&#8221; dediler. Bunun üzerine: &#8220;Vallahi yanınıza gelmeden önce müslüman olmaya karar vermiştim. Ancak &#8220;Mallarımıza konmak için din değiştirdi!&#8221;</b> demeyesiniz diye ilân edemedim. <b>Ben şehâdet ederim ki; Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur. Hz. Muhammed (s.a) de O&#8217;nun kulu ve Rasûlûdür.&#8221; diyerek kelime-i şehadet getirdi.</b></p>
<p>Müşriklerin şaşkın bakışları arasında evine gidip eşyalarını aldı ve Medine&#8217;ye doğru yola çıktı. Gece gündüz dinlenmeden devesini sürdü. Sevgililere kavuşmak üzere yol aldı. Nihayet Medine&#8217;ye ulaşınca doğru Mescid-i Nebi&#8217;ye gitti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin huzuruna vardı ve kelime-i şehadet getirdi. Oradan Efendimizin izniyle Sevgili Zeyneb&#8217;ine ve kızı Ümâme&#8217;ye kavuştu. Efendimiz nikahlarını tazeledi. Böylece üzüntüler, sıkıntılar tekrar sevince ve mutluluğa dönüştü.</p>
<p>Hz. Zeyneb (r.anhâ) muradına ermişti. Kocası hidayete gelmişti. Fakat bu sevinç çok kısa sürmüştü. Aradan bir sene geçmeşti. Zeyneb (r.anhâ) hastalanıp yatağa düştü. Hicret esnasında bir hayli yıpranmıştı. Bu hastalıktan kurtulamadı. 8 h. senede 30 yaşlarında iken Hakk&#8217;ın rahmetine kavuştu.</p>
<p>Sevgili annelerimizden Hz. Sevde ile Ümmü Seleme ve diğer hanım sahabîlerden Hz. Ümmü Eyman ile Ümmü Atıyye (r.anhûmâ) Hz. Zeyneb&#8217;in evine gittiler. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz onlara:<b> &#8220;Onu yıkamaya sağ tarafından ve abdest âzalarından başlayınız. Tek sayıda üç-beş-yedi kere, hatta gerekli görürseniz bundan fazla yıkayınız. ?Sonunda suya kâfur, yahut kâfurdan biraz koku koyunuz. Yıkama işini bitirince bana bildiriniz.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Yıkama işi tamam olunca Efendimiz gömleğini gönderdi ve: <b>&#8220;Bunu ona iç gömlegi yapınız.&#8221;</b> buyurdu. Sonra cenaze namazını kıldırdı. Kabrin başına geldi ve kazılan kabre hüzünle baktı. Düşünceli ve üzgün bir vaziyette kabre indi. Biraz bekledi ve duâ etti. Sonra sevinç içerisinde dışarı çıktı. Oradakilere şu müjdeyi verdi:<br />
<b><br />
&#8220;Zeyneb&#8217;in zayıflığını düşünüp Allah Teâlâ&#8217;dan onun kabrini genişletip sıkıntısını gidermesini diledim. Allah duamı kabul buyurdu ve kabrini genişletip, sıkıntısını giderdi.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Hz. Zeyneb (r.anhâ) dini, imanı uğruna çok çileler çekti. Sabırla, sebatla bu sıkıntılara direndi. Müşrik kocasına karşı nezâket, edeb sevgi ve saygıyla hizmet etti. Onun gönlünü bu şekilde fethetti. İslâm&#8217;a kavuşmasına vesile oldu.</p>
<p>Sevgi en büyük bağdı. İnsanları birbirine yaklaştıran, birbirine hizmet ettiren en kuvvetli nesne manevî bir güç&#8230; Huzura kavuturan, mutluluğa erdiren bir tılsım&#8230;</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz torunu Ümâme&#8217;yi çok severdi. Bir keresinde namaz kılıyordu. Ümâme&#8217;de omuzlarında idi. Rûkû&#8217;ya vardığında onu yere koyuyor. Secdeden kalkarken yine omuzlarına alıyordu. Birgün bir gerdanlık hediye olarak gelmişti. Onu aile halkı içinden bana en sevgili olana vereceğim dedi. Sonra Ümâme&#8217;yi çağırıp boynuna taktı.<br />
<b><br />
Cenâb-ı Hak bizlere o sevgili aile halkının birer ferdi olabilmeyi ve şefaatlerine erebilmeyi nasîb eylesin. Amin.</b></p>
<p>Kaynak: Mustafa Eriş</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=426&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarihteki en kısa ömürlü Türk devleti hangisidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 22:38:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/</guid>
		<description><![CDATA[
 Tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olan BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ Bayrağı
Yeşil : İslamiyeti Siyah :  Balkanlardaki ZulmüBeyaz :  ÖzgürlüğüAy &#8211; Yıldız :  Türklüğümüzü simgelemektedir. 
Garbi Trakya Hükûmeti Muvakkatesi. tarihte kurulan ilk Türk cumhuriyetidir 28 temmuz 1913 da kurulmuş 29 ekim 1913 tarihinde ise yıkılmıştır. hoca salih efendi başkanlığını Süleyman askeri de ordu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=423&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/bati-trakya.gif" /></p>
<p><font color="black" size="2" face="verdana"> Tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olan <b>BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ</b> Bayrağı</p>
<p></font><font color="black" size="2" face="verdana"><font color="black"><b><font color="black">Yeşil :</font></b><font color="black"><font color="black"><i> İslamiyeti</i><br /><font color="black"> <b>Siyah : </b><font color="black"><i> Balkanlardaki Zulmü</i><br /><font color="black"><b>Beyaz : </b><font color="black"><i> Özgürlüğü</i><br /><font color="black"><b>Ay &#8211; Yıldız : </b><font color="black"><i> Türklüğümüzü</i><font color="black" size="2" face="verdana"> simgelemektedir. </font></font></font></font></font></font></font></font></font></font></font></p>
<p>Garbi Trakya Hükûmeti Muvakkatesi. tarihte kurulan ilk Türk cumhuriyetidir 28 temmuz 1913 da kurulmuş 29 ekim 1913 tarihinde ise yıkılmıştır. hoca salih efendi başkanlığını Süleyman askeri de ordu komutanlıgını yapmıştır devleti hem Yunanistan hem de Bulgaristan tanımıştır. Kuvay-ı Milliye tabiri ilk defa Batı Trakya mücadelesinde kullanılır.</p>
<p>Bağımsızlığını ilan eden yeni Türk devleti, ilk olarak ülkenin sınırlarını belirlemiş, bağımsız devletin sembolü olan ay yıldızlı, yeşil, beyaz bayrağı resmi binalara çekmiş, 29.170 kişilik ordusunu kurup, bütçesini hazırlamış, pul bastırarak, pasaport uygulamasına geçmiştir. <span id="more-423"></span></p>
<p>Bu arada osmanli yasa ve tüzükleri aynen kabul edilerek davalara da Garbi Trakya Adliyesi bakmaya başlamıştır.Samuel Karaso adında bir yahudi yurttaş görevlendirilerek resmi bir ajans kurulmuş ve Fransızca ve Türkçe olmak üzere Müstakil/independant; adında bir gazete çıkarılmıştır. </p>
<p>Ancak o dönemde osmanli devleti, yeni kurulan bu Cumhuriyete dış baskıların da etkisiyle olumlu bakmıyordu. Buna ilaveten istanbul;daki siyasi iktidar kavgası ve kargaşası bati trakya;da böyle bir bağımsız Türk devletiyle ilgilenme olanağını ortadan kaldırmıştı. </p>
<p>Nitekim 29 Ekim 1913 tarihinde imzalanan istanbul Anlaşmasıyla Osmanli hukumeti, Bati Trakya&#8217;yı bütünüyle Bulgaristan&#8217;a bırakmıştır. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti&#8217;nin toprakları, General Lazarof komutasındaki Bulgar kuvvetlerince 30 Ekim 1913 tarihine kadar tamamen işgal edilir ve bu devlet sona erer.</p>
<p>Milli Marşı;</p>
<p>Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana,<br />Sen hayat verdin kanınla milli kurtuluş savaşına.<br />Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına,<br />Selam duruyor milletler senin şu milli bayrağına.</p>
<p>Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu.<br />Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu.</p>
<p>Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına,<br />Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdad toprağına.<br />Yurtta hürriyetin, istiklalin rüzgarı esiyor,<br />Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor.</p>
<p>Bu şanlı milli istiklal savaşından asla dönülmez!<br />Karşımıza çelik ordular da çıksa, bizi ürkütemez!</p>
<p>Biz, milli istiklal için Meriçi, Karasuyu aştık,<br />Bütün müstevlileri ezerek, yenerek hedefe ulaştık.<br />Balkanlarda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık,<br />ilk defa hürriyet meşalesini biz yaktık.</p>
<p>Bu bayrak dalgalanacak, cumhuriyet yaşayacak!<br />Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçacak!</p>
<p>Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız,<br />Şu steplerin kurdu, arslanı, göklerin kartalıyız.<br />Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınalar andırır,<br />Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır.</p>
<p>Batı Trakya Cumhuriyeti yaşayacak,yaşayacak!<br />Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!</p>
<p>Ey şirin Batı Trakya!&#8230; işte nihayet esaretten kurtuldun,<br />Ey düşmanlar!&#8230; Sanmayın savaşlardan bu millet yorgun.<br />Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak,<br />Su bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak!</p>
<p>kaynak: uludagsozluk</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=423&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/bati-trakya.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 08:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Gözyaşları]]></category>
		<category><![CDATA[günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet günü]]></category>
		<category><![CDATA[sadaka vermek]]></category>
		<category><![CDATA[sıla-i rahim]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz&#8217;in yanına gelerek, &#8220;Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.&#8221; der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, &#8220;Ne istiyorsan sor.&#8221; buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:
İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?
Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.
İnsanların en hayırlısı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=400&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="hbo"><img class="alignleft" style="border:0 none;max-width:800px;margin:7px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/muhammad.jpg?w=233&#038;h=244" alt="" width="233" height="244" />Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz&#8217;in yanına gelerek, &#8220;Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.&#8221; der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, &#8220;Ne istiyorsan sor.&#8221; buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:</span></p>
<p><span class="mnb">İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?<span id="more-400"></span></span></p>
<p><strong>Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.</strong></p>
<p>İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.<br />
<strong>İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.</strong></p>
<p>İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.<br />
<strong>Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.</strong></p>
<p>İnsanlar içinde Allah&#8217;a en yakın, O&#8217;nun en has kullarından olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah&#8217;ın en has kulu olursun.</strong></p>
<p>Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;a, O&#8217;nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O&#8217;nu görmesen de O seni görüyor.</strong></p>
<p>İmanımı kemale erdirmek istiyorum.<br />
<strong>Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.<br />
</strong><br />
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.<br />
<strong>Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.</strong></p>
<p>Günahlarımın azalmasını istiyorum.<br />
<strong>İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah&#8217;a yalvarırsan günahların azalır.<br />
</strong><br />
İnsanların en kerimi olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.</strong></p>
<p>Rızkımın bol olmasını istiyorum.<br />
<strong>Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.</strong></p>
<p>Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.<br />
<strong>O zaman Allah ve Resulü&#8217;nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.</strong></p>
<p>Allah&#8217;ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.<br />
<strong>Kimseye kızmazsan Allah&#8217;ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.</strong></p>
<p>Duamın kabul edilmesini istiyorum.<br />
<strong>Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.<br />
</strong><br />
Allah&#8217;ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum. <strong>Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.<br />
</strong><br />
Allah&#8217;ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum. <strong>Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.<br />
</strong><br />
Benim günahlarımı ne siler?<br />
<strong>Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah&#8217;a kulluğun) ve hastalıklar.</strong></p>
<p><strong></strong>Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?<br />
<strong>Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.<br />
</strong><br />
Allah yanında en büyük günah hangisidir?<br />
<strong>Kötü ahlak ve Allah&#8217;ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.</strong></p>
<p>Rahman Allah&#8217;ın rahmetini ne coşturur?<br />
<strong>Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek).</strong></p>
<p>Cehennem ateşini ne söndürür?<br />
<strong>Oruç.</strong></p>
<p>(Ali el-Müttaki, Kenzu&#8217;l-Ummal, 16/127-129)</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=400&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/muhammad.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Mikrokosmostan Makrokosmosa bir seyahat nasıl olurdu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/</guid>
		<description><![CDATA[
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=397&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><object type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' data='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=699998&#038;doc=muhtesembiryolculuk-1225239075831075-8' width='450' height='369'><param name='movie' value='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=699998&#038;doc=muhtesembiryolculuk-1225239075831075-8' /><param name='allowFullScreen' value='true' /><param name='allowScriptAccess' value='always' /></object></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=397&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çizgilerle Hadisler</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:21:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/</guid>
		<description><![CDATA[
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=395&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><object type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' data='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=700008&#038;doc=kirkcizgi-1225239376370892-9' width='450' height='369'><param name='movie' value='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=700008&#038;doc=kirkcizgi-1225239376370892-9' /><param name='allowFullScreen' value='true' /><param name='allowScriptAccess' value='always' /></object></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=395&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kuranı Kerim Okumasını nasıl öğretmeliyiz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumayi-nasil-ogretmeliyiz/</guid>
		<description><![CDATA[
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=391&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><object type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' data='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=699952&#038;doc=kuran-kerimi-retmek-1225237767769194-8' width='450' height='369'><param name='movie' value='http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?id=699952&#038;doc=kuran-kerimi-retmek-1225237767769194-8' /><param name='allowFullScreen' value='true' /><param name='allowScriptAccess' value='always' /></object></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=391&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gençliğin imanını sorularla çaldılar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 08:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/</guid>
		<description><![CDATA[
kitabı .pdf formatında bilgisayarınıza indirmek için sağ tıkla hedefi farklı kaydet 1175 KB .PDFkitabı .doc formatında bilgisayarınıza indirmek için sağ tıkla hedefi farklı kaydet 2699 KB .DOC

EMİNE ŞENLÎKOĞLU: 
1953 yılında dünyaya geldi. Dokuz ya­şında iken ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a yerleşti. Daha küçük yaş­ta hayatı sorgulamaya başladı. Bunun için Hristiyanlığı araştır­dı. Aynı dönemde kiliselere gitmeye ve İncil&#8217;i [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=414&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.jpg" /></p>
<p>kitabı .pdf formatında bilgisayarınıza indirmek için <b><a target="_blank" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.pdf">sağ tıkla hedefi farklı kaydet</a> 1175 KB .PDF<br /></b>kitabı .doc formatında bilgisayarınıza indirmek için <b><a target="_blank" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.doc">sağ tıkla hedefi farklı kaydet </a>2699 KB .DOC</b><span id="more-414"></span></p>
<p>
<p><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">EMİNE ŞENLÎKOĞLU: </span></strong></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">1953 yılında dünyaya geldi. Dokuz ya­şında iken ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a yerleşti. Daha küçük yaş­ta hayatı sorgulamaya başladı. Bunun için Hristiyanlığı araştır­dı. Aynı dönemde kiliselere gitmeye ve İncil&#8217;i okumaya başladı. Bu inceleme sırasında, İncil&#8217;in çelişkilerle dolu olduğunu gördü. Kafası sorular yumağıydı. Sonra İslâm&#8217;ı incelemeye ve İslâmî tahsil için yoğun bir kurs eğitimine başladı. Yedi yıl süre ile kurslarda Kur&#8217;an, Arapça, Fıkıh, Akaid gibi İslâmî temel ilim­lerle meşgul oldu. Ayrıca, İlahiyat mezunu olan eşi Recep Öz­kan&#8217;dan ve özel hocalardan ders aldı.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">İlkokulu dışardan bitirdi. 1985&#8242;ten beri Mektup Dergisi&#8217;nin Ge­nel Yayın Yönetmenliğini yürüten Şenlikoğlu, Türkiye&#8217;nin çeşit­li illerinde ve dış ülkelerde konferanslar verdi. Yazdığı her kitap ardarda baskı yaptı. Halen kitapları yoğun bir ilgiyle karşılan­maktadır.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">1993 başı itibariyle GENÇLİĞE HATIRAMDIR serisi:</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Bize Nasıl Kıydınız?, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Burası Cezaevi, İslam&#8217;da </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Erkek, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Mahkum Duygular (Şiir), </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ne </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Olur </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">İhanet Etme, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Ülkemi Arıyorum, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Biz </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Bu </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Vatanın Nesi </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Oluyoruz?, Telefonla Röportaj, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Vicdan Azabı, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Ruhumun Pen­ceresi, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Kelepçeli </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Kalemimden, İsimsiz Kitap, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ağlatan Yol­lar, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Önce Soru Sorarlar, Sonra Ham İnsanı Koparırlar Dininden, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Maria, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">İnsanlar da Kayar, İdamlık </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Genç.</span></strong></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Roman, şiir, hiciv, deneme, makale, anı gibi alanlarda eserler veren Emine Şenlikoğlu&#8217;nun iki çocuğu var.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Mektup Yayınları: 1</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Dizgi </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">MET &amp; FAN</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;"></span></p>
<p><span style="font-size:22pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Kapak İllüstrasyon </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">Ayşe Kalyoncu Cumhur</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ofset Hazırlık </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">ANONS</span></p>
<p><span style="font-size:18pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Emine Özkan ŞENLİKOĞLU</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Haberleşme Adresi:</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Mektup Yayınları</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Yavuzselim Cad. No: 19</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Fatih/İSTANBUL</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Tel: 52183 10 -525 27 06 Fax: 534 18 71</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">MEKTUP YAYINLARI</span></p>
<p><span><span></span></span></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=414&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesinde nasıl dua edelim?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 21:10:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:
”Ya Rasulellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordu.
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
‘De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.”
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü anni. (Allah&#8217;ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar edelim.
Kandil gecelerini; Allah rızası için [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=387&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:<br />
”Ya Rasulellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordu.<br />
Peygamberimiz şöyle buyurdu:<br />
‘De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.”</p>
<p><b>- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü anni. (Allah&#8217;ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)</b></p>
<p><img style="max-width:800px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/inneke-afuvvun.jpg" /><span id="more-387"></span></p>
<p>Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar edelim.<br />
Kandil gecelerini; Allah rızası için namaz kılmak, Kur’an okumak, Peygamberimize salat ve selam okumak, günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan af dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua etmek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle değerlendirmeliyiz.</p>
<p><img style="max-width:800px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/kadir-gecesi-duasi.gif" /></p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: </p>
<p><b>&#8220;Biz onu (Kur&#8217;an&#8217;ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede,<br />
Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.&#8221;</b></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=387&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/inneke-afuvvun.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/kadir-gecesi-duasi.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hacamat nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 09:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile  değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat  denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı  geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın  aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=385&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile  değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat  denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı  geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın  aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki dolaşımı da düzelmiş olacaktır.<span id="more-385"></span>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"><font face="Arial"><font color="#ffff99"> <img src="http://www.ihvanim.com/mesaj/kan.JPG" border="0" height="217" width="170" /> </font> <img src="http://www.ihvanim.com/mesaj/bacak.jpg" border="0" height="216" width="126" /></font><br />
<font color="red" face="Arial Black">Kanın Alınma Şekilleri</font></font></span></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial">Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş  bir cam kavanoz &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici  gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun  değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih  edilmektedir. Örneğin peygamberimiz baş ağrısından dolayı alnının her iki  yanından ,zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından ,topuğundaki bir  incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.(6)</p>
<p>İkinci kan aldırma yöntemi ise ön kolun üst kısmından girilerek direkt damardan  alınmasıdır. Genel kan dolaşımından alınan bu kan derin vücut dokularındaki  kirlenmiş kanın dışarıya çıkmasını sağlamaktadır.</p>
<p>(6) E. Davud Tıp H. 3859. 3860, Tirmizi Tıp H. 2052, İ. Mace Tıp H. 3484. 3484<br />
</font><font color="red"><br />
<font face="Arial Black">Kan Aldırmanın Faydaları</font></font></font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial"><font face="Arial" size="3">Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve  sellem) Hadis-i Şerif&#8217;de &#8220;Mirac&#8217;dan inerken hangi Melek  cemaatine rastlasam. Ey Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)! Ümmetine hacamat  olmalarını emret! dediler.&#8221; buyurmuştur.</font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)  hayber&#8217;de zehirli koyun buduyla zehirlenildiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm  kendisine hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir. </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">&#8220;Hacamat her hastalığa faydalıdır,uyanık olun hacamat  olun.&#8221;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü,  alaca, başağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa  şifadır. &#8220;Kafadan hacamat olmak her hastalığın ilacıdır&#8221;Hadis-i Şerif</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hacamat 70 hastalığa şifadır.  Bunlardan bazıları; Kanser, cüzzam, delilik, alaca hastalığı,kısırlık ve daha  bir çok hastalık. Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamattan  sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser&#8217;den kısırlığa  kadar birçok hastalığa şifa vardır.</p>
<p>Hacamat iki türlü amaç için olur bunlar; 1-Korunma 2-Tedavi (Tedavi amaçlı  olduğu zaman,mevsim ve ayın günleri gözetilmez, ancak haftanın günleri  gözetilmeye çalışılır.) </p>
<p>Hacamatın faydası akılla bilinebilecek bir şey değildir, nakille bilinir.</p>
<p>Hacamatın faydalı olduğu yaşlar, 2 yaş ile 60 yaş arasıdır.</p>
<p>Kadınların adet nedeniyle hacamata ihtiyacı yoktur görüşü yanlıştır. Adet şifayı  gerektirmez, şifa için hacamat olmaları gerekmektedir. Efendimiz&#8217;in (Sallallahü  aleyhi ve sellem) hanımları hacamat olmuşlardır. Kendilerine cin musallat olan  kadınlara hacamat yapıldığı takdirde 6 ay cinler yaklaşamıyor.</p>
<p>Ayın 17 sinde hacamat olmanın 1 senelik şifası. </p>
<p>Hacamatta derinin altındaki uyuşuk kan alınıyor. Damardan kan vermekte  faydalıdır ancak Efendimiz(Sallallahü aleyhi ve sellem) ve Selef bunu  yapmamışlardır. </p>
<p>Büyük alimler 3 ayda bir hacamat olurlardı.</p>
<p>Hacamat 1 inden 14 üne kadar mekruh olur(faydasız).</p>
<p>Hacamat yapılmadan önce kiraz yenilmemelidir.(Mümkünse bir ay evvelden itibaren)</p>
<p>Hacamat açken yapılacak. Hacamattan evvel en az 8 saat bir şey yenmeyecek… </p>
<p>Ayın 17 nci günü Salı gününe denk gelirse hacamat olunabilir bu da çok  faydalıdır.(Alimler yapılabileceğini uygun görmüşler)</p>
<p>Hacamat esnasında Ayet-el Kûrsi&#8217;nin olunması, hacamatın faydasını iki katına  çıkarır.<br />
(7 kere okunması gerektiğini söyleyenler vardır.)</p>
<p><font color="#ff0000">Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan  hacamat çok faydalıdır.</font> </p>
<p>50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır.</p>
<p>Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır.(İki diz, iki ayak gibi…) </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan  kişiler doktorun izniyle ve usta bir hacamatçıya en uygun yerden en fazla 1 kere  hacamat olmalı…</p>
<p>Bir insan bünyesine, dayanıklılığına ve vücudunun kan oranının azlığına yada  çokluğuna göre 1 yerinden, 8 yerine kadar aynı anda hacamat olabilir. </p>
<p>Bir kere hacamat olan bir kişi bir daha hacamat olması için en az 1 ay, ortalama  3 ay geçmesi gerekir. </p>
<p>Hacamattan sonra tuzlu, süt ürünleri ve hayvani şeyler yememeli, 1 gün önce 3  gün sonrasına kadar cimâ yapılmamalıdır.</p>
<p>Hacamat gününe ve şartlarına uyulmazsa şifa değil hastalığa sebep olur…</p>
<p>Hacamatçı işini ehli olmalı ve Hacamat yapılacak yerleri çok iyi  bilmelidir.Hangi hastalık için nereden hacamat olunacağını hacamatçı  bilmeyebilir. Bunu açıklayan kitaplar vardır, o kitaplara bakarak öğrenilmeli ve  oralardan hacamat olunmalıdır.</p>
<p>Hacamat yaptırırken başta Sünneti Seniyye sonra da mesela şifasını istediğiniz  hastalığa şifa yada zahiri ve Batıni hastalıklardan korunma niyetiyle yapılırsa  daha iyi olur.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">EN FAYDALI YERLER<br />
<font color="#ff0000">-En faydalı yer Kâhildir (İki kürek arasının 10 cm  üstü).<br />
-Sonra Ehdeayn (2 kulak arkası).<br />
-Sonra kalbin arkasıdır</font></font><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"><span class="tah9"><font size="3"><font face="Arial"><br />
</font><br />
<font color="red" face="Arial Black">&nbsp;En Uygun Zaman</font><br />
<font face="Arial"><br />
&nbsp;</font></font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">MEVSİM OLARAK ZAMANI</font><br />
Hacamat sıcaklar bastırdığı zaman yapılır. Sıcaklar bastırdığı zaman ilkbaharın  sonu,kiraz çıktığı zaman Mayıs-Haziran aylarıdır. (Hacamat oluncaya kadar kiraz  yenilmemelidir.Bir ay evvelden hacamat yapılacak zamana kadar yenilmese iyi  olur.) &#8220;Sıcak şiddetlendiği zaman zaman hacamat ile yardım isteyin&#8221; Hadis-i  Şerif</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">AYIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI</font>(Hacamat Hicri ayın  günlerine göre yapılır)<br />
Her ayda hacamat olabileceğin 4 gün vardır o geçti  mi, diğer ay beklenecek. Hacamat gökteki ayın <font color="#ff0000">(HİCRİ)17-19-21-15</font> nci günlerinde  yapılmalıdır. En faydalısı 17 nci gündür. Hacamat ayın ilk günlerinden 14&#8242;üne  kadar(gökteki ayın büyüme günlerinde) faydalı değildir. 15 inden 21 ine  kadar(Hicri ve tek günlerde) günlerde faydalıdır. 22 sinden 30 una kadar ay  küçük olduğu için bedenler zayıf olur ve çıkan kan az olacağından faydası az  olur(Bunun içindir ki ameliyatlar mümkünse ayın 14 ünden  sonra yapılmalıdır.Bunun için denilmiştir ki; Kesilmesi istenen bir iş, ay  küçülürken, yani 14 ünden 30 una kadar yapılmalı-Devam etmesi istenen bir iş de  ay büyürken yani 1 inden 14 üne kadar yapılmalı.Mümkünse devam etmesi istenen  bir işe ayın ilk çarşambası başlanmalı.-Bununla beraber ayın 1 inde ortasından  ve sonunda bir işe başlama-Marifetname). Hadis-i Şeriflerde, tekli günler  tavsiye edilmiştir. Bu günler içinde en çok faydalı olduğu gün ayın (Hicri)17  nci günüdür. Ondan sonra (Hicri)19, ondan sonra (Hicri)21, ondan sonra (Hicri)15  nci gündür. </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">HAFTANIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI</font><br />
Hacamat PAZARTESİ günü yapılmalıdır.Hakkında teşvik olup  yasak olmayan tek gün pazartesidir. Haftanın üç günü hakkında hem teşvik  edici, hem de yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Eğer Pazartesi günü mümkün  olmazsa, bu üç günde hacamat olunabilir. Bu günler; <font color="#ff0000">PAZAR, SALI, PERŞEMBE </font>(Salı  günü ayın, hicri 17&#8242;nci gününe gelirse hacamat için çok uygundur.)</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">HANGİ GÜNLERDE</font> <font color="#ff0000">YAPILMAMALI</font><br />
Haftanın üç günü hakkında teşvik olmayıp sadece yasaklayıcı Hadis-i Şerifler  vardır. Bu üç günde yasak günlerdir;<font color="#ff0000"> ÇARŞAMBA, CUMA,  CUMARTESİ</font> <font color="#ff0000">(Bu günlerde ameliyat, mümkünse  yapılmamalıdır.) </font> <font color="#ff0000">BU GÜNLERDE KESİNLİKLE HACAMAT  OLMAMALIDIR.</font> Hadis-i Şerif&#8217;te &#8220;Kim Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat  olurda bedeninde alaca hastalığı görürse, sadece kendini kınasın.&#8221;,&#8221;Cuma günü  bir saat vardır, kim o saatte hacamat olursa mutlaka ölür.&#8221;, &#8220;Cuma, Cumartesi,  Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.&#8221;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">ŞÜPHELİ GÜNLER</font><br />
Haftanın üç günü ise hem yasaklanmış, hem teşvik edilmiştir. Bunlar; <font color="#ff0000">PAZAR, SALI, PERŞEMBE</font> günleridir. Eğer  Pazartesi(Pazartesi en faydalı gündür) hacamat olmak mümkün olmaz ise bu  günlerde olunabilir. Hadis-i Şerifler;&#8221;Kim Perşembe günü Hacamat olurda o gün  hastalanırsa,o hastalıkta ölür.&#8221;, &#8220;Salı günü kan günüdür,o günde bir saat vardır  ki o saatte kanama kesilmez.&#8221; </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">GÜNÜN HANGİ SAATİNDE YAPILMALI</font><br />
En faydalısı güneş doğduktan 1 saat geçtikten sonraki 2  saattir(bu 2 saatten sonrada öğlen kerahet vaktine kadarda hacamat  yapılabilir), bu mümkün olmazsa öğlen ikindi arası.</font></p>
<div align="left">  </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial">Bazı bilim adamlarına göre Ay ‘ın çekim kuvveti sadece med  ve cezir (gel-git) hadisesi ile sulara değil ; aynı zamanda insanlara ,  hayvanlara , meyvelere ,ağaçlara topraklara , hatta madenlere dahi tesir  etmektedir. “‘Güneşin tesiri harareti ile , ayın tesiri ise rutubeti iledir.”  (13)</p>
<p>(11) K. Ummal 10/28126 (Benzar ve E. Nuaym’dan naklen)<br />
(12) İ. Sina Kanun 1/212<br />
(13) Ali Rıza Karabulut Tıbb-ı Nebevi sh. 377</p>
<p>Ayın ilk yarısında vücutta kan miktarı artmaktadır. Kan miktarının artmış olduğu  bu dönemde insanlar kendilerini güçlü ve sağlıkl ı hissederler. İkinci yarısında  ise kan miktarı azalır. Bu dönemde ise zayıflık hisseden insanların ağrıları  artar. Daha geç iyileşirler. Kan dolaşımları ve bağışıklık sistemleri  zayıflamıştır.<br />
“ Ayın ilk yarısında (Dolunay halinde ) hararetle , rutubetin artmasından dolayı  , damarlardaki kan çoğalır. Ayrıca dolaşımdaki kanın hızında da artma meydana  gelir. Cinsel istekte kuvvetlenme olur. Yapılan araştırmalara göre bu dönemde  ayın 11-21. günlerinde işlenen suçlar ve cinayetlerde belirgin artışlar olduğu  tespit edilmiştir. Bu günlerde ayın cazibesi vücuttaki kanın hareketlenmesine ve  vücudun dinç olmasına tesir ettiğinden dolayı kişiyi suç işlemeye müsait bir  hale getirdiği gibi , sinir sistemine de tesir etmektedir “.(14) </font> </font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial">
<p>Eğer insan vücudundaki kan hücreleri yanyana dizilecek olsaydı, 96.500 km&#8217;lik  bir şerit oluşturacaklardı, yani dünyanın çevresini 2 kez dolaşmaya yeterli bir  uzunlukta olacaklardı. </p>
<p>Minik bir kan damlasının %50&#8217;sinde, 5 milyon alyuvar, 10 bin akyuvar ve 250  bin trombosit vardır. Diğer yarısını ise plazma teşkil eder. </p>
<p>Bir akyuvarın kalbinizden başınıza gidip gelmesi yaklaşık 10 sn, ayak baş  parmağınıza gidip gelmesi ise yaklaşık 1 dakika sürer. Bir gün içinde bu akyuvar  vücutta binden fazla tur yapar. </p>
<p>Akyuvarlak saniyede 1.2 milyon tane olmak üzere kemik iliğinde yaratılır. Bir  ömür boyunca buralarda yaklaşık yarım ton akyuvar yaratılır. </p>
<p>Eskiden beri hacamatın her türlü rahatsızlığa iyi geldiği düşünülmektedir.  Frederick, savaşlarda sinirlerini yumuşatmak için hacamat yaptırırdı. XIII.  Louis ise 6 ay içinde 47 hacamat yaptırmıştı.</p>
<p> </font>  </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font size="2"><font color="#ff0000" face="Arial Black" size="4">&#8220;Ölüm hariç  her hastalığın ilacı vardır&#8221; </font></font><font face="Verdana" size="2"><br />
</font><font face="Arial" size="3"><br />
Peygamber efendimiz kendisi ilaç kullanır, Eshabına da , &#8220;Ey Allahın kulları!  İlac kullanın!&#8221; buyururdu. Bir kere de, &#8220;Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız  ölüme çare yoktur&#8221; buyurdu. İlac, kaza ve kaderi değişdirir mi dediklerinde,  &#8220;Kaza ve kader, insana ilacı kullandırır&#8221; buyurdu. Bir defasında da, &#8220;Bütün  Meleklerden işittim ki, ümmetine söyle, hacamat yaptırsınlar. Yani kan  aldırsınlar dediler&#8221; buyurdu.</p>
<p>İlac üç türlüdür: Birinci kısm ilacların tesiri, faydası katidir, meydandadır.  Ekmeğin açlığı, suyun susuzluğu gidermesi böyledir. Ölmiyecek kadar ve namazı  ayakda kılabilecek kadar yemek, içmek farzdır. Bu kadar yememek büyük günahdır.  Faydası kat&#8217;i olan ilacları kullanmak farz olmaktadır. Tesiri kati olan  sebeblere yapışmanın vacib bunları kullanmayıp zarar görmek günahtır. Tesiri  muhakkak olan bu gibi ilacları kullanmamak tevekkül değil, ahmaklıktır ve  haramtır.</p>
<p>İkinci kısm ilacların tesiri kati olmadığı gibi, zan ile de değildir. Fayda  ihtimali vardır. Fen yolu ile tecribe edilmemiş maddeler ve Kur&#8217;an-ı kerimden  olmayan, manasız yazılar kullanmak ve ateşle dağlamak ve uğurlu sanarak  kullanılan şeyler böyledir. Tevekkül etmek için, bunları kullanmamak lazımdır.  Peygamber efendimiz, bunları kullanmak, sebeblere fazla düşkün olmak alametidir,  buyurdu.</p>
<p>Üçüncü kısm ilaclar, birinci ve ikinci kısm arasında olanlardır. Bunların  faydaları hadisle sabittir,&nbsp; Damardan kan alma, deriden hacamat  yapmak, müshil almak,Bazan  bunları kullanmamak daha iyi olur. Peygamberimiz, &#8220;Arabi ayın onyedinci veya  ondokuzuncu veya yirmibirinci günleri hacamat olunuz ki, kan artarsa (ya&#8217;ni  tansiyon yükselirse), ölüme sebeb olur&#8221; buyurdu. Bir defasında da &#8220;Allahü  teâlânın ölüme sebeb yapdığı hastalıklardan birisi, kanın artmasıdır&#8221; buyurdu. </p>
<p>Peygamberimiz, Sa&#8217;d bin Mu&#8217;az için, fasd yani damardan kan aldırmasını emir  buyurmuştu. Hazret-i Alinin mubarek gözü ağrıdığı zaman da, taze hurma  yememesini, pancar yaprağı, yoğurt ve pişmiş arpa yimesini söyledi.  Peygamberimiz, her gece sürme sürerdi. Her ay hacamat olurdu. Vahy geldiği  zaman, mubarek başı ağrırdı. Mubarek başına kına bağlardı. Bir yeri yara olsa,  oraya kına kordu. Birşey bulunmadığı zeman, temiz toprak tozu ekerdi. Daha nice  ilac kullanmıştır.<br />
&nbsp;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">Allah (Celle Celalühu) buyuruyor ki:</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">-&#8221;Şanım hakkı için muhakkak ki size  Rasülullah&#8217;da pek güzel bir örnek vardır. Allah&#8217;a ve son güne ümit besler olup  da Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için.&#8221; (1) &#8220;&#8230;Allah ve Rasülü&#8217;ne itaat  edin&#8230;(2)</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">İbnu Abbas (Radıyallahu Anh)  anlatıyor: </font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">&#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve  Sellem) bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp bu işi yapana  da ücretini ödemiştir.(3) İbnu Abbas der ki: &#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve  Sellem) Mi&#8217;raç gecesinde, meleklerden mürekkep bir cemaate her uğrayışında;  &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!&#8221; derlerdi.(4)  Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki; Kan aldırmak, Hacamat, hem sünneti  seniye açısından ibadet, hem de sağlık açısından gerekli bir iştir.</font></p>
<div align="left"> <font face="Arial">
<p align="justify">Hacamat &#8220;hacamat bıçağı&#8221; veya &#8220;hacamat  zembereği&#8221; denilen bir aletle tatbik edilir. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde,  vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık  bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi  basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler  meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins  sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine  konularak kanı emmesi sağlanır.</p>
<p> </font><font color="#ff0000" face="Arial" size="4">
<p align="justify">Hadisler</p>
<p> </font><font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial">Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle  ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat  bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak  sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Peygamberimiz (s.a.s)&#8217;in yaptığı ve yapılmasını tavsiye  ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için  örnektir: &#8220;Andolsun Allah&#8217;ın Resulu&#8217;nde sizin için Allah&#8217;ı ve ahireti arzu eden  ve Allah&#8217;ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır&#8221; (el-Ahzâb,  33/21).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Mirac gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun  Peygamberimize: &#8220;ümmetine hacamatı emret!&#8221; diye söylediğini Abdullah b. Abbâs  (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir  Haccâm&#8217;a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve  şöyle buyurmuştur: &#8220;Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat  sizin en iyi tedavi yollarınızdır)&#8221;(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû  Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hz. Peygamber (s.a.s) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır (Buhârî,  Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). İhramlı iken saç  kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş  birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s) oruçlu iken de hacamat  yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Ebu Kesbe el-Enmari radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah  aleyhissalatu vesselam basindan ve iki omuzu arasindan hacamat olur ve: </p>
<p>&#8220;Kim bu kandan akitirsa, herhangi bir hastalik için, bir baska ilacla tedavi  olmasa da zarar gormez!&#8221; buyururdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3859); Ibnu Mace, Tibb 21, (3484).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Nâfi (r.a)&#8217;den rivayet edildiğine göre İbn Ömer (r.a)  (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana  bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk hacamatçı  seçme demiştir.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah  (s.a.s)&#8217;den şu buyruğu işittim: &#8220;Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır.  Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da  hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah&#8217;ın  ismini anarak perşembe günü hacamat olsun &#8221; (İbn Mâce, Kitâbu&#8217;t-Tıb, 22).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">İbn Hacer Buhârî şerhindeki Hacamat bölümünde özetle şu  bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde &#8220;Hangi saat hacamat olur&#8221; başlığı altında bir  bâb açmış ve burada Ebû Mûsa&#8217;nın geceleyin hacamat olduğuna dair bir eseri ile  Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair İbn Abbâs (r.a)&#8217;ın  bir hadîsini rivayet etmiştir.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">İbn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hacamat olmak için  uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî&#8217;nin  sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî hacamat  işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı  olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü hacamat işinin geceleyin yapıldığını  ve Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair hadîsi rivayet  etmiştir.</font></p>
<div align="left">  </div>
<p align="left"> <font face="Arial" size="2"> <font face="Arial" size="3"> <span style="font-weight:700;"><br />
Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam, boynunun  iki tarafindaki damarlari ile iki omuzun arasindaki damardan hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3860); Tirmizi, Tibb 12, (2052); Ibnu Mace, Tibb 21, (3483).</p>
<p>Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;(Bir gun) Cebrail Resulullah aleyhissalatu  vesselam&#8217;a, Ahdaayn (boynun iki tarafindaki damar) hizasindan ve kahilden (iki  omuzun arasi) hacamat olma emrini getirdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi su ziyadede bulunur: &#8220;(Resulullah aleyhissalatu vesselam) ayin  onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2052).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  buyurdular ki: &#8220;Kim hacamat olmak isterse, ayin 17 veya 19 veya 2l&#8217;ini arasin.  Sakin, kan fazlalasmak suretiyle birinize galebe calip onu oldurmesin.&#8221;</p>
<p>Diger &#8216;hacamat&#8217; kan verme Hadis&#8217;leri;</p>
<p>&nbsp;Sahiheyn&#8217;de gelen bir rivayette şöyle denir: &#8220;Resulullah aleyhissalatu  vesselam hacamat olur, kimseye ucretinde zulmetmezdi.&#8221;</p>
<p>Buhari, Icare 18; Muslim, Selam 77, (1577).<br />
&nbsp;</span></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="margin:5pt 0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font size="3">Ibnu Abbas  radiyallahu anhuma anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:  &#8220;Haccm ne iyi kuldur; (fazla) kani giderir, beli hafifletir, gozu parlatir.&#8221; </p>
<p>Ibnu Abbas der ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam Mirac gecesinde,  meleklerden murekkeb bir cemaate her ugrayisinda: &#8220;Hacamat olmaya devam et!  Ummetine de hacamat olmalarini emret!&#8221; derlerdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2054).</p>
<p>Ebu Bekre radiyallahu anh&#8217;tan anlatildigina gore, bu muhterem sahabi,  ailesini sali gunu hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: &#8220;Resulullah  aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Sali gunu kan gunudur. O gunde bir saat  vardir, kan durmaz.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 5, (3862).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  buyurdular ki: &#8220;Mirac sirasinda yanlarindan gectigim her cemaat bana mutlaka &#8220;Ey  Muhammed! Ummetine hacamat olmalarini emret!&#8221; demistir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;Hz. Cabir radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  (bir keresinde) atindan bir hurma kutugu uzerine dusmus ve ayagi cikmisti.&#8221; </p>
<p>Ravi Veki&#8217; der ki: &#8220;Yani Resulullah aleyhissalatu vesselam, bir incinmeden  dolayi ayaginin ustunden hacamat ettirmistir.&#8221;</font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="margin:5pt 0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;"><font face="Arial" size="2">&#8221;İbn-i Abbas , Peygamber efendimizin şöyle  dediğini nak leder:&#8221;Kan alan kişi ne iyidir.Kan almak fazla kanı dışarı atıyor , Sulvün yükünü hafifletiyor</font></span><span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font size="3">  ve gözleri kuvvetlendiriyor.&#8221;</p>
<p>Ibnu Omer radiyallahu anhuma (azadlisina): &#8220;Ey Nafi bana kan galebe caldi, benim  icin bir haccam getir, getirecegin haccam genc olsun, yasli veya cocuk olmasin&#8221;  dedi. Devamla Ibnu Omer dedi ki: &#8220;Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;in: &#8220;Ac  karnina hacamat olma idealdir, (onda sifa ve bereket vardir) akli artirir.  Hafizayi guclendirir. Hafiz olmak isteyenlerin hifzetme kabiliyetini artirir.  Hacamat olmak isteyen Allah&#8217;in adiyla persembe gunu hacamat olsun. Cuma,  cumartesi, pazar gunlerinde hacamat olmaktan kacinin. Pazartesi ve Sali gunu de  hacamat olunuz. Carsamba gunu hacamat olmaktan kacinin: Cunku o, Eyyub  aleyhisselam&#8217;in belaya dustugu gundur. Cuzzam ve alaca hastaligi da sadece  carsamba gunu veya carsamba gecesi zuhur eder&#8221; dedigini isittim.&#8221;</font></font></span></p>
<div align="left"> <font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"> </font></font></div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">&nbsp;</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Peygamber  Efendimiz (S.A.V.) 14 asır önceden ümmetine hacamatı (kan aldırmayı) tavsiye  ediyor ve bunun çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu şu şekilde bildiriyor:</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Hacamat,  bütün hastalıklara şifâdır. Aman hacamat olun.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Tedavi  olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Tedavi  olduğunuz şeyler arasında, şunlarda şifâ vardır: Hacamat, bal şerbeti ve  dağlama. Lâkin ben dağlamayı sevmem.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Aç karnına  hacamat daha iyidir. Bunda şifâ ve bereket vardır. Akıl ve hafızayı ziyade  eder.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Baştan  hacamat olmak, eğer sahibi niyet ederse, yedi derde şifâdır: cinnet, baş ağrısı,  cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Sıcağın  şiddetinden, hacamatla korununuz. Zira sıcakta kan yoğunlaşır da adamı hasta  eder, hattâ öldürür.” (Râmûz el-Hadîs’ten)</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Son hadîs-i  şerifte, sıcakta kanın yoğunlaşacağı bildirilmiştir ki, bu durum su kaybı ile  gerçekleşir. Bugün tıp, kanın yoğun olduğu polisitemia vera hastalığında kan  almayı, bir tedavi şekli olarak kabul eder. Bu hastalıkta, diğer hadîste geçen  başağrısı, başdönmesi, halsizlik ve fenalık hissi gibi şikâyetler vardır.</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font face="Arial" size="3">Peygamberimiz “damardan veya deriden kan aldırmak,tedavi  olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.”(7) buyurmuştur.</p>
<p>Daha öncede kısaca açıkladığımız üzere yaşamımızda sağlığımızın merkezi  konumunda olan kanımız kendine has muhteşem özellikleri ile sağlığımızın  kalitesi hakkında çok kısa bir zaman içinde önemli oranda fikir sahibi olmamızı  sağlamaktadır. </p>
<p>Yine peygamberimiz”üç şeyde şifa vardır .Bal şerbeti içmekte,kan aldırmakta ve  kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem.”(8)  buyurmuşlardır.</p>
<p>(7) Bağdadi s. 45; E. Nuaym vr. 35 b.<br />
(8) Buhari Tıp 7/12, İ. Mace Tıp H. 3491, Müsned 1/246</p>
<p>Şu anda da günümüzde burun kanamaları için kulak burun boğaz uzmanları ilaçlara  cevap vermiyorsa burunun hemen ön kısmında kanamaya sebebiyet veren alanı  koterle yakmaktadırlar .Cilt hastalıklarında ,kadın hastalıklarında da halen  kullanılmakta olan koterle yakma işlemi günümüzde bir tedavi alternatifi olarak  kullanılmaktadır. Peygamberimizin dağlamayı sevmem demesi ağrı yapmasına ve o  dönemde dağlamanın gelişigüzel ve çok sıkça kullanılmaya başlanılmasından ileri  gelmektedir.</p>
<p>Peygamberimizin hizmetlilerinden Selma (r.a) demiştir ki: “Her kim  peygamberimize başındaki bir ağrıdan şikayet etti ise Rasulullah ,ona:”kan  aldır!” buyurmuştur. Her kim de ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikayet etti  ise ,ona da :”ayaklarına kına yak! “ (9) buyurmuşlardır.<br />
(9) E. Davud Tıp 3858, Tirmizi Tıp H. 3502</font></span></font></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"> <font face="Arial" size="3">P</font></span></font><span class="tah9"><font face="Arial" size="3">eygamber  efdendimizin bir çok yerde durumun gerektirdiği oranda başından kan aldırdığı ,  ihtiyaç duyduğu kadarda vücudunun diğer yerlerinden kan aldırdığı sabit  olmuştur.Çene altından kan aldırmak diş , boğaz ağrılarına zamanında  kullanıldığı taktirde fayda sağlar , başı ve el ayalarını fazla kandan  arındırır.Ayağın üst kısmından kan aldırmak , topuğa yakın olan ana damarı  keserek kana akıtmanın yerine geçer , uyluk ve baçaklardaki yaralara ,  kadınlarda görünen kaşıntı ve adet kesilmesine yarar sağlar.Göğüs altından kan  aldırmak uyluktaki çıbanlara , uyuza , sivilcelere , nigris&#8217;e,basurlara , fil  hastalığına ve sırttaki kaşıntılara faydalıdır. </font></span><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial"></p>
<p>Amerika’lı bir profesör hastalıkların %90’ının kanın temizlenilmesi ile tedavi  edilebileceğini iddia etmiştir .Kanın temizlenmesi ile bu denli hastalıklara  karşı başarılı sonuç alınması konunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle  psikiyatrik rahatsızlıklarda önemi tahmin edilenin çok üzerindedir. Çağımızın  hastalığı haline gelmiş ve son yıllarda çok fazla miktarda görülmeye başlanılmış  depresyon tedavisinde kanın temizlenilmesi ile muhteşem derecede olumlu etki  alınabilmektedir. Depresyonda beyin hücreleri olan nöronların birbirlerine  bağlantı yaptıkları sinaptik aralıklarda seratonin, adrenalin ,noradrenalin ve  dopamin gibi hormonların geçiş hızında bozulma olmaktadır. Bu bozulmaya bağlı  olarak enerji kaybı,yorgunluk,umutsuzluk,karar vermede güçlük,unutkanlıkla  seyreden ve daha ağırlaşmış safhalarında insanları intiharlara kadar götüren  depresyon rahatsızlığı gelişmektedir. Burada kanın kirliliğinin büyük önemi  vardır. Depresyon tedavisi uyguladığım hastalarımda gözlemlediğim çok önemli bir  gerçek var. Bu hastalarımın kanlarını vermelerini sağladığımda ve kendilerine  kan temizleyici sebze ve bitkiler,bazı baharatlar önerdiğimde ilaçlara  ihtiyaçları bir süre sonra ortadan kalkmaktadır. Neşeleri yerine gelmekte  ,vücutlarındaki yorgunluk,ruhlarındaki umutsuzluk yok olmaktadır. Bu bitki ve  baharatlara uzun süre ve düzenli bir şekilde devam etmeleri olağanüstü sonuçlar  elde etmelerini sağlamaktadır.</p>
<p>Sağlığımızı etkileyen bir çok rahatsızlıklar aslında zihinseldir. Kanın  temizlenilmesi ile belirgin bir değişim meydana gelir .İnsanın sağlıklı  düşünebilme özelliği gelişir ve zihni muhteşem bir devrim yaşar.</p>
<p>Süreklilik arz eden kronikleşmiş bir çok hastalıklarda;migren,romatizma,mide  barsak rahatsızlıkları ,el ve ayaklarda üşüme,şeker hastalığı,karaciğer  yetersizliği,zihinsel ve ruhsal bir çok hastalıklarda,böbrek hastalıklarında kan  vermenin faydaları belirgindir.</p>
<p>Kan seviyesi düşük anemik ve hemofilili hastaların kan vermelerinin uygun  olmadığını da belirtmekte yarar var. Kan vermeye karar verildiğinde bir tahlil  yaptırarak kişiler vücut kan seviyelerinin kan vermeye elverişli olup olmadığını  kısa bir zaman içinde öğrenebilirler .En son kararın bir tıp doktorunun  muayenesinden geçildikten sonra verilmesinin uygun olacağını özellikle  belirtmekte yarar görüyorum.</font></p>
<p><font face="Arial"><br />
Peygamberimiz ‘ Her kim ayın on yedi on dokuz ve yirmi  birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen bir çok  hastalıklardan şifa bulur.’ (10)buyurmuşlardır.<br />
(10) E. Davud Tıp H. 3861; Tirmizi Tıp H. 2051</p>
<p>Ayrıca yine ‘Ayın on beş on yedi , on dokuz ve yirmi birinci günleri kan  aldırınız ! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerinizi  öldürmesin.’(11) buyurmuşlardır.</p>
<p>İbni Sina, ‘el kanun fi‘t Tıbb’( Tıbbın Kanunu) isimli meşhur eserinde bu  hadislerle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir. “Arabi ayların başında  kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde  fevkalade çok ve hareketli değildir. Çünkü bu günlerde sıvı maddelerin seviyesi  düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki  sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde  alınan kan kişiye zarar vermez”.(12)</font></font></span></font></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif">&nbsp;</font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Zamanımızın  tıp ve ilim adamları, hacamatın daha birçok yararlı ve tedavi edici tesirinin  bulunduğunda ittifak halindedir. </font></font></font></span></p>
<div align="left">  <font color="#000000" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">&nbsp;</p>
<p> </font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"> <font size="3">Bu konuda çıkan haberi üstte sunuyor ve binlerce  delilden birini daha ilân ediyoruz.</font></span></p>
<p> </font><font face="Arial">
<p align="justify">Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda  bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının  tedavisinde hacamatın faydası görülmüştür.</p>
<p> </font> </div>
<p align="left"><strong><font color="#ff0000" face="Arial Black" size="4"> Sülükle Kan Kalma</font></strong></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Comic Sans MS">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font> <font face="Arial">Çocukluğumda hamamlarda sülük  vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan  vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere kadar da bunu iptidai bir metot  olarak bilirdim. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tıp  araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle  görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul  edilmektedir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan  emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de  kanlarını akıttırıyorlar?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i  Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan  aldırmağa kalksanız; mutlaka carınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz.  Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon  yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için  kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir  sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp  fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda  keşfetti?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dahası var. Bizim sülük efendinin tıbbî mahareti bundan ibaret değil.  İnsanların bir tarafı kesilse ve küçük bir yara açılsa, kan birkaç dakika sonra  kendiliğinden kesilir. Bu da Cenab-ı Allah&#8217;ın hayatımızın devamı için kanımıza  verdiği bir özelliktir. Aksi takdirde hastalık var demektir. Bizim sülük efendi,  kestiği damara yanaştı mı, normal olarak şöyle bir yarım saat kadar kan  emmelidir. Çünkü ancak bu zaman zarfında bir öğünlük gıdasını alabilir. Eh,  bilim sülük efendi insan kanun en iyi tanıyanlardan birisidir! Nasıl olsa o, en  az bir doktor kadar bilgili ve bir kimyager kadar maharetli!<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun için vücudunda salgı bezleri inşa etmiş. Bu minik laboratuarlarda,  kanın pıhtılaşmasını önleyici birudun denilen &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; maddeyi keşfedip imal etmeye  başlamış. Uyuşturucunun yanı sıra, deriye bu maddeyi de şırınga eder Böylece  kanın; sürekli akmasını sağlayarak istediği kadar içer. Önce, sarsılıp  titreyerek emmeye başlar. 20 &#8211; 30 dakika sonra, bir öğünlük gıdasını oluşturan  kanla şişmiş olarak deriden ayrılır. Ve yavaş yavaş sindirim işlemine başlar.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hani insan, sülüğün kan emmek için sahip olduğu özel aletlerini,  vücudunun hususi tanzimini ve tıbbî maharetlerini Cenab-ı Allah&#8217;a vermese, onu,  mütehassıs bir doktor, eşsiz bir biyokimyacı kabul etmesi gerekiyor. Bilmem  başka nasıl izah edeceğiz? 4nu yaratan ancak Cenab-ı Hak&#8217;tır. Çünkü Rabbımız  canlıları ve onların kanlarını, sinir sistemlerini en iyi bilen2at&#8217;tır. İşte  bunun için sülüğü ona göre tanzim etmiştir: Sülüğün varlığı ve kan emmek için  hususi tanzimi gösteriyor ki, sülüğü kim yaratmışsa, insanları da yaratan O&#8217;dur.  Evet, bir sülüğün vücudumuzda açacağı yarayı uyuşturabilmesi, kanımızın akışını  sağlayan humdun maddesini imal edebilmesi, yaratıcının birliğine bir ispattır.  Vahdaniyete bir delildir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bakın, sülüğün vücudunda, Rabbımızın daha ne hikmetleri var.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülük, bir insan vücudundan 20 &#8211; 30 dakikada aldığı kanla, hayatını tânı  altı ay kadar sürdürebilir. Bunu nasıl sağlar? Niçin bir emişte hu kadar çok kan  alma istidadı verilmiş?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tıbbî sülük, yaşadığı kendi tabiî sulak ortamında, insan kanına benzeyen  bir besini kolay kolay bulamaz. Bu yüzden Sani-î &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim olan Rabbımız, onun  vücuduna, elde ettiği bir besinden en fazla faydalanabileceği bir sistem  yerleştirmiştir. Şöyle ki : Bir öğünlük besinini emip ve depolarken vücudu,  normal hacmine göre on kat şişebilmektedir. Emmeden sonra, önce kanın suyu  ayrılır ve özel ceplerde depolanır. İş bununla da bitmez. Kanın çözüşmemesi  gerekir.Bunun için de bağırsaklarında bulundurduğuöze&#8217;1 bakterileri (Pseudomonas  hirudinus) kullanır. İşte bu sistem sayesinde bir sülük, yalnız bir öğün yemeği  ile hayatını altı ay kadar sürdürebilir. Hatta bu süre sonunda kendi vücut  dokularını parçalayarak bir süre daha yaşayabilir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hayvan şimdi modern tıpta nerelerde 9kullanılıyor?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülük uygulamasının, ciddi doku zedeleme sinin verdiği rahatsızlıkları  giderdiği görülüyor.Meselâ ameliyattan sonra yara izini taşıyan dokuyu  iyileştirdiğini gösteren emareler var. Sülükler kan çekme aracı olarak da  kullanılabilecek. Bilhassa kalp yetmezliği, ya da kalp krizi geçiren insanların  tedavisi onların yeni kullanım sahalarıdır. Ayrıca son araştırmalar, vücuttan  kopmuş organların dikilmesinde de onların işe yaradığını göstermiştir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülüğün hiç acıtmadan, modern bir tarzda kan emebilme vasfı, bu şekilde  hususi tanzimi bize mühim bir sünnete işaret etmektedir : Kan aldırmak. Hazret-i  Peygamber hacamat âleti vurmakla kan aldırmıştır. Bir hadîste şöyle duyuruluyor  :<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şifa üç şeye münhasırdır : Bal şerbeti içmek hacamat âleti vurmak,  ateşle dağlamak. Fakat ümmetimi (başka çare kalmadıkça) ateşle dağlamaktan men  ederim (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mademki iki cihan serveri, Hz. Peygamber(S.), kan aldırmak şifa  demiştir, o mutlaka şifadır. Çünkü O&#8217;nu konuşturan Rabbimizdir. O kendi  hevasından, nefsinden konuşmaz. Sünnetinde, emir ve tavsiyelerinde, hem bu  hayatımız için, hem de öldükten sonraki ebedî hayatımız için derin hikmetler,  azim faydalar vardır.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi tıp ilmine bakalım. Kan aldırmak gerçekten insan sağlığı için  faydalı mı?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kan aldırılınca, anormal derecede koyu kanı bulunan hastaların  beyinlerinden geçen kan akışı hızlanabilmektedir. Bu keşif, Londra Milli  Hastahanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastahanesindeki araştırmalarda bulunmuştur.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanın emilin incelmesi, kandaki alyuvar yoğurduğunu azaltır. Böylece  kalp, beyne daha rahat pompalama yapar. Kan emilince, kandakiıoksijen taşıyıcı  madde olan hemoglobin seviyesi de düşer. Bu yüzden kan, beyine yeterli oksijeni  taşıyabilmesi için daha hızlı akmaya başlar.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıca araştırmacılar, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının fark  edilir derecede arttığını ispatlamışlardır.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Koyu kandan dolayı kalp krizi ve kalp yetmezliği tehlikesi altında  bulunan insanlarda kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği de tahmin  edilmektedir. Bu tahmin, İngiltere ve Danimarka&#8217;da yapılan son araştırmalarca  desteklenmektedir.<br />
Şimdi düşünelim : 1400 sene evvel yaşamış ümmî bir insan, kan aldırmanın bunca  faydasını nasıl bildi? 1400 sene evvel, şimdiki zamana kıyasla, cehaletin kol  gezdiği bir devirde, bir insanın çıkıp ta başını yardırıp kan aldırması kolay  anlaşılacak bir iş değildir. Böyle derin tıpâ ilgisi isteyen bir işi, O Zat&#8217;ın,  kendinden emin olarak yapması ve etrafına da inandırması, O&#8217;nun peygamberliğine  aşikâr bir delildir.</font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <font color="#ff0000">&nbsp;DERLEME:  ŞAFAK HAMZA</font><font color="#ff0000"> </font><font color="#ff0000">&nbsp;</font><font color="#ff0000">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font><font color="#ff0000">&nbsp;</font><font color="#ff0000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="mailto:admin@ihvanim.com"> <font color="#ff0000">admin@ihvanim.com</font></a>&nbsp; </font></p>
<div align="left">KAN ALDIRMAK Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki dolaşımı da düzelmiş olacaktır.</p>
<p>Kanın Alınma Şekilleri</p>
<p>Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş bir cam kavanoz      (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir. Örneğin peygamberimiz baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından ,zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından ,topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.(6)</p>
<p>İkinci kan aldırma yöntemi ise ön kolun üst kısmından girilerek direkt damardan alınmasıdır. Genel kan dolaşımından alınan bu kan derin vücut dokularındaki kirlenmiş kanın dışarıya çıkmasını sağlamaktadır.</p>
<p>(6) E. Davud Tıp H. 3859. 3860, Tirmizi Tıp H. 2052, İ. Mace Tıp H. 3484. 3484</p>
<p>Kan Aldırmanın Faydaları</p>
<p>Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) Hadis-i Şerif&#8217;de &#8220;Mirac&#8217;dan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam. Ey Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)! Ümmetine hacamat olmalarını emret! dediler.&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) hayber&#8217;de zehirli koyun buduyla zehirlenildiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm kendisine hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir.</p>
<p>&#8220;Hacamat her hastalığa faydalıdır,uyanık olun hacamat olun.&#8221;</p>
<p>Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, başağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır. &#8220;Kafadan hacamat olmak her hastalığın ilacıdır&#8221;Hadis-i Şerif</p>
<p>Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cüzzam, delilik, alaca hastalığı,kısırlık ve daha bir çok hastalık. Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamattan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser&#8217;den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır.</p>
<p>Hacamat iki türlü amaç için olur bunlar; 1-Korunma 2-Tedavi (Tedavi amaçlı olduğu zaman,mevsim ve ayın günleri gözetilmez, ancak haftanın günleri gözetilmeye çalışılır.)</p>
<p>Hacamatın faydası akılla bilinebilecek bir şey değildir, nakille bilinir.</p>
<p>Hacamatın faydalı olduğu yaşlar, 2 yaş ile 60 yaş arasıdır.</p>
<p>Kadınların adet nedeniyle hacamata ihtiyacı yoktur görüşü yanlıştır. Adet şifayı gerektirmez, şifa için hacamat olmaları gerekmektedir. Efendimiz&#8217;in (Sallallahü aleyhi ve sellem) hanımları hacamat olmuşlardır. Kendilerine cin musallat olan kadınlara hacamat yapıldığı takdirde 6 ay cinler yaklaşamıyor.</p>
<p>Ayın 17 sinde hacamat olmanın 1 senelik şifası.</p>
<p>Hacamatta derinin altındaki uyuşuk kan alınıyor. Damardan kan vermekte faydalıdır ancak Efendimiz(Sallallahü aleyhi ve sellem) ve Selef bunu yapmamışlardır.</p>
<p>Büyük alimler 3 ayda bir hacamat olurlardı.</p>
<p>Hacamat 1 inden 14 üne kadar mekruh olur(faydasız).</p>
<p>Hacamat yapılmadan önce kiraz yenilmemelidir.(Mümkünse bir ay evvelden itibaren)</p>
<p>Hacamat açken yapılacak. Hacamattan evvel en az 8 saat bir şey yenmeyecek…</p>
<p>Ayın 17 nci günü Salı gününe denk gelirse hacamat olunabilir bu da çok faydalıdır.(Alimler yapılabileceğini uygun görmüşler)</p>
<p>Hacamat esnasında Ayet-el Kûrsi&#8217;nin olunması, hacamatın faydasını iki katına çıkarır.<br />
(7 kere okunması gerektiğini söyleyenler vardır.)</p>
<p>Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan hacamat çok faydalıdır.</p>
<p>50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır.</p>
<p>Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır.(İki diz, iki ayak gibi…)</p>
<p>Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan kişiler doktorun izniyle ve usta bir hacamatçıya en uygun yerden en fazla 1 kere hacamat olmalı…</p>
<p>Bir insan bünyesine, dayanıklılığına ve vücudunun kan oranının azlığına yada çokluğuna göre 1 yerinden, 8 yerine kadar aynı anda hacamat olabilir.</p>
<p>Bir kere hacamat olan bir kişi bir daha hacamat olması için en az 1 ay, ortalama 3 ay geçmesi gerekir.</p>
<p>Hacamattan sonra tuzlu, süt ürünleri ve hayvani şeyler yememeli, 1 gün önce 3 gün sonrasına kadar cimâ yapılmamalıdır.</p>
<p>Hacamat gününe ve şartlarına uyulmazsa şifa değil hastalığa sebep olur…</p>
<p>Hacamatçı işini ehli olmalı ve Hacamat yapılacak yerleri çok iyi bilmelidir.Hangi hastalık için nereden hacamat olunacağını hacamatçı bilmeyebilir. Bunu açıklayan kitaplar vardır, o kitaplara bakarak öğrenilmeli ve oralardan hacamat olunmalıdır.</p>
<p>Hacamat yaptırırken başta Sünneti Seniyye sonra da mesela şifasını istediğiniz hastalığa şifa yada zahiri ve Batıni hastalıklardan korunma niyetiyle yapılırsa daha iyi olur.</p>
<p>EN FAYDALI YERLER<br />
-En faydalı yer Kâhildir (İki kürek arasının 10 cm üstü).<br />
-Sonra Ehdeayn (2 kulak arkası).<br />
-Sonra kalbin arkasıdır</p>
<p> En Uygun Zaman</p>
<p>MEVSİM OLARAK ZAMANI<br />
Hacamat sıcaklar bastırdığı zaman yapılır. Sıcaklar bastırdığı zaman ilkbaharın sonu,kiraz çıktığı zaman Mayıs-Haziran aylarıdır. (Hacamat oluncaya kadar kiraz yenilmemelidir.Bir ay evvelden hacamat yapılacak zamana kadar yenilmese iyi olur.) &#8220;Sıcak şiddetlendiği zaman zaman hacamat ile yardım isteyin&#8221; Hadis-i Şerif</p>
<p>AYIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI(Hacamat Hicri ayın günlerine göre yapılır)<br />
Her ayda hacamat olabileceğin 4 gün vardır o geçti mi, diğer ay beklenecek. Hacamat gökteki ayın (HİCRİ)17-19-21-15 nci günlerinde yapılmalıdır. En faydalısı 17 nci gündür. Hacamat ayın ilk günlerinden 14&#8242;üne kadar(gökteki ayın büyüme günlerinde) faydalı değildir. 15 inden 21 ine kadar(Hicri ve tek günlerde) günlerde faydalıdır. 22 sinden 30 una kadar ay küçük olduğu için bedenler zayıf olur ve çıkan kan az olacağından faydası az olur(Bunun içindir ki ameliyatlar mümkünse ayın 14 ünden sonra yapılmalıdır.Bunun için denilmiştir ki; Kesilmesi istenen bir iş, ay küçülürken, yani 14 ünden 30 una kadar yapılmalı-Devam etmesi istenen bir iş de ay büyürken yani 1 inden 14 üne kadar yapılmalı.Mümkünse devam etmesi istenen bir işe ayın ilk çarşambası başlanmalı.-Bununla beraber ayın 1 inde ortasından ve sonunda bir işe başlama-Marifetname). Hadis-i Şeriflerde, tekli günler tavsiye edilmiştir. Bu günler içinde en çok faydalı olduğu gün ayın (Hicri)17 nci günüdür. Ondan sonra (Hicri)19, ondan sonra (Hicri)21, ondan sonra (Hicri)15 nci gündür.</p>
<p>HAFTANIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI<br />
Hacamat PAZARTESİ günü yapılmalıdır.Hakkında teşvik olup yasak olmayan tek gün pazartesidir. Haftanın üç günü hakkında hem teşvik edici, hem de yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Eğer Pazartesi günü mümkün olmazsa, bu üç günde hacamat olunabilir. Bu günler; PAZAR, SALI, PERŞEMBE (Salı günü ayın, hicri 17&#8242;nci gününe gelirse hacamat için çok uygundur.)</p>
<p>HANGİ GÜNLERDE YAPILMAMALI<br />
Haftanın üç günü hakkında teşvik olmayıp sadece yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Bu üç günde yasak günlerdir; ÇARŞAMBA, CUMA, CUMARTESİ (Bu günlerde ameliyat, mümkünse yapılmamalıdır.) BU GÜNLERDE KESİNLİKLE HACAMAT OLMAMALIDIR. Hadis-i Şerif&#8217;te &#8220;Kim Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat olurda bedeninde alaca hastalığı görürse, sadece kendini kınasın.&#8221;,&#8221;Cuma günü bir saat vardır, kim o saatte hacamat olursa mutlaka ölür.&#8221;, &#8220;Cuma, Cumartesi, Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.&#8221;</p>
<p>ŞÜPHELİ GÜNLER<br />
Haftanın üç günü ise hem yasaklanmış, hem teşvik edilmiştir. Bunlar; PAZAR, SALI, PERŞEMBE günleridir. Eğer Pazartesi(Pazartesi en faydalı gündür) hacamat olmak mümkün olmaz ise bu günlerde olunabilir. Hadis-i Şerifler;&#8221;Kim Perşembe günü Hacamat olurda o gün hastalanırsa,o hastalıkta ölür.&#8221;, &#8220;Salı günü kan günüdür,o günde bir saat vardır ki o saatte kanama kesilmez.&#8221;</p>
<p>GÜNÜN HANGİ SAATİNDE YAPILMALI<br />
En faydalısı güneş doğduktan 1 saat geçtikten sonraki 2 saattir(bu 2 saatten sonrada öğlen kerahet vaktine kadarda hacamat yapılabilir), bu mümkün olmazsa öğlen ikindi arası.</p>
<p>Bazı bilim adamlarına göre Ay ‘ın çekim kuvveti sadece med ve cezir (gel-git) hadisesi ile sulara değil ; aynı zamanda insanlara , hayvanlara , meyvelere ,ağaçlara topraklara , hatta madenlere dahi tesir etmektedir. “‘Güneşin tesiri harareti ile , ayın tesiri ise rutubeti iledir.” (13)</p>
<p>(11) K. Ummal 10/28126 (Benzar ve E. Nuaym’dan naklen)<br />
(12) İ. Sina Kanun 1/212<br />
(13) Ali Rıza Karabulut Tıbb-ı Nebevi sh. 377</p>
<p>Ayın ilk yarısında vücutta kan miktarı artmaktadır. Kan miktarının artmış olduğu bu dönemde insanlar kendilerini güçlü ve sağlıkl ı hissederler. İkinci yarısında ise kan miktarı azalır. Bu dönemde ise zayıflık hisseden insanların ağrıları artar. Daha geç iyileşirler. Kan dolaşımları ve bağışıklık sistemleri zayıflamıştır.<br />
“ Ayın ilk yarısında (Dolunay halinde ) hararetle , rutubetin artmasından dolayı , damarlardaki kan çoğalır. Ayrıca dolaşımdaki kanın hızında da artma meydana gelir. Cinsel istekte kuvvetlenme olur. Yapılan araştırmalara göre bu dönemde ayın 11-21. günlerinde işlenen suçlar ve cinayetlerde belirgin artışlar olduğu tespit edilmiştir. Bu günlerde ayın cazibesi vücuttaki kanın hareketlenmesine ve vücudun dinç olmasına tesir ettiğinden dolayı kişiyi suç işlemeye müsait bir hale getirdiği gibi , sinir sistemine de tesir etmektedir “.(14)</p>
<p>Eğer insan vücudundaki kan hücreleri yanyana dizilecek olsaydı, 96.500 km&#8217;lik bir şerit oluşturacaklardı, yani dünyanın çevresini 2 kez dolaşmaya yeterli bir uzunlukta olacaklardı.</p>
<p>Minik bir kan damlasının %50&#8217;sinde, 5 milyon alyuvar, 10 bin akyuvar ve 250 bin trombosit vardır. Diğer yarısını ise plazma teşkil eder.</p>
<p>Bir akyuvarın kalbinizden başınıza gidip gelmesi yaklaşık 10 sn, ayak baş parmağınıza gidip gelmesi ise yaklaşık 1 dakika sürer. Bir gün içinde bu akyuvar vücutta binden fazla tur yapar.</p>
<p>Akyuvarlak saniyede 1.2 milyon tane olmak üzere kemik iliğinde yaratılır. Bir ömür boyunca buralarda yaklaşık yarım ton akyuvar yaratılır.</p>
<p>Eskiden beri hacamatın her türlü rahatsızlığa iyi geldiği düşünülmektedir. Frederick, savaşlarda sinirlerini yumuşatmak için hacamat yaptırırdı. XIII. Louis ise 6 ay içinde 47 hacamat yaptırmıştı.</p>
<p>&#8220;Ölüm hariç her hastalığın ilacı vardır&#8221;</p>
<p>Peygamber efendimiz kendisi ilaç kullanır, Eshabına da , &#8220;Ey Allahın kulları! İlac kullanın!&#8221; buyururdu. Bir kere de, &#8220;Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız ölüme çare yoktur&#8221; buyurdu. İlac, kaza ve kaderi değişdirir mi dediklerinde, &#8220;Kaza ve kader, insana ilacı kullandırır&#8221; buyurdu. Bir defasında da, &#8220;Bütün Meleklerden işittim ki, ümmetine söyle, hacamat yaptırsınlar. Yani kan aldırsınlar dediler&#8221; buyurdu.</p>
<p>İlac üç türlüdür: Birinci kısm ilacların tesiri, faydası katidir, meydandadır. Ekmeğin açlığı, suyun susuzluğu gidermesi böyledir. Ölmiyecek kadar ve namazı ayakda kılabilecek kadar yemek, içmek farzdır. Bu kadar yememek büyük günahdır. Faydası kat&#8217;i olan ilacları kullanmak farz olmaktadır. Tesiri kati olan sebeblere yapışmanın vacib bunları kullanmayıp zarar görmek günahtır. Tesiri muhakkak olan bu gibi ilacları kullanmamak tevekkül değil, ahmaklıktır ve haramtır.</p>
<p>İkinci kısm ilacların tesiri kati olmadığı gibi, zan ile de değildir. Fayda ihtimali vardır. Fen yolu ile tecribe edilmemiş maddeler ve Kur&#8217;an-ı kerimden olmayan, manasız yazılar kullanmak ve ateşle dağlamak ve uğurlu sanarak kullanılan şeyler böyledir. Tevekkül etmek için, bunları kullanmamak lazımdır. Peygamber efendimiz, bunları kullanmak, sebeblere fazla düşkün olmak alametidir, buyurdu.</p>
<p>Üçüncü kısm ilaclar, birinci ve ikinci kısm arasında olanlardır. Bunların faydaları hadisle sabittir,  Damardan kan alma, deriden hacamat yapmak, müshil almak,Bazan bunları kullanmamak daha iyi olur. Peygamberimiz, &#8220;Arabi ayın onyedinci veya ondokuzuncu veya yirmibirinci günleri hacamat olunuz ki, kan artarsa (ya&#8217;ni tansiyon yükselirse), ölüme sebeb olur&#8221; buyurdu. Bir defasında da &#8220;Allahü teâlânın ölüme sebeb yapdığı hastalıklardan birisi, kanın artmasıdır&#8221; buyurdu.</p>
<p>Peygamberimiz, Sa&#8217;d bin Mu&#8217;az için, fasd yani damardan kan aldırmasını emir buyurmuştu. Hazret-i Alinin mubarek gözü ağrıdığı zaman da, taze hurma yememesini, pancar yaprağı, yoğurt ve pişmiş arpa yimesini söyledi. Peygamberimiz, her gece sürme sürerdi. Her ay hacamat olurdu. Vahy geldiği zaman, mubarek başı ağrırdı. Mubarek başına kına bağlardı. Bir yeri yara olsa, oraya kına kordu. Birşey bulunmadığı zeman, temiz toprak tozu ekerdi. Daha nice ilac kullanmıştır.</p>
<p>Allah (Celle Celalühu) buyuruyor ki:</p>
<p>-&#8221;Şanım hakkı için muhakkak ki size Rasülullah&#8217;da pek güzel bir örnek vardır. Allah&#8217;a ve son güne ümit besler olup da Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için.&#8221; (1) &#8220;&#8230;Allah ve Rasülü&#8217;ne itaat edin&#8230;(2)</p>
<p>İbnu Abbas (Radıyallahu Anh) anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp bu işi yapana da ücretini ödemiştir.(3) İbnu Abbas der ki: &#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mi&#8217;raç gecesinde, meleklerden mürekkep bir cemaate her uğrayışında; &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!&#8221; derlerdi.(4) Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki; Kan aldırmak, Hacamat, hem sünneti seniye açısından ibadet, hem de sağlık açısından gerekli bir iştir.</p>
<p>Hacamat &#8220;hacamat bıçağı&#8221; veya &#8220;hacamat zembereği&#8221; denilen bir aletle tatbik edilir. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine konularak kanı emmesi sağlanır.</p>
<p>Hadisler</p>
<p>Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.s)&#8217;in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: &#8220;Andolsun Allah&#8217;ın Resulu&#8217;nde sizin için Allah&#8217;ı ve ahireti arzu eden ve Allah&#8217;ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır&#8221; (el-Ahzâb, 33/21).</p>
<p>Mirac gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Peygamberimize: &#8220;ümmetine hacamatı emret!&#8221; diye söylediğini Abdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm&#8217;a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: &#8220;Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)&#8221;(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır (Buhârî, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). İhramlı iken saç kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s) oruçlu iken de hacamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).</p>
<p>Ebu Kesbe el-Enmari radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam basindan ve iki omuzu arasindan hacamat olur ve:</p>
<p>&#8220;Kim bu kandan akitirsa, herhangi bir hastalik için, bir baska ilacla tedavi olmasa da zarar gormez!&#8221; buyururdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3859); Ibnu Mace, Tibb 21, (3484).</p>
<p>Nâfi (r.a)&#8217;den rivayet edildiğine göre İbn Ömer (r.a) (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk hacamatçı seçme demiştir.</p>
<p>Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (s.a.s)&#8217;den şu buyruğu işittim: &#8220;Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah&#8217;ın ismini anarak perşembe günü hacamat olsun &#8221; (İbn Mâce, Kitâbu&#8217;t-Tıb, 22).</p>
<p>İbn Hacer Buhârî şerhindeki Hacamat bölümünde özetle şu bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde &#8220;Hangi saat hacamat olur&#8221; başlığı altında bir bâb açmış ve burada Ebû Mûsa&#8217;nın geceleyin hacamat olduğuna dair bir eseri ile Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair İbn Abbâs (r.a)&#8217;ın bir hadîsini rivayet etmiştir.</p>
<p>İbn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hacamat olmak için uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî&#8217;nin sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî hacamat işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü hacamat işinin geceleyin yapıldığını ve Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair hadîsi rivayet etmiştir.</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam, boynunun iki tarafindaki damarlari ile iki omuzun arasindaki damardan hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3860); Tirmizi, Tibb 12, (2052); Ibnu Mace, Tibb 21, (3483).</p>
<p>Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;(Bir gun) Cebrail Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;a, Ahdaayn (boynun iki tarafindaki damar) hizasindan ve kahilden (iki omuzun arasi) hacamat olma emrini getirdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi su ziyadede bulunur: &#8220;(Resulullah aleyhissalatu vesselam) ayin onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2052).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Kim hacamat olmak isterse, ayin 17 veya 19 veya 2l&#8217;ini arasin. Sakin, kan fazlalasmak suretiyle birinize galebe calip onu oldurmesin.&#8221;</p>
<p>Diger &#8216;hacamat&#8217; kan verme Hadis&#8217;leri;</p>
<p> Sahiheyn&#8217;de gelen bir rivayette şöyle denir: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat olur, kimseye ucretinde zulmetmezdi.&#8221;</p>
<p>Buhari, Icare 18; Muslim, Selam 77, (1577).</p>
<p>Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Haccm ne iyi kuldur; (fazla) kani giderir, beli hafifletir, gozu parlatir.&#8221;</p>
<p>Ibnu Abbas der ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam Mirac gecesinde, meleklerden murekkeb bir cemaate her ugrayisinda: &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ummetine de hacamat olmalarini emret!&#8221; derlerdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2054).</p>
<p>Ebu Bekre radiyallahu anh&#8217;tan anlatildigina gore, bu muhterem sahabi, ailesini sali gunu hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Sali gunu kan gunudur. O gunde bir saat vardir, kan durmaz.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 5, (3862).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Mirac sirasinda yanlarindan gectigim her cemaat bana mutlaka &#8220;Ey Muhammed! Ummetine hacamat olmalarini emret!&#8221; demistir.&#8221;</p>
<p> Hz. Cabir radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir keresinde) atindan bir hurma kutugu uzerine dusmus ve ayagi cikmisti.&#8221;</p>
<p>Ravi Veki&#8217; der ki: &#8220;Yani Resulullah aleyhissalatu vesselam, bir incinmeden dolayi ayaginin ustunden hacamat ettirmistir.&#8221;</p>
<p>&#8221;İbn-i Abbas , Peygamber efendimizin şöyle dediğini nak leder:&#8221;Kan alan kişi ne iyidir.Kan almak fazla kanı dışarı atıyor , Sulvün yükünü hafifletiyor ve gözleri kuvvetlendiriyor.&#8221;</p>
<p>Ibnu Omer radiyallahu anhuma (azadlisina): &#8220;Ey Nafi bana kan galebe caldi, benim icin bir haccam getir, getirecegin haccam genc olsun, yasli veya cocuk olmasin&#8221; dedi. Devamla Ibnu Omer dedi ki: &#8220;Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;in: &#8220;Ac karnina hacamat olma idealdir, (onda sifa ve bereket vardir) akli artirir. Hafizayi guclendirir. Hafiz olmak isteyenlerin hifzetme kabiliyetini artirir. Hacamat olmak isteyen Allah&#8217;in adiyla persembe gunu hacamat olsun. Cuma, cumartesi, pazar gunlerinde hacamat olmaktan kacinin. Pazartesi ve Sali gunu de hacamat olunuz. Carsamba gunu hacamat olmaktan kacinin: Cunku o, Eyyub aleyhisselam&#8217;in belaya dustugu gundur. Cuzzam ve alaca hastaligi da sadece carsamba gunu veya carsamba gecesi zuhur eder&#8221; dedigini isittim.&#8221;</p>
<p>Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 14 asır önceden ümmetine hacamatı (kan aldırmayı) tavsiye ediyor ve bunun çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu şu şekilde bildiriyor:</p>
<p>“Hacamat, bütün hastalıklara şifâdır. Aman hacamat olun.”</p>
<p>“Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.”</p>
<p>“Tedavi olduğunuz şeyler arasında, şunlarda şifâ vardır: Hacamat, bal şerbeti ve dağlama. Lâkin ben dağlamayı sevmem.”</p>
<p>“Aç karnına hacamat daha iyidir. Bunda şifâ ve bereket vardır. Akıl ve hafızayı ziyade eder.”</p>
<p>“Baştan hacamat olmak, eğer sahibi niyet ederse, yedi derde şifâdır: cinnet, baş ağrısı, cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.”</p>
<p>“Sıcağın şiddetinden, hacamatla korununuz. Zira sıcakta kan yoğunlaşır da adamı hasta eder, hattâ öldürür.” (Râmûz el-Hadîs’ten)</p>
<p>Son hadîs-i şerifte, sıcakta kanın yoğunlaşacağı bildirilmiştir ki, bu durum su kaybı ile gerçekleşir. Bugün tıp, kanın yoğun olduğu polisitemia vera hastalığında kan almayı, bir tedavi şekli olarak kabul eder. Bu hastalıkta, diğer hadîste geçen başağrısı, başdönmesi, halsizlik ve fenalık hissi gibi şikâyetler vardır.</p>
<p>Peygamberimiz “damardan veya deriden kan aldırmak,tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.”(7) buyurmuştur.</p>
<p>Daha öncede kısaca açıkladığımız üzere yaşamımızda sağlığımızın merkezi konumunda olan kanımız kendine has muhteşem özellikleri ile sağlığımızın kalitesi hakkında çok kısa bir zaman içinde önemli oranda fikir sahibi olmamızı sağlamaktadır.</p>
<p>Yine peygamberimiz”üç şeyde şifa vardır .Bal şerbeti içmekte,kan aldırmakta ve kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem.”(8) buyurmuşlardır.</p>
<p>(7) Bağdadi s. 45; E. Nuaym vr. 35 b.<br />
(8) Buhari Tıp 7/12, İ. Mace Tıp H. 3491, Müsned 1/246</p>
<p>Şu anda da günümüzde burun kanamaları için kulak burun boğaz uzmanları ilaçlara cevap vermiyorsa burunun hemen ön kısmında kanamaya sebebiyet veren alanı koterle yakmaktadırlar .Cilt hastalıklarında ,kadın hastalıklarında da halen kullanılmakta olan koterle yakma işlemi günümüzde bir tedavi alternatifi olarak kullanılmaktadır. Peygamberimizin dağlamayı sevmem demesi ağrı yapmasına ve o dönemde dağlamanın gelişigüzel ve çok sıkça kullanılmaya başlanılmasından ileri gelmektedir.</p>
<p>Peygamberimizin hizmetlilerinden Selma (r.a) demiştir ki: “Her kim peygamberimize başındaki bir ağrıdan şikayet etti ise Rasulullah ,ona:”kan aldır!” buyurmuştur. Her kim de ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikayet etti ise ,ona da :”ayaklarına kına yak! “ (9) buyurmuşlardır.<br />
(9) E. Davud Tıp 3858, Tirmizi Tıp H. 3502</p>
<p>Peygamber efdendimizin bir çok yerde durumun gerektirdiği oranda başından kan aldırdığı , ihtiyaç duyduğu kadarda vücudunun diğer yerlerinden kan aldırdığı sabit olmuştur.Çene altından kan aldırmak diş , boğaz ağrılarına zamanında kullanıldığı taktirde fayda sağlar , başı ve el ayalarını fazla kandan arındırır.Ayağın üst kısmından kan aldırmak , topuğa yakın olan ana damarı keserek kana akıtmanın yerine geçer , uyluk ve baçaklardaki yaralara , kadınlarda görünen kaşıntı ve adet kesilmesine yarar sağlar.Göğüs altından kan aldırmak uyluktaki çıbanlara , uyuza , sivilcelere , nigris&#8217;e,basurlara , fil hastalığına ve sırttaki kaşıntılara faydalıdır.</p>
<p>Amerika’lı bir profesör hastalıkların %90’ının kanın temizlenilmesi ile tedavi edilebileceğini iddia etmiştir .Kanın temizlenmesi ile bu denli hastalıklara karşı başarılı sonuç alınması konunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle psikiyatrik rahatsızlıklarda önemi tahmin edilenin çok üzerindedir. Çağımızın hastalığı haline gelmiş ve son yıllarda çok fazla miktarda görülmeye başlanılmış depresyon tedavisinde kanın temizlenilmesi ile muhteşem derecede olumlu etki alınabilmektedir. Depresyonda beyin hücreleri olan nöronların birbirlerine bağlantı yaptıkları sinaptik aralıklarda seratonin, adrenalin ,noradrenalin ve dopamin gibi hormonların geçiş hızında bozulma olmaktadır. Bu bozulmaya bağlı olarak enerji kaybı,yorgunluk,umutsuzluk,karar vermede güçlük,unutkanlıkla seyreden ve daha ağırlaşmış safhalarında insanları intiharlara kadar götüren depresyon rahatsızlığı gelişmektedir. Burada kanın kirliliğinin büyük önemi vardır. Depresyon tedavisi uyguladığım hastalarımda gözlemlediğim çok önemli bir gerçek var. Bu hastalarımın kanlarını vermelerini sağladığımda ve kendilerine kan temizleyici sebze ve bitkiler,bazı baharatlar önerdiğimde ilaçlara ihtiyaçları bir süre sonra ortadan kalkmaktadır. Neşeleri yerine gelmekte ,vücutlarındaki yorgunluk,ruhlarındaki umutsuzluk yok olmaktadır. Bu bitki ve baharatlara uzun süre ve düzenli bir şekilde devam etmeleri olağanüstü sonuçlar elde etmelerini sağlamaktadır.</p>
<p>Sağlığımızı etkileyen bir çok rahatsızlıklar aslında zihinseldir. Kanın temizlenilmesi ile belirgin bir değişim meydana gelir .İnsanın sağlıklı düşünebilme özelliği gelişir ve zihni muhteşem bir devrim yaşar.</p>
<p>Süreklilik arz eden kronikleşmiş bir çok hastalıklarda;migren,romatizma,mide barsak rahatsızlıkları ,el ve ayaklarda üşüme,şeker hastalığı,karaciğer yetersizliği,zihinsel ve ruhsal bir çok hastalıklarda,böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.</p>
<p>Kan seviyesi düşük anemik ve hemofilili hastaların kan vermelerinin uygun olmadığını da belirtmekte yarar var. Kan vermeye karar verildiğinde bir tahlil yaptırarak kişiler vücut kan seviyelerinin kan vermeye elverişli olup olmadığını kısa bir zaman içinde öğrenebilirler .En son kararın bir tıp doktorunun muayenesinden geçildikten sonra verilmesinin uygun olacağını özellikle belirtmekte yarar görüyorum.</p>
<p>Peygamberimiz ‘ Her kim ayın on yedi on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen bir çok hastalıklardan şifa bulur.’ (10)buyurmuşlardır.<br />
(10) E. Davud Tıp H. 3861; Tirmizi Tıp H. 2051</p>
<p>Ayrıca yine ‘Ayın on beş on yedi , on dokuz ve yirmi birinci günleri kan aldırınız ! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerinizi öldürmesin.’(11) buyurmuşlardır.</p>
<p>İbni Sina, ‘el kanun fi‘t Tıbb’( Tıbbın Kanunu) isimli meşhur eserinde bu hadislerle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir. “Arabi ayların başında kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde fevkalade çok ve hareketli değildir. Çünkü bu günlerde sıvı maddelerin seviyesi düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde alınan kan kişiye zarar vermez”.(12)</p>
<p>Zamanımızın tıp ve ilim adamları, hacamatın daha birçok yararlı ve tedavi edici tesirinin bulunduğunda ittifak halindedir.</p>
<p>Bu konuda çıkan haberi üstte sunuyor ve binlerce delilden birini daha ilân ediyoruz.</p>
<p>Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisinde hacamatın faydası görülmüştür.</p>
<p>Sülükle Kan Kalma</p>
<p>        Çocukluğumda hamamlarda sülük vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere kadar da bunu iptidai bir metot olarak bilirdim. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir.<br />
        Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de kanlarını akıttırıyorlar?<br />
        Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan aldırmağa kalksanız; mutlaka carınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz. Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda keşfetti?<br />
        Dahası var. Bizim sülük efendinin tıbbî mahareti bundan ibaret değil. İnsanların bir tarafı kesilse ve küçük bir yara açılsa, kan birkaç dakika sonra kendiliğinden kesilir. Bu da Cenab-ı Allah&#8217;ın hayatımızın devamı için kanımıza verdiği bir özelliktir. Aksi takdirde hastalık var demektir. Bizim sülük efendi, kestiği damara yanaştı mı, normal olarak şöyle bir yarım saat kadar kan emmelidir. Çünkü ancak bu zaman zarfında bir öğünlük gıdasını alabilir. Eh, bilim sülük efendi insan kanun en iyi tanıyanlardan birisidir! Nasıl olsa o, en az bir doktor kadar bilgili ve bir kimyager kadar maharetli!<br />
        Bunun için vücudunda salgı bezleri inşa etmiş. Bu minik laboratuarlarda, kanın pıhtılaşmasını önleyici birudun denilen      maddeyi keşfedip imal etmeye başlamış. Uyuşturucunun yanı sıra, deriye bu maddeyi de şırınga eder Böylece kanın; sürekli akmasını sağlayarak istediği kadar içer. Önce, sarsılıp titreyerek emmeye başlar. 20 &#8211; 30 dakika sonra, bir öğünlük gıdasını oluşturan kanla şişmiş olarak deriden ayrılır. Ve yavaş yavaş sindirim işlemine başlar.<br />
        Hani insan, sülüğün kan emmek için sahip olduğu özel aletlerini, vücudunun hususi tanzimini ve tıbbî maharetlerini Cenab-ı Allah&#8217;a vermese, onu, mütehassıs bir doktor, eşsiz bir biyokimyacı kabul etmesi gerekiyor. Bilmem başka nasıl izah edeceğiz? 4nu yaratan ancak Cenab-ı Hak&#8217;tır. Çünkü Rabbımız canlıları ve onların kanlarını, sinir sistemlerini en iyi bilen2at&#8217;tır. İşte bunun için sülüğü ona göre tanzim etmiştir: Sülüğün varlığı ve kan emmek için hususi tanzimi gösteriyor ki, sülüğü kim yaratmışsa, insanları da yaratan O&#8217;dur. Evet, bir sülüğün vücudumuzda açacağı yarayı uyuşturabilmesi, kanımızın akışını sağlayan humdun maddesini imal edebilmesi, yaratıcının birliğine bir ispattır. Vahdaniyete bir delildir.<br />
        Bakın, sülüğün vücudunda, Rabbımızın daha ne hikmetleri var.<br />
        Sülük, bir insan vücudundan 20 &#8211; 30 dakikada aldığı kanla, hayatını tânı altı ay kadar sürdürebilir. Bunu nasıl sağlar? Niçin bir emişte hu kadar çok kan alma istidadı verilmiş?<br />
        Tıbbî sülük, yaşadığı kendi tabiî sulak ortamında, insan kanına benzeyen bir besini kolay kolay bulamaz. Bu yüzden Sani-î      Hakim olan Rabbımız, onun vücuduna, elde ettiği bir besinden en fazla faydalanabileceği bir sistem yerleştirmiştir. Şöyle ki : Bir öğünlük besinini emip ve depolarken vücudu, normal hacmine göre on kat şişebilmektedir. Emmeden sonra, önce kanın suyu ayrılır ve özel ceplerde depolanır. İş bununla da bitmez. Kanın çözüşmemesi gerekir.Bunun için de bağırsaklarında bulundurduğuöze&#8217;1 bakterileri (Pseudomonas hirudinus) kullanır. İşte bu sistem sayesinde bir sülük, yalnız bir öğün yemeği ile hayatını altı ay kadar sürdürebilir. Hatta bu süre sonunda kendi vücut dokularını parçalayarak bir süre daha yaşayabilir.<br />
        Bu hayvan şimdi modern tıpta nerelerde 9kullanılıyor?<br />
        Sülük uygulamasının, ciddi doku zedeleme sinin verdiği rahatsızlıkları giderdiği görülüyor.Meselâ ameliyattan sonra yara izini taşıyan dokuyu iyileştirdiğini gösteren emareler var. Sülükler kan çekme aracı olarak da kullanılabilecek. Bilhassa kalp yetmezliği, ya da kalp krizi geçiren insanların tedavisi onların yeni kullanım sahalarıdır. Ayrıca son araştırmalar, vücuttan kopmuş organların dikilmesinde de onların işe yaradığını göstermiştir.<br />
        Sülüğün hiç acıtmadan, modern bir tarzda kan emebilme vasfı, bu şekilde hususi tanzimi bize mühim bir sünnete işaret etmektedir : Kan aldırmak. Hazret-i Peygamber hacamat âleti vurmakla kan aldırmıştır. Bir hadîste şöyle duyuruluyor :<br />
        Şifa üç şeye münhasırdır : Bal şerbeti içmek hacamat âleti vurmak, ateşle dağlamak. Fakat ümmetimi (başka çare kalmadıkça) ateşle dağlamaktan men ederim (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).<br />
        Mademki iki cihan serveri, Hz. Peygamber(S.), kan aldırmak şifa demiştir, o mutlaka şifadır. Çünkü O&#8217;nu konuşturan Rabbimizdir. O kendi hevasından, nefsinden konuşmaz. Sünnetinde, emir ve tavsiyelerinde, hem bu hayatımız için, hem de öldükten sonraki ebedî hayatımız için derin hikmetler, azim faydalar vardır.<br />
        Şimdi tıp ilmine bakalım. Kan aldırmak gerçekten insan sağlığı için faydalı mı?<br />
        Kan aldırılınca, anormal derecede koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışı hızlanabilmektedir. Bu keşif, Londra Milli Hastahanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastahanesindeki araştırmalarda bulunmuştur.<br />
        Kanın emilin incelmesi, kandaki alyuvar yoğurduğunu azaltır. Böylece kalp, beyne daha rahat pompalama yapar. Kan emilince, kandakiıoksijen taşıyıcı madde olan hemoglobin seviyesi de düşer. Bu yüzden kan, beyine yeterli oksijeni taşıyabilmesi için daha hızlı akmaya başlar.<br />
        Ayrıca araştırmacılar, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının fark edilir derecede arttığını ispatlamışlardır.<br />
        Koyu kandan dolayı kalp krizi ve kalp yetmezliği tehlikesi altında bulunan insanlarda kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği de tahmin edilmektedir. Bu tahmin, İngiltere ve Danimarka&#8217;da yapılan son araştırmalarca desteklenmektedir.<br />
Şimdi düşünelim : 1400 sene evvel yaşamış ümmî bir insan, kan aldırmanın bunca faydasını nasıl bildi? 1400 sene evvel, şimdiki zamana kıyasla, cehaletin kol gezdiği bir devirde, bir insanın çıkıp ta başını yardırıp kan aldırması kolay anlaşılacak bir iş değildir. Böyle derin tıpâ ilgisi isteyen bir işi, O Zat&#8217;ın, kendinden emin olarak yapması ve etrafına da inandırması, O&#8217;nun peygamberliğine aşikâr bir delildir.                                                        </p>
<p>                                                                                                                                                               DERLEME: ŞAFAK HAMZA                                                                                                                                                                       admin@ihvanim.com      </p></div>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=385&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ihvanim.com/mesaj/kan.JPG" medium="image" />

		<media:content url="http://www.ihvanim.com/mesaj/bacak.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Animasyon filmler nasıl yapılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 06:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada animasyon film pazarından aslan payını alan şirket, hepinizin de tahmin edebileceği gibi, Pixar&#8216;dır. İyi ama Pixar sevdiğimiz animasyon filmlerini nasıl yapıyor, hangi teknolojileri ve teknikleri kullanıyor? Dahası nasıl oluyor da yaptıkları iş genelde her yaş grubundan insanın sevebileceği eğlenceli filmlere dönüşüyor?
Açıkcası yapılan röportajlarda Toy Story, A Bug&#8217;s Life, Toy Story 2,Cars gibi filmlerin yönetmenliğini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=331&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img alt="Animasyon" hspace="8" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/animasyon.jpg" align="left" vspace="8" border="0" />Dünyada animasyon film pazarından aslan payını alan şirket, hepinizin de tahmin edebileceği gibi, <b>Pixar</b>&#8216;dır. İyi ama <strong>Pixar</strong> sevdiğimiz animasyon filmlerini nasıl yapıyor, hangi teknolojileri ve teknikleri kullanıyor? Dahası nasıl oluyor da yaptıkları iş genelde her yaş grubundan insanın sevebileceği eğlenceli filmlere dönüşüyor?</p>
<p>Açıkcası yapılan röportajlarda <b><font face="Verdana"><i>Toy Story</i>, <i>A Bug&#8217;s Life</i>, <i>Toy Story 2,</i></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><i><font face="Verdana">Cars</font></i></font></b> gibi filmlerin yönetmenliğini yapmış olan <font face="Times New Roman, Times, serif"><b><font face="Verdana">Mr. Lasseter </font></b><font face="Verdana">böyle bir başarı ve kazanç beklemediklerini mutluluk ve gururla dile getiriyor ve ekliyor: &#8216; Başarımızın nedeni verdiğimiz emektir. &#8216;</p>
<p>İyi ama ne kadar zor olabilir ki?</p>
<p>Sizin için araştırdık. Meğer bu iş küçümsenemeyecek kadar özveri istiyormuş. <br /><span id="more-331"></span><br /><b>Öncelikle en sevdiğiniz animasyon filminin ardında ki bilim.</b></p>
<p>Animasyon filmlerde hareketi sağlamak için klasik bir yöntem kullanılıyor. Çizerler birbirini tamamlayacak hareketleri tek tek çiziyorlar ve çizdikleri bu kareler art arda gösterildiğinde hareket oluşuyor. Çok sevilen <b>Tavuklar Firarda</b> filminde saniyede 24 kare görüntüleniyordu. Modern bir animasyonda, örneğin <b>Köpekbalığı Hikayesi</b>&#8216;nde toplamda 120.000 kare geçiyor gözümüzün önünden!</p>
<p>Bir de animasyon yöntemleri var. Bunlardan birisi 19.YY&#8217;dan beri kullanılan Earl Hurd tarafından geliştirilmiş <b>Cel Animation</b>. Bu yöntemde yarı geçirgen basit bir kare arkaplanın üzerine yerleştirilir böylece her defasında arkaplan çizilmek zorunda kalmazdı. Bu hem zaman hem de görüntünün sabitliğini sağlıyordu.</p>
<p><b>Stop Motion</b></font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana">(Anlık Görüntü)</font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"> <b>Animation</b> tekniği ise gerçek oyma modellerden oluşan maketlerin hareketlerinin anlık görüntülerinin art arda hızla geçirilerek dinamik görüntü elde etmek fikrine dayanıyor.</p>
<p>Sonuncu teknik ise <b>CGI</b> (Computer Generated Imaginary [Bilgisayarla Sağlanan Görüntü]) tekniği. Günümüzün bilgisayar teknolojisinin el verdiği kadarıyla bu yöntem sanal ortamda karakterlere; şekil, renk, üç boyutluluk ve hareket kazandırıyor.</p>
<p>Bizim ilgilendiğimiz teknik CGI.</p>
<p><b>Bilgisayarlarla Animasyon Film Yapmak</b></p>
<p>Günümüzün bir çok animasyon filmi bu yöntemle yapılıyor. Bu şekilde bir film hazırlamak yıllar alabiliyor. Bir projeyi hayata geçirirken dikkat edilen üç unsur var.</p>
<p><b>Gelişim</b></p>
<p>- Bir fikir bulunmalı<br />- Taslak bir senaryo yazılmalı<br />- Çizimlere başlanmalı, karakterlerin oluşumu için pek çok sanatçı bu evreye katılır.</p>
<p><b>Ön Yapım</p>
<p></b>- Ses kayıtları başlamalı<br />- Karakterlerin çizimleri detaylandırılmalı<br />- 2 boyutlu resimler bilgisayar ortamında 3 boyutluya çevirilmeli.<br />- Karakterlerin iskeletlerini hareket ettiren bir ön program geliştirilmeli.<br /><b><br />Yapım</p>
<p>- </b>Karakterler, mekan, kamera açıları belirginleşmeli<br />- Karakterlerin mimikleri, ortam özellikleri eksiksizleştirilmeli.Kullanılacak fizik kuralları normal mi yoksa aşırımı, karar verilmeli.<br />- Bir saniyede gösterilecek kare sayısı öngörülmeli ve binlerce çizime başlanmalı.<br />- Gölgelendirilme ve cisimlerin ışağa olan tepkileri ayarlanmalı<br />- Gerçek objelerdeki aydınlatma bilgisayara aktarılmalı<br />- Filmin reklamları ve tanıtımlarına başlanmalı<br />- Son rütuşlar artık yapılmalı</p>
<p>İşte, kabaca, bir animasyon film yapılırken takip edilen hususlar bunlardır. Çizerlerin yaptıkları açıklamalara göre bazen bir saniyelik bir şeyi çekmek için 6-9 saat uğraştıkları da oluyormuş.</p>
<p><b>Pixar&#8217;ın Ratatouille&#8217;sinin Yapımındaki Sanat</b></p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/222-hr6s.jpg" border="0" /></p>
<p>Ratatouille ile tanışın&#8230;.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/238-kit.jpg" border="0" /></p>
<p>O yemek yapabiliyor&#8230;</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/134-v190-82.jpg" border="0" /></p>
<p>Bir fare ama insansı mimiklere sahip!</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rat-148.jpg" border="0" /></p>
<p>Ve bu adam onun sahibi değil öğrencisi!!!</p>
<p>İzleyenler bilir çok eğlenceli bir filmdir. Bizse şimdi filmin öyküsünü anlatacağız ama taa başa alarak.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/grcomp.jpg" border="0" /></p>
<p>Üstteki resimde filmin üç aşaması yan yana konulmuş. Taslak hali(Louis Gonzales tarafından çizilmiş), bilgisayara atılmış hali(Sharon Calahan Sütüdyoları) ve tüm rütuşları bitmiş hali.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/225-1702mc.jpg" border="0" /></p>
<p>Harley Jessup tarafından illüstre edilmiş bir sahne, daha sonra bilgisayarda tekrar yaratılırken renkler ve ışık buradan referans alınarak uygulanıyor.</p>
<table class="ncode_imageresizer_warning" id="ncode_imageresizer_warning_1" width="464">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"></td>
<td class="td2"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img height="600" alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/gucomp.jpg" width="464" border="0" /></p>
<p>Üstteki resmin sol üst köşesi Carter Goodrich tarafından çizilmiş. Greg Dykstra tarafından modellenmiş(sağ üst). Yine Harley Jessup tarafından dijital ortama aktarılmış.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rts.jpg" border="0" /></p>
<p>Bu bizim farenin ailesi, yukarıda kucaklarda tutulan kahverengi fare de Ratatouille! Bir de alttaki resme bakın.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/176-2.jpg" border="0" /></p>
<p>Filmin bitmiş halinden bir ekran görüntüsü&#8230;</p>
<p>Ve siyah beyazdan hayat bulmuş bir animasyona giden yol.</p>
<table class="ncode_imageresizer_warning" id="ncode_imageresizer_warning_2" width="459">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"></td>
<td class="td2"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img height="600" alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/lincomp.jpg" width="459" border="0" /></p>
<p>Bir farenin başrolü oynadığı bir film bu ama ilginçtir yaratıcılarına milyon dolarlar kazandırıyor. Türkiyenin henüz bu pasta da bir payı yok ama yine de sevinmemizi sağlayan bir şey var: Türk sanatçılar, programcılar Pixar, Dream Works gibi sütüdyolarda iş imkanı bulabiliyorlar, çok nadir de olsa&#8230;</p>
<p>Umarız bir gün animasyon sektörünü pastasından bir dilimde olsa ısırabiliriz&#8230;</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/remyfood.jpg" border="0" /></p>
<p>Bitirirken,</p>
<p>Tabii ki bir çok siteden alıntı ve çeviri yaparak(hatta %100 çeviri yaparak) hazırladım bu yazıyı yine de kimsenin emeğini çaldığımı veya istismar ettiğimi düşünmüyorum. Sonuçta böyle bir paylaşımı yapmanın tek yolu buydu.</p>
<p>Dilerim okurken zevk almışsınızdır&#8230;</p>
<p></font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"><b>Yazar </b>: <b>Erkan Demirel</b></font></font><br /><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"><b>Bkz </b>: <a href="http://www.pixar.com/" target="_top" rel="nofollow">Pixar, </a><a href="http://www.dreamworks.com/" target="_top" rel="nofollow">DreamWorks</a><br /><b>SDN : </b><a href="http://www.shiftdelete.net/" target="_top" rel="nofollow">ShiftDelete.Net</a></font></font></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/331/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/331/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=331&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/animasyon.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Animasyon</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/222-hr6s.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/238-kit.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/134-v190-82.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rat-148.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/grcomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/225-1702mc.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/gucomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rts.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/176-2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/lincomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/remyfood.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İyi bir bebek yiyeceği hazırlama yolları nelerdir? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:22:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 


Basit başlayın: demir zengini tahılların yanında, bebeklerin ilk katı yiyecekleri ezilmiş muz, avokado ya da pişirilmiş ve püre edilmiş elma, armut, kabak ya da patates olabilir. 
Bebek daha çeşitli meyve ve sebzeler yemeye başladığında ona taze sığır, koyun ya da tavuk eti verebilirsiniz. (salamura, tuzlama ya da tütsülenmiş olmamalı). Etleri sebzeler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=330&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="c4"></p>
<p><span class="c1"><strong><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></strong></span><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><img height="160" alt="A range of foods that make suitable solids for babies." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-1.jpg?w=563&#038;h=160" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Basit başlayın:</span></strong> <span class="c1">demir zengini tahılların yanında, bebeklerin ilk katı yiyecekleri ezilmiş muz, avokado ya da pişirilmiş ve püre edilmiş elma, armut, kabak ya da patates olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek daha çeşitli meyve ve sebzeler yemeye başladığında ona taze sığır, koyun ya da tavuk eti verebilirsiniz. (salamura, tuzlama ya da tütsülenmiş olmamalı). Etleri sebzeler ve hatta elma ya da armutla karıştırarak verebilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Farklı yiyecekler konusunda her geçen gün daha fazla meraklı olmaya başlayacaktır. Dişler patlamaya başladığında, yumuşak balık ve baklagil lapası, kuskus ve portakalgiller ve kirazgiller verilebilir. Ancak çekirdeklerin çıkarıldığından ve iyice ezildiğinden emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Bebek yiyeceği hazırlamak ve pişirmek</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="178" alt="Preparing, cooking and processing solids." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-2.jpg?w=563&#038;h=178" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">1. Adım:</span></strong> <span class="c1">Bebek yiyeceği yapmak için, meyvelerin ve sebzelerin kabuklarını soyun. Etlerden yağı ve tavuklardan deriyi ayıklayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">2. Adım:</span></strong> <span class="c1">Yiyecekleri buharda ya da kaynatarak pişirin. Pişerken çıkan suyun bir kısmını ayırın. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">3. Adım</span></strong><span class="c1">: El karıştırıcısı ya da bir robotla yiyeceği püre haline getirin. Yumuşak olması için içine sakladığınız sudan ilave edebilirsiniz. 8 aylık üzeri bebekler için, eti küçük parçalar halinde doğrayın ve diğer yiyeceklerle beraber bir çatal yardımıyla ezerek karıştırın. Eğer balık kullanıyorsanız, kılçık olmamasına çok dikkat edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Bebek yiyeceklerini saklanması ve kullanımı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="155" alt="Store baby food in ice trays or plastic containers." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-3.jpg?w=563&#038;h=155" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Püre haline getirilmiş bebek yiyecekleri temiz buz kaplarında saklanabilir. Püreyi kaplara döküp plastik kaplara koyun ve azami 30 gün dondurun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Alternatif olarak, katı yiyecekler plastik ya da cam kaplarda saklanabilir. Buzdolabında iki, derin dondurucuda 1 ay kadar tutulabilir. Kapların üzerine yapılış tarihlerini ve içinde ne olduğunu yazılı etiketler yapıştırmayı unutmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kullanmak için donmuş kalıplardan birazını cam ya da seramik bir kâseye koyup, mikrodalgada ya da ocak üstünde ısıtın. İyice karıştırın ki bazı yerler yanmasın. Bebeğe vermeden önce sıcaklığını dilinizle test edin. <strong class="c3">Yemediği yiyeceği atın ve asla tekrar dondurmayın. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Kaynak: ABC, Çeviri: Oğuz ESER</span></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/330/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/330/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=330&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">A range of foods that make suitable solids for babies.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Preparing, cooking and processing solids.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Store baby food in ice trays or plastic containers.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebekler nasıl kundaklanır nasıl kundak yapılır &#8211; Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 
Kundağın faydaları

Kundaklama bazı bebekler için yatıştırıcı olmasının yanında uyurken yüzüstü dönmelerine engel olduğu için SIDS önlemi olarak da faydalıdır. &#160;Bebekler kendileri dönebilecekleri zamana kadar kundaklanabilirler. 
Tüm bebekler kundaklanmayı sevmediği için işaretleri iyi gözleyin ve onun isteklerine saygılı olun. Bebek uyku tulumları iyi bir alternatiftir zira yenidoğanların sırt üstü uyumalarını sağlayarak SIDS [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=326&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Kundağın faydaları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Wrapping helps prevent SIDS; infant sleeping bags are an alternative to wrapping; don't wrap a baby if you bed share" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kundaklama bazı bebekler için yatıştırıcı olmasının yanında uyurken yüzüstü dönmelerine engel olduğu için SIDS önlemi olarak da faydalıdır. <span class="c10">&nbsp;</span><strong class="c3">Bebekler kendileri dönebilecekleri</strong> zamana kadar kundaklanabilirler. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Tüm bebekler kundaklanmayı sevmediği için işaretleri iyi gözleyin ve onun isteklerine saygılı olun. Bebek uyku tulumları iyi bir alternatiftir zira yenidoğanların sırt üstü uyumalarını sağlayarak SIDS riskini azaltır. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Ebeveynleriyle yatan bebeklerin kundaklanması tavsiye edilmez çünkü bu aşırı sıcaklamaya neden olabilir. (Bilinen bir SIDS nedeni). Bu durumda <strong class="c3">kendiniz ne giyecekseniz bebeğinizi de aynı şekilde</strong> giydirin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Kundak nasıl yapılır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="226" alt="A demonstration of the 6 steps required to wrap a baby" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-2.gif?w=563&#038;h=226" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebekleri kundaklamanın birçok yolu vardır. Bunlardan en çok kullananı: </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst c25"><strong class="c3"><span class="c24">1)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Pamuk ya da muslin bir bez kullanın. Üst tarafını yaklaşık 20 cm olarak kıvırın; bebeği üzerine omuzları üst kısma gelecek şekilde yatırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">2)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Bebeğin ellerinden birini katladığınız yerin altına koyun.</span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">3)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Bezin ucunu bebeğin vücudunu sararak ayakları altına sıkıştırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">4)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Diğer elini de katladığınız yerin altın koyun. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">5)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Öteki ucu da bebeğin vücudunu sararak sırtının arkasına sıkıştırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast c25"><strong class="c3"><span class="c24">6)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Açıkta kalan fazla kısımları bebeğin ayaklarının altına yerleştirin. Bebekler sıkı olarak kundaklanmayı sevseler de, kundağın çok sıkı olmadığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Kundak altına ne giydirmeli?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Dress baby according to the seasons and don't let the wrap cover her mouth or head" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Sıcak havalarda</span></strong> <span class="c1">kundağın altında bebek sadece bir fanilaya ve beze ihtiyaç duyar. Aşırı sıcak SIDS&rsquo;le ilişkili olduğu için uyuduğu odanın rahat bir sıcaklıkta olmasına özen gösterin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Serin havalarda</span></strong><span class="c1">, kundak altında bebeğe hafif bir tulum giydirin. <strong class="c3">Battaniye kesinlikle kullanmayın</strong> zira bu bebeğin aşırı sıcaklamasına neden olabilir. Aynı şekilde bebek bir enfeksiyonla mücadele ederken evi de aşırı ısıtmaktan uzak durun. </span></p>
<div class="c8">
<p class="MsoNormal c7"><span class="c1">Kundağın kafasını, kulaklarını ve çenesini kapatmadığından emin olun. Uzun gelen kundaklar bebeğin nefes almasına engel olabildiği gibi aşırı sıcaklamasına da neden olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c7">&nbsp;</p>
</div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/326/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/326/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=326&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Wrapping helps prevent SIDS; infant sleeping bags are an alternative to wrapping; don't wrap a baby if you bed share</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">A demonstration of the 6 steps required to wrap a baby</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Dress baby according to the seasons and don't let the wrap cover her mouth or head</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebekleri nasıl boğulmaktan kurtarabiliriz? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 
Boğulma sırasında yapılması gerekenler

Bebekler ve küçük çocuklar küçük bir pilden daha küçük her şeyle boğulabilirler. Bunu önlemek için bu nesneleri ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Beş yaşının altında çocuklar yemek yerlerken başlarında olun ve yiyeceklerinin küçük parçalara ayrıldığından emin olun. 
Eğer bebek boğulma emareleri gösteriyorsa 112&#8217;yi arayın ve tıkayan şeyleri çıkarılması için [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=322&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Boğulma sırasında yapılması gerekenler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Phone 000 if a baby is choking or ask a child to cough to clear the blockage" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebekler ve küçük çocuklar küçük bir pilden daha küçük her şeyle boğulabilirler. Bunu önlemek için bu nesneleri ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Beş yaşının altında çocuklar yemek yerlerken başlarında olun ve yiyeceklerinin küçük parçalara ayrıldığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek boğulma emareleri gösteriyorsa <strong class="c3">112&rsquo;yi arayın</strong> ve tıkayan şeyleri çıkarılması için bu yönergeleri izleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bir çocuk boğulma işaretleri gösteriyorsa, sakin olun ve ondan nesneyi çıkarması için <strong class="c3">öksürmesini isteyin</strong>. Eğer bu işe yaramazsa, şu adımları izleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş altı bebekler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demostration of the back blows and chest thrusts that can help relieve a baby who is choking" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği kolunuzun üzerine yatırın ve elinizin ökçesini kullanarak <strong class="c3">omuz başları arasında sıkıca vurun</strong>. Beş kez tekrarlayın. Her vuruştan sonra durun ve nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Tıkayan şeyi bebeğin ağzından küçük parmağınızla çıkarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer nesne çıkmadıysa, bebeği sırtüstü yatırın ve <strong class="c3">iki parmağınızı göğsünün ortasına koyarak</strong> 5 kez baskı uygulayın. Her baskı arasında nesnenin çıkıp çıkmadığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer bebek hala boğuluyorsa, <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. <strong class="c3">Bebek bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin.</strong> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş üstü çocuklar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Çocuğunuzu öne doğru eğin ve elinizi ökçesiyle omuz başlarının arasında sertçe vurun. Her vuruştan sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Eğer 5 kereden sonra çıkmadıysa, göğüs vuruşlarını deneyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir elinizi çocuğun sırtına koyun ve diğer elinizi de göğsünün ortasına. Elinizin ökçesini kullanarak <strong class="c3">göğüs kompresyonunda olduğu gibi</strong> 5 baskı uygulayın. Buradaki vuruşlar <strong class="c3">daha yavaş ancak daha keskin</strong>dir. Her darbeden sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. <span class="c10">&nbsp;</span></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer çocuk hala boğuluyorsa, <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. <strong class="c3">Çocuk bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.</span></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/322/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/322/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=322&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Phone 000 if a baby is choking or ask a child to cough to clear the blockage</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demostration of the back blows and chest thrusts that can help relieve a baby who is choking</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-3.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin güvenli uyku pozisyonları nasıldır? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:19:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 

Bebeklerin sırt üstü uyumaları &#8220;beşik ölümü&#8221; diye bilinen &#8220;Ani Bebek Ölümü Sendromu&#8221;na (SIDS) karşı en iyi önlemlerden biridir.
Yüzüstü yatan bebekler daha çok SIDS riski altındadır. Bu nedenle bu pozisyondan uzak durmak gerekir.
Yana doğru yatış da SIDS ile ilişkilendirilir bu nedenle en iyisi &#8220;sırt üstü yatış&#8221; pozisyonunu korumaya çalışmaktır.
Güvenli giysiler ve yatırma

Beşiğe [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=318&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="c17"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c19"><img height="153" alt="Put babies on their back to sleep, not on their tummy or side" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c3 c20">Bebeklerin <strong class="c3">sırt üstü</strong> uyumaları &ldquo;beşik ölümü&rdquo; diye bilinen &ldquo;Ani Bebek Ölümü Sendromu&rdquo;na (SIDS) karşı en iyi önlemlerden biridir.</p>
<p class="c3 c20"><strong class="c3">Yüzüstü</strong> yatan bebekler daha çok SIDS riski altındadır. Bu nedenle bu pozisyondan uzak durmak gerekir.</p>
<p class="c3 c20"><strong class="c3">Yana doğru</strong> yatış da SIDS ile ilişkilendirilir bu nedenle en iyisi &ldquo;<strong class="c3">sırt üstü yatış</strong>&rdquo; pozisyonunu korumaya çalışmaktır.</p>
<h3 class="c16"><span class="c15">Güvenli giysiler ve yatırma</span></h3>
<p class="MsoNormal c19"><span class="c17"><img height="153" alt="Sleep baby at the bottom of the cot and remove any pillows, toys or soft furnishings" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c2 c20">Beşiğe ve karyolaya düzgün oturan temiz bir döşek kullanın. Bebeğin ayakları beşiğin sonuna gelecek şekilde yatırın ve örtülerin güvenli olduğundan emin olun.</p>
<p class="c2 c20">Pamuklu yorganlar, yastıklar, yumuşak oyuncaklar gibi bebeğin kafasını uyurken kapatacak şeyler beşikte ve karyolada olmamalıdır.</p>
<h3 class="c16"><span class="c15">Güvenli uykunun OLMAZ&rsquo;ları </span></h3>
<p class="MsoNormal c19"><span class="c17"><img height="153" alt="Do wrap baby; don't overdress baby; don't smoke near baby" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c3 c20">Bebeği hafif pamuk ya da muslin bir kumaşla kundaklamak onun uyurken yüzüstü dönmesine engel olacaktır. Kundaklanmayı sevmeyen bebekler için, çocuk uyku tulumlarını tercih edebilirsiniz.</p>
<p class="c3 c20">Aşırı sıcaklığın SIDS&rsquo;le ilişkili olduğu bilinir bu nedenle <strong class="c3">bebeğinizi fazla giydirmeyin</strong> ya da beşiğine <strong class="c3">kafasında bir şapkayla</strong> yatırmayın. Bir bebeği giydirmenin en iyi yolu kendinizden örnek almaktır. Yani rahat ve ılık ancak sıcak olmayan giysiler.</p>
<p class="c3 c20">Sigara içen ebeveynlerle SIDS arasında güçlü bir ilişki vardır. <strong class="c3">Bebeğinizi SIDS&rsquo;den korumak için en iyi yol bırakmaktır.</strong> Ancak bırakamıyorsanız, en azından onun pasif dumana maruz kalmaması için evin dışına çıkın.</p>
<p class="MsoNormal c19"><strong class="c3"><em class="c21"><span class="c18">Ani Bebek Ölümü Sendromu</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal c19"><em class="c21"><span class="c18">Beşik Ölümü diye bilinen bu sendromda bebek nedeniz ve beklenmedik şekilde hayatını kaybeder. SIDS, bir aylık ve 1 yaşında bebekler arasında en yaygın ölüm nedenidir. SIDS&rsquo;den ölen bebeklerin çoğunluğu 6 aylıktan daha küçüktür.&nbsp;</span></em><strong><span class="c1">&nbsp;</span></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/318/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/318/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=318&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Put babies on their back to sleep, not on their tummy or side</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Sleep baby at the bottom of the cot and remove any pillows, toys or soft furnishings</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Do wrap baby; don't overdress baby; don't smoke near baby</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklere suni teneffüs nasıl yaptırılabilir &#8211; Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 
Hazırlıklı olmak ve hayat emarelerini izlemek

Tehlikeli durumlar için ilk yardım prosedürlerini iyice öğrenerek hazırlanın. Tehlike anlarında aramanız gereken numaralar cep telefonunuzda ya da sabit hattınızda kayıtlı olsun. 
Eğer bebek baygınsa, hava yolunu tıkayan bir şey var mı kontrol edin. Bunlar dili, yiyecek, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer varsa, bunları temizlemek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=314&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Hazırlıklı olmak ve hayat emarelerini izlemek</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Tehlikeli durumlar için ilk yardım prosedürlerini iyice öğrenerek <strong class="c3">hazırlanın</strong>. Tehlike anlarında aramanız gereken numaralar cep telefonunuzda ya da sabit hattınızda kayıtlı olsun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek baygınsa, hava yolunu tıkayan bir şey var mı kontrol edin. Bunlar dili, yiyecek, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer varsa, bunları temizlemek için küçük parmağınızı kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">&nbsp;<strong>Sun&#8217;i teneffüs</strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="152" alt="Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-2.gif?w=563&#038;h=152" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer bebek nefes alıyorsa</span></strong><span class="c1">, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve <strong class="c3">acil servis 112</strong>&rsquo;yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer bebek nefes almıyorsa</span></strong><span class="c1">, kafasını çok hafif şekilde arkaya yatırın, çenesini dilini boğazının arkasından kurtaracak ve nefes yolunu açacak şekilde kaldırın. Bir nefes alın ve ağzını ve burnunu ağzınızla kapatın. <strong class="c3">Bir saniye kadar yavaşça ve kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsünün kalkışı ve inişini gözleyin; yeniden bir nefes alın ve aynı hareketi tekrarlayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer hala hayat işareti yoksa 112&rsquo;nin arandığından emin olun ve <strong class="c3">göğüs kompresyonlarına başlayın</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Göğüs kompresyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">İki parmağınızı bebeğin göğsünün tam ortasında konumlandırın ve <strong class="c3">dakikada 100 tane olacak şekilde 30 kere kompresyon uygulayın</strong>. (Yaklaşık 2 saniyede beş kez ve 12 saniye boyunca) <span class="c12">Her kompresyon göğsü 3&rsquo;te bir oranında içe girmelidir.</span></span><span class="c13"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">30 kompresyondan sonra, nefes alın ve bebeğin ağzını ve burnunu ağzınızla kapatıp <strong class="c3">2 kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa bebeği üst resimlerde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.&nbsp;</span></strong><strong class="c3"><span class="c1">&nbsp;</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">ÇOCUKLAR İÇİN SUNİ TENEFFÜS</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Hayat emarelerinin kontrolü</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir çocuk bilinçsizce, ilk yapılacak şey ağzında nefes almasına engel olan bir şey olup olmadığını kontrol etmektir. Bunlar yiyecek, dili, kusmuk ya da kan olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer <strong class="c3">bir şeyler bulunursa</strong>, yanına çevirip ayağını gösterildiği gibi yukarı kıvırın. Bu <strong class="c3">kurtarma pozisyonu</strong> olarak bilinir. Nefes almasına engel olan şeyleri parmaklarınızla temizleyin ve ardında nefesini kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer tıkayan bir şey yoksa</span></strong> <span class="c1">nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Sun&#8217;i teneffüs</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="152" alt="Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-2.gif?w=563&#038;h=152" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer çocuk nefes alıyorsa</span></strong><span class="c1">, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve <strong class="c3">acil servis 112</strong>&rsquo;yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer çocuk nefes almıyorsa</span></strong><span class="c1">, bir elinizi alnına koyun ve diğer elinizle çenesini yukarı kaldırarak ağzını açın. Ağzınızı ağzının üzerine kapatın ve burnunu yavaşça sıkın ve iki kesintisiz nefes üfleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer hala hayat işareti yoksa <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve <strong class="c3">göğüs kompresyonlarına başlayın</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Göğüs kompresyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Çocuğunun göğsünün ortasında ellerinizin ökçesini konumlandırın; parmaklarınızı gösterildiği gibi göğsün üzerinde kilitleyin. Ökçenizi kullanarak 30 kompresyon uygulayın. Her kompresyon <strong>göğsü 3&rsquo;te bir oranında içe bastırmalıdır</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Her 30 kompresyondan sonra, nefes alın ve çocuğu ağzını ağzınızla kapatıp burnun sıkın ve <strong class="c3">2 kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa çocuğu resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.</span></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/314/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/314/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=314&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebek banyosunda neler dikkat edilmelidir? &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 
Banyoya hazırlık

Yeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun. 
Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık 36 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=307&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Banyoya hazırlık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of preparing the bath area; testing the water temperature; and lowering the newborn into the bath" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-11.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Yeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık <strong class="c3">36 derece</strong> olmalıdır ve teninize <strong class="c3">sıcak</strong> gelmemelidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Banyo hazır olduğunda bebeğinizi soyun. Başını ve omuzlarını bir elinizle sabitleyin diğer elinizle de vücuduna destek olun ve yavaşça suya indirin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yenidoğanın yıkanması</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="158" alt="Clean baby's eyes before washing her hair and body." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-21.gif?w=563&#038;h=158" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir pamuk topunu ılık suyla ıslatın ve yeni doğmuşun kirpiklerini temizleyin. İçerden dışarıya doğru hareket edin. Her göz için ayrı pamuk kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Haftada bir ya da iki kez yenidoğanın başını yıkabilirsiniz. Bunun için onu suya yatırın ve kafasını biraz su dökün. Büyüyene kadar başını şampuanlamaya gerek yoktur. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Yenidoğanın yüzünü temizlemek için yumuşak bir bez kullanın (<strong class="c3">1</strong>), sonra boynuna ve vücuduna geçin (<strong class="c3">2</strong>). Bacak arasını ve arkasını en sona bırakın (<strong class="c3">3</strong>)</span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Banyo sırasında yapmamanız ve yapmanız gereken şeyler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="159" alt="Never leave a baby unattended in the bath; soap is not necessary; secure baby in a bouncer before disposing of the bathwater." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-31.gif?w=563&#038;h=159" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Bebekler 5 cm daha az derin yerlerde bile boğulabilir bu yüzden asla yenidoğanı ya da herhangi bir çocuğu asla su içinde yalnız bırakmayın. <strong>Eğer banyo alanı terk etmeniz gerekiyorsa, bebeği bir havluya sarın ve yanınıza alın.</strong></span> <strong class="c3"><span class="c1"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Genelde sabun kullanmak gereksizdir çünkü yenidoğanı kayganlaştırır ve tutulması zorlaşır. Ancak sabun kullanacaksanız sorbolene losyon gibi bebeğin cildini tahriş etmeyecek alternatifler kullanın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Banyo suyunu boşaltmadan önce bebeğin karyolasında ya da beşiğinde güvenli olduğundan emin olun.&nbsp;</span><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/307/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/307/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=307&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-11.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of preparing the bath area; testing the water temperature; and lowering the newborn into the bath</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-21.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Clean baby's eyes before washing her hair and body.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-31.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Never leave a baby unattended in the bath; soap is not necessary; secure baby in a bouncer before disposing of the bathwater.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklere masaj nasıl yapılmalıdır? &#8211; resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:15:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[
Haber Merkezi / TIMETURK 
Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte TIMETURK okuyucuların istifadesine sunuyoruz.&#160;&#160;
BEBEK MASAJI&#160;

Masaja Başlarken


Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, ona elleriniz gösterin ki masaja razı olduğunu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=303&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c2">Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte <a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">TIMETURK </a>okuyucuların istifadesine sunuyoruz.&nbsp;</span><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">BEBEK MASAJI</span></strong><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Masaja Başlarken</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the feet and legs before moving onto the upper body." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-11.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, <strong class="c3">ona elleriniz gösterin ki masaja razı olduğunu göstersin</strong> (Eğer ilgilenmiyorsa ya kafasını çevirir ya da ters döner.)</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Elinize <strong class="c3">yenebilir yağlardan örneğin zeytinyağı ya da tatlı badem yağından</strong> ılık ellerinize birkaç damla damlatın ve bebeğin ayak tabanlarında başlayın. Kendinden emin, nazik ve yavaş hareketlerle topuktan parmaklara doğru ovalayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebeğin ayaklarına doğru uzun yumuşak okşamalarla devam edin. Dizlerin üstünden uyluklara ve kalçaların üstüne kadar çıkın. İki bacağı aynı anda yapabileceğiniz gibi teker teker de yapabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Vücut masajı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the arms; use circular clockwise strokes for the belly; use your fingertips to massage the face." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-21.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin omuzlarında başlayarak yumuşak harekelerle göğsüne doğru inerek masajınıza başlayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kollara omuzlardan dirseklere doğru masaj uygulayın. Bebeğin ellerinin yağlanmamasına özen gösterin. Eğer yağlanırsa ağzına götürmeden önce ellerini silin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer bebeğin karnı yumuşaksa (sert ve dolu değilse) göbeğin etrafında saat yönünde dairesel hareketlerle masaj yapın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yüz ve sırt masajı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the back of baby's body from head to toe; stop if baby is tense and not enjoying himself; massage can also take place in a cot when baby is clothed." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-31.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin yüzüne masaj yapmak için parmak uçlarınızı kullanın. Alnının ortasından yüzünün dışarısında ve yanaklarına doğru okşayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek ön tarafına yaptığınız masajdan sonra rahatlamışsa, onu karnı üstüne çevirin ve uzun ve yumuşak hareketlere kafasından topuklarına doğru masaj yapın. </span></p>
<div class="c8">
<p class="MsoNormal c7"><strong class="c3"><span class="c1">Saygılı olun</span></strong> <span class="c1">ve eğer bebek rahatsız olduysa ya da hoşlanmıyorsa masajı durdurun. Eğer çok gerginseniz ve bebek sinirli ya da huysuzsa masajdan kaçınmak en iyisidir. </span></p>
</div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/303/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/303/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=303&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-11.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the feet and legs before moving onto the upper body.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-21.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the arms; use circular clockwise strokes for the belly; use your fingertips to massage the face.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-31.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the back of baby's body from head to toe; stop if baby is tense and not enjoying himself; massage can also take place in a cot when baby is clothed.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeğin altı nasıl değiştirilir &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK
Hazırlık

Bezi değiştirmeden önce, ihtiyacınız olan her şeyin bir kol mesafesinde olduğundan emin olun. Bunlar; temiz bir bez, bebek mendilleri ve bebek kremi. 
Bebeği altını değiştireceği yer yatırın. Eğer huysuzluk ederse ninni söyleyin ya da en sevdiği bir oyuncağı verin. 
Bebeğin altını soyun ve alt bezini çıkarın. Bezin ön tarafını dışkıyı silmek için [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=299&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1"><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1"><span class="c1"></span>Hazırlık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Prepare the change table; try to make the process quick but enjoyable for baby; wipe bottom using the dirty nappy." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bezi değiştirmeden önce, ihtiyacınız olan her şeyin bir kol mesafesinde olduğundan emin olun. Bunlar; temiz bir bez, bebek mendilleri ve bebek kremi. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği altını değiştireceği yer yatırın. Eğer huysuzluk ederse ninni söyleyin ya da en sevdiği bir oyuncağı verin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altını soyun ve alt bezini çıkarın. Bezin ön tarafını dışkıyı silmek için kullanın. Kirli bezi torbaya koymadan önce sıkıcı sarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Temizlik ve kremleme</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Wipe the bottom clean; lift the hips to get underneath the bottom; apply baby cream." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altını mendillerle yumuşak şekilde temizleyin. Kıvrımların temizlendiğinden emin olun ancak bebeğin arasını temizlemeye kalkmayın. Benzer şekilde erkeklerin sünnet derisi asla geriye itilmemelidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altının arkasını temizlemek için ayaklarını parmaklarınızla bileklerinden kavrayıp hafifçe yukarı kaldırın. Kızların önden arkaya doğru temizlenmesi enfeksiyonlar için daha güvenlidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebeklerin isilik olmaması için krem kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yeni bez takılması</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Apply a new nappy; wash your hands before touching baby's face; never leave baby unattended on the change table." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Temiz bir bez açın, yan bantların öne doğru olduğundan emin olun. Bebeği ayak bileklerinden kavrayıp bezi altına itin. Ön tarafı üstüne kapatıp, bebeğin belinde sıkıca sabitleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği giydirip beşiğinde ya da karyolasında güvenli hale getirdikten sonra eski bezi atın. Bebeğin yüzüne ya da ellerine dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Unutmayın!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir bebeği asla bir yerde kendi başına bırakmayın. Saniyeler içerisinde kayabilir ya da yüzüstü dönebilirler. Eğer bebekten <strong class="c3">gözünüzü ayırmak</strong> zorundaysanız, <strong class="c3">ellerinizin üstünde</strong> olduğundan emin olun. </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/299/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/299/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=299&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Prepare the change table; try to make the process quick but enjoyable for baby; wipe bottom using the dirty nappy.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Wipe the bottom clean; lift the hips to get underneath the bottom; apply baby cream.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Apply a new nappy; wash your hands before touching baby's face; never leave baby unattended on the change table.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Emzirme pozisyonları ve teknikleri nelerdir? &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-nasil-masaj-yapilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK
Rahat bir konum


Rahat ve sakinlemiş bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. Sırt desteği olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz. 
Emzirme pozisyonları

Bu klasik “önden tutuş” ya da “beşik tutuşu”dur.
Resimde gösterilen “kol [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=284&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Rahat bir konum</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif?w=394&#038;h=107" alt="Breastfeeding is more successful when you're comfortable and relaxed." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Rahat ve sakinlemiş</span></strong> <span class="c1">bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. <strong class="c3">Sırt desteği</strong> olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirme pozisyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif?w=394&#038;h=146" alt="Three common feeding positions include the front hold, the underarm position and the lying down position." width="394" height="146" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Bu klasik “<strong>önden tutuş</strong>” ya da “<strong>beşik tutuşu</strong>”dur.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Resimde gösterilen “<strong class="c3">kol altı tutuşu</strong>” aynı zamanda “<strong class="c3">acemi tutuşu</strong>” diye de adlandırılır. Bu şekilde ikizleri aynı anda emzirmek mümkün olabilir. (alttaki resimlere bakın) </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"> “<strong class="c3">Yatarak</strong>” pozisyonu özellikle sezaryenle doğum yapmış anneler için iyidir.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Diğer pozisyonlar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif?w=394&#038;h=109" alt="Twins can be fed together using the twin hold; light muslin wraps offer privacy when breastfeeding in public." width="394" height="109" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">İlk birkaç hafta, ikizleri ayrı ayrı emzirmek daha kolaydır. Artık alıştığınızda onları “<strong>ikiz tutuşu</strong>”yla emzirabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer <strong class="c3">halka açık yerlerde</strong> emzirmekten rahatsız oluyorsanız, omzundan bebeği ve göğsünüzü örten ince bir muslin kullanabilirsiniz. </span><strong class="c3"><span class="c1"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">EMZİRME TEKNİKLERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Temel emzirme yordamı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif?w=394&#038;h=109" alt="The basic breastfeeding routine is to feed from one breast, pause for an optional burp, then offer baby the other breast." width="394" height="109" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Yenidoğanların her 24 saatte 6–12 kez emzirilmesi gerekebilir. Günde 8 defa genelde tercih edilen sayıdır. Alıştığınızda çoğu emzirme 20 dakika alır ancak ilk günler ve haftalarda bu süre 1 saate kadar uzayabilir. Temel yordam bebeği önce birinden emzirmek sonra ara verip altını temizleyip ikinciyi vermektir. Eğer istemezse endişelenmeyin, önemli olan emmese de sunmaktır.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirme</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif?w=394&#038;h=107" alt="Encourage baby to open her mouth wide so she takes a good mouthful of breast." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Emzirmeye başlarken bebeği göğsünüze değecek şekilde tutun, burnu meme ucuyla aynı hizada olsun. Ucunu yavaşça burnuna ve üst dudağına dokundurun, bu ağzını açmasına yardımcı olacaktır.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Ağzı açıldığında, <strong class="c3">bebeği göğsünüze yaklaştırın</strong> ve elleriniz omzunda ve sırtında olsun. Emmeye başladığında meme çevresinin büyük kısmı ağzının içinde ve çenesi de göğsün içinde olacaktır. İyi beslendiğini, derin ve düzenli emmesinden ve yutma sesinden anlayabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek doğru konumlandırılmazsa sadece meme başına emer ve bu çok acı verebilir. Ayrıca meme başları zarar görebilir ve süt de tam boşalmaz. Eğer bebek doğru konumlanmamışsa durun ve alttaki resimdeki gibi çıkarın ve yeniden deneyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirmeyi kesme ve gaz çıkarma</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif?w=394&#038;h=107" alt="If discomfort persists after 30 seconds, stop and try again; use your finger to break baby's attachment to the breast; burping baby is optional." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek emmeye başladığında “gerilme hissi” normaldir ancak eğer emzirme acı veriyorsa bebek doğru konumlanmamış demektir. Böyleyse durun ve bebeği göğüsten ayırın yeniden başlayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği göğüsten çekerek çıkarmayın, onun yerine ağzının köşesine köşesinden küçük parmağınızı damakların arasına sokup nazikçe çıkarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin her emmeden sonra geğirmesi gerekebilir. Bunun için onu ayağa kaldırın ya da omzunuza yaslayın ve sırtını ovalayın ya da vurun. Her bebek geğirecek diye bir şey yoktur o yüzden endişelenmeyin.</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/284/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/284/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=284&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Breastfeeding is more successful when you're comfortable and relaxed.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Three common feeding positions include the front hold, the underarm position and the lying down position.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Twins can be fed together using the twin hold; light muslin wraps offer privacy when breastfeeding in public.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">The basic breastfeeding routine is to feed from one breast, pause for an optional burp, then offer baby the other breast.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Encourage baby to open her mouth wide so she takes a good mouthful of breast.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">If discomfort persists after 30 seconds, stop and try again; use your finger to break baby's attachment to the breast; burping baby is optional.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en uzun savaşı kaç yıl sürmüştür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:59:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/</guid>
		<description><![CDATA[Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene (1338 &#8211; 1453) sürmüştür. 

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=271&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene (1338 &#8211; 1453) sürmüştür. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/271/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/271/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=271&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın ilk yeraltı tüneli nerededir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[fırat]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/</guid>
		<description><![CDATA[İlk yeraltı tüneli 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak&#8217;ta Fırat nehrinin altından geçmiştir. 

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=269&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İlk yeraltı tüneli 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak&#8217;ta Fırat nehrinin altından geçmiştir. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/269/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/269/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=269&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsanlar beyinlerinin ne kadarını kullanırlar.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar beyinlerinin %10&#8242;nu kullanırlar. 

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=267&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İnsanlar beyinlerinin %10&#8242;nu kullanırlar. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/267/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/267/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=267&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hapşırdığımız zaman ne olur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/</guid>
		<description><![CDATA[Hapşırdığımız zaman kalbimizde dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=265&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hapşırdığımız zaman kalbimizde dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/265/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/265/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=265&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsan vücudundaki en güçlü kas hangi kastır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. 

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=263&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/263/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/263/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=263&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Güneş dünyadan kaç kat daha büyüktür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/</guid>
		<description><![CDATA[Güneş dünyadan 330 bin 330 kat daha büyüktür.

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=261&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Güneş dünyadan 330 bin 330 kat daha büyüktür.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/261/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/261/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=261&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en uzun ömürlü insanı kaç sene yaşamıştır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömür]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin&#8217;de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=259&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin&#8217;de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/259/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/259/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=259&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir insan saçında ve bedeninde ne kadar kıl vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[kıl]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın saçında 102 bine yakın derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35 &#8211; 0.40 mm. uzar.

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=257&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İnsanın saçında 102 bine yakın derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35 &#8211; 0.40 mm. uzar.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/257/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/257/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=257&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyada yaklaşık kaç halk ve kaç dil vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada 2000&#8242;e yakın halk ve 3000&#8242;e yakın dil var.

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=255&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Dünyada 2000&#8242;e yakın halk ve 3000&#8242;e yakın dil var.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/255/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/255/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=255&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en yağışlı bölgesi neresidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:50:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[paraguay]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/</guid>
		<description><![CDATA[Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=253&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.<br /><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/253/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/253/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=253&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Uzaya ilk kim uçtu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/</guid>
		<description><![CDATA[Uzaya ilk defa 12 Nisan 1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.

       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=251&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>Uzaya ilk defa 12 Nisan 1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.</b></p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" /></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/251/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/251/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=251&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ter kokusundan nasıl kurtulurum?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:55:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/</guid>
		<description><![CDATA[Terden kaçış mümkün değil. Ama en aza indirmek elimizde. Sıcak havalarda bu dertten nasıl kurtulabiliriz?
Her ne kadar hoş bir durum olmasa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay. Ancak yine de bunu önlemenin çaresi yok değil. 
Sıcakları fazlasıyla hissettiğimiz şu günlerde, hepimizin en büyük kabusu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=249&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><img alt="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" src="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" align="left" border="0" vspace="10" hspace="10" />Terden kaçış mümkün değil. Ama en aza indirmek elimizde. Sıcak havalarda bu dertten nasıl kurtulabiliriz?</strong></p>
<p>Her ne kadar hoş bir durum olmasa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay. Ancak yine de bunu önlemenin çaresi yok değil. </p>
<p>Sıcakları fazlasıyla hissettiğimiz şu günlerde, hepimizin en büyük kabusu onca deodoranta ve parfüme rağmen terlemek ve bunla beraber yaşadığımız koku problemi.
</p>
<p><span id="more-249"></span><br />
<strong>TERLEME NEDİR?<br />
</strong><br />
Terleme tümüyle istemimiz dışında gelişen, metabolizmamızın doğal bir fonksiyonudur. Üstelik vücudumuz için iki önemli işlevi vardır; cildi nemlendirip, vücut ısısını sabitler ve vücudun boşaltım sistemine katkıda bulunur.</p>
<p>Ter aslında salgılandığında renksiz ve kokusuzdur. Fakat, bakteriler koltukaltı gibi sıcak ve nemli ortamlarda hızla çoğalarak bu salgının kötü kokmasına neden olur.</p>
<p><strong>NEDEN TERLİYORUZ?<br />
</strong><br />
Genellikle ortam sıcaklığının yükseldiği, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler sırasında terleriz. Bu şekilde vücut ısımızı sabit tutmuş oluruz. Zatenin bunun için vücuda yayılmış en az 2 milyon ter bezi görev yapmaktadır. Fiziksel aktiviteler dışında da heyecan, korku, utanma ve sıkılma gibi pek çok olay, fizyolojik bir neden olmadığı halde bizi terletir.</p>
<p>Vücut ısısı dış sıcaklıklar veya gerilim yüzünden artış gösterdiğinde kan dolaşımı hızlanır. Böylece, ter bezlerinin aktif hale geldiği vücudun üst kısmına doğru bir sıcaklık akımı başlar. Deri üzerinde oluşan ter bu durumda hemen buharlaşıp, deriyi soğutur. Bu sayede insan bir gün içinde kendini fazla yormadan iki litreye kadar su kaybeder. Terlemenin ikinci önemli fonksiyonu ise vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasıdır. Bu nedenle saunalara sık sık gidilmesi önerilir.</p>
<p>Aynı koşullarda terleme oranı kişiden kişiye göre de değişebilir. Ortalama olarak bir insan günde 0.5 ile 1 litre arası terler.</p>
<p><strong>TERLEMEYE KARŞI NE YAPABİLİRİZ?<br />
</strong><br />
Ter kokusu için çok çeşitli çözümler var. En önemlisi temiz olmak. Bunun yanısıra da terlemenin yarattığı rahatsızlığı bir takım önlemler alarak en aza indirebilirsiniz;</p>
<p>Rahat ve hava alan kıyafetler giyin. Özellikle pamuklu kıyafetleri tercih edin.<br />
Vücut temizliğine özen gösterin. Özellikle koltuk altında oluşan istenmeyen tüyleri alarak kötü kokuyu büyük ölçüde önleyebilirsiniz.<br />
Kahve, alkol ve yakıcı gıdalardan uzak durun.</p>
<p><strong>NE KULLANMALIYIZ?<br />
</strong><br />
Ter kokusunu azaltmanın iki yolu var; Deodorant ve antiperspirantlarla gün boyu hoş kokmak çok zor değil. Ancak deodorant ve antiperspirant birbirinden ayrı şeylerdir. Bu iki ürün en çok terlemeye karşı verdikleri savaş konusunda birbirlerinden ayrılırlar;</p>
<p><strong>DEODORANTLAR<br />
</strong><br />
Deodorantlar antibakteriyel bazı maddeler ve alkol içerirler. Bu sayede de bakteri üremesini denetim altına alarak, ter kokusunun oluşmasını önlerler. Terin ayrışması için bakteriler belirli enzimlere gerek duyar. Bu nedenle bazı deodorantlar bahsedilen bu tür enzimlerden içerir. Diğer yandan ise daha çok parfüm yağları içerdiklerinden dolayı da güzel koku yayarlar. Örneğin Fa dedodorantları hijyenik tazelik sunarlar ve bu sayede de bakteri artışını durdururlar. Bu sayede deri hem korunmuş hem de bakım görmüş olur.</p>
<p>Deodorant kullanırken dikkkat etmeniz gereken en önemli nokta deodorantı temiz ve kuru koltuk altına uygulamanızdır. Terli bir koltuk altına deodorantı sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın karışımından oluşan daha ağır ve kötü bir kokuya neden olur. Ayrıca giysinin üzerine sıkmak da kokuyu engellemez. Bu arada sprey deodorantları, koltuk altına 15 cm’lik mesafeden kutuyu dik tutarak püskürtmeniz gerektiğini de sakın unutmayın.</p>
<p><strong>ANTİ-PERSPİRANTLAR</strong><br />
Antiperspirantlar, terlemeyi deodorantlara oranla daha fazla önlerler. Ter oranını ayarlayıp, çok fazla ter üretilmesine engel olurlar. Ter üretimini aliminyum tuzları sayesinde engelleyip, ter bezlerini sıkıştırırlar. İçerdikleri alüminyum kloride ve benzeri aktif maddeler ile vücuttaki terlemeyi engeller, nemi azaltır ve kokuları sayesinde de tazelik verirler. İçindeki maddelere göre etki süresi ve gücü değişim gösterir.</p>
<p>Ancak antiperspirant ürünler daha çok pudralı formül içerdikleri için, genellikle koltuk altına uygulanmalıdır. Kıyafet üzerine sıkılan antiperspirant ürünlerin hiçbir etkisi yoktur. Koltuk altına sürülen antiperspirant ürün, ter bakterilerinin pudra tabakası dışına çıkmasını engeller ve böylece bakteriler kuruyup gider. Alkol içermediklerinden dolayı vücut için son derece hafiftirler. Ayrıca ferahlatıcı bir etki sağlarlar.
</p>
<p><a href="http://timeturk.com/Iste-ter-kokusundan-kurtulmanin-yollari-16337-haberi.html" target="_blank">kaynak: timeturk.com</a></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/249/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/249/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=249&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://timeturk.com/images/news/14281.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Keneden kurtulmanın en pratik yolu nasıldır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:51:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/</guid>
		<description><![CDATA[Vücuda yapışan keneyi çıkarmak için en kolay çözüm yolunu Bolu İl Genel Meclis Üyesi Fahrettin Tanyar buldu. İşte ilginç kene çıkarma metodu 
Bolu İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkarmak için kolay ve pratik bir çözüm yolu buldu.


Fahrettin Tanyar, kenenin deriyi kesmeden ve operasyon gerektirmeden nasıl çıkarılacağını günlercede düşünerek, çözümü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=248&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img height="125" alt="" hspace="10" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14573.jpg?w=198&#038;h=125" width="198" align="left" vspace="10" border="0" /><strong>Vücuda yapışan keneyi çıkarmak için en kolay çözüm yolunu Bolu İl Genel Meclis Üyesi Fahrettin Tanyar buldu. İşte ilginç kene çıkarma metodu</strong> </p>
<p>Bolu İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkarmak için kolay ve pratik bir çözüm yolu buldu.</p>
<p><span id="more-248"></span></p>
<p><img height="293" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14570.jpg?w=443&#038;h=293" width="443" /></p>
<p>Fahrettin Tanyar, kenenin deriyi kesmeden ve operasyon gerektirmeden nasıl çıkarılacağını günlercede düşünerek, çözümü hava basıncında bulduğunu söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img height="500" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14571.jpg?w=330&#038;h=500" width="330" /></p>
<p>Enjektörün uç kısmını bıçakla kesen ve düzgün olması için kenarlarını zımparalayan Tanyar, içine 3 damla sabunlu su koyduğunu belirtti. Daha sonra ucu kesilmiş enjektörü kenenin bulunduğu bölgeye koyarak vakum etkisi yaptırdığını söyleyen Tanyar, &#8220;Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor ve yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor&#8221; dedi.</p>
<p><img height="500" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14572.jpg?w=331&#038;h=500" width="331" /></p>
<p>İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri de enjektör yöntemini deneyerek sonucun olumlu olduğu kararına vardı.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/248/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/248/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=248&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14573.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14570.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14571.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14572.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Tesettürün hikmetleri nelerdir, tesettür neden gerekli?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Kardeşimiz;
ÖRTÜLÜ VE ÖZGÜR (Kathy Chin)&#8230;
İsmin
eşyayı manasına göre dönüştürdüğü ilkesi, tesettürün sakladığı kadını,
o örtünün cevhere dönüştürmesinde anlamını buluyor. Ve o cevherin
değerini koruması, kendini örtmesi ve saklamasıyla ilişkili olarak
artıyor. 
Eşya ile kurulan ünsiyet, o eşyayı kullanılan yere
göre değerli ya da değersiz kılıyor. Ona verdiğimiz isim onun
sıfatlarını doğuruyor. Kazandığı her sıfat, onun yerini belirliyor. 
Yüce
Mevlâ&#8217;nın güzel isimlerinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=238&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Değerli Kardeşimiz;</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=5254">ÖRTÜLÜ VE ÖZGÜR (Kathy Chin)&#8230;</a></p>
<p>İsmin<br />
eşyayı manasına göre dönüştürdüğü ilkesi, tesettürün sakladığı kadını,<br />
o örtünün cevhere dönüştürmesinde anlamını buluyor. Ve o cevherin<br />
değerini koruması, kendini örtmesi ve saklamasıyla ilişkili olarak<br />
artıyor. </p>
<p>Eşya ile kurulan ünsiyet, o eşyayı kullanılan yere<br />
göre değerli ya da değersiz kılıyor. Ona verdiğimiz isim onun<br />
sıfatlarını doğuruyor. Kazandığı her sıfat, onun yerini belirliyor. </p>
<p>Yüce<br />
Mevlâ&#8217;nın güzel isimlerinden olan el-Settar, ıstılahî açıdan ayıpları<br />
örten, örtüleyen, setreden anlamlarına geliyor. Tesettür kelimesi de<br />
örtünmek anlamındadır. </p>
<p>İçinde bulunduğumuz bu son zamana kadar<br />
şerefli olmanın nişanesi sayılan tesettür, fıtratından uzaklaşmış<br />
insanlar için hiç de öyle bir anlama sahip değil. </p>
<p>Oysa<br />
toplumların tarihine nüfuz edebildiğimiz ölçüde gördüğümüz o ki, normal<br />
olan, genel-geçer olan, aslî olan tesettürdür. Hatta tesettür kimi<br />
milletlerde şeref derecesini belirleyen nişane sayılmıştır. Buna<br />
mukabil çıplaklık aşağılık alameti, aşağılanma sebebi olarak görülmüş<br />
ve tarih boyu neredeyse tüm milletler tarafından kınanmış,<br />
ayıplanmıştır. </p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim bize tesettürün “tanınmak ve<br />
incitilmemek için tercih edilmesi gereken hayırlı bir yol” (Ahzab, 59)<br />
olduğunu bildiriyor. Tanınmak ve incitilmemek!.. </p>
<p>Bizi insan<br />
olarak yaratan ve insanı tanımlayan, böylelikle fıtratın ne olduğunu<br />
bize bildiren; bizi müslümanlar olarak yaratan ve müslümanı tanımlayan,<br />
böylelikle İslâm&#8217;ı bize öğreten ve bizi üryan olarak yaratan, bize<br />
namus ve şerefi aşılayan, sonra bizi örten, ayıplarımızı örten<br />
Rabbimiz; mümin kadınların “örtülü” olarak tanınmasını istiyor. Ve<br />
böylelikle tanımlanmasını&#8230; </p>
<p>Tesettürlü olarak tanınmak,<br />
sadece insanlar tarafından tanınmak değil, bütün mahlukat tarafından<br />
tanınmaya; incitilmemek vasfı ise sadece insanın zorbalıkları,<br />
kabalıklarına maruz kalmamak değil, mahlukatın özenle davranmasına<br />
işarettir. </p>
<p>Tesettüre bürünmekle; kendini Hz. Muhammed s.a.v.&#8217;e ümmet olarak görmek eş değerdedir. </p>
<p>Tesettürün<br />
bir başka hikmeti de kadının kendini korunmalık olarak görmesi,<br />
böylelikle onu koruması gerekenlerin ayırdedebilmesini sağlamasıdır. </p>
<p>Bu<br />
niyet kadının fıtratını ve bu fıtratın niteliğini belirler. Korunması<br />
gereken, bizzat korunmalık olan şey, aynı zamanda kalkan olamaz. O,<br />
kıymetli bir cevher olarak, namusun ve şerefin taşıyıcısı olarak<br />
korunmayı kabul etmeli ve böylelikle namusu ve şerefi kendisine ziynet<br />
edinmelidir. </p>
<p>Fıtrata uygun olan bu hal gerçekleşirse, kadını<br />
koruyacak ve ona kalkan olacak kişiler de etrafında olacaktır. Tıpkı<br />
Kaynukaoğulları kabilesinde hakarete maruz kalan hanım sahabiye sahip<br />
çıkılması gibi kendisine sahip çıkılır. </p>
<p>Kadın tesettürle<br />
(örtünmek) tavsif edilmiştir. Bu vasıf, kadınlığın ne olduğunun<br />
öğrenilmesini sağlamış ve kadının fıtratındaki hayânın ve iffetin<br />
korunması şu sıfatla belirlenmiştir: Kadın, örtünendir&#8230; </p>
<p>MAHMUT ÖZ<br />Selam ve dua ile&#8230;<br />Sorularla İslamiyet Editör</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/238/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/238/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=238&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kürtajın dini hükmü nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 15:50:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada&#8230;Ahmet Kurucan cevabı çok merak edilen soruya cevap verdi.
Rahimdeki sağlıksız çocuk
Geçen hafta son olarak günümüzdeki tıbbî bilgiler ışığında döllenme olduğu andan itibaren cenin kürtaja tabi tutulamaz görüşü daha doğru ve buna bağlı olarak 120 gün etrafındaki hükümler dönemin bilgilerine dayandığı için bugün geçersiz değil midir diye sormuş [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=232&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/kurtaj1.jpg" /><b>Rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada&#8230;Ahmet Kurucan cevabı çok merak edilen soruya cevap verdi.</b></p>
<p><span class="manset_detay"><b>Rahimdeki sağlıksız çocuk</b></p>
<p>Geçen hafta son olarak günümüzdeki tıbbî bilgiler ışığında döllenme olduğu andan itibaren cenin kürtaja tabi tutulamaz görüşü daha doğru ve buna bağlı olarak 120 gün etrafındaki hükümler dönemin bilgilerine dayandığı için bugün geçersiz değil midir diye sormuş ve evet cevabını vermiştik. Neden?<span id="more-232"></span></p>
<p>Önce şu 120 gün meselesinin dayanağını ele alalım. Efendimiz (sas) bir hadislerinde; &#8220;Sizden birinin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde cem olur. Sonra bu kadar müddette &#8220;alaka; rahim duvarına asılı nesne&#8221; olur. Sonra bu kadar müddette &#8220;mudga; bir çiğnemlik et&#8221; olur. Sonra Allah bir meleği dört kelimeyle gönderir: (Bu melek) rızkını, ecelini, amelini, şaki veya said olacağını yazar, sonra ona ruh üflenir.&#8221; (Buhari, Bedü&#8217;l halk, 6) buyuruyor. Hadiste bahsedilen bu üç safha toplam 120 gün ediyor. Bazı fakihler buradan hareketle 120. güne yani ruh üfleninceye kadar ceninin rahim duvarına asılı kan pıhtısı, çiğnemlik et olup hayatiyet/canlılık kazanmadığına zann etmiş ve kürtaj yapılabilir hükmünü vermişlerdir. Onlara böyle düşündüren ikinci önemli husus dönemin tıbbî bilgileridir.</p>
<p>Halbuki günümüzde tıp dünyası tam aksini isbat etmiş durumdadır. Döllenme olduğu andan itibaren cenin anne rahminde canlılık kazanmaktadır. Dolayısıyla aslında düşük yapma, kürtaj vb. hükümlere hiçbir şekilde temel olmayacak hadisten hareketle verilen bu hükmün, kanaatin, görüşün de geçerliliği ortadan kalkmıştır.</p>
<p>İmdi bu bilgiler ışığında rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada. İlk günden itibaren yaşama hakkını Yaratanından alan o nefse, sakat doğacak, yük olacak, aile denge ve huzurunu etkileyecek, yaşam tarzını bozacak, toplumsal açıdan sosyal istikrarı engelleyecek, sağlık harcamalarına yapılacak masrafla milli servet heba edilecek vb. gerekçelerle kürtaj yapılabilir deme, cinayet anlamını taşır. Bunun bugün toplumumuzun içinde bedensel ve zihinsel özürlü olarak hayatını devam ettiren insanların öldürülmesi ile hiçbir farkı yoktur.</p>
<p>Bu yaklaşımın bir tek istisnası olabilir; o da tıbbın hamilelik, harici bir müdahale ile hemen sonlandırılmadığı takdirde anne hayatı tehlike altındadır, dediği kavşaktır. Zaten bu durumda ceninin sağlıklı olması ile sağlıksız olması arasında anneyi tercih hükmü açısından fark yoktur.</p>
<p>Ne olacak o zaman? Bile bile bedenen veya zihnen sağlıksız bir çocuğa mı sahip olacağım? İşte İslam insanını diğerlerinden ayırt eden nokta burası; evet. Allah sizin ve çocuğunuzun kaderini öyle takdir buyurdu ise; yapılacak şey Yunus diliyle &#8220;Gelse Celalinden cefa/Yahut Cemalinden vefa/İkisi de cana safa/Kahrın da hoş, lütfun da hoş&#8221; deyip katlanmaktır.</p>
<p>Üçüncü şahıslar için bunu söylemenin çok kolay, ama birebir yaşayanlar adına çok zor olduğunun idrakindeyim. Aklıma gelen &#8220;ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar&#8221; deyimi. Buna &#8220;hastası olan da her gün ağlar&#8221; diye ilavede bulunabilirsiniz. Ama Allah&#8217;a, ahirete, kadere inanan insan için çıkmaz sokak burası. Başka çare yok. İsterseniz musibet ve meserret, sağlık ve hastalık, zenginlik ve fakirlik her şeyin imtihan unsuru olduğunu yeniden hatırlatalım.</p>
<p>Son 7-8 yılda &#8220;ultrason neticesine göre çocuğum sakat doğacak, beyin gelişimi dolayısıyla geri zekalı olacak&#8221; vb. nedenlerle yanıma gelip &#8220;aldırabilir miyiz&#8221; sorusu ile karşılaştığım en az 10 hadise oldu. Tahmin ettiğiniz gibi hepsine cevabım &#8220;hayır&#8221; idi. Tavsiyem; bir; ceninin anne karnında ameliyatı dahil tıbbî her türlü müdahaleyi yaptırmak, iki; Allah&#8217;a dua. Her şey O&#8217;nun elinde ve O&#8217;nun her şeye gücü yeter demek oldu. İsmen hatırladığım bu vakaların hepsinde de çocuklar sağlıklı doğdu. Bu aşamada benim aklıma gelen ihtimaller şunlar; ya sağlıksız hükmünü veren uzmanlar hata etti, abarttı, ihtimalleri vukuat yerine koydu; veya Allah dualara icabet etti. Her tesbit böyledir, her vak&#8217;a böyle sonuçlanır demiyorum; sadece yaşadığım 10 veya daha fazla vak&#8217;anın neticesini sizlerle paylaşıyorum.</p>
<p>Son söz &#8220;O&#8217;nun ol dediği şey hemen olur; olmamasını dilediği şey de olmaz.&#8221;</p>
<p>AHMET KURUCAN/ZAMAN</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/232/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/232/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=232&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/kurtaj1.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>GÖk Cisimleri Dönüyor</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR
1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi
geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir.
(40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30.
Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için
bir hareket düşünülemez.
Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. Ancak belli noktaların
hareket [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=57&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR<br />
1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi<br />
geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir.<br />
(40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30.<br />
Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için<br />
bir hareket düşünülemez.<br />
Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. Ancak belli noktaların<br />
hareket etmesinden anlaşılır. Dağlar da, Dünya küresi üzerinde farkedilebilir en yüksek<br />
çıkıntılardır. Onların hareketi ile Dünyanın döndüğü anlaşılır. Ayrıca buluta benzetildiğine<br />
göre, Dünyanın gökte, boşlukta, muallakta durduğu da anlaşılır.<span id="more-57"></span><br />
2 — Kur&#8217;an&#8217;da, Güneş&#8217;ten, Ay&#8217;dan bahsederken; &#8220;Bunların her biri, bir felekte (yörüngede)<br />
yüzerler&#8221; buyurulmaktadır.<br />
3 — &#8220;Güneş ve Ay bir hüsban iledir&#8221; ayetindeki &#8216;hüsban&#8217; hesap manasına, &#8216;bir hesap iledir,<br />
hesaplıdır&#8217; şeklinde anlaşılabileceği gibi, kök dolayısıyla &#8216;hasbür-reha&#8217; : Değirmen taşının<br />
ekseni manasında Güneş ve Ay&#8217;ın hem eksenlerinin olduğu, hem yuvarlak olduğu ve hem<br />
de döndükleri anlaşılır.<br />
4 — &#8220;O ki, sizin (istifadeniz) için arzı uysal bir hayvan kıldı. O halde onun omuzlarında<br />
yürüyün.&#8221;(43) ayetinin Arapça&#8217;sında geçen &#8216;zelal&#8217; kelimesi; uysal, itaatli hayvan, istediğin<br />
gibi kolaylıkla çekip götürebilecek şekilde idareye müsait şey, emre amade binek hayvanı<br />
manalarına gelir. Bu ifade, dünyanın itaatli ve seri bir şekilde hareketle sarkmaksızın<br />
dönüşüne, yol alışına işarettir.<br />
5 — &#8220;Allah gündüzü gece ile örter ve süratle gece, gündüzü, gündüz de geceyi kovalar.&#8221;(44)<br />
Bu ifade de Dünya&#8217;nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle alakalıdır. Rus astronotu<br />
Gagarin, fezadan döndükten sonra, Dünya&#8217;nın üzerinde ışık ile karanlığın müthiş bir<br />
şekilde birbirini takip ettiğini söyledi.<br />
(42) Neml: 88.<br />
(43) Mülk: 15.<br />
(44) A&#8217;raf: 54.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/57/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/57/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=57&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ay&#8217;ın Sogumasına Kur&#8217;an dan Deliller.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz
ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221;
2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip
onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah,
insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?..
Bu ayetlerin işaretinden sonra, ilk zamanlar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=60&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz<br />
ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221;<br />
2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip<br />
onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah,<br />
insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?..<br />
Bu ayetlerin işaretinden sonra, ilk zamanlar ayın bir ateş parçası iken, sonradan<br />
soğutulmuş olduğu anlaşılmaktadır.<br />
(45) Enbiya: 44 &#8211; Ra&#8217;d: 41.<br />
(46) Nâziat; 27-28-29.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/60/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/60/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=60&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SORU : Allah niçin gözükmüyor, neden göremiyoruz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım:
A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.
Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon
bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,
yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların
ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=51&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım:<br />
A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.<br />
Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon<br />
bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,<br />
yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların<br />
ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından haberdardır. Onlar da tamamıyla<br />
insanı göremez. Nasıl görsün ki, zaten kendisi çok çok küçük bir şey. Onlar, ancak o anda<br />
neyin karşısında bulunuyorlarsa onu görürler. Hele hele, insanı, katiyyen ihata edemezler.<br />
Esasen, insanı görüp tam ihata edebilmeleri için, onun dışında ve tamamen.müstakil, yani<br />
ayrı olmaları ve aynı zamanda insanı görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip<br />
bulunmaları lazımdır. Demek ki, ihata edemeyişleri, görmelerine mani oluyor. Eğer ihata<br />
edebilselerdi, yani aynı anda insanın her tarafını kaplayabilselerdi, insanı görebileceklerdi.<br />
Bu misal mikro aleme ait.<br />
Bir de makro alemden misal vereyim. Büyük bir teleskopun<br />
başına oturalım. Düşünelim ki, bu teleskop, ışık yılıyla üç milyar yıl ötesini<br />
göstersin. Yine de bütün kainat ve mekanlar hakkındaki bilgimiz &#8220;Deryada katre&#8221; misali<br />
olacak. Çünkü, ne kadar uzağı görebilirsek görelim, yine de daha ötesi var. Boşluk<br />
(gökyüzü), sonsuza doğru gidiyor. Sadece teleskopla gördüğümüz saha hakkında bulanık<br />
faraziyeler (yani şöyle olabilir, böyle olabilir) nevinden bir kısım malumata sahip olacağız.<br />
Demek ki, biz kainatın idaresini, umumi şeklini, muhtevasını ve mahiyetini göremeyecek<br />
ve idrak edemeyeceğiz. Çünkü, mikro alemde (çok küçük zerrecikler aleminde) olduğu gibi,<br />
makro alemde (kainat gibi büyük alemde) de tam bir açıklamaya sahip değiliz.<br />
Şimdi iyi düşün Kardeşim Aysel, daha biz mikro ve makro alemlerdeki varlıkları ihata<br />
edememişiz, onlardan habersiz, daha onları göremiyoruz da, nasıl onları yaratanı<br />
görebileceğiz? O kendisini göstermemeyi dilemiş üstelik.<br />
Biz, ancak mikro alemdeki bakteriler misali, neyin karşısında duruyorsak ancak onu<br />
görebiliyoruz. Yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa, neyi görebiliyorsa, onu görebiliyoruz.<br />
Şöyle bir misal daha vereyim: Allah&#8217;ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların<br />
durmadan hareket ettiğini yazmıştık. Ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz, diye<br />
ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı<br />
edeceğiz? Elbette hayır. Öyle ise, varlığında hiç şüphe edilmeyen Allah&#8217;ı (c.c.) görmüyoruz<br />
diye inkar mı edeceğiz? Öyleyse, görmemek bir şeyin olmadığını göstermez. Ve O diyor ki,<br />
ben, Lâtîf im. (30-a)<br />
(30-a) Lâtîf; görünmeyen incelikte demektir. Meselâ, su, hava ve cam lâtîf olduğu için,<br />
pencereden dışarıyı, bardaktan karşıyı görebiliyoruz&#8230;<br />
Bir misal daha: Sütün içinde yağ ve peynirin bulunduğunu adımız gibi biliyoruz. Ama<br />
sütün içinde ne yağ ne de peynir gözükmemektedir. Şimdi, biz kesin olarak bildiğimiz yağ<br />
ve peyniri görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. O halde adımız gibi bildiğimiz<br />
Rabbimiz&#8217;i, görmüyoruz diye inkar edemeyiz. (Belki adımızı unutabiliriz ama Rabbimiz&#8217;i<br />
asla).<br />
Bir yerimiz ağrıdığı zaman ağrıyı hissediyor, duyuyoruz ama göremiyoruz. Göremiyoruz<br />
diye ağrıyı reddedemeyiz. Ağrıyı görmüyor, fakat hissediyorum, onun için de varlığına<br />
inanıyorum, dersin.<br />
Allah&#8217;ı görmüyorsun ama O&#8217;nu hissediyorsun, her sanatında O&#8217;nu görür gibi hissediyorsun.<br />
Hele, bir de şöyle sakin kafa, selim bir akıl ile düşünürsen, büyük bir felaketle, dayanılmaz<br />
bir acıyla karşılaşırsan, inadı, kibri ve gafleti bırakıp asli yaratılışınla başbaşa kalırsan,<br />
başka bir şeye değil, inan sadece Allah&#8217;a yalvarır, O&#8217;ndan yardım dilersin&#8230;<br />
Açık olan bir cereyan kablosunda, cereyanın olduğunu kesinlikle biliyoruz. Fakat onu<br />
göremiyoruz. Cereyanı göremediğimiz halde, nasıl varlığını inkar edemiyorsak, Allah&#8217;ın da<br />
varolduğunu bildiğimiz halde, göremiyoruz diye inkar edemeyiz.<br />
Bir odada otururken, kapı ve pencereyi açtığımız zaman cereyanın bize etki ettiği, bizi<br />
çarptığı bir gerçek. Cereyanı elle tutup, gözle göremediğimiz halde, nasıl inkâr etmemiz<br />
mümkün değilse, Allah-u Teala&#8217;nın da sanatlarına bakıp, O&#8217;nun varlığını kabul ettiğimiz<br />
halde, O&#8217;nu göremiyoruz diye inkar etmemiz mümkün değildir.<br />
B) Nur, Allah&#8217;ın hicabıdır, yani perdesidir. Biz nuru dahi ihata edemiyoruz. Yani, her<br />
tarafını çepeçevre sarıp kaplayamıyoruz. (En ince teferruatına kadar bilemiyoruz.)<br />
Peygamber Efendimize (s.a.v), miraçtan döndüğünde sahabeyi kiram sordu: &#8220;Rabb&#8217;ini<br />
gördün mü?&#8221; Rasulullah, bir defasında şöyle buyurdular: &#8220;Nasıl görürüm O&#8217;nu.&#8221; Başka bir<br />
yerde buyururlar ki: &#8220;Ben bir nur gördüm. Halbuki, nur mahluktur yani yaratılmıştır. Allah<br />
ise, nuru nurlandırandır. Yani nura şekil veren, biçim veren, tasvirini yapan Allah&#8217;tır. Nur,<br />
Allah değildir. O&#8217;nun yaratığıdır.&#8221; Başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v): &#8220;Allah&#8217;ın hicabı<br />
(perdesi) nurdur. Yani sizinle Onun arasında bir nur vardır.&#8221; Elbette göremeyiz.<br />
Elbette gözümüz kamaşır, bakamayız. Şimdi, Allah&#8217;ın yaratmış olduğu Güneş&#8217;e<br />
bakamıyoruz da, yani tam olarak göremiyoruz da, nasıl onu yaratan Allah&#8217;ı görürüz?<br />
Elbette göremeyiz.<br />
Aklımızı ele alırsak; doktorlar, kafa tasımızı yarıp, aklımızı görmek için baktıklarında,<br />
göremiyorlar. Akıl yok da ondan mı göremiyorlar? Elbette hayır. Şimdi, aklı göremiyoruz<br />
da, nasıl aklı yaratan Allah&#8217;ı göreceğiz? Elbette göremeyiz. Nasıl ki, aklı göremedik diye aklı<br />
inkar etmemiz mümkün değildir. Akıl görünse dahi, Allah yine gözükmez.<br />
Gelelim, &#8216;Allah (c.c) niçin görünmüyor?&#8217; sorusuna:<br />
Bazı müfessirler, ayet-i kerimedeki &#8220;İbadet etsinler&#8221;den maksat: &#8220;Beni tanısınlar, beni<br />
bilsinler&#8221; demektir diye tefsir etmişlerdir.(30-b) Allah başka bir ayetinde:<br />
&#8220;Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı<br />
yaratan O&#8217;dur. O azizdir, herşeye galibdir, gafur&#8217;dur (çok bağışlayandır)&#8221; (31)<br />
buyurmaktadır.<br />
(30-b) Bu konuda tam mutmain olmak için akaid okumak gerekir.<br />
Diğer bir ayetinde: &#8220;Müslümanlar, öyle kimselerdir ki, onlar Allah&#8217;ı görmedikleri halde<br />
inanırlar. (İnançlarını ispat eden) namazlarını dosdoğru kılarlar. Verdiğimiz rızıktan<br />
yerler, başkalarına da yedirirler.&#8221;(32) Başka bir ayetinde de: &#8220;Sen ancak Kur&#8217;an&#8217;a tabi olan,<br />
onunla amel eden ve görmediği Rahman&#8217;a içten saygı besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte<br />
onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahların bağışlanmasıyla), hem de iyi mükafatla<br />
(cennetle) müjdele&#8221; buyurmaktadır. Kardeşim Aysel, ben Kuran&#8217;dan bu konu ile ilgili<br />
ayetlerden sadece birkaç tanesini yazdım.<br />
Rabbimiz, birinci ayette, cinleri ve insanları kendisini tanısınlar, ibadet etsinler diye, ikinci<br />
ayette de, amelce hangimiz güzeliz, ölümü ve hayatı, yani şu yaşamımızı imtihan etmek<br />
için yarattığını buyurmaktadır. Demek ki, insanın yaratılış gayesi Allah&#8217;a (c.c.) ibadet<br />
etmekle, imtihan için gönderilmiş olmasıdır. Eğer, Allah (c.c.) gözükseydi, imtihanın<br />
hükmü kalmazdı.<br />
Böylece de Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirenlerle, getirmeyenler bilinemezdi. Yazmış<br />
olduğum üçüncü ayette de, Rabbimiz Müslümanların vasıflarını söylerken: &#8220;Görmedikleri<br />
halde Allah&#8217;a (c.c.) inanırlar&#8221;, demektedir. Demek ki, mühim olan görmeden inanmaktır.<br />
Görünce herkes inanır&#8230; O zaman inanmanın bir değeri olmazdı.<br />
(31) Mülk: 2.<br />
(32) Bakara: 3.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/51/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/51/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=51&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nelere nazar değer?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Nazar haktır Sual:

İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.
Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=40&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Nazar haktır</strong> <strong>Sual:</strong><br />
<strong><br />
</strong>İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin <strong>(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) </strong>mealindeki 51. âyeti inmiştir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Nazar haktır.)</strong> [Müslim]<br />
<strong>(Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) </strong>[İbni Adiy]<br />
<strong><br />
(İnsanların yarısı nazardan ölür.) </strong>[Taberani]<br />
<strong>(Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong>(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Dnimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/40/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/40/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=40&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nedenler, niçinler, nedendir bitmez</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez.
Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen
değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek
fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam
kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230;

İslâm&#8217;ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=44&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez.<br />
Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen<br />
değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek<br />
fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam<br />
kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230;</p>
<p><span id="more-44"></span><br />
İslâm&#8217;ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz gibi inen sorular. Cevabı veremeyen gencin<br />
param parça olan zihni ve sonra kocaman bir isyan: &#8220;BEN ARTIK İNANMIYORUM.&#8221; Sen,<br />
daha önceden de inanmıyordun, inandığını zannediyordun. İnanmak için, inandığın şeyi<br />
tanıman ve çok iyi bilmen lazımdı. Halbuki sen, futbolu, rezalet filmlerini çok iyi<br />
biliyordun. Moda, kumar,içki, kadın, kız, politika, falan artistin hayatı, filan şarkıcının<br />
hayatı derken, sevmen gerekeni sevemedin, tanıyamadın. Onun için de aklın kafirler lehine<br />
kiralandı. Sen, onlarla meşgulken, sana bir de soru tuzağı kurdular.<br />
&#8220;Niçin yaşıyoruz? Dünyaya bir kere geldik, niçin eğlenmeyelim? Niçin zenginler mutlu?<br />
Niçin?.. Niçin? vs.&#8221; Sen, senden çalındın.,Araştırmadın, çünkü çok meşguldün. Akşama<br />
çok güzel bir film vardı, yarın imtihanın vardı ona çalışacaktın, ertesi gün yaş günün vardı,<br />
daha öbür günü tiyatroya gidecektin, derken, geldi cumartesi, pazar. Bu günlerde de maç<br />
ve gezilerin vardı ve böylece hafta bitti. Sen ise sana sorulan soruların cevabını<br />
düşünemedin bile&#8230; Zaten işine de öyle geliyordu. Korkuyordun, &#8220;Ararsam, soruların<br />
cevabını bulurum, bulursam, inanırım, böylece de artık eğlenemem&#8221; diyordun.&#8221; Boşver<br />
aldırma, huzurum kaçmasın&#8221; diyerek kendi kendinden korkup, benliğinden<br />
uzaklaşıyordun.<br />
Ama yanıldın. İnanmayınca hepten mahvoldun. Yıkıldın, kişiliğini kaybettin, ruhun<br />
sıkılıyordu. Ruha da inanmıyordun ki, derdinin devası için uğraşasın. Sen bir robot<br />
olmuştun. Felsefe öğretmenin sana ne diyorsa, okuduğun materyalist kitaplar sana ne<br />
diyorsa, sen onlara inandın. Mutlu oldun mu? Hayır&#8230; Asla olmadın&#8230; Ve sen, kendi<br />
iradenle değil, başkalarının iradesiyle yaşıyordun. Halbuki, adım adım bir menzile doğru<br />
gidiyordun, o kadar meşguldün ki&#8230; Bu gidişin fark edilemeyecek duruma gelmişti. Seni<br />
yaratan Rabb&#8217;ine düşman olmuştun. Adım adım ona doğru gittiğini unuttun ve kokuşmuş<br />
bir et yığını haline geldin. İlk yıkılışın sana sorulan sorularla başladı. Soruya cevap<br />
veremeyince, sen de başladın başkalarına aynı soruları zincir yaparak sormaya.<br />
Sen&#8230; Köy ağası Hasan Efendi! Sen de çok meşguldün. Sanki senin de zamanın bitmişti. Bu<br />
akşam kahvehanede köylülerle toplantın vardı. Köyün merasından, otlaklarından,<br />
hududundan konuşacaktın&#8230;</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/44/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/44/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=44&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:39:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Kuranın dışındaki mukaddes kitaplara zamanla insan elinin karıştığı halde Peygamber Efendimizin (asm.) bu mukaddes kitapların değişik nüshalarında yer alan isim ve sıfatlarında, büyük bir benzerlik mevcuttur.
Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=22&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kuranın dışındaki mukaddes kitaplara zamanla insan elinin karıştığı halde Peygamber Efendimizin (asm.) bu mukaddes kitapların değişik nüshalarında yer alan isim ve sıfatlarında, büyük bir benzerlik mevcuttur.</p>
<p>Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen “zuhurul-evvelin”, yani “eskilerin kitapları” şeklindeki ifade ise, Zerdüştler veya Brahmanların bazı kitaplarına (kesin olmasa bile) işaret eder denilebilir.</p>
<p>Eski İran mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
İran dini, Hindu dininden sonra dünyanın en eski diniydi. Mukaddes yazıları, desatir ve zend-avesta adını taşıyan iki kaynakta toplanıyordu. Bunlardan Desatir No. 14 de, İslam dinine ait bazı prensipler dile getiriliyor ve Efendimizin ((asm.) geleceğine dair şu ifadeler yer alıyordu: “İranlıların ahlak seviyesi düştüğünde, Arabistanda bir nur doğacaktır. Takipçileri onun tahtını, dinini ve her şeyini yükseltecektir. Bir bina inşa edilmişti (Kabeye işaret ediyor) ve onun içinde, ortadan kaldırılacak pek çok putlar bulunmaktaydı. hâlk, yüzünü ona doğru dönüp ibadet edecektir. Takipçileri, İran, Taus ve Belh şehirlerini alacak ve İranın pek çok akıllı adamı, onun takipçilerine katılacaktır.”</p>
<p>Yukarıdaki satırlardan açıkça anlaşıldığı gibi, asırlar sonra doğacak İslam güneşi ve onun yüce peygamberi, son derece net bir şekilde tarif edilmiştir. Ve bu peygamberin ( a.s.m), “ziyadesiyle övülmüş”, “Ahmet” ve “alemlere rahmet” unvanlarıyla, putları kaldıracak birinin olduğu yazılıdır.</p>
<p>Bu kitabın hâlen mevcut olan kısımlarından Yasht 13 ün 129. Bölümünde, aynı hakikatler bir daha dile getirilir ve putları kıracak olan zattan, “herkese ve âlemlere rahmet” ismiyle bahsedilir. Bilindiği gibi efendimizin bir ismi de, rahmeten-lil-alemin (alemlere rahmet olan) şeklindedir.</p>
<p>Hind mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
Paru 8, Khand 8, Adhya 8 ve Shalok 5-8 gibi hind mukaddes metinlerinde, Efendimizden (asm.) şöyle bahsedilmektedir: “Arkadaşlarıyla birlikte bir mellacha (yabancı dil konuşan veya yabancı bir ülkenin mensubu) olan ruhi bir terbiyeci gelecek ve ismi Muhammed olacaktır. Onun gelişinden sonra raja, pencap ve ganj nehirlerinde yıkanır&#8230; Ona der ey sen! Beşeriyetin iftiharı, arap ülkesinin sakini, şeytanı öldürmek için büyük bir güç topladın.” (Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Kuran-ı Kerim Tefsiri)</p>
<p>Yukarıdaki ifadede Efendimizin (asm.) has isminin aynen belirtilmiş olması, son derece dikkat çekicidir. Aynı satırlarda geçen “beşeriyetin iftiharı” kelimeleri ise, peygamberimizin (fahr-i âlem) şeklindeki ismiyle aynı manadadır.</p>
<p>Buda (gautama buddha) kendisinin ölümünden sonra dünyayı şereflendirecek olan bir yüce kişiden bahseder. Palice lisanında adı “matteya”, sanskritçede “maitreya”, burmacada ise “armidia” olarak geçen bu kişi müşfik ve iyi kalpli olup, insanları doğru yola çağıracaktır. Budanın çok önceden vermiş olduğu bu haberde geçen isimlerin manası da, ”rahmet” demektir. Bilindiği gibi peygamberimiz için, Kurandaki 21. Surenin 107. Ayetinde, “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmaktadır.</p>
<p>Bu yazmalardan birinde, şu ifade geçer: “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir&#8230; Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet) olarak bilinecek.”</p>
<p>Pali ve sanskrit yazılı metinlerinde, ileride gelecek olan o yüce kişinin isimleri Maho, Maha ve Metta olarak geçer. Bu isimlerden ilk ikisi, “yüce aydınlatıcı” sonuncusu ise “inayetli” manasına gelir ki, bunlardan her ikisi de peygamberimizin sıfatlarıdır. Zaten dikkat edilecek olursa, başka kutsi metinlerde geçen efendimizin has ismini gösteren Mohamet veya Mahamet adının, maha ve metta kelimelerinden teşekkül ettiği açıkça görülecektir.</p>
<p>Araştırmamızı, şimdi de Tevrat, İncil ve Zebur üzerinde sürdürelim. Bu konuda yapılan en detaylı inceleme Hüseyin-i Cisriye aittir. Hicri 1261-1327 yılları arasında yaşayan ve anne ile babası ehl-i beytten olan bu Suriyeli alim, söz konusu mukaddes kitaplardan Efendimizle (s.a.v.) Alakalı 114 işaret çıkartmış ve bunları Türkçeye de çevrilen Risale-i Hamidiyyesinde neşretmiştir.</p>
<p>Eski mukaddes metinler arasında en çok tahrif edilmiş olma özelliğini taşıyan Tevratta bile, peygamberimize (asm.) ait şu işaretler vardır: “O, iki binici gördü, biri merkep üzerinde, diğeri deve üzerindeki binicilerdi. O, dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7)</p>
<p>Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa dır (a.s.). Çünkü İsa peygamber, Kudüse bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, peygamber efendimize (s.a.v.) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz Medineye girişte devesinin üstündeydi.</p>
<p>Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki, İncil tercümelerinde faraklit veya paraklit (perikletos) kelimeleri aynen muhafaza edilirken, yakın zamanlarda basılmış olan İncil tercümelerinde bu kelime değiştirilerek Arapça tercümelerinde “muazzi”, Türkçe tercümelerinde ise “teselli edici” şeklinde verilmiştir.</p>
<p>Hazreti Şuaybın suhufunda, efendimizin ismi müşeffeh şeklinde geçer ki, kelime olarak tam karşılığı “Muhammed” dir. Tevrat ta geçen münhemenna isminin karşılığı da, yine Muhammeddir. (bilindiği gibi Muhammed kelimesinin lügat karşılığı da, “tekrar tekrar methedilmiş” şeklindedir.) Bunların dışında, efendimizin (s.a.v.) İsmi, Tevratta çoklukla “ahyed”, İncilde ise, ”Ahmet” olarak geçmektedir.</p>
<p>Konumuzu, bir hadis-i şerifle noktalıyoruz. “Benim ismim Kuranda Muhammed, İncilde Ahmet, Tevratta ise Ahyeddir.”</p>
<p>zafer dergisi</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/22/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/22/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=22&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Testing BlogJet</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/testing-blogjet/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/testing-blogjet/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 18:46:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/testing-blogjet/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=196&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><em></em>&nbsp;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/196/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/196/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/196/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=196&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/03/13/testing-blogjet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Denizlerin Suları Birbirine Karışır mı?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/denizlerin-sulari-birbirine-karisir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/denizlerin-sulari-birbirine-karisir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Oct 2006 16:59:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/denizlerin-sulari-birbirine-karisir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;O Allah&#8217;tır ki, iki denizi salıverdi: Şu biri tatlı, bu beriki tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretten bir engel ve birbirine kavuşmayı önleyici bir perde koydu&#8221; (93). &#8220;İki denizi salıvermiş, birbirine kavuşuyorlar. Fakat birbirine karışmaya mani, Allah (c.c.) tarafından bir engel var-dır.&#8221;(94)
Sıvı maddelerde, yüzey gerilimi kanunu vardır. Bir sıvının moleküllerinde bulunan çekim kuvveti, bir diğerinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=74&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>&#8220;O Allah&#8217;tır ki, iki denizi salıverdi: Şu biri tatlı, bu beriki tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretten bir engel ve birbirine kavuşmayı önleyici bir perde koydu&#8221; (93). &#8220;İki denizi salıvermiş, birbirine kavuşuyorlar. Fakat birbirine karışmaya mani, Allah (c.c.) tarafından bir engel var-dır.&#8221;</strong>(94)<br />
Sıvı maddelerde, yüzey gerilimi kanunu vardır. Bir sıvının moleküllerinde bulunan çekim kuvveti, bir diğerinden tamamen ayrıdır. Böylece her iki sıvı durumunu muhafaza eder.<br />
<span id="more-74"></span><br />
Pek az Müslümanın ilgisini çeken bu ayet-i kerimeler dünyaca ünlü deniz araştırmacısı Fransız Jaques Cousteau (Kapton Kusto)&#8217;yu adeta çarpmıştır.</p>
<p>&#8220;B<strong>azı araştırmaların farklı deniz kütlelerini birbirinden ayıran engellerin bulunduğuna dair ileri sürdükleri görüşleri inceliyorduk. Araştırmalar sonucu gördük ki, Akdeniz&#8217;in kendine has sıcaklığı, tuzluluğu ve yoğunluğu var. Aynı zamanda kendine has canlıları barındırıyor.<br />
Sonra Atlas Okyanusu&#8217;ndaki su kütlesini inceledik ve Akdeniz&#8217;den tamamen farklı olduğunu gördük. Bu iki su kütlesi Cebel-i Tarık boğazında birleşiyor ve bu birleşme binlerce yıldan beri sürüyordu. Buna göre, bu iki denizin karışması ve sonuç olarak; tuzlulukta, yoğunlukta ve ihtiva ettiği madde oranında eşit veya eşite yakın bir durumun mevcut olmaları gerekirdi. Oysa böyle bir durumun mevcut olmadığını, yani su kütlelerinin birbirine karışmadığını, her iki denizin yakınlarında yapılan araştırmalarda bizi şaşırtan bir durumla karşılaştık. Çünkü, bu iki denizin karışmasına, birleşme noktasında bulunan harika bir su engeli mani oluyordu. Aynı türdeki su engeli, 1962 yılında Alman bilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıl Denizin Birleştiği Bâb-ı Mendep boğazında da bulunmuştu. Sonraki araştırmalarımızda, farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında aynı su engelinin bulunduğunu müşahede ettik.</strong><em>&#8220;</em></p>
<p><em>Denizlerde bulunan su engeli konusundaki açıklamasından sonra yakın arkadaşı ve daha önceleri Müslüman olan tıp bilgini Prof. Dr. Maurice Bucaille, Kaptan Kusto&#8217;ya, bu söylediklerinin yeni bir buluş olmadığını, çünkü bunun Kur&#8217;an&#8217;da belirtildiğini söyledi. Bu sözler Kaptan Kusto&#8217;yu büyük bir şaşkınlık içerisinde bırakmıştı. </em></p>
<p>(91) Nahl: 8.<br />
(92) Yasin: 42.<br />
(93) Fûrkan: 53.<br />
(94) Rahman: 19-20.</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/74/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/74/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/74/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=74&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/10/08/denizlerin-sulari-birbirine-karisir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Parmak İzleri birbirine uyar mı?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/parmak-izleri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/parmak-izleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 15:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/parmak-izleri/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İnsan, mutlaka bizim onun kemiklerini toplayıp biraraya getiremeyeceğimizi mi zannediyor? Evet, biz parmak uçlarını bile bütün hususiyetleriyle derleyip yeniden yaratmaya kadiriz.&#8221; (83) Ayet-i kerime, dikkati parmak uçlarındaki çizgilere çekmektedir.Evet, parmak uçlarının özel ayrımları vardır ki, biri diğerininkine hiç benzemez. Parmak çizgilerinin bu özellikleri 18. yüzyıla kadar bilinmez gibiydi. 1884 yılında İngiltere&#8217;de, şahısları birbirinden ayırt edip [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=71&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>&#8220;İnsan, mutlaka bizim onun kemiklerini toplayıp biraraya getiremeyeceğimizi mi zannediyor? Evet, biz parmak uçlarını bile bütün hususiyetleriyle derleyip yeniden yaratmaya kadiriz.&#8221; </b><br />(83) Ayet-i kerime, dikkati parmak uçlarındaki çizgilere çekmektedir.<br />Evet, parmak uçlarının özel ayrımları vardır ki, biri diğerininkine hiç benzemez. Parmak çizgilerinin bu özellikleri 18. yüzyıla kadar bilinmez gibiydi. 1884 yılında İngiltere&#8217;de, şahısları birbirinden ayırt edip tanıyabilmek için şaşmaz ayırıcı olan parmak izini, resmen kabul ettiler. Bu kıvrımlar hayat boyunca hiç değişmediği için, adli tıpta ipucu olarak kullanılmaktadır. Burada sonsuz bir ilim ve herşeye muktedir bir kudretin ispatı vardır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/71/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/71/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/71/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=71&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/parmak-izleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Herşey Çift Yaratılmıştır.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/hersey-cift-yaratilmistir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/hersey-cift-yaratilmistir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 15:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/hersey-cift-yaratilmistir/</guid>
		<description><![CDATA[
Arzın bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir&#8221; (74). 
&#8220;Meyvelerin hepsinden erkekli dişili çiftler yaratan O&#8217;dur.&#8221;(75) 
&#8220;Dönüp ibret alsınlar diye herşeyi çift yarattı.&#8221; (76) 

Bitkilerin erkek ve dişili olduğu yeni öğrenildi. Asırlardan sonra elektrikte, atomlarda pozitif ve negatiften bahsedildi.Atomun çekirdiği pozitif, elektronları ise negatif yük taşır. Daha da enteresanı, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=69&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><ul>
<li><b>Arzın bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir&#8221; (74).</b> </li>
<li><b>&#8220;Meyvelerin hepsinden erkekli dişili çiftler yaratan O&#8217;dur.&#8221;(75) </b></li>
<li><b>&#8220;Dönüp ibret alsınlar diye herşeyi çift yarattı.&#8221; (76) </b></li>
</ul>
<p>Bitkilerin erkek ve dişili olduğu yeni öğrenildi. Asırlardan sonra elektrikte, atomlarda pozitif ve negatiften bahsedildi.<br />Atomun çekirdiği pozitif, elektronları ise negatif yük taşır. Daha da enteresanı, atom çekirdeğinde de proton ve nötron dediğimiz çiftler vardır. Bu hakikat ancak 1938&#8242;de bir İngiliz fizikçisi tarafından keşfedilmiştir. Ve bu ayet-i kerimeye, Batı düne kadar gülüyordu.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/69/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/69/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/69/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/69/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/69/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=69&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/hersey-cift-yaratilmistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Güneş sönecek mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gunesin-sonu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gunesin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 15:10:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gunesin-sonu/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Güneşin tekvir edildiği vakit&#8230;&#8221; (72) 
Tekvir, esasında tedvir ve toplamak manalarıyla alakalı, sarık sarar gibi yuvarlamak, dürülüp sarmakla bohçalamak manasınadır. Razi tefsirinde zikredildiği gibi, bazıları, Hz. Ömer&#8217;den rivayet edilmiş olarak, kör etmek, körletmek manasına olduğunu söylemişlerdir. Buna göre ayetin manası: &#8220;Güneş dürülüp sarıldığı veya devşirilip atıldığı veya körletildiği zaman&#8230;&#8221; olur.
Lennird Beckel&#8217;in dediği gibi, &#8220;Güneş, birgün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=68&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>&#8220;Güneşin tekvir edildiği vakit&#8230;&#8221; (72) </b></p>
<p>Tekvir, esasında tedvir ve toplamak manalarıyla alakalı, sarık sarar gibi yuvarlamak, dürülüp sarmakla bohçalamak manasınadır. Razi tefsirinde zikredildiği gibi, bazıları, Hz. Ömer&#8217;den rivayet edilmiş olarak, kör etmek, körletmek manasına olduğunu söylemişlerdir. Buna göre ayetin manası: &#8220;Güneş dürülüp sarıldığı veya devşirilip atıldığı veya körletildiği zaman&#8230;&#8221; olur.</p>
<p>Lennird Beckel&#8217;in dediği gibi, &#8220;Güneş, birgün yanmış kömür haline gelecektir.&#8221;<br />İlla onlar söyleyince mi inanılır? Allah (c.c) söyleyince niçin inanılmıyor?</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/68/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/68/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/68/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=68&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gunesin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rüzgar&#8217;ın Aşılama Özelliği</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik&#8221;(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın
zamana kadar bilinmiyordu. &#8220;Meyvaların hepsinden erkekli, dişili yaratan Odur.&#8221; (59)
Hakikati, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek, dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi
aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşılayıcı
hizmeti gördükleri öğrenildi.
&#8220;Bilmez misin ki, Allah bulutları sürer, sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. Sonra
da onu üst üste [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=66&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>&#8220;Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik&#8221;(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın<br />
zamana kadar bilinmiyordu. &#8220;Meyvaların hepsinden erkekli, dişili yaratan Odur.&#8221; (59)<br />
Hakikati, yani bütün bitkilerin çiçeklerinde, erkek, dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi<br />
aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki, rüzgarların bir aşılayıcı<br />
hizmeti gördükleri öğrenildi.<br />
&#8220;Bilmez misin ki, Allah bulutları sürer, sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. Sonra<br />
da onu üst üste yığar, bir de görürsünüz ki, onların arasından yağmur çıkar. Gökten içinde<br />
dolu bulunan dağlar indiririz.&#8221;(60) ayetinin ifadesinden de bulutlarda elektriklenmenin<br />
(pozitif iyonların yere doğru inmesi ve negatif iyonların da yeryüzünden yükselmeye<br />
başlamasıyla, yağmur bulutlarının çiftlenmesinden meydana gelen elektriklenmenin)<br />
rüzgarlar vasıtasıyla yapıldığını anlıyoruz. Bulutların elektrik yüklü olduğunu 1752 yılında<br />
ilk olarak Benjamin Franklin ispat etmiştir. Kur&#8217;an&#8217;dan asırlar sonra!&#8230;</p>
<p>(58) Hicr: 22.<br />
(59) Ra&#8217;d: 3.<br />
(60) Nur: 43.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/66/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/66/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/66/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=66&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ruzgarin-asilama-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Arzın Derinliklerindeki Rızık</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/arzin-derinliklerindeki-rizik/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/arzin-derinliklerindeki-rizik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Rızık]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/arzin-derinliklerindeki-rizik/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;O Allah&#8217;tır ki, arzın içinde ne varsa hepsini sizin için yarattı.&#8221; (57) Ayetin ifade tarzı &#8220;ale-1-
ard&#8221; (arzın üzerinde) şeklinde değil, &#8220;fil ard&#8221; (arzda) şeklindedir. Dünya&#8217;nın nimetlerinin
bizim için yaratıldığını ifade eder.
Arzın içindeki petrol, maden gibi maddelerin insanların istifadeleri için yaratıldığına ve
arzın içinde henüz keşfedilmeyen fakat ileride keşfedilecek unsurların gelecekde geçim
sıkıntısına düşecek insanları kurtaracak gıda vs. maddelerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=65&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>&#8220;O Allah&#8217;tır ki, arzın içinde ne varsa hepsini sizin için yarattı.&#8221; (57) Ayetin ifade tarzı &#8220;ale-1-<br />
ard&#8221; (arzın üzerinde) şeklinde değil, &#8220;fil ard&#8221; (arzda) şeklindedir. Dünya&#8217;nın nimetlerinin<br />
bizim için yaratıldığını ifade eder.<br />
Arzın içindeki petrol, maden gibi maddelerin insanların istifadeleri için yaratıldığına ve<br />
arzın içinde henüz keşfedilmeyen fakat ileride keşfedilecek unsurların gelecekde geçim<br />
sıkıntısına düşecek insanları kurtaracak gıda vs. maddelerin bulunduğuna işaret vardır.<br />
Peygamberimiz (s.a.v), bir hadisinde: &#8220;Rızkı, arzın derinliklerinde arayınız&#8221; buyurmuştur.<br />
(Taberani)<br />
(56) Enbiya: 32.<br />
(57) Bakara: 29</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/65/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/65/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/65/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/65/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/65/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/65/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/65/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/65/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/65/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/65/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/65/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/65/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=65&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/arzin-derinliklerindeki-rizik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yukarı çıktıkça oksijen azalır.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/yukari-ciktikca-oksijen-azalir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/yukari-ciktikca-oksijen-azalir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:53:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/yukari-ciktikca-oksijen-azalir/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Allah, sapıklığa düşüreceği bir kimsenin göğsünü, sanki zorla göğe çıkarılıyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar.&#8221;(55) Bu ayetten anlıyoruz ki, göğe doğru çıkan bir kimsenin göğsü daralıyor. Toriçelli, bu gerçeği 1643&#8242;te Floransa&#8217;da atmosfer basıncının varlığını ispatlayarak gösterdi. Buna göre, yukarı doğru çıkıldıkça oksijen azalıyor, dolayısıyla nefes alma güçlüğü doğuyor, boğulmalar oluyor. Bunun için, uçaklarda, gereğinde kullanılmak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=64&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>&#8220;Allah, sapıklığa düşüreceği bir kimsenin göğsünü, sanki zorla göğe çıkarılıyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar.&#8221;(55) </b><br />Bu ayetten anlıyoruz ki, göğe doğru çıkan bir kimsenin göğsü daralıyor. Toriçelli, bu gerçeği 1643&#8242;te Floransa&#8217;da atmosfer basıncının varlığını ispatlayarak gösterdi. Buna göre, yukarı doğru çıkıldıkça oksijen azalıyor, dolayısıyla nefes alma güçlüğü doğuyor, boğulmalar oluyor. Bunun için, uçaklarda, gereğinde kullanılmak üzere oksijen tertibatı bulunur.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim, psikolojik bir olayı tarif ederken; &#8220;Zindanda boğazı sıkılmış kimse gibi daraltır&#8221; ifadesini kullanmıyor da, &#8220;Göğe çıkıyormuş gibi daraltır&#8221; diyor. Balon sayesinde, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den asırlar sonra, yükseklere çıkma imkanı bulununca havanın azalmasından dolayı ortaya çıkan bir fizyolojik hadise tespit edildi.</p>
<p>(55) En&#8217;am: 125.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/64/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/64/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/64/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=64&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/yukari-ciktikca-oksijen-azalir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an da On iki Gezegen</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-da-on-iki-gezegen/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-da-on-iki-gezegen/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-da-on-iki-gezegen/</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerim indirildiği zaman, gezegenler hakkında Batlamyus anlayışı hakimdi. Ona
göre, Dünya sabit kabul ediliyor, Ay ve Güneş de gezegen sayılıyor, onlardan başka da;
Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn olarak beş gezegen biliniyordu. Kopernik (1473-
1543), Güneş&#8217;i merkez alarak Dünya&#8217;yı bir gezegen saydı. 1781 yılında yedinci gezegen
Uranüs keşfedildi. 1846 yılında sekizinci olarak Neptün, 1930 yılında da Plüton [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=63&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kur&#8217;an-ı Kerim indirildiği zaman, gezegenler hakkında Batlamyus anlayışı hakimdi. Ona<br />
göre, Dünya sabit kabul ediliyor, Ay ve Güneş de gezegen sayılıyor, onlardan başka da;<br />
Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn olarak beş gezegen biliniyordu. Kopernik (1473-<br />
1543), Güneş&#8217;i merkez alarak Dünya&#8217;yı bir gezegen saydı. 1781 yılında yedinci gezegen<br />
Uranüs keşfedildi. 1846 yılında sekizinci olarak Neptün, 1930 yılında da Plüton keşfedildi.<br />
Şimdi Astroidden başka onbirinci gezegen hakkında tartışmalar sürmektedir. (Bilim ve<br />
Teknik, Şubat 78/S. 123)</p>
<p><span id="more-63"></span></p>
<p>İnsanları her yönden irşat eden Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in ifadelerinde ise, oniki gezegenin işaretini<br />
buluyoruz. &#8220;Bir vakit Yûsuf babasına (Yakub&#8217;a): Babacağım, ben rüyada on bir yıldızla,<br />
Güneş ve Ay&#8217;ı gördüm. Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar&#8221; dedi. (53) Uzun bir<br />
maceradan sonra Yûsuf ve ailesi Mısır&#8217;a vardılar. Ve Yûsuf annesi ile babasını taht üzerine<br />
çıkarttı. Onların hepsi de (anne ve baba ve onbir kardeş) kendisi için secde ettiler (şükür<br />
secdesine kapandılar).</p>
<p>Yusuf dedi ki: &#8220;Ey babacığım, işte önceden gördüğüm rüyanın tabiridir.&#8221; (54) Rüyadaki Ay<br />
ve Güneş&#8217;in Yûsuf peygamberin (a.s) anne ve babası, onbir yıldızın da kardeşleri olduğunu<br />
anlıyoruz. Bunlar aynı asıldan bir topluluk, aynı kökden bir sistem manasını akla<br />
getirmektedir. Yûsuf (a.s) ile beraber oniki kardeş yıldız akla olduğuna göre, Güneş<br />
sisteminde oniki gezegenin bulunduğuna kuvvetli bir işaret vardır&#8230; Bilhassa mana gözü<br />
açık olanlar, daha da güzel görmüşlerdir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/63/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/63/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/63/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=63&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-da-on-iki-gezegen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an daki Güneş ve Ay Arasındaki Fark</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-gunes-ve-ay-arasindaki-fark/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-gunes-ve-ay-arasindaki-fark/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-gunes-ve-ay-arasindaki-fark/</guid>
		<description><![CDATA[GÜNEŞ İLE AY ARASINDAKİ FARK
— &#8220;O Allah ki, Güneş&#8217;i bir ziya, Ay&#8217;ı bir nur yaptı.&#8221; (50) Ziyada hareket, ateş, ışık bulunur.
Fakat nurda sadece ışık vardır.
2 — &#8220;Ay&#8217;ı içlerinde bir nur, Güneş&#8217;i de bir lamba kıldık.&#8221; (51) Ve &#8220;Şaşaalı, parıl parıl bir
kandil astık.&#8221; (52) Bu ayetlerde Güneş, lamba ve kandil olarak ele alınırken, mahiyeti de
izah edilmektedir.
(51) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=62&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>GÜNEŞ İLE AY ARASINDAKİ FARK<br />
— &#8220;O Allah ki, Güneş&#8217;i bir ziya, Ay&#8217;ı bir nur yaptı.&#8221; (50) Ziyada hareket, ateş, ışık bulunur.<br />
Fakat nurda sadece ışık vardır.<br />
2 — &#8220;Ay&#8217;ı içlerinde bir nur, Güneş&#8217;i de bir lamba kıldık.&#8221; (51) Ve &#8220;Şaşaalı, parıl parıl bir<br />
kandil astık.&#8221; (52) Bu ayetlerde Güneş, lamba ve kandil olarak ele alınırken, mahiyeti de<br />
izah edilmektedir.</p>
<p>(51) Nuh: 16.<br />
(52) Nebe: 13.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/62/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/62/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/62/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=62&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-gunes-ve-ay-arasindaki-fark/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an daki Kainattaki Çekme,İtme ve de Denge kuralları</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-kainattaki-cekmeitme-ve-de-denge-kurallari/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-kainattaki-cekmeitme-ve-de-denge-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-kainattaki-cekmeitme-ve-de-denge-kurallari/</guid>
		<description><![CDATA[1 — &#8220;Göğü, arz üzerine düşmesin diye tutuyor. (Ancak Allah&#8217;ın izni ile düşer)&#8221; (47)
Bu ayette, göğün Dünyaya düşme meylinin bulunduğu anlatılmaktadır ki, bu çekim gücüne
işarettir.
2 — &#8220;O Allah&#8217;tır ki, gökleri sizin görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti.&#8221; (48) Göklerin
direksiz yükselmesi, itme kuvvetine işarettir.
3 — &#8220;Allah, göğü yükseltti ve mizanı (ölçüyü, dengeyi) koydu.&#8221; (49) Yükseltilen göklerde bir
ölçünün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=61&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>1 — &#8220;Göğü, arz üzerine düşmesin diye tutuyor. (Ancak Allah&#8217;ın izni ile düşer)&#8221; (47)<br />
Bu ayette, göğün Dünyaya düşme meylinin bulunduğu anlatılmaktadır ki, bu çekim gücüne<br />
işarettir.<br />
2 — &#8220;O Allah&#8217;tır ki, gökleri sizin görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti.&#8221; (48) Göklerin<br />
direksiz yükselmesi, itme kuvvetine işarettir.<br />
3 — &#8220;Allah, göğü yükseltti ve mizanı (ölçüyü, dengeyi) koydu.&#8221; (49) Yükseltilen göklerde bir<br />
ölçünün bulunması, denge kanununu anlatmaktadır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/61/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/61/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/61/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=61&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kuran-daki-kainattaki-cekmeitme-ve-de-denge-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ay&#8217;ın Sogumasına Kur&#8217;an dan Deliller.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller/</guid>
		<description><![CDATA[1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz
ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221;
2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip
onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah,
insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?..
Bu ayetlerin işaretinden sonra, ilk zamanlar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=59&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz<br />
ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221;<br />
2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip<br />
onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah,<br />
insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?..<br />
Bu ayetlerin işaretinden sonra, ilk zamanlar ayın bir ateş parçası iken, sonradan<br />
soğutulmuş olduğu anlaşılmaktadır.<br />
(45) Enbiya: 44 &#8211; Ra&#8217;d: 41.<br />
(46) Nâziat; 27-28-29.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/59/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/59/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/59/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=59&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünya Kutuplarndan Basıklaştırılmaktadır</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/dunya-kutuplarndan-basiklastirilmaktadir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/dunya-kutuplarndan-basiklastirilmaktadir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:41:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/dunya-kutuplarndan-basiklastirilmaktadir/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Görmüyorlar mı ki, biz, muhakkak kuvvetimizle arza gelip etrafından (uçlarından)
noksanlaştırıyoruz. (45) Burada, &#8216;etraf, uçlar demektir. Böylece &#8216;uçların büzülmesi&#8217;
ifadesiyle, dünya kutuplarından basıklaştırılmış&#8217; jeolojik ifadesi arasındaki yakınlık nazarı
itibare alınarak tespit edilebilir ki, Dünyanın şekli elipsoid&#8217;dir. Bu meselenin hareket
bildiren fiil cümlesiyle ifade edilişi, basıklaştırmanın Dünya&#8217;nın hareketiyle devam ettiğini
gösterir.
Kutuplardan biraz basık, ekvator tarafları geniş (şişkin) olan Dünyamızın da, ekseni
etrafında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=58&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>&#8220;Görmüyorlar mı ki, biz, muhakkak kuvvetimizle arza gelip etrafından (uçlarından)<br />
noksanlaştırıyoruz. (45) Burada, &#8216;etraf, uçlar demektir. Böylece &#8216;uçların büzülmesi&#8217;<br />
ifadesiyle, dünya kutuplarından basıklaştırılmış&#8217; jeolojik ifadesi arasındaki yakınlık nazarı<br />
itibare alınarak tespit edilebilir ki, Dünyanın şekli elipsoid&#8217;dir. Bu meselenin hareket<br />
bildiren fiil cümlesiyle ifade edilişi, basıklaştırmanın Dünya&#8217;nın hareketiyle devam ettiğini<br />
gösterir.<br />
Kutuplardan biraz basık, ekvator tarafları geniş (şişkin) olan Dünyamızın da, ekseni<br />
etrafında dönen bütün cisimlerde olduğu gibi, şişkinliği gittikçe artmaktadır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/58/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/58/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/58/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/58/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/58/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/58/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/58/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/58/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/58/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/58/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/58/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/58/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=58&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/dunya-kutuplarndan-basiklastirilmaktadir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GÖk Cisimleri Dönüyor</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gok-cisimleri-donuyor/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gok-cisimleri-donuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:40:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gok-cisimleri-donuyor/</guid>
		<description><![CDATA[DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR
1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi
geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir.
(40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30.
Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için
bir hareket düşünülemez.
Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. Ancak belli noktaların
hareket [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=56&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR<br />
1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi<br />
geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir.<br />
(40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30.<br />
Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için<br />
bir hareket düşünülemez.<br />
Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. Ancak belli noktaların<br />
hareket etmesinden anlaşılır. Dağlar da, Dünya küresi üzerinde farkedilebilir en yüksek<br />
çıkıntılardır. Onların hareketi ile Dünyanın döndüğü anlaşılır. Ayrıca buluta benzetildiğine<br />
göre, Dünyanın gökte, boşlukta, muallakta durduğu da anlaşılır.<span id="more-56"></span><br />
2 — Kur&#8217;an&#8217;da, Güneş&#8217;ten, Ay&#8217;dan bahsederken; &#8220;Bunların her biri, bir felekte (yörüngede)<br />
yüzerler&#8221; buyurulmaktadır.<br />
3 — &#8220;Güneş ve Ay bir hüsban iledir&#8221; ayetindeki &#8216;hüsban&#8217; hesap manasına, &#8216;bir hesap iledir,<br />
hesaplıdır&#8217; şeklinde anlaşılabileceği gibi, kök dolayısıyla &#8216;hasbür-reha&#8217; : Değirmen taşının<br />
ekseni manasında Güneş ve Ay&#8217;ın hem eksenlerinin olduğu, hem yuvarlak olduğu ve hem<br />
de döndükleri anlaşılır.<br />
4 — &#8220;O ki, sizin (istifadeniz) için arzı uysal bir hayvan kıldı. O halde onun omuzlarında<br />
yürüyün.&#8221;(43) ayetinin Arapça&#8217;sında geçen &#8216;zelal&#8217; kelimesi; uysal, itaatli hayvan, istediğin<br />
gibi kolaylıkla çekip götürebilecek şekilde idareye müsait şey, emre amade binek hayvanı<br />
manalarına gelir. Bu ifade, dünyanın itaatli ve seri bir şekilde hareketle sarkmaksızın<br />
dönüşüne, yol alışına işarettir.<br />
5 — &#8220;Allah gündüzü gece ile örter ve süratle gece, gündüzü, gündüz de geceyi kovalar.&#8221;(44)<br />
Bu ifade de Dünya&#8217;nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle alakalıdır. Rus astronotu<br />
Gagarin, fezadan döndükten sonra, Dünya&#8217;nın üzerinde ışık ile karanlığın müthiş bir<br />
şekilde birbirini takip ettiğini söyledi.<br />
(42) Neml: 88.<br />
(43) Mülk: 15.<br />
(44) A&#8217;raf: 54.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/56/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/56/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/56/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=56&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/gok-cisimleri-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kainat Genişliyor mu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kainat-genisliyor-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kainat-genisliyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kainat-genisliyor-mu/</guid>
		<description><![CDATA[KAİNAT GELİŞİYOR
&#8220;Biz, göğü kudretimizle bina ettik ve biz muhakkak durmadan genişlik vereceğiz.
(Genişletmeyi terk etmemiş bulunucuyuz.)&#8221; (40-a)
Astronomi, kainatın durmadan genişlemekte olduğunu söylemektedir. Aynı zamanda
nebülözlerin, yıldız gruplarının, gezegenlerin ve gök cisimlerinin birbirlerinden müthiş bir
süratle uzaklaştıklarını ifade etmektedir. Tıpkı lastikten yapılmış bir balonun üfleyerek
şişirilmesi gibi kainat her yönden genişlemektedir. &#8220;Gökler ve yer bir iken, biz onları
birbirinden ayırdık&#8221; (41) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=55&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>KAİNAT GELİŞİYOR<br />
&#8220;Biz, göğü kudretimizle bina ettik ve biz muhakkak durmadan genişlik vereceğiz.<br />
(Genişletmeyi terk etmemiş bulunucuyuz.)&#8221; (40-a)<br />
Astronomi, kainatın durmadan genişlemekte olduğunu söylemektedir. Aynı zamanda<br />
nebülözlerin, yıldız gruplarının, gezegenlerin ve gök cisimlerinin birbirlerinden müthiş bir<br />
süratle uzaklaştıklarını ifade etmektedir. Tıpkı lastikten yapılmış bir balonun üfleyerek<br />
şişirilmesi gibi kainat her yönden genişlemektedir. &#8220;Gökler ve yer bir iken, biz onları<br />
birbirinden ayırdık&#8221; (41) ayetinde de bu mana vardır.</p>
<p><span id="more-55"></span><br />
Böylece feza, Kur&#8217;an-ı Kerim için bitmeyen, gittikçe genişleyen bir varlıktır. İşte Einstein&#8217;a<br />
baş döndürücü gelen ve büyük fizikçi Huble&#8217;nin nebülözlerin bizim galaksimizden<br />
uzaklaştıklarını keşfetmesi ve Belçikalı matematikçi Abbelematikre&#8217;in, bu keşiften kainatın<br />
genişlemesi teorisini çıkarmasıyla ortaya çıkan ilmi görüşü, bu ayetleri pekiştirmiştir.<br />
Gayet aşikar olarak ortaya çıkan şudur ki, Kur&#8217;an, gerçek ilmi anlayışa yol gösterircesine<br />
köşe noktalarını tespit etmiştir. Bu noktaların, ümmî (okuma yazma bilmeyen) bir şahsın<br />
zihninden doğduğunu iddia etmek ve dolayısıyla Kur&#8217;an ile Hz. Muhammed (s.a.v)<br />
arasında ilişki kurmak mümkün müdür?&#8230; Ne kadar gülünç bir iddiadır!&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/55/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/55/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/55/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=55&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/kainat-genisliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SORU: Kuranın Allah tarafından gönderildiğine dair delil nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: A) Seninle Dünya dışına, yani Dünya&#8217;nın yaratılmadan önceki haline dönelim. Sen
yoktun&#8230; Dünya da yoktu. Sonra kudretini hakkıyla bilemediğimiz bir yaratıcı Dünyayı
yaratıyor. İçinde de milyarlarca insan yaratıyor. Yıllar sonra sen de geldin. Etrafına şöyle
bir bakıyorsun, hayretten kendini alamıyorsun. Çünkü, insanın suya ihtiyacı var, su
yaratılmış. Isıya ihtiyacı var, ateş yaratılmış. Havaya ihtiyacı var, hava yaratılmış. Vücudun
vitaminlere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=53&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: A) Seninle Dünya dışına, yani Dünya&#8217;nın yaratılmadan önceki haline dönelim. Sen<br />
yoktun&#8230; Dünya da yoktu. Sonra kudretini hakkıyla bilemediğimiz bir yaratıcı Dünyayı<br />
yaratıyor. İçinde de milyarlarca insan yaratıyor. Yıllar sonra sen de geldin. Etrafına şöyle<br />
bir bakıyorsun, hayretten kendini alamıyorsun. Çünkü, insanın suya ihtiyacı var, su<br />
yaratılmış. Isıya ihtiyacı var, ateş yaratılmış. Havaya ihtiyacı var, hava yaratılmış. Vücudun<br />
vitaminlere ihtiyacı var, vitaminlere göre yiyecekler yaratılmış. Uykuya ihtiyacı var, uyku<br />
yaratılmış. Konuşmaya ihtiyacı var, dil yaratılmış. Yemeği çiğnemeye ihtiyacı var, dişler<br />
yaratılmış. Yemeği hazmedecek mide yaratılmış. Kokuya ihtiyacı var, burun yaratılmış.<br />
Bütün bunları görmemiz için pencereye ihtiyacımız var, iki tane göz yaratılmış. Velhasıl<br />
saymakla bitmez. Kısacası, insanın neye ihtiyacı varsa o yaratılmış&#8230;</p>
<p><span id="more-53"></span><br />
Şimdi soruyorum: Bütün bunlar niçin yaratılmış?.. Sebepsiz göz bile kırpılmaz da, bu<br />
kainat yaratılır mı? Elbette yaratılmaz. Peki niçin yaratılmış? Kainat, insan için yaratılmış.<br />
Peki insan niçin yaratılmış? Allah&#8217;a kul, kurban olması için. (Rabbim, sana kul olamadık,<br />
affet bizi.)<br />
Peki, anladık ki, bizi bir yaratan var. Şimdi yine soruyorum: Yaratan bizden ne istiyor? Biz<br />
bu dünyadan nereye gideceğiz ve bu dünyada nasıl kanunlar koyarak yaşayacağız?.<br />
Hayvanlar gibi kanunsuz, nizamsız mı yaşayacağız, yoksa sadece aynı görevi yapan<br />
melekler gibi mi yaşayacağız? İnsan eti yenecek mi, yenmeyecek mi? Adam öldürülecek mi,<br />
öldürülmeyecek mi? Evlenme, boşanma nasıl olup, miras nasıl dağıtılacak? Hukuk,<br />
ekonomi sistemi nasıl olacak? Aile sistemi, devletle halk arasındaki ilişkiler nasıl<br />
düzenlenecek? Kısacası, insanları dünyada huzura kavuşturacak nizam nasıl olacak?<br />
Hemen aklımıza bir soru takılıyor: &#8220;Niçin bizi yaratan, bu dünyada hangi kanunlar ile<br />
yaşayacağımızı bildirmemiş?&#8221; Hemen cevap alıyoruz. &#8220;Bildirmiş ya.&#8221; Ne ile bildirmiş? 100<br />
küçük, 4 tane büyük kitapla. Dört büyük kitabın sonuncusu Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dir. Yani şu<br />
andaki insanların kıyamet kopuncaya kadar uyacakları kanunlar, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in<br />
kanunlarıdır. Eğer bu aleme kitaplar inmeseydi, insanlar yiyip, içmede, evlenme<br />
boşanmada, aralarındaki davranışlarda, halk ile devlet arasındaki vs. ilişkilerdeki kuralları,<br />
bütün herşeyi bilemezlerdi.<br />
Bir insanın gözlerini bağlasalar, Afrika ormanlarına bıraksalar. Sonra o adama<br />
gözükmeden oradan ayrılsalar. O insan gözünü açar açmaz; &#8220;Burası neresi?&#8221; diye hayrete<br />
düşmez mi? Elbette hayrete düşer. Aylarca, günlerce orada kalsa merakı daha da artar.<br />
Aynı şartlar altında, hanımını da getirseler, o da aynı merakla; &#8220;Bizi buraya kim getirdi?&#8221;<br />
diye sormaz mı? Elbette sorar. Bu sorular içersinde iken, birisi bunlara onbin sayfalık bir<br />
mektup getirse, getiren kişi de: &#8220;Bu mektubu, sizi buraya getiren kimse<br />
gönderdi. Niçin gönderdiğini teferruatlı bir şekilde bu mektupta açıklıyor&#8221; dese&#8230; Acaba<br />
bu iki insan, o mektubu başından sonuna kadar okuyup bitirmeden rahatça uyuyabilirler<br />
mi? Zevkle diğer bütün işleri yapabilirler mi? Velevki onlara bütün rahatlıklar verilmiş<br />
olsun. Hayır, mutlaka okurlar, öğrenirler. Burası neresi, buraya kim getirdi? Buraya<br />
getiriliş gayeleri nedir? Kendilerinden ne istiyorlar? Hem de aşkla, zevkle okurlar,<br />
öğrenirler&#8230;<br />
O halde sen; ey kardeşim, bir meçhuldan geldin. Seni, bilmediğin bir yere getiren var.<br />
Getirenin de, seni niçin o meçhulden bu dünyaya getirdiğini açıklaması lazımdı. Bunu da<br />
sana Kur&#8217;an&#8217;ı Kerim ve peygamberimiz Hz. Muhammed&#8217;in sünneti ile açıklayıp<br />
bildirmiştir&#8230;<br />
Eğer Allah (c.c.) Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i göndermeyip; &#8220;Ey kullarım! Ben sizi yarattım ama size<br />
nasıl hareket edeceğinizi bildirmedim. Fakat size akıl verdim. O akıl sayesinde nasıl<br />
hareket edeceğinizi siz kendiniz bulun&#8221; demiş olsaydı, o zaman, şimdi olduğu gibi bazı<br />
insanlar, Kapitalizmi, bazısı Sosyalizmi, bazısı Komünizm&#8217;i, bazısı krallığı, bazısı şahlık<br />
sistemini bulacak ve her birisi insanların huzurunun kendi görüşlerinde olduğunu<br />
söyleyecek ve fikirlerini kabul ettirmek için insanlara baskı yapmaya başlayacaktı. Böylece<br />
de dünyada huzur kalmayacaktı.<br />
B) Cevabın bu kısmı, hem Kur&#8217;an&#8217;ın Allah (c.c) tarafından geldiğine, hem Kur&#8217;an&#8217;ın mucize<br />
oluşuna, hem Kur&#8217;an&#8217;da modern ilimle ilgili ayetler, hem de Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v)<br />
peygamber olduğuna dair olacaktır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/53/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/53/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/53/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=53&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-kuranin-allah-tarafindan-gonderildigine-dair-delil-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SORU : Allah niçin gözükmüyor, neden göremiyoruz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:12:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım:
A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.
Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon
bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,
yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların
ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=52&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım:<br />
A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.<br />
Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon<br />
bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,<br />
yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların<br />
ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından haberdardır. Onlar da tamamıyla<br />
insanı göremez. Nasıl görsün ki, zaten kendisi çok çok küçük bir şey. Onlar, ancak o anda<br />
neyin karşısında bulunuyorlarsa onu görürler. Hele hele, insanı, katiyyen ihata edemezler.<br />
Esasen, insanı görüp tam ihata edebilmeleri için, onun dışında ve tamamen.müstakil, yani<br />
ayrı olmaları ve aynı zamanda insanı görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip<br />
bulunmaları lazımdır. Demek ki, ihata edemeyişleri, görmelerine mani oluyor.</p>
<p><span id="more-52"></span></p>
<p>Eğer ihata<br />
edebilselerdi, yani aynı anda insanın her tarafını kaplayabilselerdi, insanı görebileceklerdi.<br />
Bu misal mikro aleme ait.<br />
Bir de makro alemden misal vereyim. Büyük bir teleskopun<br />
başına oturalım. Düşünelim ki, bu teleskop, ışık yılıyla üç milyar yıl ötesini<br />
göstersin. Yine de bütün kainat ve mekanlar hakkındaki bilgimiz &#8220;Deryada katre&#8221; misali<br />
olacak. Çünkü, ne kadar uzağı görebilirsek görelim, yine de daha ötesi var. Boşluk<br />
(gökyüzü), sonsuza doğru gidiyor. Sadece teleskopla gördüğümüz saha hakkında bulanık<br />
faraziyeler (yani şöyle olabilir, böyle olabilir) nevinden bir kısım malumata sahip olacağız.<br />
Demek ki, biz kainatın idaresini, umumi şeklini, muhtevasını ve mahiyetini göremeyecek<br />
ve idrak edemeyeceğiz. Çünkü, mikro alemde (çok küçük zerrecikler aleminde) olduğu gibi,<br />
makro alemde (kainat gibi büyük alemde) de tam bir açıklamaya sahip değiliz.<br />
Şimdi iyi düşün Kardeşim Aysel, daha biz mikro ve makro alemlerdeki varlıkları ihata<br />
edememişiz, onlardan habersiz, daha onları göremiyoruz da, nasıl onları yaratanı<br />
görebileceğiz? O kendisini göstermemeyi dilemiş üstelik.<br />
Biz, ancak mikro alemdeki bakteriler misali, neyin karşısında duruyorsak ancak onu<br />
görebiliyoruz. Yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa, neyi görebiliyorsa, onu görebiliyoruz.<br />
Şöyle bir misal daha vereyim: Allah&#8217;ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların<br />
durmadan hareket ettiğini yazmıştık. Ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz, diye<br />
ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı<br />
edeceğiz? Elbette hayır. Öyle ise, varlığında hiç şüphe edilmeyen Allah&#8217;ı (c.c.) görmüyoruz<br />
diye inkar mı edeceğiz? Öyleyse, görmemek bir şeyin olmadığını göstermez. Ve O diyor ki,<br />
ben, Lâtîf im. (30-a)<br />
(30-a) Lâtîf; görünmeyen incelikte demektir. Meselâ, su, hava ve cam lâtîf olduğu için,<br />
pencereden dışarıyı, bardaktan karşıyı görebiliyoruz&#8230;<br />
Bir misal daha: Sütün içinde yağ ve peynirin bulunduğunu adımız gibi biliyoruz. Ama<br />
sütün içinde ne yağ ne de peynir gözükmemektedir. Şimdi, biz kesin olarak bildiğimiz yağ<br />
ve peyniri görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. O halde adımız gibi bildiğimiz<br />
Rabbimiz&#8217;i, görmüyoruz diye inkar edemeyiz. (Belki adımızı unutabiliriz ama Rabbimiz&#8217;i<br />
asla).<br />
Bir yerimiz ağrıdığı zaman ağrıyı hissediyor, duyuyoruz ama göremiyoruz. Göremiyoruz<br />
diye ağrıyı reddedemeyiz. Ağrıyı görmüyor, fakat hissediyorum, onun için de varlığına<br />
inanıyorum, dersin.<br />
Allah&#8217;ı görmüyorsun ama O&#8217;nu hissediyorsun, her sanatında O&#8217;nu görür gibi hissediyorsun.<br />
Hele, bir de şöyle sakin kafa, selim bir akıl ile düşünürsen, büyük bir felaketle, dayanılmaz<br />
bir acıyla karşılaşırsan, inadı, kibri ve gafleti bırakıp asli yaratılışınla başbaşa kalırsan,<br />
başka bir şeye değil, inan sadece Allah&#8217;a yalvarır, O&#8217;ndan yardım dilersin&#8230;<br />
Açık olan bir cereyan kablosunda, cereyanın olduğunu kesinlikle biliyoruz. Fakat onu<br />
göremiyoruz. Cereyanı göremediğimiz halde, nasıl varlığını inkar edemiyorsak, Allah&#8217;ın da<br />
varolduğunu bildiğimiz halde, göremiyoruz diye inkar edemeyiz.<br />
Bir odada otururken, kapı ve pencereyi açtığımız zaman cereyanın bize etki ettiği, bizi<br />
çarptığı bir gerçek. Cereyanı elle tutup, gözle göremediğimiz halde, nasıl inkâr etmemiz<br />
mümkün değilse, Allah-u Teala&#8217;nın da sanatlarına bakıp, O&#8217;nun varlığını kabul ettiğimiz<br />
halde, O&#8217;nu göremiyoruz diye inkar etmemiz mümkün değildir.<br />
B) Nur, Allah&#8217;ın hicabıdır, yani perdesidir. Biz nuru dahi ihata edemiyoruz. Yani, her<br />
tarafını çepeçevre sarıp kaplayamıyoruz. (En ince teferruatına kadar bilemiyoruz.)<br />
Peygamber Efendimize (s.a.v), miraçtan döndüğünde sahabeyi kiram sordu: &#8220;Rabb&#8217;ini<br />
gördün mü?&#8221; Rasulullah, bir defasında şöyle buyurdular: &#8220;Nasıl görürüm O&#8217;nu.&#8221; Başka bir<br />
yerde buyururlar ki: &#8220;Ben bir nur gördüm. Halbuki, nur mahluktur yani yaratılmıştır. Allah<br />
ise, nuru nurlandırandır. Yani nura şekil veren, biçim veren, tasvirini yapan Allah&#8217;tır. Nur,<br />
Allah değildir. O&#8217;nun yaratığıdır.&#8221; Başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v): &#8220;Allah&#8217;ın hicabı<br />
(perdesi) nurdur. Yani sizinle Onun arasında bir nur vardır.&#8221; Elbette göremeyiz.<br />
Elbette gözümüz kamaşır, bakamayız. Şimdi, Allah&#8217;ın yaratmış olduğu Güneş&#8217;e<br />
bakamıyoruz da, yani tam olarak göremiyoruz da, nasıl onu yaratan Allah&#8217;ı görürüz?<br />
Elbette göremeyiz.<br />
Aklımızı ele alırsak; doktorlar, kafa tasımızı yarıp, aklımızı görmek için baktıklarında,<br />
göremiyorlar. Akıl yok da ondan mı göremiyorlar? Elbette hayır. Şimdi, aklı göremiyoruz<br />
da, nasıl aklı yaratan Allah&#8217;ı göreceğiz? Elbette göremeyiz. Nasıl ki, aklı göremedik diye aklı<br />
inkar etmemiz mümkün değildir. Akıl görünse dahi, Allah yine gözükmez.<br />
Gelelim, &#8216;Allah (c.c) niçin görünmüyor?&#8217; sorusuna:<br />
Bazı müfessirler, ayet-i kerimedeki &#8220;İbadet etsinler&#8221;den maksat: &#8220;Beni tanısınlar, beni<br />
bilsinler&#8221; demektir diye tefsir etmişlerdir.(30-b) Allah başka bir ayetinde:<br />
&#8220;Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı<br />
yaratan O&#8217;dur. O azizdir, herşeye galibdir, gafur&#8217;dur (çok bağışlayandır)&#8221; (31)<br />
buyurmaktadır.<br />
(30-b) Bu konuda tam mutmain olmak için akaid okumak gerekir.<br />
Diğer bir ayetinde: &#8220;Müslümanlar, öyle kimselerdir ki, onlar Allah&#8217;ı görmedikleri halde<br />
inanırlar. (İnançlarını ispat eden) namazlarını dosdoğru kılarlar. Verdiğimiz rızıktan<br />
yerler, başkalarına da yedirirler.&#8221;(32) Başka bir ayetinde de: &#8220;Sen ancak Kur&#8217;an&#8217;a tabi olan,<br />
onunla amel eden ve görmediği Rahman&#8217;a içten saygı besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte<br />
onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahların bağışlanmasıyla), hem de iyi mükafatla<br />
(cennetle) müjdele&#8221; buyurmaktadır. Kardeşim Aysel, ben Kuran&#8217;dan bu konu ile ilgili<br />
ayetlerden sadece birkaç tanesini yazdım.<br />
Rabbimiz, birinci ayette, cinleri ve insanları kendisini tanısınlar, ibadet etsinler diye, ikinci<br />
ayette de, amelce hangimiz güzeliz, ölümü ve hayatı, yani şu yaşamımızı imtihan etmek<br />
için yarattığını buyurmaktadır. Demek ki, insanın yaratılış gayesi Allah&#8217;a (c.c.) ibadet<br />
etmekle, imtihan için gönderilmiş olmasıdır. Eğer, Allah (c.c.) gözükseydi, imtihanın<br />
hükmü kalmazdı.<br />
Böylece de Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirenlerle, getirmeyenler bilinemezdi. Yazmış<br />
olduğum üçüncü ayette de, Rabbimiz Müslümanların vasıflarını söylerken: &#8220;Görmedikleri<br />
halde Allah&#8217;a (c.c.) inanırlar&#8221;, demektedir. Demek ki, mühim olan görmeden inanmaktır.<br />
Görünce herkes inanır&#8230; O zaman inanmanın bir değeri olmazdı.<br />
(31) Mülk: 2.<br />
(32) Bakara: 3.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/52/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/52/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/52/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=52&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın varlığını ispat eder misiniz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 14:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: Ya Rabbi, her zerrede Senin imzan var. Her varlık, beni Allah yarattı diye sinyal
veriyor. Seni ispat etmekten haya ederim fakat mecbur oldum, affet Rabbim&#8230;
Kardeşim Aysel! Allah&#8217;a iki tip insan inanır: Ya aptal, ya en akıllı!.. İkisinin ortası dediğimiz
tipler, inkar etmeyi marifet zanneder.

 &#8220;Mikrobu keşfeden (Pastör), keşfinin açtığı harikalar
karşısında Allah&#8217;a inanır. Fakat o keşfi (Pastör&#8217;den) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=50&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP: Ya Rabbi, her zerrede Senin imzan var. Her varlık, beni Allah yarattı diye sinyal<br />
veriyor. Seni ispat etmekten haya ederim fakat mecbur oldum, affet Rabbim&#8230;<br />
Kardeşim Aysel! Allah&#8217;a iki tip insan inanır: Ya aptal, ya en akıllı!.. İkisinin ortası dediğimiz<br />
tipler, inkar etmeyi marifet zanneder.<br />
<span id="more-50"></span><br />
 &#8220;Mikrobu keşfeden (Pastör), keşfinin açtığı harikalar<br />
karşısında Allah&#8217;a inanır. Fakat o keşfi (Pastör&#8217;den) öğrenen yarım adam: &#8220;Mikrobun<br />
keşfedildiği asırda hiç gizliye inanılır mı?&#8221; diye Allah&#8217;ı inkara kalkar. Bakın nereden gelen<br />
nereye gidiyor&#8221; (18) Hemen şunu da söyleyeyim ki, dindarlık insanlığın fıtratında vardır.<br />
Asrımızda, pozitif ve sosyal ilimlerin çeşitli dallarında mütehassıs olan alimler, din hissinin<br />
insanoğlunda fıtrî olduğuna kanidirler. Çocukta iki yaşından itibaren din hissi teşekkül<br />
etmeye başlar. Üç ile beş yaş arasındaki çocuk, hiçbir telkin sözkonusu olmaksızın,<br />
sebebiyet prensibini anlamakta, kendisiyle kendisinden başkalarını ayırdetmekte ve hatta,<br />
&#8220;Beni, kuşları, oyuncaklarımı kim yaptı?&#8221; gibi sorular sormaktadır. İnsanda, kendisinden<br />
yüce bir varlığa karşı bir özlem bulunduğundan şüphe edemeyiz. Güzel ahlâk, vakar, şeref,<br />
cömertlik, fazilet inkardan değil, hep bu yüce varlığın mevcudiyetinden doğar.<br />
(18) İman ve İslâm Atlası &#8211; N. Fazıl Kısakürek.<br />
Fıtrî olarak insanın içinden gelen Allah&#8217;a yakarış hissi, O&#8217;ndan yardım dileme ihtiyacı ve<br />
O&#8217;na yaklaşma arzusu dindarlığın insanda yaratılıştan mevcut olduğunu gösterir. Şu da bir<br />
gerçek ki, ister inansın, ister inanmasın her fert, büyük bir acıyla, dayanılmaz bir felaketle<br />
karşılaştığı zaman, başka bir deyişle, insan; kibir, inat ve gafletden sıyrılıp selîm olan aslî<br />
yaratılışıyla başbaşa kalma fırsatını bulunca başka şeye değil, sadece tek olan Allah&#8217;a<br />
yalvarır. O&#8217;ndan kurtuluş, yardım ister (19).<br />
Bu girişten sonra sorunuza birkaç tane cevap vereceğim. Yalnız, okurken basit bir roman<br />
gibi okumayıp, düşünerek okumanızı da tavsiye etmek isterim.<br />
A) Bu âlem, maddeden yaratılmıştır. Yani evvelce yok iken sonradan meydana gelmiştir.<br />
Bunu bütün dünya alimleri de kabul etmektedir. Evvelce yok iken sonradan yaratılan<br />
herşey -akıl ölçülerine göre- bir yaratıcının varlığına muhtaçtır&#8230;<br />
Öyle ise, bu âlem de sonradan yaratıldığına göre, o da bir yaratana muhtaçtır. Bu yaratıcı<br />
da Allah Teala&#8217;dır.<br />
B) Herhangi bir şeyi, meselâ, bir masayı ele alalım; masa elbette kendi kendine masa<br />
haline gelmiş değil.<br />
İlk önce küçük bir ağaçtı, sonra ağaç büyüdü. Büyürken ağacın, güneşe, suya, gıdaya<br />
ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım. Daha sonra bir insan tarafından kesildi. Ağaç, araba<br />
ile hızarın yanına getirildi. Hızarda kesildi,biçildi, ölçüleri alındı. Çivileri çakılarak bir<br />
masa haline getirildi. Şimdi, en basit bir masa kendi kendine oluşamazken şu kâinat<br />
masası, hem de üzerinde binbir çeşit yiyecek ve canlılar ile donatılmış olduğu halde, kendi<br />
kendine oluşur mu? Buna hangi akıl &#8220;Olur&#8221; der.<br />
(19) En&#8217;âm: 40-41.<br />
Harikalar diyarı gökyüzünü ele alalım. Ve Rabbimiz&#8217;in bir ayeti ile başlayalım:<br />
&#8220;Gökleri, yedi kat üzerinde yaratan O&#8217;dur. Rahman&#8217;ın bu yaratmasında bir düzensizlik<br />
bulamazsın. Gözünü çevir bir bak, bir aksaklık görebilir misin?&#8221; (20)<br />
Önce güneş sisteminden başlayalım: Yaşamakta olduğumuz dünya ile birlikte güneşin<br />
çevresinde dönen dokuz gezegenin teşkil ettiği sisteme güneş sistemi diyoruz. Bu sistem<br />
kâinatın, yeni tabirle evrenin küçük bir parçasını teşkil ediyor. Güneşin gezegenleri sıra ile<br />
şöyledir: Merkür, Venüs, Dünya, Mars (Merih), Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton.<br />
Bunlardan sadece güneşi ve gezegenlerinden dünyayı biraz anlatacağım:<br />
GÜNEŞ: Kendi adıyla anılan sistemin beyni ve çekirdeği hükmündedir. Küre şeklinde<br />
olup, çapı 1.4 milyon, dünyaya uzaklığı ise 150 milyon kilometredir. Saniyede dünyayı 7.5<br />
kere dolaşan ışık, bize 8.5 dakikada gelebilmektedir. Saatte 1000 km. hızla giden bir uçak<br />
bugün yola çıkmış olsa, güneşe ancak onyedi yıl sonra varabilir. Aslında bu kâinatın<br />
büyüklüğü yanında gözde büyütülecek bir mesafe değildir.<br />
Güneş de tıpkı dünya gibi kendi mihveri etrafında döner ve bir devrini 25.5 günde<br />
tamamlar. Çekim gücü ise, yer çekimine nazaran 27 kat daha fazladır. Bu orana göre,<br />
dünyada 70 kg. gelen bir adam, Güneş&#8217;te 1890 kg. gelecektir. İlmî tespitlere göre, güneş,<br />
alev halinde patlayan gaz kümelerinden meydana gelmiş olup yüzeyindeki sıcaklık 5670 santigrat<br />
derecedir.İngiliz astronomu Eddington&#8217;un yaptığı hesaplara göre merkezdeki ortalama sıcaklık 35<br />
milyon santigrat derecedir.<br />
(20) Mülk: 3.<br />
Bu sıcaklıkta katı bir gök cismi bulunamayacağından Güneş&#8217;in kütlesi gaz halindedir.<br />
Güneş, dünya kurulalıdan beri aynı hızla radyasyon neşretmektedir ve bu yüzden günde<br />
360 milyar ton kütle kaybına uğramaktadır. Güneş radyasyonu, güneş için enerji kaybı<br />
olduğu aşikar olmasına ve enerjinin korunumu prensibinin de enerjinin yoktan var<br />
olamayacağını kabul etmesine göre, bu kadar uzun zamandan beri devam eden müthiş bir<br />
enerji sarfı için elbette bir kaynak aramak icabeder. Böyle bir kaynak nerededir? Güneşin<br />
bugünkü radyasyonuna bakarak diyebiliriz ki, bu enerji Güneş dışında bir istasyondan<br />
temin edilse bu istasyonun saniyede bir milyar tonlarla ifade edilen bir miktarda kömür<br />
yakması icabederdi. Böyle bir istasyon mevcut değildir. Boş bir okyanustaki bir gemi gibi<br />
seyreden Güneş, sarfettiği enerji için kendi yağıyla kavrulmaya mecburdur. Güneşi,<br />
kömürünü kendi taşıyan bir cisim ve sarfetiği ışık ve ısı enerjisinin bu kömürden hasıl<br />
olduğunu farz etmiş olsak, bu kömürün birkaç bin senede kül ve cüruha inkılab etmesi<br />
icabeder-<br />
Görüldüğü gibi, Güneş var olduğundan beri büyük bir enerji kaybına maruz kalmasına<br />
rağmen bu güne kadar sönmemiştir. Demekki, bunu söndürmeyen bir kuvvet ve her an<br />
onu besleyen ilahi bir kaynak var. İlmin bile izahtan aciz kaldığı böylesine harikulade bir<br />
olayı kör bir tesadüfe yahut iradesiz bir tabiata bağlamak mümkün müdür? Yalnız ısı ve<br />
ışık kaynağı olarak değil, hayatımızınve kainat nizamının mihveri durumunda bulunan ve<br />
ilmin zirveye çıktığı çağımızda bile mahiyeti tam olarak bilinemeyen, tepemizde, kocaman<br />
bir ampul hükmündeki güneşin mevcudiyeti, Allah&#8217;ın varlığına, sonsuz kudretine kat&#8217;i bir<br />
delil değil de nedir?<br />
(21) Allah ve Modern ilim &#8211; A. Nevfel.<br />
Güneşin mutlak sahibi olan Allah (c.c), Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;inde ondan şöyle bahseder:<br />
&#8220;Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu ancak Kadîr ve Alîm olan Allah&#8217;ın<br />
kanunudur&#8221; (22). Eğer Güneş şimdiki halinden biraz yeryüzüne yaklaşsa yeryüzü yanar,<br />
kavrulur, böylece yeryüzünde hayat olmazdı. Yine Güneş biraz yeryüzünden uzaklaşsa<br />
bütün sular buz tutar, soğuktan her taraf donar, böylece yine yeryüzünde hayat dururdu.<br />
Ve canlı diye bir şey kalmazdı. Şimdi, Aysel kardeşim iyi düşün; basit bir masa kendi<br />
kendine var olamaz da, bu anlamış olduğun Güneş kendi kendine nasıl Var olabilir?<br />
Elbette var olamaz. Öyle ise, bu muazzam Güneş&#8217;i yaratan bir şuurlu varlık vardır. O da<br />
Allah&#8217;tır. Şimdi, bu muazzam Güneş kendi kendine var olmuştur veya tabiat yaratmıştır<br />
diyenlerde akıl var mıdır? Elbette yoktur.<br />
DÜNYA: İlk önce dünya hakkında Rabbimiz&#8217;in birkaç ayetini okuyalım. Cenab-ı Hakk<br />
şöyle buyuruyor: &#8220;Göklerin ve yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah&#8217;ındır.&#8221;<br />
(23) &#8220;Göklerin ve yerlerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde<br />
akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır.&#8221; (24) &#8220;Allah O&#8217;dur ki, gökleri ve yeri altı günde<br />
yarattı. Sonra arşa istiva etti, saltanatını kurdu. Sizin O&#8217;ndan başka hiçbir yardımcınız<br />
yoktur. &#8220;(25)<br />
(22) Yasin: 38.<br />
(23) Maide: 120.<br />
(24) Âl-i Imran: 190.<br />
(25) Secde: 4.</p>
<p>Dünyanın yaşı kesin olarak bilinmemektedir. Doğrusunu ancak Allah (c.c) bilir. Şairin biri<br />
şöyle demiş: &#8220;Dünya, ilk ve son sayfaları yırtılmış bir kitap gibidir. Ne önünü, ne de sonunu<br />
okuyabiliyoruz.&#8221; Bununla beraber dünyanın yaşı hakkında tahminler, 300 milyon ile 5.5<br />
milyar yıl arasında değişmektedir. Dünya, Güneşe 150 milyon km.&#8217;dir. Ekvator çevresi 40<br />
bin, ekvator yarı çapı 6373 km.dir. Yüzölçümü, 510 milyon km2&#8242;dir. Yerin hacmi, 1,08.1012<br />
km2, ağırlığı ise 6.1021 tondur. Basıklık oranı, 1/297 dir. Ölçülere göre çok büyük fakat<br />
kâinat içinde mikroskobik yeri dahi olmayan Dünyamız, Güneş etrafındaki bir milyar km.<br />
uzunluğundaki yörüngesinde saatte 108 bin km. hızla dönmektedir. Aynı zamanda kendi<br />
mihveri etrafında 24 saatte bir devir yaparak gece ve gündüzleri meydana getirmektedir.<br />
Mihveri etrafındaki sürati ise, 1666 km/saattir. Demek oluyor ki, insanlar bir günde Dünya<br />
mihveri erafında dönerken 40 bin km.lik yol katediyorlar. Bir yılda da saatte 108 bin<br />
kilometre hızla takriben bir milyar kilometrelik bir feza seyahati yapmış oluyorlar.<br />
Muhakkak ki, insanlar bu baş döndürücü seyahatin farkında bile değildirler. Çünkü<br />
herşeyde ilahi bir denge mevcuttur. Şu dönmekte olan dünya aniden duruverse acaba neler<br />
olur?<br />
Araba aniden durunca herkes nasıl öne fırlıyorsa, Dünyanın durmasıyla birlikte herşey<br />
yerinden fırlayacak, belki dağlarla denizler yarış ederken hepsi bir kül yığını gibi<br />
savrulacak. Meselâ, yine Güneş&#8217;e yakın olan gezegenler, hızlı döndüklerine göre, böylece<br />
Güneş&#8217;in çekimiyle dengede kalıp, bulundukları yeri koruduklarına göre, Dünyamızın<br />
güneş etrafında dönüşü biraz yavaşlarsa, o nisbette Güneş&#8217;e yaklaşacak ve yanacaktık.<br />
Hızlansa uzaklaşacaktık ve donacaktık. Öyle bir noktada bulundurulmuşuz<br />
ki, Dünyanın Güneş&#8217;e olan uzaklığı, mevcut canlıların yaşama sebeplerinden<br />
sadece biridir. Diğer gezegenlerde dünyadaki hayata benzer bir hayatın olmamasının<br />
sebebi budur. Aynı şartlar aynı sonucu doğuracağından, dünyadaki şartlar diğer<br />
gezegenlerde olmadığı için, Dünyadakine benzer bir hayatta oralarda yoktur. Öyle ise,<br />
hayatın ne olduğunu, canları ve canlılardaki evrimi (tekamülü) incelemeden evvel,<br />
Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;e olan uzaklığını kim tayin etmiş? Dünyayı kim tartmış? Ona kim bu şekli<br />
vermiş? Sonra Dünya&#8217;nın hem kendi ekseni etrafında, hem de Güneşin etrafında dönüşü<br />
var ki, bunlara ilk hareketi veren kim? Bu hareketin devamını sağlayan kim?<br />
Dünya, Allah (c.c) tarafından bizlere bir mekan olarak bahsedildiği için, fizyolojik,<br />
biyolojik, anatomik yapımıza göre bazı imkanlar ve uygun şartlar hazırlanmıştır. Gece,<br />
gündüz, mevsimlerin oluşumu, atmosferin terkibi, meteorolojik olaylar, bitkiler, hayvanlar,<br />
daha nice nimetler ve imkanlar, işte bu hikmete mebni halkedilmiş ve emrimize musahhar<br />
kılınmıştır. Dünya dönmeseydi ve mihverinden 23 derecelik bir sapma ile yörüngesinde<br />
seyretmese idi, ne gece, ne gündüz, ne de mevsimler meydana gelecekti. Neticede, durgun,<br />
sönük, nimetsiz ve lezzetsiz bir alem olacaktı. Teneffüs ettiğimiz havanın içindeki oksijen,<br />
hidrojen, azot, argon, su buharı ve karbondioksit dengesi bozulmuş olsaydı, canlıların<br />
yaşaması imkansız hale gelirdi.<br />
Öyle ise şimdi sana soruyorum Aysel Kardeş: Nasıl bir masa kendi kendine var olmuyor,<br />
onun bir ustası olduğunu söylüyoruz, öyle de şu birazcık anlatmış olduğum dünyamız<br />
kendi kendine yar olabilir mi? Elbette Dünya kendi kendine var olmayıp, onu yoktan var<br />
eden bir ustası vardır. O da Allah (c.c)&#8217;dır. Değil mi Aysel Kardeşim?<br />
Sen de inanıyor, sen de Allah&#8217;ın sanatına hayran kalıyorsun değil mi?&#8230; Misallere devam<br />
edelim&#8230;<br />
GEÇELİM ATOMA: Çevremize baktığımız zaman, canlı, cansız, sayısız varlıklarla<br />
karşılaşırız. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler canlı; diğer yandan taş, demir, kömür, toprak gibi<br />
şeyler de cansızdır. Canlılarda, can veya ruh dediğimiz bir kuvvet vardır. Buna mukabil<br />
cansızlarda gizli bir enerji mevcuttur. Buradan &#8216;canlılarda aynı mahiyette bir enerji yoktur<br />
anlamı çıkarmamalıdır. Canlıları, hücre yapısından, beslenme ve solunum yapma gibi<br />
hususiyetleri sebebiyle tefrik ettiğimizden dolayı, onlar için, önceden bir enerjiden ziyade,<br />
hayatiyet söz konusudur. Ruhun bedenden çıkmasıyla insan ölür, cansız bir varlık halini<br />
alır ama gizli enerjisinden hiçbir şey kaybetmez. Çürüyen ceset toprak olur, ona karışır. Bu<br />
noktada toprakla ceset arasında fark yoktur.(26-a) İkisinde de karbon, hidrojen, oksijen,<br />
azot, kükürt, demir vs. gibi atomlar vardır. Atomlar ise, canlı, cansız ne varsa bütün<br />
varlıkların bilinen en küçük parçasıdır. Ve hepsi büyük birer enerji deposudur. (Meselâ, bir<br />
kuruş büyüklüğündeki bir bakır parçasının atomlarındaki mevcut kudret elli bin tonluk bir<br />
gemiye birkaç defa devr-i alem seyahati yaptırabilir. Bir kahve kaşığı kömür tozunun<br />
atomlarında beş milyonluk bir şehrin en soğuk aylarda bir haftalık ısıtma ihtiyacını<br />
karşılayacak enerji vardır. (26) Bir gram Radyum atomunun enerjisi 3.000 ton kömürün<br />
enerjisine denktir. (27) Bu enerjinin dinamosu ise, çekirdek ve etrafında dönen<br />
elektronlardır. Elektronlar durmadan hareket ettiğine göre, şu elimizde tuttuğumuz kalem,<br />
gözümü, ze taktığımız gözlük, sırtımıza giydiğimiz ceket, taşlar da hareketlidir. Çünkü,<br />
onların da en küçük parçası atomdur. Öyleyse, her şeyde bir hareketin olduğunu<br />
söyleyebiliriz.<br />
(26-a) İnsanın topraktan yaratıldığını gösteren ilmî bir işaret.<br />
(26) Anarşi: Kainat Nizamı Anarşiyi Reddeder &#8211; Zeki Ünal.<br />
(27) Allah ve Modern İlim &#8211; Abdürrezzak Mevfel.<br />
Atom, Güneş sistemine çok benzer. Adeta onun küçük bir benzeridir. Atom çekirdiğini<br />
Güneş kabul edersek, etrafında dönen elektronlar da gezegen hükmündedir. Fakat, atom,<br />
Güneş sistemine göre kıyaslanamayacak derecede küçüktür. Meselâ, Güneş&#8217;in çapı, 1.4<br />
milyon kilometre iken atom ancak milimetrenin on milyonda biri kadardır. En küçük<br />
gezegen Plüton&#8217;un çapı, 6.000 kilometre olduğu halde elektronun çapı, atom çapının ancak<br />
yüz binde biri kadardır. Gezegenlerin en süratlisi Merkür&#8217;dür. Hızı, saniyede 47<br />
kilometredir. Halbuki, elektronların sürati, saniyede 300 bin kilometredir. Atomun<br />
çekirdeğinde, artı yüklü protonlarla, hiçbir elektrik yükü taşımayan nötronlar vardır.<br />
Elektronlar ise, eksi elektrik yüklüdür. Elektronlarla çekirdek arasındaki mesafe o kadar<br />
büyüktür ki, kendi cüsselerine göre ay ile dünya arasındaki mesafe kadardır. (28)</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/50/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/50/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/50/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=50&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/allahin-varligini-ispat-eder-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>36</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Akıl Nedir</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[AKIL
Akıl nedir ki? Çatlamış sandal.
Ne verebilir sana, haydi iste al.
Dersin ki, &#8220;Elim dolu&#8221;, bakarsın ki boş,
Yeterli değil, istersen sonsuza dal.
Akıl bazen melektir, bazen de yılan Bazen aya çıkandır, bazen de yalan. Bulursa sırattan
geçiş fennini, Gerçek eser budur, akıldan kalan.

Herşeyde aklı ölçü etmemeliyiz. Allah ve Rasulünün her emrine boyun eğmeli, &#8220;Şuna aklım
ermiyor&#8221; dememeliyiz, elbette ermez. İşte [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=49&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>AKIL<br />
Akıl nedir ki? Çatlamış sandal.<br />
Ne verebilir sana, haydi iste al.<br />
Dersin ki, &#8220;Elim dolu&#8221;, bakarsın ki boş,<br />
Yeterli değil, istersen sonsuza dal.<br />
Akıl bazen melektir, bazen de yılan Bazen aya çıkandır, bazen de yalan. Bulursa sırattan<br />
geçiş fennini, Gerçek eser budur, akıldan kalan.</p>
<p><span id="more-49"></span><br />
Herşeyde aklı ölçü etmemeliyiz. Allah ve Rasulünün her emrine boyun eğmeli, &#8220;Şuna aklım<br />
ermiyor&#8221; dememeliyiz, elbette ermez. İşte bugünkü İslâm&#8217;ı gerici bilen gençler, kör kuyuya<br />
kova saldıklar için İslâm&#8217;ı bilmiyorlar. İşin en acı yönü de, bildiklerini zannediyorlar.<br />
Birkaç namaz suresi öğretiliyor ama namazın önemi hiç konu edilmiyor. İslâm&#8217;ın sadece<br />
namaz, oruç, hac gibi ibadet yönlerini anlatıyorlar. Fakat İslâm&#8217;ın anayasa ile ilgili ibadet<br />
yönlerini anlatmıyorlar. (İbadet: Allah&#8217;ın bütün emirlerine fiilen itaat etmeye denir.)<br />
İslâm&#8217;ı bütün olarak anlatmıyorlar. Eğer İslâm bir bütün hayat sistemi olarak anlatılsa,<br />
şeytan kanunlarının çarpıklığı meydana çıkacak. Buna fırsat vermemek için uyutmalı din<br />
dersleri okutuluyor.<br />
Gençler de, İslâm&#8217;ı biliyorum zannı ile araştırmıyorlar. Böylece, İslâm&#8217;a, Allah&#8217;ın emirlerine<br />
düşman oluyorlar. İslâm bir bütündür, parça parça olamaz. Eğer parça parça olursa, şuna<br />
benzer:<br />
Küpü küp üstüne koysalar, Gökyüzüne bağlasalar, Altından birini çekseler, Seyreyle<br />
gümbürtüyü.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/49/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/49/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/49/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=49&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Melek gibi olan gençleri, kendi iğrenç ideolojileri uğruna yılan yaptılar.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/melek-gibi-olan-gencleri-kendi-igrenc-ideolojileri-ugruna-yilan-yaptilar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/melek-gibi-olan-gencleri-kendi-igrenc-ideolojileri-ugruna-yilan-yaptilar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/melek-gibi-olan-gencleri-kendi-igrenc-ideolojileri-ugruna-yilan-yaptilar/</guid>
		<description><![CDATA[(17) Garp Kaynaklarına ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e Göre Hristiyanlık-Ziya Kazıcı.
Halbuki, akıl bir vasıtadır. Ulaşmak istediğimiz yöne götürüyor. Yönünü, sonunu bilmeye
kadir değildir. Neymiş, sanat akıl ile olurmuş. Sanat, aklın sermayesi değil, sanatçının
sermayesidir. Arı, bal yapar, bu bir sanattır. Balı insanlar için yapar.

İnsanlar içindir,
arının gece-gündüz çalışması. Fakat, aynı insanı, zehirli iğnesi ile sokmak sureti ile komaya
sokar, bazen de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=48&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>(17) Garp Kaynaklarına ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e Göre Hristiyanlık-Ziya Kazıcı.<br />
Halbuki, akıl bir vasıtadır. Ulaşmak istediğimiz yöne götürüyor. Yönünü, sonunu bilmeye<br />
kadir değildir. Neymiş, sanat akıl ile olurmuş. Sanat, aklın sermayesi değil, sanatçının<br />
sermayesidir. Arı, bal yapar, bu bir sanattır. Balı insanlar için yapar.<br />
<span id="more-48"></span><br />
İnsanlar içindir,<br />
arının gece-gündüz çalışması. Fakat, aynı insanı, zehirli iğnesi ile sokmak sureti ile komaya<br />
sokar, bazen de öldürür. Arıda akıl olsa idi, hem gece-gündüz insanlar için çalışıp hem de<br />
aynı insanları sokar mıydı? Tavuk, yumurta yapar. Yumurtayı yapmak, bir fabrika, bir<br />
sanat isteyen olaydır. Yumurta da insan içindir. Fakat, insan yumurtayı almaya gidince,</p>
<p>tavuk tepesine biniverir. Misalleri çoğaltmak mümkündür. Neticede, sanat vardır. Fakat bu<br />
sanat akıl ile meydana gelemez. Allah&#8217;ın kainata koyduğu düzen, zincirleme olarak akar<br />
gider.. Şimdi&#8230; İster misiniz tavuk bize meydan okusun. &#8220;Haydi bakalım benim gibi civciv<br />
yapın, ben civciv yapıyorum, siz hâlâ aya çıkmaktan bahsediyorsunuz&#8221; desin. Ne<br />
diyebiliriz? Önemli olan sanat değildir. Allah (c.c), aya çıkmayı kullarına lütfetmiş,<br />
gökyüzünde uçan kuşlar için, aya kadar uçacak imkan yaratırdı. Fakat öyle dilememiş,<br />
oraya akıl vasıtası ile çıkmayı dilemiş. Bu demektir ki; aya kadar ulaşan akıl, ahirete kadar<br />
da ulaşır.<br />
Allah&#8217;ın kullarına bildirmediği sırları da vardır. Akıl hayatın belki bir zerresine<br />
hükmedebilir. Ama kürresine asla.</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/48/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/48/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/48/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=48&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/melek-gibi-olan-gencleri-kendi-igrenc-ideolojileri-ugruna-yilan-yaptilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Akıl ve Temizlik</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-ve-temizlik/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-ve-temizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-ve-temizlik/</guid>
		<description><![CDATA[Sessizce dinlediler. Baktım ki, üçü de bir hayli düşünceye dalmışlar.
— Nereden başlayayım?
— Bilmem&#8230;
— Siz bilirsiniz.
— Ben bilirsem, aynı konuyu biraz daha açmak istiyorum. Batı ilerlemiş, biz geri kalmışız,
bunun sebebi de güya İslâm dini imiş. Emperyalizm&#8217;in bir taktiği vardır. Böl, parçala, yut.
İşte bizi de bölüp, parçalayıp, yutmak istiyorlar. Çünkü, büyük lokmayı yutmak zordur.
Fakat küçük lokmayı yutmak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=47&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sessizce dinlediler. Baktım ki, üçü de bir hayli düşünceye dalmışlar.<br />
— Nereden başlayayım?<br />
— Bilmem&#8230;<br />
— Siz bilirsiniz.<br />
— Ben bilirsem, aynı konuyu biraz daha açmak istiyorum. Batı ilerlemiş, biz geri kalmışız,<br />
bunun sebebi de güya İslâm dini imiş. Emperyalizm&#8217;in bir taktiği vardır. Böl, parçala, yut.<br />
İşte bizi de bölüp, parçalayıp, yutmak istiyorlar. Çünkü, büyük lokmayı yutmak zordur.<br />
Fakat küçük lokmayı yutmak kolaydır. Kardeşlerim, ne olur düşmanlarımıza inanmayalım,<br />
Rabbimiz&#8217;in gücüne gider. Peygamberimizin de öyle&#8230;<br />
<span id="more-47"></span><br />
Bugün Batı, hamamı tanımış ise bunu İslâm&#8217;a borçludur. Daha ikiyüz sene önce, Batı,<br />
yıkanmayı günah sayıyordu. Hatta Azize Elizabeth, bu zevkden (yıkanmaktan) öyle<br />
kaçınıyordu ki, kokmaya başlamıştı, etrafındakiler bu kokudan rahatsız oluyorlardı.<br />
Dayanamaz hale gelince onu yıkanmaya zorlamışlardı&#8230;<br />
(16) Mahkum Duygular-Emine Ö. Şenlikoğlu.<br />
Fakat bu teşebbüslerinde pek muvaffak olamazlar. Çünkü, kadın su ile temas eder etmez<br />
fırlayıp kaçar ve işlediği günahdan dolayı tövbe ve istiğfara başlar. (17) Hatta, bugün dahi<br />
taharetlenmeyen kafirler, nasıl olur da benim kardeşime sahip çıkabilirler? Bu durum,<br />
düşünülmeyecek kadar acı. Yüreğim parçalanıyor. İçlerinden biri:<br />
— Sizin kardeşiniz kim?<br />
— Siz&#8230; Sizler&#8230; Daha dün ortaokulda okurken, &#8220;Müslüman mısınız?&#8221; diye sorulunca<br />
&#8220;Elhamdülillah Müslümanım&#8221; diyordunuz. Ama maalesef bugün, Allah&#8217;ı (c.c) inkar edecek<br />
duruma geldiniz. Fare kedinin dişleri arasına girince bir daha tuzağa düşmemeye tövbe<br />
edermiş. O bir hayvandır, onda akıl olmadığı için o ancak dişlerin arasında uyanır. Ama biz<br />
öyle olmamalıyız. Biz, akılsız farenin tuzağa düştüğü gibi, tuzağa düşmemeliyiz. Bizi yoktan<br />
var edeni sevmeli, O&#8217;na secde etmeliyiz. İnsanların kanunlarına kul değil, Allah (c.c.)ın<br />
kanunlarına kul olmalıyız.<br />
Aklı her şeyde delil gösterip, &#8220;Aklın kabul etmediğine inanmayın&#8221; dediler. Akıl nedir ki?<br />
Nasıl olurda kendini anlayacak kapasitesi olmayan aklı, Allah&#8217;ı anlamakta, ahireti<br />
anlamakta önder gösterebilirler? Binlerce gencimizi, aklı silah olarak kullanmak kaydıyla<br />
dininden koparıp, anasından ayrılan yavru gibi yetim bırakıp gençliği çıldıracak duruma<br />
getirdiler&#8230;</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/47/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/47/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/47/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=47&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/akil-ve-temizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Su uyur Düşman uyumaz 2</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:35:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz-2/</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem, dedi, galiba sevmiyorum.
— Doğru söylüyorsunuz, eğer sevmiş olsaydınız orada. dinliyor olmanız gerekirdi. Eğer
bana darılmaz iseniz, size sormak istiyorum; bugün buraya niçin geldiniz?
— Davet ettiler biz de geldik, ne demişler, topluma uymak lazım, biz de topluma uyduk.
— Yoo&#8230; Bu sözler yanlış, hem de çok yanlış, topluma uyulmaz, inanca uyulur. Bir
Müslüman için ölçü: Topluma uymak değil, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=46&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bilmem, dedi, galiba sevmiyorum.<br />
— Doğru söylüyorsunuz, eğer sevmiş olsaydınız orada. dinliyor olmanız gerekirdi. Eğer<br />
bana darılmaz iseniz, size sormak istiyorum; bugün buraya niçin geldiniz?<br />
— Davet ettiler biz de geldik, ne demişler, topluma uymak lazım, biz de topluma uyduk.<br />
— Yoo&#8230; Bu sözler yanlış, hem de çok yanlış, topluma uyulmaz, inanca uyulur. Bir<br />
Müslüman için ölçü: Topluma uymak değil, İslâm ne diyorsa ona uymaktır. Sizin<br />
söylediğiniz bu sözlerle İslâm&#8217;ı bilmeyenler aldatılıyor. İşte bakınız, arkadaşlarınız ikinci<br />
sigaralarını yaktılar, hâlâ bir kelime dahi konuşmadılar. Acaba ben buraya geldim diye mi<br />
kızdılar? Sağımda oturanlardan dik bakışlı olanı:<br />
<span id="more-46"></span><br />
— Niçin kızalım?<br />
— Bilmemki, bir hoş geldiniz bile demediniz.<br />
— Biz, ev sahibi değiliz ki&#8230;<br />
— Ne önemi var? Benden önce gelmişsiniz ya&#8230; Sonra çok acaib bir şekilde bakıyorsunuz.<br />
Halbuki, ben bir karıncayı bile incitmek istemem&#8230; Bir gören olsa, babanızı öldürdüm<br />
zannedecek.<br />
— Fark etmez&#8230;<br />
— Nedir o fark etmeyen?..<br />
— Babamı öldürseniz de sizden aynı şekilde nefret<br />
ederdim.<br />
Esmer olanı atılarak:<br />
— Aysel saçmalama..<br />
— Saçmalamıyorum, doğruyu söylüyorum. Ben, bütün İslamcı yobazlardan nefret ederim.<br />
İçi barut fıçısı gibiydi genç kızın&#8230; Kazın açık konuşması çok hoşuma gitti, hiç olmazsa<br />
Mason taktiği yapmıyordu.<br />
— Seni tebrik ederim. Açık sözlü kimsenin şahsiyetini sevmesem bile, açık sözlülüğünden<br />
dolayı takdir ederim. Oldu olacak şunun sonunu getir bakalım. Neden İslâm&#8217;dan nefret<br />
ediyorsun? Ne yaptı sana İslam?&#8230;<br />
— Ne yapacak&#8230; Görmüyor musunuz, bizi ne kadar geri bıraktı? Avrupa aya giderken, biz<br />
hâlâ yaya gidiyoruz.<br />
— İslâmiyet&#8217;in ne suçu var bunda?<br />
— Onun için geri kaldık.<br />
— Biz İslâm&#8217;ın emrine göre mi yaşıyoruz? Yani biz İslâmiyet&#8217;in, Allah&#8217;ın emirlerini dinleyen<br />
bir ülke olduk da, İslâm; &#8220;Durun ilerlemeyin&#8221; emrini mi verdi? Biz de onu dinledik te sonra<br />
mı geri kaldık?<br />
— Biz, İslâm&#8217;ın, namaz, oruç, hac gibi ibadet emirlerini yaptık. Fakat ilimle ilgili ibadet<br />
emrini yapmadık. Zaten kafirler, bu yalanı söylerken bilmişler senin hemen inanacağını.<br />
İslâmiyeti araştırmadan, niçin onun hakkında kötü hükümler veriyorsunuz?<br />
— Nereden biliyorsunuz araştırmadığımı?<br />
— Konuşmanızdan belli oluyor. İslâm&#8217;ı terkedeli beri Batı&#8217;nın kölesi olduk. Siz de,<br />
terketmediğimiz için geri kaldık diyorsunuz. Neyi kaldı İslam&#8217;ın, sadece nüfus kağıtlarında<br />
İslâm yazıyor. Siz, onu da silip yerine başka din yazsanız ne fark eder ki&#8230; Zaten devlet<br />
olarak da öyle, güya İslâm ülkesi, Türkiye İslâm devletiymiş&#8230; Tamamen yanlış. Çünkü;<br />
İslâm ülkesi demek, anayasası Kur&#8217;an olan ülke demektir. Yani o ülkenin temel kanunları<br />
yalnız Allah&#8217;a (c.c) aittir. Allah&#8217;ın sözü geçer. Halbuki, Türkiye&#8217;de kanunları insanlar yapar,<br />
insanların sözü geçer. Hatta 1928 yılında İsmet İnönü ve yüzyirmi arkadaşının imzası ile<br />
meclise yapılan &#8216;tadil teklifi&#8217; kabul edilmiş ve anayasanın bazı maddeleri değiştirilmiştir.<br />
Böylece 1924 anayasasının ikinci maddesinden &#8220;Devletin resmi dini İslâm&#8217;dır&#8221; kaydı<br />
silinmiş ve 24. maddesinden meclisin vazifeleri arasında sayılan &#8220;Ahkâm-ı şeriyyenin<br />
tenfizi&#8221; ibaresi kaldırılmıştır.(5) Türkiye&#8217;nin, sadece şehir girişlerinde bol bol minareler<br />
var. Maalesef onların da içlerinde birkaç saf cemaat var. Bana şunu söyleyebilir misiniz,<br />
İslâm adına şu ana kadar yaptığınız ne var? Ya da şöyle diyelim, İslâm adına ne yaptınız?<br />
— Hiçbir şey yapmadım&#8230;<br />
— Türkiye&#8217;nin uyguladığı bir İslâmî emir söyleyebilir misiniz?<br />
— Bilmem ki&#8230; Ha&#8230; Cuma namazı var.<br />
— Kimler kılabiliyor cuma namazını? İş başında olan işçi kılabiliyor mu? Memur kılabiliyor<br />
mu?<br />
— Hani biraz önce, İslâm yüzünden geri kaldık diyordunuz. İslâm&#8217;ın hangi emrinden dolayı<br />
geri kaldığımızı söylemeyecek misiniz?<br />
(5) Din Eğitimi Ve Îmam-Hatip Okulları Davası &#8211; Ali Rıza Kırboğa, Shf. 274.<br />
— Bilmem, bildiğim bir şey varsa, o da İslâm dini insanı yobazlaştırıyor.<br />
— Kardeşim sen İslâm&#8217;ı biliyor musun?<br />
— Elbette biliyorum.<br />
— Nerde Öğrendin?<br />
— Okulda, öğretmenimiz öğretti&#8230;<br />
— Öğretmeniniz biliyor muydu?<br />
— Herhalde biliyordu, bilmese neyi öğretecek?<br />
— Kardeşim, Türkiye&#8217;de dini, İslâm&#8217;ı bilmeyen insanların anlattığı gibi zannediyorlar. Bir<br />
masal, bir cinayet anlatıp, İslâm budur deniliyor. Karşıdaki şahıs İslâm&#8217;ı bilmediğinden<br />
hemen inanıyor. Okulda öğretmenler, sadece namazda kılınacak dualardan birkaçını,<br />
belletirler bir de sadece 32 farzı madde madde öğretip teferruatına asla girmezler. Çünkü,<br />
32 farzın biri de, kitaplara inanmaktır. Yüz suhûf dört tane kitap vardır. Bunlardan yüz<br />
tanesi küçük suhûflar (yani sayfalar) halinde, dört tanesi büyük kitaplar halindedir.<br />
Bunlardan biri de Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dir. Öğretmen, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in içindekilerini anlatsa<br />
devlete, yani laikliğe karşı gelmiş olacaktır. Çünkü Kur&#8217;an&#8217;da din işleri ile devlet işleri<br />
birbirinden katiyyen ayrılmaz. Kim ayırırsa İslâm&#8217;dan çıkmış olduğunu bildirir. Kur&#8217;an-ı<br />
Kerim, bir hayat nizamıdır. Şimdi, öğretmenler bunları nasıl anlatacak? Katiyyen<br />
anlatamazlar, eğer anlatmaya kalkarlarsa öğretmenlikten atılmaları yetmiyormuş gibi<br />
mahkemeye çıkarılır, hapse atılırlar&#8230; Zaten öğretmenlerin çoğu bunu bilmez, bilenler de<br />
yasak olduğu için anlatmazlar. Öğretmeninizin size de anlatmadığı belli oluyor. Sahi sizin<br />
öğretmeniniz namaz kılıyor muydu?<br />
— Kılmıyordu, fakat çok temiz kalpliydi.<br />
— Temiz kalpli olsa, Allah&#8217;a (c.c.) rest çeker miydi? İslâmiyet&#8217;i bilse namazını geçirir miydi?<br />
— Yok kardeşim yok, İslâm oyuncak değildir. Öğretmeninin sana İslam&#8217;ı tam olarak<br />
anlattığını zannetme&#8230; İslâmiyet&#8217;ten bildiğini zannetiğin, imanın altı şartı ile İslâm&#8217;ın beş<br />
şartı. Ama inan bana onları da bilmiyorsundur.<br />
— Size öyle geliyor, bilmez olur muyum hiç.<br />
— O halde söyle bakalım imanın altı şartından birincisi olan Allah&#8217;a (c.c.) inanmak nasıl<br />
olur? Ve sen nasıl inanıyorsun?<br />
— Ben inanmıyorum ki?<br />
— Ha&#8230; Demek inanmıyorsun. Hani okulda dini öğrenmiştin? Allah&#8217;ı öğrenmeyenin dini<br />
öğrenmesi mümkün mü?<br />
Tartışmamız hızlanmaya başlamıştı ki, vaaz vermem için beni diğer odaya çağırdılar.<br />
Kızlara dönerek:<br />
— Neyse, çok güzel münazara ediyorduk, şimdi vaaz vereceğim. Konu da, &#8220;İslam nedir?&#8221;<br />
olacak. İsterseniz siz de dinleyin, dedim.</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/46/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/46/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/46/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=46&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Su uyur, düşman uyumaz.&#8221;</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz/</guid>
		<description><![CDATA[O kadar çok sorular var ki, anlatamam. Ben, ilk olarak liseli bir genç kızın sorularını ele
almak istiyorum. Vaaz vermek üzere bir mevlide davet edildim. Eve gittiğimde, içerde
gayet hareketli bir görünüm vardı. Boyalı yüzler, âdet olsun diye kapanan yarım
başörtüleri.. Beni başka bir odaya götürmelerini, orada vaaz için biraz hazırlanmam
gerektiğini söyledim. Salonun en sonunda bir odaya geçtim. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=45&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>O kadar çok sorular var ki, anlatamam. Ben, ilk olarak liseli bir genç kızın sorularını ele<br />
almak istiyorum. Vaaz vermek üzere bir mevlide davet edildim. Eve gittiğimde, içerde<br />
gayet hareketli bir görünüm vardı. Boyalı yüzler, âdet olsun diye kapanan yarım<br />
başörtüleri.. Beni başka bir odaya götürmelerini, orada vaaz için biraz hazırlanmam<br />
gerektiğini söyledim. Salonun en sonunda bir odaya geçtim. Odada üç genç kız, ellerinde<br />
sigara ayak ayak üstüne atmış oturuyorlardı. Beni gördükleri halde hiç istiflerini<br />
bozmadılar. Halbuki, İslâm ahlâkı, kapıdan giren büyük, küçük her insana, yer göstermeyi<br />
emreder. Bu kızlar, İslâm görgüsü (medeniyeti) diye bir şey bilmiyorlardı, onlara çok<br />
görmemek lazımdı. Yalnız suratları pek asılınca sordum:<br />
<span id="more-45"></span><br />
— Afedersiniz, sizi rahatsız ettim galiba&#8230;<br />
(4-a) Tevbe Suresi, Ayet: 11.<br />
Aslında gayem konuşmak için konu açmaktı. Esmer uzun boylusu:<br />
— Buyrun, ne demek?<br />
— Bilmem&#8230; Bana ilk bakışta bu duyguyu verdiniz de&#8230;<br />
— Size öyle gelmiştir. Biz insancıl davranır, bütün insanları da severiz.</p>
<p>Bu kelimeler bana hemen karşımdaki muhatabımın hangi lûgatçı zihniyetten olduğunu<br />
anlatmaya kafi gelmişti. Yine aynı genç kıza dönerek:<br />
— Hayret, nasıl bütün insanları sevebiliyorsunuz: Halbuki, insan fıtratında, bir diken<br />
ayağına batınca bütün dikenlerden çekinme duygusu vardır. Her insandan değil ama. Eğer<br />
ben, bir inanç uğruna bir kişiden zarar gördümse ve o zararı o kişinin inancı tasdikliyorsa,<br />
o kişiden de, o inançtan da nefret ederim. Siz böyle değilsiniz herhalde?<br />
— Hayır&#8230; Ben insanları olduğu gibi kabul ederim.<br />
— Bu bir kelime oyunu değil midir? Elbette her insan olduğu gibi kabul edilir, siz beş<br />
kiloyu altı kilo diye kabullenemezsiniz&#8230; Mecburen beş kilo olarak kabulleneceksiniz.</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/45/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/45/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/45/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=45&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/su-uyur-dusman-uyumaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nedenler, niçinler, nedendir bitmez</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez/</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez.
Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen
değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek
fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam
kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230;

İslâm&#8217;ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=43&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez.<br />
Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen<br />
değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek<br />
fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam<br />
kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230;</p>
<p><span id="more-43"></span><br />
İslâm&#8217;ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz gibi inen sorular. Cevabı veremeyen gencin<br />
param parça olan zihni ve sonra kocaman bir isyan: &#8220;BEN ARTIK İNANMIYORUM.&#8221; Sen,<br />
daha önceden de inanmıyordun, inandığını zannediyordun. İnanmak için, inandığın şeyi<br />
tanıman ve çok iyi bilmen lazımdı. Halbuki sen, futbolu, rezalet filmlerini çok iyi<br />
biliyordun. Moda, kumar,içki, kadın, kız, politika, falan artistin hayatı, filan şarkıcının<br />
hayatı derken, sevmen gerekeni sevemedin, tanıyamadın. Onun için de aklın kafirler lehine<br />
kiralandı. Sen, onlarla meşgulken, sana bir de soru tuzağı kurdular.<br />
&#8220;Niçin yaşıyoruz? Dünyaya bir kere geldik, niçin eğlenmeyelim? Niçin zenginler mutlu?<br />
Niçin?.. Niçin? vs.&#8221; Sen, senden çalındın.,Araştırmadın, çünkü çok meşguldün. Akşama<br />
çok güzel bir film vardı, yarın imtihanın vardı ona çalışacaktın, ertesi gün yaş günün vardı,<br />
daha öbür günü tiyatroya gidecektin, derken, geldi cumartesi, pazar. Bu günlerde de maç<br />
ve gezilerin vardı ve böylece hafta bitti. Sen ise sana sorulan soruların cevabını<br />
düşünemedin bile&#8230; Zaten işine de öyle geliyordu. Korkuyordun, &#8220;Ararsam, soruların<br />
cevabını bulurum, bulursam, inanırım, böylece de artık eğlenemem&#8221; diyordun.&#8221; Boşver<br />
aldırma, huzurum kaçmasın&#8221; diyerek kendi kendinden korkup, benliğinden<br />
uzaklaşıyordun.<br />
Ama yanıldın. İnanmayınca hepten mahvoldun. Yıkıldın, kişiliğini kaybettin, ruhun<br />
sıkılıyordu. Ruha da inanmıyordun ki, derdinin devası için uğraşasın. Sen bir robot<br />
olmuştun. Felsefe öğretmenin sana ne diyorsa, okuduğun materyalist kitaplar sana ne<br />
diyorsa, sen onlara inandın. Mutlu oldun mu? Hayır&#8230; Asla olmadın&#8230; Ve sen, kendi<br />
iradenle değil, başkalarının iradesiyle yaşıyordun. Halbuki, adım adım bir menzile doğru<br />
gidiyordun, o kadar meşguldün ki&#8230; Bu gidişin fark edilemeyecek duruma gelmişti. Seni<br />
yaratan Rabb&#8217;ine düşman olmuştun. Adım adım ona doğru gittiğini unuttun ve kokuşmuş<br />
bir et yığını haline geldin. İlk yıkılışın sana sorulan sorularla başladı. Soruya cevap<br />
veremeyince, sen de başladın başkalarına aynı soruları zincir yaparak sormaya.<br />
Sen&#8230; Köy ağası Hasan Efendi! Sen de çok meşguldün. Sanki senin de zamanın bitmişti. Bu<br />
akşam kahvehanede köylülerle toplantın vardı. Köyün merasından, otlaklarından,<br />
hududundan konuşacaktın&#8230;</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/43/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/43/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/43/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/43/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/43/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/43/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/43/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/43/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/43/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/43/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/43/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/43/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=43&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/30/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Görülmeyen şey yok mudur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Cinler]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?
CEVAP
Melek, cin ve şeytanı inkâr eden müslüman olamaz. Bunlar Kur�an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça yazılıdır.
Dünya, bir imtihan yeridir. Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=42&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sual: Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?<br />
CEVAP<br />
Melek, cin ve şeytanı inkâr eden müslüman olamaz. Bunlar Kur�an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça yazılıdır.</p>
<p>Dünya, bir imtihan yeridir. Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir imtihan gerekir. Allahü teâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, suç, günah işleyeceğini bilir. Fakat, henüz suç işlemeden cezalandırılsa, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak doğru değil) diyebilir. İşte bunun gibi sebeplerle, insanlar imtihan için dünyaya getirilmiştir. Söz dinleyenle, dinlemeyen, suç işleyenle işlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir.<br />
<span id="more-42"></span><br />
Mesela (domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu için değil, emri dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye de haram edilmiş olamaz mı?</p>
<p>Bu öyle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye itiraz edilemeyecektir.</p>
<p>Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin görülmemesi de bir imtihandır. Görüldükten sonra imtihanın ne önemi kalır? Çok çalışkan ve bilgili bir öğrenci ile çok tembel ve cahil bir öğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman çalışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması için [daha doğrusu inananla inanmayanın ayrılması için] bir imtihan gerekmez mi?</p>
<p>Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur. İnsanların duyuları, hayvanlarınkinden daha geridedir. Köpek çok kuvvetli koku alır. İnsan, bu kadar koku alamaz, gecenin zifiri karanlığında yarasa gibi hareket edemez. İnsan, ışık olmadan, karanlıkta göremediği halde, kedi görebiliyor. O halde göze değil, akla göre karar vermek gerekir.</p>
<p>Mıknatısın manyetik gücünü gözle göremiyoruz. Fakat demiri çekmesinden mıknatısta bir güç olduğunu anlıyoruz. Kumanda aleti ile, TV�yi açıp kapatıyoruz. Kumanda aletinde gözle görmediğimiz bir güç, bu işleri yapıyor. Uzaktan kumandalı bir aletle, otonun kapıları açılabiliyor. Fakat bu işi yapan gücü göremiyoruz. O halde, hisse değil, akla değer vermek gerekir. Lazer ışınları ile ameliyat yapılıyor, demir kesiliyor. Bu ışınları ve manyetik dalgaları gözle göremiyoruz. Göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir.</p>
<p>Bir teldeki elektrik akımını gözle göremiyoruz. Fakat yaptığı işlerden, içinde cereyan olduğunu anlıyoruz. Gözle görmediğimiz için cereyanı inkâr edemeyiz. Yer çekimini de gözle göremiyoruz. Fakat cisimlerin havaya değil de yere düşmesinden, yerde bir çekim kuvvetinin olduğunu anlıyoruz.</p>
<p>İnsanları ayakta tutup hareket etmesini sağladığı için ruhun varlığını anlıyoruz. Fakat gözle göremiyoruz. Hakkı bâtıldan ayıran insana akıllı diyoruz. Fakat aklı da göremiyoruz. Görülmediği halde, varlığı akılla anlaşılan çok şey vardır. Kimisi, bir şeye bakıp beğendiği zaman gözlerinden çıkan şualar, yani nazar, canlı cansız şeylerin bozulmasına sebep oluyor. Fen, belki bir gün, şuaları ve etkilerini daha iyi açıklayacaktır.</p>
<p>Kısacası, tekrar edelim, göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir. Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur.</p>
<p>Cin vardır<br />
Mutezilenin bir kısmı cinni inkâr ederken, bir kısmı, cinnin varlığını kabul eder; fakat cinnin insana zarar verdiğini inkâr eder. Nur-ül-İslam kitabında diyor ki: Cinlerin ilk babası Can�dır. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Canı da daha önce, zehirli, dumansız ateşten yarattık.) [Hicr 27]</p>
<p>Şeytanlar, iblisin zürriyetindendir. İblis de cin taifesindendir. Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(İblis cinlerdendi.) [Kehf 50]</p>
<p>Cin suresinin ilk âyetlerinde, cinlerden iman edenlerin de olduğu bildirilmektedir. (Nas) suresinde cinlerden insanlara zarar verenlerin bulunduğu, zararlarından Allah�a sığınılması bildirilmektedir. Bu bakımdan cinleri inkâr edip, onların insanlara zarar verdiğini inkâr eden kâfir olur. Süleyman aleyhisselamın cinlerden de düzenli askerleri olduğu Kur&#8217;an-ı kerimde bildirilmiştir. (Neml 17)</p>
<p>Cehennem, cin ve insanlarla doldurulacaktır. (Secde 13)</p>
<p>Cinler de insanlar gibi, Allah�ı tanımak ve Ona ibadet etmek için yaratılmıştır. (Zariyat 56)</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde cin ile ilgili daha birçok âyet-i kerime vardır. Hadis-i şerifte cinlerden korunmak için dualar bildirilmiştir. Göz ile görmediğini inkâr etmek, akla da, ilme de aykırıdır.</p>
<p>Aklın doğru karar verebilmesi için<br />
Akıl, göze değil, göz akla bağlıdır. Göz her şeyi göremez. Mesela tecrübeler neticesinde havanın içinde çeşitli gazlar bulunduğunu biliyoruz. Gözümüzle havayı ve içindeki gazları göremiyoruz. Göremediğimiz için, aklımızı göze tâbi kılarak (Hava ve gaz diye bir şey yoktur, olsaydı görürdük) demek aklı, tecrübeyi hiçe saymak olur.</p>
<p>Bugün fen yolu ile suyun oksijen ve hidrojen denilen 2 gazdan meydana geldiğini biliyoruz. Bu gazların biri yakıcı, diğeri de yanıcıdır. Suya bakınca ne oksijeni, ne de hidrojeni görmemiz mümkün olmaz. Hatta su renksiz olduğu için ağzına kadar dolu bir şişedeki suyu bile göremeyiz. Aklı göze tâbi kılarak (Şişede su, suda da gaz yoktur) diyebilir miyiz?</p>
<p>Aklın önemi, insanlığın şerefi, gözün görme kuvvetiyle ölçülseydi, kedinin insandan daha şerefli olması gerekirdi. Çünkü insan, ışık olmadan, karanlıkta göremezken kedi görebiliyor. O halde göze değil, akla göre karar vermek gerekir.</p>
<p>Bazı zehirli gazlar, renksiz ve kokusuz olduğu için görülemez ve varlığı anlaşılamaz. Tüpteki bir gazın çıkıp da odadaki insanları zehirlememesi için gaza koku katılır. Bu sayede bir odadaki gazı gözümüzle görmediğimiz halde, kokusundan dolayı anlarız.</p>
<p>İki biberin birinin tatlı, diğerinin acı olduğunu gözümüzle anlayamayız. Gözün vazifesi bu değildir. Göz, belli bir uzaklıktan sonraki ve belli bir büyüklükten daha küçük olan cisimleri göremez. Küçük mikroplar görülemediği gibi, çok uzaktaki koca bir insan da görülemez. Göremediğimiz için bunların yokluğu iddia edilemez.</p>
<p>Bazı gezegenlerin varlığından haberdar değiliz. Bugünkü fen, bunları anlayamadığı için başka gezegenlerin yokluğu iddia edilemez. Canlıları ayakta tutan ruhu da göremiyoruz, ama inkârı mümkün değildir.</p>
<p>Cinni inkâr etmek, Allahü teâlâyı inkâr etmektir. Bunun için aklı, fenni, göze tâbi kılmamalıdır! Aksine gözü, akla tâbi kılmalıdır! Akıl da tek başına hakkı bulamaz. Akıl göz gibi, İslamiyet de ışık gibidir. Yani aklın doğru karar verebilmesi için İslamiyet ışığına ihtiyacı vardır.</p>
<p>Kısacası, tekrar edelim, göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir. Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur.</p>
<p>İman nedir?<br />
İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. Tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba [görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her şeye] iman ederler) buyuruyor. (Bekara 3) Resulü de, (Dini [hükümleri, dinde bildirilenleri] aklı ile ölçenden daha zararlısı yoktur) buyurdu. (Taberani)</p>
<p>Nazara yani göz değmesine inanmayan bir kimse, (Bugün fen, gözle görülemeyen şuaların iş yaptığını açıklıyor. Mesela bir kumanda ile TV�yi, radyoyu veya arabamızı açıp kapatabiliyoruz. Bunun için gözlerden çıkan şuanın zarar verebileceğine artık inanıyorum) dese bunun kıymeti olmaz. Çünkü bu insan dine değil, kumandadan çıkan şuaya inanıyor. Yahut şua ile birlikte Peygambere inanıyor. Yani fen kabul ettiği için, şuaların etkisini gözü ile gördüğü için inanıyor ki bu iman olmaz. Dinde bildirilen her şeyi, fen ispat edemese de, fayda veya zararını gözü ile görmese de, yine inanmak lazımdır. Hakiki iman gayba inanmaktır yani görmeden inanmaktır. Gördükten sonra artık o iman olmaz. Gördüğünü itiraf etmek olur. Bekara suresinin 3. âyetinde, gayba inanmak, görmeden inanmak övülüyor. İmanın altı şartı da gayba inanmayı gerektirmektedir. Çünkü hiç birisini görmüş değiliz.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/42/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/42/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/42/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=42&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/gorulmeyen-sey-yok-mudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nazardan korunmak için ne yapmak gerekir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:27:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/</guid>
		<description><![CDATA[
Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.
1- Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] yedişer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadis-i şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=41&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><br />
</strong>Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.<br />
<strong>1-</strong> Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] yedişer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadis-i şerifte de, <strong>(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez)</strong> buyuruldu. (Deylemi)<br />
<strong><br />
<span id="more-41"></span><br />
2-</strong> Bir hadis-i şerifte, <strong>(Sabah akşam,</strong> [Besmele ile] <strong>3 defa �Bismillâhillezi lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi�ul alim� okuyan, büyü ve nazardan korunur) </strong>buyuruldu. (İ. Mace)<br />
<strong><br />
3-</strong> Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)<br />
<strong><br />
4- </strong>Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki:<br />
<strong>(Bu iki sure ile</strong> [belalardan, nazardan] <strong>korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.) </strong>[Ebu Davud]<br />
<strong><br />
5-</strong> <strong>(Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin)</strong> tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)<br />
<strong><br />
6- </strong>Peygamber efendimiz nazar için <strong>(Allahümme barik fihi ve la tedarruhü)</strong> okurdu. (İbni Sünni)<br />
<strong><br />
7-</strong> Nazarı değen kimse veya herkes, beğendiği bir şeyi görünce <strong>Mâşâallah</strong> demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez. Hadis-i şerifte, <strong>(Hoşa giden bir şeyi görünce, �Mâşâallah la kuvvete illa billah� denirse o şeye nazar değemez)</strong> buyurdu. (Beyheki, İbni Sünni)</p>
<p>Ukbe-tübni Amir radıyallahü anh anlatır:<br />
Resulullah efendimiz, <strong>(Kendisine Allah�ın nimet verdiği kimse, bu nimetin devamını isterse çok �La havle vela kuvvete illa billah� desin)</strong> buyurdu. Sonra �<strong>Bahçene girdiğin zaman mâşâallah la kuvvete illa billah demeliydin değil mi?�</strong> [mealindeki] Kehf suresinin 39. âyetini okudu. (Taberani)</p>
<p>Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok �Elhamdülillah� desin. Rızkı azalan da çok �İstiğfar� etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse �la havle vela kuvvete illa billah� desin.)</strong> [Beyheki, Hatib]<br />
<strong><br />
8-</strong> Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.</p>
<p>Abdest alıp, 7 istiğfar ve 11 salevat okuyup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okumalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defa okuduktan sonra, bir Fatiha okuyarak sevabı, Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buhari, Ahmed Rıfai ve imam-ı Rabbani hazretlerinin ruhuna hediye edilmelidir. Silsile-i aliyyeyi okuyup ruhlarına hediye edilmesi daha etkili olur. Âyât-i hırzı yanında taşıyan kimse, nazar değmesinden korunduğu gibi, sihirden, büyüden, cin ile ilgili hastalıklardan da korunur. Her ne muradı varsa hasıl olur.<br />
<strong><br />
9-</strong> İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı. Bir kadın, ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah, <strong>(Tarlaya hayvan kafası as)</strong> buyurur. Bakan kimse, önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. <strong>(Redd-ül Muhtar)</strong></p>
<p><strong>10-</strong> Tivele, temime ve efsun caiz değildir. Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir. Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir. Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir. Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir. Taviz ise caizdir. Hadis-i şerifte, <strong>(İlaçların en iyisi Kur�an-ı kerimdir)</strong> buyuruldu (İbni Mace)<br />
<strong><br />
11- </strong>İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile] (Bismillâhillezî lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî�ul alîm) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı. Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bismillâhillezî lâ yedurru me�asmihi şey�ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî�ul alîm) duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.)</strong> [İbni Mace]<br />
dinimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/41/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/41/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/41/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=41&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nazardan-korunmak-icin-ne-yapmak-gerekir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nelere nazar değer?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2006 18:25:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/</guid>
		<description><![CDATA[Nazar haktır                              Sual:

İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.
Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=39&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Nazar haktır</strong>                              <strong>Sual:</strong><br />
<strong><br />
</strong>İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin <strong>(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) </strong>mealindeki 51. âyeti inmiştir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Nazar haktır.)</strong> [Müslim]<br />
<strong>(Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) </strong>[İbni Adiy]<br />
<strong><br />
(İnsanların yarısı nazardan ölür.) </strong>[Taberani]<br />
<strong>(Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong>(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Dnimizislam</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/39/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/39/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/39/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=39&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/29/nelere-nazar-deger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/09/27/30/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/09/27/30/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Sep 2006 16:57:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/09/27/30/</guid>
		<description><![CDATA[powered by performancing firefox
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=30&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="poweredbyperformancing">powered by <a href="http://performancing.com/firefox">performancing firefox</a></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/30/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/30/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/30/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=30&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/09/27/30/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i Nasıl Ezberleyelim?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/kuran-i-kerimi-nasil-ezberleyelim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/kuran-i-kerimi-nasil-ezberleyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2006 18:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/08/24/kuran-i-kerimi-nasil-ezberleyelim/</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim’i, bazı sûre ve ayetleri, hatta duaları kolayca ezberlemek ve ezberlediğimizde de daha kalıcı olması için önerdiğimiz yöntemleri adım adım uygulayın.
1. Yüce Rabb’imizin sözlerini ezberlediğinizi düşünerek kalbî samimiyetinizi muhafaza edin.
2. Ezbere başlamadan önce abdest alın ve “Ya Rabbî! Bana ezberlemeyi ve öğrenmeyi kolaylaştır” deyip samimi kalple dua edin.
3. Mümkün olduğu kadar zihninizin saf ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=23&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Kur’an-ı Kerim’i, bazı sûre ve ayetleri, hatta duaları kolayca ezberlemek ve ezberlediğimizde de daha kalıcı olması için önerdiğimiz yöntemleri adım adım uygulayın.</p>
<p>1. Yüce Rabb’imizin sözlerini ezberlediğinizi düşünerek kalbî samimiyetinizi muhafaza edin.</p>
<p>2. Ezbere başlamadan önce abdest alın ve “Ya Rabbî! Bana ezberlemeyi ve öğrenmeyi kolaylaştır” deyip samimi kalple dua edin.</p>
<p>3. Mümkün olduğu kadar zihninizin saf ve duru olduğu anlarda ezber yapın. Bir de zihninizi boş ve lüzumsuz şeylerden arındırdıktan sonra ezbere başlayın. Dolu kap boşalmadan içine bir şey yerleştiremezsiniz. Zihnin saf ve duruluğu için günahlardan da uzak durulmaya çalışılmalıdır.</p>
<p>4. Ezberlerinizi genellikle sabahın erken vakitlerinde saf ve duru zihinle yapmaya çalışın. Eğer akşam uyumadan önce çalışıp ön hazırlık yaparsanız siz uykuda iken hafızanıza kaydedildiğini fark edersiniz.</p>
<p>5. Şunu da unutmayın ki siz Kur’an-ı Kerim’in başına oturduğunuzda, şeytan bütün gücüyle size vesvese verecek ve ne kadar işiniz, probleminiz varsa aklınıza getirecek, sizi Kur’an’dan alıkoymaya çalışacaktır. Bu bir oyundur, sakın tuzağa düşmeyin!</p>
<p>6. Kararlılık gösterin. Sizdeki bu kararlılığı görünce şeytan perişan olur.</p>
<p>7. Rabb’imizin bir hadis-i kudside “Kur’an’la meşgul olup da dua etmeye, bir şeyler istemeye fırsat dahi bulamayanlara, dua edip isteklerde bulunanlardan daha çok vereceğini” bildirdiğini unutmayınız.</p>
<p>8. Ezberlediğiniz bölümlerin yazı hattı hep aynı olsun. Çünkü gözlerinizle fotoğrafını çekmektesiniz. Hafızanıza aynı hatla kaydettiğinizde hatırlamanız daha da kolay olur.</p>
<p>9. Ezber yaptığınız mekan sade ve sessiz olsun. Sade bir mekanda gözlerinizi ve zihninizi meşgul edecek şeyler olmaz ve daha çabuk ezberinize yoğunlaşırsınız. Mümkünse ezberlerinizi hep aynı yerde yapın.</p>
<p>10. Ezber yaparken mutlaka hafif sesli okuyun. Sesli çalıştığınızda kulaklarınızdan da yardım alırsınız ve daha çabuk ezberlersiniz.</p>
<p>11. Harflerin mahreçlerini ve telaffuzlarını okuyuşunuzun düzgün olmasına dikkat edin. Çünkü yanlış ezberlediğinizde düzeltmek çok zor olur. Bunun için de hocanız ile çalışın. Hoca imkanınız yoksa ehil hocaların kaset ve CD’lerinden faydalanın.</p>
<p>12. Bir sayfayı veya sûreyi ezberlemeye başlamadan önce mahreç, telaffuz ve tecvidine dikkat ederek en az on defa yüzünden okuyun. Dinleme imkanınız varsa üç dört defa dinleyin.</p>
<p>13. Ezberleyeceğiniz bölümün mealini okuyun.</p>
<p>14. Ayetleri yüzüne okurken mümkünse sesinizi güzelleştirmeye çalışın.</p>
<p>15. Birinci ayeti ezberledikten sonra ezberinizden en az üç defa tekrar edin.</p>
<p>16. İkinci ayeti ezberleyin ve onu da üç defa tekrar edin. Sonra da her iki ayeti üç defa tekrar edin.</p>
<p>17. En sonunda da sayfayı ya da sureyi ezberden en az on defa tekrar ederek iyice pekiştirin. Bu pekiştirmeyi sakın ihmal etmeyin. “Demir tavında dövülür” atasözünü hatırlayın.</p>
<p>18. Ezberlediğiniz yerleri namazlarınızda okuyun.</p>
<p>19. Kendinizi toparlayıp ezbere yoğunlaşamıyorsanız iki rekat “hacet namazı” kılıp dua ediniz ve istiğfar okuyun.</p>
<p>20. Artık ezberlediniz… Sıra, ayetlerdeki kurtuluş mesajlarına kulak vermeye, üzerinde düşünmeye ve hayatınıza taşımaya gelmiştir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<i>Hazırlayan: Nazif Yılmaz (Kadıköy Anadolu İHL meslek dersleri öğretmeni, (Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi) Kur’an Komisyonu üyesi</i></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/23/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/23/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/23/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=23&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/kuran-i-kerimi-nasil-ezberleyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İctihad nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/ictihad-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/ictihad-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2006 18:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/08/24/ictihad-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP
İctihadın ıstılah (terim) anlamı, müctehid bir âlimin âyet ve hadislerden, manaları açıkça anlaşılmayanları, açıkça bildiren diğer hükümlere kıyas ederek, benzeterek, bunlardan yeni hükümler çıkarmaya uğraşması demektir. Mesela Kur�an-ı kerimde mealen, (Ana babaya, öf demeyin) buyuruldu. Burada dövmeyin, sövmeyin denilmemiş, bunların en hafifi bildirilmiştir. Müctehidler, dövmenin, sövmenin ve hakaret etmenin de haram olacağını ictihad etmişlerdir.
Yine Kur�an-ı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=20&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>CEVAP<br />
İctihadın ıstılah (terim) anlamı, müctehid bir âlimin âyet ve hadislerden, manaları açıkça anlaşılmayanları, açıkça bildiren diğer hükümlere kıyas ederek, benzeterek, bunlardan yeni hükümler çıkarmaya uğraşması demektir. Mesela Kur�an-ı kerimde mealen, (Ana babaya, öf demeyin) buyuruldu. Burada dövmeyin, sövmeyin denilmemiş, bunların en hafifi bildirilmiştir. Müctehidler, dövmenin, sövmenin ve hakaret etmenin de haram olacağını ictihad etmişlerdir.</p>
<p>Yine Kur�an-ı kerimde şarap içmek yasak edilmiş, başka içkiler bildirilmemiştir. Şarabın haram olmasının sebebi, sarhoş edip aklı giderdiği içindir. Bundan dolayı müctehidler, şarabın haram olmasındaki sebep, herhangi bir içkide bulunsa haramdır, diye ictihad etmişler. Sarhoş eden her şeyin haram olduğunu bildirmişlerdir.</p>
<p>Kur�an-ı kerimde, ictihad ediniz buyuruldu. Fatebiru âyet-i kerimesi, (Ey akıl sahipleri, akıl erdiremediğiniz meselelerde, onları bilen ve derinliklerine tam ermiş olanlara tâbi olunuz) demektir. (Menar şerhi)</p>
<p>O halde, ilimde ihtisası tam olan müctehidlerin, manaları açıkça anlaşılmayan âyet ve hadislerin içlerinde saklı bulunan ahkâmı ve meseleleri, ictihad ederek açığa çıkarması farzdır. İctihad makamına layık olabilmek için, birçok şartlar vardır. Bu yüksek vasıfları taşıyan kimseler, ancak asr-ı saadette, Sahabe-i kiramın zamanında, Tâbiin ve Tebe-i tâbiin devrinde bulunabiliyor, sohbet bereketi ile yetişiyordu. Zaman ilerleyip, fikirler bozulduktan, bid�atler çoğaldıktan sonra, böyle kıymetli kimselerin azaldığı, hicri dördüncü asırdan sonra, bu sıfatlara malik bir âlimin ortada kalmadığı, Mizan-ül-kübra, Redd-ül-muhtar ve Hadika�da yazılıdır.</p>
<p>İctihad makamına varmış bulunan yüksek kimseler, kendi ictihadlarına göre hareket etmek mecburiyetindedir. Başka müctehidlerin ictihadlarına tâbi olamazlar. Hatta Peygamberlerin zamanlarında da, sahabeden biri, kendi Peygamberinin ictihadına uymayan ictihadda bulunursa, kendi ictihadına göre hareket ederdi. Peygamberler de ictihad ederlerdi. Fakat ictihadlarında hata ederlerse, Allahü teâlâ, derhal Cebrail aleyhisselamı göndererek, hataları vahiy ile düzeltilirdi. Yani Peygamberlerin ictihadları hatalı kalmazdı. Mesela, Bedir gazasında alınan esirlere yapılacak şey için, Server-i âlem bazı Sahabe-i kiram ile birlikte bir türlü, Hz. Ömer ise, başka türlü ictihad etmişlerdi. Sonra, âyet-i kerime gelerek, Allahü teâlâ, Hz. Ömer�in ictihadının doğru olduğunu bildirdi. Bunun gibi Abese suresi de, bir ictihad hatasını düzeltmek için nazil olmuştu. Peygamber efendimizin vefatları sırasında, hokka ve kalem hakkındaki emirlerinin anlaşılmasında Hz. Ömer�in ictihadı da öyledir.</p>
<p>Eshab-ı kiramdan sonra meşhur dört imam ve bunların mezheplerine göre ictihad eden imam-ı Ebu Yusuf, imam-ı Nevevi, imam-ı Gazali hazretleri gibi yüksek âlimler yetişti. Asr-ı saadet uzaklaştıkça, hadis-i şerifleri nakil ve rivayet eden 12 silsilenin haber verme zincirinin halkaları arttı. Hadis-i şeriflerin hangi silsileden ve hangi kimselerden alınacağı, düşünülecek bir mesele oldu ve çok güç ve belki imkansız oldu. Bundan dolayı, dördüncü asırdan sonra, ictihad edebilecek bir âlim yetişemez oldu. Bütün Müslümanlar, bu dört imamdan birine tâbi olup, o imamın mezhebine uymaya mecbur oldu. (Eshab-ı kiram kitabı)</p>
<p>&lt;dinimiz islam&gt;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/20/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/20/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/20/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/20/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/20/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/20/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/20/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/20/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/20/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/20/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/20/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/20/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=20&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/ictihad-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar? Bu aleme geçen bir cin ne kadar kalabilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/cinler-bizim-alemimize-nasil-gecebiliyorlar-bu-aleme-gecen-bir-cin-ne-kadar-kalabilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/cinler-bizim-alemimize-nasil-gecebiliyorlar-bu-aleme-gecen-bir-cin-ne-kadar-kalabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2006 18:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/08/24/cinler-bizim-alemimize-nasil-gecebiliyorlar-bu-aleme-gecen-bir-cin-ne-kadar-kalabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Cinlerin metafizik alemden şehadet yani görünen, fiziki aleme geçişinde çeşitli sebepler vardır. Ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulur, ya iki alem arasında bir menfez, koridor meydana gelir ya da medyum özelliğine sahip bir kişi, bilerek veya bilmeyerek bünyesi gereği buna vesile olur. Yoksa hiçbir cin kendi aleminin hudutları dışına kendi iradesiyle çıkamaz. &#60;!&#8211;more&#8211;&#62;
Aynı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=19&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Cinlerin metafizik alemden şehadet yani görünen, fiziki aleme geçişinde çeşitli sebepler vardır. Ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulur, ya iki alem arasında bir menfez, koridor meydana gelir ya da medyum özelliğine sahip bir kişi, bilerek veya bilmeyerek bünyesi gereği buna vesile olur. Yoksa hiçbir cin kendi aleminin hudutları dışına kendi iradesiyle çıkamaz. &lt;!&#8211;more&#8211;&gt;</p>
<p>Aynı dünyada olmamıza rağmen boyut farklılığı bir hakikattir. Cinler, canları istediği zaman metafizik alemden, fizik aleme geçemezler.</p>
<p>Cinler, kendi alemlerinden, şehadet alemine geçtiği zaman, rasgele kişilere musallat olamıyor, herkese tesir edemiyor. Ancak, doğuştan medyumluk özelliği olan insanlarla muhatap olabilir veya bünyesinde bir menfez, bir açık, bir rahatsızlık bulunan kişilere musallat olurlar. Bu kişiler de genellikle içine kapanık, korkak, çekingen, psikolojik olarak dengesiz, şizofreni ve beyin yönünden bir rahatsızlığı olan kişilerdir.</p>
<p>Cinler kendi alemlerinden şehadet alemine devamlı kalmak üzere geçemez. Muhakkak belli bir zaman sonra geri dönmek zorundadır. Nasıl ki, komaya giren bir insanın belli bir zaman sonra uyandırılması gerekiyorsa, suya giren bir insan belli bir müddet sonra sudan çıkmak zorundaysa, cin de bir vakit sonra kendi alemine dönmek zorundadır. Tek imkanı vardır o da, ya medyumluk özelliğe sahip manyetik enerjili bir insan bulmak ve onunla muhatap olup enerjisinden istifade etmek, ya onun içine girip bir müddet vaziyeti idare etmek, ya zayıf ve hasta bünyelerden enerji hırsızlığı yapmak ya da herhangi bir sinek, böcek vs. hayvanın içine girip zaman kazanmaktır.</p>
<p>Asr-ı saadetten bir hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir. Hz. Ayşe validemiz sebebini sorunca: Sen cinlerden bir Müslüman katlettin. Bunun mahkemesi yapılacak, denildi. O da: ‘Ben nerede bir cin öldürdüm?’ dediğinde ona cevap verildi:<br />
Sen Kur&#8217;an-ı Kerim okurken, bizim Müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimiz de öldü. Bunun hesabı görülecek.</p>
<p>Hadisenin sonunda barış ve anlaşma yapıldı. Olay tatlıya bağlandı. Zaten rivayetlerden bize gelen, evde her hangi bir haşarat, muzır mahluk görürseniz yılan, çıyan, böcek vs. bunları hemen telef etmeyin. Zararları yoksa ilişmeyiniz, denilmiştir.</p>
<p>zafer dergisi</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/19/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/19/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=19&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/08/24/cinler-bizim-alemimize-nasil-gecebiliyorlar-bu-aleme-gecen-bir-cin-ne-kadar-kalabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazı kimseler, müstehcen konuşuyor. Ayıp şeyler söylüyor. İnsanların ayıplayacağı çirkin işler yapıyor. Müslüman olan kimse, böyle şeyler yapar mı?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/08/12/bazi-kimseler-mustehcen-konusuyor-ayip-seyler-soyluyor-insanlarin-ayiplayacagi-cirkin-isler-yapiyor-musluman-olan-kimse-boyle-seyler-yapar-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/08/12/bazi-kimseler-mustehcen-konusuyor-ayip-seyler-soyluyor-insanlarin-ayiplayacagi-cirkin-isler-yapiyor-musluman-olan-kimse-boyle-seyler-yapar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2006 00:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/08/12/bazi-kimseler-mustehcen-konusuyor-ayip-seyler-soyluyor-insanlarin-ayiplayacagi-cirkin-isler-yapiyor-musluman-olan-kimse-boyle-seyler-yapar-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hadika’da buyuruluyor ki:
Fuhuş, çirkin söz demektir. Haddi aşan her şeye fahiş denir. Buradaki manası çirkin olan işleri açık kelimelerle anlatmak, müstehcen konuşmak demektir. Cima için ve abdest bozmak için kullanılan kelimeleri söylemek böyledir. Bu kelimeleri söylemek fuhuştur. Çünkü bunları söylemek, mürüvvete ve diyanete uygun değildir, hayayı, utanmayı giderir ve başkalarını gücendirir. Cimayı, abdest bozmayı ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=18&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hadika’da buyuruluyor ki:<br />
Fuhuş, çirkin söz demektir. Haddi aşan her şeye fahiş denir. Buradaki manası çirkin olan işleri açık kelimelerle anlatmak, müstehcen konuşmak demektir. Cima için ve abdest bozmak için kullanılan kelimeleri söylemek böyledir. Bu kelimeleri söylemek fuhuştur. Çünkü bunları söylemek, mürüvvete ve diyanete uygun değildir, hayayı, utanmayı giderir ve başkalarını gücendirir. Cimayı, abdest bozmayı ve necaseti anlatmak gerektiği zaman, açık olarak söylememeli, kinaye olarak söylemelidir! Kinaye, bir şeyi, açık manaları başka olan kelimelerle anlatmaktır. Edepli olan, salih olan, fuhuş söylemeye mecbur olunca, kinaye olarak söyler. Mesela, Allahü teâlâ, Kur&#8217;an-ı kerimde, cima için lems [dokunmak] kelimesini söylemiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Fuhuş söyleyene Cennet haramdır.) [Ebu Nuaym]</p>
<p>Dinimizde hayanın, utanmanın yeri çok mühimdir. Hayası olan, Allahü teâlâdan utandığı için günah işlemekten çekinir. İnsanlardan utanmayan Allah’tan da utanmaz. Açıktan günah işleyen kimse, hem insanlardan, hem de Allah’tan çekinmediğini gösterir. (Allah’ın bildiğini kuldan ne saklıyayım) demek doğru değildir. Gizli işlediği bir günahı başkalarına açıklamak doğru değildir, hayasızlıktır.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haya ve az konuşmak imandan, fahiş söz ve çok söz nifaktandır.) [Tirmizi]</p>
<p>(Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyamette, o günahı herkesten saklar.) [Müslim]</p>
<p>(Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundurmalıdır!) [Müslim]</p>
<p>İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fasıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli, ibadet de gizlidir) denmiştir.</p>
<p>Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin aybı görülmez. Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmıyacağı şeylerden kaç!) buyurulmuştur.</p>
<p>Haya, imanın esasındandır<br />
Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayasızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir. Hayasız kimsenin küfre düşmesi kolay olur. Hadis-i şerifte, (Hayanın azlığı küfürdür) buyuruldu. (Hakim)</p>
<p>Hayasız kimse, zamanla küfre kadar gidebilir. Haya, imanın esasındandır.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haya, iffet, dile hakim olmak ve akıl imandandır. Cimrilik, fuhuş, çirkin sözlü olmak ise hayasızlıktan ve münafıklıktandır.) [Beyheki]</p>
<p>(Fahiş ve çirkin sözlerden şiddetle kaçının! ) [Nesai]<br />
(Mümin, ayıplamaz, lanet etmez, fahiş söz söylemez) [Tirmizi]</p>
<p>(Cennet, fahiş ve çirkin söz konuşana haramdır.) [İbni Ebiddünya]<br />
(Allahü teâlâ, fahiş ve çirkin söz söyleyeni sevmez.) [İbni Ebiddünya]</p>
<p>Görüldüğü gibi, hayanın iman ile, hayasızlığın da imansızlık ile alakası büyüktür. İnsanlardan utanan kimsenin, Allahü teâlâdan da utandığı anlaşılır. Çünkü hadis-i şerifte, (Allah’tan sakınan, insanlardan da sakınır) buyuruluyor. Hayasız olan mürüvvetsiz olur. İnsanları, böyle kimselerin zararından sakındırmak için onların gıybetini yapmak caizdir. Hadis-i şerifte, (Haya cilbabını [örtüsünü] üzerinden atanları gıybet etmek günah olmaz) buyuruldu. (Harâiti)</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/18/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/18/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/18/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=18&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/08/12/bazi-kimseler-mustehcen-konusuyor-ayip-seyler-soyluyor-insanlarin-ayiplayacagi-cirkin-isler-yapiyor-musluman-olan-kimse-boyle-seyler-yapar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Müslüman Kadın Neden Örtünür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/08/11/musluman-kadin-neden-ortunur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/08/11/musluman-kadin-neden-ortunur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2006 23:57:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Haremlik-Selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/08/11/musluman-kadin-neden-ortunur/</guid>
		<description><![CDATA[İslam dini insanın dünya ve ahiret hayatında mutlu olması için Allah tarafından gönderilen bir dindir.
Örtü bu dekor içinde çok önemli bir yer tutar. Bir Müslüman’ın örtünmesindeki ilk neden Allah’ın emretmesidir .
Allah’ın bütün emirlerinde insanın faydasına ve mutluluğuna yönelik sayısız hikmetler vardır. Kadının örtünmesiyle alakalı ilahi emrin bazı hikmetlerine işaret etmek istiyoruz.
&#60;!&#8211;more&#62;
1) Kadının toplum içinde iki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=17&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İslam dini insanın dünya ve ahiret hayatında mutlu olması için Allah tarafından gönderilen bir dindir.</p>
<p>Örtü bu dekor içinde çok önemli bir yer tutar. Bir Müslüman’ın örtünmesindeki ilk neden Allah’ın emretmesidir .</p>
<p>Allah’ın bütün emirlerinde insanın faydasına ve mutluluğuna yönelik sayısız hikmetler vardır. Kadının örtünmesiyle alakalı ilahi emrin bazı hikmetlerine işaret etmek istiyoruz.</p>
<p>&lt;!&#8211;more&gt;</p>
<p>1) Kadının toplum içinde iki türlü değeri olabilir. Birisi dişiliği ile kazandığı değer, diğeri kişiliği ile kazandığı değer. İslam dini insanların kişilikleri ile değer kazanmasını istiyor. Bu noktada örtü kadının dişiliğini perdeleyerek, toplum içinde kişiliği ile değer kazanmasının önünü açıyor.</p>
<p>Dişilikle, fiziki görünüm ve güzellikle kazanılan değer, kalıcı bir değer değildir. İslam dini kadının bu yanı ile toplumda değer kazanmasını istemediği gibi, kadına toplumda bu yanıyla değer verilmesini istemez.</p>
<p>Hiçbir kadın mevsimlik, kısa dönemli sevilmek istemez. Hayatın bütün zamanlarında sevilmenin yolu, kişiliğe yapılacak yatırımdan geçer.</p>
<p>İslam dini kişiliğe yapılacak yatırımı teşvik için, dişiliğin üzerini örtüyor.</p>
<p>İslam dini bu yaklaşımıyla, insanların üzerindeki elbiseye ve vücut hatlarının çekiciliğine göre değer kazandıkları bir toplum modelini istemiyor. Aksine insanların insan oldukları için, ahlakî ve insanî yanları ile değer kazandıkları bir toplum modeli istiyor.</p>
<p>Böyle bir modelin oluşmasında örtü dişiliğin kişilik önüne geçmesini engelliyor. İnsanların içinde yaşadıkları toplumlarda hem yakın çevresine hem de uzak çevresine karşı kişilikleri ile değer kazanmasını teşvik ediyor.</p>
<p>2) İslam dini ahlakî, insanî ve vicdanî yönleri ile öne çıkan, Allah’ı seven, Allah tarafından sevilen bir toplum inşa etmek istiyor. Böyle bir toplumun inşasında aile kurumu çok önemli bir yer tutuyor.</p>
<p>Kadının erkeğe göre daha çekici yaratılması, aile kurumunun daha sağlam temeller üzerine oturtulması gibi bir gayeyi de hedefliyor.</p>
<p>İslam dini kadının fiziki güzelliğini toplumun bir şekilde istifadesine açmasını istemiyor. Aksine kadının güzelliğini sadece evinde erkeğinin istifadesine açmasını, onun dışındaki alanlarda örtünmekle başkalarının istifadesine engel olmasını istiyor.</p>
<p>İslam dini örtüyü emretmekle kadının dışa doğru çekiciliğini en aza indirirken, içe doğru yani aile içinde çekiciliğini maksimuma çıkarıyor. Böylece örtüyü aile bağlarını güçlendiren bir unsur haline getiriyor.</p>
<p>3) Kadının güzelliğini sadece evlendiği erkeğe açması, diğer erkeklere kapatması, bir aileyi bir birine bağlayan, sadakat ve güven gibi bağları geliştiriyor. Kıskançlık en aza iniyor. Eşlerin birbirini aldatmasına kadar gidebilecek kapılar daha baştan kapatılıyor.</p>
<p>Böylece çabuk dağılan kısa ömürlü aile modelleri yerine, dağılma sebepleri en aza indirgenen uzun ömürlü aile modelleri ortaya çıkıyor.</p>
<p>4) Örtünmek fıtridir. Dinler örtünmeyi emretmese bile, hayatın kanunları örtünmeyi bütün insanlara emrediyor. Bu şekilde örtünme iklim ve coğrafi şartlara göre farklılık gösterse bile bütün insanlar hayat boyu bir şekilde örtünüyor.</p>
<p>Örtü ikinci derimizdir. Onsuz bir insan düşünülemez. İnsanlar arasında örtünmenin tartışılan boyutu örtünelim mi, örtünmeyelim mi değildir, insanlar nerede ne oranda örtünmek gerektiğini tartışır.</p>
<p>Ahlak anlayışı, kültürel yapı, insanın yaşı, aldığı eğitim, fiziki görünüşü ve inandığı din tartışmanın belirleyici unsurlarıdır.</p>
<p>Bir Müslüman’ın hayatında bu konudaki birinci derece belirleyici unsur; İslam dinidir.</p>
<p>İslam dinine göre bir Müslüman’ın inanmasının sonucu olarak düşünce dünyası şöyle şekillenir.</p>
<p>Allah insanı ve ihtiyacı olan her şeyi yaratandır. Yaratmada gözün yerine, burnun yerini, kalbin şeklini, damarların uzunluğu, güneşin yakınlık ve uzaklığını belirleyen, yağmurun oranını, dünyanın dönüş hızını ve daha etrafımızdaki sayısız evren parçasının vazifesini belirleyen Allah’tır.</p>
<p>Allah’ın belirleyici ve kanun koyucu olduğu bu sahalar, hiçbir insan ve bilim tarafından tartışılmaz, aksine “ne mükemmel yaratılmış” denerek taktir edilir.</p>
<p>Bunun sonucu olarak bir Müslüman bütün evren üzerinde mükemmel bir şekilde kanun koyucu ve belirleyici olan Allah’a hayatı üzerinde öncelikli belirleyici ve kanun koyucu olarak kabul eder.</p>
<p>Allah’a nasıl ibadet edeceğini kendi belirlemediği gibi, nasıl örtüneceğini de kendi belirlemez.</p>
<p>Harika bir şekilde yaratılan bedenini, harika bir deriyle örten Allah’ı, derisinin üzerini örtmede birinci derece belirleyici kabul eder.</p>
<p>İnsanlar bugün yaşadığımız dünyada örtünürken değişik etkiler altında kalıyorlar, kimi beğendiği bir insan gibi giyiniyor, kimi içinde yaşadığı toplum normlarını dikkate alıyor, kimi de nasıl istiyorsa öyle tercih ediyor.</p>
<p>Günümüz demokratik toplumlarında örtünme ferdin tamamen kendi tercidir. Başkalarından bu tercihlere saygı duymaları beklenir.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında Müslüman bir bayanında örtünmede tercih ettiği şekil ve model, Allah’ın tercihleridir.</p>
<p>Sonuç: Örtünmek hayatın bir realitesidir. Kimse insanlar hiçbir zaman örtünmesin diye bir iddiada bulunmaz. Tartışılan kimin ne kadar örtüneceğidir. Bu noktada Müslüman bir bayan tercihleri üzerinde İslam dinini birinci derece belirleyici yapmıştır. Bu tercihe saygı duyulması gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/17/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/17/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=17&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/08/11/musluman-kadin-neden-ortunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Müslüman ülkeler neder geri kaldılar?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/musluman-ulkeler-neder-geri-kaldilar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/musluman-ulkeler-neder-geri-kaldilar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2006 19:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Satanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonistler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalistler]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Şeriat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/musluman-ulkeler-neder-geri-kaldilar/</guid>
		<description><![CDATA[  1-Batı devletlerinin ilerlemelerinin temelinde sömürü,kan,vahşet vardır:Afrika&#8217;yı sömürüp,yeraltı ve yer üstü zenginliklerini yağmalayan  batılı emperyalistler, afrikalı zencileri amerika&#8217;da köle diye satarlar.Amerika&#8217;yı işgal eden ingiltere,fransa,ispanya &#8230;gibi  emperyalist devletler oradaki &#8221; aztek-maya-inka&#8221; medeniyetlerini yok edip, katliamlar yaparak altınlarını ele geçirip ,yer üstü zenginliklerini de batıya taşırlar &#8230;!
Şu an kovboy deyince  cesur ve atılgan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=13&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>  1-Batı devletlerinin ilerlemelerinin temelinde sömürü,kan,vahşet vardır:Afrika&#8217;yı sömürüp,yeraltı ve yer üstü zenginliklerini yağmalayan  batılı emperyalistler, afrikalı zencileri amerika&#8217;da köle diye satarlar.Amerika&#8217;yı işgal eden ingiltere,fransa,ispanya &#8230;gibi  emperyalist devletler oradaki &#8221; aztek-maya-inka&#8221; medeniyetlerini yok edip, katliamlar yaparak altınlarını ele geçirip ,yer üstü zenginliklerini de batıya taşırlar &#8230;!</b></p>
<p>Şu an kovboy deyince  cesur ve atılgan insanlar , kızılderili denince kafaderisi soyan yabani insanlar akla gelir &#8230;Halbuki o kızılderililer ülkelerini savunan vatansever insanlar topluluğu idi ama medya-sinema  insanların beynini  yıkayarak olayları tam tersine bizlere belletmişlerdir .İngiltere Hindistanı işgal edip  yaklaşık iki yüz yıl sömürürken ,İngiltere&#8217;deki halı fabrikaları halı satabilsin diye hindistan&#8217;da el emeği halı yapan tam 50.000 hintlinin ellerinin kesilmesine izin verirler ingiliz hükümeti&#8230;Hindistanlılar bisiklete binen bir ingiliz kıza gülüp alay ettikleri için ingiliz silahlı kuvvetleri tarafından silahlı yaylıma ateşine tutulurlar ve onlarca kişi sadece bir alay gülüşünün sonunda canlarından olurar&#8230;Batılılar Çin&#8217;i  yönetim altında tutabilmek için yüzbinler-milyonların esrarkeş-eroinman olmalarına göz yumar  hatta desteklerler&#8230;Evet batı ileri ama temeli kan-vahşet ve gözyaşı ile örülü!<span id="more-13"></span></p>
<p>       2-Batılılar Rönesans&#8217;ın  temellerini İslam ülkelerinden aldıkları  bilgi , ilim sayesinde atmışlar ve bu sayede hamle yapabilmişlerdir&#8230;Orta çağ denen dönemde batı karanlık ve zulüm içinde yüzerken İslam  ülkeleri ilim-fen-matematikte batıya liderlik yapıyor , batılı öğrenciler  Arap ülkelerine ve Endülüs&#8217;e  ilim tahsiline  geliyorlardı&#8230;Evet bir zamanlar İslam ülkeleri ileri batı ülkeleri geri idi çünkü  Müslümanlar ;İslam ile iç içe idi ve İslam hayata aktarılmış idi , Kısaca ;</p>
<p>       3-İlk emri &#8221; OKU &#8221; olan,8 yıllık eğitimi değil ; &#8221; Beşikten mezara dek ilim öğrenmeyi &#8221; tavsiye eden, O zamanın uzak ülkelerinden olan Çin hedef gösterilip , &#8221; İlim Çin&#8217;de bile olsa onu alın &#8221; buyurulan, &#8220;ilim Öğrenmek kadın -erkeğe farzdır&#8221; diye  emredilen , Kutsal Kitabında (Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de) &#8220;Hiç düşünmez misiniz ?&#8221; , &#8220;Akılınızı hiç kullanmaz mısınız ?&#8221;  , &#8221; Ne de az düşünürsünüz !&#8221; gibi yönlendirici ayetleri bünyesinde bulunduran MÜSLÜMANLAR  GÜNÜMÜZDE NE YAZIK  KI İSLAM&#8217;DAN UZAKLAŞIP ,ADLARI İLE MÜSLÜMAN , YAŞAYIŞLARI İLE HIRİSTİYAN OLDUKLARI İÇİN İLİM-TEKNOLOJİ-KÜLTÜRDEKİ ÖNDERLİKLERİNİ KAYBETMİŞLER VE ÇAĞIN İLERİSİNDE BULUNAN KUR&#8217;AN&#8217;IN GERİSİNDE BULUNAN BATILI ÜLKELERİNDE GERİSİNDE KALMIŞLARDIR ! OKU EMRİ BİZDE OKUYAN BATILILAR , İÇKİ ONLARIN KİTABINDA SERBEST BİZİM DİNİMİZDE YASAK,İÇKİ TÜKETİMİNDE DÜNYA 3.SÜ ÜLKEYİZ !</p>
<p>        İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy&#8217;un Hıristiyanları ve Müslüman  kıyaslayan bir mısrası ile konumuzu bitirelim :</p>
<p>          ( Hıristiyanların için  )  &#8221; İşleri dinimiz gibi , işlerimiz dinleri gibi &#8220;</p>
<p>      AYRICA LÜTFEN &#8221; GÜNÜMÜZDE  MÜSLÜMANLAR &#8221; DOSYAMIZI , ÖZELLİKLE İBRETLİK GAZETE HABERLERİ, II. CAHİLİYE DÖNEMİ  SAYFALARIMIZI  VE &#8221; KUR&#8217;AN VE BİLİM &#8221; DOSYALARIMIZI TIKLAYINIZ</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/13/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/13/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=13&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/musluman-ulkeler-neder-geri-kaldilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsan kaderin mahkumu mudur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/kaza-ve-kader/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/kaza-ve-kader/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2006 19:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ateist]]></category>
		<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza ve kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Satanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Şeriat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/kaza-ve-kader/</guid>
		<description><![CDATA[Kader, Allah-ü Teala’nın olacak olan bütün her şeyi önceden bilmesi kaza da bu bilinenin vakti ve zamanı gelince vuku bulması, olmasıdır.
     İnsan kaderin mahkumu mudur? İnsan sadece Allah’ın yazdıklarını yapabilen bir figüran, bir oyuncu mudur? İnsan yaptığı işlerden ne ölçüde sorumludur?
   Yapılacak işlerde karar verme yetkisi insana aittir. İnsan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=12&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><b>Kader, Allah-ü Teala’nın olacak olan bütün her şeyi önceden bilmesi kaza da bu bilinenin vakti ve zamanı gelince vuku bulması, olmasıdır.</b></p>
<p><b>     İnsan kaderin mahkumu mudur? İnsan sadece Allah’ın yazdıklarını yapabilen bir figüran, bir oyuncu mudur? İnsan yaptığı işlerden ne ölçüde sorumludur?</b></p>
<p>   Yapılacak işlerde karar verme yetkisi insana aittir. İnsan kendi hür iradesi ile adam öldürme, öldürmeme içki içme içmeme&#8230;işlerine karar verir. İnsan düşünür, karar verir ve yapar. Allah-u Teala hiç birine müdahale etmez. Her şeyi insan kendisi yapar . Sonuçta da iyilik yaparsa cennete kötülük yaparsa cehenneme gider. Allah-u Teala işi yapan insana müdahale etmez sadece iyilik yap diye teşvik eder. Kötü işleri (içki, kumar, zina&#8230;) yasaklar ve yapmamamızı ister. Ama karar verme yetkisi insana aittir ki verdiği karara göre ya cennete ya da cehenneme kendisi gidecektir. Allah kulunun yapacağı olaya müdahale etmez. Sadece ne karar vereceğini önceden bilir. Ama bilmesi insanın fiilini, eylemini etkilemez. Çünkü insan Allah’ın kaderine ne yazdığını (yani ilerde kendi hür iradesi ile ne yapacağını ) bilememektedir.ÖZET :İNSANLAR  ALLAH&#8217;IN   YAZDIĞINI YAPMIYOR , ALLAH  İNSANLARIN NE YAPACAĞINI ÖNCEDEN BİLİYOR. Kullarının önceden ne yapacağını bilemeyen bir tanrı “Allah” olamazdı. Buradaki tek soru insanın ne karar vereceğine müdahale etmeyen Allah’ın olayı olmadan önce bilmesidir.<span id="more-12"></span></p>
<p>      Zaman, önce, sonra, olayın anı&#8230; bütün bunlar insanlar için söz konusudur. Yani zaman insan için söz konusudur. Allah için söz konusu değildir. İnsanı yarattığı gibi zamanı da Allah yaratmıştır. Allah yarattığına mahkum olamaz, onunla sınırlandırılamaz. Allah bütün zamanı ve zamanları görür. Tıpkı bizlerin sınıflarımızda bulunan tarih çağları şeritlerimizde 1453’te İstanbul’un fethedildiğini 1783’te Fransız İhtilalini gördüğümüz gibi. İşte Allah-u Teala da yarattığı  zamandaki olayları görür, bilir ve yazar. Kim bilir belki de Allah-u Teala’nın katında kıyamet çoktan kopmuştur. Fakat biz insanlar hür irademizle bağımsızca işlerimizi yapıp ömrümüzü tamamlamaktayız.</p>
<p><b>           Önceden bilmek olayı etkiler mi?</b></p>
<p>     Bilim adamları güneşin tutulacağı zamanı önceden hesaplayabilmektedirler. Yani bilim adamları önceden güneşin tutulacağı zamanı bulup bunu takvimlere, kitaplara yazmaktadırlar. Ama güneş tutulduğu zaman bilim adamları bunu yazdığı için tutulmamaktadır. Şartlar nedenler oluşmuş ve vakti gelince güneş tutulmuştur. Bilim adamları sadece bu şartları nedenleri önceden bilip güneş tutulma zamanını hesaplamaktadır. İnsanlar bazı olayları önceden bilmektedirler. Ve bu bilmeleri olayı etkilememektedir. İnsanlar bile bildiğine göre insanları yaratan Allah her şeyi önceden görür, bilir, işitir ve yazar.</p>
<p>    İnsan olaylara yüksekten baktıkça daha uzağı görebilir. Bir apartmandan ayrılan bir insan düşünelim. Onu yolcu eden kişi misafirinin az ötede önüne çıkacak katilini göremez. Ama aynı apartmanın damındaki bir insan ise o katili görebilir. Yüksekten helikopterle geçen bir insan ise o katili yakalayabilecek polisi görebilir. Yani olaylara yukardan baktıkça olayların sonrasını görme ihtimali de artar. O halde büyüklerin en büyüğü olan olaylara en yüksekten (ve aynı zamanda en yakından) gören Allah’u Teala elbette zamandan kayıtsız olarak her şeyi olmadan önce bilir, görülmeyeni görür ve okunmayan bir yazı ile (alın yazısı) yazar. Zaten görülmeyeni olacak olanı bilmese bu bir eksiklik olur ki Allah’u teala için bu söz konusu değildir.</p>
<p><b>        Hayır ve şer (iyilik ve kötülük) Allah&#8217;tansa insanın suçu nedir?</b></p>
<p>     Allah’u Teala insana iyilik ve kötülük yapma yeteneği vermiştir. Sonra kuldan iyilik yapıp cennetine girmesini istemiştir. Allah kuluna akıl irade vermiş ve yaptığı işin sonucundan kendisini mesul tutmuştur. Kısaca iyiliği ve kötülüğü yapan insandır. Allah o iyi veya kötü işi yapan kişiye o işi yapabilme gücü verir. Fakat bu gücü verme işi insanın iradesine, isteğine göredir. Yani insan neyi isterse (iyilik veya kötülük) Allah onu yaratır kı sonucundan da insan kendisi mesul olabilsin, kendi iradesinin sonucuna katlanabilsin . Allah iyi ve kötülüğü gösterir sonuçlarını (cennet, cehennem) söyler iradeyi insana bırakır. İsteyen cennete isteyen cehenneme gider. Allah’u teala hep iyiliğimizi ister. Mesela bir yol düşünelim yolun iki tarafında beyaz ve kırmızı ışık veren sınır taşları vardır. Elimizde trafik rehberi önümüzde kılavuz olan bir trafik polisi vardır. Ayrıca Allah insana akıl da vermiştir. Şimdi polis yolu gösteriyor, trafik rehberi yol hakkında bilgi veriyor sınır taşları yolun sınırlarını çiziyor akıl da doğru yol bulabiliyorken bir kişi bu yolda kaza yapsa, yoldan çıksa uçuruma düşse suç kimde olur? Şoförde mi, kılavuz (polis) da mı, rehber de mi, sınır çizgisi taşlarında mı?</p>
<p>      Aynı şekilde Allah insana sınır çizmiştir. Bu taşlar ayet ve hadislerdir. Trafik polisi peygamberdir. Trafik rehberi kitabımız Kuran’dır. Aklı da Allah vermiştir hala daha insan uçuruma, cehennem çukuruna düşerse suç insanda olmaz da kimde olur?</p>
<p>  Şura suresi ayet 30: &#8221; Sizin başınıza gelen kötülükler ancak elinizle kazandıklarınızın, yaptıklarınızın sonucudur. &#8220;</p>
<p>     Bir musibetle mi karşılaştık o bizim kendi elimizle yaptığımız kötülüklerin doğal sonucudur. Başka suçlu aramak sorumluluktan kaçmaktır. Mesela bizler kendi elimizle (parfümle, egzozla&#8230;) ozon tabakasını deliyor sonuçta güneşin zararlı ışınlarına maruz kalıyoruz.</p>
<p>    Allah bizim peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’den sonra helak etme cezasını kıyamete dek kaldırmıştır. (Enfal suresi 32. Ayet) yani çok kötü, pis, ahlaksız, katil bir toplum var. Allah’u Teala onları niçin helak etmiyor? Sorusunun cevabı yukarıdaki ayettir. ALLAH   TOPLU  HELAK  CEZASINI  KALDIRMIŞTIR FAKAT KISMİ UYARI CEZALARI VEREBİLMEKTEDİR&#8230;</p>
<p><b>          Doğal afetler bir musibet midir?</b></p>
<p>     Allah bizlerden düşünmemizi, tevekkül etmemizi (tüm tedbirlerimizi alıp, işin gücümüzü aşan ksmını dua ile Allah’a havale etmemizi) istiyor.</p>
<p>    İnsan deprem bölgesinde ev yapıyorsa tedbirini almalı, depreme dayanıklı evler yapmalı, ırmak kenarında ev yapıyorsa sellere karşı tedbirlerini almalıdır. Yoksa hiç bir tedbir almadan deprem, sele maruz kalırsa sonuç bir musibet değil katliam olur. Ama kişi tedbirini alır, her önlemini yerine getirir sonrada doğal afetle can-mal kaybına uğrarsa işte imtihan ve tevekkül burada başlar. İmtihan olan musibetler yani tedbiri aldıktan sonra bir bela başımıza gelirse buna nasıl bakmalıyız.<br /><b><br />    Ayrıca Kur’an bizlere kul hakkının yenildiği, adaletin olmadığı, zulmün hakim olduğu yerlere bela ve musibetlerin hakim olacağını bildirir.</b></p>
<p>    Her musibet, bela müminler için hayırlıdır. Bizler görüş açımızın sınırlı olması ve geleceği bilemememizden dolayı başımıza gelen kötülüğü her boyutuyla tam idrak edemememiz nedeniyle olayların hayır boyutunu görememekteyiz. Mesela yolda koşarken ayağımız taşa takılsa ve düşsek kızarız, bağırırız. Halbuki düşmeyip hızla koşmaya devam etseydik köşeyi dönünce karşımıza çıkacak hızla gelen arabayı göremeyip bize çarpmasına engel olamayacaktık. Ama o düşme bizi ölümden korumuş olmaktadır, dizimizin ağrıması pahasına. </p>
<p>   Kangren olmuş el kesilir bu kötü bir olaydır. Ama o kötü görülen olay yapılmasa bu kez kangren bütün vücudumuza yayılacak ve ölmemize sebep olacaktır. Şimdi hastanın doktora “acemi adam elimi niye kestin !” diye sorması doğru olur mu? Asıl kötülük o eli kangren yapmayacak şekilde korumamaktır: (şura :30). Her kötülüğün sebebi yine insanın kendisidir. Hatta Kur’an da bazı insanların kalplerinin mühürlendiği bizlere bildirilir. Yine Kur’an bu kişilerin kendi kötü fiillerinin sonucunda kalplerinin mühürlendiğini bizlere haber verir.</p>
<p><b>     Peki neden fakirlik, sakatlık, kör, topal insanlar var?</b></p>
<p>      Öncelikle çöpçü, temizlik işçisi&#8230; gibi mesleklere ihtiyaç olduğunu belirtelim. Eğer onlar olmazsa idi ortalık pislikten geçilmezdi. Önemli olan meslekler arasında uyum olması, ahengin sağlanmasıdır&#8230;.</p>
<p><b>                       Neden kör, âmâ insanlar vardır? </b></p>
<p>    İnsanlar ibret alsın görüp düşünsün, şükretsin ve kendilerinin aynı hallerle imtihan edilmedikleri için Allah’a hamt ve dua etsinler diye.</p>
<p>  Bu durumda olanlar ise imtihan oldukları bilinciyle sabredip isyan etmediklerinden dolayı kıyamet günü cenneti kazanabilmeleri için .</p>
<p>      İslam musibete uğramayan, zengin insanları şükre davet eder. Fakir belaya düçar olanları fakirlikten,   musibetten kurtulmak için tüm çabanla gayret ettikten sonra hala gidişatı düzeltememişse imtihan bilinciyle hareket edip sabretmeye davet eder. Şükretmeyen zengin, sabretmeyen fakir imtihanı kaybetmiştir.</p>
<p><b>       Dünyada kötülükler neden oluyor?</b></p>
<p>     Kötülük iyiliğin olmamasından dolayı meydana gelir. İyiliğin olmadığı yerde kötülük vardır. İyiliğin yokluğu kötülüğü doğurur. Ayrıca genelde dünyaya iyilik hakimdir. Kötülük olsa bile bu iyiliğin değerinin bilinmesi için gereklidir. Ayrıca bazı kötülükler hayra vesile olurlar. Açlık tokluğun kıymetini hastalık sağlığın değerini&#8230; insana kavratır. Ayrıca ağaçtan düştük diye bütün ağaçlar, suda boğulan var diye her gördüğümüz su&#8230; kötü kabul edilemez. Bunlar istisnadır. Bunların asılları   iyidir. </p>
<p>       Özetle insan iyi olursa her şey iyi olur. Ahiret günü de cennete gider. İnsan kötü olursa toplum, çevre, dünya&#8230; kötü olur. Ahirette de cehenneme girer.</p>
<p>     O halde insan kendi kaderini kendi yazar, cennete de cehenneme de kendisi gider. Kader sadece boy pos erkek, kız olma ,göz rengi&#8230; gibi durumlar için, bizi aşan konular için söz konusudur. Bunun dışındaki her fiil, eylem ve bunların doğal sonucu (ceza, mükafat, cennet, cehennem) insanın kendi hür iradesiyle seçtiği kendi tercihleridir.</p>
<p><b>                         “Cümle işler Hâlik’ındır kul eliyle işlenir,<br />                        &#8220;İlm-i ledün bilmeyen bunu kul yaptı sanır.”</b></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=12&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/kaza-ve-kader/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Peygamber efendimiz niçin çok kadınla evlenmiştir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/peygamber-efendimiz-nicin-cok-kadinla-evlenmistir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/peygamber-efendimiz-nicin-cok-kadinla-evlenmistir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2006 18:40:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Aişe]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Nikah]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/2006/07/26/peygamber-efendimiz-nicin-cok-kadinla-evlenmistir/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Resul Efendimiz   isteseydi   daha gençliğinde iken ; genç , zengin bir çok kızla evlenebilirdi. Bu imkanı vardı fakat evlenmemişlerdir:
Peygamber efendimiz kendi döneminde ‘Muhammedü’l-emin ‘ (güvenilir Muhammed ) olarak adlandırılmış ,sadece zenginlerin üye olabildiği ‘Hılfu’l-fudul’ derneğine  zengin olmadığı halde kabul edilmiş ,çevresince kendine güvenilen ,genç,ahlaklı ve yakışıklı bir insandı.Kabeyi su [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=11&subd=isoru&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>Hz. Resul Efendimiz   isteseydi   daha gençliğinde iken ; genç , zengin bir çok kızla evlenebilirdi. Bu imkanı vardı fakat evlenmemişlerdir:</strong></p>
<p>Peygamber efendimiz kendi döneminde ‘Muhammedü’l-emin ‘ (güvenilir Muhammed ) olarak adlandırılmış ,sadece zenginlerin üye olabildiği ‘Hılfu’l-fudul’ derneğine  zengin olmadığı halde kabul edilmiş ,çevresince kendine güvenilen ,genç,ahlaklı ve yakışıklı bir insandı.Kabeyi su bastığı zaman ‘ Haceru’l –esved ‘ taşını , kabile reisleri arasında tek reis olmayan peygamberimiz yerine koymuştur.Peygamber efendimiz peygamberliğini ilan ettiği zaman Mekkeli müşrikler peygamberimize şu teklifte bulunurlar : ‘Ey Muhammed eğer sen para istiyorsan sana para verelim, başımıza başkan olmak istiyorsan seni başkan yapalım, eğer istiyorsan seni kabilemizin güzel kızlarıyla evlendirelim.Yeter ki sen bu davadan yani islamı anlatmaktan vazgeç. ‘<span id="more-11"></span></p>
<p><strong>Peygamberimiz onlara şu cevabı verir: ‘Bir elime ayı , bir elime güneşi koysanız ben bu davadan vazgeçmem.’</strong></p>
<p>Görüldüğü gibi Peygamberimizin dünya malına düşkün olması veya  benzeri bir iddia gerçek olsa idi , daha genç iken tüm bu imkânları elinin  tersi ile bir kenara itmemesi gerekirdi!Ama O Yüce insan  , insanları battığı ahlaksızlık ve kötülük batağından kurtarmak için mücadele ve iftiralara muhatap olma pahasına iyiliği tebliğ ve yayama yolunu tercih etmişlerdir&#8230;</p>
<p><strong>Peygamberimiz 25 yaşına kadar evlenmemiş , ibadetle meşgul olmuştur.</strong></p>
<p>Peygamber efendimiz 25 yaşında iken 40 yaşında ve dul olan Hz. Hatice ile evlenir.Hz. Resul Hatice annemizle zenginliği için evlenmemiştir.Çünkü Hz. Resul , Hz. Hatice’nin tüm malını Allah yolunda dağıtmıştır(Hz. Resul daha sonra kendisine gönderilen hediye ve altınları da fakirlere dağıtacaktır.) Hz. Hatice ile peygamberimiz 25 sene evli kalırlar.Hz. Hatice , peygamberimize :’Ey Muhammed ben yaşlandım , artık başka hanımla evlen ‘ deyince peygamberimiz şu cevabı verir: ‘ Böyle söyleme Hatice , üzülürüm.’Hz. Hatice 65 yayında vefat eder. Hz. Resul  2-3 sene daha kimse ile evlenmez , 53 yaşına gelir.</p>
<p>Not : O  dönemde ‘sahabi’ ( Peygamber Efendimizin arkadaşları) savaşlarda şehit oluyor, eşleri dul, çocukları yetim kalıyordu. Peygamberimiz sahabiye bu dul hanımlar ile evlenmelerini, onları evsiz, çocuklarını bakımsız bırakmamalarını tavsiye ediyor, kendisi de bu dul hanımlar ile 53 yaşından sonra evleniyorlar.</p>
<p><strong>Hz. Sevde: 53 yaşında, dul.</strong></p>
<p>Hz. Aişe: Peygamberimizin dul olmayan tek eşidir. Peygamberimiz genç yaşta olan (17-18 yaşlarında  : Hz. Aişe’nin ablası Esma hicrette 27 yaşındaydı. Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre onun da hicrette tam 17 yaşında olması gerekir. Ayrıca Hz. Aişe peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra dini nedenlerle ayrılmışlardı. Demek ki evlenecek çağda bir kızdı, nişanlanmış, nişan bozulmuş sonra peygamberimizle evlenmiştir-) Hz. Aişe ile evlenir. Müslüman hanımların sormaya utandığı sorulara cevap vermesi için peygamberimiz Hz. Aişe ile evlenmiş ve onu öğretmen olarak yetiştirmiştir. Hz. Aişe peygamberimizden 2000 hadis rivayet etmiş, Müslüman kadın ve erkeklere öğretmenlik yapmış, hatta Müslüman orduların komutanlığını dahi   üstlenmiştir.</p>
<p><strong>Hz. Hafsa: Dul,</strong></p>
<p><strong>Huzeyfe kızı Zeynep: 60 yaşında dul,</strong></p>
<p><strong>Ümmü Seleme: 65 yaşında 4 çocuklu dul,</strong></p>
<p><strong>Cahş kızı Zeynep: Dul,</strong></p>
<p><strong>Ümmü Habibe: 55 yaşında dul,</strong></p>
<p><strong>Cüveyriye, Safiye</strong>: Esir (esir ve cariyelerle evlenmek âdet değil iken peygamberimiz onlar ile evlenerek onların da aile kurma haklarının olduğunu , onlarında insan olduğunu  çevresindekilere ispat eder .)</p>
<p><strong>Meymune: 2 çocuklu dul,</strong></p>
<p><strong>Mısırlı Mariye: Cariye</strong></p>
<p><strong>Hz.  Resul  50 küsür yaşına kadar tek eşle evli kalıyor</strong> ,her türlü dünyevi teklifleri reddediyor  ve 50 yaşından sonra genç ve zengin bir çok kız  yerine koruma ve tebliğ amacını güden , karşılıklı rızaya dayanan evliliklerini objektif  olarak inceleyen herkes evliliklerin hiç birinde dünyevi bir amaç olmadığını görebilirler yeterki tarafsız olarak olayları inceleyebilelim.</p>
<p><strong>Bazılarının aklına şu soru takılabilir, evlenmeden o kadınlara yardım yapılamaz mı idi ?</strong></p>
<p>NE KADAR IYI BILINIRSE BILINSIN BIR ERKEK DUL BIR KADININ EVINE ARADA  BiR  BILE OLSA VE KADINLAR 50-55-65 YASLARINDA BILE OLSA UGRARSA DEDIKODU KAÇINILMAZ OLUR! ÖZELLIKLE BÜTÜN PROJEKTÖRLER ÜZERINE ÇEVRILI VE DEVAMLI HATASI ARANAN  BİR  UYARICI  VE   “REJİM   DÜŞMANI “ ( ! ) OLURSAN&#8230; HZ. MUHAMMAD’E   DÜŞMANLARI (HAŞA )    “ DELİ, CİNLENMİŞ , YALANCI&#8230; “ DEDİLER  AMA  HİÇ  BİR  DÜŞMANI  ONA &#8221; ŞEHVET  DÜŞKÜNÜ , ÇIKARCI, RÜŞVETÇİ , &#8230;&#8221; DİYEMEMİŞTİR.  ÖZELLİKLE  BU  KONULARDA  DÜŞMANDAN  DAHA  İYİ  ŞAHİT  Mİ   OLUR..  AYRICA  EFENDİMİZİN  OLAYA   CİNSEL  AÇIDAN  YAKLAŞMADIĞININ  BİR  DİĞER  DELİLİ     BAZI &#8221; ANNELERIMIZIN&#8221; YAŞLARINDAN DOLAYI O TÜR IHTIYAÇ DÖNEMINI  ÇOKTAN  GEÇTİKLERİDİR   HELE  YAS 50 -65 ARASI   İSE  VE ÜLKE INSANLARIN ERKEN OLGUNLASIP YASLANDIGI SICAK BIR ÜLKEDE  YAŞLANILIYORSA &#8230; YAZI  BÜTÜNÜ    İLE  OKUNUNCA  ZATEN HZ. MUHAMMED&#8217;IN DÜNYA ZEVKINE DÜSKÜN OLMADIGININ ÖRNEKLERI ILE DOLU  OLDUĞU   GÖRÜLECEKTİR.</p>
<p><strong>NE  MUTLU   O’NA  VE  O’NUN  İZİNDEN  GİDEBİLENLERE !</strong></p>
<p>Bazı ön yargılı çevreler Hz. Zeynep annemiz ile Hz. Resul’ün evliliklerine dillerine dolarlar. Güya Hz. Zeynep’ten hoşlanan Hz. Resul onun eşinden boşanmasını bekleyip onunla evlenir. Halbuki Hz. Zeynep Hz. Resul’ün akrabasıdır ve daha onu kız iken tanımaktadır. İstese onunla kız iken evlenebilirdi. Halbuki evlenmedi ve kendi eli ile Zeynep’i evlatlığı olan kölesi ile evlendirir. Ailenin devamı için huzursuzluk baş gösterip, boşanma talepleri gelince Hz. Resul hep bunlara engel olur. Fakat aile kendiliğinden dağılıp boşanma vuku bulunca her konuda, her türlü tapuyu yıkmakla görevlendirilen Hz. Resul, evlâtlıkta evlât gibidir. Evlenince hanımı kızın gibi olur türünden ön yargıları yıkmak için Allah’ın ayeti ile emretmesi üzerine Hz. Zeynep ile evlenir. Tapu dolayısıyla dedikodular çıkacağını bile bile, çünkü Hz. Resul insâni olmayan tüm tapu-taassuplara savaş açmıştı: Kadın savaşmıyor, miras alamaz, kız çocuğu uğursuzdur, namusumuza leke getirebilir, diri diri gömülmelidir. Soy erkek çocuktan devam eder, kız çocuk soyun kesilmesine neden olur&#8230;gibi bir çok günah – zararlı ön yargıları, yaşayarak, hayatıyla peygamber efendimiz yıkmış, yok etmiştir.</p>
<p><strong>Hz.  Muhammed’e  atılan  bir  diğer  iftira ‘da   HZ. Safiye   ile  evlenmeleri  olayıdır : Güya  Hz. Resul  esir  olan  Safiye annemize   “ benimle  evlenirsen  seni  serbest   bırakırım , “ diye  bir  teklifte  bulunmuştur. Halbuki  olay  şöyle  gelişmiştir:</strong></p>
<p>&#8230;Savaşta  esir  olan    yahudilerden  olan  Hz. Safiye ‘ye   Hz.  Resul  “ sana  bir  teklifim  var , istersen  serbestsin  mallarını   al  ve  git , istersen  sana  evlenme  tekif  ediyorum ,müslüman ol , yanımda  kal “ teklifini   özgür  ve  hür  iradesiyle  değerlendiren   Hz.  Safiye  annemiz , kendi   isteği  ile  teklifi  kabul  eder  ve  Hz. Muhammed’in   yanında  kalır. Bunun  üzerine Müslümanlar “ biz  annemizin  akrabalarını  esir  etmeyiz  , “ diyerek   esir edilen tüm  yahudileri  serbest  bırakırlar&#8230; yahudilerde  bu   gelişmeler  üzerine  islama  girerler&#8230;</p>
<p><strong>1.<br />
</strong><br />
Peygamber Efendimiz bir günde iki öğün sıcak yemek yememiştir. Bazen aylarca evinde sıcak yemek bulunmazdı. Sirke ile kuru ekmek yer ve “Ne güzel nimet” buyururdu. Hasır üzerinde yatar, uyandığı zaman vücudunda hasırın izleri belli olurdu. Müslümanlar uyurken gece yarısı kalkıp namaz kılmak kendisine farzdı. Kendisine iftar etmeden birkaç gün üst üste oruç tutmasına izin verilmiştir.<br />
<strong>2.</strong></p>
<p>Hz. Resul insanlara karşı merhametli idi. Kendisini her türlü kötülükten koruyan amcası Hamza’yı öldürüp ciğerlerini yiyen Hint’i ve katili  Vahşi&#8217;yi affetmiş, kendine hakaret edip, Müslümanları öldürüp aç ve susuz yurtlarından kovan Mekke Müşriklerini,Hayber&#8217;li yahudilerin  hidayet bulmaları için onlara dua etmiştir.Kendisini zehirlemeye çalışan Yahudi  kadını afetmiş , bir topluluk içinde kendisine karşı ağzı bozuk ve saygıdan uzak bir şekilde konuşan kadına karşı takındığı yumuşak ve seviyeli tutumu ile kadının hal ve hareketlerinin değişmesine sahip olmuş , çevresine gerektiğinde nükteler yapan , Nisa suresini dinlerken gözyaşlarını tutamayan ,&#8221; insanlara hizmet eden insanların efendisidir&#8221; buyurup ,halka gerektiğinde eliyle su dağıtan , kibirleden uzakişleri paylaşmayı seven ,evinde iken herkes gibi &#8221; ayakkabılarını tamir edip,elbiselerini dikip temizleyen kendi işini kendi gören ,koyunları sağan b.r insan olan Hz. resul çocukları  da çok severdi : Onları bir sıraya dizer karşılarına geçer “ bana ilk gelene hediye vereceğim” derdi, çocuklar sevinç içinde O’na koşar çevresini sararlardı. Torunlarını sırtına alır , namazda iken  onların kendi   sırtlarına çıkmalarına izin verirdi.Bayram günü ağlayan ,aç bir çocuğu temizleyip doyurmuş ,ona  bayram sevincini tattırmış , her çocuğa yetişkin gibi selam verip, onlarla şakalaşır ,namaz esnasında ağlayan bir çocuk sesi üzerine , çocuğun ailesinin cemaat içinde olabileceğini düşünüp namazı hızla   bitirmiş  , kendisine 9 sene hizmet eden Enes&#8217;i  bir defa bile azarlamamış &#8230; bir insandı.<br />
<strong>3.</strong></p>
<p>Hz. Resul hayvanlara ve bitkilere de merhametli idi. Yere uzanmış iken elbisesinin üzerine yatan kediyi uyandırmamak için elbisesini keserek ayağa kalkar, islâm ordusunun yolu üzerine çıkan bir köpek ve yavrusunu rahatsız etmemek için ordunun yolunu değiştiren , susuz bir deve görünce eli ile ona su veren peygamberimiz ,  savaş vakti bitkilerin kesimini yasaklamış, “yarın kıyamet kopacağını bilseniz ağaç dikin” buyurarak insanları ağaç dikmeye davet etmiştir.</p>
<p>Peygamberimiz evlilikleri ile büyük bir merhamet örneği göstermiş, hayatının son senelerinde karşılıklı rıza ile fedakârlık göstererek Müslüman hanımlara kol kanat germiştir. Ayrıca bu evlilikler Peygamber Efendimizin hanımlarının kabilelerini de etkilemiş, onların kendiliğinden İslâm’a ısınıp kabul etmelerine vesile olmuştur.</p>
<p><strong>HZ. RESUL HAKKINDA BATILI AYDINLARIN BAZI SÖZLERİ:</strong></p>
<p>Thomas Carlyle:’İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir.’</p>
<p>Prof.Dr.H. Mones:’O’nun her sözü bir vecizedir.’</p>
<p>Jane Pelo:’O’nun davasında heyecanı asildi.’</p>
<p>Aleksi Lovazon:’O Allah tarafından gönderilmiş bir hak peygamberdir.’</p>
<p>G’la Faytt:’Ey şanlı arap!Aşk olsun sana&#8230;.Adaletin ta kendisini bulmuşsun.’</p>
<p>Raymons Leronge:’14 asır geçmesine rağmen Hz. Muhammed bu zamanın tek rehberi,tek hidayet resulüdür.’</p>
<p>Sosyolog V.D.Eratsen:’Ben şahsen Hz. Muhammed’in hayranıyım.’</p>
<p>Prof.Jules Masserman:’Bütün zamanların en büyük lideri Muhammed idi.’</p>
<p>Prof.Dr. Michael Hart:Muhammed tarihte dini ve dünyevi açılandan en üstün başarıya ulaşmış tek kişidir.’</p>
<p>Tolstoy: Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.</p>
<p>Gibson: Hz. Muhammed’i sevmeyenler onu yeterince tanımayanlardır.</p>
<p>Dostyoyevski: Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.</p>
<p>B. Smith: Büyük liderlerin hayat ve karakterleri ile yapılan eleştiriler İslâm Peygamberi için yapılamaz.</p>
<p>Prens Bismark: Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm Ey Muhammed. Kur’an Allah’ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygı ile eğilirim.</p>
<p>Geothe: Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.</p>
<p>Shebol: Hz. Muhammed insan olması itibari ile bütün insanlık onunla övünür. Biz Avrupa’lılar 2000 sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek en mesut ve en bahtiyar nesiller oluruz.</p>
<p>Bernard Shaw: Ben bu hayret uyandırıcı insanın hayatını inceledim. Benim görüşüme göre onu insanlığın kurtarıcısı olarak tanımamız lâzımdır.</p>
<p>Voltaire: Türk kardeşime diyeceğim ki; senin dinin bana çok saygı değer bir din görünüyor&#8230; senin dinin çok asil.</p>
<p>Lamartine: İnsan büyüklüğü hangi ölçüyle ölçülürse ölçülsün acaba ondan daha büyük bir insan bulunur mu?</p>
<p>Knematirul: Herkesin itiraf etmekten çekindiği şeyi ben haykırıyorum. Hz. Muhammed hiç kimse ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir devrimcidir.</p>
<p><strong>HZ  AİSENİN  YAŞI</strong></p>
<p>Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet :<br />
&#8220;Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken &#8220;onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!&#8221; mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti&#8230; (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)&#8221; Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir. Hz.Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre yukarıdaki iddianın doğru olması mümkün değildir.Olayları ayrıntılarıyla hatırlayabilmek ve sokakta oynayan bir çocuk olması için en az beş veya altı yaşında(veya daha büyük) olması gerekir. Kamer suresi Mekke devrinin dördüncü yılında indiğine göre dördüncü yılda beş-altı yaşında olması gerekmektedir.Ayrıca Kız kardeşi Esma ; Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir. Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir.Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur.</p>
<p>Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir: Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir. Yani değil Hz. Resulle nişanlanıp bir yıl sonra evlenmesi , daha önce evlenecek çağa gelmişti, nişanlandı , zamanla İslam tebliği yayılınca Hz. Ebu Bekir&#8217;in Müslüman olması bu işi bozdu&#8230;Daha sonra da Hz. Resul onunla nişanlanıp bir yıl sonra da evlenmişti&#8230;Sıcak ülkelerde çocukların erken gelişip, olgunlaştığı düşünülünce &#8211; Günümüzde bile Mısır&#8217;da  ilkokul birinci sınıfa giden kızlar ergenlik çağına girdiği &#8211; yani Mısır&#8217;daki 8 yaşındaki bir kız , Türkiye&#8217;deki 12-13 yaşındaki bir kız olgunluğuna gelip ; daha önce olgunlaşıp, daha önce yaşlandığı &#8211; düşünülürse  17 -18 yaşındaki bir kızın arabistandaki  normal görüntü ve evlilik yaşı haliyle  gelmiş bir  yaş olduğu rahatlıkla kabul edilmelidir!Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar&#8230;Sahihi Buhârîye göre, Hazreti Âişe, Kur&#8217;anın Mekkeli âyetleri gelirken oyun çağındaydı. Bu yaştayken, kendisi «Kamer» Sûresinin nazil olduğunu söylüyor. Kur&#8217;arun 54 üncü Kamer sûresi, Mekkeli sûrelerdendir. Bu sırada Rasûl-i Ekrem «Erkam»ın evinde bulunuyordu. Rasûl-i Ekrem, Hicretin ilk senesi Hazreti Âişe ile evlendi. «Bakare» ve «Nisa» sûreleri vahyolunurken, Hazreti Âişe, Rasûl-i Ekremin zevcesi bulunuyordu. «Bakare» sûresi, Medine devrinin ilk zamanlarında. nazil olmuştu.</p>
<p>Mişkât sahibi der ki: Hazreti Âişenin hemşiresi Esma, Hicret esnasında 27 yaşında idi. Aişeden on yaş büyüktü. Hazreti Aişe de, Esmadan on yaş küçük olduğuna göre, Hicrette onyedi yaşındaydı: (Asrı Scâdet, C: 2, S: 1010.)Rasül-i Ekremle evlendiği zaman, 18 yaşında bulunuyordu.Hazreti Âişenin altı yaşında nişanlandığı, dokuz yaşında nikahlandığı hakkındaki rivayetler doğru değildir, tarihî hakikitlere aykırıdır.Hz. Aişenin ablası Esma, ondan yaklaşık 10 yaş büyüktü. Hz. Aişe evlendiğinde Hz. Esma&#8217;nın yaklaşık 30 yaşında olduğu rivayet ediliyor. Buradan Hz. Aişenin evlendiğinde 18-20 yaşlarında olduğu sonucuna varılmaktadır.Batıyla ilgili forumun &#8216;toplum&#8217; kategorisindeki &#8216;Başörtüsü, İdeolojiler, Çözümler&#8217; ve &#8216;Demokrasimize Çifte Saldırı&#8217; başlıklarındaki tartışma izlenebilir.18 yaşı ise Arabistan bölgesindeki ortamda kız çocukların daha çabuk ergenlik çağına vardıkları göz önünde bulundurulduğunda, çok erken bir evlilik yaşı olarak asla değerlendirilemez. Bugünkü ortamlar için de 18 yaşı erken sayılmamaktadır.</p>
<p><strong>PEYGAMBERİMİZ : SEVGİ VE RAHMET ELÇİSİ</strong><br />
<strong>Hz. Muhammed(a) imtiyazları kaldırdı</strong></p>
<p>İnsanlığın içinde yaşadığı küresel sömürgecilik ve aldatmacılık, kirli savaşlar, işgaller ve etnik çatışmalara karşı Hz. Muhammed&#8217;in (S.A.V) örnek yaşamı kandil gibi kalpleri aydınlatıyor .Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed(S.A.V)&#8217;i karalamak için yapılan aşağılık saldırılar, İslam dünyasının Hz. Peygamber&#8217;e olan sarsılmaz bağlılığını zayıflatamadı. İnsanları şirkten arınıp tevhide bağlanmaya, kula kulluktan sakınmaya, iyilik ve takvaya çağıran Hz. Muhammed(a), Necip Fazıl&#8217;ın ifadesiyle &#8220;Çöle inen nur&#8221; idi. Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;in Enbiya sûresi 107. âyet-i kerîmesinde Hz. Muhammed(a) misyonu şöyle belirtiliyor: &#8220;Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik&#8221; buyuruluyor. Rahmet Peygamberi olarak nitelenen Hz. Muhammed(a), sınıf, ırk, soy, cins, servet ve tüm statü farklarına dayanan imtiyazları ortadan kaldırdı, bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduklarını tekrarlardı hep. Üstünlük ise sadece takvada idi ve Allah katında geçerliydi. Hz. Peygamber&#8217;in insanları çağırdığı şey, kirli savaşların, işgallerin, etnik çatışmaların, küresel sömürgeciliğin ve aldatmacılığın yaşandığı, güçlerini hayra ve iyiliğe harcamak yerine toplumlar üzerinde sulta ve hegemonya kurmak isteyenlerin cirit attığı bugünkü dünyaya ve insanlığa da ilahi bir mesaj.</p>
<p><strong>ÖLDÜRMEK İSTEYENLERE DUA</strong></p>
<p>Hz. Muhammed(a), kız çocuklarını diri diri gömen, alışverişte hile yapan, kadınları meta olarak gören, kan davalarıyla birbirlerini öldüren, zayıfları hor görüp ezen, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan, adalet yerine zorbalığa meyleden, yetimleri gözetmeyen bir toplumun içinden vahiyle doğrularak &#8216;uyarıcılık&#8217; görevini inanılmaz baskı, işkencelere rağmen yerine getirerek insanlığa rahmet ve barış elçisi oldu.Uhud savaşının en çetin anında, kendisi yaralı bir haldeyken,&#8221;Dua et de Allah şu kafirler ve duygudan mahrum kötüler güruhunun kökünü kurutsun, onları yok etsin&#8221; denilmesi üzerine &#8220;Ya Rabbi, milletimi doğru yola sür çıkar: zira onlar (ne yaptıklarını) bilmiyorlar&#8221; diyecek kadar şefkatli idi. O&#8217;nun davetçi kişiliği Ahzab Suresi 45-46 ayetlerinde şöyle anlatılıyor: &#8220;Ey Peygamber! Biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı ve izniyle Allah&#8217;a davet eden bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.&#8221;</p>
<p><strong>KRALLARA TEVHİD ÇAĞRISI</strong></p>
<p>Hz. Muhammed(a) diğer bütün peygamberler gibi aynı zincirin son halkasıydı. Hz. Adem&#8217;den Hz. İbrahim&#8217;e, Hz. Musa&#8217;dan Hz. İsa&#8217;ya, tek bir damar olarak gelen İslam, Hz. Muhammed(a) ile tamamlanıp kemale erdi. Vahiyle şereflenen Hz. Muhammed(a), 23 yıllık risaleti boyunca, başta Mekke toplumu olmak üzere Arabistan yarımadasını İslam&#8217;a davet etti. Risaleti Araplarla sınırlı değildi, krallara, sultanlara, kisralara elçiler göndererek uluslararası tebliğ görevini yerine getirdi. Amacı, ilahi bir sultanlık kurmak değildi, insanları ve kralları, ayırıcı değil birleştirici tek bir söze çağırıyordu, &#8216;Tevhid&#8217;e. İnsanlar arasında barışın, eşitliğin ve adaletin ancak Tevhid(La İlahe İllallah)&#8217;le mümkün olacağını bildiriyordu. Al-i İmran suresinin 64. âyetinde Hz. Peygamber&#8217;in Hıristiyan ve Musevilere uzattığı zeytin dalı şöyle açıklanıyor:De ki: &#8220;Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak olan bir kelimeye(tevhide) gelin, Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim. O&#8217;na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: Şahit olun, biz gerçekten Müslümanlarız.&#8221;</p>
<p><strong>İNSANLAR İÇİN ÖRNEK</strong></p>
<p>O, 63 yaşında Rabbine kavuştuğunda Arabistan Yarımadası, İslam&#8217;ı kabul etmişti. O&#8217;nun hayatı, inananlar için bir örnek. Kur&#8217;an&#8217;da Hz. Muhammed&#8217;in(a) örnekliği, &#8220;Ey İnananlar! And olsun ki, sizin için, Allah&#8217;ı ve ahireti arzu eden ve Allah&#8217;ı çokça anan kimseler için Allah&#8217;ın Elçisi en güzel örnektir(33:21)&#8221; ayetiyle anlatılıyor. O, sadece bir Peygamber değildi. Aynı zamanda aile reisi, eş, akraba, dost, yoldaş, komşu, tüccar, devlet adamı, diplomat, hayvansever, hakim ve öğretmendi. Hz. Muhammed(a) öte yandan gerektiğinde bir komutandı. O&#8217;nun öğretisi ve mesajları insanlığın ortak kazanımları açısından etkili ve önemliydi. İnsandaki saf yaratılışı ortaya çıkarmaya teşvik eden tevhidi öğretinin sütunları barış ve adaletti. İyilik ve kötülük, savaş ve barış, kardeşlik ve düşmanlık, şirk ve tevhid, adalet ve zulüm, sevgi ve nefret çizgileri insanlık tarihinde hep mücadele içinde oldu. Allah, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de insanın temiz yaratılışına dikkat çekerek, insanlar arasından bir topluluğun hep iyiliğe ve hayra davet etmelerini emrederek, &#8220;Siz insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah&#8217;a inanan hayırlı bir ümmetsiniz(Al-i İmran 110)&#8221; demektedir.Hz. Peygamber&#8217;i diğer nebilerde ayıran bir niteliği ise, hayatının detaylı olarak kaydedilmesi. Veda Hutbesi&#8217;nde bulunan yüz bin kadar Müslüman&#8217;ın önemli kısmı O&#8217;nunla temas etmişti. Hadisler titizlikle ayıklanarak toplandı, bir bilim dalı olarak gelişti. Hadisler, başta Kur&#8217;an&#8217;ın onayı ve coğrafya, tıp, fıkıh, etnoloji, tefsir gibi bilim dallarıyla denetlendiği için hayatına ilişkin bilgilerin tahrif edilmesi çok zor. Örneğin, bir konuda yalan söylediği kanıtlanan birinin Hz. Muhammed(a) hakkındaki rivayeti geçersiz kılıyor. Hz. Peygamber&#8217;in diğer dinlere mensup olanlara karşı tutumu insanlığın bugünkü seviyesinin üzerinde. O, iman etmenin temeline özgür iradeyi yerleştiren bir dini temsil etti. Bu husus Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;dinde zorlama yoktur. Şüphesiz doğruluk sapıklıktan apaçık ayrılmıştır(Bakara 256)&#8221; şeklinde belirtiliyor. Ğaşiye Suresi&#8217;nde ise Hz. Peygamber&#8217;e hitaben, &#8220;Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Onlara zor ve baskı kullanacak değilsin&#8221; denilmektedir. O&#8217;nun Necranlı Hıristiyanlarla ilgili beyannamesi, farklı dinlere mensup toplulukların barış içinde yaşamaları bakımından öğretici.</p>
<p><strong>NECRAN BEYANNAMESİ</strong></p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in adalet ve şefkatle yaklaştığı Necran Hıristiyanları Bizans İmparatoru Justinyen&#8217;in zulmünden kaçmışlardı. Hıristiyan müminler Yemen&#8217;deki Yahudi Kralı Zu Nuvas tarafından ateş çukurlarına atılıp yakılmışlardı. Necranlıların hikayesi Kur&#8217;an&#8217;da Buruç Suresi&#8217;nde anlatılıyor. Yakıldıkları yer, Medinet&#8217;ul Uhdud (Çukurlar Şehri) olarak tanındı. Merhum Prof. Muhammed Hamidullah, Hz. Ömer&#8217;in, Hıristiyanların anısını yaşatmak için ateş çukurlarının bulunduğu yerde cami inşa ettirdiğini naklediyor. Hz. Peygamber&#8217;in Necranlılara gönderdiği beyannameden bir parça şöyle: &#8220;Necran Hıristiyanları ve civarda yaşayanların canları, malları, inançları, Allah&#8217;ın ve Resulü&#8217;nün teminatındadır. Burada bulunanlar, bulunmayanlar ve diğerlerine, örf, adet ve ibadetlerine karışılmayacak; hakları ve imtiyazları korunacak; ne bir rahip manastırından, ne bir papaz papazlığından uzaklaştırılacak. Herkes, bundan sonra da işine devam edecek; hiçbir Haç tahrip edilmeyecek; onlara zulmedilmeyecek, onlar da zulmetmeyecek; cahiliye devrindeki gibi kan davası gütmeyecek; onlardan öşür alınmayacak, toprakları üzerine hiçbir askeri birlik ayak basmayacak. Onlar arasında hiç kimse, bir başkasının işlediği suç ve yaptığı haksızlıktan mesul tutulmayacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>Krallara elçiler gönderdi</strong></p>
<p>Hz. Muhammed(a), Habeşistan, Bizans, Mısır ve İran krallarına mektuplar gönderip İslam&#8217;a davet etti. Mektuplarda, &#8220;İslam&#8217;ı kabul edersen selamet bulursun, şayet Allah&#8217;ın bu mesajından yüzçevirirsen bütün tebaanın günahı üzerine olacaktır&#8221; deniliyor, Mektuplara Al-i İmran Suresi&#8217;den bir ayeti yazdırıyordu: De ki:&#8221;Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak olan bir kelimeye (tevhide) gelin, Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim. O&#8217;na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da bir kısmımız(diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: Şahit olun, biz gerçekten Müslümanlarız.&#8221;</p>
<p><strong> Dr. Ali Şeriati: Fatih değil &#8220;Davetçi&#8221;</strong><br />
&#8220;Eğer Hz. Muhammed(a), sadece dağınık, vahşi Arab kabilelerini birleştiren, 20 yıl geçmeden onları çevik kuvvete dönüştürüp, görkemli İran ve Roma imparatorlarını ortadan kaldırtan bir kahramandan ibaret olsaydı, kuşkusuz büyük iş yapmış, tarihin ona tanıklık ettiği en büyük bir olay sayılırdı. Fakat şüphe yok ki tarih, Hz. Muhammed&#8217;i de büyük olaylar çıkaran İskender, Hannibal, Cengiz gibi birisi sayardı. Ama İslam&#8217;da en önemsiz sayılan şey; Hz. Muhammed&#8217;in ani askeri fetihleridir. Bu yüzden Hz. Muhammed&#8217;in adı tarih zihninde Cengiz, İskender, Sezar, Atila, Hannibal gibi bir çağrışım oluşturmaz. Tarih onu Musa, İsa, Buda ile kıyaslar. Gerçi Hz. Muhammed ile bu şahsiyetler arasındaki fark, herkesçe açık bir şekilde bilinmekte ve bu fark kıyaslanamayacak kadar büyüktür de.&#8221;</p>
<p><strong>Yoksulların sığınağı yüce kalpli Resul</strong></p>
<p>Hz. Muhammed(a) Allah&#8217;ın elçisi sıfatıyla Mekke ve Medine&#8217;de yeni bir medeniyeti inşa ederken, hiçbir melik ve kralın sahip olmadığı saygınlığı kazandı. Çünkü, O ne bir melik gibi davrandı ne de bir kral gibi yaşadı. O, insanlara eşref-i mahlukat olarak bakan yüce kalpli bir Resul&#8217;dü .İnsanlığa sevgi ve rahmet elçisi olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed(S.A.V.), gündelik yaşamında sıradan insanlar gibiydi. O kendisinin övülmesine karşı, &#8220;Sadece Allah&#8217;ın resulü deyiniz&#8221; diyerek uyarılarda bulunmayı ihmal etmezdi. Türkçe Mevlit müellifi Süleyman Çelebi&#8217;nin de dediği gibi &#8220;Bütün düşkünlerin elinden tutan, hür ve köle herkesin sığınağı&#8221; olan Hz. Muhammed, Cahiliye Devri&#8217;nde &#8220;Muhammed&#8217;ul-Emin&#8221; sıfatıyla anılıyordu. Yoksullara ve düşkünlere el uzatan Hz. Muhammed(a) peygamber olmadan önce bile, aldatılan insanların sığınağı ve koruyucusu idi.</p>
<p><strong>AY ATLASTAN RENGE BÜRÜNMÜŞTÜ</strong></p>
<p>O Hira&#8217;da vahiyle ilk kez yüzyüze geldiğinde duyduğu ürperti yüzünden evine dönüp, eşi Hz. Hatice&#8217;ye &#8220;Beni örtülerle sarın&#8221; dedi. Bir süre sonra kendine geldiğinde eşine olayı anlattı. Hz. Hatice O&#8217;na, &#8220;Şad ol ve sebat et! Hatice&#8217;nin alın yazısını elinde tutan Zat-ı Kibriya&#8217;ya yemin ederim ki senin bu ümmete peygamber olmanı umuyorum. Cenab-ı Hak seni asla hor düşürmez. Sen soy hakkını tanırsın, sözün doğrusunu söylersin, başkalarının derdini yüklenirsin, misafiri ağırlarsın ve güçlüğe uğrayanlara yardım edersin&#8221; diyerek teskin etti. &#8220;Fahrialem / Hz. Muhammed&#8217;in Hayatı&#8221; isimli kitabında Zeynel Abidin Rahnuma, Hz. Peygamber&#8217;in vahiyle ilk temasını şu sözlerle betimler:&#8221;Ramazan&#8217;ın on yedinci gecesinde, ay atlastan bir renge bürümüştü Nur Dağı&#8217;nı. Kuşlar yuvalarından uçmamış, gökyüzünden yeryüzüne kurşuni renkli eteğini seren ağır sükuneti henüz herhangi bir ses ve hareket bozmamıştı. Ay hareket etmiyor gibiydi. Sanki her şey yerine çiviyle çakılmıştı. Gök Hira&#8217;ya o kadar yaklaşmıştı ki, sanki biri elini uzatsa tüm yıldızları boncuk gibi toplayıp genç kızlara gerdanlık yapabilirdi. Hava nurdan daha latif, yer gökten daha hafifti. Bu eski dünyanın son sabahı, yeni dünyanın ilk fecriydi&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>KRAL GİBİ DAVRANMADI</strong></p>
<p>Hz. Peygamber, cahiliye toplumunun içinde erdemli yaşamıyla herkesin saygısını kazanmış bir kişilikti. Putperestlikten ve kavminin bütün kötülüklerden uzak yaşamıyla dikkat çekiyordu. Hz. Peygamber&#8217;in vahiyle şereflenmesiyle birlikte, zaten temiz olan yaşamı zirveye ulaşıyordu. O Allah&#8217;ın elçisi olarak yeni bir medeniyet inşa ederken, hiçbir melik ve kralın sahip olmadığı saygınlığa sahipti. Çünkü, O ne bir melik gibi davrandı ne de bir kral gibi yaşadı. O, insanlara eşref-i- mahlukat olarak bakan yüce kalpli bir Resuldü. Mısırlı devlet adamı ve müellif Muhammed Heykel, &#8216;Hz. Muhammed Mustafa&#8217; isimli eserinde, &#8220;Mucizelere bakmadan ve bunları beklemeden inananların örneği, Hz. Peygamber&#8217;in hayatında O&#8217;na inananlardır. Çünklü tarih bunlardan herhangisinin mucize istediği ve mucize görerek inandığını kaydetmemiştir. Bunların imana gelmelerine saik olan biricik amil, Allah&#8217;ın vahyini peygamberin dilinden dinlemeleriydi. Bizzat peygamberin hayatı, yüksekliğin zirvesinde olan bir örnekti. Ve insanlara iman telkin eden örnek bu idi.&#8221;</p>
<p><strong>ERDEMLİLER İTTİFAKI VE İLK YAZILI ANAYASA</strong></p>
<p>Merhum Prof. Muhammed Hamidullah da &#8220;İslam Peygamberi&#8221; eserinde &#8220;İlk günden itibaren O&#8217;nun öğretimi Allah&#8217;ın birliği ve vahdaniyyeti inancına ve iyilik yapma, başkalarının yardımına koşma ve diğerkam olma tatbikatına oturtulmuş bulunuyordu&#8221; diyerek Rabbani sistemin temelini izah ediyor. Prof. Hamidullah, Hz. Peygamber&#8217;in sadece soyut ahlaki ilkeler vazetmediğini, bu ilkelerin yaşama geçirilmesi için düzenlemeler yaptığını naklediyor. Bu düzenlemeler, Medine&#8217;deki gayr-i müslimlerin de katılımıyla gerçekleşiyordu. Merhum Hamidullah şöyle devam eder: &#8220;Muhammed(a), Müslüman sahabileri ile olduğu kadar gayrı müslim Medinelilerle durumu iştişare etti. Hepsi Enes&#8217;în evinde toplandılar ve bir Şehir-Devlet yapısı ortaya çıkarma hususunda anlaştılar. Bu devletin anayasası yazılı bir biçimde tespit edilip vazedildi ki bu anayasa metni, sevinerek söyleyelim ki bir bütün halinde bize kadar ulaşmış bulunuyor. Bu anayasa, ilk İslam Devleti&#8217;nin anayasası olmasından başka, aynı zamanda yeryüzünde bir devletin vazettiği ilk yazılı anayasa olma hususiyetine de sahiptir.&#8221; Merhum Hamidullah&#8217;ın zikrettiği olay, Hılf&#8217;ul Füdul(Erdemliler İttifakı yahut Medine Sözleşmesi) olarak bilinir. Bu sözleşme, anayasacılık, cumhuriyetçilik, temel hak ve özgürlükler ile toplumsal sözleşme hukukunun en somut ve bilinen ilk örneği olması bakımından müslümanların iftihar vesilesidir.<br />
<strong>KANDİL GİBİ AYDINLATIYOR</strong></p>
<p>Hz. Peygamber, vahyi iletmenin dışındaki nitelikleri de mükemmel insan tipinin en güzel örneği. Siret Ansiklopedisi hazırlayan Afzalur Rahman şöle diyor: &#8220;O&#8217;nun şahsiyeti, insan hayatını her yönüyle ve her sahada aydınlatır. Davranışları insanlar için mükemmel bir örnektir. O, hayatı boyunca, her insan gibi beşeri duygularla, arzularla, acılarıyla, zorluklarıyla pek çok durumla karşılaşmıştır. Fakat O&#8217;nun ahlakı hep kusursuzdu. O tam bir fazilet ve adalet sahibi, insani hata ve zaaflardan ari bir insandı. O&#8217;nun hayatının hangi meslek ve işte olursa olsun, kadın-erkek her çağdaki insanın, ferdi hayatlarında olduğu gibi toplımsal hayatlarında da mutluluk ve selamete ulaşabilmek için uyması gerekli mükemmel bir örnek olduğu görülecektir&#8221; diyor.<br />
<strong><br />
Zaman O&#8217;nu doğruladı</strong></p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;in hayatı, bir insanın varabileceği yükselmeye götüren insani bir hayattır ve onun için iman yoluyla, yararlı işler ve başarılar vasıtasıyla kemale ermek isteyen insanlar için en güzel örnektir. Onun hayatı peygamberlikten önce, gerçeklik, şeref, güven bakımından dillerde destandı. Peygamberlikten sonra ise Allah yolunda, hak ve hakikat uğrunda feragatin en yüksek örneği idi. Kendisi bu feragat dolayısıyla hayatını nice defalar tehlikeye atmış ve ölümden zerre kadar yılmamıştı. Halbuki milleti onu caydırmak için neler yapmamış ve ona ne büyük servetler ve daha neler sunmak istememişti. Bu hayatın eriştiği yüksekliğe başka bir hayat erişmemiştir. Çünkü O&#8217;nun hayatı tamamiyle yüksekti. O&#8217;nun hayatı ezelden ebede kadar kainatın hayatıyla temas etmiş, Allahın lütuf ve inayetiyle yaratanın varlığıyla temas etmişti. Bu temas olmasaydı ve o Peygambelik vazifesini ifa için tam gerçeklik göstermeseydi, asırlar onun söylediklerinin hiç olmazsa birini çürütürdü. Fakat onun gönderilmesinden 1380 yıl kadar geçtiği halde onun Allah adına bildirdikleri hakikat ve hidayet rehberidir.</p>
<p><strong>Muhteşem bir mimarî</strong></p>
<p>&#8220;Onun, geride bıraktığı aşk, vecd, cehd, hamle, ölçü, usul, sistem ve titizlik o kadar büyük oldu ki, İslâm âlimleri, imkânlar âleminin semasında, kehkeşandaki toz yıldızlara kadar nisbet ve kıyas hattı çekilmemiş hiçbir nokta bırakmadılar. Bugün de, en fazla, insaflı Garp âlimlerinin hayran olduğu bütün bir ölçü mimarisi, O&#8217;ndan birkaç asır sonra hemen kuruldu.Büyük İslâm âlimlerinin omuzlarında duran bu muhteşem mimarîye, bir zerrecik insaf sayesinde kâfir olarak da hayran kalmamak mümkün değildir.&#8221;</p>
<p><strong>İnsanların en zarifi</strong></p>
<p>Hz. Muhammed(a) insanlarla ilişkilerinde peygamberliğini üstünlük vasıtası kılmadı. Fakirlere, dul ve yetimlere yardım elini uzattı. Zayıflara karşı nazik ve müşfikti. Hayvanların dahi acı çekmesinden büyük üzüntü duyardı. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. Bir sahabinin ifadesiyle, ondan daha nazik bir insan yoktu.Müslümanların gözünde de yabancı araştırmacıların da vardığı sonuçlara göre Hz. Muhammed(a), &#8220;Yaşayan bir Kuran&#8217;dı&#8221;. Dolayısıyla onun yaşamı İslam&#8217;ın anlaşılmasında son derece önemli. Bu husus Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in Ahzab Suresi 21. Ayetinde &#8220;Andolsun, sizin için, Allahı ve ahiret gününü umanlar ve Allah&#8217;ı çokça zikredenler için Allah&#8217;ın Resulü&#8217;nde güzel bir örnek vardır&#8221; şeklinde belirtilir. Hz. Peygamber, Elçilik görevinden ötürü yüklendiği ağır sorumluluklara karşın, insanlarla ilişkilerinde peygamberliğini üstünlük vasıtası kılmamaya hassasiyet gösterdi. Eli herşeye uzanabilecek iken sade bir yaşamı tercih etti. Fakirlere, dul ve yetimlere yardım etti. Zayıflara karşı nazik ve müşfik, yabancılara ve yolculara ise içten ve sıcak davranırdı. Çok eza çekmesine rağmen, sadece insanların değil hayvanların dahi acı çekmeleri karşısında büyük üzüntü duyardı. Dostlarına sevgiyle; düşmanlarına affedici ve merhamet ile muamele ederdi. İşinde iyi ve doğru; dostunu olduğu gibi düşmanını da yargılarken hükmünde adil idi. Bir hırsızlık vakasında ceza verirken, &#8220;Bunu yapan kızım Fatıma da olsa aynı şekilde cezalandırırım&#8221; diyecek kadar adaletin temel ilkelerine karşı son derece hassastı. Hz. Peygamber hiçbir zaman kişisel düşmanlık gütmemiş, aksine defalarca kendisini öldürmeye kalkışanları bile affetmiştir.Muzaffer olarak ordusunun başında Mekke&#8217;ye girdiğinde, şurada burada öldürülmeyi bekleyenler onun af çağrısıyla sarsılmışlar, bu muhteşem davranış karşısında İslam dinini benimsediler. Hz. Muhammed&#8217;e ilk inananlara baktığımızda gördüğümüz insan tipleri de farklı farklıdır. Bir kadın, bir eş, bir anne: Hz. Hatice. Cesur ve temiz bir delikanlı: Hz. Ali. Bir köle ve bir siyah insan: Habeş&#8217;li Bilal. Erdemli bir dost, dürüst bir tüccar ve arkadaş: Hz. Ebubekir.</p>
<p><strong>ONDAN DAHA NAZİK BİRİ YOKTU</strong></p>
<p>Siret Ansikolepedisi müellifi Afzalur Rahman&#8217;ın aktardığı bilgilere göre Hz. Peygamber, çok nazik ve iyi huylu bir insandı. Tebessüm yüzünden hiç eksik olmazdı. O kavminin arasında kullanılan hiçbir kötü lafı ağzına almadığı gibi, sahabelerine, &#8220;Bu dünyada çok hafif görünen nezaket, hesap gününde çok ağırlığa sahip olacak&#8221; derdi. Sahabeden Abdullah bin Haris, Hz. Muhammed&#8217;den daha nazik bir insanla karşılaşmadığını söylüyordu. O arkadaşlarıyla birlikte olduğunda ayrıcalıklı bir yere oturmuyordu. Bu yüzden Medine&#8217;ye gelen yabancı heyetler mescidde oturan Hz. Peygamberin kim olduğunu ayırt edemiyorlardı. O yabancı heyetleri, misafirleri bizzat ağırlar ve onlara hizmet ederdi. İnsanları incitmekten kaçınan Hz. Peygamber, kabilesi arasında bile iyi tanınmayan bir kişiyi evinde kabul ederek kibarlıkla karşılayıp konuştu. Kadın, erkek, çocuk herkesi selamlar, hal ve hatırlarını sorardı. Onun hakkında hiçbir kimse, kendisine karşı küçümseyici ve kaba bir tavırla yaklaştığını ileri sürmemiştir. O, sahabilerine, Allah&#8217;ın kaba saba ve terbiyesiz davrananları sevmediğini, aksine nazik ve terbiyeli insanların namaz kılan ve oruç tutan biri gibi sevap kazandığını söylüyordu. Hz. Peygamber, kendi yapmadığını başkasına emretmezdi. O kimsenin yaşına, rengine, cinsine, dinine, zenginliğine bakmaksızın kişilere aynı nezaketle davranırdı. Bu yüzden Hz. Muhammed(a) herkese kendini sevdiren ılımlı ve yumuşak mizacıyla da Rahmet ve Sevgi Elçisi olarak anılıyor.<br />
<strong>DELİKANLI ALİ ONUN YERİNE ÖLECEKTİ</strong></p>
<p>Kendisine ilk inananlardan Hz. Ali çağında genç bir delikanlıydı. Hz. Ali&#8217;nin Hicret&#8217;ten önce bir suikast girişimine maruz bırakılmak istenen Hz. Peygamberin yatağına girerek ölümü göze almıştı. Hz. Muhammed(a)gençlere büyük bir sevgi besler ve önem verirdi. İslam&#8217;a ilk inananlar arasında gençlerin sayısı hayli kabarıktı. Hz Peygamber yetenekli, cesur ve ahlaklı gençlere önemli görevler vermekten kaçınmazdı. Kendisi de 20 yaşlarında iken Mekke&#8217;nin az sayıdaki erdemli insanları tarafından teşkil edilen, şehrin emniyet ve huzurunu sağlamaya, zayıfları güçlüler karşısında korumayı amaçlayan Hilful-fudul(Erdemliler İttifakı)&#8217;na katılmıştı. Hz. Peygamber, Hilful Fudul&#8217;dan gelen bu geleneği Medine&#8217;de de devam ettirmiş, hatta farklı dinlere mensup olsalar bile kentsel konularda erdemli insanlarla birlikte hareket etmekte sakınca görmemiştir. Hz. Peygamber, gençlerin geleceklerini sağlam temeller üzerinde inşa etmeleri için anne babaları eğitime önem vermeye teşvik etmiş, gençlerin enerjilerini lüzumsuz ve zararlı işlere değil kişiliklerini ve yeteneklerini geliştirmeleri yönünde teşvik etmiştir.</p>
<p><strong>Onu anlatmaya kelimeler yetmez</strong></p>
<p>Peygamber efendimiz herşeyden önce Allahın en sevgili kulu. Onu anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Şimdi adını bile söylediğim zaman tüylerim diken diken oluyor. Kerkük&#8217;te çocukluktan itibaren Ezan-ı Muhammedi&#8217;lerle, salavatlarla, ezanlarla ilahilerle büyüdük. Sanat hayatımda da etkisi olmuştur. Onun adını andığım zaman içim bir hoş oluyor. Onun yüzü suyu hürmetine günahlarımızın bağışlanması için dua ediyorum. Peygamber efendimize hakaret edilen o karikatür olayını bilerek yapıyorlar. İğrenç bu insanlar. Biz Hz. İsa&#8217;ya, Hz Musa&#8217;ya bir şey söylüyor muyuz, kaldı ki onlar da bizim peygamberlerimiz. Gerçi onlar kendi peygamberlerine neler söylüyor, ama bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Peygamberimizin bu asrın müslümanlarına mesajının &#8220;Ey Müslümanlar Birleşin&#8221; olduğunu düşünüyorum. Bakın her yerde işgaller, savaşlar. Irak&#8217;ta neler oluyor, Allah&#8217;ın evleri yakılıp yıkılıyor. Ben bunları yapanların da müslüman olduklarına inanmıyorum.</p>
<p><strong>Adaletsiz iktidardan nefret ederdi</strong></p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;in birçok hadisi şerifinde aşırılıklar reddedilmektedir. İki şeyden hoşlanmmazdı, dindar cahil ve imansız alim. Şüphesiz hoşlanmadığı başka şeyler de vardı, mesala güçsüz müminler ve imansız güçlüler; ruhen temiz, fakat bedenen kirli olanlar; kudretsiz adalet ve adaletsiz iktidar.. Zenginlik ve refaha karşı değildi, fakat fazilet zenginliğini kesin olarak talep ediyordu. Ne varki güçsüz, himayesiz yalın fazilete pek ehemmiyet atfetmiyordu. Daha iyi hayat şartları için cehalet, hastalık sefalet ve pisliğe karşı mücadeleyi ahlaki değerlerle beraber aynı sıraya koyuyordu. Çünkü müslümanların, namaz kıldıkları ve oruç tuttukları zaman mutlaka evliya olmaları şart değildir. Onlar bilakis alelade hayatın zevklerine mütemayil insanlardır. Namaz ve oruç onları yukarıya doğru çekerse de onlar yine iliklerine kadar insanlardır. Yani fiili hayata iştirak edip tekrar tekrar ona dönerler. İnsanlardan uzak ıssız yerlere çekilmez ve kendilerini ihmal etmezler, Allah&#8217;ın helal kıldığı güzel ve iyi şeylerden vazgeçmezler. Sadece içte hür olmak onlara kafi değildir. (zira Allah&#8217;a inanan herkes içte hürdür); onlar fiziki bakımdan da hür olmak isterler ve köle olmayı kabul etmezler. Yeryüzündeki hayatımızın yregane hayat olmadığına inanırlar, fakat ondan sarfı nazar etmezler. Kur&#8217;an arzın hakiki çocuklarına hitap etmektedir. Onlar ki yeryüzünde huzur ve neşe içinde dolaşıp , zulmetmeden Allah&#8217;ın nimetlerini ararlar. İslam&#8217;ı böylece hem fiziki hem manevi hayatı sürdürme veya Kur&#8217;an&#8217;ın dediği gibi bu dünyadan nasihatini unutmadan ebedi hayat için yaşamak olarak tanımlarken, diyebiliriz ki insanlar bilinçli veya bilinçsiz müslümandırlar. Her çocuğun müslüman olarak dünyaya geldiğini fakat annebabası veya içinde yaşadığı şartların onu başka bir şey yaptığını belirten Hz. Muhammed&#8217;in sözünün manası da muhtemelen budur. İnsan doğuştan hıristiyan olamaz, çünkü Allah kimseye taşıyamayacağı bir yük yükleyemez.<br />
<strong>Allah&#8217;ın insanlığa armağanı</strong></p>
<p><strong>Irkçılığı ayaklar altına aldı</strong></p>
<p>Peygamberimiz, Veda Hutbesi&#8217;nde yüzbin kişiye hitap ettiği muhteşem manifestosunda ırkçılığı reddetti. İnsanlık, O&#8217;nun &#8216;Komşusu açken tok yatan bizden değildir&#8217; sözüne 1400 yıl sonra bile ulaşamadı.Hz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;in getirdiği en önemli yeniliklerden biri de, ırkçılığın yerine çeşitliliği ve takvayı yerleştirmesiydi. Kur&#8217;an&#8217;da sıkça vurgulanan bu hususun canlı örneği bizzat kendisiydi. Siyahı da beyazı da zengini de fakiri de, Acem&#8217;i de Arab&#8217;ı da Hz.Muhammed&#8217;in yanında aynı değere sahipti. Rum Suresi 22. Ayette, &#8220;Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması O&#8217;nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten ayetler vardır&#8221; denilmesi, İslam&#8217;ın insanları &#8216;ayırıcı- bölücü&#8217; değil mümkün olduğunca &#8216;birleştirici-kaynaştırıcı&#8217; rolünü gösteriyor.</p>
<p><strong>MUHTEŞEM MANİFESTO</strong></p>
<p>O, Veda Hutbesi&#8217;nde de yüzbin kişiye hitap ettiği manifestosunda &#8220;Hepiniz Adem&#8217;in oğullarısınız ve Adem topraktan yaratılmıştır. Bir Arabın Arap olmayan üzerinde yahut ötekinin buna hiçbir üstünlüğü yoktur; Allah&#8217;tan korkup çekinmek demek olan takva derecesi ile üstünlük müstesna&#8221; diyerek, &#8216;üstün ırk&#8217;, &#8216;ari ırk&#8217; safsatasına dayanan faşizm, nazizm gibi milyonlarca insanın katline ferman veren ideolojileri asırlar öncesinden protesto etti. O&#8217;nun yaşamı, sınıfsal farklılıklardan doğan eşitsizliklerin reddiyesi idi. İnsanlar, sınıflar ve milletler arasındaki husumeti ve çatışmaları kaldırıp, yerine huzur ve barışı inşa etmeyi, servetin ve refahın sadece bir zümre içinde dolaşımını engelleyerek topluma sosyal adaleti yerleştirmeyi amaçlayan bu yaklaşım, günümüzde dahi evrensel bir ütopya. Bunun Hz. Peygamber&#8217;in dilinden ifadesi, &#8220;Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir&#8221; olurken, sahabilerine ortadan kalkmış medeniyetlere ait kalıntılara bakarak ibret almalarını söylerdi.</p>
<p><strong>AŞIRILIK YERİNE İTİDAL</strong></p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;in insanlığa kazandırdığı bir diğer nitelik mutedil olmaktı. O, ibadette, harcamalarda, yeme-içmede, insanların davranışlarında aşırılığı değil orta yolu tavsiye ediyordu. İsraf ve cimrilik kötüydü, cömertlik ve hayırda yarış iyiydi. Maneviyat ve dünyevi hayat içiçe, mutedil bir dengeye dayanmalıydı. Prof. Hamidullah&#8217;ın deyimiyle, O&#8217;nun seslenip hitap etmek istediği kimseler vasat, orta yapıdaki insanlardı. Hz. Muhammed(a) onlara insan hayatının her iki yanını nasıl bir denge içinde tutabileceklerini öğretmiş, ruhi ve dünyevi hayatın her ikisini birden aynı kapta toplayan bir sentez meydana getirmenin yollarını göstermiş, böylesine bir dini anlayış ve sistem her bir fert için geçerli, vazgeçilmez asgari bir takım esas noktalar tesbit edip ortaya koymuş, kişiyi yine de ruhi- manevi hayata öncelikle yönelme imkanına da sahip kılmıştı.</p>
<p><strong>KADINLARA ŞAHSİYET</strong></p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;e ilk inanan kişi eşi Hz. Hatice&#8217;ydi. O, Cahiliye devrinde ezilen kadına, insani şahsiyetini iade etti. Kadınlar, toplumsal hayatın içinde yer alarak ağırlıklarını hissettirmeye başladılar. Hz. Muhammed(a), evlilikleri sözleşmeye bağladı. Bu sözleşme içinde kadınların, yaşamları boyunca tek eşliliği şart olarak öne sürebilmeleri sağlandı. Nikah, tarafların serbest irade ve rızalarıyla gerçekleşen hukuki bir ilişki ydi. Sevgi, şefkat ve adalet birlikteliğin sütunları olmalıydı. Hz. Peygamber&#8217;in, &#8220;Aranızdan en iyileriniz, eşlerine karşı en iyi tutum ve davranış içinde olanlarınızdır&#8221; sözü uyulması gereken bir sözdü.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARIN DA BİRİCİK PEYGAMBERİYDİ</strong></p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;in Hz. Fatıma dışında, diğer çocukları kendisinden önce vefat etti. İlk çocuğu Kasım 2 yaşında, İbrahim iki yaşını doldurmadan, Abdullah küçük yaşta vefat ettiğinden evlat acısını tatmıştı. Hz. Peygamber, doğmadan kısa süre önce babası öldü, altı yaşında da annesini kaybetti. Bu nedenle yetim ve öksüz çocuklara karşı özel bir sevgi ve şefkat beslediği bütün kaynaklarda belirtilir. O, çocuklarını sevmeyi göstermeyen, kız çocuklarını diri diri gömen bir toplumu kökten değiştirdi. Torunu Hasan&#8217;ı okşayıp öperken birinin &#8220;Siz çocukları öper misiniz? 10 çocuğum var, hiçbirini öpmedim&#8221; demesi üzerine &#8220;Merhamet etmeyene merhamet olunmaz&#8221; ve &#8220;Allah senin kalbinden merhameti kaldırdıysa ben ne yapabilirim&#8221; şeklinde cevap verdiği biliniyor. O camiye kucağında torunu ile geldiği, namaz kılarken çocuğun sırtına bindiği, Peygamberimiz&#8217;in secdeyi uzatarak çocuğu hoşnut etmeyi tercih ettiği biliniyor. O çocuklarla şakalaşır, onları eğlendirirdi. Hz. Muhammed(a) yolculuktan döndüğünde bir alay çocuk onu karşılamaya çıkardı.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARA HUKUK</strong></p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in döneminde kadınlar camiye çocuklarıyla gelirlerdi. Çocukların ve kadınların savaşta öldürülmesini, savaşa gönderilmelerini, yanısıra emeklerinin sömürülmesini yasakladı. Hz. Peygamber kız çocuklarına karşı olumsuz tutumları değiştirdi, kız çocuk sahibi olmanın utanç değil bereket kaynağı olduğunu vaz etti. Cahiliye döneminde kız çocuğunu diri diri gömen bir kişinin, &#8220;Ey Allah&#8217;ın elçisi! Biz câhiliye döneminde putlara tapan ve çocukları öldüren bir millet idik. Benim bir kızım dünyaya gelmişti. Konuşacak çağa gelmişti; kendisini çağırdığımda sesini duyunca sevinirdim. Bir gün onu yanıma çağırdım ve ardımsıra götürdüm. Sonunda bir kuyunun başına geldik. Kızımın hiçbir şeyden haberi yoktu. Elinden tuttum ve kuyuya attım. Ondan duyduğum son söz &#8216;Babacığım, babacığım!&#8217; diye kuyuda yankılanan çığlıktı&#8221; demesi üzerine Hz. Peygamber&#8217;in sakalları ıslanıncaya kadar ağladığı nakledilir. Muhammed(a) çocuk hukukunu tanzim ederek haklarını güvenceye aldı. Anne ve babaların çocuklarına eşit davranmalarını emrederek pedajojinin temelini attı. Çocukların eşit muamele görmelerinin onlar bir hak olduğunu bildirdi. Bir sahabi O&#8217;nun bu özelliğinden bahsederken &#8220;Çocuklara daha müşfik davranan kimse görmedim&#8221; diyordu.</p>
<p><strong>MERHUM PROF. FAZLUR RAHMAN<br />
Peygamber&#8217;in mesajı evrensel kardeşlik</strong></p>
<p>Hz Peygamber ölmeden önce, iman esasına dayalı evrensel bir kardeşlik için gerekli şartları hazırlamıştı. O, bu esası eski kan bağlarının ve Arapların kabile bağlılıklarının yerine koymada büyük çaba harcadı. Böylece Müslüman ümmeti toplumun temeli olarak bütün dahili dayanışma kurallarıyla birlikte onun elinde şekillendi; ne var ki daha sonraları başka önemli değişiklikler de geçirerek, zamanla sayıca Arapları aşan Arap olmayanları da fiilen İslam toplumunun bünyesinde topladı. Hz. Peygamber oldukça etkili Veda Haccı Hutbesi&#8217;nde, fiili ilerleyişi içersinde İslami hareketin temelinde yatan bütün gelişmeleri kısaca özetleyen , hedef olarak yöneldiği kuralları, resmen ifade ve ilan etmiştir. Bu esaslar, insan sevgisi, eşitlik, sosyal adalet, iktisadi adalet, doğruluk ve dayanışma kurallarıdır.</p>
<p><strong>SEZEN CUMHUR ÖNAL<br />
Her yönüyle mükemmel</strong></p>
<p>Peygamber efendimizin her hali, her hareketi önemlidir, özeldir. Öyle olmasa vahiy gelir miydi? Allah&#8217;ın en sevgili kulu olur muydu? Kişiliği, üstün vasıflarıyla en muteber insandır o. Şu yönüyle, şu sıfatıyla güzeldir diyemem. Onun her yönüyle mümtaz bir yeri vardır benim için. Memleketimin her insanı da böyle düşünür. Son olaylar beni çok üzdü ve sinirlendirdi. Onu sıradan bir insan gibi düşünüp karikatürünü çizmek, ona saldırmak kimin haddine düşmüş. basın özgürlüğü adı altında yapılan saygısız, namussuz saldırılar beni çok rahatsız etti. Biz kimse-nin kutsalına saygısızlık yapmadık. Kimsenin de bizim kutsalımıza saldırma hakkı yoktur.</p>
<p><strong>ÖZDEMİR ERDOĞAN</strong><br />
<strong>Mütevazılığı beni çok etkiledi</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz&#8217;in beni en çok etkileyen yanı mütevazılığıdır. Kendi hayatında sade bir yaşamı olması. İnsanlarda haset uyandırmayacak, insanlara üstünlük görüntüsü verecek şeylerden uzak bir hayat yaşaması ve önermesi. Mesela giyiminde buna çok dikkat etmesi, giyimiyle oldukça sade olması. Ben, o yüce insanın bu yönünü kendime örnek alıp hayatımda elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum. Bu husus, komünizmden sonra kapitalist Avrupa için en büyük tehlikedir. Onların kurduğu tüketime dayalı sistemin karşısında bir öneri çünkü bu. Bu öneride; dünya kaynaklarını daha eşitlikçi bir paylaşım yatıyor. Batı da bundan korkuyor. Batı&#8217;nın İslam&#8217;a karşı düşmanlığının altında bu yatıyor. Onun için son zamanlarda İslam&#8217;a karşı saldırılar yoğunlaştı ve telaşlı bir kampanyaya dönüştü.</p>
<p><strong>ŞEHİD MALCOLM X</strong><br />
Beyazlarla aynı tabaktan yiyorduk<br />
Hz. İbrahim&#8217;in, Hz Muhammed&#8217;in, Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen tüm peygamberlerin diyarı olan kadim kutsal beldede bütün renklere ve bütün ırklara mensup insanlar arasında görülen sarsılmaz gerçek kardeşlik ruhunun bir eşine daha rastlamadım. Her renkten insanın bana gösterdiği cana yakınlık karşısında büyülenmiştim, dilim tutulmuştu sanki. Dünyanın her yerinden yüzbinlerce hacı vardı. Her renkten insan vardı; mavi gözlü sarışınlardan tutun da Afrikalı karaderililere değin. Ama hepimiz de birlik ve kardeşlik anlayışına bağlı kalarak, aynı ibadetleri yapmakla bütünleşiyorduk, oysa Amerika&#8217;da gördüklerimize bakıp &#8216;beyazlarla&#8217; &#8216;ötekiler&#8217; arasında hiçbir zaman kardeşlik diye birşeyin var olamayacağına inanırdık. Sarışın mavi gözlü beyazlar beyazı olan Müslüman kardeşlerimle aynı tabaklardan yemekteyiz, aynı bardaklardan içmekteyiz, aynı halılarda yatmaktayız.<br />
<strong>Kimseye onun kadar itaat edilmedi</strong></p>
<p>&#8220;Hz. Muhammed(a) ve devrimi&#8221;, Batılı filozoflar, devlet adamları, yazarlar ve ilahiyatçıların da ilgi odağı oldu hep. O&#8217;nun sevgi ve rahmet devrimi kısa süre içinde bütün kıtaya yayıldığı gibi, vefatından sonra da dünyada İslam&#8217;ın girmediği köşe bucak kalmadı. Hz.Muhammed(S.A.V.)&#8217;in 23 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirdiği &#8220;devrim&#8221;, asırlardır Cahiliye içinde yaşayan bir toplumu kökten değiştirdi. İslamiyet&#8217;in girmediği kıta kalmadı. Napolyon Bonapart şöyle diyor: &#8220;Tanrı&#8217;nın varlığını Musa kavmine, Mesih İsa Roma âlemine, Muhammed(a) ise bütün kıtaya yaydı.&#8221; &#8220;Hz. Muhammed(a) ve devrimi&#8221;, Batılıların da ilgi odağı oldu hep. Örneğin Lawton Lancelot, &#8220;İtiraf edilmelidir ki Muhammed&#8217;in dini Afrika&#8217;ya Hıristiyanlık&#8217;tan daha çok yakışır; aslında şunu söylemem gerekir ki, bütün dünyaya daha çok yakışır. Onun özellikleri insanı insan yapması şeklinde özetlenebilir. İslam, insandan bir tanrı çıkarmaya çalışmaz ama onun iyi komşu olmasına kadar düzene sokar&#8221; diyordu.<br />
<strong>İSTİKRARI HAYRANLIK VERİCİ</strong></p>
<p>John William Draper, Hz. Muhammed(a) için &#8220;insanlığa en büyük etkide bulunan bir insan&#8221;, derken Edward Gibbon, &#8220;Bizde hayranlık uyandıran O&#8217;nun dininin yayılması değil istikrarıdır; Mekke ve Medine&#8217;de yer eden aynı saf ve mükemmel etkinin oniki asır sonra Hintli, Afrikalı ve Türklerin Kur&#8217;ani devrimlerinden sonra aynen muhafaza edilmesidir&#8221;şeklinde yazıyordu. Goethe ise &#8220;Çok kısa bir süre önce İslâm Peygamberi&#8217;nin hayatını büyük bir ilgi ile okuyup tahsil ettikten sonra gördüm ki; o asla bir sahte peygamber değildir&#8221; diyordu. D. G. Hogart ise görüşlerini şöyle dile getiriyor: &#8220;O&#8217;nun bütün davranışları, günlük hayatı, bugün milyonların şuurlu bir hâfızayla gözettiği bir kanun ortaya koymuştur. İnsanlığın herhangi bir bölümünün mükemmel İnsan kabul ettiği başka hiç kimse, bu kadar yakından ve bu ölçüde ayrıntıyla taklit edilmemiştir. Hıristiyanlığın kurucusunun davranışları, takipçilerinin günlük hayatını yönlendirmemiştir. Ayrıca, başka herhangi bir dinin kurucusu, geride Müslüman Resûl ölçüsünde bir güven ve itimat bırakmamıştır.&#8221;<br />
<strong>HİÇBİR PEYGAMBERE BÖYLE İTAAT EDİLMEDİ</strong></p>
<p>&#8220;Hz. Muhammed(a) ilk peygamberlerden uzanıp gelen yolun ışığını tamamlamış ve olgunluğa erdirmiştir&#8221; diyen Fransız Komünist Partisi&#8217;nin eski liderlerinden muhtedi Roger Garaudy, Muhammedilik&#8217;le Cezayir&#8217;de sürgünde iken tanıştığını şöyle anlatır: &#8220;Bilindiği gibi otorite boşluğunda ve savaş anlarında en kolay iş, istemediğiniz insanları kurşuna dizmektir. Böyle haksız şekilde kurşuna hedef gösterildim. Cezayirli bir asker, aldığı emre rağmen silahı kullanmadı. Sebebini sorduğumda, &#8216;İslâm dini savaş halinde de olsa, elinde silah olmayan insanı öldürmeye izin vermez&#8217; dedi. Bu cevap beni çok düşündürdü. İslâm dinini, medeniyetini ve kültürünü inceledim.&#8221;</p>
<p>Thomas Carlyle ise şöyle yazar: &#8220;O&#8217;na peygamber dediler diyorsunuz değil mi? Niçin? Çünkü Muhammed onlarla yüzyüze gelmiş, hiçbir esrarın arkasında kutsanmamış, kendi hırkasına yama yapmış, ayakkabılarını tamir etmiş, savaşmış ve onların arasında istişaret etmiş ve emretmiştir. Siz ona ne derseniz deyin, onun nasıl bir insan olduğunu mutlaka görmüşlerdi. Kutsal tacıyla hiçbir imparator, oturup kendi hırkasına yama yapan bu insan kadar itaat görmemiştir. Yirmi üç yıllık zahmet ve gerçek mücadelenin içinde sahip olması gereken herşeye sahip gerçek bir kahramanı görüyorum.&#8221; NOT: Hz. Muhammed(S.A.V.) her yönüyle mükemmel bir insan ve peygamber. Bu nedenle dizide sadece değinilerde bulunduk. Bizimki denizde bir katre. Ayrıca, dizide emeği geçen mesai arkadaşım Mustafa Canbaz&#8217;a teşekkür ederim.</p>
<p><strong>O&#8217;na insanlığın kurtarıcısı diyelim</strong></p>
<p>Edward Gibbon&#8217;a göre, Hz. Muhammed&#8217;in getirmiş olduğu yeni inanç, belirsizliğin şüpheciliğinden arınmış ve Kur&#8217;an da Allah&#8217;ın birliğine muhteşem bir tanıktır. Lamartin ise &#8220;Düşünür, hatip, havari, kanun koyucu , asker, düşüncelerin fatihi, rasyonel akidelerin düzelticisi, şekil ve suret olmaksızın tapınma; hepsi manevi tek bir hükümdarlık olan yirmi dünyevi hükümdarlığın kurucusu, işte Muhammed. İnsanın yüceliğinin ölçümü mümkün olsa, ondan daha büyük bir insan var mıdır sorarız&#8221; diyordu.</p>
<p><strong>AVRUPA&#8217;YI O KURTARIR</strong></p>
<p>George Bernard Shaw ise 1930&#8242;larda şöyle diyor: &#8220;Tahminime göre Muhammed&#8217;in inancı bugün Avrupa&#8217;da kabul edilmeye başlandığı gibi, gelecekte de kabul görecektir. Ortaçağ kilisesi, ya cahilliklerinden ya bağnazlıklarından Muhammediliği kara renklere boyayarak anlattılar. Onlar Muhammed&#8217;den ve dininden nefret edecek şekilde eğitildiler. Onlara göre İsa karşıtıydı. Ben, o harikulade insanı inceledim. Değil İsa düşmanı olmak, ona insanlığın kurtarıcısı demek gerekir. Günümüz dünyası onun gibi birisinin mutlak hakimiyeti altına girse, sorunları, çok ihtiyaç duyulan barış ve mutluluk getirecek şekilde onun çözeceğine inanıyorum. Avrupa, Muhammedin akidesinin aşkına girmeye başlamıştır. Gelecek yüzyılda, Avrupa sorunlarının çözümünü bu inanç içinde görmeye kadar gidebilir.&#8221;</p>
<p><strong>Sezai Karakoç (Diriliş&#8217;ten):</strong></p>
<p>Unutulmaz bir levha<br />
&#8220;Ne canlı ve unutulmaz bir levhadır: Peygamber Efendimiz, Mekke&#8217;nin tehlike anlarında çalınan çanını çalmış, halk toplanınca da; &#8216;ben size desem ki, şu tepenin ardında düşman var. Bana inanır mısınız?&#8217; Halk, &#8216;evet, inanırız&#8217; deyince, &#8216;öyleyse diyorum ki, Allah&#8217;a inanın ve buyruklarına yasaklarına uyun. Aksi halde sizin için tepenin ardındaki düşmandan daha büyük tehlike var!&#8217; demiştir. Dava adamının çağrısı için ebedi misaldir bu.&#8221;<br />
<strong>Ferdiyetin yüceliği ve güzellik sevgisi</strong></p>
<p>O kadar önemli ve o kadar yüce bir varlıkla karşı karşıyayız ki kendisinin var olması bütün insanlığa şeref katmıştır. İnsanlığın saadetini mümkün kılmıştır. Hiç şüphe yok ki insanlığın son büyük insanı. Getirdiği dinle bütün insanlığa saadet taşıdı, insana ve yüksek vasıflar kazandırdı. Bütün bunları ifade etmek ciltler bulur. O, bütün insanlık tarihinin en müstesna insanıdır. Muhyiddin-i Arabi, Füsus&#8217;ul Hikem&#8217;in son bölümünü Hz. Peygamber&#8217;e hasretmiştir. Muhyiddin-i Arabi, her peygamberin hikmetinin içerisinden diğerinin hikmetinin çıktığını belirtir. Birincisinin içerisinden ikinci peygamberin hikmetinin, ikincisinin içerisinden onu takip edenin, daha evvel gelmiş peygamberlerin hikmetlerinin içerisinden de Son Peygamber&#8217;in hikmetinin çıktığını, böyle olunca geçmiş peygamberlerin hepsinin hikmetlerinin Son Peygamber&#8217;in hikmetine göre değerlendirilmesi lazım geldiğini anlatır. Son Peygamber Hz. Muhammed (S.a.v.)&#8217;in bütün peygamberlerin hikmetlerine ilave ettiği ve evvelkilerin hiç birisinin içerisinde bulunmayan iki hikmet; ferdiyetin yüceliği ve güzellik sevgisidir. Güzellik sevgisi tekamülün son aşamasıdır.<br />
<strong>İnsanlığa rahmet ve şefaat</strong></p>
<p>İslam&#8217;la müşerref olan ünlü İngiliz popçu Cat Stevens(Yusuf İslam) Hz. Peygamber için şunları söylüyor: &#8220;Son Peygamber Hz. Muhammed (a), cahillik ve kara günler içinde bulunan. Hz. İbrahim&#8217;in getirdiği dinin kaybolmaya başladığı ve parçalara ayrıldığı Mekke&#8217;de dünyaya geldi. İnsanlığa rahmet ve şefaat için gönderildi. O bütün zamanların en mükemmel insanıdır. Müslüman olduğumdan bu yana, Peygamberimiz&#8217;in, O büyük insanın hayatını araştırıyorum. O&#8217;nu okudukça, O&#8217;nu anladıkça, etrafımı saran bilgisizliği, cehaleti daha iyi görüyor ve irkiliyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Mahatma Gandi: İslam&#8217;ı kılıçla yaymadı</strong></p>
<p>Milyonlarca insanın kalbi üzerinde bugün tartışmasız bir etkisi olan hayata sahip birisini öğrenmek istedim. İslam&#8217;ın bir yeri fethinin kılıç ile olmayıp, hayat tarzıyla olduğunu her zamankinden daha fazla anladım. Peygamber&#8217;in tam manasıyla sadeliği ve ahde sadakatı, onun arkadaş ve takipçilerine kendini adaması, tevazuu, yiğitliği, korkusuzluğu Tanrı&#8217;ya ve dinine olan mutlak bağlılığıydı asıl ona her engeli aştıran ve muzaffer kılan; yoksa kılıç bir hiçti.&#8221;<br />
<strong>Otto Von Bismark: Huzurunda eğiliyorum</strong></p>
<p>Ey Muhammed! Sana çağdaş olamadığımdan dolayı çok müteessirim. Muallimi ve naşiri olduğun bu kitap senin değildir. O lahutidir&#8230; Beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra da bir daha görmeyecektir. Ben huzurunda kemal-i hürmetle eğiliyorum.&#8221;<br />
Abdullah MURADOĞLU  (Yeni Şafak :6 MART 2006 )</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/11/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/11/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&blog=324084&post=11&subd=isoru&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2006/07/26/peygamber-efendimiz-nicin-cok-kadinla-evlenmistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>