<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sorular ve Cevaplar</title>
	<atom:link href="http://isoru.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	<description>Sorular ve Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Jun 2011 18:04:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='isoru.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sorular ve Cevaplar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://isoru.wordpress.com/osd.xml" title="Sorular ve Cevaplar" />
	<atom:link rel='hub' href='http://isoru.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>İyi bir Tez Nasıl Yazılmalıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 15:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Doktora Tezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/</guid>
		<description><![CDATA[Bölüm 23 Tez Nasıl Yazılır? Ortalama bir doktora tezi, kemiklerin bir mezardan diğerine taşınmasından başka bir şey değildir. J. Frank Dobie TEZİN AMACI Bir doktora tezinden, adayın özgün araştırmasını sunması beklenir. Bunun amacı, adayın özgün araştırma yapma yeteneğini kazandığını göstermektir. Bu nedenle uygun bir tez, aynı amacı güden bir bilimsel makale gibi olmalıdır. Bir tezin, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=575&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bölüm </b><b>23 </b><b>Tez Nasıl Yazılır? </b></p>
<blockquote><p>Ortalama bir doktora tezi, kemiklerin bir mezardan diğerine taşınmasından başka bir şey değildir. </p>
</blockquote>
<p><b>J. Frank Dobie </b></p>
<h2><b>TEZİN AMACI </b></h2>
<p>Bir doktora tezinden, adayın özgün araştırmasını sunması beklenir. Bunun amacı, adayın özgün araştırma yapma yeteneğini kazandığını göstermektir. Bu nedenle uygun bir tez, aynı amacı güden bir bilimsel makale gibi olmalıdır. Bir tezin, dergi yayınından beklenen disiplinli yazma formunun aynısını sergilemesi gerekir. Bilimsel makaleden farklı olarak tez, birden fazla konuyu ve bazı konulara da birden fazla yaklaşımı anlatabilir. Tez, öğrencinin teziyle ilgili araştırmada elde ettiği verilerin tümünü veya büyük bir kısmını sunabilir. Bunun için tez, genellikle bilimsel makaleden daha geniş ve daha uzun olabilir. Fakat bir tezin 200 sayfalık bir kitap olması gerektiği fikri yanlış, çok yanlıştır. Gördüğüm birçok 200 sayfalık tez, belki de toplam 50 sayfalık iyi bir bilimsel çalışma içermekteydi. Diğer 150 sayfa, birtakım ayrıntıların şişirilerek anlatılmasından ibaretti. </p>
<p> <span id="more-575"></span>
</p>
<p>Çok sayıda doktora tezi gördüm ve bunların bir çoğunun yazılması ve düzenlenmesine yardımcı oldum. Bu deneyimin ışığında, tez hazırlanmasında hemen hemen hiçbir kabul görmüş genel kural olmadığı sonucuna vardım. Bilimsel yazımın birçok türü, oldukça belirli bir yapıya sahiptir. Fakat tez yazma öyle değildir. Bir tezi doğru yazma şekli geniş ölçüde kurumdan kuruma ve hatta aynı kurumun aynı bölümünde bile profesörden profesöre değişir. </p>
<p>Birçok kütüphanenin en tozlu kısımları bölüm tezlerinin yeraldığı kısımdır. Kuşkusuz bu tezlerde, birçok faydalı bilgi parçaları bulunur. Fakat yüzlerce sayfalık sıradan yazı arasından birkaç sayfalık faydalı bilgiyi ayıklayacak zaman ve sabır kimde olabilir? </p>
<p>Reid (41) geleneksel tezin, artık amaca hizmet etmediğini söyleyen pek çok kişiden biridir. Reid’in sözleriyle: “Bir adayın doktora derecesi almak için geleneksel tarzda geniş bir tez yapması zorunluluğu terkedilmelidir. Bu tür geleneksel tez; her tablo, her grafik ve başarılı veya başarısız tüm deneysel işlemlerin yazılı kayıtlarının korunması gerektiği şeklindeki yanlış izlenimi desteklemektedir”. </p>
<p>Eğer bir tez herhangi bir amaca hizmet ediyorsa, bu amaç okur-yazarlığı belirlemek olabilir. Belki de üniversiteler hep, bir doktora derecesinin cahil birine verilmiş olması durumunda imajlarının ne olacağını düşündüler. Böylece, tez zorunluluğu ortaya çıktı. Daha olumlu ifade edilirse, aday; olgunluğa erişme, disiplin ve öğrenme aşamalarından geçmiş olacaktır. Çıkış yolu, tatmin edici bir tezdir. </p>
<p>Avrupa üniversitelerinde tezlerin çok daha ciddiye alındığından sözetmek faydalı olabilir. Bu tezler, adayın olgunluğa ulaştığını ve hem bilim yapıp hem de bilimi yazabildiğini göstermek için tasarlanmıştır. Böyle tezler, yıllarca süren çalışmalar ve birkaç temel yayından sonra, tezin kendisi de bütün bunları biraraya getiren “bir tarama/değerlendirme makalesi” olmak üzere sunulmaktadır. </p>
<p><b>YAZIM İÇİN ÖNERİLER </b></p>
<p>Tez yazmada, kendi kurumunuzdakiler dışında birkaç kural daha vardır. izlenecek kurallar yoksa, bölüm kütüphanesine gidin ve özellikle, bölümünüzün isim yapmış ve kazanç sağlamış, önceki mezunlarının tezlerini inceleyin. Belki hepsinde ortak bir yön belirleme olanağı bulursunuz. Geçmişte başkaları için işlemiş olan yol, büyük bir olasılıkla şimdi sizin için de işleyecektir. </p>
<p>Genel olarak bir tez, tarama/değerlendirme makalesi tarzında yazılmalıdır. Amacı, sizi dereceye götüren çalışmayı değerlendirmektir. Özgün verileriniz (daha önce yayımlanmış veya yayımlanmamış) kuşkusuz, bütün gerekli deneysel ayrıntılarla desteklenmiş olarak tezin içine girmelidir. Birkaç bölümün herbiri, aslında araştırma makalesi (Giriş, Malzeme ve Yöntemler, Sonuçlar, Tartışına) çizgisinde tasarlanabilir. Bununla beraber genelde, parçalar monografi olarak yazılan tarama/değerlendirme makalesindeki gibi birbirine uymalıdır. </p>
<p>Başlıklar konusunda dikkatli olun. Bir veya birkaç sonuçlar bölümü varsa, bunlar sizin sonuçlarınızın başkalarınınkilerle karışımı değil, sizin sonuçlarınız olmalıdır. Eğer başkalarının sonuçlarının, sizin kendi sonuçlarınızla nasıl uyumlu veya uyumsuz olduğunu göstermek için bunları vermek ihtiyacını duyuyorsanız, bunu Tartışma bölümünde yapmanız gerekir. Aksi takdirde karmaşa doğar ve daha da kötüsü, yayımlanmış çalışmalardan veri çalmakla suçlanırsınız. </p>
<p>Dikkatlice hazırlanmış bir genel içerik ile başlayın ve çalışmanızı bu noktadan itibaren yürütün. Bu çerçeve içinde tezinizde, kuşkusuz kendi araştırma sonuçlarınızı çok dikkatli ayrıntılarla vereceksiniz. Ayrıca, bütün ilgili yayınları taramak da gelenektir. Daha da ötesi, tezde; “state-of-the-art” tarama/değerlendirme makalelerinde olabileceği gibi kısaltma yoktur. Çoğunlukla eski bir gelenek olarak, konunuzun geçmişine dönmeniz istenir. Böylece, kendi alanınızda gerçekten iyi bir yayın taraması derleyebilir ve aynı zamanda, eğitiminizin en değerli kısmı olabilecek bilim tarihi hakkında birşeyler öğrenebilirsiniz. </p>
<p>Tezinizin Giriş kısmına özel önem vermenizi iki nedenle öneririm. ilki, kendi yararınız için üzerinde çalıştığınız problemi niçin ve nasıl seçtiğinizi, nasıl ele aldığınızı ve çalışmanız sırasında neler öğrendiğinizi netleştirmeye ihtiyacınız vardır. Tezin geri kalan kısmı, Giriş’ten sonra kolayca ve bir mantık sırasında ilerlemelidir. ikincisi, ilk izlenim önemli olduğu için okuyucularınızı daha başlangıçta bir karmaşa bulutu içinde kaybetmek istemezsiniz. </p>
<p><b>TEZ NE ZAMAN YAZILIR? </b></p>
<p>Tezinizi, bitmeden çok önce yazmaya başlamanız akıllıca olur. Aslında, belli bir deney serisi veya çalışmanızın önemli bir yönü tamamlandıktan sonra, bunlar kafamızda halâ tazeyken yazmanız gerekir. Her şeyi son âna kadar bekletirseniz, önemli ayrıntıları unutmuş olduğunuzu farkedebilirsiniz. Daha da kötüsü, iyi yazabilmek için hiç zamanınız olmadığını farkedebilirsiniz. Önceden pek yazı yazmadıysanız, ne kadar zor ve zaman alıcı bir iş olduğunu görüp şaşıracaksınız. Tezi yazmak için, oldukça tam zaman çalışarak, yaklaşık 3 ay’a ihtiyacınız vardır. Fakat, ne tam zamanınız olacaktır, ne de tez danışmanınızın ve daktiloyu yazan kişinin her an hazır olacağını varsayabilirsiniz. En az 6 ay ayırmalısınız. </p>
<p>Doğal olarak, araştırma çalışmanızın yayımlanabilen kısımları, mümkünse kurumdan ayrılmadan önce makale olarak yazılmalı ve gönderilmelidir. Kurumdan ayrıldıktan sonra bunu yapmak zor olacaktır ve her geçen ay daha zorlaşacaktır. </p>
<p><b>DIŞ DÜNYA İLİŞKİLERİ </b></p>
<p>Hatırlayın, teziniz sadece sizin isminizi taşır. Tezler, normal olarak yazarın adına yayım hakkıyla kayıtlara geçer. Sizin ilk verdiğiniz izlenim ve belki iş olanakları, tezin kalitesi ve temel dergilerde çıkan ilgili yayınlara bağlı olabilir. Kısa ve öz yazılmış uyumlu bir tez, sizi iyi bir başlangıca getirecektir. Aşırı şişirilmiş, az bilgi ihtiva eden bir kitap kredi getirmez. iyi tez yazarları; çok fazla yazı, sıkıcılık ve sıradan bilgiden kaçınmak için çok uğraşırlar. </p>
<p>Tezin kısa özetini yazarken özellikle dikkatli olun. Birçok kurumun tezlerinin kısa özetleri, “Dissertation Abstracts”da yayımlanır ve böylece daha geniş bilim topluluğuna sunulur. </p>
<p>Eğer bu kitaba ilginiz şimdilik, nasıl tez yazılacağı konusunda ise, Bölüm 20’yi (“Tarama/değerlendirme Makalesi Nasıl Yazılır”) dikkatlice okumanızı öneririm. Çünkü birçok yönüyle tez, gerçekten bir tarama/değerlendirme makalesidir. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/575/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/575/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=575&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/15/iyi-bir-tez-nasil-yazilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nasıl Tez Yazılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 14:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[diploma tezi]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; A . TEZİN TÜRÜNÜ BELİRLEME &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Tezi hazırlayacak olan öğrenci, kendine şu soruları sormalıdır:[1] &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 1 . Tez ne zaman (ne sürede) teslim edilecek? &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 2 . Ne tür bir tez hazırlamak gerekiyor? &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 3 . Tezin ana amacı nedir? &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 4 . Tezden kimler yararlanacak? &#160; B . TEZİN HAZIRLANMASI &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Tezi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=574&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center;" align="center">&#160;</h1>
<p> <span id="more-574"></span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<h1>A . TEZİN TÜRÜNÜ BELİRLEME</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezi hazırlayacak olan öğrenci, kendine şu soruları sormalıdır:</span><a title="" href="#_ftn1" name="_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[1]</span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1 . Tez ne zaman (ne sürede) teslim edilecek?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>2 . Ne tür bir tez hazırlamak gerekiyor?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>3 . Tezin ana amacı nedir?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>4 . Tezden kimler yararlanacak?
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">B . TEZİN HAZIRLANMASI
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezi yazacak olan, ne tür bir tez hazırlayacağı hakkında açık bir fikre sahip olduktan sonra, çalışmaların başlar. Bu çalışmaların beş evresi vardır:
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>1 . Bilgi Kaynaklarını Araştırma ve Bulma.</u> Bu kaynaklar; çeşitli kitaplar, makaleler, notlar olabileceği gibi, kişisel gözlemler, kişilerle konuşmalar, anketler de olabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><span style="font-size:14pt;">Günümüzde internet de kaynak araştırmada etkin bir rol oynamaktadır. Gerek araştırma motorları <b>( <u>http://www.altavista.com</u>, <a href="http://yahoo.com">http://yahoo.com</a>, <a href="http://guide.infoseek.com">http://guide.infoseek.com</a>, <span style="color:black;"><a href="http://www.lycos.com"><span style="color:black;">http://<span>w</span>ww.lyco<span>s</span>.com</span></a><a name="_Hlt511546849"></a><a name="_Hlt511547179"></a></span>, <a href="http://www.excite.com">http://www.excite.com</a>, <a href="http://inktomi.berkeley.edu">http://inktomi.berkeley.edu</a>, <u><span style="color:black;"><a href="http://www.opentext.com"><span style="color:black;">http://www.opentext.com</span></a></span></u> gibi )</b>, gerek<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>kütüphane taraması yazılımları <b>(<span style="color:black;"><a href="http://zweb.cl.msu.edu"><span style="color:black;">http://zweb.cl.msu.edu</span></a></span>, <span style="color:black;"><a href="http://www.ocle.org:6990/"><span style="color:black;">http://www.ocle.org:6990/</span></a></span>, <u>http://leweb.loc.gov/z3950/ )</u></b>ve gerekse araştırma motorlarını tarayan yazılımlar (</span><b><span style="font-size:12pt;">meta search</span></b><span style="font-size:14pt;"> </span><b><span style="font-size:12pt;">engines) </span></b><b><span style="font-size:14pt;">(<u><span style="color:black;"><a href="http://cage.cs.colostute.edu.1969/"><span style="color:black;">http://cage.cs.colostute.edu.1969/</span></a> <a href="http://metacrawler.cs.washington.edu:8080/index.html"><span style="color:black;">http://metacrawler.cs.washington.edu:8080/index.html</span></a>, <a href="http://www.desinglab.ukans.edu/ProFusion.html/"><span style="color:black;">http://www.desinglab.ukans.edu/ProFusion.html/</span></a> ) </span></u></span></b><span style="font-size:14pt;color:black;">iyi birer başvuru adresi olabilir.</span><a title="" href="#_ftn2" name="_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[2]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>2 . Not Alma.</u> Not alırken, notların okunabilir şekilde yazılmasına özen gösterilmelidir. Notu alırken, dikkatli davranılır ve okunaklı yazılırsa sonraki çalışmalar kolay olur. Okunaksız ve düzensiz yazılırsa, sonradan yanlışlık yapılabilir veya kaynaklara yeniden başvurmak gerekebilir. Notlar yaklaşık 8&#215;12 boyutundaki karlara ya da kağıtlara yazılabilir.</span><a title="" href="#_ftn3" name="_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[3]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;"> Bu kartların bir yüzünde, incelenen kaynak belirtilir; diğer tarafına da özetlemeler, gerekli notlar yazılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>3 . Verileri İnceleme.</u> Verileri incelemek için yapılan araştırma sırasında yazar konu ile ilgili hususları not eder. Not alma işlemi bittikten sonra, düşünceleri özümseme için bir süre bırakılır ve böylece tezin amaçları ile veriler arasındaki mantıki bağları daha rahat kurma imkanı doğmuş olur.<span>&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>4 . Anahatları İle Özetleme</u>. Tezin anahatlarını düzenlemede, ya önce olaylar belirtilir: sonra ulaşılan sonuç bunun sonuna eklenir, ya da başlangıçta hipotez belirtilir,daha sonra bunu destekleyen bulgular sıralanıp, hipotez test edilir ve sonuca varılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Anahatlarıyla özetleme, tezin çevresini oluşturma demektir. Başlıklar numaralanacaksa [ I A 1 a ] sırası izlenebilir. Mutlaka bu dizinin başından başlamak gerekmez; [ A 1 a... ] şeklinde de başlanabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Başlıkların numaralanmasında izlenen diğer yöntem de desimal sistemle numaralamadır. [ 1. 1.1. 1.1.1. ....] bunun da 0’dan veya 1’den başlatılması gibi alternatifleri uygulanabilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Sunuş, Önsöz, Giriş, Dizin, İçindekiler gibi kısımlar ise, küçük romen rakamları ile (i, ii, iii, iv,&#8230;.., ix ) gibi numaralandırılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>5 . Tezin Düzenlenmesi ve Yazılması.</u> Alınan notlarda, bulunan verilerden ve anahtarları ile özetlemeden yararlanarak tez hazırlanır. Bu safha, betonları atılmış binanın tuğlalarının örülmesine, kapı ve pencerelerinin takılmasına benzetilebilir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Son yazımın olduğu kadar, taslak çalışmanın da bilgisayarda Microsoft Word gibi bir editörde yazılması, zamandan tasarruf sağlayacaktır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">C . ALINTILAR
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="180"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002.jpg"><img title="clip_image002" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="233" alt="clip_image002" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002-thumb.jpg?w=252&#038;h=233" width="252" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Başka yerden yapılan aktarmaların kaynağı, mutlaka belirtilmelidir.</span><a title="" href="#_ftn4" name="_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="color:black;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:&quot;">[4]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:14pt;color:black;"> Bu da dipnot koymak suretiyle yapılır. Microsoft Word’de Ekle Menüsü’nden Dipnot&#8230; Komutu ile Şekil 12deki diyalog kutusuna ulaşır. <u>D</u>ipnot vee Otomatik <u>N</u>umaralandır 1, 2, 3, &#8230;radyo düğmeleri varsayılan seçimdir. Ö<u>z</u>el im seçilirse hizasına istenen şekil konabilir veya Si<u>m</u>ge&#8230; butonundan seçilir. Bu genelde x veya * işaretidir, ama farklı tercihler de olabilir:<span>&#160;&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>1</span> Mikrosoft Word&#8217;de Dipnot ve Sonnot Diyalog Kutusu</p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-size:14pt;">Dipnotlar belirli bir düzende yazılır. Bir sayfada metnin içinde kaç dipnot numarası yer almışsa, o numaralara karşı gelen dipnotların da <u>mutlaka </u>aynı sayfanın altında yazılmış olması gerekir. Otomatik numaralandırma seçildiğinde varsayılan, sürekli numaralamadır. Ancak Şekil 1’de Se<u>ç</u>enekler&#8230; butonundan yeni bir diyalog kutusuna geçilerek, her bölümün kenddi içinde numaralanması veya her sayfanın kendi içinde numaralanması yöntemleri de seçilebilir. Bu </span><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="154"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004.jpg"><img title="clip_image004" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="253" alt="clip_image004" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004-thumb.jpg?w=291&#038;h=253" width="291" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;">durum Şekil 2’de gösterilmiştir.<span>&#160; </span><u><span style="color:black;"><span>&#160;</span></span></u><span style="color:black;">
</p>
<p>     </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>2</span> Dipnot Seçenekleri Diyalog Kutusu<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;color:black;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Ayrıca bu diyolog kutusun da dipnotların numaralanışında kullanılacak sayının biçimini de belirtmek mümkündür. Dosyanın birden fazla kişi tarafından farklı bilgisayarlarda yazılması durumunda, başlangıç değerininde burada yeniden tanımlanması gerekecektir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="161"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005.gif"><img title="clip_image005" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="257" alt="clip_image005" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005-thumb.gif?w=291&#038;h=257" width="291" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><b>Şekil </b><b><span>3</span></b><b> Dipnotlarda Kullanılacak Sayı Biçiminin Seçimi
</p>
<p>   </b></p>
<p class="MsoBodyText">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Aynen yapılan alıntılar, sağ ve sol marjdan ikişer cm. içeriye yazılmak suretiyle belirtilir. Alıntı dört satır daha az ise nomal iki satır aras, dörtten fazlaysa tek satır ara ile yazılır. Aktarılan her paragrafın başına ve sonuna (“) işareti konur.</p>
<p class="MsoBodyText"><span style="color:black;">D. YAZIM İŞLEMİ<a title="" href="#_ftn5" name="_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:&quot;">[5]</span></span></span></span></a>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="152"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007.jpg"><img title="clip_image007" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="277" alt="clip_image007" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007-thumb.jpg?w=312&#038;h=277" width="312" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span style="font-size:14pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Tezler iki ara ile yazılır. Satır arası ile ilgili bu ayarlamayı yapmak için MS Word’de Biçim Menüsü’nden Paragraf&#8230; komutu seçilip, Satır aralığı liste kutusundan çift seçeneği tıklanıp, onaylanır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>4</span> Satır Arallığının Seçimi</p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="152"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008.gif"><img title="clip_image008" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="137" alt="clip_image008" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008-thumb.gif?w=302&#038;h=137" width="302" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><b><span style="font-size:12pt;color:black;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span></span></b><span style="font-size:14pt;">Tezin ilk taslak çalışması da elle yazılıp, kağıt üstünde değil de; Word’de yazılıp, eleştiri ve düzeltmelerin yapılabilmesi için öğretim üyesine diskete kayıtlı ya da e-maile eklenmiş olarak sunulursa, yapılan değişiklik ve düzeltmelerin takibi kolayca mümkün olacaktır. Bunun için de öğretim üyesinin tez taslağını kendi bilgisayarında incelemeye başladığında, yalnızca basit bir işlemi unutmaması yaterlidir: Araçlar Menüsü’nden Değişiklikleri İzle&#8230; komutundan, Değişiklikleri Vurgula komutunu seçmesi, gelen diyolog kutusunda seçenekler butonunda açılacak diyolog kutusundan da işlemin ayrıntılarının belirlenmesi gerekmektedir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>5</span> Değişikleri Vurgula Dialog Kutusu</p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2">Şekil 6’da Seçenekler butonunda açılacak diyalog kutusunda ne tür değişikliklerin, nasıl izlenebileceğine dair seçenekleri içeren liste kutuları görülmektedir. <span class="msoIns"><ins cite="mailto:9%20eylul" datetime="2001-05-01T15:04">
</p>
<p>     </ins></span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span class="msoIns"><ins cite="mailto:9%20eylul" datetime="2001-05-01T15:04">
<p>&#160;</p>
<p>     </ins></span></p>
<p class="MsoBodyText2" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="95"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009.gif"><img title="clip_image009" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="406" alt="clip_image009" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009-thumb.gif?w=394&#038;h=406" width="394" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>6</span> Değişikleri İzleme Dialog Kutusu<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="133"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011.jpg"><img title="clip_image011" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="279" alt="clip_image011" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011-thumb.jpg?w=350&#038;h=279" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br />Tezin yandan bağlı manüskri şeklinde yazılması uygun olur. Cilt payı, sayfa yapısına ilişkin diğer ayrıntılarla birlikte Dosya Menüsü’nden Sayfa Yapısı&#8230; komutu ile belirlenir. </p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>7</span> Sayfa Yapısının Düzenlenmesi<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><b><span style="font-size:12pt;">
<p>&#160;</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="180"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012.gif"><img title="clip_image012" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="181" alt="clip_image012" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012-thumb.gif?w=246&#038;h=181" width="246" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Sayfa sonuna rastlayan ve dört satırdan kısa paragraflar bölünmez. Bir paragrafın en az ilk iki satırı sayfanın sonuna veya son iki satırı sonraki sayfanın başına yazılmış olmalıdır. Önceden tanımlanmış sayfa yapısına göre sayfa kesmesinin otomatik gelmesi beklenmeden sayfa kesmesi eklemek mümkündür. Bunun için Ekle Menüsü’nden Kes&#8230; Komutu seçilir ve açılan Diyalog Kutusu’nda Sayfa Sonuna radyo düğmesi işaretlenir. Makale vb. iki ve daha çok sütun halinde yazılan yazılar içinse Sütun Sonuna radyo düğmesi uygun olur. </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>8</span> Sayfa Veya Sütun Sonunun Belirlenmesi<span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>1 . Kapak Sayfası.</u> Tezin hazılandığı kurumun adı, en üstte yer alır. Bunun yaklaşık 3.5-4 cm. aşağısında başlık (tezin konusu, adı), bunun da 4-5 cm. kadar altında tezi hazırlayan adı-soyadı, sayfanın en altında ise biraz daha küçük puntolarla şehir ve yıl yazılır. Bütün bu kısımlar Biçimlendirme araç çubuğında bulunan Ortala Butonu ile ortalanmış olmalı. Tez Danışmanı olan öğretim üyesinin adı da kapakta yer alabilir.</p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="123"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014.jpg"><img title="clip_image014" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="147" alt="clip_image014" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014-thumb.jpg?w=383&#038;h=147" width="383" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>2 . Önsöz ve Giriş Sayfaları .</u> Önsözde tezin ana konusu belirtilir, tezin hazırlanmasında yol gösteren öğretim üyesine teşekkür edilir vb. Önsöz ve varsa giriş sayfalarına küçük romen rakamlarıyla sayfa numarası konulur. Kapağa numara konulmaz, ama önsöze numara verilirken dikkate alınır. Bu durumda numaralandırma; tezde iki ( ii ), kitapta ise ( iii ) ile başlatılır. Ekle Menüsü’nden Sayfa Numaraları&#8230; ve gelen diyolog kutusundan da Biçim&#8230; Butonuna tıklanarak, sayı biçimi liste kutusunun açılmasıyla küçük romen rakamı seçilir ve başlangıç numarasının önüne ( ii )olarak tanımlanması gerçekleştirilir. </p>
<p class="MsoBodyText2">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="142"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016.jpg"><img title="clip_image016" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="326" alt="clip_image016" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016-thumb.jpg?w=350&#038;h=326" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><u><span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>     </span></u></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>9</span> Sayfa Numarasının Biçimi ve Başlangıç Değerinin Belirlenmesi<u>
</p>
<p>   </u></p>
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>3 . İçindekiler </u>.<span>&#160; </span>Anahatları ile özetlemeye benzeyen içindekiler kısmı,<span>&#160; </span>önsöz ve –varsa- girişten sonra yazılır ve küçük romen rakamlarıyla sayfalarının numaralandırılması devam eder. Tez metnine sayfa numaralarının verilmesi de benzer yöntemle, fakat sayı biçiminden ( 1, 2, 3&#8230; ) seçilerek gerçekleştirilir. İçindekiler sayfası yazılırken, bölüm,<span>&#160; </span>alt bölüm gibi kısımlarının numaralandırılması, Amerikan Sistemi, Alman Sistemi ( Desimal sistem ) veya Karma Sistem’e uygun olarak Biçim Menüsü’nden Madde imleri ve Numaralandırma&#8230; Komutu seçilerek düzenlenebilir. Biçimlendirme Araç Çubuğu’nda bulunan Numaralandırma, Girintiyi Artır, Girintiyi Azalt Butonları da bu konuda kullanıcıya yardıncı olabilir. </p>
<table class="MsoNormalTable" style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:medium none;border-bottom:medium none;border-collapse:collapse;" cellspacing="0" cellpadding="0" border="1">
<tbody>
<tr>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">Amerikan Sistemi</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">Alman Sistemi (Desimal Sistem)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">I- </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:windowtext 1.5pt solid;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160; </span>A .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1 .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>2 . </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2" style="margin-left:18pt;"><span>&#160;</span><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>a.</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>b.</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>aa. </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.0.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>bb. </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>1.1.1.1. </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>-</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>-</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>- </p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>- </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>B .</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:medium none;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2"><span>&#160;&#160;&#160; </span>1.2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:windowtext 1.5pt solid;width:230.25pt;border-bottom:windowtext 1.5pt solid;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="307">
<p class="MsoBodyText2">II-</p>
</td>
<td style="border-right:windowtext 1.5pt solid;border-top:medium none;border-left:medium none;width:233.95pt;border-bottom:windowtext 1.5pt solid;padding:0 3.5pt;" valign="top" width="312">
<p class="MsoBodyText2">2.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Tablo <span>1</span><span> İçindekiler Sayfası İçin Numaralandırma Sistemi Örnekleri</span><span style="font-weight:normal;font-size:12pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoBodyText2"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="114"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018.jpg"><img title="clip_image018" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="295" alt="clip_image018" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018-thumb.jpg?w=350&#038;h=295" width="350" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    <br /><span>&#160;</span><u><span>&#160;</span></u><b><span style="font-size:12pt;"><span>&#160; </span>
</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>10</span> Numaralandırma Seçenekleri</p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="123"></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020.jpg"><img title="clip_image020" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="297" alt="clip_image020" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020-thumb.jpg?w=353&#038;h=297" width="353" border="0" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>   </span>    </p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Şekil <span>11</span> Numaralandırılmış Anahat Seçenekleri</p>
<p class="MsoCaption">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u><span style="font-size:14pt;">4 . İndeks ( Dizin ). </span></u><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;</span>Kitaplarda veya geniş kapsamlı tezlerde kullanılabilecek olan ve konuyla ilgili kavram ve kelimelerin, alfabetik sırayla belirlendiği indeks kısmının sayfa numaraları romen rakamıyla yazılır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span><u>5 . Bibliyografya ( Kaynakça ).<span>&#160; </span></u>Yaralanılan kaynakları belirten bu kısım tezin sonuna, ayna sayfa yapısı ile yazılır. Yaklaşık 5. cm’e soldan hizalı bir sekme yerleştirilir ve yazar isimleri sol baştan başlatılıp, sekmenin hizasına iki nokta üst üste konur: kaynağın bilgileri ile devam edilen satıra tüm bilgi sığdırılamadığı durumda da sekme hizasından devam edilir. <u><span>&#160;</span></u><span>&#160;</span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoCaption"><span style="font-weight:normal;font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Örnek 1’de soyadına göre alfabetik sıralanmış yazar isimlerine, Dr. gibi ünvanların yazılış sırasına, aynı yazarın farklı iki eseri varsa, sıralamanın eserlerin baş harfine göre alfabetik oluşuna ve yazar adının tekrar yazılmayıp üç adet tire işareti ile ( &#8212; ) belirtilmesine, aynı eserin farklı iki basımından yararlanıldığında, hem yazar ismi, hem de eser ismi için üçer adet tire işaretinin kullanılmasına, iki yazarlı eserlerde ikinci yazarın isminin birinci yazarı izlerken Soyadı, Adı – Adı Soyadı biçiminde yazıldığına, makale isimlerinin tırnak işaretleri ile sınırlandırılmış ve baş harfleri büyük, diğerleri küçük harfle yazılmış olduğuna, kitap isimlerinin ise tümü büyük harf yazıldığına dikkat edilmelidir.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<h4>
<p>&#160;</p>
</h4>
<h4>B İ B L İ Y O G R A F Y A </h4>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal">
<p>&#160;</p>
</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;</span>
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Ali<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Belma<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: TEZLERİN YAZIMI, Başnur Matbaası, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acargil, Ahmet<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: “ Dipnotlar”, SEKRETERLİK DERGİSİ, Sayı: 12-13
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Bakır, Dr. Nedim<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>:MANÜSKRİLER, 2. Bası, Akaylar Basımevi,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İstanbul 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Balcı, Nedim<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>:ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ, II. Cilt, 3. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Kardeşler Matbaası, İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212;<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: BİLİMSEL ÇALIŞMA, Akın Matbaası, İzmir 1983
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8212;<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: 2. Bası, Akın Matbaası, İzmir 1985
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Tezcan, Nurettin<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: DAKTİLOGRAFİ TEKNİKLERİ, I. Cilt, 2. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Nurdan Basımevi, İstanbul 1978
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8211; Ahmet Abalı<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: SEKRETERLİK, Akaydınlar Basımevi, İstanbul 1981
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Zorlu, Bedri<span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>: BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, Mercanlar Matbaası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İzmir 1982
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Örnek <span>1</span> Sekme İle Düzenlenmiş Bibliyografya<span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Örnek 2’de sekme kullanılmaksızın, yazar isimlerinin uzunluğu ne olursa olsun, isim yanından diğer kaynak bilgilerinin yazılmasına devam edilmekte, ancak bilgiler bir satıra sığmadığı taktirde alt satıra geçilip, sıtandart tab tuşu ile iki tab vuruşu içerden devam edilmektedir. Sıralama ve bilgilerin düzenleme esasları, birinci örnekle aynen uyuşmaktadır.
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Her iki örnekte de; iki kaynak arasında çift satır arası bir kaynağın bilgilerinin alt satırdan devamı durumunda ise tek satır arası kullanılmaktadır.</span><a title="" href="#_ftn6" name="_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference">6</span></a><span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<h4>B İ B L İ Y O G R A F Y A</h4>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><b><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>     </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Ali. RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acar, Belma. TEZLERİN YAZIMI, Başnur Matbaası, Ankara 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Acargil, Ahmet. “ Dipnotlar”, SEKRETERLİK DERGİSİ, Sayı: 12-13
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Bakır, Dr. Nedim. MANÜSKRİLER, 2. Bası, Akaylar Basımevi,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İstanbul 1984
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Balcı, Nedim. ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ, II. Cilt, 3. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Kardeşler Matbaası, İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212;<span>&#160; </span>BİLİMSEL ÇALIŞMA, Akın Matbaası, İzmir 1983
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8212; 2. Bası, Akın Matbaası, İzmir 1985
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Tezcan, Nurettin. DAKTİLOGRAFİ TEKNİKLERİ, I. Cilt, 2. Bası,
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>Nurdan Basımevi, İstanbul 1978
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">&#8212; &#8211; Ahmet Abalı. SEKRETERLİK, Akaydınlar Basımevi, İstanbul 1981
</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;">Zorlu, Bedri. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, Mercanlar Matbaası,
</p>
<p>   </span></p>
<h1><span>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </span>İzmir 1982</h1>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;" align="center"><span style="font-size:14pt;">
<p>&#160;</p>
<p>   </span></p>
<p class="MsoCaption" style="text-align:center;" align="center">Örnek <span>2</span> Standart Tap Tuşu ile Bibliyografya Düzenlenmesi<span style="font-size:14pt;">
</p>
<p>   </span></p>
<div> <br />
<hr align="left" width="33%" sIZE="1" />
<div id="ftn1">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[1]</span></span></span></span></a> <span style="font-size:12pt;">Muzaffer Okutkan, DAKTİLOGRAFİ, Milli<span>&#160; </span>Eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları, 4. Bası, İstanbul</span> 1991, s.233<span>&#160; </span></p>
</p></div>
<div id="ftn2">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref2" name="_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[2]</span></span></span></span></a><span style="font-size:12pt;">Bkz. Prof.Dr.Zeynel Dinler, BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE İNTERNET’E BAĞLI BİLGİ MERKEZLERİ, Ekin Kitapevi, Bursa 1998, s.168-222
</p>
<p>       </span></p>
</p></div>
<div id="ftn3">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref3" name="_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:&quot;">[3]</span></span></span></span></span></a><span style="font-size:12pt;"> MuzafferOkutkan, a.g.e. s.233
</p>
<p>       </span></p>
</p></div>
<div id="ftn4">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref4" name="_ftn4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[4]</span></span></span></span></a> Dr.Ali Acar, RAPOR HAZIRLAMA, Ar Basımevi, Ankara 1984, s.75 </p>
</p></div>
<div id="ftn5">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref5" name="_ftn5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:&quot;">[5]</span></span></span></span></a>Harflerle numaralamada ç.ö.ş.ü gibi harfler altlanabilir. </p>
</p></div>
<div id="ftn6">
<p class="MsoFootnoteText"><a title="" href="#_ftnref6" name="_ftn6"><span class="MsoFootnoteReference">6</span></a> Örnekler yardımıyla bu çalışmanın bibliyografya sayfasının<span>&#160;&#160; </span></p>
</p></div>
</p></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/574/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=574&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/09/nasil-tez-yazilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image002-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image002</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image004-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image004</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image005-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image005</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image007-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image007</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image008-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image008</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image009-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image011-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image011</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image012-thumb.gif" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image012</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image014-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image014</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image016-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image016</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image018-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image018</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/clip-image020-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">clip_image020</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MC DONALD&#8217;S NASIL KURULDU?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 14:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı servis Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Donald’s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 1937. California’lılar otomobillere olan o görülmemiş tutkularının ve bağımsızlıklarının esiri olmaya o zamandan başlamışlardı. Güney California’daki bazı işletmeciler, otomobillere servis yapan lokantalar açıp para kazanmanın yolunu keşfetmişlerdi. Mc Donald’ların ilk girişimi tıpkı ötekiler gibi bir otomobil servisi idiyse de çok mütevazi boyutlardaydı. Dick ile Mac kolları sıvayıp sosisleri kızartır, içecekleri hazırlar ve bir düzine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=549&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald.jpg"><img title="mcdonald" style="display:inline;border-width:0;" height="406" alt="mcdonald" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald-thumb.jpg?w=252&#038;h=406" width="252" border="0" /></a>
</p>
<p><strong>Yıl 1937. California’lılar otomobillere olan o görülmemiş tutkularının ve bağımsızlıklarının esiri olmaya o zamandan başlamışlardı. Güney California’daki bazı işletmeciler, otomobillere servis yapan lokantalar açıp para kazanmanın yolunu keşfetmişlerdi.</strong> Mc Donald’ların ilk girişimi tıpkı ötekiler gibi bir otomobil servisi idiyse de çok mütevazi boyutlardaydı. Dick ile Mac kolları sıvayıp sosisleri kızartır, içecekleri hazırlar ve bir düzine branda bezi kaplı tabureye oturan müşterilere hizmet ederken, üç garson kız da park yerindeki arabalara servis yapıyordu. Mc Donald’lar 1940’ta Los Angeles’ın 50 mil kadar doğusundaki San Bernardino’da çok daha büyük bir otomobile servis lokantası açtılar. Dükkân salt görünüşüyle dikkat çekecek nitelikteydi ve 1940’ların ortalarında şehir gençlerinin bir numaralı uğrak yeri oldu. Hafta sonlarında akşam yemeği için park yerine sıralanan 125 arabaya yirmi garson kız hizmet ediyor, yıllık satış 200.000 doları buluyordu.</p>
<p> <span id="more-549"></span>
</p>
<p>Ancak Mc Donald’s kardeşleri rahatsız eden bir şey vardı. Bunu “Fiyatları düşürüp müşterinin kendi kendine servis yapmasını sağlayacak büyük satış hacmi yapmak istiyorduk. Bilemezsiniz o garson kızların ağırlığını. Bu işin daha hızlı bir yolu olmalı diye düşünürdük. Arabalar park yerine yığılır, yolu tıkardı. Gerçi müşteriler daha hızlı servis peşinde değillerdi ama işi hızlandırırsak onların da hoşnut kalacağını seziyorduk. Dünya hızlanıyordu. Süpermarketler, büyük mağazalar çoktan self-servise geçmişlerdi. Otomobile servis yapılan lokantaların önündeki tek seçenek de self-servisti.” Diye ifade ediyor Mc Donald. 1948 sonbaharında 20 garson kıza yol verildi. Garsonların mutfaktan mal aldığı iki servis penceresi genişletilerek müşterilerin self servis yapabilecekleri duruma getirildi. Tabakların çatal bıçakların yerini karton kutular, kağıt peçeteler ve kağıt bardaklar aldı. Böylece bulaşıkçı ve bulaşık sorunu ortadan kalkmış oldu. Hamburgerler küçültüldü. Ama bu arada fiyat da inanılmaz oranda düşürülerek 30 sentten 15 sente indirildi. Garson kızlar olmayınca gençler de dükkâna eskisi kadar uğramaz oldular. Dükkân avare gençlerin takıldığı bir yer olmaktan çıkınca, yeni kapsamlı bir müşteri potansiyeli baş gösterdi: Aileler gelmeye başladı.</p>
<p>Mc Donald’s işletmecileri bu potansiyelin önemini ve büyüklüğünü çok geçmeden kavradılar. Çocuklara şirin görünerek büyükleri çekmek kolay oluyordu. Bu gerçek kavranınca Mc Donald kardeşler, pazarlama yöntemlerini yeni pazara göre değiştirdiler. Reklâmlarda ailelere hitap edilmeye başlandı ve kampanyalarda çocuklara dağıtılacak armağanlar ön plana alındı. Dükkânda servis yapan bütün tezgâhtarlara da çocuk müşterilere ayrı bir özen gösterilmesi tembihlendi.</p>
<p><b>MC DONALD’S BÜYÜYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Mc Donald kardeşler işi genişletme kavramında yatkın ve tutkun olmadıkları için, kendi başlarına ülke çapında bir zincir kuramadılar. İkisi de gezilere çıkmaktan hoşlanmıyordu. Ancak Mc Donald kardeşlerin fast-food hamburger zincirini ülke çapında yaygınlaştırma fırsatını kaçırmış olmaları, bu fırsatın hala değerlendirilebilecek durumda olmaması anlamına gelmiyordu. Birinin çıkıp bu fırsatı kullanmaması için hiçbir neden yoktu. Bu birisi, 1954 yazında Ray A. Kroc kimliğinde ve beslenme endüstrisi araç-gereçleri satıcısı olarak ortaya çıktı. Mikser kullanan dükkanlarda ve lokantalarda genellikle bir multi mikser kullanılırdı. Oysa Mc Donald’ların dükkanında üç veya dört mikser sürekli çalışıyordu. 1954 yılında Mc Donald kardeşler, eskiyenleri yenilemek için aldıkları da dahil on mikser alınca, Kroc’un aklı başından gitti. Bir hamburgercinin on multi mikserle ne işi olabilirdi? Kroc kendini daha fazla tutamadı, gidip kendi gözleriyle görmek istiyordu. Arabasını Mc Donald’s dükkânının önüne park ettiğinde servis pencerelerinin önünde kuyruklar sıralanmaya başlamıştı bile. Öğle olduğunda park yeri 150 arabayla tıklım tıklım dolmuş, Mc Donald’s ekibi kolları sıvamıştı. Ray Kroc, siparişleri onbeş dakikada yerine getirebilen bu hıza benzer bir şeyi o güne kadar hiç görmemişti. Kendi kendine “Şu ya da bu şekilde, benim de bu işe katılmam gerek.” diye düşünmekten kendini alamadı.</p>
<p>Kroc, Mc Donald’s tipi lokantaları ülke çapında yaygınlaştırmaya karar verdi. Mc Donald kardeşler gibi yerlerinden kıpırdamayan kişilerden olmadığı için, bu lokantaların iş yapacağı irili ufaklı yüzlerce pazar biliyordu. Ülkenin hemen hemen her yerini görmüştü ve bu kentlerin hepsinde birer Mc Donald’s düşlüyordu. Bunun üzerine Mc Donald’s sistemini ülke çapında yayacak bayilik örgütü için sözleşme imzalamak üzere batı kıyısına uçtu. İki kardeş bayilik hakkını 950 dolara satmayı düşünüyorlar, ayrıca satıştan da sadece yüzde 1,9 pay istiyorlardı. Ray bu teklifi kabul etti. Kroc 2 mart 1955’te yeni bayilik şirketi Mc Donald’s System Inc.’ı (bu ad 1960’ta Mc Donald’s Corporation olarak değiştirildi) kurduğunda, deneyimli bir yiyecek endüstrisi satıcısının stratejisiyle işe başladı. Bu stratejilerin başında, Mc Donald kardeşlerin geliştirdiği biçimin dışına çıkmamak vardı. </p>
<p><b></b></p>
<p><b>MC DONALD’S IN BAYİLİK SİSTEMİ</b></p>
<p>Söylentilere göre bayilik sistemini Mc Donald kardeşlerin ilk aklına sokan Kroc’tur. Oysa Mc Donald kardeşler daha Kroc’la tanışmadan iki yıl önce Hızlı servis Sistemi bayiliklerini dağıtmaya başladılar. Benzincilik yapan Neil Fox 1952 yılında ilk Mc Donald’s bayii oldu. Mc Donald kardeşler aslında ancak bayilik vererek büyük paralar kazanabilirlerdi. Oysa onlar, kendi ürünlerinin pek farkında değil gibiydiler. Hatta Fox bayilik için ilk başvurduğunda, McDonald kardeşler onun dükkânına Fox adını vereceği sandılar. Fox Mc Donald’s adını kullanmak istediğini söyleyince Dick McDonald, “Bunu da nerden çıkardın?” dedi. “ Phoenix’te kimse bizim adımızı bilmez ki.” Ama sonradan Fox’un ısrarına dayanamadılar ve böylece Mc Donald’s hamburger zinciri doğmuş oldu.</p>
<p><b>KROC’UN BAYİLİK FORMÜLÜ</b></p>
<p>Ray Kroc 1955’te fast-food piyasasına giren tek kişi değildi. Ama en azından başka kimsede olmayan bir tasarısı vardı. Kamuoyundaki Kroc imgesinin tersine, Kroc ne 15 sentlik hamburgeri, ne de otomobillere self servis yapan lokantayı, ne de fast-food hazırlama sistemini icat etti. Onun gerçekten icat ettiği tek şey, benzersiz bir bayi sistemiydi ve bu sistem, Mc Donald’s şirketini öteki, fast-food bayilerinden ayıran en büyük özellik oldu. Kroc’un tek isteği serviste ve üründe kalite ve istikrar getiren uzun ömürlü bir fast-food işi kurmaktı. Bunu gerçekleştirebilmek için öteki bayilerden çok daha kapsamlı biçimde sistemi kendi kontrolüne almak istiyor, buna karşılık da kısa sürede büyük kazanç sağlamaktan vazgeçmeyi göze alıyordu. Kroc Mc Donald’s bayiliği vereceği kişilere, 1950 li yıllarda pek çok girişimci gibi pembe vaatlerde bulunmaz tam tersine mantıklı, vurucu ve gerçekçi davranırdı.</p>
<p>Kroc’un bayilik formülü öteki fast-food zincirlerinden birkaç yönüyle farklıydı. Birincisi ve belki de en önemlisi, bölge bayilikleri verilmemesiydi. Kroc sadece 950 dolar karşılığında tek tek dükkânlara bayilik vermekten yanaydı. Bayilik sisteminin öteki girişimcilere en çekici gelen yanına, yani kolay para kazanma yanına karşı inatla direniyordu. Mc Donald’s bu yöntemle iyi çalışmayan dükkânları tek bir dükkânla sınırlamayı başarabildi.</p>
<p>Kroc tüm ülkede kalite ve hızlı servis denilince akla ilk gelecek ad olarak Mc Donald’s şirketinin öne çıkmasını ve bunu sağlamak için de her dükkânda aynı standartların bulunmasını istiyordu. Bayilik ruhsatı veren yerleri merkezden kontrol olanağı olmadan da bunun gerçekleşmeyeceğine inanıyordu.</p>
<p>Kroc bayilere ürün ve donanım satarak para kazanma fikrinin çekiciliğine de kendini kaptırmıyordu. Kroc bölge bayilerine malzeme satmanın temel yanlışını kavrıyordu: Bayilik veren şirket, daha bayi dükkanını açmadan para kazanıyor, bu yüzden de lokantanın başarısını kollamak gerekliliğini duymuyordu. Mc Donald’s yönetim kurulu başkanı Fred Turner da Mc Donald’s taklidi olan ama bölge bayilikleri satan ve bu bayiliklere malzeme satarak para kazanma yoluna giden zincirlerde, hiçbir zaman Mc Donald’s ayarında işletmeciliğin gerçekleştirilemediğini belirtiyor.</p>
<p><b></b><b>MC DONALD’S PARA KAZANMAYA BAŞLIYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Lokantalar 1950 lerin sonunda yılda ortalama 200.000 dolarlık satış yaparken Mc Donald’s şirketi bu paradan servis yüzdesi olarak sadece 2800 dolar kazanıyordu. Bu paranın 1000 doları da Mc Donald kardeşlere isim hakkı olarak ödeniyordu. Gerçektende Mc Donalds para kazanmak için yepyeni bir yol bulmuş olmasaydı, 1985’te 110 milyon dolar zarara girerdi. Kısacası, Kroc’un Mc Donald’s şirketini kurma tasarısı, mali yönden müflis bir plandı. </p>
<p>Mc Donald’s Harry J. Sonneborne’un geliştirdiği fazla bilinmeyen bir formülden ve emlak işinden para kazandı. Onun mali formülü olmasaydı, Mc Donald’s fast-food endüstrisine egemen olmak şöyle dursun, rakipleriyle boy ölçüşecek duruma bile kolay kolay gelemezdi. Sonneborn, bayilerden yüksek para almak veya mal satıcılarından bayilere sattıkları mal için komisyon istemek yerine, bayilere kiralanacak emlak işinden para kazanmak fikrini geliştirdi.</p>
<p>Kroc bir bayiye başlangıçta tek dükkân açma hakkı vererek, işletme kalitesini denetleyebiliyordu, ama bayi olmak isteyenlerin lokanta için gerekli yarım dönümlük arsaya verecek 30.000, lokantayı yaptıracak 40.000 dolarları olmuyordu. .Çoğu bu parayı kredi olarak sağlamak olanaklarına da sahip değildi.</p>
<p>Sonneborn ise son derece basit bir çözüm getirdi. Mc Donald’s Franchise Realty adında ayrı bir emlak şirketi kuracaktı. Bu şirket lokanta kurulacak yerleri saptayacak, arsa sahipleriyle lokantanın inşası için anlaşacak ve arsa ile lokanta binasını mal sahibinden kiralayacaktı. Yirmi yıllık kira sözleşmeleri yapıldıktan sonra da bu yerleri bayilere kiralayıp, emlak hizmeti için belirli bir pay alacaktı. Bu kazanç bayilere araç-gereç ve malzeme satmanın getireceği gelirden çok daha büyüktü. Kiralanan lokanta işlediği sürece, Mc Donald’s şirketine ana kiranın en az yüzde 40’ını kazandırmış olacaktı. Ama asıl kazanç kiralama planının ikinci aşamasından sağlanıyordu. Buna göre, işletmecinin vereceği kira, lokantanın satış hacmi üzerinden alınan yüzdeydi. Satışlar kira artı yüzde 40 farkın toplamını bulmuyorsa, bayi bu taban kirayı ödüyor, satışlar yüksek olursa yüzde üzerinden kira veriyordu.</p>
<p><b>ŞİRKET EL DEĞİŞTİRİYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>1961 yılında şirketi satın almak Kroc’un vazgeçilmez hedefi durumuna gelmişti. Kroc McDonald kardeşlerin geliştirdiği fast-food sisteminin genel bayilik haklarını bir an önce alabilme telaşıyla kendisinin yasal bir cendereye sokmuştu. Şirketin avukatları Kroc’un iki kardeşle yaptığı sözleşmeyi inceledikleri zaman, kısıtlayıcı koşullar karşısında şaşkına döndüler. Buna göre Kroc, iki kardeşin lisans verme yetkisini taşıyordu. Ülke çapında bayilik ruhsatı dağıtmaktan öte yetkisi yoktu. Kroc’un bir mal ve donanım ikmal sistemi geliştirmesini, ruhsat verilen lokantaların işletmesini denetlemesini, yeni ürün, yeni yöntemle, yeni araç gereç, geliştirmesini, hatta yeni lokantalar için yer seçmesini kapsayan hiçbir madde sözleşmede yer almıyordu. Üstelik sözleşme, Kroc’a bu yetkiyi vermek şöyle dursun, tam tersine bu işlevlerin Kroc’a ait olmadığını öngörüyordu. Kroc sözleşmeye harfi harfine bağlı kaldığı takdirde, ülke çapında bir hamburger zinciri geliştiremeyeceğini biliyordu. </p>
<p>Mc Donald’s işi büyüdükçe, sözleşmeye aykırı davranışlar da arttı. Mc Donald’s ilk beş yıl içinde dışardan bakıldığında kardeşlerin formülüne sıkı sıkıya bağlı görünse de, işletmeyi geliştirmek için yüzlerce değişiklik yapıldı ve bunların hepsi de Mc Donald kardeşlerin yazılı izni olmadan gerçekleştirildi.</p>
<p>1960’ta sözleşme bir başka yönden de tehlikeli olmaya başladı. Vadesi dolmak üzereydi. On yıllık sözleşme süresinin bitimine sadece dört yıl kalmıştı. Kroc her ne kadar sözleşmeyi 10 yıl daha uzatabilirse de, ilk sözleşmeye ait koşulların çiğnendiği gerekçesiyle Mc Donald kardeşler uzatmaya yanaşmayabilirlerdi. Böylece dava açmaya gerek kalmadan sözleşme iptal edilir, bütün bayilikler iki kardeşin kontrolü altına girer ve Kroc ile şirketi kendilerini kurtaramazdı. Sıkı görüşmelerin sonunda 28 Aralık 1961’de Mc kardeşler, Mc Donald’s ın isim hakkını ve şirketle ilgili tüm yetkilerini 2,7 milyon dolara sattılar. O gün için her ne kadar karlı bir iş yaptıklarını düşünseler de kendisine ve kardeşi Mac’in payına düşen yüzde 0,5 karşılığında şirketteki haklarını satmamış olsaydı, Richard Mc Donald bugün Amerika’nın en zengin adamlarından biri olurdu. Belki Kroc kadar zengin olabilirdi. 1961 sonundaki 2,7 milyon dolarlık satıştan bu yana Mc Donald’s lokantalarının satış tutarı 77 milyar doları buldu. Satış yapılmasaydı, Mc Donald kardeşler isim hakkı olarak 388 milyon dolar kazanacaktı. Bugünkü değerlendirme çerçevesinde ise yıllık isim hakkı kazançları 55 milyon dolar olacaktı. Ama her şeyden önemlisi Kroc’un şirketinin özgürlüğüne kavuşmuş olmasıydı.</p>
<p><b>MC DONALD’S YÖNETİMİNİN ÖZELLİKLERİ</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Mc Donald’s yönetiminin en önemli özelliği, yönetim yekpare bir bütün değildi. Mc Donald’s şirketinin yöneticileri hemen her konuda aynı şeyleri düşünmezler ve yapmazlar, geçmişlerinde veya kişiliklerinde hiçbir benzer yan yoktur. Üstelik bu bilinçli olarak böyle oluşturulmuştur. Ray Kroc’un şirket yöneticilerinde aradığı tek ortak özellik Mc Donald’s kuruluşuna bağlılıklarıydı. Kroc, fast-food işletmesinde servisin ve ürünlerin her yerde aynı olmasını isterken, bu sonucu sağlayacak yöneticilerde benzer özellikler aramıyordu. Kroc sadece çok farklı özellikleri olan kişileri işe almakla kalmaz, onlara büyük özgürlük de tanırdı</p>
<p>Mc Donald’sın ilk ve önemli yöneticileri Kroc, Sonneborn ve Martino’nun kişilikleri arasındaki ayrılıklar, Mc Donald’s için bir model oluşturdu. Onlardan sonraki üç önemli personel, Fred Turner, Jim Schindler ve Don Conley de ilk üçü kadar birbirinden farklı kişilerdi. Böyle olduğu halde, Kroc’un yöneticilik konusundaki elektik yaklaşımı son derece başarılı oldu. Her birinin değişik merakları ve eğilimleri olduğu için, bu kişiler Mc Donald’s şirketinin değişik yönlerini geliştirip bütünü mükemmele götürdüler. Turner sonradan fast-food endüstrisine örnek olacak dükkân işletme sistemini geliştirdi. Schindler binaları, donanımı ve amblemleri tasarlıyordu. Bu tasarımlar da zamanla fast-food endüstrisinin standartları arasına girdi. Conley Mc Donald’s zincirinin temel taşı olan bağımsız bayileri sisteme katmak için gerekli diplomasiyi yürütüyordu. Bir anlamda Kroc’un yöneticilerindeki farklı özellikler Mc Donald’s sisteminin her noktada aynı özellikte olmasını sağladı.</p>
<p><b>PAZARLAMA VE MC DONALD’S </b></p>
<p><b></b></p>
<p>Şirketin Mc Donald kardeşlerden satın alınması Mc Donald’s lokanta bayiliklerinin tüm kontrolünü Ray Kroc’a vermişti. Kroc işletme ve emlak uzmanlarından oluşan bir kadro oluşturmasına karşın, pazarlama kadrosu oluşturma konusunda pek gayretli sayılmazdı. Şirketin ilk pazarlama müdürü Don Conley’di. Pazarlamacılık dalında birkaç gazete ve billboard ilanıyla, posta ile duyurular göndermekten başka bir şey yapmıyordu. Bugün Mc Donald’s adı, kapsamlı televizyon reklâmlarıyla eş anlamlı hale gelmişse de, o zamanlar şirketin reklâm programı neredeyse yok denilecek durumdaydı. Şirketin ilk reklâm müdürü John Horn ancak 1961’de atandı. Şirketin halka açılmadan önceki ilk ülke çapındaki gazete reklâmı da 1963 yılında Reader’s Digest’e verilen tam sayfalık ilan oldu. Bugün amerikanın üçüncü büyük reklâm vereni durumundaki Mc Donald’s ilk reklam acentası olan D’Arcy Reklamcılık’la da ancak 1964 de ilişki kurdu ve ülke çapında reklam programlarına da 1967 ye kadar girişmedi.</p>
<p>Şirketin basında fazla yer almayışını, sadece basının tavrına bağlamak doğru olmaz. İşin hafif yanının reklâm edilmesinde, şirketin de payı vardır. Ta başlangıçtan bu yana, hamburger satış miktarıyla ilgili haberlere ağırlık verildi. Bunu başlatan da Mc Donald kardeşlerin bizzat kendisi oldu. California’daki otomobillere servis yapan lokantalarının üzerine koskoca neonlu tabela ile “1milyondan fazla hamburger sattık” diye yazdılar. O günden bu yana da sürekli olarak, yok satılan hamburgerler peş peşe eklense kaç kez dünyadan aya ulaşırdı, yok efendim kullanılan ketçapla Missisipi Irmağı’nın yatağı kaç kez doldurulurdu gibisinden reklâmlara yönelindi.</p>
<p>Mc Donald’s 1984’te 8000’inci restoranını açtığı ve elli milyarıncı hamburgerini sattığında, bunlar büyük haber oldu. Ama Mc Donald’s şirketinin Birleşik Amerika’daki 130 milyar dolarlık yiyecek endüstrisine egemen olmak için uyguladığı strateji üzerinde kimse durmadı. Oysa bu pazar bilgisayar endüstrisinin hemen hemen iki katıdır. </p>
<p>Reklâm konusunda Mc Donald’s tarihindeki en büyük olay şüphesiz    <br />Golin’in Ray ile Hal Boyle’u buluşturduğu 1959 yılında oldu. Kroc biraz ağır işittiğinden sesini oldukça yükselterek konuşurdu. Bu nedenle büronun gürültüsü içinde de sesini duyurmakta zorluk çekmiyordu. Üstelik kendini kaptırıp Mc Donald’s hikayesini anlatmaya koyulunca, sadece Boyle değil, çevredekiler de onu dinlemeye başladılar. Boyle’un masasının çevresindeki daktilo makinelerinin sesi birer birer sustu ve herkes can kulağıyla 15 sentlik hamburgerlerin öyküsünü dinler oldu. </p>
<p>Boyle başlangıçta konuya ilgi göstermezken muhabirlerin ilgisi onun da tavır değiştirmesine yol açtı ve ertesi gün Boyle’un Mc Donald’s röportajı altı yüz gazetede birden yer aldı. Mc Donald’s zincirinin ülke çapında basına yansıması ilk kez böyle gerçekleşti ve birkaç gün içinde şirkete bayilik için akın akın başvuru gelmeye başladı. Bayilik bekleyenlerin listesi yüz kişiyi aştı. Bunlardan bir bölümü lokanta açabilmek için iki yıldan uzun süre beklemek zorunda kaldı.</p>
<p>Mc Donald’s ününü yaymaya yarayan reklâm araçlarından bir başkası da şirketin yaptığı bağışlar yoluyla adını basında duyurmasıydı. Bütün bayilere, kendi yörelerinde çeşitli hayır kurumlarına, başka amaçlarla yardım toplama kampanyalarına katılmak için kesin talimat verildi. Mc Donald’s adının, bağış kampanyaları listelerinden eksik olmaması, profesyonel reklâmdan çok daha fazla etkili oluyordu. Turner’ın belirttiğine göre bugün Mc Donald’s sistemini oluşturan şirket ve tüm bayilerin yıllık bağış tutarı 50 milyon doları, bir başka deyişle şirketin brüt kazancının yaklaşık yüzde 4’ünü buluyor.</p>
<p><b>KROC NASIL BAŞARDI?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Kroc her ne kadar büyük düş gücüne sahip olsa da, fast-food sistemini ilk düşleyen o değildi. Dahası bu sistemi düşleyip gerçekleştiren Mc Donald kardeşleri ilk keşfeden de o olmadı. Kroc’un büyük özelliği büyük dehası veya bayileri disipline etmekteki ustalığı da değildi. Ray Kroc’un üstünlüğü, yöneticilerini bayilerini ve kendisine mal verenleri seçmekteki ve yönlendirmekteki becerisiydi. Mc Donald’s başarısı hiç kuşkusuz Kroc’un girişimci yapısının sonucudur. Ama daha da önemlisi Kroc başka girişimcilere güvenecek kadar akıllı ve yürekli olduğu için başarıya ulaştı.</p>
<p>Mc Donald’s bünyesinde alınan kararlar hep bireysel inisiyatifin ürünleridir. Fikirler hiçbir zaman komitelerde oluşturulup geliştirilmezler. Yeni yönlenmeler, sürekli deneme yanılma süreciyle ortaya çıkar ve yeni fikirler de sistemin her köşesinden kaynaklanır. Kroc’un başarılı yönetiminin ana formülü, başarısızlık tehlikesini göze almaya ve yapılan yanlışları kabul etmeye hazır olmaktır. Mc Donald’s başarısının en büyük sırrı, Amerikan bireyselliğinden ve fikir çeşitliliğinden özveride bulunmaksızın , belirli bir işletme sistemine bağlılığı ve uyumu gerçekleştirebilmesidir. Bu uyumlu bütün ile yaratıcılığın kaynaştırılmasıdır.</p>
<p>Bu iki yönlülüğün somut kanıtı, Mc Donald’s sistemindeki üç öğenin yani bayiler, yöneticiler ve mal ile malzeme satıcılarının birbirleriyle olan ilişkileridir. Bu sistemde kimse kimsenin efendisi değil, herkes kendi işinin sahibidir. Kroc için önemli olan , fikrin hangi mevkiden geldiği değil, yararlı olup olmadığı, sonuç verip vermeyeceği olmuştur. </p>
<p><b>REKLÂMIN YARATTIĞI MUCİZE</b></p>
<p><b></b></p>
<p>1960 ların sonunda, McDonald’s yiyecek servisi endüstrisinin en yetkin mülk alıcısı olmuş, işi yürütmek için gerekli ekonomik yapıyı oluşturmuş, yerinden yönetim tarzıyla ülke çapındaki zincirin işleyişini kontrol eder duruma gelmişti. Fakat bu oluşumlar zinciri içinde halka pazarlama sorunu vardı. Şirket pazarlama işinin neredeyse tamamını bayilere bırakmıştı. Chicago’daki şirket merkezinde pazarlama bölümü bile kurulmamıştı. Ayrıca McDonald’s lokantalarının hızlı servis lokantaları olarak algılanması da Fred Turner’in büyüme programı için bir engeldi. Çözüm için McDonald’s zincirini tanıtıp çekici kılacak , merkezden koordine edilmiş bir reklam girişimi gerekmekteydi.</p>
<p>Turner şirketi usta bir pazarlamacı durumuna getirmek için dişarıdan yardım almaya karar verdi. Chicago’daki D’Arcy reklam ajansıyla anlaşıldı. Turnur D’Arcy nin önerdiği Paul Schrage’ı işe aldı ve şirketin reklam bürosunu kurmakla görevlendirdi. Schrage piyasadaki yetenekli reklamcıları şirkete çekmeye başladı. Yeni pazarlama ekibi, yiyecek servisi reklamlarına yepyeni bir yaklaşım getirdi. </p>
<p>O güne kadar yapılan reklamların çoğu ürün ve fiyatı vurguluyordu. Oysa Schrage ve D’Arcy’deki yapıcı yöneticiler, daha soyut ama daha büyük potansiyeli olan bir hedef seçtiler ve imaja ağırlık verdiler. </p>
<p>D’Arcy reklam acentası aynı zamanda başka şirketlerede büyük zaman ayırdığı için McDnolad’s yaklaşımına verdiği önem yeterli görülmedi ve Needham şirketi ile anlaşıdı. Üç ay içerisinde McDonald’s lokantalarını ailenin tüm bireylerine sevinç getirecek bir “Şenlik Adasına Kaçış” gibi sunan, içten, duyarlı ve keyifli bir yapıya sahip reklamlar hazırlandı. McDonald’s lokantasında yemenin, neşeli, cıvıl cıvıl bir deney olduğunu ve kaliteli, ucuz yiyecek bulunduğunu işleyen kısa öykülü filmler yapıldı. Disneyland benzeri bir McDonaldland oyun alanı kurularak McDonald’s ürünlerinden esinlenen masal tipleri oluşturuldu ve şuan bile 30 u aşkın şubede bulunacak kadar yaygınlaştırıldı. </p>
<p>Ülke çapında girişilen bu reklamların büyük başarısı üzerine, McDonald’s şirketi ilk kez dünya çapında bir pazarlamacı olarak ortaya çıktı. Reklamların etkisi, beş yıl içinde her lokantanın ortalama satış hacmini 621.000 dolara çıkardı. Bu da şirketin en güçlü televizyon reklamcılarından biri olmasına yol açtı. Şirketin pazarlama dairesi her yıl 130 yeni televizyon reklamının prodüksiyonunu hazırlar ve bunlar için yılda yaklaşık 20 milyon dolar harcar hale geldi.</p>
<p>Yerel reklamlar tamamen bayilere bırakıldığı gibi, genel reklamlarda da onların yaratıcı görüşlerine yer verilmektedir.</p>
<p><b>MALZEME KAYNAKLARI NASIL McDONALD’LAŞTIRILDI?</b></p>
<p><b></b></p>
<p>McDonald’s, ülkenin sadece yiyecek servisi endüstrisinde değişimler yapmakla kalmadı, yiyecek haırlama, üretme endüstrisinşn yapısını da değiştirdi. Daha doğrusu McDonald’s hemen hemen tek başına , yepyeni bir yiyecek üretim ticareti oluşturdu. Piyasada yer etmiş yiyecek üreticileri , McDonald şirketinin isteklerini yerine getirmedikleri veya getiremedikleri zamanyeni mal kaynakları oluşturularak onların bu tavrına karşılık verildi. Yepyeni yiyecek üretim yöntemleri geliştirildi. Ve McDonald’s bunu Amerika’daki yiyecek üretim endüstrisinin devleri dışında kalan küçük şirketlerle başardı. Nasıl başlangıçta bayilik sistemini küçük girişimcilerle oluşturmuşsa, aynı yöntemi küçük üretici ve satıcılara da uyguladı. Bunun nedeni de McDonald şirketinin yıllardır süregelen yiyecek servisi geleneklerini yıkan yöntemlerini, ancak yerleşik, köklü kurumlar dışındaki küçük girişimcilerin göze alabilmesiydi.</p>
<p>Aslında tanınmamış şirketlerle çalışmak önceden tasarlanmış bir plan değildi ve McDonald şirketi büyük firmalara önyargı ile işe başlamadı.yiyecek üreten dev şirketlere başvurulmuş, ama çoğu bu fırsatı tepmişti. McDonald’ın istekleri öteki lokanta zincirlerinin isteklerini aştığı ve yiyecek üreticilerinin alışık olmadığı nitelikte olduğu için onlarla anlaşamadı. McDonald’s alışılagelmişin üstünde istekler öne sürdüğünde, büyük firmaların çoğu herkese sattıklarının dışında üretime yanaşmadılar. Mevcut üretim kapasitelerini arttırmayı, yeni üretim kapasitesi oluşturmaktan ve McDonald’s şirketinin geleceği üzerine kumar oynamaktan daha akıllıca gördüler. Ayrıca büyük şirketler tok satıcıydı. Siparişleri zamanında teslim etmek, az personel kullanarak sonucu sağlamak konularında titizlik göstermiyorlardı. Oysa küçük şirketlerin McDonald’s ile işbirliği yapmakla yitirecek hiçbir şeyleri olmamasına karşılık, kazanacakları şeyler vardı. Bu yüzden onlar daha özenli çalışıyorlardı.</p>
<p>McDonald’s şirketinin küçük üreticilerle iş yapması bir hayli riskliydi. McDonald’s bunu bildiği halde bir kumara giriyordu ve bu kumarı oynamakta kaçınmıyordu. Fast-food pazarının on yıl içinde birkaç büyük şirketin egemenliğine gireceği bir pazar durumuna geleceği belliydi. Pazar öngörülen bu niteliğe ulaştığında, pazarın devleri arasındaki savaşın sonucunu, en düşük üretim maliyetinisağlayan, en yüksek uzmanlık düzeyine çıkan ve yeniliklere açık olan satıcılar belirleyecekti. McDonald’s ın bu sonucu ufak üreticilerle elde etmesi ve dev şirketler oluşturması garanti değildi. Yiyecek üretimi alanında tanınmış isimlerle çalışan öteki zincirlerin karşısında, küçük üreticilere yönelen McDonald’s pek şanslı gözükmüyordu.</p>
<p>Ama sanılanın tam tersi gerçekleşti. McDonald’s düzensiz, disiplinsiz bir satıcılar karmaşası içinde düğümlenmek yerine en büyük rakiplerinin bile yiyecek servisi alanında en yetkin, en organize, en kaynaşmış olduğunu kabul ettikleri bir satıcılar ağı oluşturdu. Bu gün, McDonald’s kuruluşunu fast-food endüstrisinde standartlar koyabilecek duruma getiren, işte bu satıcılar sistemidir.</p>
<p>McDonald’s şirketi, ufak üreticilerle işe başladığı ve bu satıcılar Mc Donald’s sayesinde geliştikleri için, en büyük müşterileri kaçınılmaz olarak McDonald’s zinciridir. Hatta çoğu, başka kimseyle iş yapmaz. Bu nedenle, satıcılar, sanki McDonald’s şirketini birer koluymuş gibi sistemin kalitesini sürdürmeyi ve geliştirmeyi kendilerine görev bilirler. Sadece kendi ürünlerinin kalitesini kontrol etmekle kalmazlar, sistem içindeki öteki üreticilerin mal kalitesini de denetlerler. Hatta kaliteyi korumakla kalmayıp, bunu geliştirerek şirkete karşı özel bir yükümlülük üstlenirler.</p>
<p>McDonald’s zincirine mal veren en büyük satıcılardan Golden State Foods’un yönetim kurulu başkanı Jim Williams, McDonald’s ile üreticiler arasındaki bütünleşmeyi, özdeşleşmeyi çok güzel bir benzetmeyle açıklıyor: Kendi şirketinde çalışanların, mevcut ürünleri geliştirmek, yeni ürünler aramak için sanki McDonald’s şirketinde çalışıyormuşcasına bir coşkulu çaba içerisinde olduklarını söylüyor. ”Şiketimizde çalışmaya başlayan bir genç, ürettiğimiz her şeyin üzerinde McDonald’s ambleminden başka şey görmüyor, McDonald’s müşterilerine hizmet etmekten başka şey duymuyor. Öyle ki, sonunda onlara McDonald’s değil, Golde State şirketinde çalıştıklarını hatırlatmak zorunda kalıyoruz.”</p>
<p>McDonald’s bunu nasıl başardı? Tek kelime ile cevap vermek gerekirse, buna vefa deriz. McDonald’s işe ufak üreticilerle başladı amakapasitelerini ve teknolojilerini geliştirmek için yeni yatırımlara yönelenleri de vefa duygusu ile hiç bırakmadı. Her sipariş için en ucuz fiyat bulmak uğruna kapı kapı dolaşmadı. Satıcılardan alışılmışın dışında isteklerde bulundu, ama bu istekleri yerine getirenleri de yarı yolda bırakmadı ve onları ortalamanın üzerinde kazançlarla ödüllendirdi.</p>
<p>Kısacası, McDonald’s, vefa ve bağlılık beklediği satıcılara, önce kendisi vefa ve bağlılık duyguları ile davrandı. Bu güne kadar hiçbir satıcı, kendisinden daha elverişli fiyat veren bir başka satıcı çıktığı için işini kaybetmedi. Oysa McDonald’s, hiçbir üreticisine karşı yasal yükümlülük altında değildir. Anlaşmalar yazıya dökülmez, el sıkışmak yeteli sayılırdı. İşte bu vefa bağı bu başarını temelini oluşturur.</p>
<p><b>McDONALD’S HALKA AÇILIYOR</b></p>
<p><b></b></p>
<p>Kroc 1962 Mayıs’ında California’ya taşındı. Kroc’u batı kıyısına taşıyan olaylar çok kişisel olmakla birlikte, bu taşınma Chicago merkezli şirket üzerinde büyük etki yaptı. Olaya dışarıdan bakanlar, altmışına gelmiş işadamının, ülke çapında bir zincir kurma düşünü tam gerçekleştireceği sırada McDonald’s şirketinden uzaklaştığını sanabilirlerdi. </p>
<p>Oysa Kroc’un aklında hiç böyle bir şey yoktu. Kroc, gönüllü bir sürgün yaşamına geçmiyordu. Tam tersine, McDonald’s için büyük potansiyel taşıyan, ama o güne kadar semeresiz kalmış bir pazarda yapılacak atılımın başına bizzat kendisi geçiyordu. McDonald’s, Chicago’daki merkezden denetimi zor olduğu için bayilerin beceriksizliği yüzünden 1957 de kendi haline bıraktığı pazarı yeniden keşfediyordu.</p>
<p>Kroc’un ülke çapında zincir kurma stratejisini gerçekleştirebilmek için batı kıyısı pazarını ele geçirmek zorunluydu. McDonald’s, ortabatı ve doğuda ne kadar güçlü olursa olsun, Kroc batı kıyısını ele geçirmedikçe fast-food alanında rakipsiz düzeye erişemeyeceğini biliyordu. Böylece kişisel bir mutsuzluğu olumlu bir tasarıya dönüştürdü ve California’da bayilikler kurup denetlemeyi sağlayacak bir batı kıyısı karargâhı oluşturdu.</p>
<p>Chicago’daki işin başında en güvendiği kişilerden Fred Turner vardı ve Kroc’un gözü arkada kalmadı. Kroc McDonald’s’ın batıdaki şirketini Turner da doğudaki şirketi yönetecekti. Bu bölünmeden dolayı 1960 ların ilk yarısında Turner’ın McDonald’s işletmeleri üzerindeki yetkisi ve nüfuzu alabildiğine arttı. Sonneborn’un para kaynakları sorununu çözümlemesi sayesinde McDonald’s her yıl yüz yeni lokanta açıyordu. Bu sayı hamburger pazarındaki en büyük rakiplerin genişleme oranının iki katıydı.</p>
<p>1963 yılında, Turner Chicago, Boston, Los Angeles, Atlanta ve Ohio daki McOpCo birimlerini denetliyordu. İki yıl sonra kapsamlı bir reorganizasyon planı çerçevesinde bu beş kentte bölge büroları kuruldu. 1965’e gelindiğinde 44 eyalette yaklaşık 700 lokantası olan zincir, yöneticilerin pazarla daha yakın ilişkide olmasını sağlayacak bir yerinden yönetim tarzına geçti.</p>
<p>Bu alt yapının yerleşmesine rağmen, Turner, standartların kesinlikle yerine getirilmesini sağlayacak yetenekte kişileri titizlikle seçiyordu. Her gezisinde şirket bünyesine katabileceği elemanlar aradı. Hizmet sektöründe yararlı olabileceğine inandığı veya yeni bir hizmet yöntemini öğrenmeye hevesli gördüğü herkesi, uçak şirketlerinin bilet memurlarından, uçakta tanıştığı yolculara kadar, gözüne kestirdiği herkesi işe alma eğilimindeydi. Bir demiryolları kâtibini, bir sigorta satıcısını, banka memurunu işe alıyordu. Geleneksel lokantacılıktan gelmemek koşuluyla bütün iş alanlarından yetişenlere kapısı açıktı. Turner, geleneksel lokantacılara karşıtlığını şöyle açıklıyor: “bizim reddettiğimiz ne kadar işletme normu varsa onlar onu benimsiyorlardı.”</p>
<p>Kroc ve Turner aynı doğrultuda düşündükleri için ve birbirleriyle çok iyi anlaştıkları için lokantalar zincirinin böylesi bir gelişme patlaması yaşadığı süreçte şirket kurucusunun California’ya taşınması ikisi arasındaki amaç birliğini zedelemedi. Ne var ki, zamanla Kroc’un başında bulunduğu batı kıyısı McDonald’s şirketinin gelişmesi şirketin iki kampa ayrılmasını iyice belirledi. İşletmeciliğe ağırlık veren Kroc’un çevresinde toplananlar ile para işlerinin başındaki Harry Sonneborn’a yakınlık kuranlar, bu kampları oluşturdu.</p>
<p>Kroc’un batı kıyısında olmasını fırsat bilen Sonneborn, genel müdürlük ünvanından yararlanarak yeniden örgütlenen şirketin dizginlerini ele geçirdi ve hiç göze çarpmayacak bir süreç boyunca şirketin yapısını işletme ağırlıklı nitelikten, finans amaçlı bir niteliğe dönüştürdü. Sonneborn alınacak yerleri hamburger satışı potansiyeline bakarak değil, emlak değerine bakarak saptıyordu. Sonneborn’un gücünü doruğa eriştiren ve Kroc’la açık seçik çelişkiye girmesine neden olan olay ise, şirketlerin yaşamında parasal işlerin ağırlık kazandığı tek olaydı: bu da halka açılmaktı. </p>
<p>Halka açılmanın ilk nedeni, şirketin belli başlı hissedarlarının hisselerinin bir bölümünü satmak istemeleriydi. 1965 yılında (yüzde 52,7 hisse sahibi) Ray Kroc, ( yüzde 15,2 hisse sahibi) Harry Sonneborn ve ( yüzde 7,7 hisse sahibi) June Martino çoktan milyoner olmuşlardı, ama bu milyonlar borsada yeri olmayan hisselere bağlı durumdaydı. Yıllık ücretleri eskisine oranla çok artmasına rağmen, yinede aşırı sayılmazdı: Kroc yılda 115.000 Sonneborn 90.000 Martino 65.000 dolar alıyorlardı. Üç ortak, hisselere bağlı servetlerini harcayabilecekleri servete dönüştürme zamanının geldiğine karar verdiler. Sonneborn şunu belirtiyor: “Ray, June ve benim, çalışmamızı paraya dönüştürebilmemiz için tek yol, halka açılmaktı.”</p>
<p>Sonneborn ilk başta doğrudan hisse satışı yerine halka açık bir başka şirketle birleşmeyi düşündü. Borsaya bu yoldan açılmak McDonald’s sahipleri için hem daha ucuza gelecek hem de daha az vergilendirmeye tabi olacaklardı. Sonneborn bu düşünceyle merkezi Chicago da olan Consolidated Food Company ve New York’taki United Fruit ile ilişki kurdu. McDonald’s şirketinden kat kat büyük olan bu yiyecek üreticisi şirketler, fast-food alanında yüksekten uçan McDonald’s şirketini kendi mali kıskaçlarına almaya can atarlardı. Ancak Sonneborn’un önerisinin bir sakıncası vardı: Sonneborn şirketlerin birleşmesi halinde McDonald’s adını taşıması koşulunu öne sürüyordu. Sonneborn, “adamlar çıldırdığıma hükmettiler,” die anlatıyor bu olayı. Birleşme gerçekleşmeyince Sonneborn 300.000 McDonald’s hissesini halka açtı.</p>
<p>22,50 dolardan satışa çıkan hisselerin fiyatı ilk günün sonunda 30 dolara fırladı. İlk hafta sonunda 36 dolara yükselen hisseler birkaç hafta sonunda 49 dolar sınırına vardı. McDonald’s biranda Wall Street’in en gözde ve en pahalı senetleri durumuna geldi. Ertesi yıl şirket New York borsasına girerek uzun zamandır arzuladığı saygınlığı ve kredibiliteyi bir gecede elde etti. McDonald’s 1985 yılında Dow Jones 30 endüstri şirketi listesine giren ilk hizmet şirketi olarak saygınlığını daha da artırdı. </p>
<p>Sonneborn McDonald’s şirketinin en gözle görünür etkinliğini yani televizyon reklamcılığı ağını da gerçekleştirdi. Reklâmlar sayesinde satış hacmini genişletti. Reklamların olumlu sonucu ortaya çıkınca şirket bütün işletmecilerden satışlarının %1 ini reklam kooperatifine ayırmalarını istedi ve işletmecilerin %95 i bu öneriyi seve seve kabul etti. 1965 yılında reklamlara 75.000 dolar harcamış olan şirket 1967 de 2,3 milyon dolarlık reklam bütçesine sahip oldu. </p>
<p>Reklam kooperatifinin denetimi, şirketin elinde değildi. O güne kadar yerel reklamları işletmeciler ve işletmecilerin kurduğu bölge kooperatifleri başarıyla yürütmüştü. Bu nedenle OPNAD (Operators National Advertising Cooperative) diye anılan reklam kooperatifi kurulduğunda yerel kooperatiflerin seçtiği yöneticiler işin başına geçti.</p>
<p>Bölge bayileri tarafından seçilen otuz OPNAD yöneticisi ülke çapındaki reklam bütçelerini hangi programlara, hangi reklamların verileceğini kararlaştırır ve reklam programlarının hazırlanmasını denetler. Bu konum OPNAD’ı sadece McDonald’s çerçevesi içinde değil ülke çapındaki televizyon alanında da etkin bir güç durumuna getirdi. 1985 yılında McDonald’s şirketinin Amerika’daki reklam harcamaları 180 milyon dolardı. Bu reklam bütçesi, tek bir ürüne ayrılan en büyük bütçedir ve aynı zamanda harcanan her peni işletmecilerin onayından geçtiği için, reklam endüstrisinin en demokratik kuruluşudur.</p>
<p><b>MCDONALD’SIN ULUSLARARASI PAZARA AÇILIŞI</b></p>
<p><b>-McDonald’s Amerikan Yemek Alışkanlığını İhraç Ediyor</b></p>
<p>1960’ların sonu ile 1970’lerin başında Amerika da çeşitli iş dallarına atlama dalgası moda olmuştu. Bu furyadan etkilenen McDonald’s ortakları Amerika da büyük restoranlar ve eğlence merkezleri gibi farklı iş dallarına girmek istediler; fakat zamanla girecekleri iş dallarının yerlerinin elverişli olmaması, getirisinin düşük olması ve yaşanılanlar ortakları bu fikirden uzaklaştırdı. Ortakların lokantaya yatırımları 1,3 milyon dolar zarara mal oldu. Buda yeni işlere girmenin riskleri konusunda yeterli ders oldu. McDonald’s kuruluşunun bir başka alana sıçramaması bir anlamda iyi olarak yorumlanmıştır. Çünkü yeni bir iş dalında McDonald’s zincirinin başarısına ve kazancına ulaşmak olanaksızdır. McDonald’s ortaklarından Turner : “hangi doğrultuda hareket etmemiz belliydi, hamburger işi bildiğimiz bir işti ve çokta iyi bir işti. Ondan sonra kendi alanımız doğrultusunda ilerlemeye karar verdik” diyerek bir anlamda McDonald’s ın o tarihten sonraki sürecine ışık tutmaktadır. 1970’lerin başında McDonald’s zincirinin, 10 yıl içinde kendi ülkesindeki hamburger işine harcayabileceğinden çok daha fazla para basan bir makine haline gelebileceği belli oldu. Bu noktada da Turner şöyle söylüyor: ”Uluslar arası girişimin gerekçesi, başka ülkelerde Pazar olduğunu görmek kadar basitti.” Ayrıca amerikan şirketleri bu pazara hiç yönelmemişlerdi. Pazar son derece bakirdi. Ülkelerin çoğunun kendi fast-food pazarı bile yoktu. Amerikalılar için yaygın bir alışkanlık haline gelen dışarıda yemek, yabancı pazarların çoğunda bilinmeyen bir gelenekti. Pazarda bu boşluğun fark edilmesiyle ortaklar bu işe coşkuyla sarıldılar. </p>
<p>Fakat bu hiçte kolay olmayacaktı. Otomobille gidilen lokantalar, self servis hizmeti, sütlü frape, patates kızartması amerikan kültürünün birer parçasıydı. Ama çoğu yabancı ülkelerde bunlar kitlelere pazarlanamazdı. Nitekim Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinde McDonald’s sadece hamburgeri tanıtmakta değil sığır etini yaygın bir yiyecek olarak benimsetmekte sorunlarla karşılaşacaktı. McDonald’s ortaklarının ve yerel girişimcilerin çabalarıyla bu zorluğun üstesinden gelerek Japonya ve Almanya da bir numaralı servis zinciri oluyordu. Bu arada İngiltere, Kanada ve Avustralya da hızla tırmanıyordu. McDonald’s amerikan endüstrisinin temel taşı haline gelen hizmet sektörünü ihraç ediyordu. 1986 yılında sisteme katılan 500 yeni lokantadan 200’ü ABD dışında kuruluyordu. Böylece McDonald’s şirketinin %21’i dış ülkelerdeki satışlardan geldi. Kuruluşun dış ülkelerdeki başarısından daha da önemli bir özellik bu pazarlara da ABD deki formüle girmeyi becermiş olmasıdır. Ortaklar 1970’te uluslar arası açılım başladığında aşamalı bayilik kavramını ikinci plana ittiler. Burada hata yaptıkları daha sonra ortaya çıkacaktı. Dışa açılırken ilk Pazar olarak Hollanda’yı seçti ve Hollanda’nın önde gelen süpermarket zinciri Albert Heijn firmasıyla %51 ortaklığa girdi. Bu büyük bir risk demekti. Oysa Amerika da uygulanan bayilik sisteminin temeli bireysel müteşebbis işletmeci formülüne dayanıyordu. Heijn’ın Avrupa pazarında yiyecek ve donanım bulmaktaki deneyiminden ve becerisinden yararlanmak isteyen McDonald’s birebir lokantalar işletecek yerel girişimcilerin olmaması yüzünden doğan zararı karşılayamıyordu. McDonald’s ın uluslar arası alana açıldığı ilk dönemlerde başarısızlığın en büyük nedeni danışmanların McDonald’s işletmeciliğini bilmemesinden ve fast-food sistemini gereğince değerlendirememesinden kaynaklanıyordu. </p>
<p>Başlangıçtaki düş kırıklıkları, McDonald’s şirketini dış pazarlara açılma planlarını kösteklemek şöyle dursun çabalarını iki katına çıkarmasına neden oldu. Kısa zamanda görüldü ki McDonald’s Amerika da ne kadar başarılı olursa olsun dış pazarlarda kestirmeden başarıya ulaşamayacaktı. Ama yapılan yanlışlardan alınan derslere göre bir uygulama başlayınca uluslar arası bir lokanta zinciri kurmanın hiçte boş bir düş olmadığı ortaya cıktı. Yerel girişimcilerin çabaları Kanada örneğinde olduğu gibi McDonald’sı artık daha ileriye bakmaya yöneltti. </p>
<p>McDonald’s Kanada genel müdürü Cohon sosyal olaylara ve bağış kampanyalarına bizzat katılarak basında da yer almayı başardı. Cohon politik işlere de girdi, üst kademe hükümet yetkilileriyle sıkı fıkı oldu. Hatta bir dönen sonra Kanada vatandaşlığına geçiş yaptı. Böylece Kanada halkı kendi ülkesinde McDonald’s ı bir Amerikalı şirket olarak görmekten çok yerli malı olarak görmeye başladı. Bir dönem zarar etmesine rağmen McDonald’sın ortağı Turner’la fiyat indirimi gibi kampanyalar yaparak bununda üstesinden geldi. Kanada başarısı dış ülkelerde de Amerika da ki bayilik yöntemlerini ve yerel işletmeci denetimini uygulamak gerektiğini kanıtladı. </p>
<p>Amerikan bayilik sistemi, Amerikan yiyeceği ve Amerikan işletmeci anlayışıyla Amerikalı bir yemek kültürünün başarıya ulaşması garanti değildi. Japonya da ki McDonald’s işte bunu başardı. Japonya başarısında en önemli etmen ortak olarak seçilen girişimciydi. Bu girişimci Japon halkının Amerikan düşmanlığı olmasına rağmen içlerindeki gizli Amerikan hayranlığını fark etmişti. Bununla özdeşlik kurarak Amerikan fast-food’nun büyük iş yapacağını gördü. Ama bunun %100 bir Japon şirketi görünümünde olan en ufak işçisine kadar Japonlardan oluşan bir şirket olmasını savundu. Kısacası Japonya bir Amerikan ithali gibi görünmemek kaydıyla Amerikan hamburgerine açıktır. Japonya’da McDonald’s lokantalarını açtıktan sonra Hollanda da ki gibi başarısız deneyine girip ağız tadına göre değişiklik yapmaya yanaşmadı. Tam tersine hamburgeri yiyecekte ”devrim yapan” bir ürün olarak tanıtma yoluna gitti. Hatta konferanslar ve basının karşısına çıkarak hamburgeri tanıttı. Halkada kısa boylu olmalarının nedenini yıllardır balık ve pirinçten başka bir şey yememeleri olduğunun üzerinde durarak eğer McDonald’s hamburgerlerini 1000 yıl süreyle yiyecek olursa boylarının uzayabileceğini ve saçlarının sarı olabileceğini söylemiştir. Televizyona verdiği reklâmlarda McDonald’sın Japonlar tarafından işletildiğinin üzerinde durarak hedef kitle olarak çocukları seçmiştir. Japon-Amerikan kültürünün farklı olmasına rağmen McDonald’sın ekip çalışmasına dayanması ortak özellik olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu tecrübelerden yola çıkarak Mc Donald’s dış ülkelerdeki ortakların çoğu o ülkenin vatandaşı olmakla birlikte tutucu kişiler değildirler çoğu Amerikan iş dünyasının, Amerikalı girişimcilerin yaklaşımını yakından tanır ve uzun süre Amerika da yaşamıştır. </p>
<p>Almanya örneğine bakacak olursak Alman halkının milliyetçi ve tutucu olmasından dolayı buralarda kurulan ilk McDonald’slar, Almanların alışılagelmiş loş ışıklı bira tüketilen yerlerinden bir farkı yoktu. Fakat iş hacminin ve karının olmaması burada da zamanla Amerika’daki McDonald’slara daha çok benzemeye başlayarak satış hacmini yükseltmeye başlar. Almanya’daki McDonald’s sinema reklamlarından da yararlanma yoluna gitmiştir. En önemlisi de reklâm tarzı Avrupalılaştırılmış gerçekçi bir tavır yerine biraz fanteziye kaçan reklâmlara yönelmiştir. Bunun yanında McDonald’sın Alman kültürünü değiştiren bir şirket olarak değil, kendini Alman gibi duyan bir şirket gibi sunarak burada da başarıya ulaşıldı. İngiltere de ise İngilizlerin hamburgeri kalitesiz bir yitecek olarak görmelerinden dolayı hamburgeri Amerikalıların iyi bildiği gerekçesiyle kabul ettirildi. </p>
<p>Yabancı ülkelere açılmaktaki en büyük sorun, pazarlama veya tanıtım değil malzeme kaynağı bulabilmekti. McDonald’s dış ülkelerde Amerika’daki lokantalar için oluşturulmuş malzeme sistemini bulmakta zorluk çekti. McDonald’s ya yiyecekleri Amerika’dan ithal edecek ya da yeni baştan bir Avrupa yemek zinciri oluşturacaktı. Amerika’daki tasarımcılar ve araç gereç yapımcıları dünyadaki üreticilerle temasa geçerek onlara McDonald’s standartlarına uygun mal üretmeyi öğrettiler. Ayrıca McDonald’s şirketi yabancı ülkelerdeki kaliteyi yükseltebilmek için yeni üretim ve donanım maliyetlerini de kendisi ödemeyi kabul etti. Zaman zamanda McDonald’s malzeme satıcılarıyla ortak olarak bu ülkelerde şube kurdu. McDonald’s şirketinin gittiği her ülkede yerellik motifini kullanması McDonald’s kuruluşunu çeşitli ülkelerdeki anti Amerikan tutuma karşıda korudu. 1985 de Meksika, Tayland, İtalya, Venezuella, Lüksenburg, Bermuda zincirini kurdu. </p>
<p>1986 da Güney Kore, Türkiye, Arjantin ve Yugoslavya uluslararası zincire eklendi. McDonald’s Yugoslavya denemesinin başarılı olması için çok çaba sarf etti. Buradaki amaç Yugoslavya gibi komünist bir ülkede tutulursa diğer doğu bloğu ülkelerine de geçiş yapabilecekti ve burada başarılı olmasıyla Çin halk Cumhuriyeti gibi Doğu komünist ülkelerine sıçradı. Günümüzde neredeyse tüm dünyaya yayılmış olan bu şirket 1960’dan bu yana her yıl kazanç artışı gösteriyor. McDonald’s Amerikanın en büyük para makinelerinden biri olmaya devam etmektedir. Aynı formülü uygulamanın sonucunda şirketin kazancı neredeyse otomatikleşti. Ayrıca McDonald’s İş Araçları Kiralama Sözleşmesi yöntemini canlandırarak bayilik alarak sisteme giren kişinin, lokantanın kazancıyla 3 yılda bu eşya ve donanımın şirketten satın alabilmesini sağlamaktadır. Bu yöntem sayesinde genç ve az sermayeli kişiler bayiler alabildikleri için McDonald’s şirketinin temelindeki girişimci ruh ayakta tutuluyor. Bunun yanında Amerikan iş dünyasında en çok ücret alan yöneticilerin McDonald’s yöneticileri olmasına gayret gösteriliyor. Dünyadaki bütün şirketler içinde en eli açık kar paylaşımı programı McDonald’s kuruluşunda görülür. Full-time ve part-time çalışanlar ücretlerinin %14 ü oranında da kar dağıtımı alırlar. Amerikan iş âleminde gelmiş geçmiş en kapsamlı hisse dağıtımı da yine McDonald’s çalışanlarına uygulanır. Bunun amacı Atılım ruhunu ayakta tutarak şirkete hep beraber sahip çıkma düşüncesidir.</p>
<p>Sonuç olarak;1965 yılında McDonald&#8217;s halka açıldı ve 1966&#8242;da McDonald&#8217;s hisseleri, New York Borsası&#8217;nda işlem görmeye başladı. Bu, artık McDonald&#8217;s'ın ülke çapında büyük bir şirket, daha önceki yıllarda önemsenmeyen hızlı servis restorancılığının ise büyük bir işkolu olduğu anlamına geliyordu. 1970&#8242;li yıllar, McDonald&#8217;s için hızlı büyüme, gelişme ve yenilenme yılları oldu. McDonald&#8217;s bu yıllarda bir yandan kendini ABD dışına taşıyıp uluslararası bir şirket kimliği kazanırken, diğer yandan da iş yaşamında kadın-erkek eşitliği, çevre kirliliği, yardıma muhtaç çocuklar gibi toplumsal konularla ilgili çalışmalar yürütmeye başladı. 1980&#8242;lere gelindiğinde, McDonald&#8217;s dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alıyor ve hisse senetleri New York&#8217;un yanı sıra Tokyo, Paris, Münih, Frankfurt ve Toronto gibi önemli ticaret merkezlerinin borsalarında da işlem görüyordu. 1990&#8242;ların başında McDonald&#8217;s, Rusya ve Çin gibi özel bir konuma ve farklı koşullara sahip iki pazara daha girerek, &quot;dünya markası&quot; olduğunu bir kez daha kanıtladı.</p>
<p><b>TÜRKİYEDE MCDONALD’S</b></p>
<p>Dünyada hızlı servis restoran sektörünün lideri olan McDonald&#8217;s, Türkiye&#8217;de ilk    <br />restoranını 24 Ekim 1986 tarihinde Taksim&#8217;de açtı. Bu yıl Türkiye&#8217;deki kuruluşunun     <br />22. yılını kutlayan McDonald&#8217;s halen Türkiye&#8217;nin çeşitli bölgelerinde faaliyet gösteren     <br />110&#8242;dan fazla restoranıyla ve 3000&#8242;den fazla çalışanı ile yılda 70 milyon kişiye hizmet veriyor.     <br />McDonald&#8217;s, 2001 yılında faaliyete geçen McDonald&#8217;s Çocuk Vakfı ile, çocuk sağlığı alanındaki küresel uygulamaların paralelinde, Türkiye&#8217;de de önemli sosyal projeler gerçekleştiriyor.     <br />2005 yılından itibaren Türkiye&#8217;de ki büyümesini Anadolu Grubu çatısı altına sürdüren McDonald&#8217;s bugün itibarı ile Adana, Adapazarı, Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, İzmit, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Muğla, Samsun ve Trabzon illerinde ve bu illere bağlı çeşitli ilçelerde faaliyet gösteriyor</p>
<p><b>MCDONALD’S TÜRKİYE BAŞKANI DİNÇ KIZILDEMİR İLE ROPÖRTAJ</b></p>
<p><b>—Sistemi kurdu, başarıyı yakaladı</b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s Türkiye Başkanı Dinç Kızıldemir, birçok firmanın tabela asarak &#8216;Zincirim var&#8217; diye ortaya çıktığını söylüyor. Kızıldemir&#8217;e göre, önemli olan zincir değil, sistem kurmak. Türkiye&#8217;de bu sistemi kurabildiğini söyleyen Kızıldemir, &#8216;İlk başlarda çok çalıştım. Bütün restoranların denetimiyle gece gündüz uğraştım.      <br />10–20 restoran varken bu işi tek başıma yapabiliyordum.       <br />30–50–90–100 restoran olunca bir sistem gerekti. Önce sistemi kurduk. Şimdi kendi kendine işleyen bir sistemimiz var&#8217; diyor…</b></p>
<p>Amerikalı fast food devi McDonald&#8217;s 1986 yılında Türkiye&#8217;ye ilk geldiği zaman Taksim&#8217;de açtığı restoran şirketin dünyada en yüksek cirolu restoranları arasında ilk sıralarda yer aldı. Taksim&#8217;deki ilk restoranın başarısı yeni girişimcilerin McDonald&#8217;s'ın kapısında kuyruk oluşturmalarına neden oldu.    <br />İlk başlarda ağırlıklı olarak yalnızca büyük şehirlerde ağırlığını hissettiren McDonald&#8217;s, bugün Türkiye&#8217;nin dört bir yanına dağılmış bulunuyor.     <br />McDonald&#8217;s 1986 yılında Türkiye&#8217;ye geldiğinde gıda sektörü tam anlamıyla yerine oturmamıştı. Bu dönem birtakım sıkıntılar çeken McDonald&#8217;s, geride bıraktığı 13 yılın ardından bugün 125 restoranı, 100 milyon dolar cirosu ve 4 binin üzerinde personeliyle ekonomiye ciddi katkıları olan bir şirket haline geldi. McDonald&#8217;s Türkiye Başkanı Dinç Kızıldemir, McDonald&#8217;s'ın yükselen başarı grafiğinin öyküsünü Radikal&#8217;e anlattı.</p>
<p><b>McDonald&#8217;s, Türkiye&#8217;ye gelen ilk hamburger restoranı. Bunun ne gibi avantaj ve dezavantajlarını yaşadınız?</b></p>
<p><b>     <br /></b>McDonald&#8217;s gıda sektörünün tam oluşmadığı, oturmadığı bir dönemde, 1986 yılında Türkiye&#8217;ye geldi. Bence en büyük dezavantaj burada. Öncelikle mal aldığımız üreticileri geliştirmemiz gerekiyordu. Dünya standartlarının çok üzerinde, kendi standartlarımızda ürün yapabilecek, ekmek, süt, patates, et gibi ürünleri istediğimiz kalitede verebilecek üreticileri tek tek bulmak ve standartlarımıza getirmemiz gerekti. Kullandığımız ürünlerin yüzde 98&#8242;inin yerli olmasına rağmen, birtakım ürünleri sağlamakta halen sıkıntı çekiyoruz. Örneğin dünyada balıklı hamburger olmasına rağmen, standartlarımıza uygun üretici bulamadığımızdan bunu Türkiye&#8217;de yapamıyoruz. Çünkü biz ithal etmeyi sevmiyoruz. Çok büyük bir organizasyon bu. Çok büyük rakamlar dönüyor. İthalata dayalı iş yapmak doğru değil. Yerel üreticilerle çalışmak en doğrusu. Yüz binlerce insan girip çıkıyor, her şeyden yüz binlerce satılıyor. Rakamlar çok büyük olduğundan ithalattan kaçınıyoruz. Sektörün sürekli yenilenmesi, dünya standartlarına ulaşması için üreticilerimize danışmanlık yapıyoruz. Dünyanın bu konudaki en iyi uzmanlarını getiriyoruz. Avantaj ise, dünyanın bu alandaki bir numaralı markasını Türkiye&#8217;ye getirmemiz. Özellikle ilk geldiğimizde çok yoğun bir ilgi vardı. Kalitemizi, standardımızı devam ettirmeye çalıştık. Türkiye&#8217;ye birçok marka geliyor ve bir süre sonra hayal kırıklığı yaşanıyor. </p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s bugün ne durumda?</b>     <br />Şu anda 125 restoranımız var. Ciromuz 100 milyon dolar ve çalışanlarımızın sayısı 4 bini geçti. Üreticilerimizin ihracatı milyonlarca doları buldu. İlk başta bulmakta zorlandığımız üreticiler, şimdi bize mal verdikleri gibi, yurtdışındaki McDonald&#8217;s'lara da mal satıyor. Restoranlarda kullandığımız tepsi örtülerimizi kendi medyamız olarak kullanıyoruz. Müşterilerimize mesajlarımızı bu örtülerle iletiyoruz. <b></b></p>
<p><b>Rakiplerinizden öne çıkmak için neler yapıyorsunuz?</b>     <br />Bizim için en önemli iş restoranlarımızdır. Çünkü çalışanlarımız da, müşterilerimiz de oradadır. Burada çalışan herkes de benim müşterim. McDonald&#8217;s'da bir kural vardır: &quot;Birinci kural müşteri her zaman haklıdır. İkinci kural, eğer müşteri yanlışsa birinci kuralı tekrar okuyun&quot; şeklinde. McDonald&#8217;s'da çalışan herkesi de müşterim olarak görüyorum. Onların başarılı olabilmeleri için mutlu olmaları gerekiyor. Nihai müşterinin mutlu olması için de öncelikle çalışanların mutlu olması gerekiyor. Dolayısıyla zincirleme müşteri memnuniyeti kavramı var. 4-5 bin kişiden söz ediyoruz. </p>
<p>Bizim en büyük rakibimiz, en yakındaki diğer McDonald&#8217;s restoranıdır. Onun dışında bütün pazar bizim için bir potansiyel. Biz o potansiyelden bir şeyler kapmaya, pazar payımızı büyütmeye çalışıyoruz. Biz stratejilerimizi rakiplere göre değil, kendi amaçlarımıza göre oluşturuyoruz. Bu amaç da müşteri memnuniyetini sağlamaktır. </p>
<p><b>Türkiye&#8217;ye özgü ürünler yurtdışına da pazarlanıyor mu?</b>     <br />Yurtdışına pazarlanan ürünümüz şu anda yok. Ancak ayranı mönümüze devamlı olarak koyduk. Bazı ülkeler ayranla ilgileniyor. Gönderdiğimiz ülkeler oluyor. &#8216;Türk usulü hamburger&#8217; olarak tanınan Mc Extra Türkiye&#8217;ye özgü bir üründü. Ancak 1-1.5 yıl çıkardıktan sonra bıraktık. Sonra yine çıkarabiliriz. Bu tip değişimleri sürekli yapıyoruz. Birçok ülkede çok başarılı standart bir ürün olan McRoyal&#8217;i piyasaya sunduk. Türkiye&#8217;deki et maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle, şu ana kadar çok büyük miktarda et kullanmıyorduk. İlk kez McExtra&#8217;da büyük miktarda et kullandık ve çok başarılı oldu. Ardından da McRoyal&#8217;i Türkiye&#8217;ye getirmeye karar verdik.     <br />Yiyecek sektörü çok enteresan. İnsan her gün aynı şeyi yiyemez. Nasıl her gün aynı şeyi giyinmek istemezlerse, aynı şeyi de yemek istemiyorlar. Bizim temel, değişmeyen mönümüz var. Bir de temel mönüye ara sıra eklemeler yapılıyor, bazı ürünler çıkarılıyor, bazıları değiştiriliyor. Bu konularda McDonald&#8217;s çok katı sanılmasına rağmen çok esnek. Bizde katı olan tek şey, gıda emniyeti ve kalite standartları. Ürünün temiz, besleyici ve sağlıklı olması lazım. Bunu sağladıktan sonra piyasaya her zaman yeni ürünler çıkarabiliyoruz. Üreticilerimizin potansiyeli çok önemli. Önce bu potansiyeli, know-how&#8217;larını artırmamız gerekiyor.<b></b></p>
<p><b>Ne kadar zamandır Mc Donald&#8217;s'da çalışıyorsunuz?</b>     <br />Dokuz yıldır. McDonald&#8217;s ilk kez 1986 yılında Türkiye&#8217;ye bir franchise&#8217;la geldi. İlk restoranını açtı. 1990 yılında ise pazardaki potansiyeli görerek Türkiye&#8217;de kendi ofisini kurmaya karar verdi. Ben o aşamada geldim. McDonald&#8217;s Türkiye ofisini kurdum. Başarılı çalışmalar yapan bu takımı oluşturdum. Şimdi 51 franchise var, onların da 75 restoranı var. 40 restoranı da McDonald&#8217;s olarak biz kendimiz işletiyoruz. </p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b>125 restoranın denetimini nasıl yapıyorsunuz?</b>     <br />Bizde her şeyin özü sistemdir. Biz zincir kurmuyor, sistem kuruyoruz. Zincir kurmak çok kolay. Gidersiniz, dükkânlar tutar, tabelalar asarsınız ve zincirim var diye ortaya çıkarsınız. Bir sürü firmanın yaptığı da budur. Önemli olan zincir kurmak değil, sistem kurmak. Ben kişisel olarak en büyük başarımı burada görüyorum. Ben bu sistemi kurabildim Türkiye&#8217;de. İlk başlarda çok çalıştım. Bütün restoranların denetimiyle gece gündüz, haftanın yedi günü uğraştım. 10-20 restoran varken bu işi tek başıma yapabiliyordum. 30-40-50-80-90-100 restoran olunca bir sistem gerekti. Önce bu sistemi kurduk. Şimdi tıkır tıkır kendi kendine işleyen bir sistemimiz var. Nedir o sistem? Her restorandın başında bir restoran müdürü var. Hepsinin ne yapacağı madde madde yazılmış durumda ve eğitimlerle onlar ne yapacaklarını çok iyi öğreniyorlar. Her dört restoranın başında da bir danışman var. İş nasıl daha iyi yapılır, verim nasıl artırılabilir diye bu danışmana soruluyor. Dört danışman bir müdüre, o müdür bir direktöre bağlı. Burada önemli olan, insanların ne yapacaklarını ve nasıl yapacaklarını çok iyi bilmeleri. Altyapının sağlam olması, bir şeylerin verilmesi ve sonra bir şeylerin beklenmesi gerekiyor. Sistem içi dayanışma çok önemli. Bizim kurucumuzun bir sözü var: &quot;Hiçbirimiz hepimiz kadar başarılı değiliz.&quot; Gerçekten öyle.<b></b></p>
<p><b>McDonald&#8217;s'da işe yeni başlayan bir gencin kariyer yapma şansı nedir?</b>     <br />McDonald&#8217;s'ın en büyük özelliklerinden biri de gençlere kariyer olanağı sağlaması. Benim de iş hayatında en hayıflandığım şeylerden biri bu. 18 yaşında birisi geliyor, lise mezunu veya üniversite öğrencisi. Okuluyla beraber McDonald&#8217;s'da eğitim potansiyeli var. Bizim dışarıya çıkıp da eleman aramamıza hiç gerek kalmıyor. Bu ofiste çalışanların önemli bir kısmı restoranlarımızdan geliyor. 4 bin kişi çalışıyor. Örneğin gıda mühendisi almamız gerekiyor diyelim. Araştırıyoruz, eğer gıda mühendisliğinde okuyan bir çalışanımız varsa, McDonald&#8217;s tarzını anlamış bir kişi olduğundan, ekibin bir parçası olmuş, takımın bir oyuncusu, tercih ediyoruz. Muhasebe, finasman departmanlarında restoranlardan yetişmiş arkadaşlarımız var. Üst düzey yönetimde benden sonra gelen başkan yardımcıları var, restoranda çalışarak başlamış iş hayatına. Dolayısıyla kariyer açısından çok büyük bir fırsat. Ben iş hayatına başladığımda Türkiye&#8217;de böyle bir şey yoktu. Ben iş hayatıma turist rehberliği yaparak başlamıştım. Oradan başlayıp da tek bir çatı altında bu pozisyona kadar gelmek çok daha zevkli olurdu diye düşünüyorum. Bizim en önemli insan kaynağımız restoranlarımız. Önce restoranlarımıza, sonra dışarıya bakarız.     <br />O yüzden de head hunter (beyin avcısı) şirketlerinin de çok iyi müşterileri değiliz. </p>
<p><b>Nasıl bir yöneticisiniz?</b>     <br />İnsanları çok seviyorum. İnsanların mutluluğu benim için çok önemli. Bu da iş hayatında beni çok başarılı yaptı. İnsanlar bir işi yapmaya gönüllü olarak bakmazlarsa, bir görev olarak bakarlarsa, bir şeyler eksik olacaktır. Ben severek, eğlenerek ve gönüllü olarak iş yapılmasından yanayım. Hobisiyle para kazanan insanlar kadar şanslı değiliz, ama mümkün olduğunca işi bir hobi gibi severek yaparsak başarılı oluruz. Benim tarzım bu yönde. Burada insanlar mutlu. İşlerini güler yüzle ve eğlenerek yapıyorlar. İşyerinde hiçbir zaman kesin kurallar koymam. Hiçbir zaman asık suratlı olmam. Kim kaçta geldi, kaçta gitti, benim hiç önemi yok. Ben iş yapılıyor mu, yapılmıyor mu, ona bakarım. Restoranlarımız haftada yedi gün, gece de çalıştığı için bizim için her zaman iş var. Gece saat 01.00&#8242;de, 02.00&#8242;de restoranlara gider, arkadaşlarla sohbet ederim. </p>
<p>Restoranlar kapandıktan sonra her gece iki saat temizlik işi vardır. Bizde sürekli hareket mevcut, kimsenin sıkılacak zamanı yok. Burada herkes işe dilediği zaman geliyor, dilediği zaman gidiyor, ancak herkesi işini en iyi şekilde yapıyor. </p>
<p><b>123 McDonald&#8217;s restoranında satılan ürünlerle neler yapılabilir?</b>     <br />l McDonald&#8217;s'larda satılan sandviç ekmekleri üst üste konulduğunda 30 Eyfel Kulesi yüksekliğinde kule yapılabiliyor. Hamburger köfteleri üst üste konularak 140 Pisa Kulesi inşa edilebiliyor.</p>
<ul>McDonald&#8217;s'larda bu yıl içinde tüketilen dondurmalar 25 erişkin filin ağırlığına eşit. McDonald&#8217;s'larda 1999 yılında hamburger ve patatesler için kullanılan ketçaplarla 2 bin buzdolabı doldurulabiliyor. 1999 yılı içinde tüm McDonald&#8217;s restoranlarında içilen soğuk içecek bardakları yan yana dizildiğinde İzmir&#8217;den Van&#8217;a gidip gelen bir yol yapılabiliyor. &lt;/LI&gt;</ul>
<p><b>***KAYNAK: Radikal ekonomi sayfası-19 ekim 1999</b></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/549/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=549&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/08/mc-donalds-nasil-kuruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/mcdonald-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mcdonald</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NESLİ T&#220;KENMEKTE OLAN CANLI T&#220;RLERİ NELERDİR?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 15:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’nın volkan tavşanı ve Fiji’nin maymun suratlı yarasaları çok yakın zamanda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yüzlerce türden birkaçı. Ancak mevcut yaşam alanları korumaya alınırsa onlar da kurtulabilecek. 52 üyeden oluşan Alliance for Zero Extinction (AZE), Sıfır Yokoluş Birliği bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma, nesli tükenme noktasına gelmiş 794 canlı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=585&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat.jpg"><img title="fijian_monkey_faced_bat" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;margin:0 10px 0 0;" height="175" alt="fijian_monkey_faced_bat" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat-thumb.jpg?w=200&#038;h=175" width="200" align="left" border="0" /></a> <strong>Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’nın volkan tavşanı ve Fiji’nin maymun suratlı yarasaları çok yakın zamanda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yüzlerce türden birkaçı.</strong> Ancak mevcut yaşam alanları korumaya alınırsa onlar da kurtulabilecek.</p>
<p>52 üyeden oluşan Alliance for Zero Extinction (AZE), Sıfır Yokoluş Birliği bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma, nesli tükenme noktasına gelmiş 794 canlı türü tespit etti. “Dünya çapında 595 yaşam alanını koruma altına alarak, global boyutta nesil tükenmesi krizini ortadan kaldırabiliriz”, dendi.</p>
<p> <span id="more-585"></span>
<p>&#160;</p>
<p>Söz konusu yaşam alanlarının yalnızca 1/3’ü kanuni koruma altında olup büyük çoğunluğu, dünya ortalamasının üç katı nüfus yoğunluğu olan yerlerde. Bu yaşam alanlarının çoğu Güney Amerika’da Andes yöresinde, Brezilya’nın Atlantik Ormanları’nda, Madagaskar’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit.jpg"><img title="volcano_rabbit" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;margin:0 10px 0 0;" height="156" alt="volcano_rabbit" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit-thumb.jpg?w=223&#038;h=156" width="223" align="left" border="0" /></a> Mexico&#8217;nun nadir volkan tavşanı en büyük risk altında olan türlerin başında geliyor. Nesli tükenmek üzere olan diğer canlılar listesi arasında Trinidad ve Tobago’nun zehirli kurbağası, Fiji’nin maymun suratlı yarasası, ABD’nin sedef-gagalı ağaçkakanı, Filipinler’in bulut faresi ve tek bir Peru yaylasında yaşamakta olan sinek kuşu sayılıyor. AZE’nin genel sekreteri Mike Parr, “Bu insanlık için tek fırsat. Harekete geçmek için ahlaki yükümlülüğümüz var ve zamanımız bitmek üzere”, dedi.</p>
<p>ABD merkezli Ulusal Bilim Akademisi ( <a href="http://www.pnas.org/">www.pnas.org</a> ) tarafından yayınlanan araştırmaya göre, yakın tarihte uzak adalarda kedi veya fare gibi avcıların gelmesiyle bir çok canlı türünün yok olduğu görülmekteydi. Ancak bu araştırma, dünyanın ana karalarında doğal oranların 100-1000 katı daha ciddi bir nesil tükenmesi krizi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermekte.</p>
<p>Dünya Koruma Birliği’ne göre, kayıtların tutulmaya başlandığı 1500 yıllarından günümüze kadar yaklaşık 800 canlı türünün nesli tükendi.</p>
<p>Bilim adamları, kıtalardaki doğal yaşam alanlarının insanlar tarafından çitler, asfalt yollar, çiftlikler ve şehirlerle bölünerek, bazı biologların “sanal adalar” olarak adlandırdığı kopuk yaşam alanlarına dönüştüğünü söylüyorlar. Doğal yaşam alanlarının yokedilmesi, aşırı avlanma, iklim değişikliği ve kirlenme pek çok canlının neslinin tükenmesinde etken olan diğer faktörler.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/585/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/585/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=585&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/nesli-tkenmekte-olan-canli-trleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fijian-monkey-faced-bat-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fijian_monkey_faced_bat</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/volcano-rabbit-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">volcano_rabbit</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HAZIR CV &#8211; PROFESYONEL &#214;ZGE&#199;MİŞ CV &#214;RNEKLERİ İNDİR</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 15:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/</guid>
		<description><![CDATA[Kronolojik Kronolojik CV İngilizce Fonksiyonel Türkçe CV CV İngilizce<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=580&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:fb3a1972-4489-4e52-abe7-25a00bb07fdf:c69a197a-a630-49d1-98a3-6111e61862e1" style="display:inline;float:none;margin:0;padding:0;">
<p> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/fonksiyonel-cv-tr.doc" target="_blank">Kronolojik</a><br /> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/kronolojik-cv-tr.doc" target="_blank">Kronolojik CV İngilizce</a><br /> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/kronolojik-cv-eng.doc" target="_blank">Fonksiyonel Türkçe CV</a></p>
</div>
<div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:fb3a1972-4489-4e52-abe7-25a00bb07fdf:4925c9b2-0f2a-4be0-ace2-1130ee0e3263" style="display:inline;float:none;margin:0;padding:0;">
<p> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/05/egn-cv.pdf" target="_blank">CV İngilizce</a></p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/580/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/580/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=580&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/hazir-cv-profesyonel-zgemis-cv-rnekleri-indir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Namazın &#246;z&#252; ve manası nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 12:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Namaz aslında bir duadır; fakat diğer ibadetlerin özünü ihtiva eden bir duadır. Ayrıca yapmamız gereken duaların bir kısmı namazla ilgilidir. Daha namaza başlarken okumamız gereken dualar olduğu gibi, namazın içinde, muhtelif safhalarda, keza namazdan selamla çıktıktan sonra da okunacak dualar mevcuttur. Fakat namazın özü, Cenâb-ı Hakk&#8217;ı tesbîh &#34;Sübhânallah&#34; demek, O&#8217;na hamd/şükür &#34;Elhamdülillah&#34; demek ve tekbir/ta&#8217;zîm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=546&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Namaz aslında bir duadır; fakat diğer ibadetlerin özünü ihtiva eden bir duadır. Ayrıca yapmamız gereken duaların bir kısmı namazla ilgilidir.</strong> Daha namaza başlarken okumamız gereken dualar olduğu gibi, namazın içinde, muhtelif safhalarda, keza namazdan selamla çıktıktan sonra da okunacak dualar mevcuttur. Fakat namazın özü, Cenâb-ı Hakk&#8217;ı tesbîh &quot;Sübhânallah&quot; demek, O&#8217;na hamd/şükür &quot;Elhamdülillah&quot; demek ve tekbir/ta&#8217;zîm &quot;Allahu Ekber&quot; demektir.</p>
<p> <span id="more-546"></span>
<p>Evet, tesbîh, hamd ve tekbîr, namazın çekirdekleri hükmündedir. Ondandır ki, namazdaki bütün hareketlerde ve zikirlerde &quot;Sübhânallah&quot;, &quot;Elhamdülillah&quot; ve &quot;Allahu Ekber&quot; sözlerinin manaları gizlidir. Bediüzzaman Hazretlerinin de ifade ettiği gibi, if-titah tekbirinden (namaza başlarken söylediğimiz &quot;Allahu Ekber&quot; sözü) selam vereceğimiz ana kadar biz, hemen her an söz, hal ve tavırlarımızla ya &quot;Sübhânallah&quot; deyip Cenâb-ı Hakk&#8217;ı takdis eder (yani bütün mükemmel sıfatlara sahip ve bütün eksik ve kusurlardan uzak olduğunu söyleme), ya &quot;Elhamdülillah&quot; sözüyle hamd ü sena (şükretme ve övme) hislerimizi seslendirir ya da &quot;Allahu Ekber&quot; diyerek O&#8217;na ta&#8217;zimde (büyük olduğunu kabul edip söyleme) bulunuruz. Namaza başlarken söylenen tekbire, ibadete onunla başlandığı için &quot;iftitah tekbîri&quot; dendiği gibi; namaz içinde bazı şeylerin yapılması bu tekbîrle haram kılındığı için ona &quot;tahrim tekbîri&quot; ya da &quot;ihram tekbîri&quot; de denmiştir. Aslında bu tekbîr, Allah&#8217;ın dışındaki her şeyi kendine haram kılarak harem dairesine (herkesin girmesine müsaade edilmeyen yere) adım atma, bütün dünyevilikleri kapının dışında bırakma ve yalnızca Sultan-ı Kâinat&#8217;a yönelme adına bir söz vermedir. O andan itibaren, namazın bütün dakikalarına ve saniyelerine tesbîh, tahmîd ve tekbîr ruhunu işleme, bir manada bütün bütün namaz kesilme demektir.    <br />Namazı hakkıyla kılmak istiyorsak, tekbirle beraber Allah&#8217;ın dışındaki her şeyden sıyrılmalı ve gönlümüzü sadece O&#8217;na açmalıyız. Dudaklarımızdan dökülen her kelimeye şuurumuzun mührünü basmalıyız. Mesela, &quot;Elhamdülillah&quot; derken, bu sözün ne mana ifade ettiğini iyi bilmeli, onu derinlemesine düşünmeliyiz; &quot;Kimden kime olursa olsun bütün hamd ü senalar, bütün şükürler Allah&#8217;a aittir; bu hakikati ilan benim vazifem, kâinatı yaratan Allah&#8217;ın da hakkıdır.&quot; diye gürlemeliyiz. Böylece, o söz, Cenâb-ı Allah&#8217;a yükselirken üzerine yüklediğimiz o derin manalarla beraber yükselmeli. O&#8217;nun Râhman ve Rahîm olduğunu ilan ederken, yine aynı derin duygularla dolmalıyız. Namaz bizim için de bir mi&#8217;rac olmalı ve biz Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz&#8217;in Mi&#8217;rac&#8217;da duyduğu hakikatleri kendi idrak ufkumuzdan duymaya çalışmalıyız. Selam verir vermez de huzurun adabına riayet edememiş olma endişesiyle bir kere daha ellerimizi kaldırmalı, yine o mübarek kelimeleri otuz üçer defa tekrarlamalıyız.     <br />İşte, namazı böyle engin duygu ve düşüncelerle kılmak gerekiyorsa, onu geçiştiremeyiz. </p>
<p>Prof. Dr. Davut AYDUZ    <br /><a href="http://www.davutayduz.com">www.davutayduz.com</a> davutayduz@yahoo.com</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/546/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/546/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=546&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/05/07/namazin-z-ve-manasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>B&#252;nyesine g&#246;re en k&#252;&#231;&#252;k ve b&#252;y&#252;k yumurtayı hangi kuşlar yumurtlar?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/13/bnyesine-gre-en-kk-ve-byk-yumurtayi-hangi-kuslar-yumurtlar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/13/bnyesine-gre-en-kk-ve-byk-yumurtayi-hangi-kuslar-yumurtlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 16:42:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[çalıkuşu]]></category>
		<category><![CDATA[devekuşuı]]></category>
		<category><![CDATA[kivi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/13/bnyesine-gre-en-kk-ve-byk-yumurtayi-hangi-kuslar-yumurtlar/</guid>
		<description><![CDATA[İnanması güç ama cüssesine göre en küçük yumurtayı bir Devekuşu yumurtası.&#160; Bir devekuşu yumurtası tek başına tabiattaki en büyük hücre olmasına rağmen, annesinin toplam ağırlığının yüzde 1,5&#8242;inden daha hafiftir. Karşılaştırmak gerekirse, bir çalıkuşunun yumurtası kendi cüssesinin yüzde 13&#8242;üne denktir.&#160; Kuşun boyutuyla karşılaştırdığımızda en büyük yumurta, benekli küçük kivininkidir. Bu kuşun yumurtası, kendi ağırlığının yüzde 26&#8242;sına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=542&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/devekusu.jpg"><img title="devekusu" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="334" alt="devekusu" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/devekusu-thumb.jpg?w=445&#038;h=334" width="445" border="0" /></a> </p>
<p><strong>İnanması güç ama cüssesine göre en küçük yumurtayı bir Devekuşu yumurtası.</strong>&#160; <br />Bir <strong>devekuşu yumurtası</strong> tek başına tabiattaki en büyük hücre olmasına rağmen, annesinin toplam ağırlığının yüzde 1,5&#8242;inden daha hafiftir. Karşılaştırmak gerekirse, bir çalıkuşunun yumurtası kendi cüssesinin yüzde 13&#8242;üne denktir.&#160; </p>
<p> <span id="more-542"></span>
<p><strong>Kuşun boyutuyla karşılaştırdığımızda en büyük yumurta, benekli küçük kivininkidir.</strong> Bu kuşun yumurtası, kendi ağırlığının yüzde 26&#8242;sına karşılık gelir: Bu da bir kadının altı yaşındaki bir çocuğu dünyaya getirmesi ile eşittir.&#160; <br />Devekuşu yumurtasının ağırlığı 24 tavuk yumurtasının ağırlığına denktir; az kaynamış hale 45 dakikada sürede gelir.     <br /><strong>Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta (dinozorlar da dahil) Madagaskar&#8217;da yaşayan fil kuşuna aitti; bu kuşun soyu 1700 yılında tükendi.</strong>     </p>
<p>Fil kuşunun yumurtası devekuşu yumurtasının on katı büyüklüğündeydi, 9 litre hacmindeydi ve 180 tavuk yumurtasına eşitti.&#160; <br />Fil kuşunun (Aepyornis maximus), Sinbad&#8217;ın 1001 Gece Masalları&#8217;nda savaştığı yırtıcı anka kuşu efsanesinin temelini oluşturduğu tahmin edilmektedir. </p>
<p>daha fazla bilgi için </p>
<p><a title="http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461" href="http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461">http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/elephant-bird-egg.jpg"><img title="elephant_bird_egg" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="659" alt="elephant_bird_egg" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/elephant-bird-egg-thumb.jpg?w=445&#038;h=659" width="445" border="0" /></a> </p>
<blockquote><p>You never know what you will find at the show. Here is an &quot;Elephant Bird&quot; Egg from Madagascar that measures 11½ x 8&amp;frac12. Because this particular egg is made from pieces not necessarily from one egg it is valued at about $800. Had this been a complete natural egg, it would have been worth $30,000. There are only about 20 known in existance. This one was displayed by HIGHLAND ROCK &amp; FOSSIL of New Brunswick, New Jersey.     <br />HIGHLAND ROCK &amp; FOSSIL was in room 132       <br />at InnSuites Hotel <a title="http://www.gemworld.com/Tucson2002.asp" href="http://www.gemworld.com/Tucson2002.asp">http://www.gemworld.com/Tucson2002.asp</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/eggs.jpg"><img title="eggs" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="402" alt="eggs" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/eggs-thumb.jpg?w=445&#038;h=402" width="445" border="0" /></a> </p>
</blockquote>
<p>Fil Kuşunun Yumurtası ile diğer kuşların yumurtalarının karşılaştırması</p>
<p>1- Fil Kuşu&#160; Yumurtası 2- Devekuşu Yumurtası 3 Tavuk yumurtası 4 Sinek Kuşu</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/flightless.jpg"><img title="Flightless" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="399" alt="Flightless" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/flightless-thumb.jpg?w=445&#038;h=399" width="445" border="0" /></a> </p>
<p><a title="http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461" href="http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461">http://www.nhc.ed.ac.uk/index.php?page=493.457.461</a>    <br /><strong>Model of elephant bird (behind) and moa (in front).</strong> The elephant bird of Madagascar, the largest bird that ever lived, was 6 feet tall; the giant moas of New Zealand weighed more than 500 lbs.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornis.jpg"><img title="Aepyornis" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="579" alt="Aepyornis" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornis-thumb.jpg?w=445&#038;h=579" width="445" border="0" /></a> </p>
<p><strong>daha fazla bilgi için</strong> <a title="http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird">http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird</a></p>
<p>The <b>elephant birds</b>, which were giant <a title="Ratite" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ratite">ratites</a> native to <a title="Madagascar" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Madagascar">Madagascar</a>, have been extinct since at least the 17th century. <a title="Étienne de Flacourt" href="http://en.wikipedia.org/wiki/%C3%89tienne_de_Flacourt">Étienne de Flacourt</a>, governor of Madagascar recorded frequent sightings of elephant birds. <i>Aepyornis</i> was the world&#8217;s largest bird, believed to have been over 3 metres (10 ft) tall and weighing close to half a ton (400 kilograms (880 lb)).<sup class="reference"><a title="" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird#cite_note-Davies-1"><span>[</span>2<span>]</span></a></sup> Remains of <i>Aepyornis</i> adults and eggs have been found; in some cases the eggs have a circumference of over 1 metre (3 ft) and a length up to 34 centimetres (13 in).<sup class="reference"><a title="" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird#cite_note-Ml.C3.ADkovsky-2"><span>[</span>3<span>]</span></a></sup> The egg volume is about 160 times greater than a chicken egg. <sup class="reference"><a title="" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_Bird#cite_note-Hawkins-3"><span>[</span>4<span>]</span></a></sup> </p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornism.jpg"><img title="Aepyornism" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="627" alt="Aepyornism" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornism-thumb.jpg?w=445&#038;h=627" width="445" border="0" /></a>&#160;</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/webelephantbird03.jpg"><img title="web-elephant-bird03" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="303" alt="web-elephant-bird03" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/webelephantbird03-thumb.jpg?w=445&#038;h=303" width="445" border="0" /></a>&#160;</p>
<h6>source: <a title="http://www.cryptomundo.com/cryptozoo-news/elephant-bird/" href="http://www.cryptomundo.com/cryptozoo-news/elephant-bird/">http://www.cryptomundo.com/cryptozoo-news/elephant-bird/</a></h6>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/542/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/542/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=542&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/13/bnyesine-gre-en-kk-ve-byk-yumurtayi-hangi-kuslar-yumurtlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/devekusu-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">devekusu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/elephant-bird-egg-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">elephant_bird_egg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/eggs-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">eggs</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/flightless-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Flightless</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornis-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aepyornis</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/aepyornism-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aepyornism</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/webelephantbird03-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">web-elephant-bird03</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kırkayağın ka&#231; ayağı vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/11/kirkayagin-ka-ayagi-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/11/kirkayagin-ka-ayagi-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2009 20:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırkayak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/11/kirkayagin-ka-ayagi-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[Kırkayak kelimesi, Latince &#34;yüz ayak&#34; anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır. Bazılarının daha fazla, bazılarının daha az ayağı vardır. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olanı 1999&#8242;da keşfedilmiştir. Bu kırkayağın 96 ayağı vardı ve diğer kırkayaklardan, ayak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=519&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kirkayak.jpg"><img title="kirkayak" style="display:inline;border-width:0;" height="450" alt="kirkayak" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kirkayak-thumb.jpg?w=450&#038;h=450" width="450" border="0" /></a> Kırkayak kelimesi, Latince &quot;yüz ayak&quot; anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır.</strong>     <br />Bazılarının daha fazla, bazılarının daha az ayağı vardır. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olanı 1999&#8242;da keşfedilmiştir. Bu kırkayağın 96 ayağı vardı ve diğer kırkayaklardan, ayak çifti çift sayı olan tek tür olmasıyla ayrılıyordu: Yani 48 çift ayağı vardı.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru</a></sup>     <br />Diğer bütün kırkayaklar tek sayılı ayak çiftlerine sahiptir; bunların ayak sayıları 15 çiftle 191 çift arasında değişir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/519/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/519/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=519&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/11/kirkayagin-ka-ayagi-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kirkayak-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">kirkayak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Elmaslar nereden gelir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/10/elmaslar-nereden-gelir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/10/elmaslar-nereden-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 20:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Botsvana]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik patlamalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/10/elmaslar-nereden-gelir/</guid>
		<description><![CDATA[Volkanlardan. Bütün elmaslar yerin altında devasa bir ısı ve basınç altında oluşur ve yer yüzeyine volkanik patlamalar sonucu gelir. Elmaslar yerin 160 ila 480 km altında oluşur. Bunların çoğu kimberlit adlı volkanik bir kayanın içinde bulunur ve volkanik faaliyetin hâlâ yaygın olduğu bölgelerde çıkarılır. Diğer elmaslar orijinal kimberlitlerinden ayrılarak başıboş vaziyette bulunur. Dünyada yirmi ülkede [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=516&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/dwarf.jpg"><img title="dwarf" style="display:inline;border-width:0;" height="312" alt="dwarf" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/dwarf-thumb.jpg?w=450&#038;h=312" width="450" border="0" /></a> Volkanlardan. Bütün elmaslar yerin altında devasa bir ısı ve basınç altında oluşur ve yer yüzeyine volkanik patlamalar sonucu gelir.</strong>     <br />Elmaslar yerin 160 ila 480 km altında oluşur. Bunların çoğu kimberlit adlı volkanik bir kayanın içinde bulunur ve volkanik faaliyetin hâlâ yaygın olduğu bölgelerde çıkarılır. Diğer elmaslar orijinal kimberlitlerinden ayrılarak başıboş vaziyette bulunur.     <br />Dünyada yirmi ülkede elmas çıkarılır. Güney Afrika günümüzde elmas üretiminde Avustralya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Botsvana ve Rusya&#8217;nın ardından beşinci sıradadır.</p>
<p> <span id="more-516"></span>
<p>Elmas, saf karbondan meydana gelir. Kurşunkalem &quot;ucu&quot;nun yapıldığı madde olan grafit de karbondan oluşur, ama bu maddede karbon atomları farklı şekilde dizilmiştir. Elmas yeryüzünde doğal olarak varolan maddelerin en sertlerinden biridir: Mohs Sertlik Skalası&#8217;nda (10) değerine sahiptir. Ama (1,5) değerine sahip olan grafit (talk pudrasından birazcık daha serttir) en yumuşaklarından biridir.    <br />Bilinen en büyük elmas 4000 km boyundadır ve on milyar trilyon trilyon kıtattır. Doğrudan Avustralya&#8217;nın üzerinde (sekiz ışık yılı uzakta) bulunan bu elmas Erboğa takımyıldızındaki &quot;Lucy&quot; yıldızındadır.     <br />&quot;Lucy&quot;, adını Beatles&#8217;ın &quot;Lucy in the Sky with Diamonds [Gökyüzünde Elmaslarla Lucy]&quot; adlı şarksından aldı; teknik adı İse beyaz cüce BPM 37093&#8242;tür. Beatles&#8217;ın şarkısı bu adı, John Lennon&#8217;ın oğlu Julian&#8217;ın dört yaşındaki arkadaşı Lucy Rİchardson&#8217;ı çizdiği bir resim üzerine aldı.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru</a></sup>     <br />Elmas eskiden dünyadaki bilinen en sert maddeydi. Ama Ağustos 2005&#8242;te Alman bilimciler laboratuvarda daha sert bir madde oluşturmayı başardı. Toplanmış karbon nano çubuk (ACNR &#8211; aggregated carbon nanorod) adlı bu madde çok güçlü karbon moleküllerini sıkıştırıp 2226°C&#8217;ye kadar ısıtarak meydana getirildi.     <br />Bu moleküllerden her biri, beşgen ve altıgen biçiminde içiçe geçen 60 atom içerir; bu moleküllerin minik futbol toplarına benzediği söylenebilir. ACNR o kadar serttir ki, elması rahatlıkla çizebilir.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/lucydiamondstarwhitedwarf.jpg"><img title="LucyDiamondStarWhiteDwarf" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="379" alt="LucyDiamondStarWhiteDwarf" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/lucydiamondstarwhitedwarf-thumb.jpg?w=450&#038;h=379" width="450" border="0" /></a> </p>
<p>konu ile alakalı daha fazla bilgi için <a title="Lucy in the Sky is a Diamond" href="http://www.spacetoday.org/DeepSpace/Stars/WhiteDwarfs/LucyDiamondStarWhiteDwarf.html" target="_blank">Lucy in the Sky is a Diamond</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/516/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/516/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=516&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/10/elmaslar-nereden-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/dwarf-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dwarf</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/lucydiamondstarwhitedwarf-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">LucyDiamondStarWhiteDwarf</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir St. Bernard boynunda ne taşır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/09/bir-st-bernard-boynunda-ne-tasir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/09/bir-st-bernard-boynunda-ne-tasir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 20:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alp Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Kraliçe Victoria]]></category>
		<category><![CDATA[St. Bernard]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/09/bir-st-bernard-boynunda-ne-tasir/</guid>
		<description><![CDATA[St. Bernardlar boyunlarında asla konyak fıçısı taşımaz. Bu köpekler tamamen yeşilaycıdır (her şey bir yana, vücut ısısı düşük birine konyak vermek çok vahim bir hatadır), ama bu düşünce turistlerin hoşuna gider ve bu köpeklerle boyunlarına konyak fıçısı takılıyken fotoğraf çektirirler. St. Bernardlar dağda kurtarma köpekleri olarak eğitilmeden önce, Büyük St. Bernard Geçidi&#8217;ndeki (Alp Dağları üzerinde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=513&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/stbernard.jpg"><img title="StBernard" style="display:inline;border-width:0;" height="289" alt="StBernard" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/stbernard-thumb.jpg?w=450&#038;h=289" width="450" border="0" /></a> St. Bernardlar boyunlarında asla konyak fıçısı taşımaz.</strong>     <br />Bu köpekler tamamen yeşilaycıdır (her şey bir yana, vücut ısısı düşük birine konyak vermek çok vahim bir hatadır), ama bu düşünce turistlerin hoşuna gider ve bu köpeklerle boyunlarına konyak fıçısı takılıyken fotoğraf çektirirler.     <br />St. Bernardlar dağda kurtarma köpekleri olarak eğitilmeden önce, Büyük St. Bernard Geçidi&#8217;ndeki (Alp Dağları üzerinde bulunan ve İsviçre&#8217;yi İtalya&#8217;ya bağlayan yol) misafirhanede keşişler tarafından yiyecek taşımak için kullanılıyorlardı, zira büyük boyutları ve uysal yapıları onları iyi birer yük hayvanı yapıyordu.</p>
<p> <span id="more-513"></span>
<p>Konyak fıçısı, Kraliçe Victoria&#8217;nın himayesinde bulunan Sir Edwin Landseer (1802-1873) adında genç bir İngiliz sanatçının fikriydi. Landseer manzara ve hayvan resimleriyle meşhurdu ve Glen&#8217;in Hükümdarı adlı tablosu ve Nelson Sütunu&#8217;nun zeminindeki aslan heykelleriyle tanınıyordu.    <br />1831&#8242;de Alplerdeki Güçlü Mastılar Baygın Bir Yolcuyu Hayata Döndürüyor başlıklı bir tablo yaptı; bu tabloda, bir tanesi boynunda minyatür bir konyak fıçısı taşıyan (bunu &quot;dikkat çeksin&quot; diye eklemişti) iki St. Bernard resmediliyordu. St. Bernardlara o zamandan bu yana bu çağrışım yüklendi. Landseer&#8217;in ayrıca bu tür için (Alp mastısı yerine) St. Bernard ismini yaygınlaştırdığı kabul edilir.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru</a></sup>     <br /><strong>St. Bernardlar esasında Barry av köpekleri (Almancada &quot;ayı&quot; anlamına gelen Baeren kelimesinden gelmektedir) olarak biliniyordu.</strong> İlk cankurtaranlardan birinin adı &quot;Büyük Barry&quot; idi; bu köpek 1800-1814 arasında 40 kişiyi kurtardı, ama maalesef onu kurt zanneden kırk birinci kişi tarafından öldürüldü.     <br />Barry&#8217;nin içi doldurulup Berne&#8217;deki Doğal Tarih Müzesi&#8217;nin onur köşesine konulmuştur. <strong>Onun anısına, St. Bernard Misafirhanesi&#8217;nde bir defada doğan yavrulardan en İyi erkek yavruya Barry adı verilir.</strong>     <br />Bazen misafirhanenin isteyen herkese yiyecek ve kalacak yer sağlama görevi zahmetli olabiliyor. 1708&#8242;de, bir gece Canon Vincent Camos 400&#8242;ü aşkın yolcuya yemek sağlamak durumunda kaldı. İnsan gücünden tasarruf etmek İçin, şişe bağlı büyük bir hamster tekerleğine benzeyen bir aygıt kullanıyordu. Bu aygıtın içinde bir St. Bernard koşarak şişe geçirilmiş etleri döndürüyordu.     <br /><em>Bu köpeklerin 1800&#8242;den bu yana 2500&#8242;ü aşkın kişiyi kurtardıkları tahmin ediliyor; buna karşılık son 50 yılda kimseyi kurtaramadılar. Bunun üzerine, Manastır bunları satıp yerlerine helikopter almaya karar verdi.</em></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/st-bernard.jpg"><img title="St_Bernard" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="399" alt="St_Bernard" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/st-bernard-thumb.jpg?w=450&#038;h=399" width="450" border="0" /></a> </p>
<h3>daha fazla bilgi için <a href="http://firstaid.about.com/od/heatcoldexposur1/f/07_alcohol_warm.htm" target="_blank">Will drinking alcohol warm me up?</a></h3>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/513/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/513/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=513&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/09/bir-st-bernard-boynunda-ne-tasir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/stbernard-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">StBernard</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/st-bernard-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">St_Bernard</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&quot;Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler&quot; diyen kimdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/07/ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-diyen-kimdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/07/ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-diyen-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 20:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Rousseau]]></category>
		<category><![CDATA[Marie Antoinette]]></category>
		<category><![CDATA[Marie-Therese]]></category>
		<category><![CDATA[Qu’ils mangent de la brioche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/07/ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-diyen-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Yine yanlış. O değil. Muhtemelen tarih dersinde gördüğünüz şeyi dün gibi hatırlıyorsunuz: &#34;1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris&#8217;teki yoksullar ayaklandı, çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette (katı yürekli bir umursamazlık sergileyerek, komik olmaya çalışarak ya da yalnızca aptalca davranarak) &#8216;ekmek bulamayanlar pasta yesin&#8217; şeklindeki ahmakça öneriyi ortaya attı.&#34; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=510&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marieantoinette-koningin-der-fransen.jpg"><img title="marie-antoinette_koningin_der_fransen" style="display:inline;border-width:0;" height="519" alt="marie-antoinette_koningin_der_fransen" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marieantoinette-koningin-der-fransen-thumb.jpg?w=450&#038;h=519" width="450" border="0" /></a> Yine yanlış. O değil.       <br />Muhtemelen tarih dersinde gördüğünüz şeyi dün gibi hatırlıyorsunuz: &quot;1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris&#8217;teki yoksullar ayaklandı, çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette (katı yürekli bir umursamazlık sergileyerek, komik olmaya çalışarak ya da yalnızca aptalca davranarak) &#8216;ekmek bulamayanlar pasta yesin&#8217; şeklindeki ahmakça öneriyi ortaya attı.&quot;</strong>     <br />İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil brioche adlı bir çörekti (kullanılan ifadenin Fransızca aslı “Qu’ils mangent de la brioche&quot; idi). Alan Davidson&#8217;un Oxford Companion to Food [Oxford Yemek Rehberi] adlı eserinde brioche hakkında şunlar yazılı: &quot;18. yüzyıldaki brioche (az miktarda tereyağı ve yumurtayla) çok az lezzetlendirilmiştir ve taze bir beyaz somun ya da ekmekten çok farklı değildir.&quot; Bu durumda bu sözler İyi niyetli bir girişim olabilir: &quot;Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.&quot;</p>
<p> <span id="more-510"></span>
<p>Kaldı ki, bu sözleri söyleyen Marie Antoinette değildi. Bu ifade en aşağı 1760&#8242;tan beri aristokratik çürümenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau bu ifadeyi daha 1740&#8242;ta duyduğunu ileri sürüyordu.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com">isoru</a></sup> </p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/quilsmangentdelabrioche.jpg"><img title="Qu’ils mangent de la brioche" style="display:inline;margin-left:0;margin-right:0;border-width:0;" height="214" alt="Qu’ils mangent de la brioche" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/quilsmangentdelabrioche-thumb.jpg?w=168&#038;h=214" width="168" align="right" border="0" /></a>Yakın dönemde Marie Antoinette&#8217;in biyografisini yazan Lady Antonia Fraser, bu ifadeyi XIV. Louis/&#8217;tain (&quot;Güneş Kral&quot;) karısı Kraliçe Marie-Therese&#8217;e atfetmiştir; ama bu lafı söylemiş olabilecek bir sürü heybetli 18. yüzyıl leydisi vardır. Bu ifadenin propaganda amacıyla uydurulmuş olması da oldukça mümkündür.     <br />Marie Antoinette&#8217;in kruvasan Fransa&#8217;ya memleketi Viyana&#8217;dan getirdiğine dair bir başka hikaye daha vardır. Bu da pek muhtemel gözükmüyor çünkü Fransızlar kruvasandan ilk defa 1853&#8242;te bahsetmiştir.     <br />İlginç bir şekilde, Avusturyalı gezgin hamur işi ustaları katmeri Danimarka&#8217;ya yaklaşık bu zamanlarda getirdiler; Danimarka, burada wienerbrod (&quot;Viyana ekmeği&quot;) olarak bilinen &quot;Danimarka&quot; böreklerinin isim babası olmuştur.     <br />Viyana&#8217;da bu böreklere Kopenhagener adı verilir.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marie-antoinette-execution.jpg"><img title="marie_antoinette_execution" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="283" alt="marie_antoinette_execution" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marie-antoinette-execution-thumb.jpg?w=450&#038;h=283" width="450" border="0" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/510/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/510/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=510&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/07/ekmek-bulamiyorlarsa-pasta-yesinler-diyen-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marieantoinette-koningin-der-fransen-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">marie-antoinette_koningin_der_fransen</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/quilsmangentdelabrioche-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Qu’ils mangent de la brioche</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/marie-antoinette-execution-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">marie_antoinette_execution</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Telefonu kim icat etti?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/05/telefonu-kim-icat-etti/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/05/telefonu-kim-icat-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 19:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Graham Bell]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Meucci]]></category>
		<category><![CDATA[Telefon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/05/telefonu-kim-icat-etti/</guid>
		<description><![CDATA[Antonio Meucci. Sağı solu belli olmayan ama bazen de patlak başarılara imza atan Floransalı mucit Meucci ABD&#8217;ye 1850&#8242;de gitti. 1860&#8242;ta, teletrofono adını verdiği bir elektrikli aygıtın çalışma modelini gözler önüne serdi. Meucci, Alexander Graham Bell&#8217;in telefon patentinden beş yıl önce, 1871&#8242;de bir tür geçici patent (caveat*) başvurusunda bulundu. Meucci aynı yıl, Staten Island feribotunun kazanınm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=505&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antonio-meucci.jpg"><img title="antonio_meucci" style="display:inline;border-width:0;" height="543" alt="antonio_meucci" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antonio-meucci-thumb.jpg?w=450&#038;h=543" width="450" border="0" /></a> </strong></p>
<p><strong>Antonio Meucci.</strong>     <br /><strong>Sağı solu belli olmayan ama bazen de patlak başarılara imza atan Floransalı mucit Meucci ABD&#8217;ye 1850&#8242;de gitti. 1860&#8242;ta, teletrofono adını verdiği bir elektrikli aygıtın çalışma modelini gözler önüne serdi. Meucci, Alexander Graham Bell&#8217;in telefon patentinden beş yıl önce, 1871&#8242;de bir tür geçici patent (caveat*) başvurusunda bulundu.</strong>     <br />Meucci aynı yıl, Staten Island feribotunun kazanınm patlaması sonucu ciddi biçimde yanarak hastalandı. Çok iyi İngilizce bilmeyen ve işsiz olan Meucci 1874&#8242;te başvurusunu yenilemek için gerekli olan 10 doları gönderemedi.     <br />Bell&#8217;in patenti 1876&#8242;da tescillendiğinde Meucci dava açtı. Meucci orijinal krokilerini ve çalışma modellerini Western Union&#8217;ın laboratuvarına yollamıştı. Olağanüstü bir tesadüf eseri Bell tam da bu laboratuvarda çalıştı ve modeller esrarengiz bir biçimde kayboldu.</p>
<p> <span id="more-505"></span>
<p>Meucci, Bell&#8217;e açtığı dava devam ederken 1889&#8242;da öldü. Bunun sonucunda icadın sahibi Meucci değil Bell oldu. 2002&#8242;de ABD Temsilciler Meclisi&#8217;nin aldığı &quot;Antonio Meucci&#8217;nin hayatının ve başarılarının tanınması ve Meucci&#8217;nin telefonu icat ettiğinin kabul edilmesi&quot; kararıyla denge kısmen sağlandı.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru</a></sup>     <br />Bell&#8217;in tamamen bir sahtekar olduğunu söylemek istemiyorum. Bell gençliğinde, büyükannesi başka bir odadayken onunla iletişim sağlamak amacıyla köpeğine &quot;Nasılsın büyükanne?&quot; demeyi öğretmişti. Daha sonra telefonu pratik bir alet haline getirdi.     <br />Arkadaşı Thomas Edison gibi Bell de yenilik arayışında son derece acımasızdı. Yine Edison gibi, her zaman başarılı da değildi. Bell&#8217;in metal dedektörü, yaralı Başkan James Garfield&#8217;in bedenindeki kurşunun yerini saptayamamıştı. Muhtemelen Başkan&#8217;ın yatağının metal yayları Bell&#8217;in dedektörünü yanıltmıştı.     <br />Bell&#8217;in hayvan genetiğine el atması, koyunlardaki ikiz ve üçüz doğumları arttırma isteğinden kaynaklandı. Bell, ikiden fazla meme ucuna sahip koyunların daha çok ikiz doğurduklarının farkına vardı. Tüm yapabildiği, daha çok meme ucuna sahip koyun ortaya çıkarmak oldu.     <br />Hanesine yazılacak artılar arasında ise ayaklı teknenin (hydrofoil) İcat edilmesine katkıda bulunması yer almaktadır; bu tekne 1919&#8242;da saatte 114 km&#8217;lik hızla sudaki hız rekorunu kırmış ve bu rekoru 10 sene boyunca elinde bulundurmuştur. Bell bu sırada 82 yaşındaydı ve bu teknede yolculuk yapmayı reddetmişti.     <br />Bell her zaman için kendisinden öncelikle &quot;sağırların öğretmeni&quot; olarak bahsetti. Annesi ve karısı sağırdı ve genç Helen Keller&#8217;a ders verdi. Keller daha sonra otobiyografisini BelPe adadı.</p>
<blockquote><p>1836 tarihli ABD Patent Yasası&#8217;y'a uygulamaya konan &quot;caveat&quot; sistemi bir tür ön patent başvurusuydu; buna göre mucit icadının kısa bir tanımını yolluyor, karşılığında ise, başka bir mucidin aynı konuda başvuru yapması halinde kendisine danışılma hakkını elde ediyordu. &quot;Caveat&quot; başvurusunun geçerlilik süresi bir yıldı ve süre dolduğunda yıllık 10 dolarlık ücret ödenerek yenilenebiliyordu- Bir patent çıkarılmadan önce bir yıl öncesine kadar olan &quot;caveat&quot; başvuruları inceleniyor, eğer aynı icat için bir &quot;caveat&quot; başvurusu bulunuyorsa Patent Ofisi &quot;caveat&quot; başvurusunun sahibini uyarıyor ve resmi patent başvurusu yapması için ona üç aylık bir süre tanıyordu. &quot;Caveat&quot; sistemi 1909&#8242;da kaldırıldı (ç.n.).</p>
</blockquote>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeucci280503.jpg"><img title="Antonio Meucci 28-05-03" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="352" alt="Antonio Meucci 28-05-03" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeucci280503-thumb.jpg?w=450&#038;h=352" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephoneinventorandfriendofgaribaldiposters.jpg"><img title="Antonio-Meucci-Telephone-Inventor-and-Friend-of-Garibaldi-Posters" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="600" alt="Antonio-Meucci-Telephone-Inventor-and-Friend-of-Garibaldi-Posters" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephoneinventorandfriendofgaribaldiposters-thumb.jpg?w=450&#038;h=600" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephone.jpg"><img title="Antonio-Meucci-Telephone" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="571" alt="Antonio-Meucci-Telephone" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephone-thumb.jpg?w=450&#038;h=571" width="450" border="0" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/505/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=505&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/05/telefonu-kim-icat-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antonio-meucci-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">antonio_meucci</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeucci280503-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Antonio Meucci 28-05-03</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephoneinventorandfriendofgaribaldiposters-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Antonio-Meucci-Telephone-Inventor-and-Friend-of-Garibaldi-Posters</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/antoniomeuccitelephone-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Antonio-Meucci-Telephone</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir mavi balinanın yutabileceği en b&#252;y&#252;k şey nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/03/bir-mavi-balinanin-yutabilecegi-en-byk-sey-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/03/bir-mavi-balinanin-yutabilecegi-en-byk-sey-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 19:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar alemi]]></category>
		<category><![CDATA[kril]]></category>
		<category><![CDATA[mavi balina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/03/bir-mavi-balinanin-yutabilecegi-en-byk-sey-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[a. Çok büyük bir mantar b. Küçük bir araba c. Greyfurt d. Yelkenli Cevap: Greyfurt. Oldukça ilginç bir biçimde, bir mavi balinanın boğazı onun göbek deliğiyle (küçük bir yemek tabağı boyutunda) hemen hemen aynı çapa sahipken, kulak zarından (daha çok büyük bir yemek tabağı boyutunda) biraz daha küçüktür. Mavi balinalar yılın sekiz ayı neredeyse hiçbir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=487&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/bluewhale.jpg"><img title="bluewhale" style="display:inline;border-width:0;" height="364" alt="bluewhale" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/bluewhale-thumb.jpg?w=450&#038;h=364" width="450" border="0" /></a> </p>
<p>a. Çok büyük bir mantar    <br />b. Küçük bir araba     <br />c. Greyfurt     <br />d. Yelkenli     <br /><strong>Cevap: Greyfurt.</strong>     <br /><strong>Oldukça ilginç bir biçimde, bir mavi balinanın boğazı onun göbek deliğiyle (küçük bir yemek tabağı boyutunda) hemen hemen aynı çapa sahipken, kulak zarından (daha çok büyük bir yemek tabağı boyutunda) biraz daha küçüktür.</strong>     <br />Mavi balinalar yılın sekiz ayı neredeyse hiçbir şey yemezler ama yaz aylarında neredeyse sürekli beslenerek günde üç ton yemek yerler. Biyoloji derslerinden hatırlayabileceğiniz gibi bu balinaların besinleri kril adlı küçük, pembe, karides benzeri kabuklu hayvanlardan oluşur; bu, balina İçin bir ziyafettir. </p>
<p> <span id="more-487"></span>
<p>Kriller 100.000 tonun üzerinde bir ağırlığa sahip büyük yığınlar halinde balinanın önüne gelir.    <br />Kril kelimesi Norveççedir. Felemenkçe kriel kelimesinden (&quot;yavru balık&quot; anlamına gelir ama günümüzde bücür ve &quot;önemsiz kişiler&quot; anlamlarında da kullanılır) gelir. Kril çubukları Şili&#8217;de büyük bir başarıyla pazarlanıyor, ama kril kıyması tehlike yaratacak derecede yüksek flüorür düzeyleri yüzünden Rusya, Polonya ve Güney Afrika&#8217;da tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Bu flüorür, krilin kıyma haline getirmeden önce, tek tek çıkarılamayacak kadar küçük olan kabuklarından kaynaklanıyor.<sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru</a></sup>     </p>
<p>Mavi balinanın boğazının dışındaki her yeri büyüktür. 32 metrelik uzunluğuyla şimdiye kadar yaşamış en büyük hayvandır; en büyük dinozorun boyutunun üç katıdır ve 2700 insanın ağırlığına denktir. Mavi balinanın dili bir filden daha ağırdır; kalbi bir araba boyutundadır; midesi bir tondan fazla yiyecek alabilir. Aynı zamanda tek bir hayvanın çıkarabileceği en yüksek sesi çıkarır: Düşük frekanstaki bir &quot;mırıltısı&quot; diğer balinalar tarafından 16.000 km uzaklıktan duyulabilir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/487/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/487/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=487&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/03/bir-mavi-balinanin-yutabilecegi-en-byk-sey-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/bluewhale-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bluewhale</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yaşayan en b&#252;y&#252;k şey nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/02/yasayan-en-byk-sey-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/02/yasayan-en-byk-sey-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 19:02:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/02/yasayan-en-byk-sey-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Bir mantar. Ve bu, çok nadir görülen bir türü de değildir. Kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde büyüyen bal mantarından (Armillaria ostoyae) muhtemelen bahçenizde vardır. Dua edin şu ana kadar görülen en büyük numunenin (Oregon&#8217;daki Malheur Ulusal Ormam&#8217;nda bulunuyor) boyutlarına ulaşmasın. Bu numune 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı 2000 ila 8000 arasında. Bu mantarın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=483&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/armillaria-ostoyae.jpg"><img title="armillaria_ostoyae" style="display:inline;border-width:0;margin:0 7px 5px 3px;" height="237" alt="armillaria_ostoyae" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/armillaria-ostoyae-thumb.jpg?w=244&#038;h=237" width="244" align="left" border="0" /></a><strong>Bir mantar.      <br />Ve bu, çok nadir görülen bir türü de değildir. Kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde büyüyen bal mantarından (Armillaria ostoyae) muhtemelen bahçenizde vardır.</strong>     <br />Dua edin şu ana kadar görülen en büyük numunenin (Oregon&#8217;daki Malheur Ulusal Ormam&#8217;nda bulunuyor) boyutlarına ulaşmasın. Bu numune 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı 2000 ila 8000 arasında. </p>
<p> <span id="more-483"></span>
<p>Bu mantarın çok büyük bit bölümü, dokunaç benzeri beyaz miselyumlardan (mantarda köke karşılık gelen uzuv) oluşan devasa bir saç yığını şeklinde yerin altında bulunuyor. Bunlar ağaç kökleri boyunca yayılarak ağaçları öldürür ve bal mantarlarını zararsız görünümlü kümeleri olarak ara sıra toprağın üstünde görünürler. <sup><a href="http://isoru.wordpress.com" target="_blank">isoru.wordpress.com</a></sup>     <br />Oregon&#8217;un dev bal mantarının orman boyunca ayrı kümelerde büyüdüğü sanılıyordu; ama araştırmacılar bu mantarın dünyanın en büyük tek parça organizması olduğunu (bu kümeler toprağın altında birleşiyorlar) ortaya çıkardılar.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/483/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/483/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=483&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/02/yasayan-en-byk-sey-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/armillaria-ostoyae-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">armillaria_ostoyae</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kafası olmayan bir pili&#231; ne kadar yaşayabilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 17:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Horoz]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Headless Cock]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık iki yıl. 10 Aralık 1945&#8242;te Colorado&#8217;nun Fruita şehrinde semiz bir horoz yavrusunun kafası kesildi ve bu horoz yavrusu yaşamaya devam etti. Bu horozun kafasını kesen balta inanılmaz bir biçimde horozun şahdamarını ıskaladı ve beyin sapının yaşamasına, hatta büyümesine yetecek kadarlık kısmını boynunda bıraktı. Mike olarak tanınan bu horoz ulusal bir şöhret olarak ülkeyi dolaştı; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=479&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık iki yıl.</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike.jpg"><img title="5524_headless_chicken_Mike" style="display:inline;border-width:0;margin:7px;" height="260" alt="5524_headless_chicken_Mike" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike-thumb.jpg?w=212&#038;h=260" width="212" align="left" border="0" /></a> 10 Aralık 1945&#8242;te Colorado&#8217;nun Fruita şehrinde semiz bir horoz yavrusunun kafası kesildi ve bu horoz yavrusu yaşamaya devam etti. Bu horozun kafasını kesen balta inanılmaz bir biçimde horozun şahdamarını ıskaladı ve beyin sapının yaşamasına, hatta büyümesine yetecek kadarlık kısmını boynunda bıraktı.     <br />Mike olarak tanınan bu horoz ulusal bir şöhret olarak ülkeyi dolaştı; Time ve Life dergilerine çıktı. Sahibi Lloyd Olsen</p>
<p> <span id="more-479"></span>
<p>ABD&#8217;nin tamamında düzenlediği etkinliklerde &quot;Kafası Olmayan İnanılmaz Horoz Mike&quot;ı göstermek için 25 sent ücret aldı, Mike kart bir pilicin kafasını alarak eksiksiz bir biçimde boy gösterebilecek durumdaydı. Aslında Mike&#8217;ın kafasanı Olsen&#8217;in kedisi yemişti, Mike şöhretinin doruğunda ayda 4500 dolar kazanıyordu ve kendisine 10.000 dolar değer biçiliyordu. Onun başarısı, piliçlerin kafasını kesen bir dizi taklitçiyi beraberinde getirdi, ama bu taklitçilerin talihsiz kurbanlarından hiçbiri 1-2 günden fazla yaşamadı.    <br /><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3.jpg"><img title="mike3" style="display:inline;border-width:0;margin:7px;" height="244" alt="mike3" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3-thumb.jpg?w=235&#038;h=244" width="235" align="right" border="0" /></a> Mike&#8217;ın yemeği ve suyu bir göz damlalığıyla veriliyordu. Kafasını kaybetmesinin ardından geçen 2 yılık süre zarfında yaklaşık 2,7 kilo aldı ve mutlu bir biçimde boynuyla yiyecekleri &quot;gagalayarak&quot; ve tüylerini düzelterek vaktini geçirdi. Mike&#8217;ı çok iyi tanıyan biri şu yorumu yaptı: &quot;O, kafası olmadığının farkında olmayan büyük, şişman bir piliçti.&quot;     <br />Felaket, Arizona&#8217;nın Phoenis şehrindeki bir otel odasında geceleyin meydana geldi. Mike&#8217;ın nefesi tıkandı ve Olsen&#8217;in korktuğu başına geldi: Göz damlalığını önceki günkü gösteride bırakmıştı. Solunum yollarını açamayınca, Mike nefesi kesilerek öldü.     <br />Mike Colorado&#8217;da hâlâ bir idoldür ve Fruita 1999&#8242;dan bu yana her Mayıs ayında onun ölümünü &quot;Kafasız Horoz Mike&quot; günüyle anmaktadır.     <br />isoru.wordpress.com</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f1.jpg"><img title="32625728_bded9e724f" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="628" alt="32625728_bded9e724f" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f-thumb1.jpg?w=450&#038;h=628" width="450" border="0" /></a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks.jpg"><img title="Mike showing off for the chicks" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="407" alt="Mike showing off for the chicks" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks-thumb.jpg?w=450&#038;h=407" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager.jpg"><img title="mike and hismanager" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="560" alt="mike and hismanager" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager-thumb.jpg?w=450&#038;h=560" width="450" border="0" /></a> <a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture.jpg"><img title="Mike contemplating his future" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="517" alt="Mike contemplating his future" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture-thumb.jpg?w=450&#038;h=517" width="450" border="0" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/479/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/479/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=479&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/kafasi-olmayan-bir-pili-ne-kadar-yasayabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/5524-headless-chicken-mike-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">5524_headless_chicken_Mike</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mike3-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mike3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/32625728-bded9e724f-thumb1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">32625728_bded9e724f</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeshowingoffforthechicks-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mike showing off for the chicks</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikeandhismanager-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mike and hismanager</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/mikecontemplatinghisfuture-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mike contemplating his future</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>En y&#252;ksek dağ nerededir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/en-yksek-dag-nerededir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/en-yksek-dag-nerededir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 17:09:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Everest Dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Himalaya]]></category>
		<category><![CDATA[Hindukuş]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[Olympus Mons]]></category>
		<category><![CDATA[Pamir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/en-yksek-dag-nerededir/</guid>
		<description><![CDATA[Mars&#8217;tadır. Dev volkan Olympus Dağı (Latincede Olympus Mons) güneş sistemindeki ve bilinen evrendeki en yüksek dağdır. 22 km yüksekliğinde ve 624 km genişliğindeki bu dağ Everest Dağı&#8217;nın yaklaşık üç katı uzunluğundadır ve o kadar geniştir ki, tabanı Arizona&#8217;yı ya da Britanya adalarının bulunduğu alanın tamamını kaplayabilir. Dağın tepesindeki kraterin genişliği yaklaşık 72 km&#8217;yken, derinliği 3 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=465&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/olympusmons1.jpg"><img title="olympus-mons" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;margin:0 7px 7px 0;" height="158" alt="olympus-mons" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/olympusmons-thumb1.jpg?w=260&#038;h=158" width="260" align="left" border="0" /></a> <strong>Mars&#8217;tadır.     <br />Dev volkan Olympus Dağı (Latincede Olympus Mons) güneş sistemindeki ve bilinen evrendeki en yüksek dağdır</strong>.    <br />22 km yüksekliğinde ve 624 km genişliğindeki bu dağ Everest Dağı&#8217;nın yaklaşık üç katı uzunluğundadır ve o kadar geniştir ki, tabanı Arizona&#8217;yı ya da Britanya adalarının bulunduğu alanın tamamını kaplayabilir. </p>
<p> <span id="more-465"></span>
<p>Dağın tepesindeki kraterin genişliği yaklaşık 72 km&#8217;yken, derinliği 3 km&#8217;den fazladır; Yani Londra&#8217;yı rahatlıkla kapsayacak kadar büyük.   <br />Olympus Mons birçok kişinin kafasındaki dağ tanımına uymaz. Bu dağın tepesi düzdür (suyu çekilmiş bir denizdeki geniş bir plato gibi) ve yamaçları dik bile değildir. Bu yamaçlardaki 1 ila 3 derece arasındaki hafif eğim, bu dağa tırmandığınızda ter bile atmayacağınız anlamına geliyor.    <br /><em>isoru.wordpress.com</em>    <br />Aslında dağları yüksekliklerine göre ölçeriz. Onları boyutlarına göre ölçseydik, herhangi bir dağı, bir dağ silsilesinde geri kalanlardan ayırmak anlamsız olurdu. Böyle olsaydı, Everest Dağı Olympus Mons&#8217;u gölgede bırakırdı. Çünkü Everest Dağı, yaklaşık 2400 km uzunluğundaki dev Himalaya-Kara-kurum-Hindukuş-Pamir sıradağlarının bir parçasıdır.    </p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/060222olympus-mons.jpg"><img title="060222Olympus_Mons" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;border-left:0;border-bottom:0;" height="342" alt="060222Olympus_Mons" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/060222olympus-mons-thumb.jpg?w=450&#038;h=342" width="450" border="0" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/465/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/465/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=465&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/en-yksek-dag-nerededir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/olympusmons-thumb1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">olympus-mons</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/060222olympus-mons-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">060222Olympus_Mons</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>D&#252;nyadaki en kurak yer neresidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/dnyadaki-en-kurak-yer-neresidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/dnyadaki-en-kurak-yer-neresidir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 17:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[antarktika]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[sahra çölü]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[şili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/dnyadaki-en-kurak-yer-neresidir/</guid>
		<description><![CDATA[Antarktika, Kıtanın bazı kesimleri 2 milyon yıldır yağmur yüzü görmedi. Bir çöl teknik olarak yılda 254 mm&#8217;den az yağış alan yer olarak tanımlanır. Sahra Çölü yılda sadece 25 mm yağış alır. , Antarktika&#8217;ya düşen yıllık ortalama yağış da hemen hemen aynıdır, ama kıtanın Dry Valleys [Kurak Vadiler] olarak bilinen yüzde 2&#8242;lik kısmında buz ve kar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=462&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kurak.jpg"><img title="kurak" style="display:inline;border-width:0;margin:5px 10px 5px 7px;" height="179" alt="kurak" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kurak-thumb.jpg?w=260&#038;h=179" width="260" align="left" border="0" /></a> <strong>Antarktika, Kıtanın bazı kesimleri 2 milyon yıldır yağmur yüzü görmedi.</strong>     <br />Bir çöl teknik olarak yılda 254 mm&#8217;den az yağış alan yer olarak tanımlanır.     <br /><strong>Sahra Çölü</strong> yılda sadece 25 mm yağış alır. , Antarktika&#8217;ya düşen yıllık ortalama yağış da hemen hemen aynıdır, ama kıtanın Dry Valleys <strong>[Kurak Vadiler]</strong> olarak bilinen yüzde 2&#8242;lik kısmında buz ve kar yoktur ve buraya hiç yağmur yağmaz.</p>
<p> <span id="more-462"></span>
<p><strong>Dünyadaki İkinci kurak yer Şili&#8217;deki Atacama Çölü&#8217;dür.</strong> Buradaki bazı bölgelere 400 yıldır hiç yağmur yağmamıştır ve buraya düşen yıllık ortalama yağış miktarı yalnızca 0,1 mm&#8217;dir. Bir bütün olarak bakıldığında, dünyanın en kurak çölü burasıdır (Sahra&#8217;dan 250 kat daha kurak).     <br />Antarktika dünyadaki en kurak yer olmanın yanısıra, en çok su barındıran ve en rüzgârlı yer olma iddiasını da taşıyabilir. <strong>Dünyadaki suyun yüzde 70&#8242;i buz şeklinde burada bulunur ve rüzgârın en hızlı estiği yer burasıdır.</strong> </p>
<blockquote><p>Antarktika&#8217;nın Dry Valleys bölgesindeki eşsiz koşullar katabatik (Yunancada &quot;alçalan&quot; anlamına gelir) rüzgârlardan kaynaklanıyor. Bu rüzgârlar, soğuk ve yoğun havanın yerçekimi kuvveti tarafından aşağı doğru çekilmesiyle meydana gelir.</p>
</blockquote>
<p>Bu rüzgârlar saatte 320 km hıza ulaşarak bütün nemi (su, buz ve kar) buharlaştırır.    <br />Antarktika bir çöl olmasına rağmen, kıtanın tamamen kurak olan bu kısımları, biraz da ironik olarak, vaha olarak adlandırılır. <strong>Buralar Mars&#8217;taki koşullarla o kadar benzerlik taşıyor ki, NASA, Viking misyonunu test etmek için buraları kullandı.</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/462/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/462/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=462&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/04/01/dnyadaki-en-kurak-yer-neresidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/04/kurak-thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">kurak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnternette pornografik müstehcen içerikli resimler ve görüntülere bakmak nelere sebebiyet verir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 10:21:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Kalb]]></category>
		<category><![CDATA[müstehcen]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Şehvet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksiniyorum, dönüp bakmıyorum bile elhamdülillah. Fakat yine de kendime mani olamıyorum. Bu konuda bana nasihat eder misiniz? CEVAP: Aziz ilim talibi, Müstehcen resimler ve görüntüler, İnsanın içindeki iyilik hücrelerini öldürür. Şehvetini azdırır. Meleklerimizin moralini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=458&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/porno-hastalik.jpg?w=455" alt="" /></p>
<blockquote><p>Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksiniyorum, dönüp bakmıyorum bile elhamdülillah. Fakat yine de kendime mani olamıyorum. Bu konuda bana nasihat eder misiniz?</p></blockquote>
<p><strong>CEVAP:</strong></p>
<p>Aziz ilim talibi,<br />
Müstehcen resimler ve görüntüler,</p>
<ul>
<li>İnsanın içindeki <strong>iyilik hücrelerini</strong> öldürür.</li>
<li><strong>Şehvetini</strong> azdırır.</li>
<li><strong>Meleklerimizin moralini bozar</strong> ve bize dua etmelerine engel olur.</li>
<li>İnsanın <strong>kendisine karşı saygısını </strong>azaltır.</li>
<li>İradesine karşı <strong>güvenini </strong>sarsar.</li>
<li><strong>Hafıza</strong>yı zayıflatır.</li>
<li><strong>Kalbi</strong> meşgul eder ve kararmasına yol açar.</li>
<li><strong>Şehvet</strong>, insana verilmiş emanettir. Emanete sadakat gerektir. Şehvet emanetini meşru yollardan tatmin etmek gerekir. Bunun en güzel yolu da evliliktir.</li>
</ul>
<p>Gençlere bir an önce evlenmelerini, zamanı gelmiş evliliği dünyevi gerekçelerle ertelememelerini tavsiye ederim. Size de&#8230; Bu tür kerih görüntüler, ileride gerçekleşecek evliliğin gizemini de azaltır.<br />
<em>Bütün bu zararları göz önünde tutunca alk-ı selim bu tür kerih görüntülerden ve müstehcenlikten uzak durmayı emreder. Siz de irade sınavında bu savaşı kazanmak için gayret edin. Bunun bir iç cihad olduğunu unutmayın.</em></p>
<p><strong>Rabbim, nefsi emmarenin kötülüklerinden hepimizi korusun.<br />
Mustafa İslamoğlu<br />
</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/458/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/458/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=458&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/03/25/internette-pornografik-mustehcen-icerikli-resimler-ve-goruntulere-bakmak-nelere-sebebiyet-verir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/porno-hastalik.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Saçlar neden ağarıyor, kırlaşıyor, beyazlaşıyor?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 19:52:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatıcı]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen peroksit]]></category>
		<category><![CDATA[saçların beyazlaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/</guid>
		<description><![CDATA[Şarkılara konu olan &#8216;Neden saçların beyazlamış&#8230;&#8217; sorusu tarih oldu. Saçların beyazlaşmasına neden olan beyazlatıcı maddenin sırrı çözüldü: Saçların beyazlamasının nedeninin, saç boyalarında da kullanılan hidrojen peroksit olduğu belirlendi. Almanya&#8217;daki Mainz Üniversitesi Biyofizik Enstitüsünden Prof. Heinz Decker, hücrelerin ürettiği hidrojen peroksidin, saçın yaşlanmayla birlikte beyazlamasında anahtar rol oynadığının saptandığını belirterek, bu bulgunun saçların erken ağarmasına karşı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=455&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/beyaz-sac.jpg?w=455" /></p>
<p><b>Şarkılara konu olan &#8216;Neden saçların beyazlamış&#8230;&#8217; sorusu tarih oldu. Saçların beyazlaşmasına neden olan beyazlatıcı maddenin sırrı çözüldü:</b></p>
<p>Saçların beyazlamasının nedeninin, saç boyalarında da kullanılan hidrojen peroksit olduğu belirlendi.<span id="more-455"></span></p>
<p>Almanya&#8217;daki Mainz Üniversitesi Biyofizik Enstitüsünden Prof. Heinz Decker, hücrelerin ürettiği hidrojen peroksidin, saçın yaşlanmayla birlikte beyazlamasında anahtar rol oynadığının saptandığını belirterek, bu bulgunun saçların erken ağarmasına karşı tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayabileceğini söyledi.</p>
<p>Daily Telegraph&#8217;daki habere göre, Prof. Decker, beyazlatıcı madde olarak da kullanılan hidrojen peroksidin, yaşlandıkça saç köklerinde büyük miktarlarda toplandığını ve sonunda renk pigmenti melaninin sentezine mani olduğunu bildirdi.</p>
<p>Vücudun tümünde küçük miktarlarda üretilen hidrojen peroksit (H2O2), normalde bu kimyasalı parçalayarak su ve oksijene dönüştüren bir enzimle etkisizleştiriliyor. Ancak yaş ilerledikçe, bu enzimin seviyesi düşüyor ve böylece hidrojen peroksit birikimi artıyor.</p>
<p>Bradford Üniversitesinden meslektaşlarıyla birlikte çalışan Decker, hidrojen peroksidin, tahrip olmuş proteinlerin onarımı için gereken enzimleri de engellediğini belirtti.</p>
<p>Tüm bu süreç sonunda renk pigmentleri saç kökünden ucuna kadar tedricen kayboluyor.</p>
<p>Prof. Decker, &#8220;Artık bu sürecin altında yatan spesifik moleküler dinamiği biliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırma, FASEB (Federation of American Societies for Experimental Biology) dergisinde yayınlandı.</p>
<p>AA</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/455/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/455/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=455&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/03/13/saclar-neden-agariyor-kirlasiyor-beyazlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/03/beyaz-sac.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Burnunuzu çarptığınızda neden gözleriniz yaşarır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:54:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[lakrimal sıvı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/</guid>
		<description><![CDATA[Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=450&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burun yumuşak ve hassastır ve geniz yolu gözlere gözyaşı kanalı ile bağlıdır.Normalde bu lakrimal sıvı(gözyaşı) burun yoluyla drenaj sağlar. Ama burunda toplanan bu sıvı yeterli olduğunda burunun akışı normal boşaltma yolunu engelleyebilir gidecek hiçbir yeri olmadağı için gözyaşları akar.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/450/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/450/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=450&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/burnunuzu-carptiginizda-neden-gozleriniz-yasarir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Örümcekler kendi ağlarına neden yakalanmaz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:53:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/</guid>
		<description><![CDATA[Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat ürkütüldüğünde nadiren kendi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=448&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/orumcek.jpg?w=455" /></p>
<p>Örümcekler, kendi ağlarına kolay kolay yakalanmaz, bunu iki şekilde<br />
başarır. Birincisi, avı için ördüğü ağda ayrıca sadece kendisinin<br />
üzerinde hareket edebileceği yapışkan olmayan özel ulaşım iplikleri<br />
vardır, örümcek bunları tanır. İkincisi, ağız kısmındaki bir salgı<br />
bezinde ürettiği salgı ile sürekli ayaklarını yağlı tutar ve böylece<br />
yanlışlıkla tuzak ağına düştüğünde kendisini kurtarabilir. Fakat<br />
ürkütüldüğünde nadiren kendi ağına takılıp diğer örümceklere de yem<br />
olabilir</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/448/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/448/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=448&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/orumcekler-kendi-aglarina-neden-yakalanmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/orumcek.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kuşların kanatları nasıl su geçirmez olabilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Gaga]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyruk tüyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Salgı bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tüyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=446&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/kuslar.jpg?w=455" alt="" /></p>
<p><strong>Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir.Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. </strong>Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/446/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/446/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=446&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kuslarin-kanatlari-nasil-su-gecirmez-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/kuslar.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>GPS sağlayıcılı bir cep telefonunuz varsa hükümet sizi takip edebilir mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:37:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[GPS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Evet, eger cep telefonunuzun GPS&#8217;i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=442&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/ceptelefonu.gif?w=455" />
</p>
<p>Evet, eger cep telefonunuzun GPS&#8217;i varsa bulunduğunuz yer operatöre bildirilir fakat telefonunuzun açık olması koşulu ile.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/442/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/442/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=442&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/gps-saglayicili-bir-cep-telefonunuz-varsa-hukumet-sizi-takip-edebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/ceptelefonu.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kafanızın büyüklüğü IQ&#8217;nuzu etkiler mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hayır. 1998&#8242;de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasında bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ&#8217;nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=439&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/head.jpg?w=350" /></p>
<p>Hayır. 1998&#8242;de yapılan bir çalışma kafanın büyüklüğüyle beynin büyüklüğü arasında bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır fakat, IQ&#8217;nun boyutla bir ilgisi yoktur en azından genç ve sağlıklı yetişkinlerde.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/439/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/439/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=439&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/kafanizin-buyuklugu-iqnuzu-etkiler-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/head.jpg?w=350" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Renk körlüğü tedavi edilebilir mi?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[protein kodu]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[Renk körlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=437&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayır.Renk körlüğünün nedeni, kalıtım yoluyla aktarılan, gözdeki renk duyarlı protein kodunu sağlayan gendeki kusurdur.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/437/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=437&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/renk-korlugu-tedavi-edilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Solak insanlar daha detaylı mı düşünür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[solak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/</guid>
		<description><![CDATA[Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=436&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayır, sağ el ya da sol elini kullananlar arasında böyle bir yetenek farklılığı olduğunu öne süren bir çalışma yoktur.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/436/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=436&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/solak-insanlar-daha-detayli-mi-dusunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Vücudumuzdaki hücrelere öldüğünde ne olur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:31:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/</guid>
		<description><![CDATA[Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır. Vücudun içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi, deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden için [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=434&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/hucre.jpe?w=455" /></p>
<p><b>Vücudumuzun yüzeyindeki ya da organlarımızın dışındaki hücreler deri yoluyla ve boşaltımla vücuttan atılır.</b></p>
<p>Vücudun<br />
içinde kalan ölü hücrelerin bazıları fagositler tarafından<br />
temizlenir.Ölü hücrelerden edinilen enerji diğer beyaz hücrelerin<br />
üretiminde kullanılır.Bazı ölü hücreler özellikle bırakılır, çünkü<br />
bunların vücuttaki görevleri hala bitmemiştir. Örneğin, gözün lensi,<br />
deri, tırnak gibi dokular da ölü hücrelerden oluşur ama bunlar beden<br />
için gerekli olduğu için yok edilmezler.</p>
<p></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/434/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=434&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/vucudumuzdaki-hucrelere-oldugunde-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/hucre.jpe" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sabunun dış kısmı daima temiz midir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:29:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[sabun]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/</guid>
		<description><![CDATA[Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=431&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sabun.jpg?w=455" /></p>
<p>Kesinlikle hayır. Kullanıldıktan sonra sabunun dış yüzeyinde su,köpük ve kir kalır.Su ve köpük kurur ama kir ordadır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/431/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=431&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sabunun-dis-kismi-daima-temiz-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sabun.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Soğan neden ağlatır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 20:27:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[enzim]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal etki]]></category>
		<category><![CDATA[Soğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/</guid>
		<description><![CDATA[Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder. Gözün ön tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=428&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sogan.jpg?w=455" />
<p><b>Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim<br />
sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden<br />
şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan<br />
sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer<br />
ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder.</b></p>
<p>Gözün ön<br />
tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal<br />
etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek<br />
duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini<br />
harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları<br />
sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete<br />
geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan<br />
temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce<br />
soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin<br />
yaşarmasını engelleyebiliriz.</p>
<p></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/428/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/428/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=428&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/24/sogan-neden-aglatir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/sogan.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı kimdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 09:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Ümame]]></category>
		<category><![CDATA[Ebûbekir]]></category>
		<category><![CDATA[Hale]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed (s.a.)]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyd]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyneb]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Hazret-i Zeynep (r.a) Hazret-i Zeyneb radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı ve ikinci çocuğu&#8230; Kızlarının en büyüğü&#8230; Çocuk yaşta İslâm&#8217;la şereflenen ilk genç kız&#8230; İslâm&#8217;ın ve imanın kaynağı, sevgi pınarı babacığından aslâ ayrılmayan çilekeş bir iman eri&#8230; Annesinden aldığı üstün bir terbiye ile evi çekip çeviren, kocasına hizmette kusur etmeyen, becerikli, nezâketli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=426&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#990000"><big><b>Hazret-i Zeynep (r.a)</b></big></font></p>
<p>Hazret-i Zeyneb radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ilk kızı ve ikinci çocuğu&#8230; Kızlarının en büyüğü&#8230; Çocuk yaşta İslâm&#8217;la şereflenen ilk genç kız&#8230; İslâm&#8217;ın ve imanın kaynağı, sevgi pınarı babacığından aslâ ayrılmayan çilekeş bir iman eri&#8230; Annesinden aldığı üstün bir terbiye ile evi çekip çeviren, kocasına hizmette kusur etmeyen, becerikli, nezâketli ve işini bilen asil bir hanımefendi&#8230;<span id="more-426"></span></p>
<p>O, Mekke&#8217;de dünyaya geldi. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz henüz otuz yaşlarında idi. Hazreti Hatice (r.anha) annemizle evliliği üzerinden beş sene geçmişti. İlk çocukları Kasım&#8217;dan sonra ikinci çocukları dünyayı şereflendirecekti. Doğacak çocuğun ebesi Selma Hatun&#8217;du. Efendimizin evinde büyük bir heyecan vardı. Acaba erkek mi kız mı olacaktı? Aile efradı merakla beklemekteydi. Çok geçmeden bir kız çocuğu dünyaya geldi.</p>
<p>Hz. Hatice annemizin evinde bulunan kadınları bir hüzün aldı. Bu haberi nasıl duyuracaklardı? Çünkü Cahiliye devri olarak bilinen o dönemde Araplar kız çocuklarına hiç değer vermezlerdi. Onlardan birine; <b>&#8220;Kız çocuğun oldu&#8221;</b> haberi verilince içleri kederle dolar, yüzleri değişirdi. İşte Zeyneb böyle bir karanlık devirde dünyaya geldi. Fakat onun doğumunda mâtem olmadı. Kâinâtın Efendisine bu haber ulaşınca aksine memnûn ve mesrûr oldu. Doğum müjdesi getirene teşekkür etti. Herkesin beklediği gibi ke-derli bir tavır sergilemedi.</p>
<p>O, fıtraten pırıl pırıl bir ahlâka sahipti. Cahiliye devrinin çirkinliklerini hiç benimsememiş, vahşîce yapılan hareketleri hiç tasvip etmemişti. İçkiden kumardan, kızları diri diri gömmekten nefret ederdi. Toplumdan bu kötülüklerin kaldırılması için nasıl ve ne tarz bir mücâdele verilmesi gerektiğini düşünürdü. Bu sebebten kızı Zeyneb doğunca hiç üzülmedi. Rabbine hamdetti. Hatta <b>&#8220;Ben kız babasıyım&#8221;</b> diyerek iftihar etti. Sevinçle, güleryüzle evine gitti. Yeni doğan kızını kucağına aldı ve Zeyneb adını koydu.</p>
<p>Zeyneb gün geçtikçe büyüyordu. Evin içine neşe saçıyordu. Kâinât&#8217;ın Efendisi onun şahsında babalık sevgi ve şefkatinin örneklerini veriyordu. Zira oğlu Kasım vefat etmişti. Yıllar sür&#8217;atle geçmekte Zeyneb büyümekte ve on yaşlarına girmek üzereydi. Evde diğer kardeşlerine ablalık yapıyor, onların hizmetini görüyor ve anneciğinin yükünü paylaşıyordu. Hizmetiyle gelin olacak olgunluğa ulaştığını gösteriyordu. Teyzesi Hale&#8217;nin Ebü&#8217;l-As adında kendisiyle yaşıt bir oğlu vardı. Evlerine sık gelip giderdi. Zeyneb&#8217;teki nezâkete, güleryüze, işindeki becerikliliğe ve olgun davranışlarına hayran kalırdı. Hz. Hatice annemiz de yeğenini çok severdi. Onun Zeyneb&#8217;e karşı ilgi ve sevgisi gözünden kaçmazdı. Evlilikte mutlu olabilmek de bu sevgiye bağlıydı.</p>
<p>Ebü&#8217;l-As İbni Rebî herkesin güvenini kazanmış, kimsenin hakkını üzerine geçirmeyen, dürüst bir tüccardı. Şam ve Yemen taraflarına ticarete giderdi. Her dönüşünde teyzesine ve çocuklarına hediyeler getirirdi. Zeyneb de bu ilgiden ve hediyelerden memnun kalırdı. Ebü&#8217;l-Âs bu şekilde teyzesinin sevgisini kazanmıştı. Birgün teyzesine evlilik konusunu açtı. Zeyneb&#8217;e olan gönül yakınlığını hissettirdi. Hatice annemizde bu talebi Efendimize arz etti.</p>
<p>Resûl-i Ekrem (s.a.) bu isteğin Zeyneb&#8217;e duyurulmasını söyledi. Kıza danışmadan bir şey söylemek istemedi. Hatice annemiz bir fırsatını bulup kızına meseleyi açtı ve: <b>&#8220;Zeyneb! Teyzeoğlun Ebû&#8217;l-Âs evlilik konusunda senin adını andı, ne dersin?&#8221;</b> dedi. Zeyneb bu konuda sessiz kaldı. Genç kızın sükûtu ikrardan kabul edildi ve hazırlıklar başladı. Kısa zamanda düğünleri yapıldı. Develer kesildi. Yemekler verildi. Rasûlullah (s.a.) ve ailesi gelin Zeyneb&#8217;i yeni evine kadar götürdü. Bir süre orada oturdular. Gelini yeni evine yerleştirip ayrıldılar.</p>
<p>Ebü&#8217;l-Âs sıcak bir yuvaya kavuşmuştu. Zeyneb&#8217;i çok seviyordu. Mutluydu ve mesûddu. Ticaret için sefere çıktığında Zeyneb baba ocağında kalıyor ve annesine ev işlerinde yardım ediyordu. Kocası yine bir sefere gitmişti. Annesinin yanında kalırken babacığında büyük değişiklikler meydana gelmiş ve sevgili babasının Hira mağarasındaki ilk vahyi alıp eve dönüşüne şahid olmuştu. Hatta hayretle annesine: <b>&#8220;Ne oldu anne? Babamın durumunda bir değişiklik var.&#8221;</b> demişti. Hz. Hatice annemiz de; babasına yeni bir vazife verildiğini, melek Cebrâil&#8217;in gelip, Allah&#8217;tan emirler getirdiğini anlattı. Son din ve son peygamber olarak babasına iman ettiğini bildirdi. Zeyneb de; sizin inandığınıza ben de inanırım anneciğim dedi ve birlikte kelime-i şehadet getirerek ilk müslümanlardan oldu.</p>
<p>Ebü-l-As seferden dönüp Mekke&#8217;ye girince; yeni dinin geldiğini ve yeni peygamberin Hz. Muhammed (s.a.) olduğunu duydu. Evine vardığında hanımı Zeyneb&#8217;e ilk olarak:<b> &#8220;Baban Peygamber olmuş öyle mi?&#8221; </b>diye sordu. O da: <b>&#8220;Evet!.. teyze oğlu, duyduğun doğru. Ben de müslüman oldum.&#8221;</b> dedi ve devam etti: &#8220;<b>Vallahi sen de biliyorsun ki, babam güvenilir ve dürüst bir kimsedir. Boş yere konuşmaz. Onun doğruluğunu Mekke&#8217;de tasdik etmeyen var mı? Ebûbekir, Ali, Zeyd de müslüman oldular. Ayrıca senin akrabalarından Osman ve Zübeyr de müslüman oldu. Ey benim sevgili efendim, ben inandım, sen de inanır mısın?&#8221; </b>dedi.</p>
<p>Ebü&#8217;l-As garib bir tavırla sevgili eşine baktı ve: <b>&#8220;Vallahi baban bana göre kötü bir kimse değil. &#8220;Muhammedü&#8217;l-Emin&#8221;</b>dir. O şaka bile olsa yalan-yanlış şeyler konuşmaz. <b>Ancak ben, karısını hoşnut etmek için atalarının dinini terketti dedirtmek istemiyorum&#8221;</b>, diye cevap verdi. Hanımının inancına da müdahale etmedi.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ) bir taraftan yeni gelen vahyi öğreniyor, ezberliyor bir taraftan da kocasının imana gelmesi için sürekli duâ ediyordu. Fırsat buldukça yeni gelen dinden bahsediyor ve onun gönlünü kazanmağa çalışıyordu. Bu duygu ve düşünceler içerisinde ona sevgi ve hürmetlehizmet ediyordu. Müslümanlar birer birer çoğalmaya başlayınca müşriklerde babasına ve bütün müslümanlara işkence etmeye karar verdiler. Bunu duyan Zeyneb çok üzülüyordu. Fakat gün geçtikçe inananlar çoğalıyordu. Mekke müşrikleri de şiddet kullanmağa başlamışlardı. Allah Teâlâ müslümanları o zâlimlerin elinden kurtarmak için hicrette izin verdi. Sevgili babası, annesi, kardeşleri birlikte hicret ettiler. Zeyneb (r.anhâ) ise Mekke&#8217;de yalnız kaldı. Kocası Medine&#8217;ye gitmesine izin vermedi.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ)&#8217;ya bu ayrılık çok dokundu. Müşrik birisiyle evli olmasına çok üzülüyordu. Fakat sabırdan başka çaresi de yoktu. Zira hayat bir imtihandı. Bu sıkıntılardan ancak sabırla kurtulacağına inanıyordu. Allah her şeye kâdirdi. Her şeyi görüyor ve biliyordu. O&#8217;na tevekkül etti. O&#8217;na duâ ve niyazda bulundu. Sabretti, sebat etti ve neticeye erdi.</p>
<p>Hicretten bir sene sonra idi. Mekkeli müşrikler Medine&#8217;de toplanan müslümanlara savaş ilân etti. Kuvvetli bir ordu ile Bedir&#8217;e geldi. Müslümanlar sayı ve techizat bakımından çok az ve zayıftı. Ama Allah Teâlâ&#8217;nın yardımının kendileriyle olduğuna inanıyorlardı. Bu imanla meydana atıldılar. Büyük kahramanlıklar sergilediler. Allah Teâlâ görünmeyen ordularıyla müslümanlara yardım etti ve zaferi elde ettiler. Müşriklerin kimisi kaçtı, kimisi esir alındı. Rasûlullah (s.a.) Efendimizin damadı Ebû&#8217;l-As da esirler arasında idi.</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz Savaştan sonra ashabını toplayıp esirler hakkında istişarede bulundu. Sonra vahiy geldi ve Esirler fidye karşılığı serbest bırakılacaktı. Ebû&#8217;l-As Mekke&#8217;de hanımı Zeyneb&#8217;e haber gönderdi. O da bir miktar para ile annesinin hediye ettiği gerdanlığı, kolyeyi gönderdi. Bunlar Ebû&#8217;l-As&#8217;ın fidyesi olarak Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz&#8217;in eline verildiğinde çok duygulandı. Mahzun oldu. Ashâbına: <b>&#8220;Eğer uygun görürseniz bunu geri verelim. Bu Hatice&#8217;nin hatırasıdır.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Ebû&#8217;l-As&#8217;a gerdanlık ve para geri verildi. Yalnız Mekke&#8217;ye vardığında Zeyneb&#8217;i Medine&#8217;ye göndermek üzere söz alındı. Zira yeni gelen bir vahiyle: <b>&#8220;Müslüman hanım, müşrik erkeğe haram kılınmıştı.&#8221;</b> (Mümtehime Sûresi: 10) O da söz verdi ve sözünde durdu. Mekke&#8217;ye varınca çok sevdiği Zeyneb&#8217;ini Medine&#8217;ye uğurladı.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ) eşyalarını toparlayıp hazırlığını tamamlayınca anneciğinin kabrini ziyaret etti. Kızı Ümame ile birlikte kabrin başına vardı. Gözyaşları içinde, hıçkırıklara boğularak Kur&#8217;an okuyup dualar ederek can anneciğine veda etti. Sonra eve döndü. Müslüman olmuş komşu hanımlarıyla da helallaştı. Gündüz gözüyle teyzeoğlu Kinâne onu Mekke dışına çıkarıp Medine&#8217;den gelen Peygamber (s.a.) Efendimizin evlâdlığı Zeyd (r.a.)&#8217;a teslim edecekti: Eşyaları deveye yüklendi. Önce Zeyneb bindi deveye, sonra da kızı Ümame&#8217;yi aldı yanına. Kinane devenin yularını tuttu ve hareket ettiler. Zeyneb tekrar kocasına baktı. O da ona bakıyordu. Her ikisi de ağlıyordu. Gözyaşları iplik iplik akıyordu.</p>
<p>Zeyneb, Medine&#8217;ye babası ve kızkardeşlerinin yanına gidiyordu. Hamile olduğu halde kocasının yanında kalmamıştı. Biri karnında biri de kucağında olduğu halde Medine&#8217;ye gidiyordu. Kocası da onun bu haline çok üzülmüştü. Hatta ayrılığına dayanamadığı için kardeşi Kinane ile göndermiş ve: <b>&#8220;Babana söz vermiş olmasaydım göndermezdim Zeyneb&#8217;im&#8221;</b> diye oturup ağlamıştır.</p>
<p>Kimse bir şey demez zannıyla güpegündüz çıkmışlardı, yola. Fakat azılı müşrikler haberi duyunca peşlerine düşmüş ve onlara Zîtuva mevkiinde yetişmişlerdi. Habber ibni Esved adındaki azgın müşrik bütün kiniyle, öfkesiyle ve var gücüyle deveye saldırdı. Deveyi ürküttüler. Havdecin bağlarını kesip yere düşürdüler. Zeyneb (r.anhâ) ve kızı da yere yıkıldılar.Kinane saldırganlarla çarpışmaya başladı. Zeyneb&#8217;i yara bere içerisinde görünce yüreği dayanamadı ve saldırganlara: <b>&#8220;Yaklaşmayın! Kalbinize oku saplarım.</b>&#8221; diye tehdit ederek onları korumağa çalıştı..</p>
<p>Kinane keskin nişancı ve usta ok atıcısıydı. Onlara: <b>&#8220;Yaklaşmayın, hiç acımam, kalbinize oku saplarım&#8221;</b> dedi. Onlar da: <b>&#8220;Seninle bir alışverişimiz yok Kinâne. Sadece Zeyneb&#8217;i götüremezsin.&#8221;</b> dediler. Ebû Süfyan araya girdi ve onu ikna etmeye çalıştı. Ona şunları söyledi:</p>
<p><b>&#8220;Kinane!.. halkın gözü önünde güpegündüz yola çıkmanız doğru bir hareket değil. Sen Muhammed&#8217;in başımıza getirdiklerini biliyorsun. Onun kızını böyle açıktan alıp götürmen bizim aczimize delil olacaktır. Bu işi sen geceleyin hallet. Şimdi Mekke&#8217;ye götür. Halkın itirazı kesildikten sonra gizlice al ve götür&#8221;</b> dedi.</p>
<p>Kinâne tamam dedi ve yara-bere içerisinde kalan Zeyneb (r.anhâ)&#8217;yı Mekke&#8217;ye götürdü. Atike halanın titiz bir şekilde bakımıyla birkaç gün içerisinde kendine gelen Zeyneb (r.anhâ)&#8217;yı tekrar geceleyin gizlice Mekke&#8217;den çıkarttılar. Kendilerini bekleyen Zeyd (r.a.) ve arkadaşlarına teslim ettiler.</p>
<p>Zeyneb (r.anhâ)hevdecin içinde giderken, bir yandan başına gelenleri düşünüyor bir yandan da kocasının hidayeti için sürekli duâ ediyordu. Ebû&#8217;l-Âs ile 16 yıl beraber yaşamışlardı. Ondan en küçük sert, kaba bir hareket görmemişti. Kendisine bir defa olsun bağırıp çağırmamıştı. Birbirlerini çok iyi anlamışlardı. Aralarında sevgi, şefkat ve merhamet hâkimdi. Elbette onun hidayeti için duâ edecekti.</p>
<p>Bu küçük kafile zor ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine&#8217;ye ulaştı. Hz. Zeyneb babasına ve kardeşlerine kavuşmanın sevinciyle bütün ağrı ve sızılarını unutuverdi. İki Cihan Güneşi Efendimiz de dâmadının bu davranışını takdirle karşıladı ve: <b>&#8220;Bana doğruyu söyledi. Söz verdi ve sözünü yerine getirdi.&#8221;</b> buyurarak onu taltif etti.</p>
<p>Hz. Zeyneb Medine&#8217;de huzur ve seâdete kavuştu. Kocası Ebû&#8217;l-Âs ise sıkıntı içerisindeydi. Kendisini ticârî seyahatlere vermişti. Hicretin 6. yılında ticaret kervanıyla Şam&#8217;dan dönerken Medine civarında Îs Mevkiinde baskına uğradı. Kervanın etrafı sarıldı. Kervancıbaşı Ebû&#8217;l-Âs olduğu görülünce seriyye komutanı tarafından kimsenin öldürülmemesi istendi. Canlarını emniyette gören kervandakiler de karşılık vermeden, çarpışmadan teslim oldu. Kervan Medine&#8217;ye götürüldü. Şehre girince Ebû&#8217;l-Âs bir yolunu buldu ortadan kaybolup kaçtı ve Zeyneb&#8217;in kapısına vardı. Ondan eman diledi. Sabah namazı vakti idi. Zeyneb (r.anhâ) hemen mescide koştu ve yüksek sesle kendini tanıtıp Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın kendi emanında olduğunu duyurdu. Sevgili Peygamberimiz de: <b>&#8220;Zeyneb&#8217;in eman verdiğine biz de eman verdik.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Hz. Zeyneb, babacığı Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimize geldi. <b>&#8220;Ne yapmalıyım?&#8221; </b>diye sordu. Efendimiz de: <b>&#8220;Kızım, ona ikramda bulun. Fakat uzak dur. Çünkü birbirinize helâl değilsiniz.&#8221; </b>buyurdu. Zeyneb hızla evine vardı. Ebû&#8217;l-Âs kapının önünde hâlâ ayaktaydı. İçeri buyur edip yemek hazırladı ve kızı ile birlikte yemek üzere önlerine koydu.</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz alınan ganimet ve esirler konusunda ashabıyla istişare yaptı ve onlara:<b> &#8220;Uygun görürseniz, Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın bütün mallarını ve arkadaşlarını geri veriniz!&#8221;</b> buyurdu. Zira Ebû&#8217;l-Âs&#8217;ın gönlü artık İslâm&#8217;a açılmıştı. Onun mahcub bir vaziyette huzura gelişi ve gözlerindeki ifade bunu hissettirmişti. Bütün malları ve adamları geri verildi. Bu hadise Ebû&#8217;l-Âs&#8217;a çok tesir etti. Oracıkta müslüman olmağa karar verdi. Fakat ilân edemedi. Emanetleri sahiblerine verip öyle ilân etmeliydi. Derhal Mekke&#8217;ye doğru yola koyuldu.Gönlü Medine&#8217;de kaldı.</p>
<p>Kervanı karşılamaya gelenleri toplayan Ebû&#8217;l-Âs bütün malları sahiplerine dağıttı. Sonra: <b>&#8220;Bende herhangi bir alacağı olan kaldı mı?&#8221;</b> diye üç defa sordu. Her seferinde: <b>&#8220;Hayır, yoktur.&#8221; </b>cevabını aldı. Daha sonra:<b> &#8220;-Beni nasıl bilirsiniz?&#8221;</b> diye sordu. Onlar da: <b>&#8220;-Doğru, dürüst ve güvenilir biliriz.&#8221;</b> diye cevap verdiler. Tekrar:<b> &#8220;-Benden yalan bir söz işittiniz mi?&#8221; dedi. Onlar da: &#8220;-Hayır, işitmedik.&#8221; dediler. Bunun üzerine: &#8220;Vallahi yanınıza gelmeden önce müslüman olmaya karar vermiştim. Ancak &#8220;Mallarımıza konmak için din değiştirdi!&#8221;</b> demeyesiniz diye ilân edemedim. <b>Ben şehâdet ederim ki; Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur. Hz. Muhammed (s.a) de O&#8217;nun kulu ve Rasûlûdür.&#8221; diyerek kelime-i şehadet getirdi.</b></p>
<p>Müşriklerin şaşkın bakışları arasında evine gidip eşyalarını aldı ve Medine&#8217;ye doğru yola çıktı. Gece gündüz dinlenmeden devesini sürdü. Sevgililere kavuşmak üzere yol aldı. Nihayet Medine&#8217;ye ulaşınca doğru Mescid-i Nebi&#8217;ye gitti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin huzuruna vardı ve kelime-i şehadet getirdi. Oradan Efendimizin izniyle Sevgili Zeyneb&#8217;ine ve kızı Ümâme&#8217;ye kavuştu. Efendimiz nikahlarını tazeledi. Böylece üzüntüler, sıkıntılar tekrar sevince ve mutluluğa dönüştü.</p>
<p>Hz. Zeyneb (r.anhâ) muradına ermişti. Kocası hidayete gelmişti. Fakat bu sevinç çok kısa sürmüştü. Aradan bir sene geçmeşti. Zeyneb (r.anhâ) hastalanıp yatağa düştü. Hicret esnasında bir hayli yıpranmıştı. Bu hastalıktan kurtulamadı. 8 h. senede 30 yaşlarında iken Hakk&#8217;ın rahmetine kavuştu.</p>
<p>Sevgili annelerimizden Hz. Sevde ile Ümmü Seleme ve diğer hanım sahabîlerden Hz. Ümmü Eyman ile Ümmü Atıyye (r.anhûmâ) Hz. Zeyneb&#8217;in evine gittiler. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz onlara:<b> &#8220;Onu yıkamaya sağ tarafından ve abdest âzalarından başlayınız. Tek sayıda üç-beş-yedi kere, hatta gerekli görürseniz bundan fazla yıkayınız. ?Sonunda suya kâfur, yahut kâfurdan biraz koku koyunuz. Yıkama işini bitirince bana bildiriniz.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Yıkama işi tamam olunca Efendimiz gömleğini gönderdi ve: <b>&#8220;Bunu ona iç gömlegi yapınız.&#8221;</b> buyurdu. Sonra cenaze namazını kıldırdı. Kabrin başına geldi ve kazılan kabre hüzünle baktı. Düşünceli ve üzgün bir vaziyette kabre indi. Biraz bekledi ve duâ etti. Sonra sevinç içerisinde dışarı çıktı. Oradakilere şu müjdeyi verdi:<br />
<b><br />
&#8220;Zeyneb&#8217;in zayıflığını düşünüp Allah Teâlâ&#8217;dan onun kabrini genişletip sıkıntısını gidermesini diledim. Allah duamı kabul buyurdu ve kabrini genişletip, sıkıntısını giderdi.&#8221;</b> buyurdu.</p>
<p>Hz. Zeyneb (r.anhâ) dini, imanı uğruna çok çileler çekti. Sabırla, sebatla bu sıkıntılara direndi. Müşrik kocasına karşı nezâket, edeb sevgi ve saygıyla hizmet etti. Onun gönlünü bu şekilde fethetti. İslâm&#8217;a kavuşmasına vesile oldu.</p>
<p>Sevgi en büyük bağdı. İnsanları birbirine yaklaştıran, birbirine hizmet ettiren en kuvvetli nesne manevî bir güç&#8230; Huzura kavuturan, mutluluğa erdiren bir tılsım&#8230;</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz torunu Ümâme&#8217;yi çok severdi. Bir keresinde namaz kılıyordu. Ümâme&#8217;de omuzlarında idi. Rûkû&#8217;ya vardığında onu yere koyuyor. Secdeden kalkarken yine omuzlarına alıyordu. Birgün bir gerdanlık hediye olarak gelmişti. Onu aile halkı içinden bana en sevgili olana vereceğim dedi. Sonra Ümâme&#8217;yi çağırıp boynuna taktı.<br />
<b><br />
Cenâb-ı Hak bizlere o sevgili aile halkının birer ferdi olabilmeyi ve şefaatlerine erebilmeyi nasîb eylesin. Amin.</b></p>
<p>Kaynak: Mustafa Eriş</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/426/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/426/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=426&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/22/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellem-efendimizin-ilk-kizi-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarihteki en kısa ömürlü Türk devleti hangisidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 22:38:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/</guid>
		<description><![CDATA[Tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olan BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ Bayrağı Yeşil : İslamiyeti Siyah : Balkanlardaki ZulmüBeyaz : ÖzgürlüğüAy &#8211; Yıldız : Türklüğümüzü simgelemektedir. Garbi Trakya Hükûmeti Muvakkatesi. tarihte kurulan ilk Türk cumhuriyetidir 28 temmuz 1913 da kurulmuş 29 ekim 1913 tarihinde ise yıkılmıştır. hoca salih efendi başkanlığını Süleyman askeri de ordu komutanlıgını yapmıştır devleti [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=423&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/bati-trakya.gif?w=455" /></p>
<p><font color="black" size="2" face="verdana"> Tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olan <b>BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ</b> Bayrağı</p>
<p></font><font color="black" size="2" face="verdana"><font color="black"><b><font color="black">Yeşil :</font></b><font color="black"><font color="black"><i> İslamiyeti</i><br /><font color="black"> <b>Siyah : </b><font color="black"><i> Balkanlardaki Zulmü</i><br /><font color="black"><b>Beyaz : </b><font color="black"><i> Özgürlüğü</i><br /><font color="black"><b>Ay &#8211; Yıldız : </b><font color="black"><i> Türklüğümüzü</i><font color="black" size="2" face="verdana"> simgelemektedir. </font></font></font></font></font></font></font></font></font></font></font></p>
<p>Garbi Trakya Hükûmeti Muvakkatesi. tarihte kurulan ilk Türk cumhuriyetidir 28 temmuz 1913 da kurulmuş 29 ekim 1913 tarihinde ise yıkılmıştır. hoca salih efendi başkanlığını Süleyman askeri de ordu komutanlıgını yapmıştır devleti hem Yunanistan hem de Bulgaristan tanımıştır. Kuvay-ı Milliye tabiri ilk defa Batı Trakya mücadelesinde kullanılır.</p>
<p>Bağımsızlığını ilan eden yeni Türk devleti, ilk olarak ülkenin sınırlarını belirlemiş, bağımsız devletin sembolü olan ay yıldızlı, yeşil, beyaz bayrağı resmi binalara çekmiş, 29.170 kişilik ordusunu kurup, bütçesini hazırlamış, pul bastırarak, pasaport uygulamasına geçmiştir. <span id="more-423"></span></p>
<p>Bu arada osmanli yasa ve tüzükleri aynen kabul edilerek davalara da Garbi Trakya Adliyesi bakmaya başlamıştır.Samuel Karaso adında bir yahudi yurttaş görevlendirilerek resmi bir ajans kurulmuş ve Fransızca ve Türkçe olmak üzere Müstakil/independant; adında bir gazete çıkarılmıştır. </p>
<p>Ancak o dönemde osmanli devleti, yeni kurulan bu Cumhuriyete dış baskıların da etkisiyle olumlu bakmıyordu. Buna ilaveten istanbul;daki siyasi iktidar kavgası ve kargaşası bati trakya;da böyle bir bağımsız Türk devletiyle ilgilenme olanağını ortadan kaldırmıştı. </p>
<p>Nitekim 29 Ekim 1913 tarihinde imzalanan istanbul Anlaşmasıyla Osmanli hukumeti, Bati Trakya&#8217;yı bütünüyle Bulgaristan&#8217;a bırakmıştır. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti&#8217;nin toprakları, General Lazarof komutasındaki Bulgar kuvvetlerince 30 Ekim 1913 tarihine kadar tamamen işgal edilir ve bu devlet sona erer.</p>
<p>Milli Marşı;</p>
<p>Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana,<br />Sen hayat verdin kanınla milli kurtuluş savaşına.<br />Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına,<br />Selam duruyor milletler senin şu milli bayrağına.</p>
<p>Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu.<br />Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu.</p>
<p>Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına,<br />Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdad toprağına.<br />Yurtta hürriyetin, istiklalin rüzgarı esiyor,<br />Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor.</p>
<p>Bu şanlı milli istiklal savaşından asla dönülmez!<br />Karşımıza çelik ordular da çıksa, bizi ürkütemez!</p>
<p>Biz, milli istiklal için Meriçi, Karasuyu aştık,<br />Bütün müstevlileri ezerek, yenerek hedefe ulaştık.<br />Balkanlarda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık,<br />ilk defa hürriyet meşalesini biz yaktık.</p>
<p>Bu bayrak dalgalanacak, cumhuriyet yaşayacak!<br />Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçacak!</p>
<p>Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız,<br />Şu steplerin kurdu, arslanı, göklerin kartalıyız.<br />Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınalar andırır,<br />Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır.</p>
<p>Batı Trakya Cumhuriyeti yaşayacak,yaşayacak!<br />Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!</p>
<p>Ey şirin Batı Trakya!&#8230; işte nihayet esaretten kurtuldun,<br />Ey düşmanlar!&#8230; Sanmayın savaşlardan bu millet yorgun.<br />Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak,<br />Su bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak!</p>
<p>kaynak: uludagsozluk</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/423/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=423&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2009/02/20/tarihteki-en-kisa-omurlu-turk-devleti-hangisidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2009/02/bati-trakya.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 08:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Gözyaşları]]></category>
		<category><![CDATA[günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet günü]]></category>
		<category><![CDATA[sadaka vermek]]></category>
		<category><![CDATA[sıla-i rahim]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz&#8217;in yanına gelerek, &#8220;Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.&#8221; der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, &#8220;Ne istiyorsan sor.&#8221; buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır: İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım? Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=400&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="hbo"><img class="alignleft" style="border:0 none;max-width:800px;margin:7px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/muhammad.jpg?w=233&#038;h=244" alt="" width="233" height="244" />Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz&#8217;in yanına gelerek, &#8220;Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.&#8221; der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, &#8220;Ne istiyorsan sor.&#8221; buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:</span></p>
<p><span class="mnb">İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?<span id="more-400"></span></span></p>
<p><strong>Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.</strong></p>
<p>İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.<br />
<strong>İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.</strong></p>
<p>İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.<br />
<strong>Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.</strong></p>
<p>İnsanlar içinde Allah&#8217;a en yakın, O&#8217;nun en has kullarından olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah&#8217;ın en has kulu olursun.</strong></p>
<p>Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;a, O&#8217;nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O&#8217;nu görmesen de O seni görüyor.</strong></p>
<p>İmanımı kemale erdirmek istiyorum.<br />
<strong>Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.<br />
</strong><br />
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.<br />
<strong>Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.</strong></p>
<p>Günahlarımın azalmasını istiyorum.<br />
<strong>İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah&#8217;a yalvarırsan günahların azalır.<br />
</strong><br />
İnsanların en kerimi olmak istiyorum.<br />
<strong>Allah&#8217;a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.</strong></p>
<p>Rızkımın bol olmasını istiyorum.<br />
<strong>Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.</strong></p>
<p>Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.<br />
<strong>O zaman Allah ve Resulü&#8217;nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.</strong></p>
<p>Allah&#8217;ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.<br />
<strong>Kimseye kızmazsan Allah&#8217;ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.</strong></p>
<p>Duamın kabul edilmesini istiyorum.<br />
<strong>Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.<br />
</strong><br />
Allah&#8217;ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum. <strong>Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.<br />
</strong><br />
Allah&#8217;ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum. <strong>Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.<br />
</strong><br />
Benim günahlarımı ne siler?<br />
<strong>Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah&#8217;a kulluğun) ve hastalıklar.</strong></p>
<p><strong></strong>Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?<br />
<strong>Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.<br />
</strong><br />
Allah yanında en büyük günah hangisidir?<br />
<strong>Kötü ahlak ve Allah&#8217;ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.</strong></p>
<p>Rahman Allah&#8217;ın rahmetini ne coşturur?<br />
<strong>Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek).</strong></p>
<p>Cehennem ateşini ne söndürür?<br />
<strong>Oruç.</strong></p>
<p>(Ali el-Müttaki, Kenzu&#8217;l-Ummal, 16/127-129)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/400/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/400/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=400&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/insanlarin-en-zengini-olmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/muhammad.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Mikrokosmostan Makrokosmosa bir seyahat nasıl olurdu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=397&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src='http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/699998' width='450' height='369'></iframe>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/397/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/397/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=397&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/mikrokosmostan-makrokosmosa-bir-seyahat-nasil-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çizgilerle Hadisler</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:21:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=395&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src='http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/700008' width='450' height='369'></iframe>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/395/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/395/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=395&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/cizgilerle-hadisler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kuranı Kerim Okumasını nasıl öğretmeliyiz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 00:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumayi-nasil-ogretmeliyiz/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=391&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe src='http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/699952' width='450' height='369'></iframe>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/391/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/391/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=391&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/29/kurani-kerim-okumasini-nasil-ogretmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gençliğin imanını sorularla çaldılar</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 08:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/11/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/</guid>
		<description><![CDATA[kitabı .pdf formatında bilgisayarınıza indirmek için sağ tıkla hedefi farklı kaydet 1175 KB .PDFkitabı .doc formatında bilgisayarınıza indirmek için sağ tıkla hedefi farklı kaydet 2699 KB .DOC EMİNE ŞENLÎKOĞLU: 1953 yılında dünyaya geldi. Dokuz ya­şında iken ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a yerleşti. Daha küçük yaş­ta hayatı sorgulamaya başladı. Bunun için Hristiyanlığı araştır­dı. Aynı dönemde kiliselere gitmeye ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=414&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="max-width:800px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.jpg?w=455" /></p>
<p>kitabı .pdf formatında bilgisayarınıza indirmek için <b><a target="_blank" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.pdf">sağ tıkla hedefi farklı kaydet</a> 1175 KB .PDF<br /></b>kitabı .doc formatında bilgisayarınıza indirmek için <b><a target="_blank" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.doc">sağ tıkla hedefi farklı kaydet </a>2699 KB .DOC</b><span id="more-414"></span></p>
<p>
<p><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">EMİNE ŞENLÎKOĞLU: </span></strong></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">1953 yılında dünyaya geldi. Dokuz ya­şında iken ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a yerleşti. Daha küçük yaş­ta hayatı sorgulamaya başladı. Bunun için Hristiyanlığı araştır­dı. Aynı dönemde kiliselere gitmeye ve İncil&#8217;i okumaya başladı. Bu inceleme sırasında, İncil&#8217;in çelişkilerle dolu olduğunu gördü. Kafası sorular yumağıydı. Sonra İslâm&#8217;ı incelemeye ve İslâmî tahsil için yoğun bir kurs eğitimine başladı. Yedi yıl süre ile kurslarda Kur&#8217;an, Arapça, Fıkıh, Akaid gibi İslâmî temel ilim­lerle meşgul oldu. Ayrıca, İlahiyat mezunu olan eşi Recep Öz­kan&#8217;dan ve özel hocalardan ders aldı.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">İlkokulu dışardan bitirdi. 1985&#8242;ten beri Mektup Dergisi&#8217;nin Ge­nel Yayın Yönetmenliğini yürüten Şenlikoğlu, Türkiye&#8217;nin çeşit­li illerinde ve dış ülkelerde konferanslar verdi. Yazdığı her kitap ardarda baskı yaptı. Halen kitapları yoğun bir ilgiyle karşılan­maktadır.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">1993 başı itibariyle GENÇLİĞE HATIRAMDIR serisi:</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Bize Nasıl Kıydınız?, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Burası Cezaevi, İslam&#8217;da </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Erkek, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Mahkum Duygular (Şiir), </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ne </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Olur </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">İhanet Etme, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Ülkemi Arıyorum, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Biz </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Bu </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Vatanın Nesi </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Oluyoruz?, Telefonla Röportaj, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Vicdan Azabı, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Ruhumun Pen­ceresi, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Kelepçeli </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Kalemimden, İsimsiz Kitap, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ağlatan Yol­lar, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">Önce Soru Sorarlar, Sonra Ham İnsanı Koparırlar Dininden, </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Maria, </span></strong><span style="font-family:Garamond,serif;">İnsanlar da Kayar, İdamlık </span><strong><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Genç.</span></strong></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Roman, şiir, hiciv, deneme, makale, anı gibi alanlarda eserler veren Emine Şenlikoğlu&#8217;nun iki çocuğu var.</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Mektup Yayınları: 1</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Dizgi </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">MET &amp; FAN</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;"></span></p>
<p><span style="font-size:22pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Kapak İllüstrasyon </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">Ayşe Kalyoncu Cumhur</span></p>
<p><em><span style="font-size:11pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Ofset Hazırlık </span></em><span style="font-family:Garamond,serif;">ANONS</span></p>
<p><span style="font-size:18pt;line-height:150%;font-family:Garamond,serif;">Emine Özkan ŞENLİKOĞLU</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Haberleşme Adresi:</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Mektup Yayınları</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Yavuzselim Cad. No: 19</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Fatih/İSTANBUL</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">Tel: 52183 10 -525 27 06 Fax: 534 18 71</span></p>
<p><span style="font-family:Garamond,serif;">MEKTUP YAYINLARI</span></p>
<p><span><span></span></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/414/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/414/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=414&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/10/15/gencligin-imanini-sorularla-caldilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/11/gencligin-imanini-sorularla-caldilar.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesinde nasıl dua edelim?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 21:10:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Aişe bir gün Peygamberimize: ”Ya Rasulellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordu. Peygamberimiz şöyle buyurdu: ‘De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.” - Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü anni. (Allah&#8217;ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.) Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=387&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:<br />
”Ya Rasulellah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordu.<br />
Peygamberimiz şöyle buyurdu:<br />
‘De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni afffet.”</p>
<p><b>- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü anni. (Allah&#8217;ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)</b></p>
<p><img style="max-width:800px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/inneke-afuvvun.jpg?w=455" /><span id="more-387"></span></p>
<p>Sevgili Peygamberimizin öğrettiği bu duayı, biz de Kadir Gecesinde tekrar edelim.<br />
Kandil gecelerini; Allah rızası için namaz kılmak, Kur’an okumak, Peygamberimize salat ve selam okumak, günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan af dilemek, dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua etmek ve yapacağımız yardımlarla yoksulları sevindirmek suretiyle değerlendirmeliyiz.</p>
<p><img style="max-width:800px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/kadir-gecesi-duasi.gif?w=455" /></p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: </p>
<p><b>&#8220;Biz onu (Kur&#8217;an&#8217;ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede,<br />
Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.&#8221;</b></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/387/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/387/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=387&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/26/kadir-gecesinde-nasil-dua-edelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/inneke-afuvvun.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/09/kadir-gecesi-duasi.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hacamat nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 09:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki dolaşımı da düzelmiş olacaktır. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=385&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile  değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat  denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı  geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın  aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki dolaşımı da düzelmiş olacaktır.<span id="more-385"></span>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"><font face="Arial"><font color="#ffff99"> <img src="http://www.ihvanim.com/mesaj/kan.JPG" border="0" height="217" width="170" /> </font> <img src="http://www.ihvanim.com/mesaj/bacak.jpg" border="0" height="216" width="126" /></font><br />
<font color="red" face="Arial Black">Kanın Alınma Şekilleri</font></font></span></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial">Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş  bir cam kavanoz &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici  gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun  değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih  edilmektedir. Örneğin peygamberimiz baş ağrısından dolayı alnının her iki  yanından ,zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından ,topuğundaki bir  incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.(6)</p>
<p>İkinci kan aldırma yöntemi ise ön kolun üst kısmından girilerek direkt damardan  alınmasıdır. Genel kan dolaşımından alınan bu kan derin vücut dokularındaki  kirlenmiş kanın dışarıya çıkmasını sağlamaktadır.</p>
<p>(6) E. Davud Tıp H. 3859. 3860, Tirmizi Tıp H. 2052, İ. Mace Tıp H. 3484. 3484<br />
</font><font color="red"><br />
<font face="Arial Black">Kan Aldırmanın Faydaları</font></font></font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial"><font face="Arial" size="3">Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve  sellem) Hadis-i Şerif&#8217;de &#8220;Mirac&#8217;dan inerken hangi Melek  cemaatine rastlasam. Ey Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)! Ümmetine hacamat  olmalarını emret! dediler.&#8221; buyurmuştur.</font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem)  hayber&#8217;de zehirli koyun buduyla zehirlenildiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm  kendisine hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir. </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">&#8220;Hacamat her hastalığa faydalıdır,uyanık olun hacamat  olun.&#8221;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü,  alaca, başağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa  şifadır. &#8220;Kafadan hacamat olmak her hastalığın ilacıdır&#8221;Hadis-i Şerif</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hacamat 70 hastalığa şifadır.  Bunlardan bazıları; Kanser, cüzzam, delilik, alaca hastalığı,kısırlık ve daha  bir çok hastalık. Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamattan  sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser&#8217;den kısırlığa  kadar birçok hastalığa şifa vardır.</p>
<p>Hacamat iki türlü amaç için olur bunlar; 1-Korunma 2-Tedavi (Tedavi amaçlı  olduğu zaman,mevsim ve ayın günleri gözetilmez, ancak haftanın günleri  gözetilmeye çalışılır.) </p>
<p>Hacamatın faydası akılla bilinebilecek bir şey değildir, nakille bilinir.</p>
<p>Hacamatın faydalı olduğu yaşlar, 2 yaş ile 60 yaş arasıdır.</p>
<p>Kadınların adet nedeniyle hacamata ihtiyacı yoktur görüşü yanlıştır. Adet şifayı  gerektirmez, şifa için hacamat olmaları gerekmektedir. Efendimiz&#8217;in (Sallallahü  aleyhi ve sellem) hanımları hacamat olmuşlardır. Kendilerine cin musallat olan  kadınlara hacamat yapıldığı takdirde 6 ay cinler yaklaşamıyor.</p>
<p>Ayın 17 sinde hacamat olmanın 1 senelik şifası. </p>
<p>Hacamatta derinin altındaki uyuşuk kan alınıyor. Damardan kan vermekte  faydalıdır ancak Efendimiz(Sallallahü aleyhi ve sellem) ve Selef bunu  yapmamışlardır. </p>
<p>Büyük alimler 3 ayda bir hacamat olurlardı.</p>
<p>Hacamat 1 inden 14 üne kadar mekruh olur(faydasız).</p>
<p>Hacamat yapılmadan önce kiraz yenilmemelidir.(Mümkünse bir ay evvelden itibaren)</p>
<p>Hacamat açken yapılacak. Hacamattan evvel en az 8 saat bir şey yenmeyecek… </p>
<p>Ayın 17 nci günü Salı gününe denk gelirse hacamat olunabilir bu da çok  faydalıdır.(Alimler yapılabileceğini uygun görmüşler)</p>
<p>Hacamat esnasında Ayet-el Kûrsi&#8217;nin olunması, hacamatın faydasını iki katına  çıkarır.<br />
(7 kere okunması gerektiğini söyleyenler vardır.)</p>
<p><font color="#ff0000">Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan  hacamat çok faydalıdır.</font> </p>
<p>50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır.</p>
<p>Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır.(İki diz, iki ayak gibi…) </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan  kişiler doktorun izniyle ve usta bir hacamatçıya en uygun yerden en fazla 1 kere  hacamat olmalı…</p>
<p>Bir insan bünyesine, dayanıklılığına ve vücudunun kan oranının azlığına yada  çokluğuna göre 1 yerinden, 8 yerine kadar aynı anda hacamat olabilir. </p>
<p>Bir kere hacamat olan bir kişi bir daha hacamat olması için en az 1 ay, ortalama  3 ay geçmesi gerekir. </p>
<p>Hacamattan sonra tuzlu, süt ürünleri ve hayvani şeyler yememeli, 1 gün önce 3  gün sonrasına kadar cimâ yapılmamalıdır.</p>
<p>Hacamat gününe ve şartlarına uyulmazsa şifa değil hastalığa sebep olur…</p>
<p>Hacamatçı işini ehli olmalı ve Hacamat yapılacak yerleri çok iyi  bilmelidir.Hangi hastalık için nereden hacamat olunacağını hacamatçı  bilmeyebilir. Bunu açıklayan kitaplar vardır, o kitaplara bakarak öğrenilmeli ve  oralardan hacamat olunmalıdır.</p>
<p>Hacamat yaptırırken başta Sünneti Seniyye sonra da mesela şifasını istediğiniz  hastalığa şifa yada zahiri ve Batıni hastalıklardan korunma niyetiyle yapılırsa  daha iyi olur.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">EN FAYDALI YERLER<br />
<font color="#ff0000">-En faydalı yer Kâhildir (İki kürek arasının 10 cm  üstü).<br />
-Sonra Ehdeayn (2 kulak arkası).<br />
-Sonra kalbin arkasıdır</font></font><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"><span class="tah9"><font size="3"><font face="Arial"><br />
</font><br />
<font color="red" face="Arial Black">&nbsp;En Uygun Zaman</font><br />
<font face="Arial"><br />
&nbsp;</font></font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">MEVSİM OLARAK ZAMANI</font><br />
Hacamat sıcaklar bastırdığı zaman yapılır. Sıcaklar bastırdığı zaman ilkbaharın  sonu,kiraz çıktığı zaman Mayıs-Haziran aylarıdır. (Hacamat oluncaya kadar kiraz  yenilmemelidir.Bir ay evvelden hacamat yapılacak zamana kadar yenilmese iyi  olur.) &#8220;Sıcak şiddetlendiği zaman zaman hacamat ile yardım isteyin&#8221; Hadis-i  Şerif</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">AYIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI</font>(Hacamat Hicri ayın  günlerine göre yapılır)<br />
Her ayda hacamat olabileceğin 4 gün vardır o geçti  mi, diğer ay beklenecek. Hacamat gökteki ayın <font color="#ff0000">(HİCRİ)17-19-21-15</font> nci günlerinde  yapılmalıdır. En faydalısı 17 nci gündür. Hacamat ayın ilk günlerinden 14&#8242;üne  kadar(gökteki ayın büyüme günlerinde) faydalı değildir. 15 inden 21 ine  kadar(Hicri ve tek günlerde) günlerde faydalıdır. 22 sinden 30 una kadar ay  küçük olduğu için bedenler zayıf olur ve çıkan kan az olacağından faydası az  olur(Bunun içindir ki ameliyatlar mümkünse ayın 14 ünden  sonra yapılmalıdır.Bunun için denilmiştir ki; Kesilmesi istenen bir iş, ay  küçülürken, yani 14 ünden 30 una kadar yapılmalı-Devam etmesi istenen bir iş de  ay büyürken yani 1 inden 14 üne kadar yapılmalı.Mümkünse devam etmesi istenen  bir işe ayın ilk çarşambası başlanmalı.-Bununla beraber ayın 1 inde ortasından  ve sonunda bir işe başlama-Marifetname). Hadis-i Şeriflerde, tekli günler  tavsiye edilmiştir. Bu günler içinde en çok faydalı olduğu gün ayın (Hicri)17  nci günüdür. Ondan sonra (Hicri)19, ondan sonra (Hicri)21, ondan sonra (Hicri)15  nci gündür. </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">HAFTANIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI</font><br />
Hacamat PAZARTESİ günü yapılmalıdır.Hakkında teşvik olup  yasak olmayan tek gün pazartesidir. Haftanın üç günü hakkında hem teşvik  edici, hem de yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Eğer Pazartesi günü mümkün  olmazsa, bu üç günde hacamat olunabilir. Bu günler; <font color="#ff0000">PAZAR, SALI, PERŞEMBE </font>(Salı  günü ayın, hicri 17&#8242;nci gününe gelirse hacamat için çok uygundur.)</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">HANGİ GÜNLERDE</font> <font color="#ff0000">YAPILMAMALI</font><br />
Haftanın üç günü hakkında teşvik olmayıp sadece yasaklayıcı Hadis-i Şerifler  vardır. Bu üç günde yasak günlerdir;<font color="#ff0000"> ÇARŞAMBA, CUMA,  CUMARTESİ</font> <font color="#ff0000">(Bu günlerde ameliyat, mümkünse  yapılmamalıdır.) </font> <font color="#ff0000">BU GÜNLERDE KESİNLİKLE HACAMAT  OLMAMALIDIR.</font> Hadis-i Şerif&#8217;te &#8220;Kim Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat  olurda bedeninde alaca hastalığı görürse, sadece kendini kınasın.&#8221;,&#8221;Cuma günü  bir saat vardır, kim o saatte hacamat olursa mutlaka ölür.&#8221;, &#8220;Cuma, Cumartesi,  Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.&#8221;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">ŞÜPHELİ GÜNLER</font><br />
Haftanın üç günü ise hem yasaklanmış, hem teşvik edilmiştir. Bunlar; <font color="#ff0000">PAZAR, SALI, PERŞEMBE</font> günleridir. Eğer  Pazartesi(Pazartesi en faydalı gündür) hacamat olmak mümkün olmaz ise bu  günlerde olunabilir. Hadis-i Şerifler;&#8221;Kim Perşembe günü Hacamat olurda o gün  hastalanırsa,o hastalıkta ölür.&#8221;, &#8220;Salı günü kan günüdür,o günde bir saat vardır  ki o saatte kanama kesilmez.&#8221; </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial"><font color="#ff0000">GÜNÜN HANGİ SAATİNDE YAPILMALI</font><br />
En faydalısı güneş doğduktan 1 saat geçtikten sonraki 2  saattir(bu 2 saatten sonrada öğlen kerahet vaktine kadarda hacamat  yapılabilir), bu mümkün olmazsa öğlen ikindi arası.</font></p>
<div align="left">  </div>
<p align="left"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial">Bazı bilim adamlarına göre Ay ‘ın çekim kuvveti sadece med  ve cezir (gel-git) hadisesi ile sulara değil ; aynı zamanda insanlara ,  hayvanlara , meyvelere ,ağaçlara topraklara , hatta madenlere dahi tesir  etmektedir. “‘Güneşin tesiri harareti ile , ayın tesiri ise rutubeti iledir.”  (13)</p>
<p>(11) K. Ummal 10/28126 (Benzar ve E. Nuaym’dan naklen)<br />
(12) İ. Sina Kanun 1/212<br />
(13) Ali Rıza Karabulut Tıbb-ı Nebevi sh. 377</p>
<p>Ayın ilk yarısında vücutta kan miktarı artmaktadır. Kan miktarının artmış olduğu  bu dönemde insanlar kendilerini güçlü ve sağlıkl ı hissederler. İkinci yarısında  ise kan miktarı azalır. Bu dönemde ise zayıflık hisseden insanların ağrıları  artar. Daha geç iyileşirler. Kan dolaşımları ve bağışıklık sistemleri  zayıflamıştır.<br />
“ Ayın ilk yarısında (Dolunay halinde ) hararetle , rutubetin artmasından dolayı  , damarlardaki kan çoğalır. Ayrıca dolaşımdaki kanın hızında da artma meydana  gelir. Cinsel istekte kuvvetlenme olur. Yapılan araştırmalara göre bu dönemde  ayın 11-21. günlerinde işlenen suçlar ve cinayetlerde belirgin artışlar olduğu  tespit edilmiştir. Bu günlerde ayın cazibesi vücuttaki kanın hareketlenmesine ve  vücudun dinç olmasına tesir ettiğinden dolayı kişiyi suç işlemeye müsait bir  hale getirdiği gibi , sinir sistemine de tesir etmektedir “.(14) </font> </font></span></font></p>
<div align="left"> <font face="Arial">
<p>Eğer insan vücudundaki kan hücreleri yanyana dizilecek olsaydı, 96.500 km&#8217;lik  bir şerit oluşturacaklardı, yani dünyanın çevresini 2 kez dolaşmaya yeterli bir  uzunlukta olacaklardı. </p>
<p>Minik bir kan damlasının %50&#8242;sinde, 5 milyon alyuvar, 10 bin akyuvar ve 250  bin trombosit vardır. Diğer yarısını ise plazma teşkil eder. </p>
<p>Bir akyuvarın kalbinizden başınıza gidip gelmesi yaklaşık 10 sn, ayak baş  parmağınıza gidip gelmesi ise yaklaşık 1 dakika sürer. Bir gün içinde bu akyuvar  vücutta binden fazla tur yapar. </p>
<p>Akyuvarlak saniyede 1.2 milyon tane olmak üzere kemik iliğinde yaratılır. Bir  ömür boyunca buralarda yaklaşık yarım ton akyuvar yaratılır. </p>
<p>Eskiden beri hacamatın her türlü rahatsızlığa iyi geldiği düşünülmektedir.  Frederick, savaşlarda sinirlerini yumuşatmak için hacamat yaptırırdı. XIII.  Louis ise 6 ay içinde 47 hacamat yaptırmıştı.</p>
<p> </font>  </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font size="2"><font color="#ff0000" face="Arial Black" size="4">&#8220;Ölüm hariç  her hastalığın ilacı vardır&#8221; </font></font><font face="Verdana" size="2"><br />
</font><font face="Arial" size="3"><br />
Peygamber efendimiz kendisi ilaç kullanır, Eshabına da , &#8220;Ey Allahın kulları!  İlac kullanın!&#8221; buyururdu. Bir kere de, &#8220;Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız  ölüme çare yoktur&#8221; buyurdu. İlac, kaza ve kaderi değişdirir mi dediklerinde,  &#8220;Kaza ve kader, insana ilacı kullandırır&#8221; buyurdu. Bir defasında da, &#8220;Bütün  Meleklerden işittim ki, ümmetine söyle, hacamat yaptırsınlar. Yani kan  aldırsınlar dediler&#8221; buyurdu.</p>
<p>İlac üç türlüdür: Birinci kısm ilacların tesiri, faydası katidir, meydandadır.  Ekmeğin açlığı, suyun susuzluğu gidermesi böyledir. Ölmiyecek kadar ve namazı  ayakda kılabilecek kadar yemek, içmek farzdır. Bu kadar yememek büyük günahdır.  Faydası kat&#8217;i olan ilacları kullanmak farz olmaktadır. Tesiri kati olan  sebeblere yapışmanın vacib bunları kullanmayıp zarar görmek günahtır. Tesiri  muhakkak olan bu gibi ilacları kullanmamak tevekkül değil, ahmaklıktır ve  haramtır.</p>
<p>İkinci kısm ilacların tesiri kati olmadığı gibi, zan ile de değildir. Fayda  ihtimali vardır. Fen yolu ile tecribe edilmemiş maddeler ve Kur&#8217;an-ı kerimden  olmayan, manasız yazılar kullanmak ve ateşle dağlamak ve uğurlu sanarak  kullanılan şeyler böyledir. Tevekkül etmek için, bunları kullanmamak lazımdır.  Peygamber efendimiz, bunları kullanmak, sebeblere fazla düşkün olmak alametidir,  buyurdu.</p>
<p>Üçüncü kısm ilaclar, birinci ve ikinci kısm arasında olanlardır. Bunların  faydaları hadisle sabittir,&nbsp; Damardan kan alma, deriden hacamat  yapmak, müshil almak,Bazan  bunları kullanmamak daha iyi olur. Peygamberimiz, &#8220;Arabi ayın onyedinci veya  ondokuzuncu veya yirmibirinci günleri hacamat olunuz ki, kan artarsa (ya&#8217;ni  tansiyon yükselirse), ölüme sebeb olur&#8221; buyurdu. Bir defasında da &#8220;Allahü  teâlânın ölüme sebeb yapdığı hastalıklardan birisi, kanın artmasıdır&#8221; buyurdu. </p>
<p>Peygamberimiz, Sa&#8217;d bin Mu&#8217;az için, fasd yani damardan kan aldırmasını emir  buyurmuştu. Hazret-i Alinin mubarek gözü ağrıdığı zaman da, taze hurma  yememesini, pancar yaprağı, yoğurt ve pişmiş arpa yimesini söyledi.  Peygamberimiz, her gece sürme sürerdi. Her ay hacamat olurdu. Vahy geldiği  zaman, mubarek başı ağrırdı. Mubarek başına kına bağlardı. Bir yeri yara olsa,  oraya kına kordu. Birşey bulunmadığı zeman, temiz toprak tozu ekerdi. Daha nice  ilac kullanmıştır.<br />
&nbsp;</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">Allah (Celle Celalühu) buyuruyor ki:</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">-&#8221;Şanım hakkı için muhakkak ki size  Rasülullah&#8217;da pek güzel bir örnek vardır. Allah&#8217;a ve son güne ümit besler olup  da Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için.&#8221; (1) &#8220;&#8230;Allah ve Rasülü&#8217;ne itaat  edin&#8230;(2)</font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">İbnu Abbas (Radıyallahu Anh)  anlatıyor: </font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;" align="left"> <font face="Arial" size="3">&#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve  Sellem) bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp bu işi yapana  da ücretini ödemiştir.(3) İbnu Abbas der ki: &#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve  Sellem) Mi&#8217;raç gecesinde, meleklerden mürekkep bir cemaate her uğrayışında;  &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!&#8221; derlerdi.(4)  Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki; Kan aldırmak, Hacamat, hem sünneti  seniye açısından ibadet, hem de sağlık açısından gerekli bir iştir.</font></p>
<div align="left"> <font face="Arial">
<p align="justify">Hacamat &#8220;hacamat bıçağı&#8221; veya &#8220;hacamat  zembereği&#8221; denilen bir aletle tatbik edilir. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde,  vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık  bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi  basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler  meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins  sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine  konularak kanı emmesi sağlanır.</p>
<p> </font><font color="#ff0000" face="Arial" size="4">
<p align="justify">Hadisler</p>
<p> </font><font face="Arial"> </font></div>
<p align="left"><font face="Arial">Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle  ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat  bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak  sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Peygamberimiz (s.a.s)&#8217;in yaptığı ve yapılmasını tavsiye  ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için  örnektir: &#8220;Andolsun Allah&#8217;ın Resulu&#8217;nde sizin için Allah&#8217;ı ve ahireti arzu eden  ve Allah&#8217;ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır&#8221; (el-Ahzâb,  33/21).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Mirac gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun  Peygamberimize: &#8220;ümmetine hacamatı emret!&#8221; diye söylediğini Abdullah b. Abbâs  (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir  Haccâm&#8217;a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve  şöyle buyurmuştur: &#8220;Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat  sizin en iyi tedavi yollarınızdır)&#8221;(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû  Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Hz. Peygamber (s.a.s) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır (Buhârî,  Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). İhramlı iken saç  kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş  birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s) oruçlu iken de hacamat  yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Ebu Kesbe el-Enmari radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah  aleyhissalatu vesselam basindan ve iki omuzu arasindan hacamat olur ve: </p>
<p>&#8220;Kim bu kandan akitirsa, herhangi bir hastalik için, bir baska ilacla tedavi  olmasa da zarar gormez!&#8221; buyururdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3859); Ibnu Mace, Tibb 21, (3484).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Nâfi (r.a)&#8217;den rivayet edildiğine göre İbn Ömer (r.a)  (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana  bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk hacamatçı  seçme demiştir.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah  (s.a.s)&#8217;den şu buyruğu işittim: &#8220;Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır.  Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da  hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah&#8217;ın  ismini anarak perşembe günü hacamat olsun &#8221; (İbn Mâce, Kitâbu&#8217;t-Tıb, 22).</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">İbn Hacer Buhârî şerhindeki Hacamat bölümünde özetle şu  bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde &#8220;Hangi saat hacamat olur&#8221; başlığı altında bir  bâb açmış ve burada Ebû Mûsa&#8217;nın geceleyin hacamat olduğuna dair bir eseri ile  Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair İbn Abbâs (r.a)&#8217;ın  bir hadîsini rivayet etmiştir.</font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial">İbn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hacamat olmak için  uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî&#8217;nin  sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî hacamat  işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı  olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü hacamat işinin geceleyin yapıldığını  ve Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair hadîsi rivayet  etmiştir.</font></p>
<div align="left">  </div>
<p align="left"> <font face="Arial" size="2"> <font face="Arial" size="3"> <span style="font-weight:700;"><br />
Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam, boynunun  iki tarafindaki damarlari ile iki omuzun arasindaki damardan hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3860); Tirmizi, Tibb 12, (2052); Ibnu Mace, Tibb 21, (3483).</p>
<p>Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;(Bir gun) Cebrail Resulullah aleyhissalatu  vesselam&#8217;a, Ahdaayn (boynun iki tarafindaki damar) hizasindan ve kahilden (iki  omuzun arasi) hacamat olma emrini getirdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi su ziyadede bulunur: &#8220;(Resulullah aleyhissalatu vesselam) ayin  onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2052).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  buyurdular ki: &#8220;Kim hacamat olmak isterse, ayin 17 veya 19 veya 2l&#8217;ini arasin.  Sakin, kan fazlalasmak suretiyle birinize galebe calip onu oldurmesin.&#8221;</p>
<p>Diger &#8216;hacamat&#8217; kan verme Hadis&#8217;leri;</p>
<p>&nbsp;Sahiheyn&#8217;de gelen bir rivayette şöyle denir: &#8220;Resulullah aleyhissalatu  vesselam hacamat olur, kimseye ucretinde zulmetmezdi.&#8221;</p>
<p>Buhari, Icare 18; Muslim, Selam 77, (1577).<br />
&nbsp;</span></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="margin:5pt 0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font size="3">Ibnu Abbas  radiyallahu anhuma anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:  &#8220;Haccm ne iyi kuldur; (fazla) kani giderir, beli hafifletir, gozu parlatir.&#8221; </p>
<p>Ibnu Abbas der ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam Mirac gecesinde,  meleklerden murekkeb bir cemaate her ugrayisinda: &#8220;Hacamat olmaya devam et!  Ummetine de hacamat olmalarini emret!&#8221; derlerdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2054).</p>
<p>Ebu Bekre radiyallahu anh&#8217;tan anlatildigina gore, bu muhterem sahabi,  ailesini sali gunu hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: &#8220;Resulullah  aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Sali gunu kan gunudur. O gunde bir saat  vardir, kan durmaz.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 5, (3862).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  buyurdular ki: &#8220;Mirac sirasinda yanlarindan gectigim her cemaat bana mutlaka &#8220;Ey  Muhammed! Ummetine hacamat olmalarini emret!&#8221; demistir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;Hz. Cabir radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam  (bir keresinde) atindan bir hurma kutugu uzerine dusmus ve ayagi cikmisti.&#8221; </p>
<p>Ravi Veki&#8217; der ki: &#8220;Yani Resulullah aleyhissalatu vesselam, bir incinmeden  dolayi ayaginin ustunden hacamat ettirmistir.&#8221;</font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="margin:5pt 0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;"><font face="Arial" size="2">&#8221;İbn-i Abbas , Peygamber efendimizin şöyle  dediğini nak leder:&#8221;Kan alan kişi ne iyidir.Kan almak fazla kanı dışarı atıyor , Sulvün yükünü hafifletiyor</font></span><span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font size="3">  ve gözleri kuvvetlendiriyor.&#8221;</p>
<p>Ibnu Omer radiyallahu anhuma (azadlisina): &#8220;Ey Nafi bana kan galebe caldi, benim  icin bir haccam getir, getirecegin haccam genc olsun, yasli veya cocuk olmasin&#8221;  dedi. Devamla Ibnu Omer dedi ki: &#8220;Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;in: &#8220;Ac  karnina hacamat olma idealdir, (onda sifa ve bereket vardir) akli artirir.  Hafizayi guclendirir. Hafiz olmak isteyenlerin hifzetme kabiliyetini artirir.  Hacamat olmak isteyen Allah&#8217;in adiyla persembe gunu hacamat olsun. Cuma,  cumartesi, pazar gunlerinde hacamat olmaktan kacinin. Pazartesi ve Sali gunu de  hacamat olunuz. Carsamba gunu hacamat olmaktan kacinin: Cunku o, Eyyub  aleyhisselam&#8217;in belaya dustugu gundur. Cuzzam ve alaca hastaligi da sadece  carsamba gunu veya carsamba gecesi zuhur eder&#8221; dedigini isittim.&#8221;</font></font></span></p>
<div align="left"> <font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"> </font></font></div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">&nbsp;</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Peygamber  Efendimiz (S.A.V.) 14 asır önceden ümmetine hacamatı (kan aldırmayı) tavsiye  ediyor ve bunun çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu şu şekilde bildiriyor:</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Hacamat,  bütün hastalıklara şifâdır. Aman hacamat olun.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Tedavi  olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Tedavi  olduğunuz şeyler arasında, şunlarda şifâ vardır: Hacamat, bal şerbeti ve  dağlama. Lâkin ben dağlamayı sevmem.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Aç karnına  hacamat daha iyidir. Bunda şifâ ve bereket vardır. Akıl ve hafızayı ziyade  eder.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Baştan  hacamat olmak, eğer sahibi niyet ederse, yedi derde şifâdır: cinnet, baş ağrısı,  cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.”</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">“Sıcağın  şiddetinden, hacamatla korununuz. Zira sıcakta kan yoğunlaşır da adamı hasta  eder, hattâ öldürür.” (Râmûz el-Hadîs’ten)</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Son hadîs-i  şerifte, sıcakta kanın yoğunlaşacağı bildirilmiştir ki, bu durum su kaybı ile  gerçekleşir. Bugün tıp, kanın yoğun olduğu polisitemia vera hastalığında kan  almayı, bir tedavi şekli olarak kabul eder. Bu hastalıkta, diğer hadîste geçen  başağrısı, başdönmesi, halsizlik ve fenalık hissi gibi şikâyetler vardır.</font></font></font></span></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font face="Arial" size="3">Peygamberimiz “damardan veya deriden kan aldırmak,tedavi  olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.”(7) buyurmuştur.</p>
<p>Daha öncede kısaca açıkladığımız üzere yaşamımızda sağlığımızın merkezi  konumunda olan kanımız kendine has muhteşem özellikleri ile sağlığımızın  kalitesi hakkında çok kısa bir zaman içinde önemli oranda fikir sahibi olmamızı  sağlamaktadır. </p>
<p>Yine peygamberimiz”üç şeyde şifa vardır .Bal şerbeti içmekte,kan aldırmakta ve  kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem.”(8)  buyurmuşlardır.</p>
<p>(7) Bağdadi s. 45; E. Nuaym vr. 35 b.<br />
(8) Buhari Tıp 7/12, İ. Mace Tıp H. 3491, Müsned 1/246</p>
<p>Şu anda da günümüzde burun kanamaları için kulak burun boğaz uzmanları ilaçlara  cevap vermiyorsa burunun hemen ön kısmında kanamaya sebebiyet veren alanı  koterle yakmaktadırlar .Cilt hastalıklarında ,kadın hastalıklarında da halen  kullanılmakta olan koterle yakma işlemi günümüzde bir tedavi alternatifi olarak  kullanılmaktadır. Peygamberimizin dağlamayı sevmem demesi ağrı yapmasına ve o  dönemde dağlamanın gelişigüzel ve çok sıkça kullanılmaya başlanılmasından ileri  gelmektedir.</p>
<p>Peygamberimizin hizmetlilerinden Selma (r.a) demiştir ki: “Her kim  peygamberimize başındaki bir ağrıdan şikayet etti ise Rasulullah ,ona:”kan  aldır!” buyurmuştur. Her kim de ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikayet etti  ise ,ona da :”ayaklarına kına yak! “ (9) buyurmuşlardır.<br />
(9) E. Davud Tıp 3858, Tirmizi Tıp H. 3502</font></span></font></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"> <font face="Arial" size="3">P</font></span></font><span class="tah9"><font face="Arial" size="3">eygamber  efdendimizin bir çok yerde durumun gerektirdiği oranda başından kan aldırdığı ,  ihtiyaç duyduğu kadarda vücudunun diğer yerlerinden kan aldırdığı sabit  olmuştur.Çene altından kan aldırmak diş , boğaz ağrılarına zamanında  kullanıldığı taktirde fayda sağlar , başı ve el ayalarını fazla kandan  arındırır.Ayağın üst kısmından kan aldırmak , topuğa yakın olan ana damarı  keserek kana akıtmanın yerine geçer , uyluk ve baçaklardaki yaralara ,  kadınlarda görünen kaşıntı ve adet kesilmesine yarar sağlar.Göğüs altından kan  aldırmak uyluktaki çıbanlara , uyuza , sivilcelere , nigris&#8217;e,basurlara , fil  hastalığına ve sırttaki kaşıntılara faydalıdır. </font></span><font color="#535353" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="1"> <span class="tah9"><font size="3"> <font face="Arial"></p>
<p>Amerika’lı bir profesör hastalıkların %90’ının kanın temizlenilmesi ile tedavi  edilebileceğini iddia etmiştir .Kanın temizlenmesi ile bu denli hastalıklara  karşı başarılı sonuç alınması konunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle  psikiyatrik rahatsızlıklarda önemi tahmin edilenin çok üzerindedir. Çağımızın  hastalığı haline gelmiş ve son yıllarda çok fazla miktarda görülmeye başlanılmış  depresyon tedavisinde kanın temizlenilmesi ile muhteşem derecede olumlu etki  alınabilmektedir. Depresyonda beyin hücreleri olan nöronların birbirlerine  bağlantı yaptıkları sinaptik aralıklarda seratonin, adrenalin ,noradrenalin ve  dopamin gibi hormonların geçiş hızında bozulma olmaktadır. Bu bozulmaya bağlı  olarak enerji kaybı,yorgunluk,umutsuzluk,karar vermede güçlük,unutkanlıkla  seyreden ve daha ağırlaşmış safhalarında insanları intiharlara kadar götüren  depresyon rahatsızlığı gelişmektedir. Burada kanın kirliliğinin büyük önemi  vardır. Depresyon tedavisi uyguladığım hastalarımda gözlemlediğim çok önemli bir  gerçek var. Bu hastalarımın kanlarını vermelerini sağladığımda ve kendilerine  kan temizleyici sebze ve bitkiler,bazı baharatlar önerdiğimde ilaçlara  ihtiyaçları bir süre sonra ortadan kalkmaktadır. Neşeleri yerine gelmekte  ,vücutlarındaki yorgunluk,ruhlarındaki umutsuzluk yok olmaktadır. Bu bitki ve  baharatlara uzun süre ve düzenli bir şekilde devam etmeleri olağanüstü sonuçlar  elde etmelerini sağlamaktadır.</p>
<p>Sağlığımızı etkileyen bir çok rahatsızlıklar aslında zihinseldir. Kanın  temizlenilmesi ile belirgin bir değişim meydana gelir .İnsanın sağlıklı  düşünebilme özelliği gelişir ve zihni muhteşem bir devrim yaşar.</p>
<p>Süreklilik arz eden kronikleşmiş bir çok hastalıklarda;migren,romatizma,mide  barsak rahatsızlıkları ,el ve ayaklarda üşüme,şeker hastalığı,karaciğer  yetersizliği,zihinsel ve ruhsal bir çok hastalıklarda,böbrek hastalıklarında kan  vermenin faydaları belirgindir.</p>
<p>Kan seviyesi düşük anemik ve hemofilili hastaların kan vermelerinin uygun  olmadığını da belirtmekte yarar var. Kan vermeye karar verildiğinde bir tahlil  yaptırarak kişiler vücut kan seviyelerinin kan vermeye elverişli olup olmadığını  kısa bir zaman içinde öğrenebilirler .En son kararın bir tıp doktorunun  muayenesinden geçildikten sonra verilmesinin uygun olacağını özellikle  belirtmekte yarar görüyorum.</font></p>
<p><font face="Arial"><br />
Peygamberimiz ‘ Her kim ayın on yedi on dokuz ve yirmi  birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen bir çok  hastalıklardan şifa bulur.’ (10)buyurmuşlardır.<br />
(10) E. Davud Tıp H. 3861; Tirmizi Tıp H. 2051</p>
<p>Ayrıca yine ‘Ayın on beş on yedi , on dokuz ve yirmi birinci günleri kan  aldırınız ! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerinizi  öldürmesin.’(11) buyurmuşlardır.</p>
<p>İbni Sina, ‘el kanun fi‘t Tıbb’( Tıbbın Kanunu) isimli meşhur eserinde bu  hadislerle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir. “Arabi ayların başında  kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde  fevkalade çok ve hareketli değildir. Çünkü bu günlerde sıvı maddelerin seviyesi  düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki  sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde  alınan kan kişiye zarar vermez”.(12)</font></font></span></font></font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif">&nbsp;</font></font></p>
<div align="left"> </div>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;" align="left"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"><font face="Arial" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3">Zamanımızın  tıp ve ilim adamları, hacamatın daha birçok yararlı ve tedavi edici tesirinin  bulunduğunda ittifak halindedir. </font></font></font></span></p>
<div align="left">  <font color="#000000" face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;">&nbsp;</p>
<p> </font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"> <span style="font-family:Arial;font-weight:700;"> <font size="3">Bu konuda çıkan haberi üstte sunuyor ve binlerce  delilden birini daha ilân ediyoruz.</font></span></p>
<p> </font><font face="Arial">
<p align="justify">Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda  bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının  tedavisinde hacamatın faydası görülmüştür.</p>
<p> </font> </div>
<p align="left"><strong><font color="#ff0000" face="Arial Black" size="4"> Sülükle Kan Kalma</font></strong></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left"><font face="Comic Sans MS">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font> <font face="Arial">Çocukluğumda hamamlarda sülük  vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan  vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere kadar da bunu iptidai bir metot  olarak bilirdim. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tıp  araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle  görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul  edilmektedir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan  emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de  kanlarını akıttırıyorlar?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i  Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan  aldırmağa kalksanız; mutlaka carınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz.  Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon  yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için  kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir  sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp  fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda  keşfetti?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dahası var. Bizim sülük efendinin tıbbî mahareti bundan ibaret değil.  İnsanların bir tarafı kesilse ve küçük bir yara açılsa, kan birkaç dakika sonra  kendiliğinden kesilir. Bu da Cenab-ı Allah&#8217;ın hayatımızın devamı için kanımıza  verdiği bir özelliktir. Aksi takdirde hastalık var demektir. Bizim sülük efendi,  kestiği damara yanaştı mı, normal olarak şöyle bir yarım saat kadar kan  emmelidir. Çünkü ancak bu zaman zarfında bir öğünlük gıdasını alabilir. Eh,  bilim sülük efendi insan kanun en iyi tanıyanlardan birisidir! Nasıl olsa o, en  az bir doktor kadar bilgili ve bir kimyager kadar maharetli!<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun için vücudunda salgı bezleri inşa etmiş. Bu minik laboratuarlarda,  kanın pıhtılaşmasını önleyici birudun denilen &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; maddeyi keşfedip imal etmeye  başlamış. Uyuşturucunun yanı sıra, deriye bu maddeyi de şırınga eder Böylece  kanın; sürekli akmasını sağlayarak istediği kadar içer. Önce, sarsılıp  titreyerek emmeye başlar. 20 &#8211; 30 dakika sonra, bir öğünlük gıdasını oluşturan  kanla şişmiş olarak deriden ayrılır. Ve yavaş yavaş sindirim işlemine başlar.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hani insan, sülüğün kan emmek için sahip olduğu özel aletlerini,  vücudunun hususi tanzimini ve tıbbî maharetlerini Cenab-ı Allah&#8217;a vermese, onu,  mütehassıs bir doktor, eşsiz bir biyokimyacı kabul etmesi gerekiyor. Bilmem  başka nasıl izah edeceğiz? 4nu yaratan ancak Cenab-ı Hak&#8217;tır. Çünkü Rabbımız  canlıları ve onların kanlarını, sinir sistemlerini en iyi bilen2at&#8217;tır. İşte  bunun için sülüğü ona göre tanzim etmiştir: Sülüğün varlığı ve kan emmek için  hususi tanzimi gösteriyor ki, sülüğü kim yaratmışsa, insanları da yaratan O&#8217;dur.  Evet, bir sülüğün vücudumuzda açacağı yarayı uyuşturabilmesi, kanımızın akışını  sağlayan humdun maddesini imal edebilmesi, yaratıcının birliğine bir ispattır.  Vahdaniyete bir delildir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bakın, sülüğün vücudunda, Rabbımızın daha ne hikmetleri var.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülük, bir insan vücudundan 20 &#8211; 30 dakikada aldığı kanla, hayatını tânı  altı ay kadar sürdürebilir. Bunu nasıl sağlar? Niçin bir emişte hu kadar çok kan  alma istidadı verilmiş?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tıbbî sülük, yaşadığı kendi tabiî sulak ortamında, insan kanına benzeyen  bir besini kolay kolay bulamaz. Bu yüzden Sani-î &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim olan Rabbımız, onun  vücuduna, elde ettiği bir besinden en fazla faydalanabileceği bir sistem  yerleştirmiştir. Şöyle ki : Bir öğünlük besinini emip ve depolarken vücudu,  normal hacmine göre on kat şişebilmektedir. Emmeden sonra, önce kanın suyu  ayrılır ve özel ceplerde depolanır. İş bununla da bitmez. Kanın çözüşmemesi  gerekir.Bunun için de bağırsaklarında bulundurduğuöze&#8217;1 bakterileri (Pseudomonas  hirudinus) kullanır. İşte bu sistem sayesinde bir sülük, yalnız bir öğün yemeği  ile hayatını altı ay kadar sürdürebilir. Hatta bu süre sonunda kendi vücut  dokularını parçalayarak bir süre daha yaşayabilir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hayvan şimdi modern tıpta nerelerde 9kullanılıyor?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülük uygulamasının, ciddi doku zedeleme sinin verdiği rahatsızlıkları  giderdiği görülüyor.Meselâ ameliyattan sonra yara izini taşıyan dokuyu  iyileştirdiğini gösteren emareler var. Sülükler kan çekme aracı olarak da  kullanılabilecek. Bilhassa kalp yetmezliği, ya da kalp krizi geçiren insanların  tedavisi onların yeni kullanım sahalarıdır. Ayrıca son araştırmalar, vücuttan  kopmuş organların dikilmesinde de onların işe yaradığını göstermiştir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sülüğün hiç acıtmadan, modern bir tarzda kan emebilme vasfı, bu şekilde  hususi tanzimi bize mühim bir sünnete işaret etmektedir : Kan aldırmak. Hazret-i  Peygamber hacamat âleti vurmakla kan aldırmıştır. Bir hadîste şöyle duyuruluyor  :<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şifa üç şeye münhasırdır : Bal şerbeti içmek hacamat âleti vurmak,  ateşle dağlamak. Fakat ümmetimi (başka çare kalmadıkça) ateşle dağlamaktan men  ederim (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mademki iki cihan serveri, Hz. Peygamber(S.), kan aldırmak şifa  demiştir, o mutlaka şifadır. Çünkü O&#8217;nu konuşturan Rabbimizdir. O kendi  hevasından, nefsinden konuşmaz. Sünnetinde, emir ve tavsiyelerinde, hem bu  hayatımız için, hem de öldükten sonraki ebedî hayatımız için derin hikmetler,  azim faydalar vardır.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi tıp ilmine bakalım. Kan aldırmak gerçekten insan sağlığı için  faydalı mı?<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kan aldırılınca, anormal derecede koyu kanı bulunan hastaların  beyinlerinden geçen kan akışı hızlanabilmektedir. Bu keşif, Londra Milli  Hastahanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastahanesindeki araştırmalarda bulunmuştur.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanın emilin incelmesi, kandaki alyuvar yoğurduğunu azaltır. Böylece  kalp, beyne daha rahat pompalama yapar. Kan emilince, kandakiıoksijen taşıyıcı  madde olan hemoglobin seviyesi de düşer. Bu yüzden kan, beyine yeterli oksijeni  taşıyabilmesi için daha hızlı akmaya başlar.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıca araştırmacılar, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının fark  edilir derecede arttığını ispatlamışlardır.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Koyu kandan dolayı kalp krizi ve kalp yetmezliği tehlikesi altında  bulunan insanlarda kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği de tahmin  edilmektedir. Bu tahmin, İngiltere ve Danimarka&#8217;da yapılan son araştırmalarca  desteklenmektedir.<br />
Şimdi düşünelim : 1400 sene evvel yaşamış ümmî bir insan, kan aldırmanın bunca  faydasını nasıl bildi? 1400 sene evvel, şimdiki zamana kıyasla, cehaletin kol  gezdiği bir devirde, bir insanın çıkıp ta başını yardırıp kan aldırması kolay  anlaşılacak bir iş değildir. Böyle derin tıpâ ilgisi isteyen bir işi, O Zat&#8217;ın,  kendinden emin olarak yapması ve etrafına da inandırması, O&#8217;nun peygamberliğine  aşikâr bir delildir.</font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></p>
<div align="left"> </div>
<p align="left">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <font color="#ff0000">&nbsp;DERLEME:  ŞAFAK HAMZA</font><font color="#ff0000"> </font><font color="#ff0000">&nbsp;</font><font color="#ff0000">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font><font color="#ff0000">&nbsp;</font><font color="#ff0000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="mailto:admin@ihvanim.com"> <font color="#ff0000">admin@ihvanim.com</font></a>&nbsp; </font></p>
<div align="left">KAN ALDIRMAK Tıbbı Nebevi ‘de kan aldırma işlemi alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile değil tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan aldırma işlemine hacamat denir. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı geçecek ve kanın sulanması sağlanmış olacaktır. Akışkanlık özelliği artan kanın aynı zamanda çevredeki , beyin ve karaciğerdeki dolaşımı da düzelmiş olacaktır.</p>
<p>Kanın Alınma Şekilleri</p>
<p>Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş bir cam kavanoz      (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir. Örneğin peygamberimiz baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından ,zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından ,topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.(6)</p>
<p>İkinci kan aldırma yöntemi ise ön kolun üst kısmından girilerek direkt damardan alınmasıdır. Genel kan dolaşımından alınan bu kan derin vücut dokularındaki kirlenmiş kanın dışarıya çıkmasını sağlamaktadır.</p>
<p>(6) E. Davud Tıp H. 3859. 3860, Tirmizi Tıp H. 2052, İ. Mace Tıp H. 3484. 3484</p>
<p>Kan Aldırmanın Faydaları</p>
<p>Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) Hadis-i Şerif&#8217;de &#8220;Mirac&#8217;dan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam. Ey Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)! Ümmetine hacamat olmalarını emret! dediler.&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) hayber&#8217;de zehirli koyun buduyla zehirlenildiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm kendisine hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir.</p>
<p>&#8220;Hacamat her hastalığa faydalıdır,uyanık olun hacamat olun.&#8221;</p>
<p>Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, başağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır. &#8220;Kafadan hacamat olmak her hastalığın ilacıdır&#8221;Hadis-i Şerif</p>
<p>Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cüzzam, delilik, alaca hastalığı,kısırlık ve daha bir çok hastalık. Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamattan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser&#8217;den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır.</p>
<p>Hacamat iki türlü amaç için olur bunlar; 1-Korunma 2-Tedavi (Tedavi amaçlı olduğu zaman,mevsim ve ayın günleri gözetilmez, ancak haftanın günleri gözetilmeye çalışılır.)</p>
<p>Hacamatın faydası akılla bilinebilecek bir şey değildir, nakille bilinir.</p>
<p>Hacamatın faydalı olduğu yaşlar, 2 yaş ile 60 yaş arasıdır.</p>
<p>Kadınların adet nedeniyle hacamata ihtiyacı yoktur görüşü yanlıştır. Adet şifayı gerektirmez, şifa için hacamat olmaları gerekmektedir. Efendimiz&#8217;in (Sallallahü aleyhi ve sellem) hanımları hacamat olmuşlardır. Kendilerine cin musallat olan kadınlara hacamat yapıldığı takdirde 6 ay cinler yaklaşamıyor.</p>
<p>Ayın 17 sinde hacamat olmanın 1 senelik şifası.</p>
<p>Hacamatta derinin altındaki uyuşuk kan alınıyor. Damardan kan vermekte faydalıdır ancak Efendimiz(Sallallahü aleyhi ve sellem) ve Selef bunu yapmamışlardır.</p>
<p>Büyük alimler 3 ayda bir hacamat olurlardı.</p>
<p>Hacamat 1 inden 14 üne kadar mekruh olur(faydasız).</p>
<p>Hacamat yapılmadan önce kiraz yenilmemelidir.(Mümkünse bir ay evvelden itibaren)</p>
<p>Hacamat açken yapılacak. Hacamattan evvel en az 8 saat bir şey yenmeyecek…</p>
<p>Ayın 17 nci günü Salı gününe denk gelirse hacamat olunabilir bu da çok faydalıdır.(Alimler yapılabileceğini uygun görmüşler)</p>
<p>Hacamat esnasında Ayet-el Kûrsi&#8217;nin olunması, hacamatın faydasını iki katına çıkarır.<br />
(7 kere okunması gerektiğini söyleyenler vardır.)</p>
<p>Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan hacamat çok faydalıdır.</p>
<p>50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır.</p>
<p>Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır.(İki diz, iki ayak gibi…)</p>
<p>Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan kişiler doktorun izniyle ve usta bir hacamatçıya en uygun yerden en fazla 1 kere hacamat olmalı…</p>
<p>Bir insan bünyesine, dayanıklılığına ve vücudunun kan oranının azlığına yada çokluğuna göre 1 yerinden, 8 yerine kadar aynı anda hacamat olabilir.</p>
<p>Bir kere hacamat olan bir kişi bir daha hacamat olması için en az 1 ay, ortalama 3 ay geçmesi gerekir.</p>
<p>Hacamattan sonra tuzlu, süt ürünleri ve hayvani şeyler yememeli, 1 gün önce 3 gün sonrasına kadar cimâ yapılmamalıdır.</p>
<p>Hacamat gününe ve şartlarına uyulmazsa şifa değil hastalığa sebep olur…</p>
<p>Hacamatçı işini ehli olmalı ve Hacamat yapılacak yerleri çok iyi bilmelidir.Hangi hastalık için nereden hacamat olunacağını hacamatçı bilmeyebilir. Bunu açıklayan kitaplar vardır, o kitaplara bakarak öğrenilmeli ve oralardan hacamat olunmalıdır.</p>
<p>Hacamat yaptırırken başta Sünneti Seniyye sonra da mesela şifasını istediğiniz hastalığa şifa yada zahiri ve Batıni hastalıklardan korunma niyetiyle yapılırsa daha iyi olur.</p>
<p>EN FAYDALI YERLER<br />
-En faydalı yer Kâhildir (İki kürek arasının 10 cm üstü).<br />
-Sonra Ehdeayn (2 kulak arkası).<br />
-Sonra kalbin arkasıdır</p>
<p> En Uygun Zaman</p>
<p>MEVSİM OLARAK ZAMANI<br />
Hacamat sıcaklar bastırdığı zaman yapılır. Sıcaklar bastırdığı zaman ilkbaharın sonu,kiraz çıktığı zaman Mayıs-Haziran aylarıdır. (Hacamat oluncaya kadar kiraz yenilmemelidir.Bir ay evvelden hacamat yapılacak zamana kadar yenilmese iyi olur.) &#8220;Sıcak şiddetlendiği zaman zaman hacamat ile yardım isteyin&#8221; Hadis-i Şerif</p>
<p>AYIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI(Hacamat Hicri ayın günlerine göre yapılır)<br />
Her ayda hacamat olabileceğin 4 gün vardır o geçti mi, diğer ay beklenecek. Hacamat gökteki ayın (HİCRİ)17-19-21-15 nci günlerinde yapılmalıdır. En faydalısı 17 nci gündür. Hacamat ayın ilk günlerinden 14&#8242;üne kadar(gökteki ayın büyüme günlerinde) faydalı değildir. 15 inden 21 ine kadar(Hicri ve tek günlerde) günlerde faydalıdır. 22 sinden 30 una kadar ay küçük olduğu için bedenler zayıf olur ve çıkan kan az olacağından faydası az olur(Bunun içindir ki ameliyatlar mümkünse ayın 14 ünden sonra yapılmalıdır.Bunun için denilmiştir ki; Kesilmesi istenen bir iş, ay küçülürken, yani 14 ünden 30 una kadar yapılmalı-Devam etmesi istenen bir iş de ay büyürken yani 1 inden 14 üne kadar yapılmalı.Mümkünse devam etmesi istenen bir işe ayın ilk çarşambası başlanmalı.-Bununla beraber ayın 1 inde ortasından ve sonunda bir işe başlama-Marifetname). Hadis-i Şeriflerde, tekli günler tavsiye edilmiştir. Bu günler içinde en çok faydalı olduğu gün ayın (Hicri)17 nci günüdür. Ondan sonra (Hicri)19, ondan sonra (Hicri)21, ondan sonra (Hicri)15 nci gündür.</p>
<p>HAFTANIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI<br />
Hacamat PAZARTESİ günü yapılmalıdır.Hakkında teşvik olup yasak olmayan tek gün pazartesidir. Haftanın üç günü hakkında hem teşvik edici, hem de yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Eğer Pazartesi günü mümkün olmazsa, bu üç günde hacamat olunabilir. Bu günler; PAZAR, SALI, PERŞEMBE (Salı günü ayın, hicri 17&#8242;nci gününe gelirse hacamat için çok uygundur.)</p>
<p>HANGİ GÜNLERDE YAPILMAMALI<br />
Haftanın üç günü hakkında teşvik olmayıp sadece yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Bu üç günde yasak günlerdir; ÇARŞAMBA, CUMA, CUMARTESİ (Bu günlerde ameliyat, mümkünse yapılmamalıdır.) BU GÜNLERDE KESİNLİKLE HACAMAT OLMAMALIDIR. Hadis-i Şerif&#8217;te &#8220;Kim Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat olurda bedeninde alaca hastalığı görürse, sadece kendini kınasın.&#8221;,&#8221;Cuma günü bir saat vardır, kim o saatte hacamat olursa mutlaka ölür.&#8221;, &#8220;Cuma, Cumartesi, Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.&#8221;</p>
<p>ŞÜPHELİ GÜNLER<br />
Haftanın üç günü ise hem yasaklanmış, hem teşvik edilmiştir. Bunlar; PAZAR, SALI, PERŞEMBE günleridir. Eğer Pazartesi(Pazartesi en faydalı gündür) hacamat olmak mümkün olmaz ise bu günlerde olunabilir. Hadis-i Şerifler;&#8221;Kim Perşembe günü Hacamat olurda o gün hastalanırsa,o hastalıkta ölür.&#8221;, &#8220;Salı günü kan günüdür,o günde bir saat vardır ki o saatte kanama kesilmez.&#8221;</p>
<p>GÜNÜN HANGİ SAATİNDE YAPILMALI<br />
En faydalısı güneş doğduktan 1 saat geçtikten sonraki 2 saattir(bu 2 saatten sonrada öğlen kerahet vaktine kadarda hacamat yapılabilir), bu mümkün olmazsa öğlen ikindi arası.</p>
<p>Bazı bilim adamlarına göre Ay ‘ın çekim kuvveti sadece med ve cezir (gel-git) hadisesi ile sulara değil ; aynı zamanda insanlara , hayvanlara , meyvelere ,ağaçlara topraklara , hatta madenlere dahi tesir etmektedir. “‘Güneşin tesiri harareti ile , ayın tesiri ise rutubeti iledir.” (13)</p>
<p>(11) K. Ummal 10/28126 (Benzar ve E. Nuaym’dan naklen)<br />
(12) İ. Sina Kanun 1/212<br />
(13) Ali Rıza Karabulut Tıbb-ı Nebevi sh. 377</p>
<p>Ayın ilk yarısında vücutta kan miktarı artmaktadır. Kan miktarının artmış olduğu bu dönemde insanlar kendilerini güçlü ve sağlıkl ı hissederler. İkinci yarısında ise kan miktarı azalır. Bu dönemde ise zayıflık hisseden insanların ağrıları artar. Daha geç iyileşirler. Kan dolaşımları ve bağışıklık sistemleri zayıflamıştır.<br />
“ Ayın ilk yarısında (Dolunay halinde ) hararetle , rutubetin artmasından dolayı , damarlardaki kan çoğalır. Ayrıca dolaşımdaki kanın hızında da artma meydana gelir. Cinsel istekte kuvvetlenme olur. Yapılan araştırmalara göre bu dönemde ayın 11-21. günlerinde işlenen suçlar ve cinayetlerde belirgin artışlar olduğu tespit edilmiştir. Bu günlerde ayın cazibesi vücuttaki kanın hareketlenmesine ve vücudun dinç olmasına tesir ettiğinden dolayı kişiyi suç işlemeye müsait bir hale getirdiği gibi , sinir sistemine de tesir etmektedir “.(14)</p>
<p>Eğer insan vücudundaki kan hücreleri yanyana dizilecek olsaydı, 96.500 km&#8217;lik bir şerit oluşturacaklardı, yani dünyanın çevresini 2 kez dolaşmaya yeterli bir uzunlukta olacaklardı.</p>
<p>Minik bir kan damlasının %50&#8242;sinde, 5 milyon alyuvar, 10 bin akyuvar ve 250 bin trombosit vardır. Diğer yarısını ise plazma teşkil eder.</p>
<p>Bir akyuvarın kalbinizden başınıza gidip gelmesi yaklaşık 10 sn, ayak baş parmağınıza gidip gelmesi ise yaklaşık 1 dakika sürer. Bir gün içinde bu akyuvar vücutta binden fazla tur yapar.</p>
<p>Akyuvarlak saniyede 1.2 milyon tane olmak üzere kemik iliğinde yaratılır. Bir ömür boyunca buralarda yaklaşık yarım ton akyuvar yaratılır.</p>
<p>Eskiden beri hacamatın her türlü rahatsızlığa iyi geldiği düşünülmektedir. Frederick, savaşlarda sinirlerini yumuşatmak için hacamat yaptırırdı. XIII. Louis ise 6 ay içinde 47 hacamat yaptırmıştı.</p>
<p>&#8220;Ölüm hariç her hastalığın ilacı vardır&#8221;</p>
<p>Peygamber efendimiz kendisi ilaç kullanır, Eshabına da , &#8220;Ey Allahın kulları! İlac kullanın!&#8221; buyururdu. Bir kere de, &#8220;Her hastalığın ilacı vardır. Yalnız ölüme çare yoktur&#8221; buyurdu. İlac, kaza ve kaderi değişdirir mi dediklerinde, &#8220;Kaza ve kader, insana ilacı kullandırır&#8221; buyurdu. Bir defasında da, &#8220;Bütün Meleklerden işittim ki, ümmetine söyle, hacamat yaptırsınlar. Yani kan aldırsınlar dediler&#8221; buyurdu.</p>
<p>İlac üç türlüdür: Birinci kısm ilacların tesiri, faydası katidir, meydandadır. Ekmeğin açlığı, suyun susuzluğu gidermesi böyledir. Ölmiyecek kadar ve namazı ayakda kılabilecek kadar yemek, içmek farzdır. Bu kadar yememek büyük günahdır. Faydası kat&#8217;i olan ilacları kullanmak farz olmaktadır. Tesiri kati olan sebeblere yapışmanın vacib bunları kullanmayıp zarar görmek günahtır. Tesiri muhakkak olan bu gibi ilacları kullanmamak tevekkül değil, ahmaklıktır ve haramtır.</p>
<p>İkinci kısm ilacların tesiri kati olmadığı gibi, zan ile de değildir. Fayda ihtimali vardır. Fen yolu ile tecribe edilmemiş maddeler ve Kur&#8217;an-ı kerimden olmayan, manasız yazılar kullanmak ve ateşle dağlamak ve uğurlu sanarak kullanılan şeyler böyledir. Tevekkül etmek için, bunları kullanmamak lazımdır. Peygamber efendimiz, bunları kullanmak, sebeblere fazla düşkün olmak alametidir, buyurdu.</p>
<p>Üçüncü kısm ilaclar, birinci ve ikinci kısm arasında olanlardır. Bunların faydaları hadisle sabittir,  Damardan kan alma, deriden hacamat yapmak, müshil almak,Bazan bunları kullanmamak daha iyi olur. Peygamberimiz, &#8220;Arabi ayın onyedinci veya ondokuzuncu veya yirmibirinci günleri hacamat olunuz ki, kan artarsa (ya&#8217;ni tansiyon yükselirse), ölüme sebeb olur&#8221; buyurdu. Bir defasında da &#8220;Allahü teâlânın ölüme sebeb yapdığı hastalıklardan birisi, kanın artmasıdır&#8221; buyurdu.</p>
<p>Peygamberimiz, Sa&#8217;d bin Mu&#8217;az için, fasd yani damardan kan aldırmasını emir buyurmuştu. Hazret-i Alinin mubarek gözü ağrıdığı zaman da, taze hurma yememesini, pancar yaprağı, yoğurt ve pişmiş arpa yimesini söyledi. Peygamberimiz, her gece sürme sürerdi. Her ay hacamat olurdu. Vahy geldiği zaman, mubarek başı ağrırdı. Mubarek başına kına bağlardı. Bir yeri yara olsa, oraya kına kordu. Birşey bulunmadığı zeman, temiz toprak tozu ekerdi. Daha nice ilac kullanmıştır.</p>
<p>Allah (Celle Celalühu) buyuruyor ki:</p>
<p>-&#8221;Şanım hakkı için muhakkak ki size Rasülullah&#8217;da pek güzel bir örnek vardır. Allah&#8217;a ve son güne ümit besler olup da Allah&#8217;ı çok zikreden kimseler için.&#8221; (1) &#8220;&#8230;Allah ve Rasülü&#8217;ne itaat edin&#8230;(2)</p>
<p>İbnu Abbas (Radıyallahu Anh) anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp bu işi yapana da ücretini ödemiştir.(3) İbnu Abbas der ki: &#8220;Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mi&#8217;raç gecesinde, meleklerden mürekkep bir cemaate her uğrayışında; &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!&#8221; derlerdi.(4) Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebiliriz ki; Kan aldırmak, Hacamat, hem sünneti seniye açısından ibadet, hem de sağlık açısından gerekli bir iştir.</p>
<p>Hacamat &#8220;hacamat bıçağı&#8221; veya &#8220;hacamat zembereği&#8221; denilen bir aletle tatbik edilir. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine konularak kanı emmesi sağlanır.</p>
<p>Hadisler</p>
<p>Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.s)&#8217;in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: &#8220;Andolsun Allah&#8217;ın Resulu&#8217;nde sizin için Allah&#8217;ı ve ahireti arzu eden ve Allah&#8217;ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır&#8221; (el-Ahzâb, 33/21).</p>
<p>Mirac gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Peygamberimize: &#8220;ümmetine hacamatı emret!&#8221; diye söylediğini Abdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm&#8217;a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: &#8220;Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)&#8221;(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır (Buhârî, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). İhramlı iken saç kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s) oruçlu iken de hacamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).</p>
<p>Ebu Kesbe el-Enmari radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam basindan ve iki omuzu arasindan hacamat olur ve:</p>
<p>&#8220;Kim bu kandan akitirsa, herhangi bir hastalik için, bir baska ilacla tedavi olmasa da zarar gormez!&#8221; buyururdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3859); Ibnu Mace, Tibb 21, (3484).</p>
<p>Nâfi (r.a)&#8217;den rivayet edildiğine göre İbn Ömer (r.a) (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk hacamatçı seçme demiştir.</p>
<p>Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (s.a.s)&#8217;den şu buyruğu işittim: &#8220;Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah&#8217;ın ismini anarak perşembe günü hacamat olsun &#8221; (İbn Mâce, Kitâbu&#8217;t-Tıb, 22).</p>
<p>İbn Hacer Buhârî şerhindeki Hacamat bölümünde özetle şu bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde &#8220;Hangi saat hacamat olur&#8221; başlığı altında bir bâb açmış ve burada Ebû Mûsa&#8217;nın geceleyin hacamat olduğuna dair bir eseri ile Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair İbn Abbâs (r.a)&#8217;ın bir hadîsini rivayet etmiştir.</p>
<p>İbn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hacamat olmak için uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî&#8217;nin sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî hacamat işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü hacamat işinin geceleyin yapıldığını ve Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in oruçlu iken hacamat olduğuna dair hadîsi rivayet etmiştir.</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam, boynunun iki tarafindaki damarlari ile iki omuzun arasindaki damardan hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 4, (3860); Tirmizi, Tibb 12, (2052); Ibnu Mace, Tibb 21, (3483).</p>
<p>Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;(Bir gun) Cebrail Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;a, Ahdaayn (boynun iki tarafindaki damar) hizasindan ve kahilden (iki omuzun arasi) hacamat olma emrini getirdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi su ziyadede bulunur: &#8220;(Resulullah aleyhissalatu vesselam) ayin onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2052).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Kim hacamat olmak isterse, ayin 17 veya 19 veya 2l&#8217;ini arasin. Sakin, kan fazlalasmak suretiyle birinize galebe calip onu oldurmesin.&#8221;</p>
<p>Diger &#8216;hacamat&#8217; kan verme Hadis&#8217;leri;</p>
<p> Sahiheyn&#8217;de gelen bir rivayette şöyle denir: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat olur, kimseye ucretinde zulmetmezdi.&#8221;</p>
<p>Buhari, Icare 18; Muslim, Selam 77, (1577).</p>
<p>Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Haccm ne iyi kuldur; (fazla) kani giderir, beli hafifletir, gozu parlatir.&#8221;</p>
<p>Ibnu Abbas der ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam Mirac gecesinde, meleklerden murekkeb bir cemaate her ugrayisinda: &#8220;Hacamat olmaya devam et! Ummetine de hacamat olmalarini emret!&#8221; derlerdi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Tibb 12, (2054).</p>
<p>Ebu Bekre radiyallahu anh&#8217;tan anlatildigina gore, bu muhterem sahabi, ailesini sali gunu hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Sali gunu kan gunudur. O gunde bir saat vardir, kan durmaz.&#8221;</p>
<p>Ebu Davud, Tibb 5, (3862).</p>
<p>Hz. Enes radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Mirac sirasinda yanlarindan gectigim her cemaat bana mutlaka &#8220;Ey Muhammed! Ummetine hacamat olmalarini emret!&#8221; demistir.&#8221;</p>
<p> Hz. Cabir radiyallahu anh anlatýyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir keresinde) atindan bir hurma kutugu uzerine dusmus ve ayagi cikmisti.&#8221;</p>
<p>Ravi Veki&#8217; der ki: &#8220;Yani Resulullah aleyhissalatu vesselam, bir incinmeden dolayi ayaginin ustunden hacamat ettirmistir.&#8221;</p>
<p>&#8221;İbn-i Abbas , Peygamber efendimizin şöyle dediğini nak leder:&#8221;Kan alan kişi ne iyidir.Kan almak fazla kanı dışarı atıyor , Sulvün yükünü hafifletiyor ve gözleri kuvvetlendiriyor.&#8221;</p>
<p>Ibnu Omer radiyallahu anhuma (azadlisina): &#8220;Ey Nafi bana kan galebe caldi, benim icin bir haccam getir, getirecegin haccam genc olsun, yasli veya cocuk olmasin&#8221; dedi. Devamla Ibnu Omer dedi ki: &#8220;Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;in: &#8220;Ac karnina hacamat olma idealdir, (onda sifa ve bereket vardir) akli artirir. Hafizayi guclendirir. Hafiz olmak isteyenlerin hifzetme kabiliyetini artirir. Hacamat olmak isteyen Allah&#8217;in adiyla persembe gunu hacamat olsun. Cuma, cumartesi, pazar gunlerinde hacamat olmaktan kacinin. Pazartesi ve Sali gunu de hacamat olunuz. Carsamba gunu hacamat olmaktan kacinin: Cunku o, Eyyub aleyhisselam&#8217;in belaya dustugu gundur. Cuzzam ve alaca hastaligi da sadece carsamba gunu veya carsamba gecesi zuhur eder&#8221; dedigini isittim.&#8221;</p>
<p>Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 14 asır önceden ümmetine hacamatı (kan aldırmayı) tavsiye ediyor ve bunun çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu şu şekilde bildiriyor:</p>
<p>“Hacamat, bütün hastalıklara şifâdır. Aman hacamat olun.”</p>
<p>“Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.”</p>
<p>“Tedavi olduğunuz şeyler arasında, şunlarda şifâ vardır: Hacamat, bal şerbeti ve dağlama. Lâkin ben dağlamayı sevmem.”</p>
<p>“Aç karnına hacamat daha iyidir. Bunda şifâ ve bereket vardır. Akıl ve hafızayı ziyade eder.”</p>
<p>“Baştan hacamat olmak, eğer sahibi niyet ederse, yedi derde şifâdır: cinnet, baş ağrısı, cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.”</p>
<p>“Sıcağın şiddetinden, hacamatla korununuz. Zira sıcakta kan yoğunlaşır da adamı hasta eder, hattâ öldürür.” (Râmûz el-Hadîs’ten)</p>
<p>Son hadîs-i şerifte, sıcakta kanın yoğunlaşacağı bildirilmiştir ki, bu durum su kaybı ile gerçekleşir. Bugün tıp, kanın yoğun olduğu polisitemia vera hastalığında kan almayı, bir tedavi şekli olarak kabul eder. Bu hastalıkta, diğer hadîste geçen başağrısı, başdönmesi, halsizlik ve fenalık hissi gibi şikâyetler vardır.</p>
<p>Peygamberimiz “damardan veya deriden kan aldırmak,tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır.”(7) buyurmuştur.</p>
<p>Daha öncede kısaca açıkladığımız üzere yaşamımızda sağlığımızın merkezi konumunda olan kanımız kendine has muhteşem özellikleri ile sağlığımızın kalitesi hakkında çok kısa bir zaman içinde önemli oranda fikir sahibi olmamızı sağlamaktadır.</p>
<p>Yine peygamberimiz”üç şeyde şifa vardır .Bal şerbeti içmekte,kan aldırmakta ve kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem.”(8) buyurmuşlardır.</p>
<p>(7) Bağdadi s. 45; E. Nuaym vr. 35 b.<br />
(8) Buhari Tıp 7/12, İ. Mace Tıp H. 3491, Müsned 1/246</p>
<p>Şu anda da günümüzde burun kanamaları için kulak burun boğaz uzmanları ilaçlara cevap vermiyorsa burunun hemen ön kısmında kanamaya sebebiyet veren alanı koterle yakmaktadırlar .Cilt hastalıklarında ,kadın hastalıklarında da halen kullanılmakta olan koterle yakma işlemi günümüzde bir tedavi alternatifi olarak kullanılmaktadır. Peygamberimizin dağlamayı sevmem demesi ağrı yapmasına ve o dönemde dağlamanın gelişigüzel ve çok sıkça kullanılmaya başlanılmasından ileri gelmektedir.</p>
<p>Peygamberimizin hizmetlilerinden Selma (r.a) demiştir ki: “Her kim peygamberimize başındaki bir ağrıdan şikayet etti ise Rasulullah ,ona:”kan aldır!” buyurmuştur. Her kim de ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikayet etti ise ,ona da :”ayaklarına kına yak! “ (9) buyurmuşlardır.<br />
(9) E. Davud Tıp 3858, Tirmizi Tıp H. 3502</p>
<p>Peygamber efdendimizin bir çok yerde durumun gerektirdiği oranda başından kan aldırdığı , ihtiyaç duyduğu kadarda vücudunun diğer yerlerinden kan aldırdığı sabit olmuştur.Çene altından kan aldırmak diş , boğaz ağrılarına zamanında kullanıldığı taktirde fayda sağlar , başı ve el ayalarını fazla kandan arındırır.Ayağın üst kısmından kan aldırmak , topuğa yakın olan ana damarı keserek kana akıtmanın yerine geçer , uyluk ve baçaklardaki yaralara , kadınlarda görünen kaşıntı ve adet kesilmesine yarar sağlar.Göğüs altından kan aldırmak uyluktaki çıbanlara , uyuza , sivilcelere , nigris&#8217;e,basurlara , fil hastalığına ve sırttaki kaşıntılara faydalıdır.</p>
<p>Amerika’lı bir profesör hastalıkların %90’ının kanın temizlenilmesi ile tedavi edilebileceğini iddia etmiştir .Kanın temizlenmesi ile bu denli hastalıklara karşı başarılı sonuç alınması konunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle psikiyatrik rahatsızlıklarda önemi tahmin edilenin çok üzerindedir. Çağımızın hastalığı haline gelmiş ve son yıllarda çok fazla miktarda görülmeye başlanılmış depresyon tedavisinde kanın temizlenilmesi ile muhteşem derecede olumlu etki alınabilmektedir. Depresyonda beyin hücreleri olan nöronların birbirlerine bağlantı yaptıkları sinaptik aralıklarda seratonin, adrenalin ,noradrenalin ve dopamin gibi hormonların geçiş hızında bozulma olmaktadır. Bu bozulmaya bağlı olarak enerji kaybı,yorgunluk,umutsuzluk,karar vermede güçlük,unutkanlıkla seyreden ve daha ağırlaşmış safhalarında insanları intiharlara kadar götüren depresyon rahatsızlığı gelişmektedir. Burada kanın kirliliğinin büyük önemi vardır. Depresyon tedavisi uyguladığım hastalarımda gözlemlediğim çok önemli bir gerçek var. Bu hastalarımın kanlarını vermelerini sağladığımda ve kendilerine kan temizleyici sebze ve bitkiler,bazı baharatlar önerdiğimde ilaçlara ihtiyaçları bir süre sonra ortadan kalkmaktadır. Neşeleri yerine gelmekte ,vücutlarındaki yorgunluk,ruhlarındaki umutsuzluk yok olmaktadır. Bu bitki ve baharatlara uzun süre ve düzenli bir şekilde devam etmeleri olağanüstü sonuçlar elde etmelerini sağlamaktadır.</p>
<p>Sağlığımızı etkileyen bir çok rahatsızlıklar aslında zihinseldir. Kanın temizlenilmesi ile belirgin bir değişim meydana gelir .İnsanın sağlıklı düşünebilme özelliği gelişir ve zihni muhteşem bir devrim yaşar.</p>
<p>Süreklilik arz eden kronikleşmiş bir çok hastalıklarda;migren,romatizma,mide barsak rahatsızlıkları ,el ve ayaklarda üşüme,şeker hastalığı,karaciğer yetersizliği,zihinsel ve ruhsal bir çok hastalıklarda,böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.</p>
<p>Kan seviyesi düşük anemik ve hemofilili hastaların kan vermelerinin uygun olmadığını da belirtmekte yarar var. Kan vermeye karar verildiğinde bir tahlil yaptırarak kişiler vücut kan seviyelerinin kan vermeye elverişli olup olmadığını kısa bir zaman içinde öğrenebilirler .En son kararın bir tıp doktorunun muayenesinden geçildikten sonra verilmesinin uygun olacağını özellikle belirtmekte yarar görüyorum.</p>
<p>Peygamberimiz ‘ Her kim ayın on yedi on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen bir çok hastalıklardan şifa bulur.’ (10)buyurmuşlardır.<br />
(10) E. Davud Tıp H. 3861; Tirmizi Tıp H. 2051</p>
<p>Ayrıca yine ‘Ayın on beş on yedi , on dokuz ve yirmi birinci günleri kan aldırınız ! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerinizi öldürmesin.’(11) buyurmuşlardır.</p>
<p>İbni Sina, ‘el kanun fi‘t Tıbb’( Tıbbın Kanunu) isimli meşhur eserinde bu hadislerle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir. “Arabi ayların başında kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde fevkalade çok ve hareketli değildir. Çünkü bu günlerde sıvı maddelerin seviyesi düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde alınan kan kişiye zarar vermez”.(12)</p>
<p>Zamanımızın tıp ve ilim adamları, hacamatın daha birçok yararlı ve tedavi edici tesirinin bulunduğunda ittifak halindedir.</p>
<p>Bu konuda çıkan haberi üstte sunuyor ve binlerce delilden birini daha ilân ediyoruz.</p>
<p>Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisinde hacamatın faydası görülmüştür.</p>
<p>Sülükle Kan Kalma</p>
<p>        Çocukluğumda hamamlarda sülük vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere kadar da bunu iptidai bir metot olarak bilirdim. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir.<br />
        Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de kanlarını akıttırıyorlar?<br />
        Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan aldırmağa kalksanız; mutlaka carınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz. Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda keşfetti?<br />
        Dahası var. Bizim sülük efendinin tıbbî mahareti bundan ibaret değil. İnsanların bir tarafı kesilse ve küçük bir yara açılsa, kan birkaç dakika sonra kendiliğinden kesilir. Bu da Cenab-ı Allah&#8217;ın hayatımızın devamı için kanımıza verdiği bir özelliktir. Aksi takdirde hastalık var demektir. Bizim sülük efendi, kestiği damara yanaştı mı, normal olarak şöyle bir yarım saat kadar kan emmelidir. Çünkü ancak bu zaman zarfında bir öğünlük gıdasını alabilir. Eh, bilim sülük efendi insan kanun en iyi tanıyanlardan birisidir! Nasıl olsa o, en az bir doktor kadar bilgili ve bir kimyager kadar maharetli!<br />
        Bunun için vücudunda salgı bezleri inşa etmiş. Bu minik laboratuarlarda, kanın pıhtılaşmasını önleyici birudun denilen      maddeyi keşfedip imal etmeye başlamış. Uyuşturucunun yanı sıra, deriye bu maddeyi de şırınga eder Böylece kanın; sürekli akmasını sağlayarak istediği kadar içer. Önce, sarsılıp titreyerek emmeye başlar. 20 &#8211; 30 dakika sonra, bir öğünlük gıdasını oluşturan kanla şişmiş olarak deriden ayrılır. Ve yavaş yavaş sindirim işlemine başlar.<br />
        Hani insan, sülüğün kan emmek için sahip olduğu özel aletlerini, vücudunun hususi tanzimini ve tıbbî maharetlerini Cenab-ı Allah&#8217;a vermese, onu, mütehassıs bir doktor, eşsiz bir biyokimyacı kabul etmesi gerekiyor. Bilmem başka nasıl izah edeceğiz? 4nu yaratan ancak Cenab-ı Hak&#8217;tır. Çünkü Rabbımız canlıları ve onların kanlarını, sinir sistemlerini en iyi bilen2at&#8217;tır. İşte bunun için sülüğü ona göre tanzim etmiştir: Sülüğün varlığı ve kan emmek için hususi tanzimi gösteriyor ki, sülüğü kim yaratmışsa, insanları da yaratan O&#8217;dur. Evet, bir sülüğün vücudumuzda açacağı yarayı uyuşturabilmesi, kanımızın akışını sağlayan humdun maddesini imal edebilmesi, yaratıcının birliğine bir ispattır. Vahdaniyete bir delildir.<br />
        Bakın, sülüğün vücudunda, Rabbımızın daha ne hikmetleri var.<br />
        Sülük, bir insan vücudundan 20 &#8211; 30 dakikada aldığı kanla, hayatını tânı altı ay kadar sürdürebilir. Bunu nasıl sağlar? Niçin bir emişte hu kadar çok kan alma istidadı verilmiş?<br />
        Tıbbî sülük, yaşadığı kendi tabiî sulak ortamında, insan kanına benzeyen bir besini kolay kolay bulamaz. Bu yüzden Sani-î      Hakim olan Rabbımız, onun vücuduna, elde ettiği bir besinden en fazla faydalanabileceği bir sistem yerleştirmiştir. Şöyle ki : Bir öğünlük besinini emip ve depolarken vücudu, normal hacmine göre on kat şişebilmektedir. Emmeden sonra, önce kanın suyu ayrılır ve özel ceplerde depolanır. İş bununla da bitmez. Kanın çözüşmemesi gerekir.Bunun için de bağırsaklarında bulundurduğuöze&#8217;1 bakterileri (Pseudomonas hirudinus) kullanır. İşte bu sistem sayesinde bir sülük, yalnız bir öğün yemeği ile hayatını altı ay kadar sürdürebilir. Hatta bu süre sonunda kendi vücut dokularını parçalayarak bir süre daha yaşayabilir.<br />
        Bu hayvan şimdi modern tıpta nerelerde 9kullanılıyor?<br />
        Sülük uygulamasının, ciddi doku zedeleme sinin verdiği rahatsızlıkları giderdiği görülüyor.Meselâ ameliyattan sonra yara izini taşıyan dokuyu iyileştirdiğini gösteren emareler var. Sülükler kan çekme aracı olarak da kullanılabilecek. Bilhassa kalp yetmezliği, ya da kalp krizi geçiren insanların tedavisi onların yeni kullanım sahalarıdır. Ayrıca son araştırmalar, vücuttan kopmuş organların dikilmesinde de onların işe yaradığını göstermiştir.<br />
        Sülüğün hiç acıtmadan, modern bir tarzda kan emebilme vasfı, bu şekilde hususi tanzimi bize mühim bir sünnete işaret etmektedir : Kan aldırmak. Hazret-i Peygamber hacamat âleti vurmakla kan aldırmıştır. Bir hadîste şöyle duyuruluyor :<br />
        Şifa üç şeye münhasırdır : Bal şerbeti içmek hacamat âleti vurmak, ateşle dağlamak. Fakat ümmetimi (başka çare kalmadıkça) ateşle dağlamaktan men ederim (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).<br />
        Mademki iki cihan serveri, Hz. Peygamber(S.), kan aldırmak şifa demiştir, o mutlaka şifadır. Çünkü O&#8217;nu konuşturan Rabbimizdir. O kendi hevasından, nefsinden konuşmaz. Sünnetinde, emir ve tavsiyelerinde, hem bu hayatımız için, hem de öldükten sonraki ebedî hayatımız için derin hikmetler, azim faydalar vardır.<br />
        Şimdi tıp ilmine bakalım. Kan aldırmak gerçekten insan sağlığı için faydalı mı?<br />
        Kan aldırılınca, anormal derecede koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışı hızlanabilmektedir. Bu keşif, Londra Milli Hastahanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastahanesindeki araştırmalarda bulunmuştur.<br />
        Kanın emilin incelmesi, kandaki alyuvar yoğurduğunu azaltır. Böylece kalp, beyne daha rahat pompalama yapar. Kan emilince, kandakiıoksijen taşıyıcı madde olan hemoglobin seviyesi de düşer. Bu yüzden kan, beyine yeterli oksijeni taşıyabilmesi için daha hızlı akmaya başlar.<br />
        Ayrıca araştırmacılar, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının fark edilir derecede arttığını ispatlamışlardır.<br />
        Koyu kandan dolayı kalp krizi ve kalp yetmezliği tehlikesi altında bulunan insanlarda kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği de tahmin edilmektedir. Bu tahmin, İngiltere ve Danimarka&#8217;da yapılan son araştırmalarca desteklenmektedir.<br />
Şimdi düşünelim : 1400 sene evvel yaşamış ümmî bir insan, kan aldırmanın bunca faydasını nasıl bildi? 1400 sene evvel, şimdiki zamana kıyasla, cehaletin kol gezdiği bir devirde, bir insanın çıkıp ta başını yardırıp kan aldırması kolay anlaşılacak bir iş değildir. Böyle derin tıpâ ilgisi isteyen bir işi, O Zat&#8217;ın, kendinden emin olarak yapması ve etrafına da inandırması, O&#8217;nun peygamberliğine aşikâr bir delildir.                                                        </p>
<p>                                                                                                                                                               DERLEME: ŞAFAK HAMZA                                                                                                                                                                       admin@ihvanim.com      </p></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/385/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/385/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=385&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/25/hacamat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ihvanim.com/mesaj/kan.JPG" medium="image" />

		<media:content url="http://www.ihvanim.com/mesaj/bacak.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi (52. Gece) Duası nasıl yapılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/23/kadir-gecesi-52-gece-duasi-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/23/kadir-gecesi-52-gece-duasi-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 10:47:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/23/kadir-gecesi-52-gece-duasi-nasil-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[Allahümme innî es&#8217;elüke bihakkı hakkıke ve bihakkı kibriyâike Ve bihakkı cemâlike ve celâlike ve bihakkı cûdike vefadlike ve keremike yâ kadîmel-ihsâni yâ sâdıkalvâ&#8217;dil&#8217;emiyn. Lâilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minezzâlimiyn. Allahümme ecib dâveti bihurmetismikel&#8217;azıym. Ve bi-hurmeti Muhammedin sallallâhü teâlâ aleyhi veselleme ve alâ alihîve sahbihî ecmeîyn. Velhamdülillâhi rabbirâlemiyn. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil&#8217;aliy-yil&#8217;azîym. NOT: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=380&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#0000ff"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/image001.png"><img alt="Kadir Gecesi Duası" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/image001.png?w=430" border="0" /></font></a> </p>
<blockquote>
<p>Allahümme innî es&#8217;elüke bihakkı hakkıke ve bihakkı kibriyâike Ve bihakkı cemâlike ve celâlike ve bihakkı cûdike vefadlike ve keremike yâ kadîmel-ihsâni yâ sâdıkalvâ&#8217;dil&#8217;emiyn. Lâilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minezzâlimiyn. Allahümme ecib dâveti bihurmetismikel&#8217;azıym. Ve bi-hurmeti Muhammedin sallallâhü teâlâ aleyhi veselleme ve alâ alihîve sahbihî ecmeîyn. Velhamdülillâhi rabbirâlemiyn. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil&#8217;aliy-yil&#8217;azîym. </p>
</blockquote>
<p>NOT: Bu duada Kabir (52.nci Gece) diye bir kelime geçmemektedir. Fakat halk arasında bu duâyı 52.nci Gece duâsı diye okuyorlar. Neden bu isim verilmiştir, ben araştırmalarımda bulamadım. Y. Tavaslı </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/380/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=380&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/23/kadir-gecesi-52-gece-duasi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/image001.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">Kadir Gecesi Duası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SEYYİDÜL&#8217;İSTİĞFAR DUASI</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/seyyidulistigfar-duasi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/seyyidulistigfar-duasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:17:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/seyyidulistigfar-duasi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Allahümme ente Rabbî lâ ilahe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ&#8217;dike mes&#8217;tetâtü eûzü bike min şerri mâ sanâtü ebû&#8217;ü leke bi-nîmetike aleyye ve ebû&#8217;ü bizenbî fağfirlî zünûbî feinnehû lâ yağfıruz-zünûbe illâ ente bi&#8217;rahmetike yâ erhamer&#8217;râhimîn&#8221; Ma&#8217;nâsı: &#8220;Allah&#8217;ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka (ibâdete lâyık) hiçbir ilâh yoktur. Ancak sen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=349&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="seyyidül istiğfar duası" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/istigfar-2d1.png"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/istigfar-2d1.png?w=430" alt="seyyidül istiğfar duası" /></a></p>
<blockquote><p>&#8220;Allahümme ente Rabbî lâ ilahe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ&#8217;dike mes&#8217;tetâtü eûzü bike min şerri mâ sanâtü ebû&#8217;ü leke bi-nîmetike aleyye ve ebû&#8217;ü bizenbî fağfirlî zünûbî feinnehû lâ yağfıruz-zünûbe illâ ente bi&#8217;rahmetike yâ erhamer&#8217;râhimîn&#8221;</p></blockquote>
<p><strong>Ma&#8217;nâsı:</strong> &#8220;Allah&#8217;ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka (ibâdete lâyık) hiçbir ilâh yoktur. Ancak sen varsın. Beni sen yarattın. Şüphesiz ben senin kulunum. Gücüm yettiği kadar, Zât-ı Ecelli âlâna verdiğim sözde durmağa çalışıyorum. Ya Rabbi! işlediğim günahların şerrinden sana sığınıyorum.Bana lütuf ve ihsan buyurduğun nimetleri ikrar ve itiraf ediyorum, günâhlarımı da itiraf ediyorum. Yâ Rabbi! Beni mağfiret buyur (günâhlarımı bağışla), zira senden başka günâhları bağışlayacak (mağfiret edecek, af edecek) yoktur.&#8221;<span id="more-349"></span></p>
<p>Peygamber Efendimiz <strong><em>&#8220;Her kim, bu duâyı inanarak sabahleyin okur da o gün akşama çıkmadan ölürse o kimse cennetliktir. Her kim de akşamleyin okur da, sabah olmadan (sabaha çıkmadan) ölürse o kimse cennet ehlindendir (Cennete girecektir).&#8221;</em></strong> buyurdular. Buhari</p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sifa-ayetleriyle-okumak.pdf">sifa-ayetleriyle-okumak</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sihhat-ve-saglik-icin.pdf">sihhat-ve-saglik-icin</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/seyyidul-istigfar-duasi.pdf">seyyidul-istigfar-duasi</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/salat-i-tefriciye-salam-nariye.pdf">salat-i-tefriciye-salam-nariye</a></p>
<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/iftar-duasi.pdf">iftar-duasi</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/349/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/349/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=349&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/seyyidulistigfar-duasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/istigfar-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">seyyidül istiğfar duası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ŞİFÂ ÂYETLERİ NELERDİR?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sifa-ayetleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sifa-ayetleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:15:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sifa-ayetleri-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[Ey Kardeş! Kur&#8217;ân-ı Kerim, her derde devâ, her hastalığa şifâdır. Kur&#8217;ân-ı Mübinde, maddi, manevî bütün hastalıklara devâ ve şifâ vardır. Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;deki şu meşhur şifâ âyetleri özellikle temiz bir niyet ve temiz bir itikadla okunduğu takdirde her derde şifâ kat&#8217;idir (kesindir). Biiznillâhi Teâlâ. Fakat bunda ihlâs şart ve gereklidir. Kur&#8217;ân&#8217;daki Şifâ Âyetleri Şunlardır: Bismillâhir&#8217;Rahmanir&#8217;Rahim 1.&#160;Ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=346&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="şifa ayetleri" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sifa-2d1.png"><img alt="şifa ayetleri" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sifa-2d1.png?w=430" /></a> </p>
<p><em><strong>Ey Kardeş! Kur&#8217;ân-ı Kerim, her derde devâ, her hastalığa şifâdır. Kur&#8217;ân-ı Mübinde, maddi, manevî bütün hastalıklara devâ ve şifâ vardır.</strong></em></p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;deki şu meşhur şifâ âyetleri özellikle temiz bir niyet ve temiz bir itikadla okunduğu takdirde her derde şifâ kat&#8217;idir (kesindir). Biiznillâhi Teâlâ. Fakat bunda ihlâs şart ve gereklidir.</p>
<p><strong></p>
<h3>Kur&#8217;ân&#8217;daki Şifâ Âyetleri Şunlardır:</h3>
<p></strong></p>
<p><span id="more-346"></span></p>
<p><strong>Bismillâhir&#8217;Rahmanir&#8217;Rahim</strong></p>
<blockquote>
<p>1.&nbsp;Ve yeşfî sudûra kavmim mü&#8217;miniyn.</p>
<p>2.&nbsp;Yâ eyyühennâsü kad câetküm mevizatüm mir&#8217;Rabbiküm ve şifâül limâ fissudûri ve hüdev ve rahmetül lilmü&#8217;miniyn.</p>
<p>3.&nbsp;Yahrucu mim budûnihâ şarâbüm muhtelifim elvânühû fihi şifâül linnâsi inne fi zâlike leâyetel likavmiy yetefekkerûn.</p>
<p>4.&nbsp;Ve nünezzilü minel&#8217;Kur&#8217;âni ma hüve şifâüv ve rahmetül lil mü&#8217;miniyn.</p>
<p>5.&nbsp;Ve izâ meridtü fe hüve yeşfiyn.</p>
<p>6.&nbsp;Kul hüve lilleziyne âmenü hüdev ve şifâün.</p>
</blockquote>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/346/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/346/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=346&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sifa-ayetleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sifa-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">şifa ayetleri</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SIHHAT VE SAĞLIK İÇİN</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sihhat-ve-saglik-icin/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sihhat-ve-saglik-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sihhat-ve-saglik-icin/</guid>
		<description><![CDATA[Okunuşu: &#8220;Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil&#8217;kulübi ve devâihâ ve âfiyetil&#8217;ebdâni ve şifâihâ ve nûril&#8217;ebsâri ve ziyâihâ ve ala âlihi ve sahbihi ve sellim.&#8221; Ma&#8217;nâsı: &#8220;Ey Allah&#8217;ım.&#8217; Kalblerin doktoru ve devâsı, vucûdların şifâsı, gözlerin nuru ve ziyası olan (peygamberimiz Hz.) Muhammed&#8217;e (Aleyhisselâm), âline ve ashabına Salâtü Selâm eyle.&#8221; Ma&#8217;nâsı Düşünülünce bu Salevât-ı Şerîfe&#8217;ye devam etmenin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=343&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="sağlık ve sıhhat için okunması gerekn dualar" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sihhat-2d1.png"><img alt="sağlık ve sıhhat için" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sihhat-2d1.png?w=430" /></a> </p>
<blockquote>
<p>Okunuşu:<strong> &#8220;Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil&#8217;kulübi ve devâihâ ve âfiyetil&#8217;ebdâni ve şifâihâ ve nûril&#8217;ebsâri ve ziyâihâ ve ala âlihi ve sahbihi ve sellim.&#8221;</strong></p>
</blockquote>
<p><strong>Ma&#8217;nâsı:</strong> <em>&#8220;Ey Allah&#8217;ım.&#8217; Kalblerin doktoru ve devâsı, vucûdların şifâsı, gözlerin nuru ve ziyası olan (peygamberimiz Hz.) Muhammed&#8217;e (Aleyhisselâm), âline ve ashabına Salâtü Selâm eyle.&#8221;</em></p>
<p><span id="more-343"></span></p>
<p>Ma&#8217;nâsı Düşünülünce bu Salevât-ı Şerîfe&#8217;ye devam etmenin faydaları anlaşılır. Ve yararları görülür. Kalblerin selâmette olması, vücudun sıhhatta bulunması, gözlerin nurlu ve ışıklı bulunması Resûlullâh&#8217;a salevât ile elde edilebilir.</p>
<p>Dünyada sıhhat ve afiyetle yaşamak isteyen bu Salevât-ı Şerîfe&#8217;yi okumaya devam etmelidir. Her gün akşam, sabah bu duâ bu salevât üçer kere okunsa, okuyanın vücûdu zinde kalır, sıhhatte olur.</p>
<p>Hem de Salevât-ı Şerife okuma faziletine erer. Salevât okuma sevabı almış olur. Bir yeri ağrıyan, başı gözü ağrıyan üç kere bu salevât-ı Şerîfeyi okuyup elerine üfleyerek vücûduna ve ağrıyan yerlerini sıvazlamalıdır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/343/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/343/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=343&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/sihhat-ve-saglik-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/sihhat-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">sağlık ve sıhhat için</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BEREKET (KARINCA) DUÂS</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/bereket-karinca-duas/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/bereket-karinca-duas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/bereket-karinca-duas/</guid>
		<description><![CDATA[Allhümme yâ rabbi ve Cebrâiyle ve miykâiyle ve îsrafiyle ve Azrâiyle ve îbrahiyme ve İsmâ&#8217;iyle ve İshâka ve Yakûbe ve Münzilelberekâti vetevrâti vezzebûri vel&#8217;incili velfurkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil&#8217;aliyyil&#8217; azıym. Lâ ilahe illallâhül melikül&#8217;hakkul mübiyn. Muhammedür Resûlullahi sadıkul va&#8217;dil emiyn. Ya Rabbi ya Rabbi, ya hayyu ya kayyûmü, ya zelcelâli vel [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=340&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/bereket-2d1.png" title="Bereket Karınca Duası"><img alt="bereket karınca duası" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/bereket-2d1.png?w=430" /></a> </p>
<blockquote><p>Allhümme yâ rabbi ve Cebrâiyle ve miykâiyle ve îsrafiyle ve Azrâiyle ve îbrahiyme ve İsmâ&#8217;iyle ve İshâka ve Yakûbe ve Münzilelberekâti vetevrâti vezzebûri vel&#8217;incili velfurkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil&#8217;aliyyil&#8217; azıym. Lâ ilahe illallâhül melikül&#8217;hakkul mübiyn. Muhammedür Resûlullahi sadıkul va&#8217;dil emiyn. Ya Rabbi ya Rabbi, ya hayyu ya kayyûmü, ya zelcelâli vel ikram. Es&#8217;elüke ya rabbel&#8217;arşil&#8217; azıym. En yerzukaniy rızkan halâlen tayyiben Birahmetike yâ erhamerrahimiyn.</p></blockquote>
<p>Bu duâyı, dükkan sahipleri hergün okur ve dükkanında asarsa, karıncalar misâli dükkanına müşteriler üşüşür (doluşur). </p>
<p><span id="more-340"></span></p>
<p>Dükkân sahibi zengin olur tabiatiyle. İnsanın karınca gibi müşterisi olursa ne olur, zengin olur değil mi? Elbet&#8230; </p>
<blockquote>
<p>NOT: Karınca Duası ismiyle ma&#8217;ruf (bilinen) bu duâda Karınca ismini belirten herhangi bir işaret geçmemektedir. Hal böyle olmasına rağmen, halk tarafından bu duâ &#8220;Karınca Duası&#8221; ismiyle aranıp sorulmaktadır. Ancak, çok faziletli dualar bu duada yer almıştır.</p>
</blockquote>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/340/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=340&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/bereket-karinca-duas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/bereket-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">bereket karınca duası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SALAT-I TEFRİCİYE-SALAM NÂRİYE DUASI</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/salat-i-tefriciye-salam-nariye-duasi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/salat-i-tefriciye-salam-nariye-duasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:07:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/salat-i-tefriciye-salam-nariye-duasi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezi tenhallü bihil&#8217;ükadü, ve tenfericü bihil&#8217;kürabü, ve tükdâ bihil&#8217;havâicü, ve tünâlü bihir&#8217;regâibü, ve hüsnül&#8217;havâtimi, ve yüsteskal&#8217;ğamâmü bivechihil&#8217; kerimi, ve alâ âlihi ve sahbihî fi külli lemhatin ve nefesin biaded-i külli mâ&#8217;lûmin lek.&#8221; SEVAP VE FAZİLETİ Ey Hak Yolcusu Kardeş! Salevât-ı şerife okumak, yüce Peygamberimizin şefâatına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=337&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="salatı tefriciye duası" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/salat-2d1.png"><img alt="tefriciye duası" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/salat-2d1.png?w=430" /></a> </p>
<blockquote>
<p><strong><i>&#8220;Allâhümme salli salâten kâmileten ve </I><I>sellim </I><I>selâmen </I><I>t</I><I>â</I><I>m</I><I>men alâ </I><I>seyyidin</I><I>â Muhammedinillezi tenhallü bihil&#8217;ükadü, ve tenfericü bihil&#8217;kürabü, ve </I><I>tükd</I><I>â bihil&#8217;havâicü, ve tünâlü bihir&#8217;regâibü, ve hüsnül&#8217;havâtimi, ve </I><I>yüsteskal&#8217;ğam</I><I>â</I><I>mü bivechihil&#8217; keri</I><I>mi, ve alâ âlihi ve sahbihî fi külli lemhatin ve nefesin </I><I>biaded-i külli </I><I>mâ&#8217;lûmin </I><I>lek.&#8221;</i></strong></p>
</blockquote>
<p><strong>SEVAP VE FAZİLETİ</strong></p>
<p><span id="more-337"></span></p>
<p>Ey Hak Yolcusu <i>Kardeş! </i>Salevât-ı şerife okumak, yüce Peygamberimizin şefâatına ermeye vesiledir. Salevât-ı şerife okumaya devam eden kullarını Allah sever, Allah&#8217;ın Peygamberi Hz. Muhammed (Aleyhisselâm) ise, memnun olur.</p>
<p>Bu fazilettendir ki, salavât okuyan kimsenin bütün işleri Allah tarafından kolaylaştırılır. İşleri düzgün yolunda gider. Gönül sıkıntısı olmaz. Gamı, kederi, sıkıntıları kendiliğinden kalkar. Geçim darlığı çekenlerin rızkı bollaşır, kazancına bereket gelir, geçim darlığı çekmez. Bütün duâları kabuldur. Her istek ve dileği yerine gelir. Ümid ve muradı hasıl olur (gerçekleşir).</p>
<p>Bu salavât, 3,5,7,11,21 veya 41 kere okunabilir. Herkes vaktine göre az veya çok okuyabilir. İsteyen 3 kere&#8230; isteyen 41 kere okur. Fazileti, sevabı buna göredir.</p>
<p><em>Çok önemli işlerin gerçekleşmesi için bu salavât (4444) defa okunur. Gelecek musibetlerden (belâ ve kazalardan) korunmak ve kurtulmak için de (4444) defa okunur. Altından kalkamadığın musibetlerin gitmesi için de aynı şekilde okunur.</em></p></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/337/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/337/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=337&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/salat-i-tefriciye-salam-nariye-duasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/salat-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">tefriciye duası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İFTAR SOFRASINDA HANGİ DUÂ YAPILIR?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/iftar-sofrasinda-hangi-dua-yapilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/iftar-sofrasinda-hangi-dua-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 23:06:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/iftar-sofrasinda-hangi-dua-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[İFTAR SOFRASINDA DUÂ Allâhümme, leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü. Ve savmelğadi min şehr-i Ramazâne neveytü fağfîrli mâ kaddemtü ve mâ ahhartü. Ma&#8217;nâsı: &#8220;Ey Allah&#8217;ım, senin rızân için oruç tuttum, sana imân ettim, sana tevekkülde bulundum. Senin rızanla orucumu açtım. Ramazân-ı Şerifin yarınki orucuna da niyyet ettim. Benim geçmiş [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=334&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="İftar Duası" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d1.png"><img alt="iftar duası" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d1.png?w=430" /></a><em> </em></p>
<p><strong>İFTAR SOFRASINDA DUÂ</strong></p>
<blockquote>
<p><strong>Allâhümme, leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü. Ve savmelğadi min şehr-i Ramazâne neveytü fağfîrli mâ kaddemtü ve mâ ahhartü.</strong></p>
</blockquote>
<p>Ma&#8217;nâsı: &#8220;Ey Allah&#8217;ım, senin rızân için oruç tuttum, sana imân ettim, sana tevekkülde bulundum. Senin rızanla orucumu açtım. Ramazân-ı Şerifin yarınki orucuna da niyyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günâhlarımı yarlığa (bağışla)&#8221; demektir.</p>
<p><strong>Ey Cennet İsteyen Kardeş!</strong> İftar zamanı, günahların bağışlanmasına vesile olan ve duaların kabul olduğu en kıymetli zamanlardandır. <em>İftar saatlerinde bol bol duâ etmeli, Cenâb-ı Hak&#8217;tan affü mağfiret dilemelidir. Bu saatler duâların, dileklerin kabul olduğu saatlerdir. Bunun değerini bilmelidir.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-334"></span><a title="iftar sonrası okunacak dua" href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d2.png"><img alt="iftar sonrası okunacak dua" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d2.png?w=430" /></a> </p>
<p><strong>İFTAR EDİLİNCE DUÂ</strong></p>
<blockquote>
<p><strong>&#8220;Allâhümme, yâ vâsiel&#8217;mağfireti iğfirli, velivâlideyye ve lil&#8217;mü&#8217;minine yevme yekûmül hisâb.&#8221;</strong></p>
</blockquote>
<p><strong>Ma&#8217;nâsı:</strong> &#8220;Ey bağışlaması bol olan Allâh&#8217;ım. Beni anamı babamı ve bütün iman edenleri hesab gününde mağfiret buyur (bağışla).&#8221; demektir.</p>
<p>İftar sofrasında oturmuş, iftar saatini beklerken, devamlı bu duayı okuruz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/334/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=334&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/09/19/iftar-sofrasinda-hangi-dua-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d1.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">iftar duası</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/09/p1020765-2d2.png?w=430" medium="image">
			<media:title type="html">iftar sonrası okunacak dua</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Animasyon filmler nasıl yapılır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 06:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada animasyon film pazarından aslan payını alan şirket, hepinizin de tahmin edebileceği gibi, Pixar&#8216;dır. İyi ama Pixar sevdiğimiz animasyon filmlerini nasıl yapıyor, hangi teknolojileri ve teknikleri kullanıyor? Dahası nasıl oluyor da yaptıkları iş genelde her yaş grubundan insanın sevebileceği eğlenceli filmlere dönüşüyor? Açıkcası yapılan röportajlarda Toy Story, A Bug&#8217;s Life, Toy Story 2,Cars gibi filmlerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=331&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Animasyon" hspace="8" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/animasyon.jpg?w=455" align="left" vspace="8" border="0" />Dünyada animasyon film pazarından aslan payını alan şirket, hepinizin de tahmin edebileceği gibi, <b>Pixar</b>&#8216;dır. İyi ama <strong>Pixar</strong> sevdiğimiz animasyon filmlerini nasıl yapıyor, hangi teknolojileri ve teknikleri kullanıyor? Dahası nasıl oluyor da yaptıkları iş genelde her yaş grubundan insanın sevebileceği eğlenceli filmlere dönüşüyor?</p>
<p>Açıkcası yapılan röportajlarda <b><font face="Verdana"><i>Toy Story</i>, <i>A Bug&#8217;s Life</i>, <i>Toy Story 2,</i></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><i><font face="Verdana">Cars</font></i></font></b> gibi filmlerin yönetmenliğini yapmış olan <font face="Times New Roman, Times, serif"><b><font face="Verdana">Mr. Lasseter </font></b><font face="Verdana">böyle bir başarı ve kazanç beklemediklerini mutluluk ve gururla dile getiriyor ve ekliyor: &#8216; Başarımızın nedeni verdiğimiz emektir. &#8216;</p>
<p>İyi ama ne kadar zor olabilir ki?</p>
<p>Sizin için araştırdık. Meğer bu iş küçümsenemeyecek kadar özveri istiyormuş. <br /><span id="more-331"></span><br /><b>Öncelikle en sevdiğiniz animasyon filminin ardında ki bilim.</b></p>
<p>Animasyon filmlerde hareketi sağlamak için klasik bir yöntem kullanılıyor. Çizerler birbirini tamamlayacak hareketleri tek tek çiziyorlar ve çizdikleri bu kareler art arda gösterildiğinde hareket oluşuyor. Çok sevilen <b>Tavuklar Firarda</b> filminde saniyede 24 kare görüntüleniyordu. Modern bir animasyonda, örneğin <b>Köpekbalığı Hikayesi</b>&#8216;nde toplamda 120.000 kare geçiyor gözümüzün önünden!</p>
<p>Bir de animasyon yöntemleri var. Bunlardan birisi 19.YY&#8217;dan beri kullanılan Earl Hurd tarafından geliştirilmiş <b>Cel Animation</b>. Bu yöntemde yarı geçirgen basit bir kare arkaplanın üzerine yerleştirilir böylece her defasında arkaplan çizilmek zorunda kalmazdı. Bu hem zaman hem de görüntünün sabitliğini sağlıyordu.</p>
<p><b>Stop Motion</b></font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana">(Anlık Görüntü)</font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"> <b>Animation</b> tekniği ise gerçek oyma modellerden oluşan maketlerin hareketlerinin anlık görüntülerinin art arda hızla geçirilerek dinamik görüntü elde etmek fikrine dayanıyor.</p>
<p>Sonuncu teknik ise <b>CGI</b> (Computer Generated Imaginary [Bilgisayarla Sağlanan Görüntü]) tekniği. Günümüzün bilgisayar teknolojisinin el verdiği kadarıyla bu yöntem sanal ortamda karakterlere; şekil, renk, üç boyutluluk ve hareket kazandırıyor.</p>
<p>Bizim ilgilendiğimiz teknik CGI.</p>
<p><b>Bilgisayarlarla Animasyon Film Yapmak</b></p>
<p>Günümüzün bir çok animasyon filmi bu yöntemle yapılıyor. Bu şekilde bir film hazırlamak yıllar alabiliyor. Bir projeyi hayata geçirirken dikkat edilen üç unsur var.</p>
<p><b>Gelişim</b></p>
<p>- Bir fikir bulunmalı<br />- Taslak bir senaryo yazılmalı<br />- Çizimlere başlanmalı, karakterlerin oluşumu için pek çok sanatçı bu evreye katılır.</p>
<p><b>Ön Yapım</p>
<p></b>- Ses kayıtları başlamalı<br />- Karakterlerin çizimleri detaylandırılmalı<br />- 2 boyutlu resimler bilgisayar ortamında 3 boyutluya çevirilmeli.<br />- Karakterlerin iskeletlerini hareket ettiren bir ön program geliştirilmeli.<br /><b><br />Yapım</p>
<p>- </b>Karakterler, mekan, kamera açıları belirginleşmeli<br />- Karakterlerin mimikleri, ortam özellikleri eksiksizleştirilmeli.Kullanılacak fizik kuralları normal mi yoksa aşırımı, karar verilmeli.<br />- Bir saniyede gösterilecek kare sayısı öngörülmeli ve binlerce çizime başlanmalı.<br />- Gölgelendirilme ve cisimlerin ışağa olan tepkileri ayarlanmalı<br />- Gerçek objelerdeki aydınlatma bilgisayara aktarılmalı<br />- Filmin reklamları ve tanıtımlarına başlanmalı<br />- Son rütuşlar artık yapılmalı</p>
<p>İşte, kabaca, bir animasyon film yapılırken takip edilen hususlar bunlardır. Çizerlerin yaptıkları açıklamalara göre bazen bir saniyelik bir şeyi çekmek için 6-9 saat uğraştıkları da oluyormuş.</p>
<p><b>Pixar&#8217;ın Ratatouille&#8217;sinin Yapımındaki Sanat</b></p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/222-hr6s.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Ratatouille ile tanışın&#8230;.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/238-kit.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>O yemek yapabiliyor&#8230;</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/134-v190-82.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Bir fare ama insansı mimiklere sahip!</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rat-148.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Ve bu adam onun sahibi değil öğrencisi!!!</p>
<p>İzleyenler bilir çok eğlenceli bir filmdir. Bizse şimdi filmin öyküsünü anlatacağız ama taa başa alarak.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/grcomp.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Üstteki resimde filmin üç aşaması yan yana konulmuş. Taslak hali(Louis Gonzales tarafından çizilmiş), bilgisayara atılmış hali(Sharon Calahan Sütüdyoları) ve tüm rütuşları bitmiş hali.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/225-1702mc.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Harley Jessup tarafından illüstre edilmiş bir sahne, daha sonra bilgisayarda tekrar yaratılırken renkler ve ışık buradan referans alınarak uygulanıyor.</p>
<table class="ncode_imageresizer_warning" id="ncode_imageresizer_warning_1" width="464">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"></td>
<td class="td2"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img height="600" alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/gucomp.jpg?w=464&#038;h=600" width="464" border="0" /></p>
<p>Üstteki resmin sol üst köşesi Carter Goodrich tarafından çizilmiş. Greg Dykstra tarafından modellenmiş(sağ üst). Yine Harley Jessup tarafından dijital ortama aktarılmış.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rts.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Bu bizim farenin ailesi, yukarıda kucaklarda tutulan kahverengi fare de Ratatouille! Bir de alttaki resme bakın.</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/176-2.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Filmin bitmiş halinden bir ekran görüntüsü&#8230;</p>
<p>Ve siyah beyazdan hayat bulmuş bir animasyona giden yol.</p>
<table class="ncode_imageresizer_warning" id="ncode_imageresizer_warning_2" width="459">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"></td>
<td class="td2"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img height="600" alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/lincomp.jpg?w=459&#038;h=600" width="459" border="0" /></p>
<p>Bir farenin başrolü oynadığı bir film bu ama ilginçtir yaratıcılarına milyon dolarlar kazandırıyor. Türkiyenin henüz bu pasta da bir payı yok ama yine de sevinmemizi sağlayan bir şey var: Türk sanatçılar, programcılar Pixar, Dream Works gibi sütüdyolarda iş imkanı bulabiliyorlar, çok nadir de olsa&#8230;</p>
<p>Umarız bir gün animasyon sektörünü pastasından bir dilimde olsa ısırabiliriz&#8230;</p>
<p><img alt="" src="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/remyfood.jpg?w=455" border="0" /></p>
<p>Bitirirken,</p>
<p>Tabii ki bir çok siteden alıntı ve çeviri yaparak(hatta %100 çeviri yaparak) hazırladım bu yazıyı yine de kimsenin emeğini çaldığımı veya istismar ettiğimi düşünmüyorum. Sonuçta böyle bir paylaşımı yapmanın tek yolu buydu.</p>
<p>Dilerim okurken zevk almışsınızdır&#8230;</p>
<p></font></font><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"><b>Yazar </b>: <b>Erkan Demirel</b></font></font><br /><font face="Times New Roman, Times, serif"><font face="Verdana"><b>Bkz </b>: <a href="http://www.pixar.com/" target="_top" rel="nofollow">Pixar, </a><a href="http://www.dreamworks.com/" target="_top" rel="nofollow">DreamWorks</a><br /><b>SDN : </b><a href="http://www.shiftdelete.net/" target="_top" rel="nofollow">ShiftDelete.Net</a></font></font></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/331/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/331/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/331/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/331/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=331&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/22/animasyon-filmler-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/animasyon.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Animasyon</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/222-hr6s.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/238-kit.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/134-v190-82.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rat-148.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/grcomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/225-1702mc.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/gucomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/rts.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/176-2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/lincomp.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://cizer.files.wordpress.com/2008/07/remyfood.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İyi bir bebek yiyeceği hazırlama yolları nelerdir? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:22:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Basit başlayın: demir zengini tahılların yanında, bebeklerin ilk katı yiyecekleri ezilmiş muz, avokado ya da pişirilmiş ve püre edilmiş elma, armut, kabak ya da patates olabilir. Bebek daha çeşitli meyve ve sebzeler yemeye başladığında ona taze sığır, koyun ya da tavuk eti verebilirsiniz. (salamura, tuzlama ya da tütsülenmiş olmamalı). Etleri sebzeler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=330&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="c4"></p>
<p><span class="c1"><strong><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></strong></span><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><img height="160" alt="A range of foods that make suitable solids for babies." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-1.jpg?w=563&#038;h=160" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Basit başlayın:</span></strong> <span class="c1">demir zengini tahılların yanında, bebeklerin ilk katı yiyecekleri ezilmiş muz, avokado ya da pişirilmiş ve püre edilmiş elma, armut, kabak ya da patates olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek daha çeşitli meyve ve sebzeler yemeye başladığında ona taze sığır, koyun ya da tavuk eti verebilirsiniz. (salamura, tuzlama ya da tütsülenmiş olmamalı). Etleri sebzeler ve hatta elma ya da armutla karıştırarak verebilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Farklı yiyecekler konusunda her geçen gün daha fazla meraklı olmaya başlayacaktır. Dişler patlamaya başladığında, yumuşak balık ve baklagil lapası, kuskus ve portakalgiller ve kirazgiller verilebilir. Ancak çekirdeklerin çıkarıldığından ve iyice ezildiğinden emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Bebek yiyeceği hazırlamak ve pişirmek</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="178" alt="Preparing, cooking and processing solids." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-2.jpg?w=563&#038;h=178" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">1. Adım:</span></strong> <span class="c1">Bebek yiyeceği yapmak için, meyvelerin ve sebzelerin kabuklarını soyun. Etlerden yağı ve tavuklardan deriyi ayıklayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">2. Adım:</span></strong> <span class="c1">Yiyecekleri buharda ya da kaynatarak pişirin. Pişerken çıkan suyun bir kısmını ayırın. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">3. Adım</span></strong><span class="c1">: El karıştırıcısı ya da bir robotla yiyeceği püre haline getirin. Yumuşak olması için içine sakladığınız sudan ilave edebilirsiniz. 8 aylık üzeri bebekler için, eti küçük parçalar halinde doğrayın ve diğer yiyeceklerle beraber bir çatal yardımıyla ezerek karıştırın. Eğer balık kullanıyorsanız, kılçık olmamasına çok dikkat edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Bebek yiyeceklerini saklanması ve kullanımı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="155" alt="Store baby food in ice trays or plastic containers." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-3.jpg?w=563&#038;h=155" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Püre haline getirilmiş bebek yiyecekleri temiz buz kaplarında saklanabilir. Püreyi kaplara döküp plastik kaplara koyun ve azami 30 gün dondurun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Alternatif olarak, katı yiyecekler plastik ya da cam kaplarda saklanabilir. Buzdolabında iki, derin dondurucuda 1 ay kadar tutulabilir. Kapların üzerine yapılış tarihlerini ve içinde ne olduğunu yazılı etiketler yapıştırmayı unutmayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kullanmak için donmuş kalıplardan birazını cam ya da seramik bir kâseye koyup, mikrodalgada ya da ocak üstünde ısıtın. İyice karıştırın ki bazı yerler yanmasın. Bebeğe vermeden önce sıcaklığını dilinizle test edin. <strong class="c3">Yemediği yiyeceği atın ve asla tekrar dondurmayın. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Kaynak: ABC, Çeviri: Oğuz ESER</span></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/330/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/330/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/330/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=330&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/iyi-bir-bebek-yiyecegi-hazirlama-yollari-nelerdir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">A range of foods that make suitable solids for babies.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Preparing, cooking and processing solids.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/homemade-baby-food-3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Store baby food in ice trays or plastic containers.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebekler nasıl kundaklanır nasıl kundak yapılır &#8211; Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Kundağın faydaları Kundaklama bazı bebekler için yatıştırıcı olmasının yanında uyurken yüzüstü dönmelerine engel olduğu için SIDS önlemi olarak da faydalıdır. &#160;Bebekler kendileri dönebilecekleri zamana kadar kundaklanabilirler. Tüm bebekler kundaklanmayı sevmediği için işaretleri iyi gözleyin ve onun isteklerine saygılı olun. Bebek uyku tulumları iyi bir alternatiftir zira yenidoğanların sırt üstü uyumalarını sağlayarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=326&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Kundağın faydaları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Wrapping helps prevent SIDS; infant sleeping bags are an alternative to wrapping; don't wrap a baby if you bed share" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kundaklama bazı bebekler için yatıştırıcı olmasının yanında uyurken yüzüstü dönmelerine engel olduğu için SIDS önlemi olarak da faydalıdır. <span class="c10">&nbsp;</span><strong class="c3">Bebekler kendileri dönebilecekleri</strong> zamana kadar kundaklanabilirler. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Tüm bebekler kundaklanmayı sevmediği için işaretleri iyi gözleyin ve onun isteklerine saygılı olun. Bebek uyku tulumları iyi bir alternatiftir zira yenidoğanların sırt üstü uyumalarını sağlayarak SIDS riskini azaltır. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Ebeveynleriyle yatan bebeklerin kundaklanması tavsiye edilmez çünkü bu aşırı sıcaklamaya neden olabilir. (Bilinen bir SIDS nedeni). Bu durumda <strong class="c3">kendiniz ne giyecekseniz bebeğinizi de aynı şekilde</strong> giydirin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Kundak nasıl yapılır?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="226" alt="A demonstration of the 6 steps required to wrap a baby" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-2.gif?w=563&#038;h=226" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebekleri kundaklamanın birçok yolu vardır. Bunlardan en çok kullananı: </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst c25"><strong class="c3"><span class="c24">1)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Pamuk ya da muslin bir bez kullanın. Üst tarafını yaklaşık 20 cm olarak kıvırın; bebeği üzerine omuzları üst kısma gelecek şekilde yatırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">2)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Bebeğin ellerinden birini katladığınız yerin altına koyun.</span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">3)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Bezin ucunu bebeğin vücudunu sararak ayakları altına sıkıştırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">4)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Diğer elini de katladığınız yerin altın koyun. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle c25"><strong class="c3"><span class="c24">5)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Öteki ucu da bebeğin vücudunu sararak sırtının arkasına sıkıştırın. </span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast c25"><strong class="c3"><span class="c24">6)<span class="c23">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></strong> <span class="c1">Açıkta kalan fazla kısımları bebeğin ayaklarının altına yerleştirin. Bebekler sıkı olarak kundaklanmayı sevseler de, kundağın çok sıkı olmadığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Kundak altına ne giydirmeli?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Dress baby according to the seasons and don't let the wrap cover her mouth or head" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Sıcak havalarda</span></strong> <span class="c1">kundağın altında bebek sadece bir fanilaya ve beze ihtiyaç duyar. Aşırı sıcak SIDS&rsquo;le ilişkili olduğu için uyuduğu odanın rahat bir sıcaklıkta olmasına özen gösterin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Serin havalarda</span></strong><span class="c1">, kundak altında bebeğe hafif bir tulum giydirin. <strong class="c3">Battaniye kesinlikle kullanmayın</strong> zira bu bebeğin aşırı sıcaklamasına neden olabilir. Aynı şekilde bebek bir enfeksiyonla mücadele ederken evi de aşırı ısıtmaktan uzak durun. </span></p>
<div class="c8">
<p class="MsoNormal c7"><span class="c1">Kundağın kafasını, kulaklarını ve çenesini kapatmadığından emin olun. Uzun gelen kundaklar bebeğin nefes almasına engel olabildiği gibi aşırı sıcaklamasına da neden olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c7">&nbsp;</p>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/326/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/326/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/326/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/326/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=326&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekler-nasil-kundaklanir-nasil-kundak-yapilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Wrapping helps prevent SIDS; infant sleeping bags are an alternative to wrapping; don't wrap a baby if you bed share</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">A demonstration of the 6 steps required to wrap a baby</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/wrapping-newborn-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Dress baby according to the seasons and don't let the wrap cover her mouth or head</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebekleri nasıl boğulmaktan kurtarabiliriz? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Boğulma sırasında yapılması gerekenler Bebekler ve küçük çocuklar küçük bir pilden daha küçük her şeyle boğulabilirler. Bunu önlemek için bu nesneleri ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Beş yaşının altında çocuklar yemek yerlerken başlarında olun ve yiyeceklerinin küçük parçalara ayrıldığından emin olun. Eğer bebek boğulma emareleri gösteriyorsa 112&#8217;yi arayın ve tıkayan şeyleri çıkarılması [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=322&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Boğulma sırasında yapılması gerekenler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Phone 000 if a baby is choking or ask a child to cough to clear the blockage" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebekler ve küçük çocuklar küçük bir pilden daha küçük her şeyle boğulabilirler. Bunu önlemek için bu nesneleri ulaşabilecekleri yerlerden uzak tutun. Beş yaşının altında çocuklar yemek yerlerken başlarında olun ve yiyeceklerinin küçük parçalara ayrıldığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek boğulma emareleri gösteriyorsa <strong class="c3">112&rsquo;yi arayın</strong> ve tıkayan şeyleri çıkarılması için bu yönergeleri izleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bir çocuk boğulma işaretleri gösteriyorsa, sakin olun ve ondan nesneyi çıkarması için <strong class="c3">öksürmesini isteyin</strong>. Eğer bu işe yaramazsa, şu adımları izleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş altı bebekler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demostration of the back blows and chest thrusts that can help relieve a baby who is choking" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği kolunuzun üzerine yatırın ve elinizin ökçesini kullanarak <strong class="c3">omuz başları arasında sıkıca vurun</strong>. Beş kez tekrarlayın. Her vuruştan sonra durun ve nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Tıkayan şeyi bebeğin ağzından küçük parmağınızla çıkarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer nesne çıkmadıysa, bebeği sırtüstü yatırın ve <strong class="c3">iki parmağınızı göğsünün ortasına koyarak</strong> 5 kez baskı uygulayın. Her baskı arasında nesnenin çıkıp çıkmadığından emin olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer bebek hala boğuluyorsa, <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. <strong class="c3">Bebek bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin.</strong> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Boğulmaktan kurtarma- 1 yaş üstü çocuklar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Çocuğunuzu öne doğru eğin ve elinizi ökçesiyle omuz başlarının arasında sertçe vurun. Her vuruştan sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Eğer 5 kereden sonra çıkmadıysa, göğüs vuruşlarını deneyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir elinizi çocuğun sırtına koyun ve diğer elinizi de göğsünün ortasına. Elinizin ökçesini kullanarak <strong class="c3">göğüs kompresyonunda olduğu gibi</strong> 5 baskı uygulayın. Buradaki vuruşlar <strong class="c3">daha yavaş ancak daha keskin</strong>dir. Her darbeden sonra nesnenin çıkıp çıkmadığını kontrol edin. <span class="c10">&nbsp;</span></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer çocuk hala boğuluyorsa, <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve yeniden 5 kez sırtına ve 5 kez de önüne baskı uygulayın. <strong class="c3">Çocuk bilincini kaybettiği anda suni teneffüse geçin.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.</span></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/322/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/322/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/322/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=322&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebekleri-nasil-bogulmaktan-kurtarabiliriz-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Phone 000 if a baby is choking or ask a child to cough to clear the blockage</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demostration of the back blows and chest thrusts that can help relieve a baby who is choking</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/choking-3.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin güvenli uyku pozisyonları nasıldır? Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:19:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Bebeklerin sırt üstü uyumaları &#8220;beşik ölümü&#8221; diye bilinen &#8220;Ani Bebek Ölümü Sendromu&#8221;na (SIDS) karşı en iyi önlemlerden biridir. Yüzüstü yatan bebekler daha çok SIDS riski altındadır. Bu nedenle bu pozisyondan uzak durmak gerekir. Yana doğru yatış da SIDS ile ilişkilendirilir bu nedenle en iyisi &#8220;sırt üstü yatış&#8221; pozisyonunu korumaya çalışmaktır. Güvenli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=318&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="c17"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c19"><img height="153" alt="Put babies on their back to sleep, not on their tummy or side" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c3 c20">Bebeklerin <strong class="c3">sırt üstü</strong> uyumaları &ldquo;beşik ölümü&rdquo; diye bilinen &ldquo;Ani Bebek Ölümü Sendromu&rdquo;na (SIDS) karşı en iyi önlemlerden biridir.</p>
<p class="c3 c20"><strong class="c3">Yüzüstü</strong> yatan bebekler daha çok SIDS riski altındadır. Bu nedenle bu pozisyondan uzak durmak gerekir.</p>
<p class="c3 c20"><strong class="c3">Yana doğru</strong> yatış da SIDS ile ilişkilendirilir bu nedenle en iyisi &ldquo;<strong class="c3">sırt üstü yatış</strong>&rdquo; pozisyonunu korumaya çalışmaktır.</p>
<h3 class="c16"><span class="c15">Güvenli giysiler ve yatırma</span></h3>
<p class="MsoNormal c19"><span class="c17"><img height="153" alt="Sleep baby at the bottom of the cot and remove any pillows, toys or soft furnishings" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c2 c20">Beşiğe ve karyolaya düzgün oturan temiz bir döşek kullanın. Bebeğin ayakları beşiğin sonuna gelecek şekilde yatırın ve örtülerin güvenli olduğundan emin olun.</p>
<p class="c2 c20">Pamuklu yorganlar, yastıklar, yumuşak oyuncaklar gibi bebeğin kafasını uyurken kapatacak şeyler beşikte ve karyolada olmamalıdır.</p>
<h3 class="c16"><span class="c15">Güvenli uykunun OLMAZ&rsquo;ları </span></h3>
<p class="MsoNormal c19"><span class="c17"><img height="153" alt="Do wrap baby; don't overdress baby; don't smoke near baby" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c18"></span></p>
<p class="c3 c20">Bebeği hafif pamuk ya da muslin bir kumaşla kundaklamak onun uyurken yüzüstü dönmesine engel olacaktır. Kundaklanmayı sevmeyen bebekler için, çocuk uyku tulumlarını tercih edebilirsiniz.</p>
<p class="c3 c20">Aşırı sıcaklığın SIDS&rsquo;le ilişkili olduğu bilinir bu nedenle <strong class="c3">bebeğinizi fazla giydirmeyin</strong> ya da beşiğine <strong class="c3">kafasında bir şapkayla</strong> yatırmayın. Bir bebeği giydirmenin en iyi yolu kendinizden örnek almaktır. Yani rahat ve ılık ancak sıcak olmayan giysiler.</p>
<p class="c3 c20">Sigara içen ebeveynlerle SIDS arasında güçlü bir ilişki vardır. <strong class="c3">Bebeğinizi SIDS&rsquo;den korumak için en iyi yol bırakmaktır.</strong> Ancak bırakamıyorsanız, en azından onun pasif dumana maruz kalmaması için evin dışına çıkın.</p>
<p class="MsoNormal c19"><strong class="c3"><em class="c21"><span class="c18">Ani Bebek Ölümü Sendromu</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal c19"><em class="c21"><span class="c18">Beşik Ölümü diye bilinen bu sendromda bebek nedeniz ve beklenmedik şekilde hayatını kaybeder. SIDS, bir aylık ve 1 yaşında bebekler arasında en yaygın ölüm nedenidir. SIDS&rsquo;den ölen bebeklerin çoğunluğu 6 aylıktan daha küçüktür.&nbsp;</span></em><strong><span class="c1">&nbsp;</span></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/318/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/318/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/318/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=318&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklerin-guvenli-uyku-pozisyonlari-nasildir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Put babies on their back to sleep, not on their tummy or side</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Sleep baby at the bottom of the cot and remove any pillows, toys or soft furnishings</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/safe-sleeping-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Do wrap baby; don't overdress baby; don't smoke near baby</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklere suni teneffüs nasıl yaptırılabilir &#8211; Resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Hazırlıklı olmak ve hayat emarelerini izlemek Tehlikeli durumlar için ilk yardım prosedürlerini iyice öğrenerek hazırlanın. Tehlike anlarında aramanız gereken numaralar cep telefonunuzda ya da sabit hattınızda kayıtlı olsun. Eğer bebek baygınsa, hava yolunu tıkayan bir şey var mı kontrol edin. Bunlar dili, yiyecek, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer varsa, bunları [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=314&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Hazırlıklı olmak ve hayat emarelerini izlemek</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Tehlikeli durumlar için ilk yardım prosedürlerini iyice öğrenerek <strong class="c3">hazırlanın</strong>. Tehlike anlarında aramanız gereken numaralar cep telefonunuzda ya da sabit hattınızda kayıtlı olsun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek baygınsa, hava yolunu tıkayan bir şey var mı kontrol edin. Bunlar dili, yiyecek, kusmuk ya da kan olabilir. Eğer varsa, bunları temizlemek için küçük parmağınızı kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">&nbsp;<strong>Sun&#8217;i teneffüs</strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="152" alt="Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-2.gif?w=563&#038;h=152" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer bebek nefes alıyorsa</span></strong><span class="c1">, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve <strong class="c3">acil servis 112</strong>&rsquo;yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer bebek nefes almıyorsa</span></strong><span class="c1">, kafasını çok hafif şekilde arkaya yatırın, çenesini dilini boğazının arkasından kurtaracak ve nefes yolunu açacak şekilde kaldırın. Bir nefes alın ve ağzını ve burnunu ağzınızla kapatın. <strong class="c3">Bir saniye kadar yavaşça ve kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsünün kalkışı ve inişini gözleyin; yeniden bir nefes alın ve aynı hareketi tekrarlayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer hala hayat işareti yoksa 112&rsquo;nin arandığından emin olun ve <strong class="c3">göğüs kompresyonlarına başlayın</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Göğüs kompresyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">İki parmağınızı bebeğin göğsünün tam ortasında konumlandırın ve <strong class="c3">dakikada 100 tane olacak şekilde 30 kere kompresyon uygulayın</strong>. (Yaklaşık 2 saniyede beş kez ve 12 saniye boyunca) <span class="c12">Her kompresyon göğsü 3&rsquo;te bir oranında içe girmelidir.</span></span><span class="c13"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">30 kompresyondan sonra, nefes alın ve bebeğin ağzını ve burnunu ağzınızla kapatıp <strong class="c3">2 kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa bebeği üst resimlerde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.&nbsp;</span></strong><strong class="c3"><span class="c1">&nbsp;</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">ÇOCUKLAR İÇİN SUNİ TENEFFÜS</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Hayat emarelerinin kontrolü</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir çocuk bilinçsizce, ilk yapılacak şey ağzında nefes almasına engel olan bir şey olup olmadığını kontrol etmektir. Bunlar yiyecek, dili, kusmuk ya da kan olabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer <strong class="c3">bir şeyler bulunursa</strong>, yanına çevirip ayağını gösterildiği gibi yukarı kıvırın. Bu <strong class="c3">kurtarma pozisyonu</strong> olarak bilinir. Nefes almasına engel olan şeyleri parmaklarınızla temizleyin ve ardında nefesini kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer tıkayan bir şey yoksa</span></strong> <span class="c1">nefesini kontrol edin. Nefesin sesini dinleyin, göğsünün hareketlerini gözleyin ya da yanağınızla nefesi hissedin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Sun&#8217;i teneffüs</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="152" alt="Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-2.gif?w=563&#038;h=152" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer çocuk nefes alıyorsa</span></strong><span class="c1">, resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin ve <strong class="c3">acil servis 112</strong>&rsquo;yi arayın. Ambülâns gelene kadar düzenli olarak hayat işaretlerinin devamını kontrol edin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Eğer çocuk nefes almıyorsa</span></strong><span class="c1">, bir elinizi alnına koyun ve diğer elinizle çenesini yukarı kaldırarak ağzını açın. Ağzınızı ağzının üzerine kapatın ve burnunu yavaşça sıkın ve iki kesintisiz nefes üfleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer hala hayat işareti yoksa <strong class="c3">112&rsquo;nin</strong> arandığından emin olun ve <strong class="c3">göğüs kompresyonlarına başlayın</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Göğüs kompresyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Çocuğunun göğsünün ortasında ellerinizin ökçesini konumlandırın; parmaklarınızı gösterildiği gibi göğsün üzerinde kilitleyin. Ökçenizi kullanarak 30 kompresyon uygulayın. Her kompresyon <strong>göğsü 3&rsquo;te bir oranında içe bastırmalıdır</strong>. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Her 30 kompresyondan sonra, nefes alın ve çocuğu ağzını ağzınızla kapatıp burnun sıkın ve <strong class="c3">2 kesintisiz nefes verin</strong>. Göğsün kalkışı ve inişini gözleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Tıbbi yardım ulaşana kadar iki nefes arkasında 30 kompresyon uygulamaya devam edin. Eğer hayat izleri başlarsa çocuğu resimde gösterilen kurtarma pozisyonuna getirin. Ancak nefesi kontrol etmeye devam edin ve tekrar kompresyona başlamaya hazır olun.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Uyarı!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Bu bilgi ilk yardım eğitimi yerine geçmez. Anne ve babalar dahil her bireyin ilk yardım konusunda eğitim alması bir vatandaşlık sorumluluğudur.</span></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/314/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/314/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/314/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=314&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-suni-teneffus-nasil-yaptirilabilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-babies-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Be prepared for emergencies; clear baby's airway and check for breathing.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of the recovery position and mouth-to-mouth rescue breathing</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/cpr-kids-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of chest compressions combined with rescue breathing</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebek banyosunda neler dikkat edilmelidir? &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Banyoya hazırlık Yeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun. Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=307&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c6">Banyoya hazırlık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Demonstration of preparing the bath area; testing the water temperature; and lowering the newborn into the bath" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-11.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Yeni doğmuşu banyo yaptırmadan önce hazırlıklarınızı tamamlayın. Tüm ihtiyacınız olacak eşyaları hazırlayın ve banyonun yanına koyun. Bebeğinizi kurulamak için açılmış hazır bir havlu bulundurun. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Odanın rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun ve bebek küvetini yaklaşık 5 cm ılık suyla doldurun. Suyun sıcaklığını dirseğinizle ya da bileğinizle kontrol edin. Yaklaşık <strong class="c3">36 derece</strong> olmalıdır ve teninize <strong class="c3">sıcak</strong> gelmemelidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Banyo hazır olduğunda bebeğinizi soyun. Başını ve omuzlarını bir elinizle sabitleyin diğer elinizle de vücuduna destek olun ve yavaşça suya indirin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yenidoğanın yıkanması</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="158" alt="Clean baby's eyes before washing her hair and body." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-21.gif?w=563&#038;h=158" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir pamuk topunu ılık suyla ıslatın ve yeni doğmuşun kirpiklerini temizleyin. İçerden dışarıya doğru hareket edin. Her göz için ayrı pamuk kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Haftada bir ya da iki kez yenidoğanın başını yıkabilirsiniz. Bunun için onu suya yatırın ve kafasını biraz su dökün. Büyüyene kadar başını şampuanlamaya gerek yoktur. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Yenidoğanın yüzünü temizlemek için yumuşak bir bez kullanın (<strong class="c3">1</strong>), sonra boynuna ve vücuduna geçin (<strong class="c3">2</strong>). Bacak arasını ve arkasını en sona bırakın (<strong class="c3">3</strong>)</span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Banyo sırasında yapmamanız ve yapmanız gereken şeyler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="159" alt="Never leave a baby unattended in the bath; soap is not necessary; secure baby in a bouncer before disposing of the bathwater." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-31.gif?w=563&#038;h=159" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Bebekler 5 cm daha az derin yerlerde bile boğulabilir bu yüzden asla yenidoğanı ya da herhangi bir çocuğu asla su içinde yalnız bırakmayın. <strong>Eğer banyo alanı terk etmeniz gerekiyorsa, bebeği bir havluya sarın ve yanınıza alın.</strong></span> <strong class="c3"><span class="c1"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Genelde sabun kullanmak gereksizdir çünkü yenidoğanı kayganlaştırır ve tutulması zorlaşır. Ancak sabun kullanacaksanız sorbolene losyon gibi bebeğin cildini tahriş etmeyecek alternatifler kullanın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Banyo suyunu boşaltmadan önce bebeğin karyolasında ya da beşiğinde güvenli olduğundan emin olun.&nbsp;</span><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/307/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/307/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/307/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=307&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebek-banyosunda-neler-dikkat-edilmelidir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-11.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Demonstration of preparing the bath area; testing the water temperature; and lowering the newborn into the bath</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-21.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Clean baby's eyes before washing her hair and body.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/bath-newborn-31.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Never leave a baby unattended in the bath; soap is not necessary; secure baby in a bouncer before disposing of the bathwater.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeklere masaj nasıl yapılmalıdır? &#8211; resimli anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:15:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte TIMETURK okuyucuların istifadesine sunuyoruz.&#160;&#160; BEBEK MASAJI&#160; Masaja Başlarken Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, ona elleriniz gösterin ki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=303&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="c1"></p>
<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span> </p>
<p class="MsoNormal c2">Bazılarımızın bildiği, bazılarımızın bildiği sandığı ve birçoğumuzun da bilmediği temel bebek ve çocuk bakımını resimlerle birlikte <a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">TIMETURK </a>okuyucuların istifadesine sunuyoruz.&nbsp;</span><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">BEBEK MASAJI</span></strong><span class="c1">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Masaja Başlarken</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the feet and legs before moving onto the upper body." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-11.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek masajı rahatlatıcı, eğlenceli olduğu kadar onunla ilişki kurmak için biçilmez bir kaftandır. Masajı banyosundan sonra ya da karyolasında kundaklıyken yapabilirsiniz. Başlamadan önce, <strong class="c3">ona elleriniz gösterin ki masaja razı olduğunu göstersin</strong> (Eğer ilgilenmiyorsa ya kafasını çevirir ya da ters döner.)</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Elinize <strong class="c3">yenebilir yağlardan örneğin zeytinyağı ya da tatlı badem yağından</strong> ılık ellerinize birkaç damla damlatın ve bebeğin ayak tabanlarında başlayın. Kendinden emin, nazik ve yavaş hareketlerle topuktan parmaklara doğru ovalayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebeğin ayaklarına doğru uzun yumuşak okşamalarla devam edin. Dizlerin üstünden uyluklara ve kalçaların üstüne kadar çıkın. İki bacağı aynı anda yapabileceğiniz gibi teker teker de yapabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Vücut masajı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the arms; use circular clockwise strokes for the belly; use your fingertips to massage the face." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-21.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin omuzlarında başlayarak yumuşak harekelerle göğsüne doğru inerek masajınıza başlayın.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Kollara omuzlardan dirseklere doğru masaj uygulayın. Bebeğin ellerinin yağlanmamasına özen gösterin. Eğer yağlanırsa ağzına götürmeden önce ellerini silin. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Eğer bebeğin karnı yumuşaksa (sert ve dolu değilse) göbeğin etrafında saat yönünde dairesel hareketlerle masaj yapın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yüz ve sırt masajı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Massage the back of baby's body from head to toe; stop if baby is tense and not enjoying himself; massage can also take place in a cot when baby is clothed." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-31.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin yüzüne masaj yapmak için parmak uçlarınızı kullanın. Alnının ortasından yüzünün dışarısında ve yanaklarına doğru okşayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek ön tarafına yaptığınız masajdan sonra rahatlamışsa, onu karnı üstüne çevirin ve uzun ve yumuşak hareketlere kafasından topuklarına doğru masaj yapın. </span></p>
<div class="c8">
<p class="MsoNormal c7"><strong class="c3"><span class="c1">Saygılı olun</span></strong> <span class="c1">ve eğer bebek rahatsız olduysa ya da hoşlanmıyorsa masajı durdurun. Eğer çok gerginseniz ve bebek sinirli ya da huysuzsa masajdan kaçınmak en iyisidir. </span></p>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/303/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/303/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/303/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=303&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-masaj-nasil-yapilmalidir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-11.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the feet and legs before moving onto the upper body.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-21.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the arms; use circular clockwise strokes for the belly; use your fingertips to massage the face.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/baby-massage-31.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Massage the back of baby's body from head to toe; stop if baby is tense and not enjoying himself; massage can also take place in a cot when baby is clothed.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeğin altı nasıl değiştirilir &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Hazırlık Bezi değiştirmeden önce, ihtiyacınız olan her şeyin bir kol mesafesinde olduğundan emin olun. Bunlar; temiz bir bez, bebek mendilleri ve bebek kremi. Bebeği altını değiştireceği yer yatırın. Eğer huysuzluk ederse ninni söyleyin ya da en sevdiği bir oyuncağı verin. Bebeğin altını soyun ve alt bezini çıkarın. Bezin ön tarafını dışkıyı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=299&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1"><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1"><span class="c1"></span>Hazırlık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Prepare the change table; try to make the process quick but enjoyable for baby; wipe bottom using the dirty nappy." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-1.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bezi değiştirmeden önce, ihtiyacınız olan her şeyin bir kol mesafesinde olduğundan emin olun. Bunlar; temiz bir bez, bebek mendilleri ve bebek kremi. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği altını değiştireceği yer yatırın. Eğer huysuzluk ederse ninni söyleyin ya da en sevdiği bir oyuncağı verin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altını soyun ve alt bezini çıkarın. Bezin ön tarafını dışkıyı silmek için kullanın. Kirli bezi torbaya koymadan önce sıkıcı sarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Temizlik ve kremleme</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Wipe the bottom clean; lift the hips to get underneath the bottom; apply baby cream." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-2.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altını mendillerle yumuşak şekilde temizleyin. Kıvrımların temizlendiğinden emin olun ancak bebeğin arasını temizlemeye kalkmayın. Benzer şekilde erkeklerin sünnet derisi asla geriye itilmemelidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin altının arkasını temizlemek için ayaklarını parmaklarınızla bileklerinden kavrayıp hafifçe yukarı kaldırın. Kızların önden arkaya doğru temizlenmesi enfeksiyonlar için daha güvenlidir. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Bebeklerin isilik olmaması için krem kullanın. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Yeni bez takılması</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c4"><img height="153" alt="Apply a new nappy; wash your hands before touching baby's face; never leave baby unattended on the change table." src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-3.gif?w=563&#038;h=153" width="563" /></span><span class="c1"></span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Temiz bir bez açın, yan bantların öne doğru olduğundan emin olun. Bebeği ayak bileklerinden kavrayıp bezi altına itin. Ön tarafı üstüne kapatıp, bebeğin belinde sıkıca sabitleyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği giydirip beşiğinde ya da karyolasında güvenli hale getirdikten sonra eski bezi atın. Bebeğin yüzüne ya da ellerine dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">Unutmayın!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bir bebeği asla bir yerde kendi başına bırakmayın. Saniyeler içerisinde kayabilir ya da yüzüstü dönebilirler. Eğer bebekten <strong class="c3">gözünüzü ayırmak</strong> zorundaysanız, <strong class="c3">ellerinizin üstünde</strong> olduğundan emin olun. </span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/299/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/299/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/299/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/299/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=299&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebegin-alti-nasil-degistirilir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Prepare the change table; try to make the process quick but enjoyable for baby; wipe bottom using the dirty nappy.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Wipe the bottom clean; lift the hips to get underneath the bottom; apply baby cream.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/nappy-disposable-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Apply a new nappy; wash your hands before touching baby's face; never leave baby unattended on the change table.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Emzirme pozisyonları ve teknikleri nelerdir? &#8211; Resimli Anlatım</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/bebeklere-nasil-masaj-yapilir-resimli-anlatim/</guid>
		<description><![CDATA[Haber Merkezi / TIMETURK Rahat bir konum Rahat ve sakinlemiş bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. Sırt desteği olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz. Emzirme pozisyonları Bu klasik “önden tutuş” ya da “beşik [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=284&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="c1"><strong class="c3"><a href="http://www.timeturk.com/" target="_blank">Haber Merkezi / TIMETURK</a></strong></span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Rahat bir konum</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif?w=394&#038;h=107" alt="Breastfeeding is more successful when you're comfortable and relaxed." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c3"><span class="c1">Rahat ve sakinlemiş</span></strong> <span class="c1">bir pozisyonda oturmak bebeğin emmesini daha kolay hale getirir. <strong class="c3">Sırt desteği</strong> olan bir sandalye iyi bir seçim olacaktır. Kollarınız desteklemek için yastık kullanabilirsiniz ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız ayaklarınızı kalın bir kitap ya da ayaklık üzerinde dinlendirebilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirme pozisyonları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif?w=394&#038;h=146" alt="Three common feeding positions include the front hold, the underarm position and the lying down position." width="394" height="146" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">Bu klasik “<strong>önden tutuş</strong>” ya da “<strong>beşik tutuşu</strong>”dur.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Resimde gösterilen “<strong class="c3">kol altı tutuşu</strong>” aynı zamanda “<strong class="c3">acemi tutuşu</strong>” diye de adlandırılır. Bu şekilde ikizleri aynı anda emzirmek mümkün olabilir. (alttaki resimlere bakın) </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1"> “<strong class="c3">Yatarak</strong>” pozisyonu özellikle sezaryenle doğum yapmış anneler için iyidir.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Diğer pozisyonlar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif?w=394&#038;h=109" alt="Twins can be fed together using the twin hold; light muslin wraps offer privacy when breastfeeding in public." width="394" height="109" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c9">İlk birkaç hafta, ikizleri ayrı ayrı emzirmek daha kolaydır. Artık alıştığınızda onları “<strong>ikiz tutuşu</strong>”yla emzirabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer <strong class="c3">halka açık yerlerde</strong> emzirmekten rahatsız oluyorsanız, omzundan bebeği ve göğsünüzü örten ince bir muslin kullanabilirsiniz. </span><strong class="c3"><span class="c1"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal c5"><strong class="c3"><span class="c1">EMZİRME TEKNİKLERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Temel emzirme yordamı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif?w=394&#038;h=109" alt="The basic breastfeeding routine is to feed from one breast, pause for an optional burp, then offer baby the other breast." width="394" height="109" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1">Yenidoğanların her 24 saatte 6–12 kez emzirilmesi gerekebilir. Günde 8 defa genelde tercih edilen sayıdır. Alıştığınızda çoğu emzirme 20 dakika alır ancak ilk günler ve haftalarda bu süre 1 saate kadar uzayabilir. Temel yordam bebeği önce birinden emzirmek sonra ara verip altını temizleyip ikinciyi vermektir. Eğer istemezse endişelenmeyin, önemli olan emmese de sunmaktır.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirme</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif?w=394&#038;h=107" alt="Encourage baby to open her mouth wide so she takes a good mouthful of breast." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Emzirmeye başlarken bebeği göğsünüze değecek şekilde tutun, burnu meme ucuyla aynı hizada olsun. Ucunu yavaşça burnuna ve üst dudağına dokundurun, bu ağzını açmasına yardımcı olacaktır.<span class="c10"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Ağzı açıldığında, <strong class="c3">bebeği göğsünüze yaklaştırın</strong> ve elleriniz omzunda ve sırtında olsun. Emmeye başladığında meme çevresinin büyük kısmı ağzının içinde ve çenesi de göğsün içinde olacaktır. İyi beslendiğini, derin ve düzenli emmesinden ve yutma sesinden anlayabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Eğer bebek doğru konumlandırılmazsa sadece meme başına emer ve bu çok acı verebilir. Ayrıca meme başları zarar görebilir ve süt de tam boşalmaz. Eğer bebek doğru konumlanmamışsa durun ve alttaki resimdeki gibi çıkarın ve yeniden deneyin. </span></p>
<p class="MsoNormal c6"><strong><span class="c1">Emzirmeyi kesme ve gaz çıkarma</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><a href="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif"><span class="c4"><img src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif?w=394&#038;h=107" alt="If discomfort persists after 30 seconds, stop and try again; use your finger to break baby's attachment to the breast; burping baby is optional." width="394" height="107" /></span></a></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebek emmeye başladığında “gerilme hissi” normaldir ancak eğer emzirme acı veriyorsa bebek doğru konumlanmamış demektir. Böyleyse durun ve bebeği göğüsten ayırın yeniden başlayın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeği göğüsten çekerek çıkarmayın, onun yerine ağzının köşesine köşesinden küçük parmağınızı damakların arasına sokup nazikçe çıkarın. </span></p>
<p class="MsoNormal c5"><span class="c1">Bebeğin her emmeden sonra geğirmesi gerekebilir. Bunun için onu ayağa kaldırın ya da omzunuza yaslayın ve sırtını ovalayın ya da vurun. Her bebek geğirecek diye bir şey yoktur o yüzden endişelenmeyin.</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/284/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/284/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/284/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=284&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/21/emzirme-pozisyonlari-ve-teknikleri-nelerdir-resimli-anlatim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Breastfeeding is more successful when you're comfortable and relaxed.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Three common feeding positions include the front hold, the underarm position and the lying down position.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-positions-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Twins can be fed together using the twin hold; light muslin wraps offer privacy when breastfeeding in public.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-1.gif" medium="image">
			<media:title type="html">The basic breastfeeding routine is to feed from one breast, pause for an optional burp, then offer baby the other breast.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-2.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Encourage baby to open her mouth wide so she takes a good mouthful of breast.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/breastfeeding-techniques-3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">If discomfort persists after 30 seconds, stop and try again; use your finger to break baby's attachment to the breast; burping baby is optional.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en uzun savaşı kaç yıl sürmüştür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:59:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/</guid>
		<description><![CDATA[Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene (1338 &#8211; 1453) sürmüştür.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=271&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene (1338 &#8211; 1453) sürmüştür. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/271/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/271/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/271/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/271/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=271&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-savasi-kac-yil-surmustur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen18a.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın ilk yeraltı tüneli nerededir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[fırat]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/</guid>
		<description><![CDATA[İlk yeraltı tüneli 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak&#8217;ta Fırat nehrinin altından geçmiştir.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=269&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yeraltı tüneli 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak&#8217;ta Fırat nehrinin altından geçmiştir. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/269/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/269/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/269/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/269/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=269&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-ilk-yeralti-tuneli-nerededir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen17.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsanlar beyinlerinin ne kadarını kullanırlar.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar beyinlerinin %10&#8242;nu kullanırlar.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=267&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar beyinlerinin %10&#8242;nu kullanırlar. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/267/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/267/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/267/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/267/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=267&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insanlar-beyinlerinin-ne-kadarini-kullanirlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen14.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hapşırdığımız zaman ne olur?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/</guid>
		<description><![CDATA[Hapşırdığımız zaman kalbimizde dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=265&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hapşırdığımız zaman kalbimizde dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/265/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/265/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/265/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=265&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/hapsirdigimiz-zaman-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen12.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsan vücudundaki en güçlü kas hangi kastır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=263&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. </p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/263/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/263/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/263/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=263&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/insan-vucudundaki-en-guclu-kas-hangi-kastir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen11.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Güneş dünyadan kaç kat daha büyüktür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/</guid>
		<description><![CDATA[Güneş dünyadan 330 bin 330 kat daha büyüktür.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=261&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş dünyadan 330 bin 330 kat daha büyüktür.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/261/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/261/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/261/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=261&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/gunes-dunyadan-kac-kat-daha-buyuktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen6.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en uzun ömürlü insanı kaç sene yaşamıştır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömür]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin&#8217;de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=259&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin&#8217;de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/259/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/259/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/259/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=259&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-uzun-omurlu-insani-kac-sene-yasamistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen5.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir insan saçında ve bedeninde ne kadar kıl vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[kıl]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın saçında 102 bine yakın derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35 &#8211; 0.40 mm. uzar.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=257&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın saçında 102 bine yakın derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. Kıllar her gün 0.35 &#8211; 0.40 mm. uzar.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/257/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/257/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/257/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/257/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=257&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/bir-insan-sacinda-ve-bedeninde-ne-kadar-kil-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen4.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyada yaklaşık kaç halk ve kaç dil vardır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada 2000&#8242;e yakın halk ve 3000&#8242;e yakın dil var.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=255&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada 2000&#8242;e yakın halk ve 3000&#8242;e yakın dil var.</p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/255/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/255/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/255/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/255/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=255&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyada-yaklasik-kac-halk-ve-kac-dil-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen3.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en yağışlı bölgesi neresidir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:50:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[paraguay]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/</guid>
		<description><![CDATA[Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=253&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.<br /><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/253/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/253/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/253/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/253/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=253&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/dunyanin-en-yagisli-bolgesi-neresidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen2.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Uzaya ilk kim uçtu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 21:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/</guid>
		<description><![CDATA[Uzaya ilk defa 12 Nisan 1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=251&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b>Uzaya ilk defa 12 Nisan 1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.</b></p>
<p><img style="cursor:0;" alt="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/251/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/251/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/251/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=251&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/17/uzaya-ilk-kim-uctu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://resim.samanyoluhaber.com/resim/1707_ilkveen1.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İyi kavun nasıl seçilir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/iyi-kavun-nasil-secilir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/iyi-kavun-nasil-secilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:57:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[iyi kavun nasıl seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[kavun]]></category>
		<category><![CDATA[kavunun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/iyi-kavun-nasil-secilir/</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında en çok bulunan meyvelerden birisi olan kavunun insan sağlığına yararı saymakla bitmiyor. Peki iyi kavun nasıl seçilir dahası nasıl yenir? NASIL ALACAKSINIZ? 1. İyi kavun ağır olur. Elinizde okkalayın, ağır olanı alın.2. Yuvarlak, san kavunun sapı, çektiğiniz zaman kolay kopuyorsa iyi kavundur.3. Kavun Kırkağaç kavunu ise dibinin sarıya çalması gerekir.4. Bir kavun ne [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=250&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://timeturk.com/images/news/14850.jpg" alt="" /><b>Yaz aylarında en çok bulunan meyvelerden birisi olan kavunun insan sağlığına yararı saymakla bitmiyor. Peki iyi kavun nasıl seçilir dahası nasıl yenir?</b></p>
<p> NASIL ALACAKSINIZ?</p>
<p>1. İyi kavun ağır olur. Elinizde okkalayın, ağır olanı alın.<br />2. Yuvarlak, san kavunun sapı, çektiğiniz zaman kolay kopuyorsa iyi kavundur.<br />3. Kavun Kırkağaç kavunu ise dibinin sarıya çalması gerekir.<br />4. Bir kavun ne kadar yumuşaksa içi o kadar da asitleşmiş demektir. Kavunun yumuşağına yanaşmayın.<br />5. Turfanda kavunlar lezzetsizdir. Kavunu, sezonun başlangıcından bir ay sonra yiyin ancak o zaman lezzet kazanır.<span id="more-250"></span></p>
<p><strong>NASIL YİYECEKSİNİZ?</strong></p>
<p>Kavunu genellikle yemeklerden sonra yemek gibi bir alışkanlığımız var. Akşamcılar ise kavunu yemek arasında, diğer mezelerle birlikte yer. Her iki şekli de fazla yarar sağlamaz. Kavunu yemeklerden önce yiyin.</p>
<p><strong>YARARLARI</strong></p>
<p>- Kanı zehirlerden temizler.<br />- İştah açar,<br />- Bağırsakları yumuşak tutar,<br />- Sinirleri yatıştırır ve rahat bir uyku sağlar,<br />- Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder,<br />- Romatizma ağrılarını hafifletir,<br />- Hafif yanıkları iyileştirir,<br />- Göz nezlesini önler.</p>
<p>Bağırsaklarında ülser ya da iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/250/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/250/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/250/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=250&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/iyi-kavun-nasil-secilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/14850.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Ter kokusundan nasıl kurtulurum?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:55:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/</guid>
		<description><![CDATA[Terden kaçış mümkün değil. Ama en aza indirmek elimizde. Sıcak havalarda bu dertten nasıl kurtulabiliriz? Her ne kadar hoş bir durum olmasa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay. Ancak yine de bunu önlemenin çaresi yok değil. Sıcakları fazlasıyla hissettiğimiz şu günlerde, hepimizin en büyük [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=249&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img alt="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" src="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" align="left" border="0" vspace="10" hspace="10" />Terden kaçış mümkün değil. Ama en aza indirmek elimizde. Sıcak havalarda bu dertten nasıl kurtulabiliriz?</strong></p>
<p>Her ne kadar hoş bir durum olmasa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay. Ancak yine de bunu önlemenin çaresi yok değil. </p>
<p>Sıcakları fazlasıyla hissettiğimiz şu günlerde, hepimizin en büyük kabusu onca deodoranta ve parfüme rağmen terlemek ve bunla beraber yaşadığımız koku problemi.
</p>
<p><span id="more-249"></span><br />
<strong>TERLEME NEDİR?<br />
</strong><br />
Terleme tümüyle istemimiz dışında gelişen, metabolizmamızın doğal bir fonksiyonudur. Üstelik vücudumuz için iki önemli işlevi vardır; cildi nemlendirip, vücut ısısını sabitler ve vücudun boşaltım sistemine katkıda bulunur.</p>
<p>Ter aslında salgılandığında renksiz ve kokusuzdur. Fakat, bakteriler koltukaltı gibi sıcak ve nemli ortamlarda hızla çoğalarak bu salgının kötü kokmasına neden olur.</p>
<p><strong>NEDEN TERLİYORUZ?<br />
</strong><br />
Genellikle ortam sıcaklığının yükseldiği, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler sırasında terleriz. Bu şekilde vücut ısımızı sabit tutmuş oluruz. Zatenin bunun için vücuda yayılmış en az 2 milyon ter bezi görev yapmaktadır. Fiziksel aktiviteler dışında da heyecan, korku, utanma ve sıkılma gibi pek çok olay, fizyolojik bir neden olmadığı halde bizi terletir.</p>
<p>Vücut ısısı dış sıcaklıklar veya gerilim yüzünden artış gösterdiğinde kan dolaşımı hızlanır. Böylece, ter bezlerinin aktif hale geldiği vücudun üst kısmına doğru bir sıcaklık akımı başlar. Deri üzerinde oluşan ter bu durumda hemen buharlaşıp, deriyi soğutur. Bu sayede insan bir gün içinde kendini fazla yormadan iki litreye kadar su kaybeder. Terlemenin ikinci önemli fonksiyonu ise vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasıdır. Bu nedenle saunalara sık sık gidilmesi önerilir.</p>
<p>Aynı koşullarda terleme oranı kişiden kişiye göre de değişebilir. Ortalama olarak bir insan günde 0.5 ile 1 litre arası terler.</p>
<p><strong>TERLEMEYE KARŞI NE YAPABİLİRİZ?<br />
</strong><br />
Ter kokusu için çok çeşitli çözümler var. En önemlisi temiz olmak. Bunun yanısıra da terlemenin yarattığı rahatsızlığı bir takım önlemler alarak en aza indirebilirsiniz;</p>
<p>Rahat ve hava alan kıyafetler giyin. Özellikle pamuklu kıyafetleri tercih edin.<br />
Vücut temizliğine özen gösterin. Özellikle koltuk altında oluşan istenmeyen tüyleri alarak kötü kokuyu büyük ölçüde önleyebilirsiniz.<br />
Kahve, alkol ve yakıcı gıdalardan uzak durun.</p>
<p><strong>NE KULLANMALIYIZ?<br />
</strong><br />
Ter kokusunu azaltmanın iki yolu var; Deodorant ve antiperspirantlarla gün boyu hoş kokmak çok zor değil. Ancak deodorant ve antiperspirant birbirinden ayrı şeylerdir. Bu iki ürün en çok terlemeye karşı verdikleri savaş konusunda birbirlerinden ayrılırlar;</p>
<p><strong>DEODORANTLAR<br />
</strong><br />
Deodorantlar antibakteriyel bazı maddeler ve alkol içerirler. Bu sayede de bakteri üremesini denetim altına alarak, ter kokusunun oluşmasını önlerler. Terin ayrışması için bakteriler belirli enzimlere gerek duyar. Bu nedenle bazı deodorantlar bahsedilen bu tür enzimlerden içerir. Diğer yandan ise daha çok parfüm yağları içerdiklerinden dolayı da güzel koku yayarlar. Örneğin Fa dedodorantları hijyenik tazelik sunarlar ve bu sayede de bakteri artışını durdururlar. Bu sayede deri hem korunmuş hem de bakım görmüş olur.</p>
<p>Deodorant kullanırken dikkkat etmeniz gereken en önemli nokta deodorantı temiz ve kuru koltuk altına uygulamanızdır. Terli bir koltuk altına deodorantı sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın karışımından oluşan daha ağır ve kötü bir kokuya neden olur. Ayrıca giysinin üzerine sıkmak da kokuyu engellemez. Bu arada sprey deodorantları, koltuk altına 15 cm’lik mesafeden kutuyu dik tutarak püskürtmeniz gerektiğini de sakın unutmayın.</p>
<p><strong>ANTİ-PERSPİRANTLAR</strong><br />
Antiperspirantlar, terlemeyi deodorantlara oranla daha fazla önlerler. Ter oranını ayarlayıp, çok fazla ter üretilmesine engel olurlar. Ter üretimini aliminyum tuzları sayesinde engelleyip, ter bezlerini sıkıştırırlar. İçerdikleri alüminyum kloride ve benzeri aktif maddeler ile vücuttaki terlemeyi engeller, nemi azaltır ve kokuları sayesinde de tazelik verirler. İçindeki maddelere göre etki süresi ve gücü değişim gösterir.</p>
<p>Ancak antiperspirant ürünler daha çok pudralı formül içerdikleri için, genellikle koltuk altına uygulanmalıdır. Kıyafet üzerine sıkılan antiperspirant ürünlerin hiçbir etkisi yoktur. Koltuk altına sürülen antiperspirant ürün, ter bakterilerinin pudra tabakası dışına çıkmasını engeller ve böylece bakteriler kuruyup gider. Alkol içermediklerinden dolayı vücut için son derece hafiftirler. Ayrıca ferahlatıcı bir etki sağlarlar.
</p>
<p><a href="http://timeturk.com/Iste-ter-kokusundan-kurtulmanin-yollari-16337-haberi.html" target="_blank">kaynak: timeturk.com</a></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/249/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/249/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/249/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/249/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=249&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ter-kokusundan-nasil-kurtulurum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/14281.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">http://timeturk.com/images/news/14281.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Keneden kurtulmanın en pratik yolu nasıldır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:51:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/</guid>
		<description><![CDATA[Vücuda yapışan keneyi çıkarmak için en kolay çözüm yolunu Bolu İl Genel Meclis Üyesi Fahrettin Tanyar buldu. İşte ilginç kene çıkarma metodu Bolu İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkarmak için kolay ve pratik bir çözüm yolu buldu. Fahrettin Tanyar, kenenin deriyi kesmeden ve operasyon gerektirmeden nasıl çıkarılacağını günlercede düşünerek, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=248&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img height="125" alt="" hspace="10" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14573.jpg?w=198&#038;h=125" width="198" align="left" vspace="10" border="0" /><strong>Vücuda yapışan keneyi çıkarmak için en kolay çözüm yolunu Bolu İl Genel Meclis Üyesi Fahrettin Tanyar buldu. İşte ilginç kene çıkarma metodu</strong> </p>
<p>Bolu İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkarmak için kolay ve pratik bir çözüm yolu buldu.</p>
<p><span id="more-248"></span></p>
<p><img height="293" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14570.jpg?w=443&#038;h=293" width="443" /></p>
<p>Fahrettin Tanyar, kenenin deriyi kesmeden ve operasyon gerektirmeden nasıl çıkarılacağını günlercede düşünerek, çözümü hava basıncında bulduğunu söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img height="500" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14571.jpg?w=330&#038;h=500" width="330" /></p>
<p>Enjektörün uç kısmını bıçakla kesen ve düzgün olması için kenarlarını zımparalayan Tanyar, içine 3 damla sabunlu su koyduğunu belirtti. Daha sonra ucu kesilmiş enjektörü kenenin bulunduğu bölgeye koyarak vakum etkisi yaptırdığını söyleyen Tanyar, &#8220;Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor ve yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor&#8221; dedi.</p>
<p><img height="500" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14572.jpg?w=331&#038;h=500" width="331" /></p>
<p>İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri de enjektör yöntemini deneyerek sonucun olumlu olduğu kararına vardı.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/248/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/248/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/248/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/248/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=248&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/keneden-kurtulmanin-en-pratik-yolu-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14573.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14570.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14571.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/14572.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Örtünmemek ayıp mı, suç mu, günah mı?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Tesettür münakaşalarında üç kavram, birbiriyle karıştırılıyor: Ayıp, suç ve günah. Bir söz, bir hareket veya bir kıyafet toplumun değer hükümlerine ters düşüyorsa ayıplanıyor. Kanuna aykırı ise, suç sayılıyor. Dine muhalif ise, günah oluyor. Bazı kimseler, kanuna aykırı olmayan bir şeyin günah da olmayacağını zannederken, bazıları, “herkesin işlediği bir fiilin günahlıktan çıkacağı” vehmine kapılıyorlar. Bunların her [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=243&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tesettür münakaşalarında üç kavram, birbiriyle karıştırılıyor: Ayıp, suç ve günah. Bir söz, bir hareket veya bir kıyafet toplumun değer hükümlerine ters düşüyorsa ayıplanıyor. Kanuna aykırı ise, suç sayılıyor. Dine muhalif ise, günah oluyor.</p>
<p>Bazı kimseler, kanuna aykırı olmayan bir şeyin günah da olmayacağını zannederken, bazıları, “herkesin işlediği bir fiilin günahlıktan çıkacağı” vehmine kapılıyorlar. Bunların her ikisi de fevkalâde yanlış düşünceler.</p>
<p>Ayıp, hiçbir zaman gerçeğin ölçüsü olamaz. Fikir, düşünce ve hareketlerini sadece çevrenin “ayıp” anlayışına göre düzenleyen insanlar, şahsiyetlerini topluma feda etmiş, kalabalıklara esir olmuşlardır.</p>
<p>Halbuki, toplumun her ayıpladığını “yanlış”, yahut her benimsediğini “doğru” kabul etmek mümkün mü? Böyle olsa, insanın her toplulukta ayrı bir şahsiyete bürünmesi, bukalemun gibi sık sık renk değiştirmesi gerekmez mi?</p>
<p>Batılı bir düşünürün “insan aklının aczini” ortaya koyan şu ifadeleri, bu meselemizi ne güzel izah eder: “Bir insanın, babasını yemesinden daha korkunç bir şey düşünülemez; ama, eskiden bazı kavimlerde bu âdet varmış. Hem de bunu saygı ve sevgilerinden yaparlarmış. İsterlermiş ki ölü, böylelikle en uygun, en şerefli bir mezara gömülsün. Vücutları ve hâtıraları içlerine, tâ iliklerine yerleşsin. Babaları sindirme ve özümleme yolu ile kendi diri bedenlerine karışıp yeniden yaşasın. Böyle bir inancı iliklerinde ve damarlarında taşıyan insanlar için, anasını, babasını topraklarda çürütüp, kurtlara yedirmenin, en korkunç günahlardan biri sayılacağını kestirmek zor değildir.”</p>
<p>Şimdi düşünelim: Etrafımızdaki insanların büyük çoğunluğu,yoğun propagandalarla, böyle bir fikri benimsemiş olsalar, biz de toplum ayıplamasın diyerek, babamızın etini mi yiyeceğiz? Demek ki, “ayıplama” tamamen sübjektiftir; gerçeğe tesir edecek bir faktör değildir. Ayıp telâkki ederek örtünmekten kaçınan hanımefendilerin iddiaları iki kısma ayrılıyor: Birisi: “Örtünmemek niçin günah olsun?” şeklindeki itiraz. Diğeri ise: “İslâm’da örtünmenin olmadığı” tarzındaki, şahsî kanaat.</p>
<p>Görünürde aralarında pek fazla bir fark yok gibi geliyor. Ama, gerçekte her ikisi de birbirinden ayrı konular. “Örtünmekle de ne olacakmış, insan örtünün içinde de yapacağını yapar.” gibi sözlerin sahiplerini araştırırsanız, her defasında İslâm’ı layıkıyla bilmeyen veya bildiği halde onun emirlerini yerine getiremeyen birisiyle karşılaşırsınız.</p>
<p>Bu insanlar, vicdanlarının derinliklerinde hissettikleri suçluluk psikolojisinden kurtulmak için, böyle itirazlarda bulunuyorlar ve tövbe edeceklerine, günahlarını meşru göstermeye kalkışıyorlar. Sanki diğer insanları ikna etmekle, o sorumluluktan kurtulacaklarmış gibi. Halbuki, bir fiil günah ise günah, değil ise değildir. Bunun tespitini “kalabalıklar” yapamaz. Örtünme dinde varsa buna kimse “yok” diyemez. Ama, hiç kimse de başkalarını bu hususta zorlama yoluna gitmemelidir.</p>
<p>Örtünmenin İslâm’da yeri olup olmadığı meselesine gelince, bu hususta nice fetvalar mevcut. Lâkin günümüz Müslümanlarının bir kesimi, fetvanın dindeki yerini lâyıkıyla bilmediklerinden, doğrudan doğruya Kur’an-ı Kerîm’den âyetler takdim edecek ve bunların tefsirlerinden bazı kısımları aynen aktaracağım.</p>
<p>Cenâb-ı Hak, Nûr Sûresinde Peygamberimize (asm.) hitaben şöyle buyuruyor:</p>
<p>“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu yerleri) açmasınlar. Zahir olanı (görünmesi zarurî olan yüz, el ve ayaklar) müstesna. Baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar (göğüs ve boyunlarını göstermesinler). Ziynetlerini (süs yerlerini) ancak şu kimselere gösterebilirler: Kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut kendi oğullarına, yahut kendi erkek kardeşlerine, yahut erkek kardeşlerinin oğullarına, yahut kız kardeşlerinin oğullarına, yahut kendi kadınlarına (Müslüman kadınlara), yahut ellerindeki memlûklere (cariyelere), yahut (şehvetsiz ve kadına) ihtiyacı olmayan uyuntu kimselere, yahut henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış olan çocuklara.” (Nûr Sûresi , 31)</p>
<p>Âyet-i kerime dikkatle okunduğunda, şu hususlar tespit edilebilir:</p>
<p>Birincisi: Hitabın mümin kadınlara olması. Yâni, örtünme kadınlar için bir imân alâmeti ve sadece mümin kadınlara farz. Mümin olmayan bir insan, İslâm’ın emir ve yasaklarından sorumlu değil. Yâni, bir kimse öncelikle Allah’ın varlığını kabul edecek, Kur’an-ı Kerîm’i Onun kelâmı ve Hz. Muhammed’i (asm.) Onun en son elçisi bilecektir ki, İlâhî emir ve yasaklara muhatap olabilsin.</p>
<p>İkincisi: Harama bakmamanın sadece erkekler için değil, kadınlar için de söz konusu olduğu. Üçüncüsü: “Ziynetlerin gösterilmemesi”.</p>
<p>Âyet-i kerimede geçen “ziynet” kelimesi üzerinde yapılan tefsirlerden birini, özet olarak arz edeyim:</p>
<p>“Ziynet, süs eşyası demek ise de, tek başına süs eşyasına bakmak hiç kimse için haram olamayacağına göre, bundan murat, süs eşyalarının takıldığı kulak, boyun, gerdan gibi yerlerdir. Âyette esas maksat tesettür (örtünme) olduğuna ve hitap zengin-fakir bütün müminlere yapıldığına göre, ziynet sadece süs eşyası olarak anlaşılsa, âyet sadece zenginlere inmiş olur. Halbuki, hitap geneldir, “mü’min kadınlara da söyle.” buyurulmaktadır. Bir başka önemli husus da şudur: Kadın için asıl ziynet, süs eşyası değil, bu organların bizzat kendileridir. Yâni, gösterilmesi haram kılınan boyun, gerdan gibi azalar kadın için ayrıca birer ziynettirler.” (Hak Dini Kur’an Dili)</p>
<p>Dördüncüsü: Mümin kadınların başörtülerini, cahiliye kadınları gibi, boyunlarına bağlayıp arkaya sarkıtmak yerine, başlarına örtmeleri ve yakalarının üzerine vurmaları.</p>
<p>Bir diğer âyet-i kerimede ise, şöyle buyurulur:</p>
<p>“Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, elbiselerinden giyip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp da (cariyelerden, iffetsiz âdi kadınlardan fark edilip de) eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Allah Gafur’dur (çok bağışlayıcıdır), Rahîm’dir (çok merhametlidir).” (Ahzab Sûresi, 59)</p>
<p>Bu âyet-i kerimede, örtünme açıkça emredilmekte ve bu emrin hikmeti, “mü’min kadınların diğer âdi kadınlarla karıştırılarak rahatsız edilmemeleri, sarkıntılığa maruz kalmamaları ve ruhlarının eziyete maruz olmaması” olarak beyan buyurulmakta.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/243/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/243/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/243/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/243/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=243&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Niçin Tesettürlüsünüz..?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/nicin-tesetturlusunuz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/nicin-tesetturlusunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:47:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/nicin-tesetturlusunuz/</guid>
		<description><![CDATA[Tesettürlüyüm Çünkü.. Allahı hatırlamak ve hatırlatmak için.. Yaratılış gayemin gereği.. Özel olduğum için .. Özel hissettiğim için .. İnsanların gözünde değil Rabbimin nazarında özel olduğum için.. Kulluğumun gereği.. Rabbimin rızasını kazanmak için.. tesettürlüyüm çünkü; Tesettürlüyken daha rahat olduğum için.. Dışarıda kendimi en rahat hissedebileceğim giyim şekli olduğu için.. Allah rızası için.. Birtakım kötü gözlerden koruduğu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=242&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tesettürlüyüm Çünkü..</p>
<p>Allahı hatırlamak ve hatırlatmak için..</p>
<p>Yaratılış gayemin gereği..</p>
<p>Özel olduğum için .. Özel hissettiğim için .. İnsanların gözünde değil Rabbimin nazarında özel olduğum için.. Kulluğumun gereği.. Rabbimin rızasını kazanmak için..</p>
<p>tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Tesettürlüyken daha rahat olduğum için.. Dışarıda kendimi en rahat hissedebileceğim giyim şekli olduğu için.. Allah rızası için.. Birtakım kötü gözlerden koruduğu için..</p>
<p>Tesettürlü bir insan dış görünüşüyle değil de kişiliği ve ahlakıyla davranışlarıyla, düşünceleriyle ön planda olduğu için..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü ;</p>
<p>Buna verilecek en iyi cevabım: İnancımın kanıtlarından biri TESETTÜRÜM..</p>
<p>İnanıyorum; emri başım üstünde her varlığa sevgi duyuyorum.. her varlık O na çıkıyor.. O nu seviyorum..</p>
<p>tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Rabbim bize zinet değerinde bakıyor ve ben bu zineti en iyi şekilde muhafaza etmek istiyorum..</p>
<p>tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>kadınlık vasfıyla deği,insan vasfıyla hayatta ilerlemek istiyorum..</p>
<p>tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Ehli imana zarar vermek istemiyorum..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Tesettürün en baş vasfı başörtüsünü ilk önce kalbimde sonra kafamda taşıyorum..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>İslamı yaşamayı kolaylaştırıyor, hayatımın her safhasına yaymamı sağlıyor..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Bana Rabbimi hatırlatıyor ve hatırlatanlardan olmak istiyorum..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü ;</p>
<p>&#8220;KULUM&#8221; DİYE YADEDİLENLERDEN OLMAK İSTİYORUM..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>Hürüm ben.. tesettürüm sayesinde namahremim, saygı duruşuna geçmek zorunda.. (öyle bir temsil etmeliyim ki, bu olmak zorunda)</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü;</p>
<p>HAKK böyle istiyor .. Hakk istedi mi, şek yok şüphe yok koşul yok şart yok..</p>
<p>Tesettürlüyüm;</p>
<p>çünkü hürüm ben.. Budur sebebi örtümü başımda taşırken gözlerimin ışıması.. Gurur addetmeyiniz..</p>
<p>Tesettürlüyüm çünkü ;</p>
<p>DEĞERLİYİM!!</p>
<p>Tesettürlüyüm Çünkü..</p>
<p>Allah&#8217;a İtaat Ediyorum..</p>
<p>Tesettürlüyüm&#8230;</p>
<p>Çünkü Allah&#8217;a Teslim oldum..</p>
<p>kaynak : nurunalanur.org</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/242/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/242/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/242/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/242/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=242&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/nicin-tesetturlusunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Okumak için başörtüsünü takmamak</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/okumak-icin-basortusunu-takmamak/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/okumak-icin-basortusunu-takmamak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:46:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Cilbab]]></category>
		<category><![CDATA[Tülbent]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/okumak-icin-basortusunu-takmamak/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Kardeşimiz; Bilindiği gibi Nur sûresi&#8217;nin 31. ve Ahzab suresi&#8217;nin 33, 35 ve 59&#8242;uncu ayetlerinde kadınların örtünmeleri, vücutlarının zinet yerlerini yabancılara göstermemeleri emredilmektedir. Bu konuda birçok hadis de vardır. Ama bu hadisleri burada nakletmeye lüzum görmüyoruz. Kadının bütün vücudunun avret olup olmadığı hususu da mezhepler arasında ihtilaflıdır. Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre kadının istisnasız tüm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=241&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Kardeşimiz;</p>
<p>Bilindiği gibi Nur sûresi&#8217;nin 31. ve Ahzab suresi&#8217;nin 33, 35 ve 59&#8242;uncu ayetlerinde kadınların örtünmeleri, vücutlarının zinet yerlerini yabancılara göstermemeleri emredilmektedir. Bu konuda birçok hadis de vardır. Ama bu hadisleri burada nakletmeye lüzum görmüyoruz.</p>
<p>Kadının bütün vücudunun avret olup olmadığı hususu da mezhepler arasında ihtilaflıdır. Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre kadının istisnasız tüm vücudu avret kabul edildiği halde Hanefî ve Malikîmezheplerinde eller ve yüzün fitne korkusu olmadığı takdirde avretolmadığı belirtilmiştir (1).<span id="more-241"></span></p>
<p>Tedavi gibi bazı zaruret hallerinde yabancı birisi bir kadının avret kabul edilen bir uzvuna zaruret miktarmca ve tedavinin gerekdiği mahalli geçmemek şartıyla bakabilir(2). Allah, Kurân-ı Kerîm&#8217;de kadınların vücutlarını örtmelerini emredip başkalarına göstermelerini yasakladığına göre onların avret mahallerini yabancıların görebileceği şekilde açmaları haramdır. Zaruret olmadıkça avret sayılan bir uzvun tamamını ya da bir kısmını açamazlar.</p>
<p>Zaruret, yasak bir şeyi yapmadığı takdirde helaki veya helake yaklaşmayı gerekli kılan şeydir (3). Ali Haydar Mecelle Şerhi&#8217;nde zarureti aynen şu şekilde tarif etmiştir: &#8220;Zaruret; memnu tenavületmediği takdirde helaki müstelzim olan haldir&#8221; (4).</p>
<p>Buna göre İslâm&#8217;a hizmet etmek gayesiyle de olsa İslâm&#8217;a taban tabana zıt düşen, kadının namahrem yerlerini ve avretini açmaya zorlayan okullarda okumanın zaruret kabul edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Ayrıca kadınların mutlaka bilmesi gereken şeyleri, avretlerini açmayı gerektirmeyen okul ve kurslardan öğrenmeleri pekala mümkündür. İslâm hizmeti böyle bir yol ile ifa edilemez. Ayrıca İslâm tarihi hiçbir resmî tahsili olmadığı halde kendisini özel olarak yetiştirip İslâm&#8217;a ve ilme hizmet eden kadınlarla doludur. Şüphesiz kadınların avret açma ve ihtilat gibi İslâm&#8217;ın yasakladığı şeyler olmazsa okutulmaları gerekli ve okumaları zaruridir, bunda büyük faydalar da vardır. Ama bu haramı işlemeyi tecviz edemez. </p>
<p>Bilindiği gibi &#8220;Zararları gidermek, maslahatları celb etmekten evladır.&#8221; diye meşhur bir fıkıh kaidesi vardır. İslâm&#8217;ın yasaklara gösterdiği itina, emirlere gösterdiği itinadan daha büyüktür. Hz. Peygamber bir hadîsinde: &#8220;Ben size bir şey emrettiğim zaman ondan gücünüzün yettiği kadarını yapınız. Bir şeyden nehyettiğim zaman da ondan kaçınınız&#8221; buyurur.</p>
<p>Bundan dolayı meşakkati defetmek için vacibi terk etmek caizdir, ama günahları, özellikle büyük günahları işlemekte müsamaha yoktur. Bezzazî&#8217;nin ifadesine göre avret yerini örtecek bir şey bulamayan kimse, nehir kenarında da olsa istincayı terk eder. Çünkü yasak, emre tercih edilir. Kadına gusül gerekse ve erkeklerden gizlenecek bir yer bulamazsa guslü terkeder (5).</p>
<p>Demek oluyor ki, bir haramı işlememek için farz bile terkedilir. O halde sadece umulan bir maslahat için nassların haram kıldığı bir şeyin işlenmesi tecviz edilemez. Bize göre bu her okul için aynıdır. Müslümanların, kadınların başlarını açabilmeleri için İslâm&#8217;ın hükümlerini zorlayacakları yerde, kadınların İslâmî kıyafetler içerisinde okuyabilmelerinin çarelerini araştırıp bu yolda gayret sarfetmeleri gerekir.</p>
<p>1-Kitabu&#8217;1-Fıkh âlâ Mezâbili&#8217;l Erbaa 1/192. Sâbûnî, Tefsirû Ayât&#8217;il-Ahkâm c. 2. s. 381<br />
2-el-Merginânî, el-Hidâye, c. 4, s. 84<br />
3-Suyûtî, el-Eşbah ven-Nezâir, s. 94<br />
4-Ali Haydar, Dürerü&#8217;l-Hakkâm Şerhu Mecelletü&#8217;l-Ahkâm, Muk. 22. Mdd. nin şerhi<br />
5-İbnu Nüceym el-Eşbâh ve&#8217;n-Nezâir, s. 90-91</p>
<p>Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II.180<br />
Selam ve dua ile&#8230;<br />
Sorularla İslamiyet Editör</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/241/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/241/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/241/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/241/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=241&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/okumak-icin-basortusunu-takmamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Türban ve başörtüsünün farkı nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/turban-ve-basortusunun-farki-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/turban-ve-basortusunun-farki-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/turban-ve-basortusunun-farki-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Kardeşimiz; Türban başörtüsü demektir. Câhiliyette insanların birçokları terbiye ve edebden yoksundu. Ahlâk, iffet ve namus meselesi lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu, vücudunu, na mahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu. İlahî rahmet olarak gelen İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab ile [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=240&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Kardeşimiz;</p>
<p>Türban başörtüsü demektir. </p>
<p>Câhiliyette<br />
insanların birçokları terbiye ve edebden yoksundu. Ahlâk, iffet ve<br />
namus meselesi lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu,<br />
vücudunu, na mahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu. İlahî rahmet<br />
olarak gelen İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için<br />
birtakım emir ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab<br />
ile örtünmesini emreder.</p>
<p>&#8220;Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına<br />
ve mü&#8217;minlerin hanımlarına söyle! Baş ve boyunlarını örtmek için<br />
cilbablarını üzerlerine alsınlar&#8221; (Ahzab: 59)</p>
<p>Cilbab&#8217;ın mâhiyeti hakkında birkaç görüş vardır:</p>
<p>1- Cilbab. bütün vücudu örten uzun gömlek veya entaridir.<br />2-Entari üzerine giyilen geniş elbisedir.<br />3- Başı. boynu ve çevresini örten atkıdır.<br />4- Üst tarafı göbeğe kadar örten ve ridâ denilen örtüdür.</p>
<p>Sibeveyhrnin<br />
üstadı olan Halil; &#8220;Bu mânâlardan hangisi kasdedilirse caizdir&#8221; diyor.<br />
(el-Sîracel-Münir c. 3. s. 271.) Müslüman kadın, el ve yüzü müstesna<br />
bütün vücudunu örtmek mecburiyetindedir. Bir kimse buna inanır fakat<br />
uygulamazsa günahkâr olur. Amma inkâr ederse dinden çıkar, mürtedolur.<br />
İslâm&#8217;ın kabul etmediği tevillere baş vurup halkın inancını bozmak<br />
sapıklıktır. Tesettürün dinen makbul olabilmesi için birkaç şartı<br />
vardır, onlara ri&#8217;âyet etmek gerekir:</p>
<p>1- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince,<br />2- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli,<br />3- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.</p>
<p>Bir<br />
memlekette manto giymek adet ise, dar olmamak şartıyla onu giymekte<br />
beis yoktur. Çünkü İslâm dini, ne erkek ne kadın için belli bir kıyafet<br />
getirmemiştir. Her memleketin kendisine has bir giysisi vardır.</p>
<p>Hatta<br />
buranın çarşafı, Suriye, Irak ve Hicaz&#8217;da giyilen çarşafa benzemiyor.<br />
İlla şu veya bu kıyafet lazımdır demek doğru değildir.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&amp;id=10099&amp;keyword=ba%FE%F6rt%FCs%FC">Örtünme şekli nasıl olmalı&#8230;</a><br />Selam ve dua ile&#8230;<br />Sorularla İslamiyet Editör</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/240/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/240/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/240/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/240/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=240&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/turban-ve-basortusunun-farki-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Örtünme ile ilgili kuran ayeti olmadığını iddia eden yorumcular peygamberimizin hadislerini de hiçe saymaktalar. Bu konuda bilgi verir misiniz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunme-ile-ilgili-kuran-ayeti-olmadigini-iddia-eden-yorumcular-peygamberimizin-hadislerini-de-hice-saymaktalar-bu-konuda-bilgi-verir-misiniz/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunme-ile-ilgili-kuran-ayeti-olmadigini-iddia-eden-yorumcular-peygamberimizin-hadislerini-de-hice-saymaktalar-bu-konuda-bilgi-verir-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunme-ile-ilgili-kuran-ayeti-olmadigini-iddia-eden-yorumcular-peygamberimizin-hadislerini-de-hice-saymaktalar-bu-konuda-bilgi-verir-misiniz/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Kardeşimiz; Cevap 1: Câhiliyette insanların birçokları terbiye ve edebden yoksundu. Ahlâk, iffet ve namus meselesi lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu, vücudunu, na mahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu. İlahî rahmet olarak gelen İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab ile örtünmesini [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=239&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Kardeşimiz;</p>
<p>Cevap 1:</p>
<p>Câhiliyette insanların<br />
birçokları terbiye ve edebden yoksundu. Ahlâk, iffet ve namus meselesi<br />
lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu, vücudunu, na<br />
mahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu. İlahî rahmet olarak gelen<br />
İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir<br />
ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab ile<br />
örtünmesini emreder.</p>
<p>&#8220;Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve<br />
mü&#8217;minlerin hanımlarına söyle! Baş ve boyunlarını örtmek için<br />
cilbablarını üzerlerine alsınlar&#8221;(Ahzab: 59).</p>
<p>Cilbab&#8217;ın mâhiyeti hakkında birkaç görüş vardır:<br />l- Cilbab. bütün vücudu örten uzun gömlek veya entaridir.<br />2-Entari üzerine giyilen geniş elbisedir.<br />3- Başı. boynu ve çevresini örten atkıdır.<br />4- Üst tarafı göbeğe kadar örten ve ridâ denilen örtüdür.</p>
<p>Sibeveyhinin<br />
üstadı olan Halil; &#8220;Bu mânâlardan hangisi kasdedilirse caizdir&#8221; diyor.<br />
(el-Sîracel-Münir c. 3. s. 271) Müslüman kadın, el ve yüzü müstesna<br />
bütün vücudunu örtmek mecburiyetindedir. Bir kimse buna inanır fakat<br />
uygulamazsa günahkâr olur. Amma inkâr ederse dinden çıkar, mürtedolur.<br />
İslâm&#8217;ın kabul etmediği tevillere baş vurup halkın inancını bozmak<br />
sapıklıktır. Tesettürün dinen makbul olabilmesi için birkaç şartı<br />
vardır, onlara ri&#8217;âyet etmek gerekir:</p>
<p>1- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince,<br />2- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli,<br />3- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.<br />Bir<br />
memlekette manto giymek adet ise, dar olmamak şartıyla onu giymekte<br />
beis yoktur. Çünkü İslâm dini, ne erkek ne kadın için belli bir kıyafet<br />
getirmemiştir. Her memleketin kendisine has bir giysisi vardır.</p>
<p>Hatta<br />
buranın çarşafı, Suriye, Irak ve Hicaz&#8217;da giyilen çarşafa benzemiyor.<br />
İlla şu veya bu kıyafet lazımdır demek doğru değildir.</p>
<p>Cevap 2:</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&amp;id=446">Kadının dış örtüsü hakkında geniş bilgi almak için tıklayınız.</a></p>
<p>Cevap 3:</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&amp;id=6483">Hadislerin toplanması ve bağlayıcılığı hakkında bilgi almak için tıklayınız.</a><br />Selam ve dua ile&#8230;<br />Sorularla İslamiyet Editör</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/239/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/239/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/239/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/239/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=239&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/ortunme-ile-ilgili-kuran-ayeti-olmadigini-iddia-eden-yorumcular-peygamberimizin-hadislerini-de-hice-saymaktalar-bu-konuda-bilgi-verir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tesettürün hikmetleri nelerdir, tesettür neden gerekli?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Kardeşimiz; ÖRTÜLÜ VE ÖZGÜR (Kathy Chin)&#8230; İsmin eşyayı manasına göre dönüştürdüğü ilkesi, tesettürün sakladığı kadını, o örtünün cevhere dönüştürmesinde anlamını buluyor. Ve o cevherin değerini koruması, kendini örtmesi ve saklamasıyla ilişkili olarak artıyor. Eşya ile kurulan ünsiyet, o eşyayı kullanılan yere göre değerli ya da değersiz kılıyor. Ona verdiğimiz isim onun sıfatlarını doğuruyor. Kazandığı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=238&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Kardeşimiz;</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=5254">ÖRTÜLÜ VE ÖZGÜR (Kathy Chin)&#8230;</a></p>
<p>İsmin<br />
eşyayı manasına göre dönüştürdüğü ilkesi, tesettürün sakladığı kadını,<br />
o örtünün cevhere dönüştürmesinde anlamını buluyor. Ve o cevherin<br />
değerini koruması, kendini örtmesi ve saklamasıyla ilişkili olarak<br />
artıyor. </p>
<p>Eşya ile kurulan ünsiyet, o eşyayı kullanılan yere<br />
göre değerli ya da değersiz kılıyor. Ona verdiğimiz isim onun<br />
sıfatlarını doğuruyor. Kazandığı her sıfat, onun yerini belirliyor. </p>
<p>Yüce<br />
Mevlâ&#8217;nın güzel isimlerinden olan el-Settar, ıstılahî açıdan ayıpları<br />
örten, örtüleyen, setreden anlamlarına geliyor. Tesettür kelimesi de<br />
örtünmek anlamındadır. </p>
<p>İçinde bulunduğumuz bu son zamana kadar<br />
şerefli olmanın nişanesi sayılan tesettür, fıtratından uzaklaşmış<br />
insanlar için hiç de öyle bir anlama sahip değil. </p>
<p>Oysa<br />
toplumların tarihine nüfuz edebildiğimiz ölçüde gördüğümüz o ki, normal<br />
olan, genel-geçer olan, aslî olan tesettürdür. Hatta tesettür kimi<br />
milletlerde şeref derecesini belirleyen nişane sayılmıştır. Buna<br />
mukabil çıplaklık aşağılık alameti, aşağılanma sebebi olarak görülmüş<br />
ve tarih boyu neredeyse tüm milletler tarafından kınanmış,<br />
ayıplanmıştır. </p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim bize tesettürün “tanınmak ve<br />
incitilmemek için tercih edilmesi gereken hayırlı bir yol” (Ahzab, 59)<br />
olduğunu bildiriyor. Tanınmak ve incitilmemek!.. </p>
<p>Bizi insan<br />
olarak yaratan ve insanı tanımlayan, böylelikle fıtratın ne olduğunu<br />
bize bildiren; bizi müslümanlar olarak yaratan ve müslümanı tanımlayan,<br />
böylelikle İslâm&#8217;ı bize öğreten ve bizi üryan olarak yaratan, bize<br />
namus ve şerefi aşılayan, sonra bizi örten, ayıplarımızı örten<br />
Rabbimiz; mümin kadınların “örtülü” olarak tanınmasını istiyor. Ve<br />
böylelikle tanımlanmasını&#8230; </p>
<p>Tesettürlü olarak tanınmak,<br />
sadece insanlar tarafından tanınmak değil, bütün mahlukat tarafından<br />
tanınmaya; incitilmemek vasfı ise sadece insanın zorbalıkları,<br />
kabalıklarına maruz kalmamak değil, mahlukatın özenle davranmasına<br />
işarettir. </p>
<p>Tesettüre bürünmekle; kendini Hz. Muhammed s.a.v.&#8217;e ümmet olarak görmek eş değerdedir. </p>
<p>Tesettürün<br />
bir başka hikmeti de kadının kendini korunmalık olarak görmesi,<br />
böylelikle onu koruması gerekenlerin ayırdedebilmesini sağlamasıdır. </p>
<p>Bu<br />
niyet kadının fıtratını ve bu fıtratın niteliğini belirler. Korunması<br />
gereken, bizzat korunmalık olan şey, aynı zamanda kalkan olamaz. O,<br />
kıymetli bir cevher olarak, namusun ve şerefin taşıyıcısı olarak<br />
korunmayı kabul etmeli ve böylelikle namusu ve şerefi kendisine ziynet<br />
edinmelidir. </p>
<p>Fıtrata uygun olan bu hal gerçekleşirse, kadını<br />
koruyacak ve ona kalkan olacak kişiler de etrafında olacaktır. Tıpkı<br />
Kaynukaoğulları kabilesinde hakarete maruz kalan hanım sahabiye sahip<br />
çıkılması gibi kendisine sahip çıkılır. </p>
<p>Kadın tesettürle<br />
(örtünmek) tavsif edilmiştir. Bu vasıf, kadınlığın ne olduğunun<br />
öğrenilmesini sağlamış ve kadının fıtratındaki hayânın ve iffetin<br />
korunması şu sıfatla belirlenmiştir: Kadın, örtünendir&#8230; </p>
<p>MAHMUT ÖZ<br />Selam ve dua ile&#8230;<br />Sorularla İslamiyet Editör</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/238/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/238/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/238/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/238/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=238&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/tesetturun-hikmetleri-nelerdir-tesettur-neden-gerekli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>TRANSPARAN GİYİMLE TESETTÜR OLUR MU?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/transparan-giyimle-tesettur-olur-mu/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/transparan-giyimle-tesettur-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/transparan-giyimle-tesettur-olur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Önce bir temel hususa işaret etmek istiyorum. Sonra konunun ayrıntısına geçeceğim. Şöyle ki: İnsan bir doğruyu tatbik edemeyebilir. Yanlışı yaşıyor olabilir. Burada çok önemli olan nokta, yaşadığı yanlışı savunmak değil, doğruyu itiraf etmektir. Böyle olursa durumunu çok daha kötüye gitmekten kurtarmış olur. Yanlışı savunma yerine doğruyu itiraf etmek gibi bir faziletin sahibi olur. İnancını kurtarır. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=237&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önce bir temel hususa işaret etmek istiyorum. Sonra konunun ayrıntısına geçeceğim. Şöyle ki: <br />İnsan<br />
bir doğruyu tatbik edemeyebilir. Yanlışı yaşıyor olabilir. Burada çok<br />
önemli olan nokta, yaşadığı yanlışı savunmak değil, doğruyu itiraf<br />
etmektir. </p>
<p>Böyle olursa durumunu çok daha kötüye gitmekten<br />
kurtarmış olur. Yanlışı savunma yerine doğruyu itiraf etmek gibi bir<br />
faziletin sahibi olur. İnancını kurtarır. </p>
<p>Şayet “ben yanlışı<br />
yaşıyorum, Öyle ise yaşadığım yanlışı savunayım, doğruyu inkâra<br />
yöneleyim” derse, bu defa durum çok kötü olur. Yanlışı yaşayan<br />
günahkâr, doğruya inanan mümin olmaktan çıkar; yanlışı savunan, doğruya<br />
karşı çıkan inkarcı sıfatıyla baş başa kalabilir. İşte tehlike de<br />
buradan doğar. Demek ki insan yaşadığı yanlışı savunmamalı, tatbik<br />
edemediği doğruyu da inkar etmemeli. Aksine, bir gün gelecek, ben de o<br />
doğruyu tatbik edeceğim diyerek doğruyu itiraf ve kabul etmelidir ki,<br />
hiç olmazsa günahkâr bir mü’min olarak kalsın, küfre meyleden bir<br />
inkarcı durumuna düşmesin. </p>
<p>Zaten şu anda doğruların tümünü de<br />
nefsinde tatbik edenimizin sayısı çok değildir. Hepimizin eksik ve<br />
kusurlarımız vardır ve biz bunun itirafı içinde Rabb’imizden af niyaz<br />
ediyor, bir gün eksiklerimizi de telafi etme niyet ve azmimizi<br />
koruyoruz. Bu anlayış içinde hanımlar olarak giyim kuşamımıza şöyle bir<br />
göz attığımızda bir hadisin iki kelimesi bizi düşündürmektedir.<br />
Efendimiz İlahi rahmetten mahrum bırakacak giyim kuşamdan haber<br />
verirken, bu iki kelimeyi kullanmıştır: Kâsiyâtün, âriyâtün!. </p>
<p>Giyinmişler; ama çıplaktırlar. Yani, çıplak gibi tahrik ve teşhirleri söz konusu. </p>
<p>Bu nasıl olabilir? </p>
<p>Ya<br />
giyindikleri tümüyle şeffaftır, yani transparandır, altını aynen<br />
göstermektedir. Ya da iyice dardır. Bedene yapışmış, vücut hatlarını<br />
cinselliği çağıştırarak tümüyle hissettirmektedir. </p>
<p>Bunun doğrusu nasıl olabilir? </p>
<p>Giyilen<br />
şey içini göstermez, örttüğü bedenin hatlarını bakanın dikkat ve<br />
tecessüsüne sunar hale gelmez; geniş, yani bol ve uzun olur. </p>
<p>Ancak<br />
uçları yerlerde sürünecek kadar da uzun olmaz. Çünkü uçları yerlerde<br />
sürünecek kadar uzun olan pardösü ve giyimlerde hem kibir işareti<br />
vardır, hem de yerdeki pislikleri silip süpürüp götürürken bakanların<br />
tiksinti ve nefretine de sebep olmak söz konusudur. Güzel bir giyimi<br />
böyle sevimsiz göstermek ise, sevaplı olmasa gerektir. </p>
<p>Burada<br />
biz kimsenin giyim kuşamına karışıyor değiliz. Ancak soran<br />
okuyucularımızın sorularını da cevapsız bırakmaya hakkımız yoktur.<br />
Baştan da ifade ettiğimiz gibi doğruyu bilelim, tatbik etmesek de<br />
taraftar olalım. Bir gün yaşayabiliriz diyerek de hakkı kabul etme<br />
faziletini gösterelim. İnkâr eden durumuna düşmeyelim. Çünkü yanlışı<br />
itirafta bir fazilet vardır. Ama doğruyu inkârda fazilet yoktur.<br />
İnkârda küfür kokusu söz konusudur. </p>
<p>Hiç olmazsa iman kurtulmalı, günahkâr da olsa kişi inancını korumalıdır. </p>
<p>Bence giyim kuşam konusunda sözü uzatmaya hiç gerek yoktur. Efendimiz (sav), az ve öz söylemiştir bu konuda: </p>
<p>Kâsiyâtün,<br />
âriyâtün! Hanımlar giyindikleri halde giyinmemiş gibi olmamalıdır. Yani<br />
transparan giysiler içinde tahrikçi, teşhirci görüntüler sergilemekten<br />
kaçınmalıdırlar. </p>
<p>Vicdanlara huzur veren giyim, bakanların<br />
dikkat ve tahriklerine sebep olmayacak uzunluk ve bolluktaki giyimdir.<br />
Talip olanlara arz edeceğimiz ölçü budur. Talip olmayanlar ise elbette<br />
dilediklerini tercih edeceklerdir. </p>
<p>Şüphesiz ki, cennet de cehennem de haktır.</p>
<p>Böyle insanlara dua etmek ve onları hakikatı anlatmak özellikle bilinçli kadınların vazifesidir.</p>
<p>Yeni aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları<br />Selam ve dua ile&#8230;<br />Sorularla İslamiyet Editör</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/237/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/237/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/237/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=237&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/transparan-giyimle-tesettur-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Başörtüsünün hükmü nedir? Başı açık gezmek insanı nasıl bir tehlikeye götürür?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/basortusunun-hukmu-nedir-basi-acik-gezmek-insani-nasil-bir-tehlikeye-goturur/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/basortusunun-hukmu-nedir-basi-acik-gezmek-insani-nasil-bir-tehlikeye-goturur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 00:42:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bas Ortusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/basortusunun-hukmu-nedir-basi-acik-gezmek-insani-nasil-bir-tehlikeye-goturur/</guid>
		<description><![CDATA[Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=236&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:</p>
<blockquote><p><b>“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1) </p>
<p>“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)</b></p></blockquote>
<p>Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “<b>Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir</b>.”(3)<span id="more-236"></span></p>
<p>Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.</p>
<blockquote><p>“<b>Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir</b>.”(4)</p></blockquote>
<p>Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır. </p>
<p>Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:</p>
<blockquote><p>“<b>Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır</b>.”(5)</p></blockquote>
<p>“<b>Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır</b>” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)</p>
<p>Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir. </p>
<p>1) Ahzah Suresi, 59,<br />2) Nur Suresi, 31,<br />3) Ebu Davut, Libas 33,<br />4) Al-i İmran Suresi, 135-136,<br />5) İbn-i Mace Zühd 29,<br />6) Lem&#8217;alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.
<div align="right"><i><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=author_detailes&amp;id=14" title="Yazar hakkında bilgi almak ve diğer yazılarını görmek için tıklayın.">Mehmet Paksu</a> 			</i></div>
<p>		   		  <a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/printarticle.php?id=107&amp;op=1" target="_blank"><br />		  </a></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/236/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/236/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/236/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=236&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/15/basortusunun-hukmu-nedir-basi-acik-gezmek-insani-nasil-bir-tehlikeye-goturur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kürtajın dini hükmü nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 15:50:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada&#8230;Ahmet Kurucan cevabı çok merak edilen soruya cevap verdi. Rahimdeki sağlıksız çocuk Geçen hafta son olarak günümüzdeki tıbbî bilgiler ışığında döllenme olduğu andan itibaren cenin kürtaja tabi tutulamaz görüşü daha doğru ve buna bağlı olarak 120 gün etrafındaki hükümler dönemin bilgilerine dayandığı için bugün geçersiz değil midir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=232&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/kurtaj1.jpg?w=455" /><b>Rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada&#8230;Ahmet Kurucan cevabı çok merak edilen soruya cevap verdi.</b></p>
<p><span class="manset_detay"><b>Rahimdeki sağlıksız çocuk</b></p>
<p>Geçen hafta son olarak günümüzdeki tıbbî bilgiler ışığında döllenme olduğu andan itibaren cenin kürtaja tabi tutulamaz görüşü daha doğru ve buna bağlı olarak 120 gün etrafındaki hükümler dönemin bilgilerine dayandığı için bugün geçersiz değil midir diye sormuş ve evet cevabını vermiştik. Neden?<span id="more-232"></span></p>
<p>Önce şu 120 gün meselesinin dayanağını ele alalım. Efendimiz (sas) bir hadislerinde; &#8220;Sizden birinin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde cem olur. Sonra bu kadar müddette &#8220;alaka; rahim duvarına asılı nesne&#8221; olur. Sonra bu kadar müddette &#8220;mudga; bir çiğnemlik et&#8221; olur. Sonra Allah bir meleği dört kelimeyle gönderir: (Bu melek) rızkını, ecelini, amelini, şaki veya said olacağını yazar, sonra ona ruh üflenir.&#8221; (Buhari, Bedü&#8217;l halk, 6) buyuruyor. Hadiste bahsedilen bu üç safha toplam 120 gün ediyor. Bazı fakihler buradan hareketle 120. güne yani ruh üfleninceye kadar ceninin rahim duvarına asılı kan pıhtısı, çiğnemlik et olup hayatiyet/canlılık kazanmadığına zann etmiş ve kürtaj yapılabilir hükmünü vermişlerdir. Onlara böyle düşündüren ikinci önemli husus dönemin tıbbî bilgileridir.</p>
<p>Halbuki günümüzde tıp dünyası tam aksini isbat etmiş durumdadır. Döllenme olduğu andan itibaren cenin anne rahminde canlılık kazanmaktadır. Dolayısıyla aslında düşük yapma, kürtaj vb. hükümlere hiçbir şekilde temel olmayacak hadisten hareketle verilen bu hükmün, kanaatin, görüşün de geçerliliği ortadan kalkmıştır.</p>
<p>İmdi bu bilgiler ışığında rahimdeki sağlıksız çocuğun alınması meselesine gelince; cevap kendiliğinden ortada. İlk günden itibaren yaşama hakkını Yaratanından alan o nefse, sakat doğacak, yük olacak, aile denge ve huzurunu etkileyecek, yaşam tarzını bozacak, toplumsal açıdan sosyal istikrarı engelleyecek, sağlık harcamalarına yapılacak masrafla milli servet heba edilecek vb. gerekçelerle kürtaj yapılabilir deme, cinayet anlamını taşır. Bunun bugün toplumumuzun içinde bedensel ve zihinsel özürlü olarak hayatını devam ettiren insanların öldürülmesi ile hiçbir farkı yoktur.</p>
<p>Bu yaklaşımın bir tek istisnası olabilir; o da tıbbın hamilelik, harici bir müdahale ile hemen sonlandırılmadığı takdirde anne hayatı tehlike altındadır, dediği kavşaktır. Zaten bu durumda ceninin sağlıklı olması ile sağlıksız olması arasında anneyi tercih hükmü açısından fark yoktur.</p>
<p>Ne olacak o zaman? Bile bile bedenen veya zihnen sağlıksız bir çocuğa mı sahip olacağım? İşte İslam insanını diğerlerinden ayırt eden nokta burası; evet. Allah sizin ve çocuğunuzun kaderini öyle takdir buyurdu ise; yapılacak şey Yunus diliyle &#8220;Gelse Celalinden cefa/Yahut Cemalinden vefa/İkisi de cana safa/Kahrın da hoş, lütfun da hoş&#8221; deyip katlanmaktır.</p>
<p>Üçüncü şahıslar için bunu söylemenin çok kolay, ama birebir yaşayanlar adına çok zor olduğunun idrakindeyim. Aklıma gelen &#8220;ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar&#8221; deyimi. Buna &#8220;hastası olan da her gün ağlar&#8221; diye ilavede bulunabilirsiniz. Ama Allah&#8217;a, ahirete, kadere inanan insan için çıkmaz sokak burası. Başka çare yok. İsterseniz musibet ve meserret, sağlık ve hastalık, zenginlik ve fakirlik her şeyin imtihan unsuru olduğunu yeniden hatırlatalım.</p>
<p>Son 7-8 yılda &#8220;ultrason neticesine göre çocuğum sakat doğacak, beyin gelişimi dolayısıyla geri zekalı olacak&#8221; vb. nedenlerle yanıma gelip &#8220;aldırabilir miyiz&#8221; sorusu ile karşılaştığım en az 10 hadise oldu. Tahmin ettiğiniz gibi hepsine cevabım &#8220;hayır&#8221; idi. Tavsiyem; bir; ceninin anne karnında ameliyatı dahil tıbbî her türlü müdahaleyi yaptırmak, iki; Allah&#8217;a dua. Her şey O&#8217;nun elinde ve O&#8217;nun her şeye gücü yeter demek oldu. İsmen hatırladığım bu vakaların hepsinde de çocuklar sağlıklı doğdu. Bu aşamada benim aklıma gelen ihtimaller şunlar; ya sağlıksız hükmünü veren uzmanlar hata etti, abarttı, ihtimalleri vukuat yerine koydu; veya Allah dualara icabet etti. Her tesbit böyledir, her vak&#8217;a böyle sonuçlanır demiyorum; sadece yaşadığım 10 veya daha fazla vak&#8217;anın neticesini sizlerle paylaşıyorum.</p>
<p>Son söz &#8220;O&#8217;nun ol dediği şey hemen olur; olmamasını dilediği şey de olmaz.&#8221;</p>
<p>AHMET KURUCAN/ZAMAN</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/232/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/232/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/232/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/232/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=232&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/07/10/kurtajin-dini-hukmu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://isoru.files.wordpress.com/2008/07/kurtaj1.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sünetullah ne demektir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/sunetullah-ne-demektir-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/sunetullah-ne-demektir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:51:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[SÜNNETULLAH “Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.” (Ahzab 62) Allah Teâlâ varlık âlemi ile ilgili kanunlar belirlemiştir. Tüm mevcudat ezelden ebede bu kanunlar doğrultusunda hareket etmektedir. Sünnetullah: Allah’ın sünneti, kanunu demektir. Allah’ın varlık âleminin düzeni için koymuş olduğu kurallardır. Bu kurallar bir taraftan tabiatta(tohumun dikilip sulandıktan sonra çimlenmesi gibi) değişmez prensipler olarak tecelli ederken, diğer taraftan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=129&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:navy;"><strong>SÜNNETULLAH</strong></span></p>
<p><strong><em>“Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.” (Ahzab 62)</em></strong></p>
<p><strong>Allah Teâlâ varlık âlemi ile ilgili kanunlar belirlemiştir. Tüm mevcudat ezelden ebede bu kanunlar doğrultusunda hareket etmektedir.<br />
<span id="more-129"></span><br />
<span style="color:red;">Sünnetullah: Allah’ın sünneti, kanunu demektir. Allah’ın varlık âleminin düzeni için koymuş olduğu kurallardır. </span> Bu kurallar bir taraftan tabiatta(tohumun dikilip sulandıktan sonra çimlenmesi gibi) değişmez prensipler olarak tecelli ederken, diğer taraftan da insanın tarihî süreç içerisinde benimsediği misyonla  ilgili olarak geçerli kaideler olarak tecelli eder. Kur’an’da her iki hususu da ifade eden ayetler mevcuttur.</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>Tabiatta sünnetullahın tecellisi ile ilgili ayetlerden bazıları:</strong></span></p>
<p><strong><em>“Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.” (Rahman 5)</em></strong></p>
<p><strong><em>“Sonra duman halindeki göğe yöneldi, ona ve     yerküreye; isteyerek veya istemeyerek gelin! dedi. İkisi de “isteyerek geldik” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>“Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti….” (Fussilet 11-12)</em></strong></p>
<p><strong>Biz burada, tabiattaki sünnetullahın tecellisinden ziyade, ilâhî teklifin muhatabı insanın benimsediği role göre, sünnetullahın tecellisini anlamaya çalışacağız.</strong></p>
<p><strong>Kur’an’a baktığımızda bu konuya çok geniş bir yelpazede dikkatlerin çekildiğini görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Kur’an bu hususa, insanın tarih serüveni içerisinde, peygamberlerin tevhid mücadelelerini anlatan kıssalarla dikkatlerini çekmektedir. Fakat, ilâhî mesajı anlamaya yanaşmayanlar bu hususu alay konusu yapmışlardır.</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>Kur’an bu hususu şu şekilde haber vermektedir:</strong></span></p>
<p><strong><em>“Onlara Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman, ‘öncekilerin masalları’ derler.” (Nahl 24)</em></strong></p>
<p><strong>Bu şekilde Rablerinden geleni küçümserler.</strong></p>
<p><strong>Halbuki insanın yaratılış sebebi olan ‘denenme’ tarih alanında gerçekleşmektedir.</strong></p>
<p><strong>Tarih, insanın ufkunu genişletir. Önceki milletlerin durumlarını, yaşadıkları devirleri, topluma yön veren şahsiyetlerin hayatlarını tanıma imkanı verir.</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>İnsan ve toplum hayatında ‘sünnetullahın’ nasıl gerçekleştiğine, medeniyetlerin nasıl kurulduğu ve yozlaşıp yok olduğuna tarih şahitlik etmektedir.</strong></span></p>
<p><strong>Kur’an’ın, önceki milletlerin hallerini anlatmasının gayesi teferruatlı bir hikayecilikten öte insanın tarihte gerçekleşen olaylardan kısa ve öz anlatımla gerekli ders ve ibretleri almasıdır.</strong></p>
<p><strong>Kur’an’da bahsedilen tarihî olaylar, iman ve İslam’ın, küfür ve şirkin, fısk ve fücurun, insanları nasıl farklı yönlere götürdüğünün seyredildiği parlak bir aynadır. Bundan dolayıdır ki, <span style="color:red;">insanları Allah’ın dinine davet etme sorumluluğunu taşıyan her müslümanın yeterli bir tarih kültürüyle birlikte tarih şuuruna da sahip olması lazımdır.</span> Çünkü, tarih maziden âtiye atılan bir köprüdür. Bu köprünün tahrip edilmesi, köküyle irtibatı kesilen ağacın dalları gibi mazi ile âtiyi birbirinden koparır.</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kur’an’da ifadesini bulan sünnetullahtan bazı örnekler:</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><strong>1. Akıl ve irade sahiplerine dayatma yoktur.</strong></span></p>
<p><strong><em>“İnsana doğru yolu gösterdik, artık ister şükreder, ister nankörlük eder.” (İnsan 3)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>2. Önce sorumlulukları, konusunda bilgilendirir.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Hiçbir kasaba halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar olmadan yok etmedik. Biz zalim değiliz.” (Şuara 208-209)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>3. Mühlet verir.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Eğer Allah insanları zulüm yapmalarından ötürü hemen cezalandırsaydı, yer yüzünde bir canlı bırakmazdı.” (Nahl 61)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>4. Bir millet kendini bozmadıkça Allah da onları bozmaz.</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong><em>“Bir toplum kendini değiştirmedikçe  Allah onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez.” (Rad 11)</em></strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><strong>5. Azabın görülmesinden sonraki iman kişiye fayda vermez.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları   kendilerine bir fayda vermeyecektir.” (Mümin 85)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>6. Kişi kazdığı kuyuya kendisi düşer.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendisi düşer.” (Fatır 43)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>7. Nankörlük helak sebebidir.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice kasabaları yok ettik.” (Kasas 58)</em></strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>8. Büyüklük taslamak helak sebebidir.</strong></span></p>
<p><strong><em>“Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helak ettik. Andolsun ki Musa onlara apaçık delillerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı.” (Ankebut 38)</em></strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Yoldan saparak azanların azap görmeleri, inanıp iyi işler yapanların ise dünya ve ahiret hayatında yardım görmeleri sünnetullahtır.</strong></span></p>
<p><strong><em>&#8220;Şüphesiz Peygamberimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem şahitlerin, şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” (Mümin 51)</em></strong></p>
<p><strong>Günümüzdeki  bazı meselelerin kökleri tarihin çok derinliklerine uzanmaktadır. Bu meseleleri tam kavrayabilmek, geçirdikleri tarihî süreci de bilmeyi gerektirmektedir.</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>Asrımızdaki hıristiyanların İslam’a ve müslümanlara olan husûmetini tam olarak kavrayabilmek için, Haçlı Seferlerini; diğer taraftan yahudilerin İslam’a ve müslümanlara olan hınçlarını anlamak için de, Rasulullah ve sahabilerin, Kaynuka, Nadir, Kureyza yahudileri ile olan mücadelelerine uzanan süreci bilmek ve anlamak; bunun da ötesinde tarih boyunca devam eden Hak batıl mücadelesini kavramak lazımdır.</strong></span></p>
<p><strong>Nasıl ki, nehirlerin akıp gittiği bir yatağı varsa, tarihinde akıp gittiği bir yatağı vardır.</strong></p>
<p><span style="color:red;"><strong>Uyanık çiftçinin, tarlasını su basmasın diye suyun yatağına müdahalesi gibi, emperyalist batı dünyası da tarihi öğrendiği için, tarihinden habersiz toplumları çok kolay sömürmenin, hatta yönetmenin  yolunu bulmuşlar, tarihin seyrini dilediği gibi değiştirip yön vermeye çalışmaktadırlar.</strong></span></p>
<p><strong>Hıristiyan ve yahudi dünyasının, halkı müslüman   ülkelerdeki tahakkümüne ve buralarda tezgahladıkları oyuna tarih penceresinden baktığımızda olayların arka planına vâkıf olmamız daha kolay olacak, hile ve desiselerinin önünü alma imkanı doğacaktır.</strong></p>
<p><strong>A.B.D’nin Irak’ta, Sünni, Şia kavgasını başlatıp körüklemesi, bu işi tezgahlayanların İslam tarihine vâkıf olduklarını, bu oyuna gelenlerin de bunan bî-haber olduğunu göstermektedir.</strong></p>
<p><strong>Tarih, aynı şartlar ve sebeplerin meydana getirdiği benzer olayların daha iyi anlaşılmasını sağlar. “Tarih tekerrürden ibarettir” deyimi bunu çok güzel ifade etmektedir. Mesela, müşriklerin tarih boyunca aynı tepkileri gösterdikleri değişik ayetlerde ifade buyrulur. İşte bir tanesi:</strong></p>
<p><strong><em>“Evet, işte böyle! Onlardan önceki ümmetlere hiçbir peygamber gelmemiştir ki, ona sihirbaz veya deli dememiş olsunlar. Onlar bunu birbirine tavsiye mi etmişlerdi. Hayır onlar azgın bir kavimdi.” (Zariyat 52-53)</em></strong></p>
<p><strong>Yani bu kavimler Allah’a karşı büyüklenip azgınlık gösterme hususunda aynı olduklarından, yaptıkları işler de aynı neticeyi vermiştir.</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Tarihteki yükseliş ve alçalışları,  manevî ve ahlâkî  sebeplere bağlamaya özen göstermeliyiz. Maddî ilerlemeler yükseliş kabul edilmemelidir. Tarihi dikkatli bir şekilde incelediğimizde görürüz ki, insanlık vahye bağlandığı müddetçe yükselmiş, büyük medeniyetler kurmuş, vahiyden uzaklaştığı zaman büyük alçalışlar yaşamış, insanlıktan da uzaklaşmıştır.</strong></span></p>
<p><strong>İbret alınsaydı yanlışlar tekerrür eder miydi?</strong></p>
<p><strong>Nureddin Soyak</strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/129/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/129/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/129/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/129/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=129&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/sunetullah-ne-demektir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Belanın Büyüğü küçüğü Kimin başına gelir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/belanin-buyugu-kucugu-kimin-basina-gelir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/belanin-buyugu-kucugu-kimin-basina-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:49:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[Sa’d ibn-i Ebi Vakkas (ra) anlatıyor: “Bir gün Efendimiz (sas)’e ‘Ey Allah’ın Elçisi! En büyük sıkıntılar kimlerin başına gelir?’ diye sordum. Şöyle buyurdu: ‘Belaların en ağırı peygamberlere gelir, sonra onlara en yakın olanlardan başlayarak derece derece aşağı doğru iner. İnsan, dindarlığı derecesinde sıkıntıya uğrar. Çok dindarsa, sıkıntısı da çok olur. Dindarlığı gevşerse, sıkıntısı hafif olur. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=121&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sa’d ibn-i Ebi Vakkas (ra) anlatıyor:</p>
<p>“Bir gün Efendimiz (sas)’e ‘Ey Allah’ın Elçisi! En büyük sıkıntılar kimlerin başına gelir?’ diye sordum. Şöyle buyurdu:</p>
<p>‘B<span style="text-decoration:underline;"><strong>elaların en ağırı peygamberlere gelir, sonra onlara en yakın olanlardan başlayarak derece derece aşağı doğru iner.</strong></span></p>
<p>İnsan, dindarlığı derecesinde sıkıntıya uğrar.</p>
<p>Çok dindarsa, sıkıntısı da çok olur. Dindarlığı gevşerse, sıkıntısı hafif olur.</p>
<p>Bir kul günahlardan arınmış olarak yürüyüp gidene kadar sıkıntılar onun peşini bırakmaz.”</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/121/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/121/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/121/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/121/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=121&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/belanin-buyugu-kucugu-kimin-basina-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yer Çekimini kim buldu?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/yer-cekimini-kim-buldu-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/yer-cekimini-kim-buldu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:47:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Çekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Milli gazete&#8217;de şöyle bir olay okumuştum: Felsefeci bir öğretmen, övüne övüne yeni buluşları anlatıyordu. Edison&#8217;dan başlayarak, Galileo&#8217;yu ve yer çekimini bulan Newton&#8217;u anlatıyordu. Bu arada, sanatı bulandan çok, o sanatı yapan sanatkardan bahsedilmesini isteyen bir talebe sorar: — Hocam, Newton yer çekimini bulmadan önce biz nasıl düşmeden yaşıyorduk? Öğretmen şaşırır: — Newton yer çekimini bulmadan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=92&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli gazete&#8217;de şöyle bir olay okumuştum: Felsefeci bir öğretmen, övüne övüne yeni<br />
buluşları anlatıyordu. Edison&#8217;dan başlayarak, Galileo&#8217;yu ve yer çekimini bulan Newton&#8217;u<br />
anlatıyordu. Bu arada, sanatı bulandan çok, o sanatı yapan sanatkardan bahsedilmesini<br />
isteyen bir talebe sorar:<br />
— Hocam, Newton yer çekimini bulmadan önce biz nasıl düşmeden yaşıyorduk?<br />
Öğretmen şaşırır:<br />
— Newton yer çekimini bulmadan önce de yer çekimi vardı oğlum.<br />
— Peki, o zaman kim koymuş o yer çekimini? O yer çekimi çok muazzam bir şey ki, bulmak<br />
bile kişiye ün kazandırmış. Peki, o yer çekimini koyana hiçbir şey kazandırmamış mı?<br />
— Çocuklar, vakit bitiyor, konuyu değiştiriyoruz.<br />
Elbette&#8230; Konuyu değiştireceksin, işine gelmedi değil mi? İşine gelse idi, inanman lazımdı.<br />
Ah gerçekler&#8230; Saklanmayın, çıkın artık, çömlek patlayalı yıllar oldu&#8230;<br />
İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz ki: Kanunları bulan övülüyor o kanunu kurana ise<br />
sövülüyor. Fakat, artık sövemeyecekler, gerçekleri saklayamayacaklar. Çünkü, İslâm&#8217;a<br />
sahip çıkan bir gençlik var. Öğreniyor, öğretiyor, yaşıyor&#8230; En azından, yaşamasa da,<br />
yaşayamadığını biliyor ve üzülüyor. Velev ki bu gençleri;<br />
Atsalar zindanlara Tıksalar çamurlara Gençlerin hesabı var Soracaklar onlara&#8230;<br />
Ne demiş atalarımız: &#8220;Sessiz atın tekmesi pektir.&#8221;</p>
<p><span style="font-size:12pt;line-height:1.3em;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>GENÇLİĞİMİZE HEP SORMAYI ÖĞRETTİLER İNŞAALLAH BİZ, CEVAP VERMEYİ ÖĞRETECEĞİZ</strong></span></span></p>
<p>Emine ŞEnlikoglu Gençliğin İmanını sorularlaÇaldılar?</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/92/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/92/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/92/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=92&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/yer-cekimini-kim-buldu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Din Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/din-nedir-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/din-nedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Din, Allah tarafından vaz olunmuş bir kanundur. İnsanlara saadet yollarını gösterir, onların saadete erişmelerine delalet (isabet) eden yaradılışlarındaki gaye ve hedefi, Allah&#8217;a ne suretle ibadet edileceğini bildirir. (255) &#8220;Din, cemiyetin nizamı (düzenleyicisi) olma bakımından, beşeriyete (insanlara) lazım bir müessesedir. Bu müessese ne kadar derin temellere, ne kadar derin hikmetlere dayanırsa lüzumu da o nisbette artar.&#8221; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=116&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<strong>Din, Allah tarafından vaz olunmuş bir<br />
kanundur. İnsanlara saadet yollarını gösterir, onların saadete erişmelerine delalet (isabet)<br />
eden yaradılışlarındaki gaye ve hedefi, Allah&#8217;a ne suretle ibadet edileceğini bildirir.</strong> (255)<br />
&#8220;<span style="text-decoration:underline;">Din, cemiyetin nizamı (düzenleyicisi) olma bakımından, beşeriyete (insanlara) lazım bir<br />
müessesedir. Bu müessese ne kadar derin temellere, ne kadar derin hikmetlere dayanırsa<br />
lüzumu da o nisbette artar</span>.&#8221;<br />
(255) İslâm Dini, İtikat ve Ahlâk &#8211; A. Hamdi Akseki.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/116/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/116/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/116/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/116/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=116&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/din-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH AKLA SIĞMAZ AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir? CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır. Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. Bu âlemde insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ, saniyede kırk defa titreşim yapan bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=99&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALLAH AKLA SIĞMAZ<br />
AMA AKIL ALLAH&#8217;I BULACAK KUVVETTEDİR<br />
SORU: Allah&#8217;ın özü ve nitelikleri nelerdir?</strong></p>
<hr />CEVAP: Allah (c.c), yarattığı şeylerden, onların benzerinden ve hakikisinden başkadır.<br />
Aslında insan, şu sınırlı âlemde, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar. <span style="text-decoration:underline;">Bu âlemde<br />
insanın gördüğü şeyler, milyonda 4.5 nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadardır. Meselâ,<br />
saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan titreşimi de duymaz. Yani<br />
ne çok az titreşimi, ne de çok titreşimi duyamaz. Öyleyse, insanın titreşimleri duyması<br />
sınırlıdır. Ve milyonda birkaç nispetinde bir şeydir. Görüş ve duyuş sahası da çok dardır.<br />
Bu kadar sınırlı gören, duyan, bilen bir insanın; Allah niçin görünmüyor? Nasıldır? demesi<br />
O&#8217;na keyfiyet, kemmiyet izafe ederek, -hâşâ ve kellâ- O&#8217;nun üzerinde düşünmesi, kendini<br />
ve haddini bilmemesi demektir. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki, Allah&#8217;ı da bilesin? <strong>Allah<br />
kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir</strong>.</span><br />
<span id="more-99"></span><br />
Sen ışık hızıyla (saniyede üçyüz bin kilometre) trilyon sene ötelere gitsen, trilyonlar senelik<br />
öteleri görsen, bütün bu kâinatları üs üste yığsan, Allah&#8217;ın vücudu yanında mikroskobik bir<br />
şey bile olamaz. (Yani mikroskopla görünen küçücük bir zerrecik bile olamaz). Biz, daha<br />
Antartika kıtasını bilemezken, bütün kâinatı gözümüz önünde tutan Allah&#8217;ın -hâşâ ve kellâ-<br />
(nitelik ve niceliği) hakkında nereden bilgimiz olacak. Allah, Allah olduğu için, O&#8217;nun<br />
tabiriyle (nitelik) ve (nicelikten) mukaddes ve münezzehtir. O tasavvurlarımızın da<br />
ötesindedir. Evet, hayalimize gelecek şey de Allah değildir (211). İslâm âlimleri: &#8220;Aklına ne<br />
gelirse, Allah ondan başkadır&#8221; demektedirler.<br />
Descartes da şöyle der: &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>İnsan herşeyi ile sınırlıdır. Sınırlı olan bir şey, sınırsız düşünemez.<br />
Allah ise, varlığı sınırsızdır, sonsuzdur. Öyle ise, Allah hakkında hükme varamayız.&#8221;</strong></span><br />
(211) Asrın Getirdiği Tereddütler &#8211; M. F. Dahhak.</p>
<p>Emine ŞEnlikoglu</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/99/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/99/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=99&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/allahin-ozu-ve-nitelikleri-nelerdir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GÖk Cisimleri Dönüyor</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR 1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir. (40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30. Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için bir hareket düşünülemez. Çok büyük ve yuvarlak bir cismin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=57&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR<br />
1 — &#8220;Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın, oysa onlar bulutun geçtiği gibi<br />
geçip giderler.&#8221;(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir.<br />
(40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30.<br />
Çünkü, dağlar Dünya&#8217;nın parçaları olduğuna göre, Dünya&#8217;nın hareketi olmadan onlar için<br />
bir hareket düşünülemez.<br />
Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. Ancak belli noktaların<br />
hareket etmesinden anlaşılır. Dağlar da, Dünya küresi üzerinde farkedilebilir en yüksek<br />
çıkıntılardır. Onların hareketi ile Dünyanın döndüğü anlaşılır. Ayrıca buluta benzetildiğine<br />
göre, Dünyanın gökte, boşlukta, muallakta durduğu da anlaşılır.<span id="more-57"></span><br />
2 — Kur&#8217;an&#8217;da, Güneş&#8217;ten, Ay&#8217;dan bahsederken; &#8220;Bunların her biri, bir felekte (yörüngede)<br />
yüzerler&#8221; buyurulmaktadır.<br />
3 — &#8220;Güneş ve Ay bir hüsban iledir&#8221; ayetindeki &#8216;hüsban&#8217; hesap manasına, &#8216;bir hesap iledir,<br />
hesaplıdır&#8217; şeklinde anlaşılabileceği gibi, kök dolayısıyla &#8216;hasbür-reha&#8217; : Değirmen taşının<br />
ekseni manasında Güneş ve Ay&#8217;ın hem eksenlerinin olduğu, hem yuvarlak olduğu ve hem<br />
de döndükleri anlaşılır.<br />
4 — &#8220;O ki, sizin (istifadeniz) için arzı uysal bir hayvan kıldı. O halde onun omuzlarında<br />
yürüyün.&#8221;(43) ayetinin Arapça&#8217;sında geçen &#8216;zelal&#8217; kelimesi; uysal, itaatli hayvan, istediğin<br />
gibi kolaylıkla çekip götürebilecek şekilde idareye müsait şey, emre amade binek hayvanı<br />
manalarına gelir. Bu ifade, dünyanın itaatli ve seri bir şekilde hareketle sarkmaksızın<br />
dönüşüne, yol alışına işarettir.<br />
5 — &#8220;Allah gündüzü gece ile örter ve süratle gece, gündüzü, gündüz de geceyi kovalar.&#8221;(44)<br />
Bu ifade de Dünya&#8217;nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle alakalıdır. Rus astronotu<br />
Gagarin, fezadan döndükten sonra, Dünya&#8217;nın üzerinde ışık ile karanlığın müthiş bir<br />
şekilde birbirini takip ettiğini söyledi.<br />
(42) Neml: 88.<br />
(43) Mülk: 15.<br />
(44) A&#8217;raf: 54.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/57/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/57/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/57/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/57/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=57&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/gok-cisimleri-donuyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ay&#8217;ın Sogumasına Kur&#8217;an dan Deliller.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221; 2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah, insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?.. Bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=60&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 — &#8220;Biz, gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra gece ayetini (ayı) silip, soğutup, gündüz<br />
ayetinin (güneş) göstericisi kıldık.&#8221;<br />
2 — &#8220;Siz mi daha çetinsiniz, yoksa sema mı?&#8221; Allah, onu bina etti. Boyuna yükseklik verip<br />
onu nizama koydu. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkarttı. (46) Bu işleri yapan Allah,<br />
insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?..<br />
Bu ayetlerin işaretinden sonra, ilk zamanlar ayın bir ateş parçası iken, sonradan<br />
soğutulmuş olduğu anlaşılmaktadır.<br />
(45) Enbiya: 44 &#8211; Ra&#8217;d: 41.<br />
(46) Nâziat; 27-28-29.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/60/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/60/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/60/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=60&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/ayin-sogumasina-kuran-dan-deliller-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>bir atadan geldiğimiz halde farklı renkler nasıl çıktı?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/bir-atadan-geldigimiz-halde-farkli-renkler-nasil-cikti-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/bir-atadan-geldigimiz-halde-farkli-renkler-nasil-cikti-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ey insanlar!.. Muhakkak ki, biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve sizleri kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız&#8230;&#8221; (Hucurat, 13). Bu soruya, bir başka soru ile cevap verilebilir: Tek atadan farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de farklı renk ve ırklar ortaya çıkar. Aslında bu tip sorular, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=32&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ey insanlar!.. Muhakkak ki, biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve sizleri kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız&#8230;&#8221; (Hucurat, 13).<br />
Bu soruya, bir başka soru ile cevap verilebilir: Tek atadan farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de farklı renk ve ırklar ortaya çıkar. Aslında bu tip sorular, daha ziyade biyolojiyle alakası olmayanlardan gelmektedir. Çünkü, bir biyolog bilir ki, her anne, baba, büyük anne ve büyük babaların karakterleri belli oranlarda yavrularına geçer. Bu oranlar, &#8220;Mendel Kanunları&#8221; adı altında meşhurdur. Cenab-ı Hakk&#8217;ın koyduğu bu kanunlara göre; mesela bir fert boy bakımından yüzde 50 ihtimalle annesine, yüzde 50 ihtimalle babasına benzeyecektir.<br />
<span id="more-32"></span><br />
Ferdin hemen hemen bütün özelliklerinde bu veya buna yakın oranları görmek mümkündür. Lakin, bazı karakterler vardır ki, ortaya çıkmaları, yani bir fertte tesir göstermeleri, bazı şartlara bağlıdır. Nasıl ki, yıldızların görünmesi gecenin gelmesine bağlıdır. Güneş onların görünmelerine mani olur. Bazı çekinik (resessif) karakterler de, baskın (dominant) karakterlerin etkisi altındadır. Çekinik karakterler bu tesirlerden kurtulduğu zaman etkisini gösterecektir. Bu, belki de nesiller sonra mümkün olur.</p>
<p>Günümüzdeki ırkların hepsi ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Sözgelimi, beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hasıl olabilir. Ya da bir Çinli&#8217;den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir.</p>
<p>Bazıları, zenci ırkın tropiklerdeki yoğun ultraviyole ışınlarına uyum sağlayarak meydana geldiğini iddia ederler. Halbuki bu görüş, Kuzey ve Güney Amerika&#8217;da aynı ışınlara maruz kalanların, niçin siyahlaşmadıkları meselesini izah edememektedir. Son yapılan çalışmalar, deri rengindeki bu farklılığın irsi olduğunu ortaya koymuştur.</p>
<p>Dolayısı ile, ırkların teşekkülünde ortaya çıkan siyahlar, kendileri için zararlı olmayan ışınların bulunduğu sahaya göç etmiştir. Diğer taraftan açık renkli ve mavi gözlü İskandinav ırkı ise, ekvator yakınındaki yoğun ultraviyole ışığından kurtulmak için kuzeye gitmiştir.</p>
<p>Dışarıya kapalı bir kabile düşünün. Çevredeki diğer kabilelerle hiç bir irtibatı olmayan bir grup. Buradaki genetik özellikler, kabile fertlerinin sahip olduğu irsi karakterlerin toplamına eşittir. Belli sınırlar içinde yer alan böyle bir bölge &#8220;gen havuzu&#8221; olarak da adlandırılabilir. Bu gen havuzunda, çekinik karakterler, zamanla melezleme sonucu birbiriyle karışarak, yeni ve değişik karakterler hasıl eder.</p>
<p>Değişik renk ve ırk karakterlerine bu açıdan bakmak gerekir. Kuvvetle muhtemeldir ki, ilk insan Hz. Adem (as)&#8217;in genetik yapısında da çok farklı renk ve ırk özellikleri vardı. Tıpkı bir gen havuzu gibi, muhtelif karakterleri ihtiva ediyordu. Bütün bu karakterlerin bir anda ortaya çıkması elbette mümkün değildi. Zamanla bazı genetik açılımlar sonucu, değişik karakterler meydana geldi. Neticede günümüzdeki farklı fertler hasıl oldu. Bir atadan geldiğimiz halde, farklı renkler ve ırklar nasıl ortaya çıktı?</p>
<p><span style="color:red;">&#8220;<strong>Ey insanlar!.. Muhakkak ki, biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve sizleri kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız&#8230;&#8221; </strong> (Hucurat, 13).<br />
Bu soruya, bir başka soru ile cevap verilebilir: Tek atadan farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de farklı renk ve ırklar ortaya çıkar. Aslında bu tip sorular, daha ziyade biyolojiyle alakası olmayanlardan gelmektedir. Çünkü, bir biyolog bilir ki, her anne, baba, büyük anne ve büyük babaların karakterleri belli oranlarda yavrularına geçer. Bu oranlar, <strong>&#8220;Mendel Kanunları</strong>&#8221; adı altında meşhurdur. Cenab-ı Hakk&#8217;ın koyduğu bu kanunlara göre; mesela bir fert boy bakımından yüzde 50 ihtimalle annesine, yüzde 50 ihtimalle babasına benzeyecektir.</span></p>
<p>Ferdin hemen hemen bütün özelliklerinde bu veya buna yakın oranları görmek mümkündür. Lakin, bazı karakterler vardır ki, ortaya çıkmaları, yani bir fertte tesir göstermeleri, bazı şartlara bağlıdır. Nasıl ki, yıldızların görünmesi gecenin gelmesine bağlıdır. Güneş onların görünmelerine mani olur. Bazı çekinik (resessif) karakterler de, baskın (dominant) karakterlerin etkisi altındadır. Çekinik karakterler bu tesirlerden kurtulduğu zaman etkisini gösterecektir. Bu, belki de nesiller sonra mümkün olur.</p>
<p>Günümüzdeki ırkların hepsi ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Sözgelimi, beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hasıl olabilir. Ya da bir Çinli&#8217;den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir.</p>
<p>Bazıları, zenci ırkın tropiklerdeki yoğun ultraviyole ışınlarına uyum sağlayarak meydana geldiğini iddia ederler. Halbuki bu görüş, Kuzey ve Güney Amerika&#8217;da aynı ışınlara maruz kalanların, niçin siyahlaşmadıkları meselesini izah edememektedir. Son yapılan çalışmalar, deri rengindeki bu farklılığın irsi olduğunu ortaya koymuştur.</p>
<p>Dolayısı ile, ırkların teşekkülünde ortaya çıkan siyahlar, kendileri için zararlı olmayan ışınların bulunduğu sahaya göç etmiştir. Diğer taraftan açık renkli ve mavi gözlü İskandinav ırkı ise, ekvator yakınındaki yoğun ultraviyole ışığından kurtulmak için kuzeye gitmiştir.</p>
<p>Dışarıya kapalı bir kabile düşünün. Çevredeki diğer kabilelerle hiç bir irtibatı olmayan bir grup. Buradaki genetik özellikler, kabile fertlerinin sahip olduğu irsi karakterlerin toplamına eşittir. Belli sınırlar içinde yer alan böyle bir bölge &#8220;<strong>gen havuzu</strong>&#8221; olarak da adlandırılabilir. Bu gen havuzunda, çekinik karakterler, zamanla melezleme sonucu birbiriyle karışarak, yeni ve değişik karakterler hasıl eder.</p>
<p>Değişik renk ve ırk karakterlerine bu açıdan bakmak gerekir. Kuvvetle muhtemeldir ki, ilk insan Hz. Adem (as)&#8217;in genetik yapısında da çok farklı renk ve ırk özellikleri vardı. Tıpkı bir gen havuzu gibi, muhtelif karakterleri ihtiva ediyordu. Bütün bu karakterlerin bir anda ortaya çıkması elbette mümkün değildi. Zamanla bazı genetik açılımlar sonucu, değişik karakterler meydana geldi. Neticede günümüzdeki farklı fertler hasıl oldu.</p>
<p>Prof dr Adem TATLI</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/32/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/32/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/32/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=32&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/bir-atadan-geldigimiz-halde-farkli-renkler-nasil-cikti-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SORU : Allah niçin gözükmüyor, neden göremiyoruz?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım: A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir. Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya, yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların ne gürültüsünü duyar, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=51&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CEVAP: Önce, &#8216;neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım:<br />
A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.<br />
Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon<br />
bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,<br />
yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların<br />
ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından haberdardır. Onlar da tamamıyla<br />
insanı göremez. Nasıl görsün ki, zaten kendisi çok çok küçük bir şey. Onlar, ancak o anda<br />
neyin karşısında bulunuyorlarsa onu görürler. Hele hele, insanı, katiyyen ihata edemezler.<br />
Esasen, insanı görüp tam ihata edebilmeleri için, onun dışında ve tamamen.müstakil, yani<br />
ayrı olmaları ve aynı zamanda insanı görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip<br />
bulunmaları lazımdır. Demek ki, ihata edemeyişleri, görmelerine mani oluyor. Eğer ihata<br />
edebilselerdi, yani aynı anda insanın her tarafını kaplayabilselerdi, insanı görebileceklerdi.<br />
Bu misal mikro aleme ait.<br />
Bir de makro alemden misal vereyim. Büyük bir teleskopun<br />
başına oturalım. Düşünelim ki, bu teleskop, ışık yılıyla üç milyar yıl ötesini<br />
göstersin. Yine de bütün kainat ve mekanlar hakkındaki bilgimiz &#8220;Deryada katre&#8221; misali<br />
olacak. Çünkü, ne kadar uzağı görebilirsek görelim, yine de daha ötesi var. Boşluk<br />
(gökyüzü), sonsuza doğru gidiyor. Sadece teleskopla gördüğümüz saha hakkında bulanık<br />
faraziyeler (yani şöyle olabilir, böyle olabilir) nevinden bir kısım malumata sahip olacağız.<br />
Demek ki, biz kainatın idaresini, umumi şeklini, muhtevasını ve mahiyetini göremeyecek<br />
ve idrak edemeyeceğiz. Çünkü, mikro alemde (çok küçük zerrecikler aleminde) olduğu gibi,<br />
makro alemde (kainat gibi büyük alemde) de tam bir açıklamaya sahip değiliz.<br />
Şimdi iyi düşün Kardeşim Aysel, daha biz mikro ve makro alemlerdeki varlıkları ihata<br />
edememişiz, onlardan habersiz, daha onları göremiyoruz da, nasıl onları yaratanı<br />
görebileceğiz? O kendisini göstermemeyi dilemiş üstelik.<br />
Biz, ancak mikro alemdeki bakteriler misali, neyin karşısında duruyorsak ancak onu<br />
görebiliyoruz. Yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa, neyi görebiliyorsa, onu görebiliyoruz.<br />
Şöyle bir misal daha vereyim: Allah&#8217;ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların<br />
durmadan hareket ettiğini yazmıştık. Ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz, diye<br />
ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı<br />
edeceğiz? Elbette hayır. Öyle ise, varlığında hiç şüphe edilmeyen Allah&#8217;ı (c.c.) görmüyoruz<br />
diye inkar mı edeceğiz? Öyleyse, görmemek bir şeyin olmadığını göstermez. Ve O diyor ki,<br />
ben, Lâtîf im. (30-a)<br />
(30-a) Lâtîf; görünmeyen incelikte demektir. Meselâ, su, hava ve cam lâtîf olduğu için,<br />
pencereden dışarıyı, bardaktan karşıyı görebiliyoruz&#8230;<br />
Bir misal daha: Sütün içinde yağ ve peynirin bulunduğunu adımız gibi biliyoruz. Ama<br />
sütün içinde ne yağ ne de peynir gözükmemektedir. Şimdi, biz kesin olarak bildiğimiz yağ<br />
ve peyniri görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. O halde adımız gibi bildiğimiz<br />
Rabbimiz&#8217;i, görmüyoruz diye inkar edemeyiz. (Belki adımızı unutabiliriz ama Rabbimiz&#8217;i<br />
asla).<br />
Bir yerimiz ağrıdığı zaman ağrıyı hissediyor, duyuyoruz ama göremiyoruz. Göremiyoruz<br />
diye ağrıyı reddedemeyiz. Ağrıyı görmüyor, fakat hissediyorum, onun için de varlığına<br />
inanıyorum, dersin.<br />
Allah&#8217;ı görmüyorsun ama O&#8217;nu hissediyorsun, her sanatında O&#8217;nu görür gibi hissediyorsun.<br />
Hele, bir de şöyle sakin kafa, selim bir akıl ile düşünürsen, büyük bir felaketle, dayanılmaz<br />
bir acıyla karşılaşırsan, inadı, kibri ve gafleti bırakıp asli yaratılışınla başbaşa kalırsan,<br />
başka bir şeye değil, inan sadece Allah&#8217;a yalvarır, O&#8217;ndan yardım dilersin&#8230;<br />
Açık olan bir cereyan kablosunda, cereyanın olduğunu kesinlikle biliyoruz. Fakat onu<br />
göremiyoruz. Cereyanı göremediğimiz halde, nasıl varlığını inkar edemiyorsak, Allah&#8217;ın da<br />
varolduğunu bildiğimiz halde, göremiyoruz diye inkar edemeyiz.<br />
Bir odada otururken, kapı ve pencereyi açtığımız zaman cereyanın bize etki ettiği, bizi<br />
çarptığı bir gerçek. Cereyanı elle tutup, gözle göremediğimiz halde, nasıl inkâr etmemiz<br />
mümkün değilse, Allah-u Teala&#8217;nın da sanatlarına bakıp, O&#8217;nun varlığını kabul ettiğimiz<br />
halde, O&#8217;nu göremiyoruz diye inkar etmemiz mümkün değildir.<br />
B) Nur, Allah&#8217;ın hicabıdır, yani perdesidir. Biz nuru dahi ihata edemiyoruz. Yani, her<br />
tarafını çepeçevre sarıp kaplayamıyoruz. (En ince teferruatına kadar bilemiyoruz.)<br />
Peygamber Efendimize (s.a.v), miraçtan döndüğünde sahabeyi kiram sordu: &#8220;Rabb&#8217;ini<br />
gördün mü?&#8221; Rasulullah, bir defasında şöyle buyurdular: &#8220;Nasıl görürüm O&#8217;nu.&#8221; Başka bir<br />
yerde buyururlar ki: &#8220;Ben bir nur gördüm. Halbuki, nur mahluktur yani yaratılmıştır. Allah<br />
ise, nuru nurlandırandır. Yani nura şekil veren, biçim veren, tasvirini yapan Allah&#8217;tır. Nur,<br />
Allah değildir. O&#8217;nun yaratığıdır.&#8221; Başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v): &#8220;Allah&#8217;ın hicabı<br />
(perdesi) nurdur. Yani sizinle Onun arasında bir nur vardır.&#8221; Elbette göremeyiz.<br />
Elbette gözümüz kamaşır, bakamayız. Şimdi, Allah&#8217;ın yaratmış olduğu Güneş&#8217;e<br />
bakamıyoruz da, yani tam olarak göremiyoruz da, nasıl onu yaratan Allah&#8217;ı görürüz?<br />
Elbette göremeyiz.<br />
Aklımızı ele alırsak; doktorlar, kafa tasımızı yarıp, aklımızı görmek için baktıklarında,<br />
göremiyorlar. Akıl yok da ondan mı göremiyorlar? Elbette hayır. Şimdi, aklı göremiyoruz<br />
da, nasıl aklı yaratan Allah&#8217;ı göreceğiz? Elbette göremeyiz. Nasıl ki, aklı göremedik diye aklı<br />
inkar etmemiz mümkün değildir. Akıl görünse dahi, Allah yine gözükmez.<br />
Gelelim, &#8216;Allah (c.c) niçin görünmüyor?&#8217; sorusuna:<br />
Bazı müfessirler, ayet-i kerimedeki &#8220;İbadet etsinler&#8221;den maksat: &#8220;Beni tanısınlar, beni<br />
bilsinler&#8221; demektir diye tefsir etmişlerdir.(30-b) Allah başka bir ayetinde:<br />
&#8220;Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı<br />
yaratan O&#8217;dur. O azizdir, herşeye galibdir, gafur&#8217;dur (çok bağışlayandır)&#8221; (31)<br />
buyurmaktadır.<br />
(30-b) Bu konuda tam mutmain olmak için akaid okumak gerekir.<br />
Diğer bir ayetinde: &#8220;Müslümanlar, öyle kimselerdir ki, onlar Allah&#8217;ı görmedikleri halde<br />
inanırlar. (İnançlarını ispat eden) namazlarını dosdoğru kılarlar. Verdiğimiz rızıktan<br />
yerler, başkalarına da yedirirler.&#8221;(32) Başka bir ayetinde de: &#8220;Sen ancak Kur&#8217;an&#8217;a tabi olan,<br />
onunla amel eden ve görmediği Rahman&#8217;a içten saygı besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte<br />
onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahların bağışlanmasıyla), hem de iyi mükafatla<br />
(cennetle) müjdele&#8221; buyurmaktadır. Kardeşim Aysel, ben Kuran&#8217;dan bu konu ile ilgili<br />
ayetlerden sadece birkaç tanesini yazdım.<br />
Rabbimiz, birinci ayette, cinleri ve insanları kendisini tanısınlar, ibadet etsinler diye, ikinci<br />
ayette de, amelce hangimiz güzeliz, ölümü ve hayatı, yani şu yaşamımızı imtihan etmek<br />
için yarattığını buyurmaktadır. Demek ki, insanın yaratılış gayesi Allah&#8217;a (c.c.) ibadet<br />
etmekle, imtihan için gönderilmiş olmasıdır. Eğer, Allah (c.c.) gözükseydi, imtihanın<br />
hükmü kalmazdı.<br />
Böylece de Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirenlerle, getirmeyenler bilinemezdi. Yazmış<br />
olduğum üçüncü ayette de, Rabbimiz Müslümanların vasıflarını söylerken: &#8220;Görmedikleri<br />
halde Allah&#8217;a (c.c.) inanırlar&#8221;, demektedir. Demek ki, mühim olan görmeden inanmaktır.<br />
Görünce herkes inanır&#8230; O zaman inanmanın bir değeri olmazdı.<br />
(31) Mülk: 2.<br />
(32) Bakara: 3.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/51/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/51/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/51/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=51&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/soru-allah-nicin-gozukmuyor-neden-goremiyoruz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nelere nazar değer?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Nazar haktır Sual: İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder. Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=40&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nazar haktır</strong> <strong>Sual:</strong><br />
<strong><br />
</strong>İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin <strong>(Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) </strong>mealindeki 51. âyeti inmiştir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Nazar haktır.)</strong> [Müslim]<br />
<strong>(Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) </strong>[İbni Adiy]<br />
<strong><br />
(İnsanların yarısı nazardan ölür.) </strong>[Taberani]<br />
<strong>(Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong>(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Dnimizislam</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/40/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/40/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/40/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/40/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=40&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nelere-nazar-deger-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nedenler, niçinler, nedendir bitmez</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez. Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=44&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şeyi inkâr için, &#8220;yok&#8221; diyebilmek yetmez.<br />
Eskiden Müslümanlar&#8217;ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. Fakat, durum şimdi tamamen<br />
değişti, kafirler şöyle diyorlar: &#8220;Müslüman&#8217;ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek<br />
fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam<br />
kazanmış oluruz.&#8221; Fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: SORULAR&#8230;</p>
<p><span id="more-44"></span><br />
İslâm&#8217;ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz gibi inen sorular. Cevabı veremeyen gencin<br />
param parça olan zihni ve sonra kocaman bir isyan: &#8220;BEN ARTIK İNANMIYORUM.&#8221; Sen,<br />
daha önceden de inanmıyordun, inandığını zannediyordun. İnanmak için, inandığın şeyi<br />
tanıman ve çok iyi bilmen lazımdı. Halbuki sen, futbolu, rezalet filmlerini çok iyi<br />
biliyordun. Moda, kumar,içki, kadın, kız, politika, falan artistin hayatı, filan şarkıcının<br />
hayatı derken, sevmen gerekeni sevemedin, tanıyamadın. Onun için de aklın kafirler lehine<br />
kiralandı. Sen, onlarla meşgulken, sana bir de soru tuzağı kurdular.<br />
&#8220;Niçin yaşıyoruz? Dünyaya bir kere geldik, niçin eğlenmeyelim? Niçin zenginler mutlu?<br />
Niçin?.. Niçin? vs.&#8221; Sen, senden çalındın.,Araştırmadın, çünkü çok meşguldün. Akşama<br />
çok güzel bir film vardı, yarın imtihanın vardı ona çalışacaktın, ertesi gün yaş günün vardı,<br />
daha öbür günü tiyatroya gidecektin, derken, geldi cumartesi, pazar. Bu günlerde de maç<br />
ve gezilerin vardı ve böylece hafta bitti. Sen ise sana sorulan soruların cevabını<br />
düşünemedin bile&#8230; Zaten işine de öyle geliyordu. Korkuyordun, &#8220;Ararsam, soruların<br />
cevabını bulurum, bulursam, inanırım, böylece de artık eğlenemem&#8221; diyordun.&#8221; Boşver<br />
aldırma, huzurum kaçmasın&#8221; diyerek kendi kendinden korkup, benliğinden<br />
uzaklaşıyordun.<br />
Ama yanıldın. İnanmayınca hepten mahvoldun. Yıkıldın, kişiliğini kaybettin, ruhun<br />
sıkılıyordu. Ruha da inanmıyordun ki, derdinin devası için uğraşasın. Sen bir robot<br />
olmuştun. Felsefe öğretmenin sana ne diyorsa, okuduğun materyalist kitaplar sana ne<br />
diyorsa, sen onlara inandın. Mutlu oldun mu? Hayır&#8230; Asla olmadın&#8230; Ve sen, kendi<br />
iradenle değil, başkalarının iradesiyle yaşıyordun. Halbuki, adım adım bir menzile doğru<br />
gidiyordun, o kadar meşguldün ki&#8230; Bu gidişin fark edilemeyecek duruma gelmişti. Seni<br />
yaratan Rabb&#8217;ine düşman olmuştun. Adım adım ona doğru gittiğini unuttun ve kokuşmuş<br />
bir et yığını haline geldin. İlk yıkılışın sana sorulan sorularla başladı. Soruya cevap<br />
veremeyince, sen de başladın başkalarına aynı soruları zincir yaparak sormaya.<br />
Sen&#8230; Köy ağası Hasan Efendi! Sen de çok meşguldün. Sanki senin de zamanın bitmişti. Bu<br />
akşam kahvehanede köylülerle toplantın vardı. Köyün merasından, otlaklarından,<br />
hududundan konuşacaktın&#8230;</p>
<p>Emine Şenlikoglu</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/44/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/44/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=44&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/nedenler-nicinler-nedendir-bitmez-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Eski kitaplarda peygamberimiz Hz. Muhammede (a.s.m) işaretler var mıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 06:39:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://isoru.wordpress.com/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Kuranın dışındaki mukaddes kitaplara zamanla insan elinin karıştığı halde Peygamber Efendimizin (asm.) bu mukaddes kitapların değişik nüshalarında yer alan isim ve sıfatlarında, büyük bir benzerlik mevcuttur. Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=22&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuranın dışındaki mukaddes kitaplara zamanla insan elinin karıştığı halde Peygamber Efendimizin (asm.) bu mukaddes kitapların değişik nüshalarında yer alan isim ve sıfatlarında, büyük bir benzerlik mevcuttur.</p>
<p>Kuran-ı Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahimin sahifelerinden, Hz. Musaya gönderilen Tevrattan, Hz. Davut a indirilen Zeburdan ve nihayet Hz. İsaya gönderilen İncilden bahseder. Kuranda beyan edilen “zuhurul-evvelin”, yani “eskilerin kitapları” şeklindeki ifade ise, Zerdüştler veya Brahmanların bazı kitaplarına (kesin olmasa bile) işaret eder denilebilir.</p>
<p>Eski İran mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
İran dini, Hindu dininden sonra dünyanın en eski diniydi. Mukaddes yazıları, desatir ve zend-avesta adını taşıyan iki kaynakta toplanıyordu. Bunlardan Desatir No. 14 de, İslam dinine ait bazı prensipler dile getiriliyor ve Efendimizin ((asm.) geleceğine dair şu ifadeler yer alıyordu: “İranlıların ahlak seviyesi düştüğünde, Arabistanda bir nur doğacaktır. Takipçileri onun tahtını, dinini ve her şeyini yükseltecektir. Bir bina inşa edilmişti (Kabeye işaret ediyor) ve onun içinde, ortadan kaldırılacak pek çok putlar bulunmaktaydı. hâlk, yüzünü ona doğru dönüp ibadet edecektir. Takipçileri, İran, Taus ve Belh şehirlerini alacak ve İranın pek çok akıllı adamı, onun takipçilerine katılacaktır.”</p>
<p>Yukarıdaki satırlardan açıkça anlaşıldığı gibi, asırlar sonra doğacak İslam güneşi ve onun yüce peygamberi, son derece net bir şekilde tarif edilmiştir. Ve bu peygamberin ( a.s.m), “ziyadesiyle övülmüş”, “Ahmet” ve “alemlere rahmet” unvanlarıyla, putları kaldıracak birinin olduğu yazılıdır.</p>
<p>Bu kitabın hâlen mevcut olan kısımlarından Yasht 13 ün 129. Bölümünde, aynı hakikatler bir daha dile getirilir ve putları kıracak olan zattan, “herkese ve âlemlere rahmet” ismiyle bahsedilir. Bilindiği gibi efendimizin bir ismi de, rahmeten-lil-alemin (alemlere rahmet olan) şeklindedir.</p>
<p>Hind mukaddes metinlerindeki işaretler:<br />
Paru 8, Khand 8, Adhya 8 ve Shalok 5-8 gibi hind mukaddes metinlerinde, Efendimizden (asm.) şöyle bahsedilmektedir: “Arkadaşlarıyla birlikte bir mellacha (yabancı dil konuşan veya yabancı bir ülkenin mensubu) olan ruhi bir terbiyeci gelecek ve ismi Muhammed olacaktır. Onun gelişinden sonra raja, pencap ve ganj nehirlerinde yıkanır&#8230; Ona der ey sen! Beşeriyetin iftiharı, arap ülkesinin sakini, şeytanı öldürmek için büyük bir güç topladın.” (Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Kuran-ı Kerim Tefsiri)</p>
<p>Yukarıdaki ifadede Efendimizin (asm.) has isminin aynen belirtilmiş olması, son derece dikkat çekicidir. Aynı satırlarda geçen “beşeriyetin iftiharı” kelimeleri ise, peygamberimizin (fahr-i âlem) şeklindeki ismiyle aynı manadadır.</p>
<p>Buda (gautama buddha) kendisinin ölümünden sonra dünyayı şereflendirecek olan bir yüce kişiden bahseder. Palice lisanında adı “matteya”, sanskritçede “maitreya”, burmacada ise “armidia” olarak geçen bu kişi müşfik ve iyi kalpli olup, insanları doğru yola çağıracaktır. Budanın çok önceden vermiş olduğu bu haberde geçen isimlerin manası da, ”rahmet” demektir. Bilindiği gibi peygamberimiz için, Kurandaki 21. Surenin 107. Ayetinde, “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmaktadır.</p>
<p>Bu yazmalardan birinde, şu ifade geçer: “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir&#8230; Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet) olarak bilinecek.”</p>
<p>Pali ve sanskrit yazılı metinlerinde, ileride gelecek olan o yüce kişinin isimleri Maho, Maha ve Metta olarak geçer. Bu isimlerden ilk ikisi, “yüce aydınlatıcı” sonuncusu ise “inayetli” manasına gelir ki, bunlardan her ikisi de peygamberimizin sıfatlarıdır. Zaten dikkat edilecek olursa, başka kutsi metinlerde geçen efendimizin has ismini gösteren Mohamet veya Mahamet adının, maha ve metta kelimelerinden teşekkül ettiği açıkça görülecektir.</p>
<p>Araştırmamızı, şimdi de Tevrat, İncil ve Zebur üzerinde sürdürelim. Bu konuda yapılan en detaylı inceleme Hüseyin-i Cisriye aittir. Hicri 1261-1327 yılları arasında yaşayan ve anne ile babası ehl-i beytten olan bu Suriyeli alim, söz konusu mukaddes kitaplardan Efendimizle (s.a.v.) Alakalı 114 işaret çıkartmış ve bunları Türkçeye de çevrilen Risale-i Hamidiyyesinde neşretmiştir.</p>
<p>Eski mukaddes metinler arasında en çok tahrif edilmiş olma özelliğini taşıyan Tevratta bile, peygamberimize (asm.) ait şu işaretler vardır: “O, iki binici gördü, biri merkep üzerinde, diğeri deve üzerindeki binicilerdi. O, dikkatle dinledi.” (İşaya xxı, 7)</p>
<p>Burada peygamber İşaya tarafından bildirilen iki biniciden merkep üzerinde olanı Hz. İsa dır (a.s.). Çünkü İsa peygamber, Kudüse bir merkep üzerinde girmiştir. Deve üzerinde olan kişiyle de, peygamber efendimize (s.a.v.) İşaret edildiği açıktır. Efendimiz Medineye girişte devesinin üstündeydi.</p>
<p>Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki, İncil tercümelerinde faraklit veya paraklit (perikletos) kelimeleri aynen muhafaza edilirken, yakın zamanlarda basılmış olan İncil tercümelerinde bu kelime değiştirilerek Arapça tercümelerinde “muazzi”, Türkçe tercümelerinde ise “teselli edici” şeklinde verilmiştir.</p>
<p>Hazreti Şuaybın suhufunda, efendimizin ismi müşeffeh şeklinde geçer ki, kelime olarak tam karşılığı “Muhammed” dir. Tevrat ta geçen münhemenna isminin karşılığı da, yine Muhammeddir. (bilindiği gibi Muhammed kelimesinin lügat karşılığı da, “tekrar tekrar methedilmiş” şeklindedir.) Bunların dışında, efendimizin (s.a.v.) İsmi, Tevratta çoklukla “ahyed”, İncilde ise, ”Ahmet” olarak geçmektedir.</p>
<p>Konumuzu, bir hadis-i şerifle noktalıyoruz. “Benim ismim Kuranda Muhammed, İncilde Ahmet, Tevratta ise Ahyeddir.”</p>
<p>zafer dergisi</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/22/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/22/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/22/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=22&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/05/13/eski-kitaplarda-peygamberimiz-hz-muhammede-asm-isaretler-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hz. Ayşe (r.a.) Evlenme Yaşı Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2008/04/16/hz-ayse-ra-evlenme-yasi-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2008/04/16/hz-ayse-ra-evlenme-yasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 19:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/?p=229</guid>
		<description><![CDATA[Âişe Vâlidemiz’in, altı veya yedi yaşındayken nişanlandığı, on yaşındayken de evlendiği yönündeki rivayetler,1 onun evlilik yaşıyla ilgili kanaatin oluşmasında bugüne kadar en önemli âmiller olagelmiştir. Bu kanaatin yerleşmesinde, erken yaşlarda evlenmenin o gün oldukça yaygın oluşu ve coğrafi yapının etkisiyle çocuklardaki fizikî gelişmenin daha erken yaşlarda tamamlanması gibi sebeplerin de belirleyici olduğunu unutmamak gerekir. Onun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=229&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://img394.imageshack.us/img394/8192/kopya3205030mdha5.jpg" alt="" width="354" height="236" /> Âişe Vâlidemiz’in, altı veya yedi yaşındayken nişanlandığı, on yaşındayken de evlendiği yönündeki rivayetler,1 onun evlilik yaşıyla ilgili kanaatin oluşmasında bugüne kadar en önemli âmiller olagelmiştir. Bu kanaatin yerleşmesinde, erken yaşlarda evlenmenin o gün oldukça yaygın oluşu ve coğrafi yapının etkisiyle çocuklardaki fizikî gelişmenin daha erken yaşlarda tamamlanması gibi sebeplerin de belirleyici olduğunu unutmamak gerekir. Onun içindir ki konu, dün denilebilecek bir zamana kadar hiç gündeme gelmemiş ve tartışma konusu olmamıştır.<span id="more-229"></span></p>
<p>Söz konusu hususu bugün, o günkü şartları nazara almayan ve İslâm’ı da ‘dışarı’dan inceleme konusu yapanlar gündeme getirmekte ve meseleyi kendi zaviyelerinden değerlendirip tenkit etmektedir. Bu farklı duruşa İslâm Dünyası’nın tepkisi de aynı değildir; bir kısmı, meseleyi olduğu gibi kabul etmenin gerekliliği hususunda ısrar ederken2 az da olsa diğer bir kısmı, evlendiği dönemde Âişe Vâlidemiz’in, daha olgun bir yaşta olduğunu3 ifade etmektedir. Karşılıklı tepkilerin ağırlığını hissettirdiği bu tartışmalar esnasında, her zaman dengenin korunamadığı; tepkilere cevap teşkil etsin denilirken söz konusu rivayetlerin yok sayıldığı veya bu tavra tepki olarak diğer alter natifleri görmezden gelme yanlışlığına düşüldüğü de bir gerçek.</p>
<p>Bilindiği üzere herkes, kendi yaşadığı devrin çocuğudur ve arkadan gelen nesiller tarafından da, o devrin kültürü esas alınarak değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır.</p>
<p>Toplumlar, ortak birikimin neticesinde hâsıl olan ‘örf’lere göre yön bulurlar ve bunların hesaba katılmadığı yerde, o toplum hakkında karar verme konumunda olanların isabetinden söz etmek oldukça zor, hatta imkânsızdır.</p>
<p>Meseleye bu zaviyeden bakıldığında, Allah Resûlü’ nün neş’et ettiği dönem itibariyle kız çocuklarının erken evlendirildiği4 ve bu türlü evliliklerde yaş farkının pek önemsenmediği5 bilinen bir vak’adır. Kız çocukları hakkında o günkü toplumun benimsediği olumsuz tavrın ve bu tavrın aileler üzerinde oluşturduğu baskının, bu anlayışı tetiklediği de söylenebilir. Burada, iklim ve coğrafî şartların müsait olması yönüyle çocukların, fizikî gelişimlerini daha erken tamamladığı ve kız çocuklara, kocasının evinde büyümesi gereken birer varlık olarak bakıldığı gerçeğini de unutmamak gerekir. Kaldı ki bu, sadece kız çocuklarıyla ilgili bir mesele değildir; o günkü uygulamalara bakıldığında erkek çocukların da erken yaşlarda evlendirildiği anlaşılmaktadır. Mesela Amr ibn Âs ile oğlu Hz. Abdullah’ın arasındaki yaş farkı, sadece on ikidir ki bu durumda Hz. Amr, dokuz veya on yaşındayken evlenmiş olmalıdır.</p>
<p>Bu bilgilerden hareketle diyebiliriz ki Âişe Vâlidemiz, dokuz yaşındayken evlenmiş olsa bile ortada garipsenecek bir durum yoktur. Şayet böyle bir husus söz konusu olmuş olsaydı, Zeyneb Vâlidemiz’le izdivacında fırtına koparmak isteyenlerle, Benî Mustalık Gazvesi dönüşünde ve hiç olmadık yerde Âişe Vâlidemiz’e iftira atanların, onlar açısından önem arz eden böyle bir meseleyi dillerine dolamamaları düşünülemezdi. Sonuç nasıl olursa olsun sadece başlı başına bu bilgi bile, Âişe Vâlidemiz’in evliliği konusunda olumsuz herhangi bir durumun olmadığını ispat için yeterli bir güce sahiptir.</p>
<p>Peki, gerçekte durum nedir? Yaş tespiti konusunda yukarıdaki bilgiler tek alternatif midir? Bu soruların cevabını alabilmek için elbette o günlerin kapısını aralamak ve aralanan bu kapılardan girerek meseleyi, deliller üzerinden tetkik etmek gerekmektedir. Dilerseniz, ulaşılan delillerin bize ne ifade ettiğine birlikte bakalım:</p>
<p>1. Risâletin ilk günlerinde Müslüman olanların isimleri sıralanırken, ablası Esmâ Vâlidemiz’le birlikte Âişe Vâlidemiz’in adı da zikredilmektedir. Dikkat çekici olan bu zikrin, Hz. Osmân, Zübeyr ibn Avvâm, Abdurrahmân ibn Avf, Sa’d ibn Ebî Vakkâs, Talha ibn Ubeydullah, Ebû Ubeyde ibn Cerrâh ve Erkam ibn Ebi’l-Erkam gibi ‘Sâbikûn-u Evvelûn’ tabir edilen en öndekilerin hemen arkasından; Abdullah ibn Mes’ûd, Ca’fer ibn Ebî Tâlib, Abdullah ibn Cahş, Ebû Huzeyfe, Suhayb ibn Sinân, Ammâr ibn Yâsir ve Habbâb ibn Erett gibi isimlerden de önce gerçekleşiyor olmasıdır.7 Demek ki Âişe Vâlidemiz, o gün küçük de olsa ‘irade’ beyanında bulunabilecek bir çağda ve ilk Müslümanlar arasında yer alabilecek bir durumdadır. Söz konusu bilgilerde ondan bahsedilirken, ‘O gün o küçüktü.’ şeklinde bir kaydın konulmuş olması, bu manayı ayrıca teyit etmektedir.8</p>
<p>2. Ablası Esmâ Vâlidemiz’in konumu da bu kanaati güçlendirmektedir; zira onun, on beş yaşında iken Müslüman olduğu bilinmektedir.9 Bilinen bir gerçek de onun, 595 yılında dünyaya gelmiş olduğudur.10 Bütün bunlar, risâletin ilk yılı olan 610 tarihini göstermektedir. Demek ki Âişe Vâlidemiz, yaşı küçük olmasına rağmen 610 yılında Müslüman olmuştur. Bunun için o gün onun, en azından beş, altı veya yedi yaşlarında olması gerekir ki, on üç yıllık Mekke hayatıyla en az yedi aylık11 Medine günleri de bu tarihe ilave edildiğinde onun, Allah Resûlü ile evlendiği gün –risâletten beş yıl önce dünyaya gelmiş olma ihtimalini esas alacak olursak- en azından on sekiz yaşında olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>3. Mekke günleriyle ilgili olarak Âişe Vâlidemiz, &#8220;Ben Mekke’de oyun oynayan bir kız iken Hazreti Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)’e, ‘Doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir; Kıyamet saatinin dehşeti ise, tarif edilemeyecek kadar müthiş ve ne acıdır!’ (Kamer sûresi, 46) ayeti nâzil oldu.&#8221;12 bilgisini vermektedir ki bu bilgi, onun yaşıyla ilgili olarak bize farklı kapılar aralamaktadır. Şöyle ki:</p>
<p>4. Söz konusu ayet, Kamer sûresinin 46. ayetidir ve bütün halinde nâzil olan bu sûrenin, İbn Erkam’ın evinde iken ve bi’setin dördüncü (614),13 sekizinci (618) veya dokuzuncu (619)14 yılında indiğine dair farklı rivayetler vardır. Özellikle ayın ikiye yarılma hadisesini ve o gün buna olan ihtiyacı nazara alan bazı âlimler, söz konusu tarihin 614 olması gerektiği üzerinde durmuşlardır ki bu tarih esas alındığında Hz. Âişe Vâlidemiz, ya henüz dünyaya gelmemiş veya yeni doğmuş demektir. 618 veya 619 tarihi esas alındığında da durum pek değişmemektedir. Zira bu durumda o, henüz dört veya beş yaşında demektir ki her iki yaş da, söz konusu hadiseyi kavrayıp yıllar sonra da aktarabilecek bir olgunluğu ifade etmemektedir. Bu durumda ise o, en yakın ihtimalle risâletin başladığı günlerde dünyaya gelmiş olmalıdır.</p>
<p>Burada dikkat çeken başka bir husus da, o günü anlatırken bizzat Âişe Vâlidemiz’in, &#8220;Oyun oynayan bir kız çocuğu idim.&#8221; şeklindeki beyanıdır. Kendisini ifade ederken kullandığı ‘kız çocuğu’ kelimesinin karşılığı olan ‘câriye’ lafzı, ergenlik çağına geçişi ifade etmekte ve o dönemler için kullanılmaktadır. Arap şairlerinden İbn Yerâ, bu yaşlardaki birisini kastederek maksadını şu şekilde ifade etmektedir: &#8220;Sekiz yaşına geldiğinde artık o, benim için bir câriye değil; Utbe veya Muâviye’ye nikahlayabileceğim gelin adayımdır.&#8221; Bazı bilginler bu kelimenin, on bir yaşın üzerindeki kız çocukları için kullanıldığını ifade etmektedir.</p>
<p>Kamer sûresinin indiği tarih olarak 614 yılını esas alacak olursak, Âişe Vâlidemiz’in risâletten en az sekiz yıl önce doğmuş olduğu ortaya çıkar ki bu tarih 606 yılına tekabül etmektedir. Bu ise, evlendiği gün onun on yedi yaşında olduğunu ifade eder. Sûrenin indiği tarih olarak 618 yılını kabul ettiğimizde ise onun, 610 yılında dünyaya gelmiş olma ihtimalini ortaya koyar ki bir yönüyle bu, evlendiği gün Âişe Vâlidemiz’in on dört yaşında olduğu sonucunu doğururken diğer taraftan onun, risâletten dört yıl sonra dünyaya gelmiş olamayacağını ispat eder.</p>
<p>Bu bilgilerle birinci maddede ifade edilenleri yan yana getirdiğimizde, Âişe Vâlidemiz’in 606 yılında dünyaya geldiği ve on yedi veya on yedi buçuk yaşında iken de evlendiği sonucuna ulaşmamız mümkün olmaktadır.</p>
<p>3. Âişe Vâlidemiz’in Mekke yıllarıyla ilgili olarak anlattığı bazı hatıralar da bunu destekler mahiyettedir. Mesela:</p>
<p>a) Risâletten kırk yıl önce gerçekleşen ve tarih belirlemede bir kıstas olarak kabul gören Fil hadisesinden geriye kalan iki kişiyi Mekke’de dilenirken gördüğünü söylemesi;</p>
<p>b) Mekke’nin en sıkıntılı günlerinde Allah Resûlü’nün sabah-akşam kendi evlerine geldiğini ve bu sıkıntılara dayanamayan babası Hz. Ebû Bekir’in de Habeşistan’a hicret teşebbüsünde bulunduğunu detaylarıyla birlikte anlatması;</p>
<p>c) İlk defa namazın ikişer rekat farz kılındığını, mukim olanlar için daha sonraları onun dört rekata çıkarıldığını, ancak sefer durumlarında yine iki rekat olarak bırakıldığını ifade etmesi;</p>
<p>d) &#8220;Biz İsâf ve Nâile’yi, Kâbe’de cürüm işlemiş ve bu sebeple Allah’ın kendilerini taş haline getirdiği Cürhümlü bir adamla kadın olarak duyup dururduk.&#8221;20 gibi ifadelerle ilk günlerle ilgili nakillerde bulunması gibi daha pek çok hâtırat, daha ilk günlerden itibaren onun, gelişmeleri takip edebilecek bir çağda olduğunu ifade etmektedir.</p>
<p>4. Efendimiz’le izdivacı söz konusu olduğu günlerde Âişe Vâlidemiz’in, Mut’im ibn Adiyy’in oğlu Cübeyr ile sözlü oluşu da bu kanaati güçlendirmektedir. Burada ayrıca dikkat çeken husus, söz konusu teklifin, Havle binti Hakîm gibi aile dışından birisi tarafından gündeme getirilmiş olmasıdır. Açıkça bu onun, o gün evlilik çağına gelmiş ve evlendirilebilecek genç bir kız olduğunu ifade etmektedir.</p>
<p>Söz konusu ‘sözlülük hali’nin, İbn Adiyy ailesi tarafından ve oğullarının anlayışı değişir gerekçesiyle feshedildiği de bilinen bir gerçektir.21 Burada akla, İbn Adiyy ailesinin, oğullarının anlayışını değiştireceklerinden endişe ettikleri Ebû Bekir ailesiyle böyle bir akdi niye ve ne zaman yaptıkları sorusu gelmektedir. Bunun en makul cevabı söz konusu akdin, ya risâletten önce veya İslâm’ın açıktan tebliğinin başlamadığı dönemde gerçekleşmiş olduğu şeklindedir ki her iki durumda da onun, bi’setin dördüncü yılında dünyaya gelmiş olma ihtimali söz konusu olamaz; hatta bu, sanıldığından da erken yıllarda dünyaya gelmiş olabileceğini düşündürmektedir.</p>
<p>Bu kararın, açıktan tebliğin başlandığı dönemde alınmış olma ihtimali nazara alınacak olursa bu tarihin, İbn Erkam’ın evinden çıkış günleri olan 613-614 yıllarını ifade ettiği görülecektir ki bu, sözlendiği dönem itibariyle onun henüz dünyaya gelmediğini kabullenmek demektir. Bu durumda, söz konusu akitten bahsetmenin de imkânı yoktur. Öyleyse bu sözün bozulduğu tarihlerde onun, en azından yedi veya sekiz yaşında olduğunu kabullenmemiz gerekir ki bu da onun, takriben 605 tarihinde dünyaya gelmiş olduğunu göstermektedir.23</p>
<p>5. Mevzuya ışık tutması bakımından Âişe Vâlidemiz’le diğer kardeşlerinin arasındaki yaş farkı da dikkat çekicidir. Bilindiği gibi Hz. Ebû Bekir (radıyAllahü anh)’ın altı çocuğu vardır; bunlardan Hz. Esmâ ve Hz. Abdullah, Kuteyle binti Ümeys’ten; Hz. Âişe Vâlidemiz’le Hz. Abdurrahman, Ümmü Rûmân (r.anha)’dan; Muhammed, Esmâ binti Ümeys’ten ve Ümmü Gülsüm de Habîbe binti Hârice’den dünyaya gelmiştir. Bu durumda Esmâ Vâlidemiz’le Hz. Abdullah; Abdurrahmân ile de Âişe Vâlidemiz anabir kardeşlerdir ve bu her iki anabir kardeşlerin arasındaki yaş farkları konumuza ışık tutacak mahiyettedir; şöyle ki:</p>
<p>a) Hz. Ebû Bekir’in ilk kızı olan Esmâ Vâlidemiz, hicretten yirmi yedi yıl önce 595 tarihinde dünyaya gelmiştir.24 Allah Resûlü’nün hicreti esnasında Zübeyr ibn Avvâm ile evli ve o gün altı aylık hamiledir. Bir diğer ifadeyle o gün yirmi yedi yaşındadır.25 Üç ay sonra Medine’ye hicret ederken Kuba’da oğlu Abdullah’ı dünyaya getirecektir. Yetmiş üç yılında ve yüz yaşındayken, hatta dişleri bile dökülmemiş halde vefat etmiştir.</p>
<p>Âişe Annemiz ile ablası Esmâ Vâlidemiz’in arasındaki yaş farkı ondur.26 Buna göre (595+ 10=605) Âişe Vâlidemiz’in doğumunun 605; hicretteki yaşının da (27-10=17) olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Evlilik hicretten yedi ay sonra27 gerçekleştiğine göre demek ki, bu sıralarda Âişe Vâlidemiz’in yaşı, on yedi&#8217;yi aşmış, on sekiz yaşına yaklaşmış demektir. Bedir’in hemen akabindeki Şevvâl ayında evlendiği bilgisini esas aldığımızda ise onun, evlendiği gün on sekiz yaşını aşıp on dokuza adım attığını kabullenmemiz gerekmektedir.</p>
<p>b) Burada dikkat çeken bir diğer husus da, Âişe Vâlidemiz’in anabir kardeşi olan Hz. Abdurrahman ile arasındaki yaş farkıdır. Bilindiği gibi Hz. Abdurrahman, Hz. Ebû Bekir’in büyük oğludur ve ancak Hudeybiye’den sonra Müslüman olacaktır. Bedir’de, babasıyla karşılaşmamaya özen gösteren de odur ve o gün Abdurrahman, yirmi yaşındadır.28 Buna göre o, 604 yılında doğmuş olmalıdır. Kardeşler arası yaş farkının genelde bir veya iki olduğu bir toplumda, ağabeyi 604 yılında dünyaya gelen bir kardeşin 614 yılında doğması ve tabii olarak iki kardeşin arasında on yaş gibi bir farkın meydana gelmiş olma ihtimali çok zayıftır ve bunu destekleyen herhangi bir delil de bulunmamaktadır.</p>
<p>6. Âişe Vâlidemiz’in vefat tarihi konusunda gelen rivayetler de bu kanaati güçlendirmektedir. Zira onun vefat ettiği yıl ve o günkü yaşıyla ilgili olarak hicrî 55, 56, 57, 58 veya 59;29 yaşıyla alakalı olarak da altmış beş, altmış altı, altmış yedi veya yetmiş dört30 gibi farklı tarih ve rakamdan bahsedilmektedir. Bu ise, doğum tarihinde olduğu gibi onun vefat tarihiyle ilgili de kesin bir kabulün olmadığını göstermektedir.</p>
<p>Özellikle 58. yılında ve 74 yaşında iken vefat ettiğini ifade eden rivayette, onun vefat ettiği günün çarşamba olduğu, vefat tarihinin, Ramazan ayının on yedinci gecesine denk geldiği, vasiyeti üzerine Vitir namazından sonra Cennetü’l-Bakî’ye geceleyin defnedildiği, yine vasiyeti gereği namazını, Hz. Ebû Hüreyre’nin kıldırdığı, mezarına da, ablası Hz. Esmâ’nın iki oğlu Abdullah ile Urve, kardeşi Muhammed’in iki oğlu Kâsım ve Abdullah ile diğer kardeşi Abdurrahman’ın oğlu Abdullah gibi isimlerin indirdiği gibi detayların bulunması,31 diğerlerine nispetle bu bilginin daha güçlü olduğu izlenimi vermektedir. Öyleyse bu tarihi esas alarak bir hesaplama yapacak olursak onun, Efendimiz’in irtihalinden sonra kırk sekiz yıl daha yaşadığını (48+10=58+13=71+3=74) görmekteyiz ki bu hesaba göre o, risâletten üç yıl önce dünyaya gelmiş demektir.</p>
<p>Bu durumda evlendiği gün onun, (74–48=26–9=17+7 ay) on yedi yılını yedi ay geçtiği anlaşılmaktadır.<br />
Yukarıdaki bilgilere ilave olarak, erkek çocukların bile yoldan geri çevrildiği Uhud günü onun da cephede oluşu,32 ilmî meselelerdeki derinliği, İfk Hadisesi karşısında ortaya koymuş olduğu olgun tavır ve beyanları, Fâtıma Vâlidemiz’le arasındaki yaş farkı, hicret ve sonrasında yaşanan gelişmelere detaylarıyla birlikte vukûfiyeti, Medine’ye intikal ettikten sonra evlilik işinin, bizzat babası Hz. Ebû Bekir’in gündeme getirmesiyle ve mehir takdirinden sonra gerçekleşmiş olması,33 model bir şahsiyet olarak Efendimiz’in toplum önündeki rehberlik konumu, peygamberlik hassasiyeti ve baba şefkati, gelen ayetlerde evlilik yaşıyla ilgili olarak rüşd şartının getirilmiş olması,34 onun yaşı ve evliliğiyle ilgili rivayetlerin farklılık arz etmesi yönüyle kesinlik ifade etmiyor oluşu,35 o günkü yaşını ifade ederken bizzat Âişe Vâlidemiz’in, şüphe ifade eden &#8220;altı veya yedi&#8221; tabirini kullanması, o günün toplumlarında doğum ve ölüm tarihlerinin bugünkü kadar net tespit edilmiyor oluşu gibi bilgiler üzerinde de durulabilir. Ancak netice değişmemekte ve bunların hepsi, onun risâletten önce dünyaya geldiği, on dört veya on beş yaşlarındayken nişanlandığı ve on yedi veya on sekiz yaşlarındayken de Allah Resûlü (s.a.s.) ile evlendiği şeklindeki kanaati kuvvetlendirmektedir.</p>
<p>Bu durumda bize, nişanlandığında 6 veya 7, evlendiğinde ise 9 yaşlarında olduğu şeklindeki rivayetleri, ‘O görünümde birisi idim.’ manasına hamledip te’lif etmek düşecektir.36 Hz. Âişe Annemiz’in, fizikî durumu itibariyle zayıf bir bünyeye sahip olduğu bilgisi de bu yorumu güçlendirmektedir. Zira o, fizikî şartlardan çabuk etkilenen ve yaşıtlarına göre kendini daha küçük gösteren bir beden taşıyordu; Medine’ye hicret sırasında hastalanması,37 annesi tarafından özel ilgi gösterilerek iyileştirilmeye çalışılması,38 Benî Mustalık Gazvesi dönüşünde, içinde sanılarak hevdecinin deve üzerine yerleştirilmesi ve bu sırada onun hevdeç içinde olup olmadığının bile anlaşılamamış olması39 gibi hadiseler de bu durumu desteklemektedir.</p>
<p>Özetle Âişe Vâlidemiz, dokuz yaşında iken evlenmiş olsa bile o günkü toplum telakkilerine göre bu çok tabii ve doğal olmakla birlikte hadiseye daha genel bakıldığında onun, 17 veya 18 yaşlarında iken ‘Mü’minlerin Annesi’ hüviyetini kazandığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Burada akla, &#8220;Madem öyle; bugüne kadar bu mesele niye bu şekilde gündeme gelmedi?&#8221; şeklinde bir soru gelmektedir. Başta da ifade edildiği gibi yakın zamana kadar bu hususta olumsuz hiçbir beyan serdedilmemiş; ne Ebû Cehil gibi her fırsatı aleyhte değerlendiren muannit bir firavundan ne de Abdullah ibn Übeyy ibn Selûl gibi olmadık yerden fitne ve iftira üreten nifakın adresi olmuş birisinden bu evliliğe herhangi bir itiraz söz konusu olmamış, olamamıştır. Çünkü ortada itiraz edilecek herhangi bir durum yoktur. O günkü telakkilere göre her iki durum için de tabii bir kabullenme söz konusudur ve muhtemelen bu durum, konuya farklı yaklaşıp yeni bir bakış açısı getirme ihtiyacını da netice vermemiş, dolayısıyla söz konusu haberlerin doğruluğu veya alternatif bilgilerin varlığı hususunda İslâm âlimlerinin farklı bir mütalaada bulunmaları da mümkün olmamıştır.</p>
<p>Dipnotlar<br />
1.Bkz.: Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 20, 44; Müslim, Nikâh 71; Fedâilü’s-Sahâbe 74; Ebû Dâvûd, Edeb 55; İbn Mâce, Nikâh 13; Nesâî, Nikâh 78; Dârimî, Nikâh 56.<br />
2.Bkz.: Azimli, Mehmet, Hz. Âişe’nin Evlilik Yaşı Tartışmalarında Savunmacı Tarihçiliğin Çıkmazı, İslâmî Araştırmalar, Cilt 16, Sayı 1, 2003, s. 28 vd.<br />
3.Bkz.: Doğrul, Ömer Rıza, Asr-ı Saâdet, Eskişehir Kütüphanesi (Eser Kitabevi), İstanbul, 1974, 2/141 vd; Nedvî, Seyyid Süleyman, Hazreti Âişe, Mütercim Ahmet Karataş, Timaş Yayınları, İstanbul, 2004, s. 21 vd. Savaş, Rıza, Hz. Âişe’nin Evlenme Yaşı İle İlgili Farklı Bir Yaklaşım, D. E. Ü. İlâhiyât Fak. Dergisi. 4, İzmir, 1995, s. 139-144; Yüce, Abdülhakim, Efendimiz’in Bir Günü, Işık Yayınları, İstanbul, 2007, s. 82, 83.<br />
4.Efendimiz’in dedesi Abdulmuttalib’in çok erken yaşlarda Hâle binti Üheyb ile evlendiği, Efendimiz’in annesi Âmine ile babası Abdullah’ı da bu yaşlardayken evlendirdiği, hatta her iki evliliğin aynı mecliste gerçekleştiği, bu sebeple Efendimiz ile amcası Hz. Hamza arasında yaş farkının neredeyse aynı olduğu bilinmektedir.<br />
5.Efendimiz’e bir de sıhriyet yönüyle yakın olabilme düşüncesiyle Hz. Ömer, aradaki yaş farkına rağmen Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’le evlenmiş ve o günkü toplum tarafından bu evlilik asla yadırganmamıştır.<br />
6.Bkz.: İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe, 3/240.<br />
7.Bkz.: İbn Hişâm, Sîre, 1/271; İbn İshâk, Sîre, Konya, 1981, 124.<br />
8.Bkz.: İbn Hişâm, Sîre, 1/271; İbn İshâk, Sîre, 124.<br />
9.Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597; Hakim, Müstedrek 3/635.<br />
10.Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597; Hakim, Müstedrek 3/635.<br />
11.Âişe Vâlidemiz’in, hicretten yedi ay sonraki Şevvâl değil de Bedir sonrasına denk gelen ikinci yılın Şevvâl ayında evlendiği de ifade edilmektedir. Bu durumda onun evlilik yaşı, bir yıl daha gecikmiş demektir. Bkz.: Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/616.<br />
12.Bkz.: Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 6, Tefsîru Sûre, (54) 6; Aynî, Bedruddîn Ebû Muhammed Mahmûd ibn Ahmed, Umdetü’l-Kârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, 20/21; Askalânî, Fethu’l-Bârî, 11/291.<br />
13.Suyûtî, İtkân, Beyrut, 1987, 1/29, 50; Doğrul, Asr-ı Saadet, 2/148.<br />
14.Sekizinci veya dokuzuncu yıl ihtilafı, ay farkından kaynaklanmaktadır. Zira konunun anlatıldığı bazı rivayetlerde sekizinci yılın sekizinci ayı gibi bir ayrıntı dikkat çekmektedir.<br />
15.Günümüzde bu bilgileri değerlendirip ihtimal hesabı yapan bazı insanlar, Hz. Âişe Vâlidemiz’in evlendiği günkü yaşının en az on dört olduğu, bunun yirmi iki, yirmi üç, yirmi dört veya yirmi sekiz olma ihtimalinin de bulunduğu sonucuna gitmektedirler ki, herhangi bir mesnede dayanmadığı için biz bu türlü yorumlara iltifat etmedik.<br />
16.İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 13/138.<br />
17 Bu bilgiyi onun dışında sadece ablası Esmâ Vâlidemiz intikal ettirmektedir. Bkz.: İbn Hişâm, Sîre, 1/176; Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, 3/285; İbn Kesîr, Tefsîr, 4/553; Bidâye, 2/214; Kurtubî, Tefsîr, 20/195.<br />
18.Bkz.: Buhârî, Salât 70, Kefâle 5, Menâkıbü’l-ensar 45, Edeb 64; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, 6/198. Bu durumda, Âişe Vâlidemiz’in söz konusu hadiseyi ifade ederken, &#8220;Kendimi bildim bileli ben, ebeveynimi hep dindar olarak gördüm.&#8221; mealindeki sözü, &#8220;Doğduğum zaman bu evde İslâm vardı.&#8221; manasından daha ziyade &#8220;Etrafımı tanımaya başladığımda hep İslâm’la muhatap oldum.&#8221; manasına hamledilmelidir.<br />
19.Bkz.: Taberânî, Mu’cemü’l-Kebîr, 2/285, 286; Mu’cemü’l-Evsât, 12/145; İbn Hişâm, Sîre, 1/243. Bu bilgiyi ondan başka bize, sadece İbn Abbâs, Selmân-ı Fârisî ve Sâib ibn Yezîd intikal ettirmektedir. Selmân-ı Fârisî Efendimiz’le Medine’de buluşmuş, Sâib ibn Yezîd de hicretten üç yıl sonra Medine’de dünyaya gelmiştir. İbn Abbâs ise, bi’setin onuncu yılında, hicretten üç yıl önce ve Şi’b-i Ebî Tâlib sürgününde dünyaya gelmiştir. Demek ki her üç sahabenin de ne Mekke’nin ilk yıllarında kılınan ikişer rekat namaza şahit olmalarına ne de miraç gecesiyle gelen beş vakit namaz emrini görüp intikal ettirmelerine imkan yoktur. Öyleyse bu husus, bizzat Efendimiz’den duyarak bize anlattığı bir mesele değilse Hz. Âişe Vâlidemiz’in müşahede ederek yaşadığı bir gerçektir. Bu ise onun, daha ilk günlere muttali olduğunu ve yaşının da o gün bütün bunları kavrayacak noktada bulunduğunu ifade etmektedir.<br />
20.İbn Hişâm, Sîre, 1/83.<br />
21.Buhârî, Nikâh 11; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, 6/210; Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, 9/225; Beyhakî, Sünen, 7/129; Taberî, Târih, 3/161-163.<br />
22.Onun için bazıları bu tarihte onun, on üç veya on dört yaşlarında bir genç kız olduğunu söylemektedir. Bkz.: Savaş, Rıza, D. E. Ü. İlahiyat Fak. Dergisi. 4, İzmir, 1995, s. 139-144.<br />
23.Bkz.: Berki, Ali Hikmet, Osman Eskioğlu, Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, 210. Burada zayıf da olsa başka bir ihtimalden söz edilebilir; o da onun, doğumunu takip eden yıllarda, ‘beşik kertmesi’ benzeri ve ebeveynler arası bir sözleşme ile karşı karşıya olma durumudur. Ancak ilgili metinlerin hiçbirinde bunu teyit eden herhangi bir ayrıntı yoktur.<br />
24.Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597.<br />
25.Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597.<br />
26.Beyhakî, Sünen, 6/204; İbn Mende, Ma’rifetü’s-Sahâbe, Köprülü Kütüphanesi, No: 242, Varak: 195 b; İbn Asâkir, Târîhu Dımeşk, Terâcimü’n-Nisâ, Dımeşk, 1982, s. 9, 10, 28; Mes’ûdî, Mürûcu’z-Zeheb, 2, 39; İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrût, 1968, 8/58.<br />
27.Bu evliliğin, hicretten altı ay veya sekiz ay sonra yahut yaklaşık bir buçuk yıl sonra ve Bedir’in akabinde gerçekleştiğini ifade eden rivayetler de vardır. Bkz.: İbn Sa’d, Tabakât, 8/58; İbn Abdilberr, İstîâb, 4/1881; Nedvî, Sîretü’s-Seyyideti Âişe Ümmi’l-Mü’minîn, Tahkîk: Muhammed Rahmetullah Hâfız en-Nedvî, Dâru’l-Kalem, Dımeşk, 2003, 40, 49.<br />
28.İbn Esîr, Üsdü’l-Gâbe, 3/467.<br />
29.İbn Abdilberr, İstîâb, 2/108; Tehzîbü’l-Kemâl, 16/560.<br />
30.Bkz.: İbn Sa’d, Tabakât, 8/75; Nedvî, Sîretü’s-Seyyideti Âişe, 202.<br />
31.İbn Abdilberr, İstîâb, 2/108; Doğrul, Asr-ı Saadet, 2/142<br />
32.Bkz.: Buhârî, Cihâd, 65.<br />
33.Bkz.: Taberânî, Kebîr, 23/25; İbn Abdilberr, İstîâb, 4/1937; İbn Sa’d, Tabakât, 8/63.<br />
34.Bkz.: Nisâ sûresi, 6.<br />
35.&#8221;Hicretten bir buçuk, iki veya üç yıl önce&#8221;, &#8220;altı veya yedi yaşındayken&#8221;, &#8220;Hz. Hatîce’nin vefat ettiği yıl veya vefatından üç yıl sonra&#8221;, &#8220;hicretten yedi, sekiz ay sonra, hicretin ilk senesi&#8221; veya &#8220;Bedir’in akabinde&#8221; gibi farklı rivayetler için Bkz.: Buhârî, Menâkıbü’l-ensar 20, 44; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 74; Aynî, Umde, 1/45; İbn Abdilberr, İstîâb, 4/1881; Nedvî, Sîretü’s-Seyyideti Âişe, 40, 49.<br />
36.Hatta konuyla ilgili değerlendirmelere tepkiyle yaklaşan bazıları, &#8220;altı veya yedi yaşlarında idim&#8221; ifadesini ravinin bir hatası olarak görüp bu cümlenin, &#8220;risâlet geldiğinde altı veya yedi yaşlarında idim&#8221; şeklinde olması gerektiğini söylemektedirler.<br />
37.Bkz.: Buhârî, Menâkıbü’l-ensar 43, 44; Müslim, Nikâh 69; İbn Mâce, Nikâh 13.<br />
38.Buhârî, Menâkıbü’l-ensar 44; Müslim, Nikâh 69; Ebû Dâvûd, Edeb 55; İbn Mâce, Nikâh 13; Dârimî, Nikâh 56; Taberânî, Kebîr, 23/25; İbn Abdilberr, İstîâb, 4/1938; İbn Sa’d, Tabakât, 8/63; İbn İshâk, Sîre, Konya, 1981, 239<br />
39.Bkz.: Buhârî, Şehâdât 15; Megâzî, 34; Tefsîr, (24) 6; Müslim, Tevbe 56; Tirmizî, Tefsîr, (63) 4; İbn Sa’d, Tabakât, 2/65; İbn Hişâm, Sîre, 3/310.</p>
<p>yeniümit</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/229/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/229/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/229/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=229&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2008/04/16/hz-ayse-ra-evlenme-yasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img394.imageshack.us/img394/8192/kopya3205030mdha5.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Göz Yaşı neyin Eseridir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/goz-yasi-neyin-eseridir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/goz-yasi-neyin-eseridir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 22:32:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/goz-yasi-neyin-eseridir/</guid>
		<description><![CDATA[Enes B. Malik anlatıyor: “Efendimiz (sav)’i ve oğlu İbrahim’i gördüm. Babasının önündeydi ve son nefesini vermek üzereydi. Allah Resulü’nün gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Abdurrahman bin Avf biraz da hayretler içinde: - Ya Rasulallah! Siz de mi ölen bir çocuğun arkasından ağlıyorsunuz. ( Halbuki siz, bizi bundan men etmiştiniz) diye sorunca Efendimiz (sav), mahzun bir halde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=224&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.thewallpapers.us/data/media/737/alayan_bebek.jpg" align="left" height="228" width="302" />Enes B. Malik anlatıyor: “Efendimiz (sav)’i ve oğlu İbrahim’i gördüm. Babasının önündeydi ve son nefesini vermek üzereydi. Allah Resulü’nün gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Abdurrahman bin Avf biraz da hayretler içinde:</p>
<p>- Ya Rasulallah! Siz de mi ölen bir çocuğun arkasından ağlıyorsunuz. ( Halbuki siz, bizi bundan men etmiştiniz) diye sorunca Efendimiz (sav), mahzun bir halde şöyle cevap verdi:</p>
<p>- <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Bu, Allah’ın rahmetinin bir eseridir. Acımayana acınmaz. Biz insanlarış avaz avaz bağırmaktan, isyan etmekten men ediyoruz. Göz yaşarır, gönül hüzünlenir; ama biz Rabbimizin hoşnut olmayacağı bir şey söylemeyiz</strong></span></span>.”</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/224/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/224/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/224/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=224&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/goz-yasi-neyin-eseridir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.thewallpapers.us/data/media/737/alayan_bebek.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân Ahlakında Erkek Karakteri.</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 22:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun]]></category>
		<category><![CDATA[hadis-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Mücizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ıKerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Çelişki Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kuranıkerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[resul]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[İdea]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/</guid>
		<description><![CDATA[Kuran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktır. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=223&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" align="left" height="259" width="346" /><span style="text-decoration:underline;">Ku</span><span style="text-decoration:underline;">ran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak ‘erkek adam dediğin…’ diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima üstün olmaktı</span>r. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. <strong>Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların sonuçları, gençleri gerçek anlamda sevgi, saygı, merhamet gibi üstün ahlaki özelliklerden uzaklaştırmaktadır.</strong> Tüm bunların yanında gençlere verilen eğitimin de önemli bir yeri vardır. Bu da zaman zaman haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğunu savunan, zayıf ve aciz insanların toplumdan silinmesini öngören, insanlara şefkatsizlik, acımazsızlık, çıkarcılık telkini yapan Darwinist öğretilerin gençlere sistematik olarak telkin edilmesidir.<br />
<span id="more-223"></span><br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong>En Güzel Örnek Peygamberlerimizdir</strong></span></p>
<p>Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişiler peygamberlerimizdir. Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)in güzel bir örnek olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. </strong></span></span>(Ahzab Suresi, 21)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Peygamberimiz (sav)’i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden,</strong></span><img src="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" align="right" height="211" width="282" /><span style="text-decoration:underline;"><strong> güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz.</strong> Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah’ın müminler için örnek kıldığı, Allah’ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi’nde şöyle bildirmektedir:</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır</strong></span>…</span> (Yusuf Suresi, 111)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Muhammed (sav)’in Örnek Üslup ve Tavırları</strong></span></p>
<p>Peygamberimiz (sav)’in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran’da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. </strong></span></span>(Kalem Suresi, 3-4)</p>
<p>Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)’in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:</p>
<p>“… <strong><em>Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.</p>
<p>… Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.</p>
<p>Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi.</p>
<p>İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.</em></strong>” 1</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Adaleti</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir.</span></span> Allahın “<span style="text-decoration:underline;"><strong>Rabbim adaletle davranmayı emretti</strong></span>” (Araf Suresi, 29) ayetinde bildirdiği gibi, her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Konuşma Üslubu</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamber Efendimiz (sav)’in konuşmaları her zaman insanlara Allah’ı, O’nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah’a çağıran, insanlara Allah’ı sevdiren ve O’ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmuştur</span>. Peygamberimiz (sav)’i örnek alan Müslüman erkeklerin de her konuşmalarında Allah’ı unutmadıkları belli olmalıdır.</p>
<p>Ayrıca onun sünnetine uyanlar onun gibi insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin</strong></span></span>.” 2</p>
<p align="center"> <img src="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" height="290" width="302" /></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Nezaketi ve Hoşgörüsü</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)’in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.</span></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)’in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)’in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>“S<span style="text-decoration:underline;"><strong>ahabelerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali’ye ‘Ebû Turab’, bir başka Sahabisine ‘Ebû Hüreyre’ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı.</strong></span>”</p>
<p>“<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi</strong></span>.” 3</p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. İbrahim’in Misafirperverliği</strong></span></p>
<p>Rabbimizin Kuran’da haber verdiğine göre, Hz. İbrahim’e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmuşlardır:</p>
<p><img src="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" align="left" height="190" width="275" />S<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ana İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam” demişti. “Yabancı bir topluluk.</strong></span></span>” (Zariyat Suresi, 24-25)</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi</strong></span></span>. (Hud Suresi, 69)</p>
<p>Görüldüğü gibi Hz. İbrahim, gelen konukların farklı kişiler olduklarını hemen anlamıştır. Buna karşın hiç tanımadığı bu konuklarına karşı çok üstün bir misafirperverlik örneği göstermiş, hemen çok güzel ikramlarda bulunmuştur. Hz. İbrahim’in tanımadığı misafirlerine hemen ikramda bulunması, onun üstün ahlakının bir tecellisidir.<span style="text-decoration:underline;"><strong> İkramın, misafirlerden bir talep gelmeden yapılması, Müslümanların örnek almaları gereken ince düşünce özelliklerinden biridir. Hz. İbrahim’in gösterdiği ince düşünce örneklerinden bir diğeri de, bu ikramı sezdirmeden hazırlamasıdır:</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); “yemez misiniz?” dedi.</strong></span></span> (Zariyat Suresi, 26-27)</p>
<p class="post">
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Musa’nın Güvenilirliği</strong></span></p>
<p>Hz. Musa, Firavun ve kavmini terk ettikten sonra, Medyen’e doğru yönelmişti. Medyen suyunda<img src="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" align="right" height="401" width="337" /> hayvanlarını sulayamayan iki kadın gördü. Kadınlar çobanlardan çekiniyorlardı, bu nedenle onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Fakat, Hz. Musa’nın ayetlerde anlatıldığı üzere, son derece güvenilir ve nezih bir görüntüsü vardı. Bu nedenle kadınlar onunla konuşmaktan çekinmediler. Kadınlar Hz. Musa’ya hayvanlarını sulamaya kendilerinin gitmek zorunda olduğunu çünkü babalarının yaşlı bir kişi olduğunu, ancak çobanlar olduğu için sürülerini sulayamayacaklarını anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa kadınlara yardım edip onların hayvanlarını suladı:</p>
<p>M<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>edyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: “Bu durumunuz ne?” “Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır.” dediler. Hemencecik onların sürülerini suladı…</strong></span></span> (Kasas Suresi, 23-24)</p>
<p>Burada Hz. Musa’nın nezaketli, ince düşünceli ve yardımsever karakterinin bir örneğini görüyoruz. <span style="text-decoration:underline;">Dikkat edilirse bu olayda Hz. Musa, hiç tanımadığı iki yabancı kişiye giderek onlarla diyalog kurmuş, onlara yardımcı olmuş ve saygılarını kazanmıştır. Öte yandan ayette “çobanlar” olarak tanımlanan kişilerin ise Hz. Musa’nın tam aksi yönde bir tavır sergiledikleri anlaşılmaktadır. Kadınlar, Hz. Musa ile diyalog kurabilmelerine rağmen, bu kişilerin yanına bile yaklaşmamışlardır. Söz konusu kişiler; dış görünüm itibarıyla güven vermeyen kimseler olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)</span></p>
<p>Demek ki bir Müslümana yakışan tavır, <span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>ayette “çobanlar” olarak tarif edilen bu kişilere benzer tavırlardan şiddetle kaçınmak, öte yandan Hz. Musa’yı örnek alarak alabildiğince nezaketli, ince düşünceli, halden anlayan, nezih, bakanın hemen güveneceği bir görüntü, üslup ve tavır geliştirmektir.</strong></span></span></p>
<p align="center"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hz. Süleyman’ın Estetik Anlayışı</strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar</strong></span></span>.” (Sad Suresi, 31-32)</p>
<p><img src="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" align="left" height="305" width="275" />Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler. Oysa Hz. Süleyman’ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi, Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı, güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli bir insandır. Allah’ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan zevk alıp şükretmeyi bilir.</p>
<p>SONUÇ</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Dünyanın huzur ve barış dolu geleceği için yapılması gereken, peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanmış inançlı ve güzel huylu nesiller yetiştirmeye gayret etmek olmalıdır. Bu amaçla yetişme çağında olan çocuklara başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberleri Kuranda anlatılan üstün yönleriyle tanıtmak, Kuran ahlakının gereği olan güzel davranışları öğütlemek gerekmektedir. Bu konuda aileler başta olmak üzere, eğitmenler, gazeteciler, köşe yazarları ve televizyonculara önemli sorumluluklar düşmektedir. Modern, inançlı, vatansever, ahlaklı, dürüst nesillerin yetişmesi hem toplumların hem tüm dünyanın refahı için mutlak zorunluluktur.</strong></span></span></p>
<p>KAYNAKLAR:<br />
1. Tirmizi, Taberani; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 798<br />
2. Hz. Said İbni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5<br />
3. Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari, 4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.340</p>
<p>Kaynak: İlmi Mercek Dergisi</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/223/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/223/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/223/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/223/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=223&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/kuran-ahlakinda-erkek-karakteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ankaraalperenocaklari.net/images/kuran.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img134.imageshack.us/img134/3928/ozel9fy5.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.hicretonline.com/Sakal/Muhammed%20gif.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://psf.sa.utoronto.ca/images/islam-page.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.mercek.org/MOC/ADMIN/editor_2/images/endulus01_haz.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.harunyahya.org/guncel/basinda_hy/yazi_dizileri/vakit26haziran_kalkinma.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İnsanda olması gereken sabır nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/insanda-olmasi-gereken-sabir-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/insanda-olmasi-gereken-sabir-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 21:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sabır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/insanda-olmasi-gereken-sabir-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanları karanlıklardan nura çıkaracağı bildirilen Kuran’da (İbrahim Suresi,1), emredilen tavırlardan biri “sabretmek”tir. Kuran’da öğretilen gerçek sabır, sadece zorluklar karşısında değil, aksine hayatın her anında yaşanan bir ahlak özelliğidir. Gerçek sabır, zorluklarda olduğu kadar rahatlık ve nimet içindeyken de güzel ahlakta kararlılık ve istikrar göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek bir ömür süresince bu ahlakla [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=222&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img85.imageshack.us/img85/7171/insan40ndansonravx3.jpg" align="left" height="176" width="249" /><span style="color:red;">İnsanları karanlıklardan nura çıkaracağı</span> bildirilen Kuran’da (İbrahim Suresi,1), emredilen tavırlardan biri “sabretmek”tir. <span style="text-decoration:underline;">Kuran’da öğretilen gerçek sabır, sadece zorluklar karşısında değil, aksine hayatın her anında yaşanan bir ahlak özelliğidir. Gerçek sabır, zorluklarda olduğu kadar rahatlık ve nimet içindeyken de güzel ahlakta kararlılık ve istikrar göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek bir ömür süresince bu ahlakla yaşamayı gerektirir.</span><span id="more-222"></span></p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret</strong></span></span>. (Mearic Suresi, 5)</p>
<p><strong>Sabır, Allahın Rızasını Kazanmak İçin Bir Anahtardır</strong></p>
<p>Müminler yalnızca Allah için sabrettiklerinden dolayı sabırlarının karşılığında mutlaka somut bir karşılık beklentisi içine girmezler. Gösterdikleri üstün ahlak neticesinde Rabbimiz’in rızasını kazanacaklarını ummak, onlar için alabilecekleri tüm karşılıkların en güzelidir.</p>
<p>“…<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong> Sabır gösterenleri müjdele</strong></span></span>.” (Bakara Suresi, 155)</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Allah Kur’an’da “sabredenlerle beraber” olduğunu </strong></span></span>(Bakara Suresi, 153) bildirerek, sabrın müminlere pek çok güzelliğin kapısını açan eşsiz bir anahtar olduğunu bildirmektedir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Sabır, Ancak Allah Rızası İçin Gösterilir</strong></span></p>
<p>B<span style="text-decoration:underline;">ir ömür boyu devam eden gerçek sabrın asıl kaynağı müminlerin Allah’a olan imanlarıdır. İman eden bir mümin tüm olayların ardında Allah’ın yarattığı binlerce hayır ve hikmetin gizli olduğunu bilir. Rabbimizin kendisi için belirlediği kadere tereddütsüz teslim olur ve rıza gösterir. Bu nedenle sabır mümin için zorlanarak yaşanan bir ahlak özelliği değil, tüm ibadetler gibi gönül rızasıyla ve hoşnutlukla yaşanan ve zevk alınan bir nimettir.</span></p>
<p>“<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel</strong></span></span>.” (Rad Suresi, 24)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Toplumda yaşanan yanlış sabır anlayışı: Tahammül etmek</span></p>
<p>Kuran’da öğretilen sabır anlayışını bilmeyen kimseler sabrı, hiçbir çaba göstermeden, sadece “söylenerek” bekleme şeklinde algılarlar. Hatta bu şekilde aciz bir tavır sergilemenin son derece erdemli bir davranış olduğuna da inanırlar. Oysa Allah Katında makbul olan sabır aklın, vicdanın ve maddi manevi tüm imkanların kullanılarak zorlukların ortadan kaldırılmasını teşvik eder.</p>
<p>“…<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong> sürekli olan ’salih davranışlar’ ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.</strong></span></span>” (Kehf Suresi, 46)<br />
<span style="text-decoration:underline;"><br />
Tahammül Göstermek dünyada azap kaynağı olur<br />
</span><br />
Dünyada imtihan gereği Allah kullarını güzelliklerle deneyebileceği gibi zorluklarla da deneyebilir.</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Andolsun Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.</strong></span></span> (Bakara Suresi, 155)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Allah’ın zorlukları sabretmek için kaderde yarattığını düşünmeden hoşa gitmeyen durumlara ‘katlanmak’, ‘tahammül etmek’ dünyada da bir azaptır. Çünkü tahammülün karşılığında bir beklenti içine giren insan, dünyada her zaman bir karşılık bulamayabilir.  Bu durumda hem zorluk içinde geçirdiği zamanı kaybeder hem de karşılığında dünyevi bir mükafat elde edemez.</span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Dünyevi Çıkarlar uğruna sabredenler, Allah’ın hoşnutluğundan mahrum kalırlar</strong></span></p>
<p>Yüce Allah zorlukları, sabır gösterenleri ortaya çıkarmak için yaratmaktadır. Rabbimiz “Y<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>oksa siz, Allah, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?</strong></span></span>” (Al-i İmran Suresi,142) ayetiyle bu sırrı kullarına bildirmiştir.<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong> Dünyevi çıkarlar uğruna bir olay karşısında tahammül edenler Allah’ın hoşnutluğundan ve vaat ettiği cennetten mahrum kalabilirler, ancak Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlayarak sabır gösterenler Allah’ın izni ile cennete girmeyi umabilirler.</strong></span></span></p>
<p>Kaynak: İlmi Mercek</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/222/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/222/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/222/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/222/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=222&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/insanda-olmasi-gereken-sabir-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img85.imageshack.us/img85/7171/insan40ndansonravx3.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Muhabbetullah Nedir?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/muhabbetullah-nedir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/muhabbetullah-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 21:54:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbetullah]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/muhabbetullah-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Allah’ın halis kulları, O’ndan bir şey bekleyerek değil, Rabb olduğu için O’na kulluk edenlerdir. Allah cennet ve cehennemi yaratmasaydı bile, O’na karşı aynı şekilde kulluk ederlerdi. Şüphesiz Allah-u Zülcelal’in sevgisi, kulluğun en son makam ve en üstteki derecesidir. Tevbe ve sabır gibi diğer makamlar bu son makama ulaşmak için basamaklardır. Allah-u Zülcelal’i sevmek kalben maddi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=221&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ın halis kulları, O’ndan bir şey bekleyerek değil, Rabb olduğu için O’na kulluk edenlerdir. Allah cennet ve cehennemi yaratmasaydı bile, O’na karşı aynı şekilde kulluk ederlerdi.</p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://w3.gazi.edu.tr/web/hnuhoglu/Beyaz%20Lale.jpg" height="417" width="555" /></p>
<p>Şüphesiz Allah-u Zülcelal’in sevgisi, kulluğun en son makam ve en üstteki derecesidir. Tevbe ve sabır gibi diğer makamlar bu son makama ulaşmak için basamaklardır. Allah-u Zülcelal’i sevmek kalben maddi ve manevi manada O’na yakın olmak için istek ve iştiyak duymasıdır. Allah-u Zülcelal’e itaat ve ibadet etmek de bu sevginin ürünleridir.</p>
<p><span id="more-221"></span></p>
<p>Allah-u Zülcelal’i bizzat, O’nun Resulünü de O’nun hatırı için sevmek farzdır. Bu hususta bütün islam alimleri ittifak etmişlerdir. Çünkü çok sayıda ayet-i kerimede ve bir çok hadis-i şerifler bunu açıkca bildirmişlerdir. Bir ayet-i kerime de bütün mü’minleri, kapsayan bir ifade ile şöyle buyrulmuştur:</p>
<p>“İman edenler Allah’ı her şeyden daha çok severler.” (Bakara; 165)</p>
<p>Bir ayet-i kerime de ise muhabbetin bulunmaması veya az olması halinde kötü sonuçlara dikkat çekilerek şöyle buyrulmuştur:</p>
<p>“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız mes-kenler size Allah&#8217;tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe; 24)</p>
<p>Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok hadis-i şeriflerinde Allah-u Zülcelal’i sevmeyi imanın şartından saymıştır. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Biriniz Allah ve Resulünü her şeyden fazla sevmedikçe iman etmiş olamazsınız.”(Müttefekun Aleyh)</p>
<p>Rivayet edildiğine göre bir bedevi, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in huzuruna gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet ne zamandır?” diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kıyamete ne hazırladın?” buyurarak karşı bir soru sordu.</p>
<p>Bedevi: “Ona Allah ve Resulünün sevgisini hazırladım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:</p>
<p>“(Ne güzel şey hazırlamışsın.) Çünkü (kıyamette) kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Müttefekun Aleyh)</p>
<p>Enes (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir:</p>
<p>Müslüman olduğumuz günden beri bu habere sevindiğimiz kadar hiç sevinme-miştik. Çünkü biz de Allah’ı ve O’nun Resulünü seviyoruz. Bu yüzden, Kıyamet gününde sevdiklerimizle beraber olmayı umuyoruz.</p>
<p>Hz. Davud (Aleyhisselam)’a indirilen Zebur’da şöyle yazılı olduğu rivayet edilmiştir:</p>
<p>“Allah’ın halis kulları, O’ndan bir şey bekleyerek değil, Rabb olduğu için O’na kulluk edenlerdir. Allah cennet ve cehennemi yaratmasaydı bile, O’na karşı aynı şekilde kulluk ederlerdi.”</p>
<p>Allah-u Zülcelal’i severek O’na ibadet ve kulluk etmek, O’ndan dünya ve ahiret için iyilikler umarak bunu yapmaktan daha üstündür.</p>
<p>Ahirette en mutlu olanlar, bu dünya hayatında Allah-u Zülcelal’i en çok sevenlerdir. Çünkü bunlar Allah-u Zülcelal’i sevince, Allah-u Zülcelal’de onları sever.</p>
<p>Allah sevgisinin aslı ve çekirdeği bütün mü’minlerde vardır. Çünkü bunların sahip oldukları iman, ma’rifet ve sevgiden oluşan bir cevherdir. Ma’rifet Allah-u Zülcelal’i tanımak, muhabbet ise O’nu sevmektir. Bunları kemal derecesine ulaştırmak için çalışmak gerekir.</p>
<p>Allah-u Zülcelal’i tanımak ve bilmek lazımdır. Çünkü O’nu sevmenin kuvveti O’nu tanımanın ve bilmenin derecesiyle orantılıdır. İnsan başka şeyleri tanıdıkça sevgisi azalır, Allah-u Zülcelal’i tanıdıkça da sevgisi artar. Bundan dolayıdır ki, Allah-u Zülcelal’i en çok seven, O’nu en çok tanıyan ve bilen Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olmuştur. Allah-u Zülcelal’i daha çok tanımanın ve bilmenin yolu ise daha çok tefekkür, zikir ve ibadet etmektir.</p>
<p>Anlatıldığına göre, Şuayb (Aleyhisselam) aşkından muhabbetinden daima ağlardı. Üç defa gözleri görmez hale gelmişti. Her defasında Allah-u Zülcelal şifasını vermekte idi. Sonunda şu vahy ile karşılaştı:</p>
<p>Ey Şuayb! Ateşten korkarak ağlıyorsan, ağlama artık seni ateşten korudum. Cennet arzusu ile ağlıyorsan, onu da sana nasip ettim.</p>
<p>Bunun üzerine Şuayb (Aleyhisselam) şöyle yalvardı:</p>
<p>Ey Rabbim! Onlar için ağlamıyorum. Sana kavuşmak için ağlıyorum.</p>
<p>Bu sefer ikinci bir vahy geldi:</p>
<p>Ağla ey Şuayb! Beni isteyenlere, bu alemde ağlamak düşer. Bu ağlamaya bana kavuşmaktan başka çare yoktur.</p>
<p>Sırrı-i Sakati şöyle anlatmıştır:</p>
<p>Kıyamet günü ümmetler Peygam-berlerin adıyla çağrılacaklardır. Mesela; ey Musa’nın, ey İsa’nın ümmeti diye sesleneceklerdir. Yalnız Allah’a muhabbet edenlere: “Ey Allah’ın velileri! Allah-u Teala’ya buyrun.” diye seslenilecek ve bunlar neşe ve heyecandan çıldıracak hale geleceklerdir.</p>
<p>Yahya b. Muaz şöyle demiştir:</p>
<p>Muhabbet ile bir hardal tanesi kadar ibadet, sevgisiz yetmiş senelik ibadetten, benim için daha makbuldür.</p>
<p>Bilindiği gibi, ahirette insanların en mutluları, Allah’ı en çok sevenlerdir. Ancak bu ni’metler sevginin kuvvetiyle ölçülür. Kul, Allah sevgisini ancak dünyada kazanır. Sevginin kemali kalbin bütünüyle Allah-u Zülcelal’i sevmesindedir.</p>
<p>Buna göre, kendi varlığını seven insan, onu yaratanı da sever. Çünkü eğer Allah-u Zülcelal onu yaratmasaydı o var olmazdı. Bu konuda güç ve tasarruf sahibi O’dur. O’nu sevmek varlığı sevmek gibi zorunlu hale gelir. Bundan dolayı Hasan-ı Basri şöyle demiştir: ‘Allah-u Teala’yı tanıyan O’nu sever.’</p>
<p>MUHABBETİN SEBEPLERİ</p>
<p>Bu kitabı yazmamızın bir nedeni de, insanın bu sebepleri bilmesi içindir. Çünkü herkes Allah-u Zülcelal’i sevmeyi ister. Yalnız esbaplara başvurmadan bu sevgiyi kazanmak mümkün değildir. Onun için her insan bu esbaplara sarılmalıdır.</p>
<p>Şunu iyi bilmeliyiz ki, sevmek ancak bilmek ve tanımakla mümkündür. Bu yüzden, Allah-u Zülcelal’i ancak O’nu bilenler ve tanıyanlar severler. Bunların sevgisi de, O’nun hakkındaki bilgi ve idrakleri ölçüsündedir.</p>
<p>Muhabbetin sebepleri şunlardır:</p>
<p>Birinci sebep:</p>
<p>İnsanoğluna ilk sevimli olan şey kendi canı ve zatıdır. Her canlı varlığının devam etmesini ister ve ölümü sevmez. Azalarının salim ve selametli olmaları istenir. Zira vücudun kemal ve devamı azalara bağlıdır. Malı da sever. Çünkü mal vücudun kemal ve devamına alettir.</p>
<p>Diğer sebeplerde de durum aynıdır. Mesela insanın oğullarını sevmesi, kendi varlığının bunların varlığından devam etme düşüncesidir. İnsan ebedi olarak kendisinin kalmasından ümidini kesince, kendisinden bir parça olan neslinin kalmasını ister. Akrabalarını da sevmesi, kendindeki kemali sevmesi içindir. Onların çokluğuna güvenerek kendini kuvvetli görür. Zira akraba ve mal gibi sebepler, insanoğlu için birer kanat gibidir. Demek ki her canlının ilk sevdiği kendi zatı, zatının kemali ve bunların devamıdır.</p>
<p>İnsanlar var olmayı bu derecede sevdiklerine göre, onları var eden, varlıklarını sürdürmeleri için gerekli her türlü imkanı yaratan ve onları ebedileştireceğini vaad eden Allah-u Zülcelal’i sevmeleri zorunludur. Çünkü insanlar kendilerine sevdikleri şeyi vereni de severler.</p>
<p>Bu şuna benzer: sıcaktan kaçıp da bir ağacın gölgesine sığınan kimsenin gölgeyi sevip de ağacı sevmemesine şaşılır! Çünkü gölge ağaca bağlıdır.</p>
<p>Buna göre, kendi varlığını seven insan, onu yaratanı da sever. Çünkü eğer Allah-u Zülcelal onu yaratmasaydı o var olmazdı. Bu konuda güç ve tasarruf sahibi O’dur. O’nu sevmek varlığı sevmek gibi zorunlu hale gelir. Bundan dolayı Hasan-ı Basri şöyle demiştir:</p>
<p>‘Allah-u Teala’yı tanıyan O’nu sever.’</p>
<p>Demek ki İnsan Allah-u Zülcelal’den gafil kaldığından dolayı kalbinde muhabbet olmuyor. insan Allah-u Zülcelal’i hakkıyla tanırsa O’nu mutlaka sevecektir.</p>
<p>İkinci sebep:</p>
<p>İnsanoğlu kendisine iyilik yapanı sever. Bundan dolayıdır ki; ‘İnsan iyiliğin kölesidir.’ denilmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:</p>
<p>‘Allah’ım! Kötü insanın kalbimin kendisini seveceği bir iyiliği bana yapmasını nasip etme.’ (Deylemi)</p>
<p>Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) burada, iyilik yapana karşı sevginin zaruri olup bunu gidermeye güç yetirile-mediğine işaret buyurmuştur. Bu iyilik sebebiyledir ki, insan hiç münasebeti olma-yan yabancıları sever. İyiliğinden dolayı bir insanı seven, onu zatı için değil, onun iyiliği için sevmiştir. İyilik ise onun işlerinden birisidir. İyilik kalkınca sevgi de kalkar. İyilik azalırsa sevgi de azalır.</p>
<p>Allah-u Zülcelal’in iyilikleri ve lütfu ise, herkesten daha çoktur. Bu ölçüye göre de, Allah-u Zülcelal’in sevilmesi ve O’na duyulan sevginin diğer iyilik yapanlara duyulan sevgiden fazla olması lazımdır. Çünkü O’nun iyiliği herkesin iyiliğinden daha fazladır. Bu iyilikler, insanın bir su damlası halinde anne rahmine düşmesinden başlar ve dünyaya gelişinden, çocukluğundan, gençliğinden, ölümünden geçerek kabre, mahşere ve ebede kadar devam eder. Bundan dolayı Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:</p>
<p>‘Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız.’ (İbrahim; 34)</p>
<p>İkincisi ise, iyilik yapanların aracılığıyla yaptığı iyiliklerdir. Çünkü iyilik yapanlara iyilik yapma düşünce, istek ve gücünü veren ve onları belli işlere yönlendiren O’dur.</p>
<p>Anlatıldığına göre, bir fakir bir zengin kimsenin kapısına gitmiş ve bir şeyler istemiş. Fakat zengin olan kimse hiçbir şey vermemiş. Böyle olunca fakir kimse: ‘Bunu Allah vermedi.’ demiş. Sonra başka bir zaman yine aynı zengine gitmiş ve yine bir şeyler istemiş. Zengin adam bu sefer ona bir şeyler vermiş. Fakir bu sefer: Bunu Allah verdi.’ demiş. Bunun üzerine zengin kimse: ‘Birinci sefer geldin sana bir şey vermedim, bunu Allah vermedi dedin. İkinci sefer geldin sana bir şeyler verdim, bunu Allah verdi dedin, bunun sebebi nedir?’ diye sorunca fakir şöyle cevap vermiş:</p>
<p>‘Birinci sefer geldiğimde, Allah senin kalbine verme isteğini koymadığı için sen bana vermedin. İkinci sefer geldiğimde ise, Allah senin kalbine verme isteğini koyduğu için sen bana verdin. Gerçekte veren Allah’tır.’</p>
<p>Bundan dolayı bu tür iyiliklerin de hakiki faili ve sahibi Allah-u Zülcelal’dir. Demek ki iyilik yapan insanlar hakiki değil mecazidir. Durum böyle olunca bu iyilik-lerden dolayı da önce Allah-u Zülcelal’in sevilmesi ve O’na şükredilmesi gerekir.</p>
<p>Demek ki insan yapılan iyilikleri Allah-u Zülcelal’den bilmediğinden dolayıdır ki, O’ndan gafil kalmakta ve kalbinde muhabbet meydana gelmemektedir. Bunun için bütün iyiliklerin Failini hakiki fail olarak Allah-u Zülcelal’den olduğunu bilirsek O’ndan gafil kalmayız ve kalbimizde muhabbet meydana gelir. İnsan iyiliğin kölesi olduğu için, her iyiliği Allah-u Zülcelal’den bilirse O’na köle olur ve O’nu sever.</p>
<p>Üçüncü sebep:</p>
<p>Eşyayı zatından dolayı sevmektir. Yani herhangi bir iyiliğinden dolayı değil zatından hoşlandığı için onu sevmesidir. İşte eksilip artmayan, yok olup tükenmeyen gerçek sevgi budur. Güzelliği anlayan herkes güzelliği sever. Nitekim insanın yeşilliği, akarsuyu sevmesi de onları yiyip içtiği için değil, onlara bakmaktan zevk aldığı içindir. Bu sevgi de diğer sevgi türleri gibi, insanların fıtrat ve yaratılışında vardır.</p>
<p>Şimdi Allah-u Zülcelal’in de güzel olduğu sabittir. Buna göre, O’nu da sevmemek imkansızdır. Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>‘Allah güzeldir ve güzelliği sever.’ (Müslim)</p>
<p>Bu konuda bilinmesi gereken bir husus vardır; güzellik iki çeşittir. Bir çeşidi maddi güzelliktir. Bu güzellik gözlere veya diğer duyu organlarına hitap eder ve onlar tarafından algılanır. Diğeri ise manevi güzelliktir. İlim, adalet ve güzel ahlak gibi şeylerden oluşan bu güzellik akıl, idrak ve kalbe hitap eder ve onlar tarafından anlaşılır. Kalıcı olan güzellikte manevi güzelliktir.</p>
<p>Manevi güzelliğin tamamı Allah-u Zülcelal’de toplanmıştır. O’nun bu manevi güzellikleri doksandokuz tane olan isim-leriyle ifade edilmiştir. Allah-u Zülcelal’in bir ismi de Cemil’dir. Cemil çok güzel demektir. Ancak, Allah-u Zülcelal madde olmadığı için, güzelliği de maddi güzellik değildir.</p>
<p>Manevi güzellik olan sıfatların ve isimlerin en güzelleri Allah-u Zülcelal’de toplandığına göre, güzelliğe duyulan sevgi ile en evvel ve en çok O’nun sevilmesi gerekir.</p>
<p>Demek ki Allah-u Zülcelal’in bu sıfatlarını ve güzelliğini bilmediğimiz için Allah’ın muhabbeti kalbimize girmemek-tedir. İnsan O’nun güzelliklerini bilip idrak ederse ve kalben O’nun güzelliklerini düşü-nürse mutlaka O’nu sevecektir.</p>
<p>Dördüncü sebep:</p>
<p>Mükemmelliktir. Mükemmel olan şey güzeldir. İnsanlarda mükemmel olan şeyleri severler. Bu sevgi onların iradesini de dinlemez. Sevmeleri için gerekli olan tek şey, mükemmelliği keşf etmek ve anlamaktır. Mükemmellik sebebiyle Allah-u Zülcelal’i sevmek ise, öncelikle O’nun mükemmellik ve kusursuzluğundan dolayı-dır. O’nun zatını anlamak akıl ve idrakimizin çok ötesindedir. O’nun sıfatlarının ne denli büyük olduklarını, O’nun tek başına yaratıp tek başına yönettiği bu koca kainata bakıp bir ölçüde anlamak mümkündür. Bu sevgi ikinci olarak da O’nun yarattığı mükemmel şeylerden dolayıdır. Çünkü mükemmel eseri seven için mükemmel eseri ortaya koyanı sevmek de insanlar için vaz-geçilmez bir duygudur.</p>
<p>Beşinci sebep:</p>
<p>İnsanoğlu, mizaçlar arasında münasebet olduğu için sever. Çünkü nice insanlar vardır ki, güzellik ve yarar sağlama dışında aralarında ruhi bir münasebet olur. Ve bu sebeple birbirlerini severler.</p>
<p>Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>‘Ruhlar, donatılmış bir ordudur. Birbiriyle tanışıklığı olanlar, yeryüzünde birbirleriyle anlaşıp kaynaşırlar. Birbir-leriyle tanışıklığı olmayanlar anlaşa-mazlar.’ (Müslim)</p>
<p>Müşahede ve tecrübe ile anlaşılmıştır ki, münasebet olunca ülfet olur. Sevgi ve dostluk, sevenle sevilen arasında mevcut olan fıtrat benzerliği, inanç birliği veya çıkar ortaklığından ileri gelir. Bundan dolayıdır ki iyiler iyileri, kötülerde kötüleri sever dost edinirler. Bu manayı anlatmak için Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>‘Mü’min bir kimse, yüz münafıkla bir tek mü’minin bulunduğu bir meclise girse, oradaki mü’minle ülfet ve ünsiyet kazanır; bir münafık da yüz mü’minle bir münafığın bulunduğu bir meclise girse, oradaki münafıkla yakınlık ve dostluk kurar.’ (Beyhaki)</p>
<p>Bu hadis-i şerifte gösteriyor ki, insan ancak kendi tabiat ve yaratılışında olan veya kendisiyle aynı fikir ve inancı paylaşan kimselere meyleder ve onlara ilgi duyar. Bu sebepten dolayı şöyle denilmiştir:</p>
<p>‘Sen ne olduğunu öğrenmek istiyorsan, kimleri sevdiğine bak.’</p>
<p>İnsana oldukça büyük bir sevgi kabiliyeti verilmiş ve bu sevgi ile Allah-u Zülcelal’i sevmesi emredilmiştir. Fakat insan bu sevgiyi yukarıda zikredilen sebeplere ve eşyaya tevzi edip dağıtırsa, bu durumda Allah-u Teala’yı sevse bile, O’nun azametine layık bir sevgi ile sevmiş olmaz. Ancak insanın bütün sevgisini Allah-u Zülcelal’e vermesi, O’nun dışında hiçbir şey sevmemesini gerektirmez. Çünkü diğer şeylerde Allah-u Zülcelal’in yaratıkları oldukları için sevilebilirler. Bu anlamda bunları sevmek Allah sevgisini azaltmaz. Aksine onu daha ayrıntılı, gerekçeli ve şuurlu bir hale getirir.</p>
<p>Yukarıda sayılan vasıfların hepsi, Allah-u Zülcelal’den başka kimsede kamil olarak toplanamaz. Tam ve kamil olarak yalnız Allah-u Zülcelal’de bulunur. Buna göre, gerçek sevgiye de ancak Allah-u Zülcelal layıktır.</p>
<p>Hülasa olarak insan şunu bilmelidir ki, bütün iyilikleri yapan hakiki fail Allah-u Zülcelal’dir. Buna göre, doğduğundan bu yana ne iyilik görmüşse bunu Rabbinden bilmesi gerekir. İnsan böyle bilir ve bunu böyle idrak ederse mutlaka Allah-u Zülcelal’i sevecektir.</p>
<p>MUHABBETULLAH / MUHABBETULLAHI TAKVİYE EDEN SEBEBLER</p>
<p>Allah-u Zülcelal’e olan sevgiyi takviye eden sebepler ikidir.</p>
<p>1-) Sevginin kuvvetlenmesinin birinci sebebi; dünya ilgilerini kesmek ve Allah’tan başkasının sevgisini kalpten çıkarmaktır. Zira kalp bir tabak gibidir. Tabak su ile dolu ise suyu boşaltmadan ona başka bir şey koymak mümkün değildir</p>
<p>MUHABBETULLAHI TAKVİYE EDEN SEBEBLER</p>
<p>MUHABBETİ TAKVİYE EDEN SEBEPLER</p>
<p>Muhabbet, yani sevmek ancak bilmek ve tanımakla mümkündür. Bu yüzden Allah-u Zülcelal’i ancak O’nu bilenler ve tanıyanlar severler. Ahirette insanların en mutluları da Dünyada Allah-u Zülcelal’i en çok sevenlerdir.</p>
<p>Allah-u Zülcelal’e olan sevgiyi takviye eden sebepler ikidir.</p>
<p>1-) Sevginin kuvvetlenmesinin birinci sebebi; dünya ilgilerini kesmek ve Allah’tan başkasının sevgisini kalpten çıkarmaktır. Zira kalp bir tabak gibidir. Tabak su ile dolu ise suyu boşaltmadan ona başka bir şey koymak mümkün değildir. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Allah insanın içine iki kalp koymamıştır.” (Ahzab; 4)</p>
<p>Sevginin kemali, kalbin bütünüyle Allah-u Zülcelal’i sevmesindedir.</p>
<p>2-) Sevginin kuvvetlenmesinin ikinci sebebi; Allah-u Zülcelal’i bilmenin kuvveti ve bu ma’rifetin her yönüyle kalbi istila etmesidir. Bu da kalbi dünya meşgalelerinin hepsinden temizledikten sonra olur. Ma’rifet insanın kalbini bütünüyle kaplayınca muhabbetin doğmasını sağlar. Bu yolla elde edilen muhabbet, toprağı temizledikten sonra tohum ekmeye benzer.</p>
<p>Kaynak:Seyda Muhammed Konyevi (ks), Muhabbetullah ve Tasavvuf, Reyhani Yayınları</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/221/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/221/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/221/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/221/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=221&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/muhabbetullah-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://w3.gazi.edu.tr/web/hnuhoglu/Beyaz%20Lale.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Herşey nerede başlar?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/hersey-nerede-baslar/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/hersey-nerede-baslar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 21:45:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/hersey-nerede-baslar/</guid>
		<description><![CDATA[“Bulanık su denize gitmeyi ister; ama balçık suyun ayağını tutmuştur, çeker de çeker.” (Hz. Mevlânâ &#8211; Mesnevi) &#160; Nefis balçık gibidir, hep karanlığına çeker seni. Gayret atına binmek istersin; tutar, boş heveslerle oyalar seni… Gecelerini ibadet kandilleriyle süslemek istersin, uykunun hayvani tadıyla bağlar yolunu. Şu sınanma yurdunda gayret, hamiyet ufkunda yol almak istersin, heva ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=219&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Bulanık su denize gitmeyi ister; ama balçık suyun ayağını tutmuştur, çeker de çeker</strong>.”<br />
(Hz. Mevlânâ &#8211; Mesnevi)</p>
<p style="text-align:center;">&nbsp;</p>
<p>Nefis balçık gibidir, hep karanlığına çeker seni. Gayret atına binmek istersin; tutar, boş heveslerle oyalar seni…</p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://www.sitem.gen.tr/wp-content/kirmizi_gul_resimleri_01.jpg" height="344" width="459" /></p>
<p>Gecelerini ibadet kandilleriyle süslemek istersin, uykunun hayvani tadıyla bağlar yolunu. Şu sınanma yurdunda gayret, hamiyet ufkunda yol almak istersin, heva ve hevesin ne cazibeli tuzaklarıyla tutar seni.<br />
<span id="more-219"></span></p>
<p>Senin gönlünde dünyaya ilişkin bağlar vardır; sayısız gizli bağla dünyaya bağlanmışsın ki ötelere bakamıyorsun. İçindeki ibadet kuşu seni alıp yücelere kanatlandırmak ister; ama gaflet zincirleri seni yatağa çeker.</p>
<p>İçindeki azim, istek meltemi kavrulmuş yüreklere serinlik ol, der, tembellik, umursamazlık hastalığı bünyeni esir alır. Birkaç yüreciğe merhem olmak istersin, olamazsın.<br />
Semirte semirte hantallaştırdığın bedenin senin ruhuna kopmaz bir bağ olmuştur; hazlara, yiyeceğe, gösterişe, mala-mülke çeker seni.</p>
<p>Gözün ruh yüceliğinde olsa bile kendinde o gücü bulamıyorsun; beden putu bir vakum gibi yutuyor sermayeni. “Bu dünya tuzaktır, yemi de istek…”</p>
<p>İstek tuzakları balçık gibi tutuyor seni, kalp ve ruh iklimine varamıyorsun. Ama ecele dek olan beden beraberliği sona erince ne edeceksin? Düşün ki bedenin gıdası arpa, samandır; ruhun gıdası manevi azıklar&#8230; Öyleyse eğreti ışığa bağlanıp kalacağına, hiç sönmeyen ışığa kenetlen de seni yüceler yücesine ağdırsın. Senin mayan “eşref” iksiriyle yoğrulmuşsa, dünyadaki hiçbir geçici haz, heves, güzellik seni mutlu etmeyecektir.</p>
<p>Aklını kullanmazsan basiretsizlik tutar yolunu. Gönlünün sesini duymazsan nefis çelme atar durur.</p>
<p>Her şeyi dünyada ararsan, dünya ayağına bağ olur. Gözünü yücelere dik, öteler senin dünya yükünü hafifletsin. Çok yiyip içtin mi dünya ehli kesilir, toza toprağa bağlanmış olursun. Biriktirdiğini yiyemeden göçüp gidenlerden olacağına seninle birlikte gelebilecek azığın bol olsun. Kısacası, deniz de senin içindedir, balçık da; gül bahçesi de biter nefesinden, dikenlik de… Bir anda balçık deryasından kopabilirsen baştan ayağa güzel kokuyla donanır, gönül ehlinin bahçesine gül olursun.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/219/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/219/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/219/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/219/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=219&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/27/hersey-nerede-baslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sitem.gen.tr/wp-content/kirmizi_gul_resimleri_01.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hurafeler (kabir azabı,kuran çarpması,cin fotografı)</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/25/hurafeler-kabir-azabikuran-carpmasicin-fotografi/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/25/hurafeler-kabir-azabikuran-carpmasicin-fotografi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jul 2007 23:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinler]]></category>
		<category><![CDATA[Hurafeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kabir Azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/25/hurafeler-kabir-azabikuran-carpmasicin-fotografi/</guid>
		<description><![CDATA[LANETLİ KIZ BALONU! Belge-fotoğraf&#8217;a (!) eşlik eden hikâye Patricia Piccinini&#8217;ye ait olan hibrit yaratık heykelinin fotoğrafını internet üzerinden kısa sürede bütün dünyaya yayarak özellikle İslâm coğrafyasında heyecan verici bir efsaneye dönüştüren sahtekârlar, görenlerin tüylerini ürperten bu &#8220;belge&#8221;ye (!) şöyle bir de arka plan hikâyesi eklemişlerdi: Ürdünlü yaşlı bir kadın evinde Kur&#8217;an-ı Kerim okumaktadır. O sırada, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=218&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font size="5"><font color="Red"><strong>LANETLİ KIZ BALONU!</strong></font></font></p>
<p><img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g2.jpg" border="0" /><br />
<img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g1.jpg" border="0" /><img src="http://www.w3schoolsir.com/images/Cursed%20Girl_Hoax.jpg" border="0" /><br />
<img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g4.jpg" border="0" /><img src="http://www.patriciapiccinini.net/latestnewsimages/waf-ll.jpg" border="0" /></p>
<p><font size="3"><font color="Red"><strong>Belge-fotoğraf&#8217;a (!) eşlik eden hikâye</strong></font></font><br />
Patricia Piccinini&#8217;ye ait olan hibrit yaratık heykelinin fotoğrafını internet üzerinden kısa sürede bütün dünyaya yayarak özellikle İslâm coğrafyasında heyecan verici bir efsaneye dönüştüren sahtekârlar, görenlerin tüylerini ürperten bu &#8220;belge&#8221;ye (!) şöyle bir de arka plan hikâyesi eklemişlerdi:</p>
<p>Ürdünlü yaşlı bir kadın evinde Kur&#8217;an-ı Kerim okumaktadır. O sırada, yan odada yüksek volümde müzik dinleyen kızını teybin sesini kısması için uyarır. Ancak genç kız inançsız biridir; annesini bu uyarısından dolayı azarlar ve elindeki Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e saygısızca vurur. Fakat, bunu yapar yapmaz bir anda bütün vücudu alevlerle kaplanır ve odanın ortasında cayır cayır yanmaya başlar. Dehşet içindeki anne hemen yakınlardaki bir battaniyeyi kapar ve kızını saran alevleri söndürebilmek amacıyla onu sıkıca sarıp sarmalar. Biraz sonra battaniyeyi açtığında ise fotoğrafta görülen insan-köpek karışımı korkunç yaratıkla karşılaşır. Kız, biraz önceki çirkin hareketi nedeniyle &#8220;çarpılmıştır&#8221;.</p>
<p>Evde yaşananlar kısa sürede Ürdünlü resmî yetkililerin kulağına gider ve genç kız bilimsel olarak incelenmek üzere Hollanda&#8217;daki bir askerî hastaneye nakledilir. İnternette dolaşan görüntü de kızın incelemeler sırasında çekilen gizli fotoğraflarından biridir. Olay, &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ın mistik gücü ve yüceliği uluslararası kamuoyu tarafından kabul görmesin&#8221; diye aylardır bütün dünyadan saklanmaktadır. Ancak, bu muhteşem &#8220;kanıt&#8221;, nasıl olduğu anlaşılamayan bir yolla Hollandalı yetkililerden kaçırılarak bizim aşırı ateşli tebliğcilerimizin eline geçmiştir.<br />
<span id="more-218"></span></p>
<p align="center"><font size="3"><font color="Red"><strong><strong>&#8220;Olay heykel&#8221;in tasarımcısı Patricia Piccinini:&#8217;Fotoğrafı internet sitemden çalmışlar&#8217;</strong></strong></font></font><br />
<img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g3.jpg" border="0" /></p>
<p>Yeni Şafak&#8217;ın, ülkesi Avustralya&#8217;dan bağlantı kurarak görüşlerine başvurduğu bayan heykeltraş Patricia Piccinini (40), yapıtı üzerine son aylarda internette ortaya çıkan spekülasyonlardan dolayı tek kelimeyle burnundan soluyor. Olaydan ilk kez geçen Ağustos ayında haberdar olduğunu belirten Piccinini, gazetemize şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;Doğrusu, bu yalan karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. Ben bir sanatçıyım ve dünyadaki bütün dinlere karşı sonsuz saygım var. Ancak, önceki yıl gerçekleştirdiğim bu çalışmanın fotoğraflarının kişisel internet sitemden çalınarak böylesine abuk subuk bir hikâyeye alet edilmesi karşısında tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yıprandım. Sahtekârların kullandıkları fotoğraf, son iki yıldır dünyadaki bazı önemli sergilere katılan &#8220;Leather Landscape&#8221; (Deri Peyzajı) adlı yapıtımdan alınma bir detaydır. Bu yapıtı, hayâl gücümün ürünü olan, ancak genetik mühendislerinin gelecekte üretmesi olası bazı insan-hayvan karışımı hibrit yaratıkların ve onları ilgiyle izleyen küçük bir oğlan çocuğunun silikondan yapılma heykelleriyle oluşturdum. Beyaz deriden hazırlanmış fütüristik bir dekorun üzerine yayılan sözkonusu heykeller, ilk kez 2003 yılında Venedik Bienali&#8217;nde görücüye çıktı ve bir hayli ilgi gördü. O tarihten bu yana da daha bir dizi ülkede sergilendi. Yapıtın hazırlanmasında silikon ve derinin yanısıra tahta, akrilik ve insan saçı kullanıldı.&#8221;</p>
<p align="center">
<font color="Red"><strong><font size="5">HAZRETİ ADEM&#8217;İN DEV İSKELETİ YALANI!</font></strong></font></p>
<p><img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/temmuz/04/0404g2a.jpg" border="0" /><br />
<img src="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/temmuz/04/0404g3a.jpg" border="0" /><br />
Üstte, son aylarda internet sitelerinde &#8220;Hz. Adem&#8217;in iskeleti&#8221; mahreciyle dolaşan etkileyici fotoğraf, aşağıda ise bu montaj görüntünün bilgisayarda üretilmesini sağlayan gerçek fotoğraf görülüyor. Fotoğrafın kaynağı ise Cornell Üniversitesi arkeologlarının 2000 Yılında New York-Hyde Park&#8217;ta yaptıkları bir kazı…</p>
<p><font color="Red"><strong><font size="5">BU DA EFSANE CİN YALANI!</font></strong></font></p>
<p><img src="http://www.yenisafak.com/images1/cin/jinn05_sol_buyuk.jpg" border="0" /><br />
<img src="http://www.yenisafak.com/images1/cin/jinn05_sag_buyuk.jpg" border="0" /><br />
Üstte, maket cinin yıllardır internet sitelerinde dolaşan ünlü fotoğrafı, altta ise muhabir tarafından 22 Aralık günü İngiltere&#8217;de çekilen son fotoğrafı görülüyor. Yakından bakıldığında da hemen farkedileceği üzere, fotoğrafın internette dolaşan versiyonunda cinin elindeki bıçak bilgisayar programı aracılığıyla silinmiş, inandırıcılığı azaltan bazı gövde ve yüz detayları da daha puslu hale getirilmiş. Elinde bıçak olmamasına karşın, internet fotoğrafındaki varlığın sağ elinin yumruk pozisyonunda kalmış olması ise dikkat çekici. Şakacılar bıçağı daha beter bir mantıksızlığı ortadan kaldırmak için silmiş olmalılar. Öyle ya, böylesine inanılmaz doğaüstü güçlere sahip olan bir varlık, neden kendini savunmak için bıçak kullansın ki?</p>
<p><font face="Arial"><font size="2"><font color="Magenta"><br />
</font></font></font></p>
<p align="center"><font size="4"><font color="Red"><strong>Kabir Azabı Gören Ceset!</strong></font></font></p>
<p align="center"><img src="http://img144.imageshack.us/img144/7096/image001hd5.jpg" border="0" /><br />
<img src="http://img19.imageshack.us/img19/145/image002pa5.jpg" border="0" /><img src="http://img88.imageshack.us/img88/7829/image003yu3.jpg" border="0" /></p>
<p>Fotoĝrafta Ommanın devlet hastanesinde ölen 18 yaşlı gencin resmi. Gencin cesedi gömüldükten sonra üç saat sonra babasının talebi üzerine kabirden geri çıkarılmıştı. Hastanede vefat eden genç aynı gün hoca tarafından yıkanmış, cenaze kılınıp defnedilmişti. Görgü tanıkların, akrabaların ve doktorların ifadelerine göre genç siyah saçlı, hiç bir yerinde kırık, dövülme veya işkence yeri olmadıĝı şekilde defnedilldiĝini ifade ediyorlar. Fakat gömüldükten üç saat sonra babası doktorların oĝlunun ölüme sebep olan dianoza şüphe eder ve oĝlunun kabirden çıkartılıp otopsi yapılmasına talep etmişti.</p>
<p>Üç saat önce defnedilen genç çıkarıldıktan sonra, onu gören aile fertleri ve tüm akrabaları şok olmuşlar. Çünkü kabire koydukları genç idi, fakat üç saat sonra önlerinde yatan saçları bem-beyaz olan, sanki çok ihtiyar bir insanın cesedi idi. Saçları beyaz, bütün bedenine inanılmaz seviyede işkence ve azab vermenin izleri bulunuyordu. Ellerin, kolların ve ayakların kemikleri kırık vaziyette. Kaburga kemikleri kırık ve bedenin içeresine inanılmaz bir şiddetle basık durumdaydılar. Bütün bedeni ve yüzü yekpare bir morluk hale gelmişti. Kurtuluşu artık ummayan ve sonsuz acıya mazhar olduĝu açık gözlerinden ve kurumuş kandan gencin inanılmaz bir işkenceye tutulduĝunu gösteriyor.</p>
<p><font size="4"><strong><font color="Red">Ve gerçek :</p>
<p></font></strong></font><font size="3"><strong><font color="Red"> Yeni bir internet hurafesi daha:<br />
</font></strong></font></p>
<p>Allah&#8217;tan korkmaz, kuldan utanmazlar Allah adına mucize uydurmayı sürdürüyorlar. İşte kabir azabı sonucu tanınmaz hale gelen Ummanlı delikanlı yalanının gerçek yüzü:</p>
<p>Amerikalı maktul, &#8220;kabir azabı kurbanı&#8221;na nasıl dönüştü(rüldü)?</p>
<p>İs</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim ki yukarıdaki anlatılanların istisnasız hepsi &#8220;yalan&#8221;&#8230;</p>
<p>Fotoğrafların, anlatılan kişiler ve mekanlarla uzaktan yakından hiç bir ilişkisi yok. Propagandacının -ucuz korku filmlerini andıran- iddiasına kaynak teşkil eden ürkütücü fotoğraflara, bundan en az iki yıl kadar önce, dünyaca ünlü şiddet görüntüleri sitesi www.rotten.com&#8217;da rastlamıştım. Olayın kahramanı durumundaki kişi ise ne aslen Ummanlı, ne Müslüman, ne de esmer olan biriydi. Kırsal bir bölgede cinayete kurban gitmiş olan sarışın ve orta yaşlı bir Amerikalıydı bu&#8230;</p>
<p>Birileri bu talihsiz adamı katletmiş, sonra cesedini yarı çıplak bir durumda yakınlardaki ormana atmış ve güvenlik güçleri de cesedi bir kaç hafta sonra bulmuşlardı. Açık hava koşullarında uzunca bir süre kaldığı için de doğal olarak cesette gözle görülür deformasyonlar ve renk değişimleri başlamıştı. Sarışın kişilerin saçlarına bu rengi veren pigmentler, bedenin ölümünden sonra sert güneş ışığı altında yavaş yavaş beyaza dönüşürler. O yüzden, fotoğrafları gördüğümde dikkatimi ilk çeken şey de kurbanın saçlarının sarıdan beyaza çalar bir görünüm alması olmuştu. Ve herşeyden daha önemlisi de, &#8220;Babası tarafından hastanede gusül abdesti aldırıldı, sonra da cenaze namazı kıldırılıp toprağa verildi&#8221; denilen bu kişi, böyle bir dinî ritüelden sonra herhalde &#8220;slip&#8221; tarzı bir iç çamaşırı ile gömülmüş olamazdı. Ama bizim Ummanlı Müslüman mevta, her nedense fotoğraflarında beyaz iç çamaşırıyla poz vermekteydi. Sanırım, bütün dikkatlerini &#8220;Nasıl daha korkutucu olabiliriz&#8221; konusuna verdikleri için, bu ayrıntı öyküyü hazırlayan kişinin gözlerinden kaçmış.</p>
<p>Meçhul propagandacı, uzun uzadıya aktardığı yalanlarına son noktayı ise bir &#8220;posta formu&#8221; ile koyuyor. Formun başına &#8220;Bu yazıyı ve fotoğrafları arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; yazılmış. Ayrıca, sitenin adını da &#8220;God is one&#8221; (Allah birdir) koyarak, aklı sıra öyküye evrensel bir nitelik kazandıracak ve bunu uluslararası propagandada kullandıracak bu büyük tebliğ ustamız. Oysa ki fotoğrafların asılları, bu siteyi okuyacak kişi için topu topu bir tuşluk mesafede durmakta. Ama dünya cahillerin gözünde çok büyük ve kaçıp saklanması oldukça kolay bir yer olduğundan, bizim yalancı için de böyle ayrıntıların hiç bir önemi yok. Bir gün birilerinin aynı anda hem kendi sitesini hem de www.rotten.com&#8217;daki ilgili sayfaları ziyaret edebileceğini ihtimalden bile saymıyor.</p>
<p>Merak edenler için www.rotten.com&#8217;daki özgün adresi veriyorum. Rotten, iki yılı aşkın süredir sitesinde tuttuğu 8 kareden oluşan bu polis fotoğrafları grubuna &#8220;Vücutta çürümenin erken aşamaları&#8221; başlığını koymuş. Uzmanlık alanı kan ve vahşet fotoğrafları olan bu sitede, savaş, cinayet ya da kaza sonucu öldürülmüş daha yüzlerce insanın görüntüsüyle karşılaşabilirsiniz. Ancak, doğrusu ya, oturup hepsine tek tek bakmanızı tavsiye etmeyeceğim. Siz en iyisi konumuzla ilgili olan karelerle yetinin.</p>
<p>İmanlar bu denli zayıf, Müslümanlar da bu denli donanımsız oldukça, kabul etmek gerekir ki ülkemizde ve İslâm dünyasındaki hurafeler de hiç bitmeyecektir.</p>
<p>Merak ediyorum; bu mesajı alan milyonlarca insandan bir teki olsun, mesaj sahibine &#8220;Yahu, dur bir dakika birader&#8221; dedi mi, &#8220;Allah&#8217;ın o nurlu melekleri Latin Amerika ülkelerinin polis karakollarından fırlamış görünümlü birer işkenceci midir? Biz, bize gönderilen kutsal metinlerden &#8216;kabir azabi&#8217; denilen olgunun fiziksel bir gerçeklik olarak yaşanmayacağını biliyoruz. Elimizdeki bilgilerden, onun ruhsal düzlemde oluşacak, ama fiziksel acılarımız kadar gerçekçi biçimde hissedeceğimiz bir ceza olduğunu anlamaktayız. Eğer her mezara giren bu şekilde falakaya yatırılıyorsa, o halde bedenleri mumyalandığı için günümüze kadar mükemmel durumda kalmış onca eski Mısır firavunu, ayrıca yakın çağın mumyalama teknikleriyle korunma altına alınmış olan Lenin ve Mao gibi tanrıtanımaz liderlerin bedenleri bu yöntemle dayak faslından kurtulmuş mu oluyor? Bu dünyadan, öldüğünde yüzüne son derece huzurlu bir ifade sinen nice kötü kalpli insan ve öldüğünde bedenlerinden yarım kiloluk bir parça dahi kalmayan nice şehit gelip geçti. Bir insanın ölüm sonrasında Yaratıcı&#8217;dan ödül mü yoksa ceza mı gördüğünü, bedeninin genel geçer görünümünden mi çıkartırız, yoksa bizlere öte âleme ilişkin olarak verilen sağlam bilgilerden mi?&#8221;</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/218/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/218/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/218/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=218&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/25/hurafeler-kabir-azabikuran-carpmasicin-fotografi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>37</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g1.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.w3schoolsir.com/images/Cursed%20Girl_Hoax.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g4.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.patriciapiccinini.net/latestnewsimages/waf-ll.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/26/2604g3.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/temmuz/04/0404g2a.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/temmuz/04/0404g3a.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com/images1/cin/jinn05_sol_buyuk.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.yenisafak.com/images1/cin/jinn05_sag_buyuk.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img144.imageshack.us/img144/7096/image001hd5.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img19.imageshack.us/img19/145/image002pa5.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img88.imageshack.us/img88/7829/image003yu3.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Meleklerin Görevleri</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:28:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/</guid>
		<description><![CDATA[Melekler “nur”dan yaratılmış, latif mahluklardır. “İmtihan”a tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler, verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur. Kâinattaki maddi, manevi hemen bütün işlerde görevlidirler. Her varlığın müekkel yani kendisine vekil kılınmış bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin önemine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hazreti [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=216&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Melekler “nur”dan yaratılmış, latif mahluklardır. “İmtihan”a tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler, verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur.</p>
<p>Kâinattaki maddi, manevi hemen bütün işlerde görevlidirler. Her varlığın müekkel yani kendisine vekil kılınmış bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin önemine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hazreti Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail aleyhimüsselamdır. Güneş ve benzeri yıldızların birer müekkel melaikesi olduğu gibi, her bir yağmur tanesinin de birer melaike ile taşındığı hadislerde anlatılmaktadır.<span id="more-216"></span></p>
<p>Daima insanla beraber bulunan melekler vardır. Bunların bir kısmı, insanların sevaplarını, ve günahlarını yazarlar. Bunlara “kiramen katibin” denir. İnsan, tek başına kaldığı zaman bile yalnız değildir, bu meleklerle birliktedir. Bu mübarek arkadaşların varlığını iman ile hisseden adam asla yalnızlık çekmez.</p>
<p>Bizimle ilgili meleklerden biri de Azraildir. O, dünya hayatındayken, ölüm anında görebileceğimiz tek melektir . En kıymetli varlığımız olan ruhumuzu emaneten alır, berzah alemine götürür. O korkulmaya değil, sevilmeye layık emin bir emanetçidir.</p>
<p>Kabir âleminde bizi iki melek karşılar: Münker ve Nekir. Bir yaklaşıma göre “münker ve nekir” bir melek türünün ismidir ki, her adamın kabrine bunlardan ikisi gönderilir. İmana ve ibadete dair sorular sorarlar. Verilecek cevaba göre kabir azabı veya saadeti başlar. Hayatı, iman dairesinde istikametle geçmiş bir insan için, bu iki melek kabirde “nurani birer arkadaş”tırlar. Onu kabrin yalnızlığından ve dehşetinden kurtarır, ferahlandırırlar.</p>
<p>Büyük meleklerden olan Cebrail aleyhisselam ise, Cenabı Hakkın, kullarına emir ve yasaklarını bildirir; haberler getirir. Güvenilir bir elçidir.</p>
<p>İsrafil aleyhisselam, “yeniden hayat verme” fiilinde görevlidir. Rabbimizin “hayat verme” ile ilgili emir ve iradesini uygular. Özellikle bahar aylarında görülen dirilişte “Muhyi” isminin tecellisine vesile olur. Ölümden sonraki dirilişimizde de yine bu melek görevlidir.</p>
<p>Mikail aleyhisselam ise, rızkların yetiştirilmesinde ve dağıtılmasında ilahi emirleri uygulayan bir büyük melektir.</p>
<p>Burada adını andığımız büyük melekler, aynı görevi yapan melek türlerinin reisleri hükmündedirler. Mesela, İsrafil aleyhisselam “diriliş” emrini icra eden meleklerin kumandanıdır. Azrail aleyhisselam, “imate” yani “öldürme” emrini yerine getiren melek taifesinin başıdır.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/216/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/216/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/216/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/216/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=216&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/meleklerin-gorevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ReenKarnasyon İslamda var mıdır?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[İmtihan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/</guid>
		<description><![CDATA[Tenâsüh, rûhun, ölümden sonra, başka bir bedende yeniden dünyaya gelmesidir. Tarihin çok eski devirlerine dayanan ve Hint felsefesinde kendini kuvvetli bir şekilde hissettiren bu inancın farklı biçimleri olsa da, tenasühe inananlar genel olarak iki gruba ayrılır: Birinci gruba göre, rûhlar bedenlerini terkettikten sonra aynı veya farklı türden olan bedenlere geçerler. Bu görüşe göre tenasüh ceza [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=215&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="content content_12" align="justify">
<h2><strong><br />
</strong></h2>
<p><strong><em>Tenâsüh</em></strong>, rûhun, ölümden sonra, başka bir bedende  yeniden dünyaya gelmesidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn1" id="_ftnref1" name="_ftnref1"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Tarihin çok eski  devirlerine dayanan ve Hint felsefesinde kendini kuvvetli bir şekilde  hissettiren<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn2" id="_ftnref2" name="_ftnref2"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bu inancın farklı biçimleri olsa da, tenasühe inananlar genel  olarak iki gruba ayrılır: Birinci gruba göre, rûhlar bedenlerini terkettikten  sonra aynı veya farklı türden olan bedenlere geçerler. Bu görüşe göre tenasüh  ceza ve sevap türündendir. İkinci gruba göre ise, rûhlar bedenlerinden  ayrıldıktan sonra sadece kendi türlerinden olan bedenlere geçerler, başka  türlere geçmezler<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn3" id="_ftnref3" name="_ftnref3"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p><strong><em>Reenkarnasyon  </em></strong>(Rœincarnation) ise, tenasüh, tekammüs, tecessüd-ü cedîd<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn4" id="_ftnref4" name="_ftnref4"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, rûhun bir cisimden ötekine kimi kez de, insandan hayvana,  hayvandan insana geçmesi, rûh göçü<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn5" id="_ftnref5" name="_ftnref5"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> manâlarına gelirken, bu  fikri savunan bazı gruplara göre tenasühten faklı ve daha husûsi bir manâda  kullanılmaktadır.</p>
<p>Batı&#8217;da, rûhun, ölümden sonra, yine bir insan bedenine  geçmesine, reenkarnasyon, hayvan bedenine geçmesine ise, <em>transmigrasyon</em>  (transmigration)<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn6" id="_ftnref6" name="_ftnref6"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> dendiğine de şâhid oluyoruz ki<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn7" id="_ftnref7" name="_ftnref7"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, bu durumda <em>transmigrasyon,</em> <em>tenâsüh</em>e denk  gelmektedir.</p>
<p><em>Yeni tenasühçüler</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn8" id="_ftnref8" name="_ftnref8"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> olarak da isimlendirebileceğimiz, günümüzde reenkarnasyonu savunan  kimselere göre, reenkarnasyon yani dünyaya tekrar gelişin Hint felsefe ve  dinlerindeki tenasüh ile esas ve amaç bakımından hiç bir ilgi ve münasebeti  yoktur. Çünkü, tenasühte tekâmül (varlık derecesinin veya rütbesinin artması)  fikri yoktur. Cezâ ve mükâfat esasına göre bir geliş, gidiş vardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn9" id="_ftnref9" name="_ftnref9"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Reenkarnasyonda ise, dünyevî bağlardan kurtulamamış  rûhların  tekâmül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Tekâmülde hiç bir  zaman geri dönülmeyeceği (tedennî yani alçalış olmayacağı) kabul edilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn10" id="_ftnref10" name="_ftnref10"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>İslâm âleminde geçmişte tenasüh inancına inanan bazı din  dışı guruplar<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn11" id="_ftnref11" name="_ftnref11"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>, günümüzde ise husûsî bir reenkarnasyon anlayışına sahib  olanlar (bunlardan bazıları reenkarnasyonun İslâm&#8217;daki âhiret inancına aykırı  düşmediği, sadece tekâmül gayesini güttüğünü söylemektedir) iddiâlarına destek  bulmak için, Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;den bazı âyetleri örnek olarak göstermişler ve  böylece pek çok âyetin reenkarnasyon ifâde ettiğini veya edebileceğini  söylemişlerdir.<br />
<span id="more-215"></span><br />
Burada öncelikle tenâsüh ve reenkarnasyonu kesin olarak  reddeden âyetlere, ardından da, tenasüh ve reenkarnasyon ifâde ettiği iddiâ  olunan âyetler üzerinde durmaya çalışacağız.</p>
<h3>1. Tenasüh ve Reenkarnasyon Olmadığını İfâde Eden  Ayetler</h3>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de, insanın yeniden diriltilişinin kıyamet günü olacağı, iâde  tabirinden insanların kıyamet gününde tekrar diriltilmelerinin kasdolunduğu, bu  diriltmenin bir defâya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün  asla mümkün olmayacağı açıktır. Bu hususta pek çok âyet vardır. İşte bunlardan  birisi:   <strong>&#8220;Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında der  ki, Rabbim! beni geri gönder. Tâ ki, boşa geçirdiğim dünya hayatında iyi ameller  işleyeyim. Hayır! O,  söylediği boş bir laftan ibarettir. Onların  arkalarında ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah</strong><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn12" id="_ftnref12" name="_ftnref12"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a><strong> vardır&#8221; </strong>(Mü&#8217;minûn, 99-100).</p>
<p>Bu âyet  dünyaya yeniden gelmenin olmayacağını açık ve kesin bir şekilde ifâde ediyor.  Nitekim İkbâl, &#8220;<em>Kur&#8217;ân-ı Mubîn&#8217;de iyici açıklanmış ve hiç bir fikir  kargaşasına yer vermeyecek mahiyette olan üç noktaya dikkat etmemiz  gerekir</em>&#8221; dedikten sonra ikinci noktada:<em> &#8220;Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;e göre bu  dünyaya yeniden gelmek imkânsızdır. Bu hususta aşağıdaki âyette gâyet açık bir  şekilde açıklanmıştır: ..&#8221;</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn13" id="_ftnref13" name="_ftnref13"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> diyerek, yukarda takdîm  ettiğimiz âyeti zikretmiştir.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm dünyaya yeniden dönüş  isteğinin boş bir laf olduğunu ifâde ederken tekid sadedinde <em>innehâ  kelimetun huve kâiluhâ</em> <strong>&#8220;o, söylediği boş bir laftan ibarettir&#8221;  </strong>buyurmuştur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn14" id="_ftnref14" name="_ftnref14"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>&#8220;<strong>Onların arkalarında ise, yeniden  diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır&#8221; </strong>ifâdesi de, onların  diriltilecekleri güne kadar berzah âleminde bekleyeceklerini, yani dünya  hayatıyla âhiret hayatı arasında bir hayatta olacaklarını, dünyaya  dönemeyeceklerini belirtmektedir. &#8220;<em>Nasıl ki ana rahminden çıkan bir çocuk,  yeniden tekrar oraya dönemiyorsa, bu dünya hayatından çıkarak, kabir hayatına  giden bir rûh da, oradan çıkıp geriye tekrar dönemeyecektir</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn15" id="_ftnref15" name="_ftnref15"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Bu apaçık ifadeden sonra, &#8220;<em>bu âyet rûhun ayrıldığı  bedene dönmeyeceğini ifâde ediyor, dünyaya dönmeyeceğini değil</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn16" id="_ftnref16" name="_ftnref16"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> veya, bu âyet &#8220;<em>reenkarnasyonun olmadığını değil sürekli  dünyaya geri gidip açığını kapatmak isteyenlerin bu isteklerinin reddedildiğine  delîldir</em>&#8220;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn17" id="_ftnref17" name="_ftnref17"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> gibi iddiâların gerçeği yansıtmadığı açıktır. Çünkü âyette  ne eski bedene dönme isteğine, ne de bu sözü söyleyenin dünyaya bir kaç defa  geldiğine dâir bir alamet yoktur. Eğer bu istek dünyaya bir kaç kere gelen bir  kimse tarafından yapılmış olsaydı o zaman cevap olarak, <em>defalarca dünyaya  gönderilmedin mi&#8230;</em> gibi ifâdelere yer verilirdi&#8230; Nitekim buna benzer bir  başka âyette, pişmanlığını dile getiren inkârcıya şöyle cevap verilmiştir:  <strong>&#8220;Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar  yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti.&#8221;</strong> (Fâtır, 37). Bu âyette de,  insana düşünüp taşınacağı ve öğüt alacağı kadar ömür verildiğinden bahsedilmiş,  fakat bir kaç kere dünyaya gelmekten bahsedilmemiştir. Bu ayet açıkça  reenkarnasyonu reddettiği halde, <em>dünyada 25 yıl kalanla 100 yıl kalanın bir  sayılamayacağı, böyle bir şeyin Allah&#8217;ın adaletine uygun düşmeyeceği</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn18" id="_ftnref18" name="_ftnref18"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, söylenerek tam aksine, reenkarnasyona delîl getirilmeye  çalışılmış, az yaşayan ve böylece öğüt almak için gerekli süreye ulaşamayan  insanların tekrar dünyaya gönderileceği sonucuna varılmak  istenmiştir.</p>
<p>Aslında böyle bir iddiâ, reenkarnasyon ilkesine de  aykırıdır. Çünkü, bu ilkeye göre dünyaya yeniden gelmenin sebebi kusurlu,  günahkâr insanların, kendi kusur ve hataları sebebiyle tekâmüllerini  tamamlayamamalarıdır. Hem insana neden yeterli bir süre tanınmasın da dünyaya  bir daha getirme ihtiyacı doğsun ki! İlk seferde bunu gerçekleştirmek varken  ömrü parçalara ayırmaya gerek var mıdır?</p>
<p>Ayrıca, hidâyeti bulma hususunda  insanların durumu farklı farklıdır. Bin yıl yaşayan bir kimse hidâyete  erişemeyeceği gibi, bir kaç saatlik bir mükellefiyet zarfında hidâyeti bulup  vefât etmek de mümkündür. Hidâyet için illa da belli veya uzun bir süre  gerekmez. Her insana verilen ömür, o insanın hidâyeti bulması için yeterli  olabilir. Allah kimin ne kadar zamanda öğüt alacağını bilir, dolayısıyla  ömürleri de ona göre takdir etmiş olabilir. Âyet de, bu duruma işâret ediyor. Bu  süre o insanın imtihân süresidir ve öğüt almak için yeterlidir. Uzun veya kısa  olması önemli değildir. Hatta uzun olması aleyhe de olabilir.</p>
<p>Ayrıca,  Allah&#8217;ın herkese imkânları ölçüsünde, yaşadığı şartlara ve hayat müddetine göre  muâmele edip, hesaba çekeceği de muhakkaktır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn19" id="_ftnref19" name="_ftnref19"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Hem böyle bir iddiâya göre, kıyametten az bir zaman önce dünyaya  gelenlerin durumu nasıl izâh edilebilir?</p>
<p>Yukardaki âyetin ifâde ettiği  manâyı yani dünyaya tekrar dönüşün olmayacağını ifâde eden diğer âyatler de  şunlardır: <strong></p>
<p>&#8220;Onların, ateşin karşısında durdurulup, <em>âh! keşke  dünyaya geri gönderilsek de, bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve  inananlardan olsak!</em> dediklerini bir görsen! Hayır! daha önce gizlemekte  oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü.</strong> <strong>Onlar dünyaya  geri gönderilseler bile, yine kendilerine yasaklanan şeyleri mutlaka tekrar  yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar&#8221; </strong>(En&#8217;âm, 27-28),</p>
<p><strong>&#8220;&#8230;<em>Acaba şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki, bize  şefaat etsinler, ya da dünyaya geri gönderilsek de, yapmış olduğumuz amellerden  başkasını yapsak.</em> Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de  kaybolup gitti&#8221;</strong>(A&#8217;raf, 53),</p>
<p><strong><em>&#8220;Rabbimiz bizi  cehennemden çıkar, eğer bir daha dönersek o zaman gerçekten zalimlerdeniz.</em>  Allah buyurdu ki, <em>susun! konuşmayın!..</em>&#8221;  </strong>(Mü&#8217;minûn,107-108).<strong> </strong></p>
<p>En&#8217;âm, 28. âyette,  <strong>&#8220;Eğer dünyaya geri döndürülselerdi kendilerine yasaklanan şeyleri  mutlaka tekrar yaparlardı&#8221;</strong> ifâdesi mevzûmuz açısından çok önemlidir.  Çünkü bu ifâdeyle, farazâ o insanlar dünyaya tekrar gelseler de, yine aynı  şeyleri yapıp, Allah&#8217;ın yasak ettiği şeyleri işleyecekleri bildirilerek,  insanların bu dünyaya neden bir kere daha  gönderilmediklerinin hikmeti  beyân edilmiştir.</p>
<p>&#8220;<strong>Onlardan önce nice kavimler helâk ettiğimizi  görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar dönüp gelmezler&#8221; </strong>(Yâ-sîn,  31)<strong> </strong>âyeti de helâk edilen insanların, daha sonra gelen  insanlara dünyaya tekrar gelmek sûretiyle dönmediklerini açıkca ifâde ediyor.  Helâk edilen kavimlerin kusurlu, tekemmül etmemiş insanlar olduğu düşünülürse,  bu âyetin reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delîl olduğu daha iyi  anlaşılacaktır. Bir başka âyette ise, bu manâda, <strong>&#8220;Helâk ettiğimiz bir  karye ehline tekrar dönmek haramdır&#8221; </strong>(Enbiyâ, 95) buyrularak, dünyaya  dönüşün kesinlikle olamayacağı<strong><em> haram </em></strong>tabiriyle tekidli  bir sûrette bildirilmiştir.</p>
<p><strong>&#8220;Allah sizi annelerinizin karnından  hiç bir şey bilmez vaziyette çıkardı&#8221; </strong>(Nahl, 78) âyeti de reenkarnasyon  aleyhinde kuvvetli bir delîldir. Çünkü bu fikri savunanlara göre, insanın  yeniden dünyaya gelmesi tekâmül içindir. Tekâmülün olabilmesi için ise, önceki  hayattaki birikimin mevcûd olması gerekir. Halbuki bu âyet böyle bir şeyin  olmadığını, doğan çocukların hiç bir şey bilmez bir halde dünyaya getirildiğini  ifâde ediyor.</p>
<p><strong>&#8220;Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar&#8221;  </strong>(Duhân, 56) âyetinde ölümün bir kereye mahsûs olarak yaşandığı ifâde  edilmiştir. Dolayısıyla bir kaç veya bir çok defâ ölümü gerekli kılan  reenkarnasyon bu âyetle de reddolunmaktadır.</p>
<p>Vakıa sûresinin son  âyetlerinde de ölüm anında insanların durumu tasvîr olunduktan sonra:  <strong>&#8220;(Ölen kimse) eğer mukarrebînden ise&#8230; Eğer ashab-ı yemînden ise&#8230; Ve  eğer yalanlayıcı ve dalâlete düşmüşlerden ise&#8230;&#8221; </strong>(Vakıa, 88-94)  buyrularak, öldükten sonra, insanların gidecekleri yerler sıralanmış<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn20" id="_ftnref20" name="_ftnref20"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> fakat bunlar içinde tekâmül etmemiş, günahkâr ve kusûrlu  kimselerin tekrar dünyaya döneceğinden bahsedilmemiş, bilâkis yalanlayıcı ve  dalâlete düşmüş olanların yerinin cehennem olduğu bildirilmiştir:<strong> &#8220;Ve  eğer yalanlayan ve dalâlete düşenlerden ise, ona kaynar sudan bir ziyafet ve  cehenneme giriş vardır&#8221;</strong> (Vakıa, 92-94).</p>
<p>Müşriklerin  <strong>&#8220;hayat ancak dünya hayatımızdır. Ölürüz, yaşarız, bizi zamandan başka  bir şey helâk etmez&#8221; </strong>(Câsiye, 24) şeklindeki sözleri hakkında da, bazı  müfessirler, bu sözleriyle inkârcıların, müşriklerin inancı olan tenasühü ifâde  etmiş olabileceklerini söylemişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn21" id="_ftnref21" name="_ftnref21"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> ki, Cenab-ı Hakk&#8217;ın onların  bu görüşünü red makamında zikretmesi de tenasüh aleyhine bir delîl  sayılabilir.</p>
<p>Kur&#8217;ân âyetlerinin yanında, kabir azabını ve nimetlerini  haber veren çok sayıda hadîs-i şerîf de reenkarnasyonu reddetmektedir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn22" id="_ftnref22" name="_ftnref22"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Acaba âhiret âleminin bütün aşama ve safhalarını detaylı bir  şekilde anlatan Peygamberimizin, eğer hakikat olsaydı, reenkarnasyondan da  bahsetmemesi mümkün olur muydu? Böylesine önemli ve itikadî bir meseleye hiç  değinmemesi düşünülebilir mi? Hem böyle bir şeyi haber verseydi, bazı insanlar  büyük bir müjde olarak bu haberi yayıp rivâyet etmezler miydi? Bütün bunlar  reenkarnasyonun İslâm&#8217;da yeri olmadığını göstermiyor mu?</p>
<h2>2 <strong>. Tenâsüh ve Reenkarnasyona Delîl Olarak Gösterilen  Ayetler</strong></h2>
<p>Tenasüh veya reenkarnasyon ifâde ettikleri iddiâ olunan âyetlere gelince,  öncelikle şunu belirtelim ki, geçmişte tenasühe delîl olarak gösterilen  âyetlerin sayısı günümüzde reenkarnasyona delîl olarak gösterilenlerin aksine,  çok azdır, üç-beş taneyi geçmez. Bu âyetlerden birisi, <strong>&#8220;onların ciltleri  cehennem ateşinde pişip kavrulduğu her seferinde, azabı tatsınlar diye yeni  ciltlerle (bedenlerle) değişiriz&#8221; </strong>(Nisâ, 56) âyetidir.</p>
<p>Bu âyette  açıkça, cehennem azabı ve bu azabın şiddetini ifâde etmek için, kavrulan  bedenlerin yenilenmesinden bahsedilirken, âyette zikredilen cehennemin bu dünya  hayatı olduğunu iddiâ edilerek, bu âyetin insanların rûhlarının bedenlerinden  ayrıldıktan sonra başka bedenlere girip dünyaya gelmelerine işâret sayılmış,  beden içinde olgunlaşamayan rûhun azap çekmek için başka bedenlere girerek bir  cehennem olan şu dünya  hayatına geri döneceklerini söylenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn23" id="_ftnref23" name="_ftnref23"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Tamamen bâtınıyye<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn24" id="_ftnref24" name="_ftnref24"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> kokan, cehennemi bu dünyada  arayan bu görüşün ne derece sakat ve bâtıl olduğu açıktır.</p>
<p>Geçmiş  tenasühçülerden bazıları da, <strong>&#8220;Ey İsrail oğulları! size in&#8217;âm ettiğim  nimetleri hatırlayın&#8230;&#8221; </strong>(Bakara, 40, 47, 122) âyetinden hareketle,  âyette hitap edilenlerin bizzât o zamanki yahudîler olduğu, ölüp, çürüyüp,  aradan uzun zaman geçtikten sonra, Allah&#8217;ın kendilerine olan nimetlerini  unuttukları için hatırlatma yapıldığını iddiâ etmişlerdir. Halbuki, Arapçada  böyle bir üslûp yaygındır. Bir kimseye dedesi ve ataları kasdedilerek, ona  söylüyormuş  gibi hitap edilebilir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn25" id="_ftnref25" name="_ftnref25"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p><strong>&#8220;Yer  yüzündeki bütün hayvanlar ve gökte kanat çırpıp uçan bütün kuşlar sizin gibi bir  ümmettirler (toplu halde yaşayan canlılardır) </strong>(En&#8217;âm, 38) âyetinde de  tenasühçüler, bu âyetin yer yüzündeki hayvanların ve kuşların bizim emsâlimiz  olduğuna delâlet ettiğini, emsal olma durumunun ve eşitliğin (musâvât) bütün  zatî sıfatlarda bulunmasını gerekli kıldığını söyleyerek, tenâsüh ifâde ettiğini  iddiâ etmişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn26" id="_ftnref26" name="_ftnref26"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Onlara göre bu misliyet potansiyel olarak mevcuttur,  fiili olarak değildir. İnsanlar da hayvanların potansiyel olarak mislidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn27" id="_ftnref27" name="_ftnref27"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. <strong>&#8220;Her ümmete mutlaka bir nezîr (cehennemle uyaran)  gelmiştir&#8221; </strong>(Fâtır, 24) âyetinden hareketle de, önceki âyette  <em>ümem</em> olarak tavsîf olunan bu hayvan topluluklarının her birine Allah  tarafından birer resûl gönderildiğini savunmuşlardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn28" id="_ftnref28" name="_ftnref28"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Ayette ifâde edilen emsal olma durumunun, <em>ümem</em>  olmada, yani toplu halde yaşama husûsunda olduğu açıktır. Nitekim karınca, arı  gibi hayvanlarda bu durum daha açık olarak görülmektedir. Bu misil olma durumu  bütün zâtî sıfatlarda olması için ise, hiç bir sebep yoktur.</p>
<p>Bazı  tenasühçüler de, kâfirlerin cehennemde ebedî kalacaklarını ifâde etmek  maksadıyla zikredilmiş olan, &#8220;<strong>Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya  tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve iğne  deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir&#8230;&#8221; </strong>(A&#8217;raf,  40) âyetinden hareketle, kötü rûhluların bedenden bedene geçerek  temizleneceklerini, neticede deve bedeninde olan insanın, iğne deliğinden  geçebilecek bir meyve kurdu bedenine intikâl ederek saflaşacağını  söylemişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn29" id="_ftnref29" name="_ftnref29"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>Geçmişte tenasühe delîl olarak sunulan az sayıdaki  bu âyetlere karşılık, günümüzde reenkarnasyonu savunanların, görüşlerini  desteklemek gayesiyle zikrettikleri âyetlerin sayısı insanı şaşırtacak derecede  çoktur! Bazıları bu hususta elli civarında âyet sıralamıştır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn30" id="_ftnref30" name="_ftnref30"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Bu âyetlerin pek çoğu birbirine benzeyen, aynı manâyı ifâde eden  âyetlerdir. Bu âyetlerden bir kısmı da, açık bir şekilde dünyaya dönüşün  olmayacağını ifâde etmektedir! Şimdi bu fikri savunanların pek çoğu tarafından  takdîm edilen âyetleri inceleyelim:</p>
<p>Günümüzde reenkarnasyonu savunan ve  Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de bu inanca yer verildiğini iddiâ edenlerin pek çoğunun ilk  fırsatta delîl olarak belirttikleri, şu âyettir:</p>
<p><strong>&#8220;Sizler ölü  iken (ölü varlıklar halinde iken) sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren)  Allah&#8217;ı nasıl inkâr ediyorsunuz?! Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek,  sonra da O&#8217;na döndürüleceksiniz&#8221;</strong>(Bakara, 28).</p>
<p>Bu âyette  reenkarnasyonun dile getirildiğini iddiâ edenlerin hareket noktası, âyette  zâhirde, iki ölüm ve iki diriltmenin olmasıdır. Onlara göre âyetteki   <em>ve küntum emvâten</em> <strong>(halbuki siz ölü varlıklar halinde  idiniz)</strong> ifâdesi, insanların ömürlerini tamamladıktan sonra ölmeleri  manâsındadır. Âyetin yanlış değerlendirilmesinde rol oynayan ifâde budur.  Dolayısıyla bu ifâdeden ne kastedildiği açıklığa kavuşunca, mesele de  kendiliğinden hallolacaktır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn31" id="_ftnref31" name="_ftnref31"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Geçmişte yazılmış  bir çok tefsîre göz attığımızda bu âyetin hiç bir müfessir tarafından, hatta  tenasüh iddiâsında olanlar tarafından dahi, bu şekilde, yani <em>reenkarnasyon  ifâde ediyor</em> veya <em>bu âyet dünyaya bir kaç defâ gelmekten  bahsediyor</em> şeklinde anlaşılmamış ve böyle bir iddiâya tesadüf edilmemiştir.  Çünkü eğer böyle bir iddiâ mevcûd olsaydı, bu fikri kabûl etmeyenler tarafından  reddedilecek, tefsîrlerde bu hususta cevap bulunacaktı. Böyle bir şeye  rastlanmaması, geçmişte bu âyet hakkında böyle bir iddiânın da bulunmadığını  göstermektedir.</p>
<p>Tefsirlerde <em>ve küntum emvâten</em> <strong>(halbuki  siz ölü varlıklar halinde idiniz) </strong>ifâdesine, hepsi de insanın bu dünya  hayâtına gelmeden önceki tavırlarından olan, çeşitli manalar verilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn32" id="_ftnref32" name="_ftnref32"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Buna göre bu âyetteki <em>emvât </em>tabirine, hiç bir şey  değildiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn33" id="_ftnref33" name="_ftnref33"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, Adem ve zürriyyetinden misâk alındıktan sonraki ölü  halinizdeydiniz, toprak idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn34" id="_ftnref34" name="_ftnref34"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, babalarınızın sulbunde  nutfe halinde idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn35" id="_ftnref35" name="_ftnref35"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>, ana rahmine nutfe olarak intikâl anında ölü varlıklar  idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn36" id="_ftnref36" name="_ftnref36"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, zikredilmeyen kendisinden bahsedilmeyen varlıklar idiniz<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn37" id="_ftnref37" name="_ftnref37"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> gibi manâlar verilmiştir ki, bu manâlar insanın dünyaya gelmeden  önceki hallerine delâlet ediyor. Dolayısıyla âyette, bu devrelerden biri veya  bir kaçının kastolunması mümkündür. <em>Emvâten</em> <strong>&#8220;ölüler, ölü  varlıklar&#8221;</strong>&#8216;ın çoğul olarak gelmesi de, buna işâret sayılabilir. Nitekim  bazı müfessirler bu devrelerden bir kaçını birden zikrederek âyete manâ  vermişlerdir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn38" id="_ftnref38" name="_ftnref38"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Razî, ulemânın bu ifâdenin beyanı hakkında <em>&#8220;toprak ve  nutfe idiniz&#8221; </em>şeklinde ittifak ettiklerini<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn39" id="_ftnref39" name="_ftnref39"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> söylemiştir.</p>
<p>İbn Aşûr bu ifâdeyi şöyle izah ediyor:  &#8220;<strong>&#8220;Sizler ölü varlıklar iken sizi diriltti&#8221; </strong>âyeti delâlet ediyor  ki, bu icâd bedî (eşsiz) bir şekildedir. Zira insan <em>mevt </em>yani kendinde  hayat olmayan bir çok şeylerden meydana gelmiştir. Çünkü insanın zerreleri  havada, toprakta dağınık halde bulunan unsûrlardan alınarak gıdalarda bir araya  toplanmıştır ki, bu da ikinci bir ölü varlıktır. Sonra o gıdalardan kan ve başka  bileşikler hulâsa edilmiştir ki, bunlar da ölüdür. Sonra bunlardan kadın ve  erkeğin nutfeleri hulâsa edilmiştir. Sonra bunlar imtizâc ederek <em>alaka</em>  sonra <em>mudğa</em> olmuştur. Bütün bu tavırlar insanın var oluşundan öncedir  ve birer <em>ölü</em> varlıklardır. Daha sonra rûh nefhedilerek doğum vaktine ve  ölünceye kadar hayat sahibi olmuştur. Kâfirlere düşen, bu durumu Allah&#8217;ın  uluhiyyette tek olduğuna delîl olmakta yeterli görmeleriydi&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn40" id="_ftnref40" name="_ftnref40"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Böylece bu âyetlerde tenasüh veya reenkarnasyonu  hissettiren bir durum olmadığı açıkça görülmektedir.<br />
<strong><br />
&#8220;Dediler  ki, Rabbimiz bizi iki kere öldürdün iki kere dirilttin artık günahlarımızı  itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?&#8221;</strong>(Mü&#8217;min,11) âyetinin de çoğu  müfessir tarafından Bakara, 28. âyetin bir benzeri olduğu söylenmişse de,  bazılarına göre ise, bu âyet Bakara, 28. âyetten farklı olup, bu âyette kabir  azabına işâret edilmektedir. Çünkü bu âyette kâfirler iki ölümden bahsediyorlar.  Bunlardan birisi dünyada müşâhede olunan ölüm olduğuna göre, diğer ölümün  kabirde olması gerekir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn41" id="_ftnref41" name="_ftnref41"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Razî&#8217;ye göre buradaki ölüm,  Bakara, 28. âyette olduğu gibi, nutfe, alaka vs. olamaz. Çünkü âyette Allah  Taalâ&#8217;nın onları öldürmesinden (<em>imâte)</em>&#8216;den bahsediliyor. öldürme ise,  hayatın varlığına bağlıdır. Eğer ölüm önceden hâsıl olsaydı, bunun öldürme  (imâte) olması muhâl olurdu. Tahsil-i hâsıl (ölünün öldürülmesi) lâzım gelirdi  ki, bu da muhâldir. Bakara, 28. âyette ise, durum böyle değildir. Orada onların  emvât (ölüler) olduğundan bahsediliyor, imâteden yani Allah&#8217;ın onları  öldürmesinden, canlarını almasından bahsedilmiyor<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn42" id="_ftnref42" name="_ftnref42"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Ancak Zemahşerî, onların ölü maddeler halinde  yaratılmalarına<em> imâte</em> (öldürme) tabirinin Arap dili açısından  kullanılabileceğini söyleyerek şu misâlleri veriyor: <em>Sivri sineğin cismini  küçülten ve filin cismini büyülten Allah&#8217;ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim</em>  (subhâne men sağğara cisme&#8217;l-baûdati ve kebbere cisme&#8217;l-fîl) ifâdesindeki  küçültme ve büyültmeden maksat sivri sineğin cismini  büyük iken küçültmek  ve filin cismini  küçük iken büyültmek manâsında değil de, onların bu  şekilde yaratıldığı olduğu gibi, âyette de durum böyledir. Öldürmeden maksat ölü  halde olmadır. Bir başka misâl de, hafriyatçıya hitaben<em> kuyunun ağzını  daralt, altını genişlet</em>  (dayyık feme&#8217;r-rukyeti ve vessi&#8217; esfelehâ)  ifâdesidir. Bu ifâdede de zâhirinden anlaşılabileceği gibi, kuyunun ağzının  genişken daraltılması, alt tarafının da, dar iken genişletilmesi değil, ağzının  geniş, altının dar yapılması istenmektedir. İşte âyette de aynı durum söz  konusudur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn43" id="_ftnref43" name="_ftnref43"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bu âyet ya Bakara,  28. âyetin ifâde ettiği manâyı, ya da biri görebildiğimiz, diğeri de kabirde  meleklerin suâlinden sonra vuku bulan ölümü ifâde ediyor. Bu her iki hal de  reenkarnasyonla alakalı değildir. Hem âyette kâfirlerin bu sözlerini cehennemde  iken söyledikleri açıktır. Çünkü oradan çıkmak istediklerini söylüyorlar.  Reenkarnasyon ise, iddiâ edenlere göre, ölümün ardından bu dünyada, yani kıyamet  kopmadan gerçekleşecektir.</p>
<p>Bu âyetin manası hakkında, muhterem hocam  Veli Ulutürk&#8217;ün şifahî olarak, muhtemel olduğunu kaydettiği mana ise şöyle:  <em>Bizi bir dünyada öldürdün, bir de burada (âhirette) cehenneme sokmakla  öldürdün. Yani mahvettin, azâba düçar ettin olsa gerektir. Çünkü cennetlikler  Duhân, 56. âyette bildirildiği gibi bir kere ölmektedirler. Yani ikinci ölüm  cehennemde âzap çekme manasında mecâzidir.</em> Sıkıntılı, istenmeyen bir  hayatın mecâzî olarak, ölüm diye vasfedilmesinin çokça kullanıldığı dikkate  alındığında, bu izâhın çok yerinde olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Nitekim, bir  âyette de, cehennemliğin hali tasvîr edilirken, <strong>&#8220;orada ne ölür, ne de  yaşarlar&#8221;</strong> (A&#8217;lâ, 13) buyrularak, cehennem hayatı ölüme  benzetilmiştir.</p>
<p>Reenkarnasyonu savunanların iddiâlarına delîl olarak  gösterilmeye çalışıtıkları bir diğer âyet de şudur: <strong>&#8220;Size her ne musîbet  dokunursa, kendi ellerinizle kazandığınız şeyler sebebiyledir. Allah pek çoğunu  da affeder&#8221;</strong>(Şuarâ, 30).</p>
<p>Bu âyetten hareketle, çocukların başına  gelen belâ ve musîbetlerin onların daha önce yaşadıkları hata ve isyanlarının  bir cezâsı olduğu söylenmiştir. Çünkü, bu iddiâ sahiplerine göre, çocuklar  masûmdur, çocukluklarında böyle cezâları hakettirecek işler yapmamışlardır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn44" id="_ftnref44" name="_ftnref44"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Aslında bu âyette muhatab olan kimselerin çocukluk çağını  geçmiş, mükellef kimseler olduğu açıktır. Çünkü yapılanlarla muâheze etmek,  ancak mükellefler için geçerlidir. Hem bu durum Kur&#8217;ân&#8217;ın tamamı için böyledir.  Muhatab dâima âkil bâliğ olan mükelleflerdir. Dolayısıyla çocuklara isâbet eden  musîbetlerin, sadece yapmış oldukları şeyler sebebiyle olduğu söylenemez.</p>
<p>Hem sadece bu âyete dayanarak hüküm vermek doğru olmaz. Nitekim bir  başka âyette, zaman zaman masûmlara da musîbetin dokunabileceğinden  bahsedilmiştir: <strong>&#8220;Geldiğinde sadece sizden zalim olanlara dokunmayacak  olan fitneden sakının!&#8221;</strong> (Enfâl, 25). Bu durum, dünyanın bir imtihan  yeri olmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Çocukların başına gelen belâ ve  musîbetler babaları için bir imtihân<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn45" id="_ftnref45" name="_ftnref45"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, kendileri için de manevî  terakkî veya uhrevî sevap vesilesi olabilir. Sonra, hayır ve şer nisbî  şeylerdir. İnsan kendisi ve çoluk çocuğu için neyin hayır neyin şer olduğunu tam  anlayamaz. Görünüşte kötü  gördüğü bir şey kendi hayrına olabileceği gibi,  hayır olarak gördüğü bir şey de kendi aleyhine olabilir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn46" id="_ftnref46" name="_ftnref46"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p><strong>&#8220;Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sapa  sağlam yaptık. Dilersek onların yerine benzerlerini de getiririz&#8221;  </strong>(İnsan, 22) âyeti ve bu âyete emsal olan Vakıa, 60-62, Meâric, 40-41.  âyetler de reenkarnasyona delîl olarak getirilmeye çalışılmıştır<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn47" id="_ftnref47" name="_ftnref47"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Bu âyetleri reenkarnasyona delîl gösterenler, âyetlerdeki  <em>misl</em> kelimesinin çoğulu olan <em>emsâl </em>(benzerleri) kelimesinden  hareketle, böyle bir ipucu yakalamaya çalışmışlardır.</p>
<p>Aslında bu âyetler  dikkatle incelendiğinde, bir kısmının öldükten sonra tekrar dirilmeye delîl  olarak zikredildiği görülür. Yani sizi bir kere yaratan sizi ölümünüzden sonra  da tekrar yaratır, benzerlerinizi veya aynınızı yeniden yaratabilir, manasını  ifâde etmektedir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn48" id="_ftnref48" name="_ftnref48"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>. Yukarda zikrettiğimiz ve reenkarnasyona delîl  getirilen,  İnsan, 28; Vakıa, 60-62; Meâric, 40-41 âyet-i kerîmeleri  böyledir. Bu durum şu âyette daha da açıktır: <strong>&#8220;Gökleri ve yeri yaratan  onların (insanların) benzerlerini yaratmaya kadir değil midir?!..&#8221;  </strong>(Yâ-sîn, 81). Diğer âyetlerde ise, inkârcı kavimler  kendilerinin  helâk edilerek yerlerine kendi nev&#8217;lerinden olan başka insanların, başka kavim  ve milletlerin  getirileceğiyle tehdid edilmişlerdir. İnsan, 28; Meâric,  40-41. âyetler bu manâda da anlaşılabilir. <strong>&#8220;Onları günahları sebebiyle  helâk ettik ve onlardan sonra başka kavimler yarattık&#8221; </strong>(En&#8217;âm, 6) âyeti  de bu husûsta güzel bir örnektir.</p>
<p>Nitekim, müfessirler de, âyetlere bu  doğrultularda manâlar vermişlerdir. Meselâ, <strong>&#8220;Gökleri ve yeri yaratan  onların (insanların) benzerlerini yaratmaya kadir değil midir?!..&#8221;  </strong>(Yâ-sîn, 81) âyetindeki <em>mislehum</em> (misillerini) âhiretteki  dirilişin ya misliyle, ya da  <em> enfusehum</em> (kendilerini)  manâsında kinaye kabul edilerek, aynen iâdeye delâlet edebileceği söylenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn49" id="_ftnref49" name="_ftnref49"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. <strong>&#8220;Dilersek onların yerine benzerlerini getiririz&#8221;  </strong>(İnsan, 28), <strong>&#8220;&#8230; Şüphesiz onların yerine daha hayırlılarını  getirmeye gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez&#8221; </strong>(Meâric, 40-41)  âyetleri ise, Allah&#8217;ın o insanları helâk edip, yerlerine daha hayırlı, kendisine  itaat eden, isyan etmeyen, böylece amelde onlara muhalif olan kimseleri  getirmeye kâdir olduğu şeklinde tefsîr edilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn50" id="_ftnref50" name="_ftnref50"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Razî, İnsan, 28. âyet-i kerîmenin tefsîrinde bu gerçeği  şöyle ifâde etmektedir: &#8220;Yani eğer istesek, onları helâk eder, benzerlerini  getirir, onlarla değiştiririz&#8221;. Bu âyet,  <strong>&#8220;sizi benzerlerinizle  tebdîl etmede önümüze geçilenler değiliz&#8230;&#8221; </strong>(Vakıa, 60-61) âyeti  gibidir. Âyetten maksat, onlara hiç muhtaç olunmadığını ifâde etmektir. Sanki  şöyle deniyor: Bizim, şüphesiz hiç bir mahlûka ihtiyacımız yok, faraza olsa  bile, bu kavimlere muhtaç değiliz, çünkü onları yok edip yerlerine benzerlerini  icâd etmeye kâdiriz. <strong>&#8220;Ey insanlar Allah isterse sizi götürür,  başkalarını getirir&#8221; </strong>(Sebe, 133) ve <strong>&#8220;Allah isterse sizi götürür  ve yeni yaratılmışlar getirir&#8221; </strong>(İbrahim, 20) âyetleri de bu  manadadır&#8230;&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn51" id="_ftnref51" name="_ftnref51"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a></p>
<p>Görüldüğü gibi bu nevi âyetlerde isyancılara bir  tehdit olarak, yok edilip yerlerine başka insanların getirilmesinden  bahsediliyor. Eğer yine aynı insanlar getirilseler, bu tehdîdin manâsı kalmaz.  Üslûp böyle bir manâya müsâit değildir. Buradaki mânâ, bir âmirin, işini doğru  dürüst yapmayan memûruna, <em>işini iyi yap yoksa seni atar yerine başka birini  alırım</em> demesi gibidir.</p>
<p>Âyetlerin hangi makamda ve ne için  zikrolunduğuna dikkat edildiğinde böyle yanlış anlamalara mahal  kalmayacaktır.<br />
Reenkarnasyon iddiâcılarınca bu hususta delîl olarak  gösterilen bir diğer âyet ise, <strong>&#8220;Sizden kimisi de, bilirken hiç bir şey  bilmez hale gelmesi için erzel-i ömre ulaştırılır&#8221; </strong>(Nahl, 70) âyetidir.  Öztürk, bu âyetteki <em>erzel-i ömr</em> ifâdesinin <em>ihtiyarlık </em>ve  <em>bunaklık</em> olarak manâlandırılmasının âyetin bütün esprisini yok ettiğini  söyledikten sonra şöyle devam ediyor: &#8220;Bir kere, erzel-i ömre atılmaktan veya  itilmekten değil geri götürülmekten bahsediliyor. <em>Yureddu</em> fiili  itilmek, atılmak gibi pejoratif bir manâ ifâde etmez. Bir geri çevirme ve başa  döndürme ifâde eder. Buna göre <em>erzeli&#8217;l-ömr</em> ömrün başlangıcı, yani  tekâmül sürecinin en düşük noktası demek olur. İkincisi, insanın ileri yaşlara  kadar yaşatılması, elinin ayağının tutmaz, hafızasının gereğince işlemez hale  gelmesi insan için bir rezillik ve düşüklük neden olsun? İnsan ömrünün o  noktasında fıtrat kanunları açısından en saygın ve olgun dönemdedir. Allah  kulunu kendisine en yakın bir dönemde böyle kötü bir sıfatla anmaz&#8221;<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn52" id="_ftnref52" name="_ftnref52"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Sonuç olarak, Öztürk bu âyetin, mucizevî bir üslûbla yeniden  bedenlenme yani reenkarnasyon ifâde ettiğini söylemektedir.</p>
<p>Kanaatimce,  <em>yuraddu</em> fiili ister atılmak, itilmek manâsı ifâde etsin isterse, geri  çevirme, başa döndürme manâsı ifâde etsin, bir tek kelimeden hareketle  reenkarnasyona delîl aramak doğru değildir. Yaşlılık dönemi, insanın çocukluk  devrine çok benzediğinden bu teşbîhe delâlet etmek üzere böyle bir fiille ifâde  edilmesi tabiidir. Ayrıca, <strong>&#8220;Kıyametin vakti O&#8217;na âittir (yuraddu)&#8221;  </strong>(Fussilet, 47), <strong>&#8220;ve kıyamet gününde en şiddetli azaba marûz  bırakılırlar (yuraddûne)&#8221; </strong>(Bakara, 85) gibi âyetlerde, bu fiilin başa  döndürme, geri çevirme manâsında kullanılmadığı açıktır. Dolayısıyla yukardaki  âyette de, bu manada kullanılmamış olabilir.</p>
<p><em>Erzel-i ömr</em>&#8216;ü ömrün  başlangıcı, tekâmül sürecinin en düşük noktası diye vasıflandırmak da doğru  değildir. Çünkü bu ifâde, böyle bir yaklaşıma müsait değildir. Zira,  <em>erzel</em>, bayağılığından, âdiliğinden dolayı kendisinden yüz çevrilen  şey<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn53" id="_ftnref53" name="_ftnref53"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> demektir. Ömrün başlangıcından veya tekâmül sürecinin en düşük  noktasından neden hor görülüp de yüz çevrilsin. Sonra burada erzel durumu İbn  Aşûr&#8217;un da dediği gibi, sıhhatteki rezalettir, rûh haletiyle bir alakası  yoktur<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn54" id="_ftnref54" name="_ftnref54"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Yani bu âyette yaşlılar için bunak, rezil tabirleri  kullanılmıyor, ömrün o devresi için böyle bir tabir kullanılıyor ki, böyle bir  devir de vardır. Bazı yaşlıların çocuklardan âciz vaziyete düşmeleri Allah&#8217;ın  takdiriyle olan bir durum değil midir? O halde böyle bir durum neden  yadırgansın? Zaten âyette bu durumun bazı kimseler için vaki olduğu<em>  minkum</em> (bazınız) tabiriyle ifâde edilmiştir. Bütün yaşlılar için mevzu  bahis değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) in de bu duruma düşmekten Allah&#8217;a  sığınarak, <em>&#8220;Erzel-i ömr&#8217;e düşmekten (en uradde) sana sığınırım&#8221;</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn55" id="_ftnref55" name="_ftnref55"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> şeklinde duâ etmesi de gösteriyor ki, erzel-i ömr yaşlılığın,  istenmeyen zor günleridir. Âyetteki, &#8220;<strong>bilirken hiç bir şey bilmez hale  gelmesi için&#8221; </strong>ifâdesi de bunu gösteriyor. Çünkü bir şey bilmez duruma  gelmek akıl zafiyetinin, yaşlılığın alametidir. Eğer reenkarnasyon ifâde  edilseydi, bundan Allah&#8217;a sığınmanın manası kalmazdı. Bilâkis istenilen bir şey  olurdu. Ayrıca âyetin reenkarnasyon ifâde ettiği kabul edilirse, o zaman insanın  yeniden dünyaya getirilmesinin gayesi, <em>bir şey bilmez hale getirilmek</em>  gibi garip bir durum olur. Ayrıca âyette, <strong>&#8220;sizden kimi vefât eder kimisi  de erzel-i ömr&#8217;e döndürülür&#8221;</strong> ifâdesi gösteriyor ki, erzel-i ömre düşen  kimse henüz ölmemiştir. Reenkarne olacak kimsenin ise ölmesi gerekir.</p>
<p>&#8220;<strong>Bilirken hiç bir şey bilmez hale gelmesi için&#8221; </strong>ifâdesi  de, müfessirlerin verdiği manâyı tekid ettiği gibi, aynı zamanda reenkarnasyonu  reddetmektedir. Çünkü eğer insan bir şey bilmez bir vaziyette tekrar dünyaya  getirilecekse bunun ne faydası olur? Bu şekilde, bir terakkî sağlanması mümkün  müdür? Hem insan, önceki hayatında(!) işlediği suçun ne olduğunu bilmiyorsa,  yeniden doğuşta cezâ görmenin, ne faydası olabilir? Yine, bu âyet-i kerîmede,  &#8220;<strong>bilirken hiç bir şey bilmez hale gelmesi için&#8221; </strong>buyrulurken bir  başka  âyette de, <strong>&#8220;Allah sizi annelerinizin karnından hiç bir şey  bilmez bir vaziyette çıkardı&#8221; </strong>(Nahl, 78) buyrularak insanın anne  karnından dünyaya çıktığı zaman hiç bir şey bilmediğinin ifâde edilmesi de  gösteriyor ki, önceki âyetteki <em>yuraddu</em>&#8216;dan murâd insanın ilk haline,  yani bebeklik dönemindeki gibi hiç bir şey bilmez hale getirilmesidir.<br />
İzâhına çalıştığımız bu âyet gibi, <strong>&#8220;kimin de ömrünü uzatırsak, onu  yaratılışta baş aşağı çeviririz&#8221; </strong>(Yâ-sîn, 68) âyeti de, aynı şekilde,  kendilerine verilen süre zarfında imkânlarını iyi kullanmayarak bu süreyi heder  edenlerin baş aşağı çevrilerek <em>erzel-i ömr</em>&#8216;e çevrildiği şeklinde  değerlendirilmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn56" id="_ftnref56" name="_ftnref56"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a>.</p>
<p>Aslında bu âyette bahsedilen <em>baş aşağı  çevirme</em>nin (<em>nunekkishu</em>) insan rûhuyla alakalı olmayıp, bedeniyle,  maddî yapısıyla alakalı olduğu açıktır. Çünkü âyette <em>fi&#8217;l-halk</em>   <strong>(yaratılışta)</strong> buyuruluyor. Ayrıca bu âyette, <em>ömürlerini  değerlendirmeyenlerden vs.</em> bahsedilmiyor, ömrü uzatılan, yaşlılık dönemine  ulaşan bütün insanlardan bahsediliyor. Keza, âyette defalarca dünyaya gelip  tekâmülün tamamlanmasına bir işâret olsaydı, <strong>&#8220;ömür verdiğimizi baş aşağı  çeviririz&#8221;</strong> yerine, &#8220;terakkî ettiririz&#8230;&#8221; gibi bir ifâdenin  kullanılması gerekirdi&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Allah sizi yerden bitki bitirir gibi  bitirdi, sonra sizi tekrar oraya iâde edecek, sonra tekrar çıkaracak&#8221;  </strong>(Nûh, 17-18) âyetinde de, Hz. Nûh&#8217;un muhataplarının müşrikler  olduğundan hareketle, suçluların cezâlarını çekip olgunlaşmak için yeniden  topraktan çıkarılıp dünyaya gönderilecekleri söylenmiştir.<br />
Burada sormak  gerekir ki, acaba Hz. Nûh, onların müşrik olarak öleceklerini biliyor mu ki,  böyle hitap etsin, <em>sizi tekrar dünyaya getirecek</em> desin! Aslında bu  âyette Allah&#8217;ın ölüleri diriltmeye olan kudreti dile getirilmiş, bu işin Allah  için çok kolay olacağını ifâde etmek için de, insanları başlangıçta, bitkileri  topraktan çıkarırcasına kolay bir şekilde yaratan Allah&#8217;ın, onları öldükten  sonra da böylesine kolay bir şekilde dirilteceği bildirilmiştir. Başka bir  ifâdeyle, insanın yaratılması ve öldükten sonra tekrar diriltilmesi, tohumun  filizlenerek topraktan çıkarılmasına benzetilmiştir.</p>
<p>Ayrıca  reenkarnasyon nazariyesinde, insanların topraktan çıkarılmaları diye bir şey  yoktur. Çünkü bu iddiâ sahiplerine göre, dünyaya tekrar gelişler kıyamet  kopmadan önce gerçekleşecektir. İnsanların diriltilerek topraktan çıkarılmaları  ise, kıyamette vuku bulacaktır. Dolayısıyla âyetteki topraktan çıkarma işi  reenkarnasyonla alakalı olamaz. Bilakis reenkarnasyon aleyhinde bir ifâdedir.  Cismani dirilişi ifade etmektedir.</p>
<p>Saffât sûresinde cennettekilerin  durumu anlatılırken, cennetliklerden birinin, dünyada iken âhireti inkâr edip  kendisiyle alay eden cehennemdeki arkadaşına, onun dünyada iken kendisine  söylediklerini hatırlatarak, alaycı, iğneleyici bir tavırla söylediği,  <strong>&#8220;(Bak), biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek, biz azaba da  uğratılacak değil miymişiz?!&#8221; </strong>(Sâffât, 58-59) âyetinin de,  reenkarnasyona delîl olarak gösterilmesi gariptir. Öztürk bu âyetleri, &#8220;Biz  cennetlikler tekrar ölecek miyiz? hayır yalnız ilk ölümümüz ve biz azaba da  uğratılmayacağız. Gerçekten de bu büyük bir başarının tâ kendisidir&#8221; şeklinde  tercüme ettikten sonra, <em>görüldüğü gibi âyetlerde cennet ehli yani tekâmülünü  tamamlamış olanların tekrar öldürülmeyecekleri söylenerek cehennem ehliyle bir  farklarının da bu olduğuna dikkat çekilmektedir</em><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn57" id="_ftnref57" name="_ftnref57"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> demektedir.</p>
<p>Bir kere bu hâdisenin nerede vuku bulduğu  unutulmuş gibidir! Artık âhiret âlemi başlamış, cennetlikler cennete,  cehennemlikler cehenneme dolmuşken, arz başka bir arza, gökler başka göklere  tebdîl edilmişken, hangi dünyaya dönüşten bahsediliyor? Hem, cennetliğin böyle  bir ifâdesi cehennemliğin tekrar ölüp diriltileceğine delâlet etmez. Sonra,  Öztürk&#8217;ün âyete verdiği mana, her ne kadar pek çok müfessir tarafından verilmiş  manaya uygun olsa da, kanaatimizce bu mana biraz uzaktır. Ayetin akışına uygun  olan mana, âyetin peşinden zikrettiğimiz ve Sabunî&#8217;nin  tefsîrinde<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn58" id="_ftnref58" name="_ftnref58"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, Çantay&#8217;ın da meâlinde ifâde ettiğidir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn59" id="_ftnref59" name="_ftnref59"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>. Buna göre, âyetteki <em>efemâ nahnu bi-meyyitîn, illâ  mevtetene&#8217;l-ûlâ</em> ifâdesi, cennetliğin cehennemliğe hitabının bir devamıdır.  Bu ifâdelerle, cennetlik, cehennemliğe onun inkârcı sözlerini alaycı bir üslupla  hatırlatmakta, onun, &#8220;bir kere öldükten sonra artık dirilmeyeceğiz, azap ta  edilmeyeceğiz&#8221; iddiâsının gerçekleşmediğini bildirmektedir. Nitekim bir âyette  âhireti inkâr edenlerin şöyle dedikleri nakledilmektedir: <strong>&#8220;Sadece ilk  ölümümüz vardır. Biz diriltilecek değiliz&#8221; </strong>(Duhân, 35). İşte yukardaki  âyette cennetliğin alaycı bir tavırla anlattığı şey de kâfir arkadaşının  dünyadayken alaycı bir tavırla söylediği  bu nevi  sözleridir.</p>
<p>Reenkarnasyona delîl olarak sunulan daha başka âyetler<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn60" id="_ftnref60" name="_ftnref60"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> de vardır. Meselâ, <strong>&#8220;&#8230; Sonra ona yolu kolaylaştırdı.  Sonra canını aldı ve kabre soktu. Sonra dilediği vakitte onu yeniden diriltir&#8221;  </strong>(Abese, 20-22) âyeti, mazî sigalar (geçmiş zaman kipleri)dan  hareketle<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn61" id="_ftnref61" name="_ftnref61"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>, <strong>&#8220;O&#8217;dur ki, ölümü ve hayatı yarattı&#8221; </strong>(Mülk, 2)  âyeti, ölümün hayattan önce zikredilmesinden hareketle<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn62" id="_ftnref62" name="_ftnref62"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bu konuya delil olarak öne sürülmüş hatta, kıyamet günü  karanlıklar içinde kalıp, bir ışık arayan kâfirlere ışık arama yerinin dünya  hayatı olduğunu ve artık bunun da muhal olduğunu ifâde etmek için kınayıcı ve  istihza edici bir tavırla söylenen,  <strong>&#8220;Onlara denildi ki, ardınıza  (dünyaya) dönünüz de orada ışık arayınız!&#8221; </strong>(Hadîd, 13) âyeti dahi  reenkarnasyona delîl sadedinde sunulmak istenmiştir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn63" id="_ftnref63" name="_ftnref63"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a>.</p>
<p>Kıyametten sonra tekrar dünya hayatının olacağını  söylemek, kıyametin de tekrarını gerektirir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn64" id="_ftnref64" name="_ftnref64"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> ki böyle bir şey de tenâsühü kâinatın ve devirlerin sonsuza kadar  devam ederek, her devirde bir önceki devrin benzeri hâdiselerin vuku bulacağını  söyleyen bir kısım tenasühçülerin<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftn65" id="_ftnref65" name="_ftnref65"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> görüşlerine yaklaşmak olur.<br />
Görüldüğü gibi, Kur&#8217;ân kesinlikle dünyaya dönüşü reddetmektedir. Aksini  savunanların iddiâları ise, tutarlı değildir.</p>
<h4>
<p>Dipnotlar</h4>
<p style="font-size:9px;font-family:Tahoma;"><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref1" id="_ftn1" name="_ftn1"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> bkz. Cürcanî, <strong><em>Şerhu&#8217;l-Mevâkıf</em></strong><em>,  </em>VIII, 300.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref2" id="_ftn2" name="_ftn2"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Addison; s. 125; Fâvî, s. 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref3" id="_ftn3" name="_ftn3"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Fâvî, s. 51.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref4" id="_ftn4" name="_ftn4"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Munîr Ba&#8217;lebekkî,  <strong><em>el-Mevrid-90</em>,</strong>  24. bsk., Dâru&#8217;l-İlm li&#8217;l-Melâyîn,  Beyrut, 1990, s.773.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref5" id="_ftn5" name="_ftn5"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Tahsin Saraç.<strong> <em>Büyük Fransızca Türkçe  Sözlük</em></strong><em>, </em>Adam yay., İstanbul, 1985,  s.1192.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref6" id="_ftn6" name="_ftn6"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <em>Transmigrasyon</em>un lügât manası, göç, rûh göçü, başka  bir varlığa geçmektir (bkz. Saraç, s.1413).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref7" id="_ftn7" name="_ftn7"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Addison, s. 87, 92, 125.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref8" id="_ftn8" name="_ftn8"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. A. Zeki Tuffâhe, <strong><em>en-Nefsu&#8217;l-Beşeriyye ve  Nazariyyetu&#8217;t-Tenâsüh,</em></strong> Beyrut, 1987, s. 90.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref9" id="_ftn9" name="_ftn9"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bedri Ruhselman. <strong><em>Ruh ve  Kâinât</em></strong><em>,</em> Ruh ve Madde yay., İstanbul, 1977,   s.152.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref10" id="_ftn10" name="_ftn10"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Leon Denıs,<strong> Après La Mort</strong>, Libraire des  Siciences psychiéues, Paris, tsz., s. 312; Sinan Onbulak. <strong><em>Ruhî  Olaylar ve Ölümden Sonrası</em></strong><em>,</em> Dilek yay., İstanbul,  1975,  s. 344.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref11" id="_ftn11" name="_ftn11"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Bu fırkalar ve şahıslar için bkz. Şehristânî, s. 54;  Kurtubî, IV,105; Müyesser, s. 205; M. Şemseddin, 192, 210, 211; Abdulmu&#8217;ti, s.70<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref12" id="_ftn12" name="_ftn12"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Ayette geçen <strong><em>berzâh</em></strong>&#8216;ın ne olduğu  hakkında sahabe ve tabiinden şu görüşler nakledilmiştir: Ölümle diriliş  arasındaki perde, dünya ve âhiret arasındaki perde, ölüyle ölünün dünyaya  dönmeesi arasındaki engel, kıyamet gününe kadarki mühlet&#8230; (Maverdî, IV,  66-67).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref13" id="_ftn13" name="_ftn13"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Muhammed İkbal. <strong><em>İslâm&#8217;da Dinî Düşüncenin Yeniden  Doğuşu</em></strong><em>, </em> İstanbul, 1984, s. 160.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref14" id="_ftn14" name="_ftn14"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Aşûr, XVIII,123. İbn Aşur ifâdesinin devamında şöyle  diyor: &#8220;Bu terkib mesel makamında olup, &#8220;Rabbim beni geri döndür&#8221; talebinde  bulunan müşrikin sözünün boş, manâsız ve kabul edilmez bir talep olduğunu ifâde  etmektedir. Bu ifâde Kur&#8217;ân&#8217;ın mübtekerâtından (Arap kelâmında ilk olarak  kullandığı) olup, daha önce Arap kelâmında kullanılmamış bir ifâdedir.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref15" id="_ftn15" name="_ftn15"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Celal Kırca, <strong><em>Kur&#8217;ân ve İnsan</em></strong>,  Marifet yay., İstanbul, 1996, s. 175.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref16" id="_ftn16" name="_ftn16"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Ateş, <strong><em>Yüce  Kur&#8217;ân&#8217;ın Çağdaş Tefsiri</em></strong>, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul,  1991,  VI,118.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref17" id="_ftn17" name="_ftn17"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Yaşar Nuri Öztürk. <strong><em>Kur&#8217;ân&#8217;daki  İslâm</em></strong>,  6. bsk.,Yeni Boyut, İstanbul, 1994,  s.  312.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref18" id="_ftn18" name="_ftn18"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.153.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref19" id="_ftn19" name="_ftn19"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. M. Said Şimşek, <strong><em>Günümüz Tefsîr  Problemleri</em></strong>, Esra yay., Konya, 1995,  s. 288.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref20" id="_ftn20" name="_ftn20"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Gazalî, Muhammed.  <strong><em>el-Mehâviru&#8217;l-Hamse</em></strong>, s.183.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref21" id="_ftn21" name="_ftn21"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Beyzavî, V, 467; Nesefî, IV,137; Ebu&#8217;s-Suûd,  VIII,137.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref22" id="_ftn22" name="_ftn22"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Bûtî,  <strong><em>Kübrâ&#8217;l-Yakiniyyâti&#8217;l-Kevniyye</em></strong>, s. 315.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref23" id="_ftn23" name="_ftn23"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Ateş, II, 303 (<strong><em>Resâil-i İhvan-ı  Safa</em></strong><em>, </em>IV,190-196&#8242;dan naklen).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref24" id="_ftn24" name="_ftn24"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <em>Batıniyye</em>, Nasların bir zahiri olduğu gibi, bir de  bâtını olduğunu söyleyenlerdir (bkz. Bekir Topaloğlu, <strong><em>Kelâm  İlmi</em></strong>, İstanbul, 1981, s. 231). Ancak, <em>bâtınîler</em> Kur&#8217;ân&#8217;ın  zâhiriyle amel etmeyi kabul etmezler. Asıl murâd olanın zâhir değil, bâtın  olduğunu söylerler. İsmailiyye, Karamite, Seb&#8217;iyye, Huremiyye gibi grupları  vardır ( Sabunî, <strong><em>et-Tibyân fî Ulûmi&#8217;l-Kur&#8217;ân,</em></strong> 3. bsk.,  Daru&#8217;l-Kalem, Dımeşk, 1408, s. 249). Böyleleri, kendi bâtıllarını Kur&#8217;ân&#8217;ın  bâtını diye gösterirler. Ellerinde ise, bu iddiâlarını destekleyen hiç bir delîl  yoktur. Bu yönüyle batınî tefsir hareketi, işârî tefsirden tamamen farklıdır.  Çünkü makbûl olan işârî tefsirde, Kur&#8217;ân&#8217;ın zahirî manasına aykırılık,   âyetten murâdın sadece batınî mana olduğu iddiâsı yoktur. Lafız, verilen manaya  muhtemeldir. Şeriate ve akla aykırı değildir. Fehimleri teşviş etmez. Batınî  tefsirlerde ise bu özellikler yoktur. Meselâ, &#8220;<strong>Süleyman Davûd&#8217;a varis  oldu</strong>&#8221; (Neml, 16) âyetine <em>İmam-ı Ali ilimde Nebi (s.a.v)&#8217;ye varis  oldu</em> demek, batınî bir tefsirdir (bkz. Sabunî,  <strong><em>et-Tibyân</em></strong>, s. 240).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref25" id="_ftn25" name="_ftn25"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Suyutî,<strong> <em>el-İklîl</em>, </strong>thk. Seyfuddin  Abdulkadir, 2. bsk., Dâru&#8217;l-Kütübi&#8217;l-İlmiyye, Beyrut, 1985,  s. 29.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref26" id="_ftn26" name="_ftn26"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XII,177.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref27" id="_ftn27" name="_ftn27"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Sinâ,<strong><em>  el-Adhaviyye,</em></strong> s. 120.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref28" id="_ftn28" name="_ftn28"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XII,177.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref29" id="_ftn29" name="_ftn29"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Sinâ<strong><em>, el-Adhaviyye</em></strong>, s.  95.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref30" id="_ftn30" name="_ftn30"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Misal için bkz. Sönmez Akbay. <strong><em>Bilinmeyene  Doğru</em>,</strong> İzmir, 1983,  s. 217-225.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref31" id="_ftn31" name="_ftn31"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu âyetteki diğer ifâdelerden neyin kastolunduğu ise açıktır:  İlk diriltme, bu dünya hayatına, daha sonraki öldürme, dünya hayatımız sonundaki  ölümümüz, bu öldürmeden sonraki dirilme de, kıyametteki diriliştir. (Şimşek, M.  Said, s. 261).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref32" id="_ftn32" name="_ftn32"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Maverdî bu hususta<em> altı,</em> Endelusî ise  <em>yedi</em> görüş zikretmiş, <em>altı</em> tane de işârî tefsir sıralamıştır.  (bkz. Maverdî, I, 91-92; Ebu Hayyan Muhammed b. Yûsuf el-Endelusî,  <strong><em>Tefsiru&#8217;l-Bahri&#8217;l-Muhît</em></strong><em>,</em>  2. bsk.,  Daru&#8217;l-Fikr, 1983, I,131-132). Bu görüşlerin hiç birisinde tenasüh veya  reenkarnasyon belirtilmemiş, işâret dahi edilmemiştir. Hepsinde manâ, insanın  dünyaya gelmeden önceki tavırlarıyla alakalıdır. Yalnız, Ebû Salih, bu âyetteki  ölü halde olmanın kabirlerinde ölü olanlar, ilk diriltmenin de, kabirlerinde  olanların kabir suâli sorulması için olduğu, sonra tekrar öldürülüp kıyamette  tekrar diriltileceği şeklinde bir ifâdede bulunmuşsa da, bu görüş Taberi  tarafından uzak addedilmiştir. Çünkü âyetteki kafirleri tevbih, kınama,  işledikleri günahlardan dolayıdır. Kafirler masiyetten taata, inkârdan imana  davet edilmektedirler. Kabirde ise inâbe ve tevbe yoktur (Taberi, I, 225).  Dolayısıyla bu görüş, âyetin siyak ve sibâkına uygun düşmemektedir. Bu görüş  doğru da olsa, tenasüh veya reenkarnasyona bir delâleti olmadığı açıktır.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref33" id="_ftn33" name="_ftn33"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, I, 222-223; Maverdî, I, 91.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref34" id="_ftn34" name="_ftn34"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, 223-224.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref35" id="_ftn35" name="_ftn35"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, I, 223-224; Maverdî, I, 91; Zemahşerî, I, 270;  Şevkânî, I, 59; Câvî, II, 8; Vâhidî, II, 8.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref36" id="_ftn36" name="_ftn36"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Endelusî, I, 131.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref37" id="_ftn37" name="_ftn37"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Maverdî, I, 92.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref38" id="_ftn38" name="_ftn38"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu ifâdeye bu şekilde manâ verenlere misâl olarak bkz.  Taberî, I, 225-226; Endelusî, I,131-132.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref39" id="_ftn39" name="_ftn39"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, II,139.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref40" id="_ftn40" name="_ftn40"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> İbn Aşûr, I,  375.  İbn Aşûr, ifâdesinin sonunda bu âyetin niçin zikrolunduğuna işâret  ediyor. Yani insanın malûmu olan şeylerden tevhîde ve haşre delîl getiriliyor.  Merağî de benzer ifâdelerde bulunmuştur (bkz. Merağî, I,75-76).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref41" id="_ftn41" name="_ftn41"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXVII, 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref42" id="_ftn42" name="_ftn42"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXVII, 36.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref43" id="_ftn43" name="_ftn43"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Zemahşerî, III, 418.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref44" id="_ftn44" name="_ftn44"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s. 257-258.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref45" id="_ftn45" name="_ftn45"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> <strong>&#8220;Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan,  canlardan ve ürünlerden azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele&#8221;</strong>  (Bakara, 155) âyetinde ifâde edildiği gibi.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref46" id="_ftn46" name="_ftn46"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Müyesser, s. 207-208.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref47" id="_ftn47" name="_ftn47"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk de, bu âyetlerin reenkarnasyona delâlet edebileceğini  söyledikten sonra, &#8220;Nitekim F. er-Razî&#8217;den Elmalılıya kadar bir çok müfessir  getirdikleri açıklamalarla ikinci manâyı ortaya koymuş, ancak geleneksel kabule  uyarak reenkarnasyondan bahsetmemişlerdir&#8221; demektedir. Ancak, Razi ve Elmalılı  dahil, pek çok tefsîrde bu âyetlerin manâsı hakkında söylenenlere bakmamıza  rağmen biz böyle bir şeye şâhid olmadık.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref48" id="_ftn48" name="_ftn48"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Çoğulu emsâl olan misl kelimesi, bir şeyin misli, benzeri  manâsına geldiği gibi, o şeyin aynısı manâsında da kullanılır. Nitekim<strong>  </strong> &#8220;<strong><em>O&#8217;nun misli gibi hiç bir şey yoktur</em></strong>&#8221;  (Şûrâ, 11) âyetinde <em>mis</em>l bu manâdadır.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref49" id="_ftn49" name="_ftn49"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Alûsî, XXIII, 56; Tabatabaî, XVII,118; İbn Aşûr, XXVII,  317.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref50" id="_ftn50" name="_ftn50"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Taberî, XII, 242, 325; İbn Kesîr, IV, 488.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref51" id="_ftn51" name="_ftn51"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Razî, XXIX,156.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref52" id="_ftn52" name="_ftn52"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk, 282-283.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref53" id="_ftn53" name="_ftn53"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Rağıb,<strong><em> Mufredât</em></strong>, s.194.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref54" id="_ftn54" name="_ftn54"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. İbn Aşûr, XIV, 212.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref55" id="_ftn55" name="_ftn55"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Buharî, <em>Cihâd</em>, 25, III, 209; Müslim, <em>Zikr</em>,  52, IV, 2070; Nesâî, <em>İstiaze</em>, 5, VIII, 647; İbn Hanbel, I, 54.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref56" id="_ftn56" name="_ftn56"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.153.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref57" id="_ftn57" name="_ftn57"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Öztürk, s. 250.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref58" id="_ftn58" name="_ftn58"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Sabunî,  <strong><em>Safvetu&#8217;t-Tefâsîr</em></strong>, III, s. 34.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref59" id="_ftn59" name="_ftn59"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Hasan Basri Çantay,<strong><em> Kur&#8217;ân-ı Hakîm ve Meâl-i  Kerîm</em></strong>, 13. bsk., III, 798.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref60" id="_ftn60" name="_ftn60"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bu hususta ki diğer âyetler ve cevâpları için bkz. Şimşek, M.  Said, s. 257-282.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref61" id="_ftn61" name="_ftn61"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" width="9" /></a> Bkz. Ateş, X, 327.   Aslında, Kur&#8217;ân-ı  Kerimde misâline çokça rastlanan bu durum, yani ilerde vuku bulacak bir  hadiseyi, geçmiş zaman kipiyle anlatmak tekid içindir, hâdisenin mutlaka vuku  bulacağını, âdeta olmuş gibi kabul edilmesi gerektiğini ifâde etmek içindir  (bkz. Ateş, IX, 150-151).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref62" id="_ftn62" name="_ftn62"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Ateş, IX, 527;  Öztürk, s. 319-320.    Bu âyette ölümün hayattan önce  zikredilmesi, hakiki hayat  ve büyük bir nimet olan âhiret hayatına ölüm  vasıtasıyla ulaşıldığı içindir. Bu yüzden âyette ölüm de hayat gibi, bir nimet  olarak sayılmıştır.  Çünkü, kendisi vasıtasıyla nimete ulaşılan şey de  nimettir (bkz. Rağıb,<strong><em> Tafsîlu&#8217;n-Neş&#8217;eteyn ve  Tahsilu&#8217;s-Saadeteyn</em></strong>, s. 183).<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref63" id="_ftn63" name="_ftn63"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Öztürk, s.709.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref64" id="_ftn64" name="_ftn64"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Şimşek, M. Said, s. 290.<br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9654#_ftnref65" id="_ftn65" name="_ftn65"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" alt="Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz" border="0" /></a> Bkz. Müyesser, s. 205.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/215/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/215/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/215/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=215&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/reenkarnasyon-islamda-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-asagi.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/images/dipnot-yukari.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kaynagi ogrenmek icin tiklayiniz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kıyamet ne zaman ve nasıl gerçekleşecektir ?</title>
		<link>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/kiyamet-ne-zaman-ve-nasil-gerceklesecektir/</link>
		<comments>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/kiyamet-ne-zaman-ve-nasil-gerceklesecektir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 23:22:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isoru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/kiyamet-ne-zaman-ve-nasil-gerceklesecektir/</guid>
		<description><![CDATA[Kıyamet Saati “Kıyamet, filan tarihte kopacaktır.” demek haddime olmadığı halde, burada size tarih tahmin etme cüretinde bulunacağım. Elbette kimse yarın başına ne geleceğinden emin olamaz. Ama, ölüm yaklaştıkça, yakınlığını hissedersiniz. Yaratan, yaklaşarak iyice açıklanma noktasına gelen kıyameti “Neredeyse gizleyeceğim.”(1) diyor. Kıyamet iyice yaklaştığında da, geldi geliyor demeye başlarsınız ve tahminleriniz doğruya yaklaşır. Allah şöyle uyarır: [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=214&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="content content_12" align="justify"><strong>Kıyamet Saati</strong></p>
<p>“Kıyamet, filan tarihte kopacaktır.” demek haddime olmadığı halde, burada size tarih tahmin etme cüretinde bulunacağım. Elbette kimse yarın başına ne geleceğinden emin olamaz. Ama, ölüm yaklaştıkça, yakınlığını hissedersiniz. Yaratan, yaklaşarak iyice açıklanma noktasına gelen kıyameti “Neredeyse gizleyeceğim.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn1" id="_ftnref1" name="_ftnref1">(1)</a> diyor. Kıyamet iyice yaklaştığında da, geldi geliyor demeye başlarsınız ve tahminleriniz doğruya yaklaşır.</p>
<p>Allah şöyle uyarır: “Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun zamanını Ondan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn2" id="_ftnref2" name="_ftnref2">(2)</a>“Kıyametin zamanı hakkındaki bilgi, ancak Allah’ın katındadır. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn3" id="_ftnref3" name="_ftnref3">(3)</a>“Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn4" id="_ftnref4" name="_ftnref4">(4)</a>“Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz. Habersiz oyalanıyorsunuz.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn5" id="_ftnref5" name="_ftnref5">(5)</a></p>
<p align="center"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-1.jpg" alt="Kur'an dan kıyamet senaryoları" align="bottom" border="0" hspace="5" vspace="5" /></p>
<p>26 Ekim 1992 gecesi rüyamda kıyametin kopuşunu görmüştüm. Kıyametin başlayacağını anlayınca, caddelere daldım; karşılaştıklarımı kollarından tutup, ahirete hazırlanmamız gerektiğini anlatıyordum. Her kimi yakaladıysam, sözümü bitiremeden elimden sıyrılıp gitti. Anlatamamamın üzüntüsüyle koşuştururken, yıkılış başladı ve ben köşeme çöküp, ölümü izledim.<span id="more-214"></span></p>
<p><strong>Dünya dalgalanıyor; çatlayıp parçalanan zeminlerden alevler fışkırıyordu.</strong> Üzerime serpilecek kaya, dağ veya alev yığınlarının korkusu içerisindeydim. Dizlerime kapanıp beklerken, “Allah’ım, bana acı verme!” diyordum.</p>
<p>Karanlıkta bedenimi kaybettim. Ardından, kömürleşmiş harabeler üzerinde gözlerimi açtım; bir yerlere doğru ilerliyordum. İçimden, “Neden dinlemedik, anlamadık.” diye üzülüyordum. Başımı çevirip, toprağı siyah, göğü karanlık gördüğüm anda uyandım.</p>
<p>Sabahleyin, TBMM Soruşturma Komisyonlarındaki görevime gittim. Bir elimde günün gazetesi, diğer elimde çayı yudumlarken, rüyamı anlamlandırmaya çalışıyordum. Gazetenin rasgele bir sayfasını açtım. Gözüm “Kıyametin tarihi belirlendi” şeklindeki başlığa takıldı. Heyecanlandım, ürperdim. Haber şöyleydi: “<strong>Herkesin merak ettiği kıyamet günü, sonunda açıklandı: 14 Ağustos 2126</strong>. İngiliz-Avustralya Rasathanesinde görevli ünlü gökbilimci Duncan Stell, üç mil genişliğindeki Swift Tuttle adlı bir kuyruklu yıldızın saniyede 37 mil süratle üzerimize geldiğini ve hesaplanan tarihte, bir milyon nükleer bombadan daha etkili bir patlamayla yeryüzüne çarpacağını açıkladı.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn6" id="_ftnref6" name="_ftnref6">(6) </a></p>
<p>Haberin rüyamın üzerine gelmesinden etkilendim ve kıyametin tarihiyle ilgili araştırmalar yaptım. Hz. Muhammed’in (asm) “Ümmetimin ömrü bin seneyi geçecek; fakat bin beş yüz seneyi çok aşmayacaktır.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn7" id="_ftnref7" name="_ftnref7">(7)</a> dediğini okudum. Ebced hesabıyla yorumlanan bir hadisten de Hicri 1545 (Miladi 2120) tarihinin kıyamet yılı olabileceğinin bulgulandığını gördüm.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn8" id="_ftnref8" name="_ftnref8">(8)</a> Bunlara benzer başka tarihleri de yan yana getirdiğimde, ilginç bir örtüşmenin yaklaşık aynı yıllara işaret ettiğini anladım.</p>
<p>Bu rüyadan dokuz yıl sonra, kıyamet hakkında bir kitap yazmak istedim; verileri toparladım.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn9" id="_ftnref9" name="_ftnref9">(9)</a> Swift-Tuttle’la ilgili gelişmeleri konunun uzmanlarından Prof. Brian G. Marsden’e sordum. Prof. Marsden’in, 17 Nisan 2001 tarihli e-posta cevabı şöyleydi: “Eğer yörüngesi dünyanın yörüngesiyle kesişen Swift-Tuttle, gelecek geçişinde dünyaya çarpacak olsaydı, bu 14 Ağustos 2126’da olacaktı. Kuyruklu yıldız her geçişinde gecikme yapıyor. Çinlilerin M.Ö. 68 ve M.S. 188 yıllarındaki gözlemlerini de dikkate alarak yapılan hassas hesaplamalarda, o tarihte dünyaya çarpma ihtimalinin çok düşük olduğu anlaşıldı.” Prof. Marsden’e, 2120’de herhangi bir çarpışma ihtimali olup olmadığını da sordum. “O tarihte bir çarpışma olacaksa, bunun bizim henüz bilemediğimiz bir gökcismiyle olabileceğini” yazdı.</p>
<p>Bilemediğimiz göktaşlarının dünyaya yaklaşıyor olma ihtimalleri yüksekmiş demek. NASA bilim adamlarına göre, 2004 Haziran ayında keşfedilen 400 metre çapındaki 2004 MN4 adı verilen göktaşı 13 Nisan 2029’da üç yüzde bir ihtimalle dünyaya çarpabilirmiş.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn10" id="_ftnref10" name="_ftnref10">(10)</a> Göktaşı yaklaştıkça çarpışma ihtimali artıyor; hesaplanan son ihtimal otuz sekizde bir<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn11" id="_ftnref11" name="_ftnref11">(11)</a>… Daha böyle ne haberler okuyacağız, hiç de ciddiye almadan…</p>
<p>Gerçekten de 2100 yılından sonrası tufan mı olacak? Artık önümüzdeki 50-70 yılın ardından, kıyamet saatine kadar çevresel dengesizlikler birbirini kovalayacak mı? Kıyamet dünyayı ne zaman yakalayacak? Her uyanık vicdan kendi cevabını bulur.</p>
<p>2004 yılında, 50 bin ışık yılı uzağımızda patlayan Nötron yıldızının saniyede yaydığı enerjiyi, Güneş’imiz ancak bir milyon yılda yayabiliyor. Bilimcilere göre, bu patlama 10 ışık yılı yakınımızda yaşansaydı, dünya hayatının çoğu sönecekti.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn12" id="_ftnref12" name="_ftnref12">(12)</a> <strong>Bundan böyle, kıyamet haberleri de fırtınayı bildiren rüzgarlar gibi esip duracaktır</strong>. Sonunda asıl fırtına ansızın, umulmaz ve beklenmezken gelip çatacaktır.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn13" id="_ftnref13" name="_ftnref13">(13)</a></p>
<p>Alman Bild Gazetesinin manşetten verdiği bir haberde, bilim adamları kıyamet uyarısı yapıyorlardı. Bunlardan BBC’ye de konuşan Prof. Sir David King, “<strong>Eğer dünyanın bu kötü gidişi daha da hızlanmazsa, bize geriye sağ salim yaşayabileceğimiz 60 yıl kalıyor.</strong>” demiş.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn14" id="_ftnref14" name="_ftnref14">(14)</a> Hatta Washington Worldwatch Enstitüsüne bakılırsa, torunlarımızdan sonrasına dünya yok.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn15" id="_ftnref15" name="_ftnref15">(15)</a> Yani artık iş işten geçmiş demeye getiriyorlar.</p>
<p>Dünyanın yaşanmaz hale geleceği yıllar pek yakın diye korkmalı ve çabayı terk etmeli miyiz? Aksine, sonsuzluğa layık olmanın yolu, tamir etmeye, iyi izler bırakmaya çırpınmaktan geçer. Kıyamet bilgisi, çalışkanlığa ve iyiliklere yönelmemizi sağlamalıdır.</p>
<p><strong>Evrenin Yıkılışı</strong></p>
<p>Kıyamet nasıl kopacak? Sadece dünyayı ve güneş sistemini mi kapsayacak; yoksa tüm evreni mi kuşatacak? Dünyanın kıyameti ile güneş sisteminin ve evrenin kıyameti aynı zaman kesitinde mi gerçekleşecek?</p>
<p>“Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn16" id="_ftnref16" name="_ftnref16">(16)</a> Fakat, ne yazık ki, “insanların çoğu (kıyametin geleceğine) inanmazlar.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn17" id="_ftnref17" name="_ftnref17">(17)</a></p>
<p>“Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır. O saate / dünyanın sonuna ilişkin emirse, bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah’ın kudreti her şeye yeter.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn18" id="_ftnref18" name="_ftnref18">(18)</a> Yaratan evrene birden vücut verdiği gibi, kıyameti de birden başlatır. Yolunda gider gibi görünen her iş, aniden tersine döner.</p>
<p align="center"><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-2.jpg" align="bottom" border="0" hspace="5" vspace="5" /></p>
<p><strong>Dünyamıza yönelen tehditler artıyor. Geçenlerde bir göktaşı dünyanın yakınından teğet geçmiş.</strong><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn19" id="_ftnref19" name="_ftnref19">(19)</a> Bilimciler bir göktaşının çarpacağından emin olsalar, bunu bize açıklayabilirler miydi? Rusya Bilimler Akademisinden Mihail Smirnov “175 yıl içinde dünyamıza göktaşı düşmeyeceğini” açıklamış. Smirnov’a göre, “o zamana kadar zaten insanoğlu, göktaşlarını yok etmeyolunu çoktan bulurlarmış.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn20" id="_ftnref20" name="_ftnref20">(20)</a></p>
<p>Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, 16 Mart 2880 tarihinde bir kilometre genişliğindeki bir göktaşının dünyaya çarpacağı “belirlenmiş.” Bilim adamları bu sürede göktaşının yörüngesini değiştirme teknolojisini geliştirebileceğimize inanıyormuş. Hatta Jet Propulson Laboratuvarından Jon D. Giorgini önümüzdeki uzun zamandan yararlanarak çaresine bakacağımızı düşündüğünden, endişelenmiyormuş.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn21" id="_ftnref21" name="_ftnref21">(21)</a> Hep aynı kandırmaca ve aynı oyalanma…</p>
<p>Göktaşları, yer taşları işin bahanesidir. Evrenin yıkılışına yönelen İlâhî Kudret, evrensel meleklerden İsrafil’in (as) nefesi üzerinden evrene akar. <strong>İsrafil’in surundan yayılan enerji, evrenin enerji dengesini bozarsa sistem çökmeye başlar.</strong> Dengesizlik her zerreciğe ulaşır; evren galaksileriyle ve gök katlarıyla çökmeye başlar. O gün Sur üflenir; göklerde ve yerde kim varsa, Allah’ın dilediği kimselerden başka hepsi çarpılıp yıkılır.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn22" id="_ftnref22" name="_ftnref22">(22)</a></p>
<p>Evren gerilen bir kauçuk çarşaf gibi her yandan genişliyor; atomlardan galaksilere kadar tüm zerreler birbirinden uzaklaşıyor. Bilimciler bu durumun evrenin içerisinde gizli kara enerjiden kaynaklanabileceğini düşünüyorlar.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn23" id="_ftnref23" name="_ftnref23">(23)</a> <strong>Evren, kendisinden onlarca kat büyüklükte gizli bir enerjinin elindeyse, o enerjinin geriye çekilmesinin sonuçlarını hayal edebilirsiniz.</strong></p>
<p>İster gelmekte olan, isterse aniden yaratılan bir sebeple perdelenerek veya isterse de sebepsiz başlatılan yıkılış süreci dünyayı kuşatır. Bir göktaşı mı çarpar; evrenin enerji dengeleri mi bozulur; güneş sistemi ve galaktik sistemler mi çöker? Nasıl olacaksa, kıyamet başlar.</p>
<p>Allah, göklerin ve yerin gaybından elektronlara gönderdiği kuvveti geri çekiverse, o saniyede olacakları hayal edin. Evren saatinin tüm çarkları birbirinden kopar; madde makinesinin parçacıkları yay gibi yerlerinden fırlar. Tarifsiz bir başıboşluk ve beraberinde köpük gibi sönüp yok olma yaşanır.</p>
<p>Dünyanın ölümü ürkütücüdür: “Yer o sarsıntıyla sarsıldığında, yer ağırlıklarını çıkardığında…”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn24" id="_ftnref24" name="_ftnref24">(24)</a> Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar serpildikçe serpildiği, hepsi dağılıp toz duman haline geldiği, (zaman)…<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn25" id="_ftnref25" name="_ftnref25">(25)</a> O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir!<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn26" id="_ftnref26" name="_ftnref26"> </a><br />
Ölüm evrene yayılır. “Hani o yıldızlar silinip, o gök kubbe açıldığında,<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn27" id="_ftnref27" name="_ftnref27">(27)</a> gökyüzü çatlayıp, yıldızlar döküldüğünde…<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn28" id="_ftnref28" name="_ftnref28">(28)</a> Gök onun dehşetiyle çatlamıştır ve Onun vaadi yerine getirilmiştir.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn29" id="_ftnref29" name="_ftnref29">(29)</a> Ne zaman ki o göz kamaşır, Ay tutulur, Güneş ve Ay bir araya getirilir… O gün insan, “Kaçacak yer neresi!” diyecektir.<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn30" id="_ftnref30" name="_ftnref30">(30)</a></p>
<p><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-3.jpg" align="bottom" border="0" hspace="5" vspace="5" /></p>
<p>Güneş’le aramıza bir perde girseydi karanlığa düşerdik. Yaratan, nurunun, kudretinin yansımasını bir an durdursa, o an evren yoktur. Boşuna kıyamet senaryoları üretiyoruz.</p>
<p><strong>Yokluğa Dönüş</strong></p>
<p>Kıyamet gününe ulaşıldığında, dünyada sadece cisimsel zevklerine saplanmış, ilgisiz ve duyarsız insanlar yaşıyor olacak. Tüm işaretleri gördükleri halde, hâlâ bir biçimde kurtulacaklarını hesaplayacaklar, oyalanacaklar, isyanlarını sürdürecekler.</p>
<p><strong><img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-4.jpg" align="right" border="0" hspace="5" vspace="5" />Öyle bir deprem gürültüsüyle sarsılacaklar ki, birçok kalp göğüs kafesinde patlayıverecek.</strong> Pek çoğunun beyin damarları oracıkta çatlayacak. Ufkunuzdan Ay’a uzanan alevlerin üzerinize estiğini düşünün. Denizler göklerden boşalırcasına üzerinize akıyor. Dağlar temellerinden parçalanıyor, zeminler çöküyor, toprağın içinin dışına çıkışını izliyorsunuz. Yer ölüm, gök ölüm haykırıyor.</p>
<p><strong>Kıyamet anında melekler, cinler, şeytanlar, ruhlar güçsüz ve çaresizdir, şaşkındır, ürperti halindedir.</strong> Evren doğdu doğalı, böyle inanılmaz bir dehşetle karşılaşmamıştı. “Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn31" id="_ftnref31" name="_ftnref31">(31)</a></p>
<p>Her canlı, ölünceye kadar kıyametin dehşetine tanıklık eder. İnsanlar öldükten sonra da olayları ruh gözleriyle görmeye devam ederler. Yıkılış berzahtaki ruhların huzurlarında yaşanır. Berzah evreni de parçalanır. Cehennemi umanların dehşeti, cenneti bekleyenlerin müjdeleşmelerine karışır.</p>
<p>Hani gece vakti idamlık mahkumları alıp darağacına veya kurşuna dizilecekleri meydana götürürler ya… Bir de, seçilmeyi başarmış liderlere büyük törenlerde taç giydirirler… O gün, herkes yakında yaşayacaklarını hissetmektedir. Her şey herkesin huzurunda açığa çıkacak; yakında tarihin en büyük hesaplaşması yaşanacaktır.</p>
<p>“<strong>O gün biz göğü kitapların sayfalarını dürüp büker gibi düreceğiz</strong>.”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn32" id="_ftnref32" name="_ftnref32">(32)</a> emri gerçekleşir. Evrenin maddesi çöker, sistemler dağılır. Galaksilerin çöküşünü gök katlarının kapanışı izler. Ruhlar ve melekler de birer birer söner ve “O (Allah’ın) zatından başka her şey yok olucudur (olacaktır.)”<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftn33" id="_ftnref33" name="_ftnref33">(33)</a> ayetinin nihaî hükmü gerçekleşir.</p>
<p>Kıyamet kopmuştur. Zaman biter ve Allah’tan başkasının vücudu yok olur. Artık her şey sadece Allah’ın bilgisindedir. Muhteşem bir romanın son sayfası da yaşanmış ve tarihe gönderilmiştir. Madde ve vücut adına her şey köpük gibi sönmüş; evren mum gibi eriyip tükenmiştir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong><br />
<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref1" id="_ftn1" name="_ftn1">(1) </a>Kur’an, Tâhâ 15.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref2" id="_ftn2" name="_ftn2">(2) </a>Kur’an, Araf 187.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref3" id="_ftn3" name="_ftn3">(3) </a>Kur’an, Lokman 34.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref4" id="_ftn4" name="_ftn4">(4) </a>Kur’an, Necm 57.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref5" id="_ftn5" name="_ftn5">(5) </a>Kur’an, Necm 60.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref6" id="_ftn6" name="_ftn6">(6) </a>bk. Hürriyet, 27.10.2002… Ayrıca, bu konuyu ilk kez “Kıyamet ne zaman kopacak?” başlığıyla 18.11.2002 tarihli Yeni Asya gazetesinde yayınlanan yazımda dile getirdim.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref7" id="_ftn7" name="_ftn7">(7) </a>Celaleddin Suyuti’nin “el-Keşfu fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti el-Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar” isimli kitabından naklen el-Berzenci, Kıyamet Alametleri (İstanbul: Pamuk Yay., 2002) s. 299.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref8" id="_ftn8" name="_ftn8">(8) </a>Şu an Hicri 1426 (Miladi 2005) yılındayız. Konu hakkında bk. Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası, s. 23.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref9" id="_ftn9" name="_ftn9">(9) </a>Kıyametle ilgili her türlü veriyi tamamladıktan sonra, artık kitabımı yazabilirim dediğim sırada, bilgisayarımı yeniledim. Çekilen formattan çok sonra öğrendim ki, kıyamet bilgilerini de beraberinde sildirmişim.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref10" id="_ftn10" name="_ftn10">(10) </a>Milliyet, “Kıyamet 13 Nisan 2029’da mı?” (25.12.2004).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref11" id="_ftn11" name="_ftn11">(11) </a>Vatan, “Meteor Alarmı”, (10.4.2005).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref12" id="_ftn12" name="_ftn12">(12) </a>Hürriyet, “Samanyolu’nda dev patlama” (20.02.2005).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref13" id="_ftn13" name="_ftn13">(13) </a>“O (kıyamet) size ancak ansızın gelecektir.” (Kur’an, A’raf 187).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref14" id="_ftn14" name="_ftn14">(14) </a>Hürriyet, “Dünyanın 60 yıl ömrü kaldı” (07.11.2004).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref15" id="_ftn15" name="_ftn15">(15) </a>NTVMSNBC, “Bir ya da iki nesillik vaktimiz kaldı” (10.01.2003).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref16" id="_ftn16" name="_ftn16">(16) </a>Kur’an, Muhammed 18.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref17" id="_ftn17" name="_ftn17">(17) </a>Kur’an, Mümin 59.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref18" id="_ftn18" name="_ftn18">(18) </a>Kur’an, Nahl 77.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref19" id="_ftn19" name="_ftn19">(19) </a>Hürriyet, “Göktaşı teğet geçti” (19.03.2004).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref20" id="_ftn20" name="_ftn20">(20) </a>Hürriyet, “175 yıl göktaşı düşmeyecek” (05.02.2001).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref21" id="_ftn21" name="_ftn21">(21) </a>Akşam, “Kıyamet 878 yıl sonra” (05.04.2002).</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref22" id="_ftn22" name="_ftn22">(22) </a>Kur’an, Zümer 68. Hz. Muhammed (asm) “Sur sahibi” şeklinde tanımladığı büyük melek İsrafil’in (as) sağında Hz. Cebrail’in (as), solunda Hz. Mikail’in (as) konumlandığını belirtir. (Ebu Davud, Hurufve’l-Kıraat 1, 3999) Bu üçüyle birlikte Hz. Azrail (as), evrenin boyutlarına ya­yılmış, dört çok büyük enerji alanını, bilinç ve emir düzeyini temsil ederler. Anladığımıza gö­re İsrafil (as) Allah’ın evreni temel yok ediş ve diriltişlerinde rol alan enerji alanını temsil et­mektedir.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref23" id="_ftn23" name="_ftn23">(23) </a>Evrenin bilinen baryonik maddesi (galaksiler) vücut toplamının % 4’üdür. % 75’in kara e­nerji ve kalanın da karanlık madde olduğu sanılıyor. bk. http://universe.gsfc. nasa. gov/science/darkenergy.html</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref24" id="_ftn24" name="_ftn24">(24) </a>Kur’an, Zilzal 1-2.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref25" id="_ftn25" name="_ftn25">(25) </a>Kur’an, Vakıa 4-6.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref26" id="_ftn26" name="_ftn26">(26) </a>Kur’an, Müzzemmil 14.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref27" id="_ftn27" name="_ftn27">(27) </a>Kur’an, Mürselat 8-11.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref28" id="_ftn28" name="_ftn28">(28) </a>Kur’an, İnfitar 1-3.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref29" id="_ftn29" name="_ftn29">(29) </a>Kur’an, Müzzemmil 18.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref30" id="_ftn30" name="_ftn30">(30) </a>Kur’an, Kıyamet 7-10.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref31" id="_ftn31" name="_ftn31">(31) </a>Kur’an, Hacc 1.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref32" id="_ftn32" name="_ftn32">(32) </a>Kur’an, Enbiya 104.</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=9320#_ftnref33" id="_ftn33" name="_ftn33">(33) </a>Kur’an, Kasas 88.</p>
<p><em><font size="1">Yazarın Nesil Yayınlarından çıkan &#8220;Sonsuzluk Yolculuğu&#8221; isimli kitabından alınmıştır&#8230;</font></em></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/isoru.wordpress.com/214/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/isoru.wordpress.com/214/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/isoru.wordpress.com/214/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/isoru.wordpress.com/214/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=isoru.wordpress.com&amp;blog=324084&amp;post=214&amp;subd=isoru&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://isoru.wordpress.com/2007/07/20/kiyamet-ne-zaman-ve-nasil-gerceklesecektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c93291656cafc6940a0ecfe60e98dcc5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">révân</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kur'an dan kıyamet senaryoları</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-3.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/kiyamet-4.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
